2014'de 5 Nefret Cinayeti, 11 Saldırı Basına Yansıdı
Kaos GL'nin “Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Temelli İnsan Hakları İhlalleri İzleme Raporu”na göre, 2014’te 5 nefret cinayeti, 11 nefret saldırısı ve 5 ayrımcılık vakası basına yansıdı.Kaos GL Derneği, “2014 Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Temelli İnsan Hakları İhlalleri İzleme Raporu”nu yayınladı.Rapora göre, 2014’te 5 nefret cinayeti, 11 nefret saldırısı ve 5 ayrımcılık vakası basına yansıdı.Dernek, eşcinsel ve biseksüel kadınların sorunları ve trans erkeklerin maruz kaldığı ayrımcılık ve insan hakları ihlallerine ulaşma noktasında yaşanan sıkıntının devam ettiğini de kaydederek, “2014 yılı LGBT hakları açısından olumlu gelişmelerin yanı sıra genel olarak ‘ezberin bozulmadığı’ bir yıl oldu” dedi.“Nefret suçları”, “Nefret söylemi ve ayrımcılık” ve “Devam eden ve sonuçlanan davalar”ı ayrı ayrı inceleyen Kaos GL, raporda vakaları tek tek sıralarken nefret ve ayrımcılığa karşı önerilerini de paylaştı.2014'te nefret ve ayrımcılık vakalarıRaporda yer alan ayrımcılık vakalarının biri kamuya açık alanda yaşandı. Üç vakada kamu görevlileri tarafından, bir vaka da ise Baro tarafından ayrımcılık yapıldı.11 nefret saldırısının biri ateşli silahla, biri doğrudan kolluk tarafından, ikisi kesici aletle, üçü birden fazla kişi tarafından gerçekleştirildi.Ayrıca Mardin Artuklu Üniversitesi Mimarlık Bölümü yüksek lisans dersinde “Queer ve Mimarlık” kapsamında yapılacak söyleşi kampüs dışından gelen tehditler sonucu iptal edildi.Anayasa, Ayrımcılık Yasağı, İnsan Hakları KurumuKaosGL, yapılması gereken acil düzenlemeler şöyle sıraladı:• Anayasa’nın kanun önünde eşitliği düzenleyen maddesine cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ibareleri eklenmelidir.• Ayrımcılık Yasağı ve Eşitlik Kanun Tasarısı Taslağı Meclis gündemine alınmalı ve taslağın ayrımcılığı yasaklayan maddesine “cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği” ibareleri eklenmeli ve bu ibareler yasada tanımlanmalıdır.• Türkiye İnsan Hakları Kurumu ve Kamu Denetçiliği Kurumu görev ve yükümlülük alanlarına giren her türlü insan hakkı, demokrasi ve hukuk ihlallerini cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli yaklaşımı gözeterek ele almalıdır. Bu iki kurum, görevleri gereği gündemdeki yasama etkinlikleri hakkında görüş verebilirler, rapor hazırlayabilirler ve kamuoyu açıklamaları yapabilirler.Yargıda düzenlemeler* Hukuk sisteminde ayrımcılık yasağını düzenleyen maddelere cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ibareleri eklenmelidir.* Nefret Suçları ile ilgili düzenleme yaşam hakkı, beden bütünlüğü, eğitim, barınma gibi temel haklar ile nefret söylemini de kapsayacak şekilde genişletilmeli, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ibareleri nefret suçları düzenlemesinde yer almalıdır. LGBT’lere (lezbiyen, gey, biseksüel ve trans) yönelik nefret suçlarına karşı gerekli cezai önlemler alınmalı; “ağır tahrik” indirimlerinin nefret suçları sonrası uygulanamayacağına dair düzenleme yasada yapılmalıdır.* T.C. Anayasası, Türk Ceza Kanunu, Medeni Kanun, Kabahatler Kanunu gibi kanunlar ile çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında uygulanan yönetmeliklere dâhil olan “genel ahlak”, “kamu ahlakı”, “müstehcenlik”, “iffetsizlik” ve “yüz kızartıcı suçlar” gibi muğlâk ifadeler mevzuattan çıkarılmalı ya da LGBT’lerin (lezbiyen, gey, biseksüel, trans) aleyhine yorumlanamayacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.* Türkiye, kurucu olduğu Avrupa Konseyi’nin, 2010 yılında yayınladığı Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Ayrımcılığıyla Mücadele Bakanlar Kurulu Tavsiye Kararı’na tam uyum için gereken tüm yasal ve politik adımları derhal yerine getirmelidir.TSK’da damgalama* LGBT’lerin maruz kaldıkları nefret suçları, ayrımcılık, polis şiddeti gibi hak ihlalleri sonrası soruşturma ve kovuşturma evresinde mağdurların mağduriyetlerini artıran kolluk kuvvetlerinin ve adli birimlerin ayırımcı ve/veya önyargılı tutumlarını bertaraf edecek önlemler alınmalıdır.