onedio
İsim-Şehir-Hayvan Artık Telefonlarımızda
Çocukluğumuzun oyunu da dijitalleşti.Çocukluğumuzun eğlenceli oyunu İsim - Şehir - Hayvan, gelişen teknolojiyle birlikte yerini Candy Crush’lara, Subway Surf’lere bıraktı. Teknoloji şimdiyse bu eski oyunu telefonlarımıza taşıyarak biraz nostalji yapmamıza fırsat veriyor. Bildiğimiz isim şehir hayvan oyunuyla aynı mantıkta olan bu oyunda rastgele gelen harflere 60 saniye içerisinde en özgün cevabı vermeniz bekleniyor.Yani 100 kişi A harfinde Ayşe dediyse ve siz de Ayşe dediyseniz 1 puan ama siz Aslı dediyseniz ve sizden başka Aslı diyen yoksa 10 puan alıyorsunuz. Normalde dört ayrı versiyon olarak hazırlanan oyunun şimdilik ilk versiyonu mevcut.Tasarımı biraz daha geliştirilebilir olsa da halihazırda varolan ve sevilen bir oyunu dijitalleştirme fikri iyi gözüküyor. Oyunu iPhone için şuradan, Android telefonlar için şuradan indirebilirsiniz. Ufak not: Fatsa bir şehir olmadığı için F harfinde bir şehrimiz yok. Bigumigu
'Osmanlıca Kalp Krizi Geçirmiş Gibi'
Uzun yıllardır Osmanlıca öğreten yazar Dursun Gürlek’e göre, Osmanlıca hâlâ hayatta olan bir dil. Öğrenmesi değil, nitelikli bir biçimde öğretilmesi mesele. Gürlek Al Jazeera’nın Osmanlıca nasıl bir dil, nasıl öğrenilir ve öğretilir gibi sorularını yanıtladı.Yazar Dursun Gürlek’e göre, Osmanlıca övünülmesi gereken bir dil. Şu anda günlük 200-250 kelime ile konuştuğumuzu hatırlatan Gürlek, Osmanlı Türkçesi bilseydik 3000 kelime ile konuşacağımızı böylece, okurken ve yazarken daha zengin hissedeceğimizi söyledi.Gürlek, Osmanlıca demenin ‘galat-ı meşhur’ yani yerleşmiş bir yanlış tanım olduğunu, doğrusunun Osmanlı Türkçesi olduğunu söyledi. ‘Zararın neresinden dönülse kârdır’ ‘fehvasınca’ Osmanlıca öğrenmeye şimdi de başlanabileceğini vurguladı. ‘Dilde taassup olmaz’ diyerek, aynı cümle içinde hem Osmanlıca hem yeni kelimelerin nasıl kullanılacağını gösterip, ‘kulak mollalığını’ anlattı.'Ayaklı Kütüphaneler', 'Maziye Bir Bakıver', 'Çınaraltı Sohbetleri' gibi kitapların yazarı İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu Dursun Gürlek, Osmanlıca öğrenmenin değil, öğretmenin zorlukları olduğuna dikkat çekti çünkü ona göre, aşk olmadan meşk olmuyor.Osmanlıcanın orta öğretimde daha yaygın olması tartışmalarının yapıldığı bugünlerde Gürlek Al Jazeera’nın Osmanlıca nasıl bir dil, nasıl öğrenilir ve öğretilir gibi sorularını yanıtladı.Osmanlıca nedir? Nasıl tanımlanır?Bugün kamuoyunda maalesef yanlış olarak bilindiği veyahut algılandığı gibi Osmanlıca yabancı bir dil değil. Kendi öz dilimizdir. Türkçedir, daha doğrusu Osmanlı Türkçesidir. Bunun doğru ifadesi Osmanlı Türkçesidir. Osmanlıca eskilerin deyimiyle galat-ı meşhur yani yerleşmiş yanlıştır. Herkes tarafından kabul gördüğü için biz de öyle diyoruz ama doğrusu Osmanlı Türkçesidir.Osmanlı Türkçesi, Türkçe Arapça, Farsça kelimelerden oluşan zengin bir lisandır. Unutmayalım ki Osmanlıca imparatorluk dilidir. İngilizler İngilizce’de çok fazla kelime bulunmasından dolayı övünürler. Biz neden övünmeyelim? Osmanlıca da övünülmesi gereken bir lisandır. Şu an maalesef 200-250 kelime ile konuşuyoruz. Oysa eskiden 3000-5000 kelime ile konuşuyorduk. Siz 3000 kelime ile konuşamıyorsanız Fuzuli’yi, Baki’yi, Kâtip Çelebi’yi anlayamazsınız. Kâtip Çelebi’nin eserlerini okuyup anlayıp zevkini varabilmek için mükemmel Osmanlıca bilmek gerekiyor. Bugün Osmanlıca öğrenmenin gereğini kabir taşlarına kadar indirgediler. Dedelerin mezar taşların okuyabilmek için. Doğrudur ama sadece bundan ibaret değildir. Mezar taşlarında şiir vardır, fıkra vardır, ölüm doğum tarihleri vardır, edebi sanatlar vardır ve yazı güzelliği vardır. O başlı başına bir ilim.Kaç harf var Osmanlı alfabesinde?Osmanlıca’da 29 harf var. Latin alfabesindeki gibi ama değişen şu, Arap alfabesinde sesli harf yok. Halbuki Latin alfabesinde sekiz tane sesli harfli var. Sesli harf Arap alfabesinde yok ama elif, vav, ye harfleri ve bazı işaretler sesli harflerin fonksiyonunu, görevini yerine getiriyor. Arap alfabesinde müşterek harfler de vardır. Mesela Latin alfabesindeki bir 'k' harfine karşılık Arap alfabesinde iki 'k' vardır. Kalın sesli kaf, ince sesli kef. Osmanlıca bilmezseniz gaf yaparsınız…Ölmüş bir dil midir Osmanlıca?Bir doktor ölmüş bir kimseyi diriltemez ama kalp krizi geçirenler var, onların bazen dirildiklerini görüyoruz. Hadi diyelim öldü, diriltmeye çalışalım, ne zararı vardır? Rahmetli Bülent Ecevit Sanskritçe öğrenmişti. Adamın merakı, kınanamaz ki... Mesela ben Latince öğrenmek isterim. Çünkü istemek bir ilim merakıdır, araştırma merakıdır. Kimsenin benim merakımın önüne geçme hakkı yoktur efendim. Osmanlıca ölü değildir kaldı ki. Hâlâ Yahya Kemal’in eserlerini okuyorsak, Osmanlıca bilmek zorundayız. Bilmezseniz ‘Aziz İstanbul’un o güzel cümlelerini anlayamazsınız, anlar gibi yaparsınız. Mehmet Akif’i, Yakup Kadri’yi anlayamayız. Çok eskiye gitmeye gerek yok. 30 sene önceki eserleri sadeleştirmeye başladık. Peyami Safa’yı, Ahmet Hamdi Tanpınar’ı anlamakta zorlanıyoruz. Bunlar 30’lı 40’lı yıllarda yaşamış insanlar. Atilla İlhan ve nice bilim adamlarımız, edebiyatçılarımız Osmanlıca'nın lüzumlu bir ders olarak konması gerektiğini söylemişlerdi. Çok geç kalındı. Eskilerin sözü var, ‘zararın neresinden dönülse kârdır' fehvasınca, ben bunu özellikle söylüyorum, fetva müftünün verdiği cevaptır, fehva söz demektir. Ayrıca başta İstanbul olmak üzere kütüphanelerimizin ağzına kadar Osmanlıca eserlerle dolu olduğunu görüyoruz. Beyazıt Kütüphanesi'ne, Süleymaniye Kütüphanesi'ne gidin. Japon, Fransız, İngiliz, Amerikan asıllı şarkiyatçıları göreceksiniz. Madem Osmanlıca üzerine konuşuyoruz ben de şarkiyatçı diyeyim ama siz isterseniz doğu bilimci diyebilirsiniz, isterseniz oryantalist diyebilirsiniz. Ben konuşmalarımda ve yazmalarımda yeri gelince şarkiyatçı, yeri