Deniz Baykal'dan CHP'ye Sert Eleştiri
Deniz Baykal, yaklaşan seçimler öncesinde parti genel merkezini sert bir dille eleştirerek, 'Sen CHP’nin tabanından korkarsan CHP’yi milletin desteklediği parti haline nasıl getireceksin' dedi.Seçim çalışmaları çerçevesinde Antalya’da vatandaşlarla bir araya gelen Deniz Baykal, aday adaylığı sürecini anlatarak başladığı konuşmasında, Genel Merkeze adayların ön seçimle belirlenmesi teklifini kendisinin götürdüğünü yineledi ve Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun kendisi için birinci sıra kontenjan teklifini neden geri çevirdiğini detaylarıyla anlattı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisine, 'Sizi listenin başına koyalım birinci sıradan kontenjan olarak girin, uğraşmayın, orada yerinizi alın diğerlerini de örgütten soralım örgüt ayarlasın' dediğini söyleyen Baykal, 'Kendisine teşekkür ettim bu düşüncesine ama bunu kabul etmem mümkün değil dedim. Ben Antalya’da ön seçim istiyorum, kendim için de istiyorum herkes için istiyorum. Böyle olursa Antalya ayağa kalkar, yoksa kendini kurtaran kurtaracak kurtaramayan hadi onlar girsin ön seçime ya da delege ayarlasın. Yargıç gözetiminde bütün üyelerin katıldığı gerçek bir ön seçim olmalıdır ve ben bunu ön seçime katılmaktan şeref duyarım onur duyarım. Merkez yoklamasıyla milletvekili olmaktansa böyle bir ön seçime girip seçimi kaybetmeyi tercih ederim' dedi.GENEL MERKEZE SERT ELEŞTİRİKonuşmasında partinin merkez uygulamasını da sert bir dille eleştiren Deniz Baykal, 'Daha neler göreceğiz. Ankara’da bir ölçü insan kendi arasında kapanmış ’yetki bende’, ’sen şuradan ol ben buradan’ diyor. Öyle bir şey kardeşim, kazan da gel kazan da. Milletten oy istiyorsun, milletin bir parçası Cumhuriyet Halk Partisi. Sen CHP’nin tabanından korkarsan CHP’yi milletin desteklediği parti haline nasıl getireceksin' şeklinde konuştu.ERGENEKON VE BALYOZ DAVALARIKonuşmasında Ergenekon ve Balyoz davalarına da değinen Deniz Baykal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı da eleştirdi. 'Erdoğan, ’Ergenekon davasında Balyoz davasında bizi aldatmışlar, aldatılmışım’ diyor' diyen Baykal, 'Yani ben ne biliyim iyi niyetle diyor. Saf acemi yumurtadan yeni çıkmış bir masum şimdi. Değerli arkadaşlarım inanmış bunlara sonra tutuklama olunca üzülmüş. Çünkü birlikte çalıştığı insanlar, tutuklama olmasın demiş, CD’leri belgeleri getirmişler kıpırdayamamış. Hukuka saygısı, adalete saygısı var, o nedenle bir şey diyememiş, sürüklenmiş. Ne zamana kadar; 17 -25 Aralık krizi çıkıncaya kadar' dedi.Türkiye’nin yalanla idare edildiğini ileri süren Baykal, yaşanılan süreçlerin altında büyük yalanların bulunduğunu ve bunun da onlardan birisi olduğunu iddia etti. Baykal, 'Sayın Cumhurbaşkanı o zaman Başbakandı, sayın Abdullah Gül de Culmhurbaşkanıydı. Onlar değil miydi bize bir savcı lazım diyenler, her iş böyle başlamadı mı yani niye savcı arıyor, bütün bu işleri kurtaracak gözü kara savcı arıyor. O arayışın sonunda çıktı o meşhur savcı. Daha sonra kullanma süresi bitti, ondan sonra miadı doldu, ondan sonra atıldı bir kenara. Sen ’bu işin savcısı benim’ dediğinde ’ben de o davanın avukatım’ diyen Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı değil miydi. Kim seni savcı yaptı, sana savcılığı kim verdi' şeklinde konuştu.'BÜYÜK DRAMLAR YAŞANDI'O süreçte büyük acılar ve dramlar yaşandığını, pek çok ailenin çöktüğünü, intiharlar olduğunu, bu işin kasası olmakla suçlanan insanların cezaevinde kanserden öldüğünü söyleyen Baykal, 'Bütün bunlar o zamanın Başbakanı şimdinin Cumhurbaşkanı’nın ’ben bir savcı arıyorum’ diye çıktığı yolda oldu. Bütün bunları kullandığı belgeler ne, kim çıkardı bu belgeleri, birisi, şimdi o da tutuklandı. Bavulla kim geldi, yani bavulla gitmiş adliyeye teslim etmiş, ne yapsın hukuk saygısından dolayı sesini çıkarmamış, o aslında hukuka saygılı bir savcı arıyormuş o savcı da tesadüfen gelivermiş ve sonra bu olay böyle işlemiş ne zamana; kadar 17-25 Aralık’a kadar. Paralar pullar, para sayma makineleri ortaya çıkıncaya kadar. Yeter artık arkadaşlar, Türkiye adına yeter artık. Olmaz böyle bir şey, buna bir dur demek lazım, diyeceğiz. Ben yeni bir heyecanla söylüyorum, bu işin sonuna geldik' dedi.İZLEME KOMİTESİ TARTIŞMALARIÇözüm süreci izleme komitesiyle ilgili görüşlerini de paylaşan Deniz Baykal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı işaret ederek şöyle konuştu: 'Bu izleme komitesi de nereden çıktı diyor, izleme komitesi 6 tane 16 tane konuşuyorlar ’ya bu nereden çıktı, benim onayım yok’ diyor, ’ben zaten kabul etmemiştim’ diyor. Şimdi cevap verecek olan biz miyiz. Bu ne manzara arkadaşlar, olmaz olmaz dış politika olmaz, yolsuzluk olmaz adalet ve hukuk konusunda içine girdiğimiz tablo olmaz, yoksulluk, esnaf, kadın, genç olmaz. Oluyor, olur gibi oluyor bir noktaya kadar, sonra olmaz olduğu ortaya çıkıverir.'İHA
