onedio
TSK'dan ‘İntihar’ Önlemi
Genelkurmay Başkanlığı, son dönemde art arda yaşanan asker intiharları ve şüpheli ölümler için askerin kendini vurmasını engelleyecek yeni tetik mekanizması hazırladı.Son yıllarda ardı arkası kesilmeyen ‘asker intiharları’ için Türk Silahlı Kuvvetleri devreye girdi. Her geçen gün kışladaki şüpheli ölümlerin artmasının önüne geçmek için Mehmetçiğe yeni tetik mekanizması hazırlandı.
Ünlü Girişimciler Kaç Yaşında Şirketlerini Kurdular?
Başarmak için bir yaş sınırı var mıdır? Cevap evetse bu hangi yaş aralığında olmalı? Funders and Founder’ın derlediği verilere göre başarmak için asla geç değil.Forbes 100’e baktığınızda, şirketler kurulduğunda kurucuların çoğunlukla 35 yaş civarında olduğunu görürsünüz. Ancak Facebook gibi bir devin de Mark Zuckerberg henüz 19 yaşındayken kurulduğunu belirtmekte fayda var. IBM kurulduğunda Charles Flint 61 yaşındaydı. Bank of America kurulduğunda ise Amadeo Giannini 60.Verilere göre en genç kurucu Michael Dell. Dell kuruluğunda kurucusu yalnızca 18 yaşındaydı. Yoğunluğun ise 35 – 45 yaş aralığında dağıldığını görüyoruz.  Bu da bizi şu sonuca götürüyor: Başarmak için asla geç veya asla erken değildir. Dünyanın en büyük şirketleri çok çeşitli yaş gruplarına sahip girişimciler tarafından kurulmuş. Tam listeye aşağıdaki infografiğe tıklayarak erişebilir ve link aracılığıyla büyük halini görüntüleyebilirsiniz.Özellikle 25 yaş krizi ve 35 yaş (orta yaş) krizi döneminde başarılı olmuş insanlara dikkat edin. Başarmak için hiçbir zaman geç olmadığını unutmayın.
Sağlık Çalışanlarının Nöbet Ücretine Yüzde 50 Zam
Başbakan Ahmet Davutoğlu, sağlık çalışanlarının fazla mesai ücretlerine yüzde 50 ila yüzde 75 zam yapılacağını açıkladı. Ayrıca isteyen doktorlar 70 yaşına kadar çalışabilecek.Başbakan Davutoğlu, Ankara'da, Sağlık Bakanlığı'nın 'Şifa Veren Ele Vefa' adlı etkinliğinde bir konuşma yaptı. Davutoğlu fazla mesai ücretlerine zam, daha yüksek emekli maaşı ve erken emeklilik gibi bir dizi yeni imkan ve hak getirileceğini söyledi:'Evvelki gece sağlık bakanımız ile konuştuk. Tıp bayramı münasebetiyle sağlık çalışanlarımızın nöbet ücretlerinde yüzde 50 zam yapıyoruz. Acil servislerde ve riskli noktalarda çalışanların mesai ücretlerine yüzde 75 zam yapıyoruz. Sabit döner sermayeden gelen gelirlerse isterseler daha fazla kesinti yapıp daha fazla emekli maaşı almaları sağlanacak. Hekim sayımızdaki açık var. Çalışmak isteyen hekimlere 70 yaşına kadar çalışma imkânı getireceğiz. Mali sorumluluk tazminatında 400 bin TL’lik limit 600 ila 800 bin TL’ye çıkarılacak. Ayda belli saat nöbet tutan hekimlerimize kademeli olarak emeklilikte fiili yıpranma hakkı verilecek.''Sağlık çalışanlarını anlamalıyız''En güzel hastaneleri kurabiliriz ama insan faktörü olmadan ne araçlar, ne kanunlar işe yarar' diyen Davutoğlu, sağlıkta gelişimin doktorlara bağlı olduğunu söyledi. Başbakan, 'Devletin saadeti insanın sıhhatine bağlıdır' dedi ve şöyle devam etti:'Hastanedeki her ortamda, o telaşlı koşuşturma içinde, belki zihninde beş hastayı aynı anda taşıyarak, oradan oraya koşturan doktorların, hemşirelerin, hasta bakıcıların haletiruhiyesini anlamadan, yaşadığı küçük bir sorun dolayısıyla, onlara saldırma cüreti, küstahlığı gösteren kişilerin merhamet yoksunu olduğuna inanıyorum.''Kadına şiddet alkol ve uyuşturucu bağımlılarından geliyor'Davutoğlu sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önüne geçilmesi için çağrı yaparken, kadına yönelik şiddete de dikkat çekti. Başbakan, 'Kadına şiddet özellikle alkol ve uyuşturucu bağımlısı kesimden geliyor. Buna da dikkat etmemiz lazım' dedi.Başbakan iç güvenlik paketinde sağlık çalışanlarına yönelik şiddetle mücade bir düzenleme getirileceğini belirtip, 'Hem şifa veren sağlık çalışanına saldırcaksın hem de arka kapıdan çıkacaksın. Bir hesap vereceksin. Vaka adli makamlara tevdi edilecek.' diye konuştu.Kaynak: Al Jazeera
Sosyal Merkezde Çocuğa Cinsel İstismar
