İç Güvenlik Paketi Geçse Yırca ve Gerze'de Ne Olurdu?
Ekoloji Kolektifi, İç Güvenlik Paketi'nin ekoloji ve kent hareketi mücadelelerini de kökünden baltalayacağını belirterek yerel direnişlerin engellenme ve direnişçilerin de hapse atılma risklerine dikkat çekti. Ekoloji Kolektifi, Meclis Genel Kurulu'nda bekleyen İç Güvenlik Paketi'nin ekoloji ve kent hareketi mücadelelerini de kökünden baltalayacağını belirtiyor.Yükselen kent ve ekoloji mücadeleleriAçıklamada, Türkiye'de doğa varlıklarını, neoliberal piyasanın metası haline getiren uygulamalara engel olmak için son 20 yıldır yürütülen mücadelelerin Türkiye'nin en hareketli toplumsal eylem kümesini oluşturduğuna dikkat çekildi.'Toprağını, ağacını, suyunu, kentlerdeki tarihsel yaşam alanlarını korumak isteyen yurttaşlar direniş çadırları kuruyor, nöbetler tutarak hukukun çiğnenmesine engel olmaya çalışıyor. Bergama'da filizlenen bu yaşam alanı direnişleri Yuvarlakçay, Gerze, Loç, Fatsa, Ulukışla, Solaklı, Arhavi ve Fındıklı gibi yeni alanlarda yeni direnişlere de ilham oldu. Gezi'den Hevsel'e, Kısırkaya'dan Validebağ Korusuna pek çok mekân mücadelesi de doğmuş oldu.''Bu direnişlerin tam da bu sebeple polis, jandarma ve özel güvenlik şiddetine maruz kaldığını biliyoruz. Meşruluk çabası nafile olan bu şiddetin kamuoyu vicdanında açtığı yaralar, söz konusu projelerin ekonomik ve siyasi açıdan derin bir krize girmesine sebep oldu. İç Güvenlik Paketinin, metalaştırma ve mülksüzleştirme önündeki bu krizi aşmak amacıyla kullanılacağından, kent/kır direnişlerini hedef alacağından şüphemiz yoktur.'Müdahale, hapis, kararı uygulatmamaDirenişler savcıya sormadan kolluk tarafından dağıtılacak: Ceza Muhakemesi Kanununda yapılacak düzenlemeyle polis toplu işlenen suçlarda 48 saate kadar gözaltı yapabilecek, bu gözaltı için savcıdan izin almayacak. İl İdaresi Kanununun 11’inci maddesine ilave edilen fıkralarsa, valilere “lüzumu halinde suçun aydınlatılması için” kolluğa doğrudan emir verme yetkisi tanıyacak. Bir yerel direnişin suç unsuru taşıdığını tespit eden vali, adli soruşturma sürecine kendi kendine müdahil olarak direnişlerin bitirilmesi yönünde talimat verebilecek.Çevre-kent direnişçisine hapis cezası: Yerel direnişçilerin en çok karşılaştığı, görevli memura görevini yaptırmamak için direnme, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefet ve mala zarar gibi suçlamaların çeşitli düzenlemelerle daha ağır hapis istemleri içermesi ile tutuklama yolunun açılması, yerel yaşam direnişlerine etki edecek.Yargı kararlarını uygulatılamayacak: Talanın en yoğun hissedildiği kıyılar ile jandarmanın görev yaptığı bölgelerdeki yatırımlar, tasarının geçmesi halinde ortaya çıkacak kolluk-mülki amir bütünleşmesinden önemli ölçüde faydalanacak. Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu, Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu, İl İdaresi Kanunu ve TSK İç Hizmet Kanununda yapılacak değişikliklerle generaller dışındaki personel atamaları doğrudan İçişleri Bakanı tarafından gerçekleştirilecek ve görevden uzaklaştırılabilecek. Yerelde vali ve kaymakamların yazacağı raporlarsa, jandarma ve sahil güvenlik personelinin atama ve terfilerinde temel kriter olacak. Bu yolla, ilgili bölge sakinlerinin rızası dışında planlanan projeler hakkındaki yürütmeyi durdurma veya iptal kararlarının uygulanmasının daha da zorlaşacağı tahmin ediliyor. Şirketlerin uymadığı yargı kararlarının uygulanmasında zaman zaman jandarmaya yapılan şikâyetler yoluyla hukuksuz inşaatlar mühürlenebiliyordu. Öte yandan son dönemde şirketlerin yerel direnişleri kırmada başvurduğu bir diğer yol olan özel güvenlik şiddetine karşı da jandarma kimi zaman engel teşkil edebiliyordu.Paket uygulansaydı  mücadeleler nasıl gelişirdi?Andon: HES projelerine karşı açtıkları davaları kazanan Rizeliler, yargı kararlarını uygulamaya direnen şirket ve yerel idareye karşı yaptıkları eylemler yüzünden 'kendilerinin ve başkalarının can güvenliğini tehlikeye düşürdükleri' gerekçesi