1950'lerin İstanbul'unda Yaşanmış Kan Dondurucu Bir Cinayet ve Halka Açık Son İdam

3. Sayfa-
3 dakikada okuyabilirsiniz

24 Aralık 1960 tarihinde soğuk bir kış sabahı Eminönü Meydanında toplaşan İstanbul halkı ülke tarihinin son 'halka açık idam' infazına tanıklık ediyordu. İdam edilen kişi iki çuval tüccarının katili Börekçi Ali'den başkası değildir.

27 Eylül 1955 sabahı Beşiktaş Sinanpaşa semti sakinleri yanık bir et kokusuyla uyandılar. Yapılan araştırma kokunun Börekçi Ali'nin dükkanından geldiğini işaret ediyordu. Dönemin meşhur polis şefi Vedat Sokollu ve ekibi kilitli olan dükkanı açar ancak fırından gelen yanık kokusundan başka bir kanıt bulamaz. Polisler dükkanı mühürleyip geri dönerler.

Aynı günün akşamı semt sakinleri ilginç bir olayla karşılaşır. Beşiktaş sahilinde çuvallar içinde karaya vurmuş iki yanık ve parçalanmış ceset bulunur. Civarda çuvaldaki cesetlerin diğer parçaları tespit edilir. Sabahki et kokusu ve yanık cesetler tek bir faili işaret etmektedir. Beşiktaş'ın ünlü börekçisi Börekçi Ali lakaplı Ali Ünver.

Börekçi Ali için arama emri çıkarılır. Dört günlük bir kovalamacanın ardından katil Karamürsel'de yakalanır. Fail yakalandığında durumu itiraf eder fakat daha sonra mahkemede vereceği ifadelerdeki gibi delirmiş numarası yapacaktır.

İlk ifadesine göre dükkanında çuvalları biriken Börekçi Ali Tahtakale'den iki çuval tüccarını çağırdığını, onlara çok parayla gelmelerini söyler. Çuvalları görmek için dükkanın alt katına inen 60 yaşındaki Ahmet Seyit Tahiroğlu ve 25 yaşındaki Tahsis Yayla'yı başlarına vurduğu kürek darbeleriyle öldüren katil, kurbanlarının ceplerindeki 470 lirayı alır ve cesetleri fırına atar.

Katilin ifadesinde "Genç olanı ölü olmayabilirdi, fırında kıpırdıyordu.", "Zaten 470 lira paraları varmış, bilsem bu kadar paraya bu işe girmezdim." gibi kan dondurucu cümleler geçmektedir. Davalar 6 Şubat 1956'da başlar. Börekçi Ali kurtulmak için deli numarası yapar.

Dava boyunca sessiz ve garip hareketlerde bulunan katili mahkeme adli tıbbaa sevkeder. Fakat, Börekçi Ali'nin akli bir sıkıntısı olmadığı raporu gelir. Dava avukatın "Müvekillimin akli sorunu olmasa da sağlık sorunları vardır, iki kişiyi denize atacak güçte değildir." savunması, Börekçi Ali'nin soyadının davada yanlış yazılması ve katilin garip ifadeleriyle uzadıkça uzar.

5 Mart 1957 günü Komiser Vedat Sokullu'nun tanıklığı ve maktüllerin kimliğini tespit eden Tahtakale esnafının ifadeleriyle Börekçi Ali idama mahkum edilir. İşlediği suçun ürkünçlüğüyle hapishanedekilere bile korku saçan katilin kalemini hakim kırmaz. İdam kararında kalemin kırılmaması hakimin pişmanlık duymayacağı anlamına gelmektedir.

O dönem TBMM'nin yarısı Yassıada'da yargılanmakta olduğu için yetki Milli Birlik Komitesindedir. Komite 21 Aralık 1960 tarihinde Börekçi Ali'nin de davasının olduğu birçok idamı onaylar. 24 Aralık günü sabaha karşı katilin hücresinin kapısı açılır, cezaevi müdürü, zabıt katibi, imam, dava hakimi ve gardiyanlar beklemektedir. Börekçi Ali ilk başta bağırıp çağırsa da zorla askeri kamyonete bindirilir. Katil 4.25'te Eminönü Meydanındaki dar ağacına getirilir. Baş cellat ve yamağı meydanda binlerce kişinin önünde hazır beklemektedir.

Sarhoş olan baş cellat ilmeği Börekçi Ali'nin boynuna geçirmekte sıkıntı çeker, çünkü cellat sarhoştur. Katilin tepkisi "Allah bile asılmamı istemiyor."dur. Emniyet Müdürü cellatı kolundan çekip ilmeği kendisi Börekçi Ali'nin boynuna geçirir.

Börekçi Ali tam beş buçuk saat meydanda bekletilir ve sonra defnedilir. Böylece İstanbul'da halkın önündeki son idam gerçeklemiş olur. O tarihten sonra alınan kararla idamlar şehir meydanları yerine hapishane avlularında yapılacaktır.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ugurveugur

O zamanlar bile deli raporu alınabiliyormuş demek ki.

3-hilal

Idam geri gelmeli masum insanları katledenler, gençliğinin baharında ki insanlara tecavüz edip ardından vahşice öldürenler hapishanede yan gelip yatmamalı tüm aleme ibret olacak cezalar verilmeli ömür boyu hapis cezası sadece ödüldür katledilerek öldürülen insanlara yapılan en büyük haksızlıktır

koala-neco

o tarihten sonra zaten istanbul'un çivisi çıktı, amk cümle alemin önünde asacaktınız ki şimdi memleket katil psikopat kaynamayacaktı sikerim insan hakları evrensel beyannamesini avrupa birliği uyum sürecini !!!

3-hilal

Insan hakkımı? o vahşice cinayete kurban gidenlerin hakkı ne olacak bunu düşünen hiç kimse yok, hakmış. Öldürenin öldürmeye hakkı var ama öleninki sadece kader mi olacak yemişim böyle hakkı böyle adaleti. Avrupa da ki cinayet oranları türkiyeye göre az ancak avrupada polisler çok sert hiç affetmiyorlar en ufak olayda polis gerek duyarsa anında silahına sarılıp indiriyor suçluyu, türkiyede oda yok polis silahına sarıldığı an meslekten ihraç ediliyor hiç kimsenin polisten korktuğu yok çünkü hiç birşey yapamayacaklarını biliyorlar o yüzden söylediğine katılıyorum adalet için idam geri gelmeli

nurergin21

aa cinayetler bayılırım cinayetlere ohh miss

Başlıklar

Beşiktaş Jimnastik KulübüİdamİstanbulKatilPolisTürkiye Büyük Millet Meclisiet
Görüş Bildir