Elazığ’da yurttan kaçan 4 kızın ifadeleri dehşete düşürdü. 6 yıl boyunca istismara uğradıklarını söyleyen kızlar, yaşadıklarını anlatmalarına rağmen işlem yapılmadığını savundu. Yurdun müdür yardımcısı ve psikoloğunun da tacizleri raporladığı ama yetkililerin ‘sessiz’ kaldığı ortaya çıktı. Türkiye'yi dehşete düşüren haber üzerine üç müfettiş görevlendirildi. Harput Bakım, Sosyal ve Rehabilitasyon Merkezindeki cinsel istismar soruşturması kapsamında personelin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından açığa alındığı açıklandı.ELAZIĞ’daki Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı Harput Bakım, Sosyal ve Rehabilitasyon Merkezi’nden kaçıp jandarma tarafından bulunan S.E., B.E., E.K ve E.A. adlı 4 kız çocuğu, ifadelerinde merkezde cinsel taciz ve şiddete maruz kaldıkları için kaçtıklarını söyledi. Hürriyet'ten Fevzi Kızılkoyun'un haberine göre, iddia üzerine inceleme başlatan jandarma, merkeze rehabilite amacıyla getirilen kız çocuklarının, 2007-2013 yıllarında cinsel istismar, taciz ve şiddete maruz kaldığı bilgisine ulaştı.Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 2014/3637 dosya numarasıyla başlattığı soruşturmayla ilgili jandarmanın hazırladığı fezlekede, yurtta kalan diğer kızların da ifadesi yer aldı. Fezlekede, kızların, defalarca bazı görevlilerin cinsel tacizlerine maruz kaldıkları, 2 kızın intihara kalkıştığı, birinin akıl hastanesinde bir süre tedavi gördüğü, durumu yöneticilere anlatmalarına rağmen işlem yapılmadığı belirtildi.ŞÜPHELİLER BAŞKA MERKEZDESavcılık, cinsel istismar, taciz ve şiddet uyguladıkları iddia edilen şüphelilerden A.S., N.Y., S.D., C.Ç., İ.D. ve H.A.’nın ifadesini aldı. Kızlarla ‘gönül ilişkisi’ yaşadıklarını doğrulayan N.Y. ve S.D., diğer suçlamaları reddetti. Merkezin müdürü Ş.C. de taciz ve cinsel istismara şahit olmadığını belirterek “Bu tür şikâyetler üzerine idari soruşturmalar açıldı. Ancak delil ve kanıt olmayınca işlem yapılmadı. Eğer varsa böyle bir durum suçlular gerekli cezayı alsınlar” dedi. Müdür Ş.C. Hürriyet gazetesine soruşturmanın devam etmesi nedeniyle konuşamayacağını söyleyerek “Eski bir mevzu. Adı geçen kızlar ve biri hariç suçlanan personel de artık merkezde kalmıyor” dedi.‘TACİZİ GÖZLERİMLE GÖRDÜM’Merkezin müdür yardımcısı Z.K. ise tacizlere şahit olduğunu anlattı: “Çalışanlardan A.S.’nin, kız çocuğu E.K.’ye cinsel tacizlerde bulunduğunu gözlerimle gördüm. Merkez personeli N.Y. ile şirket personeli S.D.’nin kurumun banyosunda kızlarla cinsel birliktelik yaşadıkları, yakalanmamaları için birbirlerine gözcülük yaptıklarını da takiple tespit ettim. Durumu müdür Ş.C. ile Sosyal Hizmetler İl Müdürü Z.A.K.’ya ilettim. Kurum müdürü, ‘Bana yakın olduklarını düşündüğün personeli kurumdan uzaklaştırmak istiyorsun’ diyerek konuyu geçiştirdi. Şirket elemanı olarak merkezde çalışan C.Ç.’nin de kızları taciz ettiğini tespit ettim. Yine Y.B. isimli kız çocuğu cam parçası ile kendisine zarar vermeye çalıştı. Kız çocuğu, kurumda çalışan C.Ç.’nin tacizlerine dayanacak gücü kalmadığı için kendisine zarar verdiğini söyleyince C.Ç.’nin kurumdan uzaklaştırılması için resmi yazıyla gerekli yerlere ilettim.”TACİZLERİ GÜNLÜĞE YAZMIŞLARSORUŞTURMADA bir kız çocuğunun incelenen günlüğünde, “S. denilen şahıs benden faydalandı. Bana sigara getirdi, telefonunu getirdi. Keşke hiçbirisi olmasaydı” diye yazdığı, başka bir kızın ise “N. diye biri var. Gözlerime aşık olmuş. Çok sapık biri” diye bir yazıyı kaleme aldığı belirlendi.MAĞDURLAR ANLATIYORSadece Elazığ değilMağdur kızlardan E.K. başka yurtlarda da benzer şeyler yaşadıklarını söyledi: “Diyarbakır’da yurtta bulunduğum sırada (11-12 yaşlarındayken) da spor hocası H.A. ile 2009-2010 yıllarında ilişkiye girdik.”Mağdurlardan S.E. de şu iddialarda bulundu: “Muş’ta yurtta kaldığım dönemde görevli İ.D., cinsel tacizlerde bulunup şiddet uyguladı. Müdüre bildirmeme rağmen işlem yapılmadı. Sonra Elazığ’a geldim. Burada baskı nedeniyle G.Ö. adlı kız kurumdan kaçtı. Tacizlerle ilgili müdüre dilekçe verdim, ancak işlem yapılmadı. Görevli C.Ç. yurttaki kızlara sarkıntılık yapıyordu. Bu konuyu da müdür duydu ve bu kişi başka kuruma gönderildi. Önceden tanıdığım bir hastanenin başhekim yardımcısından yardım istedim, yardım edeceğini söyleyerek beni götürdüğü öğrenci evinde zorla ilişkiye girdi.”PSİKOLOĞUN RAPORUNDAN‘9 yaşından beri tacize uğruyormuş’HARPUT’taki merkezin psikoloğu S.E.’nin fezlekede yer alan raporunda da şunlar kaydedildi: “Çocuklardan E.K., kurumda çalışan N.Y., A.S. ve U.’nun kendisine 9 yaşından itibaren tacizde bulunduğunu söyledi. Çocuklardan Y.B. ve M.E. de kurum çalışanı C.Ç.’nin, tacizde bulunduğunu, Y.B.’nin, bundan usandığını, kurtulmak için kollarını kestiğini, Elazığ Akıl ve Ruh Sağlığı Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi’ne götürüldüğünü de anlattı. Yaşananları il müdürü Z.A.K.’ya bildirdim. Soruşturma açıldı.”
AKM'ye 7 Yılda Ne Oldu?
