Malezya Uçağı 1 Yıldır Kayıp
Geçen yıl gizemli bir şekilde 239 yolcusu ile kaybolan yolcu uçağının hâlâ hiçbir yerde izine rastlanmadı. Arama çalışmalarına son verileceğinin açıklanması, kaybolanların yakınlarının acılarını ikiye katladı.Kuala Lumpur sahilinde bir otel odasında yas tutan bir grup. Burada, yaklaşık bir yıl önce 8 Mart 2014 tarihinde Kuala Lumpur'dan Pekin'e hareket ettikten sonra kaybolan Malezya Havayollarına ait uçağın kabin ekibinin yakınları bir araya geliyor.Acılı aileler, birbirlerine destek olmak ve acılarını paylaşmak için buluşuyorlar. Ancak son buluşmada herkesin sinirleri alt üst olmuş durumda. Zira Avustralya Başbakan Yardımcısı Warren Truss, MH370 sefer sayılı Malezya Havayollarına ait kayıp uçağın arama çalışmalarının yakında durdurulacağını duyurdu.Truss, Avustralya, Çin ve Malezya arasında konuya ilişkin görüşmelerin sürdüğünü belirtti ve 'Kayıp yakınlarının çoğu bir sonuca ulaşana kadar arama çalışmalarının devam etmesini istiyor. Biz de bunun için elimizden geleni yapıyoruz ancak bu durum böyle devam edemez, bir uzlaşma bulmamız gerekiyor' dedi.Acılı ailelerCalvin Shim’in uzun yıllar Malezya Havayollarında hosteslik yapan karısı da kaybolan 239 kişiden biri. Shim, 'Bizim bir açıklamaya ihtiyacımız var, yoksa tüm bu acıyla nasıl başa çıkacağız' diye konuşuyor. Shim 'Tabii ki olanlara bir cevap arıyorum, hatta uçağın enkazının kendisini. Bir açıklamaya, bir yanıta ihtiyacım var. Yoksa bir insanın yası bitmez' şeklinde konuşuyor.Jaquita Gonzales ise kabin ekibindeki kocasının yasını tutuyor. Ancak arama çalışmalarının pahalı olması gerekçesi ile durdurulmasını, o da kabul etmek istemiyor.Şimdiye kadarki arama çalışmalarına 120 milyon Avustralya doları, yani 83 milyon euronun harcandığı belirtildi. Boeing 777 serisi uçağın enkazına ulaşmak için, 4 özel gemi tarafından fırtınaların alt üst ettiği Güney Hint Okyanusu’nda 60 bin kilometrekarelik alan tarandı. Ancak şimdiye dek hiçbir sinyale veya enkaza ulaşılamadı.Yine de Jaquita Gonzales pes edilmemesi gerektiği görüşünde. Gonzales, 'Malezya hükümeti bize uçak bulunana kadar arama çalışmalarına devam edileceğine dair söz verdi. Şimdi biz ne yapalım? Başka hükümetlerden bütçe ayırmalarını mı isteyelim? Uçağı bulana kadar aramaya devam etmeliler' diyor.'Hassaslıktan yoksunluk'Uçağın kaybolmasının yıldönümü yaklaşırken arama çalışmalarına son verileceğinin açıklanmasını, birçok kişi 'hassaslıktan yoksunluk' olarak değerlendirdi. Gelen tepkiler üzerine Warren Truss’un sözcüsü, bir düzeltme yaptı ve arama çalışmalarına mayıs ayı sonuna kadar devam edileceğini duyurdu.8 Mart Pazar günü, geçen yıl gizemli bir biçimde radardan çıkıp kaybolan uçaktaki, 239 kişi için anma töreni düzenlenecek. Yine birçok komplo teorisi ortaya atılacak. Zira şimdiye dek uçağın izine hiçbir yerde rastlanamadı, kara kutusu bulunamadı. Ancak Kuala Lumpur’daki acılı aileler hiçbir komplo teorisine inanmamak konusunda hemfikir. Onlar sadece sevdiklerinin nerede olduğunu bilmek istiyor, o kadar.Deutsche Welle Türkçe
Son 7 Yılda Kadına Şiddet Yüzde 1400 Arttı
Gaziantep Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Günay Kaplan, kadına yönelik şiddetin giderek arttığını söyledi. Kaplan, son 7 yıl içerisinde kadına yönelik şiddetin yüzde 1400 arttığını ifade ederken, cinayetlerde sanıklara tahrik indirimi uygulanmasını eleştirdi.8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesi adliye binasında toplanan avukatlar, kadına yönelik şiddetin son bulması ve eşitliğin sağlanması çağrısında bulundu.Etkinlikte avukatlar adına konuşan Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Günay Kaplan, son günlerde kadına yönelik şiddetin giderek arttığını söyledi.Kadının çoğunlukla eşi ya da sevgilisi tarafından şiddete maruz kaldığını anlatan Kaplan, 'Kadına yönelik şiddete ilişkin resmi rakamları incelediğimizde son 7 yılda