onedio
Lisansüstü Eğitimini Türkiye'de Tamamlayan Iraklı Akademisyen Tecrübelerini Öğrencileriyle Paylaşıyor
BAĞDAT (AA) - HAYDAR KARAALP - Yüksek lisans eğitimini Türkiye'de tamamlayan Iraklı akademisyen Duhok'a bağlı Zaho ilçesindeki üniversitede, kurucusu olduğu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde bilgilerini öğrencilerine aktarıyor.Eğitimlerini Türkiye'de tamamlayan uluslararası öğrenciler, sadece meslek edinmek ve başka bir ülkeyi tanımakla kalmıyor aynı zamanda Türkiye'nin başka ülkelerle kültürel ilişkilerinin gelişmesinde köprü işlevi görüyor. 'Türkiye Bursları' adıyla 2012 yılında markalaşan ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının (YTB) koordinasyonunda yürütülen program sayesinde her yıl binlerce öğrenci Türkiye'de burslu eğitim alma fırsatı buluyor.Şu anda Türkiye'de yaklaşık 15 bin uluslararası öğrenci eğitim görürken, mezun olanlar da ülkelerine döndüklerinde bir kültür elçisi olmanın yanı sıra kurdukları işler, aldıkları görevler ve başlattıkları projelerle hem Türkiye'nin tanıtımına hem ülkelerinin kalkınmasına destek oluyor.Konya Selçuk Üniversitesinde Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı'nda yüksek lisans eğitimini tamamlayan Cuma Muhammed de bu öğrencilerden biri.AA muhabirine konuşan Muhammed, Türkiye'deki eğitim tecrübesini, şu sözlerle anlattı:'Türkiye'de eğitim almanın maddi ve manevi olarak çok faydasını gördüm. Benim düşünceme göre Türkiye’deki eğitim sistemi çok iyi seviyelerde ve okuduğum süre zarfında yeni ve gelişmiş ders metotları gördüm. Özellikle Selçuk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü eğitim öğretim sistemi çok başarılı ve gelişmiş bir sistemdi ve Türkoloji çalışmalarına çok önem veriyorlardı.'Muhammed, Zaho Üniversitesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü kurduDuhok'taki Zaho Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nün kurucusu olduğunu söyleyen Muhammed, 'Türkiye ile komşuyuz ve Zaho Üniversitesi Türkiye sınırında olduğu için buradaki öğrenci ve öğretim görevlileri Türkçeyi öğrenmek istiyorlar. Benim gösterdiğim çaba sayesinde ve rektörümüzün de desteğiyle ilk defa 2013-2014 öğretim yılında Zaho Üniversitesi bünyesinde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü açıp öğrenci almaya başladık.' dedi.'Bu bölümü tek başıma ve kendi bilgi ve tecrübemle yürütüyorum.' diyen Muhammed, 'Bölümümüzdeki öğrenciler Türk Dili ve Edebiyatı lisans diplomasını alarak mezun oluyorlar. En önemlisi de mezunlarımızdan başarılı olan öğrencilerimiz Türkiye'de yüksek lisans eğitimini almış ve bölümde öğretim görevlisi olarak çalışmaktadırlar.' diye konuştu.Iraklı akademisyen, yeni eğitim-öğretim yılı için online ders programı sistemine geçtiklerini söyleyerek, ülkede Türkçenin daha iyi seviyelere gelmesi ve yayılması için Türkiye'deki üniversitelerden de destek beklediklerini sözlerine ekledi.
Çakarlı Minibüsteki Dolandırıcılar Trafik Polislerine Yakalandı
İSTANBUL (AA) - Esenyurt'ta Avrupa'ya geçmek isteyen yabancı uyruklu kişileri dolandıran şüpheliler suçüstü yakalandı.Alınan bilgiye göre, bir suç örgütünün üyeleri, Avrupa'ya geçmek isteyen yabancı uyruklu 4 kişiyle kendilerini sınıra götürme karşılığında 1800'er TL karşılığında anlaştı.Fatih'te 4 kişiyi aracına alan şüphelilerden biri, sınıra gitmek üzere yola çıktı. Araç, TEM Ispartakule gişelerinde, polis yeleği giyimli, suç örgütünün diğer 3 üyesinin içinde bulunduğu çakarlı bir minibüs tarafından önü kesilerek durduruldu. Bu sırada olay yerinden geçen trafik polis ekibi, çakarlı minibüsü fark ederek durdu. Durumdan şüphelenen trafik ekipleri, Esenyurt İlçe Asayiş Büro Amirliğine haber verdi. Kısa sürede olay yerine gelen ekipler, polis olmadıklarını belirledikleri dört şüpheliyi gözaltına aldı. Yabancı uyruklu 4 kişi ise İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi. Çalışmalarını sürdüren Esenyurt İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, 2 kişiyi daha gözaltına aldı. Şüphelilerin geçen hafta da Esenyurt'taki bir parkta kendilerini polis olarak tanıttıkları kişileri dolandırarak 6 bin dolar aldıkları tespit edildi. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 1'i kadın 6 şüpheli, adliyeye sevk edildi.