gelince doğu bilimci derim. Dilde taassup olmaz, dilde ırkçılık olmaz. Zenginlikten zarar gelmez. Sadece bizde mi? Fransa’da milli kütüphanede on binlerce yazma ve matbu Osmanlıca eserler göreceksiniz. Onlar cilt cilt kitap yazıyor ama bizim çocuklarımız sanki yabancı bir dilmiş gibi melûl mahzun o kitâbelere bakıyor. Evet, İstanbul Üniversitesi merkez binasına girerken o ana kapının üstündeki Daire-i Umûr-ı Askeriye yazısını okuyamayan profesörler var. Fetih Ayeti’ni okuyamayan akademisyenler var. Bugün olduğu gibi dün de bazı ilim adamlarımız Osmanlıca bilmeyeni aydın saymıyorlar. Doğrusunu isterseniz ben de saymıyorum. Türk aydını olmanın şartı bu lisanı bilmektir. Biz buna ideolojik açıdan baktığımız için gerekli neticeyi alamıyoruz. İlimde, sanatta, medeniyette ideoloji olmaz. Öğrenmenin kaybı olmaz. Kayıp öğrenmemektir.Osmanlıca ne zamana kadar günlük hayatta kullanılıyordu?Bana sorarsanız bugün bile kullanılıyor. 70’li yılların başında İstanbul’a geldim. Eski İstanbullular çok güzel konuşurlardı. Ben birçok şeyi dinleyerek öğrendim. Osmanlılar zamanında sadece kitaplardan değil, dinleyerek öğrenen âlim olan bir sınıf varmış, onlara kulak mollası derlermiş. Osmanlıca kelimelerin yüzde sekseni musikisi olan kelimelerdir.Bilgisayara Osmanlıca'da ne denilebilir, yani yeni sözcük türetmek mümkün mü?Elbette, illâ ki karşılığı bulanabilir. Çünkü Arapça menşeli, hadi kökenli diyelim, kelimelerin zengin kelimeler olduğunu görüyoruz. Bir kelimeden çok kelime türetebilirsiniz. Kitap, kâtip, mektup, mektep, kütüphane gibi kelimelerin hepsi ketebe fiilinden geliyor ki, ‘yazdı’ demek. Arapça menşeli olmakla birlikte Türkçeleşmiş, öz malımız olmuş. Nasıl atarsınız?Osmanlıca öğrenmesi kolay mı?Çok genel konuşmak lazımsa hiçbir ilim dalı zor değildir. Siz öğrenmenin daha doğrusu öğretmenin öğrenci de öğrenmenin yolunu, tarzını, metodunu, usûlünü bakınız hep aynı manaya geliyor, keşfederse zor diye bir şey yoktur. Şimdi Japonca, bakıyorsunuz Rusça, bu kadar girift, değişik şekiller. Ama alfabe zor olduğu için geri kalınıyorsa, Japonlar niye bu kadar ileri gitmiş? Bunun tutar tarafı yoktur. Sadece Osmanlıca değil her ders için söz konusudur bunlar. Hoca ders vermesini bilirse, kendini sevdirirse öğrenci o dersi ister istemez öğrenir.Eğer liselerde öğretilecekse yaygın bir biçimde hangi Osmanlıca öğretilmeli, bildiğim kadarıyla yüzyıla göre değişiyor?Elbette. 17. yy 19. yy, erken devir Osmanlıcası var. Şimdi bana sorarsanız, hele hele liselere konulacaksa, 19. yy, hatta 20. yy Osmanlıcasını öğrenmek gerekiyor. Halit Karay’ı Reşat Güntekin’i aslından okuyabilelim o güzel Türkçeleriyle. Şunu da söylemem gerekiyor ki, her Osmanlıca bildiğini zanneden kimse çeşme kitabelerini, mezar taşlarındaki yazıları okuyamazlar. O ayrı bir ihtisas işidir çünkü onlar süslü yazıdır, istifli yazıdır. Latin harfleri de böyle. Herkesin el yazısını okuyabiliyor musunuz? Osmanlıcayı da öyle düşünün. Matbu eserler, var yazma eserler var. Matbu eserleri okumak nispeten kolay ama, yazma eserlere gelince zorlanıyorsunuz.. Dolayısıyla son dönem Osmanlıcasını öğretmek lazım. Meraklısı çıkarsa, ileri Osmanlıcayı öğrenir.Osmanlıca öğretecek yeterlilikte ve yeter sayıda öğretmen var mı?Kesinlikle yok. Endişem de o. Çünkü Osmanlıca öğretmek tekniğini herkes iyi bilemiyor. Bana gelen şikâyetler şu, ‘hocalarımız derste, dersin bitimine kadar gramer gösteriyorlar. Bu da bize bıkkınlık veriyor’. El-Hak doğrudur. Mesela ben derslerimde gramer çok az gösteriyorum, hep metin okumaları yapıyorum. Bir de okuduğumuz metinde sırası gelmişken gramerini de anlatıyorum ama derslerin yüzde seksenini metin okumaları teşkil ediyor. İkincisi o metinleri dahi okuturken kuru kuru okutma yöntemini tercih etmiyorum; metinlerde geçenlerle, olaylarla bağlantı kurarak, o dersle ilgili, o konuyla ilgili bir şiir, bir fıkra, anekdot naklediyorum. Dolayısıyla zevkli oluyor. Böyle yapılırsa netice alınır. Benim önerim şu ki, Osmanlıca verecek hocalarımızın önce kendilerinin bir eğitimden geçmesi gerekiyor. Siz altyapıyı hazırlamadan böyle bir projeyi başlatırsanız dağ fare doğurabilir. Hocanın dile hâkim olması gerekir. Konusunu iyi bilecek, öğretme tekniğini bilecek ve dersi sevdirecek. Başka türlü mümkün değil. Sevmeden olmaz. Yine bir Osmanlıca cümle kullanayım, ‘aşk olmadan meşk’ olmaz. Yapılan her iş meşktir. Sizin şu deftere yazı yazmanız meşktir, bunu aşkla yaparsanız yazınızı güzel yazarsanız. Her iş böyledir. Onun için önce sevmek lazım.Ayşe Karabat, Al Jazeera Turk
CIA İşkence Danışmanlarına 81 Milyon Dolar Ödemiş
ABD Merkezi Haber Alma Teşkilatı'nın (CIA) New York'ta İkiz Kuleler'e yapılan 11 Eylül 2001 saldırıları sonrası, El Kaide örgütü üyesi olduğu öne sürülen kişileri sorgulama sırasında, düzenli ve bilinçli olarak işkence uyguladığına ilişkin Senato İstihbarat Komitesi'nin hazırladığı raporun ayrıntıları belli olmaya başladı.Amerikan medyasında yer alan haberlere göre, gözaltına alınan kişilere CIA tarafından uygulanan işkence yöntemlerinin akıl hocalarının Amerikalı iki psikolog olduğu ortaya çıktı. Beş yıllık bir çalışma sonucu hazırlanan ve CIA görevlilerinin, ABD Başkanı'ndan başlayarak, gazetecilere, kamuoyuna doğruyu söylememeleri konusunda, ABD Hava Kuvvetleri'nde 30 yıl hizmet veren, raporda adı Grayson Swigert olarak geçen psikolog James Mitchell ile Hammond Dunbar olarak geçen psikolog John Jessen'den taktik aldıkları belirtildi. Psikologlar Mitchell ile Jessen'in, yalnızca algı yanıltması konusunda değil, işkence yöntemleri konusunda da CIA'ya akıl hocalığı yaptıkları, önerilen yöntemler arasında gözaltına alınan kişilerin çırılçıplak soyularak başlarına siyah çuvallar geçirilmesi, makattan bedenlerine su doldurulması, tamamen karanlık odalarda zincirleme, uyumalarına izin verilmeme, koridorlarda çıplak halde sürüklenme ve dövülme olduğu vurgulandı. ABD medyasında çıkan haberlerde, psikologlar Mitchell ile Jessen'in ortak olduğu psikolojik danışmanlık firmasının, CIA ile 180 milyon dolarlık anlaşma yaptığı, ancak firmaya yapılan 81 milyon dolarlık ödemeden sonra, 2009 yılında anlaşmanın sona erdiği belirtildi.DHA
