onedio
Demir: ‘Bildiğim Ne Varsa Anlatacağım’
Eski ÖSYM Başkanı Demir, KPSS'deki usulsüzlük iddiaları soruşturmasına ilişkin, 'Yargıya saygımız var. Bildiğimiz ne varsa anlatacağım' dedi.Eski ÖSYM Başkanı Ali Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosu Savcısı Yücel Erkman'ın daveti kapsamında ifade vereceğini söyledi.Yargıya saygı duyduğunu ifade eden Demir, 'Yargıya saygımız var. Bildiğimiz ne varsa anlatacağım. Gerçeğin açığa çıkması, hakkın ve adaletin tesis edilmesi için elimden geleni yaptım, yapmaya da devam edeceğim. Görev sürem boyunca kimseye haksızlık etmedim. Edilmesine de müsaade etmedim. Suçluların ortaya çıkartılması için ne gerekiyorsa her türlü katkıyı verdim. Talep edilen her türlü bilgi ve belgeyi geciktirmeden ilgililere ilettim' dedi.ÖSYM'nin her yıl 500 milyon sayfa sınav evrakı bastığını, bunu depolaması için de mekanı ve imkanı bulunmadığını belirten Demir, depo ihtiyacı oluştuğunda Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünden de izin alınarak, yasal işlemlerinin yapılmasının ardından saklama süresi dolan evrakın imha edildiğini söyledi.Bunun kurum için olağan bir uygulama olduğunu ve kendilerinin de bu doğrultuda her yıl evrakı imha ettiğini anlatan Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:'Özellikle herhangi bir sınava yönelik olarak evrakı imha etmemiz diye bir şey söz konusu olmamıştır. İlgili yılda söz konusu sınav evrakının imhası hususunda devam eden soruşturmanın olumsuz etkilenmemesi için öncelikle savcılığın görüşü talep edilmiş ve oradan gelen 'olur' doğrultusunda sınav evrakı imha edilmiştir. 'KPSS evrakını yakma ile imha etme' diye bir şey söz konusu olmadığı gibi bu tür bir suçlama da gerçeği yansıtmamaktadır. Söz konusu kopya olayı ben göreve gelmeden 3 ay önce gerçekleşmiştir. İlgili sınav evrakının akıbeti hakkında göreve gelmeden önce neler olduğunu bilemem. Göreve geldikten sonra soru kitapçıkları ile ilgili bir talep ile karşılaşmadım. Doğal olarak gerekli olan tüm evrakın savcılık tarafından el konulduğunu düşündüm. Savcılık tarafından talep edilen diğer bilgileri geciktirmeden temin edip sunmak dışında sürece hiç bir zaman dahil olmadım. Dolayısıyla ben görevde iken savcılığın bilgisi dışında bir imha söz konusu olmamıştır. Ben, görev sürem olan 4,5 yıl boyunca kurum içerisinde soruşturmaya ve mahkemelere konu olan sınav evrakının türü ne olursa olsun imha edilmemesi talimatını da verdim. Uygulama da bu yönde gerçekleşti.'Ali Demir, 2010'daki KPSS'de usulsüzlük iddialarını soruşturan Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosu Savcısı Yücel Erkman tarafından, UYAP Sistemi üzerinden SMS ile 4 yıl yürüten Cumhuriyet Savcısı Şadan Sakınan'ın, 'sınav kitapçıklarının imhası yönündeki talimatını, kanuna aykırı olmasına karşın uygulayarak, delilleri yok ettiği ve böylece görevini kötüye kullandığı' iddialarıyla ilgili ifadeye çağrılmıştı.Yıldız Aktaş, AA
Cizre JİTEM Davasının Tek Tutuklusu da Tahliye Oldu
Şırnak'ın Cizre ilçesinde, 1993-1995 yılları arasında meydana gelen 20 faili meçhul cinayetle ilgili haklarında dava açılan ve kamuounda 'Cizre JİTEM davası' olarak bilinen, aralarında emekli Albay Cemal Temizöz ile Cizre eski Belediye Başkanı Kamil Atağ'ın da bulunduğu 1'i tutuklu 8 sanığın yargılanmasına Eskişehir'de devam edildi. Mahkeme heyeti tutuklu sanık Uzman Çavuş Burhanettin Kıyak'ı adli kontrol şartıyla tahliye etti.Uzman Çavuş Burhanettin Kıyak'ın tutuklu diğer 7 sanığın tutuksuz yargılandığı davada sanıklar, 'Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, adam öldürmeye azmettirmek, adam öldürmek ve devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak'la suçlanıyor. Daha önce Şırnak Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan sanıkların davası güvenlik nedeniyle