onedio
Antalya'da Bankada Güvenlik Görevlisini Rehin Alan Sanığa 3 Yıl 4 Ay Hapis Cezası
ANTALYA (AA) - Antalya'da banka şubesinin özel güvenlik görevlisini rehin alan sanık, 3 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı.Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Özbekistan uyruklu Jamoliddin Orziev, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile dahil oldu. Duruşmada, taraf avukatları hazır bulundu. Söz verilen sanık Orziev, yağma maksadıyla hareket etmediğini daha önce defalarca dolandırıldığını savundu.Yasal yollara başvurmasına rağmen hakkını alamadığı için ekonomik olarak zor durumda kaldığını öne süren Orziev, sesini duyurmak için böyle bir girişimde bulunduğunu dile getirdi.Mahkeme heyeti, suçsuz olduğunu belirterek, beraatine karar verilmesini talep eden Orziev'e, 'kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma' suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezası verdi. Orziev'in 'yağma' suçundan ise beraatine hükmedildi. Bahçelievler Mahallesi Konyaaltı Caddesi'ndeki özel banka şubesine 17 Aralık 2019'da kurusıkı tabancayla giren Jamoliddin Orziev üzerinde bomba düzeneği olduğunu söyleyerek güvenlik görevlisini rehin almış, polisin ikna çabası sonucu teslim olmuştu.
Rtük: "Spotify Yasal Süre İçinde Müracaatını Yaptı, Lisanslama Süreçleriyle İlgili Hazırlıklara Başlandı"
ANKARA (AA) - Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), müzik alanında isteğe bağlı yayın hizmeti veren uluslararası bir kuruluş olan Spotify'nin yasal süre içinde RTÜK'e müracaatını yaptığını, lisanslama süreçleriyle ilgili hazırlıklara başlandığını bildirdi.RTÜK'ün Twitter hesabından yapılan paylaşımda, Üst Kurulun gerek ulusal gerekse uluslararası medya kuruluşlarıyla daima yasal çerçevede yapıcı ve diyaloğa açık bir iletişim yürüttüğü, bundan sonra da aynı tavrın korunmaya devam edileceği belirtildi. Üst Kurulun görsel ve işitsel medyaya destek olmayı misyon edindiği, yayıncılara destek olmayı daima sürdüreceği aktarılan paylaşımda, müzik alanında isteğe bağlı yayın hizmeti veren uluslararası bir kuruluş olan Spotify'nin yasal süre içinde RTÜK'e müracaatını yaptığı, lisanslama süreçleriyle ilgili hazırlıklara başlandığı bildirildi.
AB, Putin'e Yakın Rus İş İnsanına Yaptırım Uygulayacak
BRÜKSEL (AA) - Avrupa Birliği (AB), Libya'ya silah ambargosunu deldiği gerekçesiyle Rus güvenlik şirketi Wagner grubuyla bağlantılı olduğu belirtilen Rus iş insanı Yevgeniy Prigojin'e yaptırım uygulama kararı aldı.AB Konseyinden yapılan açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e yakınlığıyla bilinen iş insanı Yevgeniy Viktoroviç Prigojin'e, Wagner grubu ile finansal bağlantısı olduğu, Libya'nın barış, güvenlik ve istikrarını tehdit eden faaliyetler içinde bulunduğu gerekçesiyle yaptırım uygulanacağı bildirildi. Yaptırımlar, seyahat yasağı, varlıkların dondurulması, AB ülkelerinin vatandaşları ve şirketlerinin bu kişiyle mali ilişkisinin yasaklanmasını içeriyor.Kremlin'in yemek ve diğer davet işlerinin organizasyonunu yaptığı için 'Kremlin'in aşçısı' olarak anılan Yevgeniy Prigojin’in, Rus güvenlik şirketi Wagner’i yönettiği belirtiliyor.AB Resmi Gazetesindeki yaptırım kararında, Prigojin'in, Wagner grubunun Libya'daki faaliyetlerinde yer aldığı ve bu faaliyetlere destek verdiği kaydedildi.Kararda, Wagner grubunun Libya'ya silah ve paralı asker göndererek BM ambargosunu defalarca deldiği, ayrıca BM tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümetine karşı askeri operasyonlara katıldığı, böylece Libya'nın istikrarına zarar verdiği belirtildi.
Riyad Yönetimi Türk Ürünlerini Niçin Boykot Ediyor?
İSTANBUL (AA) - İHSAN EL-FAKİH - Suudi Arabistan'ın Türk ürünlerine uyguladığı 'yarı resmi boykot' ile İsrail ürünlerinin Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn üzerinden Suud piyasasına girme olasılığı arasında güçlü bir bağlantı olduğu belirtiliyor. Gözlemciler, Suudi Arabistan'ın yakın müttefikleri BAE ve Bahreyn'in eylül ayında İsrail ile normalleşme anlaşmaları imzalamasının ardından Riyad ile Tel Aviv arasında gayriresmi ve dolaylı bir yakınlaşma olmasını da bunun kanıtı olarak görüyor. Suudi Arabistan'ın eski Washington Büyükelçisi ve Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Prens Bender bin Sultan'ın son dönemde Filistinli liderleri eleştiren ve Filistin meselesinde fırsatları boşa harcamakla suçlayan açıklamalarının da İsrail'in Suud sokağında kabul görmesi için bir tür zemin hazırlama çabası olarak değerlendiriliyor. Türkiye- Suudi Arabistan ilişkilerinin seyriSuudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve Mısır'ın Haziran 2017'de Katar'a boykot kararının ardından Türkiye, Doha yönetiminin yanında yer alan bir tutum sergiledi. Bu da Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinde gerilime yol açtı.Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın 2 Ekim 2018'de ülkesinin İstanbul Başkonsolosluğu'nda öldürülmesinin ardından, Türkiye'nin bu suikastten sorumlu olanların yargılanması yönünde net bir tutum sergilemesi ve söz konusu kişilerin ABD istihbaratının doğrudan sorumlu tuttuğu Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'a yakın bir grup olması iki ülke arasındaki gerilimi daha da artırdı. Orta Doğu ve Kuzey Afrika coğrafyasında yaşanan halk ayaklanmaları ve 'Arap Baharı' adı verilen süreçte Suudi Arabistan ve müttefiki BAE ile Türkiye ve Katar arasında birçok köklü anlaşmazlık ortaya çıktı. Ankara ve Doha bu devrimlere destek verirken, Riyad ve Abu Dabi ise Arap ülkelerindeki barışçıl devrimler yoluyla değişim hareketlerine yönelik 'karşı devrim' yürüttü. Türkiye'yle ticari ilişkileri durdurmaları için baskı yapılıyorÖte yandan basında yer alan raporlara göre, Suudi Arabistan'da ticaret sektöründen sorumlu yetkililer, ülkedeki iş adamları ve şirketlere Türkiye ile ticari ilişkileri durdurmaları için baskı yapıyor.Suudi Arabistan'ın Türk ürünlerine yönelik 'yarı resmi boykotu' aslında geçtiğimiz günlerde veya haftalarda ortaya çıkmadı. Ancak Suudi Arabistan Ticaret Odaları Konseyi Başkanı Aclan bin Abdulaziz el-Aclan'ın 'boykot' çağrısı ve Kraliyet çevresine yakın kimselerin katılımıyla sosyal medya üzerinden yapılan 'Tük ürünlerine boykot' kampanyalarıyla bu durum daha belirgin hale geldi.Aynı zamanda Riyad Ticaret Odası Başkanı da olan Aclan, 3 Ekim'de sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 'Türkiye'ye ithalat, yatırım ve turizm alanlarında boykot' çağrısında bulunmuş ve bunun tüm Suudi Arabistan vatandaşlarının 'görevi' olduğunu ileri sürmüştü. Suudi Arabistan'da karar merkezinin yönlendirmesi olmaksızın Aclan'ın kendi iradesiyle böyle bir çağrıda bulunabileceği bir ifade özgürlüğü alanı bulunmadığı düşünülmekte.Riyad yönetimi, 'Türk ürünlerine yasak' iddialarını yalanlıyorReuters'ın Suudi Arabistan hükümeti basın ofisine dayandırdığı habere göre, Riyad yönetimi uluslararası anlaşmalar ve Serbest Ticaret Anlaşmasına bağlı olduğunu vurgulayarak, Türk ürünlerinin ülkeye girişinin resmi olarak yasaklandığı yönündeki haberleri yalanladı.Suudi Arabistan, iki ülke arasındaki ticaretin, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının yansımaları dışında önemli bir gerileme yaşamadığını kaydetti. Suud firmalarına taahhütname imzalatıldığı iddiası Türk ekonomisinin önde gelen 8 sivil toplum ve meslek kuruluşunun 10 Ekim'de yaptığı ortak açıklamada, Türk firmalardan mal tedarik eden birçok Suud firmasına Türkiye'den ithalat yapılmaması için taahhütname imzalatıldığı yönünde şikayetler alındığı belirtilmişti. Açıklamada, tüm bu olumsuz gelişmelerin yıllardır Suudi Arabistan ekonomisine katkı sağlayan ve bugüne kadar ülkede yüzlerce önemli projeyi başarıyla tamamlayan Türk müteahhitlik firmaları için de geçerli olduğu aktarılmıştı. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak da 2 Ekim'de yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan'ın Türk mallarına boykot uygulayacağı yönünde bilgiler aldıklarını kaydetmişti. Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ticaret hacmiTürkiye Dışişleri Bakanlığı sitesine göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2015'te 5,59 milyar dolarken 2016'da bu rakam 5 milyar dolara, 2017'de ise 4,84 milyar dolara geriledi. Suudi Arabistan-Türkiye ticaret hacmi 2018'de 4,95 milyar dolar, 2019'da ise 5,1 milyar dolar oldu. İki ülke arasındaki ticaret dengesi Türkiye'nin lehine gelişiyor. Öyle ki 2015-2016 yıllarında Türkiye'nin ihracatı Suudi ithalatını yaklaşık 1,3 milyar dolar aştı. İki ülke arasındaki siyasi anlaşmazlıkların zirveye ulaştığı 2018'de ise Türk ihracatındaki gerilemenin bir göstergesi olarak fark yaklaşık 300 milyon dolara indi. Türkiye'nin Suudi Arabistan'a ihracat farkı 2019'da yine 1,3 milyar dolarlık normal seviyesine yükseldi. Türkiye Ticaret Bakanlığı'nın internet sitesinde yer alan son rakamlara göre, Türkiye'nin Suudi Arabistan'a ihracatı geçen yıl ocak-ağustos aylarında 2,3 milyar dolarken, bu yıl aynı dönemde 400 milyon dolar azalarak 1,9 milyar dolar oldu.-Türkiye ekonomisine büyük bir yansımasının olması beklenmiyor Riyad'ın Türk ürünlerini boykot etmesinin, ticari faaliyetlerinde Suud piyasasını önceleyen iş adamları, yatırımcılar ve şirketlere etki etme ihtimali bulunmakla beraber, Türkiye ekonomisine büyük bir yansımasının olması beklenmiyor. Suudi Arabistan'ın Türkiye'ye ihracatı geçen yıl ocak-ağustos aylarında 1,44 milyar dolarken, bu yıl aynı dönemde 350 milyon dolar azalarak 1,1 milyar dolar oldu. Dünyada birçok ülke, Kovid-19 salgınını önlemek için tam veya kısmi kapanma yaşıyor. Dolayısıyla bu aylarda iki ülke arasındaki ticaret hacminin düşmesi siyasi gerilimlerle ilgili olmayabilir.Suudi Arabistanlılar Türk ürünlerini boykot etmeyi reddediyorMuadil ürünlere göre daha düşük fiyatlı ve daha kaliteli Türk ürünleri, Suudi Arabistan vatandaşlarının günlük tüketiminde önemli bir alanı kapsıyor. Dolayısıyla bu boykot Suud tüketicisi için de ek bir yük anlamına geliyor.Suudi Arabistanlı tüketicilerin, sosyal medyadaki paylaşımlarından Türk ürünlerini boykot etmeyi reddettikleri anlaşılıyor. Suudi Arabistanlılar Türk ürünlerine alternatif olarak düşünülen BAE'den ithal edilecek özellikle gıda ve sigara gibi ürünleri kaliteli bulmuyor. Riyad yönetiminin, Türk ürünlerinin ithalatını yasaklamak veya Türk şirket ve yatırımcılarla iş yapmayı engellemek için resmi bir karar alması beklenmiyor.
Milli Eğitim Bakanı Selçuk "Yaşayan Okullar" Projesi Tanıtım Toplantısında Konuştu:
İSTANBUL (AA) - Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Yaşayan Okullar Projesi ile çocuğun okulla birlikte sanki tabii ortamında yaşıyormuş gibi, zorlama bir mekandan ziyade günlük ihtiyaçlarını doğal olarak giderebileceği ve orada olmaktan mutluluk duyacağı bir ortamı oluşturmaya gayret ettiklerini söyledi.Bakan Selçuk, Sultanahmet Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde gerçekleştirilen projenin tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, bugün ayrı bir mutluluğu olduğunu çünkü çok eski yıllardan beri okul mimarisi konusunda özel olarak çalışıp, sonsuz hayaller kurduğunu dile getirdi. Selçuk, bugün bu hayali gerçekleştirmek için tam da 'keşke' dedikleri şekilde bir mimari atılımın içerisinde olduklarını belirterek, bu mimari atılımı böyle bir dünyada yapıyor olmanın ayrı bir sevinci olduğunu çünkü insan-mekan ilişkisinin kişilerin psikolojisini, antropolojisini, sosyolojisini ve mutluluğu çok etkilediğini, bu konuda da çocukların, öğretmenlerin mutluluğunu destekleyecek bir ortam oluşturmanın hayati bir önem taşıdığını ifade etti. Yükseköğretim hariç 12-13 yılın bu mekanlarda geçtiğine işaret eden Selçuk, 'Böyle bir mekanda çocukların her gün soluduğu havanın, gördüğü imajların, yaşadığı atmosferin onun hayatında nasıl iz bırakmasını istiyorsak öyle iz bırakması için de bir çaba gerekiyor. Bugün o çabanın içerisindeyiz. Işığın, sesin, görüntünün nasıl güzelleşeceği ve hayırseverlikte olduğu gibi estetik severlik ne demektir, kıymetini bilmek ne demektir noktasında da okullarımızı güzelleştirmenin peşindeyiz.' dedi. '23 proje geliştirildi'Bakan Selçuk, okulun öğrencilerin mutluluğuna hizmet eden mekanlar olmasının öğrenmenin motivasyonunun temelini oluşturduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: '15 mimarımızın gönüllü olarak verdiği bir destekten söz ediyoruz. Bu destek o kadar önemli ki, dünya çapında yarışmaya girsek nasıl okul mimarisi çalışması yaparız sualinin yanıtı olarak bir proje gerçekleşiyor burada. Her bir mimarımız kendi hayalini, sevincini çocukların gözündeki pırıltıyla ilişkilendirerek hayata getirme, vücut bulma konusunda bir gönüllü faaliyet yaptı ve 23 proje geliştirildi.'Proje üzerinde yaklaşık 1 yıldır çalıştıklarını aktaran Selçuk, projenin bitmesinin kendisi için çok önemli olduğunu çünkü bu konuda çok fazla hayal kurduğunu, binaların yapılması konusunda da şu anda bu hayallerini hayata geçirme noktasında bir çabanın içerisinde olduklarını kaydetti. Selçuk, bu projeleri neden tip proje olarak tasarlamadıklarını ya da 'Okul dört duvardır.' diye düşünmediklerini ise şöyle anlattı: 'Çünkü ideal okul binası nasıl olmalı, zamanın ruhunun gerektirdiği atmosfer nasıl oluşturulmalı sorusunu en başta mimar arkadaşlarımızın zihninde, gönlünde cevaplandırmaya çalıştık. Yaşayan Okul Projesi ile çocuğun okulla birlikte sanki tabii ortamında yaşıyormuş gibi, zorlama bir mekandan ziyade onun günlük ihtiyaçlarını doğal olarak giderebileceği ve orada olmaktan dolayı mutluluk duyacağı bir ortamı oluşturmaya gayret ettik. Bunu var olan binaları yenileyerek yapmayı da düşündük, yıkıp yeniden yapmayı da düşündük, bir tarihi ortamda bir köyde var olan bir okulu dönüştürmek şeklinde de düşündük. Sıfırdan bunu yapmak şeklinde de düşündük. Çünkü hepsinin sıfırdan yapılması mümkün olmayabiliyor. Bazen mevcutların değiştirilmesine ihtiyaç oluyor.'Ziya Selçuk, mimarlar ile okullar hakkında konuşurken, hayallerini istişare ederken ayrı bir mutluluk yaşadıklarını çünkü hepsinin bir okul yapmak ve bu okulun içerisinde gezinen çocukların sevincini hissetmek gibi müthiş bir motivasyonu olduğunu dile getirdi. 'Okul kapalı ve yüksek duvarları olan bir mekan olmamalı'Projedeki her okulun, o şehrin iklimsel, tabii ve kültürel şartları düşünülerek yapıldığına işaret eden Selçuk, dokuya hürmet etmenin, oranın şartlarına saygı göstermenin, ihtiyaçları dikkate almanın önemini vurguladı. Ziya Selçuk, projenin bir diğer boyutunun ise okulların mahalleyle bütünleşmesi meselesi olduğuna dikkati çekerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: 'Okul kapalı ve yüksek duvarları olan bir mekan olmamalı. Mahalleyle özdeşleşmiş, sosyal faaliyetlerin, bazı hizmetlerin yürütüldüğü, yaşayan bir ortama ve 7/24 çalışan bir ortama dönüşmesi ihtiyacı var okulların. İşte tam da bu nedenle okul aile iş birliği derken kağıt üzerinde kalmasın, okul çevre iş birliği derken askıda kalmasın diye bu okullar çevreyle bütünleşen, organik bir bağ oluşan mekanlara dönüştürüldü. Ya da sofra kültürümüzü okullara taşıdık. Yemekhanelerin de bakış açısını farklılaştırmaya gayret ettik.Diğer taraftan, peki bu projeler meslek lisesinde nasıl olur, güzel sanatlar lisesinde nasıl olur, Anadolu lisesinde nasıl olur, anaokulunda nasıl olur, her bir okul tipimizde ve kadememizde de okulları çeşitlendirerek bunların her şekilde yapılabileceği ihtimalini de güçlendirmiş olduk. Böylece hepsini ayrı ayrı çalıştık. Okulun içindeki dolaşım haritalarını çalıştık ayrı ayrı. Yani çocuğun sosyalleşmesi, çocukların iletişimi, yaş grupları arasındaki iletişimin düzenlenmesi, öğretmenlerin buluşacağı noktaların oluşması, öğretmen odalarının yeniden tasarlanması ve benzeri birçok hususiyeti burada dikkate aldık ki elbette teknolojinin getirdiği bazı yenilikleri de bazı ihtiyaçları da burada karşılamak için akıllı sistemler gündeme geldi ve onları hayata geçirdik.''Mesele fikriyat geliştirme, estetik algı oluşturma, sanata saygı duyma meselesi'Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, çocukların iyi olma haliyle ilgilendiklerini ve onların mutluluklarına baktıklarını ifade ederek, şunları söyledi:'Çocuklar için nasıl bir okul olur ve bundan sonra da yapacağımız her bir okulun nasıl güzelleştirileceği konusunda farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz. İstanbul'un en güzel binaları Osmanlı'nın en zor zamanlarında yaptığı binalar arasında yer alıyor. Cumhuriyetin en güzel binaları Cumhuriyetin en zor zamanlarında yapılan binalar. Dolayısıyla bu mesele bir zorluk ya da yokluk meselesi değildir, bu mesele bir fikriyat geliştirme, bir estetik algı oluşturma, sanata saygı duyma meselesidir. Eğer elimizdeki imkanları her ne kadarsa bir zarafet içerisinde harcama kabiliyetimiz varsa, biz bunu o şekilde yaparız. Bundan sonra yapacağımız bu tür okullarda da bu hassasiyetin yükselmesi için elimizden ne gelirse yapacağız ve çocuklarımız için fırsat adaleti sağlayacağız. Bütün çocuklarımızın en güzel mekanlarda eğitim-öğretim görmesinin hakları olduğunu düşünüyoruz. 'İnsanın şahsiyetini zenginleştiren şahsiyetli binalar yapmak için buradayız.' şeklindeki düşüncemizi inşallah hayata geçireceğiz.'Çalışmanın hayata geçmesi için ilk nüvenin ortaya konulduğunu dile getiren Selçuk, bakanlıktaki ekibin gün gün çalıştığını, hayırseverlerle bağlantının sağlandığını, diğer yapılabilecekler konusunda gayret sarf edildiğini anlattı. Selçuk, 'Biraz önce fısıltı şeklinde bir şey de geldi bana. Bilmiyorum siz duydunuz mu? 'Bu okullardan birini TMSF Başkanımız, TMSF adına da üstlenecekmiş' gibi bir fısıltı da duydum.' dedi.Selçuk, konuşmasının sonunda çalışmada emeği geçenlere teşekkür etti. 'İstanbul'da 77 sorunsuz arsa var'İstanbul Valisi Ali Yerlikaya da İstanbul Proje Koordinasyon Birimi'nin muhtemel İstanbul depremi öncesinde 1999 öncesindeki başta eğitim kurumları, okullar olmak üzere bütün kamu binalarının yıkılıp yeniden yapılması veya güçlendirilmesi amacıyla 2006'da kurulduğunu hatırlatarak, '1999 öncesinde yapılmış okullarımızın yüzde 92'sini deprem dayanıklılığını, güvenliğini hamdolsun sağladık.' dedi.Yerlikaya, '77 sorunsuz arsamız var elimizde. İstanbullu hemşehrilerimize, sağ elin verdiğini sol elin farkına varmayacak titizlikte olan hayırseverlerimize duyurmak istiyoruz. Biz bu arsalarımızı en kısa zamanda hayırseverlerle buluşturmak istiyoruz. Daha önce yapılanlardan farklı olarak 'Yaşayan Okullar' projesinin en güzel ilk uygulamasının da bu 77 arsada olmasını istiyoruz.' diye konuştu.Konuşmaların ardından Bakan Selçuk, projede görev alan mimarlara plaket verdi. Daha sonra Selçuk ve beraberindekiler projede yer alan okulların tanıtıldığı sergi alanını gezdi. Etkinliğe İstanbul Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Muhiddin Gülal'nın yanı sıra proje okullarının valileri, belediye başkanları, il milli eğitim müdürleri ve projeye destek veren mimarlık ofislerinin yetkilileri katıldı. 'Yaşayan Okullar' Projesi hakkında 2023 Eğitim Vizyonu kapsamında hayata geçirilen proje, eğitim kurumlarının mimari yapılarının öğrencilerin gereksinimleri ve okulların bulunduğu bölgenin özellikleri değerlendirilerek yeniden tasarlanması amacıyla düzenleniyor.Proje kapsamında, 15 mimarlık ofisi tarafından hazırlanan 23 proje, köy okullarından, yoğun kent nüfusundaki okullara Türkiye'nin farklı ihtiyaçları göz önüne alınarak hazırlanan bir örneklem oluşturuyor. Yaklaşık 150 bin metrekarelik proje alanı ve ortalama 450 derslik ile 15 bin öğrenciye erişmesi hedeflenen Yaşayan Okullar Projesiyle anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise, özel eğitim iş okullarının bulundukları bölgenin coğrafi özellikleri göz önünde bulundurarak yeniden yapımı ya da yenilenmesi sağlanacak. Hazırlanan tüm projelerde, okulların sadece öğrencileriyle değil çevreleriyle de sosyal etkileşimlerinin güçlendirilmesi önemseniyor.Proje okulları ise şu şekilde:'Adil Dilekci Gelişim Lisesi Gaziosmanpaşa/İstanbul, Akdeniz Kültürü, Zeytincilik ve Ekolojik Gastronomi Teknolojileri Meslek Lisesi ve Mükemmeliyet Merkezi Urla/İzmir, Ankara Gelişim Lisesi, Artuklu Atatürk Ortaokulu Artuklu/Mardin, Mardin Cevizlik İlköğretim Okulu, Muğla Çamlık Köyü İlkokulu, Eşrefzade Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi İznik/Bursa, Eyüp Sultan Ortaokulu Eyüpsultan/İstanbul, Fevziye İlkokulu Ortaca/Muğla, Göbel İlkokulu Susurluk/Balıkesir, Gölköy Fen Lisesi Gölköy/Ordu, Gölköy Teknik Meslek Lisesi Gölköy/Ordu, Hasan Öncüoğlu Ortaokulu Ödemiş/İzmir, Kıraç Ortaokulu Esenyurt/İstanbul, Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu, Bahçelievler/İstanbul, Mehmet Ali Yılmaz İlkokulu Ümraniye/İstanbul, Nenehatun İlkokulu Palandöken/Erzurum, Necmiye Güniz İlkokulu Üsküdar/İstanbul, Özel Eğitim Mesleki Eğitim İş Okulu Mustafakemalpaşa/Bursa, Yarımca İlkokulu Aziziye/Erzurum, Yaşar Doğu Ortaokulu Kağıthane/İstanbul, Yunus Emre İlkokulu Eyüpsultan/İstanbul, Zeytinbağı Ortaokulu Mudanya/Bursa'
Reklam
Hakkari'de Karantinadaki Öğretmene Meslektaşları Doğum Günü Sürprizi Yaptı
HAKKARİ (AA) - Hakkari Milli Eğitim Müdürlüğü, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) testi pozitif çıkan sınıf öğretmeni Sabri Ceylan'a karantinada kaldığı yurtta doğum günü sürprizi yaptı.İl Milli Eğitim Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Milli Eğitim Müdürü Bilal Gür, Şube Müdürü Ayhan Turgut ve bazı öğretmenler, Ceylan'ın kaldığı yurdun önüne gitti. Sosyal mesafe kuralına uyarak yurdun bahçesine kurdukları masayı pastayla süsleyen Gür ve beraberindekiler, dışarı çıkan Ceylan'ın doğum gününü kutladı. Sürpriz karşısında duygulanan Ceylan, Gür ve meslektaşlarına teşekkür ederek pastanın mumlarını üfledi. Ömrü boyunca bu kutlamayı unutmayacağını ifade eden Ceylan, 'Bu kutlamayı öğretmenlerin yöneticilerimiz tarafından sevildiğinin, önemsendiğinin bir göstergesi olarak görüyorum. Çok duygulandım. Çok farklı duygular yaşadım.' dedi. Öğretmene hediye takdim eden Gür ise yurtta kalan meslektaşlarına sürpriz yaparak hem doğum gününü kutlamak hem de moral vermek istediklerini söyledi. Sağlık çalışanları gibi öğretmenlerin de ulvi bir görev yaptıklarını belirten Gür, şunları kaydetti:'Salgın nedeniyle karantinada olan değerli öğretmenimize ve tüm öğretmenlerimize her zaman yanlarında olduğumuzu ve büyük bir aile olduğumuzun mesajını vermek istedik. Öğretmenimizin doğum gününü kutluyor, kendisine ve tüm öğretmenlerimize meslek hayatlarında başarılar diliyorum.'
Tepki Çeken Uygulama Sürüyor: Çocuklar Anneden İcra Yoluyla Alındı
Ümraniye'de 4 çocuğu ile birlikte yaşayan Lübnanlı kadın, velayeti kendisinde olan çocuklarının boşanma aşamasında olduğu yine Lübnan vatandaşı eşi tarafından icra yoluyla apar topar elinden alındığını söyleyerek, çocukların kendisine verilmesini istedi. Çocuklarının ayakkabıları olmaksızın aşağı indirildiğini, diyabet hastası bir çocuğunun da heyecandan bayıldığını öne süren kadın, karara itiraz edeceğini söyledi.
Reklam
Türkiye'nin Güney Afrika İle İlişkileri Kovid-19 Sonrası Yeniden Artacak
İSTANBUL (AA) - Türkiye'nin Pretorya Büyükelçisi Elif Çomoğlu Ülgen, Türkiye ile Güney Afrika Cumhuriyeti'nin ticari ilişkilerinin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sonrası yeniden artacağını söyledi. İki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerle ilgili AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Ülgen, 'Türkiye ile Güney Afrika ekonomik ilişkileri Kovid-19 salgını sonrası yeniden artacak.' dedi.Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi Anlaşması'nın (AfCFTA) önemine değinen Ülgen, bu anlaşmanın yürürlüğe girmesinin yakın gelecekte Türk iş insanlarının Güney Afrika'daki yatırımlarını olumlu etkileyeceğine dikkati çekti.Ülgen, Türk şirketlerin enerji sektöründe yatırım arayışında olduğunu kaydederek, 'Güney Afrika Cumhuriyeti, Türk iş insanları için açık ekonomisi ve köklü pazar imkanlarıyla en önemli yerlerden biri.' dedi.Güney Afrika'da beyaz eşya üreticisi Arçelik'in en önemli yatırım örneklerinden biri olduğunu aktaran Ülgen, 'Arçelik, üretimini istikrarlı bir şekilde sürdürüyor.' ifadelerini kullandı. The Cape Town Demir ve Çelik Fabrikası'nın da Türk iş insanlarının örnek yatırımları arasında olduğu bilgisini paylaşan Ülgen, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı tarafından kurulan ASELSAN'ın da Güney Afrika'da faaliyet yürüttüğünü sözlerine ekledi.Son olarak Ülgen, Ramsey, LC Waikiki, Enza Home ve Doğtaş gibi Türk markalarının Güney Afrika Cumhuriyeti'nde faaliyet göstermesinden dolayı da memnuniyet duyduğunu dile getirdi.Türkiye ile Güney Afrika arasındaki ticaret hacmi 2019 yılında 1.3 milyar dolara yükselmişti.
Aile, Çalışma Ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk:
İSTANBUL (AA) - Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, 'Nakdi ücret desteğimiz ve işsizlik ödeneğimiz de devam ediyor. Sosyal koruma kalkanı dediğimiz bu paket sayesinde 40 milyara yakın bir desteği sağlamış olduk. dedi.Selçuk, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) ev sahipliğinde online gerçekleştirilen 'Ortak Paylaşım Forumu 2020' toplantısında, salgın sürecinde çalışma hayatında birçok tedbirin hayata geçirildiğini, salgın başlamadan çok daha önce olası bir duruma hazırlıklı olunduğunu anlattı.Selçuk, 'Bizim çok kapsamlı ve çok geniş bir genel sağlık sigortamız var. Türkiye'de bu sayede nüfusumuzun yüzde 99'u bu kapsama alanında. Ayrıca geniş bir sağlık alt yapımız var. Salgın başlamadan bizim alt yapı anlamında ve sağlık sigortacılığı anlamında çalışmalarımız hazırlıklıydı.' ifadelerini kullandı.Ekonomik İstikrar Kalkanı paketindeki uygulamaların hayata geçirildiğini ve en önemli adımlardan birinin kısa çalışma ödeneği olduğunu belirten Selçuk, vatandaşlara gelir desteği sağlandığını, ilk başta sosyal yardıma ihtiyacı olan, dar gelirli vatandaşlara yönelik sosyal yardım destek programı açıkladıklarını anımsattı.Sosyal yardım destek programının 3 aşamadan oluştuğunu, her bir aşamada ekonomik destek sağlandığını dile getiren Bakan Selçuk, ilk etapta 4 milyon haneye 1.000 liralık yardım verildiğini aktardı.Selçuk, şöyle devam etti:'Düzenli yardımların haricinde ilk aşamada bu şekilde bir can suyu verildi. Daha sonrasında normalde muhtaçlık seviyesinde olmayıp pandemi sebebiyle yardıma ihtiyaçları olanlara yönelik bir program hazırladık. Beyan esaslı gelen başvuruları da kontrol ederek sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarımızla görüştük. Bu sayede 1,8 milyon haneye 1.000 TL ulaştırmış olduk. Aynı zamanda vakıflarımıza gönderdiğimiz periyodik paylarımız var, onu iki katına çıkardık. Hala da bu sürece devam ediyoruz. Bir ihtiyacı tespit ettiğimiz an 1.000 TL yardıma devam ediyoruz. Diğer yandan, kısa çalışma ödeneğiyle istihdam kaybı yaşanmasın diye destek sağlıyoruz.'Kısa çalışma ödeneğinden 3,5 milyon kişinin faydalandığını, 2 milyon kişinin de normal çalışma düzenine geçtiğini kaydeden Selçuk, 'Nakdi ücret desteğimiz ve işsizlik ödeneğimiz de devam ediyor. Sosyal koruma kalkanı dediğimiz bu paket sayesinde 40 milyara yakın bir desteği sağlamış olduk.' dedi.Kadın istihdamı'Kamuda karar alma mekanizmalarında olsun, öğretmenlerin, hakimlerin, mimarların yarıdan fazlası kadın. Milletvekillerimizin yüzde 17'si kadın.' diyen Selçuk, iş gücüne katılan kadın sayısının artmasını istediklerini, son 18 yılda kadın istihdam oranının arttığını vurguladı.Üretim konusunda kadın kooperatiflerini önemsediklerini, SGK’nin 19 teşvik paketi olduğunu hatırlatan Selçuk, katma değeri yüksek, 'Büyük Türkiye' amacına ulaşacak üretimler gerçekleştirileceğini aktardı.Salgın sürecinin dijital dönüşüm sürecini hızlandırdığını ifade eden Selçuk, 'Hepimiz video konferanslara alıştık. Uzaktan çalışmaya alışıldı. Salgın bize çalışma modellerinin de değişmesi gerektiğini gösterdi. Bizim mevzuat alt yapımız buna uyumlu. Esnek çalışmanın daha farklı modellerini de adapte etmeye çalışıyoruz.' diye konuştu.Selçuk, iş kazalarını azaltmaya dönük çalışmalar yaptıklarını bildirerek, iş sağlığı ve güvenliği kültürü yaygınlaştıkça iş kazalarının daha da azalacağını sözlerine ekledi.