Facebook Video Gösterimleri Hızla Artmaya Devam Ediyor
Geçtiğimiz sene video konusunda büyük bir çıkış yakalayan Facebook, 2015 yılında da büyümeye devam edecek gibi görünüyor.İlk olarak 2013'ün Eylül ayında mobil cihazlar için testlerine başlanan otomatik video oynatma özelliği, kısa bir süre sonra uygulamaya konulmuştu. Haliyle birçok kişinin istemeden de olsa bu videoları izlemesi (izlemese de izlemiş olarak sayılması) Facebook'un bir sene sonra günde 1 milyar video gösterim sayısına ulaşmasını sağlamıştı. Ardından ALS hastalığı için başlatılan Ice Bucket Challenge kampanyası da video etkileşimlerinin artmasında oldukça etkili olmuştu. Dolayısıyla 2014 yılı Facebook için video konusunda oldukça önemli bir yıl oldu. Son olarak paylaşılan video istatistikleri ise, 2015 yılında da Facebook'un katlanarak büyümeye devam edeceğini gösteriyor.2015 itibariyle günde 3 milyar video gösterim sayısına ulaşan Facebook, bu içerik türünün meyvelerini toplamaya hızla devam ediyor. Bir önceki yıla göre 2014 yılında kullanıcı başına paylaşılan video sayısında %75 artış yakalayan sosyal medya devi, 2015 itibariyle bazı ülkelerde daha fazla etkisini gösteriyor. Facebook tarafından paylaşılan istatistikler, bir önceki yıla göre video paylaşımlarında Birleşik Arap Emirlikleri'nde %138, Fransa'da %93, İtalya'da %90, Birleşik Krallık'ta ise %88 artış yaşandığını gösteriyor. Kanada %56, Hong Kong %53, Avustralya %52 ve Güney Kore'nin de %36 oranında artış gösterdiği belirtiliyor.
'2015’te 50 Milyondan Fazla Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge Satılacak'
Samsung’un bu ayın başında duyurduğu ancak henüz satışa sunmadığı yeni amiral gemileri hakkında ilk satış tahminleri gelmeye başladı. Analistlere göre Samsung 2015 yılı içinde 55 milyona yakın Galaxy S6 ve Galaxy S6 edge satacak.Galaxy S6 ve Galaxy S6 edge’in duyurulduğu hafta, Samsung’un bu modellerden yaklaşık 40 milyon adet satacağı öngörülmüştü. Ancak yeni analizler, bu sayının bile aşılacağına işaret ediyor. Tayvan merkezli pazar araştırmaları şirketi DRAMeXchange’e göre; nisan ve haziran ayları arasında 22 milyon, temmuz-eylül arası 16 milyon ve yılın son çeyreği ekim-aralık arasında 12 milyon Galaxy S6 ve Galaxy S6 edge satılacak.Samsung amiral gemisi modellerini henüz satışa sunmamış olsa da bazı ülkelerde ön sipariş alımlarına başladı. 10 Nisan’da raflardaki yerini almaya başlayacak olan Galaxy S6 ve Galaxy S6 edge’in beklenen ilgiyi görüp görmeyeceğini, yıl sonu raporlarından sonra öğreneceğiz.LOG
Romanya'da Yakalanan İki Polis İçin İade Kararı
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, başbakanlığı döneminde çalışma ofisine dinleme cihazı konulmasıyla ilgili Romanya'da yakalanan iki polisin Türkiye'ye iadelerine hükmedildi.ANKARACumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, başbakanlığı döneminde çalışma ofisine dinleme cihazı konulmasıyla ilgili Romanya'da yakalanan iki polisle ilgili Romanya mahkemesi Türkiye'ye iadelerine hükmetti.Hala Romanya'da tutuklu bulunan polislerin avukatlarının, Bükreş'te bulunan üst mahkemeye iade kararının temyizi için başvuracakları, kararın 20 güne kadar çıkabileceği bildirildi.Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde çalışma ofisine 'böcek' tabir edilen dinleme cihazı konulmasıyla ilgili yürütülen 'Paralel yapı' operasyonu kapsamında aranırken yurt dışına çıkan eski Emniyet Müdürü Sedat Zavar ve polis memuru İlker Usta, Emniyet Genel Müdürlüğünün de destek verdiği operasyonla Romanya'da gözaltına alınmıştı.Bunun üzerine Romanya'ya iltica talebinde bulunan iki polisle ilgili ülkedeki yerel mahkemeler, eski Emniyet Müdürü Zavar ve polis memuru Usta'nın iltica taleplerini reddetmişti.Halen Romanya'da tutuklu bulunan zanlıların Romanya mahkemesi tarafından bugün Türkiye'ye iade edilmesine ilişkin duruşma görüldü. Yerel mahkeme sanıkların Türkiye'ye iadelerine hükmetti.Sanık avukatlarının karara itiraz için Bükreş'te bulunan bir üst mahkemeye başvuracakları, temyiz sonucuna göre polislerin iade işlemlerinin sonuçlanacağı bildirildi.Muhabir: Fatih ÇakmakAA
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'ABD Böyle Bir Katilin Arkasında Durmaz'
