onedio
Afyonkarahisar'da Uyuşturucu Operasyonu
AFYONKARAHİSAR (AA) - Afyonkarahisar'ın İscehisar ilçesinde, evinde uyuşturucu hap ele geçirilen Suriye uyruklu gözaltına alındı.İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, İscehisar'da Suriye uyruklu H.A.'nın uyuşturucu madde ticareti yaptığı bilgisi üzerine çalışma başlattı.Ekipler, H.A'nın evine düzenlediği operasyonda, 117 uyuşturucu hap ele geçirdi.Gözaltına alınan şüpheli emniyete götürüldü.
Avrasya Ülkelerinde Kovid-19'La İlgili Gelişmeler
KİEV (AA) - Ukrayna, Gürcistan, Kırgızistan, Kazakistan ve Özbekistan'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını etkisini sürdürüyor.Ukrayna Sağlık Bakanı Maksim Stepanov, ülkede son 24 saatte 7 bin 342 kişide virüsün görülmesiyle vaka sayısının 370 bin 417'ye çıktığını bildirdi.Stepanov, son 24 saatte 78 binden fazla Kovid-19 testinin yapıldığını aktararak, ölü sayısının 113 artışla 6 bin 868 olduğunu kaydetti.Virüse yakalanan 976 kişinin hastaneye kaldırıldığını belirten Stepanov, iyileşenlerin sayısının ise 2 bin 990 artarak 151 bin 632'ye ulaştığını ifade etti.Karantina uygulamasının sene sonuna kadar uzatıldığı Ukrayna’da bölgelerdeki vaka sayılarına göre farklı tedbirler uygulanıyor. Ülkede ağustos başında vaka sayıları tekrar yükselmeye başlamış, 23 Ekim’de 7 bin 517 kişide virüsün görülmesiyle günlük en yüksek rakam yaşanmıştı.Gürcistan Gürcistan Başbakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, ülkede son 24 saatte 20 hasta salgın nedeniyle hayatını kaybetti ve ölü sayısı 273'e ulaştı. 1709 kişide Kovid-19'un görülmesi ile toplam vaka sayısı 35 bin 567'ye, sağlığına kavuşan hastaların sayısı da 2 bin 75 artarak 16 bin 904'e yükseldi.Eylül başından itibaren günlük tespit edilen vaka sayılarının gittikçe arttığı ülkede, 3 bin 324 kişi karantinada, 4 bin 209 kişi hastanelerde ve 2 bin 346 kişi ise Kovid-19 hastaları için ayrılmış otellerde gözetimde tutuluyor.KazakistanKazakistan Sağlık Bakanlığının verilerine göre, son 24 saatte Kovid-19 vaka sayısı 268 artarak 111 bin 100'e çıktı.Virüsten iyileşenlerin sayısı 176 artarak 106 bin 59'a, ölenlerin sayısı 5 artarak 1840'a ulaştı.Ülkede 287'si çocuk 3 bin 201 Kovid-19 hastasının tedavisi sürüyor, 117 kişinin sağlık durumu ağır, 13 kişinin durumu kritik olarak değerlendiriliyor.Kovid-19 belirtileri bulunan test sonuçları negatif olan zatürre vaka sayısı ise son 24 saatte 174 artarak 37 bin 379'a yükseldi.Zatürreden iyileşenlerin sayısı 28 bin 659'a ulaşırken, hayatını kaybedenlerin sayısı 1 artarak 397'ye çıktı.ÖzbekistanÖzbekistan Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, dün akşamdan beri ülkede Kovid-19 vaka sayısının 172 artarak 66 bin 313'e, virüs kaynaklı ölüm sayısının ise 2 artarak 560'a çıktığı bildirildi. Açıklamada, iyileşenlerin sayısının 123 artarak 63 bin 446 olduğu ve şimdiye kadar virüs tespit edilen hastaların yüzde 95'inin iyileştiği aktarıldı.Ülkedeki hastanelerde 2 bin 307 hastanın tedavisi sürüyor.Karantina tedbirlerinin 15 Ağustos'tan itibaren aşamalı olarak gevşetildiği Özbekistan'da, ağustos ayının sonundan başlayarak 300'ün altında seyreden günlük vaka sayısı, eylülde yükselişe geçerek 700'ün üzerine çıkarken, ekimden itibaren ise 300 civarında gerçekleşiyor.KırgızistanKırgızistan Sağlık Bakanlığının verilerine göre, son 24 saatte 522 kişide Kovid-19 tespit edilirken toplam vaka sayısı 57 bin 798'e çıktı.Ülkede 460 hastanın iyileşmesiyle sağlığına kavuşanların sayısı 49 bin 97'ye ulaştı.Son 24 saatte Kovid-19 nedeniyle 1 kişinin yaşamını yitirmesiyle toplam can kaybı 1138’e yükseldi. Evlerinde 3 bin 580 hastanın doktorların gözetiminde olduğu hastanelerde ise 3 bin 444 kişinin tedavi gördüğü belirtildi. Hastanelerdeki hastaların 93’ünün çok ağır, 878’inin ağır, 2 bin 396’sının durumunun da orta ağırlıkta olduğu aktarıldı.
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Lee'nin 17 Yıllık Hapis Cezası Onandı
SEUL (AA) - Güney Kore'de yüksek mahkeme, 'rüşvet ve görevini kötüye kullanmak' suçlamalarıyla 2018'de 15 yıl hapis cezasına çarptırılmasından sonra 2019'da kefaletle serbest bırakılan eski Devlet Başkanı Lee Myung-bak hakkında verilen 17 yıllık hapis cezasını onadı.Yonhap ajansının haberine göre, Güney Kore'de 2008-2013 yıllarında devlet başkanlığı yapan Lee'ye verilen 17 yıl hapis cezası kesinleşti. Mahkeme, eski devlet başkanı hakkında verilen 17 yıl hapis cezasıyla birlikte Lee hakkında verilen 10,9 milyon dolarlık para cezası hükmünü de onayladı.Lee, 2018'de aldığı 15 yıllık hapis cezasının azaltılması için temyize gitmesinin ardından 17 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.Güney Kore'de, 'rüşvet ve görevini kötüye kullanmak' suçlamalarıyla 2018'de tutuklanan ve 15 yıl hapis cezasına çarptırılan eski Devlet Başkanı Lee Myung-bak geçen yıl kefaletle serbest bırakılmıştı. Lee, daha sonra kararı temyize götürmüştü. Eski Devlet Başkanı Lee'nin 2008-2013 yıllarında görev yaptığı sırada istihbarat ajansı, iş adamları ve diğerlerinden yaklaşık 10 milyon dolar rüşvet aldığı ileri sürülmüştü.