Esenyurt'ta 5 Bin 685 Litre Etil Alkol Ele Geçirildi
İSTANBUL (AA) - Esenyurt'ta 5 bin 685 litre etil alkolle sahte içki yapımında kullanılan malzeme ele geçirildi.İstanbul Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Esenyurt'ta 2 ev ile 1 iş yerinde sahte içki imal edildiği bilgisi üzerine çalışma başlattı.Adreslere baskın düzenleyen ekipler, bidon ve fiber tanklar içerisinde 5 bin 685 litre etil alkol, 30 şişe sahte TAPDK ve yabancı bandrollü dolu alkollü içki şişesi, sanayi tipi damıtma cihazı, 44 cam şişe içerisinde viski ve anason kiti, 2 elektrikli hava pompası, 4 bin 280 farklı markalara ait etiket, 150 boş plastik bidon, 500 şeffaf pet şişe, dolum tabancası, 45 boş cam likit şişesi ve 3 litre anason ele geçirdi.Gözaltına alınan 2 şüpheli hakkında Kaçakçılık Kanunu'na muhalefet suçundan adli işlem yapıldı.
Reklam
Gazze'de İsrail Hapishanesinde Açlık Grevi Yapan Filistinli Tutukluya Destek Gösterisi
GAZZE (AA) - İsrail hapishanesinde 81 gündür açlık grevi yapan Filistinli tutuklu Mahir el-Ahres'in serbest bırakılması talebiyle Gazze Şeridi'nde gösteri düzenlendi. Gazze'deki Kızılhaç binası önünde bir araya gelen Filistinliler Tel Aviv yönetiminin 'idari tutukluluk' ve keyfi uygulamalarını protesto etmek için açlık grevini sürdüren Ahres'e destek verdi.Başta Ahres olmak üzere İsrail hapishanelerindeki Filistinli tutukluların serbest bırakılması çağrısında bulunan göstericiler, bunun için uluslararası toplumun müdahalesini istediklerini ifade eden pankartlar taşıdı.Filistin Kurtuluş Halk Cephesi (FHKC) yöneticilerinden Allam el-Kabi, gösterideki konuşmasında, onlarca tutuklunun açlık grevine başlamasının İsrail hapishanelerinde maruz kaldıkları tehlikelere dikkati çektiğini söyledi. Önümüzdeki dönemde başka tutukluların da açlık grevine başlayacağını ifade eden Kabi, uluslararası toplumu ve insan hakları kurumlarını tutukluların çektiği sıkıntılara son vermek için acilen müdahale etmeye ve 'idari tutukluluk ' dahil Filistinlilere yönelik ihlallerini durdurması için İsrail'e baskı yapmaya çağırdı.Filistinli tutuklulara destek faaliyetlerinin yoğunlaştırılmasını ve İsrail'in işlediği hak ihlallerinin ortaya çıkarılması isteyen Kabi, Filistin yönetiminden de işgal güçlerinin liderlerinin yargılanmasını talep etti. Kabi, ayrıca İsrail Cezaevi İdaresi'nin FHKC liderlerinden Vail el-Cagub'u aylardır hücre hapsiyle cezalandırmaya devam ettiğini aktardı.Filistinli yaklaşık 60 tutuklu, Ahres'e destek için bugün açlık grevine başladığını duyurmuştu. İsrail askerlerince 27 Temmuz'da gözaltına alınan Ahres, Tel Aviv yönetiminin 'idari tutukluluk' ve keyfi uygulamalarını protesto etmek için açlık grevine başlamıştı.Altı çocuk babası Ahres, 1989, 2004, 2009 ve 2018 yıllarında da İsrail güçlerince 4 kere gözaltına alınmış, toplam 62 ay tutuklu kalmıştı.İsrail, 'idari tutukluluk' adını verdiği uygulamayla Filistinlileri istihbarata dayalı 1 ila 6 ay alıkoyabiliyor.Tutuklunun, 'İsrail'in güvenliği için tehlike teşkil ettiğine' karar verilmesi halinde askeri hakim, suç isnadında bile bulunmadan tutukluluk süresini 5 yıla kadar uzatabiliyor.Filistin resmi kaynaklarına göre, İsrail hapishanelerinde hâlâ 365'i idari tutuklu 4 bin 700 Filistinli bulunuyor.
Reklam
Kovid-19 Tedavisi Gören Muhittin Böcek'in Sağlık Durumu Stabil
ANTALYA (AA) - Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tanısıyla yoğun bakımda tedavi gören Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in sağlık durumunun stabil olduğu bildirildi.Başhekimlikten yapılan yazılı açıklamaya göre, Başkan Böcek'in yoğun bakımdaki takip ve tedavisinin devam ettiği belirtildi.Verilen mekanik desteklerin aşamalı olarak azaltılmaya çalışıldığı kaydedilen açıklamada, 'Son 24 saat içerisinde bulguları stabil olup, olumlu gelişmeler olmakla birlikte durumu kritikliğini korumaktadır.' ifadesine yer verildi.39 gündür yoğun bakımdaBüyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, sosyal medya hesabından 17 Ağustos'ta yaptığı paylaşımla Kovid-19 test sonucunun pozitif çıktığını duyurmuş, herkese maske, hijyen ve sosyal mesafe kurallarına uyması için uyarıda bulunmuştu.Hastanede takibi yapılan Böcek, sağlık durumu kötüleşince 7 Eylül'de yoğun bakım ünitesine alınmış, 24 Eylül'de de Akdeniz Üniversitesi Hastanesine sevk edilmişti.Akciğerlerindeki rahatsızlık nedeniyle solunum kaslarında sorun oluşan Böcek'e daha iyi nefes alabilmesi için trakeostomi (nefes borusuna delik açılması) uygulanmıştı.
Asya-Pasifik Ülkelerinde Kovid-19 Salgınına Dair Gelişmeler
ANKARA (AA) - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakalarındaki artış, Asya-Pasifik ülkelerinde sürüyor.Çin Ulusal Sağlık Komisyonundan yapılan açıklamaya göre, Çin ana karasında son 24 saatte 10'u yurt dışı kaynaklı 11 yeni Kovid-19 vakası tespit edildi.Ülkede son 24 saatte Kovid-19 nedeniyle can kaybı olmadı, toplam vaka sayısı 85 bin 622'ye yükseldi.Kovid-19'un ortaya çıktığı Çin'de bugüne kadar 4 bin 634 kişi virüs nedeniyle hayatını kaybetti. Virüsün bulaştığı 80 bin 748 kişinin iyileştiği ülkede, 240 kişinin tedavisi sürüyor.Çin'in doğusundaki Qingdao kentinde, Sağlık Komisyonu Direktörü Sui Zhenhua ve vakaların bağlantılı olduğu Qingdao Göğüs Hastanesi Başkanı Deng Kai'nin görevine son verildiği ve haklarında soruşturma başlatıldığı duyuruldu.Kentte, 11 Ekim'de 12 kişide virüs görülmesinin ardından 7,6 milyondan fazla kişiye test yapıldığı ve yeni vakaya rastlanmadığı kaydedildi.Hong KongHong Kong Sağlık Koruma Merkezinden yapılan açıklamaya göre, Çin'in Hong Kong Özel İdare Bölgesi'nde 12 yeni Kovid-19 vakası kaydedilirken, virüs nedeniyle hayatını kaybeden olmadı.Şimdiye kadar 5 bin 214 vaka tespit edilen Hong Kong'da, virüs nedeniyle 105 kişi yaşamını yitirdi, virüs tespit edilen 4 bin 943 kişi de iyileşti.TayvanTayvan Hastalık Kontrol Merkezinden (CDC) yapılan açıklamada, son 24 saatte 1 yeni Kovid-19 vakası görüldüğü, toplam vaka sayısının 531'e ulaştığı belirtildi.Tayvan'da son 24 saatte Kovid-19 kaynaklı ölüm kaydedilmezken, virüs nedeniyle bugüne kadar toplam 7 kişi hayatını kaybetti, virüse yakalanan 491 kişi de iyileşti.Güney KoreGüney Kore Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezinden yapılan açıklamaya göre, ülkede son 24 saatte 15'i yurt dışı kaynaklı 110 Kovid-19 vakası tespit edildi.Toplam vaka sayısının 24 bin 988'e yükseldiği ülkede, Kovid-19 testi pozitif çıkan toplam 23 bin 82 kişi iyileşti.Son 24 saatte 1 kişinin hayatını kaybetmesiyle ülkede bugüne kadar Kovid-19 nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı 439'a yükseldi.TaylandTayland Kovid-19 Durum İdare Merkezinden yapılan açıklamaya göre, ülkede son 24 saatte yurt dışı irtibatlı 13 yeni Kovid-19 vakasına rastlandı.Bugüne dek 3 bin 665 vakanın görüldüğü Tayland'da virüs tespit edilen 59 kişi hayatını kaybetti, 3 bin 463 kişi iyileşti, 143 kişinin ise tedavisi sürüyor.Ülkede ilk vaka 13 Ocak'ta tespit edilmiş, bu, Çin dışında görülen ilk Kovid-19 vakası olmuştu.FilipinlerFilipinler Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, son 24 saatte tespit edilen 2 bin 261 yeni Kovid-19 vakasıyla toplam sayı 348 bin 698'e çıktı.Ülkede son 24 saatte virüs nedeniyle 50 kişi hayatını kaybederken, bugüne kadar Kovid-19 nedeniyle ölenlerin sayısı 6 bin 497'ye yükseldi.Filipinler'de Kovid-19'a yakalandıktan sonra iyileşenlerin sayısı da 294 bin 161'e ulaştı.SingapurSingapur Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, ülkede son 24 saatte 3 yeni Kovid-19 vakasına rastlandı.Yeni vakalardan 2'sinin yurt dışı irtibatı, 1'inin ise ülkede geçici çalışma izniyle bulunan yabancı işçilerin kaldığı bir misafirhaneyle bağlantılı olduğu ifade edildi.Bugüne kadar saptanan Kovid-19 vaka sayısının 57 bin 892'ye yükseldiği ülkede, virüs nedeniyle 28 kişi yaşamını yitirdi, hastalanan 57 bin 752 kişi de iyileşti.Singapur Sağlık Bakanlığı, salgının ortaya çıkmasının ardından Kovid-19 vakalarının çoğunun ülkede geçici çalışma izniyle bulunan yabancı işçiler arasında görüldüğünü, bu işçilerin kaldığı misafirhanelerdeki yayılmanın vaka artışında etkili olduğunu bildirmişti.Hong Kong ve Singapur, seyahat bağlantılarını yeniden oluşturduKovid-19 salgınının yayılmasını önlemek için bu yılın başlarında sınırlarını geçici olarak kapatarak kısa süreli ziyaretçilerin girişini yasaklayan Hong Kong ve Singapur, seyahat bağlantılarını yeniden kurarak, salgına karşı önlem olarak yolcuların karantinaya alınmasına gerek kalmadan hava yolculuğuna devam etme kararı aldı.Straits Times'ın haberine göre, Singapur Ulaştırma Bakanı Ong Ye Kung, 'Hong Kong ile yapılan anlaşma hava yolculuğunu canlandırmak için daha fazla ortaklığa model oluşturdu.' dedi.Bu durumu, 'iki havacılık merkezi için küçük ama önemli bir adım' olarak nitelendirenOng, her iki varış noktasının 'düşük Kovid-19 bulaşma riski teşkil ettiğini' söyledi.Hong Konglu yetkililer, anlaşma ile yolcuların seyahat amaçlarının kısıtlanmayacağını ve turistlerin, Hong Kong ve Singapur'u ziyaret edebileceğini dile getirdi.Anlaşma uyarınca, karşılıklı olarak tanınan Kovid-19 testlerini yaptırmaları ve negatif sonuç göstermeleri koşuluyla hava yolu yolcuları, varışta zorunlu karantinaya tabi olmayacak.Uçuşların ne zaman başlayacağına ilişkin henüz bilgi paylaşılmadı.BangladeşBangladeş Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, son 24 saatte kaydedilen 1600 Kovid-19 vakasıyla toplam sayı 384 bin 559'a ulaştı.Ülkede son 24 saatte Kovid-19 nedeniyle 15 kişinin ölümüyle hayatını kaybedenlerin sayısı 5 bin 608'e yükseldi.Bangladeş'te şimdiye kadar Kovid-19 testi pozitif çıkan 299 bin 229 kişi de iyileşti.Ülkede ilk Kovid-19 vakası 8 Mart'ta tespit edilmiş, virüse bağlı ilk can kaybı ise 18 Mart'ta kaydedilmişti.