* TSK’nın Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’nde eşcinsellik ya da transseksüelliğin “cinsel kimlik ve davranış bozuklukları” olarak nitelendirilmesinin ve askerlikten muaf tutulma sürecinde eşcinsel, biseksüel ya da trans bireylerin maruz kaldıkları onur ve haysiyet kırıcı uygulamalar bertaraf edilmelidir.* Eşcinselliği “gayri tabii mukarenet” şeklinde damgalayarak cezalandıran, cezalandırmakla kalmayıp söz konusu suçlama ile eşcinsel subayları çalışma hayatında cinsel yönelim ayrımcılığına maruz bırakarak işten atılmasını düzenleyen Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu değişmeli ve eşcinsellik suç olmaktan çıkartılmalıdır.Eğitim, istihdam* Hükümet çalışma hayatında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığını düzenlemelidir. İş duyurularında, işe alınmada, iş ilişkisinin devamında ve işe son verme süreçlerinde LGBT çalışanlara yönelik ayrımcılığı yasaklayan düzenlemeler yapılmalıdır. İş Kanunu’nda “cinsiyet” eşitliğinin ardından “cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği” de kayda geçirilerek LGBT çalışanlar güvence altına alınmalıdır.* Eğitim, istihdam ve sağlık kamu ve özel kurum ve kuruluşları ile hizmetlere erişim alanlarında LGBT’lerin yaşadıkları hak ihlallerini bertaraf edecek toplumsal ve kurumsal eğitim programları devletin pozitif yükümlülüğü olarak uygulanmalı ve takip edilmelidir.Adil yargılama, cezaevleri* İnsan haklarını ilgilendiren her konuda ve bilhassa ayrımcılığın önlenmesini konu alan düzenlemeleri yaparken, Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği’nin ilgili birimlerinden görüş alınmalıdır. Tüm bu çalışmaları insan hakları örgütleri, kadınların insan hakları alanında çalışan örgütler ve LGBT örgütleri ile işbirliği içinde hareket ederek gerçekleştirmelidir.* Ayrımcılığın ortaya çıkarılmasına yardımcı olacak istatistiksel çalışmalar yapılmalıdır.* Adil yargılanma sürecinin gerçekleşmesi için, kolluk kuvvetlerine ve yargı organlarının mensuplarına yönelik homofobi, transfobi, ayrımcılık temalı insan hakları eğitimleri düzenlenmelidir. Bu eğitimler için sivil toplum örgütleri ile işbirliği içinde hareket edilmelidir.* Cezaevi rejimi cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği itibariyle düzenlenmeli, izolasyon sona erdirilmelidir.Raporun tamamı için tıklayın. Çiçek Tahaoğlu / Bianet 
İnşaat Sektörü Tehlike Sinyalleri mi Veriyor?
İnşaat sektörü son yılların ilk daralmasını yaşarken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan 'İnşaat olmazsa ülke bitmiş demektir' çıkışı geldi.Erdoğan önce hafta başındaki İran ziyareti dönüşünde, ardından da bugün Türk Patent Ödülleri Toplantısı'nda 'İnşaat sektörü istihdam açığını kapatıyor. Sanayi ile at başı gitmeli' dedi.Erdoğan, İran dönüşünde de sektörü canlandırmak için harekete geçilmesi gerektiğini 'İnşaat sektörünü tahrik etmeliyiz' diyerek vurgulamıştı.Bu açıklamalar Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 4. çeyrek milli gelir verilerini açıklamasından yaklaşık iki hafta sonra geldi.Buna göre 2014'ün son üç ayında ülke ekonomisi yüzde 2,6'lık büyüme yakalarken, inşaat sektörü yüzde 2 daraldı.İnşaat aynı zamanda son çeyrekte daralma yaşayan tek sektör olarak da kayda geçti.
Bu Hafta Mizahın Gündeminde Neler Var?
Mizah dergileri bu hafta, Fenerbahçe kafilesine yönelik silahlı saldırıyı, Twitter, YouTube ve Facebook'a getirilen erişim engelini, Akkuyu'ya yapılacak olan nükleer enerji santralinin olası etkilerini, Melih Gökçek'in Ankaralıya bahşettiği hilkat garibesi heykeli, Erdoğan'ın Çağlayan Adliyesi'ndeki üç kişinin hayatını kaybettiği operasyona 'başarılı' nitelemesini, ülkede yaşanılan büyük elektrik kesintisini ve tüm bunlara karşılık 'sabrın tiryakisi olan ruhsuz kalabalığı' kapaklarına taşıdı.
