onedio
Tolga'nın Fenerbahçe Kısmetsizliği
Tolga Zengin, kariyerinde Sarı-Lacivertli takıma karşı oynadığı toplam 9 maçın hepsinde kalesinde gol görürken hiç galibiyet alamadı.Beşiktaş'ın bugün Fenerbahçe ile deplasmanda yapacağı derbide kaleyi koruması beklenen Tolga Zengin, kariyerinde Sarı-Lacivertli takıma karşı oynadığı toplam 9 maçın hepsinde kalesinde gol görürken hiç galibiyet alamadı.Tolga, Trabzonspor formasıyla 6, Beşiktaş formasıyla ise 3 kez Kanarya’ya rakip oldu. Sarı-Lacivertliler söz konusu 9 maçta 5 galibiyet 4 beraberlik elde etti. Tolga, Fenerbahçe’ye karşı oynadığı maçlarda toplam 16 kez topu filelerinden çıkardı.skorer
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
AKP’nin iyiliğini kim daha çok istiyor?Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan mı, AKP hükümetinin sözcüsü Bülent Arınç mı ve sözcünün arkasındaki kişi olan Başbakan Davutoğlu mu?Elbette hepsi AKP’nin iyiliğini istiyorlardır ama “çözüm ve barış sürecini izleme heyeti”ne dair yaptıkları açıklamalara bakılacak olursa bu iki cenahın iyiliği farklı yerlerde aradıkları anlaşılıyor.Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ne Kürt sorunu ya? Artık böyle bir şey yok” dedi, Kürtlere “Neyiniz eksik sizin?” diye çıkıştı.Son olarak da önceki gün “Çözüm sürecini izleme kurulunu doğru bulmadığını” söyledi.(Doğru bulmadığı “izleme kurulu” da matah bir şey olsa... İktidar çözüm doğrultusunda tek bir somut adım atmadığı için gerçekte var olan çözüm süreci değil, sadece bir çatışmasızlık durumu ve bunu izlemek üzere o kurulda yer alanların akil yandaşlıktan başka bir vasfının bulunması da Türkiye’nin gerçeklerine aykırı.)
12 Yaşındaki Kız Çocuğuna Tecavüz Edene İyi Hal İndirimi
Yargıdan 12 yaşındaki Ç.Y. adlı kız çocuğunun doğum yapmasıyla sonuçlanan tecavüz davasında tartışılacak karar...Bingöl’de 12 yaşındayken 7 kişinin tecavüzüne uğrayıp doğum yapan Ç.Y davasında karar açıklandı. Yargılama süreci boyunca tecavüzü inkar eden, DNA sonucundan sonra çocuğun babası olduğu ortaya çıkan sanık Kenan Tali de duruşmadaki tutum ve davranışlarından dolayı iyi halden indirim alan sanıklar arasında yerini aldı.Taraf’tan Bahar Kılıçgedik ’in haberine göre, hastaneye kaldırıldığında hamile olduğu ortaya çıkan Ç.Y, yaşadığı tecavüzü anlatınca olay yargıya taşındı. Ç.Y., dört yıl önce 12 yaşındayken köyde çobanlık yaptığı sırada yanına yaklaşan Kenan Tali adlı gencin tehditle tecavüzüne uğradığını söyledi.Tali’nin tecavüzünden iki yıl sonra ağabeyi B.T., “Sen Kenan ile birlikte olmuşsun, benimle olmazsan ailene söylerim” diyerek ardından köyün gençlerinden E.B., N.G., ağabeyi K.G., T.M. ve ağabeyi T.M. de aynı tehditle kendisini istismar ettiğini söyledi. Ç.Y., bebeğin babasının Kenan Tali olduğunu iddia etti. Sanık Kenan Tali, Bingöl Ağır Ceza Mahkemesi’nde 8 celse boyunca tecavüzü ve çocuğun babası olduğunu inkar etmesine karşın DNA sonuçları Tali’nin bebeğin babası olduğunu ortaya çıkardı.Bingöl Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında mahkeme heyeti, sanıklar Kenan Tali ile Nazım Güçtekin’in cinsel istismara uğrayan mağdurenin ruh sağlığını bozdukları ve olayı zincirleme işlediklerini belirterek önce 17 yıl hapis cezası verdi. Daha sonra sanıkların duruşmadaki “tutum ve davranışlarını” dikkate alan mahkeme cezada indirime giderek sanıkların 14 yıl hapisle cezalandırılmalarına karar verdi. Sanıklardan Ersin Barlas hakkında 10 yıl hapis cezasında da iyi hal indirimi uygulayarak 8 yıl hapis cezasına çarptırdı. Sanıklar Hacı Bayram T., Tolgay M., Kazım G., Tuncay M., hakkında cinsel istismar suçundan dava açıldığını hatırlatan mahkeme heyeti dosya kapsamında yeterli delil elde edilmediğini belirterek beraatlarını kararlaştırdı.Sanıklar hakkında verilen’ iyi hal’ indirimi ve bazı sanıklar hakkındaki beraat kararını eleştiren müdahil avukatı Yılmaz Karaarslan, “Mahkeme heyeti sanıkların duruşmadaki tutumlarını, kendilerine sorulan sorulara saygılı ve nezaket sınırları dahilinde