ile bölgeden uzaklaştırılabilir, 48 saat gözaltında tutulabilir ve HES inşaatları hukuksuz şekilde devam edebilirdi.Loç Vadisi: Orya Enerjinin gerçekleştirmek istediği HES çalışmalarının yapıldığı bölgede pek çok defa HES şirketi yetkilileriyle karşı karşıya gelen Kastamonu Loç Vadisi sakinleri, yaşamlarının kaynağı olan sularını müdafaa ettikleri için aralarında mala zarar, basit yaralama, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali, hakaret ve tehdit gibi pek çok suçtan yargılanıyor. Paket yürürlükte olsaydı pek çok yurttaş ağır hapis cezalarıyla yargılanabilir, hatta pek çoğu kolluk tarafından “suçüstü” sonrasında tutuklanabilir, böylelikle Loç Vadisine can suyu bile bırakmayacak HES projeleri yürürlüğe konabilirdi.Gerze: Termik santral projesi kapsamında neredeyse OHAL şartları uygulayan jandarma ve polise direnen Gerze ve Yaykıl Halkı ağır para cezaları ve tutuklama cezaları ile karşılaşabilirdi. Bu nedenle direnişin gücü yıpratılabilir, kamuoyunun tepkisine rağmen ÇED olumlu kararı verilebilir ve proje hayata geçirilebilirdi.İztuzu: Muğla’nın Ortaca İlçesi Dalyan Mahallesinde bulunan İztuzu Plajının işletmesinin özelleştirilmesinin ardından, işletme haklarını alan şirket plaja dozerlerle girip istediği düzenlemeleri yapmak için harekete geçti. Yargıdan kumsalın korunmasını öngören kararlar da çıkarken, haftalar süren yurttaş direnişi sonunda kumsal üzerindeki baskı şimdilik ortadan kalktı. Dozerler karşısında savunma eylemleri yaparak bölgeyi terk etmeyen yurttaşlar, Paket yürürlükte olmuş olsaydı kolaylıkla bölgeden uzaklaştırılabilir, direniş şirket ve Bakana geri adım attıracak kadar büyüyemez, İztuzu Kumsalı da dozerlerce yeniden tasarlanmış olurdu.Yırca: Yargı kararlarına ve nöbetlerine rağmen binlerce zeytin ağacının katledilmesine engel olamayan halk, vali ve kaymakam emri ile daha ilk günden topyekûn dağıtılabilir, ve hukuksuz termik santral projesini engelleyemeyebilirdi.Bianet
CHP'den MİT'e Suçlama
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 'paralel yapı' ile işbirliği yaptıkları yönündeki haber ve iddialarla ilgili olarak MİT'i suçladı. CHP Sözcüsü Haluk Koç ise MİT içinde bir bakanın talimatıyla hareket eden ve CHP aleyhine haberler yaptıran bir ekip oluşturulduğunu savundu. CHP suç duyurusunda bulunacak.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Mersin'den gelen kanaat önderleriyle kahvaltıda bir araya geldi. Kılıçdaroğlu, CHP'li bazı milletvekillerinin Twitter üzerinde 'Fuat Avni' isimli hesapla yazıştığı ve CHP'li milletvekillerine kaset şantajı yapıldığı iddialarına tepki gösterdi.Kılıçdaroğlu 'Okuyunca ben de şaşkınlığa düşüyorum. Bu kadar büyük, deli saçması şeyler nasıl uydurulabiliyor? Onların, MİT üzerinden, açıkça söyleyeyim Milli İstihbarat Teşkilatı üzerinden oluşturulduğunu çok iyi biliyoruz. Hangi dairelerden kaç kişinin görevlendirildiğini biliyoruz' dedi.Kılıçdaroğlu Türk Dil Kurumu üzerinden CHP'ye para aktarıldığı iddiasının hatırlatılması üzerine şunları söyledi:'Peki bu hükümet nerede? Niye bulmuyor bu paralarımızı? Bize versin bari. Nerede bizim bu paralarımız. 'İsviçre bankalarında paralarımız varmış'. Ya varsa bize haber versinler, hesap numarasını versinler, gidip bir an önce alalım. Gerçekten paraya ihtiyacımız var, seçimler de geliyor zaten. Hayatımda duyduğum en saçma şeyler. Havuz medyasının bir diğer özelliği haram medyası, şimdi yalan medyası oldu. Bu kadar iğrenç iftiralarla ben ilk kez karşılaşmıyorum. Ben, Ankara'da bulunduğum sırada, 'Almanya'da saunaya gidip eğlendiğim' haberleri çıktı. Bereket versin, o tarihte ben Ankara'dan İstanbul'a Türk Hava Yolları ile gidiyordum ve elimde uçak bileti vardı. Bu kadar ahlaksız insanlar. Rahmetli annem derdi ki; 'Allah bizi kuru iftiradan saklasın'. Aynen öyle, Allah bizi kuru iftiradan saklasın.'Kılıçdaroğlu 'İftiraların yoğunlaşmasının nedeni CHP'nin yükselişidir' dedi ve kimsenin CHP'nin iktidar olmasını engelleyemeyeceğini savundu.
