onedio
Demba Ba: "Dua Ederek Sakin Kalıyorum"
Çaykur Rizespor karşısında Beşiktaş'ın galibiyet golüne imza atan Demba Ba maç sonunda açıklamalarda bulundu.Demba Ba'nın açıklamaları şu şekilde;' Milli takımı bir kenara koyarsak, kulüp bazında en iyi sezonlarımdan birisini geçiriyorum. Allah'a şükür her şey çok iyi gidiyor. Umarım attığım bütün gollerin takıma katkısı hep böyle yüksek olur. Son dakikalarda çok büyük bir gerginlik oluyor. O anlarda sakin kalmak ciddi anlamda zor. Allah'a dua ederek sakin kalıyorum. Penaltıyı atarken bekledim ve kalecinin hamlesini düşündüm.'' Sosa ile oynadığımız pozisyonda arkamda savunmacı vardı. Orada ver kaç yapmak en iyi iş oldu. Belki dönüp ben vursam çok güzel bir gol olurdu ancak önemli olan bu değil. Önemli olan takımın golü bulmasıydı. İkinci kırmızı kartın pozisyonunu görünce ben bile korkuya kapıldım. Bu karar kuşkusuz doğruydu. İlk kırmızı kartta da sanırım hakem ile oyuncu arasında bir diyalog geçti ve o yüzden kırmızı kart çıktı.'Eurosport
Çebi'den Ekişioğlu'na Cevap
Beşiktaş İkinci Başkanı Ahmet Nur Çebi, Fenerbahçeli yönetici İlhan Ekişioğlu'na çok sert bir cevap verdi.Beşiktaş İkinci Başkanı Ahmet Nur Çebi, Fenerbahçeli yönetici İlhan Ekişioğlu 'nun 'Kalan sürede gol olmazsa 15 dakika uzatma olur. Gülmeyin ciddiyim' tweet'ine cevap verdi.Ahmet Nur Çebi, 360'da yayınlananan Telegol programına canlı yayında bağlandığı sırada, ' Kantarın topunuzu kaçırıyorlar. Biraz seviyeli olmak lazım. Biraz spor adamı spor yöneticisi gibi olmak lazım. Sahada oyuncular oynuyor. Bizim yapacak bir şeyimiz yok. Herkes çok konuşmayı seviyorsa buyursun konuşsunlar. Ben de tebessüm ediyorum. 3 dakikalık uzatma için gülücük atmışsa ben de tebessüm gönderiyorum kendisine ' dedi.Çebi karşılaşmayla ilgili olarak ise 'Rizespor'u tebrik ediyorum. 9 kişi kalmalarına rağmen çok iyi oynadılar. Çocuklarda yorgunluk var. Bunu biliyoruz. Hayırlı bir sezon sonu nasip olur umarım bize. Maçı çok dikkatli seyrettim, yanlış bir karar görmedim' yorumunu yaptı.Sporx
İlhan Ekşioğlu Cüneyt Çakır'a Tepki Gösterdi
Fenerbahçe asbaşkanlarından İlhan Ekşioğlu, Çaykur Rizespor-Beşiktaş maçının hakemi Cüneyt Çakır'ı topa tuttu.Çaykur Rizespor- Beşiktaş maçı esnasında twitter'dan yorumlar yapan Fenerbahçe asbaşkanlarından İlhan Ekşioğlu , FIFA kokartlı hakem Cüneyt Çakır'ı hedef tahtasına oturttu. Mücadelere skor 1-1'ken, tweetler atmaya başlayan Ekşioğlu, maçın böyle devam etmesi halinde Cüneyt Çakır 'ın 15 dakika uzatma verebileceğini ileri sürdü. Ekşioğlu, 'Kalan sürede gol olmazsa en az 15 dakika uzatma olur. Gülmeyin ciddiyim' yorumu yaptı.Taraftara da çağrı yaptıİlhan Ekşioğlu, skor 2-1'e geldikten sonra ise bir tweet daha attı. Fenerbahçeli yönetici bu kez 'Uzatma 3 dakika' diye yazdıktan sonra, gülen yüz ikonları paylaştı. Son mesajını Fenerbahçe taraftarına veren Ekşioğlu, Sarı-Lacivertliler'e, 'Lütfen tribünleri en az dünkü gibi dolduralım. Gerisini merak etme' çağrısı yaptı.Fanatik
‘Türkiye'de Başbakan Bellidir’
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, 'şu anda Türkiye'de Başbakan bellidir, AK Parti'nin Genel Başkanı bellidir, böyle bir arayış da yoktur, Hakan Fidan'ın böyle bir düşüncesi de yoktur' dedi.Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın, milletvekili aday adaylığı için istifasıyla ilgili eleştirilere ve Fidan'ın, Davutoğlu'nun yerine Başbakan koltuğuna oturacağı şeklindeki yorumlara CNN Türk'te katıldığı bir programda yanıt verdi.'MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın istifası ve milletvekilliğine aday olacağını iki türlü yorumladılar. AK Parti içinde Sayın Erdoğan'ın desteğiyle yeni bir başbakan adayı hatta 'başbakan olur' diyenler oldu. İkinci iddia da dokunulmazlık koruması zırhına ihtiyacı olduğu için milletvekili seçilmek istediği söylendi' sorusuna Akdoğan, 'Doğrusu çok komedi filmlerini takip edemiyorum, biraz da ciddi bir adam gibi beni görüyorlar. Ama bu tür siyasi değerlendirmeleri görünce gülmeden edemiyorum, çok komik şeyler bunlar' şeklinde cevap verdi.Akdoğan, 'Hakan Fidan'ın, Ahmet Davutoğlu'na karşı bir senaryonun parçası olarak istifa ettirildiği' gibi yorumların son derece yanlış olduğunu bildirdi.'Büyük bir kara cehalettir' diyen Akdoğan, Hakan Fidan'ın, Tayyip Erdoğan'ın da Davutoğlu'nun da en güvendiği isimlerden olduğunu söyledi.Akdoğan, 'Biz, 12 yıldır birlikteyiz. Hakan Fidan farklı kademelerde görev yaptı. TİKA Başkanı oldu, MİT Müsteşarı oldu. Biz, bir ekibin parçasıyız, Ahmet Davutoğlu'nun rızası olmadan böyle bir şey zaten olamaz. Böyle bir yorum yapmak, sanki Davutoğlu'na karşı başka bir siyasi senaryonun parçasıymış gibi, böyle konumlandırmak bu tamamen taban tabana zıt bir okuma biçimidir' değerlendirmesinde bulundu.'Türkiye'de Başbakan bellidir''Hakan Fidan'ın Başbakanlığı gibi bir ihtimal söz konusu mu?' sorusu üzerine Akdoğan, şunları söyledi:'Bu tür şeyler çok yanlış. Böyle bir ihtiyaç mı var, böyle bir konu mu var Türkiye'de? Şu anda Türkiye'de Başbakan bellidir, AK Parti'nin Genel Başkanı bellidir, böyle bir arayış da yoktur, Hakan Fidan'ın böyle bir düşüncesi de yoktur. Bu tür şeylere çekmek Hakan Fidan'ı ve Başbakan'ı yıpratmaya dönük yorumlardır. Bunları bir kere tamamen gündem dışında tutmak lazım. Hakan Fidan da buna karşı bir senaryonun içerisinde olacak kişi değildir. Ahmet Davutoğlu'nun yanında yer alacak, arkasında duracak en çok güvendiği isimlerden biridir. Hepimiz bir ekibiz, ekip olarak hareket ederiz, bu bir takım oyunudur, biz de bu hareketin, AK Parti ailesinin bir ferdi olarak hep birlikte hizmet ederiz. Bu tür yakıştırmaların, fitne fesat çabasının bir parçasıdır sadece.'Akdoğan, Hakan Fidan'ın Dışişleri Bakanı olacağı yönündeki iddiaların hatırlatılması üzerine de 'Bu tür siyasi görevlendirmeler Genel Başkan'ın, Başbakan'ın takdirinde olan konulardır. Elbette Cumhurbaşkanı'nın da onay merciyi olarak bir iradesi vardır. Onun ötesinde bizim yakıştırma yapmamız doğru olmaz. Hakan Fidan değerli, tecrübeli bir arkadaşımızdır. Her pozisyona da layıktır, ama onun ötesinde biz yorum yapamayız, bu siyasi takdirdir' dedi.'Niye korksun'Yalçın Akdoğan, iddia edildiği gibi Fidan'ın koruma zırhı, koruma kalkanı içerisine girmek gibi bir durumunun olmadığını belirterek, şunları söyledi:'Niye korksun Hakan Fidan, ne yanlış yaptı da korkacak? Yani kurulan kumpaslar, komplolar... Biz bunlarla mücadele ederek bugünlere geldik. Bunlar dün de vardı, bugün de olur, yarın da olabilir. Bunlardan korkumuz olsaydı bu işe girmezdik. Hakan Fidan da böyle bir şeyden korkacak bir karaktere sahip değildir. Bulunduğu pozisyonda bu açıdan hukuki bir şeye de sahip bir yerdir. Bunun için milletvekili olmasına falan da gerek yok. Hakan Fidan değerli bir devlet adamıdır. Onun üzerine bu tür farklı siyasi kurgular, senaryolar uydurmak da doğru değildir. Benim de şahsen çok sevdiğim, değer verdiğim, güvendiğim bir arkadaşımdır Hakan Fidan. Gerçekten son dönemde AK Parti iktidarında çok değerli bürokratlar ortaya çıktı, büyük bir tecrübe oluştu, bunların belki de en önemli isimlerinden birisi de Hakan Fidan'dır.'Arınç'ın Fidan hakkındaki değerlendirmeleriAkdoğan, bir soru üzerine, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın katıldığı bir televizyon programında, 'Hakan Fidan'ın MİT Müsteşarlığında başarılı olduğu, aslında milletvekilliğine çok anlam veremediği, Başbakan da olamayacağı' yönündeki açıklamalarını da değerlendirdi.Programı izlemediğini söyleyen Akdoğan, 'Bu Hakan Fidan'ın kendi kişisel tercihidir, elbette Sayın Başbakan ile de istişare etmiştir, değerlendirme yapmıştır ve kendi kararını vermiştir diye düşünüyorum' ifadesini kullandı.Akdoğan, 'Acaba Hakan Fidan'ın karar almasını etkileyen şey Sayın Davutoğlu'nun daveti mi oldu?' sorusuna karşılık, şu değerlendirmelerde bulundu:'Sayın Başbakanımızın burada bir değerlendirmesi, takdiri elbette olmuştur. Yani MİT Müsteşarı pozisyonundaki kişi, kendi kendine böyle bir karar alamaz. Dediğim gibi, biz bir ekibin parçasıyız, bu ekibin başında Sayın Başbakanımız var, onun rızasını almıştır. Burada tabii Hakan Fidan'ın neticede kişisel tercihi. Kolay bir görev değil MİT Müsteşarlığı, 5 yıldır bu görevi yürütüyor. Ne tür sıkıntılar yaşandığını hepimiz gördük, yaşadık. Bundan dolayı farklı bir görevde bulunmak istemiş olabilir. Buna da saygı duymak gerekir.'Hakan Fidan'sız bir MİTHakan Fidan sonrasında 'Hakan Fidan'sız bir MİT, böylesine bir dönemde bir dizi soruna neden olabilir gibi yoruma katılıp katılmadığı sorulan Akdoğan, şunları söyledi:'Bunlar Cumhuriyet döneminin en önemli kurumlarıdır. Hakan Fidan bu kurumun dönüşümünde, son dönemdeki performansını yükseltmesinde çok önemli katkılar yapmıştır. Onun oradaki varlığı da çok önemliydi. Elbette bu kurumsal yapı kendini bir şekilde devam ettirecek. Orada da çok değerli arkadaşlarımız var bu işi yapabilecek. Bir kurumun başarıyla devam etmesi kişilerden sonra o kişinin başarısıdır zaten. Eğer onu devam ettiremiyorsa orada, o kişide bir eksiklik aramak gerekir. Bu kurumun başarıyla devam etmesinde de Hakan Fidan'ın oradaki yaptıkları, dönüşümünün etkisi vardır, bu da Hakan Fidan'ın başarısı olur.'Al Jazeera Turk
