onedio
Çiçek'ten 'İdam' Açıklaması: 'Uluslararası Taahhütlerle Tartışmak Lazım'
TBMM Başkanı Çiçek, idam tartışmaları konusunda, 'Türkiye'nin bir kısım uluslararası taahhütleri var. Bunları da ortaya koyarak, konuyu tartışmak lazım' dedi.Cemil Çiçek, Parlamento Muhabirleri Derneği (PMD) Başkanı Göksel Bozkurt ve Yönetim Kurulu'nu kabulünde, Özgecan Aslan'ın öldürülmesinin ardından yaşanan tartışmalara ilişkin görüşlerini ifade etti.Belli süreden beri Türkiye'de kadının sorunları, cinayetler ve şiddet olaylarının her gün haber metinlerinde, gazete sayfalarında yer aldığını belirten Çiçek, 'Hepimizin nefretle kınadığı, asla tasvip etmediğimiz bir kısım fiili durumlar....Bu sadece iç kamuoyumuz bakımından değil, Türkiye açısından kötü bir imaj oluşturuyor. Bu nedenle, Özgecan'ın hunharca katledilmesi, toplumda haklı olarak büyük bir infiale sebep verdi. Hepimiz bundan büyük acı, üzüntü duyduk. Bu üzüntümüzü de değişik vesilelerle ifade etmeye çalışıyoruz' diye konuştu.Konuyla ilgili tartışmaların olduğunu ve belli bir süre daha devam edeceğine işaret eden Çiçek, TBMM'de kadına yönelik şiddet ve hunharca işlenen cinayetlerle ilgili Araştırma Komisyonu kurduğunu hatırlattı. Komisyon'da tüm partilerin temsil edildiğini, Meclis'in duyarlılığını ortaya koymak, konuyla ilgili araştırmalar yapmak, çözüm önerilerini ortaya koymak bakımından çalışmalarını sürdürdüğünü anlatan Çiçek, şunları kaydetti:'Ben bugüne kadar bu tür Araştırma Komisyonlarına hiç katılmadım, daha özgürce çalışma yapsınlar diye....Ama konunun önemi sebebiyle, gelen talep üzerine birkaç gün evvel de kendileriyle bir toplantı yaptık. Başkanlık olarak bu yöndeki çalışmaları, yurt içi ve yurt dışı olmak üzere her türlü desteği vereceğimizi ifade ettik. Nitekim BM'de yapılacak toplantıya da bu manada katılacaklar. Meclis'in çalışma takvimi de dikkate alınarak, kendilerinin de arzusu benim de beklentim, bir an evvel bu çalışmaları bitirip alınacak tedbirlerle ilgili bir tedbirler manzumesini ortaya koymalarıdır. Bunu da yapacaklarına inanıyorum. Meclis bu konuya hassas. Zaten gündemdışı konuşmalarla, siyasi parti başkanlarımızı yaptıkları toplantılar ve açıklamalarla da dile getiriyorlar. Ben de Özgecan'ın babasını, ailesini aradım; üzüntümüzü ifade ettik. Tabii evlat acısı çok kolay kabullenebilecek bir acı değil. İnfiali büyük...''Vatandaşın beklentisi idam edilmesi...'Tartışma yaparken bir kaç şeye bakmak gerektiğini vurgulayan Çiçek, şöyle konuştu:'Evvela bu türlü şiddet ve vahşet olaylarının önlenmesi bakımından yasal yetersizlik var mı? Eğer bu varsa biz bunu süratle giderdik, gideriyoruz. Türkiye'de sorunların çözümü bakımından en kolay başvurulacak tedbirlerin başında yasal düzenlemeler geliyor ve Meclis, bir çok konuda bu düzenlemeleri büyük ölçüde yaptı, eksiklik varsa yine de giderilebilir. Mesele burada yasal eksiklikten daha çok, bunun uygulamasıyla ilgili konularda oluyor. Nitekim ceza indirimlerine gerçekten yargılama sırasında gerek var mı yok mu, mahkemelerin cezada indirim sebeplerini kullanmış olması, Yargıtay'ın bu yöne verdikleri kararlarda epey tartışılıyor. Demek ki yasadan çok uygulama konusu Türkiye'de, tartışmalı konudur. Bunu bir defa ortaya koymamız gerekiyor.İkincisi; böylesine vahşi ve gerçekten büyük bir şiddetle kınadığımız olayla ilgili hapis cezası veya dile getirilen tedbirler ne olursa olsun vatandaşın beklentisi idam edilmesidir. İdamla ilgili bir ceza uygulanmadığı sürece bu infiali tam karşılamak mümkün olmuyor. Bu vesileyle idam cezası yeniden, sayın bakanların da açıklamaları ile gündeme geliyor. Vatandaşın da bu yönde talebi var, bazı açıklamalar var. Tabiatı ile bu konuyu tartışırken Türkiye'nin bir kısım uluslararası taahhütleri de var. Bunları da ortaya koyarak, tartışmak lazım. Değilse, sadece belli bir olay üzerinden tartışma yaparız, sonra sonuca varamayız. Sonra başka bir konu gündeme gelince, yine bu tartışmalar sonuçsuz kalır. Bu vesile ile idam cezası dahil, madem sayın bakanlar da gündeme getirdi, bu konuda farklı değerlendirmeler var, Türkiye'nin uluslararası taahhütlerini de gündeme koyarak, kamuoyu neyi talep ediyorsa bunları bilerek yapması, bizi daha sağlıklı sonuca ulaştırır diye düşünüyorum. Bir defa daha bu olayı nefretle kınadığımızı ifade etmek istiyorum. Aileye sabırlar diliyorum. İnşallah bu cinayetler, vahşetler son olsun. Tabiatıyla ilgili komisyonumuz da çalışmalarını bitirince bunu da kamuoyuna takdim ederiz.'Çiçek, afların; cezaların caydırıcılığı ve yargılamanın anlamsızlığını ortaya koyduğunu, toplumda mağdurların infialine yol açtığını dile getirerek, 'Her türlü affa karşıyım. Ne ceza, ne imar, ne vergi affı yapılmalı. En tehlikeli olan da ceza aflarıdır. Adalete olan güveni zedeliyor. Mağdur aflar karşısında, 'benim yakınım öldü ama suçlu elini kollunu sallayarak dolaşıyor' diyor. Bir kısım suç ve suçluların cesaret almasına yol açacak olması bakımından da çok büyük etkisi var' dedi.AA
