onedio
Dünyaca Ünlü İsimler Sosyal Medya Hesaplarında Protestocu Hint Çiftçilere Destek Verdi
ANKARA (AA) - Hindistan'da yeni tarım yasalarını protesto eden çiftçilere dünyaca ünlü isimlerin sosyal medya hesaplarından destek vermesi, Hindistan hükümetinin tepkisine neden oldu. NDTV'nin haberine göre, Barbadoslu şarkıcı Rihanna, İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg, ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in avukat ve eylemci yeğeni Meena Harris dahil birçok ünlü, sosyal medya hesaplarında, Hindistan'da aylardır eylem yapan çiftçilerin durumuna dikkati çeken paylaşımlarda bulundu. Paylaşımlar üzerine Hindistan Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, yeni tarım yasalarına karşı 'sansasyonel sosyal medya etiketleri ve yorumlarının kafaları karıştırmasına izin verilmemesi' uyarısında bulunuldu. Açıklamada, 'bu yorumların gerçeği yansıtmadığı, gösterilerin, Hindistan'daki çok küçük bir çiftçi grubu tarafından düzenlendiği' belirtilerek 'Protestoların, Hindistan'ın demokratik ortamı ve yönetiminin yanı sıra hükümet ile kaygılı çiftçi gruplarının bu açmazı çözme yönündeki çabaları çerçevesinde görülmesi gerektiğini vurgulamak isteriz. Böyle konularda alel acele yorum yapmadan önce işin aslının öğrenilmesi çağrısında bulunuyoruz.' ifadeleri kullanıldı. Hindistan'da yeni tarım yasalarını protesto eden çiftçilerin başkent Yeni Delhi'ye girmemesi için ilave güvenlik tedbirleri alınmış, gösterilerin yapıldığı alanlara çelik barikatlar yerleştirilmiş ve yüzlerce çevik kuvvet polisi takviyesi yapılmıştı.Yeni tarım yasaları ve çiftçi protestolarıHindistan hükümeti, Eylül 2020'de tarım sektörüne serbestleşme getiren, taban fiyat ve destekleme alımı politikalarını sona erdiren 3 düzenlemeyi yasalaştırmıştı.Çiftçiler, yeni tarım yasalarının kazançlarını azaltacağını, aracı şirketlere daha fazla yetki tanıyacağını ve sonunda kendilerini topraksız bırakacağını ileri sürüyor.Yasanın kabul edilmesinin ardından Pencap ve Haryana'dan başkente doğru harekete geçen çiftçiler, protesto eylemlerini başkent Yeni Delhi'ye taşımıştı.Protestolar kapsamında polis ile çiftçiler arasında zaman zaman arbede yaşanıyor.11 tur müzakere sonuçsuz kaldıHükümet ile çiftçiler arasındaki taleplerin uzlaştırılması için yapılan 11 tur müzakere sonuçsuz kalmıştı. Hükümetin kanunları 18 aylığına askıya alma teklifi de çiftçiler tarafından reddedilmişti.Sonuçsuz kalan müzakerelerin ardından çiftçiler, protestoların devam edeceğini duyurmuştu.Ülkede, çiftçilerin yarısından fazlasının borç içinde olduğu, 2018 ve 2019'da 20 bin 638 çiftçinin canına kıydığı ifade ediliyor.
Grafikli - Güvenlik Güçleri 2021'İn İlk Ayında 112 PKK'lı Teröristi Etkisiz Hale Getirdi
ERZURUM (AA) - YUNUS OKUR - Türkiye'nin barış, huzur ve güvenliğini bozmak için sivilleri, çocukları ve bebekleri dahi hedef almaktan çekinmeyen terör örgütü YPG/PKK'ya yönelik 2021'in ocak ayında yurt içi ve dışında düzenlenen operasyonlarda 112 terörist etkisiz hale getirildi.Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığının, ülkenin huzur ve kardeşliğini bozmaya çalışan terör örgütlerine yönelik amansız takibi, güvenlik korucularının da desteğiyle kararlılıkla devam ediyor.Gece gündüz ve kar kış demeden şehir merkezleri ve kırsal alanların yanı sıra yurt dışında da teröristlerin peşini bırakmayan, olumsuz hava koşullarına rağmen haftalarca arazide kalarak operasyonlarını sürdüren güvenlik güçleri, terör örgütü YPG/PKK'ya yılın ilk ayında ağır darbe vurdu.112 terörist etkisiz hale getirildiAA muhabirinin derlediği bilgilere göre, 1-31 Ocak tarihlerinde terör örgütü YPG/PKK'nın saldırılarında 2 güvenlik görevlisi şehit oldu, yaralanan 2 asker tedavi altına alındı.Örgütün kış üslenmesinde olduğu ocak ayında yurt içi ve dışındaki hava ve kara operasyonlarında 112 terörist etkisiz hale getirildi.Eli kanlı terör örgütü PKK ve gençlik yapılanmasına yönelik ocakta birçok ilde düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 106 zanlıdan 70'i tutuklandı.Güvenlik güçleri, yurt içi ve dışında terör unsurlarını yok etmek için çalışmalarını ara vermeden sürdürüyor.Öte yandan, 2021 yılında terör örgütü PKK/KCK'dan sadece ikna yoluyla teslim olan örgüt mensubu sayısı 24 Ocak itibarıyla 14'e yükseldi.'Yıldırım' bitti 'Eren' operasyonları başladıİçişleri Bakanlığınca 10 Ocak'ta 'Yıldırım Operasyonları'nın tamamlanmasının ardından Eren Bülbül anısına 'Eren' operasyonları başlatıldı.Jandarma komando, jandarma özel harekat (JÖH), polis özel harekat (PÖH) ve güvenlik korucularının da katılımıyla 12 Ocak'ta 'Eren-1 Tendürek', 23 Ocak'ta 'Eren-3 Ağrı Dağı', 26 Ocak'ta ise 'Eren-4 Karlıova-Varto' ve 'Eren-5 Bagok' operasyonları gerçekleştirildi.Yurt içinde terörün tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik halen yürütülen Eren operasyonları, kararlı şekilde devam ediyor.Şehitlerin kanı yerde kalmadıBitlis'te 10-11 Ocak'ta düzenlenen operasyonda etkisiz hale getirilen 3 teröristten birinin İçişleri Bakanlığının 'Terörden Arananlar Listesi'nde turuncu kategoride yer aldığı ve 1 milyon liraya kadar ödülle arandığı bildirildi.Bitlis bölgesinde sözde sorumlu düzeyde faaliyet gösteren terörist 'Poyraz Bulanık' kod adlı Kurban Pehlivan'ın, 8 Temmuz 2017'de Bitlis/Merkez-Hazo Boğazı mevkisinde komando timlerinin görev değişimi esnasında, bölücü terör örgütü mensuplarınca yola döşenen el yapımı patlayıcının patlaması sonucu 2 personelin şehit edilmesi ve bir personelin de yaralanması olayına katıldığı tespit edildi.Güvenlik güçleri, kar kış demeden zorlu arazi şartlarında terörle mücadele çalışmalarını sürdürüyor.
Kocaeli'de Defne Yaprağı Hasadı Başladı
KOCAELİ (AA) - MURAT YILDIRIM - Sanayi kenti Kocaeli'nin Kandıra ilçesinde yöre halkının önemli geçim kaynakları arasında bulunan defne yaprağı hasadına başlandı.Sakarya Orman Bölge Müdürlüğünce belirlenen tarihlerde, Babaköy Mahallesi sakinlerince ormandan dalıyla toplanan defne yaprakları, traktör yardımıyla kurutma tesislerine taşınıyor.Burada 2 gün fırında kurutulduktan sonra dalından ayrılan yapraklar, boylarına göre ayrıştırıldıktan sonra ilaç, gıda, kimya, boya ve kozmetik sektöründe kullanılmak üzere iç piyasaya ve yurt dışına gönderiliyor.Yılda 4 ton üretimin yapıldığı Kandıra'da, orman köylüsünün hasadı sürüyor.'Yeni defne alanlarıyla üretimi artırmaya çalışıyoruz'Kandıra Belediye Başkanı Adnan Turan, AA muhabirine, dünyada ilaç, gıda ve kozmetik sektöründe kullanılan bitkinin Kandıra'da çiftçilerin gelir kaynağı olmaya devam ettiğini söyledi.Defne bitkisinin ülke ekonomisine ciddi katkısı olduğunu vurgulayan Turan, 'Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü ve Kandıra Belediyesi olarak yeni defne alanlarıyla üretimi artırmaya çalışıyoruz. Bu da istihdamla alakalı ilçe ve ülke ekonomisine değer katacak.' diye konuştu.İlçede 20 yıldır defne yaprağı işi yapan kurutma tesisi sahibi Fahri Buruş da toplanan defne bitkisini kendilerine ait işletmede işleyerek piyasaya sattıklarını söyledi.Fırınlarda 2 gün kurutulan defne yaprağının çırpılarak dalından ayrıldığını, daha sonra büyüklüğüne göre tasnif edilip ihracatçıya satıldığını aktaran Buruş, şöyle devam etti:'Kandıra için çok büyük gelir kaynağı. Pandemi döneminde bile bölge halkı ormanlarda defne kesiyor. En az 500 aile bu sektörden geçimini sağlıyor. Kandıra'da yıllık 4 bin ton üretim yapılıyor. Yüzde 90'ı ilaç sanayinde, yüzde 10'u baharat ve kozmetikte kullanılıyor. Yıllardır bu işi yapıyoruz. İlaç sektöründe kullanıldığı için dünyada kriz olsa bile 'Yine getirin, yine getirin.' diyorlar.''Zahmet olmazsa rahmet olmuyor'İşçilerden Yusuf Şahin de Orman İşletme Şefliğince verilen defne kesim işini yaptıklarını belirterek, 'Köyümüzün etrafındaki ormanlarda yetişen defneler fabrikada işlenip yurt içine ve yurt dışına gönderiliyor. Meşakkatli bir iş ama zahmet olmazsa rahmet olmuyor. Köylümüz için bir geçim kaynağı. Hem memleket hem köylü kazanıyor.' ifadesini kullandı.Özlem Eroğlu da eşi ve kardeşine yardım etmek için defne kesim işi yaptığını belirterek, topladıkları yaprakları traktörlere yükleyip kantara bıraktıklarını söyledi.