Bilic: "Hakemin Gerisinde Kaldık"
Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Bilic, deplasmanda 2-1 kazanılan Çaykur Rizespor maçının ardından yayıncı kuruluşa çarpıcı açıklamalarda bulundu.İşte Slaven Bilic'in açıklamaları:'Harika bir galbiyet aldık. Mücadele çok gergin bir atmosferde oynandı. İlk yarıda zaman zaman hakemin gerisinde kaldık. Devre arasında oyuncularıma böyle bir oyun ile galip gelemeyeceğimizi söyledim. İkinci yarıda golü bulduk. Bazı pozisyonlarda hatalarımız oldu ve özellikle Rizespor, 1-1'in ardından çok cesur bir oyun oynadı. Çaykur Rizespor'u da ortaya koydukları mücadele ve performanstan dolayı ayrıca tebrik etmek istiyorum''Bugün en iyi oyunumuzu oynamadık. Şu an Bursaspor maçına konsantre olmuş değilim. Bursaspor, çok iyi oyun oynayan bir takım. Eğer Bursaspor'u yenmek istiyorsak, bugün oynadığımız futbolun çok üzerine çıkmalıyız'Sporx
Reklam
Reklam
Ezidi Kadınlar IŞİD Zulmünü Anlattı
Irak'ta terör örgütü IŞİD tarafından kaçırılan ve daha sonra kendi çabalarıyla kurtulmayı başaran Ezidi kızlar, rehin kaldıkları dönemde başlarından geçenleri anlattı. Ezidi kızların anlattıkları karşısında dinleyiciler gözyaşlarına hakim olamadı.Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) Erbil kentindeki Saad Abdullah Konferans Salonu'nda 'Irak'taki Ezidi ve Hristiyanlara Uygulanan Etnik Soykırım' paneli düzenlendi. Panele çeşitli din ve mezheplerden çok sayıda yetkili ve vatandaş katıldı.Panele, terör örgütü IŞİD'in, aylar önce Şengal'den kaçırdığı ve daha sonra kaçmayı başaran Ezidi kızların, anlattıkları damga vurdu. Güvenlik gerekçesiyle gerçek isimleri açıklanmayan ve fotoğraf ve görüntülerinin çekilmemesi için oluşturulan bir perde arkasında konuşan kızlar, anlattıklarıyla katılımcıları gözyaşlarına boğdu.Sincar'ın Tel Azer köyünden kaçarken Mezra bölgesinde ailesiyle birlikte IŞİD esir düştüğünü söyleyen gerçek ismi yerine 'Vaha' kod ismiyle konuşan 17 yaşındaki kız, 5 otomobille gelen militanların, kendisini dakikalarca dövdüğünü ifade etti. Vaha, IŞİD militanlarının genç, yaşlı demeden işkence ettiğini belirtti.'Erkekleri gözümün önünde öldürdüler' IŞİD militanlarının daha sonra kendilerini erkek, genç kız ve kadın-çocuk olmak üzere üç bölüme ayırdığını belirten Vaha, 'Gözlerimizin önünde 17 erkeği Mazra bölgesinde vahşice öldürdüler. Vurulan insanlar, yakınlarının gözlerinin içine bakarak canlarını teslim etti' dedi.Öldürülenlerin arasında babası, kardeşi ve amcasının da bulunduğunu dile getiren Vaha, şöyle konuştu:'Esir aldıkları 23 kadını önce araçlarla Musul'un Baac ilçesine götürdüler. Baac'da diğer bölgelerden getirdikleri kadınlarla beraber yaklaşık 200 kişi olduk. Bizi buradan da kamyonlara bindirip Musul'a götürdüler. Civar köy ve ilçelerden topladıkları kadınlarla beraber 500 kişi olduk. Bizi Musul'da Galaxy Düğün Salonuna götürdüler. Salonda yemeksiz 10 gün geçirdik. İnsanlara çok kötü davranıyorlardı. Kadınlara saldırıyorlardı. Çok korkmuştuk ne yapacağımı bilemediğimiz bir ortamdaydık.'Daha sonra kendilerini gruplara ayırarak evlerde tuttuklarını dile getiren Vaha, yanlarına gelen kişilerin beğendikleri kızları satın alarak götürdüğünü ifade etti.'Her gün döverek tecavüz ettiler' Kendisiyle beraber 20 kişiyi Ebu Leyd adında birine sattıklarını vurgulayan Vaha, götürüldükleri evde yapılan kura sonucu IŞİD militanlarına dağıtıldıklarını kaydetti.Kura sonucu her militanın bir kadını alarak götürdüğünü aktaran Vaha, 'Bana sahip olmak isteyen bir kişiye önce karşı koymaya çalıştım. Arkadaşlarımın yanından ayrılmak istemedim. Ama beni döverek götürdü. Her gün döverek tecavüz ettiler' diyerek gözyaşlarına boğuldu.Terör örgütü IŞİD'in kadınları mal gibi alıp sattıklarını birbirlerine ikram ettiklerini savunan Vaha şunları kaydetti:'Beş yaşındaki bir kızı da 50 yaşındaki bir adamın götürdüğünü kendi gözlerimle gördüm. O küçücük kızı götürdüler ona ne yaptılar hiçbirimiz bilmiyoruz. Verilen yemeklerin içine bir şeyler karıştırdıkları için uyukluyorduk sürekli. Onlar da bize istediklerini rahatlıkla yapabiliyorlardı. Çok sıkıntılı günler geçirdik. Bir gün Musul'a yakın bölgeler uçaklar tarafından bombalanıyordu. O sırada kapımızdaki nöbetçi yerinden ayrıldı. Biz de gece saat 11.00'de bulunduğumuz yerden kaçmayı başardık. Giden bizden gitti. Hala da kabuslar görüyorum her gün. Sanki birileri beni kaçıracakmış gibi hissediyorum. Irak ve Kürdistan hükümetleri bir an önce esir olan insanları kurtarmalı.'Dinleyiciler zaman zaman gözyaşlarını tutamadı'Hamile kadınlara ilaç vererek düşük yapmalarına sebep oldular'Bir diğer Ezidi kızı olan 21 yaşındaki Hezal Mırzo ise esir düştükleri sırada militanların, birçok Ezidi erkeği kurşuna dizerek öldürdüğüne tanık olduğunu kaydetti.Mırzo, 'Üç aylık esaret hayatım boyunca sürekli tecavüze uğradım. Hamile kadınlara ilaç vererek düşük yapmalarına sebep oldular. Suçsuz günahsız insanlar zulmettiler. Acı çekmemiz onların hoşuna gidiyordu' ifadelerini kullandı.Bir süre Musul'da kaldıktan sonra Telafer'deki bir okula götürüldüklerini anlatan Mırzo, şöyle devam etti:'Gittiğimiz farklı yerlerde farklı adamlar zorla bizimle birlikte oluyordu. Çok direndiğimizde yemeklerimize ilaç karıştırıyorlardı. Yaptıkları zulmü her gün sıkılmadan tekrarlıyorlardı. Halbuki bugün zulmettikleri insanlar tarih boyunca kimseye karışmadan yaşamış insanlardır. Hayatımın en zor ve kirli günlerini geçirdim orada. Birleşmiş Milletler, Irak ile Kürdistan hükümetlerinden ricamız esir insanlarımızı, kadınlarımızı kurtarmalarıdır. Biz burada hayatımıza devam ederken, IŞİD başka yerde birilerine zulmetmeyi sürdürüyor. Şerefimiz, dinimiz ve namusumuzu kirlettiler.''Ezidilere uygulanan soykırımı herkes tanımalı'IKBY Şehit ve Enfal Bakanı Mahmut Salih ise Musul ve çevresini işgal eden IŞİD'in azınlıklara verdiği zararın araştırılması için bir komisyon kurduklarını söyledi.Ezidilere yapılanların dünya çapında soykırım olarak tanınması için çalıştıklarını dile getiren Salih, şunları aktardı:'Aylar öncesinde Şengal'in, işgal edilmesiyle yerlerinden olan insanların dağa sığınması. Ardından günlerce süren yolcukta kaybedilen insanları düşündüğümüzde. Ezidilere bir soykırım yapıldı. Bu soykırımı herkes tanımalı. Bugün yapılan bu konferans sayesinde herkesin bu kızların anlattıklarını duymasını istiyoruz. Irak ve Uluslararası Ceza Mahkemesinin yapılanları soykırım olarak tanımlarını istiyoruz. Bu kapsamda Avrupa ülkelerini ziyaret ederek elimizdeki belgeleri onlara sunduk. Çeşitli makamlarla 20'ye yakın toplantı gerçekleştirdik. Ama önce Irak mahkemelerini soykırım kararını vermesi gerekiyor.'Ezidi kızlar ve katılımcıların konuşmalarından sonra verilen arada, farklı etnik ve mezheplere ait kıyafetlerle sahneye çıkan kişiler, yetkili makamlara ulaştırılmak üzere ellerinde taşıdıkları yazılı mesajları zarflara koyarak bir karton kutunun içerisine bıraktı. Toplanan zarflar daha sonra Irak ve IKBY yetkililerine teslim edildi.İki gün sürecek panel, kapsamında çeşitli uzmanlar tarafından oturumlar yapılacak. panelde alınan kararlar ve varılan sonuç, bir rapor halinde ulusal ve uluslararası yetkililerle paylaşılacak.AA
Çipras Yeni Politikalarını Açıkladı
Yunanistan’ın yeni Başbakanı Aleksis Çipras’ın iktidara gelişinin ardından gereksiz harcamalarla ilgili aldığı radikal kararlara yenileri eklendi. Bakanların makam araçları ve hükümet görevlilerinin güvenlik harcamalarıyla ilgili kesintiye giden Çipras, hükümete ait bir uçağı da satacağını duyurdu.
