Kadim Anadolu halklarının binlerce yıllık tecrübesinin ürünü olan Anadolu irfanı, Anadolu insanının ne kadar engin birer filozof ve bilim insanı olduğunu kanıtlıyor. Her ne kadar Batı'nın ilmini değil ahlaksızlığını aldığımız söylense de, 15 önemli konuda Anadolu irfanı Batı'nın ilminden daha farklı şeyler söylemiyor.İşte 15 maddede Batı ilmi/felsefesi ve Anadolu irfanı...
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, 'İsrail Başbakanı'nın, Sayın Cumhurbaşkanımızın beyanının kınanması çağrısı ve Gazze'deki suçlarını unutturma çabası, insanlık adına utanç vericidir' dedi.Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi İbrahim Kalın, İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahu'nun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik sözlerine ilişkin yazılı açıklama yaptı.Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile birlikte 12 Ocak’ta Ankara’da düzenledikleri basın toplantısında Filistin’de geçen yıl yaşanan yıkım ve katliamın hafızalarda tazeliğini koruduğuna işaret ettiğini, binlerce masum Filistin vatandaşının hayatını kaybetmesine ve yaralanmasına yol açan saldırıların etkilerinin bugün de devam ettiğine dikkat çektiğini anımsatan Kalın, şu ifadeleri kullandı:'Sayın Cumhurbaşkanımız, İsrail Başbakanı’nın İsrail'in Gazze'de katlettiği kadın, çocuk ve gazetecilerin hesabını vermek yerine Fransa’da yaşanan elim terör olayını kınamak üzere gerçekleştirilen yürüyüşe katılma cüretini gösterebilmesini anlaşılamaz bulduğunu ifade etmiştir.'İsrail’in, 2014'ün temmuz ve ağustos aylarında, Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ne karşı sivil, kadın ve çocuk ayrımı gözetmeksizin gerçekleştirdiği saldırılar sonucunda bin 483’ü sivil 2 bin 205 Filistinlinin hayatını kaybettiğini, 11 binden fazla Filistinlinin de yaralandığını vurgulayan İbrahim Kalın, şunları kaydetti:'Ölenlerin 521’i çocuk, 283’ü kadındır. İsrail'in saldırıları sonucunda 20 bin Filistinlinin evi tahrip edilmiş, 110 bin kişi evsiz kalmıştır. İsrail’in saldırıları neticesinde 14 gazeteci de hayatını kaybetmiştir. İsrail, BM binalarını, okulları ve hastaneleri bombalamış, yaralıların tedavi edildiği kliniklere bile saldırmaktan geri durmamıştır. Sahilde oynayan çocukların hunharca katledilmesi, 21. yüzyılda insanlığın hafızasına kara bir leke olarak kazınmıştır.Ayrıca İsrail hükümeti Gazze’ye insani yardım götüren Mavi Marmara gemisine uluslararası sularda saldırmış ve 10 vatandaşımızı katletmiştir. Bu katliam bütün dünya tarafından en şiddetli şekilde kınanmıştır. Bu tablo ortadayken, İsrail Başbakanı’nın, Paris’te teröre karşı düzenlenen yürüyüşü kendi siyasi amaçları için istismar etmeye çalışması, Gazze’de öldürülen masum sivillerin hatıralarına saygısızlık olduğu gibi uluslararası kamuoyuna karşı da zavallıca bir siyasi şov yapma arzusundan başka bir anlam taşımamaktadır.''İsrail, Filistin halkının hak ve hukukuna saygı göstermeyi öğrenmelidir'Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi İbrahim Kalın, 'İsrail Başbakanı'nın 14 Ocak günü Sayın Cumhurbaşkanımızın beyanının kınanması yolunda çağrıda bulunması ve Gazze'de işlediği suçları unutturmaya çalışması, insanlık adına utanç verici ve ikiyüzlü bir durumdur' değerlendirmesinde bulunarak, şöyle devam etti:'Öte yandan başta Fransa Cumhurbaşkanı Sayın Hollande olmak üzere önde gelen tüm dünya liderlerinin Paris’teki terör olaylarını İslam ile ilişkilendirmekten özenle imtina ettiği bir dönemde, Netanyahu'nun 'İslami terör' ifadesini kullanarak bu saldırıları açıkça İslam ile ilişkilendirmeye çalışması tek kelime ile İslamofobik bir tavırdır ve kabul edilemez.İsrail Başbakanı'nın Paris saldırısını ve terör karşıtı yürüyüşü kendi siyasi çıkarları için kullanmaya çalışması esef vericidir ve herkes tarafından kınanmalıdır. İsrail hükümeti, antsemitizmin arkasına sığınarak başkalarına saldırmak yerine kendi saldırgan ve ırkçı politikalarına son vermeli ve Filistin halkının hak ve hukukuna saygı göstermeyi öğrenmelidir.'Emel Öz - Kadir Karakuş, AA