Grafikli - Biden'ın Ekibinde Yahudi Kökenlilerin Fazla Olması İsrail Basınında Geniş Yer Buldu
KUDÜS (AA) – MUSTAFA DEVECİ – İsrail basını, ABD’de 20 Ocak’ta başkanlık koltuğuna oturan Joe Biden’ın Dışişleri, Hazine ve Adalet Bakanlığı başta olmak üzere birçok önemli görev için Yahudi kökenli isimleri tercih etmesine geniş yer ayırdı. Başkan Biden’ın selefi Donald Trump gibi birçok üst düzey görev için Yahudi kökenlileri seçmesini İsrail gazeteleri hazırladıkları ayrıntılı haberlerle okuyucularıyla paylaştı. İsrail’in önde gelen gazetelerinden Jerusalem Post ve Times Of Israel, konuya ilişkin haberlerinde, “Biden’ın yeni hükümette üst düzey görevlere getirdiği bütün Yahudiler” başlığını kullandı. Her iki gazetenin haberinde de, ABD Başkanı'nın üst düzey görevlere aday gösterdiği veya atadığı Yahudi kökenli isimlerin listesiyle kısa biyografileri yer aldı. Haaretz gazetesi ise konuya ilişkin haberde, “Minyan (Yahudilikte dini törenin icra edilmesi için 13 yaşını doldurmuş 10 erkeğe ihtiyaç duyulması kuralı) için yeterli, Biden’ın ekibindeki Yahudiler kimler” başlığı dikkati çekti. Haaretz de diğer gazeteler gibi Biden’ın tercih ettiği isimlerin listesini ve biyografilerini yayımladı. Dışişlerine Blinken, Hazineye YellenBiden’ın tercih ettiği ve kamuoyunun yakından tanıdığı Yahudi kökenli isimlerin başında Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Hazine Bakanı Janet Yellen geliyor. Lise eğitimini Paris'te alan Blinken, Harvard ve Columbia Üniversitelerinde hukuk okudu.Uzun yıllar Biden ile çalışan ve dış politikada 30 yıllık tecrübesi olan Blinken, Barack Obama döneminde 2015-2017 yıllarında Dışişleri Bakan Yardımcılığı görevini yürüttü. Blinken, 26 Ocak’ta Senatodan onay alarak ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı oldu. Tecrübeli bir ekonomist olan Yellen ise 2014'te ABD Merkez Bankasının (Fed) ilk kadın başkanı olmuştu. Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın Yellen'i yeniden Fed başkanlığına aday göstermemesi nedeniyle söz konusu göreve 2018'de Jerome Powell atanmıştı. ABD Senatosu, 26 Ocak’ta Yellen’in de bakanlığını onayladı. Alejandro Mayorkas Biden’ın İç Güvenlik Bakanlığına aday gösterdiği Alejandro Mayorkas, 1959’da Küba’da doğdu. Holokost’tan kurtulan Romanyalı bir annenin oğlu olan Mayorkas, 1960’ta ailesiyle ABD’ye göç etti. Mayorkas, Obama’nın başkanlığında 2013-2016 yıllarında İç Güvenlik Bakanlığında bakan yardımcısı olarak görev yaptı. ABD Senatosu, dün yapılan oylamada Mayorkas'ın bakanlığına onay verdi.Adalet Bakanlığına Merrick Garland’ı tercih ettiBaşkan Biden, Adalet Bakanlığı koltuğuna ise Federal Temyiz Mahkemesi Hakimi Merrick Garland’ı aday gösterdi. Harvard Ünivesitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan 69 yaşındaki Garland, 2016'da ABD Yüksek Mahkemesi yargıçlığına aday gösterilmiş ancak Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Senatodan onay alamamıştı.Avril HainesBiden’ın tercih ettiği Yahudi kökenli isimlerden biri de Avril Haines. Obama yönetiminde eski CIA Başkan Yardımcılığı ve Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcılığı görevlerinde bulunan Haines, ülkedeki istihbarat örgütlerinin çatı kuruluşu Ulusal İstihbarat Direktörlüğüne aday gösterildi.Haines, 21 Ocak’ta Senatodan onay almasının ardından ABD’nin yeni Ulusal İstihbarat Direktörü oldu. Ronald KlainBiden, ABD Başkanı Beyaz Saray Özel Kalem Müdürlüğü için en yakınındaki isimlerden biri olan Ronald Klain’i tercih etti. Seçim süreci boyunca Biden'a kıdemli danışmanlık hizmeti veren Klain, Biden'ın Obama yönetiminde başkan yardımcısı olduğu yıllarda da özel kalem müdürlüğünü yaptı. Biden, eski ABD Dışişleri Bakanlığı müsteşarı Wendy Sherman’ı Dışişleri Bakanı Yardımcılığına, David Cohen’i ise CIA Başkan Yardımcılığı görevine getirdi.
Masabaşı İşten Sıkılan Kadın Kuzenler Dekorasyonculuğa Başlayarak Gri Duvarlara Renk Kattı
SAMSUN (AA) - MEHMET KUMCAĞIZ - Samsun'da yıllarca çeşitli işlerde çalıştıktan sonra bu işlerinden sıkılıp ayrılan kuzenler Nevin Ak ile Nimet Kaçak, tulum giyip ellerine mala ve spatula alarak boya ve dekorasyon işi yapmaya başladı.Her ikisi de iki çocuk annesi Nevin Ak ile Nimet Kaçak, yıllarca çeşitli kurumlarda yöneticilik, bankacılık, halkla ilişkiler uzmanlığı yaptı. Masabaşı işlerde mutlu olmayan iki kuzen, 1,5 yıl önce farklı bir mesleğe adım atmaya karar verdi.Tulumlarını giyip ellerine boya fırçası alan Ak ve Kaçak, önce kendi evlerini boyadı. Kuzenler, çevrelerinden olumlu tepkiler almaları üzerine boya ve dekorasyon işine girmeye karar verdi.Zamanla bu işte ustalaşan kuzenler, titiz davranmaları sayesinde tanınıp işlerini geliştirdi.Nimet Kaçak, AA muhabirine, 'radikal' karar alarak işlerinden ayrılıp boya ve dekorasyon ustası olmaya karar verdiklerini söyledi.Kuzeni ve iş ortağının da kendisi gibi hayal gücünün geniş olduğunu anlatan Kaçak, bunu değerlendirebilecekleri bir sektörde çalışmak istediklerini söyledi.Kaçak, 'Dekoratif duvarlar yapmaya başladık. Yağlı boya tabloları duvara yaparken deneme yanılma yöntemiyle değişik şeyler ürettik. Güzel şeyler ortaya çıkınca tamamen bu işi meslek olarak yapalım dedik.' ifadesini kullandı. Önce kendi evlerindeki duvarlarda denemeler yaptıklarını, ardından yavaş yavaş dışarıya açıldıklarını dile getiren Kaçak, 'Dekoratif duvar işine başladık. Tuğlalarla, harçlarla, alçılarla, betonla yapabileceklerimizi hayal ettik ve bunda sınır olmadığını düşündük. İşin içine renkler de girince ortaya çok güzel çalışmalar çıkmaya başladı. Ellerimizde mala ve spatulayla duvarlara, taşlara şekil vermeye, renklendirmeye başladık. Doğaçlama çalışıyoruz.' dedi.Kaçak, inşaat sektöründe kadınların çok fazla yer almadığını, hatta kadınların bu konuda geri planda kaldıklarını gördüklerini dile getirerek, sektördeki bu açığı değerlendirmek istediklerini vurguladı.İnşaat sektöründe genellikle klişeleşmiş işler yapıldığını belirten Kaçak, 'Kadınlar ayrıntıya önem verir, dana ince çalışır. O yüzden kadınların bu işte olmaları gerektiğini düşünüyorum. Kadının elinin değdiği her şey güzelleşir. Biz de bunu değerlendirmeye çalışıyoruz. Kendi hayallerimizi öne çıkarmaya çalışıyoruz, çünkü bizim imzamız o.' diye konuştu. 'Hayallerimizi ön plana çıkartarak çalışmayı seviyoruz'Nevin Ak ise kuzeni ile yaptıkları işle hayallerini gerçekleştirmeye çalıştıklarını dile getirdi.Kuzeninin de kendisi gibi özgür yapıya sahip olduğunu ifade eden Ak, şunları söyledi:'İnsanların, 'Acaba bunlar bu işi yapabilir mi?' diye dile getirmeseler de endişelerini yüzlerinde görebiliyorduk fakat yapacağımız işi, planımızı anlattığımızda endişeleri gitti. Ayrıca bize, 'Nasıl bir şey ortaya çıkacağından endişemiz yok. Kendinizden o kadar emin anlatıyorsunuz ki bu yüzden endişemiz kalmıyor.' diyenler oluyor.' AK, ellerinde mala ve spatulayla çalışan kadınları görenlerin şaşırdıklarına ve merakla çalışmalarını izlediklerine şahit olduklarını aktardı.Hayallerini ön plana çıkartarak çalışmayı sevdiklerini dile getiren Ak, 'Bütün zor işleri yapabiliyoruz. Bugüne kadar kaza riski ile karşılaşmadık ama tabii ki işimizin zorlukları oluyor. Hiçbir zaman prenses gibi yetiştirilmedik. 'Yapamazsın kızım.' denmedi bize. 'Tabii ki yapabilirsin.' denildi.' ifadelerini kullandı.