cevap vermelerini, taşkınlık yapmamalarını, taraflarla söz dalaşına girmeyişi gibi bir çok nedenden ve geçmişte sabıkalarının olmayışlarını dikkate alıp indirim uyguluyor. Ancak duruşma boyunca cinsel istismarı ve çocuğun babası olduğunu reddeden sanık Kenan Tali’nin, raporlardan sonra kabul edip, çocuğa babalık yapmak ve mağdureye eş olma istemi nedeniyle sanırım mahkeme vicdani kanaatini ortaya koydu. Bizim, mahkemeden Kenan Tali hakkında indirime gitmeden üst sınırdan ceza verilmesi talebimiz oldu. Gerekçeli kararın açıklanmasının ardından hem indirim hem de beraatler yönünden itirazımızı Yargıtay’a temyiz başvurusu ile yapacağı. Kamu vicdanı az da olsa rahatladı ama beraat kararının doğru olmadığı kanaatindeyim. Hiçbir karar o kız çocuğunun yaşamış olduğu dramı, travmayı ortadan kaldırmayacak telafi etmeyecek ancak ailenin yüreğine az da olsa su serpildi” diye konuştu.T24
Şiir Kitapları Yerine Kendini Şarkılarda Bulan 14 Şiir
Bu akşam da sensizliği anılara sarıp içtim Kaybettikten sonra anlıyor insan, Meğerse hiç kimseyi senin kadar sevmemişim Bir dönsen, en güzel yerinde biten o rüya yeniden yaşanır istesenYıldızları sermez miyim ayaklarına, geldiğin yollara toz olmaz mıyım Yine şafak söküyorUykuların unuttuğu gözlerim, yine tavanda Ne vardı diyorum Ah bir dönseydin sonunda Şarjörüne hasret sürdüm sazımın, şimdi hüzün işgalinde yüreğim Ve ben hala mor salkımlı o sokakta, bıraktığın yerdeyim...
Reklam
Galatasaray Başkanı Duygun Yarsuvat'tan Derbi Yorumu
Galatasaray Başkanı Duygun Yarsuvat, bugün oynanacak Fenerbahçe - Beşiktaş derbisi ile ilgili fikirlerini açıkladı.Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Duygun Yarsuvat, 2-0 geriden gelip 3-2 kazandıkları Kasımpaşa mücadelesinin ardından Beyaz TV'de yayınlanan Beyaz Futbol'a demeç verdi.Maçla ilgili gelen soruya Yarsuvat; 'Çok zor ve güzel bir maçtı. 2-0'da bile rahattım, galip geleceğimizi düşündüm. Çocuklara itimadım sonsuz. Abdürrahim biraz rahatsızlandı, bir tansiyon problemi oldu demek ki.' cevabını verdi.Beşiktaş ile Fenerbahçe arasındaki derbinin sonucu sorulan Yarsuvat; 'Ben kendi takımımla ilgileniyorum, diğer takımlarla ilgilenmiyorum. Gönlüm hep Galatasaray'dan yana. Şampiyonluk şansımız da %34.' ifadelerini kullandı.Duygun Yarsuvat, son olarak hafta içinde Mahmut Uslu ile görüştüklerine dair çıkan habere; 'Nereden çıkartıyorsunuz, gazetede yazılan her şeye inanıyor musunuz? O zaman ona sorun. Her zaman buluşabiliriz ama, bunu da büyük bir olay yapmayın. Haberi olay şeklinde vermeyin.' diyerek sözlerini noktaladı.eurosport
Hacıosmanoğlu: "Biz Darbeyle mi Geldik"
Önceki gün Yargıtay’ın Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu ’nun görev süresiyle ilgili olarak yerel mahkemenin verdiği ‘kongre iptal’ kararını onaması, camiayı heyecanlandırmıştı. Ancak ardından yaşananlar, bir erken seçimin olmayacağını gösterdi. Çünkü Başkanın avukatları karar düzeltme için hazırlık yapıyor ve sürecin böylece bir hayli uzayacağı, hatta normal seçimin olacağı Kasım’a kadar sarkacağı belirtiliyor. Bunun yanı sıra Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu’nun da kongreye dair tavrı çok net. Yakın çevresine gelişmeleri değerlendiren Trabzonspor ’un patronunun şu sözleri, izlenecek yol haritasını da netleştiriyor:‘Biz darbeyle mi geldik!’“Burada amaç üzüm yemek değil. Biz bu koltuğa darbe yaparak, birilerine, ‘Sen kalk, biz oturalım’ diyerek mi geldik! Bizi seçen, bu görevi yapmamızı isteyen bir kongreye sonuna kadar hizmet bizim görevimiz. Trabzonspor’da çok insana dokunduk, çok insanın bu kulüpten sağladığı rantı kestik. Normalde yolda selamlaşmayan o kişiler de şimdi bize karşı tek vücut hareket ediyor. Ancak biz doğru bildiklerimizi yapmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.”Futbolarena
Reklam
Sporun Manşetleri | 22 Mart 2015
Spor gazetelerinin manşetlerinde ve gazetelerin spor sayfalarında bugün hangi haberler var? Spor manşetlerine 1 dakikada göz atın. İşte sporun gündemi...