Bulgaristan'da Kovid-19 Salgını Nedeniyle Yeni Önlemler Açıklandı
SOFYA (AA) - Bulgaristan'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakalarında süren hızlı artış nedeniyle gece kulübü ve benzeri eğlence yerleri kapatıldı, lise ve üniversiteler uzaktan eğitime geçti.Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, son 24 saatte 2 bin 760 yeni Kovid-19 vakası tespit edildi, toplam vaka sayısı 42 bin 701'e çıktı. Ülkede bugüne kadar 1161 kişi hastalık nedeniyle yaşamını yitirdi.Bakanlık ayrıca son dönemde günlük vaka sayısında 300 civarında artış kaydedilmesi nedeniyle salgınla mücadelede yeni önlemler açıkladı. Buna göre bugünden itibaren yürürlüğe girecek önlemler çerçevesinde gece saatlerinde eğlence hizmeti veren tüm mekanlar kapanacak, spor müsabakaları iki hafta seyircisiz düzenlenecek, tiyatro, sinema ve konser salonları yüzde 30 sınırlı kapasiteyle faaliyet gösterecek, kapalı ticari mekanlarda bir kişiye 3 metrekarelik alan tesis edilecek.Ayrıca Turistik turlar tamamen iptal edilecek, hastanelerde acil olmayan planlı ameliyatlar en az iki haftalığına ertelenecek. Yine önlemler çerçevesinde lise ve üniversiteler bugünden itibaren uzaktan eğitim sistemine geçti. Ülkede 250 bini aşkın lise ve üniversite öğrencisi bulunuyor. Sağlık Bakanı Kostadin Angelov, Facebook'taki açıklamasında, 'Bugün alınan önlemler de ihmal edilirse yakın bir zamanda önlem alınması için artık geç olacağını görebiliriz. Sosyal mesafeyi artıralım. Önümüzde zor bir kış dönemi var. Grip sezonuna girerken sağlık sistemimizin dayanma gücü kalmayabilir.' dedi.Bu arada yeni önlemlere ilk tepki gece kulübü, disko gibi eğlence yerleri sahiplerinden geldi. Lokanta ve Eğlence Yerleri Branş Birliğinin Başkanı Riçard Alibegov, bu durumda ülkede 130 bin kişinin işsiz kalacağını bildirdi. Alibegov, 'Bulgaristan’ın gece hayatını iptal edenler, aslında önce güvenlik, temizlik şirketlerin personelini, şarkıcı ve diğer sanatçıları işsiz bırakacaklarını, ondan sonra barmen ve garsonların da işinden olacaklarını bilmeli.' dedi.Bulgaristan’da salgın nedeniyle geçen hafta kalabalık kamusal yerlere maske zorunluluğu getirilirken, karantina süresi 14 günden 10 güne indirilmişti.
Gençler Pedalları "Cumhuriyet" İçin Çevirdi
DÜZCE (AA) - Düzce'de 200 bisikletli, Cumhuriyetin 97. yılı dolayısıyla 97 kilometre yol yaptı.Türkiye Bisiklet Federasyonu Düzce İl Temsilciliği tarafından 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla düzenlenen etkinlik kapsamında Anıtpark Meydan'ında toplanan üyeler, bisikletlerini Türk bayraklarıyla donattı.Türk bayraklı tişörtler giyen bisikletliler, daha sonra Türkiye Bisiklet Kulübü Federasyonu Düzce İl Temsilcisi Selim Cicu'nun verdiği startla bazı ilçeleri ve kent merkezini kapsayan 97 kilometrelik güzergahta pedal çevirdi.Cicu, yaptığı açıklamada, Cumhuriyetin 97. yılı şerefine 97 kilometrelik bisiklet turu düzenlediklerini söyledi.Tura katılımın yüksek olduğunu belirten Cicu, 'Her bir kilometreye bir yıl dedik. Genç arkadaşlarımızla bunu her yıl gerçekleştiriyoruz. Bu yıl biraz daha farklı yapalım istedik. O yüzden halkımızı da davet ettik. Hep beraber ilçelerimizi gezerek turu tamamlamayı planlıyoruz.' dedi.Cicu, turun birçok ilçeyi ve kent merkezini kapsadığını dile getirerek, gençlerin 'Cumhuriyet' için pedal çevirdiğini sözlerine ekledi.
Grafikli- ABD'de 3 Kasım Başkanlık Seçim Süreci Nasıl İşleyecek?
WASHINGTON (AA) - DİLDAR BAYKAN - ABD, 'tarihi' olarak kabul edilen 59. başkanlık seçimleri için gün sayarken, seçim sürecinin nasıl işleyeceği, Demokratlar ile Cumhuriyetçileri karşı karşıya getiren postayla oy kullanma uygulaması ve seçim sonrasındaki muhtemel tartışmalı süreç, ülkenin bir numaralı gündem maddesi haline gelmiş durumda.ABD'de 3 Kasım Salı günü yapılacak başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Donald Trump ile Demokrat Joe Biden, Beyaz Saray'ı kazanabilmek için kozlarını paylaşacak.Anketlere bakıldığında Biden yarışı önde götürürken, analistler, 2016'daki seçimlerde anketlerin yanlış çıktığına işaret ederek Trump'ın da hala kazanma şansı olduğunu belirtiyor. Öte yandan ABD'deki seçim sistemi, Kovid-19 nedeniyle genişletilen postayla oy kullanma sistemi ve seçimden sonraki sürecin nasıl işleyeceği konuları gündemi meşgul ediyor.Postayla oy kullanma nedir?ABD'de seçim kanunlarına göre bir seçmen, belirli durumlarda seçim sandığına gitmeden uzaktan posta yoluyla oy kullanabiliyor. Kovid-19 salgınına kadar ABD'de sadece birkaç eyaletteki seçmenler, sandığa gitmeden posta yoluyla oy kullanıyorlardı.Ülkedeki birçok eyalet ise geçerli bir mazereti olan seçmenlere (yurt dışında bulunmak, hastalık, mecburi görev, askerlik gibi) önceden başvuruda bulunmak kaydıyla posta yoluyla oy kullanma seçeneğini sunuyor. Az sayıdaki eyalet ise herhangi bir mazeret belirtmeden de sadece başvuru yapılması durumunda söz konusu seçmenlere postayla oy kullandırıyor.Ülkeyi vuran Kovid-19 salgını ise tüm bu yerleşik geleneği önemli ölçüde etkilemiş durumda. Salgını zaten 'geçerli bir mazeret' olarak kabul eden birçok eyalet, tüm seçmenlerinin herhangi bir başvuruda bulunmasalar bile sandık başına gitmeden posta yoluyla oy kullanabilmesinin önünü açtı.Son verilere göre, ABD'de 9 eyalet ve başkent Washington DC'de kayıtlı 44 milyon seçmene (yüzde 21) herhangi bir başvuruya gerek olmaksızın 'otomatik olarak' oy pusulaları gönderiliyor. Bu eyaletlerin çoğunda Demokrat seçmenler ön planda.34 eyalette kayıtlı 118 milyon seçmene (yüzde 57) 'başvuruda bulunması halinde evlerine oy pusulası' gönderilecek şekilde postayla oy kullanma hakkı tanınıyor. Bu kişiler bir mazeret bildirmek zorunda olmadığı gibi koronavirüs salgınını da mazeret olarak gösterebiliyor.Kalan 7 eyalette kayıtlı 46 milyon seçmen ise (yüzde 22) posta yoluyla oy kullanabilmek için Kovid-19 dışında 'geçerli bir mazeret bildirmek' zorunda. Çoğu Cumhuriyetçi olan bu eyaletlerdeki seçmenlerin büyük çoğunluğunun 3 Kasım'da sandık başında oy kullanması bekleniyor.Kritik eyaletlerdeki sayım süreci, seçim gündemini belirleyecekEyaletlerde postayla oy talep etme ve oy pusulalarının adreslere gönderilmesi işlemleri, şu anda tüm eyaletlerde sona ermiş durumda.Postayla gönderilen oy pusulalarının üzerine vurulan posta damgası için son gün 3 Kasım olsa da hangi tarihe kadar gelen oyların kabul edileceği ya da oyların resmi sayım sürecine ne zaman başlanacağı konusunda her eyaletin farklı uygulaması bulunuyor.Seçimin kaderini belirleyecek kritik eyaletlerden Florida'da 3 Kasım'dan sonra seçim merkezlerine ulaşan ve posta yoluyla kullanılan oylar kabul edilmeyecek.Eyalette posta yoluyla gelen oyların sayımına, seçim gününden 22 gün önce başlandı. Gerek seçim gününden sonra oyların kabul edilmeyecek olması gerek sayım sürecine erken başlanması sebebiyle bu eyaletteki sonuçların 3 Kasım gecesi büyük oranda netleşmesi bekleniyor.Bir diğer kritik eyalet Pensilvanya'da ise ABD Yüksek Mahkemesi, 6 Kasım'a kadar seçim merkezlerine ulaşan oyların kabul edilmesine hükmetti. Postayla ulaşan oyların sayımına, seçim gününden önce başlanamayacak eyalette, sonuçların büyük ihtimalle gecikmesi bekleniyor.Seçim sonuçlarının kafa kafaya çıkması durumunda, Florida'nın 29, Pensilvanya'nın ise 20 Seçiciler Kurulu Delegesi, muhtemelen seçimlerin kaderini belirleyecek.Diğer kritik eyaletlerden Wisconsin ve Arizona'da, 3 Kasım'dan sonra ulaşan oy pusulaları kabul edilmezken; Kuzey Carolina 6 Kasım'a, Michigan'da ise 17 Kasım'a kadar ulaşan oy pusulaları geçerli sayacak.Kuzey Carolina ve Arizona'da oyların sayım işlemine seçimlerden 14 gün önce başlandı ancak Michigan ve Wisconsin'de oyların sayımı, seçim gününe kadar mümkün olmayacak.Seçiciler Kurulu bakımından Michigan'ın 16, Wisconsin'in 10, Kuzey Carolina'nın 15, Arizona'nın ise 11 delegeye sahip olması, tüm bu eyaletleri yeni başkanın belirlenmesi noktasında hayli önemli konuma taşıyor.74 milyonu aşkın seçmen erken oy kullandıYakın tarihteki seçimlere bakıldığında, sandığa gitme oranının yüzde 55'ler seviyesinde gerçekleştiği ülkede, bu yıl sandık başında ya da posta yoluyla kullanılan erken oyların sayısındaki kayda değer artış dikkat çekiyor.Ülkede 74 milyonu aşkın kişi, halihazırda oyunu kullanmış durumda. Bu kişilerin 49 milyondan fazlasının posta yoluyla, 25 milyondan fazlasının da seçim merkezlerine giderek sandık başında oyunu kullandığı belirtiliyor.ABD'de sadece erken kullanılan oylarla 2016'daki toplam kullanılan oy sayısının 3'te 1'inden fazla olması ve Cumhuriyetçi seçmenlerin büyük oranının oy için 3 Kasım'ı beklediği göz önüne alındığında, bu yılki seçimlere katılımın yüzde 65 seviyesini bulabileceği tahmini yapılıyor.Beyaz Saray’a giden yol 270 delegeden geçiyor ABD'de başkanlık seçimlerinde en fazla oyu alan aday değil en fazla delegeyi kazanan aday, başkanlık koltuğuna oturuyor.'Delegeler Kurulu' (Electoral College) adı verilen sistemde, her eyalete farklı ağırlıklarla dağıtılmış toplam 538 delege bulunuyor. Bu sayının yarıdan 1 fazlasına, yani 270 delegeye ulaşan aday, başkan olmaya hak kazanıyor.2016'daki son seçimleri kazanan Trump 304 delegeye ulaşmış ancak rakibi Hillary Clinton, Trump'tan yaklaşık 3 milyon daha fazla oy almıştı. 3 Kasım'dan sonra ABD'yi nasıl bir süreç bekliyor? ABD'de seçim süreci, esasen seçim gününden sonra da uzun bir süreyi kapsıyor.Seçim sonuçlarının gecikmesi durumunda, sonraki aşamalar için Anayasa ve kanunlarla belirlenmiş bazı tarihlerin değiştirilmesi söz konusu olmadığından, bu durum da beraberinde yeni bir kaos getirebilir.Tarihler, eyaletlere göre farklılık gösterse de tüm eyaletlerin 10 Kasım-11 Aralık'ta seçim sonuçlarını resmen onaylaması gerekiyor.Tüm eyaletler, 8 Aralık'a kadar tüm oyları sayıp, hangi adayın delege oyu kazandığına karar vermek zorunda. 14 Aralık'a kadar her eyaletin Seçiciler Kurulu üyesi, başkan adayına oyunu verip, bu oyları Washington'a göndermeli. Gönderilen oyların en geç 23 Aralık'a kadar ABD Kongresine ulaşması gerekiyor.3 Kasım'da yapılacak seçimlerde seçilen Temsilciler Meclisi ve Senato üyeleri, 3 Ocak'ta yemin ederek görevlerine başlayacak.6 Ocak'ta ise hem Temsilciler Meclisi hem de Senato Üyeleri, Temsilciler Meclisi Genel Kurulu salonunda bir araya gelecek.Aynı zamanda Senato Başkanı da olan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence'in başkanlığında, Kongre'nin her iki kanadından birer temsilcisi eyaletlerden gelen oyları alfabetik sıraya göre okuyup sayacak. Bu süreç tamamlandıktan sonra kendisine teslim edilen sonuçları Pence, resmi olarak duyuracak ve varsa itirazları dinleyecek.Tüm bu takvimin normal olarak işlemesi durumunda, ABD'nin yeni başkanı 20 Ocak'ta düzenlenecek yemin töreniyle görevine resmen başlayacak.
Reklam
Hatay'da Sahte İçki Operasyonunda 2 Şüpheli Yakalandı
HATAY (AA) - Hatay'ın Defne ilçesinde 62,5 litre sahte içki ele geçirildi, 2 zanlı gözaltına alındı.İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, sahte içki bulundurulduğu belirlenen Armutlu Mahallesi'ndeki 2 iş yerine operasyon düzenledi.İş yerlerinde 62,5 litre sahte içki ele geçirildi, A.B. ve A.T. gözaltına alındı.
Reklam
Atatürk'e Saygı İçin Samsun'dan Ankara'ya 500 Kilometre Pedal Çevirecekler
SAMSUN (AA) - Samsun'da iki bisikletçi, 'İlkadım'dan Son Yolculuğa' sloganıyla Ankara'ya doğru yola çıktı.Bisikletçiler Adem Bekdemir ve Furkan Kumkaya, Mustafa Kemal Atatürk ile 18 silah arkadaşının 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktığı Kurtuluş İskelesi'nden Anıtkabir'e, 'Ata'ya saygı sürüşü' başlattı.Başkente ulaşmak için yaklaşık 500 kilometre pedal çevirecek bisikletçiler, 10 Kasım Atatürk'ü Anma Günü'nde Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün huzuruna çıkmayı hedefliyor.Furkan Kumkaya, AA muhabirine, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ile 10 Kasım arasındaki süreçte bisiklet ile Samsun-Anıtkabir rotasını izleyerek, geçtikleri şehir, ilçe ve köylerde Atatürk'ün izlerini bulup sosyal medyadan dünyaya anlatacaklarını söyledi.Atatürk'ün sadece belirli günler değil, her gün anılması gerektiğine işaret eden Kumkaya, 'Yapacağımız yolculuk ile bugüne kadar üzerinde hiç durulmamış Kurtuluş Yolu'nu ve Ata'mızın halkı uyandırmak adına attığı ilk adımdan son nefesine kadar mücadelesini kendi zorlu yolculuğumuz ile bağdaştırıp, bayrağı devraldığımızı herkese anlatmayı hedefliyoruz. Bu sayede önemli bir iki günde değil, her zaman onu anmak ve hatırlamak gerektiğine vurgu yapmış olacağız.' diye konuştu.Adem Bekdemir ise 13 günde Anıtkabir'e ulaşarak, Ata'nın huzuruna çıkmayı hedeflediklerini kaydetti.
