onedio
Yıllık İzne Gittiği Ülkesi Afganistan'da Kovid-19'A Yakalanan Doktor, Ambulans Uçakla Türkiye'ye Getirildi
SAMSUN (AA) - Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı'nda uzmanlık eğitimi alan Afganistan uyruklu Ahmad Zarif Sedeqi, yıllık izin için gittiği ülkesinde yeni tip koronavirüse (Kovid-19) yakalanınca Sağlık Bakanlığının gönderdiği ambulans uçakla Türkiye'ye getirildi.OMÜ'de araştırma görevlisi olarak görev yapan Sedeqi, geçen ay yıllık izin için gittiği ülkesinde öksürük ve nefes darlığı şikayetiyle hastaneye başvurdu. Burada yapılan tetkiklerde Sedeqi'nin Kovid-19 testi pozitif çıktı. Hastalık belirtileri ağırlaşınca başvurduğu hastaneye yeterli imkan olmadığı gerekçesiyle yatırılmayan Sedeqi, kendi imkanlarıyla oksijen tüpü alarak tedavi olmaya çalıştı. Hastalığının ilerlemesi üzerine Sedeqi, tedavisi için Türkiye'den yardım talebinde bulundu. Bunun üzerine Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın talimatıyla, Sedeqi'nin Türkiye'ye getirilmesi için Afganistan'a ambulans uçak gönderildi. Samsun Çarşamba Havalimanı'na uçakla getirilen Sedeqi, buradan da ambulansla tedavi göreceği Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Hastanesine götürüldü.İl Sağlık Müdürü Muhammet Ali Oruç, gazetecilere, Ahmad Zarif Sedeqi'nin 2017 yılından bu yana Samsun'da görev yaptığını söyledi.Sedeqi'nin yaklaşık 12 yıldır da Türkiye'nin farklı illerinde doktorluk yaptığını belirten Oruç, 'Afganistan'daki imkanların iyi olmaması nedeniyle tedavisinin Samsun'da yapılması için bizden talepte bulundu. Yaptığımız görüşmeler sonucunda Sağlık Bakanlığımız ambulans uçak tahsis etti. Tedavisini burada sürdüreceğiz. İnşallah Samsun'da şifa bulacaktır. Bir doktorumuzu bu şekilde Afganistan'dan getirmemiz, gerçekten ülkemiz adına gurur vericidir.' ifadelerini kullandı.
Netanyahu: "Bae İle Yapılan Anlaşmada Gizli Maddeler Yok"
KUDÜS (AA) - İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçen ay Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile imzalanan ilişkileri normalleştirme anlaşmasında gizli maddeler olmadığını söyledi.Netanyahu, BAE ile imzalanan anlaşmanın onaylanması için yapılacak oylama öncesi Mecliste konuştu.Başka Arap ülkeleriyle de benzer anlaşmalar imzalamayı umut ettiklerini belirten Netanyahu, Lübnan ile İsrail arasındaki tartışmalı sınırın belirlenmesine yönelik müzakerelere de değindi.İsrail Başbakanı, 'Bu müzakereler gelecekte sağlanabilecek barışın ilk işareti olabilir ancak Hizbullah'ın kontrolünde olduğu sürece Lübnan ile barış olmayacak.' ifadelerini kullandı. BAE ile 15 Eylül'de imzalanan ilişkileri normalleştirme anlaşmasında gizli maddeler olduğu yönündeki iddiaları reddeden Netanyahu, 'BAE ile yaptığımız anlaşmada gizli ekler veya gizli maddeler yok.' değerlendirmesinde bulundu. İsrail ile BAE arasında varılan ilişkilerin normalleştirilmesi anlaşmasının, İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden Ortak Arap Listesi Bloku'nun dışındaki tüm partilerin desteğiyle Mecliste kabul edilmesi bekleniyor.
Vietnam'daki Şiddetli Yağışların Yol Açtığı Can Kaybı 40'A Çıktı
ANKARA (AA) - Vietnam'da şiddetli yağışların yol açtığı sel ve toprak kaymalarında ölü sayısı 40'a çıkarken, 8 kişinin ise kayıp olduğu bildirildi.Xinhua ajansının haberine göre, Vietnam'ın Quang Tri, Thua Thien Hue ve Quang Nam eyaletlerinde etkili olan sağanağın yol açtığı sel ve toprak kaymaları, can kayıplarına neden oldu.Vietnam Doğal Afet Önleme ve Kontrol Merkez Yönetim Komitesinden yapılan açıklamada, sel ve diğer afetlerde 4 kişinin daha yaşamını yitirmesiyle ölü sayısının 40'a çıktığı ve kayıp 8 kişi için kurtarma çalışmalarının sürdüğü belirtildi.Açıklamada, ülkenin çeşitli bölgelerinde 5 Ekim'den bu yana devam eden şiddetli yağışlar nedeniyle 135 bin 700 evi su basarken, 600 civarında evin yıkıldığı ya da hasar gördüğü bildirildi.Sellerde 6 bin 100 hektardan fazla ekili alanın zarar gördüğü kaydedilen açıklamada, 332 bin 350 büyükbaş hayvan ile kümes hayvanının da telef olduğu ya da sel sularında sürüklendiği bilgisi paylaşıldı.Şiddetli yağışların etkili olması üzerine Ha Tinh, Quang Nam, Quang Binh, Quang Tri ve Thua Thien-Hue'de en az 50 bin kişi tahliye edilmişti.Ulusal Savunma Bakanlığı, 9 bin 600 asker ve güvenlik gücünün sellerden etkilenen bölgelere sevk edildiğini açıklamıştı.Vietnam'da 2019'da fırtına ve şiddetli yağışların yol açtığı sel ve toprak kaymalarında 132 kişi hayatını kaybetmiş, 207 kişi yaralanmıştı.
Ermenistan, Terter'de Defin Sırasında Sivillere Saldırdı: 3 Ölü, 3 Yaralı
TERTER (AA) - Ermenistan ordusunun, Azerbaycan'ın Terter kentinde defin töreni için mezarlığa giden sivillere yönelik düzenlediği saldırısında 3 kişi hayatını kaybetti, 3 kişi de yaralandı. AA muhabirinin Terter kent merkezindeki güvenlik yetkililerinden edindiği bilgilere göre Ermenistan silahlı güçleri, defin için mezarlığa giden bir grup Terter sakinini top atışlarıyla hedef aldı. İsminin açıklanmasını istemeyen güvenlik yetkilisi, saldırı sonucu ilk belirlemelere göre 3 kişinin öldüğünü, 3 kişinin de yaralandığını bildirdi. Topun isabet ettiği kabristanda birçok mezarlığın ağır şekilde tahrip edildiği, sivillere ait bir aracın da hasar aldığı görüldü. Azerbaycan ordusu, Ermenistan ordusunun sivil yerleşim birimlerine ateş açması üzerine 27 Eylül'de karşı saldırı başlatmıştı.Mevzilerini kaybeden Ermenistan ordusu, Azerbaycan'ın sivil yerleşim birimlerine top ve füzelerle saldırısını sürdürmüştü.Ermenistan ve Azerbaycan, Moskova'da yapılan görüşmelerde, 10 Ekim saat 12.00'den itibaren geçerli olmak üzere Dağlık Karabağ'daki cenazelerin ve esirlerin değişimini öngören insani amaçlı 'ateşkes' kararı almıştı.Ermenistan ordusunun, ateşkesin üzerinden 24 saat geçmeden Azerbaycan'ın Gence kentine füzelerle saldırması sonucu 10 kişi ölmüş, 35 kişi yaralanmıştı.