Diyanetten Fetva: 'Taşıyıcı Annelik Zina Unsurları Taşır'
DİN İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı, ilişki ile gebeliğin mümkün olmadığı durumlarda başvurulan 'Taşıyıcı anneliğin' İslam dini açısından uygun olmadığını; nikahlı olmayan kişiler arasında başlayıp sonuçlamayan tüp bebek uygulamasının, insanlık duygularını rencide etmesi ve zina unsurlarını taşıması sebebiyle caiz olmadığını açıkladı.Diyanet İşleri Başkanlığı'na ait, 'Fetva mercii' olarak işlev gören, ‘Dini Soruları Cevaplandırma Platformu’na, ‘Tüp bebek yöntemi ile çocuk sahibi olmak caiz midir?’ sorusu yöneltildi. Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı, bu konuda 5 Ocak 2012 tarihinde kadın veya erkekteki ‘bir kusur’ nedeniyle, ‘Tabii ilişkiyle gebeliğin gerçekleşmesinin mümkün olmadığı’ durumlarla ilgili karar verdiğini hatırlattı. Bu kararda, 'Döllendirilecek yumurta ve sperm, her ikisinin de nikahlı eşlere ait olması, yani bunlardan herhangi biri yabancıya ait olmaması; Döllenmiş olan yumurta, başka bir kadının rahminde değil de yumurtanın sahibi olan eşin rahminde gelişmesi; Bu işlemin, gerek anne, babanın; gerek doğacak çocuğun maddi, ruhi ve akli sağlığı üzerinde olumsuz bir etkisinin olmayacağı tıbben sabit olmak şartıyla tüp bebek yöntemine başvurmakta bir sakınca yoktur' denildiği belirtildi. Bu konuda verilen fetvanın sonunda, şu ifadeler yer aldı:'Fiilen nikahlı olmayan kişiler arasında başlayıp sonuçlamayan tüp bebek uygulaması, insanlık duygularını rencide etmesi ve zina unsurlarını taşıması sebebiyle caiz değildir.''İÇİLMESİ HARAM ALKOL TEMİZLİK MADDESİ OLARAK KULLANILABİLİR'Din İşleri Yüksek Kurulu ‘Alkolün temizlikte kullanılması caiz midir?’ sorusuna verdiği fetvada alkollü içeceklerin tüketilmesinin İslam dininde kesin olarak haram kabul edildiği vurgulanırken, şöyle devam edildi:'Bunlar necis oldukları için kullanılmaları da caiz değildir. Dolayısıyla elbise ve beden üzerine dökülmeleri halinde yıkanmaları gerekir. Zira üzerine şarap, şampanya, rakı, konyak ve benzeri alkollü bir içki dökülmüş olanlar bunları yıkamadıkça namaz kılamazlar. İçmek için değil de, temizlik amacıyla üretilmiş olan alkollü maddelerin içilmesi haram olmakla birlikte, temizlik maddesi olarak kullanılması caizdir. Bu nedenle, namaz kılmadan önce bu ürünlerin sürüldüğü yerlerin yıkanması gerekmez.'İhsan DÖRTKARDEŞ / İSTANBUL (DHA)
Gazetelerde Bugün | 22 Mart Pazar
Hürriyet: Barış yolunda şartlı adımMilliyet: İhanet mektubuSabah: Çözüm süreci tüm Türkiye'yi kapsıyorAkşam: Dolmabahçe pozu yanlıştıStar: İzleme heyeti adayı meşrulaştırırBirgün: İktidarın tepesinde nevrotik atışmaCumhuriyet: Saray'a isyanZaman: Silahlara veda çağrısıHabertürk: Nevruz'da 4 mesaj
Reklam
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Açıklanan 10 Maddenin Nesini Kabul Edeyim?'