Antalya'da Bir Üretici Üzerinde 10 Litrelik Depo Bulunan Droneyi Zirai İlaçlamada Kullanıyor
ANTALYA (AA) - Antalya'nın Serik ilçesinde bir üretici, üzerinde 10 litrelik depo bulunan drone ile zirai mücadele çalışmaları kapsamında ilaçlama yapıyor. Kentte üreticilik yapan Mustafa Çimen, geniş arazilerde özellikle çamurda ilaçlama çalışması zor olunca altı ay önce drone satın aldı.Üzerinde 10 litrelik deposu bulunan droneyi nasıl kullanacağını öğrenen Çimen, bir kalkışta 10 litrelik depoyla 16 dekarlık arazideki alanda ilaçlama yapabiliyor.Çimen, gazetecilere, drone ile ilaçlama yaparak zamandan ve ilaçtan tasarruf sağladığını söyledi.Tarımda hava yoluyla ilaçlama hizmeti verdiklerini aktaran Çimen, 'Drone bir kalkışta 16 dekar alanı ilaçlamaktadır. 16 dekar alanı 6-7 dakikada tamamlıyor. Drone ile ilaçlanan yerlerde üreticiye yüzde 45 civarında verimlilik sağlıyor. Drone ilaçlama sırasında ilacı bittiğinde bulunduğu alanı belirliyor ve geri dönerek, kaldığı yerden devam ediyor.' diye konuştu.Tarımla teknolojiyi birleştirmek istediklerini vurgulayan Çimen, yenilikleri takip ederek, bunu üretim için kullandıklarını dile getirdi.Belek bölgesinde çiftçilik yapan Süleyman Mecek ise eskiden ilaçlama işlemlerinin günlerce sürdüğünü, teknoloji sayesinde artık birkaç saat içinde yapılabildiğini kaydetti.
Reklam
Kağıt Toplayıcısı Baba, 4 Engelli Çocuğuna Bakmak İçin Mücadele Veriyor
ANKARA (AA) - YASEMİN KALYONCUOĞLU - Kağıt ve çöp toplayıcılığı yaparak 4'ü engelli 5 çocuğunun geçimini sağlamaya çalışan Durak Metin, tek odalı, sağlık açısından riskler barındıran bir gecekonduda hayat mücadelesi veriyor.Mamak'ta yaşayan Durak Metin, hayat hikayesini AA muhabirine anlattı.Bir alışveriş merkezinde temizlik işçisi olarak çalıştığını, çocuklarının rahatsızlığının ilerlemesi sebebiyle işini bırakmak zorunda kaldığını söyleyen Metin, kağıt ve çöp toplayarak geçimini sağlamaya çalıştığını belirtti.Durak Metin, çocuklarından 21 yaşındaki en büyük kızının zeka geriliği ve ağır obezite yüzünden yatalak olduğunu, 20 ve 15 yaşındaki diğer iki çocuğunda da obezite ve zeka geriliği bulunduğunu, 17 aylık oğlunun da zihinsel engelli olduğunu aktardı.Yalnızca 11 yaşındaki oğlunun sağlıklı olduğunu, şeker hastası eşinin çocuklarına tek başına bakamadığını, bu nedenle kendisinin de işe gidemediğini ifade eden Metin, çöplerden kağıt toplamaya başladığını anlattı. Devletten 4 engelli çocuğu için aldığı maaşın çocukların sağlık giderlerine gittiğini, diğer ihtiyaçları karşılayamadığını söyleyen Metin, 'Devletim maaş veriyor ama yetmiyor. Ne yapayım, hırsızlık mı yapayım? Çocuklarımı tedavi ettiriyorum.' diye konuştu. Kiradaki gecekonduda elektrik ve su bulunmadığını, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle çöp toplamasının da zorlaştığını söyleyen Metin, hırsızlık mağduru da olduklarını, kızının tekerlekli sandalyesinin ve hurda arabasının aküsünün çalındığını aktardı. Baba Durak Metin, 'Açlık dönemi var, işe gidemiyoruz. Canım gidiyor işe gitmek için ama çocuklarım rahatsızlanıyor, hastaneye götürüyorum. Çatısı akan, perişan evim yokuşta ve merdivenleri var. Çocuklarımı eve çıkarmak, indirmek için sırtımda taşıyorum.' diyerek yaşadıklarını anlattı. Durak Metin, bugüne kadar kapıcılık, temizlik işçiliği, marangozluk işlerinde çalıştığını, çalışmaktan hiç vazgeçmediğini belirterek, temizlik işçisi olarak çalıştığı dönemde bankadan çektiği krediyi ödeyemediği için borcunun faiziyle bugün 40 bin lirayı bulduğunu, gecekondusunun kirasını da 1,5 yıldır ödeyemediğini kaydetti.Yanlarında yaşayan annesinin iki ay önce Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybettiğini dile getiren Durak Metin, 'Kimse kimsenin ciğerindeki yangını anlayamaz.' dedi. Durak Metin, tüm sıkıntılarını, evinin altındaki barakada baktığı 3'ü engelli yaklaşık 30 güverciniyle gidermeye çalıştığını dile getirdi. Serebral Palsili Çocuklar Derneğinin (SERÇEV) kendilerine yardım etmek için uğraştığını, derneğin Yönetim Kurulu Başkanı Süheyla Gürkan'ın her zaman yardımlarına koştuğunu söyleyen Metin, 'Allah razı olsun hepsinden bizim peşimizi bırakmıyorlar. Ama ihtiyacım çok.' diye konuştu. 'Hepimiz yaralarımızı birlikte sarmak durumundayız'SERÇEV Yönetim Kurulu Başkanı Süheyla Gürkan da AA muhabirine yaptığı açıklamada, derneğin serebral palsili çocukları olan anne ve babalar tarafından 2002'de kurulduğunu, engelli çocuğu olan ailelerin zorluklarını çok iyi bildiklerini, bu yüzden yıllardır eğitim, sağlık ve istihdam konusunda projeler geliştirdiklerini söyledi. Engelli çocuğu olan ailelerin ihtiyaçlarının maksimum düzeyde olduğuna işaret eden Gürkan, şunları söyledi:'Derneğimize üye olan ailelerimizin ihtiyaçlarını ancak hayırseverlerin destekleri ile karşılayabiliyoruz. Onlara bir nebze de olsa yardım edebilmek için elimizden ne geliyorsa yapıyoruz, Durak Metin bunlardan bir tanesi. 5 çocuğu var ve 4'ü çok ağır engelli. Çok kötü bir durumda, sağlıksız bir gecekonduda hayat mücadelesi veriyorlar. Onlara herkesin elini uzatmasını ve yardım etmesini, yerel belediyelerden onu görmelerini çok arzu ederiz. Hepimiz yaralarımızı birlikte sarmak durumundayız. Eğer kendisine yardımcı olmak isterlerse, biz SERÇEV olarak hazırız, yardımları ulaştırabiliriz.'
Malatya'da Polis Ekipleri 318 Litre Sahte İçki Ele Geçirdi
MALATYA (AA) - Malatya'da 318 litre sahte içki ele geçirildi, 1 şüpheli hakkında yasal işlem yapıldı.İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamaya göre, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, bir şüphelinin sahte boğma rakı imal ve satışı yaptığı bilgisini aldı.Şüphelinin iş yeri ve deposunda yapılan aramada, 318 litre sahte boğma rakı ele geçirildi.Şüpheliye Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında yasal işlem yapıldı.