AKM'deyiz İnisiyatifi, 2008 yılından beri kapalı olan AKM'nin derhal güçlendirme ve iyileştirme çalışmalarının başlamasını talep ediyor. Peki yedi yılda AKM'de neler oldu?AKM'deyiz İnisiyatifi, 2008 yılından beri kapalı olan Atatürk Kültür Merkezi'nin (AKM) derhal güçlendirme ve iyileştirme çalışmalarının başlamasını talep ediyor.2008'de tadilat nedeniyle kapanan ancak yılan hikayesine dönen süreçte bir türlü tadilatına başlanmayan AKM, Gezi olaylarının ardından adeta polis karargahına dönmüştü.8 Haziran 2013'te dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'AKM'ye barok tarzında opera yapalım' önerisi, binanın tadilat yerine yıkılacağı endişesi yaratmıştı.Yıllar içinde bakımsızlıktan adeta çürümeye bırakılan binanın içindeki ses sistemlerinin hurdacılara satıldığı iddia edilmişti
Fakülte Sekreteri Tiziano Tablosunu Açık Saçık Buldu: 'Sansür Mansür Bir Şey Yapın'
İstanbul Üniversitesi Sanat tarihi Kulübü öğrencilerinin panel hazırlığı, afiş için seçtikleri İtalyan ressam Tiziano’nun tablosu yönetim tarafından açık saçık bulununca durum sosyal medyalık oldu.İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Kulübü “Sanat Tarihi Merceğinden Güzellik Tarihi” başlıklı bir panel düzenledi. Paneli duyurmak amacıyla hazırlanan afişte, 16’ncı yüzyılın önemli sanatçılarından Tiziano Vecellio’nun Amor sacro e Amor profano (Kutsal aşk ve beşeri aşk) adlı resmi kullanıldı.Hürriyet Kampüs'te yer alan habere göre; İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Kolektifi’nin açıklamasına göre afiş fakülte genel sekreteri Aliye Yücel’e götürüldü. Öğrencilerin aldığı yanıt “Ay bu ne? Şuna sansür mansür bir şey yapın!” oldu. Görüşüne başvurduğumuz Yücel, Hürriyet Kampüs’e “Bu haber kullanılmamalı, ben onlarla konuşurum” dedi ve konuyla ilgili başka bir açıklama yapmayacağını söyledi.Sansür tasarımıSanat Tarihi Kolektifi, durumu üniversitede kullanılmak istenen afişle okulda duyurdu ve “Sansür tasarımı yapıyoruz” diyerek, öneriler istedi.Çağrıda şöyle denildi: “Bildiğiniz gibi Sanat Tarihi Kulübü olarak çeşitli etkinlikler yapmaya çalışıyoruz. Bu etkinlikleri yapmadan önce kendi aramızda fikirlerimizi birleştirirken hocalarımızdan da destek alarak hem kendimize hem okuduğumuz bölüme hem de bilim etiğine faydalı olmaya çalışıyoruz. Yapılan her etkinlikte elbette karşımıza çıkan zorluklar oluyor. Amfi ya da salon bulamamak gibi. Ancak son zamanlarda bölüm hocamızdan rica ettiğimiz bir seminerimizin afişine yapılmak istenen bir sansür ile karşılaştık. Afişimizi değiştirmememiz halinde ya da diğer bir tabirle “sansür uygulamadığımız” takdirde afişin sekreterlik tarafından onaylanmayacağı cevabını aldık. Sekreterlik tarafından sergilenen bu tutuma karşı bizde, sanat tarihi bölümü öğrencileri olarak etkinliğimizin afişine yapılması istenilen sansürle ilgili tartışmak için hocalarımızın da katılımıyla toplanıp, sansür tasarımı yapıyoruz. Hepinizi fikirlerinizle bekliyoruz.”Roma’da koleksiyondaTiziano’nun kutsal aşkı ve beşeri aşkı anlatan tablosu 118×279 santimetre boyutunda. Tual üzerine yağlı boya tablo İtalya’nın başkenti Roma’da Galleria Borghese koleksiyonunda.Sanat tarihçileri 1515 tarihli eserin, Giorgione’nin gizemli hayal ürünü resimleriyle bağlantılı olduğunu düşünüyor. Kabartmalı küçük bir mermer havuzun sol tarafında, dönemin kıyafetleri içerisinde kutsal aşkı sembolize eden kadın figürünü, sağ tarafında ise beşeri aşkı sembolize eden çıplak kadın figürünü görü görülüyor. Arkalarında geniş bir manzara yer alıyor. Kompozisyon, dönemin aşk üzerine yoğunlaşan entelektüel ilgisiyle bağlantılı olduğu kadar dinsel ve beşeri, göksel ve dünyevi olan arasındaki karşıtlıkları gözler önüne seriyor.Tiziano Vecellio (1488/90-1576)16.yüzyılın önemli sanatçılarından Tiziano Vecellio Venedikli, 1488 ya da 1490’da doğduğu sanılıyor. Bir mozaik ustasına, 9 yaşındayken çırak olan Tiziano, daha sonra Belliniler’in atölyesinde Giovanni Bellini’nin yanında çalıştı. İlk eserlerinde Bellini’nin yanı sıra birlikte çalıştığı ve Giorgione’nin de etkileri görülen sanatçı yaşadığı dönemde büyük ün kazanmıştır. Tiziano, yaptığı çok sayıda portre, dinsel ve mitolojik konulu resimlerle tanınıyor. Erken çalışmalarındaki Giorgione etkisine rağmen daha sonra kendi özgün üslubunu geliştirmiştir. Erken çalışmaları arasında mitolojik konular ağırlıktadır.