Trakya Üniversitesi Rektörü Tabakoğlu: "Marka Haline Gelmiş Bir Üniversite Olma Hedefimiz Var"
EDİRNE (AA) - Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, üniversiteyi bulunduğu konumdan daha ileriye taşımak için 4 yıllık dönemi kapsayan strateji planının uygulanmaya başlandığını bildirdi.Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, görevinde ikinci dönemine başlayan Tabakoğlu, fakülteleri ziyaret ederek idarecilerle bir araya geldi ve strateji planıyla ilgili bilgi paylaşımında bulundu.Açıklamada görüşlerine yer verilen Rektör Tabakoğlu, üniversitenin tüm çalışanlarının beklentilerinin büyük olduğunu belirtti.Üniversiteyi 4 yıllık yeni dönemde daha iyi bir noktaya taşımanın boyun borcu olduğunu ifade eden Tabakoğlu, uluslararası platformlarda adından söz ettiren, sürekli kendini yenileyen, geliştiren, marka haline gelmiş bir üniversite olma hedefimiz var. Bu hedef doğrultusunda herkesten gereken özveri ve hassasiyeti göstermesini bekliyor ve bu yolda emin adımlarla ilerliyoruz.' ifadesini kullandı.'Sıralama yükseltilecek'Yapılacak çalışmalarla üniversiteyi her geçen gün ileriye taşımayı hedeflediklerini dile getiren Tabakoğlu, şunları kaydetti:'Eğitim ve öğretim programlarının tercih edilebilirlik düzeyinin yükseltilmesi, bilimsel proje ve araştırmaların artırılması, kalite süreçlerine ağırlık verilerek tüm programların akredite edilmesi, bilimsel yayın, patent ve marka sayısının artırılması, ulusal ve uluslararası proje sayılarının artırılması, konferans, kongre, sempozyum ve seminer gibi etkinliklerin çoğaltılmasını hedefliyoruz. Amacımız sosyal sorumluluk projelerine imza atılması, topluma yönelik eğitim ve sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi, stratejik planın kurumsal olarak benimsenmesi ve yaygınlaştırılması, herkes için erişilebilir ve yeşil üniversite ile dünya üniversiteleri arasında ilk 500’de, girişimci ve yenilikçi üniversite endeksi sıralamasında ise ilk 50’de yer almak.'Rektör Tabakoğlu’na ziyaretlerinde Genel Sekreter Prof. Dr. Cevdet Kılıç ile Özel Kalem Müdürü ve Basın Danışmanı Öğretim Görevlisi Kıvanç Ada da eşlik etti.
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: "Bir Terör Örgütü Başka Bir Terör Örgütüyle Mücadelede Partner Olamaz"
ANKARA (AA) - Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, terörle mücadelede çifte standart eleştirisinde bulunarak, 'Bir terör örgütü başka bir terör örgütüyle mücadelede partner olamaz. Terör örgütlerini 'bizi tehdit etmiyor diğerlerini ediyor' diye görmezden gelemeyiz.' diye konuştuÇavuşoğlu, Antalya Diplomasi Forumu (ADF) ve Malta merkezli Uluslararası Adalet ve Hukukun Üstünlüğü Enstitüsünün (IIJ) ortaklaşa düzenlediği 'Pandemi Koşullarında Terörle Mücadele Çabaları' başlıklı çevrim içi düzenlenen toplantıda konuştu.Konuşmasının birinci bölümünde yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadelenin teröristler tarafından kendi çıkarlarına kullanılabileceği uyarısında bulunan Çavuşoğlu, 'Afrika'da DEAŞ ve El Kaide gibi örgütlerin saldırıları artıyor. Güvenlik ve özgürlük dengesini kurarak terörle mücadele stratejilerimize sadık kalmalıyız.' dedi.Terörizmin tüm dünya için bir sorun olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle ekonomilerin zarar gördüğünü ve terörle mücadeleye ayrılan kaynakların azaldığını belirtti. Bu dönemde ülkelerin kaynaklarını kendi güvenlikleri için kullanırken teröre karşı küresel mücadeleye daha az kaynak ayırdığını ifade eden Çavuşoğlu, 'İşsizlik yükseliyor ve bu aşırı sağ radikalizmin, aşırıcılığın ve gelir eşitsizliğinin kapılarını açıyor. Mülteci ve yerinden edilmiş insanlar bu dönemde daha az destek alıyor ve az gelişmiş ülkeler terör yerine salgınla mücadele etmek zorunda kalıyor. Bu durumu teröristler kendi çıkarları için kullanabilir.' değerlendirmesinde bulundu.Terörle mücadelede çifte standart oluşturmamak gerektiğine dikkati çeken Çavuşoğlu, 'Bir terör örgütü başka bir terör örgütüyle mücadelede partner olamaz. Terör örgütlerini 'bizi tehdit etmiyor diğerlerini ediyor' diye görmezden gelemeyiz. Terör propagandasını da meşru ve haklı göremeyiz.' ifadelerini kullandı. Şu an dünyanın birçok yerinde bu durumun yaşandığına da değinen Çavuşoğlu, 'Teröristlerin ifade özgürlüğünü suistimal etmelerine izin verilmemeli. İfade özgürlüğünü destekliyoruz ancak terör örgütlerinin bu özgürlüğü istismar etmelerine izin vermemek gerek.' dedi. Çavuşoğlu, terör finansmanına karşı da ortak hareket etmek gerektiğinin altını çizerek, çözüm için terörizmin ve radikalleşmenin temeline inmek gerektiğini söyledi.Salgının yabancı terörist savaşçılara olan dikkati dağıtmaması gerektiğini de belirten Çavuşoğlu, 'Yabancı terörist savaşçılar yargı önüne çıkarılmalı ve rehabilite edilmeli. Terörizm sınır tanımaz. Sadece güçlü bir uluslararası iş birliğiyle bu küresel konuyla mücadele edilebilir.' diye konuştu 'Türkiye, DEAŞ'la mücadele için sahaya birlikleriyle giren tek ülke oldu'Çavuşoğlu, toplantının soru cevap kısmında Türkiye'nin PKK ve FETÖ'yle mücadele ederken daha büyük bir tehdit olarak görülen DEAŞ ile yeteri kadar mücadele etmediğine yönelik iddialara da yanıt verdi.Terörle mücadelede çifte standarda karşı olduğunu belirten Çavuşoğlu, 'Türkiye farklı ideolojilerden birçok terör örgütüyle mücadele ediyor. Ayrıca başka ülkeleri de farklı ideolojilerden farklı terör gruplarıyla mücadelelerinde de destekliyoruz. Türkiye, Müslüman nüfusu ve demokrasisiyle DEAŞ için en büyük tehdittir. DEAŞ'ın Suriye'deki varlığı da başka ülkelerden daha çok bizim için büyük bir tehdittir. Yaptıkları saldırılarda 309 vatandaşımız hayatını kaybederken 1300'den fazla vatandaşımız da yaralandı.' diye konuştu.Türkiye'nin Suriye'de düzenlediği terörle mücadele operasyonlarıyla sınır bölgelerini DEAŞ ve YPG/PKK'nin elinden kurtardığını hatırlatan Çavuşoğlu, 'Türkiye, DEAŞ'la mücadele için sahaya birlikleriyle giren tek ülke oldu. Suriye'de 2 bin kilometrekare alanı DEAŞ'tan temizledik ve sadece 2016'daki Fırat Kalkanı Harekatı'nda 3 bin DEAŞ'lıyı etkisiz hale getirdik. Irak'ta da yaklaşık 800 DEAŞ militanını etkisiz hale getirdik.' dedi. Çavuşoğlu, DEAŞ'a karşı Türkiye'de de operasyonlar düzenlendiğini söyleyerek sadece geçen yıl örgüte yönelik yaklaşık 1500 operasyon düzenlendiğini ifade etti.100 bin kişi kara listeye alındıTürkiye'nin DEAŞ karşıtı koalisyonun önemli üyelerinden olduğunu, Yabancı Terörist Savaşçılar Çalışma Grubunun da eş başkanlığını yaptığını belirten Çavuşoğlu, 'Yabancı terörist savaşçıların hareketlerini önlemek için neredeyse 100 bin kişiyi ülkeye giremeyecek kişiler listesine aldık. Yaklaşık 8 bin yabancıyı terörle ilişki şüphesiyle ülkelerine sınır dışı ettik.' ifadelerini kullandı. Havalimanları, sınır kapıları, otogar ve tren garlarında çalışmalar yürütüldüğünü dile getiren Çavuşoğlu, 20 bin yolcuyla mülakat yapıldığını söyledi.Çavuşoğlu, Türkiye'nin geri gönderme merkezlerinde hala çok sayıda yabancının bulunduğuna dikkati çekerek, kaynak ülkelerle iş birliğinin bu noktada çok önemli olduğunu vurguladı.Türkiye aktif şekilde uluslararası kamuoyunun DEAŞ'la mücadelesini desteklediğine de işaret eden Çavuşoğlu, 'Türkiye kutsal dinimiz İslam'ı istismar eden DEAŞ ve El Kaide tipi örgütlerin kökünü kazıyor. Bu ideolojilerin kökünü kazımaya devam edeceğiz.' dedi. Terörle hiçbir ayrım gözetmeksizin mücadele etmek gerektiğinin altını çizen Çavuşoğlu, DEAŞ ve El Kaide tipi örgütlerin sadece Suriye ve Türkiye için değil birçok Afrika ülkesi için de tehdit olduğunu vurguladı.