Elleriyle Kazarak Köpek Yavrusunu Hayata Bağlayan İtfaiyeciler Duygularını Anlattı
ŞANLIURFA (AA) - MEHMET FATİH ASLAN - Şanlıurfa'da inşaat alanında meydana gelen çökme sonucu toprak ve kaya yığınının altında kalan köpek yavrusunu elleriyle kurtaran itfaiye erleri, vatandaşlardan takdir toplayan çalışmaları sırasında yaşadıklarını anlattı. Önceki gün merkez Eyyübiye ilçesi Yenice Mahallesi Yeni Hayvan Pazarı yakınlarındaki bir inşaat alanında çökme sonucu bir köpek yavrusu, toprak ve kaya yığınının altında kaldı.Köpeğin sesini duyan çevredekilerin haber vermesi üzerine olay yerine gelen itfaiye ekibinde yar alan Mehmet Aslan ve Ahmet Yılmaz, elleriyle kaya yığını arasındaki toprağı eşerek yavruya ulaşmaya çalıştı.Hayvanın toprak altındaki yardım çığlığı karşısında zamanla yarışan itfaiye erleri, köpeği sağlıklı şekilde kurtarmanın mutluluğunu yaşadı.Yavruya önce su veren itfaiye erleri, daha sonra 'Boncuk' ismini verdikleri köpeği üzerindeki toprağı temizleyerek annesinin yanına bıraktı.Kurtarma anına ilişkin görüntülerin yayınlanması sonrası itfaiye erleri büyük takdir topladı. 'Ameliyata girer gibi bir hassasiyetle hareket ettik' Mehmet Aslan, AA muhabirine, ihbarda bulunan vatandaşların hayvan hassasiyetinin kendilerini çok memnun ettiğini söyledi.İhbarın bilgi merkezlerine düşmesiyle birlikte ekip arkadaşlarıyla harekete geçtiklerini belirten Aslan, şöyle devam etti:'Olay yerine gittiğimizde 5-6 yavru köpeğin çukurun başında beklediğini gördük. Annesini de duvar dibinde gördük. Sonra göçüğün yaşandığı bölgeye vardığımızda toprak ve kayaların altında köpek sesinin geldiğini duyduk ve hemen çalışmaya başladık. Özellikle büyük kaya parçalarının bulunması işimizi biraz zorlaştırdı ama buna rağmen iş makinesi talebinde bulunmadık. Çünkü iş makinesi, çalışması halinde hayvanı öldürebilirdi. Tamamen kendi imkanlarımızla adeta ameliyata girer gibi bir hassasiyetle hareket ederek ellerimizle o taşları, toprağı temizleyerek hayvana ulaşmaya çalıştık. Hayvanın yardım çığlıklarını duydukça Allah'a dua ettik ki sağ salim kurtaralım diye. Tabii o anın verdiği stres ve heyecanla zamanla yarışarak hayvana ulaşmaya çalıştık.''Çığlıkları yüreğime çocuğumun çığlıkları gibi geldi'Aslan, zaman zaman küçük köpeğin sesinin kesildiğini ve o anlar korktuklarını anlatarak, şöyle konuştu:'Hayvanın yardım çığlıkları karşısında çok etkileniyorduk ve çığlıkları yüreğime çocuğumun çığlıkları gibi geldi. Cansiperane şekilde çalışarak çok şükür yavrumuzu oradan yara almadan çıkarmamız, verdiğimiz suyu güzel bir şekilde içerek bize sağlıklı olduğu mesajı vermesi karşısında çok mutlu olduk. O anki mutluluğumuzu tarif edebilecek kelime yok. Yavru köpeğin ikinci bir hayata başlamasına vesile olduğumuz için çok sevindik.'Her canlının hayatını kurtarmak için göreve hazır olduklarını vurgulayan Aslan, 'Her canlı bizim için bir evlattır, önemlidir. İtfaiye olarak bunun bilincindeyiz ve bunun eğitimini de sürekli almaktayız. Böyle kutsal bir mesleği yürüttüğümüz için de ayrıca çok mutluyum.' dedi. 'Kendi evladımız göçüğün altındaymış gibi bir çabayla çalıştık'Ahmet Yılmaz da bütün canlıların yardımına koşmak için görevlerinin başında olduklarını belirtti.Görevleri gereği zamana karşı yarış içerisinde olduklarına işaret eden Yılmaz, şunları kaydetti:'Olay yerine vardığımızda oradaki canlıyı sağ salim çıkarmak ilk hedefimizdi. Herhangi bir alet kullanmadan ellerimizle hayvanı kurtarmaya çalıştık. Kendi evladımız göçüğün altındaymış gibi bir çabayla çalışarak hayvanı kurtarmaya çalıştık. Onu kurtardığımız andaki duygularımız tarif edilemez, büyük mutluluk yaşadık gerçekten. Yavru köpeğin yaklaşık 1-2 saat toprağın altında kaldığını tahmin ediyoruz. Çıkardığımızda bitkin ve susamış haldeydi. Su verdikten sonra ailesiyle buluşturduk. Buluşma anında annesinin koşarak yanına gelip onu yalaması, sevgiyle temizlemesi duygulandırıcı ama bizim için gurur verici bir andı.'Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Ahmet Nur Asoğlu ise yardıma ihtiyacı olan her canlının bir telefon kadar yakınında olduklarını söyledi.Çok çeşitli görevler yürüttüklerine dikkati çeken Asoğlu, 'Evine akrep, yılan girdiğinde, suya düştüğünde, evi yandığında, araçta trafik kazasında sıkıştığında her vatandaşımızın, canlının yardımına koşuyoruz ve kendisine yardımcı oluyoruz. Yapmamız gereken vazifeyi yerine getiriyoruz. Yine böyle bir olayda, arkadaşlarımız göçük altında kalan yavru köpeği elleriyle toprağı kazarak, hayvana zarar vermeden kurtardılar. Canlıların tümüne yardım etmek çok güzel bir duygu.' ifadelerini kullandı.
Filyasyon Ekiplerinin Gece Mesaisi Görüntülendi
Türkiye'de koronavirüs ile mücadelede başarılı bir şekilde uygulanan filyasyon çalışması, gece de devam ediyor. Ankara'da filyasyon ekipleri, gece geç saatlere kadar kapı kapı gezip, testi pozitif çıkan hastalar ile onların temaslılarını bulup, izole edilmelerini sağlayarak salgının yayılmasının önüne geçiyor.
Sivas'ta "Sarı Tasmalı" Sokak Hayvanları İnsanlarla İç İçe Yaşıyor
SİVAS (AA) - GÖKSEL CÜNEYT İĞDE - Sivas'ta, sokak hayvanları bakım merkezinde aşılama, küpeleme ve kısırlaştırma gibi işlemlerle rehabilite edilerek sosyal yaşama uygun hale getirilen sahipsiz hayvanlar, boyunlarına 'Ben sahipsiz değilim' yazılı sarı tasmalar takıldıktan sonra tekrar sokaklara bırakılıyor.Sivas Belediyesi ile Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) İl Temsilciliği, 'sağlıklı ve güvenilir sahipsiz hayvan' anlayışıyla kentte hayvan sevgisini vatandaşlara aşılamak için farklı bir projeyi hayata geçirdi.Proje kapsamında, belediye bünyesindeki Sokak Hayvanları Bakım ve Rehabilite Merkezi'ne getirilen başıboş hayvanlar, aşılama, küpeleme ve kısırlaştırma çalışmalarıyla rehabilite ediliyor.Genel sağlık taramasından geçirilen ve hastalıkları merkezdeki veteriner hekimlerce tedavi edilen hayvanlar, sosyal yaşama uygunluğuna karar verildikten sonra, boyunlarına 'Ben sahipsiz değilim, sağlık kontrollerim Sivas Belediyesi tarafından yapılıyor' yazılı sarı tasmalar takılarak doğal yaşam alanına bırakılıyor.'Sarı tasmalar, sahipsiz hayvanların dili oluyor' Sivas Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Duman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, söz konusu projeyle sahipsiz hayvanların insanlar üzerinde oluşturabileceği tehlikeleri ortadan kaldırdıklarını ve insanlarla iç içe, özgürce yaşamalarına imkan verdiklerini söyledi.Sarı tasmaların sahipsiz hayvanların adeta dili olduğunu vurgulayan Duman, 'Merkezimizde gerekli tedavileri, bakımları yapıldıktan sonra saldırgan olmadığını ve sosyal yaşama uygun olduğunu tespit ettiğimiz hayvanlara taktığımız sarı tasmalar, 'Biz sahipsiz, kimsesiz, saldırgan değiliz. Sağlıklıyız, insan sağlığına da zarar vermeyiz' ifadesini taşıyor.' dedi. Duman, insanların sarı tasmalı bu hayvanları gördükten sonra kontrollerinin yapıldığını ve saldırgan olmadıklarını gönül rahatlığıyla anlayabileceklerini belirterek 'Bu parkta siz de görüyorsunuz bir sürü çocuk var ve hayvanlarla ilgilenmekten gayet memnunlar. Yani bu tasmalar, ailelerin ve çocukların bu hayvanlardan korkmalarını gerektirecek bir şey olmadığının en açık göstergesidir.' diye konuştu. 'En çok çocuklar sevindi'HAYTAP Sivas Temsilcisi Özge Nihan Çubukçu da projeyle kentte yaşayan herkese hayvan sevgisini aşılamayı hedeflediklerini belirtti.Projenin özellikle çocukları sevindirdiğine dikkati çeken Çubukçu, 'Parkta çocuklar, hayvanlarla iç içeler ve hiçbir şekilde zarar görmüyorlar. Çünkü kısırlaştırdığımız, aşıladığımız ve saldırganlığı olmayan hayvanlara bu tasmaları takıyoruz. Halktan da ricamız, bu hayvanlarla yaşamayı öğrenelim. Onları doğal ortamlarından uzaklaştırırsak gerçekten en büyük kötülüğü yapmış oluruz.' ifadelerini kullandı.