Reklam
OnePlus'ın Yeni Telefonu 6 Ay İçinde Piyasada
2014’ün en iyi telefonlarından biri olarak gösterilen OnePlus One, davetiyeyle satılmasına rağmen yüksek satış rakamlarını yakalamayı başarmıştı. İncelemelerden de yüksek puanlar alan OnePlus One sektöre hızlı bir giriş gerçekleştirmişti. Bu başarıların ardından uzun zamandır yeni OnePlus Two ile ilgili açıklama yapması beklenen OnePlus, nihayet beklenen açıklamayı yaptı.İddialara göre yeni OnePlus modelinde 5,5 inç boyutunda qHD ekran yer alacak. Snapdragon 810 ‘u kullanması beklenen cihazda 4 GB RAM olacağı söyleniyor. Bu özelliklerin şu an iddia aşamasında olduğunu belirtelim. OnePlus CEO’su Carl Pei , yeni cihazla ilgili herhangi bir bilgi vermekten kaçınsa da çıkış tarihiyle ilgili önemli bir bilgi verdi. Hayranların biraz daha beklemesi gerektiğini belirten Pei, yeni One Plus’ın 6 ay içerisinde piyasadaki yerini alacağını belirtti. Bu tarihe bakılırsa yeni One Plus en geç eylül ayında bizlerle olacak. Cihazın detaylı teknik özelliklerinin ise bu tarihten daha önce açıklanması bekleniyor.LOG
Zihnimize ve Dilimize Yerleşmiş, Düşünmeden Kullandığımız 23 Ayrımcı Deyiş
Türkçedeki kimi deyim, deyiş ve atasözleri hem bireyleri hem de toplumun tamamını yaralayıcı niteliktedir. Ayrımcılık yüklü anlamlarıyla sağlıklı bir toplum olmamızın önünde de engel teşkil ederler. Dahası, ayrımcılık insan haklarını meydana getiren temel değerlere topyekün yapılmış bir saldırıdır. Aşağıda örneklerini verdiğimiz deyim, deyiş ve atasözlerine de bu gözle bakmak gerekir.Yakın bir gelecekte bu deyim, deyiş ve atasözlerinin önce zihinlerimizden sonra da dilimizden silinmesi dileğimizle:
Reklam
‘Atatürk'ün Vasiyeti En Özel Koşullarda Gerektiği Gibi Korunuyor’
Devlet Arşivleri Genel Müdürü Ünal, 'Atatürk'ün 5 Eylül 1938 tarihli Dolmabahçe'de kaleme aldığı vasiyeti, en özel koşullarda gerektiği gibi korunuyor' dedi.Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürü Doç. Dr. Uğur Ünal, 'Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün 5 Eylül 1938 tarihli Dolmabahçe'de kaleme aldığı vasiyeti, Genel Müdürlüğümüze intikal ettiği günden bu yana en özel koşullarda gerektiği gibi korunuyor' dedi.Devlet Arşivleri Genel Müdürü Ünal, bazı basın yayın organlarında yer alan 'Atatürk'ün vasiyetinin kaybolduğu' yönündeki iddiaların ardından, Atatürk'ün Dolmabahçe'de 5 Eylül 1938'de kendi el yazısıyla kaleme aldığı ve ancak özel izinle açılabilen, ısı ve nem koşullarının uygun olduğu bir kasada muhafaza edilen vasiyetnamenin orijinalini AA muhabiriyle paylaştı.Ünal, 1989 yılında kendilerine teslim edilen vasiyetnamenin kurumda titizlikle muhafaza edildiğini ancak bu belgenin Atatürk Orman Çiftliği ile ilgili herhangi bir madde ihtiva etmediğini belirtti.Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğüne intikal eden her arşiv belgesinin, titizlikle kayıt altına alındığını ve bu belgelerin herhangi bir şekilde kaybolması veya tahrifinin söz konusu olamayacağını vurgulayan Ünal, şöyle konuştu:'Atatürk'ün 5 Eylül 1938 tarihli Dolmabahçe'deki vasiyeti, Başbakanlık Bakanlar Kurulu Sekreterliği tarafından Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğüne 17 Mart 1989'da teslim edilmiştir. Devlet Arşivleri Genel Müdürü tarafından teslim alınan bu belgeler; ilgili başkanlığa teslim edilerek kurum arşivi çelik kasalarında günümüze kadar güvence altında saklanmıştır. Atatürk'ün vasiyeti; Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünün Cumhuriyet Arşivi Kataloglarında: fon no: 30 10 0 0 ve yer numarası: 269, dosya gömleği no:808, sıra no:1 olarak araştırmaya açıktır'.Kurumda bulunan vasiyetnamede, mahkeme tarafından talep edilen ve davaya konu olan Atatürk Orman Çiftliği'ne ilişkin herhangi bir ifadenin yer almadığını kaydeden Ünal, 'Haberlerde zikredilen ve Genel Müdürlüğümüze 1989 yılında teslim edilmiş Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün mirası, bize intikal ettiği günden bu yana en özel koşullarda gerektiği gibi korunuyor' ifadesini kullandı.VasiyetnameCumhuriyet Arşivi'nde yer alan 5 Eylül 1938'de Mustafa Kemal Atatürk'ün el yazısıyla kaleme aldığı vasiyetnamenin içeriği ise şöyle:'Malik olduğum bütün nukut ve hisse senetleriyle Çankaya'daki menkul ve gayrimenkul emvalimi Cumhuriyet Halk Partisi'ne atideki şartlarla terk ve vasiyet ediyorum: Nukut ve hisse senetleri, şimdiki gibi, İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır. Her seneki nemadan, bana nisbetleri şerefi mahfuz kaldıkça, yaşadıkları müddetçe, Makbule'ye ayda bin, Afet'e 800, Sabiha Gökçen'e 600, Ülkü'ye 200 lira ve Rukiye ile Nebile'ye şimdiki yüzer lira verilecektir. Sabiha Gökçen'e bir ev de alınabilecek ayrıca para verilecektir. Makbule'nin yaşadığı müddetçe Çankaya'da oturduğu ev de emrinde kalacaktır. İsmet İnönü'nün çocuklarına yüksek tahsillerini ikmal için muhtaç olacakları yardım yapılacaktır. Her sene nemadan mütebaki miktar yarı yarıya, Türk Tarih ve Dil kurumlarına tahsis edilecektir.'Şenay Ünal, AA
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Hakan Bey MİT'ten ayrılınca cumhurbaşkanı üzüldü, başbakan sevindi. Cumhurbaşkanı üzülürken başkası nasıl sevinir, bu anlaşılamadı. Neyse ki Hakan Bey oyunu reset etti, karışıklık giderildi.Hayır yani, “bu güzide kurumumuza yapılmaz” demişler, ondan fena oldum ben. Hakikaten yapılmaz. Hem kurum bu; kurum ne demek, devlet demek; kuruma yapılmaz; hem de güzide kurum ki, güzide kuruma hiç yapılmaz.Hakan Fidan MİT'i bırakırken cumhurbaşkanı kendisini uyardı. Dedi ki, “yapma” dedi; “yapma” demiş yani; “yapma dedim” dedi. Ve fakat lafını dinletemedi. Mazallah!Herkes de dedi ki, “Efendim, Hakan Bey'in tercihine saygı duymak lazım,” dedi. Saygı da duyuldu Allah için. Cumhurbaşkanı bile hepimize her fırsatta reva gördüğünün binde birini savurmadı Hakan Bey'in kafasına. Uçaktakilere dert yandı. Eş dost hizmetkâr arasında, “Yapma dedim, yaptı” diye sızlandı, o kadar.
