90'larda Okullu Olan Efsanevi Neslin Yaşadığı Birbirinden Heyecanlı 17 An

 > -

Seneye yine giyeriz diye, bize bir beden büyük gelen yeni ütülenmiş mavi önlüğün içerisinde kaybolduğumuz, defter kaplarken televizyondaki diziye daldığımız, okulun koridorlarında telaşla sınıfımızı aradığımız yıllara dair heyecan duyduğumuz anıları bu içerikte derledik. 😊

1. Büyük bir heyecanla okul alışverişi yapılırdı. Büyük bir yoğunluk içerisinde mağazalarda, önlük ve üniforma denenirdi.

Şimdi artık yakalı tişört ve uygun bir pantolonla gidebiliyor çocuklar okula. Bizim ömrümüz çürüdü, elbise üzerine önlük denerken o mağazalarda. 😢

2. Daha sonra defter-kitap alışverişine başlanırdı. O dönemde kitaplar ücretsiz olarak dağıtılmıyordu tabii ki.

Ya yeni kitaplar alıp, bir ton para saymak zorundaydın kırtasiyeye, ya da büyüklerinden kalan kullanılmış kitapları kullanırdın. Bir kitap hiçbir zaman atılmazdı. Her zaman onu birden fazla kişi kullanırdı.

3. Defterler, genelde kiloyla satın alınırdı.

Yurdum esnafı defteri de kiloyla sattı bir dönem evet. Ve hala satılan yerler de vardır, mahalle aralarında. 😅

4. O anda gözümüz şekilli telli defterlere kayardı. Telli defter kullanmanın farklı bir karizması vardı.

Telli defterin ne karizması olacak demeyin. İlkokulda herkes, her ders için farklı kaplı defterler kullanırken, sen bütün derslerin notunu, öğretmenin tembihlerine rağmen aynı deftere yazdığında asi bir öğrenci oluyordun ister istemez. Asi olmanın da ayrı bir karizması vardı. 😎😅

5. Kitap alırken, gözün sürekli renkli ve pahalı kalemlere kayardı. Kokulu silgiler, şekilli kalemtıraşlar hayalini süsleyip dururdu.

6. Güzel bir kalemlik olmazsa olmazlardandı.

Kalemlerin hepsi için ayrı yeri olan bu kalemliklerin yanı sıra bütün kalemleri bir arada koyup fermuarını kapattığın basit kalemlikler arasında dağlar kadar fark vardı gözünde.

7. Kırtasiyedeki en eğlenceli şey ise; şüphesiz ki defter kabı ve etiket seçmekti.

En sevdiğin çizgi filmin karakterlerinin olduğu kapları da seçebilirdin, arabalı kapları da. Farklı olmak istiyorsan şeffaf kaplar seçerdin. Defterinin ve kitaplarının kabı senin hayal dünyanı dışarıya yansıtıyordu bir nevi.

8. Ailenin bir büyüğüyle oturulur, alınan defterler ve kitaplar kaplanırdı.

Okulların açılmasının en eğlenceli taraflarından birisi. Gıcır gıcır defterleri, yine rengarenk kağıtlarla kaplamak.

9. Bir yandan da annemiz yeni aldığımız önlüğü ve yakalığı ütülemeye devam ederdi.

Evi birden ütü buharı basar, bunun da etkisiyle, o ertesi gün okula gitme telaşı tüm vücudumuzu sarardı.

10. Televizyonda Bizimkiler başlar. Daha sonra tüm aile bir yandan yaptıkları işlere devam eder, bir yandan da ekrana kilitlenirdi.

-Yaa baba, hadi daha Türkçe kitabını kaplıycaz, biraz çabuk olalım.

-Dur Dunkof! Reklamlar girsin önce bi. 😂

11. Daha sonra yatma saati gelir, yatağın yolunu tutardık. Ama tüm yaz geç yattığımızdan gözümüze bir damla uyku girmezdi.