Reklam
İstanbul'da Vergi Müfettişine Rüşvet Teklif Ettikleri Öne Sürülen 2 Kişi Tutuklandı
İSTANBUL (AA) - İstanbul'da vergi müfettişine rüşvet teklifinde bulundukları iddiasıyla gözaltına alınan 2 zanlı tutuklandı.İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Maltepe'deki bir vergi müfettişinin, işlemlerini yaptırmak isteyen kişilerin kendisine rüşvet teklif ettiği yönündeki şikayeti üzerine soruşturma başlattı.Soruşturma kapsamında harekete geçen İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, yaptıkları teknik ve fiziki takip sonucu 3 şüpheliden 2'sini rüşvet verdikleri esnada suçüstü yakaladı.Gözaltına alınan H.Ç. ve E.Y. emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri adliyede, mahkemece tutuklandı. Diğer şüphelinin yakalanması için çalışmaların sürdüğü bildirildi.
"Altın Pasaportlar" Rum Yönetimini Sarsmaya Devam Ediyor
LEFKOŞA (AA) - Güney Kıbrıs Rum Yönetiminde (GKRY) suça karışmış kişilerin de yararlandığı 'yatırım karşılığı vatandaşlık' diğer ismiyle 'altın pasaportlar' programıyla ilgili adı skandallara karışan Rum Meclisi Başkanı Dimitris Şilluris istifa etti.Rum basınındaki habere göre, Şilluris, sabıka kaydı bulunan Çinli bir iş insanının Kıbrıs pasaportunu güvence altına almasına yardım etmeye hazır olduğuna dair gizli çekilmiş görüntülerin, Al Jazeera tarafından yayınlanmasının ardından artan kamuoyu baskısı nedeniyle istifa ettiğini yazılı olarak duyurdu.Şilluris, parlamentodaki koltuğunu da bıraktığını açıkladı. Hafta başında yayınlanan görüntüAl Jazeera tarafından hafta başında yayınlanan görüntülerin ardından açıklamalarda bulunan Şilluris, yaşananlardan ötürü kamuoyundan özür dilemiş, 19 Ekim itibarıyla görevinden 'uzak duracağını' ve araştırmaların tamamlanması sonrasına kararını duyuracağını belirtmişti.Görüntülerde yer alan AKEL Milletvekili Hristakis Ciovanis de 2 gün önce istifa etmişti.Rum Bakanlar Kurulu, salı günü gerçekleştirdiği olağanüstü toplantıda, Rum kesiminin yabancı yatırımcılara para karşılığında vatandaşlık verilmesi kriterlerini içeren programı iptal etmişti.Kararın, Şilluris ve Ciovanis'ın sabıka kaydı olan Çinli bir iş adamının Kıbrıs pasaportunu güvence altına almasına yardım etmeye hazır olduklarına dair gizli çekilmiş görüntülerin, Al Jazeera tarafından yayınlanmasının ardından alındığı belirtilmişti.Kararın 1 Kasım itibarıyla yürürlüğe gireceği kaydedilmişti.Al Jazeera'nın haberinde, Rum yönetiminin 2017-2019'da 1400'den fazla pasaport başvurusunu onayladığı yer almıştı.Al Jazeera'nın ele geçirdiği çok sayıda resmi belge, 70'ten fazla ülkeden hükümlü dolandırıcıların, kara para aklayanların ve yolsuzlukla suçlanan siyasilerin, GKRY'den 'altın pasaportlar' diye anılan vatandaşlık belgesi aldığını ortaya koymuştu.Bu tarihler arasında altın pasaportlar için en fazla başvurunun Rusya, Çin ve Ukrayna'dan yapıldığı kaydedilmişti.Altın pasaportlar programıAvrupa Birliği (AB) üyesi GKRY, son yıllarda farklı ülkelerden suçla bağlantılı binlerce kişiye, para karşılığında 'altın pasaportlar', diğer ismiyle 'yatırım karşılığı vatandaşlık' adı altında vatandaşlık verdi.2013'te hayata geçirilen Kıbrıs Rum kesimi yatırım karşılığı vatandaşlık programına göre, GKRY vatandaşlığı için 2 milyon avro değerinde gayrimenkul satın almak ya da 2,5 milyon avroluk yatırım yapmak yeterliydi.Uygulamaya göre, pasaport alacak kişilerin temiz bir sabıka kaydına sahip olmaları gerekmesine rağmen GKRY bu kriteri çok dikkate almadı.Rum kesiminin büyük gelir elde ettiği altın pasaport uygulaması, AB tarafından da tepki görüyordu. Bu uygulamadan başta Rusya ve Ukrayna vatandaşları olmak üzere çok sayıda ülkeden suç ve yolsuzlukla bağlantılı kişiler faydalandı.Kıbrıs Rum kesimi pasaportları, AB üyeliğinden ötürü Avrupa'ya girişi kısıtlanan şahıslar için önemli olurken, bu pasaportları taşıyanlar, 27 Avrupa ülkesinde serbestçe seyahat edebiliyor, iş ve bankacılık işlemleri yapabiliyor.Kıbrıs Rum kesiminin, yatırım karşılığı vatandaşlık programı sayesinde 2013'ten bu yana yaklaşık 7 milyar avro gelir elde ettiği tahmin ediliyor.