Reklam
Grafikli - Bm Öncülüğündeki Libya Siyasi Diyalog Forumu, Libya'nın Geçici Yönetimini Belirlemede Sona Yaklaştı
TRABLUS (AA) - MÜCAHİT AYDEMİR - Birleşmiş Milletler (BM) Libya Destek Misyonu (UNSMIL) öncülüğünde Libya krizine siyasi çözüm için 9 Kasım'da Tunus'ta başlatılan Libya Siyasi Diyalog Forumu (LSDF), 1-5 Şubat arasında İsviçre'de devam eden toplantılarıyla sona yaklaştı.UNSMIL tarafından, Libya'nın farklı kesimleri ve coğrafi bölgelerini temsilen seçilen 75 kişinin yürüttüğü (biri hayatını kaybetti) LSDF'nin organizasyon ve oturumlarına, UNSMIL Temsilcisi ve BM Genel Sekreteri Libya Özel Temsilci Vekili Stephanie Williams liderlik ediyor. Diyalog forumunun en önemli hedefi Libya'yı seçimlere götürmekLSDF'nin en önemli hedeflerinden biri, Libya krizinin siyasi çözümü için ülkeyi Başkanlık ve Parlamento seçimlerine götürerek Libyalıların oylarıyla ülkede yeni bir yönetim seçilmesini sağlamak.Forum üyeleri, 9-15 Kasım 2020 tarihleri arasında Tunus'un ev sahipliğinde yapılan ilk toplantıların sonucunda, ülkenin bağımsızlık gününün yıl dönümüne rastlayan 24 Aralık 2021'de Libya'da Başkanlık ve Parlamento seçimlerine gidilmesi kararı aldı. Üyeler ayrıca, bu seçimler öncesinde ülkeyi yönetecek yürütme otoritesini yeniden yapılandırma ihtiyacı konusunda anlaştı.Ancak askeri ve siyasi olarak fiilen ikiye bölünmüş durumda olan Libya'nın bu seçimlere gidebilmesi için LSDF'nin belirlediği 'yol haritası' kapsamında yeni bir Başkanlık Konseyi ve Ulusal Birlik Hükümetinden oluşan geçici bir yürütme otoritesi seçilmesi hedefleniyor. Libya'da başkent Trablus'un da yer aldığı batı bölgeleri BM nezdinde meşru, liderliğini Başbakan Fayiz es-Serrac'ın yaptığı Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) kontrolünde bulunurken, ülkenin ikinci büyük kenti Bingazi merkezli doğu bölgeleri ise darbeci güçlerin lideri Halife Hafter'in kontrolünde.Forum kapsamında seçilmesi hedeflenen söz konusu yürütme otoritesi, devlet kurumlarını birleştirmek ve ilan edilen tarihte ülkeyi seçimlere hazırlamakla görevlendirilecek. Başkanlık Konseyi ve Ulusal Birlik Hükümetinin yetkileriBaşkanlık Konseyinin yetkilerinin başında Libya Ordusu Başkomutanlığını üstlenmek ve ordunun üst düzey mensuplarını ve İstihbarat Kurumu Başkanı'nı atamak geliyor. Ayrıca, Libya'daki yabancı ülke misyon temsilcilikleri ve temsilcilerini akredite etmek, Temsilciler Meclisi, Milli Savunma ve Güvenlik Konseyine danışmak şartıyla olağanüstü hal ilan etmek, savaş ve barış kararı almak gibi yetkileri bulunuyor.Ancak bu sisteme göre, Cumhurbaşkanına benzer konumundaki Başkanlık Konseyi Başkanı, karar alma süreçlerinde tek başına yetkili olamıyor. Tüm kararların, başkan dahil Başkanlık Konseyinin üç üyesinin oybirliği ile alınması gerekiyor. Bu kurala aykırı olarak alınan tüm kararlar hükümsüz sayılıyor. Başbakanın yetkileri ise Konseyin çalışmalarını denetlemek, toplantılarına başkanlık etmek, toplantı tutanaklarına göre kararnamelerini imzalamak ve dış ilişkilerde devleti temsil etmekle sınırlı tutuluyor. Devletin yüksek idari organı olan Ulusal Birlik Hükümetinin (başbakan) yetki ve sorumlulukları arasında ise seçimlerin planlanan tarihlere göre yapılmasını sağlamak, seçimlere kadar olan geçiş sürecini sonlandırmak, bunu yerine getirmek için gerekli yasa tasarılarını hazırlamak, bakanları görevlendirmek ve Bakanlar Kurulunun aldığı kararları onaylamak bulunuyor. Geçici yönetimin adayları, 'Aday Seçim Mekanizması'na göre oylanıyor Biri siyasi süreç sırasında doğal nedenlerle hayatını kaybeden ve 74 kişiye düşen LSDF üyeleri, UNSMIL tarafından, Libya'nın tarihsel olarak ayrılan 3 bölgesi Tripolitanya, Sirenayka ve Fizan'dan seçildi. Buna göre, üyelerden 37'si batı bölgesi (Tripolitanya), 23'ü doğu bölgesi (Sirenayka), 14'ü de güney bölgesini (Fizan) temsil ediyor. LSDF üyelerinden hiçbiri, temel prensipler gereği bu geçici yönetime aday olamazken, üyeler, 24 Aralık 2021'deki seçimlerde asla aday olmayacaklarını ve yeni seçilecek yönetimde herhangi bir makamda görev almayacaklarını taahhüt ederek seçildi. Forumun Tunus’ta bir hafta boyunca süren görüşmeleri ve ardından video konferans yöntemiyle devam eden oturumlarında geçici yürütme otoritesini seçme mekanizması üzerinde anlaşmaya varamaması üzerine forum üyelerinden oluşan 18 kişilik Danışma Komitesi kuruldu. Bu çıkmazın üstesinden gelmek için oluşturulan Komite, 19 Ocak'ta LSDF'nin geri kalan üyeleriyle paylaştığı 'Aday Seçim Mekanizması' üzerinde anlaştı.Bu mekanizmaya göre, 74 LSDF üyesi, geçici yönetimin başı sayılan üç üyeli Başkanlık Konseyi seçmek için 'tek oy yöntemi' ve 'liste yöntemi' olmak üzere iki aşamada oy kullanacaktı.Birinci aşaması dün tamamlanan bu mekanizmaya göre, 74 LSDF üyesinin, kendi bölgelerinden birer aday belirlemeleri ve en az yüzde 70 oy oranıyla birini seçmeleri bekleniyordu. Ancak hiçbir aday bu oranı sağlayamadığı için oylamada liste yönteminin kullanılacağı ikinci aşamaya geçildi. Bu listelerden her biri, Başkanlık Konseyi Başkanı, Başkanlık Konseyi üyeleri ve Başbakan pozisyonu adayını içeren 4 kişiden oluşacak. Her listenin, LSDF tarafından oylamaya sunulmak için toplam 17 destek alması gerekecek (8 batı, 6 doğu, 3 güney). LSDF'de yapılacak ilk tur oylamasında listelerden birinin kazanmak için oyların yüzde 60'ını alması gerekiyor. Hiçbiri bu yüzdeyi alamazsa, en yüksek yüzdeyi alan iki liste ikinci turda yarışacak ve yüzde 50+1 oy alan liste kazanacak.Salih ve Mişri öne çıkan adaylarMüracaat süresinin 28 Ocak Perşembe günü sona ermesinin ardından, 30 Ocak Cumartesi günü Birleşmiş Milletler (BM) Libya Destek Misyonu (UNSMIL), aday olan isimlerin listesini açıkladı. Başkanlık Konseyinin üç üyesi ve Başbakan ile birlikte 4 yöneticinin yer alacağı geçici yönetime, Başkanlık Konseyi için 24, Başbakanlık için de 21 aday bulunuyor.Dün yapılan birinci aşama oylamanın sonuçlarına göre, Başkanlık Konseyi üyeliğine en fazla yaklaşan adaylar arasında, Libya’nın doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Halife Hafter yanlısı Tobruk Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri bulunuyor.Salih, temsil ettiği doğu bölgesinin toplam 23 oyundan 9'unu aldı. Hafter'in en büyük siyasi müttefiki durumundaki Salih, darbeci generalin Nisan 2019'da başkent Trablus'a başlattığı ve ülkeyi 14 ay süren şiddet sarmalına sürükleyen saldırılarına verdiği destekle biliniyor. Dikkati çeken ve ikinci turda seçilmesi muhtemel gösterilen diğer adayların başında ise Türkiye'nin desteklediği UMH'ye bağlı, Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri geliyor.Mişri, temsil ettiği batı bölgesinin 37 oyundan 8'ini aldı.Başbakan adaylarından ise UMH'nin mevcut Başkanlık Konseyi üyesi ve Başbakan Yardımcısı Ahmed Muaytik ve İçişleri Bakanı Fethi Başağa dikkati çeken isimler arasında. Özellikle Hafter saldırılarına maruz kalan batı bölgesinde ve başkent Trablus'ta yaşayan Libyalılar, Hafter destekçisi Akile Salih'in Başkan seçilmesi ihtimalinden büyük endişe duyarken, yeni geçici yönetimin adayları, LSDF'nin 74 üyesi tarafından 5 Şubat'a kadar yapılacak oylamayla belirlenecek.