Demba Ba Kariyer Rekoru Kırdı
Çaykur Rizespor maçında galibiyet golüne imza atan Demba Ba, kariyerinin en çok gol attığı sezonuna ulaşmış oldu.Spor Toto Süper Lig'de Çaykur Rizespor'u 2-1 yenerek liderlik koltuğunu devralan Beşiktaş'ta Demba Ba galibiyeti getiren gole imzasını attı.Beşiktaş'ın Senagalli yıldızı Demba Ba, Çaykur Rizespor maçında gol atarak Chelsea'deki rekorunu kırdı. Çaykur Rizespor maçına kadar Beşiktaş'la çıktığı 25 maçta toplam 19 kez ağları sarsmayı başaran Demba Ba, bugün attığı penaltı golüyle bu sayıyı 20'ye yükseltti.Bu sezona kadar en çok golü 2012-2013 sezonunda Chelsea formasıyla atan Demba Ba kendi kariyer rekorunu kırmış oldu.Eurosport
Reklam
Beşiktaş Zirveye Döndü
Rize'yi deplasmanda 2-1 yenen Beşiktaş, üç hafta önce Fenerbahçe'ye kaptırdığı liderliği geri aldı. Rize maçı dokuz kişi tamamladı.Beşiktaş bu galibiyetle puanını 44'e yükseltti ve Trabzonspor ile berabere kalan 43 puanlı Fenerbahçe'yi ardında bıraktı. Siyah beyazlı ekip ayrıca, şampiyonlukla tamamladığı 2002-2003 sezonundan beri ilk defa ligde deplasmanda art arda altı galibiyet aldı. Düşme hattındaki Çaykur Rizespor ise 17 puanda kaldı. 19'uncu hafta mücadelesinin ilk yarısında iki ekip de çok büyük tehlikeler yaratamadı.53'te hızlı gelişen Beşiktaş kontratağında Sosa, kaleci Serkan'ın öne çıktığını görüp altıpasa doğru aşırtma bir pas çıkardı ancak Demba Ba'nın kafa vuruşu dışarıya çıktı. Sosa'nın bir dakika sonra ceza sahası dışından çektiği güzel şutta ise Serkan başarılıydı.56'da Motta'nın pasında kaleciyle karşı karşıya kalan Gökhan Töre'nin sert şutunda Serkan gole izin vermedi.59'da Demba Ba ile yaptığı duvar pasının ardından son çizgiye inen Sosa, dar açıdan yaptığı vuruşla Beşiktaş'ı öne geçirdi.Henüz ikinci dakikada sarı kart gören Kıvanç Karakaş, golden sonra Cüneyt Çakır'a itiraz etti ve direkt kırmızı kartla atıldı.62'de soldan yapılan ortada Tolga topa müdahale edemedi. Sercan, kafayla skora denge getirdi.65'te Koray, Motta'ya yaptığı sert hareket nedeniyle doğrudan kırmızı kart gördü ve Çaykur Rizespor'u dokuz kişi bıraktı.Sosa, 81'de ceza sahası köşesinden kazanılan serbest vuruşta doğrudan kaleyi düşündü ama Serkan topu yumruklarıyla uzaklaştırdı.86'da Sosa'nın ortasını Obraniak elle kesince Cüneyt Çakır penaltı noktasını gösterdi.Topun başına geçen Demba Ba, Beşiktaş'ın 2-1'lik galibiyetini ilan etti.İki teknik adam da kazanan kadroyu bozmadıBeşiktaş Teknik Direktörü Slaven Bilic, geçen hafta Mersin İdman Yurdu'nu 2-1 yendikleri maçtaki ilk 11'i Çaykur Rizespor deplasmanında aynen sahaya sürdü.Siyah beyazlı ekipte, Rize ile perşembe akşamı oynanan Türkiye Kupası maçında sakatlanan yeni transferler Alexander Milosevic ve Daniel Opare, lig maçının kadrosunda yer almadı. Takıma devre arasında katılan Tolgay Arslan ise yedek başladı ve 78'inci dakikada Oğuzhan'ın yerine oyuna girdi.Rizespor Teknik Direktörü Hikmet Karaman da geçen hafta Gençlerbirliği'ni deplasmanda 2-0 mağlup ettikleri maçın ilk 11'ini sahaya sürdü.Karaman, Asya Kupası'ndan dönen Ali Adnan'ı yedek soyundururken, Beşiktaş ile oynanan kupa maçında 90 dakika görev verdiği Kweuke'yi ise 18 kişilik kadroya almadı.Beşiktaş'tan sezon başında kiralanan Flip Holosko, eski takımına karşı tek forvet olarak sahaya çıktı.Beşiktaşlı taraftarlar, kulübün aldığı deplasman tribünü kapatma cezası nedeniyle Rize maçında takımlarının yanında olamadı.15 bin 600 kişilik statta yaklaşık 3 bin dolayında Rize taraftarı vardı.Kaynak: Al Jazeera ve AA
Volkan Demirel'e Ceza Gelebilir
Spor Toto Süper Lig'de oynanan Fenerbahçe-Trabzonspor maçı Caner Erkin'den sonra Volkan Demirel'in de başını yakacak.Fenerbahçe-Trabzonspor maçı Caner Erkin'den sonra Volkan Demirel'in de başını yakacak. Cumartesi günü oynanan ve golsüz eşitlikle sonuçlanan karşılaşmadan sonra yaşanan olaylar zincirine sarı-lacivertli takımın file bekçisi Volkan'ın da dahil olduğu ve soyunma odası koridorunda küfür ettiği için pazartesi günü tedbirli olarak disiplin kuruluna sevk edileceği öğrenildi.'İki tane o...pu çocuğunun...'Maçın hakemi Bülent Yıldırım ve yardımcılarıyla kısa bir diyalog içine giren Volkan'ın soyunma odası koridoruna hakemlerden birkaç metre önde girdiği ve 'İki tane o...pu çocuğunun açıklamalarından etkilenip maç yönetiyorsunuz. Göz göre göre penaltımızı vermediniz' ifadelerini kullandığı belirlendi. Volkan'ın yüksek sesle sarf ettiği bu sözlerin maçın temsilcisi tarafından rapor edildiği ve pazartesi günü TFF'ye ulaştırılacağı kaydedildi.1 ila 3 maç arası cezaDirekt olarak hakemin yüzüne söylenmemesine karşın yakın mesafeden ve onların işiteceği tonda kullanılan bu sözler nedeniyle Volkan'ın tedbirli olarak sevkinin yapılacağı için hafta içinde oynanacak Ziraat Türkiye Kupası maçında forma giyemeyeceği, 'centilmenliğe aykırı sözler' başlıklı disiplin talimatına göre de 1 ila 3 maç arası ceza almasının gündemde olduğu bildirildi.Milliyet, Cemal Ersen
"Yüzde 50 AKP'ye Nefretle Bakıyor, ANAP da Böyle Yıkılmıştı"
'Davutoğlu yüzü gülen bir insan; 'Ben de modaya uyayım da bir gürleyeyim' dememeli'Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç , AKP’nin geleceği konusunda endişeleri olduğunu dile getirdi. Arınç, “Biz yüzde 50 oy alıyoruz. Fakat geriye kalan yüzde 50’de bir nefret söylemine dönüşüyor' dedi. 'Nihayet malzemesi insan olan bir partiden bahsediyoruz' diyen Arınç, 'Emanet ehlinde olmalı. Onun bunun yakınında, tarafında, şurasında, burasında kesinlikle olmaz. ANAP’ı yıkan budur, DYP’yi yıkan budur. Türkiye yönetilebilir bir ülke olmaktan çıkabilir' diye konuştu.CNN Türk’te katıldığı programda 'Eskiden sokağa çıkardık taraftarımız bizi çok severdi. Karşıdaki muhalifler de saygı duyardı. Şimdi bir nefretle bakış seziyorum. Kemikleşme, kamplaşma var” diyen Arınç özetle şunları söyledi:“Haksızlık yapmamış olmak lazım. Haktan yana olmak lazım. Bu unsurları yaşatırsak bizi top tüfek yıldıramaz. Ama adalette, haksızlık yapmakta veya emaneti ehline vermemekte, kısa devre ve çıkara dayalı siyaset yapmakta adım atmaya başlarsak veya birileri böyle bir tehlikeyi karşımıza getirirse o zaman sıkıntı olabilir. Böyle bir şey var mı Ak Parti’de? Olabilir. Nihayet malzemesi insan olan bir partiden bahsediyoruz. Emanet ehlinde olmalı. Onun bunun yakınında, tarafında, şurasında, burasında kesinlikle olmaz. ANAP’ı yıkan budur, DYP’yi yıkan budur. CHP’yi bu halde bırakan budur. Bir tanesi bu. İkincisi de biz yüzde 50 oy alıyoruz. Fakat geriye kalan yüzde 50’de bir nefret söylemine dönüşüyor. Biz eskiden sokağa çıkardık taraftarımız bizi çok severdi. Karşıdaki muhalifler de saygı duyardı. Şimdi bir nefretle bakış seziyorum. Kemikleşme, kamplaşma var. Bu bizim yüzde 50 oyumuza engel olmaz. Ama Türkiye yönetilebilir bir ülke olmaktan çıkabilir. Biz yumuşatmalıyız. Siyasette yumuşak dil çok önemlidir. Bağırarak, çağırarak, küçülterek onu güçsüz kılarak bir noktaya getirdiğiniz zaman misal doğru mudur bilmiyorum ama kediyi çok sıkıştırırsanız sonunda yüzünüzü cırmalar.Siyasette yumuşak dil çok önemlidir. Bağırarak, çağırarak, küçülterek, onu güçsüz kılarak bir noktaya getirdiğiniz zaman misal doğru mudur bilmiyorum ama kediyi çok sıkıştırırsanız yüzünüzü cırmalar. Davutoğlu yüzü gülen bir insan kimliğiyle çıktı. ‘Ben de modaya uyayım da bir gürleyeyim’ dememeli.Ben öyle bir gidiş görüyorum. Davutoğlu çok iyi bir kimlikle çıktı. Yüzü gülen bir insan. Sözü yumuşak olan, tarihten gelip bugünü bilen bir insana ihtiyacımız varmış. Bu insanın siyasette şiddet dilini kullanmaması lazım. Şu anda kullanmıyor. ‘Ben de modaya uyayım da bir gürleyeyim’ derse kitleler üzerinde bir kutuplaşma beni korkutuyor. İnsanlara hükmeden, dayatan bir siyaset dilini kullanmamak lazım. Hele hele hareket edici, küçültücü hiçbir davranışın içinde olmamalıyız.Referandum (Cumhurbaşkanı’nın başkanlık için 400 vekil istemesi) Sayın Cumhurbaşkanımız bunu söylüyor. Anadolu’da derler ki ‘Ağanın eli tutulmaz.’ Yani millet ağa ise vereceğinin eksik veya fazla olduğunu söyleyemeyiz. Dolayısıyla güçlü bir siyasi iktidar olmalı ve tek başına yapmalı. Tek başına yapmalı dedikten sonra ben şunu ilave ediyorum: Yani 367 bile olsa, 467 bile olsa yine referanduma sunulmalı diye düşünüyorum. Yani halk ne diyecek, onu görmemiz lazım.”T24
Reklam
AKP Kongresi'nde Berkin Elvan Pankartı Gerginliği
AKP İstanbul 5. Olağan Kongresi'nde iki kişi pankart açtı. Berkin Elvan'la ilgili olduğu anlaşılan pankart tam olarak açılamadı. Pankartı açan 2 kişi polis tarafından anında gözaltına alındı, açmak istedikleri pankart da toplandı.
