2014’te işsiz sayısı 3 milyonu, batık kredi kartı sayısı ise 1 milyonu geçti. Tüketici Birliği Başkanı Mehmet Bülent Deniz, 9 milyon insanın, kart borcunun yalnızca asgari tutarını ödeyebildiğini söyledi. Vatandaşın artan enflasyon karşısında çaresiz kalarak karta yüklendiğini belirtti, “Problem yanlış ekonomik politikalarda.” dedi.Artan işsizlik ve kötüye giden ekonomik şartlar batık kredi kartı sayısında patlamaya yol açtı. Küresel krizin yaşandığı 2009’da 1 milyon 246 bine yükselen, sonraki yıllarda 671 bine kadar gerileyen batık kredi kartı sayısı, 2014’te 1 milyon 18 bine fırladı. 2009’da kredi kartı borcundan icralık olup halen borcunu ödeyemeyen 359 bin kişi bulunuyor.Ödenmeyen kredi kartı borç toplamı da 2002’de 222 milyon lirayken, 25 kat artarak 5,8 milyar liraya ulaştı. Batık kredilerin, işsizliğin zirve yaptığı kriz dönemlerinde yükselmesi dikkat çekiyor. 2009’da 3 milyon 43 bine ulaşan işsiz sayısı daha sonra azalarak, 2012’de 2 milyon 518 bine inmişti. Geçen yıl ise bu sayı 3 milyon 64 bine yükseldi.Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı avukat Mehmet Bülent Deniz, kredi kartı borcundaki artışın felakete doğru gittiği uyarısında bulundu. 3 milyona yakın kişinin yasal takip altında olduğunu, 9 milyon insanın da kart borcunun yalnızca asgari tutarını ödeyebildiğini söyledi. Mutfaktaki enflasyonun açıklanandan fazla olduğunu belirtti ve “Vatandaş aç oturamayacağına göre, mecburen kartına yükleniyor. Problem, kartın bilinçsiz kullanılmasında değil, yanlış ekonomik politikalarda.” dedi.
OYLAMA BİTMİŞTİR!!!Şu, şu ve şu anketlerdeki oylarınızla yarı finale kalan kadınları belirledik. Yarı finalde, karşılaşmaların çok ama çok zorlu olduğunu söylemiyoruz bile! Artık sona çok yaklaştık. Bakalım finale kimler kalacak?Not: Oylarınız 13 Nisan Pazartesi günü saat 02.00'a kadar sürecektir!
Malum milli içeceğimiz olmasa da en çok tükettiğimiz içeceklerden biri çay. E peki onun hakkında her şeyi biliyor muyuz? Bu içeriği okuyun bilmediğinizi göreceksiniz.
Geçtiğimiz haftanın en çok izlenilen, tartışılan ve dikkat çeken videoları karşınızda. İyi seyirler... Daha fazla eğlenceli video için videolar butonunu ve her videonun üzerine gelince solunda açılan paylaş kısmını kullanabilirsiniz!
İşte 200 yıllık bir yayla evi var. Dışarıdan şöyle bir baktığımızda köhnemiş, hatta her an yıkılacakmış gibi görünüyor. Ama içine girince fikrimiz değişiyor. Görüyoruz ki evin sahipleri yaptırdıkları çalışmalarda tarihe dokusuna el sürmemişler. Ne dersiniz ülkemiz de bunu başarabilir mi ? (!)
Irak ve Suriye’de ardı arkası kesilmeyen terör eylemlerinde bulunan IŞİD, geçtiğimiz yaz ayından bu yana birçok arkeolojik bölgeyi de ortadan kaldırdı. Birçok medeniyete ev sahipliği yapan ve tarihi açıdan oldukça önemli yapılar barındıran bölgede devam eden yıkımın ne yazık ki önüne geçilemiyor.IŞİD Şubat ayı sonunda, militanların kazma ve balyozlarla binlerce eseri parçaladığı, Musul Müzesi’ni yerle bir ettiği videoyu yayınlamıştı. Bunun dışında IŞİD, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Roma dönemi metropollerinden Hatra kentini de yıkıma uğratmıştı. IŞİD, ayrıca para kazandıran bir girişim olarak tarihi eser yağmacılığını da teşvik ediyor.Peki neden yıkımın önüne geçilemiyor? Bölgeden yıkıma ilişkin olarak, arkeologlara raporlar gelse de kapsamlı olarak bir hasar tespiti yapılabilmiş değil. Musul Müzesi’nden video görüntüsünün dışında hasara ilişkin pek fazla bir bilgi yok. Keza Hatra ve Nimrud metropolleri için de durum bu şekilde. Alman Arkeoloji Enstitüsü Irak saha ofisi direktörü Margarete van Ess de, hasarın büyüklüğüne ilişkin bilgi eksikliğini dile getirmişti.İşte IŞİD’in, 2014’ün temmuz ayından bu yana Irak ve Suriye’de yıkıma uğrattığı tarihi alanlar;
İlişkilerinizde daha etkili ve ikna edici olmak için karşınızdakilerin psikolojisi üstünde etkiniz olması gerekir. İşte öyle zamanlarda bu taktikleri uygulamak akıllıca olabilir...
İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, kolanın adeta bir eroin gibi insanı kendisine hapsettiğini belirterek, “Kola içerseniz hayatınız kısalır” dedi.Ordu’da Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen 'Şeker Hastalıkları' konulu konferansta konuşan Prof. Dr. Canan Karatay, şeker hastalığının 1980’li-1990’lı yıllarda hızla artış gösterdiğine dikkat çekti. Bu dönemde doğal, saf yağ fobisi ortaya çıkarıldığını, sağlıklı olan her türlü doğal yağın yasaklandığını belirten Karatay, ardından hastalıkların da giderek arttığını vurguladı. Şekerin kilo yaptığını, karaciğer yağlanmasını ortaya çıkardığını belirten Karatay, “Her türlü tatlandırıcı, gazlı içecek, unlar, nişastalar diyabet hastalığı ve kalp krizi nedenidir. Hazır meyve suyu C vitamini değildir. Ürik asidi yükseltir, gut hastalığına sebep olur” diye konuştu.“KOLA EROİN GİBİ”Şekerli tatlandırıcıların içerisinde özellikle kolaya çok dikkat edilmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Karatay, “Kola adeta eroin gibidir. Kola içerseniz hayatınız kısalır” şeklinde konuştu. Karatay, kolanın vücutta 90 dakikada nasıl bir etki bıraktığını şöyle anlattı:“Bir kutu kola içtiğimiz zaman ilk 10 dakikada 10 tatlı kaşığı şeker, kana geçer. Bu, vücudumuzun günlük ihtiyacının 100 katı kadar şeker anlamına gelmektedir. 20. dakikada kan şekeri aniden yükselir, buna karşılık olarak da insülin hormonu yükselir. 40. dakikadan sonra kafeinin tümü kana geçer ve da bu kan basıncını yükseltir. 45. dakikadan sonra beyinde dopamin yapımı artar. Dopamin, mutluluk hormonudur ve yoğun enerjiyle devam eder. Bu beyinde eroine benzer bir etkidir. 60-90 dakika sonra ani halsizlik hissi başlar. Acıkma hissi, huzursuzluk, ellerde titreme ve ardından kola ve tatlılara saldırılır. Çünkü o yüklü enerji hissine artık bağımlılık başlamıştır. Beyinde meydana gelen dopamin mutluluğuna bağlılık başlamıştır. Bu bir kısır döngüye dönmüştür. Kişiler buna hapsolmuştur. Sonrasında karaciğer yağlanması başlar, arkasından göbek yağlanması, bel çevresi genişliği ve memelerin büyümesi artar.'İHA
Çanakkale'nin Bozcaada İlçesi'nde bir büfenin meşrubat dolabının sıkışan pervanesinden çıkan ses, koyun sesi sanıldı.Bir koyunun kanalizasyona girmiş olabileceği düşünülerek belediye ekibi kazma kürekle çalışma başlatınca buzdolabı sokağa çıkarılınca gerçek anlaşıldı.Büfede çalışan Murat Utugun, bir süre önce koyun sesi duymaya başladığını söyledi. Büfeye gelen bazı müşteriler de duydukları sesin koyun sesi olduğunu söyledi. Buzdolabının yakınından gelen sesin kanalizasyona giren bir koyunun sesi olduğu sanılınca, belediye ekiplerinden yardım istendi. Haber kısa sürede ada halkınca duyuldu. Büfenin önüne gelenler, merakla beklemeye başladı. İhbar üzerine gelen belediye çalışanları, ellerine aldıkları kazma kürekle önce kanalizasyon kapağına ulaşabilmek için kaldırım taşlarını sökmeye başladı. Çalışmanın daha rahat yapılması için buzdolapları da sağa sola çekildi. Çalışmalar sürerken, tekrar duyulmaya başlanan sesin buzdolabından kaynaklandığı ortaya çıktı. Sesin dolabın pervanesinin sıkışma yaptığı anlarda çıktığı belirlendi, arıza giderildi. Alaybey Camii İmanı Ahmet Kıran da üzerine 'Dünyada bir ilk. Dolaba giren koyun hiçbir işlemden geçmeden süt yerine hem de paketlenmiş ayran üretiyor...' yazdığı kağıdı dolabın üzerine yapıştırdı. Yazının altına da Kıran, 'Bu dolabın yaptığını şimdiye kadar Bozcaadalıya kimse yapmadı. 2 saat belediye dahil herkese kanalizasyonda koyun arattı' notunu düştü.Burak Gezen, DHA