ABD'nin son günlerde Suriye'deki Esed rejimine yönelik mesajlarını değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Böyle bir katilin arkasında duracaklarına ihtimal vermiyorum' dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a Ukrayna ziyareti sırasında ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve CIA Başkanı John Brennan'ın Suriye reimi lideri Beşşar Esed'le görüşülmesi gerektiğine dair sözleri soruldu.Erdoğan şu yanıtı verdi:'Geçen hafta bu yönde açıklamalar geldi ama daha sonra Kerry’nin ofisinden bunun yalanlandığını gördük. Bizim de bu arada yaptığımız anlaşmalara bakarsak eğit-donatla ilgili Esed rejimine karşı bazı tespitler var. Öyle sanıyorum ki liderler seviyesinde yapacağımız görüşmelerde bu ifadelerin en doğru halini anlamış olacağız. Esed’in başında olduğu bir Suriye’nin huzura refaha varması mümkün değildir. ABD’nin de böyle bir katilin arkasında yer alacağına ihtimal vermiyorum.'Suriye'de 220 binden fazla insanın öldüğü iç savaş beşinci yılına girerken Dışişleri Bakanı Kerry, Washington yönetiminin 'eninde sonunda' Beşşar Esed yönetimiyle müzakere etmek zorunda kalacağını söylemişti. Kerry öncelikli tehdidin IŞİD olduğunu vurgulamıştı.Rejimin yıkılması endişesiCIA Başkanı John Brennan da, Washington yönetiminin Suriye'de IŞİD gibi örgütlerin hakim olması tehlikesi nedeniyle rejimin yıkılmasını istemediğini söylemişti.Brennan, New York Dış İlişkiler Konseyi'nde yaptığı konuşmada, ABD yönetiminin rejimin çökmesi halinde yerini kimin alacağına dair endişeleri olduğunu belirterek 'Bence bu meşru bir endişe' demişti.Suriye'nin bazı bölgelerinde IŞİD ve El Kaide gibi 'radikal unsurların egemen olduğuna' dikkat çeken Brennan, 'İstediğimiz son şey Şam'a yürümelerine izin vermektir. Hiçbirimiz, Rusya, ABD, koalisyon, bölge ülkeleri Şam'daki siyasi kurumların ve hükümetin çöküşünü istemiyor' ifadelerini kullanmıştı.Almanya'nın görüşü de aynıAlmanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier de 18 Mart'taki demecinde Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’le diplomatik görüşmelere açık olunması gerektiğini ve gerekirse Esed ile konuşulabileceğini söylemişti.Kaynak: Al Jazeera
Reklam
Davutoğlu'ndan Kılıçdaroğlu'na 'Nankör' Tepkisi
Başbakan Davutoğlu, ''Nankör' diyen kişinin kendisi, öylesine nankörlük yapıyor ki bu milletin imanının temsil edildiği bir makama bu ifadeyi kullanabiliyor' dedi.ANKARAAK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, Rixos Oteli'nde düzenlenen AK Parti 4. Sosyal Bilimler Teşvik Ödülleri Töreni'nde yaptığı konuşmada, siyasi hareketlerin, kültürel hareketlerden bağımsız düşünülemeyeceğini belirtti.Davutoğlu, şöyle devam etti:'Son 3 gün içinde, gerçekten sadece bir Başbakan ya da AK Parti Genel Başkanı olarak bunu söylemiyorum, iki siyasi partinin genel başkanının yaptığı iki tavır, ben dedim 'Herhalde bu genel başkanların evlerinde kitap eksik.' Birisi, 'Osmanlı Devleti'ni 1. Dünya Savaşı'nda Almanya'nın kuklası' olmakla itham etti, hakaret etti ve bunu da 18 Mart Çanakkale Savaşı'nın 100. yılında yaptı. Bizler, Çanakkale şehitlerinin o büyük fedakarlıkları üzerine konuşurken, hissederken bir genel başkan çıktı dedi ki 'Osmanlı Devleti, 1. Dünya Savaşı'nda Almanya'nın kuklası.' Eleştirebilirsiniz, Osmanlı Devleti'nin o günkü yöneticilerini eleştirebilirsin. Kimse eleştiriden azade, bigane değildir ama bir devleti ve de tam da emperyalistlerin, bütün yedi düvelin yüklenerek bir kadim medeniyeti yok etmek üzere Çanakkale'ye yürüdüğü savaşın yıl dönümünde bütün o insanlara dönüp 'Siz aslında kuklaydınız' demek, ne büyük cehalettir. Bilmez ki bu genel başkan, aslında Çanakkale'de o ya da bu safta herkes centilmence bir savaş verdi, doğru ama bizim safımızda olanlar sadece İstanbul'u değil, sadece Anadolu'yu değil, sadece Türkiye'yi değil bütün mazlum milletleri, en önemlisi de kitaba dayalı bütün kadim medeniyetimizi savundular.'''Nankör' diyen kişinin kendisi, öylesine nankörlük yapıyor ki...'Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun Diyanet İşleri Başkanı Görmez'e 'Nankör' dediğini belirterek, şunları kaydetti:'Şimdi ben, bu Anamuhalefet Partisi Genel Başkanına sesleniyorum, dünyanın neresinde, hangi görüşü savunmuş olursa olsun dünyanın neresinde bir din adamına, bir siyasi 'Nankör' diye hitap edebilir. 