Eskişehir'e alındı.Cizre JİTEM davasının Eskişehir'deki ilk duruşması bugün 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapıldı. Duruşma nedeniyle Eskişehir Adalet Sarayı çevresinde polisler geniş güvenlik önlemleri aldı. Adalet Sarayı'na girenler tek tek aranarak içeriye alındı.Duruşmaya tutuksuz sanıklardan emekli Albay Cemal Temizöz, Cizre eski Belediye Başkanı Kamil Atağ, Adem Yakin, Kukel Atağ ve Temer Atağ katıldı. Tutuklu sanık uzman çavuş Burhanettin Kıyak Adıyaman E Tipi Kapalı Cezaevi'ne, diğer tutuksuz sanıklar Fırat Altın ve Hıdır Altuğ'un da Diyarbakır 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi'ne kurulan video konferans sistemiyle Eskişehir 2'inci Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya katılımları sağlandı.Temizöz: 'Cemaat cephesinin kurduğu oyunla PKK cephesinin önüne atıldım'Duruşmada konuşan emekli Albay Cemal Temizöz, Balyoz davasında da sanık olarak yargılandığını ve o davadan beraat ettiğini belirterek mahkeme heyetinden bu davadan da beraatını istedi. Temizöz şöyle konuştu:'Şerefli bir Türk subayı olarak 31 yıl hizmet verdim. 1 üstün cesaret ve feragat madalyası, 68 takdirname, 4 nakden ödüllendirme, 2 üstün birlik başarı ödülü aldım. Hesaplaşmak ve öç almak isteyenler görevim gereği mücadele ettiğim cemaat yapılanmasının ve halk mahkemelerini kurarak yargılamalar yaptıkları, kurtardık dedikleri bölgede oluşturdukları modeli bozarak devletten rehin alınanları geri aldığım için PKK terör örgütünün hedefinde oldum. Sonunda cemaat cephesinin kurduğu oyunla PKK cephesinin önüne atıldım. Terörist gibi yakalanan bazı kişiler şantajla gizli tanık haline getirilebiliyor.Gizli tanıkların ifadelerinden neden böyle yaptıkları ortaya çıkmıştır. Benimle ilgili hesaplaşma 2006 yılında başlamıştır. Cemaatle olan izleri ortaya çıkartmıştım. 2008 yılında Ergenekon soruşturması başında Silopi'ye polis görevlendirildi. Ellerindeki listeye göre tanık ve gizli tanık ayarlaması yapılıyor. 150 kişilik isim listesinde benim de ismim yer alıyordu. Hakim Oktay Kuban'ın tanık olarak dinlenmesini istiyorum. Beni itibarsızlaştırmak ve psikolojimi bozmak için Balyoz davasında da sanık yaptılar. O davadan beraat ettim. 2006 yılından itibaren sürekli hedef oldum. Gizli tanıkların alınmış olan ifadelerinin dijital ortamda tarafıma verilmesini istiyorum. Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun'un tanık olarak dinlenmesini istiyorum.'Cemal Temizöz, mahkeme heyetine Emniyet İstihbarat Daire eski Başkanı Sabri Uzun'un yazmış olduğu 'İn' isimli kitabı ve televizyon kanallarında yapmış olduğu görüntülerden oluşan bir CD'yi delil olarak sundu.Gizli tanıklar ifadelerini reddetti'Sokak Lambası' adıyla gizli tanık olan ve aynı zamanda davada sanık olarak yargılanan Hıdır Altuğ da duruşmada kendini savunarak, gizli tanık adı altında alınan hiçbir ifadesini kabul etmediğini ve olaylarla ilgisinin bulunmadığını öne sürdü.'Tükenmez kalem' adıyla gizli tanık olarak aynı zamanda davada sanık olarak yargılanan Fırat Altın da gizli tanık konumundayken vermiş olduğu ifadelerinin hiçbirini kabul etmediğini söyledi.Duruşmada dinlenen diğer sanıklar Adem Yakin, Kukel Atağ ve Temer Atağ da olaylarla hiçbir ilgilerinin bulunmadığını belirterek mahkeme heyetinden beraatlarını istedi.Davanın Eskişehir'e alınmasını eleştirdiDavanın Eskişehir'e alınmasını eleştiren müşteki avukatlarından Ahmet Özmen, 'Dosyanın Diyarbakır'dan ve akabinde Şırnak ilinden Eskişehir'e gelmesi haklarımızı ihlal etmektedir. Bugün duruşma salonunda görüleceği gibi bir tane bile şikayetçi yakını veya şikayetçi bulunmamaktadır. Halbuki Diyarbakır'da duruşmaları takip edebiliyorlardı. Biz cemaat ile hükümet, ordu arasındaki kavganın tarafı değiliz. Biz ne onları tanırız ne de kurban yakınları onları tanır. Sadece