38 Yaşında Bir Kadın Olarak İlişkilerde Nasıl Başarısız Olduğumu ve Kafayı Nasıl Yavaş Yavaş Yediğimi Öğrenin

5PAYLAŞIM

Bu işlerin bu kadar zor olduğunu keşke daha önceden söyleseydiniz...

Merhaba. Beni bir kısmınız buradan, bir kısmınız da sosyal medya hesaplarımdan biliyorsunuz. Bilmeyenlerin de tanıması çok önemli değil, bunu bir kadının iç dünyası olarak okuyabilir ya da “aman bana ne” diyerek sayfayı kapatabilirsiniz. Açıkçası ben de ilk defa yaptığım işe kendi derdimi ortak ediyorum.

Öncelikle stock fotoğraf kullandığım için hepinizden özür dilerim. Gönül isterdi ki kendi fotoğraflarımla size bunları anlatayım ama maalesef o fotoğraftaki mutlu çiftlerden biri ben değilim çünkü mutlu değilim. Bu dünyada yalnız olan tek insanın da ben olmadığımın gayet farkındayım fakat herkesin yükü kendine ağır, ne yapalım…

Benim mutlu hikayem bundan yaklaşık 2 sene önce üzücü bir şekilde bitti. 13 yıllık en yakın dostumu, 5 yıllık hayat arkadaşımı bir hastalık sebebiyle kaybettim.

O günden bugüne dek bilmediğim bir yolda, kendi çabalarımla ilerlemeye çalışıyorum. Çünkü 20’li yaşlarımda hayatı öğrenirken yanımda hep o vardı, 40’lı yaşlarıma ilerlerken ise büyük bir boşluğun beni beklediğinden habersizdim. Arada kalan süre, bir insanın hayatı tam olarak kavramaya başladığı döneme denk geliyor dikkatinizi çekerim. Dolayısıyla 38 yaşında koca bir kadın ama yürümeyi de yeni öğrenen bir çocuk gibiyim.

Hayatımın bu en acı, en önemli kaybından sonra arkadaşlarım, ailem ve hatta psikoloğum yoluma devam etmem gerektiğini öğütlediler.

Açıkçası Hakan’ın da bunu isteyeceğinden emin olduğum için çabalamaya başladım. Başka insanlar, başka hayatlar tanımak ve kendi hayatımı sürdürmek için heyecanlı motivasyonlar yaratmaya çabaladım. İnsanın aklı başında değilken hata yapması tabii ki kaçınılmazdı, elbette ben de yaptım. Hata dediğim de adam öldürmek değil, yanlış insanlar seçmek oldu. Bir şekilde içimde biriken sevgiyi ve ihtiyaç duyduğum sevilme hissini devridaim yapmam gerekiyordu. Başladım…

Bana aşık olduğuna kendini inandıran insanlara teslim oldum önce, çünkü olmak istiyordum. Bu flört işlerinden o kadar uzak kalmıştım ki, kaybettiğim ilişkinin dinamikleriyle yaklaştım herkese.

İtaat, sadakat, şefkat ve insana dair ne kadar duygu varsa Himmet Ağa’nın saydığı altınlar gibi çuvalla döktüm ortaya. Altınlar saydıkça eksik çıktı, saydıkça eksik çıktı... Aramızda birileri dürüst davranmıyordu ve ben kendi altınlarımı çalacak kadar henüz kafayı yememiştim. Nihai sonuç olarak hikayenin sonunda “uyumsuz” çıktım. İşler artık çok değişmişti belli ki ve benim atladığım çok şey vardı.

İhanetlerin, yalanların ve bir dolu oyunların aslında ilişkinin bir parçası olduğu kafama sokulmaya çalışılıyordu.

Kendimi sorguladım, belki de ben yanlıştım. Fakat başka bir yol daha olmalıydı, belki de ben yanlış bir odak belirlemiştim. Benden uzaklaşandan ben de uzaklaştım ama bu hiç kolay olmadı. Kendimi suçlamaların getirdiği bir dolu terapiler, kaybettiğim özgüvenimi yeniden karşılamaya başlamıştı.

2 yıl içinde düzenli spor yaparak, medikal estetiğin de nimetlerini kullanarak başka bir insana dönmeyi başardım.

Çünkü o eski beni öldürmek ve yeniden başka bir Eda yaratmak istiyordum; öyle yaşayamazdım. Her gece gelen ağlama krizleri, öbür dünyayla kurduğum iletişim, her doğal harekete bir anlam yükleyip mesaj aldığımı düşünme döngüsünden kurtulmam lazımdı. Başkalaşıyordum, yeniden doğmam lazımdı. Fakat o salak kızı hiçbir şekilde yok edemedim, hâlâ daha birlikte yaşıyoruz.

Yoluma devam etmeye çalışırken o sosyal medyada gördüğünüz lovebombing, zombeing denilen psikolojik şiddettin hepsiyle yakından tanıştım. Bu ilişki denilen mevzu gerçekten bir cehennem çukuruymuş meğer, 38 yaşımda fark ettim.

İlk mesajı karşı tarafın atmasını hiç beklemeyen, aramak isteyince arayan, heyecanını göstermekten asla çekinmeyen, stratejilerden olabildiğince uzak kalan bir insan olmak benim her zaman seçtiğim bir tavırdır.

Fakat bunun karşılığı bana hep hüzün ve gözyaşı olarak geri döndü, anlaşılan o ki öyle olmaya da devam edecek çünkü bu benim. 38 yıl boyunca düşe kalka yarattığım bir karakteri başkaları yüzünden değiştiremem.