yüzde 1400 arttığını görüyoruz. Ülkemizde kadınlar, yaşamın her alanında şiddete maruz kalmaktadır' dedi.Boşanan ve ayrılan kadınların yüzde 78'i şiddet mağduruBoşanmış veya ayrılmış kadınların yüzde 78'inin şiddete maruz kaldığını ve bunun en çarpıcı örnek olduğunu anlatan Kaplan, şöyle konuştu:'Hayatı boyunca eşinden en az bir kez fiziksel şiddet görmüş kadınların oranı Türkiye genelinde yüzde 39'dur. Boşanmış ve ayrılmış kadınların yüzde 78'i fiziksel şiddete maruz kalmaktadır. Eğitim düzeyi arttıkça fiziksel şiddet gördüğünü söyleyen kadınların oranı azalmaktadır. Okuma yazma bilmeyen kadınlar arasında en az bir kez fiziksel şiddete maruz kaldığını söyleyenlerin oranı yüzde 43 iken, yüksek öğrenim görmüş kadınlar arasında bu oran yüzde 12'dir.'Kadına yönelik şiddet davalarında uygulanan haksız tahrik indirimlerinin kaldırılmasını isteyen Günay Kaplan, açıklamasının ardından Baro Kadın Komisyonu eski başkanı Mehlika Özpolat'a kadın hakları konusunda yaptığı çalışmalar nedeniyle plaket verdi.DHA
Bize Karşı Beli Kıldan İnce Olan Bu Narin Hanımla Tanışın: 23 Fotoğrafıyla Betty Brosmer
Photoshop'un icat edilmediği yıllardan kalan bir ince bel; Betty Brosmer. Belki başka mükemmel meziyetleri de vardır fakat 1950li yıllarda onu Time dergisine kapak yaptıran ve o dönemlerin en meşhurları arasında gösteren tek şey tabiki 45 cm'lik beliydi. Bu incecik bele baktıkça bir hilesi olduğunu düşünmemizin sebebi bu çağlarda yaşıyor olmamız, ölçülerini ise akıl mantık almıyor; 96-45-92. Betty şu an 79 yaşında olsa bile, belinden hiç bir şey kaybetmemiş;
'Önce Çözüm, Sonra Silah Bırakma'
Kandil Dağı'nda bulunan KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık, hükümet ile HDP heyeti toplantısında Abdullah Öcalan'ın PKK'ya silah bırakma çağrısı yaptığının açıklanmasının ardından, ilk kez değerlendirmelerde bulundu.Ortak açıklamanın önemli olduğunu, silahların bıraktırılması beyanına karşılık hükümetin adım atması gerektiğini belirten Bayık, 'Tüm dünyada bu tür sorunlar için şöyle bir çözüm gelişiyor. Önce çözüm, daha sonra silah bırakılıyor' dedi.Hükümet ve HDP heyetinin yaptığı ortak açıklama ve Abdullah Öcalan'ın silahlı mücadelenin bırakılması çağrısını Kürtçe yayımlanan 'Azadiya Welat' gazetesindeki köşesinde değerlendiren KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık, ortak açıklamanın Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorunun çözümü için çok önemli bir gelişme olduğunu belirtti. Bayık şunları yazdı:'Bu ortak açıklama ile bir Kürt sorunu geniş çerçevede gündeme oturdu. Bir kez daha görüldü ki, Türkiye'deki siyasi ve toplumsal gündemin ana maddesi, Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümüdür. Açıklanan ortak belge ve 10 madde, Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununum çözümünün başlangıcıdır. Bu belge şu anlama geliyor. Geçen kasım ayında Kürt halk önderi Abdullah Öcalan tarafından devlete ve bize sunduğu demokratik çözüm taslağının legalleşmesidir. Bu belgeden bir söz ya da bir maddenin çıkartılması, ya da birbirinden ayrılması olmaz. Belge tek parçadır.''AKP'NİN ADIM ATMASI GEREKİR'Bayık, Kürt sorunun çözümü ve Türkiye'de silahların bırakılması konularının birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini kaydederek şöyle devam etti:'Tüm dünyada bu tür sorunlar için şöyle bir çözüm gelişiyor. Önce çözüm, daha sonra silah bırakılıyor. Bu aşamaya gelmeden önce ateşkesin ve eylemsizliğin oluşturulması gerekiyor. Zaten belgede de bu gösteriliyor. Bugüne kadar biz adım attık, fakat hükümet sorumluluklarını yerine getirmedi. Önder Apo şimdi de tarihi bir adım atıyor. Eğer AKP, 2013 yılı gibi yaklaşırsa ve atılan adımları cevapsız bırakırsa, büyük bir yanlışlık yapmış olacaktır. Silahların bıraktırılması beyanına karşılık AKP'nin adım atması gerekir.'Ferit ASLAN/DİYARBAKIR, (DHA)
Bu Hafta Mizahın Gündeminde Neler Var?