adalet talep ediyoruz. Tutuklu sanığın tutukluluk halinin devam etmesini talep ediyoruz. Türkiye'nin 1990 yılından sonra yaşadıkları bellidir. Dosyada pek çok sanık Cemal Temizöz tarafından hazırlanmış, belgeler vardır, gözaltı tutanakları vardır. Sanıkların ıslak imzalı belgeleri vardır. Bu kapsamda Cemal Temizöz'ün her şeyin komplodan ibaret olduğu yolundaki tüm savunmalarını kabul etmiyoruz' dedi.Tutuklu sanık da tahliye edildiEskişehir 2'inci Ağır Ceza Mahkemesi heyeti emekli albay Cemal Temizöz'ün, Oktay Kuban ve Sabri Uzun'un tanık olarak dinlenmesi talebini kabul etmedi, tutuklu sanık Burhanettin Kıyak'ı cezaevinde kaldığı süre ve davayla ilgili delillerin toplanmış olması nedeniyle adli kontrolle tahliyesine karar verdi. Duruşma,18 Haziran 2015 tarihine erteledi.DHA
Hacettepe Çocuk Acil'in Çatısında Sağlık Hakkı Eylemi
Kanser olan çocuklarını tedavi ettiremeyen iki kadın Hacettepe Çocuk Hastanesi’nin çatısına çıktı, hastane bahçesinde bekleyenler “Sağlık hakkımızı istiyoruz” sloganları attıHacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İhsan Doğramacı Çocuk Hastanesi’nde intihar girişimi ve eylemi gerçekleşti. Kanser olan ve kök hücre tedavisi görmek zorunda olan çocuklarını tedavi ettiremeyen iki kadın hastanenin çatısına çıktı. İki kadın, kendilerini ikna etmeye çalışan polisleri ise yanlarına yaklaştırmadı. Hastaneye polis ve itfaiye ekipleri de getirildi.Kadınlar çatıda eylem gerçekleştirirken ellerinde döviz olan bir grup da hastanenin bahçesinde bir araya geldi ve “Çocuklar uyurken susulur, ölürken değil”, “Sağlık hakkımızı istiyoruz” gibi sloganlarla eyleme destek verdi.Eylem, kadınların Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ile görüşme ayarlanmasıyla son buldu.Sendika.Org/ Ankara
Cezaevlerinde Yüzde 234'lük Artış
Ceza infaz kurumlarının yıllara göre doluluk oranında artış yaşanıyor. Türkiye'de 1999 ile 2015 yılları arasında Ceza İnfaz Kurumları'nda bulunan hükümlü ve tutuklu sayısının yıllara göre dağılımına bakıldığında 2015 yılında cezaevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklu sayısı, 164 bin 461'e ulaştı. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü'nün açıkladığı verilere göre 1999 yılında bu sayı, 67.581 iken aynı yıl çıkarılan af ile 2000 yılında hükümlü ve tutuklu sayısı, 49.512'ye düşmüştü. 15 yıl içerisinde Türkiye'nin nüfusunun yaklaşık yüzde 24 artarken, tutuklu ve hükümlü sayısının yüzde 234 oranında arttı. TBMM Cezaevleri Komisyonu'nun CHP'li üyesi Özgür Özel, artışı hükümetin uyguladığı politikalara bağlayarak 'Herkesi kendisine darbe yapacak, her grubu ayaklanma çıkarıp hükümeti devirecek, her türlü hak aramayı hükümete karşı girişilmiş şiddet eylemleri olarak görüyor. Oysa toplumsal şiddette son yıllarda çok ciddi düşüş var ama güvenlik güçlerinin kullandığı şiddette orantısız bir artış var' dedi.'Hükümetin kendisine yönelik tehdit algısı tutuklu ve hükümlü sayısına yansıyor'Türkiye'de son 15 yılda tutuklu ve hükümlü sayısının yüzde 250 arttığını kaydeden Özel, bu durumun Ak Parti'nin aşırı güvenlikçi politikalarından kaynaklandığını belirterek 'AKP iktidarı ilk göreve geldiğinde Türkiye'de 52 bin tane tutuklu ve hükümlü vardı. Şimdi bu sayı, Türkiye'deki cezaevlerinin toplam kapasitesinden sadece 2 bin eksik. 