Hatay'da Evden Hırsızlık Girişimine 3 Tutuklama
HATAY (AA) - Hatay'ın Samandağ ilçesinde, bir evdeki 1 milyon 600 bin lirayı çalmaya çalıştıkları belirlenen 3 zanlı tutuklandı.İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Değirmenbaşı Mahallesi'nde, kar maskesiyle girdiği evlerinde M.O. ve Z.O'yu eterli pamukla bayıltmaya çalışan ancak başarılı olmayan şüphelinin kaçtığı bilgisi üzerine araştırma başlattı.Ekipler, incelemelerinin ardından mağdurun komşusu S.K'yi gözaltına aldı.Şüpheli S.K. ifadesinde, olayı müştekinin gelini D.O. ve kardeşi M.A.U. ile planladıklarını, evdeki 1 milyon 600 bin lirayı almayı amaçladıklarını itiraf etti.Bunun üzerine D.O. ve kardeşi M.A.U. da gözaltına alındı.İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 3 zanlı çıkarıldıkları nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı.
Reklam
Çevre Ve Şehircilik Bakanlığına Van'da Bazı Alanlarda Verilen İmar Yetkisi 1 Yıl Uzatıldı
ANKARA (AA) - Çevre ve Şehircilik Bakanlığına Van'da depremden sonra verilen, bazı alanlarda imar planları ile her türlü arazi ve arsa düzenlemeleri yapma, yaptırma ve onaylama yetkisi 1 yıl uzatıldı.Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Van'da 2011'de meydana gelen deprem nedeniyle güvenli, sağlıklı ve yaşanabilir yeni yerleşim yerleri oluşturarak şehrin marka değerini artırmak, gelişmesine katkı sağlamak ve oluşturulacak yeni yerleşim yerinde kamu yatırımlarının gerçekleşmesini sağlamak amacıyla 2016/9301 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla şehirdeki bazı alanlarda yetkilendirilmişti. Bu kapsamda Bakanlığa verilen bazı alanlarda imar planları ile her türlü arazi ve arsa düzenlemeleri yapma, yaptırma ve onaylama yetkisi Cumhurbaşkanı Kararıyla 19 Ekim 2020'den itibaren 1 yıl süreyle uzatıldı.
Jirki Kilimi Geleneği Şırnaklı Kadınların Elinde Yaşatılıyor
ŞIRNAK (AA) - MUSTAFA DEĞİRMENCİOĞLU - Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinde, gelişen teknoloji ile unutulmaya yüz tutan Jirki kilimi kadınların elinde yaşatılıyor.Bölgede yıllarca terörün gölgesinde kalan kültürel zenginlikler ve geleneksel el sanatları, tesis edilen huzur ortamında yeniden adından söz ettirmeye başladı.Şırnak'ta en eski dokuma türlerinden, bölgede de önemli bir kültür mirası olan Jirki kilimi kadınların hünerli ellerinde kök boyası kullanılarak koyun yününden elde edilen iplikle ilmik ilmik dokunuyor. Bu önemli geleneği teknolojiye yenik düşmeden yaşatmak isteyen kadınlar GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığına bağlı Beytüşşebap Çok Amaçlı Toplum Merkezinde (ÇATOM) üretimi sürdürüyor.Kilimlerde çiçek, ağaç, hayvan figürlerinin yanı sıra kadınların duygu ve düşüncelerini yansıttıkları 'akrep', 'kurt ağzı', 'koç boynuzu', 'çengel', 'el', 'tarak', 'yıldız', 'muhabbet kuşu' ve 'göz' gibi motifler de yer alıyor. Yurt içinden ve yurt dışından ilgi gören, 'Bekik', 'Canbezar', 'Gülsariye', 'Gülhezar', 'Gülşivan', 'Jirkan', 'Lüleper', 'Kesneker', 'Sine' gibi çok sayıda ismi bulunan kilimleri dokuyan kadınlar aile bütçelerine de katkı sağlıyor.'Kilimlerin her birinin ayrı hikayesi, her motifin ayrı bir anlamı var'Beytüşşebap ÇATOM Müdürü Zehra Durmuş, AA muhabirine, merkezde el sanatları, iğne oyası, trikotaj, bağlama gibi 8-9 alanda kurs düzenlediklerini ancak en çok ilgi görenin kilim dokuma kursu olduğunu söyledi.Yöreye özgü Jirki kiliminin unutulmaması için kadınlara eğitim verdiklerini ifade eden Durmuş, 'Kilimlerimizin her birinin ayrı hikayesi, her motifin ayrı bir anlamı var. Yıllardan beri bu geleneği kadınlarımız yaşatıyor. Merkezimize gelen kadınlara bu konuda yardımcı olmaya çalışıyoruz. Hem geleneğimizi sürdürüp hem de ev ekonomilerine katkıda bulunmalarına yardımcı oluyoruz.' dedi. El emeği göz nuru ile dokunan kilimlerin ilçe ve bölge için önemli olduğunu dile getiren Durmuş, kilimleri Beytüşşebap Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı işbirliği ile sattıklarını aktardı. 'Kadınlarımızın dokuduğu kilimleri Kaymakamlık alıyor. Dokuyucunun el emeğini veriyorlar.' diyen Durmuş, dokunan kilimlerin çok beğenildiğini belirtti.Durmuş, 'Sosyal medya üzerinden paylaştığımız örneklerle kilimlerimizin tanıtımını yapıyor, sipariş de alıyoruz. Kilimlerimiz yurt içinde de satılıyor, yurt dışına da gönderiyoruz. Buraya gelen misafirlerimize yöresel kilimlerimiz hediye de ediliyor. Hem vakıf hem de sosyal medya aracılığıyla satışını gerçekleştiriyoruz.' diye konuştu.'Bu geleneği gençlerimizle devam ettirmeye çalışıyoruz'ÇATOM'da eğitmen Seyran Adıyaman, bölgeye has kilimlerin unutulmaması için çalıştıklarını belirtti. Yöresel değer kilimlere üzerindeki motiflere göre değişik isimler verildiğini anlatan Adıyaman, 'Örneğin bu kilime Mimar Sinan'ın eserlerinden esinlenerek 'Sinani' ismini vermiş dokuyan kadınlarımız. Yıllar öncesinden günümüze gelen bu geleneği gençlerimizle devam ettirmeye çalışıyoruz.' ifadelerini kullandı.Kilim dokuyan kadınlardan 67 yaşındaki Nihari Ataman da ilçedeki hemen hemen her evde bu kilimlerden bulunduğunu aktararak her örneğin başka bir ismi olduğunu dile getirdi. Kilimlerde kök boya kullandıklarını ifade eden Ataman, her rengin farklı bir bitkiye ait olduğunu kaydetti.
