onedio
Madrid'de Sanat Galerisinde Yarım Bardak Suya 20 Bin Avro
İspanya 'nın başkenti Madrid'de başlayan ve dünyanın en önemli çağdaş sanat fuarlarından biri olarak gösterilen ARCO,42'de sergilenen yarım bardak suya 20 bin avro fiyat biçildi. Kübalı sanatçı Wilfredo Prieto'nun fikir babası olduğu yarım bardak su fikri fuarı gezen sanatseverlerin büyük ilgisini çekiyor.ARCO,42 fuarında özel bir galeride sergilenen suya 20 bin avro veren müşteriler olduğu belirtildi. Yarım bardak suyun sergilendiği galerinin sahibi Alex Nogueras, sanatın talep ve fiyat meselesi olduğuna dikkat çekerek Kübalı sanatçı Prieto'nun kendileri ile 10 yıldır çalıştığını ve ürettiği sanat eserlerine büyük talep olduğuna işaret etti. Fuarda sergilenen suyun çalınmaya karşı sigorta edildiği de vurgulandı. Kübalı sanatçı Wilfredo Prieto daha önce de plastik bardaklara doldurduğu meşrubatlardan ve içkilerden koleksiyonlar yapmış ve bunların hepsinede alıcı bulunmuştu.Madrid'deki ARCO Sanat Fuarında 33 ülkeden 300 koleksiyoner ile 42 ülkeden 285 profesyonel eserlerini sergiliyor. ARCO'da fuarda ayrıca tek Türk sanatçısı olan ressam Ahmet Güneştekin'in Marlborough sanat galesinde sergilenen tablosu 53 bin 500 avrodan satışa sunuldu. Mehmet Çiftçi - DHA
Google'dan Apple'a: Fiyatlarınız Sorumsuzca
Google'ın ürün birimi başkanı Sundar Pichai, Android hakkında eleştirilerde bulunan Apple CEO'su Tim Cook'a cevap verdi. Pichai, Apple'ın her ürünü pahalı satmasının sorumsuzluk olduğunu söyledi.Forbes'a röportaj veren Google ürün birimi başkanı Sundar Pichai, mobil işletim sistemi Android hakkında eleştiride bulunan Tim Cook'a cevap verdi. Android birimini yöneten Pichai, Android ile Apple iOS arasında belirgin farklılıklar buluduğuna dikkat çekerek, 'Kullanıcılar ürünlerimizi tercih ederse kullanıyor. Çok sevilen ve bir milyardan fazla kullanıcısı olan ürünlerimiz var. Çok büyük fayda sağlayan bu ürünlerin büyük kısmı da bedava' ifadesini kullandı.Bedava ürünleriyle kullanıcılara daha fazla fayda sağladıklarını savunan Pichai, 'Apple'da olduğu gibi her ürünün yüzlerce dolar değerinde olması sorumsuzluk' dedi.Tim Cook, sıkça eleştirdiği Android işletim sistemi hakkında geçtiğimiz yaz 'zehirli cehennem yahnisi' ifadesini kullanmıştı. Cook, Android'in güvenlik açıklarının kullanıcıları tehlikeye attığını savunmuştu.Apple'a ilk eleştiri değilPichai'nin eleştirilerinden kısa süre önce, Motorola Başkanı Rick Osterloh da Apple'ı hedef almıştı.Apple'ın baş tasarımcısı Johny Ive'ın Motorola hakkındaki sözlerine cevap veren Osterloh, 'Apple fiyatlarını olağandışı' olarak yorumlamıştı.Al Jazeera Turk
Zekeriya Öz: '25 Aralık'ı Engelleyen Güç, İsteseydi Başbuğ'u Tutuklatmazdı'
Türkiye’yi sarsan yolsuzluk ve Ergenekon soruşturmalarıyla gündeme gelen Savcı Zekeriya Öz, “İnternet andıcı davasında sanık askerler İlker Başbuğ’u suçlamasalardı Başbuğ dosyaya girmezdi. 25 Aralık soruşturmasını durduran güç, isteseydi İlker Başbuğ’un tutuklanmasını engelleyemez miydi?' dedi.Bugün gazetesi yazarı Nazlı Ilıcak’a konuşan Zekeriya Öz, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un tutuklu yargılanması ve futbolda şike davasıyla ilgili önemli açıklamalar yaptı. Röportajın bugün bölümünden satırbaşları şöyle:“….'Yaptıklarımdan pişman değilim. Çok huzurluyum. Milletin verdiği yetkiyi, kendileri, aile çevreleri ve yakınları için yolsuzluk amacıyla kullananlar pişman olmalı, utanmalı ve tarih huzurunda milletten özür dilemeli.'‘SANIK ASKERLER ALEYHTE İFADE VERMESEYDİ BAŞBUĞ SANIK OLMAZDI’“…Başbuğ’un tutuklanması konusunda Erdoğan’ın ısrarlı bir isteği olduğunu duydum ama bu istek bana yapılmadı. Doğrusunu ilgilisi bilir. İlker Başbuğ soruşturmasını ben yürütmedim. İnternet andıcı olarak bilinen soruşturmanın başlangıcında Başbuğ’un kendisinin dosyada olmadığını, hatta bu konuda açılan davada kendisinin sanık sıfatını taşımadığını biliyorum. Yargılama aşamasında, sanık pozisyonundaki asker kişilerin beyanları ve İlker Başbuğ’u suçlamaları üzerine, mahkeme suç duyurusunda bulundu ve o zaman İlker Başbuğ soruşturma kapsamına alındı. Yani süreç tamamen hukuki olarak, doğal yolunda ilerledi. Eğer internet andıcı olarak bilinen dosyada asker sanıklar İlker Başbuğ’u suçlayan beyanlarda bulunmasalardı, Başbuğ soruşturma kapsamına bile girmezdi.”“…Size şunu sormak isterim: 25 Aralık soruşturmasında, işadamlarının mahkeme kararına rağmen gözaltına alınmasını engelleyen ve soruşturmayı durduran bir güç, isteseydi İlker Başbuğ’un tutuklanmasını engelleyemez miydi? Bence sorduğunuz sorunun cevabı burada gizli.”KONGREDE AZİZ YILDIRIM’A RAKİP ADAYI ÇIKARAN İNCELENİRSE ANLAŞILIR“…Aziz Yıldırım’la geçmişte, isteği üzerine odama geldiğinde tanışmıştık. Fenerbahçe Yönetim Kurulu’nda hukukçu kökenli olan kişilerle, özel yetkili mahkemelerde çalışan hâkim ve savcılardan, sınıf arkadaşı olup tanışanlar vardı. Bu vesileyle birkaç maç yapmıştık, birkaç yemek yemiştik.Aziz Beye, hakkındaki soruşturmayı haber verseydim suç işlemiş olurdum. Yolsuzluk operasyonunu 24 saat içinde durdurup hukuku askıya alma gücüne sahip olanlar, isteselerdi Şike operasyonuna da engel olmazlar mıydı? Demek ki hukuki delillerle başlayan bu soruşturmada, siyasi destek de vardı sonucu çıkıyor. Fenerbahçe Kulübü’nde yapılan en son kongrede, Aziz Yıldırım’a karşı aday çıkarılması konusu ve bunu kimlerin desteklediği bir bütün halinde incelenirse, mesele daha iyi anlaşılabilir.”Cihan
Şehit Askerler Toprağa Verildi
Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde cinnet getiren bir askerin piyade tüfeğiyle aynı nöbet mevzisinde şehit ettiği askerler memleketlerinde toprağa verildi.Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde cinnet getiren bir askerin piyade tüfeğiyle aynı nöbet mevzisinde şehit ettiği askerlerden Piyade Er Akın Buluş'un (23) cenazesi, Edirne'nin Keşan ilçesinde toprağa verildi.Terhisine 12 gün kala şehit edildiği bildirilen Buluş'un cenazesi, Çorlu Askeri Havaalanında düzenlenen törenin ardından askeri konvoy eşliğinde ambulansla Keşan'daki baba ocağına getirildi.Yenimesçit Mahallesi'ndeki evinin önünde komşularından ve yakınlarından helallik alınmasının ardından şehidin cenazesi, İki Şerefeli Çarşı Camisi'ne götürüldü. Buluş'un Türk bayrağına sarılı tabutu, askerlerin omuzlarında caminin yakınındaki tören alanına konuldu.Törene, Edirne Valisi Dursun Ali Şahin, Keşan Kaymakamı Bekir Dınkırcı, CHP Edirne Milletvekili Kemal Değirmendereli, MHP Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen, 2. Kolordu Komutanı Korgeneral Yıldırım Güvenç, Keşan 4. Mekanize Tugay Komutanı Tuğgeneral Halil Tamer Gedik ve vatandaşlar katıldı.Askeri araçla Keşan Asri Mezarlığına getirilen Buluş'un cenazesi, buradaki şehitlikte toprağa verildi.Şehit askerlerden Piyade Çavuş Muhammet Can'ın (23) cenazesi, Kırşehir'in Çiçekdağı ilçesinde toprağa verildi.Şehit Can'ın cenazesi, Ankara'dan askeri helikopterle ilçeye bağlı Orta Hacıahmetli köyünde hazırlanan alana getirildi.Şehidin babası Mustafa Can ve yakınları, helikopterin, evlerinin karşısındaki tepeye inişini gözyaşları ile izledi. Baba Can'ı, taziye çadırını ziyaret ederek başsağlığı dileyen Vali Necati Şentürk, Kırıkkale Garnizon Komutanı Tuğgeneral Mehmet Kaya, İl Jandarma Komutanı Albay Murat Bulut, teselli etmeye çalıştı.Şehidin naaşı, kardeşleri ve askerlerin omuzlarında evlerinin önünde bulunan taziye çadırına taşındı. Burada aile fertlerinin şehidin cenazesini görmesine izin verildi. Aile üyelerinden bazıları, şehidin naaşını gördükten sonra fenalık geçirdi.Daha sonra şehidin naaşı kardeşleri ve askerlerin omuzunda köy meydanında oluşturulan tören alanına taşındı. Buradaki törene şehidin babası, annesi Hacer Can, yedi kardeşi ve akrabalarının yanı sıra Vali Necati Şentürk, AK Parti Kırşehir Milletvekili Abdullah Çalışkan, Kırıkkale Garnizon Komutanı Tuğgeneral Mehmet Kaya, İl Jandarma Komutanı Albay Murat Bulut, İl Emniyet Müdürü Sıtkı Akgül, diğer ilgililer, askeri personel ve vatandaşlar katıldı.Cenaze törenine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun yanı sıra İçişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri adına çelenkler gönderildi. Köydeki birçok eve Türk bayrakları asıldı.İl Müftüsü Mehmet Şahin'in kıldırdığı namazın ardından şehidin naaşı, bir süre omuzlarda taşıdıktan sonra cenaze aracıyla köy mezarlığına getirildi. Bu sırada Türk bayrağı açarak cenazenin ardından yürüyen vatandaşlar, 'şehitler ölmez' diyerek slogan attı ve tekbir getirdi. Can'ın cenazesi daha sonra burada toprağa verildi.Şehit Piyade Uzman Çavuş Uğur Gülmez'in cenazesi de memleketi Erzurum'un Horasan ilçesinde toprağa verildi.Fatih Sultan Mehmet Mahallesi'ndeki babaevinde ailesinin taziyeleri kabulünün ardından Gülmez'in Türk bayrağına sarılı naaşı, Merkez Orta Cami'ye getirildi.İl Müftü Yardımcısı Celal Büyük'ün kıldırdığı namazın ardından Gülmez'in cenazesi, Müftülük Caddesi'nde bir süre askerlerin omuzlarında taşındı. Şehidin naaşı, omuzlara alındığı sırada yakınları fenalık geçirdi.Gülmez'in cenazesi, daha sonra ilçe mezarlığındaki şehitlikte toprağa verildi.Cenaze törenine şehidin babası Sadrettin, polis memuru kardeşi Ercan Gülmez ile Vali Ahmet Altıparmak, 9'uncu Kolordu Komutanı Korgeneral Şeref Öngay, Erzurum Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral Ali Lapanta, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Eyüp Tavlaşoğlu, İl Emniyet Müdürü Kamil Karabörk, İl Jandarma Komutanı Albay Uysal Ağaoğlu, Hava Meydan Komutanı Piyade Albay Fatih Tacaloğlu ile çok sayıda vatandaş katıldı.AA
Muharrem İnce: 'Cumhurbaşkanı Konuşacakmış; Doları Ona Göre Alın'
CHP Yalova Milletvekili ve milletvekili aday adayı Muharrem İnce, seçim çalışmaları kapsamında esnaf ziyaretlerinde bulunurken girdiği döviz bürosunda vatandaşlarla şakalaşarak, 'Cumhurbaşkanı konuşacakmış birazdan. Doları ona göre alın. Biraz sonra konuşacak' dedi.CHP Yalova il merkezi önünde partililerle bir araya gelen Muharrem İnce, Gazipaşa Caddesi, Fatih Caddesi ve Cumhuriyet Caddesi’ndeki esnaf ve vatandaşlarla sohbet etti. Fatih Caddesi üzerindeki köprüden martılara simit atan İnce, esnaf ziyareti sırasında bir döviz bürosuna da girdi. Vatandaşlarla şakalaşan İnce, 'Cumhurbaşkanı konuşacakmış birazdan. Doları ona göre alın. Biraz sonra konuşacak' dedi.Döviz bürosunda öğrencisiyle karşılaşan Muharrem İnce, 'Dolar mı alıyorsun?' diye de espri yaptı.Süheyla GÖZDERELİLER/YALOVA, (DHA)
iOS 8.2 Pazartesi Günü Gelebilir
Apple'ın 2 Mart Pazartesi günü iOS 8.2'nin Final sürümünü kullanıcılara sunacağı iddia ediliyor. İşte iOS 8.2 ile gelecek yenilikler.Apple, geçtiğimiz günlerde 9 Mart tarihinde düzenleyeceği etkinliği duyurmuş ve bizleri heyecanlandırmıştı. Apple Watch odaklı olması beklenen bu etkinlikte ayrıca, sürpriz yenilikler ile de Apple'ın kullanıcılarının karşısına çıkması tahmin ediliyor.BGR'nin iddialarına göre Apple, büyük sürprizi etkinlikten 1 hafta önce yani 2 Mart Pazartesi gününde patlatacak. Kaynaklara göre; uzun bir süredir Beta sürümü test edilen iOS 8.2'nin, 2 Mart tarihinde son kullanıcıya sunulma ihtimali çok yüksek. iOS 8 sürümü ile kullanıcılarını hatalar ile meşgul eden Apple'ın, iOS 8.2 ile sistemdeki bütün hataları gidereceği tahmin ediliyor.Apple etkinliğinin Apple Watch odaklı olacağı için iOS 8.2 ile Apple Watchuygulamasının sisteme eklenmesine ise kesin gözüyle bakılıyor. iPhone 6ve iPhone 6 Plus'ta yaşanan RAM optimizasyon sıkıntısının da bu yeni güncelleme ile çözüleceğini umuyoruz. Bakalım Apple bizi şaşırtıp iOS 8.2 ile sisteme yeni özellikler ekleyecek mi?ShiftDelete.Net
Reklam
Topraktan Geldik, Toprağa Gideceğiz: Tohumlara Defnedilme Yöntemi
Öncelikle bu yöntemin İtalya'dan çıktığını belirtelim. The Capsula Mundi adını verdikleri projenin tasarımcıları Anna Citelli ve Raoul Bretzel. İkili, ölü bedenleri ağaçlar için besleyici maddelere dönüştürebilen organik ve geri dönüştürülebilir bir defin kapsülü geliştirdi. Ölü bedenler, cenin şeklinde kapsüllendirildikten sonra defnediliyor ve kapsüllerin üstlerine de ağaç tohumları ekiliyor. Projenin sitesinde farklı ağaç alternatifleri mevcut. Proje henüz hayata geçirilemedi. Çünkü İtalya'da şimdilik bu tür bir defin yöntemi yasak. Eğer yasalardan geçerse, projenin amacı mezarlıklar yerine binlerce ağacın bulunduğu 'anıt parklar' oluşturmak. Projenin tasarımcıları, tabutlar için ağaçların yok edilmesinin yerine, böyle bir yöntemle ölü bedenlerimizin bile doğaya bir katkıda bulunacağını belirtiyorlar. Bu tür bir defin şeklinin, Türkiye dahil olmak üzere, Müslüman insanların çoğunlukta olduğu ülkelerde büyük dini tartışmalara yol açacağı kesin.