Dolmabahçe’de HDP heyeti ve hükümet temsilcilerinin görüşmelerinin ardından birlikte açıklama yapılmasını doğru bulmadığını söyleyen Erdoğan, İzleme Kurulu konusunda da hükümetle kendisi arasında bir mutabakat olmadan hareket edildiğini belirtti.Milliyet Gazetesi'nden Fikret Bila'nın haberine göre: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ukrayna’dan dönerken uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, “Kürt sorunu yoktur” sözlerinden sonra Dolmabahçe’de Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, İçişleri Bakanı Efkan Ala ile HDP’li Sırrı Süreyya Önder’in aynı anda açıklama yapmalarını doğru bulmadığını vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 maddelik prensip mutabakatı olarak sunulan metne de itiraz etti, “Bu metnin demokrasi adına neresini kabul edeceğim, o konuların demokrasi ile yakından uzaktan alakası yok” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İzleme Kurulu’na karşı olduğunu yinelerken, “Hükümetle Cumhurbaşkanı her an her konuyu görüşüyor diye bir şey yok” diyerek Dolmabahçe ve İzleme Kurulu konusunda hükümetin kendisi ile mutabakata varmadan hareket ettiği mesajını verdi.Erdoğan’a yöneltilen sorular ve yanıtları şöyle:Poroşenko bir şansUkrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko, ülkesinin durumuyla ilgili ne düşünüyor?Burada biliyorsunuz, gerçekten çok ciddi sıkıntılar var. Poroşenko gerçekten Ukrayna için bir şans. Bildiğiniz gibi işadamlığı altyapısı olan birisi ve şu anki duruşuyla ve ortaya koyduğu iradeyle bütün olumsuzlukların karşısında direnebiliyor. Gerek Donetsk gerek Luhansk bölgesinde de şu an yüzde 8 gibi bir kaybı söz konusu. Başında da bizim emekli büyükelçimiz Ertuğrul Bey var. Onun yanında da şu an itibarıyla bine yakın eleman var ve bu bine yakın elemanın içerisinde de 13 Türk şu an da onunla beraber çalışıyor. Tabii sıkıntı özellikle Ukrayna açısından şu anda had safhada. Fakat bizim bu ziyaretimiz onları moralize etti. Sonra biz şu anda Ukrayna’yla siyasi, askeri, ekonomik, ticari, kültürel tüm bu alanlarda işbirliği yapabilecek konumdayız. Ve 600 kadar işadamımız şu anda Ukrayna’da ve yaptıkları toplam iş hacmi 4 milyar dolar civarında.TANAP rahatlatacakHeyetler arası görüşmede savunma sanayi ve enerjiyle alakalı konuların ağırlıklı olarak konuşulduğu ifade ediliyor?Tabii enerjide Türk Akımı ile ilgili proje onları biraz düşündürüyor. ‘Bu bize karşı bir siyasi tavırdır’ diye değerlendiriyorlar. Halbuki biz bunu Sayın Putin’le görüştüğümüz zaman, Ukrayna’yla ilgili tek bir bir ifade dahi geçmedi. Tam aksine Bulgaristan’ın kendilerine vermiş olduğu sözden caymaları üzerine gündeme geldi bu. Tabii şu an itibarıyla AB üyesi ülkeler, bu gazdan alır mı almaz mı o ayrı bir konu ama bizim halihazırda en büyük tedarikçimiz Rusya. Şu anda bu doğalgazı bize veriş nedeni, hem de Avrupa’ya geçer geçmez ama bizim için çeşitlendirme de önemli bir istasyondur. İkinci sırada İran, üçüncü sırada Azerbaycan var. TANAP’ın devreye girmesi 2017-2018. TANAP da devreye girdikten sonra bizim bu noktadaki rahatlamamız daha iyi olacak.Rusya Minsk sürecine uyulmasını istiyorBuraya gelmeden önce Putin’le bir telefon görüşmesi yaptınız. Bu görüşmenin içeriğinde ve yaptığınız ziyaretin amaçları arasında Rusya ile Ukrayna arasında arabuluculuk gibi bir rol var mıydı?Sayın Putin’le olan görüşmemiz, gerek bu doğalgaz hattı meselesi, gerekse Kırım Tatarları meselesi, gerekse yapacağımız bu ziyaretle ilgili vermek istediğimiz herhangi bir mesaj var mı onu da konuşalım dedik. Yani fiili olarak yapmış olduğumuz uygulamada onlar Minsk Süreci’ne uyulmasını istiyor. Eğer bu 12 maddelik sözleşmeye uyulursa ‘problem kalmaz’ diyor. Ama tabii Kırım Tatarlarının da bazı sıkıntılar var. Belki bu ara bir görüşme daha yapmak gerekebilir.Kürtçülükten rant sağlıyorBugün Diyarbakır’da Nevruz kutlamaları var ve bu Nevruz’da silahların bırakılmasına ilişkin net bir çağrı bekleniyor. Sizin beklentiniz nedir?Ben yıllardır bekliyorum, yeni değil. 