Öcalan’ın 10 Maddelik Yol Haritası
Öcalan’ın yol haritasında, anadil, terör yasaları ve dağdan inişle ilgili düzenlemeler var.Çözüm sürecinde taraflar arasında silahsızlanma aşamasının zamanlaması TBMM’ye gelen iç güvenlik paketiyle krize dönerken, 10 maddelik yol haritasında Kürt statüsü, anadil ve kültürel hakların anayasaya girmesi, seçim barajının kalkması, partilere Hazine yardımının eşit dağıtılması, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın kabulü, terör yasalarının yürürlükten kaldırılması gibi pek çok adım yer alıyor.Hükümetin müzakere taslağıyla ilgili çekince koyması ve hiçbir adım atmaması üzerine Öcalan, taslaktan hareketle çözüm sürecinde atılacak adımların bulunduğu her iki tarafa da yükümlülükler veren 10 maddeden oluşan yeni bir yol haritası hazırladı.Cumhuriyet gazetesinden Mahmut Lıcalı'nın haberine göre, Kandil, yol haritasına onay verirken, hükümet silahsızlanma aşamasının öncelikli olarak yapılmasını talep etti. TBMM Genel Kurulu’nda görüşmelerine geçilmeden kavgaların yaşanmasına neden olan İç Güvenlik Paketi süreçteki olağan trafiğin de aksaması ihtimaline yol açtı. HDP kaynaklarından edilinilen bilgiye göre Öcalan’ın müzakere taslağından faydalanarak hazırladığı ve taraflara sunulan yol haritasının ilk başlığını müzakerelere geçilmesi oluşturuyor. Müzakere heyetinin kurulması, İmralı’da Öcalan için sekretarya kurulması ve müzakere sırasında denetleme görevi yapacak izleme heyetinin belirlenmesi gibi adımlar da ilk maddede yer alıyor. Yöntem konusunda da tarafların müzakere sırasında alacağı kararların tutanak altına alınması tarafların atacakları adımlara ilişkin takvimlendirme yapması düzenleniyor.Yeni yol haritasında yer alan diğer maddeler ve öngörülen düzenlemeler özetle şöyle:Demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması Siyasi Partiler Yasası’nın yürürlükten kaldırılması. Hazine yardımının eşit bir şekilde tüm partilere dağıtılması. Yüzde 10 seçim barajının tamamen kaldırılması.Terör yasalarında değişiklik Terörle Mücadele Yasası’nın kaldırılması. Ceza Muhakemeleri Yasası’nda değişiklikler ve yasal mevzuatta ilgili düzenlemelerin ele alınması.Özgürlükçü, eşitlikçi ve demokratik anayasa Kürt statüsünün anayasaya girmesi. Anadilde eğitim hakkı, kültürel hakların anayasada yer alması. Fikir ve düşünce özgürlüğüyle ilgili anayasal güvence.Toplumsal dinamiklerin taleplerinin karşılanması Kadın, gençlik ve çevre sorunlarıyla ilgili başlıkların ele alınması ve bu konularda düzenleme yapılması. Kadın meclislerinin kurulması.Cezaevlerinin boşalması Cezaevlerinde terör suçları kapsamında hükümlü bulunan kişilerin süreç kapsamında alınacak yolla birlikte tahliye edilmesi. Bu kişilerin topluma kazandırılması için alınacak tedbirler.Yerel yönetimlere yetki verilmesi ve güçlendirilmesi Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın kabul edilmesi. Türkiye genelinde bölge meclislerinin kurulması, yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılması.Silahsızlanma ve normalleşme Müzakere kapsamında ele alınacak tüm başlıkların ardından örgütün Türkiye’deki silahlı faaliyetlerine son vermesi ve silahsızlanma aşaması.Dağdan inişlerle ilgili tedbirler Silahsızlanmayla birlikte dağdan inişlerle ilgili ekonomik, sosyal tedbirlerin alınmasıyla ilgili düzenlemeler.
Beynimizin Sadece Yüzde 10’unu mu Kullanıyoruz?
Beyinle ilgili birçok yanlış inanış var. Bunlardan biri de beynimizin sadece yüzde 10’unu kullandığımıza dair algıdır.Herkesin hoşuna gider buna inanmak. Çünkü geri kalan yüzde 90’ı da kullanmayı öğrendiğimizde daha zeki, başarılı ve yaratıcı olabileceğimiz umudunu barındırır. Ama ne yazık ki doğru değildir.Her şeyden önce neyin yüzde 10’u sorusunu sormak gerekir. Eğer söz konusu olan beyin bölgelerinin yüzde 10’u ise bu tez çok çabuk çürütülebilir. Nörologlar manyetik rezonans görüntüleme ya da MRI denen teknikle, insan bir şey düşünürken ya da yaparken beynin hangi bölümlerinin harekete geçtiğini gözleyebiliyor.Yumruğumuzu sıkıp gevşetmek gibi basit bir hareket ya da birkaç kelime söylemek bile beynin yüzde 10’undan daha büyük bir bölümünün harekete geçmesini gerektiriyor. Hiçbir şey yapmadığımızı sandığımız anda bile beynimiz oldukça meşguldür; nefes alma ve kalp atışı gibi fonksiyonları kontrol ediyor ya da yapılacak işler listesini hafızaya alıyordur.
Oktay Saral: 'Kürkçü'ye 4-5 Yumruk Savurdum'
Meclis Genel Kurulu'nda İç Güvenlik Paketi görüşmeleri sırasında çıkan kavganın tartışmaları sürüyor. Dün HDP'li Ertuğrul Kürkçü tarafından mümkün olan her yerde muhalefete saldırdığı ifade edilen ve tokmağı fırlatan kişi olduğu açıklanan AK Parti Milletvekili Oktay Saral Star Tv'de o anları anlattı:'Ben sabrımın sonuna kadar bekledim. Sonra kürsünün oraya gittim. Hasip Kaplan dün normal bir insan olmadığını gösterdi. İnsanı çıldırtacak söylemler içerisinde bulunuyorlar. Pervin Buldan ve Sebahat Tuncel, Mustafa Elitaş'ı kıskaca almış. Gittim Sebahat Hanım'a 'Utanmıyor musunuz? Sizin ne işiniz var burada' dedim. Sebahat Tuncel'e vurmadım sadece ittim. Sonra Ertuğrul Kürkçü geldi. Yakasından tuttum. Hiçbir şey yapmadım. O benim yakamdan tuttu, ben onun yakasından tuttum biraz gittik. Hakaretvari konuşmaya başladı, 4-5 yumruk salladım. Yalan yok ben açık yüreklilikle konuşuyorum.'CHP’li vekillerin de araya girmesinin ardından tokmağı eline refleks olarak aldığını savunan Saral,“Aldım attım. Ama üzerilerine vurup vurmadığımı bilmiyorum”  ifadesini kullandı. Saral “Ben kavgacı değilim” diyerek kendini savundu.
Reklam
34. İstanbul Film Festivali Onur Ödülleri Sahipleri Belli Oldu
İstanbul Film Festivali tarafından her yıl sinemaya gönül ve emek veren isimlere takdim edilen Sinema Onur Ödülleri sahipleri belirlendi.34. İstanbul Film Festivali Sinema Onur Ödülleri yönetmen ve yapımcı Yılmaz Atadeniz , müzisyen Cahit Berkay , oyuncu Nebahat Çehre, senarist ve yönetmen Safa Önal ve oyuncu Süleyman Turan ’a takdim edilecek. İstanbul Film Festivali’nin Sinema Onur Ödülleri , 3 Nisan Cuma gecesi Lütfi Kırdar Sergi ve Kongre Sarayı’nda gerçekleştirilecek 34. İstanbul Film Festivali Açılış Töreni’nde takdim edilecek.