Milli Eğitim Bakanlığı 'E-Sınavı' Tanıttı
Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Muhterem Kurt, tüm öğrenciler tablet sahibi olduğunda, ders sınavlarının tablet aracığıyla güvenli şekilde yapılacağını bildirdi.ANKARAMilli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Muhterem Kurt, tüm öğrenciler tablet sahibi olduğunda, ders sınavlarının tablet aracığıyla güvenli şekilde yapılacağını bildirdi.Kurt, Başkent Öğretmenevi'nde, Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğünce yürütülen 'e-sınav'lara ilişkin basın toplantısı düzenledi.Bakanlık olarak, teknolojik değişimi yakalamak için etkili ve kapsamlı çalışmalar yürüttüklerini, Motorlu Taşıt Sürücü Kursiyerler Sınavı'nı (MTSK) Haziran 2011'den beri Ankara'da tek merkezde, e-sınav olarak yaptıklarını anlatan Kurt, artık başkentte 3 e-sınav merkezi bulunduğunu söyledi.Haftada 840, ayda 3 bin 360 kursiyerinin elektronik ortamda sınava alındığını aktaran Kurt, 'Gelişen teknolojiyi, Milli Eğitim Bakanlığı halkımıza açmıştır. Özellikle, sınavlarda da e-sınav sistemine geçerek bir ilke imza atmıştır. Bu sınav, her şeyden önce çok hızlı. Ayrıca, sınav evrakı basmamıza gerek kalmıyor. Böylece, evraklarının sevkıyat sürecini ortadan kaldırmış ve maliyeti de düşürmüş oluyoruz. Aynı zamanda çok çevreci birsınav olarak nitelendirebiliriz' diye konuştu.Sınav salonlarında, kursiyerlerin oturacağı masadaki tabletlere, kimlik bilgilerinin yansıtıldığını ifade eden Kurt, ekranındaki fotoğraf ve bilgilerinin, sınav görevlisi tarafından kontrol edilerek kimlik tespitinin yapıldığını belirtti.Kurt, öğrencilerin, sınav sonrası, sonuç alma ekranından, sonucunu da anında öğrenebildiğini anlattı.e-Sınavı, Türkiye'de yaygınlaştırmak için harekete geçtiklerinin altını çizen Kurt, yıl sonuna kadar aralarında Eskişehir, Bursa ve İstanbul'un da bulunduğu 30 ilde, 110 merkez açmayı ve MTSK'yı elektronik ortamda yapmayı planladıklarını ifade etti.Kurt, öğrencilerin, internetten e-sınav modülünden, aldıkları randevularla, saatinde gelerek sınava gireceklerini anlattı.Ortaöğretim okullarında geçen yıllarda yaklaşık 742 bin tablet dağıttıklarını, bu yıl da 700 bin tableti öğrencilere ulaştıracaklarını anımsatan Kurt, sözlerini şöyle sürdürdü:'İleriye dönük olarak, tabletlerde öğrencilerimize sınav yapma imkanına da sahibiz. Bütün öğrencilerimiztablet sahibi olduklarında, okullardaki ders sınavlarımızı bile tablet aracığıyla güvenli bir şekilde yapmamız mümkün olacak. Dolayısıyla ileride, birsınav tarihi, bir sınav takvimi, bir sınav saati olmayacak. Her öğretmen istediği zaman, kendi sınıfında ders sınavlarını da elektronik ortamda, güvenli bir şekilde yapabilecek.'Biyometrik fotoğraflarla kimlik tespiti yapılacakMTSK'larda, uygulanan e-sınavın, çok güvenli olduğunun ve kimlik bilgilerinin ekranlarda yer aldığının altını çizen Kurt, ilerleyen süreçte tabletlerdeki ön kameralarla, sınava giren kişilerin biyometrik fotoğraflarının çekilerek kişinin aday olup olmadığının sistem üzerinden tespit edeceğini kaydetti.e-Sınavlar sonrası, Türkiye'nin gelecek politikalarına yön verecek ciddi istatistiki verilere ulaşacaklarını dile getiren Kurt, 2015-2016 eğitim öğretim yılında, okullarda tabletlerin çok etkin şekilde kullanılacağını ve yıl sonuna kadar bütün ortaokul ve liselere, etkileşimli tahtaların dağıtılmış olacağını belirtti.Açık lise sınavları da e-sınav olarak yapılacakHer ilde elektronik altyapısı tamamlanmış uzaktan eğitim merkezlerinin (UZEM) bulunduğunu anımsatan Kurt, ilerleyen dönemde, bu merkezlerde öncelikle MTSK'ları, daha sonra da açık lise sınavlarını e-sınav olarak yapmayı planladıklarını aktardı.Bütün öğrencilerin tabletleri tamamlandığında okullarda da çok rahat şekilde e-sınavların gerçekleştirileceğini ifade eden Kurt, şunları kaydetti:'Dolayısıyla, tableti olan bütün okullarda, bu sınavı yapma imkanımız var. 110 UZEM dışında, istediğimiz okulu açarak, öğrencileri sınıfa alarak, önlerine birer tablet koyarak Motorlu Taşıt Sürücü Kursiyerler Sınavı'nı, açık lise sınavlarını çok rahat yapabiliriz. Bununla ilgili, Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğümüz, ciddi bir çalışma yapıyor. Son çalışmaları da şu: Açık uçlu sorular üzerinde çalışıyorlar. Bunun testlerini yapıyorlar. Önümüzdeki ayda, bununla ilgili birkaç sınav uygulayacaklar.'700 bin tablette kalem şartıKurt, elektronik ortama ve tablete geçmelerinin 'kalem-kağıdı bir kenara ittikleri' anlamı taşımadığını ve bu yıl alacakları 700 bin tablete özellikle kalem şartı koyduklarını ifade etti.İleride, öğretmenler açık uçlu sınav yapmak veya ödev vermek isterlerse bunların da tabletler üzerinden yapılabileceğini söyleyen Kurt, ihalenin tamamlanmasının ardından mayıstan itibaren okullara tabletlerini dağıtılacağını kaydetti.'Okullar için biraz zamana ihtiyacımız var''e-Sınavın okullarda ne zaman hayata geçirileceği' sorusuna Kurt, şu yanıtı verdi:'Okullarda yapılabilmesi için biraz zamana ihtiyacımız var. Çünkü okullarımızdaki tabletlerimiz tamamlanmış değil. Biliyorsunuz 10 milyon 600 bin tablet dağıtacağız. Her sene 9 . sınıflara ve 5. sınıflara olmak üzere tablet vermeyi planlıyoruz. Bu 700 bin tablet ihalesi bittikten sonra YEĞİTEK Genel Müdürlüğümüz tablet ihalesi için çalışmalara başlayacak. İnşallah, 2016'dan itibaren bu 10 milyon 600 tablet dağıtımı, planlanmakta. Dolayısıyla herhalde birkaç sene içerisinde de böyle bir sisteme geçme imkanı olur diye düşünüyorum.'Kapalı devre sistemden, sorular ekrana yansıtılıyorKurt ve beraberindekiler daha sonra Başkent Öğretmenevi'ndeki e -sınav merkezini basın mensuplarına gezdirdi.Sınav salonlarında, her öğrencinin önünde, sadece Bakanlığın soru bankasına, kapalı devre Güvenli İnternet (VPN) ağı üzerinden bağlanabilen birer tablet yer alıyor.Öğrencinin sınava başladığı anda, şifre ile soru bankasından rastgele seçilen 50 soru öğrencinin yanıtlaması için ekrana geliyor. Her öğrenci için ayrı sınav sorusu ekrana yansıtılıyor. Sınav salonlarında iki ayrı kamerayla kayıt yapılıyor. Öğrenci sınavını bitirdikten sonrasınav salonunun dışında yer alan, KİOSK sonuç alma ekranından, T.C. kimlik numarasını girerek, sınav sonucunu öğrenebiliyor ve çıktısını alabiliyor. Sonra kursa giderek direksiyon sınavına giriyor.Muhabir: Yıldız Seçil AktaşAA
Reklam
‘28 Şubat Millete Karşı Bir Saldırıydı’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, '28 Şubat'ta Türkiye bir demokrasi katliamı yaşamıştı. Adına 'postmodern darbe' dediler. Ama bu millete karşı fütursuzca bir saldırıydı' diye konuştu.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayrımcılığa Karşı Kadın Hakları Derneği (AKDER) tarafından Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen, '28 Şubatlar Binyıl Sürmez' programına katıldı.Konuşmasının başında dün vefatının 4. senesi olan Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ı rahmetle anan Erdoğan, 'Hocamızın milletimize bıraktığı manevi mirasının gelecek nesiller tarafından da örnek alınacağına, takip edileceğine inanıyorum' dedi.Erdoğan, ülkelerin, milletlerin, insanların hayatlarında önemli dönüm noktaları ve önemli yıl dönümlerinin olduğunu ifade ederek, bunların bir kısmının aydınlığa çıkışın, yeni bir dönemin perdesinin açılışının müjdecisi olduğunu anlattı. Erdoğan, 'Bizim için Resul-i Zişan Efendimizin doğum tarihi olan miladi takvimle 571 böyle bir tarihtir. Aynı şekilde milletimiz için Malazgirt Zaferi'ni ifade eden 1071, Osmanlı'nın kuruluş tarihi kabul edilen 1299, İstanbul'un fethi 1453 böyle tarihlerdir. Millet meclisimizin açılış tarihi olan 1920'de böyle bir tarihtir' diye konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir de karanlık tarihler ve acı yıl dönümlerinin olduğunu belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Cumhuriyet dönemine baktığımızda, 1960, 1971, 1980 hep böyle tarihlerdir. Bir de 1997 var tabi. 1997. Bundan tam 18 yıl önce bugün Türkiye bir demokrasi faciası, bir demokrasi katliamı yaşamıştı. Adına 'postmodern darbe' dediler. Ama aslında bu milletin değerlerine, inançlarına, kültürüne karşı başlatılmış fütursuzca, nobranca bir saldırıydı. bu konuda bir ilk değildi, son da olmadı. Milli şef özlemi içinde olanlar, 1960 darbesini ve bunun peşinde olanlar, neyin peşindeyseler, 28 Şubat'ı yapanlar da aynı şeyin peşindeydiler. Onun izdüşümü olan 1980 darbesini