Bahçeşehir Koleji Öğretmenlerinden 29 Ekim'e Özel Etkinlik
İSTANBUL (AA) - Cumhuriyetin 97’nci yıl dönümünde “Atatürk’ün Yolu “Cumhuriyet” özel yayını bugün saat 20.00’de Bahçeşehir Koleji’nin resmi youtube kanalında izleyicilerle buluşacak. Bahçeşehir Koleji açıklamasına göre, 'Atatürk’ün Yolu Cumhuriyet' hikayesi, Bahçeşehir Koleji müzik öğretmenleri tarafından seslendirilirken, tiyatro sanatçısı Cem Kurtoğlu tarafından anlatıldı. Mekan ise özel olarak seçildi. Tarihi 250 yıl öncesine dayanan ve Bahçeşehir Ünivesitesi tarafından restore edilen tarihi St. Pierre Han belirlendi.İstanbul’un tarihinde birçok ilke tanıklık etmiş bu tarihi handa Mustafa Kemal Atatürk'ün doğduğu topraklardan Cumhuriyet'in kurulma sürecine kadar yaşanılanlar müzik eşliğinde hikayelerle anlatıldı.Atatürk’ün annesine duyduğu özlem, gaziliği, Çanakkale savaşındaki başarısı, güçlükle gerçekleştirdiği kongreleri, halkın ona inanmışlığını ve sonrasında Cumhuriyetin kuruluşunu anlatan hikayenin senaryosu Bahçeşehir Koleji Müzik Bölümü Başkanı Murat Demirlioğlu tarafından yazıldı. Hikayede seslendirilen ve herkesin kulağına aşina marşlar ve türkülerin yanı sıra özgün tematik besteler de Murat Demirlioğlu ve Bahçeşehir Koleji Orkestra sorumlusu Kerem Güney tarafından icra edildi.Günlerce süren hazırlıkların ardından Bahçeşehir Koleji öğretmenleri bu tarihi handa çekimleri gerçekleştirdi. Tarihi dokunun doğal sahne atmosferine dönüştüğü Han’da 30 kişilik öğretmen orkestrası, en güzel Cumhuriyet şarkılarını seslendirdi. Açıklamaya göre, Bahçeşehir Üniversitesi tarafından restorasyonu devam eden ve bittikten sonra Bahçeşehir Üniversitesi konservatuarı ana binası olarak hayatına devam edecek bu tarihi handa sanatın kalbi atmaya devam edecek.
Bursa'da Filyasyon Ekiplerinin Sayısı İki Katına Çıkarıldı
BURSA (AA) - Bursa Valisi Yakup Canbolat, yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadele kapsamında filyasyon ekiplerinin sayısını iki katına çıkardıklarını söyledi.Canbolat, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı törenlerinin gazetecilerin sorularını yanıtladı.Bir gazetecinin Kovid-19'daki vaka artışı nedeniyle Bursa'da sokağa çıkma kısıtlamasının olup olmayacağını sorması üzerine Vali Canbolat, 'Bir kısıtlama düşüncemiz şu an için yok. Bilim Kurulunun aldığı tavsiye kararları çerçevesinde ülke genelinde bir kısıtlama olacaksa bunu Bursa'da da uygulayacağız. Onun dışında İl Hıfzıssıhha Kurulu ve ilçelerimizdeki kurulları olarak zaten tüm kararları aldık.' dedi.Canbolat, Bursa'da ekim ayı itibarıyla Kovid-19 vakalarının hızla artışına dikkati çekerek, şunları kaydetti:'Bu hızı kesmemiz lazım. Bu konuda biz vatandaşlarımızın katkısını, desteğini ve meseleye sağduyulu bakışını istiyoruz. Hassas olmalarını bekliyoruz. Onun dışında biz de idari olarak filyasyon ekiplerimizi artırdık, iki katına çıkardık. Kamu kurumlarımızdan şoför ve araç desteğini İl Sağlık Müdürlüğü emrine verdik. Yoğun bakım sayılarını artırıyoruz. Onun dışında da denetimlerimizi hızlandırıp etkinliğini artıracağız. Vatandaşlarımızdan maske, mesafe ve temizlik kurallarına azami riayet göstermelerini bekliyoruz. Vatandaşlarımız tedbirleriyle bu işe çare olacak.'Vali Canbolat, kentte en çok vakanın Osmangazi ve Yıldırım bölgesinde olduğunu belirterek, hasta sayısındaki artış hızını durdurup geriye dönüşü sağlamayı amaçladıklarını sözlerine ekledi.
Reklam
Ermenistan Bölgeyi Ateş Çemberine Almak İçin Her Yolu Deniyor
İSTANBUL (AA) - GÜLSÜM İNCEKAYA - İnsani ateşkesleri daha ilk dakikasında ihlal eden Ermenistan'ın çatışma alanlarını Karabağ dışına yaymaya çalıştığını belirten uzmanlar, Erivan hükümetinin bazı devletlerden silah yardımı aldığını ve terör örgütü PKK/YPG üyelerinden oluşan bir ordu kurduğunu söyledi.Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Giray Saynur Derman ve Dünya Azerbaycanlıları Kongresi Başkanı Dr. Asıf Kurban, AA muhabirine yaptıkları değerlendirmede, Ermenistan'ın sivil yerleşim yerlerine saldırı düzenleyerek uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın 'savaş suçlusu' olarak yargılanması gerektiğini söyledi.Derman, Ermenistan’ın 1990’lı yıllarda başlayan işgal sürecinden bugüne kadar yaklaşık 20 bin Azerbaycan askerinin şehit olduğunu, 1,5 milyon kişinin ise mülteci ve göçmen durumuna düştüğünü vurguladı. Bölgenin doğal gaz ve petrol boru hattı koridoru olmasından dolayı iki ülke arasındaki gerilimin uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip edildiğini belirten Derman, “Sürekli bir şekilde insanlık suçu işleyen Ermenistan, Azerbaycan ile arasında sağlanan ateşkesleri ihlal etti. Ne ateşkes ne de diplomasi yolunu dikkate alan Ermenistan ordusu, provokatif saldırılarına devam etmektedir. Paşinyan yönetiminde Ermenistan savaş suçları işlemeye devam ediyor. Üç kez insani ateşkes ilan etme konusunda anlaşma sağlanmasına rağmen Ermenistan tarafı, anlaşmaya varılmasından hemen sonra ateşkesleri ihlal etmekten geri durmuyor.” diye konuştu.Derman, üçüncü kez ateşkesi ihlal eden Ermenistan’ın, sistematik bir şekilde sivil yerleşim yerlerine Smerch füzesi, roket, misket bombasıyla saldırı düzenlemesinin savaş suçu kapsamına girdiğini vurgulayarak şunları söyledi:'Ermenistan’ın bu saldırılardaki temel hedefinin Rusya’nın ve Batı ülkelerinin özellikle Fransa’nın desteğini alarak Azerbaycan’a karşı güç kullanımı