Rus Mafya Babalarına Ait Akıllara Zarar 18 Mezar Taşı
Aşağıdaki fotoğraflar, Organizatsiya'nın (Rus mafyası) kendine has bir kültür geliştirdiğinin adeta anıtsal kanıtları. Bu pahalı ve görkemli mezar taşlarını hangi maksatla yaptırdıklarını bilmiyoruz. Ölenlerin hatıralarına saygı ya da bir meydan okuma aracı olabilirler. Belki her ikisi de... Ne var ki, oldukça dikkat çekiciler.
Reklam
Ankara-Erivan İlişkileri Yeniden Buzdolabında
Türkiye ile Ermenistan arasındaki protokollerin geçerliliğini tamamen yitirmesi, iki komşu ülke arasındaki yakınlaşma çabalarını yeniden rafa kaldırdı. Uzmanlar, gelişmeleri DW Türkçe'ye değerlendirdi.Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan'ın Türkiye-Ermenistan arasında 6 yıl önce imzalanan protokolleri Ermenistan Parlamentosu'ndan geri çekmesiyle Türkiye-Ermenistan arasındaki yakınlaşma çabaları bir kez daha donmuş oldu. İki komşu ülke arasındaki normalleşmenin yakın zamanda gerçekleşmesinin mümkün olmadığını dile getiren uzmanlar, Ermenistan'ın Rusya ile Türkiye'nin ise Azerbaycan ile yakın ilişkilerinin çözümün önündeki en büyük engeller olduğu görüşünde.Ankara ve Erivan arasındaki ilişkiler, bir kez daha tamamen durma noktasına geldi. İki ülke arasındaki sorunların ortadan kaldırılması ve ilişkilerin normalleştirilmesi amacıyla 2007 yılında İsviçre'nin arabuluculuğu ile başlatılan süreç, 10 Ekim 2009'da “Diplomatik İlişkilerin Tesisi Protokolü” ile “İkili İlişkilerin Geliştirilmesi Protokolü”nün imzalanması ile yeni bir aşamaya girmişti.Sarkisyan protokolleri geri çektiBu protokol ile iki ülke arasında 'ortak sınırların açılması', 'iki ülkenin dışişleri bakanları başkanlığında, hükümetler arası komisyon ve alt komisyonlarının çalışma kurallarını hazırlamak üzere bir çalışma grubunun oluşturulması' ve 'hükümetler arası komisyonun ilk toplantılarının düzenlenmesi' kararlaştırılmıştı. Ancak geçen süre zarfında her iki ülkenin tutumu, protokollerin 2010 itibariyle dondurulmasına neden olmuştu.'Ermeni soykırımı' tartışmaları devam ederken 1915 olaylarının 100'üncü yılına denk gelen 2015, iki ülke ilişkilerinin daha da sertleşmeye başladığı bir yıl oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 Nisan'da Çanakkale Savaşları'nın 100'üncü yıldönümü dolayısıyla düzenlenecek törenlere Ermenistan'ı da davet etmiş, ancak Sarkisyan'dan olumsuz yanıt almıştı. Ermenistan'ın dondurulmuş bulunan protokolleri ulusal meclisinden geri çekmesi ile de iki ülke arasındaki çözüm umudu bir kez daha rafa kalkmış oldu.“Protokoller ölmüş tü, şimdi gömüldü”Deutsche Welle Türkçe'ye konuşan Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cengiz Aktar, protokollerin ne Türkiye ne de Ermenistan için anlamı kaldığını belirterek, “Protokoller çoktan ölmüştü. Şimdi gömülmüş oldu” diyor. Ermenistan'ın üzerindeki Rusya etkisinin neredeyse hukuki bir hal aldığını dile getiren Aktar, “Rusya şu anda Türk-Ermeni ilişkilerin gelişmesi konusunda herhangi bir girişimde bulunmuyor. Ermeni tarafı da Türkiye'den 2015 dolayısıyla daha mutedil bir açıklama gelmeyeceğine karar verdi. Erdoğan'ın 24 Nisan daveti de rencide edici bulundu” diye konuşuyor.Türkiye'nin ise seçim ortamı nedeniyle iç politikada Ermenistan ile ilgili yumuşak bir adım atmaktan çekindiğini ifade eden Aktar, “Öte yandan Azerbaycan'ın sert tavrı da Türkiye'yi Ermenistan'la ilişki kurmaktan alıkoyan bir faktör. Önümüzdeki 10 yıl boyunca radikal bir değişiklik olmadıkça, Türkiye ve Ermenistan ilişkilerinde bir ilerleme olmayacak” değerlendirmesinde bulunuyor.“ İki tarafın da kaybettiği oyun”Her iki tarafın da ilişkilerin geliştirilmesi için bazı önerilerde bulunduğunu ancak bu önerilerin ilişkilerde iyileşmeden çok gerilimi artırdığını öne süren Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Beril Dedeoğlu da “Ermenistan kendi söylemini uluslararası siyasette dinamik tutmak isterken, Türkiye de hiçbir şey yokmuş gibi davranmayı tercih ediyor” yorumu yapıyor.Türkiye'nin Ermenistan'a yönelik somut adımlar atmamasının arkasında Azerbaycan ile kurduğu güçlü ilişkilerin olduğuna dikkat çeken Dedeoğlu, “Öte yandan bölgede Rusya'nın dahil olmadığı bir yakınlaşmaktan söz etmek mümkün değil. Taraflar jest olarak değerlendirilebilecek küçük adımlar bile atmıyor. Örneğin karşılıklı acıların paylaşılması veya ticaret kanallarının açılmasına dönük adımlar atılabilir. Ama her iki taraf da bu yakınlaşmanın siyasi sonuçlarından çekiniyor. Bu, iki tarafın da kaybettiği bir oyun” diye konuşuyor.Dedeoğlu'na göre, mevcut durumda Türkiye dış politikada Ermeni sorunu üzerinden baskı görmeye, Ermenistan ise Rusya'nın güdümünde kalmaya devam edecek.