Survivor'ın Toplam Maliyeti ‘16-17 Milyon Dolar Civarında’
Acun Ilıcalı, TV 8 ekranlarında izlenme rekorları kıran Survivor All Star'ın kendisine maliyeti hakkındaki soruya, '16-17 milyon dolar civarında' yanıtını verdi.Milliyet yazarı Ali Eyüboğlu, Survivor All Star'ı ziyarete Dominik'e gitti. Eyüboğlu, 4 gün geçirdiği Dominik' teki tüm yaşananları köşesine taşıdı.Survivor All Star'ın maliyetinin kendisine 16-17 milyon dolar civarında olduğunu belirten Acun Ilıcalı, son dönemlerde kavgaları ile gündeme gelen Turabi hakkında da 'Programın temizliği açısından bundan böyle yapacağı ilk hareketten sonra ihraç edeceğim' ifadelerine yer verdi.İşte Eyüboğlu'nun köşesine taşıdığı o ziyaret:Geçen perşembeden beri 'Survivor All Star'ın çekildiği Dominik'teydim. 'Yediğin, içtiğin senin olsun, bize gördüklerini anlat' diyorsanız; başlayayım Dominik'te kaldığım dört gün boyunca gördüklerimi, Acun Ilıcalı'yla ekibinden aldığım bilgileri ve bütün yarışmacılarla yaptığım söyleşileri paylaşmaya...'Survivor', sadece Türklerin ilgi gösterdiği bir yarışma değil. Dünyada her yıl 25 - 28 arasında ülke çekip yayınlıyor 'Survivor'ı. Ancak bizim 'Survivor'ımız biraz farklı. O farkın nereden kaynaklandığını Acun Ilıcalı şöyle anlattı: 'Dünyada program süresi, bölüm sayısı olarak en uzun 'Survivor' bizde. Dünyadaki 'Survivor'lar arasında en yüksek reyting de bizde... Her sezon normalde 'Survivor'ı 60 bölüm çekiyorduk, 'Survivor All Star' olunca bölüm sayısını 80'e çıkardık.'SURVIVOR AL STAR'IN MALİYETİIlıcalı'ya 80 bölümlük 'Survivor All Star'ın toplam maliyetini sordum, yanıtı şu oldu: '16 - 17 milyon dolar civarında.'Acun Ilıcalı TV8'i 70 milyon dolara aldığına göre kanal fiyatının dörtte biri fiyatına dört aylık bir yarışma; müthiş para...'Survivor All Star'ın bir bölümü için ortalama 212 bin 500 dolar harcayan TV8'in günün sonunda benim gibi bu işten kârlı çıkıp çıkmayacağını merak edenler olabilir.'Survivor All Star' iki günde bir 'ödül yarışması'nın yapıldığı bir arena. Bazen sucuk, bazen döner, bazen tavuk, bazen pizza kazanıyor yarışmacılar... Her ödül oyununun yiyeceği için firmaların TV8'e ödediği para 130 - 150 bin TL arasında... Firmalar, bu yolla reklamın 'marjinal faydası'nı keşfetmiş olacak ki, sezon sonuna kadar bu kuşak kapalı.380 KİŞİ ÇALIŞIYOR'Dört aylık bir yarışmanın maliyeti 17 milyon dolar olur mu?' diyenler çıkabilir. Hem onları aydınlatmak, hem de kamuoyunu bilgilendirmek için birkaç gider kalemini sıralamakta fayda var. Acun Medya, her sezon için 1 milyon dolara yakın telif bedeli ödüyor. 'Survivor All Star' için Dominik'teki Acun Medya personelinin sayısı 110... Oyunlardan sorumlu 70 kişilik Arjantinli bir ekip var... 200 civarında da Dominikli çalışıyor 'Survivor All Star' için... 380 kişinin maaşı, ulaşım, yiyecek ve konaklama giderinin üstüne 'büyük ödül' var.Acun Medya ayrıca 'Survivor'a götürdüğü ünlülere, Türkiye'deki kazançları kadar haftalık veriyor. 'Survivor All Star'daki 'Gönüllüler' de kendi çaplarında ünlü oldukları için bu kez onlar da nasipleniyor bu ödemeden... Bütün bunları alt alta koyduğunuzda ciddi bir maliyet çıkıyor karşınıza...TURABİ TOPUN AĞZINDADünyadaki 'Survivor'ları iyi analiz ettiğini, sezona kavgayla başlayan yarışmaların baştan iyi reyting aldığını, ama zamanla reytinglerinin düşüşe geçtiğini vurgulayan Acun Ilıcalı, şöyle dedi: 'Bizim 'Survivor'ımız kadın futbolu gibi oldu. Kavgaya değil, başarıya odaklı bir seyircimiz var. Yarışmacının çıktığı oyunu başarıp başaramadığına bakıyorlar.'Bu açıklamanın üstüne bayrak yarışında Hakan'ın omuzuna bastığı için oyunlardan diskalifiye ettiği Turabi, benzer bir hareket daha yaparsa tavrının ne olacağını sorduğum Ilıcalı, bakın ne dedi: 'Programın temizliği açısından bundan böyle yapacağı ilk hareketten sonra ihraç edeceğim Turabi'yi...''Survivor All Star'dan ihraç edilmesi halinde, Turabi'nin tavrının ne olacağının yanıtını da yarışmacılarla yaptığım söyleşi bölümünde okuyabilirsiniz.MİSAFİRPERVER