Suriyeli Abdullah Tek Gözünün Işığının Sönmemesi İçin Yardım Bekliyor
KAYSERİ (AA) - ESMA KÜÇÜKŞAHİN - Kayseri'de yeni bir yaşam kuran Suriyeli Dilli ailesinin en küçük çocukları Abdullah, beyin tümöründen dolayı görme yetisini tamamen kaybetmemek için yardım bekliyor.Ülkelerindeki iç savaştan kaçarak Kayseri'ye gelen Emine Dilli ve eşi, 4 çocuğuyla yaşam mücadelesi veriyor. Kayseri'de dünyaya gelen ailenin 1,5 yaşındaki oğulları Abdullah'ın gözlerinde 12 aylıkken görme problemi ortaya çıktı. Beyin tümörü olduğu belirlenen Abdullah'ın sağ gözü zamanla görme yetisini kaybetti, sol gözü ise yüzde 10 görüyor.Ameliyat edilmesi gereken Abdullah'ın annesi, hem ameliyat masrafları hem de çocuğunun kullanması gereken ithal ilacın karşılanması için yardım bekliyor. Anne Emine Dilli, AA muhabirine, yaklaşık 8 yıl önce ülkelerindeki zulümden dolayı Halep'ten Türkiye'ye geldiklerini ve Kayseri'ye yerleştiklerini söyledi.Küçük oğlu Abdullah'ın sağlık sorunlarından dolayı zor günler geçirdiklerini anlatan Dilli, 'Bugüne kadar 5 hastaneye gittik, 'burada ilacı yok, Ankara'da var' dediler. Sol gözü görmüyor, sağ gözünü de kaybetmesin diye yardım edilmesini istiyoruz.' dedi.Dilli, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Bölümünde tedavi gören çocuğunun ameliyat edilmemesi halinde diğer gözünün de kör olacağını dile getirdi. Ankara'ya tedavi için gitmekte zorlandıklarını anlatan Dilli, 'Elimizdeki tüm parayı bu hastalık için kullandık, hiçbir şeyimiz kalmadı. Eğer yardım edilmezse diğer gözünü de tamamen kaybedeceğiz. İnşallah sesimizi duyarlar, diğer gözü kurtarırız. Sürekli kullanılması gereken damlalar var, çok pahalı hem de Türkiye'de yok. Gazi Hastanesinde ameliyat edilecek ancak bizim masrafları karşılamak için imkanımız yok.' diye konuştu.
Kosova'nın Kudüs'te Büyükelçilik Açma Girişimi, Halkı Fikir Ayrılığına Düşürdü
PRİŞTİNE (AA) - AGİM SULAJ/EREN BEKSAÇ - Kosova ile İsrail arasında imzalanan diplomatik ilişkilerin kurulmasına yönelik anlaşma gereği Kosova'nın Kudüs'te büyükelçilik açma kararı halkta farklı tepkilere neden oldu.Bazıları Kosova'nın hiçbir şekilde İsrail'de büyükelçilik açmaması gerektiğini savunurken bazıları ülkenin çıkarları doğrultusunda her türlü adımın atılabileceğini söyledi.Başkent Priştine'de yaşayan Behar Beqiri, Birleşmiş Milletler (BM) kararlarına göre Kosova'nın Kudüs'te büyükelçilik açmaması gerektiğinin altını çizerek, aslında Kosova'nın İsrail'de hiç büyükelçiliğinin bulunmaması gerektiğini savundu.İsrail'de hiçbir büyükelçiliğin açılmaması gerektiğini söyleyen Beqiri, 'İsrail, aslında tamamı Filistin olan, işgal altındaki bir topraktır. İsrail, ABD tarafından yaratılmış bir devlettir. Bu nedenle ne Kudüs'te ne de Tel Aviv'de büyükelçiliğin açılmasını kabul ediyoruz.' ifadelerini kullandı.Bir başka Kosovalı Sejdi Halimi ise ülkesinin Kudüs'te büyükelçilik açma kararının Kosova hükümeti ve ABD tarafından alındığını, bu nedenle de halkın sözünün hiçbir ağırlığı olmadığını vurguladı.Kosova'nın bağımsızlığını daha fazla ülkenin tanımasını istediğini kaydeden Halimi, 'Tüm Kosova'ya sorabilirsiniz ancak Kosova hükümeti ve ABD karar verdiğinde bayrağı oraya yerleştirin. Başka yol yok.' şeklinde konuştu.'AB'nin tepkisi yersiz'İlir Zeqiri isimli vatandaş ise Kosova'nın Kudüs'te büyükelçilik açma kararına Avrupa Birliğinin (AB) verdiği tepkinin 'yersiz' olduğunu savunurken, Kosova'ya hala vize muafiyeti vermeyen AB'nin müdahale etme hakkı olmadığını söyledi.Kosova'nın diğer ülkelerle iyi ilişki kurması konusunda AB'nin tehditkar davrandığını ileri süren Zeqiri, 'Bence Kosova ulusal ve stratejik çıkarlarına bakmalı ve çıkarının daha fazla olduğu yerde elçiliğini açmalı.' ifadelerini kullandı.Priştineli Syle Hoti de Kosova ve İsrail halklarının iyi bir geçmişe sahip olduğunu belirterek, 'Büyükelçiliğin İsrail'in hangi şehrinde açılması yerine, vatandaşların gelişimi ve refahına önem verilmesi gerek.' dedi.İmzalar 1 Şubat'ta atıldıEski ABD Başkanı Donald Trump'ın ev sahipliğinde Eylül 2020'de Beyaz Saray'da bir araya gelen Sırbistan ve Kosovalı liderler, ekonomi alanında normalleşme konusunda anlaşma imzaladı.Anlaşma ile ayrıca Kosova'nın İsrail ile diplomatik ilişkilerini başlatması ve büyükelçiliğini Kudüs'te açması, İsrail'in Kosova'yı bağımsız bir devlet olarak tanıması, Sırbistan'ın da İsrail'deki büyükelçiliğini Kudüs'e taşıması kararlaştırıldı.Kosova ile İsrail arasında diplomatik ilişkilerin resmen başlatılmasına yönelik anlaşma ise 1 Şubat'ta imzalanırken, aynı gün İsrailli yetkililer Kosova'nın Kudüs'te büyükelçilik açmak için yaptığı başvuruyu onayladığını açıkladı.