'Nankör' diyen kişinin kendisi, öylesine nankörlük yapıyor ki bu milletin imanının temsil edildiği bir makama bu ifadeyi kullanabiliyor. Çanakkale Savaşı yıl dönümü vesilesiyle ki konuşmasında hutbe ile duayı ve birçok şeyi karıştırdı, birçok cehalet örneği var da şimdi girmeyeyim. Birçok temel kavramı karıştırdığı konuşmasında, cehaletini sergilediği konuşmasında, Atatürk'ün hutbede yer almadığını ifade ederek, buradan hareketle hakarette bulunuyor. Örnek vermek istemiyorum ama Yunanistan'da bir siyasi liderin Atina Başpiskoposu ile ilgili ya da Rusya'da Moskova Patriği ile ilgili ya da Vatikan'da, Avrupa'nın herhangi bir yerinde Papa ile ilgili herhangi bir görüş dolayısıyla böyle bir ifadeyi kullanma cüretine sahip olan birisi, halkın huzuruna çıkabilir mi? Din ve devlet işleri ayrıdır ama devlet adamları dine saygıyı öğrenecekler, saygıyı öğrenecekler.''Kılıçdaroğlu, hatim ne demek bilir mi'Söz konusu hutbenin okunduğu günün sabahı 253 bin şehit için bütün camilerde 253 bin hatim indirildiğini belirten Davutoğlu, 'Kılıçdaroğlu, hatim ne demek bilir mi, bilmem ama 253 bin hatim indirildi ve her yerde Gazi Mustafa Kemal'e ve bütün şehitlere dualar edildi' dedi.Başbakan Davutoğlu, Çanakkale'de, 18 Mart'ta yapılan törende de her konuşmacının Gazi Mustafa Kemal'i ve bütün şehitleri hürmetle andığına işaret ederek, 'Diyanet İşleri Başkanımız da duasında bütün şehitlerimizle birlikte Gazi Mustafa Kemal'i de andı. Hadi eleştirme ihtiyacı hissettiniz, hadi eleştirebilirsiniz, hepimiz eleştiriye açık olalım ama eleştirinin de edebi olur, eleştirinin hayası olur, üslubu olur. Hakareti eleştiriden ayırt edemeyenler, genellikle kitapla aşina olmayanlardır. Kitap çünkü bize seviyeli eleştiriyi öğretir' değerlendirmesinde bulundu.'Yüzümüzün kızarmasına sebep olacak dil ve davranışlardan uzak kalalım'Davutoğlu, eleştiri yapmak için eleştiri ahlakını benimsemek gerektiğine ve eleştirinin kitabın öğrettiği bir şey olduğuna işaret etti.Siyaset hayatına ilmin, ilmi üslubun egemen olması çağrısında bulunan Davutoğlu, 'Çağrım, miting meydanlarında halkla kurduğumuz iletişimin güzel bir dile dayanması, birbirimize yapacağımız eleştirilerin belli bir seviyede olması ve şu seçim döneminde halkımızın yüzünü kızartacak veya onlara hitap ederken bizim yüzümüzün kızarmasına sebep olacak tüm fiil, eylemler, dil ve davranışlardan uzak kalmamız. Düşüncesi olan düşüncesini getirsin ama,hakareti olan o hakaretini aynaya bakarak kendisine söylesin' diye konuştu.Ödül alanlarAkademisyenlerden oluşan 5 kişilik jüri, 'Afrika'ya Yönelik Türk Dış Politikasında Süreklilik ve Değişim' makalesiyle Kieran E. Uchehara'yı birinciliğe, 'Yapılandırmacı Perspektiften Kamu Diplomasisi ve Türkiye: ABD Yazılı Basınından Yansımalar' makalesiyle Samet Kavoğlu'nu ikinciliğe, 'Globalisation as an Agent of Party Ideological Change: The case of the Turkish Religious Right' makalesiyle Hakan Köni'yi üçüncülüğe layık gördü.Tezlerde ise Hüsamettin Aslan 'Brezilya'nın Anatomisi ve Lula da Silva (İşçi Partisi) ile Recep Tayyip Erdoğan (AK Parti) Hükümetlerinin Karşılaştırılması' ile birinci, Oğuz Göksu 'Siyasal İletişim Uygulamalarında Siyasal Kültürün Rolü' ile ikinci, Hüseyin Şeyhanlıoğlu da 'Demokrat Parti ve Siyasal Muhafazakarlık' ile üçüncü oldu.Törende, birincilere 10 bin lira, ikincilere 7 bin 500 lira, üçüncülere ise 5 bin lira para ödülü verildi.Muhabir: Fatma Can, Selen Tonkuş, Yıldız Seçil Aktaş, İlkay Güder, Enes Duran, Hande İlbeyi CancaAA
Reklam
Yenilenen Apple TV, Siri, Akıllı Ev ve Uygulama Mağazası Desteğiyle Bu Yaz Geliyor
Apple, ilk kez 2012 yılında piyasaya sunduğu ve bugüne kadar yan roller verdiği ürünü Apple TV için radikal değişiklikler planlıyor. Kısa bir süre önce Re/code’dan Buzzfeed’e transfer olan John Paczkowski’nin haberine göre, şirket bu yaz düzenleyeceği WWDC 2015 etkinliğinde yenilenen Apple TV‘yi tanıtacak.Hatırlayacağınız gibi Apple Watch etkinliğinde, halihazırda rakiplerinden çok da ciddi bir farkı kalmayan Apple TV’nin fiyatını düşüren Apple, bu yaz yeni bir donanım tanıtmayı planlıyor, habere göre. Yeni tasarımla birlikte daha güçlü teknik özelliklerle gelmesi beklenen yeni Apple TV’ye özel bir uygulama/oyun mağazası da sonunda açılabilir. Bu durumda, Apple’ın WWDC etkinliğinde geliştiricilere yeni bir SDK sunması da mümkün.Yeni Apple TV’nin iyileştirilen yazılımı Siri desteğini getirirken, şirketin akıllı ev otomasyon sistemi HomeKit‘le uyumlu cihazların kontrol edilmesini sağlayacak.Konuyla ilgili elbette Apple tarafından yapılan bir açıklama yok ancak Apple TV ile ilgili son dönemde, önemli kaynaklardan artan sayıda haber görüyor olmamız şirketin bu alanda ciddi bir dönüşüm hareketine başladığını gösteriyor olabilir. WSJ, bu hafta başında Apple’ın bu Sonbahar’da Web TV hizmeti vermeye başlayacağını yazmıştı. WWDC 2015 etkinliğinde tanıtılacak olan servisin aralarında ABC, CBS ve Fox gibi yayıncıların olduğu 25 kanalla sunulacağını söyleyen haberde Apple’ın servisi aylık 30-40 dolar arasında fiyatlandıracağı bilgisine yer veriliyor. Bununla birlikte Web TV servisi Apple TV başta olmak üzere Apple’ın diğer iOS cihazlarından izlenebilecek olan servis için şirketin talebe göre erişilebilecek bulut tabanlı dev bir medya kütüphanesi oluşturduğu da söyleniyor.Webrazzi