ÜNLÜLERÜnlüler Adası'na yaptığımız ziyarette 'krallar gibi' ağırlanıyoruz. Merve Aydın ve Doğukan Manço, hindistan ceviziyle açılışı yapıyor. Ünlüler daha sonra az miktardaki erzaklarından hazırladıkları pirinç lapasını pişirip paylaşıyor.TEKNİK EKİBİN ZOR ANLARI Bölgede 30 dereceyi bulan sıcaklık, teknik ekibe zor anlar yaşatıyor. Toplam 380 kişinin çalıştığı programda, saatler süren çekimler sırasında kameramanlar, büyük şemsiyelerle güneşten korunuyor.DOMİNİK NOTLARI 1'Survivor All Star'ı izleyip, Dominik'i merak edenler ya da gitmek isteyenler olabilir. Bu merakı kısmen de olsa gidermek için gidiş - dönüş maceramızı ve orada gördüklerimi paylaşmak isterim. İstanbul'dan Dominik'e direkt uçuş yok. Avrupa ya da Amerika üzerinden aktarma şart. Nereden giderseniz gidin, 17 saatten erken varmak mümkün değil Dominik'e ve LasTerrenas'a...Biz gidişte, önce Paris'e, oradan Punta Cana'ya, oradan da Santo Domingo'ya uçtuk. Dönüşteyse Paris aktarmalı geldik İstanbul'a... O yüzden uzun ve çileli bir yolculuğu göze almanız şart. Acun Ilıcalı'nın özel uçağıyla Dominik'e gidip geldiğini sanıyordum, yanılmışım. Ilıcalı, uçağının menzili ve 100 bin doları bulan maliyeti nedeniyle bunu yapmadığını, bizim gibi tarifeli uçaklarla gidip geldiğini söyledi.Bu çileli yolculuğun ardından havaalanından ülkeye giriş de bir işkence. Önce 10 dolar ya da 10 euro 'ayak bastı' parasını verip, fiş almak için bir kuyruğa sokuyorlar sizi, ardından sıra geliyor pasaport polisinin sorgusuna: Niye geldin?, Nerede kalacaksın?, Harcamalarınızı kim karşılayacak?' Yanınızda ne kadar para var?Polisi geçiyorsunuz, bu kez 'gümrükçüler': 'Valizinizde ne var?' ve 'Açın bir göreyim' diyor.Ali Eyüboğlu, Milliyet
24 Nisan'da Okullar Tatil Değil
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın ertesi günü olan 24 Nisan’da okulların tatil olmadığı açıklandı. 23 Nisan’da tatil yapacak okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve liseler öğrencileri 24 Nisan’da eğitime devam edecek.23 Nisan yaklaşırken öğrenciler de her yıl olduğu gibi bu sene de 24 Nisan’ın tatil olacağı beklentisi içindeydi. 2014 yılında Milli Eğitim Bakanlığı 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve liselerin tatil olduğunu açıklamış ancak 24 Nisan’da liselerde eğitime devam edileceğini duyurmuştu. Bu yıl ise Milli Eğitim Bakanlığı 2014-2015 İş Takvimi’ne göre de 23 Nisan Perşembe günü resmi tatil kapsamında yer alıyor. Hürriyet'te yer alan habere göre Bakanlık yetkilileri de 24 Nisan’ın tatil olmadığını doğruladı.   26 Temmuz 2014’te Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı’nın ‘Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nde resmi tatil günlerinin Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun ile belirlendiği hatırlatıldı. Yönetmelikte,”Okulların hafta sonu, yarıyıl ve yaz tatili dışındaki resmi tatil günleri 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun ile 2012/3073 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan ‘Ulusal ve Resmi Bayramlar ile Mahalli Kurtuluş Günleri, Atatürk Günleri ve Tarihi Günlerde Yapılacak Tören ve Kutlamalar Yönetmeliği’ hükümlerine göre belirlenir ve yıllık çalışma takviminde belirtilir “denildi. Bu takvime göre de 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın olduğu gün resmi olarak tatil ancak 24 Nisan tatil değil.
Reklam
Reklam
Nisan'da ‘Beyaz’ Sürpriz
Türkiye'nin özellikle iç kesimlerinde etkili olan soğuk hava ve kar yağışı ile birlikte birçok kent beyaza büründü.Türkiye'nin iç ve batı bölgelerinde etkili olan kar yağışı, bazı illerde ulaşımda aksamalara neden oldu.Batı Karadeniz'in iç kesimleri, Marmara'nın güneydoğusu, İç Ege ile İç Anadolu'nun batısında karla karışık yağmur ve kar şeklindeki yağışlar, hayatı olumsuz etkiledi.Ankara ve İzmir'in yüksek kesimleri ile Düzce, Kastamonu, Denizli, Afyonkarahisar, Konya, Kütahya, Eskişehir, Manisa, Isparta, Muğla, Burdur ve Uşak'ta kar yağışı etkili oldu.