Reklam
Şili'de Emeklilik Fonlarının Kullanımı Ölümcül Hastalara Rahat Bir Nefes Olacak
SANTIAGO (AA) - ANDREA AGUILAR CORDOBA - Şili'de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla daha zor durumda kalan ölümcül hastalığa sahip kişiler, emeklilik fonlarının kullanılmasına izin veren yasanın onaylanması sayesinde ekonomik olarak rahat nefes almayı umuyor.Yaklaşık 40 bini bir kanser türünün son evresinde olmak üzere en az 140 bin ölümcül hastanın bulunduğu Şili'de, Devlet Başkanı Sebastian Pinera, 1 yıldan az yaşam süresi kaldığı tahmin edilen ölümcül hastaların emeklilik fonlarına erişimini kapsayan yasayı onayladı.'Ben gencim, mücadele edebilirim ama babam değil'Şili'nin güneyindeki Futrono bölgesinde yaşayan Ximena Nancumil, AA muhabirine yaptığı açıklamada, babası Juan Neyiman Diaz'a 4 yıl önce prostat kanseri teşhisi konulduğunda, ailenin gelirinin çok düştüğünü ve kendisinin ev almak için biriktirdiği parayı babasının hastalığıyla savaşmak için kullanmak zorunda kaldığını anlattı.Nancumil, 'Ben gencim, mücadele edebilirim ama babam değil. Artık kemoterapi almıyor ve palyatif bakımda çünkü kanser artık çok ilerlemiş durumda.' dedi.Emeklilik fonlarının çekilebilmesine ilişkin Nancumil, 'Babam hastalığını öğrendiğinde çok kötü durumdaydı, su bile içemiyordu ancak bu haber ona ilaç gibi geldi. Bunun, bize yardım edecek birini tutmamıza yarayacağını söyledi çünkü babam, hastalanmadan önce evimizin direğiydi.' diye konuştu.Nancumil, babasının ölmeden önce parasını çekmesini umduğunu belirterek, 'Bu biraz zor ama babam hastalığından sonra edindiği borçları ödemek istiyor, çok borcumuz var. Babam çalışmayı bıraktığında artık geliri kalmamıştı, ona bakmak için ben de çalışmayı bırakmak zorunda kaldım.' ifadelerini kullandı.'Eğer öleceksem, neden birikimlerimi saklamalıyım?'Emeklilik fonlarının kullanılması yasasını hazırlayan isimlerden Sosyalist Parti Milletvekili Marcos Ilabaca, bu yasa fikrinin ölümcül hastaların bulunduğu bölgelerden edindiği izlenimler üzerine ortaya çıktığını belirtti.Ilabaca, AA muhabirine 'Ölümcül hastalığa sahip, yardımlarla geçinen, çaresiz insanlar emeklilik fonlarını kullanamıyordu. 'Eğer öleceksem, neden birikimlerimi saklamalıyım?' diyorlardı.' ifadesini kullandı.Ölümcül bürokrasiYeni yasa, ölümcül kanser hastalarının mart ayında paralarını çekmesine izin veren bir istisnayı kapsamasına rağmen, bu kapsama dahil olamayan ve yaşama süresi kısalan hastalar için geç kalmış olacak.Mart 2020'de akciğer kanseri teşhisi konulan kocası Carlos Munoz'u Aralık 2020'de kaybeden Pia Cifuentes, birçok ölümcül hastanın yeni yasanın yürürlüğe girmesi gibi bürokratik süreçte parasını çekemeden yaşamını yitirdiğini söyledi.Cifuentes, hastalığın haberini ilk aldıklarında hayatlarının altüst olduğunu belirterek, 'Biri 7, biri 9 yaşında küçük çocuklarımız var. Böyle bir durumda olacak şeyi kabul etmek istemezsin. Gideceğini biliyorduk ama bu kadar çabuk olacağını hiç düşünmemiştik çünkü yaşama şansı en iyi ihtimalle 5 yıldı.' dedi.Sadece kocasının ölümüyle değil, hala belirlenmemiş olan hastane yatış masraflarının getirdiği belirsizlikle de mücadele eden Cifuentes, şunları kaydetti:'Bir mucizeye inanıyorduk. 23 gün klinikte kaldı, ölümünden birkaç saat öncesine kadar bilinci yerindeydi. Onun emeklilik fonu bir fırsattı çünkü o ailesini iyi bir şekilde bırakmak ve kanser tedavisini ödeyecek kaynağa sahip olmak istiyordu. Emeklilik fonundaki birikimi, tedavisini ödemeye, Şili dışında bir seçenek aramaya veya daha kaliteli bir hayata sahip olmamıza yardımcı olabilirdi.'Kocasından kalan maluliyet aylığı ve birikimleriyle yaşamını sürdüren Cifuentes, 'Bir, iki veya üç ayda değil; şu anda bu paraya ihtiyacı olan çok hasta var. Birçok hasta parasını çekme ümidiyle hayatını kaybedecek. Umarım, çok külfetli bir prosedür olmaz, daha etkili ve hızlı olur.' ifadelerini kullandı.Yeni yasayla emeklilik fonunda biriken paranın, bir yıllık kirayı, cenaze masraflarını ve ölüm aylığını karşılayan kısmından arta kalanı, hastanın ihtiyacına göre kullanılabilecek.1 Temmuz itibarıyla yürürlüğe girecek yasadan, bazı hastalar mart ayında yararlanmaya başlayacak.Nüfusu 19 milyonu aşan Şili'de emeklilik sistemi, ülkede Gayri Safi Yurtiçi Hasılanın yüzde 80'den fazlasını temsil eden Emeklilik Fonu Yöneticileri (AFP) isimli, özel fonlara dayanıyor. Her vatandaş, yasa gereği 6 AFP fonundan birine katkı sağlamak zorunda.AFP sistemi, 1981'de diktatör Agusto Pinochet rejimi döneminde, mevcut Devlet Başkanı Sebastian Pinera'nın kardeşi Jose Pinera'nın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevi sırasında uygulamaya konuldu.AFP sisteminde, çeşitli hükümetler tarafından reformlar yapılmasına rağmen, bu sistem, düşük emekli maaşları nedeniyle ülkede sıkça eleştiriliyor. 11 milyon kişiyi etkileyen bu sistem, emeklilerin asıl maaşının yüzde 70'ini almasını ve işçilerin maaşının yüzde 10'unu emeklilik fonuna yatırmasını gerektiriyor.Şili'de Ekim 2019'da patlak veren, aylarca süren ve 23 kişinin ölümüne, binlerce kişinin de yaralanmasına sebep olan 'sosyal patlama' olarak adlandırılan hükümet karşıtı gösterilerin temel konularından biri AFP sistemiydi.
Okullarda Yüz Yüze Eğitim Heyecanı Başlıyor
ANKARA (AA) - SELMA KASAP - Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Türkiye genelinde köy yerleşim yerlerinde bulunan ilkokul düzeyindeki yaklaşık 6 bin birleştirilmiş sınıf ile 2 bin 700 anaokulunda 15 Şubat'ta yüz yüze eğitimin başlatılmasını hedefliyor. AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, köylerde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının hiç olmadığı ya da düşük seyrettiği görüldüğünden, çocukların eğitiminin salgına bağlı olarak daha fazla aksamaması için köy okullarının tüm kademelerde yüz yüze ve tam zamanlı olarak açılmasına karar verildi.Ancak salgının seyrine bağlı olarak il hıfzıssıhha kurulları bazı köylerde uzaktan eğitimi önerebilecek.Türkiye'de köy yerleşim yerlerindeki ilkokul düzeyinde 6 binin üzerindeki birleştirilmiş sınıfın 15 Şubat'ta yüz yüze eğitime başlaması hedefleniyor. Bu okullarda 15 Şubat'tan itibaren 130 bin dolayındaki öğrenciye yüz yüze eğitim verilmeye başlanacak. Bakanlık, yüz yüze eğitime geçişte eğitimin başlangıcı olan tüm bağımsız anaokullarını da 15 Şubat'ta tam zamanlı açacak. İstatistiklere göre, Türkiye'de anaokulu düzeyindeki 2 bin 700 kurumda 400 binin üzerinde öğrenci eğitim alıyor. İlkokullar ve özel eğitim okullarının yüz yüze eğitim tarihi 1 MartAyrıca, 1 Mart Pazartesi günü ilkokullar tüm sınıf düzeylerinde yüz yüze eğitime geçecek. İlkokul öğrencileri, eğitimlerine yine seyreltilmiş şekilde haftanın iki günü devam edecek. Bu kapsamda 5 milyon dolayındaki öğrencinin de yüz yüze eğitime geçmesi bekleniyor. Özel gereksinimli öğrenciler için de özel eğitim okulları ve sınıfları, aynı tarihten itibaren yüz yüze eğitim vermeye başlayacak.Bu kapsamda, özel eğitim okullarındaki 50 binin üzerinde öğrenci, özel eğitim sınıfındaki 70 bin civarında öğrenci ve ilkokul 8 ve 12. sınıf düzeyindeki kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim alan 150 bine yakın öğrenci de 1 Mart'ta ders başı yapacak. Okullar, sınav döneminde olan 8. ve 12. sınıf öğrencileri için de kapılarını tam zamanlı olarak 1 Mart'tan itibaren açacak. Bu öğrenciler, Bilim Kurulunun öngördüğü şartlar çerçevesinde sınıflarda yerlerini alacak. Ayrıca, devam eden destekleme yetiştirme kurslarına bu öğrencilerin daha rahat ulaşabilmeleri için sokağa çıkma kısıtlaması olan gün ve saatlerde öğrenciler özel izinli sayılacak. Öğrencilerin okullarda yüz yüze eğitime katılımları velilerin kararına bağlı olacak. Çocuklarını yüz yüze eğitime göndermek istemeyen veliler, durumlarını yazılı olarak bulundukları okullara beyan edecek. Bu durumda çocuklar devamsız sayılmayacak, uzaktan eğitime devam edecek ve müfredattan sorumlu olacak. Salgının da seyrine bağlı olarak il hıfzıssıhha kurullarının ve valiliklerin kararı doğrultusunda farklı sınıf düzeyleri ve okul kademelerinde de il bazlı olarak yüz yüze eğitime başlanmasıyla ilgili kararlar alınabilecek.