2005’ten bu yana, Diyarbakır konuşmasından bu yana bekliyoruz. Nitekim geçenlerde ne dedim? Uygulamayı görmek lazım. Uygulamayı görmedikten sonra bu konuda bir şey söylemek mümkün değil. Açık açık bir şey söyledim. Ret politikalarını kaldıran iktidar, bizim iktidarımızdır. İnkâr politikalarını kaldıran bizim iktidarımızdır. Asimilasyon politikalarını kaldıran bizim iktidarımızdır. Bunlar kalktıktan sonra hala bu ülkede Kürt sorunu vardır denilebilir mi? Kürt vatandaşlarımın sorunları olabilir, Türk vatandaşlarımın sorunları olabilir. Ama Kürt sorunu demek suretiyle bu ülkede maalesef adeta bir ayrımcılığa doğru çanak tutanlar, bundan rant elde edenler var. Buradan siyasi Kürtçülük yapıyorlar ve bu siyasi Kürtçülükten de rant elde ediyorlar. Biz diyoruz ki bu ülkede benim Kürt vatandaşımın elde edemediği ne var? Cumhurbaşkanı mı olamıyor? Başbakan mı olamıyor? Bakan mı olamıyor? Milletvekili mi olamıyor? Genel Müdür mü olamıyor? Müsteşar mı olamıyor? Ne olamıyor? Devlet dairelerinde göreve mi gelemiyor? Milli Eğitim Bakanlığı’na eleman alınacak, bilgisayarlar çalıştırılıyor, bilgisayarların çalıştırılması neticesinde de bakıyorsunuz yüzlerce, binlerce, belki de on binlerce Kürt vatandaşım değişik yerlerde öğretmenlik kazanıyor, gidiyor orada öğretmenliğini yapıyor. Aynı şekilde KPSS’de olan durumlar böyle. Ve bütün bunlara rağmen bakıyorsunuz, hâlâ Kürt sorunu diyorlar. Silahların gölgesinde siyaset yapanlar var. Gelinen noktada da tablo ortada: İmralı başka, dağ başka; parti içinde de biliyorsunuz, eşbaşkanları başka, Dolmabahçe’de konuşanlar başka.Kürt sorunu yoksa ve önemli ölçüde her şey çözülmüşse Çözüm Süreci dediğimiz şey ile ne yapılmaya çalışılıyor? Örneğin 28 Şubat günü Dolmabahçe’de bir metin okundu.Bir metin okunmadı, iki metin okundu. Onların okuduğu metinle Yalçın Bey’in okuduğu metin birbirinden tamamen ayrı. Aynı metin değildi dikkat ederseniz.Dolmabahçe toplantısını doğru bulmuyorumOnların okuduğu metindeki on madde, Kürt sorununun HDP ile en azından bir anlamda görüşülmesi anlamına gelmiyor mu?Ben oradaki toplantıyı da doğru bulmuyorum. Çünkü bu toplantıda hükümetin Başbakan Yardımcısı’yla şu an parlamento içinde olan bir grubun yan yana o resmi vermesini ben şahsen doğru bulmuyorum. Daha önceleri gerektiğinde bir arkadaşımız onlarla görüşmeler yapar ve açıklama yapılırdı. Ama o toplantıda olduğu gibi medyanın karşısına çıkmak suretiyle, iki ayrı metin deklare edilmiyordu. Böyle bir şey hiç yaşanmamıştır. Bunu doğru bulmuyorum. Açıklanan 10 maddelik metne gelince; o metinde bir demokrasi çağrısı yok. Bu metnin demokrasi adına neresini kabul edeceğim? Metni incelersek oradaki konuların çoğunun demokrasiyle falan yakından uzaktan alakası yok. Hala yeni yeni talepler ortaya çıkıyor. Daha sonra Başbakan Yardımcımızın yaptığı bir açıklama var. Onların tamamen aksine. Yani birbiriyle tamamen örtüşen bir şey yok. O zaman neyi görüştüler? Buna ortak bir deklarasyon diyebilir misiniz? Böyle bir şey var mı?40 bin insan öldü, yazık günahtırPeki Çözüm Süreci’ni bu noktada nasıl algılamalıyız?