Portekiz Futbol Federasyonu, kuruluşunun 100. yılı dolayısıyla Ronaldo'ya 'yüzyılın en iyi Portekizli futbolcusu', Mourinho'ya da 'yüzyılın en iyi Portekizli teknik direktörü' ödüllerini verdi.Portekiz Futbol Federasyonu (FPF), Real Madrid'te forma giyen Cristiano Ronaldo'yu Portekiz futbol tarihinin 'en iyi futbolcusu' seçti.FPF'nin kuruluşunun 100. yılı kutlamaları nedeniyle dağıtılan ödüllerde, geçen yıl hayatını kaybeden Eusebio ve 2009 yılında jübilesini yapan Luis Figo gibi Portekiz futbolunda öne çıkan iki yıldız ismi geride bırakan Cristiano Ronaldo, 'yüzyılın en iyi Portekizli futbolcusu' seçildi. Atletico Madrid'e karşı oynayacakları İspanya Kral Kupası maçından dolayı törene katılamayan Ronaldo'nun yerine menajeri Jorge Mendes ödülü aldı. Estoril kentinde düzenlenen törende konuşan Mendes, 'Bir Portekizli olarak bu seviyede çok büyük bir futbolcuya sahip olmak benim için gurur verici. Ronaldo, tarihin en büyük sporcusu' ifadelerini kullandı.FPF ayrıca 'yüzyılın en iyi Portekizli teknik direktörü' ödülünü de Chelsea'yi çalıştıran Jose Mourinho'ya verdi. Mourinho ödülü aldıktan sonra yaptığı konuşmada, 'Bu ödülü Portekiz futbolunun 100 yıllık tarihinde yer alan, en alttan en yükseğe kadar görev yapan, oynayan, teknik direktör olan veya hakemlik yapan herkese adıyorum' dedi.'Yüzyılın en iyi Portekizli hakemi' ödülünü Pedro Proenca'ya veren federasyonun belirlediği Portekiz futbol tarihinin 'en iyi ilk 11'i ise şu isimlerden oluştu:Kaleci Vitor BaiaDefans Fernando Coouto, Joao Pinto, Ricardo Carvalho, Humberto CoelhoOrta Saha Mario Coluna, Rui Costa, Luis FigoForvet Futre, Eusebio, Cristiano RonaldoEurosport
Hak ve Özgürlükler Partisi’nin (HAK-PAR) eski başkanı Kemal Burkay, “KCK’nın içinde 1000’den fazla MİT ajanı olduğunu” öne sürdü.Kemal Burkay, “Bugün Devlet ile KCK anlaştı söylemi doğru değil. Zaten KCK’nın ortaya çıkışında devletin parmağı var” dedi. Bugün TV’de Tarık Toros’un sunduğu “Merkez Siyaset” programına konuk olan Kemal Burkay şu değerlendirmelerde bulundu:“KCK öyle bir oluşum ki PKK’yı, PKK’nın çizgisindeki legal partileri, DTK’yı falan kapsayan çatı örgütü. PKK’yı ve PKK yanlısı kitleleri, kurumları legal ve illegal olarak denetlemek için devlet tarafından oluşturulmuş bir yapı.”“KCK aslında Kürtlerin mücadelesini yönetmek üzere oluşturulmuş bir yapı değil” diyen Burkay, sözlerini şöyle sürdürdü:“KCK, Kürt mücadelesini kontrol etmek için devlet tarafından oluşturulmuş bir yapı. Sizce 1.000 tane ajan çok önemli değil mi? Bakın savcılar bu konuda soruşturma yapmak istedikleri zaman feci şekilde engellendiler. Savcılara ‘Ne yapıyorsunuz devletin sırlarını mı açığa vuruyorsunuz?’ dendi.”Zete
'Dünden beri olan gelişmeler stabil durumda. Durum kontrol altında. Olumsuzluğa gidiş söz konusu değil. Giderek iyileşmeye yönelik belirtilerin ortaya çıkmasını bekliyoruz'Yaşar Kemal'in sağlık durumuyla ilgili İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Akif Karan açıklama yaptı. Karan, 'Dünden beri olan gelişmeler stabil durumda. Durum kontrol altında. Olumsuzluğa gidiş söz konusu değil. Giderek iyileşmeye yönelik belirtilerin ortaya çıkmasını bekliyoruz. Umutluyuz. Kısa zamanda daha iyi haberler vermeyi umut ediyoruz' dedi.Gülseli KENARLI -Özgür ARSLAN - İSTANBUL DHA