Reklam
Arnavutköy'de Yangın Çıkan Evde Uyuşturucu Bulundu
İSTANBUL (AA) - Arnavutköy'de bir evde çıkan yangına müdahale eden itfaiye ve polis ekipleri bodrum katta 203 kök Hint keneviri buldu.Alınan bilgiye göre, dün Bolluca Mahallesi'ndeki bir evin bodrum katında çıkan yangına müdahale için itfaiye ekipleri ile birlikte jeneratör odasına giren polis, evde Hint keneviri yetiştirildiğini gördü.Yapılan incelemede ayrı ayrı saksılar içerisinde 203 kök Hint Keneviri, aydınlatma sistemi, ısıtma ve sulama sistemi ele geçirildi.Bodrum katı kiraya verdiği tespit edilen Süleyman Mutlu Ö. gözaltına alındı. Daireyi kiralayan şüpheliyi yakalamak için çalışmanın sürdüğü bildirildi.Gözaltına alınan şüphelinin emniyetteki işlemleri sürüyor.
"Tüm Öğretmen Adayları Üstün Zekalılara Yönelik Eğitimler Almalı"
İSTANBUL (AA) - SEFA MUTLU - İstanbul Üniversitesi–Cerrahpaşa Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Özel Yetenekliler Eğitimi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Marilena Zinovia Leana Taşcılar, özel eğitim öğretmenlerinin yanı sıra diğer öğretmenlik dallarında okuyan öğretmen adaylarının lisans öğrenimlerinde üstün zekalıların eğitimlerine yönelik derslerin olması gerektiğini belirtti.AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Taşcılar, üstün zekalı bireylerin ve 'eğitimcilerin eğitimi' konularında değerlendirmelerde bulundu.Taşcılar, üstün zekalı ve yetenekli çocukların eğitiminin hem dünyada hem de Türkiye'de çeşitli modellere dayandırılarak yapıldığını anlatarak, 'Bununla birlikte bu çocukların eğitimi söz konusu olduğunda alınması gereken bazı eğitimsel önlemler de vardır. Bunlar kısaca zenginleştirme, hızlandırma ve gruplandırmadır. Zenginleştirme, halihazırdaki eğitim programının daha derin ve ayrıntılı bir şekilde işlenmesidir. Hızlandırma, daha erken yaşta okula başlama, sınıf atlatma ya da üst sınıflardan ders almalarını sağlayan bir sistemdir. Böylelikle eğitimleri kronolojik yaşlarına göre değil zihinsel yaşlarına göre şekillenerek esneklik sağlanır. Gruplandırma ise benzer zihinsel kapasitedeki çocukların birlikte özel gruplar şeklinde eğitim almalarını sağlamaktır.' diye konuştu.Türkiye'de en çok uygulanan stratejilerden birinin gruplama olduğu bilgisini veren Taşcılar, şöyle devam etti:'Gruplama homojen - heterojen ve tam zamanlı - yarım zamanlı sınıflardan oluşmaktadır. Özel okulların üstün yetenekli öğrenciler için oluşturdukları özel sınıflar, sadece üstün yeteneklilere yönelik okullar, okullarda bu öğrencilere yönelik oluşturulan destek eğitim odaları ve örgün eğitimin dışında yer alan Bilim Sanat Merkezleri (BİLSEM) uygulamaları gruplamaya örnek olarak verilebilir. Zenginleştirme de bu okulların ya da sınıfların içinde uygulanmaktadır. Hızlandırma ise okula erken başlama ve birinci sınıfta sınıf atlama olarak uygulanmaktadır. Tüm bu uygulamaların yanı sıra başta Anadolu Üniversitesi'nin yürütmekte olduğu Üstün Yetenekliler Eğitim Programları (ÜYEP) ve çeşitli üniversitelerin 'Çocuk Üniversiteleri' programları kapsamında üstün yetenekli öğrencilere yönelik okul dışı çalışmaların olduğunu görmekteyiz.'Üstün zekalıların örgün eğitime katılımlarıTaşcılar, üstün zekalıların örgün eğitimdeki durumları hakkında da bilgiler vererek, bu gruptaki bireyler için çeşitli model uygulamaları olduğunu söyledi.Bunların bazılarının örgün eğitim kapsamında ele alındığını aktaran Taşcılar, bazılarının da örgün eğitimin dışında yer aldığını ifade etti.Taşcılar, burada önemli olanın öğrencilerin ihtiyaçlarına, ilgi alanlarına ve yetenek alanlarına yönelik eğitimlerin sunulması olduğuna dikkati çekerek, şunları belirtti:'Onları anlayan, ihtiyaçlarını önemseyen eğitimciler ile bir arada olmalarıdır. Hem üstün zekalı çocuklara hem de normal düzeydeki çocuklara aynı anda eğitim veren uygulamalar da mevcuttur, sadece üstün zekalı öğrencilere uygulanan programlar da. Burada öğrenme hızı ve zorlanma düzeyi her öğrenciye göre şekillendirilebiliyorsa bu öğrencilerin aynı ortamda eğitim görmeleri mümkündür. Bununla birlikte sadece örgün eğitim ilgi ya da yetenek alanlarına yönelik ihtiyaçlarını karşılayamayabilir. Dolayısıyla ÜYEP, BİLSEM, Çocuk Üniversiteleri ya da özel kurumların hafta sonu programları bu anlamda eğitimlerini ve gelişimlerini destekleyici nitelikte olmaktadır.'Eğitimcilerin eğitimiDoç. Dr. Taşcılar, bu kadar özel bir grubun eğitiminin üstlenilmesinin de kolay bir süreç olmadığını belirterek, öğretimsel stratejilerin bilinmesi gerektiğine vurgu yaptı. Üstün zekalı ve yetenekli bir öğrenciye öğretmenlik yapabilmek için üstün zekalı olmanın gerekmediğini dile getiren Taşcılar, 'Mutlaka sahip bulunması gereken bazı temel özellikler vardır. Öncelikle üstün zekalı çocuklara öğretmenlik yapmak isteyen bir kişinin bu çocukların özelliklerini tanıyabileceği özel bir eğitim alması gerekir. Bu çocuklarla çalışmayı hedefleyen öğretmenlerin esnek, yaratıcı, araştırmacı ve yeniliğe açık olması gerekir. Her ilişkide olduğu gibi öğrenci–öğretmen ilişkisinde de sağlıklı bir bağın oluşması için güven çok önemlidir. Öğretmen bir konuda bilgi sahibi olmadığında bunu açık yüreklilikle söyleyebilmelidir, aksi halde üstün zekalı ve yetenekli çocuğun öğretmenine güveni sarsılabilir ve öğretmenin otoritesini sarsıcı davranışlar sergilemeye başlayabilir. Bu öğretmenlerin sahip olması gereken bir diğer özellik de adalet anlayışıdır. Eğitim ortamında adalet herkese eşit davranmak değil, herkese ihtiyaçları doğrultusunda davranmaktır. Çünkü yeri geldiğinde farklı özellikteki öğrencilere ilgilerine ve ihtiyaçlarına, daha