'Dans Etmek Nedir? Biliyorsan Fatiha Oku'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'ın öldürülmesi ile ilgili, 'Bu caniliği yapanların hakkettikleri cezayı almaları için davanın bizzat takipçisi olacağım' dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sheraton Otelde düzenlenen Türkiye Müteahhitler Birliği Yurtdışı Müteahhitlik Hizmetleri Ödül Töreni'nde yaptığı konuşmada, 'Çalışan, koşturan, terleyen bir Cumhurbaşkanı olacağım dediğim zaman birileri buna karşı çıkıyor. Oturarak başarı sağlanabilir mi? Elbette çalışacağız, elbette koşturacağız, elbette terleyeceğiz' ifadelerinin kullanarak, 'Oturdukları yerden siyaset yapmaya, oturdukları yerden muhalefet yapmaya alışmış olanlar, bizim tavrımızı yargılıyorlar. Halbuki asıl eleştirilmesi, asıl garip karşılanması gereken onların durumu. Proje desen, proje yok. Vizyon desen, vizyon yok. Hayal desen, o bile yok. Çalışma, gayret zaten hiç yok. O zaman bu millet sana niye ülkeyi teslim etsin, niye geleceğini emanet etsin' şeklinde konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:Dans ederek güya protesto ediyorlar'Otobüste teröristler tarafından diri diri yakılan kızımız için ses çıkarmayanlar, eylem sırasında ölenler için Türkiye'yi ayağa kaldırmaya çalıştılar. Bunlar kendi ülkesine, kendi milletine, kendi insanının değerlerine, kültürüne o kadar uzaklar ki geçtiğimiz günlerde hunharca katledilen Özgecan'ımızın ölümünü dans ederek güya protesto ediyorlar. Bu ne biçim iştir. Önce sen biliyorsan bir Fatiha oku. Bilmiyorsan bir rahmet dile. Ailesine bir başsağlığı dile. Dans ediyor. Bunum bizim kültürümüzdeki yeri nedir? Adeta sanki o ölümden zevk alıyor, bu anlama gelir.'
Üniversite Öğrencisi Esra Gündüz 7 Gündür Kayıp
Malatya’da ‘okula gidiyorum’ diyerek evden çıkan üniversite öğrencisi 21 yaşındaki Esra Gündüz’den 7 gündür haber alınamıyor.Beydağı Mahallesi'nde yaşayan İnönü Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu öğrencisi Esra Gündüz, 7 gün önce 'okula gidiyorum' diyerek evden çıktı. Daha sonra eve dönmeyen Gündüz’ün yakınları kızlarının kayıp olduğunu polise bildirdi. Polis, genç kızın bulunması için çalışma başlattı. Mobese kameraları ve güvenlik kameraları incelendi. Ancak halen bir iz bulunamadı.Baba Metin Gündüz, kızının ‘okula gidiyorum’ diyerek evden ayrıldığını ve geri dönmediğini belirtti. Yetkililere konuya eğilmeleri için çağrıda bulunan Gündüz, kızını gören vatandaşların da kendileriyle irtibata geçmesini istedi. Anne Saadet Gündüz de tek isteğinin kızının geri dönmesi olduğunu söyledi. Eşref Akgün, CHA
ÖYM'ler Geri Geliyor
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) bu hafta yayımlayacağı yetki kararnamesi ile dört büyük ilde ‘özel ihtisas mahkemeleri’ kuracak. Al Jazeera'nin edindiği bilgiye göre HSYK’nın belirleyeceği Ağır Ceza Mahkemeleri özel yetkili mahkeme haline gelecek. Bu mahkemeler sadece Anayasal suçlar ile terör suçlarına bakacak. Al Jazeera Turk'ten Mustafa Türk'ün haberine göre; Yaklaşık bir sene önce kaldırılan Özel Yetkili Mahkemeler HSYK’nın yetki kararnamesiyle tekrar yürürlüğe giriyor. HSYK, Ankara, İstanbul, İzmir ve Diyarbakır’da Birinci ve İkinci Ağır Ceza Mahkemeleri’ni 'özel yetkili' hale getirecek. Kapanmadan önce ÖYM'lerin baktığı terör ve örgütlü suçlara bu ihtisas mahkemeleri bakacak. Mahkemeler, Anayasal Düzene ve Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar Bürosu’nda görevli savcılarca açılan ‘terör’ ve ‘örgüt’ davalarına bakacak.Paralel yapı davasına bakacakYeni oluşturularak özel yetkili mahkemelere paralel yapı soruşturması kapsamında hazırlanan iddianameler gönderilecek. Casusluk, anayasal düzene karşı işlenen suçlar, dinlemelerle ilgili davalara da yine bu mahkemeler bakacak. Al Jazeera’nin HSYK kaynaklarından aldığı bilgiye göre 'paralel yapı' soruşturmalarında avukatlar Sulh Ceza Mahkemeleri’ne itiraz hakkını doldurduktan sonra Ağır Ceza Mahkemeleri’ne ve Asliye Ceza Mahkemeleri’ne başvurarak beraat kararı çıkartmaya çalışıyor. Yeni kurulacak özel yetkili ağır cezalarla bu durumun önüne geçilecek. Soruşturma tamamlanmasıyla 'paralel yapı' ile ilgili tüm davalara bu mahkemeler bakacak.Yargı paketiyle HSYK’ya yetki verildiTBMM’de 2 Aralık 2014 tarihinde kabul edilen yargı paketinin yürürlüğe girmesiyle HSYK Kanunu’nda değişikliler yapıldı. İhtisaslaşmanın sağlanması amacıyla HSYK’ya, ağır ceza mahkemelerinin bakacağı davalar iş yoğunluğu ve niteliğini dikkate alarak belirleme yetkisi verildi. Düzenleme ile bu mahkemelerde görev yapacak hâkimlerin de HSYK tarafından belirlenmesi sağlandı.Hakimler değişmişti15 Ocak 2015 tarihinde HSYK tarafından yayımlanan kararnameyle 888 hâkim ve savcının görev yeri değiştirildi. Kararname ile bir çok Ağır Ceza Mahkemesi başkanının da görev yeri değişti. HSYK kaynaklarının Al Jazeera’ye verdiği bilgiye göre kararname ile yapılan değişiklikle Özel İhtisas Mahkemesi olarak belirlenecek. Ağır Ceza Mahkemelerine de Terör ve Anayasal Suçlara bakacak deneyimli hakimler atandı.ÖYM’ler kaldırılmıştı2005 yılında Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin yerine kurulan Özel Yetkili Mahkemeler (ÖYM) 21 Şubat 2014 tarihinde kaldırıldı. ÖYM'lerin görev alanına giren suçlarda azami 10 yıl olan tutukluluk süresi 5 yıla indirildi. ÖYM’lerin kaldırılmasıyla Ergenekon, Balyoz, İnternet Andıcı, 12 Eylül, 28 Şubat ve KCK da dahil olmak üzere, mevcut tüm darbe ve terör davaları Ağır Ceza Mahkemeleri’nde görülmeye başlandı.