yapanlar, neyi murad ediyorlarsa, 28 Şubat'ı gerçekleştirenler de aynı gayeyi taşıyorlardı. Aynı şekilde 17-25 Aralık darbe teşebbüsünde bulunanlarla 28 Şubatçıların, hiçbir farkı yoktur. Görünüşte belki isimler farklıydı, yöntemler farklıydı, söylemler farklıydı ama amaç hep aynıydı. Amaç ülkenin yönetimini millete vermemekti. Amaç milletin kendi inancıyla tarihiyle değerleriyle kültürüyle yönetimiyle söz sahibi iktidar olmasını engellemekti. İktidar sahibi olmayı engellemeye gayret edenler bunu başarabildiler mi? Hayır. Fakat onlar öyle kararlıydılar ki her ihtilalde, her müdahalede gerekirse milyonlarca insanın canından olmasını göze almışlardı. Bizim milletimizin devlet terbiyesi, kendi varlığına kastetmiş olsa dahi devleti temsil edenlere fiili mukavemete izin vermediği için böyle bir faciayla karşılaşılmadı. Altını çizerek ifade ediyorum. Bunun sebebi kesinlikle bu darbeleri yapanların aklı, vicdanı, ahlakı değildi. Sadece ve sadece milletimizin ferasetiydi, basiretiydi. Aynı feraset şartlar normale döner dönmez, milletin kendi iradesini ortaya koyarak kendi temsilcilerine sahip çıkmasını da sağlamıştır.''Fidan gibi delikanlıların acısı hala yüreklerde taze'Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Demokrat Parti ve rahmetli Menderes'in de bu anlayışın ürünü olarak hükümete geldiğini, Özal'ın da yine bu anlayışın ürünü olarak bir ihtilal döneminin ardından milletiyle bütünleştiğini anlatarak, 2001'de arkadaşlarıyla kurduğu siyasi partinin de bir yıl sonra iktidara gelerek aynı şekilde milletin gönlündeki yerini aldığını söyledi.Milletin hiç bir zaman darbecilere ülkeyi ilanihaye emanet etmediğini ama bu süreçte de acının yaşandığını belirten Erdoğan, rahmetli Menderes'in idamının hala milletin gönlünde kanayan bir yara olduğunu vurguladı.Onu idam edenleri, idam kararını verenleri kimsenin hatırlamadığını dile getiren Erdoğan, 12 Eylül'de suçlu olup olmadıklarına bakılmaksızın, sırf bir o taraftan, bir bu taraftan anlayışıyla dar ağaçlarına gönderilen fidan gibi delikanlıların acısının hala yüreklerinde taze olduğunu aktardı.'Bir baba olarak yaşadım'Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:'Aynı şekilde 28 Şubat'ta, okulundan, işinden hatta vatanından edilen haksız yere eziyete uğrayan, zulme maruz kalan insanların yaşadıkları da tüm canlılığıyla tüm gözlerimizin önündedir. Sadece ve sadece başörtüsü taktığı için üniversitelerimizin kapısından çevrilenler, imam hatip okullarında okuduğu, dindar olabilmek veya dindarlığının gereğini yerine getirebilmek için bir gayretin içerisinde olmak, orada okumak için gayret edenlerin zulmünün içinde nasıl yaşadıklarını burada birçok anne baba gördüğü gibi ben de bir baba olarak yaşadım. Sadece ve sadece bir siyasi partide faaliyet gösterdiği, hatta yalnızca ona muhabbet beslediği için olmadık tacizlere maruz kalan insanlar oldu. Okullarda cadı avına çıkıldı, iş yerlerinde cadı avına çıkıldı. Sokakta hatta camilerde cadı avına çıkıldı. Din adamı kisvesinde başörtüsüne füruat diyenler çıktı ortaya. Meşru hükümete 'gitsin' diyenler, 'beceremediniz artık bırakın' diyenler, darbe rejiminin ürünü hükümeti, 'hayırlı olsun' diyerek, sevinç çığlıklarıyla karşıladılar. Türkiye'nin her meselesi çözülmüş de sadece bu meselesi kalmış gibi tüm kurumlar, kuruluşlar, kamunun tüm insan gücü bu iş için seferber edildi. Takipler yapıldı, tahkikatlar yapıldı, soruşturmalar açıldı, mahkemeler kuruldu, sonuçta birkaç istisna dışında bunların hepsi sonuçsuz kaldı.'Yasaklanmak istenen başörtüsünün üniversitelerin yanı sıra kamuda da serbest hale geldiğini anlatan Erdoğan, o dönemde orta kısımları kapatılan imam hatip liselerinin milletin göz bebeği kurumları haline geldiğini kaydetti.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, göreve geldiklerinde imam hatip liselerine 60 bin öğrenci giderken, şimdi bu sayının 1 milyona yakın olduğunu söyledi.Bunların zorla değil, arzu ile olduğuna dikkati çeken Erdoğan, konuşmasında şu görüşlere yer verdi:'Açın önünü nereye gitmek istiyor? İmam hatibe, gitsin. Nereye gitmek istiyor? Meslek lisesine, gitsin. Nereye gitmek istiyor? Fen lisesine, anadolu lisesine gitsin. Açın önünü. Bu bir yarış, bu yarışı yapan yavrularımızın önünü tıkamak değil, alternatiflerle onların önünü açmamız gerekiyor. Bunu başarmamız gerekiyor. İşte şimdi bu kilitler kırıldı, yavrularımızın önü açıldı, nereye istiyorsa nereyi başarıyorsa oraya gitmenin adımlarını atıyoruz. Kapılarına kilit vurulmak istenen Kur'an kursları daha da yaygınlaşarak, faaliyetlerini sürdürüyor. Hatta Kur'an dersleri, siyeri nebi dersleri seçmeli ders olarak tüm okullarda okutulabiliyor.Siyasetten tasfiye edilmek istenen kadrolar bugün ülkeyi yönetiyor. Bürokrasiden kökü kazınmak istenen insanlar, her kurumda en üst noktalarda bulunuyor. Elden ele dağıtılan listelerle ticari faaliyetleri sona erdirilmek istenen firmalar, işlerini daha da büyüterek yollarına devam ediyor. Yarasa diye hakaret ettikleri insanlar milletin umudu, milletin önderi oldular.''Yavrularımızın gözyaşları hiçbir zaman unutulmayacak'Erdoğan, bu süreçte mağduriyetlerin, çektirilen acıların, yaşatılan ayrılıkların acısının yüreklerde sonsuza kadar kalacağını söyledi.Erdoğan, 'Onlar bedel ödediler, çok acı çektiler. Üniversite kapısında başörtüsü hoyratça çekilerek alınmak istenen yavrularımızın gözyaşları hiçbir zaman unutulmayacak. Onların annelerinin feryatları, gözyaşları hiç bir zaman unutulmayacak. Önlerine katsayı duvarları örülerek kaymakam, hakim, vali, doktor, mühendis olması engellenen imam hatipli öğrencilerin ağı bunun müsebbiplerini hiç bir zaman rahat bırakmayacak' diye konuştu.Bunu ancak bedel ödeyen anne ve babaların bildiğini ifade eden Erdoğan, kendisinin de bir baba olarak bedelini ödediğini söyledi.Erdoğan, 3 çocuğunun da yüksek puan almalarına rağmen katsayı sebebiyle Türkiye'de okuyamadığını hatırlatarak, şöyle devam etti:'Çünkü gördük. Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya. Öyle bir noktaya geldik. Ama ne oldu? İşte bunlar yavrularımızı ev sahibi yaptılar. Yani ilim sahibi yaptılar. Burada okuyamadılar gittiler Avusturya'da, Almanya'da, Amerika'da, İngiltere'de okudular. Masterlarını, doktoralarını yaptılar. Çok daha farklı, çok daha güçlü bir şekilde tekrar kendi ülkelerine döndüler. Kendi ülkesinde eğitim görmesi engellendiği için yurtdışına gitmek, gurbete gitmek zorunda kalan, anasından, babasından, sevdiklerinden koparılan insanların vebalinden buna sebep olanlar kurtulamayacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimle işbaşına gelen bir hükümetin, halkın oylarıyla iktidara gelen siyasi partilerin meşru haklarını kirli senaryolarla iftiralarla kumpaslarla ellerinden alanları bu millet asla affetmeyecek. Rejimi koruyoruz bahanesiyle milleti soyanlar, ülkenin kaynaklarını birilerine peşkeş çekenler, tarih önünde asla kendilerini ibra edemeyecekler. Nasıl bu millet milli şef dönemini kabus gibi hatırlıyorsa, 1960 darbesini yapanları 55 yıl sonra dahi lanetle anıyorsa, 1980 darbesini yapanları 35 yıl sonra sorguya çekiyorsa, 28 Şubat'ın failleri de aynı şekilde mahşeri vicdanda mahkum olmuşlardır.'Paralel devlet yapılanmasıCumhurbaşkanı Erdoğan, 28 Şubat'ı hukuk önünde de mahkum etmek için üzerilerine düşeni yaptıklarını belirterek, aynı çarpık anlayışın bir başka tezahürü olan paralel devlet yapılanmasının emniyet ve adalet sistemi içinde yol açtığı sıkıntının bu davanın sağlıklı şekilde yürümesini engellediğini kaydetti.'Paralel devlet yapılanması 28 Şubatçıların, 1960 darbecilerinin, 1980 ihtilalcilerinin yapmak istediklerini cemaat görüntüsü, hizmet kılıfı altında yapmak isteyen bir yapının adıdır' diyen Erdoğan, zaten bunun için 17-25 Aralık hadisesine 'darbe teşebbüsü' dediklerini vurguladı.Erdoğan, 28 Şubatçıların 1998'de kendisini mahkum ettirmelerinin, şahsıyla değil, temsil ettiği değerlerle ve onun devamıyla ilgili bir dava olduğunu ifade ederek, şunları aktardı:'Düşünün ki, Milli Eğitim Bakanlığı'nın Talim Terbiye Kurulu'nun teyit, tescil ve tavsiye ettiği bir dörtlüğü okuduğum için tuttular içeri attır. Gerekçe, devleti yıkmak. Bir dörtlükle devleti yıkacağız. Bunları yaşadık. Ama elhamdülillah nereden nereye geldik. 