PFDK'dan Fenerbahçe'ye Tribün Kapatma Cezası
PFDK, Fenerbahçe'ye Rizespor maçındaki çirkin tezahüratlardan ötürü tribün kapatma cezası verdi.TFF'nin resmi internet sitesinden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi;'FENERBAHÇE A.Ş.'nin, 04.04.2015 tarihinde oynanan ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. - FENERBAHÇE A.Ş. Spor Toto Süper Lig Süleyman Seba Sezonu müsabakasında taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 4. kez gerçekleştirilmesinden dolayı TRİBÜN KAPATMA ve 30.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, karar verişmiştir.'Eurosport
Reklam
Fenerbahçe Saldırısı: Savcılık 2 Şüphelinin Serbest Bırakılmasına İtiraz Etti
Sürmene Cumhuriyet Başsavcılığı, Fenerbahçe kafilesini taşıyan otobüse düzenlenen silahlı saldırının ardından gözaltına alınan 2 kişinin serbest bırakılmasına itiraz etti.Fenerbahçe kafilesine cumartesi günü Rize maçından dönüşte Trabzon'da yapılan silahlı saldırıyla ilgili gözaltına alınan iki kişinin serbest bırakılmasına, Sürmene Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan itiraz geldi.Teyze çocukları Nihat S. ve Emre A.'nın avukatı Turan Çelik, 'Soruşturma aşamasında savcımız, Sulh Ceza Hakimliği'nin adli kontrol ve tutuksuz yargılanmak üzere tahliye kararına itiraz etmiştir' dedi.İtiraz üzerine Sürmene Sulh Ceza Hakimliği'nin dosyayı Trabzon Sulh Ceza Hakimliği'ne gönderdiğini belirten Çelik, 'Son karar Trabzon Sulh Ceza Hakimliği'nce verilecek. Savcılığın hukuksal değerlendirmesi delillerin yeterli olduğu ve şüphelilerin tutuklanması gerektiği yönündedir. Bence yeterli delil yok. Tutuklanmalarını gerektiren bir unsur, henüz dosyada mevcut değildir' diye konuştu.Şüpheliler, Trabzon Emniyet Müdürlüğü'ndeki işlemlerinin ardından çıkarıldıkları Sürmene Adliyesi'nde 'delil yetersizliğinden', adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.AA
İsmail H. Dedelioğlu'nun Elinden Çıkan 22 Şahaser Foto Manipülasyon
İstanbul'da yaşayan İsmail H. Dedelioğlu isimli bir Türk tasarımcının elinden çıkmış çalışmalar edindiği konu itibariyle bazıları dikkat çekici bazıları ise mistik havasıyla epey düşündürücü. Genel olarak çevre olaylarını çalışmalarına yansıtmış sanatçının çevreye duyarlı bir kişilik olduğu rahatlıkla anlaşılabiliyor. Diğer çalışmalarına ulaşmak için Web Sitesi ve Behance hesabını inceleyebilirsiniz..
Reklam
'F.Bahçe Maçlara Çıkacaktır'
Başakşehir ve Kulüpler Birliği Başkanı Göksel Gümüşdağ, Fenerbahçe hakkında konuştu.Kulüpler Birliği Vakfı ve İstanbul Başakşehir Kulübü Başkanı Göksel Gümüşdağ, Fenerbahçe Kulübü’nün uğramış oldukları silahlı saldırının faillerinin bulunana kadar maçlara çıkmama yönündeki açıklamalarıyla ilgili, “ Fenerbahçe’nin maçlara çıkacağını düşünüyorum ” dedi.Nişantaşı Üniversitesi’nin Kağıthane Yerleşkesi’nde İstanbul Başakşehir Teknik Direktörü Abdullah Avcı ve futbolcusu Semih Şentürk’le katıldığı bir organizasyondan sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Gümüşdağ, Fenerbahçe camiasına tekrar geçmiş olsun dileklerinde bulunarak, sarı-lacivertli kulübün “ Bu olay aydınlatılana kadar futbol oynama niyetinde değiliz ” açıklamalarıyla ilgili şu ifadeleri kullandı:“ Basın organlarının bazıları bu olayı çarptırılmış şekilde yansıttı. Riva’da yaptığımız futbol zirvesinde Fenerbahçe’nin yaşadığı elim saldırı sonucu, bu olayı kınamak adına kupa ve ligde maçların 1 hafta ertelenmesi kararı aldık. Fenerbahçe’nin açıklaması tamamen duygusallıkla, kolay değil stres içinde camia, söylendi. Fenerbahçe’nin tüm takımlarla maçlara başlayacağını düşünüyorum. ”Süper Lig AŞ’nin kurulması için yapacakları toplantıyı Fenerbahçe’nin uğradığı saldırı nedeniyle ileri bir tarihe ertelediklerini aktaran Gümüşdağ, Beşiktaş’ın Başakşehir Fatih Terim Stadı’nda oynama isteğiyle ilgili, “ Beşiktaş stadımızı istediği sürece yardımcı olacağız ” diye konuştu.AMKSpor
Danıştay Sulukule Projesinin İptalini Yıkımdan 9 Yıl Sonra Onadı