Reklam
İçişleri Bakanı Soylu, Suriye Görev Gücü Değerlendirme Çalıştayı'nda Konuştu: (2)
BALIKESİR (AA) - İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Türkiye tarafından Suriye'nin kuzeyinde Barış Pınarı, Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı harekatları ile oluşturulan güvenlik sayesinde, bugüne kadar misafir edilen Suriyelilerden 414 bin 61'inin gönüllü olarak ülkelerine döndüğünü bildirdi.Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde bir otelde düzenlenen 'Suriye Görev Gücü Değerlendirme Çalıştayı'nda Suriye'de görev yapan İçişleri Bakanlığı personeliyle bir araya gelen Soylu, programın açılışında değerlendirmelerde bulundu.Soylu, Suriye'de görevli personelin, istikrarsızlaştırılmak istenen bir bölgeyi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin verdiği alan çerçevesinde istikrara kavuşturmak için ellerinden geleni ortaya koyduklarını vurguladı.Personelin bir dünya savaşının en acımasız noktasında, o acımasızlıkla karşı karşıya kalan masum insanlara el uzattığına dikkati çeken Soylu, şöyle devam etti:'Yerinden yurdundan edilmiş, yaşlı, çoluk çocuk hepsine el uzatıyorsunuz. Allah bizi böyle bir imtihanda yanlış yapma tercihine yöneltmedi. Bunun için de şükretmek lazım. Komşularımıza sırtımızı döndürmedi. 'Neme lazım' demedik. 'Bize ne' demedik. Diyenler var da... Belki de gelecek nesillerimize bırakabileceğimiz, en önemli asalet mirasını, insanlık mirasını bugünkü nesiller geleceğe bırakmaktadır. Büyük zorluklardan ve sınavlardan geçiyoruz, doğru ama sınıfta kalmadık. Açık ve net. Türkiye'nin güvenliği için Suriye ve Irak'ta hayatın tam normalleşmesi şarttır. Suriye'de DEAŞ'ın boşalttığı bütün yerler, bugün YPG'nin elinde. Burada bir devlet otoritesinden söz etmek mümkün değildir. Dolayısıyla en azından sınırımıza yakın yerlerde normal hayat düzenini tesis etmek durumundayız. Bizim, o bölgenin hiçbir varlığına ihtiyacımız yoktur, ne petrolüne ne de başka bir doğal zenginliğine. Bizim oralarla bir hayat ve kültür bütünlüğümüz var. İnanç, tarih ve akrabalık ilişkilerimiz var. Dolayısıyla orada yapılanlara hem güvenlik hem de kültürel açıdan bigane kalamayız. Birilerinin oradaki demografiyi değiştirmesine hatta kendilerine yakın olmayan Kürt aşiretleri bile sürmesine göz yumamayız. Terörle mücadelenin başarısı için de bu şarttır, insanlık onurunu yeniden ayağa kaldırmak için de bu şarttır. Silahı ve parası Batı'dan, elemanı, eğitimi, eylemi sınırın altından gelmektedir. Bu tabloya seyirci kalamayız veya sadece içeride operasyon yaparak bunu sıfırlamamız mümkün değildir.'Soylu, terör örgütlerinin, Türkiye'nin üç operasyonla huzur getirdiği bölgelerde sadece fiziki yıkım değil aynı zamanda toplumsal ve kurumsal hafızayı yok etmeye çalıştığını dile getirdi.Bu bölgelerde ilk tahrip edilen binaların tapu kayıtlarının tutulduğu yerler olmasının tesadüf olamayacağına dikkati çeken Soylu, 'Aynı şekilde göç ve terör nedeniyle eğitimsiz hatta ailesiz kalan milyonlarca çocuk ve genç var. İdlib merkez ve kırsalında savaş öncesi 1,5 milyon insan yaşıyordu. Savaş süresince de yaklaşık 3,8 milyon kişi İdlib'e sığındı. 1 Aralık 2019'dan bugüne kadar da 1 milyondan fazla kişi İdlib'i terk etmeye mecbur kaldı. Bunların yüzde 81'i kadın ve çocuklardır. Öyleyse hem ülkemizin terör tehdidine karşı güvenliğini tesis etmek hem ülkemize yönelik göç baskısını azaltmak hem de bu insani trajediyi önlemek için hayatın normalleşmesi adına bazı adımları hep birlikte atmak durumundayız.' diye konuştu.'20 bin ev, ekim ayının sonunda İdlib'de tamamlanacak'Avrupa'nın Suriye'de ev yapmak için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a önceden söz verdiğini hatırlatan Soylu, şunları söyledi:'Hala kendi ülkelerinde bunun için çırpınıyorlar ama samimiyetleri yok. Eylül ayının sonu diye bahsetmiştik ama 20 bin ev, ekim ayının sonunda İdlib'de tamamlanacak. 18 binine de aileler çoluk çocuk geçtiler ve oturdular. Bunu Avrupa'dan ve Amerika'dan gelen parayla yapmış değiliz. Bu milletin yardımları ve destekleriyle oldu. Allah razı olsun. Bu ülkedeki sivil toplum örgütleriyle, orada sizin ortaya koyduğunuz gayretle, burada Sayın Cumhurbaşkanımızın yönettiği, yönlendirdiği kampanyalarla hem de çok da fazla Türkiye'ye yaymadan oradaki insanlara el uzatılıyor. Sadece ev yapılmıyor, binlerce tır gıda, giyecek ve sağlık malzemesi gönderiliyor. Bu nereden geliyor? Anadolu'nun derinliklerinden geliyor, başka bir yerden değil. Anadolu'nun ahlakından geliyor. Anadolu'nun bu meseleye sahip çıkma gücünden, kudretinden ve asaletinden geliyor. Komşusunun aç yatmasını kendine sorumluluk bilen bir inancın bize yüklediği bir anlayıştan geliyor. 'İnanlar kardeştir' diyen, kardeşliğimizi bize doğduğumuz, kulağımıza ezan ve kametin okunduğu ilk andan itibaren öğreten medeniyetimizden geliyor. Bu kadar açık ve net. Avrupa'nın bunu bilebilme şansı yoktur. Bu insanlığı anlayabilme kabiliyeti yoktur. Ondan bir şey beklemek de beyhudedir. Onun için iş milletin başına düşmüştür. Hem terörden arındıracağız hem istikrarsızlıktan normalleşmeye döndüreceğiz hem ekonomik altyapısının tahkim edilmesini, yeniden kurulmasını sağlayacağız hem de geleceğe birlikte kürek çekeceğiz. Bu kadar sorumluluğu elbette ki taşıyabiliriz. Bu kanarya bu sorumluluğu, bu yükü taşır.''414 bin 61 Suriyeli kardeşimiz gönüllü olarak yaşadığı yere geri döndü'Bakan Soylu, Barış Pınarı, Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı alanlarında 15 mülki idare amiri, 1776 jandarma, 1087 emniyet personeli olmak üzere toplam 2 bin 878 milli danışmanın Suriye Görev Gücü kapsamında