Müzeyyen Senar Hayatını Kaybetti
Türk Sanat Müziği sanatçısı Müzeyyen Senar, tedavi gördüğü EÜ Tıp Fakültesi Hastanesinde yaşamını yitirdi.Türk Sanat Müziği sanatçısı Müzeyyen Senar'ın kızı Feraye Işıl, AA muhabirine yaptığı açıklamada, zatürre teşhisiyle Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'nde tedavi altında tutulan annesinin sabah 07.30 sıralarında vefat ettiğini kaydetti. Yaşlılığa bağlı hastalıklarının 24 saat tıbbi kontrol altına tutulabilmesi amacıyla kızı Feraye Işıl tarafından Urla ilçesindeki yaşlı bakımevine yerleştirilen Müzeyyen Senar, 15 Ocak'ta Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılmış ve burada 13 gün süreyle tedavi görmüştü. Senar, sağlık durumundaki bozulma nedeniyle 2 Şubat'ta Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılmıştı. İstanbul'da toprağa verilecekÜnlü sanatçı Müzeyyen Senar'ın 10 Şubat salı günü, İstanbul'daki Bebek Camii'nde öğleyin kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verileceği bildirildi.Muhabir: Ufuk Kırabalı-Ahmet BayramAA
Reklam
‘Nefesimiz Düşmanların Ensesinde Olacaktır’
MHP Genel Başkanı Bahçeli, 'Nefesimiz, Türk ve Türkiye, Türk milleti düşmanlarının her an, her zaman, her daim enselerinden ayrılmayacaktır' dedi.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisince Kırşehir Cacabey Meydanı'nda düzenlenen 'Nefesimiz Ensenizde Olacaktır' temalı açık hava toplantısında yaptığı konuşmada, kendilerini görkemli heyecan dalgası altında kavuşturan Allah'a sonsuz şükrettiğini belirtti.Toplantı katılımcılarına teşekkürlerini sunan Bahçeli, şöyle konuştu:'Milli bir coşku içinde toplanan siz değerli kardeşlerimi kutluyor, şükranlarımı sunuyorum. Kırşehir'in gururu, milletimizin iftiharı, saza nefes veren, türküleriyle gönüllerimizi fetheden merhum ozanımız Neşet Ertaş diyor ki 'denizi seyretmek gibidir bozkırda gökyüzünü seyretmek.' Bugün Kırşehir'in semalarında, bozkırın tertemiz ufkunda milli vakarın, milli ruhun, milli asaletin sedası çınlamaktadır. Kırşehir'in manevi gökyüzünde umut yıldızları parlamakta, zafer güneşleri yılgınlık ve karamsarlık buzlarını eritmektedir. Ahiler diyarı Kırşehir doğrunun yanında, Hakk'ın ve hakkaniyetin tarafında sapasağlam duruş sergilemektedir. Cacabey'in torunları, Ahi Evran'ın ahfadı, istismar, inkar ve ihanetten kalpleri kaskatı kesilmiş çevrelere gönlü kapalı, yüzü dönük durmaktadır. Sizlerle gurur duyuyor ve iftihar ediyorum.'Ahiliğin önemini vurgulayan Bahçeli, şunları kaydetti:'Bu kaynak kuramayacak, bu sancak Allah'ın izniyle düşmeyecektir fakat Türk milletinin kazanımlarını, geçmişin hatıralarını hiçe sayan bir iktidar, Türkiye'yi hızla çöküşe götürmektedir. Nitekim vatan, nefes almakta zorlanmaktadır. Demokrasi yoğun bakımda, yoğun taarruz altındadır. Ay yıldızlı al bayrağımız solgun, üzgün ve yorgundur. Türkiye çok kötü yönetilmektedir. Kırşehirli kardeşim geleceğinden ümitsizdir. Hiç kimse hayatından memnun değildir. Ahi Evran'ın anıları yok sayılmakta, sözleri, tavsiyeleri terk edilmektedir. Devlet geleneğimiz, binlerce yıllık teamül ve tercihlerimiz nefsine yenik düşmüş, hırslarına teslim olmuş bir şahsiyet tarafından heba ve israf edilmektedir. Bir defa buna 'dur' demek, buna engel olmak hepimizin boynunun borcudur.''10 Ağustos 2014'te Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan, istikrarsızlığın sembolü, kavga ve gerilimin simgesi mertebesine çıkarak ne huzur bırakmış ne de esenlik koymuştur' diyen Bahçeli, şunları söyledi:'Yaklaşık 5,5 ay önce yemin ederek resmen Cumhurbaşkanı olan Erdoğan, bu kısa zamanda anayasal sınırlarını sayısız kere aşmış, yetki ve sorumluluklarını defalarca kötüye kullanmıştır. Erdoğan, anayasayı ihlal etmiştir. Erdoğan, yeminlerini bozmuş, yeminlerini çiğnemiştir. Şeref ve namusla arasına kalın duvarlar dikmiştir. Tarafsız olması gerekirken açıktan açığa 7 Haziran'da yapılacak milletvekilliği genel seçimleri için AKP'ye oy istemiştir. 30 Ocak'ta Kırşehir'e gelerek toplu açılış kisvesi altında siz muhterem vatandaşlarıma AKP'nin fiili eş başkanı gibi konuşmuştur. Durmamış, duraksamamış bu sorumsuz ve ahlaksız tavrına en son Bursa'da da devam etmiştir. Biz daha önce Erdoğan nerede miting yaparsa orada olacağımızı, aynısıyla cevap vereceğimizi ve karşı duracağımızı söylemiştik. Meydanın boş olmadığını kararlılıkla vurgulamıştık. Erdoğan'ın kanunsuz, hukuksuz ve despot uygulamalarını yanına bırakmayacağımızı, Türkiye'nin iflasına sessiz kalamayacağımızı ilan etmiştik. Bu itibarla madem Erdoğan buraya kadar gelip AKP lehine kule nöbetçiliğini, ileri karakol vazifesini Cumhurbaşkanlığı makamına yakıştırmış o zaman bize düşen de buna cevap vermektir. Erdoğan nerede olursa olsun, siyasi propagandaya nerede tevessül ederse etsin nefesimiz ensenizdedir.''Nefesimiz, hainlerin ensesinde olacaktır'Devlet Bahçeli, 'nefeslerinin zalimlerin, hainlerin, müzakerecilerin ensesinde olacağını' belirterek, 'Nefesimiz, Türk ve Türkiye, Türk milleti düşmanlarının her an, her zaman, her daim enselerinden ayrılmayacaktır çünkü bizim nefesimiz, Türk tarihi, Türk kültürü, Türk dilidir. Bizim nefesimiz, Anadolu'yu vatan yapan kahramanların şuurudur. Erdoğan ve havarileri, Türkiye'nin boğazına çöreklenmiştir. Erdoğan ve yandaşları, aziz milletimizin ve Kırşehir'in nefes borusunu kesmek için mücadele vermektedir. Buna izin veremeyiz, buna göz yumamayız. Bunu normal göremeyiz' dedi.Alandakilere, 'Erdoğan, PKK ile anlaştı, İmralı canisinden vize aldı diye başkanlık sistemine sıcak bakacak mısınız? 'Ne olmuş Amerika Birleşik Devletleri'nde de var Türkiye'de de olsun' diyecek misiniz? Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan adamın partizanlık yapmasına, siyasi taraf tutmasına hoşgörü gösterecek misiniz?' sorularını yönelten Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Cevabınız hayırsa, Erdoğan neden bahsetmekte, neyin peşinde koşmaktadır? Kırşehir'in azmi bu kadar kati ve kesinse Erdoğan kime neyi kabullendirecektir? 'Tek adam olacağım' diyorsa Kırşehir bu oyuna gelmeyecektir. 'Kral, emir, şah, tiran, dikdatör olacağım' hevesindeyse, buna Türk milleti müsaade etmeyecek, onay vermeyecektir. Yeni Türkiye parolasıyla milli bekayı, milli varlığı, milli kimliği parçalamak isteyenler hayallerinde boğulacak, bozgunculuğun çamurunda soluk alamayacaklardır. Sözüm Kırşehir'de yaşayan AKP'ye ve diğer partilere oy vermiş bütün kardeşlerimedir. Gelin elinizi vicdanınıza koyun, gelin samimiyetle muhasebe yapın. Özellikle AKP'ye oy vermiş kardeşlerim bir an için düşünün, bir an için tefekkür edin, Erdoğan'ı başbakan yaptınız, cumhurbaşkanı makamına layık gördünüz, buna saygı duyuyorum fakat 12 yıl Türkiye'yi yönetmiş Erdoğan hala sizden hala AKP'ye oy veren vatandaşlarımdan yetki istiyor, yeni unvanlar bekliyor. Kazanan Erdoğan'dır. 1 katrilyon 370 trilyona mal olan kaçak ve karanlık sarayda oturan Erdoğan'dır. Çalan, soyan, yürüten 17-25 Aralıkçılarıdır. Şu işe bakınız ki yükselen Erdoğan'dır, dolar milyarderi olan, villaları, gemileri, kupon arazileri sıra sıra düzen yine Erdoğan'dır. Kırşehirli mazlumu, mağduru, işsizi, yoksulu hatırlayan, önemseyen, derdiyle dertlenen var mıdır? Varsa nerededir?'MHP Genel Başkanı Bahçeli, şöyle devam etti.'Ne berbat bir düzendir ki çalışan sizsiniz, çalan onlardır. Vergi ödeyen sizsiniz, aşıran onlardır. Emek veren sizsiniz, alın teri hırsızları onlardır. Onları uzaklarda aramayın, onları görmek için başka yerlere bakmayın, millete küfreden havuzcular, devletin malını deniz gören asalaklar onlardandır. 