da önemlisi hazır olma düzeylerine göre etkinlikler hazırlanması gerekir. Aslında bu özelliklerin tüm öğretmenlerde bulunması gerekir. Yine de bu özellikleri burada tekrar vurgulama gereği, ülkemizde sınıf öğretmenliği bölümlerinin eğitim programlarında yaratıcılık, eleştirel düşünme ya da üstün zekalı ve yetenekli bireylerin özelliklerini öğrenme gibi derslere yer verilmemesinden ileri geliyor.'Taşcılar, en idealinin bu çocukların eğitiminin bu alanda uzmanlaşmış öğretmenler tarafından yapılması olduğunu aktararak, Türkiye'de 2002'de ilk kez Prof. Dr. Ümit Davaslıgil tarafından İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi'nde Özel Eğitim Bölümü bünyesinde yer alan Üstün Zekalıların Eğitimi anabilim dalının kurulduğunu anımsattı.Bu anabilim dalını başka üniversitelerin de zaman içinde kendi bünyelerinde açtığını ve öğretmen yetiştirdiğini belirten Taşcılar, '2016-2017 eğitim öğretim döneminden itibaren özel eğitim bölümündeki tüm anabilim dalları (zihin engelliler eğitimi, özel yeteneklilerin eğitimi, görme/işitme engellilerin eğitimi) YÖK kararı ile tek bir program altında yani Özel Eğitim Öğretmenliği Programı adı altında birleştirilmiştir. Şu anda bu alanda okuyan öğretmen adaylarından her özel eğitim alt alanına hakim olmaları beklenmekte ve seçmeli derslerle daha çok ilgi duydukları alanlarda dersler seçmelerine imkan sunulmaktadır.' dedi.Taşcılar, pratikte pek çok öğretmen adayının zihin engelliler eğitimi alanını tercih ettiğini ve üstün zekalıların eğitimine yönelik alabilecekleri seçmeli derslerin de çok sınırlı olduğunu söyledi.Var olan koşullarda Özel Eğitim Öğretmenliği bölümünden mezun olacak öğretmen adaylarının üstün zekalı çocuklara öğretmenlik yapma konusunda yeterli donanımla mezun olamayacaklarının düşünüldüğünü anlatan Taşcılar, şunları kaydetti:'Diğer öğretmenlik dallarında okuyan öğretmen adaylarının da (sınıf öğretmenliği, fen bilgisi öğretmenliği, psikolojik danışmanlık ve rehberlik, okul öncesi öğretmenliği gibi) lisans programlarında üstün zekalı çocukların eğitimlerine yönelik derslerin olmaması büyük bir eksikliktir. Şu an halihazırda görev yapan ve üstün zekalı çocukların eğitimine ilgi duyan öğretmenlerin katılabileceği hizmet içi eğitimlerin ya da sertifika programlarının yaygınlaştırılması bu çocukların eğitiminin sağlıklı bir şekilde ele alınabilmesi için önemlidir. Zira okullarda tanılanmış öğrenciler için destek eğitim odalarının açılması öngörülmekte ama orada eğitim verebilecek öğretmenlerin hem sayıca yeterli olmadığı hem de yeterli donanıma sahip olmadıkları görülmektedir.'
Facebook, Aşı Karşıtı Reklamları Yasaklıyor
OAKLAND (AA) - Sosyal paylaşım sitesi Facebook, aşı karşıtı reklamlara yasak getireceğini duyurdu.Facebook'tan yapılan açıklamada, aşıları güvenli olmayan veya faydasız olarak gösteren reklamlara artık izin verilmeyeceği belirtildi.Facebook'un Sağlık Girişimleri Müdürü Kang Şing Cin, şirketin blogundan yaptığı açıklamada, aşıların koruyuculuğu ve etkinliğiyle ilgili paylaşımların geniş bir kitleye ulaşmasına yardımcı olmak istediklerini vurguladı.Halk sağlığı çabalarına zarar verebilecek yanlış bilgiler içeren reklamları yasaklamayı amaçladıklarına işaret eden Cin, 'Bu tip reklamları platformumuzda istemiyoruz.' ifadesini kullandı.
Reklam
Osmaniye'de Refüjdeki Ağaca Çarpan Otomobil Devrildi: 2 Yaralı
OSMANİYE (AA) - Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde, refüjdeki ağaca çarparak devrilen otomobildeki 2 kişi yaralandı.Mustafa E'nin kullandığı 80 GN 230 plakalı otomobil, Kamil Kara Bulvarı'nda sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu refüjdeki ağaca çarparak devrildi. Kazada yaralanan sürücü ile araçtaki Erkan D, olay yerine sevk edilen ambulansla hastaneye kaldırıldı.
Reklam
Reklam
"Kapadokya'nın İncisi" Ihlara Vadisi'nde Atlı Birlikler Turistlerden Yoğun İlgi Görüyor
AKSARAY (AA) - ZEKERİYA KARADAVUT - Dünyanın en büyük kanyonları arasında gösterilen, tarihi ve doğal güzellikleri bir arada bulundurmasıyla 'Kapadokya'nın İncisi' olarak adlandırılan Ihlara Vadisi'nde, turistlerin güvenliğini sağlamak için görevlendirilen atlı jandarma birlikleri yoğun ilgi görüyor.Aksaray'ın Güzelyurt ilçesindeki Ihlara Vadisi, tarihi ve doğal güzellikleri bir arada bulundurması nedeniyle adeta açık hava müzesini andırıyor.Bölgeye gelen turistler, duvar gibi dik, derin ve dar vadinin tabanındaki Melendiz Çayı'nın kıyısında, 3,5 ile 7 ve 14 kilometrelik üç güzergahta trekking yapma imkanı buluyor. Turistler Eğritaş, Ağaçaltı, Kokar, Pürenliseki ve Yılanlı kiliseleri gibi tarihi mekanları, vadinin doğal güzellikleriyle birlikte ziyaret ediyor.Yılda yaklaşık 500 bin turistin ziyaret ettiği Ihlara Vadisi'nde, Nevşehir Jandarma At ve Köpek Eğitim Merkezi Komutanlığı (JAKEM) emrinden, Aksaray İl Jandarma Komutanlığı emrine görevlendirilen atlı jandarma timleri devriye görevi yapıyor.Bölgenin coğrafi yapısından dolayı motorlu araçların giremediği kısımlarda devriye görevi yapan atlı timlere yoğun ilgi gösteren turistler, bol bol fotoğraf çektiriyor. Bursa'da yaşayan Sevgül Şen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kapadokya bölgesini ve Ihlara Vadisi'ni gezmek için bölgeye geldiklerini söyledi.Ihlara Vadisi'nin muhteşem bir yer olduğunu belirten Şen, 'Doğa harikası bir alan. Bir de yeni uygulamaya başlanmış, atlı birlikleri çok beğendim, güvenlik açısından çok iyi olmuş. Atlı birliklerle fotoğraf çekindik, atları sevmemize izin verdiler, çok mutlu olduk.' dedi.Ahmet Ayaz ise Ihlara Vadisi'ne ilk kez geldiğini, doğasına ve tarihi yerlerine hayran kaldığını ifade etti.Atlı birliklerin kendilerine sürpriz olduğunu anlatan Ayaz, 'Atlı birlikleri çok beğendim. Yerinde bir uygulama olmuş. Burada her şey harika, doğasıyla, bitki örtüsüyle Ihlara Vadisi her anlamda çok güzel. Herkesin gelip görmesi gereken bir yer.' ifadelerini kullandı. 'Atlı birlikleri görünce çok şaşırdım'Muhittin Pekuz da Ihlara Vadisi'nin tertemiz havası, mükemmel doğasıyla adeta saklı bir cennet olduğunu belirterek, şunları kaydetti:'Pandemi sürecinde maalesef evlerimizden dışarıya çıkamadık. Biz de bu dönemde ailemizle Kapadokya bölgesine bir ziyaret planladık. Çok da güzel oldu, iyi ki gelmişiz. Sosyal mesafe kurallarına uyuyoruz, maskemizi takıyoruz. Pandemi kurallarına uygun şekilde ziyaretlerimizi gerçekleştiriyoruz. Atlı birlikleri görünce çok şaşırdım. Daha sonra onları sevdik ve fotoğraf çektirdik. Çok güzel bir uygulama, düşünenleri ve uygulayanları tebrik ediyorum.'Rusya'dan gelen Dursun Alieva ise vadiyi çok beğendiğini vurgulayarak, herkesin buraya gelmesini tavsiye etti.Vadinin tarihi mekanları ve doğal güzellikleri hakkında çok şey duyduğunu aktaran Alieva, 'Her yerine hayran kaldık. Kiliseler çok harika. Özellikle vadinin tabanı çok güzel. Hayvan seslerinin birbirine karışması mükemmel. Tarihi kiliseleri görmek ve onlara yakın olmak çok güzel bir duygu. Burası için duyduklarım, gördüklerime göre az bile söylenmiş şeyler. Burası çok güzel bir yer.' diye konuştu.
Edirne Belediye Başkanı Gürkan: "Şartlar Oluşursa Kırkpınar Güreşleri'ni Gerçekleştirmek İstiyoruz"
EDİRNE (AA) - HAKAN ŞAHİN - Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin bu yıl yapılıp yapılmamasında Koronavirüs Bilim Kurulu'nun kararı belirleyici olacak. Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 659. Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) engeline takıldığını belirtti.Gürkan, 6,5 asırdır devam ve UNESCO'nun Somut Olmayan Dünya Mirasları Listesi'nde yer alan Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'ni devam ettirebilmek için büyük çaba gösterdiklerini ancak şu ana kadar Kovid-19 salgınının buna müsaade etmediğini, Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulunun vereceği kararların kendileri için referans olacağını dile getirdi.'Biz yapmaya hazırız'Havalar çok soğumadan güreşlerin düzenlenebileceğini vurgulayan Gürkan, şöyle konuştu:'Asırlardır devam eden Kırkpınar Yağlı Güreşleri'ni bu yıl maalesef gerçekleştiremedik. Israrla bu geleneği sürdürebilmek için çok çaba sarf ettik ancak şu ana kadar pandemi koşulları nedeniyle net bir karar da veremedik. Teknik olarak güreşler yapılabilir fakat pandemi koşullarını dikkate alarak Bilim Kurulunun vereceği kararlar bizim için referans noktası olacak. Eğer bakanlık 'Şu şartlarda, şu kadar pehlivanla...' veya 'Şu koşullarda yapılabilir.' derse, biz yapmaya hazırız.'Olağanüstü bir dönemden geçildiğine dikkati çeken başkan Gürkan, 'Tabii ki asırlık bir geleneği sürdürmek ne kadar önemliyse, insan hayatı kuşkusuz hepsinden daha önemli. Birinci önceliğimiz, pehlivanlarımızın, teknik ekibin ve vatandaşlarımızın sağlığının korunması. Süreci takip ediyoruz. Eğer şartlar oluşursa Kırkpınar Güreşleri'ni gerçekleştirmek istiyoruz.' ifadelerini kullandı.Gürkan, dünyada koronavirüs salgınının yeniden artışa geçtiğini, hep birlikte kurallara uyarak bu durumun üstesinden gelebileceklerini sözlerine ekledi.
"Girişimci Kadınlar,  Büyümenin Ve Kalkınmanın Önemli Aktörleri Konumunda"
İSTANBUL (AA) - ÇİĞDEM ALYANAK - Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) Yönetim Kurulu Başkanı Saliha Okur Gümrükçüoğlu, kadınların ürettiği ve hayata geçirdiği projelerin bilim, sanayi, endüstri, teknoloji gibi alanlarda da görünürlük kazanmasıyla, kadınların çalışma hayatına katılımı ve kadın iş gücü oranının giderek arttığını belirterek, 'Yani bugünün Türkiye'sinde girişimci kadınlar, ortaya çıkartacakları yeni ekonomik değerler ve fırsatlarla, büyümenin ve kalkınmanın önemli aktörleri konumunda.' dedi.Kadınların girişimcilik yeteneklerinin artırılması, teknoloji ve yenilik odaklı iş fikirlerini, katma değer ve nitelikli istihdam yaratma potansiyeli yüksek teşebbüslere dönüştürebilmeleri amacıyla, TÜBİTAK Marmara Teknokent, KADEM, Bilişim Vadisi ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi (ETÜ) iş birliğiyle 5-23 Ekim tarihleri arasında 5. İnovasyonda Kadın Girişimcilik Kampı düzenlendi. 'Bir Fikrim Var ve Ona Hayat Vermek İstiyorum' diyerek 22 Şubat-30 Ağustos 2020 tarihleri arasında başvuruda bulunan 235 proje arasından seçilen 30 kadın girişimci bu kampta, Girişimcilik ve Start Up Ekosistemi, Start Up Analizi ve Teknolojik Olgunluk, Girişimcilikte Liderlik, İş Fikirleri Swot Analizi, İş Hukuku ve Mentörlük gibi pek çok başlık altında eğitim ve uygulamadan yararlanma imkanı elde etti. KADEM Yönetim Kurulu Başkanı Saliha Okur Gümrükçüoğlu, 'İnovasyonda Kadın Girişimcilik Kampı'nın önemi, kadın girişimcilere kattığı kazanımlar, bu kampta verilen eğitimler ve Türkiye'deki kadın girişimci potansiyelini AA muhabirine değerlendirdi. 