Çözüm Süreci meselesi, sadece Kürt meselesi üzerine bina edilmiş bir mesele değil. Sürecin meselesi; Güneydoğu’da, Doğu’da, ülkemizin genelinde ölümler dursun, anneler ağlamasın üzerine kurulu. Süreç, tüm bunlara yönelik bir adımdır. 78 milyon tümüyle sürece dahil. Onun içindir ki tüm vatandaşlarımız buraya katkı sağlıyor. Biliyorsunuz bunun ilk adımı Demokratik Açılım’dır. Ondan sonra Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi’dir. Ondan sonra buna Çözüm Süreci dedik. Yani böyle bir süreç gelişti. Bu Kürt sorunundan ari bir süreçtir. Kürt sorunu ifadesini kullananlarla ilgili sürekli olarak diyorum ki demek ki bazıları hala ret, inkâr, asimilasyon politikalarının devam ettiğini sanıyor. Halbuki biz tüm bunlara son verdik. Bunlar ayaklarımızın altında. Kimse kalkıp da bu ülkede ‘Tayyip Erdoğan Kürtleri yok farz ediyor’ diyemez. ‘Kürtlere herhangi bir tavır sergiliyor’ diyemez. Hakkari bu işin en güzel örneği. Hakkari’de havalimanı yapıyoruz. Adamlar durmadan müteahhit değiştiriyorlardı. Gelip makineleri yakıyorlar, tehdit ediyorlar, müteahhit gidiyor. Kaçıp giden müteahhit de Kürt. Aynı şeyi Ağrı’da, Kars ve Iğdır’da da yaptılar. Buralar dikkat ederseniz Kürt vatandaşlarımızın yoğun olduğu bölgeler. Ama biz bu tehditlere rağmen oraları da bitirdik, Hakkari’yi de bitireceğiz. Siz daha ne istiyorsunuz? Gazetelerden bir tanesinde ‘Evlatlarımızı istiyoruz’ diye yazıyor. Tamam da bu evlatlar öldüyse, öbür tarafta Türk’ün evlatları da öldü. Aynı şeyi maalesef diğer etnik unsurlara mensup olan vatandaşlarımızın evlatları da yaşadı. Zaten bütün derdimizi bunun üzerine bina ediyoruz. 40 bin insan öldürüldü bu ülkede. Yazıktır, günahtır. Diyarbakır meydanındaki anneler niçin ağlıyorlar? Evlatları dağa kaçırıldığı için. Bu anneler Kürt değil mi? Kürt. Beşinci kattan atılan Yasin Börü Kürt değil mi? Kürt. Eee nasıl sen onu hem oradan atıyorsun hem de araçla üzerinden geçiyorsun? Bunun hangi vicdanda yeri var?Hükümet benimle her an her konuyu görüşmüyorİzleme Kurulu’nu doğru bulmadığınızı söylemiştiniz. Şimdi de Dolmabahçe görüşmesini doğu bulmadığınızı söylüyorsunuz. Cumhurbaşkanı olmadan da söylediniz ben bu işin devamlı takipçisi olacağım diye. Hükümet zaten bu konularda sürekli sizle istişare ediyor. Bir taraftan hükümete bakıyoruz siz sonra ‘o yanlış oldu’ diyorsunuz.Bakın. Hükümetle Cumhurbaşkanı her an her konuyu görüşüyor diye bir şey yok. Yani olaya böyle abartılı yaklaşım doğru değil. O dediğiniz başkanlık sistemine geçtiğimiz zaman olabilir. Başkanlık sistemine geçmeden olmuyor. Orada kendi tasarruflarını kullanmışlar. ‘Hayırlı olsun’ demek düşer bana. Ama ben de, bu durumdan rahatsız olduğumu söyleme hakkına da sahibim. Bunu söyledim. Akil insanlardan böyle bir grubun gönderilmesi konusu benim Başbakanlığım zamanımda da gündeme gelmişti. Bana bunu sordular ve ben dedim ki ‘doğru bulmuyorum.’ Şimdi bu bilindiği halde, şu an böyle bir şey yapılıyorsa, konu bana sorulduğunda ben yine aynı şeyi söylemek durumundayım. Nitekim, yine aynı şekilde, buna katılmadığımı söylüyorum. Niye katılmıyorum? Çünkü birileri hep bundan geçmişte prim yapmışlardır. Hatırlarsınız. Sizlerin de bizlerin de görüştüğümüz bazı köşe yazarları dağa gitmiştir. Dağa gittikten sonra da kitabını yazmıştır ve o görüşmeden prim yapmıştır. Hatta bizim resmi konutta ben bir yemekli toplantıda bunu söylemiştim de bir tane köşe yazarımız ‘Ama bu hakaret oluyor’ diye isyan etti. Yok dedim, vakıa bu; şöhret basamaklarını daha kolay tırmanmak için böyle bir şey içerisine giriyorlar. Dolayısıyla bu husus istismara açık bir olay. Mesele, ne dediğini öğrenmek değil mi? Bunu öğrenmek için bunun siyasi temsilcisi olan parti üç temsilci seçiyor ve muntazaman kendisiyle konuşuyorlar. Başkalarının da gitmesine ne gerek var? Mesele, bilgi almak ve mesaj vermekse zaten bu yapılıyor.