Milli Savunma Bakanı Akar, Alman Mevkidaşıyla Görüşmesini Değerlendirdi:
BUDAPEŞTE (AA) - Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Almanya Savunma Bakanı Annegret Kramp Karrenbauer ile iki saati aşan görüşmesinin son derece yapıcı geçtiğini belirterek, 'Önümüzdeki günlerde bu görüşmeye bağlı olarak özellikle savunma ve güvenlik konularında bazı somut adımların atılacağını değerlendiriyorum.' dedi.Akar, dün Almanya Savunma Bakanı Annegret Kramp Karrenbauer ile gerçekleştirdiği ve iki saati aşan görüşmeye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Samimi ve yapıcı olarak nitelendirdiği görüşmede birçok konuda görüş alışverişinde bulunma fırsatı bulduklarını dile getiren Akar, 'Görüşmenin sonunda da birçok konuda benzer görüşlere sahip olduğumuzu büyük bir memnuniyetle müşahede ettik. Önümüzdeki günlerde bu görüşmeye bağlı olarak özellikle savunma ve güvenlik konularında bazı somut adımların atılacağını değerlendiriyorum.' diye konuştu.Almanya'nın NATO, AGİT ve Avrupa Konseyi dahil Avrupa güvenliği ve siyasi yapılarında, ekonomik kuruşlarda Türkiye'nin en önemli müttefik ve ortakları arasında yer aldığını ifade eden Akar, 'Yürüttüğümüz çalışmaların önümüzdeki döneme çok daha olumlu şekilde yansımasını bekliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın Sayın Şansölye Merkel ile yaptığı görüşmelerde çizdikleri çerçeve içinde önümüzdeki dönemde daha yapıcı, olumlu, üretken birtakım çalışmalar yapmamız mümkün olacaktır diye değerlendiriyorum.' ifadelerini kullandı.Görüşmenin ardından yapılan kısa açıklamada iki Bakanın da NATO vurgusu yaptığı hatırlatılarak değerlendirmesinin sorulması üzerine Akar, şunları söyledi:'Sayın Bakan'ın da değişik yer ve zamanlarda bahsettiği gibi Türkiye'nin ne kadar samimi, güvenilir bir NATO müttefiki olduğu herkesin malumudur. Bu çerçevede bugüne kadar NATO üyesi olarak bütün sorumluluklarımızı yerine getirdik, getirmeye devam ediyoruz. Bu konuda son derece hassas olduğumuzu, çalışmaları en iyi şekilde yapmak için gayret içinde olduğumuzu kendilerine ifade ettik. Gerek birlik tahsisi, gerek operasyon ve tatbikatlar ayrıca finansal destek konusunda da Türkiye'nin önde gelen NATO müttefiklerinden, ortaklarından biri olduğu herkesin malumu. Dolayısıyla bizim NATO ile olan münasebetlerimiz son derece yapıcı, iyi bir şekilde gerçekleşmektedir.'NATO Karargahı'ndaki görüşmelerCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile gerçekleştirdiği görüşme sonrasında Türkiye ve Yunanistan askeri heyetleri arasında Doğu Akdeniz ve Ege'deki problemlerin çözümüne katkıda bulunmak üzere NATO Karargahı'ndaki ayrıştırma toplantılarının başlatıldığını anımsatan Akar, 'Bugüne kadar 8 toplantı yapıldı. Bu toplantıların devam etmesini bekliyoruz. Komşumuz Yunanistan'ın da bu konuya biraz daha fazla ilgi göstermesini bekliyoruz. Önümüzdeki dönemde bu toplantıların daha verimli olması söz konusu.' dedi.Türkiye ve Yunanistan arasındaki istişari görüşmelerin İstanbul'da yapıldığını hatırlatan Akar, 'İlaveten bizim daha önce başlattığımız güven artırıcı önlemler çerçevesinde yapılan çalışmalar var. Bunların ikisi Atina'da gerçekleştirildi biri Ankara'da yapıldı. Bunun dördüncüsü için de ev sahipliği yapmaya hazır olduğumuzu muhataplarımıza ilettik. Toplantıların devamı bakımından Yunan komşularımızın Ankara'ya gelmelerini bekliyoruz. Bu toplantılarla diyaloğu sürdürmek suretiyle Türkiye ve Yunanistan arasındaki problemlere siyasi, barışçıl çözümler bulmayı umut ediyoruz. Bu konuda biz son derece istekliyiz. Bu sorunların çözülmesi için gerekli katkıları sağlamaya hazır olduğumuzu herkesin bilmesini istiyoruz.' değerlendirmesini yaptı.'Takipçisi olduğumuz bilinmeli'Başta Almanya olmak üzere Avrupa'dan yapılan 'Doğu Akdeniz'de gerilimin azaltılması'na yönelik açıklamaların hatırlatılması üzerine de Akar, 'Türkiye olarak bizim yaptığımız bütün faaliyetleri gözden geçirdiğinizde araştırma gemilerimizin yaptıkları teknik ve bilimsel çalışmaların dışında herhangi bir şey yok.' diye konuştu.Yunanistan'ın ise özellikle NAVTEX konusundaki faaliyetlerine dikkati çeken Akar, 'Komşumuz Yunanistan birçok NAVTEX ilan etti fakat bunlardan çok azını kullanıyor. Biz bu konularda dahi son derece hassas, dikkatli davranıyor, iki ülke arasındaki münasebetleri olumsuz etkileyecek her türlü tavır ve hareketten kaçınıyoruz. Fakat diğer taraftan da bizim hakkımız olan bazı konular var. O konuların da takipçisi olduğumuzu herkesin bilmesi gerekiyor.' dedi.Konuya ilişkin üçüncü tarafların objektif yaklaşmalarına yönelik talepleri hatırlatılarak Almanya'nın bu konudaki yaklaşımına yönelik değerlendirmesi sorulan Akar, şu yanıtı verdi:'Almanya'nın bu konuda son derece tutarlı, ilkeli davrandığını görüyoruz. Bunu rahatlıkla söyleyebiliriz. AB dönem başkanlığı sırasında Sayın Merkel'in Sayın Cumhurbaşkanımız ile yaptığı görüşmelerde de gerçekten bu konuda tutarlı, son derece güven verici bir tutum izlediler. Biz bu tutumun hem AB hem NATO üyesi ülkelerle diğer ülkelere de örnek olmasını temenni ediyoruz, diliyoruz. Yaptığımız görüşme sırasında bunu Sayın Bakan birkaç kez değişik şekilde ifade ettiler. Onlar olayın bir şekilde Türkiye ve Yunanistan arasında görüşmeler yoluyla çözülmesini desteklediklerini, bu konuda yardımcı olacaklarını tekrar tekrar ifade ettiler.''Olumlu gelişmeler bekliyoruz'Alman Bakan ile görüşmesinde Türkiye ve Almanya arasındaki savunma sanayinde iş birliği konularının gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine Akar, 'Almanya ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyacı olan çeşitli silah sistemleri, araç, gereç ve yedek parçalar konusunda çok sıkı iş birliğimiz var. Önümüzdeki dönemde bu manada olumlu gelişmeler bekliyoruz.' ifadelerini kullandı.Akar, Türkiye'nin İHA üretiminde önemli bir noktaya geldiğini vurgulayarak, 'İHA konusu dahil birçok konuda da ayrıca iş birliği yapmak suretiyle çalışmalarımızı sürdürebileceğimizi ifade ettik.' diye konuştu.'Samimi ev sahipliği, içten misafirperverlik'Görüşme öncesi ve sonrasında Karrenbauer ile samimi diyalogları hatırlatılarak görüşmenin iki ülke arasındaki ilişkilere yansımasının sorulması üzerine Akar, şu yanıtı verdi:'Özellikle savunma ve güvenlik konularına ilişkin Sayın Bakan Karrenbauer ile yaptığımız görüşmede çok samimi, açık, dostane ev sahipliği gördük. NATO'da müttefik olan ve uzun yıllardan beri tarihi geçmişi ve ortak değerleri olan Almanya'da gösterilen misafirperverlik bizi de son derece memnun etti. Bu tavrın önümüzdeki dönemlerde somut adımlara dönüşmesini bekliyoruz. Savunma güvenlik konuları başta olmak üzere siyasi ekonomik konular dahil diğer konularda da olumlu gelişmeleri bekliyoruz.' Karrenbauer'in görüşme sonrası yaptığı 'zorlu konuların da ele alındığına' yönelik değerlendirmesi hatırlatılarak bu konuların neler olduğunun sorulması üzerine Bakan Akar, şunları kaydetti:“Son derece samimi, açık, şeffaf görüş alışverişinde bulunduk. FETÖ konusunda, YPG'nin PKK'dan farklı olmadığı, İrini operasyonunun BM tarafından tanınan Milli Mutabakat Hükümetini cezalandırmak gibi pratikte bir sonuç doğurduğu konularındaki görüş ve değerlendirmelerimizi Sayın Bakan ile paylaştık. Biz Almanya'yı çok yakın dost, ortak ve müttefik olarak görüyoruz. Dolayısıyla bu konular dahil tüm konuları görüşmek suretiyle bir çözüme varabileceğimizi bunun da Türkiye, Almanya ve Avrupa için iyi sonuçlar doğuracağına inandığımızı belirtmek istiyorum.' Macaristan ziyaretiÖte yandan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Almanya ziyaretinin ardından dün Macaristan'ın başkenti Budapeşte'ye geçti.Havalimanında, Macaristan Savunma Bakanı Tibor Benko tarafından karşılanan Bakan Akar, Budapeşte Türk Şehitliği’ni ziyaret etti.Buradaki anma töreninde ilk olarak Akar daha sonra ise Benko, 1. Dünya Savaşı Galiçya Cephesi Şehitleri anısına yapılan anıta çelenk koydu. İki ülke ulusal marşlarının çalındığı törende saygı duruşunda bulunulmasının ardından Bakan Akar ve Benko, şehitlikteki mezarlara karanfil bıraktı. Akar, beraberinde Benko ile Gül Baba Türbesi’ni de ziyaret etti.Gül Baba Kültür Merkezi’ni de gezen Akar ve Benko, çalışmalar ve sergi salonundaki eserlere yönelik bilgi aldı.