Erkek Şiddeti: 3 Dilde 3 Video
Erkekler 2014'te en az 281 kadın öldürdü, 109 kadın ve kız çocuğuna tecavüz etti. bianet'in üç dilde hazırladığı video, 2014'te medyaya yansıyan erkek şiddeti vakalarıyla ilgili istatistiklere yer veriyor. Medyada yer alan haberlere göre, erkekler 2014’te en az 281 kadın öldürdü, 109 kadın ve kız çocuğuna tecavüz etti / tecavüz girişiminde bulundu, 560 kadını yaraladı, 140 kadın ve kız çocuğuna cinsel tacizde bulundu.bianet, 2014'te yaşanan erkek şiddeti vakalarıyla ilgili istatistikleri Türkçe, Kürtçe ve İngilizce olarak video haline getirdi.Türkçe videoyu Mert Fırat, Kürtçe videoyu Alan Ciwan, İngilizce videoyu Simon Johns seslendirdi.
Reklam
Panasonic'in Prototip Halindeki Sanal Gerçeklik Gözlüğü Ortaya Çıktı
Panasonic , Oculus Rift, Samsung Gear VR ve Sony Project Morpheus ’a rakip olarak geliştirdiği prototip sanal gerçeklik gözlüğünü ortaya çıkardı. Tokyo’da düzenlenen bir etkinlikte gün ışığına çıkan gözlük, 90 derecelik görüntüleme açısı sunuyor.OLED bir ekranı bünyesinde barındıran gözlük, 75 fps video kaydedebiliyor. Kulağa sabitlenerek kullanılabileceği için konforlu bir deneyim sunacağı belirtilen gözlükte yedi farklı sensör bulunuyor. Çok yönlü kamera sayesinde tüm açılardan fotoğraf çekme ve video kaydetme imkanı sağlayan sanal gerçeklik gözlüğünün 2020 yılında gerçekleşecek Tokyo Olimpik Oyunları’nda kullanılması planlanıyor. Panasonic tarafından geliştirilen prototip sanal gerçeklik gözlüğünün piyasaya sürülüp sürülmeyeceği ise henüz belli değil.LOG
'Fatiha Okutarak Kadına Şiddeti Önleyemezsiniz'
Başbakan Ahmet Davutoğlu, dün Antalya'da partisinin İl Kadın Kolları Kongresi'nde yaptığı konuşmada Özgecan Aslan ve şiddet nedeniyle hayatını kaybeden bütün kadınlar için Fatiha okunması çağrısı yapmıştı. Bugün ise Cumhurbaşkanı Erdoğan dünyada her yıl 14 Şubat’ta kadına şiddeti dans ederek protesto eden “1 billion rising” (1 milyon ayaklanıyor) etkinliği kapsamında Ankara’daki eyleme katılan CHP'li vekil Aylin Nazlıaka'yı eleştirdi ve 'Bu ne biçim iştir? Önce sen biliyorsan bir Fatiha oku' dedi.
Reklam
HDP'li Kaplan: 'Ne Hadım, Ne İdam, Bu Ülkede Olmayan Şeyi İstiyoruz; Adalet'
HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, 34 vatandaşın bombardıman altından hayatını kaybettiği Uludere olayının dönemin 2. Ordu Komutanlığı İstihbarat Başkanı Albay Aygün Eker’in ifadeleriyle yeni bir boyut kazandığını ve bireysel  başvuruda  bulunulan Anayasa Mahkemesi’nin yeni delillere bakarak bu dosyayı yeniden açması gerektiğini söyledi. Kaplan, Özgecan Aslan cinayeti tartışmalarıyla, “Ne hadım, ne idam, bu ülkede olmayan şeyi istiyoruz; adalet” dedi.TBMM’de basın toplantısı düzenleyen Kaplan, cinayet sonrasında hadım uygulaması ve idam cezası  tartışmalarıyla ilgili, “Türkiye idam cezasını çok tartıştı ve bu defteri kapattı. 2000’de kaldırıldı, daha sonra AB süreciyle ilgili sözleşmeler imzalandı. İdam ceza adaletinde geriye dönüşü olmayan mekanizmadır. Hadımlaştırma olayı çok ilkel bir tartışma. O kadar ilkel ki bunu öne sürenlerin, peygamberimiz Hazreti Muhammed ve dört halifenin buna şiddetle karşı olduğunu bilmeleri gerekiyor” dedi.TBMM’de grubu bulunan dört siyasi  parti ve bağımsız milletvekillerine, adaleti yerine getirmek için zaman aşımının kaldırılması, infaz indirimi ve aftan yararlanmamaları ve hızlı yargılamaya yönelik yasal düzenleme çağrısında işbirliği çağrısında bulundu.Kadına karşı işlenen cinayetlerin yaygınlaştığını dile getiren Kaplan, “Ne hadım, ne idam, bu ülkede olmayan şeyi istiyoruz; adalet” dedi.CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK DİRENCİNİ GÖRECEKLERKaplan, TBMM Genel Kurulu’nda yarın görüşülmesi  beklenen İç Güvenlik Paketi’ne karşı İçtüzük’ten kaynaklanan bütün haklarını kullanacaklarını söyledi. Bir kez daha tasarının  geri çekilmesi  çağrısında bulunan Kaplan, “264 tane önergemizi hazırladık. Umarım hükümet rejim değişikliğine yol açacak yasa paketini geri çeker. Aksi takdirde Cumhuriyet tarihinin, Meclis’in en büyük direncini görecekler” dedi.Zete
Olcay Şahan: "Tur Atlayacağımıza İnanıyoruz"
Beşiktaşlı futbolculardan Olcay Şahan, Necip Uysal, Serdar Kurtuluş ve Veli Kavlak, Capitol AVM'de hizmete giren Vodafone Müşteri Merkezi'nin açılış törenine katıldılar.Açılışta taraftarlarla bir araya gelen futbolcular imza dağıttılar ve hatıra fotoğrafı çektirdiler. Düzenlenen etkinlekte basın mensuplarının sorularını cevaplandıran Olcay Şahan, Bursaspor maçında Beşiktaş'a yakışır bir oyun oynadıklarını belirterek, 'Bursa maçında Beşiktaş'a yakışır bir oyun oynadık. 3 puan aldığımız için mutluyuz. Liverpool maçlarından iyi skorlarla ayrılmak istiyoruz. Taraftarlarımız bizi her yerde destekliyorlar. Atatürk Olimpiyat Stadı'nın şartları ve hava durumu dünkü maçta seyirci sayısında etkili oldu. Taraftarlarımız bize her yerde en güzel şekilde destekliyor.Sezonun ikinci yarısına iyi başladık. Hedefimiz belli. Bir seri yakaladık. Özgüvenle Liverpool'a gideceğiz. İyi oynayacağımıza inanıyoruz. Güzel bir şekilde maça hazırlanıyoruz. Takımın havası iyi. Kalitemizin farkındayız. Liverpool bir İngiliz takımı ve bu sene İngilizlerle çok eşleştik. Onlara karşı iyi sonuçlar aldık. Tur atlayacağımıza inanıyoruz. Ankara'da iki maç oynadık ve kazandık. Kayseri maçı da Ankara'da oynanacak. Taraftarlarımız açısından çok iyi oldu.'Kaynak: DHA