Reklam
Fatih Terim'le "Futbol Buluşmaları" Adana'da Başlıyor
Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim, 'Futbol Buluşmaları' adı altında gerçekleştirilecek toplantıların ilkini 16 Mart Pazartesi günü Adana'da yapacak.Türkiye Futbol Federasyonu'ndan yapılan açıklamada, ilki Adana'da gerçekleştirilecek toplantıda Terim'in, projelerinin detaylarını futbolun paydaşlarına aktaracağı belirtildi.Bu toplantılarda katılımcıların da görüşleri alınarak yeni projeler üretilmesi ve çözüm önerileri geliştirilmesi yolunda yeni adımlar atılabilmesinin önünün açılacağı ifade edildi.Nisan ayında tüm Türkiye'ye yayılacak bu toplantılarda Terim'in kulüp temsilcilerinden antrenörlere, altyapı sorumlularından üniversitelerin beden eğitimi ve yüksekokul yetkililerine kadar futbolun tüm kademeleriyle bir araya gelerek, sorunları ve önerileri dinleyeceği kaydedildi.Eurosport
Reklam
Bahçeli: ‘İttifak Düşünmüyoruz’
Milliyetçi Hareket Partisi’nden milletvekili olmak isteyenler için aday adaylığı başvuruları başladı. İlk başvuruyu Genel Başkan Devlet Bahçeli yaptı. Bahçeli seçimde ittifak düşünmediklerini söyledi, 'Aday olmak isteyenlere kapımız açık' dedi. Bahçeli, 25'inci Dönem Milletvekilliği Genel Seçimleri için adaylık başvurusunda bulundu. Parti Genel Merkezi'nde adaylık başvurusu yapan Bahçeli, basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Döviz kurundaki artış hatırlatılarak ekonomik gelişmeler konusunda bir endişe duyup duymadığı sorulan MHP Lideri Bahçeli, 'Türkiye ekonomik yönden bunalım içerisinde. Çıkış yolu itibariyle gösterilen çabalarda ekonomi bilimiyle ters düşen yaklaşımlarla doludur. Cumhurbaşkanı bu gibi konularda biraz uzakta kalıp bürokrasideki yetişmiş uzmanlarımızla meselenin çözümünü başbakana bırakmasında yarar vardır' ifadelerini kullandı. Partilerin kapatılmasını engellemek amacıyla Meclis'e sunulan kanun teklifi için partisinin tutumunun ne olacağı sorulan Bahçeli, 'Kamuoyunu sürekli yanıltma politikası takip ediliyor. Ak Parti'nin kapatılma endişesi Anayasa Mahkemesi'nde görüşülme sırasında gündeme geldiğinde MHP, partilerin kapatılmaması gerektiğini bununla ilgili gerekli değişikliklerin yapılmasından yana olabileceğini ve partileri kapatmak yerine kapatmaya temel olan yasadışı eylemleri kim yapmışsa siyasi parti yöneticilerinden onların yasaklanması veya yargıya ifadelerinin alınması lazım geldiğini ifade etmiştim. Durup dururken parti kapatma meselesi ortaya çıkmıştır. Böyle bir parti kapatma yok. Ceza müessesesi vardır. Varsa partide hata bize gelip cezamızı kessinler ama milleti aldatmasınlar' dedi.'DEĞERLİ ŞAHSİYETLERİN BAŞVURUDA BULUNACAKLARINA İNANMAKTAYIZ'Bahçeli, adaylık için memleketi Osmaniye'yi tercih ettiğini söyleyerek, '7 Haziran 2015 Pazar günü oy verme günü olarak belirlenen 25'inci Dönem Milletvekilliği Genel Seçimleri için Milliyetçi Hareket Partisi, aday adaylarının başvurularının kabul günü olarak 12 Mart'ı ve kabul gününün son günü olarak da 18 Mart'ı belirlemiştir. MHP'ye çok sayıda değerli şahsiyetlerin aday adayı olmak için başvuruda bulunacaklarına inanmaktayız. Bugün başkanlık divanı üyelerimizle başvurularımızı gerçekleştirmiş olduk. Bu seçimlerin milletimize, MHP'ye ve değerli adaylarımızla birlikte bütün siyasi partilerimize hayırlı olmasını Allah'tan niyaz ediyorum' diye konuştu.'TÜRKİYE EKONOMİK YÖNDEN BUNALIM İÇERİSİNDE' Döviz kurundaki artış hatırlatılarak ekonomik gelişmeler konusunda bir endişe duyup duymadığı sorulan Bahçeli, 'Türkiye ekonomik yönden bunalım içerisinde. Çıkış yolu itibariyle gösterilen çabalarda ekonomi bilimiyle ters düşen yaklaşımlarla doludur. Cumhurbaşkanı bu gibi konularda biraz uzakta kalıp bürokrasideki yetişmiş uzmanlarımızla meselenin çözümünü başbakana bırakmasında yarar vardır' ifadelerini kullandı.'CUMHURBAŞKANI, ADAY OLMASINDA NE MAHSUR GÖRDÜ AÇIKLAMASI LAZIM'Hakan Fidan'ın MİT Müsteşarlığı'na tekrar atanmasını nasıl değerlendirdiği sorulan Bahçeli, 'Bu gelgitlerden millet çok usandı. Aday olmasında ne mahsur gördü cumhurbaşkanı, onu açıklaması lazım' diye konuştu. MHP'nin seçimlere yönelik bir hedefinin olup olmadığı sorusu için Bahçeli, 'Milliyetçi Hareket Partisi olarak bir anket çalışmasında henüz bulunmadık. Hedefimiz tek başına iktidar olmadır. Oylarımızı en çok seviyeye ulaştırmak bu seçimlerdeki hedefimizdir' açıklamasında bulundu.'MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ İTTİFAK DÜŞÜNMEMEKTEDİR'Genel Seçimler için ittifak yapılacağı yönündeki iddialar sorulan Bahçeli, 'Milliyetçi Hareket Partisi ittifak düşünmemektedir. Ancak kapısını herkese açmıştır. Aday olmak isteyen partimizle