Reklam
Yıllık İzne Gittiği Ülkesi Afganistan'da Kovid-19'A Yakalanan Doktor, Ambulans Uçakla Türkiye'ye Getirildi
SAMSUN (AA) - Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı'nda uzmanlık eğitimi alan Afganistan uyruklu Ahmad Zarif Sedeqi, yıllık izin için gittiği ülkesinde yeni tip koronavirüse (Kovid-19) yakalanınca Sağlık Bakanlığının gönderdiği ambulans uçakla Türkiye'ye getirildi.OMÜ'de araştırma görevlisi olarak görev yapan Sedeqi, geçen ay yıllık izin için gittiği ülkesinde öksürük ve nefes darlığı şikayetiyle hastaneye başvurdu. Burada yapılan tetkiklerde Sedeqi'nin Kovid-19 testi pozitif çıktı. Hastalık belirtileri ağırlaşınca başvurduğu hastaneye yeterli imkan olmadığı gerekçesiyle yatırılmayan Sedeqi, kendi imkanlarıyla oksijen tüpü alarak tedavi olmaya çalıştı. Hastalığının ilerlemesi üzerine Sedeqi, tedavisi için Türkiye'den yardım talebinde bulundu. Bunun üzerine Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın talimatıyla, Sedeqi'nin Türkiye'ye getirilmesi için Afganistan'a ambulans uçak gönderildi. Samsun Çarşamba Havalimanı'na uçakla getirilen Sedeqi, buradan da ambulansla tedavi göreceği Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Hastanesine götürüldü.İl Sağlık Müdürü Muhammet Ali Oruç, gazetecilere, Ahmad Zarif Sedeqi'nin 2017 yılından bu yana Samsun'da görev yaptığını söyledi.Sedeqi'nin yaklaşık 12 yıldır da Türkiye'nin farklı illerinde doktorluk yaptığını belirten Oruç, 'Afganistan'daki imkanların iyi olmaması nedeniyle tedavisinin Samsun'da yapılması için bizden talepte bulundu. Yaptığımız görüşmeler sonucunda Sağlık Bakanlığımız ambulans uçak tahsis etti. Tedavisini burada sürdüreceğiz. İnşallah Samsun'da şifa bulacaktır. Bir doktorumuzu bu şekilde Afganistan'dan getirmemiz, gerçekten ülkemiz adına gurur vericidir.' ifadelerini kullandı.
Netanyahu: "Bae İle Yapılan Anlaşmada Gizli Maddeler Yok"
KUDÜS (AA) - İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçen ay Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile imzalanan ilişkileri normalleştirme anlaşmasında gizli maddeler olmadığını söyledi.Netanyahu, BAE ile imzalanan anlaşmanın onaylanması için yapılacak oylama öncesi Mecliste konuştu.Başka Arap ülkeleriyle de benzer anlaşmalar imzalamayı umut ettiklerini belirten Netanyahu, Lübnan ile İsrail arasındaki tartışmalı sınırın belirlenmesine yönelik müzakerelere de değindi.İsrail Başbakanı, 'Bu müzakereler gelecekte sağlanabilecek barışın ilk işareti olabilir ancak Hizbullah'ın kontrolünde olduğu sürece Lübnan ile barış olmayacak.' ifadelerini kullandı. BAE ile 15 Eylül'de imzalanan ilişkileri normalleştirme anlaşmasında gizli maddeler olduğu yönündeki iddiaları reddeden Netanyahu, 'BAE ile yaptığımız anlaşmada gizli ekler veya gizli maddeler yok.' değerlendirmesinde bulundu. İsrail ile BAE arasında varılan ilişkilerin normalleştirilmesi anlaşmasının, İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden Ortak Arap Listesi Bloku'nun dışındaki tüm partilerin desteğiyle Mecliste kabul edilmesi bekleniyor.
Vietnam'daki Şiddetli Yağışların Yol Açtığı Can Kaybı 40'A Çıktı
ANKARA (AA) - Vietnam'da şiddetli yağışların yol açtığı sel ve toprak kaymalarında ölü sayısı 40'a çıkarken, 8 kişinin ise kayıp olduğu bildirildi.Xinhua ajansının haberine göre, Vietnam'ın Quang Tri, Thua Thien Hue ve Quang Nam eyaletlerinde etkili olan sağanağın yol açtığı sel ve toprak kaymaları, can kayıplarına neden oldu.Vietnam Doğal Afet Önleme ve Kontrol Merkez Yönetim Komitesinden yapılan açıklamada, sel ve diğer afetlerde 4 kişinin daha yaşamını yitirmesiyle ölü sayısının 40'a çıktığı ve kayıp 8 kişi için kurtarma çalışmalarının sürdüğü belirtildi.Açıklamada, ülkenin çeşitli bölgelerinde 5 Ekim'den bu yana devam eden şiddetli yağışlar nedeniyle 135 bin 700 evi su basarken, 600 civarında evin yıkıldığı ya da hasar gördüğü bildirildi.Sellerde 6 bin 100 hektardan fazla ekili alanın zarar gördüğü kaydedilen açıklamada, 332 bin 350 büyükbaş hayvan ile kümes hayvanının da telef olduğu ya da sel sularında sürüklendiği bilgisi paylaşıldı.Şiddetli yağışların etkili olması üzerine Ha Tinh, Quang Nam, Quang Binh, Quang Tri ve Thua Thien-Hue'de en az 50 bin kişi tahliye edilmişti.Ulusal Savunma Bakanlığı, 9 bin 600 asker ve güvenlik gücünün sellerden etkilenen bölgelere sevk edildiğini açıklamıştı.Vietnam'da 2019'da fırtına ve şiddetli yağışların yol açtığı sel ve toprak kaymalarında 132 kişi hayatını kaybetmiş, 207 kişi yaralanmıştı.
Ermenistan, Terter'de Defin Sırasında Sivillere Saldırdı: 3 Ölü, 3 Yaralı
TERTER (AA) - Ermenistan ordusunun, Azerbaycan'ın Terter kentinde defin töreni için mezarlığa giden sivillere yönelik düzenlediği saldırısında 3 kişi hayatını kaybetti, 3 kişi de yaralandı. AA muhabirinin Terter kent merkezindeki güvenlik yetkililerinden edindiği bilgilere göre Ermenistan silahlı güçleri, defin için mezarlığa giden bir grup Terter sakinini top atışlarıyla hedef aldı. İsminin açıklanmasını istemeyen güvenlik yetkilisi, saldırı sonucu ilk belirlemelere göre 3 kişinin öldüğünü, 3 kişinin de yaralandığını bildirdi. Topun isabet ettiği kabristanda birçok mezarlığın ağır şekilde tahrip edildiği, sivillere ait bir aracın da hasar aldığı görüldü. Azerbaycan ordusu, Ermenistan ordusunun sivil yerleşim birimlerine ateş açması üzerine 27 Eylül'de karşı saldırı başlatmıştı.Mevzilerini kaybeden Ermenistan ordusu, Azerbaycan'ın sivil yerleşim birimlerine top ve füzelerle saldırısını sürdürmüştü.Ermenistan ve Azerbaycan, Moskova'da yapılan görüşmelerde, 10 Ekim saat 12.00'den itibaren geçerli olmak üzere Dağlık Karabağ'daki cenazelerin ve esirlerin değişimini öngören insani amaçlı 'ateşkes' kararı almıştı.Ermenistan ordusunun, ateşkesin üzerinden 24 saat geçmeden Azerbaycan'ın Gence kentine füzelerle saldırması sonucu 10 kişi ölmüş, 35 kişi yaralanmıştı.
Reklam