“Azerbaycan ile ticari ilişkiler belirleyici”İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mensur Akgün ise küresel güçlerin Türkiye-Ermenistan yakınlaşmasına ilgisiz davrandığına dikkat çekiyor. ABD, Avrupa Birliği ve Rusya'nın iki ülkenin yakınlaşması için herhangi bir girişimde bulunmadığına işaret eden Akgün, “Şu anda tüm güçlerin farklı ajandaları var. Açıkçası Türk-Ermeni ilişkilerini gündemine alan herhangi bir ülke yok” diyor.Tarafların yakınlaşmasındaki en kritik ülkenin Azerbaycan olduğunun altını çizen Akgün, “Azerbaycan ile duygusallığın ötesinde çok büyük finansal ve ticari ilişkiler var ve bu ilişki her geçen gün gelişiyor. Oysa Ermenistan ile ilişkilerin ticari açıdan da kayda değer bir getirisi olmayacak Türkiye için. Azerbaycan doğalgaz ve petrol kaynakları ile yatırım iklimi ile Türkiye açısından çok daha önemli” diye konuşuyor.Avrupa ülkelerinin de Azerbaycan ile ticari açıdan güçlü bağları olduğunu hatırlatan Akgün, “Dolayısıyla protokollerin gündemden düşmesi ya da 1915'in yüzüncü yılında herhangi bir yakınlaşmanın sağlanmaması, kimseyi çok fazla rahatsız etmiyor. Şu aşamada tüm girişimler durdurulmuş gözüküyor. Kimse Azerbaycan'a rağmen bir çözümü zorlamak istemiyor” değerlendirmesi yapıyor. Türkiye'nin 7 Haziran seçimleri sonrasında Ermenistan'a yönelik yeni bir olumlu hava yakalayabileceğini ifade eden Akgün, “Tüm sıkıntılara rağmen Türkiye'de artık Ermeni soykırımı bir tabu olmaktan çıktı. Bu konuda tartışmalar yapılabiliyor. Bir normalleşme var. Ama yine de iki ülkenin ilişkileri açısından yakın zamanda bir mucize beklememek gerekiyor” diyor.Aram Ekin Duran | Deutsche Welle Türkçe
Almanya Polis Sendikası Başkanı: 'Türkiye’de Yapılanın AB’yle, Almanya’yla Alakası Yok'
Almanya Polis Sendikası Başkanı (DPolG) Rainer Wendt, Türkiye’de olanların, yapılmak istenenlerin AB normlarıyla ve Almanya’daki emniyet standartlarıyla alakası bulunmadığını söyleyerek, “Eylemlerde emri veren kimse sorumluluğu o taşır” dedi.TMBB’deki görüşmeleri ‘kanlı’ geçen ‘İç Güvenlik Paketi’öncesinde AKP milletvekillerine bir bilgi notu gönderilmiş, düzenleme için “AB müktesebatına da uygun” ibaresi kullanılmıştı.Hatta bu yazıda “Avusturya, İtalya, Almanya ve İngiltere gibi ülkelerde her kolluk personeli doğrudan kişinin üstü, eşyası ve aracında arama yapma yetkisine sahiptir. Kimseden izin almasına da ihtiyaç yoktur. Yapılan düzenlemenin, AB müktesebatına uygun olmasının da ötesinde, sınırlama, denetim ve tutanak düzenleme zorunluluğuna tabi tutulmasıyla, AB standartlarından da daha demokratik ve etkin bir denetim ve  uygulama hayata geçirilmektedir”denilmişti.Biz de konuyu ‘örnek’ gösterilen Almanya’nın Polis Sendikası Başkanı (DPolG) Rainer Wendt’le konuştuk.Sayın Wendt, Türkiye’de yeni bir yasal düzenleme Meclis’te. Polisin yetkilerini genişleten bu yasal düzenleme için Almanya’nın model alındığı söyleniyor. Duydunuz mu?Hayır, duymadım, ama Almanya’yı model almalarına sevinirim. Böylece özellikle son yıllarda gördüğümüz hoş olmayan görüntüler azalır umarım.Düzenelemde ‘Polisin gözaltına alma yetkisi 48 saate kadar uzatılabilecek. Bu özellikle toplanma ve gösteri oalylarında polisin elini güçlendirecek’ deniliyor. Almanya’da bu nasıl? Mesela hangi durumda polis göstericiyi gözaltına alabilir?Eğer bir gösteride şiddet olayları meydana gelirse, yani suç işlenirse, örneğin molotofkokteyl, taş veya benzeri şeyler atılırsa bu kişiler elbette ki gözaltına alınır, ancak hemen savcılığa gönderilir ve savcı karar verir. Bu kişi gözaltında kalır mı yoksa salınması mı gerekir karar verilir.Türkiye’deki tasarı, polisin şahıs veya araç aramalarında da yetkilerini genişletecek. Somut bir şüphe olmaksızın şahıs ve araç araması yapabilecek. Almanya’da bu