ANTALYA'nın Alanya İlçesi'nde Ramazan Günevi'nin, jandarma karakolunda askerler tarafından dövülüp 'işkence' yapıldığı iddiasıyla ilgili suç duyurusu üzerine savcılık, kaymakamlığın soruşturma izni vermediğini belirterek, 'işlem yapılmasına yer olmadığı' gerekçesiyle takipsizlik kararı verdi.Takipsizlik kararına mahkemede itiraz eden Avukat Münip Ermiş, bu gerekçenin yasada olmadığını, savcının yasada olmayan bir kavram keşfettiğini belirtti.Adana'dan Antalya'nın Alanya İlçesi'ne iş bulmak için gelen 21 yaşındaki Ramazan Günevi, 28 Haziran 2014 tarihinde Mahmutlar'da motosiklet kazasına karıştı. İddiaya göre Günevi, götürüldüğü Alanya Mahmutlar Jandarma Karakolu'ndaki erler tarafından dövüldü. Alanya'daki hastanede tedavisi yapılan Ramazan Günevi, akli dengesinin bozuk olduğu gerekçesiyle Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne sevk edildi. 30 Haziran'a kadar burada kalan Günevi, aniden fenalaşınca, Manisa Devlet Hastanesi'ne sevk edildi. Günevi'nin akciğerlerinin su topladığı ve böbreklerinin yeterli düzeyde çalışmadığı belirlendi.'İŞLEM YAPILMASINA YER OLMADIĞI' GEREKÇESİTedavisine devam edilen Günevi'nin avukatı Münip Ermiş, Alanya İlçe Jandarma Komutanlığı görevlileri hakkında 'işkence', 'sahte belge düzenlemek', 'suç delillerini yok etme', 'öldürmeye teşebbüs', 'kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma' ve 'suçu bildirmeme' iddialarıyla Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.Jandarma kolluk görevlileri tarafından işkenceyle gözaltına alındığı ve işkencenin Mahmutlar Jandarma Karakolu'nda devam ettiği ve Günevi'nin yaşamsal tehlike geçirecek derecede yaralandığı iddiasındaki suç duyurusuna ilişkin savcı, Alanya Kaymakamlığı'ndan soruşturma izni istedi. Ancak kaymakamlık soruşturma izni vermedi.Bunun üzerine savcılık, geçen 8 Ocak'ta 'takipsizlik' kararı verdi. Takipsizlik kararının gerekçesinde ise 'işlem yapılmasına yer olmadığı' ifadelerine yer verdi.'YASADA BÖYLE BİR KAVRAM YOK'Günevi'nin avukatı Münip Ermiş, takipsizlik kararına 13 Ocak'ta Alanya Sulh Ceza Mahkemesi'nde itiraz etti. Savcının görev, yetki ve sorumluluğunun CMK 160 ila 174'üncü maddelerde açıkça tanımlandığını belirten Münip Ermiş, Bunlar 'iddianame düzenlemek', 'kovuşturmaya yer olmadığı kararı vermek' ya da 'kamu davasının açılması kararının ertelenmesi kararı' vermektir. Bunun dışında, soruşturma makamının başka türlü bir işlem tesis etmesi hukuken mümkün değildir. Burada tesis edilen işlem ise 'işlem yapılmasına yer olmadığı' şeklindedir. 5271 sayılı Kanunda soruşturma makamının 'işlem yapılmasına yer olmadığı' kararı verebileceğine ilişkin bir düzenleme olmadığı gibi yasanın hiçbir yerinde bu kavram geçmemektedir' dedi.'UYGULAMA YASADIŞI'Alanya Savcısı'nın yasada olmayan bir kavram keşfettiğini kaydeden Ermiş, 'Savcı bu kararıyla, 'Gözaltında işkence suçunda ben yetkili değilim. Kaymakam da izin vermiyor' demiş oluyor. Gözaltında işkence ve hürriyet engelleme suçunda savcı doğrudan soruşturma yapmalıdır. 'İşkence' iddiasıyla yapılan suç duyurularında savcının soruşturma izni almasına da gerek yok. Direkt soruşturma açabilir. Kaldı ki soruşturma iznine tabi bir suç söz konusuysa, yapması gereken şey bölge idare mahkemesine bu kararın kaldırılması için itiraz başvurusunda bulunmaktır. İtiraz dilekçemizde savcının uygulamasının yasadışı olduğunu, belirttik. Şikayet dilekçemizi tekrar ettik' diye konuştu.'YETKİSİZ GÖRMESİ AKIL ALIR ŞEY DEĞİL'İşkence suçunda savcının kendisini yetkisiz görmesinin akıl alır bir şey olmadığını belirten Ermiş, Olağanüstü hal döneminde dahi görülmüş şey değil. Yani 'polis ve jandarma istediğine işkence yapar, savcılar bu işe karışmaz' demeye getirmektedir. Biz 'işkence', 'sahte belge düzenlemek', 'suç delillerini yok etme', 'öldürmeye teşebbüs', 'kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma', 'suçu bildirmeme' suçundan suç duyurusunda bulunduk. Savcı takipsizlik kararının 'suç' bölümünde 'görevi kötüye kullanma' ifadesini yazmış. Bunu da anlamak mümkün değil. Akıl alır şey değil' dedi.Mehmet ÇINAR/ANTALYA, (DHA)
Gazeteci Banu Güven'in Twitter adresi @banuguven Uygurtim adlı grubun hacker saldırısına uğradı.Hesabı ele geçiren grup, Banu Güven'in milletvekilleri ile yaptığı özel yazışmaların, Aylin Nazlıaka ve Mahmut Tanal'ın cep telefonu numaralarının ekran görüntülerini ve Kürt düşmanlığı içerikli tweetler paylaşmaya başladı.
