onedio
Yaralı Penguenlere Küçük Hırkalar Örerek Hayatta Kalmalarını Sağlayan 109 Yaşındaki İyi Kalpli Adam
Bu içeriğimizde sizi Avustralya'da yaşayan ve zamanının büyük çoğunluğunu küçük ve yaralı penguenler için hırkalar örmekle geçiren yaşlı bir adam ile tanıştıracağız. Onun adı Alfred Date, içinde her geçen gün büyüyen iyilik yapma aşkına asla karşı koyamayan ve bu aşk sayesinde yüzlerce yaralı penguene hayat olan bir adam.2013 yılında gerçekleşen bir petrol sızıntısının ardından, Philip Adası'nda yaşayan penguenlerin hayatı tehlikeye girmişti. Oldukça nadir rastlanan ve yalnızca güney Avustralya/Yeni Zelanda civarında bulunan bu penguen türünden yalnızca 32 bin tane kaldığı ve hepsinin Philip Adası üzerinde yaşadığı yapılan araştırmalarla doğrulanmış durumda.İşte yardım etmekten asla kaçmayan ve yüzlerce yaralı pengueni kurtaran Alfred'in hikayesi;
Erkek Egemen Bir Toplumda Kadın Olmanın Zorlukları
Yıllardır bu ülkenin kadınları seslerini duyurmaya çalışıyor. Her gün öldürülen, şiddete maruz kalan, tecavüze uğrayan kadınlar kendilerini anlatacak mecra arıyorlar. Ancak maalesef toplumun vicdanını kanatan bir vahşet yaşanmadıkça hiçbiri derdini yeterince anlatamıyor. Üzülerek söylüyorum ki Özgecan'ın vahşice katli gibi bir olay yaşanmadığında, tecavüzler, cinayetleri, dayaklar klasik bir üçüncü sayfa haberi olarak okunup geçiliyor. Bu konularda ciddi hiçbir adım atılmıyor. Ciddi adım atılmasını beklediğiniz noktada da işler idam cezasına gelip takılıyor. Mesele tecavüz edeni öldürmek değil, tecavüz olayının ortadan kalkmasını sağlamaksa idamın bir çare olacağını düşünmüyorum. Mesele çok daha fazla katmanlı ve uzun soluklu çalışmaları, araştırmaları, bilim insanları, STK'lar ile koordineli olarak çalışmayı gerektiriyor. Ülke idaresinde yer alan kişilerin daha dikkatli bir dil kullanmalarını gerektiriyor. Siz 'örtüsüz kadın ya kiralıktır ya da satılıktır' dedikten sonra tecavüz olayları için çareyi idamda ararsanız bunun hiçbir anlamı olmadığını görmeniz gerekiyor. Türkiye'nin ihtiyacı olan şey bir zihniyet değişimidir. Açık söylüyorum bunun Ak Parti hükümetiyle gerçekleşmesi mümkün değildir. Uyuşturucudan, tecavüze, hırsızlıktan, gaspa kadar her suçun çözümünü imanlı bir nesil yetiştirmekte gören, tecavüz olaylarında erkekten çok kadında suç arayan bir kafanın Türkiye'de kadın erkek eşitliği açısından bir adım atması, köklü bir zihniyet değişikliğine gitmesini beklemek hayal gücünü bile zorlayan bir durumdur. Kadına şiddeti araştırma komisyonu kurup, tüm üyelerini erkek yapan, hiçbir kadın kuruluşunu bu komisyona dahil etmeyi aklından bile geçirmeyen, kadın için en iyisini erkekler bilir anlayışındaki bir zihniyetten ne bekleyebiliriz ki? Kadınların erkek egemen bir toplumda yaşamasının zorluklarını erkek bilemez. Onu ancak yaşayanlar bilir. Yaşayan biri olarak işte size erkek egemen bir toplumda yaşamanın kadın açısından zorlukları.
Yeni Şafak Yazarından Kadınlara: 'Susun ve Doktora Gidin'
Yeni Şafak yazarı Sevda Türküsev, Özgecan Aslan cinayeti sonrası Twitter'da başlarından geçen taciz olaylarını #sendeanlat etiketi ile paylaşan kadınlara yönelik 'Susun ve doktora gidin. Hayat dizi değil. Kendinize gelin, dizilerdeki gibi kahraman mı olacaksınız sanıyorsunuz?' dedi.
14nm'lik Exynos 7 Octa Tanıtıldı
Önceden tanıtılan ve Galaxy S6'da kullanılması beklenen 20nm ile üretilen Exynos 7 Octa işlemcisinden sonra Samsung, 14nm teknolojisiyle üretilen Exynos 7 Octa işlemcisini tanıttı.