İÜ Rektörü bu hafta açıklanacakİstanbul Üniversitesi rektör seçimleriyle ilgili son durum nedir? Bu konuda tartışma yaşanıyor. Kimi rektör olarak atayacağınızı olgunlaştırdınız mı?Biliyorsunuz, önce üniversitede seçim yapılıyor. Sonra altı isim YÖK’e gönderiliyor. YÖK de bu altı isim içerisinden üç ismi bana gönderiyor. Şu an da YÖK’ten üç ismin bana gelmiş olması lazım. Ben de bu hafta içerisinde o gelen üç ismin değerlendirmesini yapıp bu hafta içinde altı üniversitenin rektörünü açıklayacağız.Zorunlu ders olmazSözlerinizden şunu çıkarabilir miyiz? Özerklik, anadilde eğitime geçmek gibi talepleri aşırı mı buluyorsunuz?Anadilde yaygın eğitim diyorsunuz. Bir defa eğitim sistemimizin içerisinde anadil seçmeli ders olarak konuldu mu? Bitti. Daha ne olacak? Bir de zorunlu mu olsun diyorsunuz? Olabilir mi böyle bir şey? Bu ülkenin resmi bir dili var. Batılı ülkelerde, kendi evlatlarımız için bırakın zorunluyu, seçmeli derse bile müsaade etmiyorlar. Halbuki AB müktesebatının içerisinde var bu. Türkiye’de seçmeli ders olarak biz bunu zaten koymuş durumdayız. Şimdi kalkıp bir de zorunlu istiyorlar. Bu istemelerin ardı arkası kesilmez. Bunlar hep devam eder. Hiçbir alanda bu bitmeyecektir. Niye? Samimi ve dürüst davranmıyorlar.Partiyi kurup da ben Güneydoğu’yu dolaştığım zaman, oradaki kanaat önderleriyle yaptığım toplantılarda bana ne söylüyorlardı biliyor musunuz; ‘Sadece şu Olağanüstü Hali kaldırın yeter. Biz sizden başka bir şey istemiyoruz.’ Ve biz Olağanüstü Hali Abdullah Bey’in Başbakanlığı döneminde iki ay içerisinde kaldırdık. Kimileri bugün halen bu ülkeyi bölmeye yönelik adımlar, talepler peşinde. Onun için bölücü terör örgütünün bu tür taleplerine ‘evet’ demek bu milletin tarihine de mevcut yapısına da çok çok terstir.Demirtaş grup toplantısında size yönelik ‘HDP var oldukça başkan olamayacaksın’ dedi. Bu sözler hakkında ne düşünüyorsunuz?Yorum yapmayayım. Ben de bir cümleyle cevap vereyim. Bunlar 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de benim Çankaya’ya çıkamayacağımı söylüyorlardı. Yüzde 52 milletim bana teveccüh gösterdi. O yüzde 10’u bile bulamadı.Demirtaş ayrıca yine size yönelik Çözüm Süreci’nde gelen aşamayla ilgili ‘Size minnet borcumuz yok’ şeklinde bir cümle kullandı.Onların tavrını 6-8 Ekim’de gördük. Halkı sokağa döken bunlar değil miydi? Akşam başka sabah başka konuşuyorlar. Hiçbir zaman bunların bir dediği bir diğerini tutmuyor. Parlamentonun kürsüsünde Ak Parti’nin Grup Başkan Vekili konuşma yapıyor. Ve owradan bakıyorsunuz bir bayan koşuyor Sayın Elitaş’a yükleniyor. Ardından ikincisi de yüklenip taciz ediyor. Üstelik bunlar kadına şiddeti konuştuğumuz hafta oluyor. Parlamentoda bunu yapanların, dağdakilere sırtını dayadığı zaman yapmayacakları bir şey kalır mı? Ben kırk yıldır siyasi hayatın içindeyim. Ve bu ömrümün yaklaşık on yılı gençlik teşkilatı yönetmekle geçti. Gençlik teşkilatını yönetirken dahi, biz mitingler yapmışızdır, ciddi basın açıklamaları yapmışızdır, ama hiçbir zaman bunlar gibi şiddet uygulamadık.İmralı’nın meşruiyetini artırma çabasıİzleme komitesinin varlığına tamamen mi karşısınız?Akil insanları kuran benim. Ama Ada’ya (İmralı) bir de böyle bir ekibin gönderilmesini yanlış buluyorum.Bir ara şu çıktı. 15 kişi gitsin. On kişi gitsin.Bu ayrı bir felakettir. Bu, adanın meşruiyetini artırma adımıdır. Dolayısıyla bu tehlikeli bir adımdır.Milliyet
Bugün Hava Nasıl Olacak?
