90’larda Yatırım Aracı Olarak Görülen Çizgi Romanlar Neden Değer Kaybetti?
Doksanlı yıllarda bir gün zengin olma hayaliyle yatak altlarında, naylon poşetlerde saklanan o gıcır gıcır çizgi romanların bugün neden milyoner etmediğini merak ediyorsanız, arkaya bir 90'lar pop şarkısı açın zira büyük çöküşün trajikomik hikayesine doğru bir yolculuğa çıkıyoruz!
Herkesin koleksiyoncu olmaya karar vermesi piyasanın kilitlenmesine neden oldu.
Bir şeyin antika veya değerli olması için nadir bulunması gerekir ama o dönemde herkes elindeki dergileri saklamaya başladı. Çizgi roman okurları gelecekte zengin olma hayaliyle aldıkları sayıları poşetlerinden bile çıkarmadan kusursuz kondisyonda muhafaza etti. Herkes aynı şeyi yapınca piyasada nadir bulunan hiçbir şey kalmadı ve arz fazlası oluştu. Yıllar sonra sandıklar açıldığında herkes ellerindeki baskıların benzersiz olmadığını anladı. Doğal olarak hiç kimsenin elindeki parça özel olmayınca fiyatlar hızla düşüşe geçti.
Yayıncıların özel kapak çılgınlığı ters tepti.
Çizgi roman şirketleri bu yatırım çılgınlığını fark edince durumu tamamen ticari bir fırsatçılığa döktü. Kabartmalı, yaldızlı, hologramlı veya fosforlu kapaklarla aynı sayıyı defalarca farklı versiyonlarda bastılar. Koleksiyoncular zengin olma amacıyla aynı çizgi romanın beş farklı kapağını birden satın almaya başladı. Yayıncılar yapay bir nadirlik algısı yaratmaya çalışırken aslında piyasayı tamamen değersiz kağıtlarla doldurdu. Sonunda bu parlak kapakların arkasında içi boş hikayeler olduğu fark edilince de sistem çöktü.
Spekülatörler gerçek okuyucu kitlesini piyasadan kaçırdı.
Çizgi roman dükkanları bir anda sadece para kazanmak isteyen yetişkinlerin mekanı oldu. Çizgi romanla hiçbir bağı olmayan spekülatörler piyasaya girip toplu alımlar yaparak fiyatları yapay şekilde şişirdi. Hikayeleri gerçekten takip etmek isteyen sadık ve genç okur kitlesi ise fiyatlar yüzünden uzaklaşmış oldu. Gerçek tüketicisini kaybeden bir sektörün sadece yatırımcı dalgasıyla ayakta kalamayacağı acı bir şekilde kanıtlandı. Spekülatörler paralarını çekince geriye kimse kalmadı.
Karakterlerin sürekli ölüp dirilmesi çizgi romanlara olan güveni derinden sarstı.
Yayıncılar satışları zirveye çıkarmak için Superman'in ölümü gibi büyük reklam kampanyaları ve tarihi olaylar tasarladı. İnsanlar bu sayıların tarihe geçeceğini düşünerek çuvallarla paralar ödeyip stok yaptılar. Ancak çok kısa bir süre sonra ölen tüm popüler karakterlerin bir şekilde geri diriltildiği görüldü. Bu durum okuyucuların hikayelere ve dergilerin tarihsel önemine olan inancını tamamen sarstı. Kandırıldığını hisseden kitle, bu yapay tarihi anlara para yatırmayı bıraktı.
Aşırı üretim yüzünden dükkanlar ve depolar dolup taştı.
Talep o kadar yüksek görünüyordu ki yayıncılar matbaaları gece gündüz çalıştırarak milyonlarca adet baskı yaptı. Doksanların başında bir çizgi romanın milyonlar satması başarıyken, ortalarına doğru bu durum sıradanlaştı. Pazar bir anda milyonlarca kopya içeren, aslında kimsenin tamamen okumadığı sayılarla doldu. Dükkanlar satılmayan yüz binlerce dergiyi depolamak zorunda kaldı ve lojistik maliyetler arttı.
Çizgi roman dükkanlarının hızla iflas etmesi zincirleme reaksiyon yarattı.
Yatırım çılgınlığının zirvesinde Amerika başta olmak üzere dünya genelinde binlerce yeni çizgi roman dükkanı açıldı. Bu dükkanlar yayıncılardan satabileceklerinden çok daha fazla ürün talep ederek sahte bir büyüme illüzyonu yarattı. Balon patladığında ve spekülatörler alımı kestiğinde bu dükkanlar ellerindeki stoklarla baş başa kaldı. Kısa süre içinde binlerce dükkan ardı ardına batarak kepenk indirdi. Dağıtım ağı çökünce çizgi romanların piyasa değeri de yok oldu.
İnternetin hayatımıza girmesi fiziksel ürün algısını değiştirdi.
Doksanların sonuna doğru internetin yaygınlaşması, bilgiye ve içeriğe ulaşma hızını kökten değiştirdi. İnsanlar çizgi romanların nadirlik durumlarını internet sitelerinden çok daha şeffaf bir şekilde kontrol etmeye başladı. Eskiden yerel bir dükkanda çok nadir sanılan bir sayının aslında internette binlerce adet satıldığı görüldü. Ayrıca dijitalleşmenin ilk adımları, fiziksel bir nesneye servet yatırma mantığını yavaş yavaş sorgulatmaya başladı.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın