Samsun'dan Kırgızistan'a 180 Bin Maske Gönderildi
SAMSUN (AA) - Samsun Büyükşehir Belediyesi, Türk Kızılay aracılığıyla Kırgızistan'a 180 bin maske gönderdi.Büyükşehir Belediyesince hayırseverlerin desteğiyle alınan 180 bin maske, Belediye hizmet binası önünde düzenlenen uğurlama töreninin ardından Türk Kızılay araçlarıyla Samsun'un kardeş şehri Bişkek'e gönderildi.Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, buradaki törende yaptığı konuşmada, Kırgızistan'da yaşanan siyasi krizin arkasında FETÖ'nün parmağı olduğunu söyledi.Kırgızistan'ın hem siyasi kriz hem de salgın ile mücadele ettiğine dikkati çeken Demir, 'Bişkek bizim 10 yıldır kardeş şehrimiz. Bu zor dönemlerinde yanlarında olmayı amaçladık. Kırgızistan halkının yaşadığı siyasi krizden bir an önce çıkmasını ve salgın sürecini en iyi şekilde sürdürmesini temenni ediyoruz. Ülkemizin son 20 yıldır yakaladığı istikrarla nereden nereye geldiğini hepimiz gördük. Kırgızistan halkının birlik ve beraberlik içinde iyi insanlar tarafından yönetildiği bir ortama kavuşmasını istiyoruz.' ifadesini kullandı.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde Türkiye'nin dünyaya örnek olduğuna işaret eden Demir, tüm devlet kurumlarının koordinasyon içinde çalışarak başarı yakaladığını vurguladı.Demir maske, hijyen ve sosyal mesafe kurallarına riayet edilmesi uyarısında bulundu.
Analiz - Şi'nin "Çin Rüyası" Ve Küresel Etkileri
İSTANBUL (AA) -İSHAK TURAN-İki bin yılı aşkın kadim bir devlet geleneğine sahip olan Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC), Asya Pasifik’in en güçlü mali ve askeri gücüne sahip olduğu gibi dünyanın en kalabalık ülkesidir. Her ne kadar 1839’da Büyük Britanya’nın başlattığı Afyon Savaşı’nda mağlup olmasıyla yaklaşık 150 yıl süren işgaller ve istikrasız bir dönem geçirse de 1946-1949 yılları arasında süren iç savaş sonrasında yeni devleti kuran Mao Zedong liderliğinde göreceli de olsa bir istikrar kazanmıştır. 1978’de iktidara gelen Dıng Şiaoping, Mao dönemindeki kapalı devlet modelini kısa sürede iyi analiz ederek ülke ekonomisini dışa açmaya karar vermiştir. Yaklaşık iki asır önce limanlarını dış dünyaya açmamak için savaşı göze alan Çin’in Dıng döneminde ülke limanlarını gönüllü olarak açmak istemesi, değişen dünya düzeninin de aslında bir gereğiydi.Dıng’ın dışa açılım politikasını hızla benimseyen Çin, ucuz ve nitelikli işgücü sayesinde her yıl giderek daha fazla dış yatırım çekmeye başladı. Her ne kadar liberallerin, Çin’in Batı dünyasıyla karşılıklı bağımlılığını artırdıkça komünist yapıdan vazgeçerek daha demokratik bir yönetim şekline geçeceğine dair umutları olsa da özellikle 1989’daki Tiananmen Olayları ile Çin’in komünist yönetim şeklinden vazgeçmeye hiç de niyetli olmadığı açıkça anlaşılmıştır. Daha sonra ABD, Çin’in özellikle Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) üyeliği adaylığını yaklaşık 16 yıl bekleterek küresel sistemle daha uyumlu bir Çin yönetimi hayal etse de bunda da çok başarılı olamamıştır. ABD’nin uzun zamandır takip ettiği bu politika anlayışı, Çin’in kendi çıkarlarına zarar vermeden gelişmesi doğrultusundaydı. Çin’in barışçıl dış politika söylemi ve piyasa düzeni içinde hareket etmesi liberaller tarafından olumlu karşılansa da Kenneth Waltz, Robert Gilpin, Graham Allison ya da John Mearsheimer gibi neorealistler, bu politika anlayışını her zaman gizli bir tuzak kabul ettiler. Neorealistler, Çin’in elbet bir gün ABD’nin karşısına çıkarak hegemonya olmak isteyeceğini iddia etmişlerdir.Çin rüyası ve “Made in China 2025” vizyonuDiğer taraftan Dıng döneminden itibaren takip edilen düşük profilli dış politika anlayışının Şi Cinping yönetimiyle terk edildiği görülmektedir. 2013’te iktidara gelen Şi’nin kısa sürede aktif bir dış politika anlayışını uygulamaya koyması, Çin’e yönelik saklı şüphelerin de gün yüzüne çıkmasına neden oldu. Şi’nin Dıng ile başlayan iki dönemle sınırlanan devlet başkanlığı sistemini sona erdirerek devlet başkanlarının süresiz iktidarda kalabilmelerine imkân tanıyan yasayı çıkarması, 2013’te Kazakistan ve Endonezya’da hem karadan hem de denizden dünyayı iki koldan saran Kuşak ve Yol (KvY) İnisiyatifini açıklaması, Güney Çin Denizi üzerindeki tartışmalı adalar üzerinde giderek agresif davranması ve askeri amaçlı yapay adalar inşa ettirmesi, “bir ülke iki sistem” yönetim şekliyle yönetilen Hong Kong ile Tayvan üzerinde çok yönlü baskıları artırması, teknoloji alanında dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olma hedefini içeren “Made in China 2025” vizyonu ve daha göreve geldiği ilk gün doğrudan “Çin Rüyası” hayalinin bir gün gerçekleşeceğini iddia etmesi Şi’yi seleflerinden farklı bir yerde konumlandırmıştır. Bazı uzmanlar, Şi’nin bu politika değişikliğinin, ABD Başkanı Barack Obama’nın 2011’de Avustralya Parlamentosunda ilan ettiği “pivot stratejisine” bir karşılık olarak geliştiğini iddia etseler de Şi’nin güçlenen ekonomik gücüne bağlı olarak daha bağımsız hareket ettiği de görülmekte.Çin rüyası, Şi’nin ÇHC’nin sistemde hak ettiği yeri alması ve tam bir saygınlık kazanması için askeri ve ekonomi alanlara ek olarak üstün teknoloji üretiminde de dünyada önde gelen gelişmiş ülkelerden birisi olması hedefine dayanmaktadır. 