çalıştığını belirterek, 'Barış Pınarı, Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı harekatlarımızla oluşturulan güvenlik sayesinde bugüne kadar ülkemizde misafir ettiğimiz Suriyelilerden 414 bin 61 Suriyeli kardeşimiz gönüllü olarak yaşadığı yere geri döndü.' bilgisini paylaştı.Operasyonların akabinde, o bölgelerde hayatın normalleşmesi ve istikrarın kalıcılığı için çalışmalara devam edildiğini aktaran Soylu, şöyle konuştu:'Bu kapsamda 139 kilometre yol yapıldı ve 61 kilometre yol yapımına da devam edilmektedir. Barış Pınarı Harekatı'nın yapıldığı bölgenin haricinde, 600 okulun onarımı tamamlandı. Hastaneler yapıyoruz, sağlık ocakları açıyoruz ve var olan hastaneleri onarıyoruz. Keza, seralar kuruyoruz. Sulamayla ilgili sorunlar çözülüyor ve bu sayede, bölgedeki tarımsal faaliyet yeniden canlanıyor. Hayvancılığı da geliştirmek için bölgedeki veteriner hekimlere 2 haftalık eğitim verildi. 1 milyon 122 bin 380 büyük ve küçükbaş hayvana aşı yapıldı. 3 bin 200 kutu zirai ilaç dağıtımını da yine bu kapsamda gerçekleştirdik. Cinderes merkezli Zeytin Dalı Ziraat Odasındaki kayıtlı üretici sayısı bugün itibarıyla 24 bin 278'e yükseldi. Zeytin Dalı Harekat Bölgesi'nde, Hatay Valiliğimizce, kısa adı ZESKİ olan 'Zeytin Dalı Su ve Kanalizasyon İdaresi' kuruldu, yaklaşık 2 yıldır faaliyette. Bölge elektriksizdi, öncelikle Cinderes ve Afrin'den başlanarak elektrik temin edildi.''PKK ile DEAŞ ikiz kardeş gibi gelir elde ediyorlardı'Bölgede 2 yıl öncesine kadar yerel elektrik şirketlerinin mazotla elektrik üretip dağıttığını dile getiren Soylu, 'Buradaki mazottan da PKK gelir elde ediyordu. Hatta sadece PKK değil ondan önce DEAŞ da gelir elde ediyordu. Aslen PKK ile DEAŞ ikiz kardeş gibi gelir elde ediyorlardı. Birisi bir tarafa kadar getiriyor para alıyor, ötekisi öteki tarafa geçiriyor para alıyor birlikte gelir elde ediyordu. Avrupa ve Amerika da bize üç maymunu oynuyor, maymuna bak diyordu. Bunun farkındayız. Bizim hat temin etmemizle Türkiye'nin yatırım yapmasıyla örgütün bu geliri de kesilmiş oldu.' dedi. Soylu, 100 yataklı Afrin ilçe hastanesini o bölgede hızlıca faaliyete aldıklarını ve buna yenilerini ekleme çalışmalarının devam ettiğini vurgulayarak, 'Yani sadece güvenlik konseptinde, buradaki arkadaşlarımızın sorumluluk alanında değil Türkiye Cumhuriyeti Devleti eğitimden sağlığa kadar, elektrikten tarıma ve imara kadar birçok meselenin altına elini sokmuş, bundan imtina etmeyen, bunu kendine dert edinmiş bir anlayışı orada sürdürüyor.' değerlendirmesinde bulundu.'Güvenlik konusunda her türlü teknolojik imkanı kullanıyoruz'Bölgede yaşayanların ilk zamanlar sadece güvenlik beklentisi içinde olduğunu dile getiren Soylu, şu anda normal şekilde ticari ve ekonomik faaliyet beklentisi içine de girdiklerini ve bunu karşıladıklarını aktardı. Soylu, şunları kaydetti:'Türkiye’nin büyüklüğünü tartışanlara, Türkiye’nin büyüklüğünü ve geleceğini siyasetine meze yapanlara sesleniyorum: Kafanızı biraz o bölgeye çevirin de bakın. Bakın bakalım sizin ülkeniz Fransa gibi sömürücü müdür? Her yerde yere vurmaya çalıştığınız bu ülkeniz Amerika’nın gittiği yerlerde petrol, silah ve sömürme hesabı mı yapıyor? Tam 20 yıldır Amerika Afganistan'da işgalcidir. Hangi birini yaptı? Hala insanlar sokaklara çıkamıyor, hala su, adalet, eğitim yok. Hala korku var, hala milyonlarca insan göç ediyor. Seçim yapsanız ne olacak yapmasanız ne olacak. Geçmiş dönemlerde yapılan denizlerden karalara korsanlıkla işgal hareketlerini bugün vekalet savaşlarıyla yapıldığını tarih yazıyor. Güvenlik konusunda da her türlü teknolojik imkanı kullanıyoruz. Kamera sistemleri kurduk, menfez taraması yapıyoruz. Menfezlerin fotoğraflarını çekip değişimleri inceliyoruz ve olası eylemlerin önüne geçmeye çalışıyoruz. Yol kontrolleri, trafik denetimleri yapılıyor. Ayrıca yerel meclisleri ve yerel güvenlik birimlerini kuvvetlendirmeye de gayret ediyoruz. Yerel güvenlik teşkilatlarında bölgenin kadınları da görev alabiliyor. 2019 şubat ayında Afrin Sanayi ve Ticaret Odası kuruldu. Herkese oranın kendi usulüne ve yöntemine göre kimlik dağıtılıyor. Silahların ruhsata bağlanması, araç tescilleri gibi çalışmaların tamamı, bu bölgelerde hayatın hızlıca normalleşmesi için attığımız idari adımlardır. Oxford Üniversitesi, Amerika’daki anlı şanlı üniversiteler ders vermek istiyorlarsa burada Türkiye'nin ne yaptığına baksın? Nasıl bir süreç yürüttüğüne baksın.''Bu insanlık gelecek nesillerimize yeter'Bu adımlara devam edilip ileriye taşınmasının ve bu yapılanların, orada yaşayan insanlar tarafından sahiplenilmesinin temin edilmesi beklentisi içinde olduklarını ifade eden Soylu, sözlerini şöyle tamamladı: 'Türkiye, devlet tecrübesi çok yüksek bir ülkedir ve bu hafıza, sizlerde vücut bulmaktadır. Dolayısıyla sizlerin gayreti ve becerisi, bu noktada kilit bir rol oynamaktadır. İşte bu toplantının hedefi, oradaki çalışmaları daha ileriye taşımanın ve oluşturduğumuz istikrarı kalıcı hale getirmenin yollarını aramaktır. Ben bu noktada, hem gayretleriniz hem de katkılarınız için çok teşekkür ediyorum. Ben bu noktada özellikle her birinize, gayretlerinize, katkılarınıza, fedakarlıklarınıza, adanmışlıklarınıza, çok teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki İçişleri Bakanlığı sorumluluğu alanında bulunan görevlerle ilgili yapacağımız, yaptığımız değerlendirmeler, ortaya koyduğumuz çalışmalar bundan sonra bir ahengin elde ettiğimiz tecrübe ve birikimin sahaya hep birlikte yansımasının tercümesi olacaktır. Buna olan inancım tamdır. Çünkü bugüne kadar dünyada görülmeyen hem bir yönetim anlayışını hem de bir insanlığı gerçekleştirdiniz. Dünyanın hiçbir müzesine sığmayacak bir insanlık resmidir. Yalandan oluşturulmuş tarihler değil, 21. yüzyılda bugün sıcağı sıcağına yaşanan bir insanlık resmidir. Bu şeref bize yeter. Bu onur bize yeter. Bu insanlık bize yeter. Bu insanlık gelecek nesillerimize yeter. Allah bize fırsat verdi, zenginlik bizi şımartmadı. Beraber, şurada hemen yanı başımızda Çanakkale'de, bu coğrafyanın başı derde düştüğü her yerde bizimle omuz omuza olan o insanları yalnız bıraktırmadı. Günü sadece bugün zannedenler yanılmaktadırlar, yanılacaktırlar. Gün, sadece bugün değildir. Bugün dündür, bugün yarındır, bugün evveldir, bugün ahirdir. Eğer bu bilinirse, yapacağımız işi Allah mazhar eder. Bunu hiç unutmayalım. Çalıştayımızın hayırlı sonuçlara vesile olmasını diliyorum.'