sağlamak olarak değerlendirebilirim. Bu saldırıda Ermenistan’ın Rus silahlarını kullanması da ayrıca dikkat çekici. Saldırıların Azerbaycan topraklarında gerçekleşmesi Rusya’ya müdahale hakkı doğurmadığı gibi Azerbaycan’ın meşru müdafaa hakkı nedeniyle karşı saldırısını da haklı kılmaktadır.” Derman, Rusya'nın Batı ile iş birliğinden dolayı Ermenistan'a kızgın olduğunu, Hazar enerji havzasında pay sahibi ve Avrupa Birliği'nin (AB) gaz tedarikçisi olan Azerbaycan'ı ise karşısına almak istemediğini savundu. Derman, 'Ermenistan Azerbaycan karşısında askeri teçhizat ve ordu bakımından mukayese edilemeyecek kadar zayıftır. Bu saldırıyı yaparken kime güvenmektedir? Elbette önce Rusya sonra da Fransa’ya güvendiği aşikardır. Fransa özellikle Doğu Akdeniz meselesinden dolayı çatışma alanlarını genişletip Türkiye’ye hasmane hamle içine girdiği için Azerbaycan-Türkiye yakınlığını da hesaba katarak Karabağ üzerinden sıkıştırmaya çalışmaktadır.' değerlendirmesinde bulundu.'Savaş kanunlarının her ihlali bir savaş suçudur'Ermenistan'ın çatışma alanlarını Karabağ dışına yayıp, Azerbaycan’ı kendi toprakları dışına çekip, meşru müdafaa hakkını engelleyip suçlu konuma getirmeye çalıştığını vurgulayan Derman, şöyle devam etti: 'Bütün bu ihlaller bu amaçla yapılmaktadır. Oysaki bütün hesaplar ters döndü. Azerbaycan son derece başarılı bir şekilde ilerleyip topraklarını işgalden kurtarıp geri almaktadır. Kanaatimce Ermenistan’ın tüm bu haksız müdahalelerine sivillere saldırılarına rağmen, Azerbaycan’ın başarılı karşı taarruzuyla birlikte işgal altındaki Karabağ, Ermenistan’ın elinden alınarak yeniden ait olduğu ülke olan Azerbaycan’a geçecektir.'Derman, Paşinyan’ın tüm halkı savaşa davet etmesi, savaşın başka ülkenin topraklarında yaşanması, sivillerin hedef alınması, kamuya açık alanların ve askeri tesislerin hedef alınması gibi çeşitli suçlardan dolayı ferdi sorumluluk davasında yargılanabileceğini aktardı. Sivil halkın hedef alınarak öldürülmesi, gereksiz yere şehirlerin yakılıp yıkılması, askeri hedef olmayan din, eğitim, sanat, bilim ya da hayır amaçlarıyla kullanılan binalara, tarihi anıtlara ve hastanelere saldırılar gibi eylemlerin savaş suçu kapsamında değerlendirildiğini vurgulayan Derman, sözlerini şöyle sürdürdü:'Devletler arası çatışmalarda savaş kanunlarının her ihlali bir savaş suçu sayılmaktadır. Savaş suçları uluslararası insani hukuk kapsamında, insanlık suçları olarak da nitelendirilir. Savaş suçlarının uluslararası insani hukuk alanında önemli bir yeri vardır ve Nürnberg Uluslararası Askeri Ceza Mahkemesi gibi uluslararası mahkemeler bu amaçla düzenlenmiştir.''Ermenistan terörist bir devlet haline geldi'Dünya Azerbaycanlıları Kongresi Başkanı Kurban da Ermenistan'ın anlaşmanın mürekkebi kurumadan üçüncü kez insani ateşkesi ihlal ettiğini ve Azerbaycan’ın sivil yerleşim yerlerine yasaklı füzelerle saldırı düzenlediğini söyledi.Ermenistan'ın cephede kaybettikçe, bölgeyi bir ateş çemberi içine almak için her yolu denediğini ifade eden Kurban, şöyle konuştu:'Ermenistan'ın, bölge güvenliği için tehlikeli olduğu kanıtlanmış durumda. PKK/YPG ve benzeri terörist grupları getiriyor. Ermenistan Savunma Bakanı'nın Ermeni askerleriyle birlikte bir fotoğrafı yayınlandı. Fotoğrafta, Ermenistan Savunma Bakanı'nın yanında oturan çıplak ayaklı bir Ermeni askerinin üniforması Azerbaycan askeri üniformasıyla aynıydı. Amaç ortada, bir çatışma sonucu bu terörist ölseydi, bu fotoğraf üzerinden Azerbaycan terörist grupları bölgeye getiriyor yalanına başvuracaklardı. Dünya kamuoyunu yanıltma girişimleri de bir bir deşifre oluyor.' Kurban, Ermenistan ordusunun paralı teröristlerden oluştuğunu vurgulayarak 'Ordusu teröristlerden oluşan Ermenistan da terörist bir devlet haline dönüştü. Paşinyan, dağılan ordusu yerine terörist gruplardan ve paralı askerlerden oluşan bir ordu kurdu.' dedi.Norduz sınır kapısından Ermenistan'a yardımların gittiğine dair iddialar olduğunu da belirten Kurban, İran'ın bölge barışı adına bir an önce bu sınır kapısını kapatması gerektiğini söyledi.Kurban, 8 milyar dolar dış borç ve 1,5 milyar dolardan az bir döviz rezervine sahip olan Ermenistan'ın ekonomik gücünün üstünde silahlara nasıl sahip olduğunun sorgulanması gerektiğine işaret ederek şunları kaydetti:'Ermenistan ekonomik olarak çökmüş durumda. Fakat elindeki silahların değeri ekonomik gücünün çok üstünde. Ermenistan'a giden bedava silahların olduğu ortada. Özellikle AGİT Minsk grubunda yer alan ve açık şekilde Ermenistan'ın tarafını tutan Fransa’nın AGİT grubundan çekilmesini istiyoruz. Azerbaycan halkı tek yumruk gibi bütünleşmiş durumda ve Ermeni teröristler tarafından işgal edilmiş topraklarını temizlemekte kararlıdır. Bunu da başarılı bir şekilde sahada uygulamakta, 30 yıldır işgal altında olan tarihi topraklarını işgalcilerden kurtarmaktadır. Azerbaycan bu başarısı ile bölgeye barış getirecektir.'Kurban, Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gibi vicdanlı her ülkenin ve bireyin Azerbaycan'ın yanında yer alması gerektiğini vurgulayarak bölgede barışın ve adaletin tesisi için Ankara'nın diplomatik temaslarını sürdürdüğünü dile getirdi.Dünya medyasının Ermeni teröristlerinin Azerbaycan’da yaptığı sivil katliamları görmezden geldiğine de değinen Kurban, Türkiye medyasının Azerbaycan'ın haklı davasını tüm dünyaya duyurduğunu ifade etti.