170 bine yaklaşıyor tutuklu ve hükümlü sayısı. Bu iktidar partisinin aşırı güvenlikçi politikalarından kaynaklanıyor. İktidar partisinin tehdit algısından kaynaklanıyor. Herkesi kendisine darbe yapacak, her grubu ayaklanma çıkarıp hükümeti devirecek, her türlü hak aramayı hükümete karşı girişilmiş şiddet eylemleri olarak görüyor. Oysa toplumsal şiddette son yıllarda çok ciddi düşüş var ama güvenlik güçlerinin kullandığı şiddette orantısız bir artış var. Gezi olayları sırasında gözünün bir tanesini kaybeden 30'a yakın kişi, hayatını kaybeden 8 kişi, devamında pek çok olayda hayatını kaybeden çok sayıda genç güvenlik politikalarının ne kadar hükümet tarafından ileri boyuta taşındığını gösteriyor. Hükümetin aşırı güvenlikçi politikalarının yanında kendisine yönelik ve devlete yönelik tehdit algısında belki 10 katlık artış, içerideki tutuklu ve hükümlü sayısına da yansıyor. Bunu daha çok siyasi tutuklu ve hükümlüler olarak söyleyebiliriz' diye konuştu.'Ekonomik suçlardan içeriye girenlerin sayısında büyük bir patlama var'Ekonomik suçlardan da cezaevlerine giren hükümlü sayısında artış olduğunu söyleyen Özel, bu durumun Türkiye'de artan işsizlikten kaynaklandığını savunarak 'Ekonomik suçlardan içeriye girenlerin sayısında da büyük bir patlama var. Bu da gelir adaletsizliğine, Türkiye'de artan işsizlik oranına, genç işsizliğinde rakamın her 3 gençten bir tanesinin işsiz olmasına, her 5 kişiden birinin işsiz olmasına bağlayabiliriz. Çünkü Türkiye'de hırsızlık ya ekonomik suçlar ve bu suçların işlendiği sırada işlenen diğer suçların oranı da AKP iktidarının öncesine göre büyük bir patlama ile karşılaşmış durumda. Nüfusun yüzde 24 arttığı bir yerde yüzde 250'lik tutuklu ve hükümlü artışı, sadece hükümet politikalarındaki hatalardan ve insanların muhtaç durumlarından kaynaklanıyor' ifadelerini kullandı.'AKP'ye karne verirsek 10 üzerinden 1 bile alamayacağı notu Adalet Bakanlığı'nın politikaları'Cezaevlerinde artan hükümlü ve tutuklu sayısının yanı sıra cezaevi koşullarının da kötüye gittiğini anlatan Özel, 12 yıllık dönemde cezaevlerinin önceki dönemlere göre en az 10 kat kötüleştiğine dikkat çekerek 'Türkiye'de cezaevlerinin koşulları her geçen gün kötüye gidiyor. Cezaevinde kalan sayısı arttığı gibi cezaevlerinin hem kapasiteleri hem içerideki olanaklar fevkalade kısıtlı. Bugün Türkiye'de cezaevlerinde mahkumlar için ve gardiyanlar için devletin ödediği yemek parası, 3 öğün yemek için sadece 5 lira. Cezaevinde kalan bir mahkumun başta sağlığı, güvenliği ve eğitimi devlete emanettir ama geçtiğimiz günlerde cezaevinde yatağında ölü bulunan mahkum olaylarında da gördüğümüz gibi hem kişiler artık devletten cezaevinde bulundukları sırada iyi sağlık hizmeti almıyorlar. Eğitimleriyle ilgili sadece göstermelik salonlar var. Televizyon kameraları içeri davet edildiğinde var ama mahkumların haberi olduğu ama yararlanamadıkları eğitimler söz konusu. Hem de güvenlik konusunda çok ciddi sıkıntılar var cezaevlerinde. Cezaevleri iktidarın 12 yıllık döneminde önceki dönemlere göre en az 10 kat kötüleşmiş, nüfusları 10 kat artmış, mahkumlar sırayla nefes alır sırayla uyur hale gelmiş durumdayken hükümetin yeni cezaevleri yapmak dışında bu konuya bir çözüm getirmiyor olması fevkalade düşündürücü. Oysa cezaevlerinde şu anda denetimli serbestlik süresinin uzatılması, açık cezaevlerinde kalma sürelerinin uzatılması, şahsa ve devlete işlenen suçlar ile ilgili yapılabilecek yeni düzenlemelerle ilgili birtakım beklentiler de var. AKP cezaevlerinin dışını da içini de yönetebilir durumda değil. Cezaevleri yönetilebilir olmaktan çıktı. Önümüzdeki günlerde cezaevlerinden çok sayıda üzüntülü olay, ölüm, çok sayıda sıkıntılı şikayet duymamız mümkün. Bu konuda herhalde AKP'ye karne verirsek pek çok dersi zayıf olabilir. Pek çok dersinde düşük not alabilir ama herhalde en düşük notu, 10 üzerinden 1 bile alamayacağı notu Adalet Bakanlığı'nın politikaları ve cezaevlerinin durumudur' şeklinde konuştu.Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü'nün verilerinde Ceza İnfaz Kurumları'nda bulunan hükümlü ve tutuklu sayısının yıllara göre dağılımı şöyle:Yıl - hükümlü ve tutuklu sayısı1999 - 67.581  2000 - 49.5122001 - 55.6092002 - 59.4292003 - 64.2962004 - 57.930 2005 - 55.870 2006 - 70.2772007 - 90.8372008 - 103.2352009 - 116.3402010 - 120.8142011 - 128.6042012 - 136.0202013 - 145.4782014 - 158.8372015 - 161.5222015 - 164.461DHA