17-25 Aralık darbe teşebbüsünde bulunanlar da aynı şekilde şahsımı değil, doğrudan milletin değerlerini, tarihini, medeniyetini hedef almıştır. Milletin 1999'da cezaevinden çıktığımda beni nasıl bağrına bastıysa, kurduğumuz partiyi iktidara, şahsımı başbakanlığa layık gördüyse, 2014'te de aynı şekilde sahip çıktı. Yüzde 52'lik bir destekle Cumhurbaşkanlığı makamına getirdi. Bizim davamız bu milletin davasıdır. Çünkü bizim yolumuz milletin yoludur.''Muhtar bile olamaz'Cumhurbaşkanı Erdoğan, 28 Şubat'ı yaptıktan sonra kendilerini öylesine güçlü, öylesine muktedir görenlerin ' binyıl sürecek' dediğini vurgulayarak, 'Bunlar keramet sahibiydi. Kerametlerini de gördük. Yalancının mumu yatsıya kadar yanıyor ve o kadar sürdü. Kendilerince kuytulara, karanlık köşelere mahkum ettikleri insanların akıbetlerinden öylesine emindiler ki onlara 'yarasa' diyorlardı. Aynı şekilde 28 Şubat'ı yaparak hedef aldıkları tüm değerlerin sembollerinden biri oldukları gördükleri şahsımın siyasi hayatını bitirdiklerine öylesine emindiler ki 'muhtar bile olamaz' diye manşetler atıyorlardı' dedi.Çok tanınan bir savcısının kendisiyle ilgili 146. maddeden davayı açtığında şok olduğunu, ne yaptığını da şaşırdığını belirten Erdoğan, 3 saat ifadeden sonra nöbetçi hakimin karşısına çıktığını, hakimin yüzünde tebessüm olmasının kendisini biraz rahatlattığını, ancak idam istediğini söyleyince şaşırdığını anlattı.Erdoğan, verdiği ifadelerle hakkında istenen şeyin pek uyumlu olmadığını gördüğünü dile getirerek, 'Ben belediye başkanı olarak neler yaptığımı anlattım. Ama burada istenenin çok farklı olduğunu gördüm. Elhamdülillah arkadan takipsizlik kararı geldi. İstenen idam, gelen takipsizlik. Demek ki tezgahı iyi kuramamış. Tezgahı iyi kuramadıkları için, tezgah orada bozuluverdi. Niye kaderin üstünde bir kader var' diye konuştu.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, katılımcıların 'Türkiye seninle gurur duyuyor' sözlerine karşılık, 'Biz sizlerle gurur duyuyoruz. Sizin birliğiniz, beraberliğiniz, bütünlüğünüz, dualarınız hamdolsun bu yolculukta bizi hiç yalnız koymadı' ifadelerini kullandı.Geriye dönüp baktığında 28 Şubat'ın da aynı çizgide başlatılan pek çok teşebbüsün de akamete uğradığının, boşa çıktığının görüldüğünü belirten Erdoğan, 'Bu millet 28 Şubatların değil, kendi iradesinin binyıl süreceğini eline geçen her fırsatta haykırmıştır, göstermiştir. Bu millet kendi iradesine saygı duyanı, kendisine hizmet edeni değil muhtar, memlekete Cumhurbaşkanı yaptığını göstermiştir' diye konuştu.'Bu millet kendi verdiği imkanları kendisine ihanet için kullananları affetmeyecek'Erdoğan, bu milletin kendi verdiği imkanları kendisine ihanet için kullananları affetmeyeceğini, ilk fırsatta hesabını soracağını, defterini düreceğini de gösterdiğini kaydetti.Türkiye'nin bir daha 28 Şubatları yaşamaması için darbelere, darbe teşebbüslerine fırsat, imkan, cesaret veren sıkıntıları çözmek ve tüm unsurları ortadan kaldırmak gerektiğini aktaran Erdoğan, bunun için öncelikle sağlam bir duruş ortaya koymak gerektiğine işaret etti.Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Hamdolsun 2007'de 27 Nisan Bildirisi'nde bu duruşu sergiledik. Eğer 27 Nisan Bildirisi'nde bu duruş sergilenmeseydi, eğer geri vitese takılsaydı bugün burada olmazdık. Ama o 27 Nisan Bildirisi cevabını kararlılıkla alınca, işte o bir kırılma noktasıydı, hamdolsun devran farklı dönmeye başladı. 2013'ten önce Gezi olaylarında, ardından 17-25 Aralık'ta yine bu duruşu sergiledik. Kamuoyunda bilinen, bilinmeyen pek çok hadisede bu duruşu sergiledik. Eğer böyle davranmasaydık inanın, Türkiye 28 Şubat'tan, 12 Eylül'den, 27 Mayıs'tan da beter günleri yaşayabilirdi. Çünkü ülkemizin gelişmesini, kalkınmasını, milletimizin güçlenmesini sadece içerideki odaklar değil, bilesiniz ki dışarıdaki odaklar da ciddi bir şekilde engellemek, bölmek, parçalamak istiyorlar ve bunun gayreti içerisindeler. Şu anda bitti zannetmeyin. Bu süreç hala devam ediyor. Ama buna karşı biz de kararlı bir şekilde mücadelemizi sürdüreceğiz ve inşallah ülkemizi çok daha farklı bir yere taşıyacağız. Siyasi ve sosyal kaos oluşturarak Türkiye'yi Mısırlaştırmak isteyenlere, Suriyeleştirmek isteyenlere fırsat vermedik ve vermeyeceğiz. Ekonomik olarak Türkiye'yi Yunanistanlaştırmak isteyenlere de izin vermiyoruz.'Erdoğan, kazanımları daha güçlü, daha büyük bir atılımla tahkim etmek gerektiğini vurgulayarak, 'İşte bunun için 'yeni anayasa' diyoruz, işte bunun için 'Başkanlık sistemi' diyoruz. Bir daha kimse 27 Mayıslara, 12 Eylüllere, 28 Şubatlara, 17-25 Aralıklara teşebbüs edemesin diye 'yeni Türkiye, yeni anayasa ve başkanlık sistemi' diyoruz. İstikrarsızlıktan, zayıflıktan, bölünmüşlükten, çatışmalardan beslenenlerin önünü ilelebet kesmek için, 'yeni Türkiye, yeni anayasa ve başkanlık sistemi' diyoruz. Türkiye'nin imkanları, kaynakları, potansiyeli vesayet odaklarını arkalarına alan bir avuç imtiyazlı tarafından yağmalanamasın diye bu değişimi istiyoruz. Bu derneğin kurulmasına sebep olan sancılar bir daha yaşanmasın diye bunu istiyoruz' diye konuştu.'Büyük ve güçlü Türkiye'ye doğru yürüyüşümüze devam edeceğiz'Fransa'da, İsviçre'de, son olarak Avusturya'da Müslümanların günlük hayatlarını doğrudan etkileyecek düzenlemeler yapıldığını ve bunların Müslümanlara yönelik ayrımcılığı yasal dayanağa kavuşturan düzenlemeler olduğunu kaydeden Erdoğan, 'Adına baktığın zaman sanki Müslümanların lehine. Yalan... Hiç de alakası yok. Kendilerine göre... İnandıkları, güvendikleri bir grupla bu toplantıları yapıyorlar ve ondan sonra da yeni bir yasa...' dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avusturya'da İslam'ın resmi din olarak kabul edilmesiyle devam eden sürecin Müslümanlar için çok çok daha iyi ve çok daha yeterli olduğunu belirterek, şöyle devam etti:'Onun için bizim başörtülü yavrularımız Avusturya'ya gittiği zaman kapılarını böyle açtılar. Bir Almanya açamadı çünkü Almanya'da İslam resmi din değil. Ama Avusturya'da resmi din. Bununla ilgili Avusturya'nın hükümet, devlet başkanlarıyla çok çok önemli görüşmelerimiz olmuştu. Güzel bir süreç vardı. Şu anda gelinen süreç çok da iyi bir süreç değil. Bu konuda Diyanet İşleri Başkanımızın da yaptığı güzel bir açıklama var. Bu süreci yakından takip ediyoruz, edeceğiz, samimiyetlerini göreceğiz. Bir taraftan AB müktesebatı diyeceksiniz, ama bir taraftan da AB müktesebatına tamamıyla ters adımlar atacaksınız. Olay farklı bir zemine doğru kayıyor. Bu kayışı durdurmak zorundayız. Bu ülkelerde adeta yeni 28 Şubatlar ihdas ediliyor. Bu ülkelerdeki kardeşlerimizin haklarını daha etkili şekilde savunabilmek için yeni Türkiye'yi, yeni anayasayı, başkanlık sistemini istiyoruz.'Savunma sanayi başta olmak üzere, Türkiye'nin her alanda kendisine yeterli, dostlarına yardımcı bir konuma gelebilmesi için bunu istediklerini ifade eden Erdoğan, Türkiye'de savunma sanayini ayağa kaldırmak için harekete geçtiklerini, pek çok önemli projeyi hayata geçirdiklerini, ancak hala aşamadığımız engeller ve hala çözülemeyen sorunlar bulunduğunu anlattı.Erdoğan, Silahlı Kuvvetler'in dışa bağımlılığını yüzde 50'nin altına düşürdüklerini kaydederek, şunları söyledi:'Bunun daha da ileri gitmesi gerekiyor. Bir ürün geliştiriyorsunuz, üretim aşamasına geçiyorsunuz, parçalarından birini de dışarıdan alıyorsunuz. Sonra bu ürünü dostunuz olan ülkelere satmak istediğinizde bir anda karşınıza dışarıdan alıp kullandığımız o parçanın lisansörleri çıkıyor. 'Hayır. Bunu kendiniz kullanabilirsiniz ama başka kimseye satamazsınız' diyor. Ya biz dost değil miyiz? Biz stratejik müttefik değil miyiz? Model ortak değil miyiz? Niye bize bunu yapıyorsun? 'Kongreden geçmesi şart'. E tamam da bize olduğu zaman, bize, kongreye sormamızı sormuyorsun, ama sana geldiği zaman, model ortağız, diyorsun ki 'Kongreden geçmesi lazım'. İstedikleri yerde kongreye mongreye gerek yok. Anında başkan o işi bitirebiliyor. İşte tüm bu sorunları süratle aşmak, ülkemizi her alanda hak ettiği seviyelere çıkarmak için 'yeni anayasa' diyoruz, 'başkanlık sistemi' diyoruz.'Konuların hiçbirinin birbirinden bağımsız, ayrı konular olmadığını belirten Erdoğan, hepsini 'aynı prizmanın farklı yüzleri' şeklinde tanımladı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Ama unutmayın; düşmez kalkmaz sadece Allah'tır, geri kalan her şey değişir, her şey dönüşür. Biz sağlam durursak, inancımızdan, yaşayışımızdan, davamızdan taviz vermezsek, istikametimizi kaybetmezsek gerisi kolay. 