Uluslararası Türk Kültür Ve Miras Vakfından Ermenistan'ın Azerbaycan'a Saldırılarına Kınama
BAKÜ (AA) - Uluslararası Türk Kültür ve Miras Vakfı Başkanı Günay Efendiyeva, Ermenistan'ın Azerbaycan'ın Berde kentine gerçekleştirdiği füze saldırısını kınadığını bildirdi. Efendiyeva, yaptığı yazılı açıklamada, Ermenistan'ın 28 Ekim'de Azerbaycan'ın Berde kentine attığı 'smerch' füzelerinin sivil halk arasında ağır kayıplara neden olduğunu belirtti.Saldırıda 21 sivilin yaşamını yitirdiğini, 70'den fazla kişinin de yaralandığını hatırlatan Efendiyeva, şunları kaydetti: 'Sivilleri hedef almak ve onlara füze ve ağır toplarla ateş etmek, sadece Azerbaycan halkı için değil tüm insanlık için büyük bir tehdit ve suçtur. Uluslararası Türk Kültür ve Miras Vakfı olarak Azerbaycan'ın sivil nüfusuna yönelik bu saldırıları şiddetle kınıyor, uluslararası kuruluşlar ve dünya kamuoyuna masum insanların öldürülmesine yol açan bu alçakça politikaya sessiz kalmamaları çağrısında bulunuyoruz.' Efendiyeva, Ermenistan'ın saldırılarında hayatını kaybeden sivillerin yakınlarına taziyelerini iletti, yaralılara şifa dileklerinde bulundu.
Edirne Valiliğince "Havalandırma" Talimatı Yayımlandı
EDİRNE (AA) - Edirne Valiliği Kovid-19 tedbirleri kapsamında 'havalandırma talimatı' yayımladı.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını tedbirleri kapsamında kent merkezi ile ilçelerde dezenfeksiyon çalışmaları büyük bir titizlikle yürütülüyor.Vali Ekrem Canalp'in talimatı ile Valilik koordinasyonunda İl Özel İdaresi ile Edirne Belediyesince kurulan ekipler, gece gündüz cadde ve sokakların yanı sıra apartmanlar ve gıda satış alanlarını sık aralıklarla ilaçlıyor.Temiz hava ile mücadeleye katkı sağlanacakBu önlemlere ek olarak İl Hıfzıssıhha Kurulu kararınca Kovid- 19 tedbirleri kapsamında 'Havalandırma Talimatı' yayımlandı.Kamu ve özel sektöre ait binalar ve eklentilerindeki tüm kapalı alanların pencere ve kapı açılması suretiyle doğal havalandırma yoluyla sık sık havalandırılmasının esas alındığı talimatta temiz hava sirkülasyonun önemi de anlatıldı.Havalandırmanın ne şekilde yapılacağının yönergelerinin bulunduğu talimat, kamu kurum kuruluş, özel sektör kuruluşları yöneticilerine gönderildi.Talimata uyulup uyulmadığı Vali Yardımcılarının denetiminde tüm kurum amirlerinin sorumluluğuna verildi. Ayrıca 'Havalandırma Takip Çizelgeleri” oluşturularak havalandırmanın denetlenmesi sistematik hale getirildi.'Biz uyuyoruz misafirlerimiz de kurallara uymalı'Kent merkezinde vatandaşların büyük bölümünün maske kuralına uyduğu gözlendi. Sigara içenler dışında neredeyse Saraçlar Caddesindeki yayaların tamamı maskelerinin nizami şekilde takılı olduğu görüldü.Vatandaşlardan Hakan İnceoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kentte maske ve mesafe kuralına büyük oranda uyulduğunu söyledi.Vaka artışının İstanbul'dan ziyade Bulgaristan'dan gelen yoğun turist akınından kaynaklandığını düşündüğünü ifade eden İnceoğlu, 'Vaka artışı kalabalık mekanlar ve pazar yerlerindeki yoğunluktan oluyor. Maske, mesafe ve hijyene uymak zorundayız. Yapacak başka bir şeyimiz yok. ' dedi.Murat Şarbalkanlı da Edirne'de yaşayanların kurallara uyduğunu belirtti.Ancak dışardan gelenlerin kural ihlali yaptıklarını gözlemlediğini anlatan Şerbalkanlı, 'Edirne'deki vatandaşlarımız maske, mesafe ve kurallara uyuyor. Ancak İstanbul temaslı gelen vatandaşların bu kurallara uymadığını görüyoruz. Biraz daha dikkatli olmamızda fayda var. Sağlık Bakanımız dış temaslı olarak Edirne'de bir artış olduğunu söyledi. Bunlara hem Edirneliler hem de misafirlerimiz uyarsa ekonomi ve toplum sağlığı açısından iyi olur.' diye konuştu.Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın dün Koronavirüs Bilim Kurulu Toplantısı'nın ardından yaptığı açıklamada İstanbul'a yakın temaslı illerde vaka sayılarının arttığını belirtmiş, bu iller arasında Edirne'yi de saymıştı.Koca, Edirne'de vaka artışının yüzde 91 olduğunu vurgulamıştı.
Reklam
Cumhuriyet 97 Yaşında
ANKARA (AA) - Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Ülkemizin önünü kesmeye yönelik içeriden ve dışarıdan gelen saldırılar mücadele azmimizi güçlendirmekte, kararlılığımızı daha da artırmaktadır.' dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığındaki devlet erkanı, Cumhuriyet'in ilanının 97'nci yıl dönümü dolayısıyla Anıtkabir'i ziyaret etti.Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Aslanlı Yol'un başındaki yerini almasının ardından başlayan törende, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleri, yüksek yargı organlarının başkanları, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve kuvvet komutanları da Aslanlı Yol'dan geçerek, mozoleye çıktı.Erdoğan'ın, üzerinde ay yıldız bulunan çelengi Atatürk'ün mozolesine bırakmasının ardından, saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.Daha sonra Erdoğan ve beraberindekiler, Misak-ı Milli kulesine geçti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada Anıtkabir Özel Defteri'ne şunları yazdı:'Aziz Atatürk; Cumhuriyetimizin 97'inci yıl dönümüne kavuşmanın mutluluğunu yaşadığımız bu özel günde bir kez daha huzurunuzdayız. Zatıalinizi ve Kurtuluş Savaşımızın tüm kahramanlarını, milletimizin istiklali ve istikbali uğrunda gözlerini kırpmadan şehadete koşan aziz şehitlerimizi rahmetle yad ediyor, gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz.Bize emanetiniz olan Cumhuriyeti ileriye taşımak, hedefleri ve hayalleriyle buluşturmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Türkiye bugün demokrasiden özgürlüklere, savunmadan ekonomiye, sağlıktan dış politikaya kadar her alanda başarıdan başarıya koşmaktadır. Ülkemizin önünü kesmeye yönelik içeriden ve dışarıdan gelen saldırılar mücadele azmimizi güçlendirmekte, kararlılığımızı daha da artırmaktadır. Zaferlerle dolu şanlı mazimizden cesaret alarak birlik, beraberlik ve kardeşlik içinde ortak geleceğimize doğru yürümeye devam edeceğiz. Ruhun şad olsun.'Törenin ardından, Anıtkabir vatandaşların ziyaretine açıldı.
AB-Türkiye Dostluk Grubundan 29 Ekim Mesajı
BRÜKSEL (AA) - Avrupa Parlamentosu'ndaki Avrupa Birliği-Türkiye Dostluk Grubu Başkanı Ryszard Czarnecki, Türkiye'nin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı Türkçe görüntülü mesajla kutladı. Avrupa Parlamentosu'nun (AP) Polonyalı üyesi Czarnecki, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla videolu mesaj yayımladı.Mesajında Türkçe konuşan Czarnecki, 'Sevgili AB-Türkiye dostları. Türk halkını eşit yurttaş, Türk kadınını seçmen yapan, 100. yılına yaklaşan Türkiye'nin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun.' dedi.Czarnecki'nin başkanlığında 1 Haziran'da kurulan AB-Türkiye Dostluk Grubu, 'kültür ve yumuşak diplomasi' yoluyla ikili ilişkileri geliştirmeyi amaçlıyor. Halihazırda AP üyesi olan Polonyalı Czarnecki, daha önce AP Başkan Yardımcılığı görevini de yürütmüştü.