Galatasaray Tribünlerinden "Siyah" Çağrısı
Balıkesirspor maçında Galatasaray tribünleri siyaha bürünecek, tribünde renksiz pankartlar açılacak.Geçtiğimiz günlerde vahşi bir şekilde öldürülen Özgecan Aslan cinayetine tribünlerin tepkisi devam ediyor. Bugün oynanacak Galatasaray-Balıkesirspor mücadelesi için Galatasaraylı taraftarlar sosyal medyada 'siyah giyinin' çağrısı yaparken, #Özgecan için pek çok pankart da hazırlandı. Ayrıca Galatasaray tribünlerinin 20. dakikada ıslık ve sloganlarla bu vahşeti kınaması bekleniyor.Eurosport
Reklam
Tarkan'dan Özgecan İsyanı: Erkekliğimden Utanıyorum
Sosyal medya hesaplarında 'Bugün ben de siyah giydim...' diye başlayan bir mesaj paylaşan Tarkan 'Kadınlarımızın şiddet görmesine, öldürülmesine daha fazla göz yummayın' diye seslendi. Tarkan'ın mesajı şöyle:Bugün ben de siyah giyindim.. Özgecan Aslan için yastayım.. Bu ülkede kadına yönelik şiddet ve cinayetlere tanık oldukça içim yanıyor ve erkekliğimden utanıyorum.. Kadına şiddet Türkiye'nin en büyük ayıbı ve utancıdır ve Türkiye bu lekeden ancak Hukuk'la kurtulur.. Buradan hükümete ve yetkililere sesleniyorum.. Kadınlarımızın şiddet görmesine, öldürülmesine daha fazla göz yummayın. Ciddi cezalarla, yasalarla bunun önüne geçin artık.. Ne bekliyorsunuz? Daha fazla kadının öldürülmesini mi?
İşsizlik 4 Yılın Zirvesinde
Kasım dönemi işsizlik oranı açıklandı.  İşsizlik oranı Ekim-Kasım-Aralık döneminde yüzde 10,7 ile 4 yılın en yükseğine çıktı.TÜİK verilerine göre; Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2014 yılı Kasım döneminde 3 milyon 96 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise %10,7 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde %9,7 kadınlarda ise %13 oldu. Aynı dönemde; tarım dışı işsizlik oranı %12,7 olarak tahmin edildi. 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı %19,9 iken, 15-64 yaş grubunda bu oran %10,9 olarak gerçekleşti.İstihdam oranı %45,1 olduKasım 2014 döneminde 15 ve daha yukarı yaştaki istihdam edilenlerin sayısı, 25 milyon 874 bin kişi, istihdam oranı ise %45,1 oldu. Bu oran erkeklerde %64,2, kadınlarda ise %26,6 olarak gerçekleşti.Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 5 milyon 180 bin kişi, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı ise 20 milyon 694 bin kişi olarak gerçekleşti. İstihdam edilenlerin %20’si tarım, %20,4’ü sanayi, %7,6’sı inşaat, %52’si ise hizmetler sektöründe yer aldı.İşgücüne katılma oranı %50,5 olarak gerçekleştiİşgücü nüfusu 2014 yılı Kasım döneminde 28 milyon 970 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise %50,5 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde %71 kadınlarda ise %30,5 oldu.Kayıt dışı çalışanların oranı yüzde 33,9Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların oranı 2014 yılı Kasım döneminde yüzde 33,9 olarak gerçekleşti. Bu oran tarım sektöründe yüzde 81,7 iken, tarım dışı sektörlerde yüzde 22 oldu.Maliye Bakanlığı tarafından derlenen verilere göre, 2014 yılı IV. döneminde toplam kamu istihdamı 2013 yılının aynı dönemine göre yüzde 3,6 oranında artarak 3 milyon 440 bin kişi olarak gerçekleşti.Mevsim etkilerinden arındırılmış istihdam ve işsiz sayısı arttıMevsim etkilerinden arındırılmış istihdam sayısı bir önceki döneme göre 30 bin kişi artarak 26 milyon 94 bin kişi olarak gerçekleşti. İstihdam oranı ise değişim göstermeyerek yüzde 45,5 oldu. Mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlerin sayısında 2014 yılı Kasım döneminde, bir önceki döneme göre 24 bin kişilik artış gerçekleşti. İşsizlik oranı ise 0,1 puanlık artış ile yüzde 10,7 oldu. Mevsim etkilerinden arındırılmış işgücüne katılma oranı bir önceki döneme göre 0,1 puanlık artış ile yüzde 51 olarak gerçekleşti. Ekonomik faaliyete göre istihdam edilenlerde en fazla artış 50 bin kişi ile hizmet sektöründe gerçekleşti.İHA
Reklam
Özgecan Aslan'ın Son Görüntüleri
Mersin'in Tarsus İlçesi'nde hunharca cinayete kurban giden Çağ Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğrencisi 20 yaşındaki Özgecan Aslan'dan geriye izleyenlerin yüreğini burkan bu görüntüler kaldı.Bir sosyal paylaşım sitesinde 'Özgecan Aslan Ölümsüzdür' adıyla açılan sayfada paylaşılan görüntülerde, video izleyen Özgecan Aslan, nöroterapi gördükten sonra hayatındaki değişikleri anlatıyor.