Nur Serter Adaylıktan Çekildi
CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter milletvekili adaylığından istifa etti.CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter, İstanbul 1. Bölge’de girdiği ön seçimde aldığı 9 bin 338 oyla ancak 25. sıradan aday olabilmişti.25. sıradan aday olabilen CHP'li vekil Serter'in adaylıktan istifa ettiği öğrenildi.ANKA’nın sorularını yanıtlayan Serter, “Adaylıktan çekildim. Arkada bir sürü genç var, onlar da bu tecrübeyi yaşasınlar. Partimiz için her zaman çalışırız” değerlendirmesini yaptı.Cumhuriyet
Reklam
Adliyede Üst Aramasına Feminist Tepki
İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde avukatların üstünün aranmaya çalışılmasına yönelik uygulama ve buna yönelik tepkiler gün boyu sürdü. Avukatlar duruşmalara gecikti, girişte sık sık arbede yaşandı.Adliyede iki gün önce bir savcının DKHC’lilerce rehin alınmasının ardından başlayan uygulamaya en yaratıcı tepkiler ise feminist avukatlardan geldi.Önce görevlilere avukatlık kanunu anlatan daha sonra tutanak tutulmasını isteyen avukatlar, yine de X-Ray, dedektör ve elle aramadan geçirilmek istenince farklı yöntemlere başvurdu.
Reklam
Seçim Öncesi Duymaktan Bıkacağımız 10 Aneliz
Anelist koş seni kim tutar, hayat bu zalim adamı yutar...Aşağıdaki liste aracılığı ile kolaylıkla siz de ekranda yarım saat edalı edalı analiz üfürebilirsiniz.Onları tanıyor, biliyorsunuz... Her seçim öncesi olduğu gibi bu seçimin öncesinde de ön yargılara, iddialı varsayımlara dayalı olan ve neredeyse hiçbir ciddi bilimsel bulguyla desteklenmeyen kanılarını 'analiz' (aneliz?) olarak zikredip duracaklar. ARAŞTIRMACI YAZAR YORUMCU AKADEMİSYEN  KONUK UZMAN ANELİST   DAYANIŞMA VE YARDIMLAŞMA Derneği gururla sunar...
Mart Ayında En Az 139 İşçi Can Verdi
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi tarafından paylaşılan verilere göre Mart ayında en az 139 işçi, yılın ilk üç ayında ise en az 351 işçi hayatını kaybetti.
Dünyanın En Berbat Trafiği İstanbul'da
İstanbul’un bitmek bilmez trafik çilesinin dünyada eşi benzeri olmadığı bir kez daha ortaya kondu.Hollandalı navigasyon sistemi üretici TomTom’un hazırladığı listeye göre, incelenen 146 kent içinde en kötü trafiğe sahip şehir İstanbul.Dünyanın en büyük 146 şehrini inceleyen TomTom, en kötü trafiğe sahip kentleri sıraladı. Buna göre, listenin ilk sırasında geçen yılın 2’ncisi İstanbul var. İstanbul’u, Meksiko ve Rio de Janeiro takip ediyor.Geçtiğimiz yıl listenin ilk sırasında yer alan Rusya’nın başkenti Moskova’ysa bu yıl 4’üncülüğe geriledi.Rapora göre, ilk on sıradaki ülkelerde ortalama trafik sıkışıklığı oranları şöyle:1. İstanbul (Türkiye): % 582. Meksiko (Meksika): %553. Rio de Janeiro (Brezilya): %514. Moskova (Rusya): %505. Salvador (Brezilya): %466. Recife (Brezilya): %457. St Petersburg (Rusya): %448. Bükreş (Romanya): %419. Varşova (Polonya): %4010. Los Angeles (ABD): %39
Reklam
Sekiz Saatlik Rehine Müzakeresinin Detayları
İstanbul Adliyesi'nde savcı Mehmet Selim Kiraz'ı rehin alan DHKP-C üyeleri ile yürütülen müzakere hakkında Halkın Hukuk Bürosu tarafından bir açıklama yapıldı.Halkın Hukuk Bürosu tarafından yapılan açıklamada, Savcı Mehmet Selim Kiraz'ı rehin alan iki DHKP-C'li ile yapılan müzakerelere ilişkin bilgi verildi. Halkın Hukuk Bürosu'na bağlı olarak çalışan iki avukat da müzakerelere katılmıştı. Radikal'den İsmail Saymaz'ın haberine göre açıklama, şöyle:GÖRÜŞMELERE POLİSLER DE KATILDI Olayın öğrenildiği saatten itibaren eylemcilerin ve Başsavcı vekilinin talebi doğrultusunda görüşmelerde bulunduk. Sekiz saat süren görüşmelerin bütünü cep telefonu ve odada mevcut dahili telefon ile yapılmıştır. Telefonun ucundaki eylemci kendisine 'Berkin' ismi ile hitap edilmesini istemiş ve görüşmeler bu isimle sürdürülmüştür. Bu görüşmelere siyasi şubede amir sıfatında sorumlu bulunan polisler ve müzakere uzmanı bir polis de katılmıştır. Yine eylemcilerin isteği doğrultusunda İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal ve Berkin Elvan'ın babası Sami Elvan da katılmışlardır. Bu katılımlar ve görüşmeler çeşitli aşamalardan geçerek ilerlemiş, eylemcilerin bildirmiş oldukları süre dolmuş olmasına karşılık müzakereler sürmüş ve sonuç almaya doğru adımlar atılmıştır.'