Üç gün sürecek çalıştayın açılışına, İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Aktaş, AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu, Balıkesir Valisi Hasan Şıldak, Hatay Valisi Rahmi Doğan, Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, Gaziantep Valisi Davut Gül, Kilis Valisi Recep Soytürk, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürü Şefik Aygöl, İller İdaresi Genel Müdürü Kürşat Kırbıyık, Göç İdaresi Genel Müdürü Savaş Ünlü ile diğer ilgililer katıldı.(Bitti)
Türkiye Rafting Şampiyonası'nın 2. Ayak Yarışları Hakkari'de Yapılacak
HAKKARİ (AA) - Türkiye Rafting Şampiyonası 2. ayak yarışlarının 25-30 Ekim tarihlerinde Hakkari'de düzenleneceği bildirildi. Hakkari Valisi ve Hakkari Belediye Başkan Vekili İdris Akbıyık, yarışların yapılacağı Depin bölgesindeki Zap Suyu'nda incelemelerde bulundu. Yetkililerden bilgi alan Akbıyık, gazetecilere, son yıllarda kentte güzel hizmet ve yatırımların olduğunu söyledi. Hakkari'nin ülkenin cennet köşelerinden biri olduğunu vurgulayan Akbıyık, şöyle konuştu:'Dağları ve turizmiyle ünlü bir kent oldu Hakkari. Bu potansiyeli en iyi şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Hakkari'nin her yeri şantiye alanına dönmüş durumda. Bu güzelim suları mutlaka turizme ve ekonomiye kazandırmamız gerekiyor. Bu çerçevede birçok faaliyet yapıyoruz. Merga Bütan'da kar festivali, Çukurca'da doğa sporları, foto safari, uçkun ve ters lale festivalinin yanında bilimsel sempozyumlar ile birçok etkinliği gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Rafting organizasyonu 25-30 Ekim'de Gençlik ve Spor Bakanlığı, Türkiye Rafting Federasyonu, Hakkari Valiliği ve Hakkari Belediyesi tarafından düzenleniyor. İnşallah sayın bakanlarımız da katılacak. Sloganımız 'Hakkari'de hayat var'. Gelin bu hayatı yaşayın.'Düzenlenecek organizasyonun kentin tanıtımına da büyük katkı sağlayacağını aktaran Akbıyık, 400'ün üzerinde sporcunun ve onlarca takımın kente geleceğini ifade etti. Akbıyık'a incelemeleri sırasında, vali yardımcısı Aziz Gölbaşı, İl Emniyet Müdürü Atanur Aydın, Gençlik ve Spor İl Müdürü Emin Yıldırım da eşlik etti.
Çin, ABD Savaş Gemisinin Tayvan Boğazı'ndan Geçişini Takip Etti
PEKİN (AA) - Çin, Tayvan Boğazı'nı geçen ABD savaş gemisini takip ettiğini ve bölgedeki güçlerini yüksek alarm düzeyine geçirdiğini bildirdi.Çin Halk Kurtuluş Ordusu Doğu Harekat Alanı Komutanlığı Sözcüsü Binbaşı Cang Çunşüen, Burke sınıfı güdümlü füze destroyeri USS Barry'i izlemek için hava ve deniz kuvvetlerinin harekete geçirildiğini söyledi. Cang, ABD'nin son dönemde Tayvan'ın bağımsızlığı taraftarlarına 'yanlış işaretler' gönderdiği belirterek, 'ABD, Tayvan Boğazı bölgesinde barış ve istikrarı ciddi biçimde baltalıyor. ABD'den Tayvan Boğazı'ndaki eylemleri ve sözleriyle sorun çıkarmaya son vermesini istiyoruz.' dedi. ABD Pasifik Filosundan yapılan açıklamada ise USS Barry'nin 'uluslararası hukuka uygun biçimde Tayvan Boğazı'ndan rutin geçiş yaptığı' belirtildi. Açıklamada, 'geçişin, ABD'nin özgür ve açık Hint Pasifiği'ne olan bağlılığını ortaya koyduğu, ABD donanmasının, uluslararası hukukun izin verdiği her yerde uçmaya, denize açılmaya ve faaliyet göstermeye devam edeceği' ifade edildi. Çin, 10 Ekim'de de ABD savaş gemisini Güney Çin Denizi'nde ülkenin kara sularına izinsiz girmekle suçlamıştı.Çin Halk Kurtuluş Ordusu Güney Harekat Alanı Komutanlığı Sözcüsü Albay Cıng Nandong, Paracel Adaları yakınında ABD güdümlü füze destroyeri John S. McCain'in kara sularına izinsiz girmesi üzerine bölgeye gemi ve uçakların sevk edildiğini söylemişti.Çin-Tayvan anlaşmazlığıÇin'de İkinci Dünya Savaşı'nın ardından çıkan iç savaşta Mao Zıdong liderliğindeki Çin Komünist Partisinin (ÇKP) 1949'da iktidarı ele geçirmesi ve Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ilan etmesi üzerine Çan Kayşek liderliğindeki Çin Milliyetçi Partisi (Kuomintag) üyeleri, Tayvan'a yerleşip 1912'de kurulan 'Çin Cumhuriyeti' iktidarının Ada'da devam ettiğini ileri sürerek bağımsızlık ilan etmişti.Bu girişim Çin tarafından kabul edilmese de Tayvan temsilcileri, 1971 yılına kadar Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunda Çin'i temsil etmişti. 1950'ler ve 1960'larda çok sayıda ülkenin diplomatik ilişki tercihini Çin Cumhuriyeti'nden Çin Halk Cumhuriyeti'ne çevirmesinin ardından 1971'de BM Genel Kurulunda yapılan oylamada Pekin hükümetinin Çin'in tek meşru temsilcisi kabul edilmesiyle Tayvan'ın uluslararası örgütlerdeki konumu belirsiz hale gelmişti.Pekin yönetimi, 'Tek Çin' ilkesini benimseyerek Çin'i uluslararası toplumda sadece kendilerinin temsil ettiğini savunuyor ve Tayvan'ın dünya ülkeleriyle müstakilen diplomatik ilişkiler kurmasına, BM'de ve diğer uluslararası kuruluşlarda temsil edilmesine karşı çıkıyor.