'Yektir Allah' diyerek çıktığımız yol, bizi mutlaka doğruya ulaştırır. Başkalarının bizim kaybettiğimizi sandığı her durumun sonunda zafere ulaştığımızı görürüz' diye konuştu.Sezai Karakoç'un 'Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine' şiirinin, 'Sakın kader deme kaderin üzerinde bir kader vardır / Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır / Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır / Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır / Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır' dizelerini aktaran Erdoğan, salondakilere şöyle seslendi:'İşte sizler o yenilgi yenilgi büyüyen zaferin isimlerisiniz. Biz kaderin üstünde bir kader olduğuna iman etmiş insanlar olarak üzerimize düşeni yapacak, mücadelemizi verecek, ondan sonra da tevekkül edeceğiz. bunun en güzel ispatıdır, en güzel örneğidir. 28 Şubat'ı yapanları milletimiz belki hatırlamıyor bile ama bizler, ama sizler işte buradayız, dimdik ayaktayız. Zulümle abad olanın, ahiri berbat olur. Biz hizmette yarışacağız, hayırda yarışacağız, fikirde yarışacağız, sevgide yarışacağız. Niyet hayr, akıbet hayr. Bize bugünleri gösteren mevlamıza hamdüsenalar ediyoruz. Allah bir daha bu millete 28 Şubatlar yaşatmasın, o meşum günleri göstermesin diyoruz. 28 Şubattan aldığımız derslerle yeni Türkiye'ye, büyük Türkiye'ye, güçlü Türkiye'ye doğru yürüyüşümüze inşallah hep birlikte devam edeceğiz.'AA
Öcalan'dan PKK'ya Silah Bırakma Çağrısı
Çözüm sürecinde hükümet yetkilileriyle ortak açıklama yapan HDP heyeti, Öcalan'ın PKK'ya olağanüstü kongre çağrısı yaptığını duyurdu. Öcalan bu kongre sonunda 'Silahlı mücadelenin, yerini, demokratik siyasete bırakmasını' istedi.Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve İçişleri Bakanı Efkan Âlâ ile İmralı-Kandil arasında görüşmeleri yürüten HDP heyeti İstanbul Dolmabahçe'deki Başbakanlık çalışma ofisinde bir araya geldi.Görüşmenin ardından yapılan ortak açıklamada, ilk olarak HDP'li Sırrı Süreyya Önder konuştu. Önder, Abdullah Öcalan'ın, PKK'ya bahar aylarında olağanüstü kongre çağrısı yaptığını duyurdu, 'Öcalan bu kongrede silahlı mücadele yerine demokratik siyasetin yer alması gerektiğini söylüyor' dedi. 'Silahlı mücadele değil demokratik siyaset'Önder, silah bırakmanın görüşülmesi için Öcalan'ın PKK'ya yaptığı kongre çağrısını şu sözlerle iletti:'Süreçte gelinen aşamaya ilişkin Öcalan'ın temel belirlemesi de şudur: Bu 30 yıllık çatışma sürecini kalıcı barışa götürürken, demokratik bir çözüme ulaşmak temel hedefimizdir. Asgari müştereğin sağlandığı ilkelerde silahlı mücadeleyi bırakma temelinde stratejik ve tarihi kararı vermek için PKK'yı bahar aylarında olağanüstü kongreyi toplamaya davet ediyorum. Bu davet, silahlı mücadelenin yerini demokratik siyasetin almasına yönelik tarihi bir niyet beyanıdır.''Bugüne kadarki egemen devlet zihniyeti bu meseleyi salt iktidarlaşma aracı olarak görmüştür' diyen Önder, 'Varlıkları yadsınan ve dışlanan tüm unsurların kendileri olarak toplumda yer alması gerektiğini' belirtti. 'Sürece dinamik bir yaklaşım gereklidir' diyen Önder, 'Zaman zaman aksamalar ve kırılmalarla yönetilen diyalog süreci resmi, ciddi ve sorumlu bir aşamaya gelmiş bulunmaktadır' dedi.Önder, çözüm sürecine ilişkin, 'Beklenen tarihi gelişmelerin hayata geçebilmesi için tahkim edilmiş bir çatışmasızlığın elzem olduğuna şüphe yoktur. Biz de HDP heyeti olarak tüm demokratik çevreleri ve barıştan yana olan kesimleri, gelinen bu demokratik müzakere ve çözüm aşamasına güç katmaya davet ediyoruz. Barışa her zamankinden çok daha yakın olduğumuzu bilerek, emek veren ve verecek olan tüm demokrasi güçlerini selamlıyoruz' dedi.Akdoğan: HDP heyeti dün İmralı'ya gittiÖnder'in ardından söz alan Başbakan Yardımcısı Akdoğan ise, 'Silahların devre dışı kalması demokratik gelişime hız katacaktır' dedi. Yalçın Akdoğan, çözüm sürecinde önemli bir aşamaya geldiklerini belirtip, HDP heyetinin dün İmralı'ya giderek, bir görüşme gerçekleştirdiğini aktardı.Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun başkanlığında Çözüm Süreci Kurulu'nda, gelinen aşamayı tüm boyutlarıyla kapsamlı olarak ele aldıklarını ifade eden Akdoğan, 'Silahların bırakılmasına yönelik çalışmaların hız kazanması, tam anlamıyla bir eylemsizliğin hayata geçmesi ve demokratik siyasetin bir yöntem olarak öne çıkartılması konusundaki açıklamayı önemli görüyoruz' diye konuştu.Akdoğan, demokrasinin, sorunları konuşabilecek, tartışabilecek, çözüm yoluna koyabilecek imkan ve kabiliyete ulaştığına dikkati çekerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Demokrasimizin daha ileri noktalara ulaşması için bütün toplum kesimlerinin, siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının elbirliğiyle gayret göstermesi gerektiği de açıktır. Silahların devre dışı kalması, demokratik gelişime hız katacaktır. Bir kısım konu başlıkları uzun yıllardır konuşuluyor, tartışılıyor. Bundan sonra da özgüven içinde tartışmaktan, konuşmaktan geri durmamamız gerekiyor. Aslında gök kubbenin altında konuşulmadık bir şey kalmadı. Demokrasilerde halkın desteğini alan düşünceler, görüşler, politikalar değer kazanır. Biz de milletimizin hayır duası ve desteğiyle süreci nihai sonuca ulaştırmakta kararlıyız. Yeni anayasayı birçok köklü ve kronik sorunun çözümünde önemli bir fırsat olarak görüyoruz.'Uygulama önemli'Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği gibi, uygulama önem taşımaktadır. Sürecin ete kemiğe bürünmesi, somut gelişmelerin yaşanması önemlidir. Bu çerçevede iyi niyetli, samimi, kararlı bir şekilde sürece sahip çıkılması, tüm kesimlerin katkıda bulunmak için taşın altına elini koyması, zorlukları kolaylaştıracaktır. Sorunlara demokratik çözümler bulmak, bölen ve ayrıştıran değil, birleştiren ve güçlendiren bir etki yapmaktadır. Temel hak ve özgürlükleri daha da geliştirmek, hakça ve kardeşçe bir ortam hazırlamak ancak bütünlüğe katkı sağlar. Vatandaşlarımızın aidiyet duygusunu daha da geliştirir.'Akdoğan, 'Ancak samimiyet, cesaret ve kararlılıkla sonuca ulaşacağımıza da inanıyoruz. Her zaman söylediğimiz gibi 'Biz birlikte Türkiye'yiz' ve 'Her şey Türkiye için' şeklinde konuştu.10 maddelik taslak metinSırrı Süreyya Önder, Öcalan tarafından müzakerelere geçilmesi için hazırlanan 10 maddelik taslak metni de bu açıklamada tekrarladı. Bu taslak metin içinde yer alan maddeler şu şekilde:Demokratik siyaset; tanımı ve içeriğiDemokratik çözümün ulusal ve yerel boyutlarının tanımlanmasıÖzgür vatandaşlığın yasal ve demokratik güvenceleriDemokratik siyasetin devlet ve toplumla ilişkisi ve bunun kurumsallaşmasına dönük başlıklarÇözüm sürecinin sosyo-ekonomik boyutlarıÇözüm sürecinin yol açacağı yeni güvenlik yapısıKadın, kültür ve ekolojik sorunların yasal çözümleri ve güvenceleriKimlik kavramı, tanımı ve tanınmasına dönük çoğulcu demokratik ve eşit mekanizmaların güvenceleriDemokratik cumhuriyet, ortak vatan ve milletin demokratik ölçütlerle tanımlanması, çoğulcu demokratik sistem içerisinde yasal ve anayasal güvencelere kavuşturulmasıBütün bu demokratik hamle ve dönüşümleri içselleştirmeyi hedefleyen yeni bir anayasaİlk ortak açıklamaGörüşmeye HDP heyetinden grup başkanvekilleri Pervin Buldan ve İdris Baluken ile İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder katıldı. HDP'li Pervin Buldan, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, hükümet yetkilileriyle ortak açıklama yapacaklarını söyledi.Buldan attığı tweetin sonunda 'Bu arada Bülent Bey'e selamlar' ifadesini kullanarak, iki gün önce 'Ortak açıklama söz konusu değil' diyen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın bu sözlerine gönderme yaptı.Son görüşme 11 Şubat'ta olmuştuMeclis'teki iç güvenlik paketi tartışmaları nedeniyle hükümet ile HDP arasında temasların kesildiği bir dönemde sürecin son somut gelişmesi, HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ve Ceylan Bağrıyanık'ın üç gün önce Kandil'e gitmesi olmuştu.  Başbakan Yardımcısı Akdoğan, Salı günü yaptığı açıklamada HDP'yi eleştirmiş ve 'Top bir süredir HDP’nin sahasında. HDP 4 Şubat’tan beri top çeviriyor. Kandil’de topu patlatmaya çalışıyor' demişti. HDP ile Akdoğan arasındaki son görüşme 11 Şubat'ta gerçekleşmiş, görüşmede iç güvenlik paketi ve çözüm sürecinde müzakere aşamasına geçilmesi ele alınmıştı.