Birbiri ardına tanıtılan akıllı valizlerden sonra şimdi de akıllı sırt çantaları kendini göstermeye başladı. AMPL Labs’ın tasarladığı bu akıllı sırt çantası, yetenekleriyle kendine hayran bırakıyor.Günümüz ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla geliştirilen ve “dünyanın en akıllı sırt çantası” olarak lanse edilen SmartBag, her gözünde bulunan toplam 7 USB girişi aracılığıyla dizüstü bilgisayar, akıllı telefon ve tabletleri şarj edebiliyor. İçerisindeki pil ile telefonları 2 veya 3 defa şarj etmek mümkün oluyor. Eğer bu şarj süresi yeterli gelmezse 59 dolara 18,5 wh TabletBoost pili satın alarak iPad Air 2‘ye 10 saatlik pil ömrü sağlanabiliyor. 139 dolara LaptopBoost alınarak ise 13 inç’lik Macbook Air, 14 saat daha çalıştırılabiliyor.
Piñata, Meksika'ya özgü olduğunu öğrendiğimiz ve içine şeker, sakız gibi tatlı yiyeceklerle veya oyuncaklarla doldurulan bir kuklanın yüksek bir yere asılması ile oynanan bir oyun. Burada da vinç yardımı ile ipin üzerine dizilen Piñata'ları ellerindeki değişik aletler ile parçalamaya çalışan, gerçek hayatta adeta bir video oyunu oynayan ekibi göreceğiz...
Uluslararası Uzay İstasyonu’nda bulunan güvenlik sisteminin sızıntı yaşandığı yönündeki uyarısı üzerinde ISS’te bulunan ekip, Rus modülüne sığındı.Uluslararası Uzay İstasyonu’nun (ISS) bir kısmı sızıntı nedeniyle tahliye edildi. Sızıntının yaşandığı bölgede bulunan astronotlar, Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki Rus modülüne sığındı.Tesiste meydana gelen olay ile ilgili bir açıklama yapan Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), durumun arızalı bir sensör yüzünden yaşanmış olabileceğini açıkladı. Bir açıklamada Rus Uzay Ajansı’ndan geldi. Rus yetkililer, sızıntının nedeninin ISS’nin havalandırma sistemi olabileceğini belirtti.Astronotların Rus modülüne geçmesinin ardından izole edilen bölmede incelemeler sürüyor.Konuyla ilgili resmi Twitter hesabından bir mesaj yayınlayan NASA, ISS ekibinin güvende olduğu bildirdi.Yeşil Gazete
Sultanahmet'te bir polisin ölümüyle sonuçlanan canlı bomba saldırısının faili Diana Ramazanova'nın ailesi, fotoğraflardan kızlarını teşhis etti.İstanbul Sultanahmet'te 6 Ocak'ta bir polisin ölümüyle sonuçlanan saldırıyı gerçekleştiren canlı bomba Diana Ramazova'nın ailesi, kızlarını resimlerden teşhis etti. Kesin sonuç için saldırganın annesi Rayzanat Ramazova'dan DNA testi için örnek alındı.Rus haber sitesi LifeNews, emniyet kaynaklarının açıklamasında DNA testinin İnterpol aracılığıyla yapılacağını açıkladı. Haberde 18 yaşındaki Diana Ramazova'nın Dağıstan'ın Derbent kentinde doğduğu ve oradan ailesiyle birlikte Moskova'ya taşındıkları belirtildi.Edinilen ilk bilgilere göre, Moskova'da bir mağazada çalışmaya başlayan Ramazova, internet aracılığıyla Türkiye'de yaşayan İdris adında biriyle tanıştı ve evlendi.Rus güvenlik güçlerinden edinilen bilgilere göre, Diana Ramazova Türkiye’de aktif bir şekilde 'işlenip' Rusya'da terör saldırısı yapmaya ikna edilmeye çalışıldı. Fakat henüz bilinmeyen bir nedenle bu saldırı İstanbul'da düzenlendi.Şüpheliler serbestOlayla ilgili gözaltına alınan 6 kişiden 3'ü, tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilmişti. Mahkeme, sorgularının ardından ikisi Dağıstanlı 3 kişinin serbest bırakılmasına karar verdi.Bu kişiler hakkında yurtdışına çıkış yasağından oluşan adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmedildi. Savcılık, şüphelilerin 'örgüt üyeliği' ve 'göçmen kaçakçılığı' suçlarından tutuklanmalarını istemişti. Gözaltındaki diğer 3 kişi de serbest bırakılmıştı.