11 Maddede Türkiye'de Kadının Durumu
Dünya Ekonomik Forumu tarafından hazırlanan Cinsiyet Eşitliği Raporu'nda Türkiye son 10 yılda 20 basamak geriledi. Türkiye, kadın erkek eşitliğinde 142 ülke arasında Tunus (123) ve Bahreyn'in (124) ardından 125. sırada yer alıyor. Yani dünyada tam 124 ülkede kadınlar Türkiye'den daha fazla hakka sahip. (Kaynak: BBC)
Reklam
İlk Kadın Söz Yazarı Fikret Şeneş Hayatını Kaybetti
Türkiye'nin ilk kadın söz yazarı Fikret Şeneş, 94 yaşında hayatını kaybetti.Fikret Şeneş aralarında Ajda Pekkan’ın da olduğu pek çok isme eserlerini vermiş onları şu an bulundukları yere taşıyan isimlerden olmuştu. ‘Türk popuna 290'a yakın eser kazandıran ve en son 1996 yılında Ajda Pekkan için ‘Bir Hata’ adlı şarkıyı yazan Şeneş, Alzheimer son üç yıldır Alzheimer tedavisi görüyordu.Kimdir?1921 yılında doğan Fikret Şeneş, 30'lu yaşların başında ilk şarkı sözlerini Erol Büyükburç'a yazmış, şan dersi almış ve piyano çalmıştır. 1960'ların sonunda ilk Türkçe söz yazdığı şarkı 'İki Yabancı' olmuştur. Günümüze dek Türk pop müziğinde popüler sanatçılara yüzlerce şarkı yazmıştır.Cumhuriyet
Samsung, Yeni Ürünlerini Antalya’da Tanıttı
Elektronik devi Samsung, 6-9 Ocak’ta Amerika’nın Las Vegas şehrinde düzenlenen CES 2015’te ilk gösterimini yaptığı ürünleri Antalya’da düzenlediği bölgesel etkinlikle tanıttı.Samsung, Antalya’da düzenlenen MENA Forum 2015’te yeni nesil teknolojilerle daha akıllı yaşamaya yönelik vizyonunu tanıttı. Bölgesel televizyon pazarındaki liderliğini pekiştiren Samsung, 88 inç SUHD TV’yle ve yeni ses çözümleriyle eğlence deneyimini bir üst seviyeye taşıyor. Samsung, ev hanımlarına mutfaklarında daha iyi bir deneyim yaşatmak üzere profesyonel şeflerden esinlenilerek tasarlanan akıllı ev aletleri ile mükemmel soğutma, konfor ve hijyen avantajları sağlayan üstün özellikteki ürünlerini tanıttı.Samsung, ödüllü NX1 serisinin performansından ve özelliklerinden esinlenilerek tasarlanan yeni NX500 fotoğraf makinesiyle dikkat çekmeye devam ediyor. Ayrıca Samsung, dijital deneyimleri yakalama ve paylaşma yolları sunan yeni zarif Galaxy A akıllı telefon serisini de tanıttı.
İHD: 'İdam Cezasının Gündeme Getirilmesi AKP Manipülasyonudur'
İHD, Özgecan Aslan’ın öldürülmesinin ardından idam cezasının gündeme gelmesine ilişkin açıklama yaparak “Bu menfur olay üzerinden ölüm cezasının tekrardan gündeme getirilmesini AKP manipülasyonu olarak değerlendiriyoruz” dedi.İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi Özgecan Aslan’ın öldürülmesinin ardından idam cezasının gündeme gelmesine ilişkin açıklama yaptı.İHD, “Bu menfur olay üzerinden ölüm cezasının tekrardan gündeme getirilmesini AKP manipülasyonu olarak değerlendiriyoruz” dedi.İHD tarafından yapılan açıklama şöyle:“12 Şubat 2015 tarihinde Mersin Tarsus’ta vahşice katledilen merhum Özgecan Aslan’ın ailesine ve sevenlerine başsağlığı dileklerimizi bir kez daha ifade ediyor, bu menfur olay üzerinden ölüm cezasının tekrardan gündeme getirilmesini AKP manipülasyonu olarak değerlendiriyoruz.Türkiye, ölüm cezasını başta Anayasa olmak üzere mevzuatından çıkartmıştır. Bunun yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) ek 6 ve 13 nolu ölüm cezasının kaldırılmasına dair protokoller ile BM Medeni ve Siyasal Haklar Uluslararası sözleşmesine ek ölüm cezasının kaldırılmasını amaçlayan 2 nolu İhtiyari Protokolü de onaylayarak yürürlüğe koymuştur.BM ve Avrupa Konsey’inin insan hakları sisteminin en temel protokollerini onaylayan bu ülkenin bu protokollerden geri dönmesi demek, insan hakları sisteminin dışına çıkmak ve uluslararası alana kötü örnek durumuna düşmek demektir. Böylesi bir gelişme Türkiye’deki otoriterleşme eğilimlerini hızlandıracak ve AKP iktidarının istediği polis devletinin inşasında önemli bir basamak olacaktır.İHD verilerine göre 2014 yılında Türkiye’de erkeklerin saldırısı sonucu 294 kadın öldürüldü, 458 kadın yaralandı ve 142 kadın taciz ve tecavüze uğradı. Türkiye’de her gün ortalama 4-5 kadın saldırıya uğramakta bu kadınlardan 1 veya 2’si yaşamını yitirmektedir.AKP iktidarı döneminde kadına yönelik şiddetin artmasının sosyal sonuçları ortada dururken, iktidar sözcülerinin bu sorunla baş etmek yerine sorunun yarattığı sonuçlar üzerinden ölüm cezasını gündeme getirmeleri sorumsuzluk örneği olduğu gibi kafalarındaki anti demokratik dünya görüşünü de açığa vurmaktadır.Her şeye rağmen şu unutulmamalıdır ki Türkiye’de insan hakları ve demokrasi, barış, emek ve özgürlük mücadelesi yürütenlerin büyük emeği ile kaldırılmış bulunan ölüm cezasının tekrar geri getirilemeyeceğini bir kez daha vurgulamak isteriz.”İMC TV