Albayrak: 'Terim Olsaydı Üst Üste 4'üncü Kez Şampiyon Olurduk'
Galatasaray Başkan Yardımcısı Abdurrahim Albayrak, bir gazetecinin Fatih Terim kalsa neler olurdu sorusuna 'Fatih Terim kalsaydı biz bu sene 4. şampiyonluğu üst üste yapmış olurduk' diye cevap verdi.Galatasaray Başkan Yardımcısı Abdurrahim Albayrak, Bağcılar Belediyesi'nin organize ettiği ve moderatörlüğünü Bahadır Çokişler'in yaptığı söyleşide kulüpte son günlerde meydana gelen önemli gelişmeleri ve merak edilen konuları anlattı. Düzenlenen programa Albayrak dışında Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı ve birçok vatandaş katıldı. Program öncesi Galatasaray Başkan Yardımcısı Abdurrahim Albayrak ve Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı bowling oynayarak renkli görüntüler oluşturdu.Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı programın açılış konuşmasında. “Abdurrahim Albayrak sizlerin sorularıyla bu akşam burada olacak. Hayatında hep ortak payda olmaya gayret eden farklı görüşlerde, farklı kişileri bir araya getirme özelliğine sahip birisi. İnşallah istifade edersiniz“ diyerek sözü Albayrak’a bıraktı.'PASSOLİG'İN FAYDALI OLACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM'Programda konuşan Galatasaray Başkan Yardımcısı Abdurrahim Albayrak, 'Ben bu salonda olan genç arkadaşlarımın inşallah ileride benim gibi güzel yerlerde olmalarını yüce Allah’tan diliyorum. Ben sizlerin çok çalışmasını ve dürüst olmanızı önemle rica ediyorum. Passolig’in ileride kulüpler için daha faydalı olacağını düşünüyorum. Çünkü kimin nereye girdiğini, kimin nerede oturduğunu herkes bilmeli. Ben geçen gün Trabzon Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’yla beraberdim. Passolig çıktıktan sonra tribünlerin yarıya kadar dolmasına rağmen, dolduğu zamandan daha fazla hasılat yaptığını ifade etti. Ben Passolig’in oturacağını ve ülkemize yerleşeceğine inanıyorum. Ve göreceksiniz ki bu şekilde kulüpler daha fazla para kazanacak. Futbol neden ilerlemiyor derseniz; şu anda keyif veren bir futbolu hiçbirimiz oynayamıyoruz. Bence ona bağlamak lazım” dedi.'TERİM OLSAYDI ŞAMPİYON OLURDUK'Bir seyircinin 'Fatih Terim Galatasaray'da kalsaydı neler olurdu' sorusuna Albayrak şöyle cevap verdi:“Fatih Terim kalsaydı biz bu sene 4. şampiyonluğu üst üste yapmış olurduk. Yani 2 sene şampiyon olmuştuk geçen sene ve bu senede şampiyon olurduk. Bunu çok açık ve net söylüyorum.”'Hamza Hamzaoğlu ismini nasıl düşündünüz' sorusuna ise Albayrak, “Onu yıllar önce düşündüm. Hamza hocayla çalışmayı çok istiyordum. Kişiliği, kendisi, ailesi çok yakından tanıdığım bir insan. Dürüst, sevecen, herkesin sevdiği bir insan. Demek ki yıllardır düşündüğüm bu tabloyu iyi düşünmüşüm, iyi karar vermişim. Çok mutlu olduğumu ifade etmek istiyorum“ diye cevapladı.Galatasaray’ın şampiyonluk şansıyla ilgili soruya ise sarı-kırmızılı takımın tecrübeli yöneticisi, 'Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor hatta Bursaspor bile şampiyonluk yarışında ciddi şekilde vardır. Kimin kadrosu geniş ise kim daha çok koşarsa şampiyon olacaktır“ sözlerini sarf etti.Albayrak, Ali Dürüst başkanlığa aday olur mu sorusuna ise şöyle cevapladı:'Ciddi bir ekonomik sıkıntı var. Bunu halletmemiz lazım. Yoksa Galatasaray’ın başına hangi başkan gelirse gelsin, kim gelirse gelsin gerçekten işi zor. Hep onun hesaplarını yapıyoruz. İnşallah ona bir çözüm bulursak ben inanıyorum ki sadece Ali Dürüst başkanım değil daha birçok başkanımız aday olur. Galatasaray’a yakışan da o olur.“Program sonunda Galatasaray Başkan Yardımcısı Abdurrahim Albayrak’a Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı bir plaket hediye etti.İHA
Instagram Artık Twitter'dan da Büyük
Kullanıcıların çektikleri fotoğrafları paylaştığı Instagram'ın artık Twitter'dan daha fazla üyesi var.BBC'nin sorularını yanıtlayan Instagram CEO'su Kevin Systrom, ayda en az bir kez Instagram hesabına giren kişi sayısının 300 milyona ulaştığını açıkladı.Twitter yakın zamanda yaptığı açıklamada kullanıcı sayısının 284 milyon olduğunu söylemişti.CEO Systrom Instagram'ın 'Dünyayı değiştirebilecek' güce sahip olduğunu iddia ederek, 'Artık bu uygulama sadece şirin bebeklerin ve köpeklerin fotoğraflarının paylaşıldığı bir yer olmaktan çıktı' dedi.Twitter ve Facebook gibi güvenli hesapları mavi bir tik işareti ile öne çıkarmaya başlayan Instagram, uygulamanın artık daha fazla güncel konular için de kullanılmasını hedefliyor.Twitter'ın en büyük sorunlarından birisi olan robot hesaplar sorununu da çözmek için uğraştıklarını söyleyen Instagram CEO'su Systrom, 'Robot hesapları ya da istenmeyen içerik paylaşan hesapları takip etmek yerine, gerçek kişilerin özgün içeriklerini takip edebilmeniz için elimizden geleni yapıyoruz' diyor.Instagram şirket politikası olarak bu tür istenmeyen içerik paylaşan hesapları doğrudan silmeye başladı.Bunun bir sonucu olarak, Instagram kullanıcılarının takipçi sayısında bir miktar düşüş yaşanabileceği belirtiliyor.Instagram'ın üzerinde çalıştığı bir diğer yenilik ise dünyada o anda gelişmekte olan önemli bir olay üzerine yeni paylaşım mecraları geliştirmek.Systrom, 'Böylece dünyada ne olup ne bittiğini, çok daha yakından ve güvenli bir şekilde takip edebileceksiniz' diyor.BBC Türkçe
Küfür Etmenin Size Garip Gelecek 7 Sebebi
Küfretmek hoş bir şey değil. Ancak size garip gelecek farklı sebepleri ve faydaları mevcut. Küfrün bağlaç olarak kullanılmaya başlandığı şu günlerde bu sebepleri bilmeniz belki içinizi rahatlatır diye düşündük.