Sauron'un Orta Dünya'yı ele geçirememesinin yüzlerce sebebi var. Kahramanlıklar, akıl, güç, özveri, dayanışma, cesaret, vs. Ancak bütün bunların yanında hiç de küçümsenmeyecek askeri sebepleri var. Uruk Hai'lerin kafasızlığı, basiretsizlikler, düzensizlik, komuta eksikliği, vb. Sizler için bu askeri sebepleri derlemeye çalıştık.
Tyler Falbo'nun yönettiği kısa filmde, kolisini taşımaya yardım ettiği kadının aracının bagajındaki erkek cesedini gören adamın ne yapacağını bilememesi ve korku dolu anları anlatılıyor...
Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı, Türkiye’de sadece medyanın değil, tüm kesimlerin baskı altında olduğunu söyledi. Dumanlı, “Neredeyse eli kalemli adamlar, eli bıçaklı IŞİD militanları gibi konuşuyor. Kanun, anayasa, yasa bunların hepsi askıya alınmış durumda. İş adamları, sivil toplum örgütleri, partiler baskı altında. Bir gazeteye polis baskınına ses çıkarmayanlar gitsin tekstille uğraşsın.” dedi.Gazetecilerin ve akademisyenlerin katıldığı ‘Türkiye’de basın özgürlüğü ve demokrasi’ konulu panele katılan Ekrem Dumanlı, 14 Aralık’ta medyayı hedef alan operasyonu değerlendirdi. “Bu operasyonun gazetecilikle alakası yok!” diyenleri eleştiren Dumanlı, “Samimiyetle ve üzülerek söylüyorum; daha iki gün önce bu ülkenin Başbakanı, anlamıyorum yani Başbakanın haberi yok, yanındaki arkadaşların da mı haberi yok? Osman uyuma sayın başbakanı bilgilendir diye, bir zamanlarda arkadaşlık yaptığım arkadaşa seslenmek istiyorum. Hala bunun gazetecilikle alakası yok diyor. Savcı beye soruyorum; bütün mesele iki yazı bir haber midir? ‘Evet’ diyor. Mahkemede hakim beye soruyorum ‘evet’ diyor. Fakat nasıl oluyorsa bu ülkenin siyasetçileri gazetecilikle ilgili değil diyebiliyor. Neyle ilgiliyse söyleyin o zaman onunla yargılanalım. Hakim beye de onu söyledim. ‘Bir suç unsuru varsa 10 sene yatmaya razıyım’ dedim. Ama uydurmaya gerek yok. Sayın Hidayet Karaca Bey’in durumu bundan daha komik, daha üzücü, daha absürt bir şey.” diye konuştu.‘TÜRKİYE’DE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ HİÇ BU KADAR VAHİM BİR NOKTAYA GELMEDİ’Türk medyasında herkesin bir hesabı olduğunu belirten Dumanlı, şöyle devam etti: “Herkesin bir bakkal hesabı var. Arkadaş arabanın motorunu söküyorlar sen niye bagajıyla uğraşıyorsun? Türkiye’de basın özgürlüğü hiç bu kadar vahim bir noktaya - 12 Eylül darbesi dahil- gelmedi. Sadece medya değil herkes baskı altında. Bir istatistiği var mıdır Anadolu’da, büyük çaplı, orta ölçekli işletmelerin sahipleri AK Partili değilse kaç yüz, kaç bin maliye görevlisi bu adamaların iş yerlerini kuşatmıştır? Bunun bir istatistiği var mı? Ama sokağa çıktığınız zaman neredeyse minik marketler bile maliyecilerin gitmediğini söylüyor. Nedir bu? Bir partiye üyeyseniz, aktivisti iseniz bütün maliye sizin emrinizde, devlet imanları sizin elinizde o partiye karşı küçük bir endişeniz, şehriniz varsa kapınızdan maliye memurları ayrılmıyor. Bu nasıl bir şey?”Sosyal medyada ‘aktroller’ ismiyle bilinen bir gruptan bahseden Dumanlı, “Ne olduğu belirsiz, cesaretlerini kimden aldıklarını anlayamadığım ve bir büyük yobazlaşmanın öncüsü olarak gördüğüm… Bir yozlaşmadan bahsediliyor ama daha tehlikelisi yobazlaşmadan söz etmek mümkün. Neredeyse eli kalemli adamlar eli bıçaklı IŞİD militanları gibi konuşuyor. Kanun, anayasa, yasa bunların hepsi askıya alınmış durumda. İş adamları, sivil toplum örgütleri, partiler baskı altında.” dedi.