Biz de okuldaki ilk günde; ne yapacağımızı, özlediğimiz arkadaşlarımızı, yeni tanışacağımız insanları düşünüp dururduk. Böylece o yatakta saatlerce bir o köşeye döner, bir öteki köşeye döner, uykuyu kovalar dururduk. 😄

12. Sabahın ilk ışıklarıyla da uyanır, içimizi tarifi mümkün olmayan bir heyecan kaplardı.

Böyle içindeki tırtıllar kelebek olmuş da, çıkmaya çalışıyorlar gibi. ☺️

13. Sonra, akşamdan yıkanıp ütülenen önlük giyilir, annemizin ısrarlarıyla kahvaltı yapılır, onunla birlikte okulun yolu tutulurdu.

14. "İlk gün, çanta götürsem mi yoksa götürmesem mi?" ikilemi yaşanırdı.

Okula yeni başlıyorsan, o çantanın içerisine rastgele birkaç defter, kitap atılır beslenme çantası da eline alınır, öyle okulun yolu tutulurdu.

Yok hayır okulda 3. ya da 4. yılınsa, bir klasöre yalnızca bir defter konulur öyle okula gidilirdi. 😄

15. Okula vardığında ise, ilk işin sınıfını aramak olurdu. Okulun koridorları arasında koşar adım, ait olduğun sınıfın nerede olduğunu arardın.

Bu vesileyse belki de yeni birkaç kişiyle tanışırdın. Aynı sınıftan birini bulursan belki de, o senin ilk sıra arkadaşın olurdu.

16. Ve bir şekilde sınıfını bulduğunda, herkesin gözündeki o heyecana şahit olurdun. Tıpkı senin hissettiğin gibi hissettiklerini bilirdin.

Önceden kaynaşan birkaç öğrenci dışında tabii ki. Onlar çoktan sınıfın altını üstüne getirmeye başlamışlardır bile. 😁😁

17. Bir süre sonra da öğretmen sınıfa girer, herkes ne yapacağını fazla bilmese de doğaçlamayla ayağa kalkar, öğretmeni karşılardı.

Ve öğretmen, o çocukların her birinin gözlerinin içindeki parıltıya şahit olurdu. Onların birer mücevher olduğunu ve ancak kendi gösterdiği yolda işlenip, şekilleneceğini bilirdi...

Bu heyecanları yaşayacağınız nice yıllarınız olsun... ☺️

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
serkan-sucu1

Hayır anlamıyorum benim okuduğum okullarda mı sorun var aynılarını (Bizimkiler Dışında) bende yaşadım ve hatta bir kısmı halen devam ediyor .

ozgur-ozgulumser

Ah o Ahmet Buhan ve Buhan yayınları... O pahalı ve bir o kadar da eşşek kadar olan soru bankasının her bir siktiriboktan tuvalet kağıdının kartonu gibi olan kağıdı senin... Neyse.... Yaşlandık tansiyonum çıkacak, şekerim düşecek.....

babahakki

İlkokula tekrardan başlattırcaksınız bana.

avsar

Bi de aptalca tanisma merasimi olurdu sinifda. Adin falan, BABAN NE IS YAPIYOR?

mikail-saltas

pazartesi ilk ders önce ve cuma son ders sonrası istiklal marşı ve 5 gün ilk ders öncesi andımız . her gün iyi bağıran biri çıkardı diğerleri tekrarlardı. şimdikiler andımızı bilmiyorlar

adlazimdegil

TÜRKÜM! Türküm! DOĞRUYUM! Doğruyum! ÇALIŞKANIM! Çalışkanım! İLKEM! İlkem! KÜÇÜKLERİ KORUMAK! Küçükleri korumak! BÜYÜKLERİ SAYMAK! Büyükleri saymak! YÜRDUMU! Yurdumu! ÖZÜNDEN! Özünden ÇOK SEVMEKTİR! Çok sevmektir! ...

Başlıklar

KitapÖğretmenRengarenktarifi
Görüş Bildir