METEOROLOJİK GÖRÜNÜMYapılan son değerlendirmelere göre; İç Anadolu'nun doğusu, Orta ve Doğu Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Karabük, Kastamonu, Sinop, Adana'nın kuzey kesimleri, K.Maraş ve Osmaniye çevrelerinin aralıklarla yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; Kıyı kesimler ile Güneydoğu Anadolu'da yağmur ve sağanak, yağış alan diğer yerlerde karla karışık yağmur ve kar şeklinde olması bekleniyor. Yağışların Siirt çevrelerinde kuvvetli yağmur, Erzincan, Tunceli, Bingöl, Muş, Bitlis, Ağrı, Iğdır, Hakkâri ve Şırnak çevrelerinde yoğun kar şeklinde olması bekleniyor. Bu sabah ve gece saatlerinde İç Anadolu'nun doğusu ile doğu kesimlerde yer yer buzlanma ve don, Marmara'da sis ve pus olayı görüleceği tahmin ediliyor. HAVA SICAKLIĞI :İç ve batı kesimlerde 4 ila 6 derece artacağı, diğer kesimlerde yağışla birlikte 2 ila 4 derece azalacağı tahmin ediliyor.RÜZGAR :Genellikle kuzey ve kuzeybatı, Marmara, Doğu Anadolu'nun güneydoğusu ile zamanla iç kesimlerde güney ve güneybatı yönlerden hafif, arasıra orta kuvvette, Doğu Karadeniz kıyıları, İç Anadolu'nun doğusu, Güneydoğu Anadolu'nun batısı, Doğu Anadolu'nun batısı ile Van ve Hakkari çevrelerinde kuvvetli olarak (30-50 km/saat)esmesi bekleniyor.UYARILARYOĞUN KAR VE KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI: Yağışların; Siirt çevrelerinde kuvvetli yağmur, Erzincan, Tunceli, Bingöl, Muş, Bitlis, Ağrı, Iğdır, Hakkâri ve Şırnak çevrelerinde yoğun kar şeklinde olması beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara (su baskını, ulaşımda aksamalar, çığ tehlikesi vb.) karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.KUVVETLİ RÜZGAR UYARISI: Rüzgarın; , Doğu Karadeniz kıyıları, İç Anadolu'nun doğusu, Güneydoğu Anadolu'nun batısı, Doğu Anadolu'nun batısı ile Van ve Hakkari çevrelerinde kuvvetli olarak (30-50 km/saat)esmesi beklendiğinden meydana gelebilecek olumsuzluklara (ulaşımda aksamalar vb.) karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.BUZLANMA VE ZİRAİ DON UYARISI: Bu sabah saatlerinde Marmara, İç Ege, Göller Yöresi, İç Anadolu, Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu'da hafif, yüksek kesimlerinde ise yer yer orta kuvvette zirai don olayı beklendiğinden dikkatli ve tedbirli olması gerekmektedir.
Paraşüt İpleri Dolanan Adamın Zor Anları
Uçuş sırasında paraşütün ipleri birbirine dolanan adam havada zor anlar geçirdi. Yedek paraşüte geçmeyip ipleri düzeltmeye çalışması ise her paraşütçünün başına gelebilecek bu durumdan ders alınmasını gösterir nitelikte oldu.
Reklam
Reklam
Hafızalardan Silinmeyen 10 F.Bahçe - Beşiktaş Maçı
Beşiktaş 4 - 2 Fenerbahçe [2009]Ligde şampiyonluğa giden rakibine deplasmanda çelme takan Fenerbahçe, kupadaki 26 yıllık hasretine son vermek için sahadaydı. Ancak kupa, maçın ikinci yarısını domine eden ve Fenerbahçe kalesine art arda goller bırakan Beşiktaş'ın oluyordu.
Reklam