Reklam
7 Gizli Anahtar ile Tüm İnterneti Kontrol Eden 14 Masonumsu İnsan
Bu hikaye bir Dan Brown kitabından fırlamış gibi fakat gerçek. Tüm internet, 7 gerçek anahtara sahip olan bu 14 kişi tarafından kontrol ediliyor.The Guardian'dan James Ball'a, bu 14 kişi tarafından gerçekleştirilen ve 'Anahtar Merasimi' olarak bilinen toplantıyı gözlemleme imkanı verildi. İşte James'in gözlemleri;
ABD Enes Kanter’in Bu Tepkisini Konuşuyor
Enes Kanter bu kez sayı ve ribauntlarıyla değil, dişliğini tibünlere atmasıyla konuşuldu.NBA’de Utah Jazz forması giyen Türk oyuncu Enes Kanter, Sacramento Kings karşısında oynanan maçta hatalı yürüme yapınca öfkesine hakim olamadı. Oldukça sinirlenen Enes, ağzından çıkardığı dişliği tribünlere attı. Bu hareket seyirciler arasında hem şaşkınlığa hem de gülüşmelere yol açtı.Teknik faul alan ve yerine oturan Türk oyuncu, bir süre sonra, hareketine kendisi de tebessüm etti. Maçtan sonra NBA yönetimi ise, Enes Kanter’e 25 bin dolar, yaklaşık 57 bin lira para cezası verdi.İHA
Reklam
Kadınlar İçin 20'li Yaşlarında Biriyle Sevgili Olmakla 30'lu Yaşlarında Biriyle Sevgili Olmak Arasındaki 16 Fark
Birini sevdikten sonra yaşın bir önemi yoktur farkındayız, ancak yine de 20'li yaşlarda bir erkek ile birlikte olmakla 30'lu yaşlarında bir erkekle birlikte olmanın arasında nitelik olarak farkların olduğunu düşünüyoruz. Her ne kadar böyle bir konuda genelleme yapmanın imkansız olduğunu bilsek de sizler için elimizi taşın altına koyduk ve olabildiğince genelledik. Böyle buyurun lütfen...
Gerçek Cadılık ve Sihirbazlık Okulu Genç Harry Potter'larını Arıyor
etiket
Eğer 11. doğum gününüzde, Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu'ndan kabul mektubu almadıysanız, sizin için ikinci bir seçenek olabilecek Polonya'daki bu okulda şansınızı denemelisiniz. Evet, Polonya'da bulunan bu okulun adı Czocha Cadılık ve Sihirbazlık Koleji. Yalnızca 18 yaşından büyüklerin eğitim görebildiği bu okulda Hogwarts özleminizi ortaya koyabilir ve Harry Potter'ın büyülü dünyasını yeniden yaratabilirsiniz.
Reklam
TBMM'de Bütçe Görüşmelerinde Neler Yaşandı?
etiket
TBMM'deki bütçe konuşması sırasında CHP'yi darbecilikle suçlayan Başbakan Davutoğlu'na muhalefet sıralarından sert tepkiler yükseldi. Konuşmasına ara vermek zorunda kalan Davutoğlu, 'Mısır'daki darbecilerle el sıkıştığınız için bu sözü söyledim' diye açıklama yaptı.Başbakan Ahmet Davutoğlu, TBMM'deki bütçe görüşmeleri sırasında muhalefetin eleştirilerine cevap vermek için kürsüye çıktı. Davutoğlu konuşması sırasında CHP'ye yönelik 'darbeci' sözleri Genel Kurul'da gerilimi artırdı.Davutoğlu Mısır'daki darbeden bahsettiği sırada sarf ettiği, 'Darbecilerle problemimiz var. Sizlerle olduğu gibi. Sizler de darbecisiniz' sözleri CHP sıralarında büyük tepki yarattı. CHP'liler sıra kapaklarına vurup protesto Davutoğlu'nu protesto ederken bazı muhalefet milletvekilleri de ayağa kalkarak sert sözlerle tepki gösterdi. Bazı AK Partililer de ayağa kalkarak alkışladı.Oturumu yöneten TBMM Başkanı Cemil Çiçek konuşmasına 5 dakika kadar ara vermek zorunda kalan Davutoğlu'dan CHP'lilerin talebi üzerine sözlerine açıklık getirmesini istedi.Davutoğlu, 'Darbe yapılan Mısır’a heyet gönderdiğini için size darbeci dedim. Gidip darbecilerin elini sıktığınız için darbeci dedim' diyerek açıklama yaptı.