ÜÇ POLİS AÇIKLANSIN' TALEBİ Eylemcilerin ileri sürmüş oldukları şartlar tartışılmaya başlanmış, ilerleyen aşamada birinci madde olarak bahsettikleri Berkin Elvan’ın katil zanlılarının açıklanması yolundaki talepten vazgeçmeyeceklerini ancak diğer taleplerden vazgeçebileceklerini-tartışabileceklerini bildirmişlerdir. Bu doğrultuda son görüşmeler olay zanlılarının açığa çıkarılması üzerinden yürümüştür. Eylemciler, müzakereci polislerin bu isimleri bulma yönündeki zaman darlığı ve kendi maddi imkansızlıklarını ileri sürmeleri üzerine, soruşturma dosyasında mevcut fotoğrafları belirttikleri umutadalet isimli twitter hesabı üzerinden yayınladıklarını bildirmişler ve bu fotoğraftaki isimlerin açıklanmasını istemişlerdir. Bir süre sonra eylemciler, rehin alınan savcı ile görüştüklerini, savcının kendilerine kriminal inceleme sonucunda açığa çıktığı belirlenen bir isim ve iki sicil numarası bildirdiğini bu isimlerin yayınlanarak suçlarını itiraf etmelerini istemişlerdir. Bu talep müzakereci polislerce mümkün görülmemiş ancak bu açıklamayı avukatların yapmasını önermişlerdir.SON GÖRÜŞME ve KURŞUN Bu öneri üzerine biz görüşmeci avukatlar ve İstanbul Barosu başkanının sorumluluk alması ile isimlerin tarafımızdan açıklanabileceği ve aramızda geçen diyaloğun basına ve kamuoyuna aktarılabileceği iki tarafa da söylenmiştir. Bu öneri eylemcilere iletildiğinde, avukatların yanında bir emniyet müdürünün olması halinde öneriyi kabul edebileceklerini, bunun dışında bir şey konuşmayacaklarını, cevabı beklediklerini, konuyla ilgili son görüşmeyi yapacaklarını söylemişlerdir. Müzakereci polisler bir emniyet müdürünün bizlerle açıklamaya katılmasının mümkün olmadığını belirtmesi üzerine eylemcilerle tekrar telefon irtibatı kurulmuştur. Bu görüşmede telefonun ucundaki eylemci telefonu “son görüşme” diyerek açmış, cevabı dinledikten sonra telefon kapanmış, akabinde silah sesleri duyulmuş, silah seslerinin duyulması ile beraber hazır bulunan özel birlikler hareketlenmiştir. Ancak silah sesinin nereden geldiğini ve kime yöneldiğini görmeyip yalnızca seslerini duyduğumuzdan ötürü atışın kim tarafından yapıldığını bilemiyoruz. Çok sayıda seri ateş sesleri duyuldu ardından orada bulunanlardan bomba patlatılacağı için kulaklarını kapatmalarını istediler. Bu bomba müzakere sürerken hazırlanmıştı. Bomba hazırlıkları sürerken içeride bulunan eylemciler slogan atmaya devam ettiler.VE MÜDAHALE İlk bombanın patlamasının ardından kısa süreli bir sessizlik oldu, sonra içeriden yeniden silah sesi ve marş sesi duyulmaya başladı. Marş devam ederken seri atış yapan makineli tüfek olarak algıladığımız atışlar oldu. Sonra ikinci bir bomba daha patladı. Biz dışarıdaki konuşmalardan içeride sıkı bir barikat olduğunu anlıyorduk ve polisler içeri girmekte zorlanıyorlardı. Silah seslerinden anladığımız kadarı ile yaşanan iki taraflı bir çatışmaydı ve eylemciler polis içeri girdikten sonra da silahla karşılık veriyorlardı. Silah sesleri kesildikten sonra son olarak birkaç el silah sesi duyuldu ve emreden bir ses, ateşi durdurarak daha fazla devam etmelerini önledi. Ardından içeride bomba olabileceğinden endişe edilerek bir süre bomba araması yapıldı ve bizim fünye olduğunu düşündüğümüz üçüncü bir patlama daha yaşandı.