Reklam
Hayatını Kaybeden Kameramanın Babası: 'Sayın Başbakan'dan Ben Oğlumu İstiyorum'
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, Mecliste hayatını kaybeden kameraman Yılmaz Koçyılmaz'ın eşi Eda ve babası Halit Koçyılmaz'la birlikte basın toplantısı düzenledi. Toplantı sırasında Koçyılmaz'ın eşi Eda Koçyılmaz ve babası Halit Koçyılmaz gözyaşlarına boğuldu.CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, iç güvenlik paketi çıkmadan bir ailenin hayatının ortada hiçbir şey yokken, suç yokken karartıldığını söyledi. Bu ailenin bütün geleceğinin karartıldığını vurgulayan Gök, bunun ise ortada bir suç yokken yapıldığını ifade etti.'Ortada bakan çocukları gibi malı götürüp, ayakkabı kutularına yerleştiren bir çocuk, bir eş yok. Hırsızlık yapan bir çocuk yok; adam kesen birisi yok. Ortada bir suç yok.' diyen Gök, ortada hiçbir şey yokken polisin kendisini yetkili gördüğünü söyledi. Bir suç unsuru yokken kameramanın eline kelepçe takıldığını dile getiren Gök, hangi yasanın bu hakkı verdiğini sordu. Yasa bile olmasa o hakkı Başbakanın verdiğini polisin bildiğini anlatan Gök, Başbakanın her gün meydanlarda polisine 'destan yazın' dediğini vurguladı. Onların da destan yazdığını dile getiren Gök, 43 yaşındaki kameramanın hayatını kaybettiğini ifade etti.'Bu aileyi hatırladınız mı?'Başbakandan Koçyılmaz ailesine hesap vermesini isteyen Gök, 'Bu aileyi aradınız mı? Devletin yetkililerine sesleniyorum; bu aileyi kim aradı, kim başınız sağolsun dedi, gereğini yapacağız dedi. Gereğini yapıyorlar biliyor musunuz; nasıl polis tuttuğu tutanaklarda polisi aklayan, polisi kollayan tutanaklarda daha baştan ailenin üzüntülü olan hayatına üzüntü katmaya devam ediyor. Ne yaptı bu Koçyılmaz; Başbakan cevap ver.' şeklinde konuştu.Hayatını kaybeden kameraman Yılmaz Koçyılmaz'ın eşi Eda Koçyılmaz ise, 'Benim kocam kime ne yaptı? Benim kocam, koluna kelepçe takılmayı hak edecek ne yaptı? Bunu yetkililere soruyorum, bunun cevabını bana vermek zorundasınız. O kelepçe benim kocamın kollarına neden takıldı? Kocam nerede? Bir yetkili çıkıp benim kocamı bana geri versin. Kimseyi incitmezdi benim kocam, katil değildi, elinde molotof da yoktu, kaçakçı da değildi, neden kelepçelediniz, öleceğini bile bile neden bunu yaptınız? Sonuna kadar bunun açıklamasını bekliyorum. Hukuksal olarak tüm açıklamaları bana yapmak zorundasınız. Adalete güvenmek zorundayım. Diyecek birşey yok.' şeklinde konuştu.Babası Halit Koçyılmaz da her yerde gece-gündüz hayatı tehlikede oğlunun görev yaptığını belirterek, 'Benim oğlum kaçakçılık, anarşistlik mi yaptı, ne yaptı? Paraları mı soydu, kimin canına kıydı? Sayın Başbakandan ben oğlumu istiyorum. Oğlumu istiyorum sayın Başbakan. Sayın İçişleri Bakanı ben oğlumu istiyorum. Başka ailelerin de bunu yaşamasını istemiyorum. Daha yasa çıkmadan; benim de can güvenliğim yok, ailemin de yok. Sorumlulardan benim acımın dinmesi için hesap sorulmasını istiyoruz. Yılmaz'ım geri gelmez, geleceğini bilsem her şeyimi veririm. Bu devlete 30 yıl emek sarfettim. Hesap sorulmasını istiyorum. Suçluların cezalandırılmasını istiyorum, sonuna kadar bu işin peşini bırakmayacağımı burada sizin önünüzde söz veriyorum. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine kadar bu işi götüreceğimi hiç kimsenin şüphesi olmasın. Olaydan sonra kimse bizi aramadılar. Eşim karaciğer nakil ameliyatı oldu. 2 yıldır onunla uğraşırken dert üstüne dertle karşılaşıyoruz. Sizlerden biriydi, ne söyleyeyim.' dedi.İç güvenlik paketi çıkması halinde sorumlusunun iktidar olacağını belirten Levent Gök, Başbakandan yasayı geri çekmesini istedi.Emrullah Bayrak, CHA
'Bilic'i Kesinlikle Bırakmayacağız'