Sulukule projesinin iptali, yıkımdan 9 yıl sonra onandı. Danıştay, Romanların evlerinden çıkarılıp şehir dışına sürülmesiyle sonuçlanan Sulukule projesiyle ilgili 3 yıl önce verilen iptal kararını oybirliğiyle onadı. Romanların avukatı Hilal Küey “Projenin kamu yararına uygun olmadığı onanmış oldu. Projenin iptaliyle beraber hukuken yıkımı gerekiyor fakat fiilen imkânsız tabi. Hukuki süreç tamamlansın, AİHM’e taşırız” dedi.İstanbul 4. İdare Mahkemesi, Sulukule projesini “kamu yararına” uygun değil diyerek Nisan 2012’de iptal etmişti. Fatih Belediyesi’nin, bu kararın yürütmesinin durdurulması için Danıştay’a yaptığı başvuru Danıştay 14. Dairesi tarafından 2013’te reddedimişti.Hürriyet'ten Ali Dağlar'ın haberine göre; Danıştay 4. Dairesi de 4. İdare Mahkemesi’nin Sulukule avan projesini iptal eden mahkeme kararını oybirliğiyle onadı. 15 günlük karar düzeltme talebi süresi var. Bu olası talep de reddedildiğinde karar kesinleşecek ve bugün çoğunlukla Suriyeli kiracıların oturduğu Sulukule’nin hukuksuz inşası tescillenecek. Kararda iptal kararının usul ve hukuka uygun olduğu vurgulandı. Fatih Belediyesi’nin iptal kararı çıkan davadan sonra küçük rotuşlarla yenilediği projeyle iptal edilip onanan proje arasında fark yok ve 2. projenin iptali için Mimarlar Odası ve Romanların açtığı dava devam ediyor.SULUKULE’DE NE OLDU?1000 yıllık Roman mahallesi Sulukule’deki dönüşüm şöyle gerçekleşti;*22 Nisan 2006 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla “Yenileme Alanı” ilan edildi. Bölge halkı, bilim insanları, hukukçular ve uluslararası kuruluşların tüm karşı çıkışlarına rağmen yenileme avan projeleri Bölge Koruma Kurulu’nun 2 Kasım 2007 tarihli kararıyla onaylandı.UNESCO ICOMOS Dünya Mirası Komitesi proje için bölgeyi tarihi kimlik ve kültüründen soyutlayarak basit bir yenileme mantığıyla yok eden, kentsel ranta el koyma ve soylulaştırma tespiti yaptı.*Şubat 2008’de İstanbul Mimarlar Odası Sulukule yenileme avan projelerinin yürütmesinin durdurulması ve iptali için dava açtı. Yargı süreci devam ederken Mayıs 2009’da yıkımlar başladı.İstanbul 4’üncü İdare Mahkemesi 2 Haziran 2009’da yürütmeyi durdurma talebini gerekçesiz reddetti. *TOKİ, 2009 Eylül ayında yenileme avan projeleri ile inşaat ihalesine çıktı, 6 Ekim 2009 itibariyle Sulukule inşaat firmasına devredildi.*6 Mayıs 2010’da Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’in temelini attığı inşaat başladı. 2 yılda hızla yükselen inşaatı bu süre içinde ne alınan 3 bilirkişi raporu, ne de dozerin önüne dikilen müze uzmanı arkeolog Şeniz Atik durduramadı.Fatih Belediye Başkanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı aleyhine Sulukule projesinin iptaline ilişkin açılan üç ayrı dava, aynı gerekçelerle kabul edildi, projenin iptaline karar verildi.*Belediye Başkanı Demir ve İstanbul Valisi 26 Haziran 2012’de kura çekimi yaptı. Romanlardan istimlak tehdidiyle metrekaresi 500 liradan 15-50 bin lira arasında satın alınan dairelerin yerine inşa edilen daireler 450-500 bin liradan yeni sakinleri tarafından satışa çıkarıldı.Proje Fatih’teki Sur Koruma Bandı’nda yer alan 90 bin metrekarelik bölgede, 640 konutu kapsıyordu. *Romanlar, bölgeden 60 kilometre uzaklıktaki Kayabaşı TOKİ konutlarına gönderildi.*Sulukule’nin yeni sakinleri arasında bir tarikat liderinden vekil oğluna, meclis üyelerine dek pek çok ismin yer aldığını Hürriyet ortaya çıkarmıştı.Romanlardan istimlak tehdidiyle metrekaresi 500 lira ile 15-50 bin TL arası rakamlarla satın alınan dairelerin yerine inşa edilen daireler 450-500 bin liradan satılıyor. Evlerin büyük bölümü şimdi Suriyeli mültecilere kiralanmış durumda.
Reklam
‘Teröristi Terörist, Hırsızı Hırsız Diye Damgalarız’
Kemal Kılıçdaroğlu, eline silah alıp masumları öldüren herkesi 'terörist' diye damgaladıklarını ancak devleti soyanları da 'hırsız' diye damgaladıklarını söyledi.Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Açık söylüyorum. Teröriste terörist diyemeyen teröristin ortağıdır.' ifadesine sert çıkan Kılıçdaroğlu, 'Teröriste her zaman terörist deriz. Biz eline silah alan masum insanları öldüren kişileri terörist diye damgalarız. Devleti soyanları da hırsız olarak damgalarız, hırsıza hırsız deriz.' vurgusunu yaptı.ERDOĞAN'A ELEŞTİRİAnkara Ostim'de gerçekleştirdiği ziyaret esnasında gazetecilerin soruları cevaplayan Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlık sistemini getirmek için gerekli olan milletvekili sayısının 400'ün altında da olabileceği açıklamasını eleştirdi.'MİLLETİN YAKASINDA DÜŞSÜN'Kılıçdaroğlu, milletin sıkıntılarına sıraladıktan sonra, 'Biz bunların üzerinde duruyoruz. Onun derdi başka. Bu milletin yakasından düşsün artık. Türkiye'nin derdi başka onun derdi başka. Onun derdi sarayda oturmak.' dedi.'HAVUZA