"Albayrak, Cesare'ye Tuzak Kurdu"
Galatasaray’da yönetimin değişmesinden kısa bir süre sonra görevine son verilen teknik direktör Cesare Prandelli konusunda açıklamalar varGalatasaray’da yönetimin değişmesinden kısa bir süre sonra görevine son verilen teknik direktör Cesare Prandelli’nin hâlâ İstanbul’da kalması kafaları karıştırmıştı.Tarafların henüz anlaşamadığı için, İtalyan hocanın ülkesine gitmediği iddia ediliyordu. Galatasaray Başkan Yardımcısı Abdurrahim Albayrak, önceki gün yaptığı açıklamayla bu haberi yalanlasa da, bu kez farklı bir kaynaktan daha çarpıcı bir iddia ortaya atıldı.'BAŞARILI OLDULAR!'Cesare Prandelli’ye en yakın isimlerden biri, Fanatik Gazetesi’ne yaptığı açıklamada Prandelli’nin sportif nedenlerle değil, finansal fair play yüzünden gönderildiğini söyledi.İşte o ifadeler: “Size çok açık söylüyorum; biz finansal fair play yüzünden işimizden olduk. Anderlecht maçını kazansak dahi bizi göndereceklerdi. Çünkü Galatasaray Kulübü, 31 Aralık’ta finansal fair play raporunu UEFA’ya sunmak zorunda. Bu nedenle Prandelli’nin alacağından kurtulup, 400 bin Euro’luk Hamza hocayı göreve getirdiler. Yani bizim sözleşmemizdeki alacağımızı eksi olarak gösterip, UEFA’yla olan problemlerini çözmek istediler. Bunda da başarılı oldular...”'BU HAKSIZLIK OLMASA...'“Ama Prandelli’ye, Abdurrahim Albayrak tarafından kurulan tuzak, hocamızı çok kızdırdı. O da artık yönetime, ‘Bundan sonra sizinle görüşmek istemiyorum. Bana bu yaptığınız haksızlık olmasaydı, 1 yıllık alacağımı alıp gidecektim. Şimdi 2 yıllık alacağımı istiyorum ve artık sizinle muhatap olmak istemiyorum. Artık avukatımla ve menacerimle konuşun’ diye çıkıştı...”'DÜRÜST SATRANÇ OYNADI'“Ayrıca yeni Galatasaray Yönetimi, özellikle de Ali Dürüst, sanki bizimle satranç oynuyor. ‘Merak etmeyin paranızı alacaksınız, yarın gelin, haftaya gelin’ demeye başladı. Bu da çok ayıp, Galatasaray gibi bir kulübe hiç yakışmıyor.”(Fanatik)
Kıbrıs'tan İzmir'e Kaçak İçki
İzmir'de, yılbaşı öncesinde denetimlerini yoğunlaştıran jandarma ekipleri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) üretilmiş kaçak içkileri, restorana satmaya çalışan üç kişiyi gözaltına aldı.Yılbaşı kutlamalarında Kemalpaşa İlçesi'ndeki bir restorana, kaçak içki satılacağı bilgisini alan İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, takip başlattı. Restoranın yakınlarında önlem alan jandarma, kaçak içkilerin bulunduğu kolilerle gelen üç kişiyi gözaltına aldı. Zanlılarla birlikte 6 koli içerisinde, 117 şişe rakı ve 11 şişe de viski ele geçirildi. Araştırmalarda, kaçak içkilerin, KKTC'de üretildikten sonra yasadışı yollardan Türkiye'ye getirildiği saptandı.DHA
Reklam
Instagram'dan Sahte Hesaplara Savaş
Popüler fotoğraf paylaşma platformu Instagram sahte hesaplara karşı savaş açtı. Instagram, tıpkı Twitter'da olduğu gibi sahte hesapları bir bir kapatmaya başladı.Günümüzün en popüler fotoğraf paylaşma uygulamalarından olan Instagram'da hummalı bir çalışma başlatıldı. Spam yani sahte hesaplara karşı adeta başlatılan savaş, kullanıcılara bir uyarı ile bildirildi.Takipçi sayısının düşebileceğini belirten bu uyarıda spam hesaplarının kapatıldığına dikkat çekiliyor.Tıpkı Twitter'da olduğu gibi boş hesaplardan kurtulmayı planlayan Instagram, bunu gerçekleştirebilmek için aktif olmayan ve sahte olduğundan şüphelendiği hesapları kapatacak.Doğal olarak bu durumda kullanıcıların takipçi sayılarına olumsuz olarak yansıyacak.Hesapların kapatılması kullanıcıları nasıl etkileyecek?Özellikle yüksek takipçi sayılarına sahip hesapların bu durumdan etkilenmesi bekleniyor. Hesapların kapatılması ile takipçi sayısında ciddi manada düşüş yaşanacakken bu işlemin en kısa sürede tamamlanması hedefleniyor.Henüz ilk gününde olan temizlik işlemi ile binlerce kişinin hesabının kapatıldığı belirtiliyor.ShiftDelete.Net
Kadın Çalışanların % 75’i Şiddet Görüyor, Sadece % 12’si Dile Getiriyor
Yakın İlişkide Şiddetin Beyaz Yakalı Kadın Çalışanlara ve İşletmeye Etkisi Araştırma Raporu” Hollanda Başkonsolosu, Sabancı Üniversitesi'nden Melsa Ararat, UNFPA temsilcisi Başaran ve KAMER'den Nebahat Akkoç'un konuşmalarıyla tanıtıldı.Çoğunluğu üniversite mezunu beyaz yakalı kadın çalışanların yüzde 75’i en az bir kez şiddetin bir türüne maruz kalmış. Çalışan kadınların yüzde 40’ı Psikolojik-duygusal şiddete, yüzde 35’i sosyal şiddete, yüzde 17’si ekonomik şiddete ve yüzde 8’i fiziksel şiddete maruz kalıyor.Erkek çalışanların yüzde 40’ı eşine veya birlikte olduğu kişiye kötü davrandığını kabul ediyor. Üniversite mezunu erkeklerin yüzde 37,5’i eşine veya birlikte olduğu kişiye şiddetin bir türünü içeren kötü davranışta bulunduğunu kabul ederken bu oran lise mezunu erkeklerde yüzde 24,5.Kadınların yaklaşık üçte biri şiddet gören kadının bu durumu yöneticisi ile paylaşmasının onun için olumsuz etkisi olabileceğini ve kadın katılımcıların yarıya yakını ise bu durumu paylaşmaktan utanacaklarını belirtiyor.Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu tarafından hayata geçirilen İş Dünyası Aile İçi Şiddete Karşı (Business Against Domestic Violance -BADV) Projesi kapsamında, “Yakın İlişkide Şiddetin Beyaz Yakalı Kadın Çalışanlara ve İşletmeye Etkisi Araştırma Raporu” bugün Sabancı Center’da tanıtıldı.19 gönüllü şirkette 1715 kişiyle konuşarak yapılan araştırma, kadın çalışanların ve şirketlerin aileiçi şiddet konusunda farkındalıklarını, kadın çalışanların yakın ilişkilerinde şiddete maruz kalma durumlarını ve şirketlerin bu konudaki tutumlarını ortaya koyuyor.Toplantıda Hollanda Başkonsolosu Robert Schuddeboom, Brleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Türkiye temsilcisi Zeynep Başaran Kurtkan, Hürriyet gazetesinden Emel Armutçu ve KAMER kuruçusu Nebahat Akkoç konuştu.