30 yaşındaki bir İranlı karaparacı ve bu karanlık simanın eline düşen eski bakanlar onlardandır. Ayakkabı kutularına milyon doları koyan, yatak odalarına servet saklayan hırsızlar onlardandır. Rüşveti bağış gören, yolsuzluğu kapatmak için fetvalar düzen sahte alimler onlardandır. Hırsızı günah işleme özgürlüğü olarak temin eden arsızlar onlardandır. Bir kolunuzdaki saate bakın bir de 700 bin liralık saat takanları düşünün. İşte bunlar ve elbise kılıflarında, çikolata kutularında rüşvet alan onlardandır. 17-25 Aralık'ta ele geçen soygun paralarını 'paralel polisler koydu' diyerek hayasızca iftira atan ve sonra da faiziyle birlikte geri alınca ses çıkarmayan haramzadeler, onlar arasındadır.''Onların gücü ve güvencesi saraydadır' ifadelerini kullanan Bahçeli, 'Onların sevk ve idaresi, sarayda oturmaktadır. Biliyorum sizler su, elektrik, kömür ve diğer ısınma faturalarını zar zor ödüyorsunuz. Son zamanlarda ilave kayıp kaçak bedellerine de mahkum ediliyorsunuz. Aylık elektrik faturası 700 bin lirayı aşan, ısınma bedeli ise 10 trilyon lirayı bulan bir sarayın maliyetini de maalesef sizler karşılıyorsunuz. Sizler kıt kanaat geçiniyorsunuz ama din diyen, diyanet sömürüsü yapan ne var ki Allah'tan da korkmayan müsrifler, münafıklar saraylarda lüks ve şatafat içinde yüzmektedir. Bu hak mıdır, adalet midir, insanlık mıdır? Sizler gideceğiniz yere ya yürüyerek ya dolmuş veya otobüsle ulaşıyorsunuz. Şu acınası hale bakınız ki maliyeti 410 trilyon lira olan ve tamamen cebinizden çıkan paralarla karşılanan uçan saray, birilerine dünya turu attırmaktadır. Aç kalan sizsiniz, açıkta kalan sizsiniz, muhtaç olan sizsiniz, ihtiyaç sahibi sizlersiniz. Buna karşılık doyan bellidir, yiyen bellidir, dolaşan, dolandıran, milli idareyi dolmuşa bindiren, servetine servet ekleyen yine bellidir' diye konuştu.Bahçeli, Kırşehir'in bağlarında üzüm kalmadığını, kalan ürünün de para etmediğini savunarak, 'Pekmez üreticisinin karnı doymadı, ürünü fayda etmedi. Kaman cevizi ithalatla rekabet edemedi, üreticilerimizin keyfi kaçtı, sattıkları borçlarına yetmedi. Çiçekdağlı çiftçimizin hasadı tarlada kaldı, Mucurlu esnafımızın siftahı belirsiz bir geleceğe bırakıldı. Erdoğan, Merkez Bankası ile kayıkçı kavgası yaparken döviz fırladı. Sıkıntılarınız arttı, dara düştünüz. Kırşehirli kardeşlerimin banka borçları devasa boyutlara ulaştı. Erdoğan'a sorarsanız bunlar fasa fisodur, fuzuli şikayetlerdir' dedi.Bahçeli, 'Erdoğan'a bakarsanız mesele başkanlık sistemidir, tüm meseleler, tüm sorunlar başkanlık sistemi gelince birdenbire çözülecektir. Bu zihniyete göre bugüne kadar parlamenter sistem hep engel çıkarmış, hep ayak bağı olmuştur. Kırşehirli ne yemiş, ne içmiş, nasıl geçinmiş Erdoğan'ın umrunda bile değildir. Şimdi AKP'ye oy veren kardeşlerim Allah için söylesin, Allah için itiraf etsin, bu zulüm düzenine, bu karanlık serüvene nereye kadar destek vereceklerdir? Yetmedi mi hırsızlıklar, yetmedi mi yolsuzluklar, yetmedi mi ihanet ve melanetler. Bu kara kışa, bu kabus geceye, bu karanlık seline, bu gelir dağılımı adaletsizliğine nereye kadar dayanılacaktır?' diye konuştu.'Haram sultası sürsün deniliyorsa AKP doğru adrestir' ifadesini kullanan Bahçeli, 'İhanet kervanı ilerlesin deniliyorsa AKP makul bir seçenektir. Türkiye federasyona gerilesin, İmralı canisi ev hapsine çıksın, PKK'lılar affedilsin, Türk milleti kardeş kavgası yaşasın isteniyorsa AKP ve başkanlık sistemi bulunmaz Hint kumaşıdır' dedi.Bahçeli, Erdoğan'ın, parlamenter sistemin bütün avantajlarını kullana kullana bugünlere geldiğini ileri sürerek, şöyle devam etti:'12 Eylül, Türkiye'yi felaketten felakete sürüklemiş, iftira, ihanet, yalan, riya, nankörlük, vefasızlık çarkının dişlileri arasında ögütmüştür. Şimdilerde parlamenter sistemi tüm kötülüklerin anası olarak mahkum etmektedir. Türkiye'nin güçlü bir şekilde geleceğe yürümesi için başkanlık sistemini şart koşmaktadır. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde vasat bulunan, hızlı karar alma, hızlı icraat kabiliyetlerinin başkanlıkla sağlanacağını iddia etmektedir. 2023 yılında Türkiye'nin dünyanın en gelişmiş 10 ülkesi arasına girmesi başkanlıkla mümkün olacakmış. Dikkat ediniz Erdoğan, 'Türkiye'de çok başlılık var' demektedir. Halbuki 2002'den beri kendisi her şeyi kontrol etmekte, tek adamlığa oynamaktadır. Başkanlıkla ülkemizin uçacağını söylemektedir. Demek ki devri iktidarında Türkiye'nin süründüğünü, belini doğrultamadığını görmüş, sonunda yakayı ele vermiştir. Erdoğan, 'bu gömlek bu bedene dar gelmektedir' diyerek milletimizin aklıyla, irfanıyla alay etmektedir. Giydiği gömlekleri değiştirip kılıktan kılığa giren Erdoğan, yeni bir gömlek edebiyatına meyil etmiştir. Erdoğan, milli gömleğini çıkartıp BOP gömleğini giyerek yıllarca aldatmış, kandırmış, zamanımızı çalmıştır ancak Türk milleti gömlek değiştirmez, değiştireceği gömleği de asla giymez, giymemiştir. Şerefini gömlek gibi giyip çıkartan, tarafsızlık yeminini ampul gibi yakıp söndüren bir şahsiyet, Türkiye'ye istikamet çizemez. Milletimizin aklını artık çelemez.'Erdoğan'ın açıkça siyaset yaptığını savunan Bahçeli, 'Suç işlemekte, vatana ihanet konusunda arka arkaya delil üretmektedir. Bunu da 'istikbale yönelik kanaatlerimi söylüyorum' diyerek saptırmaya gayret etmektedir. Dahası Erdoğan'ın başkanlık sistemiyle ilgili sözleri geçmişini topyekün yalanlamaktadır. Parlamenter sistemin kusurları madem fazla varsa yıllarca söylenen 'geliştik, büyüdük, kalkındık, sözü dinlenen ülke olduk' iddialarını bugünlerde nasıl yorumlamak lazımdır. Erdoğan, baştan ayağa yalan olmuş çıkmıştır' diye konuştu.Devlet Bahçeli, şunları söyledi:'Sarayın ağzının içine bakan, ne söylediği, nerede durduğu belli olmayıp Erdoğan'a göre rota değiştiren fotokopi Başbakan ise zavallı ve çelimsiz bir hale düşmüştür. Erdoğan, Davutoğlu'nun yetersizliğinden, kamera şakası gibi bir başbakan olmasından dolayı devreye girmiş ve her şeyi göze almıştır. 7 Haziran seçimlerinde AKP'ye 400 milletvekili isteyen, bu yolla anayasayı değiştirip Öcalan canisiyle başkanlık sistemini kurma hedefine sahiplenen Erdoğan, geri dönüşü olmayan bir mecra ve maceraya sapmıştır. Erdoğan'ın umduğu, beklediği, dayattığı başkanlık sistemi Kırşehir'in büyümesine, zenginleşmesine hizmet etmeyecektir. Böyle giderse sistem değişikliği ve yeni bir rejim nakli konusunda ısrar devam ederse uyarıyorum, Türkiye demokrasi rayından çıkabilecektir. Erdoğan'ın şu anda tek kaygısı, kendisi ve etrafını emniyete almak, geleceklerini garanti etmektir. 'Bizim millete hizmetten başka gayemiz yok' sözü hikayedir. 