Reklam
AB'den Rusya'da 6 Kişi Ve 1 Kuruluşa "Navalnıy" Yaptırımı
BRÜKSEL (AA) - Avrupa Birliği (AB), Rus muhalif Aleksey Navalnıy'ın Rusya'da kimyasal maddeyle zehirlenmesi nedeniyle bu ülkeden 6 kişi ve bir kuruluşa yaptırım uygulama kararı aldı.AB Dışişleri Bakanlarının önceki gün Lüksemburg'da yaptıkları toplantıda yaptırım konusunda uzlaşıya varmasının ardından, AB ülkelerinin Brüksel'deki büyükelçilerinin yaptırım uygulanacak kuruluş ve kişiler üzerinde anlaştığı bildirildi.Buna göre, Rus istihbarat kurumlarının yetkililerinden 6 kişi ile Rusya Devlet Organik Kimya ve Teknoloji Araştırmaları Enstitüsü'ne seyahat yasağı ve varlıkların dondurulmasını içeren yaptırımlar uygulanacak.Yaptırım uygulanacak kişiler şunlar:'Rusya istihbarat teşkilatı Federal Güvenlik Servisi'nin (FSB) Başkanı Aleksandr Bortnikov, Rusya Devlet Başkanlığı İdaresi İç Politika Yöneticisi Andrey Yarin, Devlet Başkanlığı İdaresi Başkan Yardımcısı Sergey Kiriyenko, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Sibirya Federal Bölgesi Tam Yetkili Temsilcisi Sergey Menyaylo, Savunma Bakan Yardımcıları Pavel Popov ve Aleksey Krivoruçko.'Rus muhalif Navalnıy, ağustos ayında Sibirya'da bulunduğu sırada rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmıştı. Navalnıy, daha sonra tedavi için Almanya'ya götürülmüş, Almanya Rus muhalifin Noviçok grubu bir kimyasal maddeyle zehirlendiğini tespit ettiklerini açıklamıştı. Bunun üzerine AB, Rusya'ya yaptırım uygulanacağını açıklamıştı. Rusya ise zehirleme iddiasını reddediyor.AB, daha önce de Mart 2018 yılında yine Noviçok kullanılan bir zehirleme olayı nedeniyle Rusya'dan 15 kişi ve 2 kuruluşa yaptırım uygulamaya başlamıştı. İngiltere'nin dış istihbarat servisi MI6 için çalıştığı ortaya çıkınca ülkesinde mahkum edilen ve daha sonra casus takasıyla İngiltere'ye gelen Rus ajan Sergey Skripal ile kızı Yulia, 4 Mart 2018'de İngiltere'de Sovyetler Birliği döneminde geliştirilen Noviçok adlı bir kimyasal ile zehirlenmişti.
Biri 72 Yaşında: Çocukların Cinsel İçerikli Görüntülerini Paylaşan Şebeke Yakalandı
İnternet üzerinden oluşturulan gruplarda çocukların kullanıldığı müstehcen görüntülerle ilgili yeni deliller ortaya çıktı. Görüntüleri arşivleyip paylaşan 22 şüpheliden 13’ü tutuklanırken, grubun içinde 72 yaşında bir kişinin de olması dikkat çekti. Söz konusu şahsın torununa cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle ailesi tarafından dışlandığı ve huzurevinde yaşadığı öğrenildi. 
Reklam
Rihanna, Forbes'un Kendi Girişimleriyle Zengin Olan Kadınlar Listesine Girdi
ANKARA (AA) - Dünyaca ünlü Barbadoslu şarkıcı Rihanna, Forbes dergisinin ABD'de kendi girişimleriyle zengin olan kadınlar listesine ilk kez girdi.Rihanna, müzik ve kozmetikten elde ettiği gelirle Forbes'un maaş, sponsor gelirleri ve kar paylarını hesaba katarak hazırladığı listede 600 milyon dolarlık servetiyle 33. sırada yer aldı.32 yaşındaki müzisyen, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile mücadele çalışmalarına 8 milyon dolardan fazla bağış yapan en hayırsever ünlülerden olmuştu.Kendi girişimleriyle zengin olan kadınlar listesinde Rihanna'nın yanı sıra dünyaca ünlü sanatçılar arasında Madonna (550 milyon dolar), Celine Dion (455 milyon dolar), Beyonce (420 milyon dolar), Barbra Streisand (400 milyon dolar), Taylor Swift (365 milyon dolar), Lady Gaga ve Jennifer Lopez (150'şer milyon dolar) yer aldı.
Reklam
Şanlıurfa'da Birlikte Yaşadığı Kişinin İşkencesine Maruz Kaldığı İddia Edilen Kadın Konukevine Yerleştirildi
ŞANLIURFA (AA) - Şanlıurfa'da dini nikahla birlikte yaşadığı kişi tarafından işkence edildiği iddia edilen kadın, hastanedeki tedavisinin ardından Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bünyesindeki kadın konukevine yerleştirildi.Akşemsettin Mahallesi'nde 7 Ekim'de yaralı halde bulunan ve dini nikahla birlikte yaşadığı İ.A. tarafından işkence edildiği ileri sürülen Suriyeli M.N'nin hastanedeki tedavisi tamamlandı.Olayın duyulmasının ardından süreci yakından takip eden ve hastanede kaldığı süre boyunca kadına sosyal ve psikolojik destek veren Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ekipleri, taburcu işlemleri sonrası M.N'yi kurum bünyesindeki kadın konukevine yerleştirdi.Ekipler, koruma altına aldıkları 2 aylık bebeği de kadın konukevine getirerek anne M.N'ye teslim etti.Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü yetkilileri, olayı bütün boyutlarıyla takip ettiklerini, M.N. ve bebeğine gerekli desteklerin verilmesine yönelik çalışmalarına devam edeceklerini bildirdi. OlayŞanlıurfa'da 7 Ekim'de Akşemsettin Mahallesi'nde yaralı bir kadının yardım istediğini gören vatandaşların ihbarı üzerine bulunan Suriyeli M.N. hastaneye kaldırılmıştı. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü tarafından oluşturulan 20 kişilik özel ekip tarafından yapılan araştırma sonucunda kadına işkence yaptığı iddia edilen İ.A. gözaltına alınmış, adliyeye sevk edilen şüpheli tutuklanmıştı.
"Ebüzziya Ailesi" Sergisi Türk Kültür Tarihine Işık Tutacak
İSTANBUL (AA) - AHMET ESAD ŞANİ - Basın, yayın ve matbaa alanlarında pek çok yeniliği bu coğrafyaya getiren Ebüzziya ailesinin 150 yılı aşkın tarihçesi, 'Kültür ve Sanat Hayatımızda Ebüzziya Ailesi' sergisine yansıyacak.Ömer Faruk Şerifoğlu'nun küratörlüğünde yaklaşık bir aylık yoğun bir çalışmayla hazırlanan sergi, yakın kültür tarihine ışık tutacak.'Matbaa-i Ebüzziya' ile ailenin üç kuşak kesintisiz süren basın, yayın, siyaset sahnesindeki serüveni, Ebüzziya Tevfik Bey ile başlıyor.'Ebüzziya' mahlasını 1876'dan itibaren eserlerinde kullanan Mehmed Tevfik, Osmanlı'nın son dönem yayın, sanat ve edebiyat ortamının önde gelen isimleri arasında yer alıyor.Ebüzziya Tevfik Bey yazar, şair, siyaset adamı, matbaacı, grafiker, ressam, reklamcı, seramikçi, halıcı, peyzaj mimarı, dekoratör, hattat, ince marangoz gibi pek çok unvanı aynı anda taşıyor.Takvim denilince akla gelen ilk isim olan Ebüzziya Tevfik Bey, hayatı boyunca cehaletle ve ülkeye zarar getirebilecek durumlarla da mücadele ediyor. Ebüzziya'nın vefatından sonra ise bayrağı, oğulları Talha ve Velid Ebüzziya Bey ile torunu Ziyad Ebüzziya Bey devralıyor.Kazlıçeşme Sanat'ta yarın ziyarete açılacak sergide, aileye