“Yakın İlişkide Şiddetin Beyaz Yakalı Kadın Çalışanlara ve İşletmeye Etkisi Araştırma Raporu”nun sunumunu Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü Melsa Ararat gerçekleştirdi.Çalışan Beyaz Yakalı Kadınların Yaşadığı Farklı Şiddet TürleriKadınların %20’si tartaklama türü fiziksel şiddet , yüzde 10’u cinsel şiddet , yüzde 2,5’i ağır fiziksel şiddet gördüğünü belirtti.Kadınların %60’ı son beş yıl içerisinde en az bir kere birlikte oldukları erkekten psikolojik şiddet gördüklerini belirtti. Kadınların %6’sı sürekli bu tür şiddet altında olduklarını söylerken %35 ‘i ise arada sırada psikolojik şiddet maruz kaldıklarını belirtti.En az bir kere sosyal şiddet gördüğünü ifade eden kadınların oranı %53.Kadınların %24’ü ekonomik şiddet le son beş sene içerisinde en az bir kere karşılaştığını belirtti.Hollanda Başkonsolosu Robert Schuddeboom , açılış konuşmasında görünmeyen şiddete dikkat çekerken “Şiddet kurbanlarının küçük düşme korkusuyla yaşananları anlatamayacağı bir dünyayı hoş göremeyiz. Kadınların başlarını kaldıramayıp, haklarını arayamadıkları, şiddet faillerinin cezalanmadığı bir dünyayı hoş göremeyiz. Politik, sosyal, ekonomik ve cinsiyet anlamında kadın erkek eşitliği şiddetle mücadelenin önemli bir unsurudur” diye konutu.UNFPA Türkiye temsilcisi Zeynep Başaran Kurtkan “Şiddet yalnızca kadınları değil, toplumun bütününü etkilemektedir. Şiddet mağduru kişi, istismarın sonucu olarak işgücü piyasasına katılamamaktadır. Bu durum şirketlerin kendisini, kalkınmayı, toplumun bütünü etkilemektedir” dedi. Çalışmanın önemine dikkat çekti.Hürriyet ’ten Emel Armutçu , Hürriyet’in bir asansörde kadına yönelik şiddetle ilgili gerçekleştirdiği sosyal deneyin videosunu izletti ve bu videonun Türkiye’deki durumu özetlediğini anlattı. İstanbul Sözleşmesi’ne de değinen Armutçu, sözleşmenin uygulanmadığını, eşitliğin fıtrata aykırı olduğu beyanının bile başlı başına bu sözleşmeye aykırı olduğunu vurgularken, gazetenin şiddete karşı yaptığı çalışmaları anlattı.Şiddetin Algılanan Nedenlerinde Kadın-Erkek Farkları Var mı?Birlikte olunan kişinin şiddeti normal görmesi durumu, kadınlar (%72) için erkeklere kıyasla (%58) şiddeti gerekçelendirmede daha çok başvurulan bir kavram olarak ortaya çıkıyor.Kadının yetersiz veya kusurlu bir eş/sevgili olarak görülmesi nin erkeklerin (%17) şiddeti gerekçelendirmede kadınlara (%9) kıyasla daha çok başvurduğu bir ifade olarak görülüyor.Ev içi sorumluluklarda yetersiz veya kusurlu olmak bir kadının şiddete uğraması için erkeklerin (%20) kadınlara (%11) kıyasla daha sıklıkla başvurduğu bir gerekçe.Melsa Ararat , şiddete uğramanın kadınlar için bir istisna olmadığını söylerken, kadınların bu şiddeti normalleştirdiğini, çoğunun şiddeti “kadın olma durumunun normal bir sonucu” gibi gördüklerini anketten örneklerle anlattı.“Tek tek şiddet biçimlerini betimleyerek sorulan sorulara verilen cevapları toplandığımızda, kadın çalışanların yüzde 75’inin şiddet gördüğünü görüyoruz. Ancak ‘şiddete maruz kaldınız mı’ sorusu doğrudan sorulduğunda 'evet' diyenlerin oranı yüzde 12.”Ararat, konuşmasında şiddetin nasıl kanıksandığını anlatırken, bununla ilgili farkındalığın da anket sonuçlarına yansıdığını belirtti. Avrupa ülkelerinde yapılan şiddet araştırmalarında oranların yüksek olduğunu hatırlatan Ararat, kendi araştırmalarında da kadınların gördüğü şiddeti içselleştirmesinin, çoğu zaman şiddete uğradığının farkında olmamasının toplumsal algının bir yansıması olduğunu söyledi.Ararat, eviçi şiddetin neden bir işyeri sorunu olduğunu çalışanlar açısından “sağlık, toplumsal hayata katılım, iş performansını etkilemesi, odaklanma sorunu, dikkatsizlik, sorumluluk almaktan kaçınma, işi terk etme”; işyeri açısından ise “ücretli-ücretsiz izin kaybı, verimliliğin düşmesi, diğer çalışanların güvenliğinin tehlikeye alınması, rahatsızlığa bağlı izin alımında artış, çalışanların moralinde düşüş” başlıklarıyla özetledi. İşyerlerinde şiddete sıfır tolerans veren eşitlikçi bir kültür oluşturulması ve şirketlerde formel destek mekanizmaları oluşturulması gerektiğini belirtti.Kadının Şiddet Gördüğü Kişiden Ayrılamamasının Nedenleri Neler?Katılımcıların sadece %28’i kadınların gerçekten isterlerse şiddet içeren ilişkiyi bitirebileceklerini düşünüyor.45 yaş altındaki bireyler (%28) bu görüşe 46-55 yaş arasına (%19) kıyasla daha yüksek oranda katılıyor.Katılımcıların %85’i ekonomik nedenleri kadının şiddet gördüğü kişiden ayrılamamasının bir nedeni olarak görüyor.Tek başına çocuk büyütmekle ilgili endişeler (%82) ve kadınların kendilerine olan güvensizlikleri (%72) onların şiddet gördükleri ortamdan ayrılamamalarının önemli nedenleri olarak görülüyor.Kadının şiddet gördüğünü kabul etmekten (%39) ve boşanmaktan/ ayrılmaktan utanmasını (%60) ayrılamaması için olası nedenlerden bazıları olarak görülüyor.Kapanış konuşmasını yapan Nebahat Akkoç , KAMER’in çalışmalarından bahsederken, en çok şiddet gören kadın grubunun yüzde 18 ile eşinden daha fazla kazanan ya da kariyeri daha yüksek olan kadınlardan oluştuğunu ifade etti.“Şiddet kurumlara, kanunlara, davranışlara, resmi ve resmi olmayan her türlü sisteme o kadar nüksetmiştir ki, biz bunu fark etmeden hayatımızın sonuna kadar yaşayabiliriz. Farkındalık bu nedenle çok önemli” diyen Akkoç, KAMER’in farkındalık grup çalışmalarından bahsetti.Akkoç, konuşmasını, yapılan her çalışmanın olumlu etkileri olduğunu söylerken, şiddetin oranının artıyor olmasının her ne kadar ürkütücü görünse de, kadınların mücadele ettiğinin ve şiddetin görünürleştiğinin bir göstergesi olduğunu belirtti. “Kadınların şiddetten kurtarmak için geliştirdiği yöntemler bizim için yeni bir dünya hayal etmeyi mümkün kılıyor” dedi. Çiçek Tahaoğlu | Bianet