‘BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN DAYANIŞMAYA İHTİYAÇ VAR’Basın özgürlüğü mesafe almak istiyorsa, en azından asgari düzeyde bir dayanışmaya ihtiyaç olduğunu ifade eden Dumanlı, “Mesela dün akşamki Cumhuriyet gazetesine yapılan baskın. O dergi basılırdı basılmazdı bunun tartışması, etik tartışması, medya ilkeleri, basın ilkeleri tartışması ayrı bir konu ama en basitinden şuna karşı çıkmamız lazım; buna karşı çıkmayanlar gazeteciliği bırakmalı, tekstil işine ya da başka bir işe girmeli. Bir gazete yayınlanmadan yapılan polis kuşatması ancak ve ancak olsa olsa ya darbe dönemlerinde olabilir, yahut da cuntayla yönetilen bir ülkede olabilir. Daha gazete çıkmamış. Anne karnında ultrasonla zor görünen bebeğe müdahale etmeye kimin hakkı vardır? Bugün bir karikatür dergisinin seçkisiyle bunu yapan insanlar, başka bir gün başka bir şey, başka bir gün başka bir şey… Yani daha gazeteler yayınlanmadan matbaanın önünü polisler mi kuşatacak? Buna neden sesimiz çıkarmıyoruz? Herkesin bir bagajı var. Zaman gazetesinde çalışan insanın da bir bagajı var, Cumhuriyet’te çalışanın da bir bagajı var. Arşiv zamanı geçti kardeşim. Basın gemisi batıyor. Battığı zaman da sağcısı, solcusu, muhafazakarı olmayacak. Mutlak bir itaat, el öpme, etek öpme, ayakaltı öpme. Arzu edilen şey bu.” şeklinde konuştu. Orhan Fırat - Halil Özcan, CHA
Başbakan Davutoğlu, Hz. Muhammed karikatürlerinin Türkiye'de basılmasının açık bir tahrik olduğunu söyledi. 'Basın özgürlüğü hakaret etme özgürlüğü anlamına gelmez. Bu ülkede Hazreti Peygamber'e hakaret edilmesine izin vermeyiz' dedi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, Brüksel'e hareketi öncesi Ankara'da, havalimanında gazetecilerin, Charlie Hebdo dergisinin son sayısındaki Hazreti Muhammed karikatürü ile Cumhuriyet gazetesinde, dergiden bazı seçkilerin yayımlanması sonrasında mahkemeden gelen yayın yasağıyla ilgili sorularını yanıtladı.'Türkiye'de birileri bu karikatürleri basarsa burada açık bir tahrik vardır' diyen Davutoğlu, 'Gelin bize saldırın, der gibi bir karikatür basarsanız güvenlik güçleri her türlü tedbiri alır. Bu baskı değildir' yorumunda bulundu.Davutoğlu şöyle konuştu:'Bu hususta tutumumuz ilkesel. Dünyanın her yerinde terör saldırılarına karşı durduk, bundan sonra da karşı olacağız. Türkiye teröre çok kurban vermiştir. Dünyanın hiçbir yerinde terörün olmasını istemeyiz. Bu nedenle Paris’teki yürüyüşe katıldık.İkinci ilkesel tutumumuz; basın özgürlüğü hakaret etme anlamına gelmez. Hele bu bizim kişiliklerimizden daha büyük anlam taşıyan ve alemlere rahmet olan Peygamberimize yapılmışsa basın özgürlüğü değildir. İnanmayabilirsiniz ama 1,5 milyar insanın inandığı ve alemlere rahmet olan bir Peygamber ile ilgiliyse bu hakaret içeren yayınlar, buna basın özgürlüğü denemez. Şahsına yönelik bir hakareti sabırla karşılayacak insanlar bile söz konusu Hazreti Peygamber olduğunda, buna müsamaha göstermeyecektir. Bu yayınlar açık bir tahriktir.'Bu ülkede Hz. Peygamber'e hakaret edilmesine izin vermeyiz'Türkiye de söz konusu olduğunda Hazreti Peygamber'e hakarete izin verilmez. Bunun ne kadar hassas bir süreç olduğu ilgili basın kuruluşları nezdinde ifade edilmiştir. Türkiye'de birileri bu karikatürleri basarsa burada açık bir tahrik vardır. Her bir Müslüman bütün varlığını ortaya koyacak şekilde bir hassasiyete sahiptir. Bu ülkede Hz. Peygamber'e hakaret edilmesine izin vermeyiz.Tahrik varsa, hakaret varsa ortaya çıkabilecek güvenlik problemini önlemek için her türlü önlem alınır. 