'Hak davasından gayrı davamız yok' sözü ise kuyruklu yalandır çünkü Türk milleti, 7 Haziran'da iktidarı değiştirirse ki olacak olan budur, ne kadar kıyıda köşede haram yiyen ve hain varsa mutlaka hesap verecektir.''Türkiye, tek bir kişinin insafına kalmıştır'Merhum ozan Neşet Ertaş'ın 'Can yakıp da kalp kırma, senin de gül benzin solacak bir gün. Her canlının kalbi Allah'a bağlı, herkes ettiğini bulacak bir gün' sözünü anımsatan Bahçeli, 'Ertaş ne güzel söylemiş. Allah'ın şaşmaz adaletidir, herkes ettiğini bulacak, yaptığını çekecektir. Buna imanımız tamdır' dedi.'Halihazırda Türkiye'de hükümet fiilen yoktur. Türkiye, tek bir kişinin insafına kalmıştır' diyen Bahçeli, 'Başbakan etkisiz, yetkisiz, pasif ve edilgendir. Erdoğan hükümetin iplerini eline almış, Davutoğlu'nu çekip çevirmektedir. Şeffaflık konusunda geri atmak zorunda kalan Davutoğlu, yalancı baharlar gibidir. Davutoğlu'nun siyasi ilke ve yaptırım becerisi sıfırın altındadır. Saray görevlisi Başbakan'ın bize omurgalı olmaktan bahsetmesi boyunu aşan bir çamur, kendi omurgasızlığını kapatamayan bir kirlenmişliktir. Omurga mavalı okuyan Sayın Başbakan, onu bunu bırak da Erdoğan'ın tutsağı haline nasıl geldiğini açıkla. Yeni bir Misak-ı Milli'den bahseden, yani yeni baştan sınır çizmeye özenen müflis Davutoğlu, sen önce dilinin altındaki baklayı, kulağına fısıldanan fitneyi gel de Kırşehir'e anlat. Davutoğlu sistem değişikliği meselesini soğukkanlı bir şekilde ve rasyonel argümanlarla tartışmaya atıf yapsa da kendisini ciddiye alan yoktur. Yine bizzat Davutoğlu'nun insan haklarına inanan, evrensel temel ilkelerden hareket eden bir siyasi kültürün olduğu yerde başkanlık sistemi ve parlamenter sistem arasında fark olmayacağına dönük imasını duyan da görülmemektedir' şeklinde konuştu.Bahçeli, başkanlık sisteminin emperyalizmin bir tavsiyesi olduğunu, Erdoğan'ın da yıllar evvel bunu dile getirdiğini iddia ederek, 'Başkanlık sistemi, bir özentinin sonucudur, kaldı ki Erdoğan bir zamanlar bu görüştedir. Yıllar içinde komplonun, Türkiye'yi çekemeyen çevrelerin, Türklük hasımlarının kucağına düşen Erdoğan, dününü ezip geçmiştir. Öyle ki günü gününü tutmamıştır. Erdoğan, sürekli yön değiştiren, fırıl fırıl dönen, kara mizah, kararmış vicdandır. Bu şahsiyetten Türkiye'ye hayır gelmeyecektir. Denetimsiz bir başkanlık sistemiyle Türkiye'nin başına bela kesilecek, medeniyet mücadelemizin ayağından çekiştirecektir. Başkanlıkta her şeyin güzel olacağını söyleyen Erdoğan'a sorarım, bugünü kadar her şeyi kötü yaparken aklın neredeydi? İyi yapmak için elini tutan mı vardı? İkide bir ABD'yi örnek veren Erdoğan, bu ülkede başkanın esas itibarıyla dış politika ve savunma dışında ne kadar zayıf olduğunu bilmekte midir? Başkanlık sistemiyle federasyonun geleceğini yani milli ve üniter devlet yapısının iflas edeceğini niçin gizlemektedir?' ifadelerini kullandı.Bahçeli, şöyle devam etti:'Kırşehir'den soruyorum, Erdoğan, PKK terör örgütüyle kurduğu al ver sürecinde başkanlık sistemiyle ilgili aldığı destek sözünü ne zaman açıklayacaktır? Kandil'deki teröristlere kriptolu telefon hediye edip, arkasından geceleri sohbet eden Erdoğan, başkanlık karşılığında teröristlere ne vermiş, neyi vaad etmiştir? Görüyorsunuz, duyuyorsunuz, ibretle izliyorsunuz. AKP, özerkliğin önünü açmak üzeredir. İmralı'ya her gün ihanet katarı gidip gelmekte, pazarlıklar alçakça sürdürülmektedir. Türkiye, Erdoğan'ın şahsi ikbal ve ihtirasları uğruna kandan ve şiddetten beslenen vampirlere peşkeş çekilmektedir. Doğu ve Güneydoğu'da devlet geri çekilmiştir. Asker sinmiş, polis karakollara hapsolmuştur. Cizre, sözde kurtarılmış terör şehri gibidir. Pilot yakan, gazetecilerin kafasını kesen, masum canları alan cani sürüsü IŞİD, Türkiye düşmanı PKK, PYD, peşmerge, AKP ile kol koladır. Teröristler gemiyi azıya almıştır. Bölücülük, şehirleri mesken tutmuş, bölücü militanlar uzun namlulu silahlarla egemenlik haklarımıza nifak kusmuşlardır. Erdoğan, bölünme masasında sizlerin geleceği üzerinde kumar oynamakta, koltuk hırsıyla Kırşehir'e, şehit yadigarı bu kutlu vatana kasdetmektedir.'Alandakilere 'Şimdi siz söyleyin, gür sesle sorularıma lütfen cevap verin. Başkanlık kılıfı altında Türkiye bölünsün mü? Çözüm diyerek barış tantanası yargarasıyla bin yıllık kardeşlik hukuku bozulsun mu? İmralı canisi ev hapsine, sonra da özgürlüğüne kavuşsun mu? Vatandan cayalım mı, milletten vazgeçelim mi, devlete son verelim mi?' diye soran Bahçeli, 'Kırşehir 'hayır' diyorsa, AKP, PKK ortaklığı nasıl başaracak, milli ve manevi yok oluşumuzu nasıl sağlayacaktır? Hainleri baştacı yapan, gelmişimizi ve geçmişimizi bombalayan bir iktidar nasıl ayakta kalacak, bu milletin yüzüne ne hakla bakacaktır. İstenen çatısı delik, kapısı yıkık, önü kapalı, sırtı yaralı, muhafazasız, yalnız, itilmiş, kakılmış, sürülmüş bir millettir' dedi.'Projelendirilen kanlı bir iç kavgadır''Projelendirilen kanlı bir iç kavgadır. Planlanan büyüme soslu küçülme ve içe doğru büzülmedir' ifadesini kullanan Bahçeli, 'Ecdadın hatıraları yutulmaktadır. Cumhuriyet'in sütunları baltalanmaktadır. Vatan ve millet nedir bilmeyen namus yoksunları, milletimizin önüne derin hendekler kazmaktadır. Hem ruhlarını hem de yurtlarını satma konusunda tükenmez istismar madeni olan ruhsatlı ve sicilli bölücüler, sizleri, Kırşehir'i, aziz ülkemizi yakmak, kavurmak için sıradadır. Tehlike büyüktür görünüz, tehdit vahşidir anlayınız. Türkiye elimizden kayıp gitmektedir, 'artık yeter' deyiniz. Millete 'koyun' diyen, çıktığı her avda çantası dolu dönen AKP'den kurtulmak için ayağa kalkınız, sandıkta Türk ve İslam vicdanını bağımsız ve güçlü Türkiye ülküsüyle buluşturunuz. Buna var mısınız, buna hazır mısınız? MHP'ye 'evet', AKP'ye 'git' diyecek misiniz? 'Türkiye'de her şey terstir, çare başkanlıktır' diyecek Erdoğan'a sarayı dar edecek, hakkınızı, nafakanızı, helalinizi savunacak mısınız? Allah hepinizden razı olsun. Kunduna getirip 1923'ten Cumhuriyet'in emanetlerinden, Milli Mücadele'den intikam almaya hazırlanan Mondoros bakiyelerine, Sevr hayranlarına, yabancı beslemelerine teslim olmayacağınızı görmek gücümüze güç katıyor. Kırşehir'in umutlarıyla oynayanlar, milletimizin ayağına çelme takanlar boşuna sevinmeyin, bozkurtun nefesi alayınızın ensesindedir' diye konuştu.MHP'nin 46. kuruluş yıl dönümüBahçeli, bugünün aynı zamanda asırları aşarak gelen büyük milletin yakın tarihte özel bir misyon üstlenmiş olan MHP'nin 46. kuruluş yıl dönümü olduğunu belirterek, 'Hepimize kutlu olsun. 1969 yılının 8-9 Şubat'ında başlayan faziletli yolculuğun üzerinden 46 uzun yıl geçmiştir. Türkiye'ye sevdalı ve İslam'a bağlı gönüllerle milletimizin kucaklaşması sonsuza kadar yüreklerde yanacak millet aşkını alevlendirmiştir. Aklında vatan ve millet sevgisinden başka hiçbir kaygı taşımayan, tertemiz vicdanların al bayrağın yanına üç hilali sancak yaparak başladıkları yürüyüş çok şükür bugünlere gelmiştir' dedi.'Bu davanın ve dava arkadaşlarımızın yegana kazancı, müsterih olmuş bir vicdan, yerine getirilmiş milli bir görev, vatan nöbetinin haklı gururu, bir hilal uğruna toprağa düşmüş fidanlara okunan Fatiha'nın huzuru ve Allah katında ulaşılmış şehadetten başka hiçbir şey değildir' diyen Bahçeli, 'Bu itibarla geride kalan 46 yıl kolay geçmemiş, kolay yaşanmamıştır. Tarih ve olaylar, tanıktır. 46 yıl çiledir, çabadır, çalışmadır. 46 yıl heyecandır, inançtır, sevdadır. 46 yıl yürektir, şuurdur, sabırdır. 46 yıl kavgadır, mağduriyettir, mahkumiyettir. 