Mizah dergileri bu hafta, usta kalem Yaşar Kemal'i, iki ay içinde 80'den fazla kişi hakkında Erdoğan'a hakaretten dava açılmasını, barış süreci ve 'İç Güvenlik Paketi'ni kapaklarına taşıdı.
AP'de 4 Milletvekili, Metal Grevi Yasağını Sordu
Avrupa Parlamentosu'ndan (AP) dört milletvekili, Avrupa Komisyonu'na Türkiye'deki metal grevlerinin yasaklanmasına ilişkin soru önergesi verdi.Avrupa Komisyonu'na verilen yazılı soru önergesini, Sol Grup ve İstihdam ve Sosyal İşler Komitesi üyeleri AP milletvekilleri Neoklis Sylikiotis, Paloma Lopez Bermejo, Kostadinka Kuneva ve Ines Zuber imzaladı.Birleşik Metal-İş Sendikası'ndan yapılan açıklamaya göre, AP milletvekilleri önergede, Birleşik Metal-İş'in 29 Ocak'ta başlattığı ancak Bakanlar Kurulu tarafından yasaklanan grev hatırlatılarak, şöyle dediler: 'Birleşik Metal İş Sendikası ve MESS arasında süren görüşmeler, MESS'in işçilerin haklarında hiç bir ilerleme getirmeden ve özellikle de düşük ücretli işçilerde hiç bir düzeltme yapılmadan, üç yıllık bir sözleşmeyi dayatmasının sonucunda tıkanmış ve ardından metal sektöründe tarihsel bir grev çağrısı yapıldı.Aralarında çokuluslu şirketlerin de olduğu 42 şirkette, yaklaşık 15 bin işçi 29 Ocak itibariyle greve çıktılar. Birleşik Metal-İş üyeleri çalışma koşullarını ve ücretlerini iyileştirmek için, özellikle de düşük ücretli işçilerin ücretlerini iyileştirmek için mücadele ediyorlar.30 Ocak'da Türkiye Hükümeti, grevin 'milli güvenliğe' aykırı olduğunu iddia ederek grevi 60 gün erteleme kararı aldı. Eğer bu tarihten önce bir anlaşma olmazsa, taraflardan herhangi birinin 6 gün içinde başvurusu sonucunda Yüksek Hakem Kurulu uyuşmazlığa bir çözüm getirecek. Aksi durumda, işçi sendikasının yetkisi geçersiz olacaktır. Bu ertelemenin aslında bir yasaklama olduğu anlamına geliyor.Komisyon, ILO üyesi olan ve bir AB üyeliğine aday ülke olan Türkiye'nin, grev hakkı başta olmak üzere, işçi haklarına saygı göstermesini sağlamak amacıyla neler yapacaktır?' Evrensel
YGS Giriş Belgeleri Erişime Açıldı
Üniversite adayları için Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) giriş belgeleri, ÖSYM'nin https://ais.osym.gov.tr adresinden erişime açıldı.ÖSYM'nin internet sitesinde yer alan duyuruya göre, 15 Mart'da yapılacak YGS'ye başvuran adayların, sınavlara girecekleri bina veya salonlara atanma işlemleri tamamlandı.Adaylara, giriş belgesi gönderilmeyecek. Adaylar, sınava girecekleri yer bilgisini gösteren 2015-YGS sınav giriş belgesine, 14.00 itibarıyla T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleriyle ÖSYM’nin https://ais.osym.gov.tr internet adresinden erişebiliyor.Belgenin üzerinde adayın sınava gireceği merkez, bina, salon bilgileri ile adayın fotoğrafı bulunacak. Belge üzerinde adayın fotoğrafının bulunması, adayların, bu belgelerinin yazıcıdan dökümünü edinirken belge üzerinde fotoğraflarının görünür olmasına özen göstermesi ve bu belgelerinin renkli ya da siyah-beyaz çıktılarını sınav günü yanlarında bulundurmaları gerekiyor.Belgenin ön ve arka yüzünde ÖSYM’nin belirlediği bilgiler dışında herhangi bir yazı, resim, işaret bulunmaması zorunlu olacak.Giriş belgesini, fotoğraf görünür şekilde yanında bulundurmayan adaylar sınava alınmayacak.Adayların sınava girebilmeleri için giriş belgesinden başka fotoğraflı ve onaylı özel kimlik belgelerini de yanlarında bulundurmaları gerekiyor.AA