uygulamada yetkileriniz neler?Almanya’da böylesi bir şey mümkün değil. Almanya’da polis araçları sadece trafik kontrolünde durdurabilir, suç takibi kapsamında araç arama yetkisi yok. Sadece ve sadece suç islendigine dair somut bir şüphe varsa polis harekete geçer, kendi kendine arama yapması mümkün değil. Konut aramalarına gelince; öyle bir yetkimiz zaten yok. Sadece bir mahkeme kararı üzerine polis, ev veya işyerlerinde arama yapabilir.Almanya’da polisler ‘gerilim giderme’ dersi alırKısaca bir de polisin eğitimine bakalım. Almanya’da polislik eğitimi nasıl?Almanya’da polislik eğitimi zor bir eğitim, temelden başlanıyor. Bizde polis olurken sadece teknik öğretilmiyor. Birçok yasal düzenlemeyi de okumak ve öğrenmek zorunda polis. Böyle olması da iyi. Ayrıca eğitim sürecinde polis adaylarının sosyal yargı yetisi kazandırılmasına çalışılıyor, çevresiyle iletişim kurma yeteneği geliştiriliyor.Polis, gerilimi giderme, yani ‘deeskalasyon’ prensibiyle hareket etmek üzere yetiştirilir. Sonra çok kültürlülüğe hassasiyet kazanmasına dikkat edilir, o konuda yeteneği geliştirilir. Ayrıca polis, vatandaşın polisidir, bizler polis olarak kendimizi vatandaşın üzerinde bir yerde görmeyiz, öyle bir yerde durmamayı da öğreniriz eğitimde. Vatandaş bizim partnerimizdir, biz ona sadece güvenli biçimde yaşam için destek sunarız.Almanya’da polis başbakan veya bakanların polisi değildirTürkiye’de AKP hükümeti, yeni tasarıyla Almanya ve Fransa’yı model aldığını söyleyerek polisin yetkilerini genişletiyor, oysa genişletilmemiş yetkisiyle bile polisin şiddet uyguladığı yönünde Almanya da dahil Avrupa, Ankara’yı sert biçimde eleştirdi. AKP hükümeti ise “Polis şiddeti Avrupa’da da var” diyor, var mı?Türkiye’de olanların, yapılmak istenenlerin AB normlarıyla ve Almanya’daki emniyet standartlarıyla alakası yok. Öncelikle Almanya’daki polis, Türkiye’deki paramiliter yapıya sahip ve şimdiye kadar orduya bağlı olan jandarmadan çok farklı mesela. Şimdi de jandarma doğrudan Türkiye İçişleri Bakanlığı’na bağlanıyormuş. İlk bakışta bu sivilleşme gibi görünse de, askeri polisin bir parti polisine dönüşmesinden, iktidar tarafından yönlendirilmesinden başka bir şey değil.Almanya’da polis bambaşka işliyor. Almanya’da polisin başında hükümetlerden bağımsız üst düzey memurlar var. Evet Almanya’da da polis, Federal Meclis ve Federal Hükümet tarafından denetlenir, ama onların hiçbirinin polise müdahale etme yetkisi yoktur. Almanya’da ne bir bakan, ne üst düzey bir yetkili, polisin bir operasyonuna, çalışmasına ya da soruşturmasına müdahale edebilir.Almanya‘da başbakan ya da bir bakan gidip de bir savcının soruşturmasına karışmaz, onu etkilemeye kalkışmaz, müdahale etmesi mümkün değil. Almanya’da yasama, yürütme ve yargı çok katı biçimde birbirinden ayrılır. Ve polis de hiçbir partiye itaat etmez, orduya itaat etmez, emir almaz, sadece yasal düzenlemelerde ne yazıyorsa ona bakar, bir politikacının da komandosu da değildir.Bizde kuvvetler ayrılığı çok açık ve netTürkiye’de Gezi eylemleri sırasındaki sert müdahaleler yapılmış, sonrası dönemin başbakanı Erdoğan “Emri ben verdim” demişti. 95 bin polisi temsil eden bir sendikanın başkanı olarak böylesi şeyler duyduğunuzda ne hissediyorsunuz?Bu korkunç bir şey. Almanya’da bir başbakan polise emir verecek, mümkün değil, olmaz öyle şey. Dedim ya bizde kuvvetler ayrılığı çok açık ve net. Polisin siyasi idaresi içişleri bakanlığındadır, ama bakan hiçbir zaman polisin görevine müdahale edemez, konuyu uzmanına bırakır, yoksa siyasi polis teşkilatı oluşur ki biz böyle bir sistemi onaylamıyoruz. O nedenle de kimin iktidarda olduğuna bakmadan, polis, sadece elindeki yasal düzenlemelere bağlı çalışır.Politikacı polise emir vermez, yasa yapar, polis de yasaları izler. Almanya’da hiçbir politikacı bunu yapmıyor, yapmaz da, çünkü bu akıllıca olmaz. Zira kuvvetler ayrılığı ihlal edilmiş olur ki bu da anayasayı çiğnemek anlamına gelir. Mahkemeler bağımsız karar verir, hakimler politikacının ne dediğine bakmaz. Polis yasaları izler, yasayı da politikacı yapar. Bu nedenle Türkiye‘de olanlar Almanya ile uzaktan yakından alakalı değil. Bir de Almanya‘yı örnek aldıklarını söylemeleri tamamen yanlış.