Reklam
Uğur Batı Yazio: İnsan Beyninin Sırrı Çözülebilir mi?
etiket
Okumuş olabilirsiniz, Amerika Birleşik Devletleri'nde beyin okuma teknolojinde patent başvurularında görülmedik ölçüde bir artış yaşandığı belirtiliyor. Söz konusu başvurular, nöropazarlama araştırmalarından tutun, zihinsel hastalıklarının tedavisine, depresyonu azaltan cihazlardan, ikna yöntemlerine kadar birçok alanı kapsıyor. Merkezi California'da bulunan piyasa araştırma şirketi SharpBrains'in raporuna göre, 2000-2009 yılları arasında ABD'de 400'ün altında nöro-teknoloji patenti verildi. Bu rakamda 2010'da büyük bir sıçrama oldu v sayı 800’e yükseldi. 2014'te ise bu alandaki patent sayısı 1600 oldu (Kaynak). Raporun belirttiğine göre, bu alandaki patent sayısı, tıbbi şirketlere verilenlerden bile daha fazla! Konuyla tüm dünyanın ilgilendiğini de rahatlıkla söyleyebiliriz. Tabi böyle olunca, buna ABD hükümetinin de duyarsız kalmasını bekleyemezsiniz.
Kerkük'te Fransa'nın İslam Karşıtı Tutumuna Tepki Konvoyu
KERKÜK (AA) - Irak'ın Kerkük kentinde, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ile bazı yöneticilerin Hazreti Muhammed'i hedef alan tutumuna karşı tepki amacıyla konvoy düzenlendi.Kentin başta Bağdat Yolu semti olmak üzere çeşitli bölgelerinde vatandaşlar, Hazreti Muhammed'in doğum günü olarak kutlanan Mevlid Kandili dolayısıyla çeşitli etkinlikler düzenledi.Vatandaşlar, Macron ile bazı Fransız yöneticilerin Hazreti Muhammed'i hedef alan tutumunu ''Önderimiz Muhammed Resulullah'' sloganları atarak protesto etti.Kendilerine Hazreti Muhammed Medresesi ismi veren Kerküklü genç bir grup, ''Muhammed Resulullah'' yazılı pankartlarla süsledikleri yaklaşık 100 araçlık konvoyuyla kentte tur attı.Kerküklü Faris Ahmed, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İslam dünyasının bayramlarından birini yaşadığını belirterek,''Hazreti Muhammed'in doğumunu tüm insanlık için bir müjde, Mevlid Kandil'ini de bayram olarak görüyoruz.'' dedi.Fransa'nın İslam karşıtı tutumuna tepki olarak kentin her yerinde bayram havası estiğine dikkat çeken Ahmed, Mevlid Kandili'nden dolayı her yer yerde kutlama ve sevinç etkinlikleri olduğunu söyledi.Irak'ın başkenti Bağdat ve diğer bölgelerinde başta Macron olmak üzere Fransa'nın İslam'a yaklaşımına karşı tepki gösterileri düzenlenmişti. Fransa'nın Montpellier ve Toulouse kentlerinde, Paris yakınlarındaki Conflans-Sainte-Honorine semtinde geçen hafta, başı kesilerek öldürülen öğretmeni 'anmak için' resmi binaların duvarlarına Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo'nun Hazreti Muhammed'e yönelik hakaret içerikli karikatürleri yansıtılmıştı. Macron açıklamasında, Hazreti Muhammed'e yönelik karikatürleri yayımlamaktan vazgeçmeyeceklerini söylemişti.
Mısırlı Muhalif Tutuklu Hapishanede Vefat Etti
İSTANBUL (AA) - Mısır'da muhalif bir tutuklunun hapishanede vefat ettiği bildirildi.Mısırlı sivil toplum örgütü Civar Hak ve Özgürlükler Kurumu'ndan yapılan yazılı açıklamada, tutuklu Kemal Habib Merzuk'un dün Vadi el-Cedid Hapishanesi'nde vefat ettiği belirtildi.Tutukluların hayatından ve güvenliğinden İçişleri Bakanlığı ve hapishane yönetiminin sorumlu olduğu ifade edilen açıklamada, Merzuk'un vefatıyla ilgili ayrıntılı bilgi verilmedi.Eski Vakıflar Bakanlığı Müsteşarı Muhammed es-Sağir de sosyal paylaşım sitesi Twitter'da Merzuk'un cezaevinde öldüğünü duyurdu. Mısır'da sosyal paylaşım sitelerinde Merzuk'un fotoğrafları paylaşılarak, tıbbi ihmal nedeniyle vefat ettiği iddiaları dile getirildi.Konuyla alakalı Mısır makamlarından henüz açıklama yapılmadı.
Uzmanlara Göre İslamofobi 21. Yüzyılın İdeolojisi Haline Geldi
ANKARA (AA) - ŞERİFE ÇETİN - Avrupa'da İslamofobik saldırı ve faaliyetler artarken, uzmanlar bunun küresel bir eğilim olduğunu ve 21. yüzyılın ideolojisi haline geldiğini söyledi. SETA Avrupa Araştırmaları Direktörü Enes Bayraklı, İngiltere'deki Exeter Üniversitesinde Öğretim Üyesi Dr. Narzanin Massoumi, Fransa'da resmi binalara Hazreti Muhammed'e hakaret içeren karikatürlerin yansıtılmasıyla bir kez daha gün yüzüne çıkan Avrupa'daki İslamofobi sorununa ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulundu. İslamofobi'nin küresel bir eğilim olduğuna dikkati çeken Bayraklı, 'Esasen İslam düşmanlığı ve İslamofobi 21. yüzyılın ideolojisi haline geldi. Dünyadaki hakim güçler her zaman kendilerine bir 'öteki ve düşman' ilan ederler.' değerlendirmesinde bulundu. Düşman tanımının tarih boyunca değişiklik gösterdiğine işaret eden Bayraklı, Orta Çağ'da Batı'nın iç düşmanının Yahudiler, dış düşmanının ise jeopolitik olarak İslam dünyası olduğunu söyledi. 'Müslümanlar şeytanlaştırıldı'Bayraklı, Birinci Dünya Savaşı'nın ardından Batı'nın 'İslam diye bir derdi kalmadığını' düşünerek komünizme odaklandığını kaydetti. Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle İslam dünyasının tekrar hedef tahtasına koyulduğuna ve özellikle ABD'deki 11 Eylül terör saldırılarının bu bağlamda bir dönüm noktası teşkil ettiğine dikkati çeken Bayraklı, 'Müslümanların şeytanlaştırıldığını gördük. Terörle mücadele doktrini çerçevesinde İslamiyet'in terörle özdeşleştirildiğini gördük.' diye konuştu.Bunun ardından İslam'ın görünür tezahürlerine yönelik bir 'cadı avı' başlatıldığını ifade eden Bayraklı, bunun yansımalarının medyada, siyasetin dilinde ve yasalarda görüldüğünü belirtti. 'Fransa, İslamiyet'i şekillendirmek istiyor'Bayraklı, Avrupa'da başörtüsü, cami, minare, helal et kesimi ve sünnete ilişkin yasakların gündeme gelmeye başladığına dikkati çekerek, 'Esasen küresel bir eğilim var ancak Fransa özelinde baktığımızda da bu ülkenin laikliği daha radikal yorumladığını görüyoruz. Laikliği devletin dine müdahil olduğu, şekillendirdiği bir şey olarak okuyorlar ve İslamiyet'i de şekillendirmek istiyorlar.' açıklamasında bulundu. Bayraklı, benzer tutumların Almanya, Avusturya ve Hollanda da görüldüğüne işaret etti. 