Oy Hırsızlığı Davası Ağır Cezaya Gönderildi
Kağıthane’de oy hırsızlığı davalarından biri daha asliye ceza mahkemesinden 'görevsizlik' gerekçesiyle ağır ceza mahkemesine gönderildi. Sanık olan 1060 nolu sandık başkanı, daha önceki duruşmada tutanakta tahrifat yapıldığını kabul etmişti. İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya sanık Necmeddin Kara ve CHP avukatı katıldı. CHP adına avukat Zeynel Öztürk, diğer asliye ceza mahkemelerinde görülen bazı davaların ağır ceza mahkemesine gönderildiğini belirtti. Suçun ağır ceza mahkemesi alanına girdiğini ifade eden Öztürk, bu dosyanın da ağır cezaya gönderilmesini talep etti.Sanık Kara, suçsuz olduğunu savunarak görevsizlik talebini kabul etmediğini söyledi. Mahkeme, suçun ağır ceza mahkemesi alanına girdiği gerekçesiyle dosyayı nöbetçi ağır ceza mahkemesine gönderdi. SANIK TAHRİFATI KABUL ETMİŞTİDavanın ilk duruşmasında Kara, suçlamayı kabul etmedi. Oy torbasını ve tutanağı teslim ederken yanında bir üyenin de olduğunu söyleyen Kara, teslim sırasında iptal edilen oylarla ilgili hesapların tutmadığının söylendiğini belirtti. Kara, '1 oy ve başka bir kısımda da 8 oyluk iptallerimiz vardı. Oradaki görevli bana denkleştirme yapılacağını, üstteki iptalin altları da etkilediğini söyleyip paraf etmemi söyledi. Ben dediğini yaptım. Soruşturma aşamasında gördüm ki benim yaptığım 1 ve 8 oyluk değişiklikler değil, bir çok değişiklik yapılmış. Bunları ben yapmadım.' dedi.Tutanağı Mustafa Püne ve Zafer Eraslan'a teslim ettiğini açıklayan Kara, 'Bu kişiler tahminim hakimler grubuna danıştı onlar da mutabakat verdi ki bu 1 ve 8 oylarla ilgili olarak paraf etmem uygun görüldü.' diye konuştu. Avukat Zeynel Öztürk, seçim sonuçlarını ıslak imzalı olarak kendilerinin de aldığını, seçim kurulunun birleştirme tutanağını incelediklerinde farklılık gördüklerini kaydetti. Sanığın savunmasını kabul etmediklerini belirten Öztürk, 'Çünkü teslim esnasında eğer maddi hata varsa teslim alacak kişi uyarır. Sandık başkanı bunu paraf eder, o şekilde teslim eder. Sanığın en az 10 yerde parafı var. Tamamı da tahrif edilen yerlerdedir.' dedi. CHP ve MHP'NİN OYLARI AK PARTİ'YE YAZILMIŞDava konusu tutanakta, 112 olan AK Parti oylarının 198'e çıkarıldığı görülüyor. CHP'nin oyları ise 71'den 1'e düşürülmüş. Saadet Partisi'nin 10 olan oyu 11, MHP'nin 33 olan oyu ise 21 olarak değiştirilmiş. HDP'nin oyunda değişiklik olmazken Bağımsız Türkiye Partisi'nin (BTP) 2 olan oyu 1 olarak değiştirilmiş. Ancak BTP'nin sayılan oyu 1 olarak gösterilirken geçerli oyunun 2 olarak yazıldığı görülüyor.CHA
Can Dündar'a Takipsizlik Kararı
Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret ettiği iddiasıyla başlatılan soruşturmada takipsizlik kararı verildi.17 Aralık soruşturmasını yürüten savcı Celal Kara ile yaptığı röportajda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret ettiği iddiasıyla Can Dündar hakkında başlatılan soruşturma 13 gün içinde sonuçlandı. Soruşturmaya bakan Basın Savcısı Umut Tepe, geçen hafta ifadesini aldığı Can Dündar hakkında takipsizlik kararı verdi. 6 sayfalık takipsizlik kararında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 'müşteki' sıfatıyla yer alırken, Can Dündar 'şüpheli' sıfatıyla yer aldı. Takipsizlik kararında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın avukatlarının savcılığa sunduğu dilekçeye de yer verildi. Dilekçede, Can Dündar'ın, Savcı Celal Kara ile yapmış olduğu röportajın içerisinde Erdoğan hakkında ağır ithamlarda bulunulduğu iddia edildi.'HAKARET ETMEK VE İFTİRA ATMAK MAKSADIYLA BU HABERİ YAPMADIM'Can Dündar, savcılık ifadesinde, röportajı kendisinin yayınladığını, röportajda herhangi bir yorumda bulunmadığını, Cumhurbaşkanı'na hakaret etmek ve iftira atmak maksadıyla bu haberi yapmadığını söyledi. Basın özgürlüğü kapsamında yapılan röportajın yayımlanması haricinde bu haberde bir etkisinin olmadığını belirten Can Dündar, başlıkların da Savcı Celal Kara'nın ifadesi doğrultusunda düzenlenmiş olduğunu anlattı. 'AŞAĞILAMA VE KÜÇÜLTME AMACIYLA RÖPORTAJ HABERLEŞTİRMEDİ'Savcı Umut Tepe de, takipsizlik kararında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) kararlarına da ayrıntılı olarak yer verdi. Takipsizlik kararında, şikayete konu röportajın doğrudan veya dolaylı olarak müştekiye sövme kastıyla, yani açıkça aşağılama ve küçültme amacıyla haberleştirilmediği, yapılan bir röportajın Celal Kara'nın aktarımından ibaret olduğu, röportaja konu aktarımda küçültücü ve hakaret içeren bir sözün bulunmadığı vurgulandı. 'BASIN, HALKIN GÖZCÜSÜDÜR'Kararda, basının 'halkın gözcüsü' konumunda olduğu da vurgulanarak, bir gazetecinin, bir başka kişinin ifadelerinin yayılmasına yardım ettiği gerekçesiyle cezalandırılmasının, kamu yararına olan konuların tartışılmasına katkıda bulunmasını engelleyeceği belirtildi. Kararda, basının demokratik toplumlarda çok önemli bir göreve sahip olduğu, toplumu ilgilendiren konularda bilgi vermekle yükümlü olduğu, halkın ise bilgi alma hakkının bulunduğu ifade edildi. GAZETECİLİK GÖREVİ...Güncel ve gündemde olan olaylar hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi amacını taşıyan haberlerin yapılmasında kamu yararı bulunduğuna dikkat çekilen savcılık kararında, 'Söz konusu röportajın yapılmasında gazetecinin uzun zamandır gündemde olan güncel ve tüm kamuoyunun yakından takip ettiği soruşturmalar ve onun neticesinde çıkan olaylar kapsamında olduğu değerlendirildiğinde, gazetecinin bu olayların doğrudan ve dolaylı muhatabı olan bir Cumhuriyet Savcısının değerlendirmelerini ve görevi sırasında yaşadığı olayları haberleştirerek aktarmasının gazetecilik görevi olduğu...' ifadelerine yer verildi. 'YAPILAN RÖPORTAJIN ELEŞTİRİ VE BİLGİ VERME HAKKI SINIRLARI İÇERİSİNDE KALDIĞI ANLAŞILMIŞTIR'Basın özgürlüğü kapsamında haberleştirilen röportajın suç sayılamayacağının altı çizilen kararda, gazetecinin gazetecilik görevinin engellenmesinin, basına tanınan hakların engellenmesine yol açacağı vurgulandı. Kararda, yapılan röportajın eleştiri ve bilgi verme hakkı sınırları içerisinde kaldığı ve konunun okuyucuya aktarılması sırasında hukuka uygunluk çerçevesinin dışına çıkılmadığı kaydedildi. Kararda, atılı suçların unsurları bakımından oluşmadığının anlaşıldığı belirtilerek, Can Dündar hakkında kovuşturmaya yer olmadığına (takipsizlik) karar verildiği belirtildi. Soruşturma, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın avukatlarının suç duyurusu üzerine başlatılmıştı.DHA