Geldiğim noktada kendimi insanların mutlu resimlerine ya uzun uzun bakarken ya da içimden haset ederken buluyorum. İçimdeki boşluğu sadece ve sadece iş yaparak doldurmaya çalışıyorum.

Bu yüzden birden fazla işle ilgileniyor, kendimle mümkün olduğunca baş başa kalmamaya çalışıyorum. Yoruldum, üzüldüm, inançsızlaştım. Yüzeysel ilişkilerin verdiği sabun köpüğü mutluluklar artık beni daha da derin bir çukura çekmeye başladı

Hiçbir yere bağlanmayacak bu yazının sonunda size sadece yaşadığınız güzelliklere sahip çıkmanızı ve hayatın ne kadar kısa olduğunu bir an önce fark etmenizi önereceğim.

Psikoloğum bana “mutluluk öyle senin düşündüğün gibi kesintisiz bir şey değil, geçer gider yenisi gelir” dedi. Bunu başarabiliyorsanız siz harika bir şeysiniz…Galiba benim biraz daha yolum var.

Şimdi sonsuzluğa bakarak sadece kaybettiğim neşemi ve kendimi bulmanın yollarını arıyorum.

Bu adamlardan bir bok olmayacak, o da belli. Bazen diyorum ki bizim o yerdiğimiz estetik bombası ve düşük IQ’lu Instagram kızlarından olsaydım acaba daha mı mutlu olurdum? Sırtında bir kayayla dağın en yüksek noktasına çıkmaya mahkum edilmiş Sisifos olmak takdir edersiniz ki kimsenin tercihi değil.

Bahçesine domates eken, çiçekleriyle konuşan, çok kedili, hafif deli ve tatlı bir kadın olmaya doğru gidiyorum hadi bakalım. Güzelliklere ve sizi sevenlere sahip çıkın. Hayat çok kısa…

Ben kafayı yedim abi, gelemiyorum da siz devam edin; haberleşiriz...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
gunesliler

Uzun süredir takip ettiğim, ve aynı eşkilde uzunda bir süredir tekip edemedğim Eda, Hatırlarsan bu tasvirleri özele inmeden seni betimlemiştirm. Nitekim yanılmamışım. Amam şu Nemli havaların verdiği gereksiz terleme gibidir sıkıntılar da, bi' yağmur gelir rahatlarsın. Ama o yağmuru camından mı izlersin, yoksa şemsiyenle altına mı girersin bilemem. Belki de gider direkt ıslanırsın şı yazın "tekne kazıntısı" kıvamı günlerinde. (PS. de var ama, onu da mesaj attım)

panik-anne

hiç birşey düzelmeyecek,ya da daha iyi olmayacak.. ama sen biraz daha olgunlaşacaksın, biraz daha boşvereceksin, birazcık hissizleşeceksin,alışacaksın. herşey aynı kalırken bakış açını yavaş yavaş değiştireceksin. hayattasın ve bi şekilde hayatta kalmak zorundasın bazen ayakta kalamasanda. zamanın en güzel büyüsü herşeyin etkisini hafifletmesi, hafifleyeceksin. sen önemli bir parçanı kaybetmişsin yerine yenisi gelmeyecek,aynı olmayacak kimse ve anılar tekrar yaşanmayacak. olmayan parçanla yaşamayı öğreneceksin. herkes iyi değil ve herkes kötüde değil. belki yeni biri olacak. şans ver kendine kırılganlığını göstermeden. acını gördüklerinde acıtmaya yer ararlar. dik dur düşene kadar. belki başka bir yer varsa yeniden mutlu olunan orada yeniden buluşursunuz.

despresso

İnsan en çok da kışın birinin yanına sokulsun istiyor, film izlerken, şemsiyesinin altına girsin yağmur yağarken, koca bir kahkaha patlatmak istiyor şarabından bir yudum içip onun gözlerine bakarken... Çok iyi bilirim o iyileşme sürecinde sürekli ilahi mesajlar geldiğine kendini inandırma çabalarını..., unutmayın ölene kadar tek dostunuz kendinizsiniz, onu mutlu etmeye bakın, canı ne istiyorsa yedirin içirin, sizin kimseye ihtiyacınız yok :)

kalemini-kaybeden-yazar

ben de kendimi gelecekte 45 diplomalı ve 90 kedili kokoş bir teyze olarak görüyorum ama olsun. bir kırılma anı yaşadın ve hayatın o saatten sonra başka bir yere gitti. 38 yaşındaki Edayı Eda yapan yollardı onlar. biliyorum çok zordu. sevdiğin birisinin üstüne toprak atmak ne demek çok iyi biliyorum. 5 sene önce babamın üstüne toprak attım ve ne biliyor musun; seni o saatten sonra yıkabilecek hiç bir güç yok. en acısını yaşadın, diğer her şey geçer. biraz zaman tanı kendine. hakediyorsun bu zamanı. böyle de kendini katıksız anlatabilmek de her insanın harcı değil. gönülden tebrik ederim. yalnız değilsin bunu da bil :)

ens4r

İlişki kurmaya, birisinin bizi sevmesine neden ihtiyaç duyarız hiç bilmiyorum ama bildiğim bir şey varki bir ilişki’de kaybeden taraf hep hassas kalbe sahip olan olur. Gitmek istese gidemez, psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalır konuşamaz, sadece sever ve sevdiği tarafından hep üzülür. Bu âdeta bir kuraldır. Mükemmel uyumsa sadece bir hayaldir. Katlanmak vardır, katlanamadığın yerde de biter gider.

Görüş Bildir