ilişkin pek çok eser ve arşiv belgesi meraklılarının beğenisine sunulacak.Serginin küratörü sanat tarihçisi Ömer Faruk Şerifoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ebüzziya ailesiyle tanışmasının 1989'da bir gazeteci olarak Ziyad Ebüzziya'nın kapısını çalmasıyla başladığını söyledi.'Sergiyi birkaç yıldır planlıyoruz'Vefatına kadar Ziyad Ebüzziya'nın fahri olarak asistanlığını yaptığını belirten sanat tarihçisi Şerifoğlu, şunları kaydetti:'Geriye dönüp baktığımızda yaptığım iş bir tür asistanlıktı. Tekerlekli sandalyeye mahkum olmuştu ve evden çıkamadığı için dışarıdaki birtakım işlerini ben hallediyordum. Haftanın üç dört günü muhakkak o evden birtakım şeyler öğrenerek, her gün yeni bir şeylerle donanarak çıktığımı hatırlıyorum.'Amcası Velid Ebüzziya ile ilgili bir çalışma yapılması durumunda, Ziyad Ebüzziya'nın elindeki bütün dokümanları paylaşacağını söylediğini aktaran Şerifoğlu, Ziyad Beyin vefatından sonra aile için bir şeyler yapma isteğinin artarak devam ettiğini dile getirdi.Bunun sadece bir sanat sergisi olmadığını, Ebüzziya ailesine ilişkin bir kültür tarihini de içinde barındırdığını ifade eden Şerifoğlu, serginin birkaç yıldır fikir aşamasında olgunlaştığını söyledi.Matbaa-i Ebüzziya büyük başarılar elde ettiŞerifoğlu, ilk olarak Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy ile konuşmalarında gündeme gelen sergiyi açma kararını, yaklaşık bir ay önce aldıklarını kaydetti.Kararın bu kadar kısa bir zamanda hayata geçirilmesini beklemediğini dile getiren Şerifoğlu, '30 yıllık bir birikim var geride. Bu işi toparlayıp sergilenebilir hale getirebilmemiz ve bir kitap yapmamız bir ayın ürünü diyebilirim.' ifadelerini kullandı. Sanat tarihçisi Şerifoğlu, Ebüzziya'nın kelime olarak 'Ziya'nın babası' anlamına geldiğini, Ebüzziya Tevfik Bey'in 1874'te Rodos'a sürgün edildiğinde evde bıraktığı 4 yaşındaki oğlu Ziya'ya hasretle gönderdiği yazılarda, 'Ebüzziya' adını kullandığını aktardı.Kelimenin aynı zamanda 'ışığın babası' anlamına da geldiği ve Tevfik Ebüzziya'nın kurduğu Matbaa-i Ebüzziya'nın büyük başarılar elde ettiği bilgisini veren Şerifoğlu, 'Öyle bir matbaa tesis etmiş ki Avrupa matbaalarıyla yarışıyor. 1890'ların İstanbul'unda Belçika, Danimarka, Paris ve İtalya'ya baskı işleri yapıyor.' ifadesini kullandı.Sürgünlerle kesintiye uğrayan bir hikayeAilenin hikayesinin sürgünlerle kesintiye uğradığını, bütün zorluklara rağmen önce Ebüzziya Tevfik ardından da üç oğlu ve torunu sayesinde üç kuşak boyunca matbaa ve yayımcılık serüveninin devam ettiğini kaydeden Şerifoğlu, 'Hem yayın çeşitliliği, vizyonu ve tasarımı hem de kalitesiyle Türk kültür hayatımıza, bizim yayıncılık ve matbaacılık hayatımıza damgasını vurmuş bir ailedir.' diye konuştu.Şerifoğlu, bu süreçte ailenin elinde kalan ve farklı kaynaklardan ulaşılan fotoğraf ve evrak gibi çok sayıda materyalin bulunduğunu dile getirdi.Ziyad Ebüzziya'nın vefatına kadar evinde bir seramik fırını bulunduğundan ve Konya'da sürgündeyken seramik boyarken bir fotoğrafı olduğundan bahseden Şerifoğlu, 'Aile de çok yönlü, eski tabirle hezarfen denilir, yani bin hüner sahibi anlamında. Ebüzziya Tevfik, kelimenin hakkını veren 20 küsur alanda birinci sınıf düzeyde eser vermiş bir adam. Çocukları Velid Bey de hakeza... Ziyad Bey belli ölçüde bir şeyler yapmış.' değerlendirmesinde bulundu.Sergide mektuplar, aile albümleri, soy ağacı, özel eşyalar yer alacakŞerifoğlu, Ziyad Ebüzziya'nın kızı Alev'e 10'uncu yaş armağanı olarak hazırladığı 1948 yılına ait fincanın hikayesine ilişkin ise şunları aktardı:'Büyük dede Ebüzziya Tevfik'in seramik boyarken fotoğrafından söz ettim. Evde Ziyad Bey'in bir seramik fırını olduğundan bahsettim. Ziyad Ebüzziya 1948'de Alev Ebüzziya'ya 10'uncu yaş armağanı olarak bu fincanı hediye etmiş. Bunu Paris'e gittiğimde Alev abla 'Bunun kıymetini sen bilirsin' diyerek bana vermişti. Bu fincan böylelikle bana geçmiş oldu. On yaşında fincanın hediye edildiği çocuk, bugün dünyanın sayılı seramik sanatçılarından biri kabul ediliyor.'Yarın açılışı yapılacak sergide, Ebüzziya Tevfik Bey'in 1881'de kurduğu, oğulları Talha ve Velid ile torunu Ziyad Ebüzziya tarafından 1949'a kadar sürdürülen 'Matbaa-i Ebüzziya' ile tanınan aileden kalan materyaller gün yüzüne çıkacak.Sergide, Takvim-i Ebüzziya, Matbaa-i Ebüzziya, Ebüzziya Kartpostalları, Meclis-i Mebusan Seçim Mazbatası'nın da arasında bulunduğu arşiv kayıtlarının yanı sıra mektuplar, aile albümleri, soy ağacı, aile üyelerine ilişkin bilgiler ve aileye ait bazı özel eşyalar da yer alacak.'Kültür ve Sanat Hayatımızda Ebüzziya Ailesi' sergisi, 27 Aralık'a kadar Kazlıçeşme Sanat'ta görülebilecek.
Temasta Bulunduğu Kişileri Bildirmeyen Kovid-19 Hastası Hakkında Soruşturma
KÜTAHYA (AA) - Kütahya'nın Hisarcık ilçesinde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) testi pozitif çıkan kişi hakkında, temaslı olduğu kişileri bildirmediği gerekçesiyle soruşturma başlatıldı.Kovid-19 şüphesiyle hastaneye başvuran M.K, yapılan testi pozitif çıkınca izolasyona alındı, filyasyon ekipleri de hastanın temaslı olduğu kişilerin belirlenmesi için çalışma başlattı.Yapılan araştırmada M.K'nin temas kurduğu 4 kişinin adını filyasyon ekiplerine bildirmediği tespit edildi.Bunun üzerine M.K'ye Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun ilgili maddesi gereğince para cezası uygulanarak durum savcılığa bildirildi.M.K. hakkında 'Bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişinin üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası cezalandırılacağı' hükmü kapsamında adli işlem başlatıldı.
Evlerinde Uyuşturucu Bulunan Çift Gözaltına Alındı
İSTANBUL (AA) - Esenyurt'ta evlerinde uyuşturucu yakalanan karı koca gözaltına alındı.Alınan bilgiye göre, V.A. ve G.N.A. çiftinin uyuşturucu ticareti yaptığını belirleyen Esenyurt İlçe Asayiş Büro Amirliğine bağlı ekipler şahısları takibe aldı. Polisin yaptığı üst aramasında çiftin üzerinde sahte dolar bulundu. Savcılık izniyle şahısların evinde yapılan aramada da 1,5 kilogram metamfetamin, 7 silah, 7 cep telefonu ve hassas terazi ele geçirildi. Emniyetteki işlemleri tamamlanan ve benzer suçlardan sabıkası olduğu tespit edilen zanlılar, adliyeye sevk edildi.
Reklam