Reklam
YÖK İstanbul Üniversitesi İçin Raşit Tükel'i İkinci Sıraya Koydu
YÖK İstanbul Üniversitesi rektör adayları listesini Cumhurbaşkanı'na gönderdi.İstanbul Üniversitesi'ndeki rektörlük seçimini ilk sırada tamamlayan Prof. Dr. Raşit Tükel, YÖK tarafından hazırlanan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a gönderilen listede ikinci sırada gösterildi.İstanbul Üniversitesi’nde seçim sonucunda belirlenen 6 rektör adayın ismini üçe indiren YÖK, seçimden 1202 oyla ilk sırada çıkmasına karşın Prof. Dr. Raşit Tükel'i ikinci sıraya koydu. Listenin ilk sırasında, seçimi 908 oyla ikinci sırada tamamlayan Vekil rektör Prof. Dr. Mahmut Ak var. Üçünsü sıradaki isim ise, seçimi yine üçüncü sırada tamamlayan Prof. Dr. Harun Cansız oldu. Cumhurbaşkanlığı’na gönderilen listedeki üç isimden biri Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından İstanbul Üniversitesi rektörlüğüne atanacak. Tükel: YÖK gerekçesini açıklasınYÖK'ün listeyi açıklamasının ardından Al Jazeera Türk'e konuşan Prof. Dr. Raşit Tükel, 'Rektörlük seçiminde açık farkla birinci olduğum için atanmamın uygun olduğunu ısrarla ifade ettim. Buna karşın, bilim insanlarının iradelerine karşın, YÖK'ten, hangi gerekçeyle, hangi ölçütlerle bu sıralamayı yaptığını, kamuoyuna açıklamasını bekliyorum. Başka da bir şey söylemek istemiyom' ifadelerini kullandı. Yeşildere: Eskiden yapılanı yapıyorlarÜniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof.Dr. Tahsin Yeşildere ise, 'Şu an iktidarlar, eskiden yapılanı yapıyorlar' diyerek YÖK'ün kararını eleştirdi:'Bundan önceki YÖK Başkanları da, Cumhurbaşkanları da hep sıralamaları değiştirdi. Bunun ölçütü ne? Tepedeki kurum, akademisyenlerin özgürlüğünü çiğniyor. Akademisyenlerin tercihine izin vermiyor. 28 şubat döneminde bugün atamayı yapanlar şikayetçiydi. Şu an iktidarlar, eskiden yapılanı yapıyorlar. Üniversiteler böyle bir yere gelemez. 28 Şubatın sivil versiyonunu yapıyorlar'Diğer üniversitelerde durumYÖK, İstanbul Üniversitesi dışında dört üniversitede yapılan rektörlük seçimi sonucuna göre de Cumhurbaşkanı Erdoğan'a liste gönderdi. Galatasaray, Harran, Yüzüncü Yıl ve Tunceli Üniversiteleri için gönderilen listelerin ilk sırasında, rektörlük seçimini kazanan isimler yer alıyor. Tükel en yüksek oyu almıştıİstanbul Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet'in AK Parti'den milletvekilliği aday adaylığı için istifa etmesinin ardından 12 Mart’ta rektörlük seçimleri yapıldı. 3 bin 2 öğretim üyesi oy kullandı. Rektörlük için yarışan adaylardan, sosyal demokratların desteklediği İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr Raşit Tükel 1202 oy ile birinci oldu. Yunus Söylet’in ekibinden olan Vekil Rektör Prof. Dr. Mahmut Ak 908 oyla ikinci, Cerrahpaşa Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harun Cansız ise 382 oy ile üçüncü oldu.Seçimin ardından Prof. Dr. Tükel, üç sene önceki seçimlerde ikinci olunca adaylıktan çekildiğini hatırlatarak, Ak’a çekilme çağrısında bulunmuştu. Tükel,  Al Jazeera Türk'e yaptığı açıklamada  “Demokrasinin gereği olarak birinci olan adayın atanması gerekiyor” demişti. Tükel ayrıca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da çağrıda bulunarak en çok oy alan adayı atamasını istemişti. Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği’nden yapılan açıklamada da “Sandığın iradesine saygı duyulmalı” denmişti.Al Jazeera
Cinsellik Konusunda İnsanlığın Ulaşabileceği Son Noktaya Gelmiş Olmasına Dair
Hepimiz iyi kötü sevişen insanlarız, bir şekilde ucundan kıyısından cinselliğe bulaşmışız. Kiminin hayatında büyük bir yeri var seksin, kimi olmasa da olur diyor, kimi de yanıp tutuşuyor ama bir türlü dahil olamıyor seks yapan insanlar grubuna. Ne olursa olsun, hangi gruba dahil olursanız olun şunu bilin ki, seks bitti arkadaşlar, sonuna geldik. Bundan sonra elimizde olanlarla idare edeceğiz.