2012’deki Çin Komünist Partisi sekreterliğine terfi eden Şi Cinping, burada yaptığı konuşmada Çin hayaline atıfta bulunarak, “Tükenmeyen irademizle sürekli çaba göstermeliyiz, Çin’in karakteristik özellikleriyle sosyalizmi ileriye taşımaya devam edelim ve Çin ulusundaki büyük gençleşmenin Çin rüyasını gerçekleştirmesini başarmak için gayret etmeliyiz” [1] diyerek Çin rüyasını gerçekleştirmek için halkının desteğine ihtiyacı olduğunu ve bunu hep birlikte başaracaklarına olan inancını belirtmiştir. Çin rüyası, 2016’da iktidara gelen Trump’ın “Önce Amerika” ya da “Amerika’yı yeniden güçlü yapalım” söylemleriyle de kıyaslanabilir. Şi, Mao ve Dıng gibi karizmatik bir lider olarak anılmak istemektedir ve bunun için de Çin halkı için kayda değer bir başarı sağlamak zorundadır. Şi’nin bu rüyası, ülkenin 100. kuruluş yılı olan 2049’da ÇHC’yi dünyanın en gelişmiş sayılı ülkelerinden birisi yapmak üzerinedir. Bu bağlamda ABD strateji raporlarına da yansıdığı haliyle, Çin donanmasının modernize edilerek artık sadece bölgesinde değil okyanus ötesi operasyonlarda yer alabilecek bir savaşma kabiliyetine ulaşmaya yakın olduğu, küresel etkisini artırdığını ve Şi’nin “Çin Rüyası” hayalini giderek gerçekleştirmeye yakınlaştığı belirtilmektedir. [2]Şi'nin altı aşamalı stratejisiAyrıca Şi, Çin rüyası doğrultusunda ülkesinin güçlenmesinin ABD liderliğinde küresel bir blok hareketine dönmesinden büyük bir kaygı duyuyor ve bu bağlamda altı aşamalı bir yol izlemekte. Birinci olarak, özellikle 2008 krizi sonrasında büyük projeleri hayata geçirmede sıkıntı yaşayan ülkelere kredi desteğinde bulunmakta. Özellikle KvY İnisiyatifi Çin rüyasına giden en büyük adımdır. Bu çerçevede kendi mali fonlarını, kurumlarını ve bankalarını kuran Çin, ABD’nin küresel liberal düzeni şekillendiren Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi uluslararası kurumların rakipsiz olmadığını göstermekte. Diğer bir ifadeyle, bu gelişmeler, ABD’nin Soğuk Savaş sonrası kurmuş olduğu ekonomik düzenin ilk defa Çin’den gelen bir meydan okumayla karşılaşması demek.İkinci olarak Şi, yumuşak karnı olarak bilinen özerk bölgeler üzerinden iç işlerine müdahale edilmesini önlemek istemekte. Son yıllarda Tayvan’ın egemenliği sorunu ile Hong Kong’ta artan protestolar, Çin’in “bir ülke iki sistem” bağlamında kabul edilen bu özerk bölgelerin her anlamda kedisine tabi olmasını istemesinden kaynaklanmakta. Çin, Tayvan ile “1992 Konsensüsü” çerçevesinde hep bir barışçıl birleşmeden yana olduğunu belirtmesine rağmen Ortak Personel Dairesi Başkanı ve Merkezî Askeri Komisyon Üyesi Li Zuocheng’in, Tayvan’ın bağımsızlıkta ısrar etmesi durumunda Çin’in gerekirse Tayvan’ı işgal edebileceğini belirtmesi [3] ilk kez Şi döneminde açıkça dile getirildi. Üçüncü olarak Şi, Çin’in caydırıcı bir güç olduğunu gösterebilmek için askeri güç kapasitesi ile savaş kabiliyetini geliştirmekte. Çin’in ilk defa 2015’te Güney Çin Denizi üzerinde savaş gemilerinin demirleyebileceği ve savaş uçaklarının inebileceği yapay adalar inşa etmeye başlaması Çin’in yeni dış politika anlayışının da göstergelerinden. Çin’in bölge adaları üzerinde Filipinler ile dava konusu olan ve Uluslararası Adalet Divanı’na taşınan Scarborough takımadaları üzerinde kendi aleyhinde verilen kararı tanımamasıyla, bölgede uluslararası hukuk temelinde bir çözümün de olamayacağı görülmüştür. Dahası Çin’in yine ilk defa Şi döneminde uçak gemisi yapmaya başlaması ve gelişmiş füze rampalarıyla sınırlarını korumaya alması da çok önemli bir gelişme. Yine ilk defa Doğu Çin Denizi üzerinde Hava Savunma Tanımlama Sahası (ADIZ) ilan ederek agresif dış politika anlayışını tüm deniz sınırları boyunca devam ettirmektedir.Dördüncü olarak Şi, siyasi alanda uluslararası örgüt ve kurumlarda daha aktif bir rol izleyerek uluslararası sistemde çok sesliliği sağlamaya çalışmaktadır. Şi, çok kutuplu dünya düzenine geçilmesi için askeri ve ekonomik parametreler gibi uluslararası örgütlerin de önemli bir rolü olduğuna inanıyor. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını dolayısıyla Trump’ın Dünya Sağlık Örgütü’nü (DSÖ) Çin’in arka bahçesine dönüşmekle ve salgının gizlenmesi konusunda suç ortağı olmakla itham etmesi de Çin’in artan etkisinin bir yansımasıdır. Çin, artan ekonomik gücüne paralel olarak uluslararası örgütlere daha fazla mali destekte bulunuyor ve haliyle bu kurumlar üzerinde de giderek artan bir nüfuza sahip oluyor. Bununla da yetinmeyen Çin, özellikle ekonomi alanında kendi kurumlarını sistemde bir alternatif olarak sunmakta ve söz sahibi olamadığı uluslararası kurum ve örgütlerin küresel etkisini azaltma niyetinde.Beşinci olarak, milli teknoloji hamlesi ile sadece diğer gelişmiş ülkelerin patentli ürünlerini üretmek yerine yüzde 100 “made in China” ürünleri ile rekabetçi sistemde kendine yer edinmeye çalışan Çin, uzay teknolojisinden telekomünikasyona, otomotiv endüstrisinden yenilenebilir enerjiye kadar her sektörde dünyada öncü markalar oluşturmayı başarmıştır. Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) sonuçlarında da görüldüğü üzere son yıllarda yetkin öğrenciler yetiştiren Çin, rekabetçi sistemde Çin patentli markalarıyla dünyada yeni bir çekim gücü olmayı başarmış ve bir zamanlar yaygın olan “uyduruk Çin malı” algısını kırmıştır. Bu da ABD’nin Çin’e yönelik ticaret savaşı başlatmasındaki en büyük nedenlerden biridir.Son olarak Şi, yükselişinin bir tehdit yerine “kazan-kazan” içinde değerlendirilmesi için yumuşak güç unsurlarını etkili şekilde kullanmaya çalışmaktadır. Bir taraftan medya unsurları ile kendi ideolojisini ve görüşlerini doğrudan diğer ülkelerin yerel dillerine çevirerek dünyanın en ücra köşelerine ulaşabilmekte, diğer taraftan da Konfüçyüs Enstitüleri ile hem dilini hem de kültürünü diğer ülke vatandaşlarına öğretmeyi amaçlamaktadır. Örneğin Türkiye’de Türkçe yayın yapan Xinhua Ajansı, CRI (China Radio International) Türk FM’e ek olarak dört farklı üniversitede de Konfüçyüs Enstitüleri mevcuttur. Böylece Çin, hem doğrudan iletişim kurma şansını yakalamakta hem de Çin’e yönelik önyargıları kırmayı amaçlamaktadır.