Beşiktaş Kulübü Basın Sözcüsü Metin Albayrak Biliç ile ilgili yapılan 'başka takımla anlaştı 'söylentilerini sert bir ifade le yalanladı.Metin Albayrak DHA'ya yaptığı özel açıklamada teknik direktör Slaven Biliç'in sezon sonunda bırakıp gideceği yönündeki açıklamaların takımı karıştırmak için yapılan kasıtlı hareketler olduğunu söyleyerek bu söylentilerin zamanlamasını da manidar olarak değerlendirdi.Metin Albayrak 'Slaven Biliç ile şampiyonluğa koştuğumuz bir ortamda çıkartılan söylentilerin hangi amaca hizmet ettiğini kamuoyunun takdirine bırakıyorum,bizim ne şimdi ne sezon sonu hocamızı bırakma düşüncemiz kesinlikle yok ve olmayacaktır da.'diye konuştu.'Slaven Bilic'i kesinlikle ve kesinlikle bırakmayacağız'Albayrak taraftarların bu söylentiler inanmamasını isteyerek 'Takım olarak müthiş bir şekilde kenetlendiğimiz ,ligde lider durumda olduğumuz ,Avrupa Ligi'nde de Liverpool ile çıkacağımız önemli bir maç arefesinde bu tarz söylentilerin kasıtlı olarak çıkartılmasını şiddetle kınıyoruz ve değerlendirmesini futbol kamuoyunun iyi bir şekilde yapmasını istiyoruz.Taraftarlarımızı da böyle söylentilere kesinlikle inanmamaları konusunda uyarıyoruz.'Bu söylentiler takımı karıştırmak için ve zamanlaması çok manidar'Metin Albayrak bu söylentilerin kasıtlı olarak takımı karıştırmak için çıkarıldığını söyledi ve 'bu takımı iki yılda hocamız Biliç ile beraber oluşturduk ve uzun vadeli planlar yaptık.Şimdi niye bir anda yaptığımız her şeyi yıkalım ki ! Kendisi ile sezon bitiminde masaya oturacağız ve kesinlikle anlaşacağız.Biz hocamızı bırakmayacağız.Slaven Biliç ile daha önce bu konuları konuştuk ve kendisi ile 'hem şampiyonluğa hem Avrupa Kupasına odaklandığımız için sözleşme konusu ile meşgul olmayalım sezon sonu mutlaka anlaşırız' diyerek bu konuyu sezon sonuna bıraktık.Ama bir kez daha tekrarlıyorum bu söylentiler takımı karıştırmak için kasıtlı olarak çıkartılıyor.Biz Atiba'yı da bırakmayacağız ve kesinlikle yeni sözleşme yapacağız.' diyerek Slaven Biliç ve Atiba ile ilgli yapılan spekülasyonları net bir ifade ile yalanladı.'Beşiktaş hakemle kazandı algısı yaratmaya çalışıyor'Metin Albayrak ayrıca takımın bu sezon Atatürk Olimpiyat Stadı'ndaki şanssızlığını kırıp Bursaspor'u geriden gelerek yenmesinin önemli olduğunu belirtti.Albayrak maçın hakemi ile ilgili olarak yapılan eleştirilere 'hakem Fernandao'nun kırmızı kartını verse belki de maç orada kopacak.Ama her şey bizim attığımız penaltıya bağlanıp hakemle kazandığımız algısı yaratılmaya çalışılıyor.Üstelik Bursaspor'un attığı gol de net bir ofsayt.Bunlar değerlendirilmiyor ve Beşiktaş penaltı ile kazandı denilerek algı yaratılıyor.Bizim aleyhimize verilen kırmızı kartlara,penaltılara baksınlar ondan sonra konuşsunlar.'diye cevap verdi.Ali DANAŞ, İstanbul-DHA
Reklam
Orhan Pamuk'a Aydın Doğan Ödülü
Orhan Pamuk, 19. Aydın Doğan Ödülleri'nde 'Roman' dalında ödüle layık görüldü.Doğan Hızlan Başkanlığında, Prof. Dr. İnci Enginün, Prof. Dr. Nüket Esen, Semih Gümüş, Prof. Dr. Handan İnci, Prof. Dr. Turan Karataş, Prof. Dr. Jale Parla, Ömer Türkeş ve Metin Celal Zeynioğlu'dan oluşan Seçici Kurul 6 Şubat 2015 Cuma günü, yaptığı toplantıda; Eserleri ile Türk edebiyatına romanın farklı türlerini getirdiği ve bu farklı türlerle kendisini izleyen genç romancılara yeni uygulama ufukları açtığı; burası ve ötesi, dünyevi ve uhrevi, Doğu ve Batı kutuplarını ustalıkla bir araya getirdiği; Türk romanını dünyada temsil eden ustalarımız arasında yer aldığından 2015 Aydın Doğan Ödülü'nün “Roman' dalında Orhan Pamuk'a verilmesine oy birliği ile karar verdi.Türk insanının kültür ve yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla veriliyorAydın Doğan Ödülü, ülkemizde kültür, sanat, edebiyat ve bilim eserlerini yaratıcılarının kişiliğinde, çeşitli dallar için verilen uğraşları, özveriyi, kaliteyi ve mükemmelliğinin yanı sıra emek verenlerin çalışma ve