BİR KATKI DAHA...'Akkuyu Nükleer Santrali için açılan ihaleyi iktidara yakın Cengiz İnşaat'ın kazanması için de Kılıçdaroğlu, 'Havuz medyasına biraz daha katkı yapmıştır her halde.' cümlesini kurdu.'KOCASAKAL ÇOK İYİ KONUŞTU'CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal'a 'Bütün avukatları temsil etmiyorsun' diyerek çıkışan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Kocakasal'ın 'Ben de aldığım yüzde 67 oyla baroyu ve avukatlarını temsil ediyorum' diye karşılık veren sözlerini şöyle yorumladı:'Ümit Kocasakal, neyi söyleyeceğini çok iyi bilen birisidir. Kendisini her konuda destekliyoruz. Adaleti, yargıyı, doğruluğu, demokratik, laik hukuk devletini savunduğu için destekliyoruz. Barolar Birliği Başkanı da aynı açıklamayı yaptı. Yaşanan bir olay nedeniyle elinden gelen bütün çabayı göstermiştir. Siz bunu takdir edeceğinize bunu eleştiriyorsunuz. Asıl burada eleştirmesi gereken operasyonu düzenleyenlerin beceriksizliği. Faillerin polis ve MİT tarafından takipte olduğu halde İstanbul Adliyesi'ne ellerini kollarını sallayarak girmeleri, üç kişinin öldürülmesi.'Sondakika.com
‘Biz Arttıkça AKP Düşüyor’
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, seçim kampanyasına başlamadan önce Diyarbakır’da yaşayan ailesini ziyaret etti. Babası Tahir Demirtaş ve annesi Sadiye Demirtaş’ın ellerini öperek hayır dualarını alan HDP lideri, kardeşleriyle de hasret giderdi.7 Haziran genel seçimleri için çalışmalara start veren HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Diyarbakır’da annesi Sadiye, babası Tahir Demirtaş’ı evlerinde ziyaret edip ellerini öperek hayır dualarını aldı. Demirtaş, daha sonra eşi Başak ve kardeşleri Süleyman, Bahar, Şadiye, Nurcan, Aygül Demirtaş ile birlikte aile fotoğrafı çektirdi. Burada gazetecilerin soruların yanıtlayan Demirtaş, uzun süredir annesini ve babası ziyaret edemediğini, bugün onları da ziyaret edip hayır dualarını aldığını belirterek, 'İnşallah tüm annelerin babaların dualarıyla yola çıktığımızda başarılı olacağız' dedi. 'AVANTAJLIYIZ, BİZDE İKİ GENEL BAŞKAN VAR'HDP’de eş genel başkanlık olduğu için diğer partilere göre avantajlı olduklarını anlatan Demirtaş, 'Çünkü bizde iki genel başkan var. Ben ve Figen hanım hedef olarak Türkiye’nin 81 iline ve birçok ilçesine gitmeyi planlıyoruz. Ama zaman çok sınırlı, iki ay uzun bir zaman değil. Türkiye büyük coğrafya, çok sayıda yerleşim yeri var. Her yerde miting yapamazsak da bir etkinliğimiz olacak' dedi. Demirtaş, HDP’nin bütün ülkenin ortak partisi olduğu görüşünü savunurken, şunları söyledi:'Edirne’de de, Trabzon’da da, Kırıkkale’de de, İzmir, Hakkari, Antalya ve Diyarbakır’da da o yerleri temsil eden adaylarımız var. Her yerde aynı zamanda bütün Türkiye’yi kucaklayacak aday isimleri de var. Dolayısıyla Batı’daki adaylarımız oradaki kitleler tarafından coşkuyla karşılandı. HDP uzun süredir söylemiyle politikasıyla Türkiye’de ciddi bir umut ve heyecan oluşturmuş durumda. Biz öyle sanıyorum ki seçim kampanyası ilerledikçe bunu seçim kampanyasında coşku ve heyecanla da göreceğiz. Batı’dan çok olumlu tepkiler ve çok olumlu referanslar alıyoruz. Aday listemiz, ne kadar oya dönüşecek 7 Haziran akşamı hep birlikte göreceğiz. Ama biz partimize ve bize olan ilgiden son derece memnunuz. Bu umudu bize duyuranlara layık olmaya çalışıyoruz. Bunu boşa çıkarmadan insanlarımızın beklediği sonucu ortaya çıkararak demokrasi barış ve özgürlük konusunda Türkiye’nin önünü açacak bir zaferi bütün Türkiye’ye armağan etmek için hazırlanıyoruz.'
58 Milyon Çocuk Okula Gidemiyor
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) dünya ülkelerinin sadece yarısında çocukların tümünün 2015'e dek ilkokula gönderilmesi hedefine ulaşıldığını açıkladı.UNESCO dünyada 58 milyon dolayında çocuğun hala eğitimden tamamen yoksun olduğunu, 100 milyon çocuğun da ilkokulu bitiremediğini kaydetti.Raporda özellikle övgü alan ülkeler Afganistan, Nepal, Sierra Leone, Ruanda, Tanzanya ve Hindistan.Nijerya, Pakistan, Nijer, Etiyopya, Yemen ve Çad'ın ise belirlenen hedeflere en uzak durumdaki ülkeler olduğu kaydedildi.Bazı Avrupa ülkeleriyle Küba, Kırgızistan ve Moğolistan da eğitim hedeflerini tutturan devletler arasında yer alıyor.2000 yılında düzenlenen UNESCO Dünya Eğitim Forumu'nda 164 ülke, 2015'e dek tüm çocuklara temel eğitime kayıtlı olmasını kabul etmişti.