Reklam
Ak Parti'nin İcraatlarını Konu Edinen Makale Ve Tezler 6'Ncı Kez Yarışacak
ANKARA (AA) - MUHAMMED TORUNTAY - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, iktidarın icraatlarını irdeleyen makale ve tezlerin yarışacağı ve bu yıl 6'ncısı düzenlenen Sosyal Bilimler Teşvik Ödülü için başvuruların başladığını bildirdi.Dağ, AK Parti Ar-Ge Başkanlığı tarafından düzenlenen Sosyal Bilimler Teşvik Ödülleri'ne ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu.Bu yıl 6'ncısı düzenlenen teşvik ödülleri için başvuruların başladığını aktaran Dağ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın genel başkan olduğu AK Parti'nin, siyasi, toplumsal, hukuki, uluslararası ilişkiler, ekonomi ve tarihi konulardaki faaliyetleriyle ortaya koyduğu fikir ve düşünceleri inceleyen doktora tezi, yüksek lisans tezi ile uluslararası kriterlere uygun makaleleri değerlendireceklerini söyledi.'Türkiye'nin, iktidarın faaliyetlerini inceleyen, irdeleyen son 5 yılda hazırlanmış makale, yüksek lisans ve doktora tezleri bir jüri tarafından değerlendirilecek.' ifadelerini kullanan Dağ, jürinin akademisyenlerden oluşacağını belirtti.Sosyal Bilimler Teşvik Ödülleri'ni birkaç yılda bir verdiklerini hatırlatan Dağ, AK Parti iktidarı döneminde gerçekleştirilen bu tarz çalışmaları bir çatı altında toplamak, onları bir kapsam içine almak ve yapılanların farklı açılardan nasıl değerlendirildiğini görme noktasında bu faaliyetleri önemli bulduklarını söyledi.İngilizce çalışmalar da değerlendirilecekTezlerin Türkçe veya İngilizce olmasının önem taşımadığını belirten Dağ, şunları kaydetti:'Biz her iki dilde de yapılmış çalışmaları değerlendiriyoruz. Bunun uluslararası boyutu da bu anlamda olacak. Bütün üniversitelere bunu ileteceğiz, bildireceğiz, rektörlerimize bunları bildireceğiz ve bu çalışmaları değerlendirme noktamız olacak. Başvuru için bir adresimiz de olacak. Bu tarz çalışma yapanların inşallah oradan başvurma imkanı olacak. Bu ilana çıktıktan sonra yeni bir çalışma yapma zamanı çok fazla olmayacak ama yapılmış bütün tezleri bu bağlamda değerlendirmeye tabi tutacağız.'Sosyal Bilimler Teşvik Ödülleri'ne başvurular, 'tesvikodulleri.akparti.org.tr' internet adresinden 3 Mart'a kadar yapılabilecek.
Fuhuş Çetesinden Kurtarılan Genç Kadın: 'İşkence Yapıp, Boğazımı Kesmekle Tehdit Ettiler'
Konya’da, sosyal medyadan tanıştığı S.K. tarafından evlenme vaadiyle kandırılarak, götürüldüğü Bursa ve Yalova'da fuhşa zorlanan B.A., polis operasyonuyla kurtarıldı. Serbest bırakılması için babasından da 7 bin dolar fidye istenen B.A., yaşadığı korku dolu günleri anlattı. Sosyal medya üzerinden tanıştığı kişinin resim atölyesi kuracağı ve ailesine villa alacağı sözünü verdiğini belirten B.A., 'Şehirler arasında seyahat ederken, yüzümü kapatacak şekilde peçe taktılar. 'Dediklerimizi yapmazsan senin boğazını keseriz' diye tehdit ettiler. Günlerce kaldığım o bodrumda psikolojim bozuldu” dedi.
Reklam
Hekimoğlu 36. Bölüm Fragmanı
Hekimoğlu yeni bölüm Fragmanı yayınlandı. Yayınlanan fragmanda; Orhan Ateş'e Mahir'le anlaşma yaptığını ve bazı reçeteleri yazmadığını kabul ettiğini itiraf ediyor. Durumu öğrenen İpek Orhan'a tepki gösteriyor. Ateş zor bir karar vermek durumundadır. İşte Hekimoğlu 36. bölüm fragmanı...
Adana'da Terör Örgütü Deaş Sanığına 3 Yıl 1 Ay 15 Gün Hapis Cezası
ADANA (AA) - Adana'da terör örgütü DEAŞ soruşturması kapsamında tutuksuz yargılanan 2 sanıktan biri 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan etkin pişmanlık hükümleri kapsamında 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı, diğerinin beraatine karar verildi.Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, Suriye uyruklu tutuksuz sanıklar H.K. ile M.İ.A. ve avukatları katıldı.Tercüman aracılığıyla savunması alınan sanık H.K, etkin pişmanlık hükümleri kapsamında emniyette verdiği ifadeyi tekrarladı.H.K, 2014 yılında Suriye'de terör örgütü DEAŞ'a katıldığını belirterek, 'Örgüt bana zorla silahlı eğitim verdi. Ayrıca bana tahıl ürünlerinin bekçiliği görevi verildi. Bana örgüt içerisinde 'Ebu Aişe' kod adı verildi. 'Ebu Halis' kod adlı örgüt üyesi bizim bulunduğumuz grubun sorumluluğunu yapıyordu. DEAŞ içerisinde yaklaşık 8 ay bulundum. 2016 yılında örgütten kaçtım. Kaçak yollardan Türkiye'ye geldim. Tüm bildiklerimi anlattım. Beraatime karar verilmesini talep ederim.' ifadesini kullandı.Sanık M.İ.A. da terör örgütü DEAŞ üyesi olmadığını belirterek beraatine karar verilmesini istedi.Cumhuriyet savcısı ise esas hakkındaki mütalaasında, dosya kapsamındaki mevcut delil durumu, beyan ve teşhisler dikkate alınarak sanık H.K'nin 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan etkin pişmanlık hükümleri kapsamında cezalandırılması, M.İ.A'nın ise 'delil yetersizliği' gerekçesiyle beraatine karar verilmesi yönünde görüş sundu.Mahkeme heyeti, sanık H.K'yi 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan etkin pişmanlık hükümleri kapsamında 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırdı, M.İ.A'nın ise 'delil yetersizliği' gerekçesiyle beraatine karar verdi. Heyet, sanıkların mevcut hallerinin devamına da hükmetti.
Adana'da Terör Örgütü Deaş Sanığına 3 Yıl 1 Ay 15 Gün Hapis Cezası
ADANA (AA) - Adana'da terör örgütü DEAŞ soruşturması kapsamında tutuksuz yargılanan 2 sanıktan biri 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan etkin pişmanlık hükümleri kapsamında 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı, diğerinin beraatine karar verildi.Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, Suriye uyruklu tutuksuz sanıklar H.K. ile M.İ.A. ve avukatları katıldı.Tercüman aracılığıyla savunması alınan sanık H.K, etkin pişmanlık hükümleri kapsamında emniyette verdiği ifadeyi tekrarladı.H.K, 2014 yılında Suriye'de terör örgütü DEAŞ'a katıldığını belirterek, 'Örgüt bana zorla silahlı eğitim verdi. Ayrıca bana tahıl ürünlerinin bekçiliği görevi verildi. Bana örgüt içerisinde 'Ebu Aişe' kod adı verildi. 'Ebu Halis' kod adlı örgüt üyesi bizim bulunduğumuz grubun sorumluluğunu yapıyordu. DEAŞ içerisinde yaklaşık 8 ay bulundum. 2016 yılında örgütten kaçtım. Kaçak yollardan Türkiye'ye geldim. Tüm bildiklerimi anlattım. Beraatime karar verilmesini talep ederim.' ifadesini kullandı.Sanık M.İ.A. da terör örgütü DEAŞ üyesi olmadığını belirterek beraatine karar verilmesini istedi.Cumhuriyet savcısı ise esas hakkındaki mütalaasında, dosya kapsamındaki mevcut delil durumu, beyan ve teşhisler dikkate alınarak sanık H.K'nin 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan etkin pişmanlık hükümleri kapsamında cezalandırılması, M.İ.A'nın ise 'delil yetersizliği' gerekçesiyle beraatine karar verilmesi yönünde görüş sundu.Mahkeme heyeti, sanık H.K'yi 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan etkin pişmanlık hükümleri kapsamında 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırdı, M.İ.A'nın ise 'delil yetersizliği' gerekçesiyle beraatine karar verdi. Heyet, sanıkların mevcut hallerinin devamına da hükmetti.
Reklam