birikimleri ile ulusal ve uluslararası platformda övgü kazananları, mesleklerine başladıkları günden bugüne kadar gösterdikleri başarılar doğrultusunda ödüllendirerek, Türk insanının kültürünü ve yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla veriliyor.Orhan Pamuk'un özgeçmişiOrhan Pamuk 1952'de İstanbul'da doğdu. Cevdet Bey ve Oğulları ve Kara Kitap romanlarında anlattığına benzer kalabalık bir ailede, Nişantaşı'nda büyüdü. Otobiyografik kitabı İstanbul'da anlattığı gibi çocukluğundan yirmi iki yaşına kadar yoğun bir şekilde resim yaparak ve ileride ressam olacağını düşleyerek yaşadı. Liseyi İstanbul'daki Amerikan lisesi Robert Kolej'de okudu. İstanbul Teknik Üniversitesi'nde üç yıl mimarlık okuduktan sonra, mimar ve ressam olmayacağına karar verip okulu bıraktı ve İstanbul Üniversitesi'nde gazetecilik okudu. Pamuk, yirmi üç yaşından sonra romancı olmaya karar vererek başka her şeyi bıraktı ve kendini evine kapatıp yazmaya başladı.İlk romanı 'Cevdet Bey ve Oğulları' 1982'de yayımlandı ve Orhan Kemal Roman Armağanı'nı ve Milliyet Roman Ödülü'nü aldı. Pamuk ertesi yıl 'Sessiz Ev' adlı romanını yayımladı ve bu kitabın Fransızca çevirisiyle 1991'de Prix de la Découverte Européenne'i kazandı. Venedikli bir köle ile bir Osmanlı âlimi arasındaki gerilimi ve dostluğu anlatan romanı Beyaz Kale (1985), pek çok dile çevrilerek Pamuk'a uluslararası ününü sağlayan ilk romanı oldu. Aynı yıl karısıyla Amerika'ya gitti ve 1985-88 arasında New York'ta Columbia Üniversitesi'nde misafir öğretim üyesi olarak bulundu. İstanbul'un sokaklarını, geçmişini, kimyasını ve dokusunu, kayıp karısını arayan bir avukat aracılığıyla anlatan 'Kara Kitap'ı 1990'da yayımladı. Fransızca çevirisiyle France Culture Ödülü'nü kazanan bu roman, geçmişten ve bugünden aynı heyecanla söz edebilen bir yazar olarak Pamuk'un ününü hem Türkiye'de hem de yurtdışında genişletti. 1991'de, Pamuk'un Rüya adını verdiği bir kızı oldu. 1994'te, esrarengiz bir kitaptan etkilenen üniversiteli bir genci hikâye ettiği 'Yeni Hayat' adlı şiirsel romanı yayımlandı.Osmanlı ve İran nakkaşlarını, Batı dışındaki dünyanın görme ve resmetme biçimlerini bir aşk ve aile romanının entrikasıyla hikâye ettiği 'Benim Adım Kırmızı' adlı romanı 1998'de yayımlandı. Bu kitapla Fransa'da Prix du Meilleur livre étranger (2002), İtalya'da Grinzane Cavour (2002) ve İrlanda'da International Impac-Dublin (2003) ödüllerini kazandı. 1990'ların ortasından itibaren Pamuk, insan hakları ve düşünce özgürlüğü konularında yazdığı makalelerle Türkiye devletine karşı eleştirel bir tavır takındı. Yurtiçinde ve yurtdışında çeşitli gazete ve dergilere yazdığı edebi, kültürel makalelerden oluşturduğu geniş bir seçmeyi 1999 yılında 'Öteki Renkler' adıyla yayımladı.“İlk ve son siyasi romanım' dediği 'Kar' adlı kitabını 2002'de yayımladı. Kars şehrinde, siyasal İslamcılar, askerler, laikler, Kürt ve Türk milliyetçileri arasındaki şiddeti ve gerilimi hikâye eden bu kitap, New York Times Book Review tarafından 2004 yılının en iyi 10 kitabından biri seçildi. Pamuk'un 2003 yılında yayımladığı 'İstanbul', yazarın hem yirmi iki yaşına kadar olan hatıralarını aktardığı bir hatıra kitabı, hem de kendi kişisel albümüyle, Batılı ressamların ve yerli fotoğrafçıların eserleriyle zenginleştirilmiş, İstanbul üzerine bir denemedir.Kitapları 62 dile çevrilmiş, bütün dünyada on iki milyon satmış olan Pamuk, pek çok üniversiteden şeref doktorası aldı. Alman Kitapçılar Birliği tarafından 1950 yılından beri verilmekte olan, Almanya'nın kültür alanındaki en seçkin ödülü olarak kabul edilen Barış Ödülü, 2005'te Orhan Pamuk'a verildi. Ayrıca 'Kar' Fransa'da her yıl en iyi yabancı romana verilen Le Prix Médicis étranger ödülünü aldı. Aynı yıl Prospect dergisi tarafından dünyanın 100 entelektüeli arasında gösterildi ve 2006 yılında Time dergisi tarafından dünyanın en etkili 100 kişisinden biri seçildi. American Academy of Arts and Letters'ın ve Çin Sosyal Bilimler Akademisi'nin şeref üyesi olan Pamuk, senede bir dönem Columbia Üniversitesi'nde ders veriyor.Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan ilk TürkOrhan Pamuk 2006 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü alarak bu ödülü kazanan ilk Türk oldu. Pamuk 2008'de aşk, evlilik, dostluk, mutluluk gibi konuları bireysel ve toplumsal boyutlarıyla işlediği 'Masumiyet Müzesi' adlı romanını; 2010 yılında ise çocukluğundan başlayarak hayatını ve edebiyatla ilişkisini eksen alan yazı ve röportajlarından oluşan 'Manzaradan Parçalar'ı yayımladı. Pamuk, 2009'da Harvard Üniversitesi'nde verdiği Norton derslerini 2011 yılında Saf ve Düşünceli Romancı adıyla kitaplaştırdı. 2012'de İstanbul'da Masumiyet Müzesi'ni açtı ve müzenin kataloğu 'Şeylerin Masumiyeti'ni yayımladı.Aynı yıl Avrupa kültürüne olağanüstü katkılarından dolayı Danimarka'da Sonning Ödülü'nü aldı. 2013'te ise kitaplarından seçtiği en güzel parçalardan oluşan 'Ben Bir Ağacım' ı yayımladı. Masumiyet Müzesi, Avrupa Müzeler Forumu tarafından 2014 yılında Avrupa'nın en iyi müzesi seçildi.Geçmişten bugüne Aydın Doğan ödülleri1) 1997 Aydın Doğan Ödülü: Roman / Adalet Ağaoğlu2) 1998 Aydın Doğan Ödülü: Soysal ve Beşeri Bilimler / Prof. Dr. Doğan Kuban ve Prof. Dr. Emre Kongar3) 1999 Aydın Doğan Ödülü: Görsel Sanatlar/ Ara Güler4) 2000 Aydın Doğan Ödülü: Şiir/ Melih Cevdet Anday5) 2001 Aydın Doğan Ödülü: Tarih/ İlber Ortaylı6) 2002 Aydın Doğan Ödülü: Klasik Batı Müziği Ankara Devlet Konservatuarı7) 2003 Aydın Doğan Ödülü: Arkeoloji/ Ord. Prof. Dr. Sedat Alp ve Prof. Dr. Altan Çilingiroğlu, Hizmet Ödülü: Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü ve Suna-İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araşt. Enstitüsü8) 2004 Aydın Doğan Ödülü: Türk Halk Müziği/ Yücel Paşmakçı, Hizmet Ödülü: İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı ile Folklor Kurumu9) 2005 Aydın Doğan Ödülü: Kent Mimarisi, Kent Dokusu/ İzmir Konak Meydanı Düzenlemesi ve Kastamonu Tarihi Kent Dokusu İyileştirme Projeleri10) 2006 Aydın Doğan Ödülü: Resim / Adnan Varınca11) 2007 Aydın Doğan Ödülü: Moda Tasarımı /Özlem Süer ve Ümit Ünal12) 2008 Aydın Doğan Ödülü: Heykel /Seyhun Topuz13) 2009 Aydın Doğan Ödülü: Tiyatro/ Genco Erkal14) 2010 Aydın Doğan Ödülü: Sinema/ Nuri Bilge Ceylan15) 2011 Aydın Doğan Ödülü: Türk Halk Müziği/ Mehmet Özbek Hizmet Ödülü: Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuarı16) 2012 Aydın Doğan Ödülü: Öykü/ Selim İleri17) 2013 Aydın Doğan Ödülü: Türk Müziği/ Prof. Dr. Nevzat Atlığ, Türk Musikisi Vakfı18) 2014 Aydın Doğan Ödülü: Fotoğraf / Ozan Sağdıç, Hizmet Ödülü: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fotoğraf BölümüAA
Reklam
Podyumların İlk Down Sendromlu Mükemmel Modeli
Jamie Brewer… American Horror Story’den tanıdığımız TV oyuncusu ve şu anda podyuma down sendromlu ilk model olarak çıkan, mükemmel kadın… Öyle bir çağdayız ki, neredeyse tüm kadınlar olarak televizyonda veya dergide gördüğümüz o “kusursuz kadına” ulaşmak için çabalıyoruz. Mükemmellik, bize dayatılan bir algı adeta. Jamie Brewer ise, bize güzelliğin makyajdan, saçtan veya pahalı kıyafetlerden ibaret olmadığını; asıl güzelliğin özgüvende ve gerçekçilikte bittiğini kanıtlar nitelikte karşımıza çıkıyor. Brewer, Carrie Hammer’in ‘Role Models Not Runway Models (Podyum Modeli Değil Rol Modeli) projesine destek olmak amacıyla New York Moda Haftası'da podyuma çıktı. Hammer’in tasarımlarından birini taşıyan down sendromlu Jaime Brewer, “İnsanların ben yapabiliyorsam, onların da yapabileceğini düşünmesini istiyorum” açıklamasında bulundu.