Zehirli Geminin Parçaları Radyasyon Denetimi Yapılmadan Sökülüyor
Sökülmek üzere şubat ayında İzmir’e getirilen Angola bandıralı ve radyoaktif madde yüklü Kuito gemisinin radyasyon denetimi yapılmadan söküldüğü ortaya çıktı. Bu korkunç gerçek gemi söküm firmasının günlük denetim yapması için sözleşme yaptığı firmanın noter tasdikli ihtarnamesiyle ortaya çıktı.Denetim için sözleşme yapılan firma, sözleşme maddeleri gereğince kendisine radyasyon denetimi yaptırılmadan söküm işlemi yapıldığını gerekçe göstererek ihtarname gönderdi. İhtarnamede, günlük olarak yapılması gereken denetimlerin yapılmadığı belirtilerek, 'Sökümü gerçekleştirilen parçalarda şu ana kadar yapılmış ya da yapılacak olan radyasyon kontrolleri hususunda hiçbir sorumluluk almayacağımızı sözleşmenin uyulmadan 7. maddesi uyarınca söz konusu sözleşmeyi tek taraflı olarak iptal ettiğimizi taraf firmaya bildiririz.' ifadeleri kullanıldı.Sökülmek üzere İzmir Aliağa’ya getirilen Kuito isimli gemide radyoaktif madde bulunduğunu Çevre Mühendisleri Odası açıklamıştı. Geminin Türkiye karasularına girmeden durdurulması ve denetlenmesi gerektiği belirtilmişti. Ancak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilileri geminin denetlendiğini, herhangi bir sorun bulunmadığını açıklamıştı.Yaşanan yeni bir gelişme gemiyle ilgili kuşkuları bir kez daha gündeme getirdi. Gemi limana yanaştıktan sonra yapılan ilk denetim tutanağında ismi bulunan İstanbul Denizcilik ve Sörvey Hizmetleri şirketi, gemiyi Türkiye’ye getiren ve söken firmayla yaptığı sözleşmeyi tek taraflı olarak iptal etti. Gerekçe olarak da sözleşmede yer aldığı gibi radyasyon denetimi yapılmadan geminin sökülmesi, sökülen parçaların denetlenmemesi gösterildi. Gemi söküm firmasına Kartal 12. Noteri aracılığıyla ihtarname gönderen firma, geminin radyasyonlu olabileceği endişelerini güçlendirdi.'Sözleşme yaptık ama denetim için bize başvurulmadı'İhtarnamede 16 Şubat 2015 tarihinde gemi söküm firmasıyla sözleşme imzalandığı belirtilerek, sözleşme gereği Kuito gemisinin sökümüne başlandığında radyasyon kontörlü için talepte bulunulması gerekirken, firmanın kendilerine herhangi bir talepte bulunmadığı vurgulandı. 2 Mart 2015 tarihinde geminin sökülmeye başlandığı hatırlatılan ihtarnamede, 'Geminin sökümüne başlandığı ve halen devam edilmesine rağmen bugüne kadar sökümü yapılan parçaların radyasyon kontrolünün yapılmasına dair herhangi bir talepte bulunulmamıştır.' denildi.'Kamu sağlığı açısından büyük tehlike'Gemi söküm firmasının sözleşme imzalandığı halde radyasyon ölçümü için kendilerine herhangi bir talepte bulunmadığını açıklayan denetim firması, atıkların çevre ve insan sağlığı açısından büyük tehlike oluşturduğunu da duyurdu. İhtarnamede şu uyarılarda bulunuldu: 'Radyasyon kontörlünün yetkisiz kişi ve kuruluşlar ile yaptırılması sonucu doğacak riskler ortadadır. Söküm sırasında çıkabilecek radyasyon bulaşığı parçalar veya geminin dışından yapılmış olan kontrollerde tespit edilemeyen zırhlanmış kaynaklarının tespit edilememesi, kamu sağlığı açısından büyük tehlike arz edecektir.'Sözleşme şartlarına uyulmadığı ve denetim için kendilerine başvurulmadığı gerekçesiyle ihtarname gönderen firma, radyasyon nedeniyle oluşabilecek zararlardan dolayı sorumluluk kabul etmediğini de vurguladı. İki firma arasında yapılan sözleşme gereği, Sörvey firmasının günlük denetimler karşılığında 500 dolar alması kararlaştırıldığı öğrenildi.Bozoğlu: 'Biz haklı çıktık, işçilerin sağlığı tehlikede'Çevre Mühendisleri Odası eski Başkanı Baran Bozoğlu, Kuito gemisiyle ilgili en başından beri yaptıkları uyarıların dikkate alınmadığını söyledi. 'Denetim firmasının ihtarnamesi bizim haklı olduğumuzu ortaya koydu.' diyen Bozoğlu, radyasyon ölçümü yapılmadan yapılan sökümün tehlikeli olduğuna dikkat çekti. Bozoğlu, 'Söküm işleminde çalışan işçilerimiz ciddi tehlikelerle karşı karşıya kalabilirler. Sökülen bu parçaların nereye götürüldüğü ne yapıldığı bilinmiyor. Sözleşme yaptıkları firmaya bile haber vermeden gemiyi 2 Mart’ta sökmeye başlamışlar. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nı uyarıyoruz. Bu gemide tehlikeli atık var ve herhangi bir ölçüm-denetim yapılmadan sökülüyor.' şeklinde konuştu.CHA
Reklam