Bugün Türkiye Gündemindeki En Önemli 10 Olay
Milyonlarca kişinin merakla beklediği tam güneş tutulması bugün meydana geldi. Güneş tutulması en iyi Kuzey Avrupa ülkelerinde izlenirken, Avrupa ülkelerinde ise 9:40-11:40 saatleri arasında parçalı olarak görüldü.300 yıldır ilk kez bahar aylarının başlangıcında meydana gelen Güneş tutulması Türkiye'den de izlenebildi.İşte güneş tutulması sırası kaydedilen o kareler...
Reklam
İtalya'da Oğluna Rolex Alınan Bakan İstifa Etti
İtalya'da hafta başında düzenlenen yolsuzluk operasyonuna adı karışan Altyapı ve Ulaştırma Bakanı Maurizio Lupi istifa ettiPazartesi günü yapılan operasyonda, toplamda 25 milyar euro değerindeki ihalelerde yolsuzluk yaptıkları gerekçesiyle 4 kişi gözaltına alınmış, 51 kişi hakkında da inceleme başlatılmıştı.Gözaltına alınan işadamı Francesco Cavallo'nun, Bakan Lupi'ye bir takım elbise hediye ettiği, gözaltındaki bir diğer işadamı Stefano Perotti'nin de Lupi'nin oğluna 10 bin 350 euro değerinde bir Rolex saat verdiği ortaya çıkmıştı.Perotti'nin ayrıca Bakan'ın oğlunun işe girmesine aracılık ettiği belirlenmişti.Telefon dinlemeleriyle ortaya çıkan skandal üzerine Bakan'a istifa çağrıları yükselmeye başlamıştı.Maurizio Lupi, ilk açıklamalarında muhalefet ve medyanın istifa talebini reddetse de sonunda baskılara dayanamayarak görevi bırakma kararı aldı.Maurizio Lupi bugün Temsilciler Meclisi'nde yaptığı konuşmada görevi bıraktığını resmen duyurdu. Lupi meclisteki konuşmasında da suçsuz olduğunu savundu ve hakkında herhangi bir soruşturma olmamasına rağmen, 'başı dik bir şekilde' hükümetteki görevinden ayrılmaya karar verdiğini söyledi.Övgü Pınar | BBC Türkçe
Minibüsün Altında Bırakan Dikkatsizlik
Rusya'da yük indiren bir minibüs işi bittiği anda geri geri gelirken dikkatsiz bir şekilde telefonla konuşan kadını fark etmemesi az kalsın bir felakete neden oluyordu.
Reklam
Antalya'da Sağlık Skandalı: 'Bebeğin Bacağı Yanlış İğne Sonucu Kesildi' İddiası
Antalya'da 6,5 aylık dünyaya gelen bebeklerinin bacağının yapılan yanlış iğne sonucu kesildiğini iddia eden aile, hukuk mücadelesini sürdürüyor. Aile, çocuklarında bacağının kesilmesinin nedeni olarak bildirilen hastalığın bulunmadığını gösteren rapor alarak savcılığa sundu. Baba Yıldırım: 'Çocuğumda hiçbir şey yoktu ama 8. günde ayağına taktıkları iğneden dolayı damarını yırttılar'Antalya'da prematüre olan dünyaya gelen bebeklerinin bacağının özel bir hastanede yapılan yanlış iğne sonucu kangren olup kesildiği iddia eden aile, hukuk mücadelesi yürütüyor.Antalya'da bir yıl önce Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde 'Özge' adını verdikleri bir kız çocuğu sahibi olan Ali İhsan-İlknur Yıldırım çiftine çocuklarının erken doğduğu için kuvöze alınması gerektiği bildirildi.Hastanede kuvöz yetersizliği nedeniyle özel bir hastaneye sevk edilen Özge bebeğin ayağı, buradaki tedavisinin 8. gününde kangren oldu. Doktorlar tarafından 'Protein C-S hastalığı nedeniyle ayağın kesilmesi gerektiğinin' aktarılması üzerine aile, bebeklerini yeniden Akdeniz Üniversitesi Hastanesine götürdü.Burada yapılan müdahaleye rağmen Özge bebeğin sol bacağı diz üstünden kesilince aile, özel hastane hakkında yanlış iğne sonucu damarı yırttıkları gerekçesiyle savcılığa suç duyurusunda bulundu. Aile, son olarak çocuklarında 'Protein C-S hastalığı bulunmadığını' gösteren rapor alarak savcılığa sundu.Bebekte 'Protein C-S' hastalığının olmadığı iddiasıBaba Ali İhsan Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde erken doğum sonucu dünyaya gelen çocuğunun boş kuvöz olmaması nedeniyle il merkezindeki özel bir hastaneye sevk edildiğini söyledi.Doğum sonrası ve özel hastanedeki kuvöz tedavisinin 8. gününe kadar çocuğunun ayağında hiçbir sorun bulunmadığını ifade eden Yıldırım, şöyle konuştu:'Çocuğumda hiçbir şey yoktu ama 8. günde ayağına taktıkları iğneden dolayı damarını yırttılar. Damarı yırtılınca