Murat Kekilli Özgecan İçin Şarkı Yazdı
Şarkıcı Murat Kekili, Mersin'in Tarsus İlçesi'nde bıçaklanarak öldürülüp cesedi yakılan üniversiteli 20 yaşındaki Özgecan Aslan için şarkı yazdı.Tüm Türkiye’de büyük infial uyandıran Özgecan Aslan cinayetine tepkilerin ardı arkası kesilmiyor. Her kesimden duyarlı kişiler sokağa dökülüp eylem yaparken, cinayetten etkilenen kişiler arasında yer alan şarkıcı Murat Kekilli de vahşice öldürülen Özgecan için şarkı yazdı. Kısa sürede sosyal medya kullanıcıları tarafından yayılan şarkısını gitarıyla seslendiren Kekilli’ye övgü dolu mesajlar yağdı.Murat Kekilli’nin Özgecan için yazdığı şarkının sözleri ise şöyle:‘Gül düştü yüzüne, inceydi kederBüyüdü kalbin küçüldükçeSana Özge dediler, 20′sinde ÖzgeSenin içinde gizlendik bu yüzdenBaşımızın tacısınHer bakışın bir melekÖzgecan cennet sensin, bilmen gerekBaşımızın tacısın,Her bakışın bir melekÖzgecan cennet sensin bilmen gerekGül düştü yüzüneİnceydi kederBüyüdü kalbin küçüldükçeSana Özge dediler, 20 sinde ÖzgeSenin içinde gizlendik bu yüzdenBaşımızın tacısınHer gülüşün bir melekMekanın cennet olsun bilmen gerek’
Kadınlardan #ÖzgecanİcinSiyahGiy Çağrısı
Mersin'de vahşice öldürülen 20 yaşındaki üniversite öğrencisi Özgecan Aslan için tüm Türkiye ayağa kalktı. Türkiye’nin dört bir yanında sokağa çıkan kadınlar, kadın cinayetlerine dur demek için bugün siyah giyme kararı aldı.
Yargı Raydan Çıktı
Ankara Başsavcılığı, TCDD ihalelerine fesat karıştırıldığı ve rüşvet alındığı iddiasıyla genel müdür’ü Süleyman Karaman’ın aralarında bulunduğu 52 kişi hakkında yürüttüğü soruşturmada takipsizlik verdi, kararı veren savcılar Yargıtay üyesi oldu.Cumhuriyet'ten Alican Uludağ'ın haberine göre; 17 ve 25 Aralık rüşvet yolsuzluk soruşturmalarının ardından kritik bir yolsuzluk dosyası daha kapatıldı. Ankara Başsavcılığı, Devlet Demiryolları’nın yaklaşık 210 milyon TL’lik iki ayrı ihalesine fesat karıştırıldığı ve rüşvet alındığı iddiasıyla arasında TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman’ın da bulunduğu 52 kişi hakkındaki soruşturmada takipsizlik kararı verdi. Savcılık, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın danışmanı, eski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın bacanağı olan ve “iş takipçiliği” yaptığı iddia edilen Cemalettin Haberdar’ın bir ihale sürecinde havaalanında Süleyman Karaman’la görüşmesinde “suç” bulamadı. Kararda adının geçmesine karşın Haberdar’ın ismi şüpheli listesinde yer almadı. TCDD’den yaklaşık 64 milyon Avro’luk feribot ihalesi alan Nursoy Şirketler Grubu’nun patronu Orhan Nurduhan’ın bu süreçte TCDD Vakfı’na 1 milyon 200 TL bağış yaptığını tespit eden savcılık, buna karşılık böyle bir bağışın mevzuata aykırı olmadığını savundu. Dosyada ismi geçtiği iddia edilen 25 Aralık dosyası şüphelilerinden işadamı Mehmet Cengiz’in adı takipsizlik kararında hiçbir şekilde geçmiyor. Dosyanın kapatılmasından üç gün sonra Ankara Başsavcısı Fethi Şimşek ve savcının bağlı olduğu büronun yöneticisi konumundaki başsavcı vekili Veli Dalgalı, Yargıtay üyeliğine atanmış. Takipsizlik kararını cebine koyan Süleyman Karaman, geçen hafta istifa ederek AKP’den milletvekili adayı olmuştu.TCDD soruşturması, 17 Aralık operasyonu sonrası Adli Kolluk Yönetmeliği değiştirilince deşifre olmuştu. Cumhuriyet, 24 Aralık 2013’te bu durumu “Yüksek hızlı soygun” manşetiyle gündeme taşımış, Ankara Başsavcılığı ise dosyanın kapatılacağı iddialarını yalanlamış ve soruşturmanın sürdüğünü iddia etmişti. Ancak başsavcılık, soruşturmayı yürüten ve operasyon aşamasına gelen savcı Hakan Büyükabacı’yı görevden el çektirmişti. Büyükabacı’nın yerine görevlendirilen Memur Suçları Soruşturma Bürosu savcılarından Mustafa Başer’in, soruşturma sonunda TCDD Genel Müdürü Karaman’ın arasında bulunduğu 52 kişi hakkında “Kamu kurum veya kuruluşlarının ihalesine fesat karıştırmak, rüşvet almak ve vermek” suçlarından 12 Aralık 