Reklam
Turgay Oğur: 'Maymun Gibi Gezdirseler Şikayet Etme Hakkım Yok'
Cuma günü Başbakan Davutoğlu'nu eleştiren tweet attığı için gözaltına alınmak istendiğini iddia eden Genç Siviller'in kurucusu akademisyen Turgay Oğur, kendisine yönelik yapılan eleştiriler için 'Bu iktidarı öyle böyle destekledim. Maymun gibi kafese kapatıp gezdirseler şikayet etme hakkım yok' dedi. Başbakanlık ise bugün konuyla ilgili açıklama yaptı.Davutoğlu’nun otomatik tüfekli korumalarla Cuma namazına gelmesini eleştirdiği için gözaltına alınmak istenen Turgay Oğur, sosyal medyada gün boyunca “Sen zamanında iktidarı desteklememiş miydin?” eleştirilerine maruz kaldı.Oğur, bu eleştiriler üzerine aşağıdaki tweeti attı:
Yaşar Kemal: Edebiyatla Dolu Bir Ömür...
Bir süredir hastanede tedavi gören usta yazar Yaşar Kemal hayatını kaybetti...Yaşar Kemal'in cenazesi, 2 Mart Pazartesi günü Teşvikiye Camii'nde kılınacak öğle namazının ardından, Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verilecek. Aynı gün 15.30'da ise Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda Yaşar Kemal'in ailesi ve yakınlarının ev sahipliğinde veda toplantısı düzenlenecek.
68. Doğum Gününde 68 Kuşağının Unutulmaz Figürlerinden Deniz Gezmiş ve Sözleri
60'lı yıllar, siyasal mücadelenin toplumun her noktasında kendini hissettirdiği yıllardı ve o dönemlerde devrimci düşüncenin lider isimlerinden Deniz Gezmiş, en ön saflarda yer alıyordu.1971'de Gemerek'te yakalanan Deniz Gezmiş, idam cezasına çarptırılmıştır. İdam cezalarının senatoda oylandığı o dönemde, Bülent Ecevit ve İsmet İnönü, ret oyu vermiş; Süleyman Demirel ise infazdan yana oy kullanmıştır. 6 Mayıs 1972'de ise 60'lı yılların önemli gençlik figürlerinden Deniz Gezmiş idam edilmiştir. Deniz Gezmiş ve fikirleri yüzünden yaşam hakkı ellerinden alınan tüm mücadeleci insanları saygı ile anıyoruz. 68. doğum gününde, Deniz Gezmiş ve akıllara kazınan sözlerini derledik...
Reklam
Samsung ATIV Book 9 Laptop'un Çıkış Tarihi ve Fiyatı Belli Oldu
Samsung'un CES 2015'te tanıttığı yeni ATIV Book 9 modeli çok yakında satışa sunulacak.Akıllı telefon pazarında çok fazla model üretmesi nedeniyle büyük bir kesim tarafından çok fazla eleştirilen Samsung, bildiğimiz gibi sadece akıllı telefon üreten bir marka değil.Özellikle CES 2015'te akıllı telefon dışında çok güçlü ürünler tanıtanSamsung, özellikle yeni 4K televizyonları ile dikkatleri üzerine çekmişti.Satışa çıkıyorCES 2015'te Samsung'un arka planda kalan ürünlerinden ATIV Book 9, çok yakında satışa sunulacak.
WhatsApp Brezilya'da Yasaklandı
Ülkemizde de aşina olduğumuz internet ortamındaki erişim engeli ve yasaklanmalar için bu sefer Brezilya'dan bir haber geldi.WhatsApp'ta çocuk pornografisi içeren materyallerin paylaşıldığına dair şikayetler gelen Brezilya mahkemesi tarafından alınan karar sonucu artık Brezilya'da WhatsApp kullanımı yasaklandı.Ancak bu yasaklamanın asıl sebebi çocuk pornografisi içeriğinin değil mahkeme tarafından WhatsApp'a konunun araştırılması için bulunan talepte bulunulduğu, fakat WhatsApp'ın Brezilya'da ofisi bulunmadığı için bu çağrıya cevap vermemesi olarak belirtiliyor.Mahkeme de isteğe cevap gelmemesi nedeniyle engelleme kararı çıkarması sonucunda artık zamanında bizim de Twitter, Facebook ve YouTube gibi sitelerde gördüğümüz yasaklanma Brezilya'da direkt olarak WhatsApp'a uygulandı.Bu karar sonrasında bir anda milyonlarca kullanıcı kaybedecek olan şirket, bu karar için nasıl bir yöntem uygulayacağı merak ediliyor.Bu ara online mesajlaşma uygulamaları arasında en fazla yasak getiren ülke olan Çin, bu konuda rekoru elinde bulunduruyor. WhatsApp'ın zaten yasak olduğu ülkede, bunun yanı sıra Viber, Line ve Coffee Talk uygulamaları da süresiz olarak yasaklanmış durumda.Webtekno
Reklam
13 Yaşındaki Çocuk Erdoğan'a Hakaretten İfade Verdi
Üç ay içinde 80’den fazla kişi hakkında işlem yapılan ‘ Cumhurbaşkanı’na hakaret ‘ suçlamasından 13 yaşındaki U.R.E. de payını aldı. İlköğretim öğrencisi çocuk, Facebook’ta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a hakaret etttiği iddiasıyla ifade verdi.Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, 7. sınıf öğrencisi 13 yaşındaki U.R.E.’nin babası İ.E.’ye dün telefon eden Ayvalık Emniyet Müdürlüğü Çocuk Bürosu ekipleri, oğlunun Cumhurbaşkanı’na hakaret ettiğini savcılığa ifade vermesi gerektiğini söyledi. Ayvalık Devlet Hastanesi’ne giden baba, Psikiyatri Polikliniği’nden U.R.E. için rapor alındıktan sonra, polisler eşliğinde adliyeye adliyeye gidildi.Savcılıkta uzmanlar gözetiminde U.R.E.’nin ifadesi alındı. Savcılık, Balıkesir Devlet Hastanesi Çocuk Psikiyatrisi Servisi’nden rapor isteyerek öğrenciyi serbest bıraktı. Savcılığın dava açıp açmayacağı buradan verilecek olan rapor doğrultusunda belirleneceği öğrenildi.‘Memleketi soyanlarla uğraşsınlar’Oğlunun sosyal paylaşım sitesi Facebook’taki sayfasında hakaret unsuru taşıyan ne paylaştığını bilmediğini söyleyen baba İ.E, “Savcılarımız ve emniyet böyle incir çekirdeğini doldurmayacak işlerle uğraşacağına, ülkeyi bölünmenin eşiğine getirenlerle, ayakkabı kutularıyla kasalarla memleketi soyanlarla uğraşsın” dedi.Her şey bitti, sıra 13 yaşındaki çocuğa mı geldi?Çocuğunun okul arkadaşlarının gözü önünde suçlu muamelesine tutulduğuna da dikkat çeken baba İ.E. “Her şey bitti, sıra çocukca yapılmış bir paylaşımın hesabının sorulmasına mı geldi? 13 yaşındaki bir çocuğu sınıfından çıkarıp, polis ekipleriyle birlikte savcılığa götürmek, çocuğun psikolojisinde ne tahribat yapar? Yetkililerimiz bunu bilmiyor mu? Bu yüzyılda bizim ülkemizin ayıbıdır” diye konuştu.Diken
YGS'ye Nevruz, Üniversiteye Seçim Ayarı
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir, “2015 YGS tarihi 22 Mart olacaktı, Nevruz’a denk geldiği için 15 Mart’ta yapmaya karar verdik. Seçimler 14 Haziran’da olacaktı, Yüksek Seçim Kurulu ile görüştük, o tarihte sınav olduğunu söyledik, 7 Haziran’a aldılar” dedi. Üniversiteye giriş sınavlarında da “açık uçlu sınav” yapmak için çalışma yaptıklarını ancak kısa sürede gerçekleşmeyeceğini belirten Demir, “Bunlar üzerinde çalıştığımız projeler” diye konuştu.Gönül Koca’nın Hürriyet’teki haberine göre, öğrencilerin, ailelerin merak ettiği “Üniversiteye giriş sınavlarında bir değişiklik olacak mı, açık uçlu sorular ne zaman sınavlarda sorulacak?” gibi sorulara cevap veren ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir, “Gelişmiş ülkeler artık öğrencilerini çoktan seçmeli sorulardan oluşan sınavlarla almıyor. Açık uçlu sınav dediğimiz yazılı sınavla alıyor. Biz de buna kendimizi hazırlamalıyız, ama bugünden yarına olacak bir şey değil” dedi.İstanbul Şehir Üniversitesi’nde düzenlenen ‘Öğrenci Seçme ve Yerleştirme (ÖSYS) Özelinde ÖSYM’nin Sınav Sistemi’ konulu seminere katılan Demir, önce kurumun misyon ve vizyonunu anlattı.4 yıllık başkanlık döneminde yaptıkları çalışmalardan örnekler veren Demir, sınav güvenliğini arttırdıklarını bunun için de eleştiri aldıklarını söyledi. Konuşmasına, “2010 yılında kendimize çok özel bir misyon belirledik. Dört yılda bunun çoğunu tamamladık. 2015’te ise kendimize yeni bir misyon belirledik, yurtiçi ve yurtdışında hak ve adalet ölçüsünde sınav yapmayı kendimize hedef koyduk. Çünkü sosyal barış için hak ve adalet çok önemli. Türkiye bugün bir Irak, Mısır ya da Suriye değilse bunda ÖSYM’nin ciddi katkısı var” değerlendirmesini yapan Başkan Demir, daha sonra seminer katılımcılarının ve basın mensuplarının sorularını cevapladı. Demir’in açıklamaları özetle şöyle:YGS’YE, NEVRUZ AYARI• Aslında YGS’yi 22 Mart’ta yapacaktık ama Nevruz o tarihe denk geldiği için ne olacağı belli olmaz. O nedenle 15 Mart’ta yapmaya karar verdik.