Reklam
Bursaspor'dan Sert Açıklama
Bursaspor Kulübü, 3-2 mağlup oldukları Beşiktaş karşılaşması sonrasında, resmi internet sitesinden sert bir açıklama yaptı.Yeşil-beyazlı kulübün yaptığı açıklama şöyle;“Puan cetvelleri ile ölçülebilen tek şey, sonuçlardır…O cetveller; haksızlıkları ve futbolu yönetenlerin adalet duygularını gizler, göstermez…O cetvellerin boyu da, vicdanlardaki sıralamayı ölçmeye yetmez.Özellikle 3 Temmuz süreciyle Türk toplumunun üzerine akan bataklığın ortasına yeşiliyle beyazıyla tertemiz bir bayrak dikmiş Bursaspor Kulübü, futboldaki kirliliğe isyan edip statlara gelmeyen, ya da bağrına taş basıp sevgisinin peşine düşerek tribündeki yerini alan temiz vicdanlarda oluşan puan cetvellerinin en üst basamağında olduğunu bilerek yoluna devam etmektedir.Futbolu masum ve adil bir oyun haline getirecek olan sadece yazılı kurallar değil, bu kuralları uygulama noktasında sorumluluğu olan insanlar ve kurumlardır. Biz sportif kuralların dışında etik değerlere de bağlı bir kulüp olarak, mücadelemizi ‘temiz futbol’ ilkesi ışığında sürdürmeye kararlılıkla devam edeceğiz, ancak haksızlıkları dile getirmeyi de bir görev ve toplumsal sorumluluk olarak sürdüreceğiz.İstanbul Olimpiyat Stadı’nda Beşiktaş’la oynadığımız karşılaşma sırasında ve sonrasında yaşananlar, Bursasporumuza puan ve oyuncu kaybı olarak yansımış ama biraz evvel sözünü ettiğimiz vicdani puan cetvelinde en az bir puan daha yükselmemize neden olmuştur.Karşılaşmayı yöneten Mustafa Kamil Abitoğlu’nun, maç esnasında yaptığı en az iki önemli hata futbol kamuoyunda tartışılmaktadır.Bunlardan ilki; futbolcumuz Fernandao’nun rakibine yaptığı hareketi sarı kartla cezalandırması ve kırmızı kartını göstermemiş olması olarak değerlendirilmiştir.Bu kararın, maçın gidişatını nasıl etkileyeceğini değişik senaryolarla ele almak ve farklı ihtimaller üzerinden yürüyerek bir sonuca ulaşmak mümkündür ama, uzatma dakikalarının bitimine doğru oyuncumuz Şener Özbayraklı’nın rakibiyle girdiği ikili mücadelenin, haksız bir şekilde penaltı ve kırmızı kartla cezalandırılmış olmasının ortaya çıkarttığı sonuç ve senaryo tektir ve o da; bu haksız kararla karşılaşmayı 3-2 kaybetmiş olduğumuzdur.Bu maç, Bursaspor Kulübü olarak, bu sezon hakem hatalarıyla kaybettiğimiz ne ilk maçtır, maçlar bu duygu ve yeterlilikle yönetildiği takdirde ne de son maç olacaktır.Ancak bu kayıplar üst üste yazıldığında ortaya çıkan tablo, sportif ve ekonomik açılardan kabul edilemez ve korkunç boyutlarda olduğu gibi, camiamızda infial yaratacak düzeydedir. Ve bu durum haliyle oyuncu grubumuzla birlikte, teknik kadromuz ve en önemlisi camiamızın bütün fertlerinin adalet duygusunu yerle bir edip, sabrının limitlerini aşar hale gelmiştir.Maç bitiminde Beşiktaşlı oyuncuların ve özellikle Motta’nın sportmenlik dışı hareketleriyle birlikte, bazı Beşiktaşlı yöneticilerin tribündeki agresif tutum ve hakaretamiz davranışları ise tasvip edilemez, çirkin görüntülerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.Ligde daha katedecek çok yolumuz olması ve Ziraat Türkiye Kupası’nda da kendine finali değil, kupayı hedef seçmiş bir kulüp olarak Bursaspor’umuzun tek beklentisi vardır ve o da; artık maçları ve futbolu yöneten tüm kişi ve kurumların daha dikkatli, özenli ve geçmişteki mağduriyetimizin farkına vararak adaletli karar vermeye başlaması gerektiğidir.Sevgi, saygı ve dürüstlüğün hakim olması gereken futbol ikliminde, nefretin egemen hale gelmesinde adalet duygusuna indirilen bu sayısız darbelerin hiç kuşkusuz çok önemli payı vardır.Eğer makus hale gelen futbol kaderimiz olumlu yönde değiştirilmek isteniyorsa, kulüpler, oyuncular ve antrenörlerden daha çok, hakemlere, nefret ateşini üfleyen medyaya ve futbolu yöneten kadroların iptidai, gerçeklikten ve sonuç almaktan uzak cezai yöntemleri artık yeniden gözden geçirmelerine gereksinim duyulmalıdır.Vicdanlarda oluşan puan cetveliyle, görünürdeki puan cetveli arasındaki farklılıkları ortadan kaldırma ve bu oyunun en önemli unsuru olan adaleti yeniden tesis etme görevini yerine getirmesi gerekenlere, maiyeti ‘uyarı’ olan bu açıklamamızı doğru ve objektif bir gözle okumalarını öneriyoruz.SaygılarımızlaBURSASPOR KULÜBÜ”AMK
Uludere'de İstihbarat 'Kaçakçı' Raporu Vermiş