ÇKP 18. Merkez Komitesi’nde konuşan Cinping, “Çin milletinin büyük yeniden kalkınışının gerçekleştirilmesi, yakınçağdan bu yana milletimizin en büyük rüyasıdır” diyerek, yeni dünya sahnesinde Çin’in hak ettiği yeri alacağını iddia etmiştir. [4] Şi Cinping’in gelecek vizyonu, Çin rüyasının bir süper güç olma hedefi taşıdığı ve bunun da dünyanın geri kalanı için pek de barışçıl olmayacağı yönündeki düşüncelerin giderek zemin kazanmasına neden olmaktadır. Özetle Çin rüyası, artık aşağılanan ya da içişlerine müdahale edilen bir Çin yerine sistemde saygın ve her alanda lider bir Çin haline gelme amacını ifade etmektedir. Her ne kadar Çin rüyasının gerçekleşmesi sistemdeki diğer ülkelerin neler yapabileceğiyle ilişkili olsa da Şi’in son yedi yıldır izlediği politika anlayışı, Çin rüyasının gerçekleşmesi konusunda kararlı olduğunu göstermektedir. [Dr. İshak TURAN, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Alanında Çin Dış Politikası, Enerji Güvenliği ve Tayvan üzerine çalışmalarını sürdürmektedir] [1] BBC. “What does Xi Jinping's China Dream mean?” https://www.bbc.com/news/world-asia-china-22726375[2] DOD (2016). “Military and Security Developments Involving the People’s Republic of China 2016”. Annual Report to Congress, Office of the Secretary of Defense.[3] Yew Lun Tian (2020). Attack on Taiwan an option to stop independence, top China general says. Reuters. https://www.reuters.com/article/us-china-taiwan-security-idUSKBN2350AD[4] Cinping, Şi. “China never seeks hegemony, expansion: Xi”. 2017d. http://www.xinhuanet.com/english/2017-10/18/c_136688622.htm
Kocaeli'deki Sivil Toplum Kuruluşlarından Ermenistan'a Tepki
KOCAELİ (AA) - Kocaeli'de, 50 sivil toplum kuruluşunun temsilcilerinden oluşan Gönüllü Kültür Teşekkülleri (GKT) Platformu, Ermeni güçlerinin Azerbaycan'a yönelik saldırılarını ve işgalini protesto etti. Cuma namazı çıkışında Fevziye Camisi avlusunda toplanan grup üyeleri, Türkiye ve Azerbaycan bayrağı açtı. Burada grup adına basın açıklamasını okuyan GKT Platformu Dönem Başkanı ve TÜGVA İl Temsilcisi Muhammet Hanefi Akbulut, Azerbaycan'a yönelik haksız saldırıları nedeniyle Ermenistan yönetimini kınadı. Akbulut, dost ve kardeş ülke Azerbaycan'da, Ermenistan'ın Karabağ'ı işgalinden bu yana bölgede maruz kalınan soykırımlar, baskı ve zulümlerin uzun yıllardır süregelen bir insanlık dramına neden olduğunu belirtti. Ermeni güçlerinin kadın, yaşlı ve çocuk demeden sivillere saldırdığını anlatan Akbulut, şöyle konuştu:'Ermenistan ordusu, sivillerin yaşadığı birçok köy ve kenti bombalayarak adeta bir sivil katliamına imza atmaktadır. Kardeş ülke Azerbaycan ise aksine sivillerin yaşadığı köyleri ve kentleri bütün gücü ve imkanlarıyla korumaktadır. Bu durum, olayın herhangi bir sınır ihlali ve çatışması değil, doğrudan Azerbaycan'a yönelik bilinçli bir taarruz olduğunu göstermektedir. Hiç şüphesiz bu saldırı, Ermenistan'ın çapını aşan bir hadisedir. Amaç saldırgan ve zalimane bir yaklaşımla hem Yukarı Karabağ sorununun çözümüyle ilgili süreci tıkamak hem de bölgede yeni çatışma alanları ortaya çıkarmaktır.' Türkiye ve Azerbaycan'ın yıllardır süregelen kadim bir dostluk ve kardeşlik hukuku olduğunu ifade eden Akbulut, '30 yıldır hukuksuz bir şekilde Dağlık Karabağ'da işgalci durumunda olan Ermenistan'ın bu kanlı hukuksuzluğuna, uluslararası anlaşmaları hiçe sayan bu saldırganlığına başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası kuruluşlar gerekli tepkiyi vermesi gerekir.' dedi.Akbulut, Ermeni güçlerince şehit edilen asker ve sivillere de Allah'tan rahmet diledi.Daha sonra grup, Kur'an-ı Kerim tilaveti ve yapılan duanın ardından dağıldı.Açıklamada, siyasi partilerin il ve ilçe başkanları ile yöneticileri de hazır bulundu.
İstanbul'da Kovid-19 Tedbirleri Kapsamında İşletmelerde Denetim Yapıldı
İSTANBUL (AA) - İstanbul'da bazı ilçelerdeki kafeterya, dükkan, mağaza, market ve fırın gibi işletmelerde Kovid-19 tedbirleri denetlendi. İçişleri Bakanlığının genelgesi doğrultusunda, kentte ilçe kaymakamlıklarının koordinesinde emniyet, zabıta ve ilgili görevlilerinin katılımıyla Kovid-19 tedbirlerine uyulup uyulmadığına bakıldı.Beykoz Yalıköy Mahallesi'ndeki denetimde, Beykoz Kaymakamı Esengül Korkmaz Çiçekli ve beraberindeki emniyet görevlileri, kafeterya ve diğer işletmelerde Kovid-19 tedbirlerine yönelik inceleme yaptı.Vatandaşları da tedbirlerde ısrarcı olmaları konusunda uyaran Çiçekli, 'Vatandaşların çoğu kurallara uyuyor. Uymayanları da biz uyarıyoruz. Restoranları, kafeteryaları, işletmeleri ve vatandaşları yeni normale adapte olmaya çağırıyoruz. Bölgemizde tespitlerimize göre genel manada ilçe sakinlerimiz kurallara uyuyor.' dedi. Denetimlerde, kafeteryalarda dezenfektanları da kontrol eden ekipler, işletme sahiplerini maskesiz müşteri kabul etmemeleri konusunda uyardı.Eyüpsultan'da da, koronavirüs salgınıyla mücadelenin etkin olarak sürdürülebilmesi için kaymakamlığın koordinesinde Eyüpsultan Meydanı'nda geniş kapsamlı denetim gerçekleştirildi. Denetime Eyüpsultan Kaymakamı İhsan Kara, emniyet görevlileri, zabıta ekipleri ve ilgili kuruluşlar katıldı. Fırından şarküteriye, giyim mağazalarından marketlere kadar tek tek gezilerek Kovid-19 tedbirlerine uyulup uyulmadığına bakıldı.
Vali Yerlikaya'dan "Güvenli Turizm Sertifikasyonu" Alan İşletmelere Tebrik
İSTANBUL (AA) - İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul'da gerekli kriterleri sağlayarak 'Güvenli Turizm Sertifikasyonu' alan işletmeleri tebrik etti. Vali Yerlikaya, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, İstanbul'un 'Güvenli Turizm Sertifikasyonu'nda Türkiye lideri olduğunu belirterek, şu ifadelere yer verdi:'Kültür ve Turizm Bakanlığı işletme belgeli ve belediye belgeli İstanbul'da 794 işletme, gerekli kriterleri sağlayarak 'Güvenli Turizm Sertifikasyonu'nu aldı. Tebrikler.'
Reklam
Fetö'nün İş Dünyası Yapılanması Davasında Zenginer Kardeşler Hakkında Karar
İSTANBUL (AA) - Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) iş dünyası yapılanmasına yönelik TUSKON davasından dosyaları ayrılan tutuksuz sanıklar Mustafa ve Salih Zenginer kardeşler ile kuzenleri Mehmet Zenginer'in yargılandığı dava karara bağlandı.İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuksuz 3 sanık ile avukatları katıldı. Müşteki Cumhurbaşkanlığını temsilen avukat Mehmet Alagöz de duruşmada hazır bulundu.Duruşmada, önceki celsede açıklanan mütalaaya karşı sanıkların savunmaları alındı.Sanıklardan Mustafa Zenginer, iddianamenin ardından hiç savunma yapmamışlar gibi aynı iddiaların mütalaada yer aldığını söyleyerek, 'Hakkımda, olmayan şeyler varmış gibi gösterilmiş, niyet okuma yapılmıştır. Hiçbir zaman bir terör örgütü üyesi olmadım, bu kasıtla herhangi bir davranışta bulunmadım. Bu haksızlığa son verileceğini düşünüyor, beraatimi istiyorum.' dedi.Sanık Salih Zenginer de 3 yıldır yargılamanın sürdüğünü ve hakkında işadamı derneğine üye olmak, derneğin genel kurul toplantısına dair 74. sırada adının bulunması ve Bank Asya kredi kartı sahibi olmak şeklinde 3 iddiananın bulunduğu belirtti. Söz konusu dernekten KHK ile kapatılmadan önce noter aracılığıyla istifa ettiğini kaydeden Salih Zenginer, 'Adımın geçtiği genel kurula katılmadım. Bank Asya kredi kartını ise, banka TMSF’ye devredildikten sonra almışım. Dava dosyasınızda benimle ilgili hiçbir FETÖ özelliği bulunmamaktadır. Yasaya aykırı hiçbir işlem yapmadım. Vatanını, milletini seven bir insanım. 19 yıldır AK Parti üyesiyim, FETÖ iltisaklı herkes partiden atıldı, ben atılmadım. Sağlık durumumdan dolayı tahliye edildim, ameliyat oldum. Kızım bu süreçten etkilenip kanser oldu. Vereceğiniz en ufak ceza üzerime yapışacaktır. Benim gibi bir insan ceza alacaksa, ülkenin yarısına ceza verilmesi gerekir. Geçmiş tarihli hatta darbe girişiminden önce bu yapıyı yeren onlarca tweetim vardır. Beraatimi istiyorum.' diye konuştu.Sanık Mehmet Zenginer de, suçsuz olduğunu, bunu gerek savunmaları gerekse dosyaya sunduğu belgelerle ispat ettiğini düşündüğünü, 17-25 Aralık akabinde FETÖ'ye karşı olan duruşunun delillerle açık olduğunu ifade ederek beraatini istedi.Müşteki cumhurbaşkanlığı avukatı Alagöz ise sanıkların üzerlerine atılı suçlardan cezalandırılmalarını talep etti.Davayı karara bağlayan mahkeme heyeti, sanıklar Mehmet Zenginer ve Mustafa Zenginer'i 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan önce 9 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırdı. Sanıkların duruşmalardaki davranışı, sabıkasız kişilik özellikleri ve cezanın gelecekleri üzerindeki etkilerini dikkate alan heyet, her iki sanığın da hapis cezasını 8 yıl 1 ay 15'er güne düşürdü.Sanıklardan Salih Zenginer'e ise 'silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etme' suçundan 4 yıl 6 ay ceza verilmesini kararlaştıran heyet, sanığın duruşmalardaki davranışı, sabıkasız kişilik özellikleri ve cezanın geleceği üzerindeki etkilerini indirim nedeni sayarak sanığın cezasını 3 yıl 9 aya indirdi. MütalaadanDavanın 30 Haziran tarihli duruşmasında açıklanan mütalaada sanık Mustafa Zenginer'den elde edilen harddiskte FETÖ elebaşının, Zaman TV üzerinden BBC'ye verdiği röportaj kaydı videosu ile silinmiş klasörlerde FETÖ'ye ait başkaca sohbet video ve görüntü kalıntıları, FETÖ iltisaklı sitelere ilişkin log kaydı ve kırıntılara rastlandığı ifade edilmişti.TUSKON'da asıl üye olan ve denetim kurulunda yer alan Mustafa Zenginer'in, FETÖ ile irtibatı ve iltisakı sebebiyle KHK kapsamında kapanan kuruluşlar ve derneklerde üst düzey pozisyonlarda çalıştığı, kullandığı cep telefonunda ByLock tespit edildiği belirtilen mütalaada, sanığın 2012 yılında konut kredisi için Bank Asya hesabı açtığı ve 2014 yılında bankanın 'batıyor' denilmesi üzerine kredisini kapatıp Halkbank'ta yeni kredi açtığı anlatılmıştı. Bu eylemin, FETÖ bünyesinde talimatla yapıldığı değerlendirilen mütalaada, sanığın, Bank Asya'nın dağıttığı mevcut krediyi vadesinden önce kapatarak bankaya nakit geri dönüşümü hızlandırma kapsamında hareket ettiğine vurgu yapılmıştı.Mütalaada sanığın, TUSKON 5. Olağan Genel Kuruluna katıldığı ve savunmasında örgütsel konuşma akabinde alkışlama hususunu hatırlamadığını iddia ettiği belirtilerek, şunlar kaydedilmişti:'Sanığın TUSKON yedek denetim kuruluna üye olarak yazıldığı, akabinde her ne kadar sanık sözlü olarak TUSKON'dan ayrıldığını iddia etmişse de sanığın İŞHAD'da dernek başkanlığı da yaptığı dikkate alındığında sözlü olarak dernekten ayrılmanın olamayacağı, sanığın 2014-2016'da aktif üyeliğinin devam ettiği, zira dava dosyasındaki başkaca delillerle de sanığın örgüt üyeliği ve suç işleme kastının TUSKON üyeliği gibi devam ettiğinin, bu doğrultuda sanığın adının 6. Olağan Genel kurul için 114. sırada delege listesine yazıldığı anlaşılmıştır.'Sanığın, Bank Asya'nın ayağa kaldırılması adı altında verilen talimat dönemlerinde ayrı ayrı hesap işlemleri ile örgütsel eylemde bulunduğunun anlaşıldığı bilgisine yer verilen mütalaada, sanığın TUSKON toplantısı sonrası TUSKON'dan ayrıldığı şeklindeki beyanının çelişkili ve suçtan kurtulmaya yönelik olduğu aktarılmıştı. Mütalaada, sanıklardan Salih Zenginer'den elde edilen dijital verilerde de diğer sanık Mustafa Zenginer'e hitaben yazılmış 29 Haziran 2016 tarihli 1 milyon 462 bin lira tutarında bir çek fotoğrafı ile yine Mustafa Zenginer'e hitaben yazılmış 604 bin 500 lira tutarında başka çekin daha bulunduğu belirtilmişti. Söz konusu parasal işlemlerin darbe teşebbüsünden çok kısa süre önce olduğuna işaret edilen mütalaada, 'Sanıklar arası para transferinin çek üzerinden değil de basit eft-havale işlemi ile de gerçekleşebileceği, işlemin çek ile olmasının, tarihi ve paranın büyüklüğü ile sanıklar arasında olması ve çekin fotoğrafının çekilmesinin şüphe arz ettiği' ifade edilmişti.15 yıla kadar hapis cezası istendiMütalaada, tüm dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde Mustafa, Mehmet ve Salih Zenginer'in 'FETÖ silahlı terör örgütü üyesi olmak' suçundan 7,5 yıldan 15'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edilmişti.
Darbe Sanığı Eski Albay Avıalan, Rahatsızlanması Sonucu Kaldırıldığı Hastanede Hayatını Kaybetti
ANKARA (AA) - Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Genelkurmay Başkanlığındaki eylemlere ilişkin davada ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan ve Sincan Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan eski kurmay albay Mustafa Barış Avıalan, rahatsızlanması sonucu kaldırıldığı hastanede öldü.Alınan bilgiye göre Avıalan, 14 Ekim'de rahatsızlanarak Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi.Avıalan, dün hastanenin yoğun bakım ünitesinde hayatını kaybetti.Daha önce de rahatsızlanan Avıalan'a sevk edildiği hastanelerde kalp yetmezliği teşhisi konduğu ve bu yönde tedaviye başlandığı belirtildi. Avıalan, 15 Temmuz darbe girişiminden önce Genelkurmay Personel Plan ve Yönetim Daire Başkanlığında şube müdürü olarak görev yapıyordu. Mustafa Barış Avıalan'ın darbe girişiminden önce Ankara Konutkent'teki villada, Adil Öksüz başkanlığında yapılan toplantılara katıldığı, 15 Temmuz gecesi Akıncı Üssü'nde olduğu belirlenmişti. Sözde 'Yurtta Sulh Konseyi' üyesi Mustafa Barış Avıalan, Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince 20 Haziran 2019'da karara bağlanan Genelkurmay Çatı davasında, 'anayasayı ihlal' ve 'Cumhurbaşkanına suikast' suçlarından birer, 'kasten öldürme' suçundan da 139 kez olmak üzere 141 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.
Reklam
Kırıkkale Ve Niğde'de Kovid-19 Tedbirleri Denetlendi
KIRIKKALE (AA) - Kırıkkale ve Niğde'de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirlerine yönelik denetim yapıldı.Kırıkkale Valisi Yunus Sezer, Belediye Başkanı Mehmet Saygılı, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Süleyman Köstekli ve denetim ekipleri, Hürriyet Caddesi'nde iş yerlerinde ve alışveriş merkezinde alınan tedbirleri denetledi. Sezer ve beraberindekiler, denetim sırasında bir kafenin de açılışını yaptı.Sezer, gazetecilere, Kırıkkale'de İl Pandemi ve İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu kararları doğrultusunda denetimlerin devam ettiğini söyledi. Denetimlerde 450 personelin görev aldığını aktaran Sezer, şöyle konuştu:'Hem maske hem mesafe hem de hijyen konusunda vatandaşlarımızda büyük bir algının oluşması bizleri mutlu ediyor. Az da olsa salgında kontrol sağlamış durumdayız. Ancak bu bizim için asla yeterli değildir. Aynı zamanda eksik gördüğümüz noktalarda da İl Pandemi Kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda ilave tedbirler alıyoruz.'NiğdeNiğde’de Vali Yılmaz Şimşek‘in katıldığı denetimlerde, esnaf ve maske takmayan vatandaşlar uyarıldı.Şimşek, gazetecilere, denetimlerin, hastalığa çare bulunana kadar devam edeceğini söyledi.Salgından korunmanın tek çaresinin maske, mesafe ve hijyen kurallarına uymak olduğunu hatırlatan Şimşek, 'Bu hastalık en çok yaşlıları ve kronik rahatsızlığı olanları etkiliyor. Dolayısıyla hem kendi sağlığımız hem de sevdiklerimizin sağlığı için kurallara mutlaka uymamız gerekiyor.' dedi. Belediye Başkanı Emrah Özdemir de 'Kurallara uymak vaka sayılarına da yansıyor. Azalma eğilimine geçiyor. Ama en ufak bir gevşemede artışa geçiyor. Dikkat etmek gerekiyor. Her şey şu an iyi gidiyor.' ifadelerini kullandı.
Tekirdağ'da Polise Tekme Ve Yumrukla Saldıran Şüpheli Gözaltına Alındı
TEKİRDAĞ (AA) - Tekirdağ'ın Marmaraereğlisi ilçesinde kavgayı ayıran polis memurlarına tekme ve yumrukla saldıran şüpheli gözaltına alındı.İlçe Emniyet Müdürlüğü Bulvar Polis Merkezi Amirliği ekipleri, ilçeye bağlı Cedit Ali Paşa Mahallesi'nde bir iş yerinin önünde meydana gelen trafik kazasına müdahale etmek için olay yerine gitti.Ekipler, işlemlerin devam ettiği esnada çevrede bulunan kişilerin kavga etmesi üzerine müdahalede bulundu.İfadesi için polis merkezine götürülmek istenen T.L, ekip aracına bindirileceği sırada polise tekme ve yumruklarla saldırdı.Polislerce durdurulan şüpheli gözaltına alındı.
Sakarya Ticaret Borsası Başkan Yardımcısının Öldürülmesine İlişkin Dava
SAKARYA (AA) - Sakarya Ticaret Borsası (STB) Başkan Yardımcısı Ahmet Erkan'ın silahla öldürülmesi ve bir kişinin yaralanmasına ilişkin tutuklu sanığın yargılanmasına devam edildi.6. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, sanık E.Ş. tutuklu bulunduğu cezaevinden SEGBİS aracılığıyla bağlanırken taraf avukatları salonda hazır bulundu.Celse arasında gelen belgelerin zapta geçirilmesinin ardından, cumhuriyet savcısı mahkemeye gönderdiği sanık hakkında 'kasten öldürme' suçundan müebbet, müşteki E.A'ya yönelik 'kasten yaralama' suçundan 1 yıl 6 aydan 4 yıl 6 aya kadar ve 'Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet' suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ve tutukluluk halinin devamı şeklindeki mütalaayı tekrar ettiğini belirtti.Söz alan müşteki ve sanık avukatları, esasa ilişkin savunmalarını yapmak için süre talebinde bulundu.Söz verilen sanık E.Ş. de ilk ifadesinin savunması olduğunu belirterek, 'Adam öldürmek için olay yerine gitmedim. Vereceğiniz cezayı başımın üstüne koyuyorum. Tahliyemi talep ediyorum.' dedi. Taraf avukatlarına esasa ilişkin savunmalarını hazırlamaları ve beyanda bulunmaları için süre verilmesine, sanığın tutukluluk halinin devamına hükmeden mahkeme heyeti, duruşmayı 8 Ocak'a erteledi. İddianamedenİddianamede, STB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Erkan'ın geçen yıl silahla öldürülmesi ve bir kişinin yaralanmasına ilişkin sanık E.Ş. hakkında, Ahmet Erkan'a yönelik 'kasten öldürme' suçundan müebbet, müşteki E.A'ya yönelik 'kasten öldürmeye teşebbüs' suçundan 9 yıldan 15 yıla kadar ve 'Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna muhalefet' suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.
Reklam
Dsö, "Çalışanlarının Kongolu Kadınlara Cinsel İstismarda Bulunduğu" İddialarını Soruşturmak İçin Komisyon Kurdu
ANKARA (AA) - Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 'çalışanlarının, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde (KDC) kadınlara cinsel sömürü ve istismara karıştığına ilişkin' iddialar üzerine Soruşturma Komisyonu kurdu.DSÖ’den yapılan yazılı açıklamada, Ebola salgınıyla mücadele kapsamında, 'KDC’de görev yapan çalışanlarının cinsel istismar olaylarına karıştığı' iddiaları üzerine Soruşturma Komisyonu kurulduğu duyuruldu.Komisyona eski Nijer Dışişleri Bakanı Aichatou Mindaoudou ve Kongolu aktivist Julienne Lusenge’nin başkanlık edeceği belirtildi.The New Humanitarian ve Thomson Reuters Vakfının yaptığı araştırmada, ülkede 50'den fazla kadının DSÖ başta olmak üzere çok sayıda önde gelen yardım kuruluşunun çalışanlarınca cinsel istismara uğradığı ileri sürülmüştü. DSÖ Afrika Direktörü Dr. Matshidiso Moeti, Ebola virüsüyle mücadele kapsamında bu ülkede çalışan ve kendilerini DSÖ çalışanı olarak tanıtan kişilerin, cinsel sömürü ve istimara karıştığına ilişkin iddiaların korkutucu ve acı verici olduğunu belirtmişti.
"Çinekop" Tezgahlarda Yerini Almaya Başladı
TEKİRDAĞ (AA) - Marmara Denizi'nde palamut ve uskumrudan sonra balıkçıların ağlarına takılmaya başlayan çinekop tezgahlarda yerini almaya başladı.Tekirdağ Süleymanpaşa Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı İbrahim Pehlivanoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu yıl sezonun palamut bolluğuyla başladığını söyledi.Çinekop ağlara takılmaya başlayınca balıkçıların sevindiğini ifade eden Pehlivanoğlu, 'Çinekop artık tezgahları süslemeye başladı. Bu sezonun başında palamut balıkçıların yüzünü güldürdü. Sezon palamutta devam ediyordu. Şimdilerde ağlara takılan çinekop tezgahlarda yer almaya başladı. Bundan sonra çinekop ve istavritin devam edeceğini düşünüyoruz. Balıkta bolluğun olmasıyla vatandaşlarda ucuz balık yiyecektir.' dedi. Tekirdağ'da balıkçılık yapan Hasan Erol da havaların soğumasıyla balık bolluğunun olmasını beklediklerini ifade etti.Erol, vatandaşların palamuttan sonra çinekop ve uskumruyu tercih etmeye başladığını belirterek, 'Bu sene sezona palamutla başladık ve uzun süre balıkçılar kıyıya palamutla döndü. Vatandaşlarda bol miktarda palamut tüketti. Çünkü geçen yıl palamut yoktu. Vatandaşlar palamuta hasret kalmıştı.' değerlendirmesinde bulundu.Çinekop tezgahlarda kilogramı 60 liradan satılıyor.
Aydın'da Sahte İçkiden Zehirlendiği Değerlendirilen 1 Kişi Öldü
AYDIN (AA) - Aydın'ın Yenipazar ilçesinde metil alkol zehirlenmesi şüphesiyle tedavi altına alınan kişi hayatını kaybetti.Yenipazar'da yaşayan Devrim Kara (43) ilçedeki hastaneye başvurmasının ardından Nazilli Devlet Hastanesine sevk edildi.Alkolden zehirlendiği değerlendirilen Kara, yoğun bakım servisindeki yaşam mücadelesini kaybetti.Kara'nın cenazesi, ölüm sebebinin belirlenmesi için İzmir Adli Tıp Kurumuna gönderildi.Aydın'ın Kuşadası ilçesinde de 12 Ekim'de İzmir'den sevk edilen bir kişi, metil alkol zehirlenmesi şüphesiyle hayatını kaybetmişti.
Reklam
Nezaketin Sağlığa Faydalı Olduğu Kanıtlandı
ANKARA (AA) - Yeni bir araştırma, nazik davranmanın ve diğerlerine yardımcı olmanın, kişinin sağlığına ve refahına faydalı olduğunu ortaya koydu.Sonuçları hakemli 'Psychological Bulletin' dergisinde yayımlanan araştırmada, olumlu sosyal davranış ile refah arasındaki ilişki, 198 bin 213 kişiyi kapsayan 201 bağımsız çalışmanın değerlendirildiği bir meta-analiz yöntemiyle incelendi.Araştırmanın sonuçları, özellikle nazik davranma ve diğerlerine yardım etme gibi olumlu sosyal davranışın, ödomanik mutluluk üzerindeki etkisinin, hedonik üzerindeki etkisinden daha güçlü olduğunu gösterdi.Olumlu sosyal davranışların kişinin sağlığını desteklemeye yardımcı olduğu, gönüllü yapılan yardımın daha fazla refah ile bağlantısı bulunduğu gözlenen araştırmada, sağlık ve iyi niyetli davranışlar arasındaki bağlantının gücünün, topluma faydalı davranış türüne ve diğer demografik faktörlere bağlı olduğu kaydedildi.Yaş ve cinsiyet gibi demografik faktörlere göre, olumlu sosyal davranışların, incelenen kişiler üzerindeki etkisinin farklılık gösterdiği araştırmada, bu tür davranışların, gençlerde fiziksel sağlık dışında daha yüksek düzeyde refah hissi oluşturduğu, daha yaşlıların ve emeklilerin ise yalnızca fiziksel sağlıkları üzerinde olumlu etki yarattığı ifade edildi.Araştırmada ayrıca, kadınlarda erkeklere kıyasla olumlu sosyal davranış ile ödomanik mutluluk ve fiziksel sağlık arasında daha güçlü bağların bulunduğu gözlendi.
