100 Yıl Yaşamanın Şifresi Çözülüyor: Uzun Ömrün Sırrı Atalarımızın Genlerinde Saklıymış
İtalya’daki Bologna Üniversitesi bünyesinde görev yapan Prof. Cristina Giuliani ve ekibi, modern insanın yaşam süresi ile Buzul Çağı Avrupa’sında yaşayan avcı-toplayıcı topluluklar arasında doğrudan bir bağ saptadı. 'Süper yaşlılar' olarak nitelendirilen ve 100 yaşını aşan bireylerin genetik haritalarını inceleyen araştırmacılar, bu kişilerin binlerce yıl öncesinden gelen özel bir genetik mirası taşıdıklarını belirledi. Paleogenomik yöntemler kullanılarak elde edilen bulgular, antik göç yollarının merkezinde bulunan İtalya halkının genomunda hayatta kalma kabiliyetini artıran derin katmanlar barındırdığını ortaya koyuyor.
Detaylar 👇
Bilim insanları yüz yaşını deviren bireylerin genetik kökenlerini paleogenomik yöntemlerle mercek altına alıyor
Araştırma kapsamında 333 centenarian (100 yaş ve üzeri kişi) ile 690 genç yetişkinden oluşan kontrol grubunun verileri titizlikle karşılaştırılıyor. Yapılan analizler neticesinde, 100 yaş sınırını aşan bireylerin 'Batı Avcı-Toplayıcıları' (WHG) olarak bilinen antik popülasyondan daha fazla genetik varyant taşıdığı gözlemleniyor. Elde edilen istatistiksel veriler, bu antik genetik bileşenlerin bir bireyin 100 yaşına ulaşma olasılığını %38 oranında artırdığına işaret ediyor. Özellikle kadın deneklerde daha belirgin görülen bu durum, İtalya’daki asırlık çınarların %83’ünün kadın olmasıyla da paralellik gösteriyor.
Buzul Çağı'nın zorlu iklim koşulları insan vücudunda dayanıklı bir biyolojik kalkan oluşturuyor
Bundan yaklaşık 14 bin yıl önce Avrupa’da hüküm süren sert iklim koşulları ve kıtlık, insan biyolojisini hayatta kalmak adına radikal bir değişime zorluyor. Son Buzul Maksimumu döneminde enfeksiyonlarla savaşma ve enerjiyi verimli kullanma yetisi kazanan genetik yapılar, günümüz modern dünyasında yaşlanmaya bağlı hastalıklara karşı koruyucu bir işlev görüyor. O dönemde doğada hayatta kalmayı sağlayan bu avantajlı varyantların, bugün hücresel onarım ve bağışıklık sisteminin direncini artırarak yaşlanma sürecini yavaşlattığı değerlendiriliyor.
Kronik iltihaplanma süreci antik gen varyantları sayesinde baskılanarak sağlıklı yaşlanma destekleniyor
Tıp dünyasında 'inflammaging' olarak tanımlanan ve yaşla birlikte artan düşük düzeyli kronik iltihaplanma, birçok yaşlılık hastalığının temel nedeni sayılıyor. Avcı-toplayıcı atalardan miras kalan genetik dizilimlerin bu iltihaplanma sürecini dizginleyerek doku hasarını en aza indirdiği öngörülüyor. Söz konusu genetik kalkanın kalp hastalıkları, diyabet ve demans gibi kronik riskleri ötelediği düşünülüyor. Ancak uzmanlar bu genetik potansiyelin yaşam tarzı ve çevresel faktörlerle birleştiğinde gerçek anlamda bir fark yarattığını hatırlatıyor. Bilim dünyası şimdi, bu kadim mirasın metabolizma üzerindeki kesin etkilerini laboratuvar deneyleriyle kanıtlamaya odaklanıyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!






Yorum Yazın