46 yıl vicdanımızın sesi ve şehidimizin son nefesidir' diye konuştu.Bahçeli, 'Bizi bilenler bilir, biz kendimiz için hiçbir şey aramayız, istemeyiz, dilemeyiz ama milletimiz mevzubahis olursa kararlılığımızın, ülkülerimizin, arayışlarımızın sınırı yoktur. Bu yüzden MHP gözlerini ufkun ötesine sonsuzluğa dikmiştir. MHP, Türklüğün kucakladığı hakkaniyetli bir küresel dengenin tesisine imkan sağlamak için mücadele vermektedir. İnançsa aranan, heyecansa istenen, kadro, şuur, uzmanlık, cesaretse dilenen MHP, burada, Kırşehir'in huzurunda, Türk milletinin hizmetindedir' dedi.Yıllarca kendi yollarını kendilerinin çizdiğini, kimseye minnet etmediklerini dile getiren Bahçeli, 'Yıllarca önümüze çekilen engelleri aştık, örülen bariyerleri geçtik, yıllarca birleşecek gövde arayan ve millet kaynağından doğan pınarları bünyemize katarak büyüdük. Vatan dedik, bayrak dedik, millet dedik, dosdoğru olduk, doğrudan ayrılmadık. Türkiye dedik, Turan dedik, Kur'an dedik, kardeşlik şerbetinden içtik, herkesi bağrımıza bastık teslimiyetçi olmadık' şeklinde konuştu.'7 Haziran'da Türkiye kazansın, Türk milleti zenginleşsin diyoruz. Nusubet bulutlarını kovmak için hazırız, ihanetin belini kırmak için hazırız, istikrarı sağlamak, hepinize herkese kazandırmak için hazırız. Çiftçinin, esnafın, memurun, işçinin, sanayicinin nefesi ve kuvveti MHP'dir. Umutsuzluğun koyu sisini dağıtmak MHP inançlıdır. Yoksuklluğun, yolsuzluğun ve yasakların kökünü kurutmak için MHP iradelidir. MHP varsa huzur vardır, MHP varsa işsizlik, sefalet son bulacaktır. MHP varsa hainler, zalimler, eşkıyalar, döviz, faiz, rant lobisi kaçacak delik arayacaktır. Üç hilale verilen her oy, Türk milletinin aydınlık yarınlarına destektir. Üç hilale verilen her oy, Türkiye'nin kalkınma mücadelesine yardımdır. Üç hilale verilen her oy, mazluma şifa, garibe deva, kardeşliğe rızadır.''Kırşehirli kardeşlerim, 7 Haziran'da kendiniz, sevdikleriniz, sevenleriniz ve yavrularınız için oy vereceksiniz' diyen Bahçeli, 'Verdiğiniz oy yerini bulsun, sonuç versin diyorsanız MHP sizinle, sizlerin emrindedir. Verdiğiniz oy bağınıza, bahçenize, tezgahınıza, iş yerinize, hanenize bolluk ve güzellik getirsin diyorsanız MHP elini uzatmış sizleri beklemektedir. Türküm, Müslümanım, gelişmeye ve değişmeye açığım demek için son durak, MHP'nin iktidarıdır. İnsanca yaşamak için MHP son çaredir. MHP, içinde milletin olmadığı, içinde Türk ve İslam değerlerinin bulunmadığı hiçbir hedefi asla kabul etmeyecektir. MHP, aslını, neslini asla ve asla inkar etmeyecek Türkiye'yi şaha kaldırmak için, milletin yüzünü güldürmek için geceyi gündüze katacak ve çok çalışacaktır. Nefesimiz kötülerin, kötülük yapanların, milli değerlerimize diş bileyenlerin ensesinde olacaktır. Cenab-ı Allah yar ve yardımcınız olsun. Ne mutlu Türküm diyene.'Tuğba Yardımcı, AA
Demirtaş: 'Çocukken Hayalim Astsubay Olmaktı'
Çocukluğunda hayali bir astsubay olmaktı. Kürt kimliğiyle, Irak’ın devrik lideri Saddam Hüseyin’in, Halepçe’de Kürtleri katlettiği günlerde tanıştı. Siyasi miladı, eski Diyarbakır HEP İl Başkanı Vedat Aydın’ın ölümünün ardından katıldığı cenaze yürüyüşü oldu. İşte bilinmeyenleriyle HDP Eş Genel Başkanı Selahattin DemirtaşSuriçi’nde geçim sıkıntısı çektikleri dönemde dünyaya gelir Sadiye ile Tahir Demirtaş’ın ilk çocuğu Nurettin... İlk çocuk tecrübesizliğine rastlar, zatürreeye yakalanmaktan kurtulamaz. İkincisiyse bir yıl sonra 10 Nisan 1973’te doğar...Komşuları güzelliğini konuşur, bölgedeki inanışa göre “Güzel doğan çocuğa Eser adının verilmesinin âdetten olduğunu” hatırlatır. Sadiye Demirtaş’ın babası Mehmet Ali Kaya ise “Selahattin” adında ısrarcıdır. Erkek tarafı itiraz etmez, nüfus kâğıdına dedesinin dediği yazdırılırken, aile içinde de Eser diye seslenilir...Zaten “Güzel doğan çocuğa iki isim verilirse ömrü uzun olur...” inanışı da bunda etkin olur. Çünkü Azrail, Eser için geldiğinde Selahattin; Selahattin için geldiğinde de Eser karşılayacaktır. Selahattin Demirtaş’a bu durumu anımsattığımda gülümsedi, “Biliyor musun, aile fertlerim bana Eser diye seslenir” dedi. Kendinden sonra 5 kardeş daha aileye katılır; Nurcan, Aygül, Süleyman, Şadiye ve Bahar... Ebeveynleri aralarında Zazaca konuşur, ancak çocuklarına öğretmekten kaçınır. Dört kardeş aynı ilkokulda okur; başarıları ortaokul ve lisede örnek gösterilir.‘ASTSUBAY OLMAK İSTERDİM’Selahattin Demirtaş o günleri anlatırken müstehzi gülümsemeyi yüzüne kondurup bir anısını şöyle paylaştı: “Ortaokuldayken bir komşumuz astsubaydı, onların çocuklarıyla oynarken imrenirdim; astsubay olmak isterdim...” Çocuklar büyür, baba Tahir de işçi olarak girdiği Köy Hizmetleri’nde su tesisatçılığını öğrenir ve dükkân açar.KÜRT KİMLİĞİYLE TANIŞMAMart 1988’de Ali Emiri Lisesi’nin ikinci sınıfında okurken dışarıdan gelen sloganlarla öğrenciler camlara koşar. Demirtaş o günü, “Kürt kimliğimi öğrendiğim gündü” diye niteliyor ve ekliyor: “Öğretmenimiz, Saddam Hüseyin’in Halepçe’de Kürtleri katlettiğini anlattı. O gün Kürtlüğün ne demek olduğunu, Kürt olmanın ağır sorumluluğunu öğrendim. Kimliğimle tanıştım.”Yine de anne tavsiyesine uyar, eylemlerden uzak durur. Lise mezuniyeti için düzenlenecek eğlenceye öğrencilerin kullanabildikleri enstrümanlarını da getirmeleri istenir. En yakın arkadaşı Ulaş’ın bağlama çaldığını da o gün öğrenir.“Bağlamayı almak için birlikte Ulaş’ın evine gittik” diye söze girdi, saz çalma hırsının nasıl oluştuğunu da kahkahalar içinde anlattı:“Asansörden inerken baktım tıngırdatıyor. O kıskançlıkla ertesi gün gidip saz aldım, kısa sürede öğrendim ve çalmaya başladım. Annem ve babamdan gizli Kürtçe müzik dinlerdim.”1990’da liseden mezun olduğu yıl ilk tercihlerini hukuk fakültelerinden yana yapar; sekizinci tercihi İzmir 9 Eylül Üniversitesi Denizcilik İşletmesi Bölümü’nü kazanır. Ağabeyi Nurettin de Muğla’da İşletme Fakültesi’nde okumaktadır. Ancak okuduğu bölümden hiç hoşnut kalmaz.SİYASET EŞİĞİNİ GEÇTİĞİ GÜNTemmuz 1991’de tatil için gittiği Diyarbakır sokaklarında HEP İl Başkanı Vedat Aydın’ın kaçırılıp öldürülmesinin protestosuyla karşılaşır. Demirtaş, siyaset eşiğinden geçtiği tarihi bugüne işaretleyip anlattı: “Vedat Aydın’ın cenazesi bulunana kadar geçen 3 gün içinde duygusal yönden çok etkilendim. Cenazenin kaldırılacağı gündü. Meydana doğru yürüyen bir grup gencin arasına katıldım, birlikte yürümeye başladım. Polisler ellerinde kalaslarla gençleri kovalamaya başladı. Ben de onlarla kaçtım. Mardinkapı önüne geldiğimizde bu kez kalabalığın üzerine ateş açıldı, bilinen acı olaylar yaşandı. Hayatımın rotası o gün değişti, siyasal kimliğimle o gün tanıştım; başka bir insan oldum.”CEZAEVİ GÜNLERİÜniversite için İzmir’e döndüğü günlerdir. Devletin gücüyle ilk karşılaşmasını da orada yaşar. PKK’nın gençlik örgütü olarak bilinen Yekitiya Civaka Kürdistan üyesi olmaktan, ağabeyi Nurettin Muğla’da, kendi de İzmir’de gözaltına alınır. “Emniyette bir hafta gözaltında sorgulandım, sonra bıraktılar ama Nurettin’i tutukladılar; 24 yıl hapse mahkûm ettiler” diye söze girdi, anlatmaya başladı:“Bir ayda toplanan para ortaya konur, giderler ayrılır, kalan denkleştirilip her ay Nurettin’i görmeye o paranın yettiği sayıda kişi giderdi. 8 kişi nasıl gitsin; elde kalan para ne kadarsa o kadar kişi işte. Annemin hazırladığı yollukla Diyarbakır’dan Nurettin’in yattığı Buca Cezaevi’ne 24 saat içinde gider gelirdik.”