Reklam
Güncellenen Google Hangouts'a Yeni Özellikler Geldi
Google Hangouts‘un güncellenen Android sürümü akıllı öneri, yeni yüz ifadeleri paketi ve video filtreleri gibi ek özelliklere kavuştu.Google tarafından yayınlanan resmi açıklama ile Android için güncellenen Hangouts‘a bir dizi yeni özellik geldi. Buna göre mesajlarınızı detaylı şekilde analiz eden akıllı algoritma, kullandığınız kelimeleri algılayarak buna uygun tavsiyelerde bulunuyor. Örneğin arkadaşınıza “Neredesin?” diye sorduğunuzda yazılım tek tıkla konum bilgisi gönderebileceğinizi söylüyor.Penguen, korsan, koala ve kedi figürleri başta olmak üzere yeni yüz ifadeleriyle sohbetleri daha keyifli hale getiren Google, diğer taraftan sepya, siyah beyaz ve skeç gibi efektlerin video görüşmelerinde de kullanılabilmesini sağlıyor. Ayrıca WhatsApp’tan alışkın olduğumuz “Son görülme” özelliğine kavuşan Google Hangouts, konuştuğunuz kişinin en son ne zaman çevrimiçi olduğunu öğrenebilmenizi sağlıyor. Şimdilik Android kullanıcıları için yayınlanan güncellemenin kısa süre içerisinde iOS platformuna da gelmesi bekleniyor.LOG
Gazetelerde Bugün | 11 Aralık Perşembe
Hürriyet: Yılbaşı niye yokMilliyet: Siber savaşın miladıSabah: Hem katil hem yüzsüzVatan: Ogün’ü takip edenleri bulup ifadelerini alın! Akşam: Kirli ellerin parmak izi bulundu Taraf: Paralel hükümet icraata başladıStar: Pensilvanya papağanları Birgün: Büyümede gerileme!Bugün: 50 barodan 4 kritik uyarıCumhuriyet: Odalara son darbeYeni Şafak: Neo-barbarlıkZaman: Katile sarıldılar
Erdoğan'dan HDP'ye Sert Mesaj: 'Yargıdan Kurtulamayacaklar'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İç Güvenlik Reformu'na ilişkin, 'Bu düzenlemeyi bozmaya gayret edenler, bunun yegane sorumlusu olacaktır. Halkı sokağa dökmek isteyenler yargıdan kurtulamayacaktır' dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası Petrol ve Doğalgaz Stratejileri Sempozyumu Galası ve Türkiye Petrolleri 60. Yıl Resepsiyonu'nda gazetecilerin soruları üzerine, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın İç Güvenlik Reformu'na ilişkin açıklamalarını değerlendirdi.İç Güvenlik Reformu ile yapılacak düzenlemelerin tamamen toplumun düzenini korumaya, huzurunu sağlamaya yönelik olduğunu belirten Erdoğan, 'Bu düzenlemeyi bozmaya gayret edenler, bunun yegane sorumlusu olur. Halkı sokağa dökmek isteyenler yargıdan kurtulamayacaktır' ifadesini kullandı.Hükümetin İç Güvenlik Reformu ile atmış olacağı adımın çok isabetli bir adım olduğunu ve milletçe bu adımın yanında durmak gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Molotofkokteylleriyle bu ülkede siyaset yapamayız. Böyle bir siyaset yapılamaz. Bunu kabul etmek mümkün değil. Vatandaşın camını, çerçevesini indirenlere sıcak bakamayız. Halkımızı, insanımızı, et dağıtmaya giden vatandaşımızı, bu gençleri öldürmeye yönelenlerle beraber hareket edenleri savunamayız. Devlet bunlara karşı belli yaptırımlar hazırlamak durumundadır. Şu anda hazırlanan paket ben böyle bir paket. Hayırlı olsun diyorum' değerlendirmesinde bulundu. AA
CIA'in İşkence Raporu ABD'de Geniş Yankı Uyandırdı
CIA’in 11 Eylül saldırıları sonrası terör şüphelilerine uyguladığı işkence raporu ülkede geniş yankı bulurken, ülkenin en önemli gazetelerinin hemen hepsi, başyazılarını CIA'in işkence raporuna ayırdı.Amerikan Senatosu’nun Merkezi Haberalma Örgütü CIA’in 11 Eylül saldırıları sonrası terör şüphelilerine uyguladığı işkence içeren sorgulama tekniklerine dair raporu ülkede geniş yankı bulurken, ülkenin en önemli gazetelerinin hemen hepsi, başyazılarını CIA'in işkence raporuna ayırdı.CIA’in terör şüphelilerine yönelik sorgulama tekniklerinde uyguladığı yöntemlerle ilgili haberler Washington Post gazetesinde “11 Eylül sonrası CIA işkencelerinin merhametsiz portresi”, Wall Street Journal gazetesinde “Senato Raporu, soruşturmalar yüzünden CIA’i hedef aldı” başlıklarıyla veriliyor.Washington Post’un manşetinde yer alan haberde CIA’in arışı sorgulama tekniklerini araştırmaya yönelik 5 yıllık Senato soruşturmasının, 11 Eylül saldırıları sonrası terör şüphelilerine uygulanan “gaddarlık” ve “keyfi şiddeti” resmettiği belirtiliyor.Amerikan Senatosu raporunun, istihbarat kurumunun “zalim” programına yönelik yeni iddiaları gündeme getirdiği vurgulanan haberde, ABD’nin denizaşırı ülkelerde gizli soruşturma odalarında terör şüphelilerine dönük, aralarında suda boğulma hissi yaratan “waterboarding” yöntemi ve makattan su fışkırtmak gibi birçok işkence yöntemi uyguladığının altı çiziliyor.'Amerika'nın zindanı'Washington Post gazetesi yine işkencelere ayırdığı başyazısında da “Amerika’nın zindanı” başlığını kullandı.Senato raporunun, söz konusu soruşturma usullerinin hiçbir zaman tasvip edilmemesi veya tekrarlanmaması gerektiğine işaret ettiği ifade edilen yazıda, işkencecilerin başvurduğu yöntemler sıralanarak, “Amerikalılar böyle davranmamalı. Asla!” cümlesine yer verildi.Wall Street Journal’da yer alan haberde de Demokratların, CIA’in, eski başkanlardan George W. Bush dönemi programının istihbarat toplamayan, işe yaramayan bir program olduğunu savunduğunu, Cumhuriyetçilerin ise buna karşı çıktığını yazdı.Terör şüphelilerine uygulanan sorgulama tekniklerinin yeni bilgi elde etmede yetersiz kaldığı ve programın CIA’in anlattığından çok daha fazla “acımasız” olduğuna vurgu yapılan haberde, raporun kamuoyuyla paylaşılmasının Senato’daki Demokratlarla CIA arasında söz konusu program konusunda yeni tartışmaları başlattığı kaydedildi.'Ahlak dışı, yasa dışı, kontrolsüz ve gereksizdi, ülkelerini utanca düşürdüler'Los Angeles Times gazetesinin başyazısında da, Senato'nun CIA işkenceleri