ayağı kangren oldu. Ondan sonra bize yalan beyanda bulundular. Protein C-S hastası olduğunu söylediler. Ayağı kesildikten sonra bunun testini yaptırdık. Çocukta böyle bir hastalık yok. Daha farklı testlerde yaptırdık yine bir şey çıkmadı. Bütün tahlilleri yaptık. Yalan söyledikleri ortada. Elimizdeki belgelerde var.'Yıldırım, Protein C-S'nin genetik bir hastalık olmasına karşın, kendisi ve eşinde böyle bir rahatsızlık bulunmadığını dile getirerek, gerekirse bununla ilgili testleri de yaptırabileceklerini kaydetti.Sağlık Bakanlığından bu konuda yardım beklediklerini belirten Yıldırım, 'Sahte belgeleri Sağlık Bakanlığına gönderiyorlar. Ondan sonra da üstünü kapatıp dosyayı yok etmeye çalışıyorlar. Çocuğumun Protein C-S hastası olmadığına dair gerçek belgeler bizde' diye konuştu.Yıldırım, olayın ardından savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını bildirerek, bir yıl geçmesine rağmen henüz davanın başlamadığını dile getirdi.Anne Yıldırım da 26 haftalıkken erken doğum yaptığını ifade ederek, sağlam doğan çocuğunun sol bacağının kangren olması sonucu kesildiğini söyledi. Suçluların cezalandırılmasını istediklerini vurgulayan anne Yıldırım, 'Bunu yapanlar cezasız kalmasın' dedi.'Gerekli tüm müdahale ve tedaviler gerçekleştirildi'Özel hastaneden konuyla ilgili yapılan yazılı açıklamada ise Özge bebeğin hastanelerine tedavi için gönderilmesinin ardından gerekli tüm müdahale ve tedavilerin gerçekleştirildiği, tıp kuralları çerçevesinde tüm işlemlerin bebek yararına yapıldığı vurgulandı.Açıklamada, en temel hasta haklarından mahremiyet ilkesine gösterdikleri hassasiyet sebebiyle hastalara özel bilgileri veremedikleri aktarılarak, 'Yıldırım ailesinin başvurusuyla konu yargı mercilerine intikal etmiştir. Bu sebeple şu aşamada başka bir açıklama yapmamız mümkün olamamaktadır' ifadesine yer verildi.AA
Van Gaal: "Artık Yaşlandım"
İngiliz basınına konuşan Van Gaal, teknik direktörlük kariyerine nokta koymayı planladığını belirterek, 'Artık yaşlandım. Manchester United benim son durağım. Burası kesin' dedi.Ailesine daha fazla zaman ayırmak istediğini belirten 63 yaşındaki van Gaal, 'Dikkatimi çocuklarıma, torunlarıma ve eşime vermek istiyorum. Bunu hak ediyorlar' ifadesini kullandı.Eşinin 5 yıldır emekliye ayrılması yönünde kendisinden istekte bulunduğunu vurgulayan Hollandalı teknik adam van Gaal, Portekiz'deki yazlık evine taşınmak istediğini kaydederek, 'Orada beni bir cennet bekliyor. Teknik direktörlüğü bırakarak golf oynamak ve harika yemekler denemek istiyorum' diye konuştu.Louis van Gaal, Manchester United taraftarının takımına her zaman destek olduğunu belirtti. Van Gaal, 'Sezon öncesinde ABD'de Real Madrid, Liverpool, Roma, Inter ve Los Angeles Galaxy'nin yer aldığı bir turnuvaya katılmıştık. Üç hafta içinde oynadığımız 5 maça 300 bin seyirci geldi ve bence 280 bininin üzerindeManchester United forması vardı. Dünyanın en büyük kulübünde çalıştığımı biliyorum' ifadelerini kullandı.Hollandalı teknik adamın Manchester United ile sözleşmesi 2017'de sona erecek.AA
13. Pera Fest Başlıyor: Şiddete Karşı Sanat
PERA FEST, 13. yılında sonbahardan ilkbahara taşındı.21 Mart Dünya Şiir Günü’nde başlayarak 3 Nisan’a dek sürecek 13. PERA FEST’in bu yılki teması “Şiddete Karşı Sanat”.Kültürlerarası İletişim Disiplinlerarası Sanat Derneği ve PPR ( Pi Prodüksiyon Halkla İlişkiler) işbirliğinde düzenlenen festivalin programı tiyatro ağırlıklı.Festival kapsamında sergilenen oyunlardan “şiddet” temasını işleyen oyunlar arasından bir seçki sunulacak. Toplumsal/SiyasalŞiddet” ve “Kadına yönelik Şiddet” üzerinde odaklanan oyunların ardından yazar, yönetmen ve oyuncuların katılımı ile söyleşiler düzenlenecek. Festivalin son haftasında, Salt Beyoğlu’nda ‘şiddet’ temalı filmler gösterilecek.PERA FEST, bu yılki programıyla “tiyatronun direnen çocuklarına şapka çıkarmak” istediklerini belirtiyor.Festival