Ahmet Nur Çebi: "81 Puanla Şampiyonuz"
İkinci başkan Ahmet Nur Çebi 81 puanla şampiyon olacaklarını iddia ederken Metin Albayrak ise bu sezon şampiyon olurlarsa Beşiktaş tarihinin en anlamlı şampiyonluğu olacağını belirtti.ALTTAKİ TAKIMLARA ÇOK PUAN KAYBETTİKAlttaki takımlara çok puan kaybettiklerini dile getiren Çebi 'Özellikle alttaki takımlara kaybettiğimiz puanlar çok fazla oldu. Bu kadar puan kaybetmemeliydik. Bunlar lig maratonunda olabilecek şeyler ama biz kendi içimizde bu kayıpların haddinden fazla olduğunu düşünüyoruz' dedi.'SAKATLIK KONUSUNDA KAPSAMLI DEĞERLENDİRME YAPACAĞIZ'Yaşanan sakatlıkların normal olmadığını ama bütün suçu da sadece bir kişiye veya bir birime bağlamanın yanlış olduğunu belirten Çebi 'Sakatlık konusunda lig sonunda geniş kapsamlı değerlendirme yapacağız. Sakatlık konusunda her şeyi Haziran ayında masaya yatıracağız. Haziran'ın 1 ve7'si arası ameliyathane açık. Her şeyi değerlendireceğiz. Sakatlık konusunda suç kimde ona bakacağız. Sadece doktora bağlamak çok yanlış. Zemin olabilir, antrenman teknikleri olabilir, futbolcunun kendine bakıp bakmaması, dayanıklılığı her şey olabilir. Bunların hepsini değerlendirmeye alacağız ve ona göre bir yol çizeceğiz. Bu konuda her türlü kararı alabiliriz.' diye konuştu.'BILIC'İN GİDECEĞİNİ ZANNETMİYORUM'Kalıp kalmayacağı sürekli tartışılan Biliç konusuna da açıklık getiren Ahmet Nur Çebi 'Bu konu çok ve gereksiz yere yazılıp çiziliyor. Kesin olan şey her iki tarafında 500 bin Euro fesih bedel hakkı var. Bu her iki taraf içinde geçerli bir durum. Ben şahsen hocamızın gideceğini zannetmiyorum. Gitmek isteyeceğini de düşünmüyorum. Ama giderse de hocasız kalmayız.' dedi.'81 PUANLA ŞAMPİYON OLACAĞIMIZA İNANIYORUZ'Şampiyonluğa olan inancını da dile getiren Çebi 'Lig bittiğinde 81 puanla şampiyon oluruz. 9 maçın hepsini kazanırsak zaten şampiyon oluruz. Bütün isteğimiz ve inancımız bu yönde. Ben bu takıma güveniyorum, bu çocuklar da bunu inşallah başaracaklar' şeklinde konuştu.METİN ALBAYRAK: EN ANLAMLI ŞAMPİYONLUĞUMUZ OLURBeşiktaş Kulübü basın sözcüsü Metin Albayrak ise şampiyonluk ile ilgili düşüncelerini' Biz bu yıl mutlaka şampiyon olmalıyız. Bunu başarırsak belki de tarihimizdeki en anlamlı ve önemli şampiyonluğu kazanmış olacağız. Çünkü bu sezon ne stadımız var ne bizi Osmanlıspor, Konya ve Başakşehir haricinde stadına isteyen var. Maddi durumlar takımın yaşadığı sakatlıklar yaptıkları mücadele ortada. Bu yüzden bu sezon şampiyon olursak anlamı çok çok değişik olacak' şeklinde ifade etti.Sampiy10
Reklam
Milan'ın %75'i Çinlilere Satıldı
İtalya'nın en eski kulüplerinden Milan'ın başkanı Berlusconi, kulübün yüzde 75'lik hisselerini almak isteyen Çinli şirketle anlaştığını açıkladı.İtalya'nın köklü kulüplerinden AC Milan'ın başkanı Silvio Berlusconi, kulübün yüzde 75'lik hissesinin birkaç ay içinde Çinli bir şirkete satılacağını açıkladı.La Gazetta dello Sport'un haberine göre, yaptığı görüşmelerden sonra Aska News'e konuşan Silvio Berlusconi, 'Kulübün %75'ini Çinli bir şirkete satacağım. Ama her şeyin resmileşmesi için birkaç aya daha ihtiyacımız var. Kızım Barbara, icra kurulu başkanı olarak kalmaya devam edecek” dedi.Berlusconi'nin kulübü Milan'ın %75'ini satarak 1.5 milyar euro gibi bir gelir elde etmesi planlanıyor.Milan, Çin'deki en popüler kulüplerden birisi. Pekin kökenli şirketin bunu da gözönünde bulundurarak futbol pazarına açılmak istediği düşünülüyor. Gelen haberlere göre Berlusconi, 24 saat içinde şirket yetkilileriyle bir toplantı daha yapacak.Bu sezon zirve yarışında çok erken havlu atan Milan, Serie A'da 28 hafta sonunda 38 puanla 8. sırada yer alıyor.Eurosport