Hilmi Kurtulmuş Son Yolculuğuna Uğurlandı
İSTANBUL (AA) - AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş'un 92 yaşında hayatını kaybeden amcası Hilmi Kurtulmuş, son yolculuğuna uğurlandı.Merhum Hilmi Kurtulmuş için Fatih Camisi'nde cuma namazının ardından cenaze töreni düzenlendi. Merhum için dua edildi. İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Mehmet Emin Maşalı'nın kıldırdığı cenaze namazında AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, merhumun oğlu Fatih Kurtulmuş, eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman, bazı milletvekilleri ve belediye başkanları ile yakınları saf tuttu. Namazın ardından cenaze defnedilmek üzere Edirnekapı Mezarlığı'na götürüldü. Numan Kurtulmuş da amcasının tabutuna cenaze aracına taşındığı sırada omuz verdi. Kurtulmuş daha sonra taziyeleri kabul etti.
Reklam
Hattat Hasan Çelebi'nin Eseri Trabzon'da Grafitiyle Yorumlandı
TRABZON (AA) - Hat sanatının yaşayan önemli temsilcilerinden 83 yaşındaki Hasan Çelebi'nin eseri, Muhammed Emin Türkmen tarafından Trabzon'daki bir duvarda grafiti olarak yeniden yorumlandı.Çelebi ile grafiti sanatçısı Türkmen'i bir araya getiren proje, Trabzon Büyükşehir Belediyesinin himayesinde gerçekleştirildi.Belediyenin davetiyle kente gelen Türkmen, dünyada 'Hattatların Reisi' kabul edilen Çelebi'nin, Neml suresi 40'ıncı ayetinin 'Bu Rabb'imin lütuf ve ihsanıdır' anlamındaki kısmını yazdığı hattını, İskender Paşa Camisi'nin karşısında bulunan 130 metrekarelik duvara grafiti olarak resmetti.Hazırlık aşamasının ardından dört kişilik ekiple 2,5 gün boyunca çalışan Türkmen, 6 farklı renkte yaklaşık 20 kilogram sprey ve plastik boya kullanarak çalışmasını tamamladı. 'Yaptığım çalışmalar arasında en onur duyduğum çalışma bu oldu'Türkmen, gazetecilere yaptığı açıklamada, 22 yıldır grafiti sanatıyla uğraştığını, ilk kez böyle bir çalışma gerçekleştirdiğini söyledi.Çalışmayı yaparken çok keyif aldığını ifade eden Türkmen, 'Yaptığım çalışmalar arasında en onur duyduğum çalışma bu oldu. Hem dünyaca tanınmış bir hattatımız Hasan Çelebi'nin eserini duvara işlemiş olduk hem de grafiti kültürüyle harmanlamış olduk. Benim için her açıdan güzeldi.' dedi.Hat sanatında harflerin ve oranlarının çok önemli olduğunu dile getiren Türkmen, 'Hasan hocanın harflerine bağlı kalmak çok zordu. Çünkü hepsi milimetrik hesaplarla yapılıyor. Biz de birebirini yakalamaya çalıştık ama asla onun gibi düzgün bir şekilde yapamayız. Elimizden geldiği kadar birleştirmeye çalıştık. En çok zorlandığım konu harfleri duvara tam oturtturmak oldu.' değerlendirmesinde bulundu.Türkmen, böyle bir çalışmayı Trabzon'da gerçekleştirdiği için de mutlu olduğunu anlatarak, şunları kaydetti:'Yaptığımız iş orda kalıyor ve sürekli insanlarla beraber oluyor. Trabzon halkına güzel bir eseri kazandırmış olduk. Hasan Çelebi'yi de topluma yeniden hatırlatmış olduk. Gençlerimiz bu konudan uzak. Onlara da bir hatırlatma yapmış olduk. Tepkiler çok güzel. Onlara burada ne yazdığını, bunun bir ayet olduğunu ve dünyaca ünlü hattat Hasan Çelebi'nin bir eseri olduğunu anlatmaya çalıştık. İnsanlar çok memnundu. Çalışma devasa olduğu için sprey boya biraz lekeli görüntü bırakıyordu. Biz de plastik boyayı daha çok kullandık.'
Türk Müteahhitlerin Libya'dan Alacaklarını Tahsil İçin 1 Yıllık Yol Haritası
ANKARA (AA) - MERVE ÖZLEM ÇAKIR - Türk müteahhitler ile Libya arasında, bu ülkede yaşanan karışıklıklar nedeniyle oluşan ve yaklaşık 10 yıldır süregelen alacak sorununun, iki ülke hükümetlerinin mutabakata varmasıyla 1 yıl içinde çözüme kavuşması bekleniyor. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ile Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Planlama Bakanı Taher Jehaimi başkanlığındaki heyetlerin çalışmaları sonucu, Türk müteahhitlik firmaları tarafından üstlenilen ve 2011 yılında yaşanan olaylardan sonra yarım kalan projelerin tekrar hayata geçirilmesi ve yeni projelere başlanmasının önündeki engellerin kaldırılması amacıyla 13 Ağustos'ta mutabakat zaptı imzalanmıştı.Türkiye, Libya'nın yeniden imarına ivme kazandırmak üzere Türk firmaları ve Libya işveren kuruluşları arasında yapılacak görüşmelerin başlamasını sağlayacak mutabakat zaptına ilişkin iç onay sürecini tamamladı.Bakan Pekcan da Twitter hesabından paylaştığı mesajda, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Türk müteahhitlerin Libya'da yarım kalan projelerinin devamını sağlayacak mutabakat zaptının 24 Eylül itibarıyla yürürlüğe girdiğini belirterek, bu kararla Türk firmalarının, Libyalı işveren idarelerle görüşmelere başlayacağını, tamamlanmamış projelere ilişkin iş süreçlerini sonuçlandırabileceğini ifade etti.Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Libya İş Konseyi Başkanı Murtaza Karanfil, AA muhabirine, sürece ilişkin bilgi verdi. Karanfil, 'Libya ile imzalanarak yürürlüğe giren mutabakat metni doğrultusunda 90 gün içinde taraflar bir araya gelerek bir uzlaşı sağlayacak. Bu süre 24 Eylül itibarıyla başladı. 