• Genel seçimler 14 Haziran’da olacaktı, biz de o tarihlerde LYS’leri yapıyoruz. Yüksek Seçim Kurulu ile konuştuk, “Sınavları biz 13-14 Haziran’da yapalım, siz seçimleri 7 Haziran’da yapın” dedik. Buna göre düzenleme yapıldı. Yani tüm Türkiye’yi etkileyen bir sistem var.• YGS’nin 2016’da yılda birkaç kez uygulanması konusu söz konusu değil. Biz adaylarda stresi azaltmak için YGS’yi yılda birkaç kez yapmayı planlıyoruz ama bu bugünden yarına olacak bir şey değil. Bunların ötesinde özellikle ÖSYS, 2547 sayılı kanunla YÖK’e verilmiş bir yetki. Biz sadece seçenekleri sunuyoruz, karar YÖK’e aittir. Ben uygulamacı olarak böyle seçenekler var diyorum, YÖK ne zaman neyi takdir ederse…ADAYLARI ROBOTLAŞTIRAN TEST SİSTEMİNDEN ÇIKMALIYIZ• Bizden daha gelişmiş ülkeler yazılı ve açık uçlu sorularla sınavlar yapıyorlar. Bunun nasıl gerçekleştirildiğini öğrendik, pilot çalışmalar yaptık. Bunun uygulanabilir olduğunu gördük. Açık uçlu sorular derken, “Demokrasi nedir?” sorusunu cevaplamasından bahsetmiyoruz. Size bir soru soracağım, “Türkiye’de ilk en büyük devalüasyon hangi yılda yapılmıştır?” Cevap: 1946. Cevabı düşünürken zihniniz zorlandı değil mi? Hedefimiz bu. Cevabı kısa, tanımlı, herkesin cevap verebileceği sorular sormak.KAYMAKAMLARA MARTTA AÇIK UÇLU SINAV• 28 Mart’ta yapacağımız kaymakamlık sınavını 50 açık uçlu soruyla gerçekleştireceğiz. Saatte 18 bin kâğıdın okunduğu optik okuyucuda değerlendirilmeyecek. Adayın adı, soyadı kitapçık üstünde olacak. İçindeki kitabı alacağız, elektronik ortama taşıyacağız, konunun uzmanı arkadaşımız bunu değerlendirecek. Arka arkaya 10 bin aynı soruyu değerlendirecek. Bunu ikinci bir uzman daha değerlendirecek, ikisi aynı puanı vermeli. Farklı olursa üçüncü bir uzman daha değerlendirecek. Ama tabii ki bu üniversiteye giriş sisteminde, sabahtan akşama uygulanacak bir sistem değil. Fakat buna hazırlıklı olmak durumundayız, artık beynimizi geliştirmek, adaylarımızı çoktan seçmelinin robotlaştıran, sadece seçeneklerle hayata bakan insan tipinden çıkmak durumundayız.SORULAR NEDEN AÇIKLANMIYOR?• Biz bilgi edinme hakkına kesinlikle saygı duyuyoruz. Kabul ettiğimiz bir hak olarak gördüğümüz bir konu. Bu nedenle isteyen aday ÖSYM’ye gelir ve kendi kitapçığını görür. Dolayısıyla bilgi edinme konusunda hiçbir sıkıntımız yok. Yaptığımız şey şu, soruları dershanelere ve kamuoyuna açmıyoruz. Çünkü dershaneler gerçek eğitim kurumları değil. Gazetelere ve televizyonlara da vermiyoruz çünkü bu bir telif hakkı gerektiriyor. Bunu da yaptık 2 yıl soruları yüksek ücretlerle sattık. Ama artık bunu yapmak istemiyoruz. Bir soru havuzu oluşturuyoruz, üniversitelerden akademisyenlere soru hazırlatıyoruz. Bugün ÖSYM’nin 40 bin soruluk bir soru havuzu var.O UZMANLAR DERSHANE ARTİSTİDİR• “Soruları görmezsek, uzmanlar hatalı olup olmadığını nasıl inceleyecek” diye eleştiriliyoruz. Madde analizi yöntemiyle sorularda hata olup olmadığını anlayabiliyoruz. Tüm adayların sorulara verdiği istatistiksel cevaplara ve ÖSYM’nin verdiği cevaplara bakıyoruz. Fark varsa uzmana götürüp, değerlendiriyoruz ve ÖSYM yanlış yapmış diyoruz. Madde analizi ile bunları görüyoruz. Sizin “Uzmanlar inceleyip hatalı soruyu buluyor” dediğiniz uzman arkadaş, muhtemelen dershanenin artistidir.• Üniversiteye giriş sınavlarında TEOG benzeri bir sistem de konuşuluyor. TEOG bu yıl ikinci kez uygulanıyor. Biraz daha zaman geçmesi gerekiyor. Uygulanabilir olduğu görülürse tartışılır. Bütün bunların kamuoyunda tartışılması gerekiyor. Ama öğrenci liseye başlamış, 11’inci sınıfta ve kalkıp sen yeni bir sistemle üniversite sınavına gireceksin demek doğru değil.SINAV SONUÇLARI NEDEN GECE YARISI AÇIKLANIYOR?• Sınav sonuçlarının açıklanmasının çok ilginç bir boyutu var. Kâğıtlar okunuyor, yönetim kurulu toplanıyor, karar alıyor ve daire başkanı diyor ki “Artık açıklayabiliriz”. O nedenle hiç beklemeden açıklamak durumundayız. Ama bu konuda da bir çalışmamız var. Önceden saat verip, o saatte açıklamayı planlıyoruz.TERCİH DÖNEMİ NEDEN TAKVİMDE YOK?• Özellikle yerleştirme sonuçlarını çok daha önce açıklayabiliriz. 2013-1014’te açıklayabilecek duruma geldik. Ama bir şeyi görmedik, Kredi Yurtlar Kurumu kayıtların olduğu hafta yurtları velilere açıyormuş. Kredi Yurtlar Kurumu kapısını açıp, velilere gösterecek durumda olmadığı için siyaset devreye girdi, sonuçları açıklamayın dedi. Tercih döneminin açıklanması da üniversitelerle ilgili. Üniversiteler kontenjanlarını vermekte biraz gecikiyorlar, o yüzden de şu anda takvim vermiyoruz. Ama her şey belli, bizim takvimimizde bir aksama yok.BÜTÜN SINAVLARI İNCELEYECEK BİR METOT ARIYORUZ2010 yılında KPSS’de yaşanan olaylardan sonra güvenlik önlemlerini en üst seviyeye çıkardık. 2010-KPSS’den sonra bütün sınavları inceleyecek bir metot arıyoruz. 1974 ve sonrası zamanlarda düzenlenen sınavlar bu analize tabi. Şu anda ben çok ciddi bir ekip çalıştırıyorum. Geçmişte girdiği sınavlarla adayın sonra girdiği sınavlar arasında bir uyumsuzluk var mı? diye bir metot arayışımız var. İhbarlar geliyor onları nasıl değerlendireceğimize, buna nasıl bir yol bulabileceğimize bakıyoruz. Hedefimiz sadece hak edene, hak ettiğini vermek. Şu anda bir inceleme söz konusu değil. Hürriyet
Beşiktaş'tan TFF'ye Başvuru
Beşiktaş, Türkiye Futbol Federasyonu'na, iki maç tarihinin 1'er gün önceye alınması için talepte bulundu.UEFA Avrupa Ligi'nde Liverpool'u eleyerek son 16 takım arasına kalan siyah beyazlılar, Belçika'nın Club Brugge takımı ile eşleşti. 12-19 Mart tarihlerinde oynanacak karşılaşmalar öncesi Beşiktaş, TFF'ye başvurarak, 23. haftada 9 Mart Pazartesi günü oynanması planlanan Medicana Sivasspor maçının 8 Mart Pazar'a alınmasını talep etti. Aynı gün Fenerbahçe-Galatasaray derbisinin olması nedeniyle karşılaşmanın saat 15 veya 16'da oynatılması istendi.Beşiktaş yönetimi ayrıca 24. haftada, 16 Mart Pazartesi Kayseri Erciyesspor ile oynanacak maçın, 15 Mart Pazar'a gününe alınması talebinde bulundu.Siyah beyazlı kulüp, Avrupa'da yoluna devam etmek için Club Brugge ile oynayacağı maçlar öncesi yaptığı bu başvuruların ardından, Türkiye Futbol Federasyonu'nun vereceği cevabı bekliyor.Skorer
ABD'de Sokaklara Bebek Kutuları Konulacak
ABD'nin Indiana eyaletinde, terk edilmiş bebek ölümlerini engellemek için sokaklara 'bebek bırakma kutuları' konulması planlanıyor.Indiana, bu uygulamanın yapıldığı ilk eyalet olacak. Ülkede birçok eyalet, anne babaların bebeklerini hastane ve polis karakolları gibi merkezlere bırakmalarına izin veriyor. Ancak ilk kez, ülkede ilk kez anne ya da babanın kimliğinin belli olmayacağı kutular konuluyor.Eyalet meclisi geçen hafta tasarıya onayladı. Uygulamaya başlanabilmesi için eyalet senatosunun da onayı gerekiyor. Tasarının yasalaşması halinde Temmuz'a kadar eyaletin farklı noktalarına 100 kadar kutu konulacak.Uygulamayı savunanlar, kimliğinin belli olması kaygısıyla bebeklerini bırakamayan ebeveynlere alternatif sunacağını savunuyor.Save the Abondoned Babies adlı yardım örgütüne göre ABD'de yasa dışı olarak terk edilen bebeklerin üçte ikisi ölüyor.Ancak Avrupa ve Asya'da bir süredir devam eden bu uygulama birçok kişi tarafından eleştiriliyor.Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komisyonu Sözcüsü Elizabeth Throssell, ülkelere aile planlaması ve yoksulluk gibi bebeklerin terk edilmesininin altında yatan sorunlara odaklanması çağrısında bulundu.
Reklam