2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiği ortaya çıktı.Rüşvet iddiasıyla başladıSuç tarihi olarak 2010 tarihine işaret edilen takipsizlik kararı, tamamen bilirkişi raporuna dayandırıldı. Yapılan ihbarlar üzerine TCDD’den ihale dosyalarının başsavcılık tarafından alındığı belirtilen kararda, emekli Sayıştay Uzman Denetçisi Abidin Şahin ve Salih Talu ile eski Sayıştay Başdenetçisi Hüseyin Işık’ın bilirkişi olarak görevlendirildiği anlatıldı.64 milyon Avro’luk ihaleBilirkişi raporuna göre, 9 Temmuz 2008 tarihli 2 adet feribot alımı ihalesini Nursoy AŞ kazandı. Ancak bu süreçte demir-çelik ve gemi imalatında kullanılan sac fiyatlarında düşüş yaşandı. Sadece demir-çelik kalemlerinde yaklaşık 4 milyon 146 bin 338 Avro fark oluştu. TCDD yönetimi, bu nedenle ihaleyi iptal etti. Nursoy şirketinin açtığı dava sonucunda Ankara 4. İdare Mahkemesi, 2009’da ihalenin iptal edilmesi kararının yürütmesini durdurdu. TCDD söz konusu işi, 20 Nisan 2010’da 60 milyon 509 bin 710 Avro fiyat üzerinden Nursoy’a verdi.Ballı ihaleye bağış etkisiBu aşamada ilginç bir gelişme yaşandı. NURSOY AŞ’nin patronu Orhan Nurduhan, TCDD Geliştirme ve TCDD Personeli Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği’ne 2010 yılı 4. ayında ve diğer aylarda toplam olarak 1 milyon 200 bin TL bağış yaptı. Bu bağıştan sonra 1 Haziran 2010 tarihinde Nursoy’a işyeri teslimi yapıldı. Ancak Kamu İhale Kurumu, idare mahkemesinin kararına itiraz edince Danıştay, 8 Kasım 2010 tarihinde ihalenin iptaline karar verdi. KİK de Danıştay kararının ardından ihaleyi iptal etti.Kalan işe ihalesiz projeBu süreçte kalan işin tamamlanması için yeni ihale açmaya gerek görmeyen TCDD, “kamu yararı ve ülke menfaatları”nı gerekçe göstererek, projenin Nursoy şirketi tarafından tamamlanmasına karar verdi. TCDD Yönetim Kurulu, 9 Haziran 2011 tarihinde “Doğrudan Temin Yöntemi” ile ikmal inşaatın 47 milyon 803 bin 249 Avro’yu geçmemek üzere ilk yüklenicisinden teminine hükmetti. Yapılan pazarlıklar sonucunda Nursoy İnş. AŞ, 47 milyon 250 bin Avro toplam bedelle işi tamamladı. İşin toplam maaliyeti ise TCDD’ye 64 milyon 788 bin 874 Avro oldu. kararlarında usule ve mevzuata aykırı bir durum ve kamu zararının olmadığını iddia eden savcılık, Nursoy’un ihale sürecinde TCDD’ye yaptığı bağışı ise şöyle savundu: “NURSOY AŞ tarafından herhangi bir vakfa bağışta bulunulabilir. Buna engel teşkil eden bir hukuki düzenleme yoktur. Bağış da mevzuata aykırı değildir. Bu nedenle bağış işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bağışların 03108, 03109, 03110 ve 03111 seri No’lu makbuzlar karşılığı tahsil edildiği ve dernek kayıtlarına girdiğinin anlaşılmıştır. Sözü edilen bağış yapılmadığı takdirde NURSOY AŞ’nin işlerinin yapılmayacağına veya ciddi olarak aksatılacağına ilişkin bir tespitin mevcut olmadığı görüldüğünden, Nursoy AŞ’nin adı geçen derneğe yaptığı bağışlar nedeni ile mevzuata aykırı bir durumun söz konusu olmadığı anlaşılmıştır.”İzmir Liman ihalesiSoruşturma konusu diğer ihale ise Limanlar Dairesi Başkanlığı tarafından İzmir Limanı için talep edilen 3 adet lastik tekerlekli mobil liman vinci ihalesi oldu.TCDD yönetiminin ihaleyi onaylamadan önce Binali Yıldırım’ın bacanağı ve İzmir Liman soruşturması şüphelilerinden de olan Cemalettin Haberdar’ın TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman ile Sabiha Gökçen Havalimanı VIP Salonu’nda görüştükleri tespit eden savcılık, bunu normal karşıladı.Hakkında takipsizlik kararı verilen 52 kişiden, dikkat çekici bazıları şöyle: TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman, TCDD Genel Müdürü Özel Kalem Müdürü Baykal Tul, Emlak İnşaat Daire Başkanı Suat Altın, YHT Bölge Müdürü Erol Tuna Aşkın, TCDD Vakfı Genel Müdürü Yavuz Kıran, TCDD Genel Müdür Yardımcısı Erol İnal, TCDD Limanlar Daire Başkanı Muhsin Yılmaz, Belen İnşaat’ın sahibi Hasan Dağcı, Nursoy Şirketler Grubu sahibi Nursoy Nurduhan, TUR İnşaat hasibi Turgut Türkeş...
Reklam