'Macron krizlerle boğuşuyor, aşırı sağ söylemine başvuruyor'Fransa'nın birtakım krizlerle boğuştuğunu belirten Bayraklı, sözlerini şöyle sürdürdü:'Birincisi Fransa ekonomik bir kriz yaşıyor. Sosyal bir patlama olarak bunu Sarı Yelekliler hareketinde gördük. İkincisi korona krizi. Üçüncüsü kimlik krizi. Bunun temelinde de Avrupa kaçınılmaz bir şekilde 'esmerleşiyor' ve bunu kabul etmek istemiyorlar. 'Protestan, Katolik, beyaz Avrupa'yı' korumak istiyorlar. Doğum oranlarının düşmesinin etkisini mültecilerle gidermeye çalışıyorlar. Ancak mültecileri de istedikleri gibi asimile edemiyorlar.'Bayraklı, Fransız İçişleri Bakanı Gerald Darmanin’in ülkedeki marketlerde helal gıda ürünlerine özel reyonların bulunmasından rahatsız olmasını örnek göstererek, 'Bu baskıcı, asimilasyoncu, tek kültürcü anlayışı gösteriyor.' dedi. Diğer taraftan tüm bu söylemlerin neticesinde 'aşırı sağ söyleminin normalleştiğine' dikkati çeken Bayraklı, merkez sağ partilerin de çökmeye başladığını kaydetti. Bayraklı, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un da beklentileri karşılayamadığını ve bir sonraki seçimlerde hezimete uğrama ihtimalinin artmasıyla aşırı sağın yükseliş trendini terse çevirmek için 'kraldan daha da kralcı' davranmaya başladığını ifade etti. 'İslamofobi yasallaştırılıyor, meşrulaştırılıyor'Artan İslamofobi'nin toplumsal ve sosyal hayatta birçok yansımaları olduğunu belirten Bayraklı, 'Her şeyden önce Müslümanların dini özgürlüklerinin gün geçtikçe kısıtlandığını, İslamofobi'nin yasallaştığı ve meşrulaştırıldığını görüyoruz.' ifadesi kullandı. Bayraklı, aynı zamanda İslamofobi'nin sokakta şiddete ve organize planlı ve siyasi hedefi olan bir teröre dünüştüğünü kaydetti.Özellikle başörtülü kadınlar gibi Müslümanlığı görünür insanların iş ve sosyal hayatta ayrımcılığa maruz kaldığını, ev kiralamada dahi sıkıntı çekmeye başladığını belirtti. 'İslamofobi'yi takip edecek, belgeleyecek kurum gerekiyor'Bayraklı, bu alanda atılması gereken adımlar hakkında ise karşı tarafta bu meseleyi problem olarak tanımlayan bir siyasi iradenin olması gerektiğini ancak mevcut durumda ciddi siyasi irade eksikliği bulunduğunu, birçok liderin İslamofobi kavramını ağzına bile almadığını söyledi. Öte yandan Müslümanların da 'özür dileyici' bir tutum sergilediğini ifade eden Bayraklı, ''Kendimizi iyi anlatamıyoruz, biz daha iyi anlatsak bizi böyle tanımazlar.' şeklinde bir tutum hakim. Ancak ırkçılığın çalışma mekanizması böyle değil. Irkçı, zihninde inşa ettiği Yahudi'ye, Müslüman'a düşmandır. Müslümanlar kendini anlatmalı ama özür dileyici tavırdan vazgeçmeli. Meselenin siyasi olduğunu anlamak geliyor.' dedi.Bayraklı, problemi açık ve seçik şekilde ortaya koymanın, bu alanda akademik çalışma ve rapor hazırlamanın önemli olduğuna işaret ederek, kendisinin de 5 yıldır editörlerinden biri olduğu İslamofobi Raporu'nun bu alanda önemli katkılar sağladığını söyledi. Küresel bazlı İslamofobi'yi günlük düzeyde takip edecek, belgeleyecek ve destek sağlayacak bir kurumun oluşturulmasının ise büyük önem taşıdığının altını çizen Bayraklı, Türkiye'nin bu çerçevede inisiyatif alabileceğini değerlendirdi. 'Terörle mücadele kapsamında Müslümanlar tehdit gibi gösterilmeye başlandı''İslamofobi nedir?' adlı kitabın yazarı ve Exeter Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Massoumi de 'İslamofobi, en basit tanımıyla Müslümanları hedef alan bir ırkçılık türüdür.' dedi. Massoumi, İslamofobi'nin özellikle son 20 yıldır Avrupa'da artış gösterdiğini belirterek, 'Terörle mücadele kapsamında Müslümanlar ve İslamiyet 'Batı' için bir medeniyetsel tehdit gibi gösterilmeye başlandı. Avrupa'da terörle mücadele politikaları yoğunluklu olarak Müslümanları hedef alıyor. Sağ ve merkezdeki siyasi liderler de sıklıkla 'İslam tehdidi'nden bahsetmeye başladı.' dedi. Almanya Başbakanı Angela Merkel'in ülkesi için en büyük tehdidin 'İslami terör' olduğunu söylediğini anımsatan Massoumi, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ise 'İslamcı ayrımcılıkla' mücadele edeceğine söz verdiğini hatırlattı. Massoumi, 'Fransa'da kamu alanlarında çeşitli İslami örtünme şekillerinin, okullarda başörtüsü ve kamuda peçenin yasaklanması, Müslümanları ırkçılığın meşru hedefleri haline getirdi.' değerlendirmesinde bulundu. 'Fransa'da Müslümanlara ayrım yapılmaksızın baskı uygulanıyor' 'Fransa'da bir öğretmenin trajik şekilde öldürülmesi, hükümetin Müslümanlara ayrım yapmaksızın güçlü baskı uygulamasıyla sonuçlandı.' diyen Massoumi, Fransa'da aralarında ırkçı karşıtı örgütlerin de bulunduğu 50'den fazla Müslüman kuruluşa baskın yapıldığına dikkati çekti. Massoumi, 'Müslümanların ayrım yapmaksızın hedef alınması, toplu bir ceza görevi görüyor ve Müslüman karşıtı ırkçılığı körükleyen bir ortam oluşturuyor.' vurgusunda bulundu.'Tehlikeli sonuçları var' Artan İslamofobik politikaların, siyasi retorik ve faaliyetlerin çok tehlikeli sonuçlar doğurduğuna işaret eden Massoumi, 'Müslümanlar giderek sokaklarda daha fazla sözlü ve fiziksel şiddette maruz kalıyor. Daha geçen hafta iki Müslüman kadın korkunç bir şekilde Eyfel Kulesi'nin yakınlarında defalarca bıçaklandı.' ifadelerini kullandı.Massoumi, 'İslamofobi ile mücadele için Müslümanların temel haklarını tehdit eden, onları damgalayan, suçlu muamelesi yapan ve ayrım yapmaksızın hedef alan politikaların geri çevrilmesi gerekiyor.' değerlendirmesinde bulundu.
Reklam