Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Algılarımızla Oynayıp Zihnimizi Hallaç Pamuğuna Çeviren Matrix'ten 16 Unutulmaz Replik

Sanat-
5 dakikada okuyabilirsiniz

Herkes için yeri ayrı olan bazı filmler vardır. Matrix serisi de bu ayrıcalıklı olan filmlerin başında gelir. Yaşadığımız dünyanın gerçekliğini sorgulatıp algılarımızı ve zihnimizi hallaç pamuğuna çeviren kaç film mevcut ki zaten? İşte Matrix serisi bunu tam anlamıyla başaran bir yapım ve yıllar geçse de bu özelliğiyle her o ayrıcalıklı yerini koruyacak. 

İşte sizin için bu efsane seriden unutulmaz replik ve diyalogları bir araya getirdik.

#1

Neden burada olduğunu biliyorum. Ne yaptığını biliyorum. Neden az uyuduğunu… Yalnız yaşadığını ve her gece bilgisayar önünde neden sabahladığını biliyorum. Onu arıyorsun. Biliyorum, çünkü ben de bir zamanlar aynı şeyi arıyordum. Sonra o beni bulduğunda aslında onu değil, bir yanıtı aradığımı söyledi. Bizi harekete geçiren soru bu Neo. Seni buraya getiren de bu soru. Soruyu biliyorsun… Tıpkı benim gibi.

#2

Gerçeği nasıl tanımlarsın? Eğer hissedebildiğin şeylerden bahsediyorsan, koklayabildiğin, tadabildiğin ve görebildiğin, o zaman gerçek, basitçe beynine iletilen elektronik sinyallerdir.

#3

Bu açıklanamaz, ama hissedersin. Hayatın boyunca dünyayla ilgili bazı şeylerin yanlış olduğunu hissetmişsindir. Ne olduğunu bilmezsin, ama o oradadır; beynine saplanmış bir kıymık parçası gibi... Seni deli eder...

#4

Hiç gerçek olduğundan emin olduğun bir rüya gördün mü? Ya bu rüyadan hiç uyanamasaydın o zaman gerçek dünya ile rüya arasındaki farkı nasıl ayırt ederdin?

#5

Ne yazık ki, Matrix'in ne olduğu kimseye anlatılamaz. Bunu kendin görmek zorundasın. Bu senin son şansın. Bundan sonra, bir geri dönüş olmayacak. Mavi hapı alırsan bu hikaye sona erer, yatağında uyanırsın ve istediğin her neyse ona inanırsın. Kırmızı hapı alırsan, Harikalar Diyarı'nda kalırsın. Ben de sana tavşan deliğinin ne kadar derin olduğunu gösteririm. Unutma... Sana vadettiğim tek şey gerçek. Fazlası değil.

#6

Çocuk: Kaşığı eğmeyi deneme. Bu imkansızdır. Bunun yerine, sadece gerçeği anlamaya çalış.
Neo: Ne gerçeği?
Çocuk: Aslında kaşık yok.
Neo: Aslında kaşık yok mu?
Çocuk: O zaman eğilenin kaşık değil, kendin olduğunu anlarsın.

#7

Matrix bir sistemdir, Neo. Bu sistem bizim düşmanımız. Ama sistemin içindeyken ne görüyorsun? İş adamları, öğretmenler, avukatlar, marangozlar. Kurtarmaya çalıştığımız insanların zihinleri. Ama biz başarana kadar, bu insanlar da sistemin bir parçası ve bu da onları düşmanlarımız yapıyor. 

#8

+ Şeker?
Kararımın ne olacağını biliyor musun?
+ Bilmesem kahin olmazdım, değil mi?
– Zaten biliyorsan nasıl seçeceğim?
+ Çünkü buraya seçim yapmak için gelmedin. Sen seçimini çoktan yaptın. Buraya neden bu seçimi yaptığını anlamaya geldin. 

#9

Şunu anlamalısın: Bu insanların çoğu serbest bırakılmaya hazır değil. Ve büyük bir kısmı o kadar içine girmişler, sisteme o kadar bağımlı hale gelmişler ki, onu korumak için savaşabilirler...