seçime girmek isteyenler gelir başvurularını yapar' diye yanıt verdi.'PARTİ KAPATMA YOK, CEZA MÜESSESESİ VARDIR'Parti kapatma iddiaları hatırlatılarak partilerin kapatılmasını engellemek amacıyla Meclis'e sunulan kanun teklifini samimi bulup bulmadığı ile partisinin tutumunun ne olacağı sorulan Bahçeli, şunları kaydetti 'Kamuoyunu sürekli yanıltma politikası takip ediliyor. Ak Parti'nin kapatılma endişesi Anayasa Mahkemesi'nde görüşülme sırasında gündeme geldiğinde MHP, partilerin kapatılmaması gerektiğini bununla ilgili gerekli değişikliklerin yapılmasından yana olabileceğini ve partileri kapatmak yerine kapatmaya temel olan yasadışı eylemleri kim yapmışsa siyasi parti yöneticilerinden onların yasaklanması veya yargıya ifadelerinin alınması lazım geldiğini ifade etmiştim. Durup dururken parti kapatma meselesi ortaya çıkmıştır. Böyle bir parti kapatma yok. Ceza müessesesi vardır. Varsa partide hata bizden gelip cezamızı kessinler ama milleti aldatmasınlar.'MHP Lideri Devlet Bahçeli, ayrıca adaylık başvurusu öncesinde beraberindeki partililer ile kurban kestirdi. MHP Genel Merkezi önünde kesilen koç ile birlikte dua okunarak genel merkezde adaylık başvurusu gerçekleştirildi.DHA
90'lara Damga Vuran Pop Şarkılarını Hiç Böyle Dinlemediniz!
etiket
A Capella Boğaziçi 90'lara damga vuran tam 21 pop şarkısını sadece 4 dakikaya sığdırdı...1- Grup Merdiven - Akdeniz Akşamları2- Mirkelam - Her Gece3- Demet Sağıroğlu - Arnavut Kaldırımı4- Candan Erçetin - Umrumdadeğil5- Sertab Erener - Zor Kadın6- Sertab Erener - Sakin Ol7- Sezen Aksu - Seni Yerler8- Tayfun - Hadi Yine İyisin9- Yonca Evcimik - Bandıra Bandıra10- Cartel - Cartel11- Sibel Can - Padişah12- Oya Bora - Ara Beni13- Mustafa Sandal - Araba14- Grup Laçin - Haydi Güzelim15- Burak Kut - Benimle Oynama16- Tarkan - Kıl Oldum Abi17- Harun Kolçak - Gir Kanıma18- MFÖ - Ali Desidero19- Rafet El Roman - Amerika20- Yıldız Tilbe - Delikanlım21- Athena - SkalongaDüzenleme - Recep GülSoprano - Ceren GündoğduAlto - Ezgi ArslanTenor - Recep GülBariton - Cesur ÖzdemirBas ve Cajon - Ali GöktürkKayıt ve Mix - Recep GülYönetmen - Emirhan SavaşGörüntü Yönetmeni - Mert ErçinAsistan - Cem AburgaProdüksiyon - Startabaswww.facebook.com/acapellabogaziciwww.twitter.com/acapellabogazicwww.acapellabogazici.com
Reklam
ÖSYM'den YGS  Açıklaması: 'Sorular Açıklanacak'
YGS kitapçığının yüzde 20'si telif haklarıyla yayınlanacak, geriye kalan kısmı ise sonuçların açıklandığı gün, Aday İşlemleri Sisteminden erişime açılacak.ÖSYM Başkanı Ali Demir, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay'ın sınav soruları hakkındaki kararlarına uyacaklarını belirterek, Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) sorularının yüzde 20'sini sınav bittikten sonra tüm telif haklarını ücretsiz devrederek yayınlayacaklarını, geriye kalan soruların ise sonuçlar açıklandığı gün Aday İşlemleri Sisteminden adayların incelemesi için erişime açacaklarını bildirdi.Demir, AA muhabirine hafta sonu yapılacak olan YGS'ye ilişkin yaptığı açıklamada, yıl içerisinde yaptıkları en önemli sınavlardan biri olan YGS'nin 15 Mart'ta yapılacağını hatırlattı.YGS'nin Türkiye'nin yakından ilgilendiği bir sınav olduğunu belirten Demir, geçen yıldan itibaren soru havuzu oluşturabilmek amacıyla soruların sadece yüzde 20'sinin açıklandığını söyledi.Anayasa Mahkemesi'nin ve Danıştay'ın 2014 YGS sorularının açıklanması yönünde kararları bulunduğunu ifade eden Demir, basında ÖSYM'nin bu kararları uygulamadığı ve hukuku tanımadığı yönünde ithamlar bulunduğunu anımsattı.Bu değerlendirmelerin kendilerini de üzdüğünü ifade eden Demir, bu yorumların doğru olmadığının da altını çizdi.Bu yorumlarla, son 4 yıldır sınav güvenliği, şeffaflığı ile hak ve adaleti tesis etmek amacıyla yaptıkları faaliyetlerin görmezden gelindiğini belirten Demir, 'ÖSYM asla hak arama hürriyetine engel değildir. ÖSYM'nin hiç bir kararı hak arama, bilgi edinme hürriyetine engel değildir. Bugüne kadar, soru kitapçığını görmek isteyen tüm adaylar, ÖSYM'ye geldiler ve kendi soru kitapçıklarını incelediler, sorularımız hakkında inceleme isteyen merciler, bu incelemelerini yaptılar. Dava açmak isteyenler davalarını açtılar incelemelerini yaptırdılar' diye konuştu.Demir, adayların sınav sorularına odaklanmak yerine bilgiye ve konuya odaklanmalarını tesis ederek, bilerek ve sınava girmelerini sağlamak istediklerini belirtti.Sınav sürecinden beslenen dershanelerin özel okula dönüşü çalışmalarıyla Türkiye'de eğitim açısından önemli bir adım atıldığını kaydeden Demir, bu kararın önümüzdeki dönemde uygulanacağını dile getirdi.Soruların internet üzerinden