'Gelin bize saldırın' der gibi bir karikatür basarsanız güvenlik güçleri her türlü tedbiri alır. Bu baskı değildir. Hakaretin ne sonuç doğuracağı bellidir.'Bu sözlerinden hareketle bir gazeteci Davutoğlu'na 'Basın kuruluşlarına bu ifade edildi' dediniz, biraz açar mısınız. Acaba söz konusu gazeteyle bir temasa mı geçildi?' sorusunu yöneltti. Başbakan şöyle yanıtladı:'Bu hassasiyetler kamuoyu nezdinde ifade edilmişti. Ayrıca ifade etmeye de gerek yok. Bu ülkede yaşıyorsanız Hazreti Peygamberin, bu ülkenin her kesimindeki insanın kalbinde ne ifade ettiğini bilirsiniz. Sayın Cumhurbaşkanı’nın verdiği tepki doğrudur. Nitekim Netanyahu Paris’te yalnızları oynadı. Paris’teki teröristler ne kadar insanlık suçu işledilerse; Gazze’de çocukları katleden, her fırsatta Filistinli'yi öldürmeyi doğal fırsat haline getiren bir hükümetin başı olarak Netanyahu insanlık suçu işlemiştir. Bundan kaçamaz. Orada bulunması insanlık vicdanı ile aynı perspektifte baktığını anlamına gelmez.Kim zulüm ederse onun karşısındayız. Zorba arıyorlarsa aynaya baksınlar.'Cumhuriyet gazetesi dünkü sayısında Charlie Hebdo'nun saldırılar sonrasında çıkardığı ilk sayısından bir seçki hazırlamış, derginin kapağındaki Hz. Muhammed çizimine bu seçkide yer vermemiş ancak gazetenin iki yazarı bu çizimi köşelerinde kullanmıştı.İsrail Başbakanı'nın sözleriDavutoğlu'na, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Paris'teki yürüyüşle ilgili İsrail'e yönelik sözlerine bu ülkenin başbakanı Binyamin Netanyahu ve Dışişleri Bakanı Yardımcısı Avidgor Liberman'dan gelen tepki soruldu. Başbakan şunları söyledi:'Sayın Cumhurbaşkanı’nın verdiği tepki doğrudur. Ben Paris’e gidene kadar İsrail Başbakanı'nın katılacağı belli değildi, son anda belli oldu, orada da yalnızları oynadı. Paris’teki teröristler ne kadar insanlık suçu işledilerse, Gazze’de çocukları katleden, her fırsatta Filistinli'yi öldürmeyi doğal fırsat haline getiren bir hükümetin başı olarak Netanyahu insanlık suçu işlemiştir. Bundan kaçamaz. Orada bulunması insanlık vicdanı ile aynı perspektiften baktığı anlamına gelmez. Kim zulüm ederse onun karşısındayız. Zorba arıyorlarsa aynaya baksınlar.'Cizre'deki çocuğun ölümüBaşbakan Davutoğlu, Cizre'deki olaylar sırasında başına isabet eden kurşunla hayatını kaybeden 12 yaşındaki çocuğun ölümü hakkındaki soruları yanıtlarken de, İçişleri Bakanı Efkan Âlâ'nın dile getirdiği açıklamaları yineledi. Davutoğlu, 'Bunun herhangi bir şekilde emniyet görevlilerinin kurşunu ile öldürülmesi söz konusu değil. Orada ne fiili bir müdahale oldu, ne de gaz kullanıldı' dedi.Cizre'de provokatörlerin olaylar yaratmaya çalıştığını söyleyen Davutoğlu, ilçeye yönelik özel bir tedbir alınıp alınmayacağına dair soruya, 'Türkiye'de alınması gereken tedbirler neyse, Cizre'de de onlar alınacaktır' yanıtını verdi ve vatandaşları sükûnete davet etti.Al Jazeera Turk
Sporda her an her şey olabiliyor. Uzatma dakikalarında yediği gollerle, maç boyu galip olan takım yenilebiliyor, yarışı önde götüren atlet, bitiş noktasına varmadan düşebiliyor. Bakalım bizim galerimizde hangi olaylar var?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2014 yılı Ekim ayı işsizlik rakamlarını açıkladı. Eylül ayında yüzde 10,5'le 3,5 yılın zirvesine çıkan işsizlik, Ekim ayında yüzde 10,4 olarak gerçekleşti. Tarım dışı işsizlik oranı yüzde 12,5 olarak kayıtlara geçti. Gençlerdeki işsizlik oranı ise yüzde 19,7. Her 5 gençten biri işsiz.Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi:'İşsizlik oranı ise yüzde 10,4 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 9,1 kadınlarda ise yüzde 13,3 oldu. Aynı dönemde tarım dışı işsizlik oranı yüzde 12,5 olarak tahmin edildi. 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı yüzde 19,7 iken, 15-64 yaş grubunda bu oran yüzde 10,6 olarak gerçekleşti.İstihdam oranı yüzde 45,7 olduEkim 2014 döneminde 15 ve daha yukarı yaştaki istihdam edilenlerin sayısı, 26 milyon 138 bin kişi, istihdam oranı ise yüzde 45,7 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 65, kadınlarda ise yüzde 26,8 olarak gerçekleşti.Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 5 milyon 404 bin kişi, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı ise 20 milyon 734 bin kişi olarak gerçekleşti. İstihdam edilenlerin yüzde 20,7’si tarım, yüzde 20,5’i sanayi, yüzde 7,7’si inşaat, yüzde 51,2’si ise hizmetler sektöründe yer aldı.İşgücüne katılma oranı yüzde 51 olarak gerçekleştiİşgücü nüfusu 2014 yılı Ekim döneminde 29 milyon 181 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise yüzde 51 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,5 kadınlarda ise yüzde 30,9 oldu.Kayıt dışı çalışanların oranı yüzde 35 olarak gerçekleştiHerhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların oranı 2014 yılı Ekim döneminde yüzde 35 olarak gerçekleşti. Bu oran tarım sektöründe yüzde 82,9 iken, tarım dışı sektörlerde yüzde 22,5 oldu.Mevsim etkilerinden arındırılmış istihdam ve işsiz sayısı arttıMevsim etkilerinden arındırılmış istihdam sayısı bir önceki döneme göre 132 bin kişi artarak 26 milyon 58 bin kişi olarak gerçekleşti.İstihdam oranı ise 0,2 puanlık artış ile yüzde 45,5 oldu.Mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlerin sayısında 2014 yılı Ekim döneminde, bir önceki döneme göre 9 bin kişilik artış gerçekleşti. İşsizlik oranı ise değişim göstermeyerek yüzde 10,6 oldu.Mevsim etkilerinden arındırılmış işgücüne katılma oranı bir önceki döneme göre 0,2 puanlık artış ile yüzde 50,9 olarak gerçekleşti. Ekonomik faaliyete göre istihdam edilenlerde en fazla artış 69 bin kişi ile hizmet sektöründe gerçekleşti.'Dünya
Ne için yaptık, neden yaptık bilmiyoruz ancak küreselleşen dünyada her gün karşınıza farklı milleten birilerinin çıkması olası. İstedik ki bu farklı ülke erkekleriyle birlikte olmadan önce onlar hakkında kısa bilgi sahibi olun. İşte 10 ülkenin erkekleri.Not: İçerikteki resimler nadide parçalardır lütfen baz almayınız.
Yusuf Namoğlu başkanlığındaki yeni MHK, 5'inci ve 6'ncı hakemlerin yetkilerini artırdı. Asıl görevleri çizgi hakemliği olan bu hakemler bundan böyle penaltı, elle oynama, faul gibi oyuna direkt etki edebilecek kararlarda orta hakemi yönlendirebilecek.Türkiye Futbol Federasyonu Merkez Hakem Kurulu'nda Zekeriya Alp'in istifasından boşalan başkanlık görevine getirilen Yusuf Namoğlu, ilk önemli icraati ortaya çıktı. Bundan böyle 5'inci ve 6'ncı hakemlerin yetkilerinin artırılacak.Asıl görevleri çizgi hakemliği olan 5'inci ve 6'ncı hakemlerin artık oyuna direkt etki eden penaltı, faul, elle oynama gibi önemli kararları verebilecek. Bugüne dek söz konusu hakemler, sadece orta hakem sorarsa bu tür kararlarda görüşlerini söyleyebiliyordu.NAMOĞLU: HERKES HAKEMLERE OYNUYOR!Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) tarafından Antalya'da düzenlenen 52. Yıl Sporun Zirvesi'nde bir konuşma yapan Namoğlu, taraftarından futbolcusuna dek futbol camiasındaki herkesin hakemleri etki altına almaya çalıştığını söyledi. Namoğlu, şöyle konuştu:'Hepimiz Avrupa'daki maçları izliyoruz. Hakeme etki konusunda futbolcularımız sert oynuyorlar, acımasızca müdahale ediyorlar. Rakibinin sakatlığını düşünmeden hareket edemiyor. Öncelikle meslektaşlarına saygı göstermeliler.Maalesef kart görüp oyun dışına çıkan futbolcuyu taraftarları alkışlıyor. İtiraz istatistiklerinde rekor kırılıyor. Bunları sadece hakemlerin çözmesine bırakmak yanlış. Aldatma için yapılan hareketler hakemlerin karar vermesini zorluyor.Rakibe saygı, empati, hoşgörü Olmalı. Ayağındaki topu her kaybeden bunun kendinden kaynaklandığını kabul etmeyerek yerde yatıyor ve faule maruz kaldığı intibasını yaratıyor ve yerden uzun süre kalkmıyor. Hakem futbolcunun sağlığını düşündüğü için oyunu durdurmak zorunda kalıyor, 50-60 m geriye koşmak zorunda kalıyor.'Hürriyet