“Bugün görüş yok” denildiği için dönüp geldikleri günleri de anımsadı. “Anneniz yolluk olarak kızarttığı tavuğu lavaşa sararmış; siz çok severmişsiniz. Sırf tavuğu yemek için gitmekte ısrar edermişsiniz” dedim. Duygusallaştı, gözleri doldu. Ümit Turpçu’nun bu anını görüntülüyor olmasına aldırmadı; ağlamak ile dik durmak arasındaki iç savaşında ikincisini tercih etti.Derin nefes alıp gülümsedi, “Bunları kim anlattı? Evet öyleydi...” dedi, gerisini getirdi: “Buca Cezaevi’nin karşısında küçük bir büfe vardı, ancak orada çay içecek kadar paramız kalırdı. O gün görüş iptal edilmezse içeri girer, kirli, buğulu çift camın ardından Nurettin’i görür, çapraz teller arasından sohbet ederdik. Bir annenin oğlunun kokusunu duyamaması ne demek...”Fotoğraf: Ümit TURPÇUÇİFT CAMLARDAN SES GELMİYOR TÜRKÜSÜYaşadıkları acı bir olayı da aktardı: “Annem bir bileziğini ‘Senin çocuğunu bıraktırırım’ diyen yargı mensubuna kaptırmıştı. Nurettin’e paramız olmadığı için uzun süre avukat tutamadık. Bu kadar mı kimsesiz ve sahipsiz olur bir insan...”Bazen odasına kapanıp diğer odada oturan babasının çok sevdiği “Çift camlardan ses gelmiyor” türküsünü seslendirmiş. “Babamın türküyü dinlerken ağladığını bilirdim” dedi, hukuk okumaya da bu ortamın azmettirdiğini söyledi... Dediğini de yapmış Ankara Hukuk’u kazanmış, iki yıl sonra da iki kuzeni ve kardeşi Aysel kendisini takip etmiş. İlker semtinde bir ev bulmuşlar, anne öğüdünü tutmaya da devam etmişler; olaylara karışmak yerine kitap okuyup entelektüel tartışmaların içinde kalmayı yeğlemiş. Bunları anlatırken hafif doğruldu, Meclis’teki Genel Başkan odasının penceresinden görünen Dikmen Caddesi’ni işaret edip konuşmasını sürdürdü:GRUP PERİŞAN...“O kadar yıl şu caddeden fakülteye gidip geldim, bir gün olsun Meclis’e dönüp bakmadım. Aklımın ucundan dahi geçmedi.” Konu bağlamadan açılınca müzik grubu kurdukları yılları anımsadı...İzmir’de okuduğu İnciraltı Yurdu’nda kaldıkları yıllarda Ahmet Kaya, Ferhat Tunç, Grup Yorum türküleri söylerken akıllarına bir fikir gelmiş.Sonradan avukatı olan Faruk Duran’ın da arasında bulunduğu bir kız 4 erkek ile müzik grubu oluşturmuşlar. Adını “Komabelangaz” yani “Grup Perişan” koymuşlar... Bir yandan gülüp diğer yandan anlatmayı sürdürdü: “Hakikaten perişandık. Mesela gitar çalan arkadaşın gitarı yoktu. Bir zengin arkadaşımıza babası gitar almıştı gidip onu kamulaştırdık. Profesyonel değildik; eylemler olurdu, arkadaş grupları toplanırdı, oralarda çalardık. Sonra dağıldık.”'KURYELER YAKALANDI, DAĞA GİDEMEDİM'Üniversite yıllarında arkadaş baskısıyla da karşılaşır. “Herkes dağa giderken sen okumaktan başka ne yaparsın?” diyenler çoğalır. 1995’te dayanamayıp yaz tatilinde dağa gitmeye karar verir.Ancak öngörmediği bir gelişmeyle karşılaşır: “Dağa gitme konusunda çok bocaladım. Gitmemem de tamamen tesadüf. Tam gidecektim ki bizi dağa götürecek kuryeler yakalandığı için gidemedim. Hangi dağa gideceğimi, kime emanet edileceğimi de bilmiyordum. Bir yerlere emaneten gidecektim. Bir gün babamın dükkânına bakarken iki polis geldi. Yakalanan kuryelerin üzerinden ismim çıkmış. Beni dağda zannettikleri için babama ne zaman gittiğimi sormaya gelmişler.‘Selahattin Demirtaş’ı arıyoruz’ dediler. ‘Buyurun benim...’ dedim. Hemen dışarı çıktılar; kısa süre sonra dükkânın önünde yüzlerce polis vardı. 15 gün nezarette kaldım. Bana Selahattin’i soruyorlar, “Benim” deyince de inanmayıp tekrar sorguya alıyorlardı. Benim, ben olduğumu 15 günde ispat edebildim. Kurgusunu, hesabını, kitabını yaptığım bir serüven değildi...”SİYASİ HAYATHukuk Fakültesi bitip avukatlık belgesini aldığında yaşadığı olumsuzlukların acısını başkalarının da çekmemesi için bir kuruş almadan siyasi tutukluların avukatlığını üstlenir. Başında Osman Baydemir’in bulunduğu İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ile ilişkisi de o tarihte başlar.İHD, Silopi HADEP İlçe Başkanı Serdar Tanış ile Yardımcısı Ebubekir Deniz’in karakolda kaybolması olayına bakmasını ister.Bütün uğraşlarına karşın izlerini bulamaz. Demirtaş, duygulu bir ifadeyle boşluğa baktı, “O dönem en cesur davranan Savcı İlhan Cihaner’di” dedi.Baydemir’in Belediye Başkanı olması üzerine İHD Şube Başkanlığı’nı üstlenir.Öncesinde hukukta okuduğu yıllarda çıktığı Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi’ni bitirip öğretmen olan Başak Demirtaş ile 2002’de evlenir.İlk kızının adını Kürtçe’de “Değerli” anlamına gelen Delal koyar. Askerden döndükten sonra da 2006’da aynı fakültede okuduğu kuzeni Sedat Demirtaş ve kardeşi Aysel ile birlikte avukatlık bürosu açar.Evin geçiminiyse öğretmen maaşıyla Başak Demirtaş karşılar.MİLLETVEKİLLİĞİAynı yıl, 33 yaşında DTP’den milletvekili adaylığı teklifi alır. Partinin başında da 12.5 yıl hapis yattıktan sonra 2004’te çıkan ağabeyi Nurettin Demirtaş vardır. Ailesi ve eşi sıcak bakmaz ancak Leyla Zana ve Hatip Dicle’nin de telkiniyle adaylığı kabul eder.İçlerinde ticari zekâsı en iyi olan, küçüklüğünden beri sakız, toka satıp evin geçimine katkı veren, tekstil mühendisi küçük kardeşi Süleyman Demirtaş’a iş düşer. Demirtaş’ın yüzünde bu anda sevgi halesi oluştu, anlatmaya başladı:“Süleyman küçükken tezgâh üstü mal satardı; mahallenin çocukları sataşıp eşyalarını yağmalayınca, ‘Tayınızı çağıracağım’, yani denginizi çağıracağım diye beni çağırırdı. Ben de gider onları barıştırırdım.”Seçim gezisini borçla aldıkları otomobil ve Süleyman Demirtaş’ın şoförlüğünde tamamlarlar. Sandığa gitmeye bir gün kala hamile olan eşi Başak Demirtaş rahatsızlanır.Doktorlar Ankara’ya götürmesini önerir. Eşini kardeşi Süleyman’a teslim eder, seçimin bittiği gün Ankara’dan kaygısını gideren haber gelir: “Tebrik ederim kızın doğdu...”22 Temmuz 2007 günü Demirtaş ikinci kızıyla birlikte milletvekilliğine de kavuşur. Bundan dolayı kızına Kürtçe “Yürekten gelen” anlamındaki Dılda adını koyar.CESUR SÖYLEMUzlaştırmacı kişiliğiyle Grup Başkanvekili olur. Anayasa Mahkemesi’nin DTP’yi kapatacağını anladıkları 2010’da Gültan Kışanak ile Barış ve Demokrasi Partisi’nin Eş Genel Başkanlığı’nı üstlenir. KCK operasyonlarına karşı tavır koyar, “KCK buysa ben de genel başkanıyım” diyerek cesur çıkışlarda bulunur. 2006’da dile getirdiği, “Kürt sorununun çözümünde Öcalan’ın rolünün değerlendirilmesi gerekir” sözü o tarihte bir daha anımsanır. 2011’de bu kez Hakkâri’den milletvekili seçilir. 2014’te partinin adı bir daha değişirken Figen Yüksekdağ’la HDP’nin Genel Başkanı sıfatını alır. Cumhurbaşkanlığı seçimindeki performansı da yaşamının getirdiği sonuçtur.Haber Türk / Muharrem Sarıkaya
Sakalın Elin Anthony'si Kadar Yurdum Erkeğine de Yakıştığının 23 Kanıtı
Göze soka soka paylaşılmasından bildiğiniz üzere bir süredir sakal tüm dünyada moda. Bazıları moda olduğu için sakal bırakırken bazılarında modadan bağımsız bir tarz. Sakal Modasının En İyisi Olduğunun 17 Kanıtı içeriğimde ve diğer sakallı Onedio içeriklerinde fotoğrafları paylaşılan yakışıklılar yabancıydı. Haliyle 'Elin Anthonysinde güzel duruyor tabii' şeklindeki yorumlar da bu içeriklerin vazgeçilmezi oldu. Hayır gençler hayır! Bizim topraklarımızdan çıkma yakışıklı, sakallı yüzlerce insan var. İşte sakalın Anthony'ler kadar yurdum erkeğine de yakıştığının kanıtlarından bazıları :)
Reklam