Reklam
CHP, Obama'nın Seçim Stratejisti ile Anlaştı
CHP, 2008'deki ABD Başkanlık seçimlerinde Barack Obama'ya Başkanlık yolunu açan strateji şirketi ile anlaştı.CHP'nin Tanıtım ve Halkla İlişkilerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu, Hürriyet'e yaptığı açıklamada, CHP'nin Benenson Strateji Group ile anlaştığını söyledi.Hürriyet'ten Zeynep Gürcanlı'nın haberine göre Bekaroğlu, şirketin 7 Haziran seçimleri öncesinde CHP için alan araştırması yapacağını, sonuçları yorumlayıp, CHP'nin seçim stratejisine katkıda bulunacağını bildirdi.Bekaroğlu, 'Amerikalılar CHP'nin seçim stratejisini belirlemeyecekler. Ancak yapacakları ya da Türkiye'deki bazı şirketler aracılığıyla yaptıracakları alan araştırmaları ile, yurttaşların CHP'den beklentilerini belirleyecekler. CHP'nin hedef kitlesi kim olduğu, partiden neler beklediklerini, bu hedef kitlenin partiye nasıl yöneltilebileceği üzerinde çalışacaklar. Strateji oluşturulmasında CHP'nin yetkili kurumlarına yardımcı olacaklar' dedi.'STRATEJİYİ AMERİKALILAR BELİRLEYECEK DEĞİL'Bekaroğlu, CHP'nin ideolojisinin, politikalarının partinin yetkili kurumlarında belirleneceğini, ancak seçim öncesi alan çalışması konusunda Benenson Strategy Group'tan destek alınacağını kaydederek, 'Bu şirket, alandan gelen bilgileri yorumlamakta oldukça iyi. Biz de bundan yararlanacağız' dedi.'STRATEJİ BELİRLENECEK, REKLAMCI DA SÖYLEMİ OLUŞTURACAK'CHP yetkili kurullarının, Amerikalı strateji grubunun katkısıyla, seçim stratejisini belirlemesinin ardından, reklam şirketlerinin de bu strateji çerçevesinde söylemi oluşturacağını kaydeden Bekaroğlu, reklam alanında ise Ali Taran'la çalışılmasının büyük ihtimal olduğunu kaydetti.Bekaroğlu, 'Zaten kendi oluşturduğumuz bir reklam grubumuz var. Ayrıca Ali Taran'la da henüz anlaşmayı imzalamadık ama imzalamaya çok yakınız' dedi.BENENSON STRATEGY: OBAMA'YLA ÇALIŞAN ŞİRKETMerkezi New York olan Benenson Strategy Group, alanda kamuoyu araştırması yapılması ve bunların yorumlanmasında uzman bir strateji şirketi.Benenson Group, adını 1996 yılında Bill Clinton'un ABD Başkanlık seçim kampanyasında ilk olarak adını duyurdu. Şirket, 2008 yılında o dönemde senatör olan Barack Obama'yı ABD Başkanlığı'na taşıyan seçim stratejisindeki katkısıyla kamuoyunda adından söz ettirdi.ABD'de özellikle senato seçimlerinde adaylar için yaptığı araştırmalar ve oluşturduğu seçim stratejilerinde uzman olarak bilinen şirket,  ABD dışında da Tayland, Malezya gibi ülkelerde de seçimlerde adaylar ya da partiler için seçim stratejileri oluşturulmasında çalıştı.HILLARY CLINTON DA BENENSON İLE ÇALIŞIYORABD'de 2016 seçimlerinde Demokrat Parti'den Başkan adayı olması beklenen eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'un da Benenson ile anlaştığı daha önce açıklanmıştı.
2014'te 118 Bin 14 Kadın Şiddet Gördüğü İçin Polise Başvurdu
Türkiye'de geçen yıl 118 bin 14 kadın şiddet gördüğü gerekçesiyle polise başvurdu. Halen 24 bin 444 kadına geçici koruma tedbiri uygulanıyor. Şiddet gören 125 kadın kimliğini değiştirdi.Mersin'in Tarsus ilçesinde üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'ın öldürülmesinin ardından kadına yönelik şiddet ve bunun önlenmesine ilişkin çalışmalar yeniden gündeme geldi.Emniyet Genel Müdürlüğünün verilerine göre, 2013 yılında 82 bin 205 kadın şiddet gördüğü gerekçesiyle polise başvurdu. Geçen yıl şiddet gördüğü gerekçesiyle polise başvuran kadın sayısı 2013'e göre 35 bin 809 arttı ve 118 bin 14'e çıktı.Geçen yıl 77 bin 288 kadın hakkında 'geçici koruma tedbir kararı' alındı.Halen  38 kadın 'yakın koruma', 24 bin 406 kadın 'çağrı üzerine koruma kararı' olmak üzere, toplamda 24 bin 444 kadın için geçici koruma tedbiri uygulanıyor.Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında verilen koruma kararları gereğince, Şubat 2013'ten bu yılın Ocak ayı sonuna kadar, şiddete uğrayan 125 kadın kimliğini değiştirdi.Sarp Özer - Serdar Açıl, AA
Reklam
Carmelo Anthony Sezonu Kapattı
New York Knicks'in yıldızı Carmelo Anthony, sezonun geri kalanında forma giyemeyecek.NBA takımlarından New York Knicks'in yıldızı Carmelo Anthony, sol dizinden geçireceği operasyon nedeniyle sezonun geri kalanında forma giyemeyeceğini açıkladı. Anthony'nin bu kararı almasında, bu sezon beklentilerin çok altında kalan New York Knicks'in playoff şansını yitirmesi de etkili oldu.Birkaç aydır sol dizindeki ağrılara rağmen sahaya çıkan Anthony, geçtiğimiz haftasonu New York'ta oynanan All-Star maçında da 30 dakika sahada kalmıştı. New York Knicks, bu sezon Anthony'nin oynamadığı 13 maçta hiç galibiyet alamazken, geri kalan maçlarda 10 galibiyet, 30 mağlubiyetlik bir derece elde etti. Knicks 10-43'lük derecesiyle NBA'deki en kötü galibiyet yüzdesine sahip takım konumunda bulunuyor.Eurosport
Dünyanın En Büyük 10 Türü
etiket
Milyonlarca yıl önce Dünya üzerinde şu an fosil yakıtları olarak kullandığımız binlerce hayvan türü yaşıyordu. Bu videodaki hayvanlar arasında; şu ana kadar yaşamış uçabilen en büyük böcek türü, en büyük eklem bacaklı, en büyük yılan türü olan titanoboa, karada yaşamış en büyük yırtıcı dinozor olan Spinosaurus, köpek balıklarına benzeyen ve okyanuslarda yaşamış en büyük yırtıcı olan megalodon, yaşamış en büyük kara canlısı olan amphicoelias veya tüm dünya'da yaşamış ve hala yaşıyor olan en büyük hayvan olan mavi balina vardır.