Uludere operasyonuna ilişkin 23 Aralık 2013’te Askeri Savcı’ya ifade veren Albay Eker, İHA görüntülerini Yarbay Taner Dündar, Tuğgeneral Halil Erkek’le birlikte izlediklerini ve grubun kaçakçı olduğu kanaatine vardıklarını söyledi... Kanaatlerini 2. Ordu Komutanı Org. Servet Yörük’e de anlattığını belirten Albay Eker, ‘2. Ordu’nun grubu sınırı geçtikten sonra yakalamak için hazırlık yaptığını’ ve Genelkurmay’ın hava harekatına kendilerine danışmadan karar verdiğini belirtti.Milliyet'ten Kemal Göktaş'ın haberine göre; Şırnak’ın Uludere ilçesinde (Roboski) çoğu çocuk 34 kişinin savaş uçaklarınca bombalanarak öldürülmesi ile ilgili soruşturma “kaçınılmaz hata” gerekçesiyle kapatılırken, dönemin 2. Ordu Komutanlığı İstihbarat Başkanı Albay Aygün Eker’in, İHA’ların (insansız hava araçları) geçtiği görüntülerdeki kişilerin “kaçakçı olduğu” yönündeki değerlendirmelerini üstleriyle paylaştığı ortaya çıktı. Eker, 2. Ordu’nun da son ana kadar grubu sınırı geçtikten sonra yakalamak için hazırlık yaptığını söyledi. Genelkurmay’ın hava harekatına karar verildiğini 2. Ordu Komutanlığı’na iletmesinden sonra 2. Ordu Komutanı Servet Yörük’e kararın yanlış olduğunu ve sonuçlarının vahim olacağını söylediğini belirten Albay Eker, Ordu Komutanı’nın “Genelkurmay‘ın elinde kesin bilgiler olmasa bu kararı vermez” dediğini anlattı.Albay Eker’in 23 Aralık 2013’de Askeri Savcı Albay Ali Müjdat Eski tarafından alınan ifadesinde, 28 Aralık 2011 günü GİM’de (Görüntü İzleme Merkezi) İHA’nın gönderdiği görüntüleri Yarbay Taner Dündar, Harekat Kurmay Başkanı Tuğgeneral Halil Erkek ile birlikte izlediklerini belirterek ilk kanaatinin “kaçakçı grup olabileceğine” dönük olduğunu söyledi. Eker, bölgenin PKK’nın fiili kontrolünde olduğu da dikkate alındığında, PKK’nın bilgisi dahilinde bir faaliyet de olabileceğini, “bu kapsamda kaçakçılarla birlikte PKK’lıların ya da bunlara ait silah ve malzemenin bulunabileceğini” de değerlendirdiğini belirterek bu değerlendirmesini Tuğg. Erkek’e ve Kurmay Başkanı’na anlattığını söyledi.‘Sınırdan girince alınsınlar’Kurmay Başkanı’nın değerlendirmelerine katıldığını, ancak Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korg. Yıldırım Güvenç’in görüntüdekileri terörist olarak değerlendirdiğini ve topçu atışı yapılmasını istediğini anlatan Eker “Kolordu Komutanı’nın hangi gerekçelerle bu kanaate vardığına dair bir bilgi söylemedi. Topçu atışının da ne maksatla (imha, sındırma veya tespit) yapılmasının istendiğine ilişkin bir şey söylemedi” dedi.GİM’de görüntüleri izlemeye devam ettiklerini ve “kaçakçı grubu olduğunu değerlendirip, sınırdan içeri girmelerini müteakip derhal yakalanmaları gerektiğini düşündüklerini” söyleyen Eker bunu Ordu Komutanı’na da anlattığını kaydetti.‘Bir daha sorulsun’Bunun üzerine Ordu Komutanı’nın tümeni arayıp bir daha sorulmasını, isteklerinin devam etmesi halinde topçu atışı yapılması için teklifin Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na gönderilmesini, onay gelmeden önce atış yapılmamasını emrettiğini söyleyen Eker, Tümen Komutanı ve Asayiş Kolordu Komutanı’nın topçu atışı yapılmasında ısrar ettiklerini ifade etti. Top atışı teklifi yapıldıktan sonra da Harekat Kurmay Yarbaşkanı, Harekat Başkanı ve Kurmay Başkanı’nın grubun içeri girmesini müteakip yakalanması için gerekli planlamalar hakkında görüştüklerini anlatan Eker, 2’nci Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi’nden Albay Ahmet Kazdal’a da telefonla “kaçakçılarla birlikte teröristler ve teröristlere ait malzeme olduğu” değerlendirmesini ve Hava Kuvveti Komutanlığı’ndan bir taleplerinin olmadığını söylediğini de belirtti. Kurmay Başkanı ile 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanı’nın da telefonda grubun sınırdan içeri girer girmez yakalanmasını planlandıklarını söyleyen Eker, hatta helikopter kullanılması durumunda grubun sınırdan girer girmez dağılabileceği, bu yüzden helikopter faaliyetinde dikkatli olunmasının da ele alındığını söyledi.‘Görüntüler aynıydı’Albay Eker, Genelkurmay GİM’den Tuğgeneral Ali Rıza Kuğu’ya da “Bölgeye ilişkin çok fazla istihbari duyum olduğunu, bu nedenle kaçakçılarla birlikte terörist ve teröristlere ait malzeme olabileceğini söylediğini” anlattı. Kuğu’nun İHA’nın sınırı geçmesine müsaade ettiğini ve güneyden predatörü (ABD İHA’sı) bölgeye yönlendireceğini söylediğini anlatan Eker “Predatör de bölgeden görüntü aktardı. Bu görüntüleri 2’nci Ordu olarak 10-15 dakika gecikmeli olarak izledik. Bu görüntülerle İHA’nın aktardığı görüntüler arasında bir fark yoktu, hatta daha kalitesiz bir görüntü vardı. Predatörü Genelkurmay GİM sevk ve idare ediyordu” dedi.  İlerleyen saatlerde topçu atışının iptal edildiğini söyleyen Eker son olarak Ordu Komutanı’nın, “takip edilen grubun sınırı geçtikten sonra yakalanması emrini ilettiğini” söyledi.‘Bilmediğimiz bir bilgiye sahipler diye düşündük’Eker, 20.30’da 2. Ordu Komutanlığı’na hava harekatının bildirilmesinden sonra yaşananları ise şöyle anlattı: “Hava harekatı bilgisi gelince Kurmay Başkanı tarafından Ordu Komutanı karargaha davet edildi. Çünkü Ordu K.lığının kanaati ile hava harekatını planlayanların kanaati arasında bir çelişki vardı. Bu aşamada GİM’dekiler olarak biz hava harekatına karar veren makamın elinde bizim bilmediğimiz teyit edilmiş bir bilgi olduğunu düşündük. Ancak bize danışılmamasını da yadırgadık. Çünkü önceki tecrübelerimizde bu tür bir operasyon kararı alındığında Ordu’ya danışılmaması gibi bir durum genellikle olmamıştı. Şöyle ki topçu atışı yapma talebimiz üzerine hava harekatı düzenlenmesi söz konusu olmamıştı. Hatta hava harekatı isteklerimiz kabul edilmemişti. Ancak istisnai olarak yurtdışında yapılan hava harekatlarında Ordu’ya bilgi verilmediği de vakidir.