Didim'de İş Cinayeti: 1 İşçi Öldü, 5 İşçi Yaralı
Didim Belediyesi'nin 'Altınkum Sahilini Güzelleştirme Projesi' kapsamında yapılan yıkım sırasında yaşanan iş cinayetinde 1 işçi yaşımını yitirdi. Olayda 2'si ağır 5 işçi de yaralandı.Didim Belediyesi'nin 'Altınkum Sahilini Güzelleştirme Projesi' kapsamında yapılan yıkım çalışmalarında meydana gelen iş cinayetinde 1 işçi yaşamını yitirdi, 2'si ağır 5 işçi ise yaralandı.Yıkım çalışması yapan kepçenin, bir binanın balkonuna vurması sonucu yıkılan beton işçilerin üzerine düştü. Olayda elektrik teknisyeni Levent Bakırcı yaşamını yitirdi.Raşit Bakay, Ahmet Zengin, Bahattin Tokmak, Hacı Darıcı ve ismi öğrenilemeyen 5 işçi ise yaralandı. Didim Devlet Hastanesi'ne kaldırılan işçilerden 2'sinin sağlık durumunun ağır olduğu bildirildi.Etha
ABD'li Sözcü: ‘Davutoğlu'nun Ziyaretinden Haberim Yok’
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Marie Harf, kendisine yöneltilen bir soru üzerine, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, ABD’ye yapmakta oldukları ziyaretten haberi olmadığını söyledi. Harf, başkent Washington’da düzenlediği günlük basın toplantısında bir gazetecinin, ‘‘Şu sıralarda Türkiye Başbakanı, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı, hepsi New York’ta ve iki üç gün orada kalacaklar, D.C’ye gelmeyecekler gibi görünüyor…’’ dedi. Gazeteci sorusunu bitiremeden Harf’in ‘‘Ben duymadım’’ yanıtını verdi. Harf, Türk yetkililerle ayarlanmış bir görüşme olup olmayacağı sorusunu da, ‘‘Kontrol edebilirim. Üzgünüm, ben duymadım ama kontrol edebilirim’’ diye yanıtladı.
Sağlık Çalışanları 13 Mart'ta Grevde
İstanbul Tabip Odası öncüğünde toplanan 14 ayrı sağlık örgütü temsilcisi, 13 Mart Cuma günü hastanelerde acil ve yoğun üniteleri hariç tüm bölümlerde grev kararı aldıkları açıkladı. Cerrahpaşa Tıp Fatültesi Hastanesi bahçesinde toplanan yaklaşık 50 kişil, G(ö)REVDEYİZ yazılı pankart açtı. ‘Taşeron çalıştırılmasına hayır’, ’13 Mart’ta sağlığımız için görevdeyiz’, ‘Sağlıkta ticaret ölüm getirir’ döviz taşıyan kalabalık, ’Performans sistemi kaldırılsın’, ’13 Mart’ta grevdeyiz’ şeklinde slogan attı.Sağlık çalışanları adına konuşma yapan Türk Tabipler Birliği İkinci Başkanı Prof. Dr Raşit Tükel, “12 yıldır uygulanmakta olan sağlıkta dönüşüm programının getirdikleri ortadadır. Kazancın ön plana çıktığı bir sağlık sistemi, sağlıklı yaşam hakkının engellendiği ve kısıtlandığı bir sağlık sistemidir. Katkı ve katılım paylarının giderek arttığı bir sağlık sisteminde yaşıyoruz. Uzun saatler çalışıyoruz. Bunun karşılığını alamıyoruz. Performans sisteminin baskısı altındayız” dedi.Ardından söz alan Tabipler Odası Genel Sekreteri Samet Mengüç de, hükümetin sağlık politikalarını eleştirerek, “Sağlık çalışanlarının gün geçtikçe artın sorunları doğrudan doğruya halkın sağlığını ve sağlık hizmet sorununu olumsuz etkilemektedir. 14 Mart Tıp Haftası’na her yıl giderek artan sorunlarla giriyoruz. Sorunlarımızın acil çözümü için 13 Mart’ta grevde olacağız” şeklinde konuştu.Süleyman Kaya, DHA