90 gün içinde tarafların bir anlaşmaya varmaması veya projenin kamu yararı sebebiyle sonlandırılması durumunda 180 gün içinde taraflar kesin bir hesap hazırlayacak. Yani Türk müteahhitlerin alacaklarına ilişkin bir hesap metni oluşturulacak. Türk şirketlerine bir ödeme yapılacaksa bu en geç beyanın imzalanmasını müteakip 210 gün içinde olacak. Libya hükümeti, kendisi ve herhangi bir Libyalı birim tarafından Türk şirketleri, onların ortak girişimcileri ve projeleri nazarında verilmiş tüm taahhütleri gözetecek, aynı durum Türkiye için de söz konusu olacak. Hükümetler, bakanlık seviyesinde kurulacak ortak çalışma grubu, sorunun çözümü için iki tarafın çabalarını takip edecek ve 3'er aylık toplantılar düzenleyecek.' dedi.Libya'nın, gerek tarihi gerek siyasi gerekse ekonomik ilişkilerden dolayı son derece önemsedikleri bir ülke olduğunu vurgulayan Karanfil, Türk müteahhitlik sektörünün 1972 yılında Libya'ya giriş yaptığını ve 29 milyar dolar tutarında proje gerçekleştirdiğini söyledi.Karanfil, Türk müteahhitlik firmaları bugün dünyanın birçok noktasında projeler gerçekleştiriyorsa Libya'da elde edilen tecrübelerin bunda büyük katkısı olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:'Mutabakat zaptı, Libya ile iş yapan Türk müteahhitler için eski yarım kalan işlerden doğan alacak sorununun çözümüne yönelik takvim içeren bir yol haritası olacaktır. Bu sayede, yaklaşık 10 yıl süren Libya ile Türk müteahhitleri arasındaki alacak sorunları yaklaşık bir yıl içinde çözüme kavuşacaktır. Bunun yanı sıra Libya'nın yeni ihtiyaçları da bulunuyor. Müteahhitlik sektörümüzün Libya üzerine müthiş bir bilgi ve iş yapma tecrübesi var. Bu metnin imzalanmasıyla belki yeni imzalayacağımız projeler bu metinde sözü geçen alacak rakamlarından çok çok yüksek olacaktır. Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Planlama Bakanı Taher Jehaimi, 184 yeni proje başlatacaklarını ve bunlar için ayrılan bütçenin 16 milyar dolar olduğunu açıklamıştı. 'Biz iş yapıp gidecek değil, gerçek samimi dostluk ve ortaklıklara dayanan bir partner arıyoruz.' demişti. Biz de Türk tarafı olarak aynı duyguları ve motivasyonu paylaşıyoruz. Libya bizim için Kuzey Afrika'da çok önemli bir ülke. Libyalı kardeşlerimizle biz yatırım ve iş yapmayı, birlikte kazanmayı, birlikte başarmayı istiyoruz. Libya ile ilişkilerimizin özünü samimi kardeşlik bağlarımız oluşturuyor. Enerji ve inşaat sektörlerimizin yanı sıra imalat sanayimizdeki güçlü duruşumuzla da Libya'nın yanındayız.'Türk müteahhitleri 16 milyar dolarlık projelerden pay almaya hazırTürkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı Mithat Yenigün de sektörün ilk ve halen en büyük üçüncü pazarı olan Libya'da 2011 yılında başlayan iç karışıklıklar sonucu çok sayıda müteahhidin karşılaştığı sorunların çözümü konusunda önemli bir aşamaya gelindiğini bildirdi. Mutabakat zaptında firmalar ile Libya işveren idareleri arasında hak ve yükümlülüklerin yerine getirilmesi suretiyle anlaşmaya varılması için bir takvim belirlendiğini belirten Yenigün, 'Libya'da sektörün haklarının korunması önem taşımakta olup, imzalanan mutabakat zaptıyla Libya ile yeni bir sayfanın açıldığını düşünüyoruz. Güvenliğin tesisi, politik ve ekonomik istikrarın sağlanmasıyla haklarının korunması halinde müteahhitlerimiz, ülkede yarım kalmış projelerini tamamlamaya ve yeni projeler almaya hazır ve isteklidir. Nitekim müteahhitlerimiz bir taraftan da ülkedeki mevcut 16 milyar dolarlık projelerden pay almaya davet edilmektedir.' değerlendirmesinde bulundu. Libya'daki yarım kalmış projelerin toplam tutarı 19 milyar dolarLibya'da Şubat 2011'de başlayan iç karışıklık sırasında Türk müteahhitlik firmaları, şantiyelerinin yakılarak yağmalanması sonucu işlerini yarım bırakmak ve ülkede çalışan 25 bin Türk işçisiyle Türkiye'ye dönmek zorunda kalmıştı. TMB üyesi 100'ü aşkın firmanın, Libya'daki yarım kalmış projelerinin toplam tutarı 19 milyar doları buluyor. Bu çerçevede tahsil edilmemiş hak ediş alacaklarının yaklaşık 1 milyar dolar, devam eden işlere ait avans ve kesin teminat tutarının 1,7 milyar dolar, tahmini makine, ekipman ve benzeri envanter ile diğer zararlar toplamının 1,3 milyar dolar civarında olduğu tespit edildi. Aradan geçen sürede firmalar sigorta komisyonları, teminat mektubu ve akreditif komisyonları, taşeron temin sözleşmeleri ve diğer tazminatlar, diğer finansman giderleri ve şantiyelerdeki güvenlik giderleri gibi yüksek rakamlara ulaşan pek çok ödemeyi yapmaya devam etti. Söz konusu sorunlara çözüm getirilmesi amacıyla son olarak, 2019 yılında iki ülke arasında TMB'nin de içinde yer aldığı bir Ortak Çalışma Grubu oluşturuldu. Grup, Ticaret Bakanı Pekcan ve Libyalı mevkidaşının başkanlığında Ankara ve Trablus'ta toplantılar gerçekleştirdi. Bu süreç, Libya'da yaşanan iç karışıklıklar nedeniyle bir süre kesintiye uğradı. Son olarak tarafların yeniden bir araya gelmesiyle ülkedeki projelerin devamı ve sorunların aşılması konusunda tarafları teşvik eden mutabakat zaptını imzalamaları sektör için umut oldu.
Eski CHP Milletvekili Muharrem İnce Gümüşhane'de
GÜMÜŞHANE (AA) - Eski CHP Milletvekili Muharrem İnce Gümüşhane'de esnaf ziyaretinde bulundu.4 Eylül’de Sivas'ta başlattığı 'Bin Günde Memleket Hareketi' programı kapsamında Gümüşhane'ye gelen İnce, Cumhuriyet Caddesi'ndeki esnafı ziyaret etti.Fatih Parkı'nda gazetecilere açıklamalarda bulunan İnce, 'Bin Günde Memleket Hareketi' olarak Türkiye'yi karış karış dolaşarak vatandaşlarla hasbihal ettiklerini söyledi. Memleketin sorunlarını yerinde tespit etkilerini aktaran İnce, 81 ili gezip sorun ve çözüm önerileriyle ilgili rapor hazırlayacaklarını anlattı.İnce, gezdikleri illerde temel sorunun yoksulluk ve işsizlik olduğunu savunarak Türkiye'nin mültecilerle birlikte 83 milyon değil 90 milyonluk bir ülke olduğunu ve ülkede sadece 20 milyon insanın iş bularak çalışabildiğini ileri sürdü.Bir gazetecinin Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin askıda ekmek açıklamasına ilişkin sorusunu yanıtlayan İnce, açıklamayı doğru bulduğunu söyledi. Vatandaşlarla sohbet edip fotoğraf çektiren İnce, daha sonra kentten ayrıldı.
Bankalardan Turizmcilere 10 Milyar Liralık Kredi Desteği
Türkiye Bankalar Birliği, Turizm Destek Paketi Uygulaması kapsamında, Hazine ve Maliye Bakanlığı garantisi ve Kredi Garanti Fonu kefaleti ile toplam tutarı 10 milyar TL'yi bulan kredi sağlayacak. Krediler, 12 ay geri ödemesiz ve 48 ay vade seçeneğiyle sunulacak.
Reklam