raporunda anlatılan detaylar 'mide bulandırıcı' ve 'neredeyse pornografik düzeyde insan haysiyetine saldırı' olarak tanımlanarak, bunların ABD için '11 Eylül sonrası utanç kaynağı' olduğu kaydedildi.Kongre'deki Cumhuriyetçilerin ve ulusal güvenlik bürokrasisindeki birçoğunun, Senato İstihbarat Komitesi raporunun bir kısmını bile gizlemeye çalışmasının 'skandal' olduğu görüşüne yer verilen yazıda, raporda anlatılan işkencelerden örnekler verilerek, bu tür muamelelerin hayati önemde istihbarat üretseler dahi Cenevre Sözleşmesi'ni ihlal ettiği belirtildi.Yazıda, 'CIA'in gözaltı ve sorgu programı ahlak dışı, yasa dışı, kontrolsüz ve gereksizdi. Bu eylemleri yapanlar kendilerini ve ülkelerini utanca düşürdüler' ifadesi kullanıldı.'Ahlaksızlığın portresi'New York Times gazetesinin 'İşkence ve Yalanlar Kaydı' başlıklı başyazısında da, dün yayınlanan Senato raporunun, 'akıl alması güç, hazmedilmesi daha da güç bir ahlaksızlığın portresi' ifadesi kullanıldı.Yazıda, 'Raporun bir yerinde, CIA'in Kongre'ye, gizli gardiyanların ve sorgucuların davranışlarının Irak'taki Ebu Greyb cezaevinde görülen korkunçluklara hiçbir şekilde benzemediği yönünde güvence verdiği anlatılıyor. Kurumun (CIA'in) doğruya en fazla yaklaştığının görüldüğü yer de burası, çünkü olanlar Ebu Greyb'dekilerden daha kötü' değerlendirmesinde bulunuldu.Yazıda, raporda yer alan, CIA'in aksi yöndeki iddialarına rağmen, esirlerin önce şiddet içermeyen tarzda sorgulanmadığı, en agresif tekniklerin hemen ve durmaksızın uygulandığı ve işkencelerin CIA'in kabul ettiğinden çok daha 'vahşice ve kötü ' olduğu gibi tespitler hatırlatılarak, 'bu esirlerin bazılarının çok tehlikeli kişiler olmasının, onları ABD'ye utanç getirecek ve terör gruplarının adam toplamasına yarayacak şekilde yasa dışı muameleye maruz bırakılmasını haklı çıkarmadığı' kaydedildi.Yazıda, 'Bu rezil dönemde CIA'yi yöneten George Tenet, emekli olduktan sonra (dönemin ABD Başkanı) George W. Bush'un kendisine takdim ettiği Özgürlük Madalyası'nı geri vererek birazcık kendini affettirebilir' ifadesi kullanıldı.'Çirkin gerçek'USA Today gazetesi de, bu olayın, 'CIA'in sınırlarını aşması, işini kötü yönetmesi ve yüzleştirildiğinde de yalan söylemesinin' ilk örneği olmadığı ve muhtemelen sonuncusu da olmayacağı yorumunda bulundu.Gazete başyazısında, CIA'in uyguladığı 'vahşice sorgulamaların', 'Amerika'nın ideallerine zarar verdiğini' belirterek, CIA'in programının 'korkunç' biçimde idare edildiği görüşüne yer verdi.Cumhuriyetçi senatörden rapora destekKongre'de ise genel anlamda Demokratlar, bu sorgulama tekniklerini eleştirirken, Cumhuriyetçiler bu teknikler sayesinde Amerikalıların ve müttefik ülke vatandaşlarının hayatlarının kurtarıldığını savunuyor.Ancak, Kongre üyelerinin açıklamalarında da en dikkate değer olanlarından biri, normalde hemen her fırsatta Obama yönetimine en sert eleştirileri yönelten isimlerden biri olan Cumhuriyetçi senatör John McCain'in, partisinin üyelerinin genel çizgisine ters düşme pahasına raporun yayınlanmasını savunmasıydı.Raporda anlatılanları, 'hazmedilmesi güç olsa da Amerikalıların bilmeye hakkı olduğunu' ifade eden McCain, işkence taktiklerinin 'ABD'nin ulusal onurunu lekelediğini ve yarardan çok zarar getirdiğini' belirtti.Raporda tarif edilen sorgulama tekniklerinin, 'ABD ve müttefiklerine yeni saldırıları önleyici istihbarat edinme hedefini başaramamakla kalmayıp, ABD'nin güvenlik çıkarları ve saygınlığına da zarar verdiğini' kaydeden McCain, Vietnam Savaşı'nda kendisinin de işkence gördüğünü anlatarak, 'işkencenin eyleme geçilebilir istihbarattan çok yanıltıcı bilgiler ürettiğini' söyledi.Bazı uzmanlardan eleştiriABD’li uzmanlar da Senato İstihbarat Komitesinin raporunun, CIA’in itibarına gölge düşürmesinin yanı sıra ABD ve Amerikalılara saldırmak isteyenlerin eline koz verdiğini düşünüyor.AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Duke Üniversitesi Terörizm ve İç Güvenlik Üçgeni Merkezi Öğretim Üyesi Prof. Dr. David Schanzer, CIA’in, Adalet Bakanlığının soruşturmaların nasıl yapılması gerektiğine yönelik sınırlarının “hayli ötesine” geçtiğini söyledi.“Geçmişi silemezsiniz” diyen Schanzer, “Bu, CIA’in etkin bir ulusal güvenlik aracı olarak agresifliğine gölge düşürecek etkiye sahip olacaktır” ifadesini kullandı. Schanzer raporun, kurumun tarihinde leke olarak yer alacağına işaret ederek, CIA’in bundan sonra yanlışlıkların saptanması için çabalaması gerektiğine işaret etti.ABD Ordusu İstihbarat Okulu’nda yaklaşık 18 yıl eğitim veren emekli Tuğgeneral David Irvine de Senato’da raporun açıklanmasının ABD’ye saldırmak isteyenlere bahane sunacağını savundu.Irvine, işkenceye başvurma kararının çok kötü bir karar olduğunu ve bunun da tüm Amerikalılar için katlanarak büyüyen bir tehdit oluşturduğuna vurgu yaparak, “Bu, Amerikalıları öldürecek ve Amerika’yı yıkıma uğratacaklara ‘sizin yaptıklarınızdan dolayı biz bunları yapıyoruz’ deme fırsatı sunacak” diye konuştu.Wall Street Journal'da, “CIA soruşturmaları hayat kurtardı” başlığıyla aralarında George Tenet ve Porter Goss’un da bulunduğu eski CIA direktörleri ve yardımcıları tarafından kaleme alınan yazıda da raporun komitede Demokratların oluşturduğu çoğunluk tarafından tek taraflı olarak hazırlandığı savunularak, raporda sadece hatalara yer verildiği belirtildi.Programın etkisiz olduğunu söylemenin basit bir hata olduğu iddia edilen analizde, “üst düzey El-Kaide yöneticilerinin yakalanması, teröristlerin planlarının bozulması ve büyük çaplı ölümlere neden olacak saldırının önlenmesi ve El-Kaide’nin nasıl yok edilmesi gerektiğine yönelik faydalı bilgiler edinilmesiyle” programın aslında çok değerli olduğu görüşü savunuluyor.AA
Reklam