Reklam
Cumhuriyet Gazetesi'nden Açıklama: ‘Cumhuriyet'e İşlemez’
Cumhuriyet Gazetesi, internet sitesi üzerinden ‘Cumhuriyet'e İşlemez’ başlıklı sert bir açıklama yaptı.Hayatını kaybeden Savcı Mehmet Selim Kiraz hakkında yayınladıkları fotoğraflar nedeniyle haklarında açılan soruşturmaya ve gelen yorumlara tepki gösteren gazetenin açıklaması şöyle:'Önce yayın yasağı geldi.Adliye baskınını, dünya televizyonları gösterdi, bizim televizyonlar veremedi, gazetelerin çoğu da vermeye çekindi. Yetmedi.Başbakan’ın talimatıyla, Savcı’nın rehin fotoğrafını kullanan gazeteler cenaze törenine alınmadı.Yetmedi: Fotoğrafı kullanan gazetelere soruşturma açıldı.Yetmedi; Başbakan o fotoğrafı kullanan gazetelere “ahlaksız” dedi. “Bundan sonra herkes dikkat edecek” diyerek de yeni baskı yasalarının sinyalini verdi.Hemen söyleyelim: O da yetmez.Çağımızda hiçbir haber, Başbakan talimatıyla gizlenemez.Bir gazeteye hangi fotoğrafın basılacağına Başbakan karar veremez.O karar, gazetecilere aittir. Ve demokrasilerde en iyisi, herkesin kendi işini yapmasıdır; kimsenin tehditle, hakaretle medyayı korkutmaya, hedef göstermeye kalkışmamasıdır.Kendi güvenlik zafiyetini perdelemek için basına yayın yasağı koymak, aynayı taşlamaktır; hiç işe yaramamış bir faşizan tavırdır.Başbakan basını ahlaksızlıkla suçlamadan önce, Adalet Sarayı’ndaki adaletsizliğin, korunaksızlığın, fiyasko operasyonun hesabını vermelidir.“Patronlarına da söylüyorum” demişler.Cumhuriyet’in patronu yok.Bunu patronlarına söylesinler.'Cumhuriyet
Ünal Aysal'dan Başkanlık Açıklaması
Galatasaray eski başkanı Ünal Aysal, Mayıs ayında yapılacak seçimli olağan genel kurulunda yeniden başkanlığa aday olup olmama konusunda henüz kararını vermediğini açıkladı.AA muhabirine açıklamada bulunan Aysal, kulübün başkan yardımcılarından Dursun Özbek ile dün yemekte bir araya geldiğini belirterek, 'Dostane bir görüşme yaptık. Benim gönlümden geçen iyi bir başkan adayının çıkması ve benim de onu desteklemem. Adaylık konusunda henüz verilmiş bir kararım yok. Kararımı 10 Nisan'dan sonra açıklayacağım' ifadelerini kullandı.Mackolik
ABD Donanmasından Hem Uçabilen Hem de Yüzebilen Drone
Uçan veya yüzen drone’lar piyasada çokca mevcut. Fakat konu ikisini birden yapmaya geldiğinde böyle bir cihaza rastlamak mümkün olmuyor. Amerikan donanmasının geliştirdiği yeni bir drone ise bu iki önemli özelliği de bünyesinde barındırıyor. Kanatlarının uç bölümünde gizlenmiş yüzgeçlere sahip olan drone, havada saatte 91 kilometre hıza ulaşabiliyor. Denizin içerisinde ise saatte 17 kilometre hızla gidiyor. Düşman denizaltılarını avlaması için özel olarak geliştirilen drone’ların günümüzde kullanılan ve hareket etme yeteneği bulunmayan şamandıraların yerine geçmesi bekleniyor. Hali hazırda kullanılan şamandıralar havadan denize bırakılıyor ve bırakıldığı yeri tarayarak herhangi bir denizaltı görüldüğünde haber veriyor. Yeni geliştirilen drone ise hareket kabiliyeti sayesinde farklı bölgelere yüzerek düşman denizaltıların yerini daha iyi tespit ediyor. Halen geliştirilme aşamasında olan drone’ların ne zaman kullanılmaya başlanacağı ise henüz bilinmiyor.LOG
Reklam