'Kadınları, girişimcilik yolculuklarında desteklemek istedik'İnovasyonda Kadın Girişimcilik Kampı'nın kurulma amacına ilişkin bilgi veren Gümrükçüoğlu, KADEM olarak 2015 yılında İnovasyonda Kadın Projesi'ni hayata geçirirken öncelikle kadın girişimcilere ulaşarak, bir iş kurmaya niyetli olan ya da işini kurmuş ama henüz hayal ettiği başarıya ulaşamamış kadınlara inovasyon yeteneğini kazandırmayı amaçladıklarını söyledi. Girişimci kadınlara, inovatif fikirlerini teşebbüse dönüştürebilmeleri için ihtiyaç duydukları her konuda rehberlik yapmak, onları girişimcilik yolculuklarında desteklemek istediklerini belirten Gümrükçüoğlu, 'Bu alanda ülkemizde ve dünyada eksiklikler olduğunu gördük. Günümüzde başarılı işletmeler kurmanın ve ekonomiye katma değer üretmenin yolu artık doğru işi doğru şekilde ve doğru zamanda piyasa ile paylaşmaktan geçiyor. Biz de herkesin kendi 'doğru'sunu bulabilmesi için girişimci kadınlara vizyon katmaya çalışıyoruz.' dedi. Bu yıl, TÜBİTAK Marmara Teknokent yürütücülüğünde, Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM), Bilişim Vadisi, TOBB ETÜ iş birliğiyle hayata geçirdikleri bu proje ile kadınların sektörel girişimcilik yeteneklerinin artmasını ve bu sayede yeni istihdam alanlarının oluşmasına katkı sağlamayı hedeflediklerini aktaran Gümrükçüoğlu, bu proje sayesinde kadın girişimciliğini daha da yaygınlaştırmak istediklerini ifade etti. İnovasyonda Kadın Girişimcilik Kampı'nın kadın girişimcilere kattığı kazanımlara değinen Gümrükçüoğlu, sözlerine şöyle devam etti:'İnovasyonda Kadın Girişimcilik Kampı'na katılan bir hayali yahut parlak bir fikri olan kadınlar, öncelikle yeteneklerinin farkına varıyor ve bu yolda yalnız olmadıklarını görüyorlar. Bu proje sayesinde, fikirlerini ve hayallerini projeye dönüştürmüş, projelerini hayata geçirerek kendi işlerini kurmuş, ulusal ve uluslararası ödüller almış kadınların başarı hikayelerine şahit oluyorlar. Kadınların girişimcilik alanında rol modeller tanımaları, üstelik bu rol modellerin de kadınlar arasından seçilmesi onları cesaretlendiriyor. Kendileri gibi girişimci olan kadınların başarı hikayeleriyle karşılaşmak dahi istek ve öz güvenlerinin artması noktasında çok önemli bir motivasyon kaynağı.Katılımcılar, kamp süresince fikirlerini nasıl geliştirebilecekleri, sektörde kendilerine nasıl yer bulacakları ile ilgili de bilgi ve tecrübe ediniyorlar. Fikir bulma, planlama, teşebbüs ve uygulamaya dair 2 hafta boyunca akademisyenler ve alanında uzman eğitmenler tarafından eğitim alıyorlar. Seçilen 5 kadın girişimcinin kendi şirketini kurması, TÜBİTAK ve KOSGEB'in verdiği desteklerden herhangi birini alması durumunda biz de KADEM olarak her girişimciye 25 bin TL destek sunuyoruz. Ayrıca TÜBİTAK Marmara Teknokent Kuluçka Merkezi (MARTEK) de katılımcılara proje çalışmaları için ilk bir yıl ücretsiz yer tahsisinde bulunuyor.'Süreç içerisinde ise KADEM olarak kadın girişimcilerin temel problemlerini gözlemleme imkanı bulduklarını ve çözüm üretme noktasında yeni adımlar atmaya başladıklarını aktaran Gümrükçüoğlu, 'Örneğin, kadın girişimcilerin en çok sorun yaşadıkları konunun ticarileşme olduğunu, içeriği güçlü olan projelerin dahi ticarileştirme aşamasında ilerleme kaydetmesinin zorluklarını gördük. Bu sebeple kendi projelerini hayata geçirmeye başladıklarında da girişimcileri yalnız bırakmıyor, onları bir yıl boyunca desteklemeye devam ediyoruz. Verilen her desteğin ülkemiz için faydaya dönüşerek, gerek dünyada gerek yurt içinde gurur kaynağımız olduğuna şahitlik ediyoruz.' ifadelerini kullandı.Kadın girişimcilere kampta verilen eğitimleri anlatan Gümrükçüoğlu, 'TÜBİTAK Marmara Teknokent hakemleri tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda projeleri seçilen ve girişimcilik kampına girmeye hak kazanan kadın girişimciler, alanlarında uzman akademisyenler, eğitmenler, girişimciler tarafından verilen finans ve pazarlama eğitimlerini de içeren geniş bir yelpazede girişimcilik dersleri alıyorlar. Ticari süreç içinde önlerine çıkacak her türlü sorunu çözmeye yönelik donanıma sahip oluyorlar.' dedi.Gümrükçüoğlu, bu yıl salgın sebebiyle online olarak gerçekleştirdikleri kampta kadınlara; Girişimcilikte Potansiyeli Hayata Geçirmek, Girişimcilikte İş Modeli Geliştirme, Proje Döngüsü, Girişimcilikte Pazar Analizi, Girişimcilikte Pazarlama, Değer Teklifi Oluşturma, Girişimcilik ve Start up İş Planı Geliştirme Dinamikleri, İş Planı Sunum Hazırlama, Girişimcilikte Maliyet Analizi, Ulusal ve Uluslararası Fikri Mülkiyet Süreçleri, Girişimciler İçin İletişim Atölyesi, Girişimcilikte Güçlükleri Aşmak ve Liderlik, Girişimcilikte Fizibilite eğitimlerinin verildiğini söyledi. 'Kadınların çalışma hayatına katılması, gelişen ekonomiler için stratejik zorunluluk haline geldi'Türkiye'deki kadın girişimci potansiyelini değerlendiren Gümrükçüoğlu, şunları dile getirdi:'Dünyada ve ülkemizde ekonomik kalkınma, girişimciliği de kapsayan önemli bir başlık. Özellikle son yıllarda girişimciliğin kadınları güçlendiren çalışma alanlarından biri haline geldiğini ve başarılı kadın girişimcilerin sayısının arttığını görüyoruz.Günümüzde iş dünyasına katılımı yetersiz olan, bilgi, beceri ve yeteneğinden yeteri kadar yararlanılmayan kadınların, çalışma hayatına büyük oranda katılması ve daha etkin rol alması, gelişen ekonomiler için stratejik zorunluluk haline geldi. Çünkü kadınların iş gücü piyasasında var olması, ekonomiye ivme kazandıracaktır. Ekonomisi güçlenen Türkiye dünyada dengelerin değişmesine vesile olacak, ülkemizin uluslararası arenada itibar kazanması sağlanacaktır. Bu sebeple kadın girişimciliğinin, yeni iş sahaları oluşturması ve yeni istihdam fırsatları yaratması açısından çok ciddiye alınması gerekiyor.'Türkiye'de 2002 yılında kadın girişimcilerin oranı yüzde 4 iken bugün bu oranın yüzde 8,8 olduğunu belirten Gümrükçüoğlu, 'Son yıllarda bu durumun önemi, toplumun her kesimi tarafından hızla kavranmaktadır. KADEM’in İnovasyonda Kadın projesine de 2016 yılında 150 girişimci başvuruda bulunmuştur. 