yayınlanması ve kitaplar halinde basılarak dağıtılmasının, dershanelerin ekmeğine yağ sürdüğünü, bunları canlandırdığı ve ön plana çıkdığını anlatan Demir, şunları kaydetti:'Biz, bu uygulamayı engellemek adına böyle bir karar almıştık. Ama asla hak arama hürriyetine ve şeffaflığa zede vuracak bir uygulama değildi. Fakat bugün görüyoruz ki daha henüz Anayasa Mahkemesi'nin, gerekçeli kararı açıklanmaksızın, daha henüz Anayasa Mahkemesi neden bu kararı verdiğini açıklamaksınız, Danıştay bir yürütmeyi durdurma kararı aldı. Bu yürütmeyi kararı bir mahkeme kararıdır. ÖSYM buna mutlaka saygı duyacaktır ve bunu uygulayacaktır. Bunun tartışması olamaz. ÖSYM'nin Danıştay'ı tanımama, Anayasa Mahkemesi'ni tanımama diye bir lüksü söz konusu olamaz. BenÖSYM Başkanı olarak buna asla müsaade etmem. Bunu kararı uygulayacağız. 'Demir, kararın, soruların doğrudan yayımlanmasını zorunlu kılmadığına da dikkati çekti.Tüm amaçlarının ölçme kalitesini iyileştirmek olduğunun altını çizen Demir, dünyada bir çok ülkenin 20 yıldır elektronik ortamda sınav uygulamasına geçtiğini, Türkiye'nin bu konuda geri kaldığını ancak geçen yıl e-sınav uygulamasına geçebildiğini dile getirdi.ÖSYM olarak artık e-YDS adında her ay sınav yaptıklarını anımsatan Demir, her ay hatta her hafta sınav yapmayı amaçladıklarını bildirdi.Bu sınavların, aynı sonucu doğurduğuna, bu nedenle de eşdeğer olması gerektiğine işaret eden Demir, her gün sınav yapıldığı ve sorular açıklandığı takdirde buna soru yetiştirecek kapasitede bir soru havuzunun bulunmadığına dikkati çekti.Göreve geldikten sonra soru havuzunu oluşturma yönünde çalışmalar gerçekleştirdiklerini anlatan Demir, son yıllarda hızlandırdıkları çalışmalarla elektronik ortamda kriptolu olarak saklanan 40 bin soru hazırlandığını, yaklaşık 40 bin soruya ilişkin de çalışmaların bitmek üzere olduğunu kaydetti.Soru hazırlama diye bir endişelerinin bulunmadığının altını çizen Demir, endişelerinin eşdeğerlilik ve ölçme kalitesinin iyileştirilmesi konusunda olduğunu ifade etti.Dünyada, ÖSYM gibi sınav yapan kurumların, sorularının zorluğu ve kolaylığını, gerçek sınavlarda deneme yaparak elde ettiğini anlatan Demir, buradan edinilen bilgilerle soruların olgunlaştırıldığını ve yenilendiğini dile getirdi.Sorular, açıklandığında bu tür bir uygulamayı yapma imkanlarının ortadan kalkacağını ifade eden Demir, bu nedenlerle, soruların yüzde 20'sini açıklama kararı aldıklarını hatırlattı.İsteyen aday inceleyebiliyorİsteyen adayın zaten soru kitapçığını ÖSYM'ye gelerek inceleye bildiğini kaydeden Demir, 'Ancak bakıyoruz ki Danıştay bunun yeterli olmadığını düşünüyor. Biz buna katılmamakla beraber, Danıştay'ın yürütmeyi durdurma kararını uygulayacağız' diye konuştu.Demir, Danıştay'ın bu kararından dönmesini ümit ettiklerini ve nihai kararında, ÖSYM'nin soruları açıklamamadaki gerekçelerini anlayacağını düşündüklerini belirtti.Hukukun kararına saygı duyacağızBunun, hak arama hürriyetini, şeffaflığı veya hesap verebilirliği engelleme olmadığının altını çizen Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:'O kararını verinceye kadar, tabii ki biz hukukun kararına saygı duyarak bunu uygulayacağız. Bu doğrultuda, ÖSYM Yönetim Kurulu, şu kararı verdi: Saat 13.10 itibarıyla sınav bittikten sonra, telif haklarıyla beraber, ücretsiz, herhangi bir telif hakkı beklentisi olmaksızın, isteyenin görüntülü, sesli yayınlamasına müsaade eder vaziyette soru kitapçığının yüzde 20’sini yayınlayacağız. Öte yandan sonuçlar açıklandığı gün, her aday ÖSYM'nin aday işlemleri sistemine girerek, kendi cevap kağıdını ve kendi soru kitapçığını inceleyebilecek. Bu sayede yasal itiraz süresi, dava süresi boyunca da bu incelemeyi yapabilecek. Herhangi bir endişesi, düşüncesi varsa yasal yollarla düzeltme yoluna gidecek. Biz asla hak arama hürriyetine karşı değiliz, asla sorularımızı gizlemiyoruz, asla sorularımızı kamuoyu denetiminden kaçırmıyoruz.'Tek arzularının sınavlarımızdaki ölçme kalitesini iyileştirmek ve eşdeğer sınavlarda tekrar kullanabilmek olduğunu ifade eden Demir, adayların sadece soru ezberleyerek sınava hazırlanmalarını önüne geçerek eğitime katkı vermek istediklerini vurguladı.Telif hakkı kimseye verilmiyorÖSYM'nin yüzde 20 dışındaki soruların hiçbirinin telif hakkını, hiç kimseye vermediğine dikkati çeken Demir, bu soruların ÖSYM'nin telif hakları kapsamında korunduğunu hatırlattı.Soruların hiçbir yerde ve ortamda paylaşılamayacağına dikkati çeken Demir, 'Sadece adayların, Danıştay'ın iddiası doğrultusunda, haklarını aramalarına imkan sağlamak, şeffaflığı tesis etmek için açıklıyoruz. Bu sorular, ÖSYM'nin telif hakları kapsamındadır. Adayların AİS'e girerek edindikleri sorular, ÖSYM'nin telif haklarıyla korunmuş sorulardır. Adayların bu soruları baslı olarak, sözlü olarak, görüntülü olarak paylaşmaları yasaktır. Telif hakları kapsamında bunları takip ederiz ve yasal işlem yaparız' şeklinde konuştu.Demir, 2014 yılındaki soruların yayınlanıp yayınlanmamasına ilişkin Yönetim Kurulunca bir komisyon oluşturulduğunu, çalışmaların neticesinin de kamuoyuyla paylaşılacağını sözlerine ekledi.Yıldız Aktaş, AA