kapsamındaki etkinliklerin geliri toplulukların olacak. Biletler, oyunların sahneleneceği tiyatrolardan ve internet üzerinden temin edilebilecek.Festival, saat 14.00’da Tiyatro Pera’nın “ Şiirinle Gel ! ” başlıklı Dünya Şiir Günü etkinliği ile başlayacak. Etkinlikte oyuncular seçtikleri şiirleri bir kutuda toplayacaklar ve kutudan çektikleri şiirleri doğaçlama okuyacak.Girişi ücretsiz olan etkinlikte izleyiciler de, seçtikleri bir şiiri kutuya atacaklar ve oyunculardan birinin bu şiiri okumasını bekleyecekler. Dünya Şiir Günü etkinliğinin bir de konuk şairi var; Bejan Matur.Saat 16.30’da ise, Şermola Performans’ta Destar Tiyatro’nun yeni oyunu “ Çenadengızi (Deniz Kızı) ” sergilenecek. Galisyalı yazar Secho Sende’nin oyununu sahneye koyan Aslı Öngören ve oyuncular, oyun sonrası yapılacak söyleşiye katılacak.günü 18.30’da, Kumbaracı yokuşundaki BiSahne’de Bi Tiyatro’nun yeni oyunu, Edward Bond’un “ Kırmızı, Siyah ve Cahil ” sergilenecek. Oyun sonrası gerçekleştirilecek “Şiddet Kültürü ve Edward Bond” konulu tartışmaya Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Işıl Baş, Kültür Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yusuf Eradam ve BiTiyatro’nun kurucuları, Laçin Ceylan ve Nihat İleri katılacak.20.00’de, Küçük Sahne’de İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun “ Sevgili Hayat ” adlı yeni oyunu, PERA FEST için ücretsiz sergilenecek. Oyun sonrası yapılacak söyleşiye, yazar Funda Özşener, yönetmen Metin Belgin, müzisyen Stelyo Berber ve oyuncular Ebru Aytürk Evren ile Yeşim Gül katılacak.günü saat 18’de Beyoğlu’ndaki Maya Cüneyt Türel Sahnesi’nde “Yitirilen Külltür Mirasımız: Beyoğlu’nun Tiyatro Yapıları” adlı bir söyleşi var.Konuşmacılar, Devlet Tiyatroları eski Genel Müdürü Yücel Erten, İstanbul Şehir Tiyatroları eski Genel Sanat Yönetmeni Orhan Alkaya, tasarımcı Metin Deniz ve mimar Prof. Hasan Kuruyazıcı.Aynı akşam, 20.30’da Tiyatyro Pol, Harbiye’de bir apartman dairesinde, aile içi şiddet’i konu alan “ Teklif ” adlı oyunu sergileyecekler.“Seyirci Gözüyle : Tiyatroya Disiplinlerarası Yaklaşımlar” başlıklı söyleşiye, mimar - şair Cengiz Bektaş, hukukçu – psikolog Miyese Kendirci, doktor-yazar-oyuncu Ercan Kesal, tiyatro yönetmeni Yeşim Özsoy Gülan, oyuncu Zeynep Özden ve PERA FEST Sanat Yönetmeni Vecdi Sayar katılıyor.günü 18.00’de Beyoğlu Aznavur pasajındaki Sekizinci Kat adlı tiyayroda düzenlenecek “Kadına Karşı Şiddet ve Tiyatro” başlıklı söyleşi, Ebru Nihan Celkan, Jale Karabekir, Zeynep Özyağcılar, Merve Engin, Tilbe Saran ve Sündüz Haşar’ın katılımı ile gerçekleşecek. Söyleşinin ardından 20.30’da Tiyatro Neki’nin “Kesit” adlı oyunu oynanacak.Dünya Tiyatro Günü’nde saat 17.00’de Orhan Aydın, Metin Boran, Cuma Boynukara, Ayşe Lebriz Berkem, Kemal Oruç, Ragıp Yavuz ve Üstün Akmen Tiyatro Rampa’daki söyleşide “Tiyatroya Yönelen Şiddet: Sansür ve Baskılar”ı tartışacak.Saat 20.30’da ardından, Matei Visniec’in “İlerleme Kelimesi Annemin Ağzında Feci Yanlış Tınlıyordu” oyunu sergilenecek.Festivalin ikinci yarısında da, D 22 “Bent”, Büyülü Sahne “Kadın Oyunları”, İkinci Kat “Üst Kattaki Terörist”, Gaklata Perform “Aşk ve Faşizm”, Altuıdan Sonra Tiyatro “Hak”, Tiyatro Hal “Kırmızı”, Tiyatro Martı “Uçlar” adlı oyunları sergileyecek.PERA FEST kapsamında, 28 Mart – 1 Nisan tarihleri arasında Salt Beyoğlu’nda şiddet temasına ilginç yaklaşımlar içeren “Sivas” ve “Beyaz Tanrı” adlı kurmaca filmler ve Antalya Film Festivali’nde sansür tartışmasının odağındaki “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” adlı belgesel gösterilecek.Katılımın ücretsiz olacağı bu gösterimlerin yanısıra 1 Nisan’da gene Salt Beyoğlu’da Yaşar Kemal’in anısına bir etkinlik düzenlenecek. Arif Keskiner’in “Binbir Renk-Binbir Çiçek – Yar Kemal” balıklı söyleşisinin ardından “Türkan Şoray’ın “Yılanı Öldürseler” adlı filmi gösterilecek. Detaylı Bilgi için tıklayınız
Reklam