‘Sonuçlar vahim olur’Ordu Komutanı (Org. Yörük) GİM’e saat 21:30 civarında geldi. Kendisine yukarıda belirttiğim değerlendirmeleri arz ettim. Alınan kararın yanlış olması halinde vahim sonuçların doğacağını söyledim. Bana, harekatın Ordu tarafından planlanmadığını, Genelkurmay’ın elinde kesin bilgiler olmaması halinde bu kararı vermeyeceğini belirtti. Bu çerçevede Genelkurmay’ın kararının hangi gerekçelerle alındığını daha fazla irdelemedik. Ordu Komutanı kendi seviyesinde başkalarıyla görüşmeler yaptı mı bilmiyorum. Görüşmelerimizde olayın Genelkurmay’ın inisiyatifiyle gerçekleştiği, bu nedenle sorumluluğu üstlenmesi gerektiği yönündedüşünceler beyan edildi.  Eker’in ifadesi takipsizlik kararında ve savunmada yokGenelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı’nın Uludere’ye ilişkin takipsizlik kararında olayın “kaçınılmaz bir hata” olduğu savunulmuştu. Eker’in gruptakilerin kaçakçı olabileceğine ilişkin değerlendirmesine takipsizlik kararında yer verilmemesi ise dikkat çekti. Mağdur yakınları konuyu AYM’ye taşıdı. AYM’deki bireysel başvurulara ilişkin Adalet Bakanlığı’nın gönderdiği savunmada da Genelkurmay’ın Bakanlığa gönderdiği yazı esas alındı. Bu yazıda da Eker’in değer- lendirmeleri yer almadı.
Reklam
Mersin'de Özgecan'ın Arkadaşlarından Taziye Yürüyüşü
Farklı okullarda eğitim gören öğrenciler, Cumhuriyet Meydanı'nda toplandı. Döviz taşıyıp slogan atan öğrenciler, Özgecan'ın öldürülmesini protesto etti.Grup adına konuşan Samet Karataş, gençlerin, kadınların öldürülmesine kayıtsız kalmayacağını göstermek için toplandıklarını söyledi.
Özgecan'ın Katil Zanlılarından Kan Donduran İfade
Mersin'in Tarsus ilçesinde üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'ı öldürdükleri iddiasıyla adliyeye sevk edilen 3 zanlı tutuklandı. Zanlılar güvenlik gerekçesiyle farklı cezaevlerine gönderildi.Tarsus'ta öldürülüp yakılan Özgecan Aslan'ın katil zanlılarından birinin ifadesi avukatların görev almayı reddetmesi nedeniyle uzun süre bekletildikten sonra adliyeye sevk edilen üç zanlı tutuklandı.Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre ifadelerin avukat nezaretinde alınması gerektiğinden adliyeye sevkte gecikme yaşandı. Tarsus İlçe Jandarma Komutanlığı'nda sorguları tamamlanan Ahmet Suphi A. ve babası Necmettin A. ile Fatih G'nin sağlık kontrolleri, karakola gelen doktor tarafından yapıldı.Kontrolün arından güvenlik önlemleri altında Tarsus Adliyesi'ne getirilen zanlılar binaya alındı. Deliller de de jandarma ekipleri tarafından adliyeye götürüldü. Şüpheliler Cumhuriyet savcısınca ifadeleri alındıktan sonra tutuklanmaları istemiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan zanlılardan Ahmet Suphi A, 'canavarca hisle öldürme', Necmettin A. ile Fatih G. ise 'suça iştirak, yardım ve yataklık' suçlarından tutuklandı.Avukatlar reddedince ifade alınamadıÖncesinde internet sisteminden avukat talebine olumsuz yanıt alan Tarsus İlçe Jandarma Komutanlığı, son çare olarak baroya talebini yazılı olarak bildirmiş, Baro Başkanı Alpay Antmen de akşam saatlerinde 'Her ne kadar avukatlarımız istemese de yasa gereği 3 zanlıya avukat verildi' açıklamasını yapmıştı.'Hakettikleri cezaya çarptırılmaları için çalışacağız'Antmen, 'Her ne kadar avukatlarımız istemese de yasa gereği 3 zanlıya avukat görevlendirildi. Biri baro üyesi olmak üzere iki CMK avukatı, bir de özel avukat sorgularda yer alacak. Baro üyesi avukatımız, sadece sorguda yer alacak, herhangi bir savunma yapmayacak' diye konuştu. Antmen, olaydan büyük üzüntü duyduklarını belirterek, zanlıların hak ettikleri cezaya çarptırılmaları için çalışacaklarını söyledi. 1600 avukat geri çevirdiGün içinde Özgecan'ın katil zanlıları minibüs şoförü 26 yaşındaki Suphi Altındöken, babası eski kuyumcu 50 yaşındaki Necmettin Altındöken ile arkadaşı 20 yaşındaki Fatih Gökçe'nin jandarma tarafından sorgulanmaları tamamlandı. Zanlılardan birinin ifadesi uzaktan akrabası olan avukatın nezaretinde, diğerinin ifadesi ise baro nöbet sistemi tarafından otomatik olarak görevlendirilip savunmayı kabul eden ancak olayın içeriğini gittiği jandarmada öğrenen bir başka avukatın huzurunda alınırken, ismi açıklanmayan diğer zanlıyı Mersin Barosu'ndan hiçbir avukat savunmak istemedi. Tarsus İlçe Jandarma Komutanlığı, bilgisayar sisteminden defalarca avukat talep etti ve sistem tarafından bir avukat atandı. Ancak atanan avukatların hepsi de savunmayı reddetti. Kanun gereği ifadenin avukat nezaretin alınması gerektiğinden jandarma, son çare olarak sistemi devre dışı bırakıp