#10

Asıl önemli olan duygunun ta kendisi. İşte evrenin doğası böyledir. Ona karşı savaşırız, onu inkar ederiz. Ama aslında yanılmadır. Bir yalandır. Gururlu görüntümüzün altında gerçek tamamen kontrol dışı olduğumuzdur. Nedensellik. Ondan asla kaçamazsınız. Sonsuza kadar onun tutsağıyız. Tek umudumuz, tek şansımız onu anlayabilmek. Nedeni anlamak. Neden, bizi onlardan neyin ayırdığı sizi de benden. Gerçek gücün kaynağını anlamak. O olmazsa, güç de olmaz.

#11

Bunun anlamını biliyor musun? Latince. Kendini tanı, demek. Sana küçük bir sır vereceğim. O kişi olmak aşık olmak gibi bir şeydir. Kimse sana aşık olduğunu söyleyemez. Sadece sen bilirsin. Her şeyinle. Tüm bedeninle.

#12

Özgür olduğumuz için burada değiliz. Özgür olmadığımız için buradayız. Kaçmak için bir nedenimiz yok. Bunu inkar edemeyiz. Çünkü ikimiz de biliyoruz ki, amaç olmazsa biz de var olmayız. Bizi yaratan işte o amaç. Amaç bizi birleştiriyor. Amaç bizi çekiyor. Yol gösteriyor. Harekete geçiriyor. Hareketlerimizi tanımlıyor. Birbirimize bağlıyor.

#13

Umut. İnsanın vazgeçemediği illüzyon. Aynı anda en büyük güç ve en büyük zayıflık kaynağınız.

#14

Ajan Smith: Neden, Bay Anderson neden? Neden, neden, neden? Bunu neden yapıyorsun? Niye? Ayağa kalkmak niye? Kavga etmek niye? İnandığın şeyler için kavga ettiğini mi sanıyorsun? Sağ kalmadan öte bir şeyler için mi? Bana söyleyebilir misin, biliyor musun? Özgürlük mü? Gerçek mi? Belki de barış ya da sevgi olabilir mi? Yanılsamalar Bay Anderson, algılamada aldanmalar… Herhangi bir anlama ya da amacı olmayan bir varoluşu ümitsizce haklı göstermeye uğraşan zayıf insan zekâsının ürettiği geçici kuruntular ve bunların hepsi de Matrix kadar yapay. Zaten, sevgi gibi zavallı bir kavramı insan zekâsı icat edebilir. Bunu görebilirsin Bay Anderson, artık bunu anlaman gerek! Kazanamazsın! Kavga etmen boşuna! Neden, Bay Anderson neden? Niye inat ediyorsun?
Neo: Çünkü bu benim seçimim.

#15

İnsan tepkileri içinde en belirgini, gerçeği reddetmektir.

#16

Orada olduğunuzu biliyorum. Sizi hissedebiliyorum. Korktuğunuzu biliyorum. Bizden korkuyorsunuz. Değişimden korkuyorsunuz. Gelecekte ne olacağını bilmiyorum. Size nasıl biteceğini söylemek için gelmedim. Nasıl başlayacağını söylemek için geldim. Telefonu kapatacağım. Ve sonra bu insanlara, sizin, onların görmesini istemediğiniz şeyi göstereceğim. Onlara bir dünya göstereceğim sizin olmadığınız bir dünya. Kuralların, kontrolün, sınırların ve sınırlamaların olmadığı bir dünya. Her şeyin olabileceği bir dünya. Buradan nereye gideceğinizi size bırakıyorum.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ulas-yildiran

buckle your seatbelt Dorothy, because kansas is going bye-bye!

yeldas

daha geçen hafta sonu, üçünü de arka arkaya izledim...ve yine aklım karıştı gitti..

nisastayiyen

gelmiş geçmiş en iyi bilim-kurgu filmidir benim için.

gzm-ynklr

Gerçeği nasıl tanımlarsın? Eğer hissedebildiğin şeylerden bahsediyorsan, koklayabildiğin, tadabildiğin ve görebildiğin, o zaman gerçek, basitçe beynine iletilen elektronik sinyallerdir. Kuralların, kontrolün, sınırların ve sınırlamaların olmadığı bir dünya. Her şeyin olabileceği bir dünya. Buradan nereye gideceğinizi size bırakıyorum. Bu filim bir efsane

ucabilen-horoz

şeyi unutmuşsunuz, şunu: https://www.youtube.com/watch?v=pI5JmhB7fxA Ajan Smith: insan türünü sınıflandırma düşüncesine kapıldığım bir gün, aslında sizin memeli olmadığınızı anlayıverdim... devamını biliyorsunuz zaten ;)

Başlıklar

CasusÖğretmenşeker
Görüş Bildir