İlkokul Çocuklarına Skandal Kitap
İstanbul Esenler'de 'Bir Kitap Bir Dünya Projesi' kapsamında ilköğretim 4'üncü sınıf öğrencilerine 'Çiçek Bahçesi' isimli bir kitap dağıtıldı. 'İyi aslan tarafından huzur içerisinde yönetilen orman ülkesinde darbe yapmak isteyen sırtlanların” anlatıldığı çocuk kitabında “Dişi hayvanlara özgürlük verdiğimizde, kendilerini erkeklerle bir tutacaklar. Çalışmaya başladıklarında, ailelerine ayıracak vakit bulamayacaklar” deniliyor. Kitabın içeriğine büyük tepki geldi. Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı kitabın içerdiği uygunsuz ifadeler nedeniyle toplatılması talimatını verdi.  Ayrıca, kitaba uygunluk veren komisyon hakkında da inceleme başlatıldı. Kitabı “Cüneyd Suavi” takma adıyla Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Şükrü Şumnu 'Böyle çocuk hikayelerinde abartı olur” dedi. Milli Eğitim Bakanlığı Basın Merkezi'nden alınan bilgiye göre, 'Bir Kitap, Bir Dünya Projesi'ne Esenler Kaymakamlığının 9 Ocak 2015'teki onayıyla başlandı. Proje ortaklarının ise Esenler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Esenler Belediyesi, Yıldız Teknik Üniversitesi ve sivil toplum örgütü ESENİMDER olduğu belirtildi.
Katar Emiri Ankara'da
Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Tani, Katar’a Türk üssü kurulması kararının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Ankara'da görüştü.Erdoğan’ın daha önce açıklanan resmi programında yer almayan ziyaret, sonradan duyuruldu.Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndaki görüşme, Katar’a bir Türk askeri üssü kurulması kararının ardından gerçekleşti.Türkiye'nin yakın müttefiki Katar'da asker konuşlandırılabilmesini öngören anlaşma, geçtiğimiz hafta Meclis Dışişleri Komisyonu'nda kabul edildi. Anlaşma ile Katar da Türkiye'ye askeri personel gönderebilecek.Dışişleri Komisyonu'ndan yapılan açıklamada, anlaşmayla birlikte Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerektiğinde Katar'da asker konuşlandırılabileceği belirtilirken, 'Her bir tatbikat, ikili manevra, askeri eğitim faaliyeti ve kuvvet konuşlandırmaları için ayrı mutabakatlar gerekecektir. Katar’ın da tabiatıyla ülkemize askeri personel göndermesi mümkündür' vurgusu yapıldı. İki ülke arasındaki askeri ilişkilerin geliştirilmesini öngören anlaşmayla askeri eğitim, savunma sanayi, ortak askeri tatbikat ve taraflar arasında kuvvetlerin konuşlandırılması alanında işbirliğinin güçlendirilmesi için bir mekanizma kurulması öngörülüyor.'Personel ve askeri ekipman mübadelesi'Anlaşma kapsamında askeri lojistik alanında işbirliği yapılması, askeri kurumlarda danışman personel görevlendirilmesi ve personel mübadelesi, taraflar arasında personel ve askeri ekipman değişimi de amaçlanıyor.Komisyon açıklamasında ortak askeri tatbikatlar da planlandığı vurgulanırken şu ifadelere yer verildi:'Ülkemiz Körfez ülkeleriyle ilişkilerine stratejik bir perspektiften bakmaktadır. Bu stratejik bakışımızın en önemli unsuru bölge ülkelerinin güvenlik ve istikrarını desteklemektir. Bu anlaşma ülkemize esasen tarihsel olarak bildiğimiz ve etkin olduğumuz bu bölgede stratejik bir zemin kazandıracaktır. Komisyonumuzca onaylanan bu anlaşmayla aynı zamanda savunma sanayii ve askeri eğitim konularında yakın işbirliği yapılması öngörülmektedir. Esasen ülkemizin savunma sanayii ve askeri işbirliği ile eğitim alanlarında Körfez ülkelerinin çoğuyla imzalamış olduğu anlaşmalar ve mutabakat muhtıraları bulunmaktadır. İleride benzeri anlaşmaların diğer Körfez ülkeleriyle yapılması da mümkündür. Körfez bölgesinde çeşitli ülkelerin benzeri angajmanları bulunmaktadır.''Eğit-Donat ile alâkası yok'Komisyon Türkiye ile ABD arasında Suriyeli muhalif gruplara yönelik 'Eğit-Donat' anlaşmasıyla Katar'la yapılan anlaşmanın farkına dikkat çekerken, 'Anlaşmaya kapsamı dışında bir anlam da yüklememek gerektiği, anlaşmanın ABD ile yapılan “Eğit-Donat” anlaşmasıyla, ya da çeşitli iddialarda dile getirildiği gibi ABD’nin Katar’da bulundurduğu Merkezi Komuta Kuvveti (CENTCOM) faaliyetleriyle herhangi bir alâkasının bulunmadığı değerlendirilmektedir' uyarısında da bulundu.Al Jazeera Turk
Reklam