Mersin Barosu'ndan yazılı olarak avukat talebinde bulundu.Baro Başkanı: Hiçbir avukatımız kendi rızayısla gönüllü olmadıÖzgecan Aslan'ın ailesini ziyaret eden Mersin Baro Başkanı Avukat Alpay Antmen, çıkışta gazetecilerin sorularını yanıtlayıp yaşanan süreci değerlendirdi. Avukatların zanlıları savunmak istemediğini vurgulayan Antmen, şunları söylemişti:'Mersin Barosu'nun 1600 avukatı rızalarıyla böyle bir caninin yanında olmak istemediklerini beyan etti. Toplumda kadına karşı artan şiddetin en vahşi ve acımasızlarından biriyle karşı karşıyayız. Zanlılar, Tarsus İlçe Jandarma Komutanlığının yoğun çabası ve hassasiyetiyle yakalandı. Tarsus ve Mersin'deki avukatlarımızın yoğun talepleri üzerine biz de avukat arkadaşlarımızın yanında durduk ve bu zanlılara avukat tayin etmedik. Ceza Muhakemesi Kanunu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gereğince herkesin avukatla temsil hakkı bulunuyor. Bunu da biliyoruz ama hiçbir avukatımız buna kendi rızasıyla gönüllü olmadı.''Ailenin avukatıyız'Sürecin tıkanmaması ve adli sürecin işlemesi için bir avukat gözetiminde zanlıların ifadesinin alınması gerektiğini, jandarmanın kendilerinin yazılı bir talepte bulunduğunu belirten Antmen, şöyle devam etmişti:'İfadeleri tamamlanamadığından dolayı zanlılar adliyeye sevk edilemiyor. Savunma hakkı kutsal ama Mersin avukatları zanlıları savunmak istemiyor ve Türkiye'de de avukat bulacaklarını zannetmiyorum. Anayasanın İnsan Hakları Sözleşmesi görevi nedeni ile avukat ile temsil edilecekler çünkü adliyeye çıkıp ifadelerinin alınıp yasal işlemlerinin yapılması gerekiyor. bakacağım üstlenen olacak mı. Yoksa baro gereğini yapacak. Acımız büyük. CMYK gereğince mecbur olduğumuz halde savunmak istemiyor. Bir cani de olsa suçu sabit olana kadar, mahkeme tarafında suçu kesinleşene kadar masumluk karinesinden bahsediliyor. Ama biz baro olarak dik duruşumuzu gösterdik. Mersin barosu her zaman ezilenden yanadır. Biz bu gün ailenin avukatıyız. Zanlı adliyeye çıkarılınca o andan itibaren adliyedeyiz ve ailenin haklarını sonuna kadar savunacağız.'
Avukatlar İç Güvenlik Paketi'ne Karşı Meclis'e Yürüdü
İç Güvenlik Paketi’ne karşı tüm Türkiye’den gelen avukatlar bugün cübbeleriyle Meclis'e yürüdü. Eylem, Özgecan Aslan için yapılan basın açıklamasıyla başladı. Çok tartışılan İç Güvenlik Paketi’ne karşı bugün tüm Türkiye’den avukatlar Ankara’ya geldi. Ankara Barosu’nun çağrısı ve Türkiye Barolar Birliği’nin desteğiyle tüm Türkiye’den otobüslerle gelen avukatlar Ankara Adliyesi önünde bir araya geldi. Mersin’de katledilen Özgecan Aslan için bir dakikalık saygı duruşunda bulunan avukatlar, ardından TBMM’ye doğru yürüyüşe geçti.Yürüyüşe Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun yanı sıra CHP’li milletvekilleri de katıldı.
AB Bakanı: 'Kızımın Başına Gelseydi Elime Silahı Alır Cezasını Kendim Verirdim'
Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, Mersin'in Tarsus İlçesi'nde vahşice öldürülen Özgecan Aslan cinayetiyle ilgili konuştu. Bozkır, 'Şayet benim kızımın başına böyle bir olay gelseydi ben elime silahı alır bunun cezasını kendim verirdim. Bunun cezasına da katlanırdım. Ama devletlerin reaksiyonlarının bu şekilde olmaması gerekir. Devlete insan öldürmek bir anlamda yakışmaz diye düşünüyorum' dedi.Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, Jean Monnet Kürsü Başkanları'nı kahvaltılı toplantıda ağırladı.Ankara'daki toplantıda Özgecan Aslan cinayeti ile ilgili konuşan Bozkır, cinayetle gündeme gelen idam cezası hakkında değerlendirmede bulunarak 'Hem bir insan olarak hem baba olarak beni de derinden yaralamıştır. Özgecan'a Allah'tan rahmet diliyorum. Acılı ailesinin de kederini yürekten paylaşıyorum. Ancak idam cezası konusunu değerlendirirken sanıyorum bugün içinde bulunduğumuz psikoloji içinde değil çok daha sağlıklı bir ortamda değerlendirmemizin doğru olacağını düşünüyorum. İdam cezası Türkiye'de 2000 yılında kaldırılırken çok uzun tartışılmış bir cezadır. 1986 yılından beri Türkiye'de idam cezası olmasına rağmen de bu gerçekleştirilmemiştir. Burada kişisel hislerle devletin reaksiyonunu ayırmak gerektiğini düşünüyorum. Şayet benim kızımın başına böyle bir olay gelseydi ben elime silahı alır bunun cezasını kendim verirdim. Bunun cezasına da katlanırdım. Ama devletlerin reaksiyonlarının bu şekilde olmaması gerekir. Devlete insan öldürmek bir anlamda yakışmaz diye düşünüyorum. Devletin görevi suçluyu yakalamaktır ve hak ettiği en ağır cezayı vermektir. Devlet herkese adalet çerçevesinde yaklaşmak durumundadır. Özgecan'ı öldürenleri lanetliyorum. Son günlerini cezaevinde acı, pişmanlık ve utanç içinde geçirmelerinin onlara verilecek en büyük ceza olduğunu düşünüyorum. Mevcut kanunlarımızdaki en ağırlaştırılmış müebbet cezasının bu tip suçlar için idam cezası yerine uygulanmasının daha doğru olacağını düşünüyorum' ifadelerini kullandı.Bahar Demirel, DHA
Reklam