Reklam
EPDK, Akaryakıtta Tavan Fiyat Uygulama Kararı Aldı
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), akaryakıtta yeniden tavan fiyat uygulama kararı aldı.EPDK'dan yapılan yazılı açıklamada, 'Kurumumuz bugünkü kurul toplantısında, dağıtım şirketlerinin akaryakıt fiyat oluşumlarında belirlenen fiyat metedolojisine uymamaları nedeniyle, 5015 Sayılı Petrol Piyasası Kanunu ilgili hükümleri gereğince tavan fiyat uygulama kararı almıştır. Alınan karar Resmi Gazete yayımlanmasına müteakip yürürlüğe girecektir. Kurul kararı gereği benzinde rafineri çıkış fiyatının üzerine eklenecek marj 34 kuruş/litre, motorinde ise rafineri çıkış fiyatının üzerine eklenecek marj 37 kuruş/litre olarak sınırlandırılmıştır. Bu şekilde pompa fiyatında 9-10 kuruş/litre mertebesinde indirim oluşmaktadır' denildi.DHA
Denizli'de Kaybolan Pilot Üsteğmen'den Kötü Haber
Büyük Menderes Nehri'nde 16 gün önce botun alabora olması sonucu kaybolan Pilot Üsteğmen Burak İz'in cesedi bulundu.Denizli'nin Sarayköy ilçesi'nde, ördek avlamak için gittiği Menderes Nehri'nde bindiği lastik botun ağaç dalına takılıp devrilmesi sonucu kaybolan Kara Pilot Üsteğmen Burak İz'in cesedi, kaybolduğu yere 15 kilometre meseafedeki Feslek Regülatörü'nde bulundu.Arama kurtarma ekiplerince, botun alabora olduğu bölge ile Buharkent ilçesindeki Feslek Regülatörü civarındaki çalışmalara bu sabah tekrar başlandı. Kıyı şeridini kontrol eden jandarma ekipleri regülatör bölgesinde su yüzeyine çıkan cesedi fark etti.Üsteğmen Burak İz'in cesedi Denizli Büyükşehir Belediyesi ve AFAD ekipleri tarafından kıyıya çıkarıldı. Cenaze aracına konulan İz'in cesedi, savcılık incelemesi için Buharkent'teki sağlık merkezine götürüldü. Denizli'nin Sarayköy ilçesinde 3 Şubat'ta, Büyük Menderes Nehri'ne açılan botunun alabora olması sonucu Kara Pilot Üsteğmen Burak İz kaybolmuş, üç kişi ise kendi imkânlarıyla kurtulmuştu.Ajanslar
'Kod Adı: K.O.Z.' Gişede Hayal Kırıklığı Yarattı
Gezi eylemleri ve 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonlarını iktidarın gözünden anlattığı yorumları yapılan ‘Kod Adı: K.O.Z.’ filmi gişede beklediği başarıyı yakalayamadı. Filmin yönetmeni Celal Çimen’in Recep İvedik’in rekorunu kırma hayalleri de suya düştü.13 Şubat’ta vizyona giren film, Box Office Türkiye’nin açıkladığı rakamlara göre ilk üç günde sadece 127 bin 743 kişi tarafından izlendi. Amerika’da film eleştirmenlerinin yerden yere vurduğu ‘Grinin 50 Tonu’ filmi, Kod Adı: K.O.Z.’u ikiye katlayarak 13-15 Şubat tarihleri arasında 292 bin 492 kişiye ulaştı.315 kopyayla tüm Türkiye’de gösterime sokulan filmin yönetmeni Celal Çimen, vizyon öncesinde 1 milyon seyirci hedefini mütevazı bulmuş ve Şahan Gökbakar’ın 7 milyon 369 bin kişi tarafından izlenen Recep İvedik 4 filmini geçeceklerini iddia etmişti.Ancak Türkiye rekorunu elinde bulunduran Recep İvedik 4 filmi ilk üç günde 1 milyon 641 bin 474 seyirciye ulaşmıştı.Ücretsiz gösterimTaraf yazarı Hayko Bağdat’ın Twitter hesabından paylaştığı görselde, Sinema X adlı bir salondaki film afişinin üzerinde, “18-25 Şubat tarihleri arasında tüm halkımıza ücretsizdir” ibaresinin yer aldığı görülüyor.Diken
River Plate, Libartadores Kupası Maçına Cinsel Gücü Artırıcı İlaç ile Çıkacak
Arjantin'in dünyaca ünlü kulübü River Plate, Libartadores kupasında bu gece sabaha karşı Bolivya'nın San Jose takımı ile oynayacağı karşılaşmaya cinsel gücü artırıcı hap desteği ile sahaya çıkma kararı aldı.Kulüp doktoru Pedro Hansing, River Plate'nin San Jose karşısına deniz seviyesinden 3 bin 700 metre yükseklikte bulunan bir statta bu maça çıkacağına dikkat çekerek futbolcuların nefesini açmak için onlara cinsel gücü artırıcı bir kokteyl hazırladığını söyledi. Doktor Hansing La Red radyosuna yaptığı açıklamada, Bolivya'da sadece rakibe karşı değil bulunduğumuz seviyede oksijene karşı da mücadele edeceklerini vurgulayarak bu ilacın bu bağlamda kurtarıcı rol oynayabileceğine işaret etti.Arjantin basını FIFA'nın futbolcular arasında cinsel gücü artırıcı ilaç kullanımına karşı herhangi bir yaptırımı olmadığını ve bu ilacın doping listesinde göstermediğini yazdı.Kaynak: DHA
Reklam