2017 yılında bu sayı 200'e 2019 yılında ise 275'e ulaştı. Bu yıl ise projeye başvuran kadın girişimci sayısı 235'tir. Yani fikirlerini projeye dönüştürmek ve girişimci olmak için alan ve imkan arayan kadınlar, bu proje vesilesiyle hayallerini gerçekleştirebilmektedir. Kadınlardaki girişimcilik potansiyelini ve isteğini görmek bizim için çok kıymetli, ülkemiz için ise son derece umut verici.' dedi.Toplumda kadın girişimcilerin kendi yetenek ve potansiyellerini el işi, yemek sektörü, tekstil gibi sınırlı alanlarda ortaya koyabileceklerine dair bir algı olduğunu ifade eden Gümrükçüoğlu, 'Ama bugün bilişim ve teknolojinin, kadın girişimciler için de önemli fırsatlar içerdiğini ve kadınların bu alanda da başarılı bir şekilde yer edindiğini görüyoruz. Kadınların ürettiği ve hayata geçirdiği projelerin bilim, sanayi, endüstri, teknoloji gibi alanlarda da görünürlük kazanmasıyla, kadınların çalışma hayatına katılımı ve kadın iş gücü oranı giderek artıyor. Yani bugünün Türkiye'sinde girişimci kadınlar, ortaya çıkartacakları yeni ekonomik değerler ve fırsatlarla, büyümenin ve kalkınmanın önemli aktörleri konumunda.' değerlendirmesinde bulundu.Kadın girişimcilerin kendilerine sağlanan destekler konusunda bilgi sahibi olmaları ve bu imkanlardan yararlanabilmeleri noktasında Türkiye'nin önemli bir yol kat ettiğini aktaran Gümrükçüoğlu, 'Devletin kadın girişimciliğine yönelik politikaları, yayınlar, üniversitelerin yaptığı çalışmalar, sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği eğitim ve destek programları sayesinde kadınların da bilinç ve farkındalığı arttı.' dedi.'Hayal etmeye, fikir üretmeye ve çalışmaya devam edin'KADEM Yönetim Kurulu Başkanı Gümrükçüoğlu, kadın girişimci adaylarına şu mesajı verdi:'Kadın girişimci adaylarına KADEM Yönetim Kurulu Başkanı olarak şunu söylemek isterim: Hayal etmeye, fikir üretmeye ve çalışmaya devam edin. 'Bir Fikrim Var' diyen herkesi İnovasyonda Kadın projemizde görmek ve kampımızda ağırlamak istediğimizi, başarılarına katkı sağlamaya ve karşılaştıkları engelleri aşmaları için onlara rehberlik etmeye devam edeceğimizi özellikle sizin vesilenizle de vurgulamak istiyorum. Ödül törenimiz de online olacak. Herkesi toplantımıza davet ediyorum. Törenimizin ardından biz yeniden, projemizin yeni dönem başvuruları için ilana çıkacağız. İnovasyonu hayatının merkezine yerleştiren tüm kadınlardan yeni projelerini bekliyoruz.' İnovasyonda Kadın projemize başvuran, kamplarımıza katılan ve ödül alan projelere baktığımızda iyi ki bu yola çıkmışız diyoruz. Bugün geldiğimiz noktada artık biliyoruz ki, bir fikri ve hayali olan, bir şeyler yapmak isteyen ama nereden ve nasıl başlayacağını bilmeyen, imkan bulamadığı için projesini teşebbüse dönüştüremeyen ve destek bekleyen daha pek çok kadın var. Kadınların girişimcilik konusunda ne kadar geniş ve yaratıcı hayalleri olduğunu heyecanla müşahede ettiğimiz bu 5 yıllık süreçte, onların ilgi ve yeteneklerini, organizasyon gücünü, sabır ve çalışkanlıklarını da bir kez daha gördük. Teşvik edildiklerinde ve destek gördüklerinde neleri başarabildiklerini gururla takip ettik.'
"Hes Matik" Cep Telefonundan Hes Kodunu Okuyup Temassız Ateş Ölçüyor
SAMSUN (AA) - İLYAS GÜN - Samsun'da bilgisayar mühendisi ve elektronik teknisyeni 2 arkadaşın geliştirdiği cihaz, Hayat Eve Sığar (HES) uygulamasını cep telefonundan karekodla okuyabiliyor, insanların ateşini temassız ölçebiliyor.Bilgisayar mühendisi ve elektronik teknisyeni iki arkadaş, Sağlık Bakanlığının yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde hayata geçirdiği HES kodunu okuyabilen bir cihaz üretmek için çalışma başlattı.Yürütülen çalışma sonucu geliştirilen ve 'HES Matik' adı verilen cihazda kişi, cep telefonundan HES kodunu karekod bölümüne okutabiliyor.Kişinin HES kodu olumlu ise cihazda yeşil, olumsuz ise kırmızı ışık yanıyor.Ayrıca elin cihaza yaklaştırılmasıyla kişinin ateşi de temassız ölçülebiliyor. Ölçülen kişinin ateşi 38 derecenin altında ise cihaz yeşil renkte yanıyor, üzerinde ise kırmızı ışıkla uyarı veriyor.Deneme aşaması tamamlanan ve seri üretim aşamasına gelen HES Matik, Kovid-19 nedeniyle karantina altına alınan takipli kişileri de ayırt edebiliyor.Elektronik teknisyeni Ufuk Hardal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, HES kodu zorunluluğu bulunan işletmelerin girişinde uzun kuyrukların önüne geçmek için bir cihaz tasarladıklarını söyledi.Geliştirdikleri 'HES Matik' cihazının kontrol için ayrı personel gerektirmeden, HES kodunu karekod olarak okuduğuna dikkati çeken Hardal, 'Özellikle kamu kurumları, insanların girişinde HES kodu sorgulamasını yapması için birkaç personel görevlendiriliyor. HES Matik sayesinde bu işlem kolaylaşıyor. HES Matik sayesinde kurumlara takipli kişilerin girişi kontrol altına alınabilir.' dedi.HES Matik'in takipli kişilerin HES kodu sorgulamasında kırmızı ışıkla uyarı verdiğini anlatan Hardal, 'Takipsiz kişiler ise yeşil ışık yanınca geçişini yapıyor. Karekodu okutarak vatandaşlar hızlı şekilde giriş çıkış yapabiliyor.' ifadelerini kullandı. Cihazın temassız ateş ölçümü yapmasının da ayrı bir avantaj olduğunu vurgulayan Hardal, şunları kaydetti:'Kurumlara girişlerde yaşanan yoğunluğun önüne geçebilmek için böyle bir proje ürettik. Bilgisayar mühendisi arkadaşımız yazılımını, ben de elektronik aksamlarını yaptım. Yaklaşık 5 bin liraya cihazı mal ettik. Bundan sonra talepler doğrultusunda seri üretime geçebilecek haldeyiz. HES Matik'in otobüs, tramvay gibi toplu taşıma araçlarında kullanılması için küçük versiyonunu da ürettik. Deneme çalışmalarımız bittikten sonra o cihazın da seri üretime geçeceğiz.'
Reklam