onedio
Çekya'da Kovid-19 Vaka Sayısı 1 Milyonu Geçti
PRAG (AA) - Çekya'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında toplam vaka sayısı 1 milyonu aştı.Sağlık Bakanlığının verilerine göre, 10,7 milyon nüfuslu ülkede son 24 saatte 9 bin 57 vaka görülürken toplam vaka sayısı 1 milyon 3 bin 657'ye ulaştı.Son dönemde vaka sayılarının tekrar yükselişe geçtiği ülkede, virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı ise 76 artarak 16 bin 683'e yükseldi.Çekya'da 2 Şubat itibarıyla Kovid-19 aşısı uygulanan kişi sayısı 280 bin 66 oldu.
İzmir'de Kent Merkezine Son 24 Saatte 155 Kilogram Yağış Düştü
İZMİR (AA) - Meteoroloji 2. Bölge Müdürü Davut Öztürk, dün sabah başlayan ve bu sabaha kadar devam eden yağışlarda kent merkezine metrekareye 155 kilogram yağış düştüğünü bildirdi. Davut Öztürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son 24 saatlik sürede, Bayraklı'ya 144, Bornova'ya 137, Menderes'e 135 kilogram yağışın düştüğünü, Kemalpaşa ve Gaziemir ilçelerinde ise yağış miktarının 118 kilogram olarak kayıtlara geçtiğini belirtti. Şubat ayı ortalamasının kent genelinde 102 kilogram olduğunu belirten Öztürk, 'Aylık ortalama yağışın bir buçuk katı 24 saatte yağdı.' dedi. Konak ilçesinde dün metrekareye düşen yağışın 124, bugün ise 31 kilogram olarak kayıtlara geçtiğini aktaran Öztürk, 'İzmir'in günlük yağış rekoru 29 Eylül 2006'da 145 kilogram olarak kayıtlara geçmişti. İki günü topladığımızda bu rekoru geçiyoruz.' ifadelerini kullandı.
Balıkesir'de Tefecilik Operasyonunda 7 Şüpheli Yakalandı
BALIKESİR (AA) - Balıkesir'in Burhaniye ilçesinde düzenlenen tefecilik operasyonunda 7 zanlı gözaltına alındı. İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadelesi ekipleri, kentte tefecilik yapıldığı bilgisi üzerine operasyon başlattı.Şüphelilere yönelik 10 adrese eş zamanlı baskın yapan ekipler, 2 tabanca, 2 pompalı tüfek, 2 çek sayfası ve 43 fişek ele geçirdi.Gözaltına alınan 7 kişinin emniyetteki işlemleri sürüyor.
Buz Pistini Yakıp Sahibini Silahla Öldürmek İstediği İddia Edilen Sanığa 10 Yıl 5 Ay Hapis Cezası
İSTANBUL (AA) - Beylikdüzü'nde benzin dökerek buz pistini yakan ve iş yeri sahibini pompalı tüfekle öldürmeye teşebbüs ettiği iddiasıyla hakkında dava açılan sanık, 'yakarak mala zarar verme', 'konut dokunulmazlığını ihlal etme' ve 'itfaiye görevlilerine görevlerini yaptırmamak' suçlarından 10 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırıldı.Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Ümit Yaşar Parlak ile müştekiler Ayfer Özbal ve İsmail Ahmet Özbal katıldı. Tarafların avukatları da duruşmada hazır bulundu.Müşteki Ayfer Özbal'ın avukatı Ceylan Irmak Beşiroğlu, sanığın elindeki tüfekle içeride müştekilerin olduğunu bilerek ateş ettiğini ifade ederek, 'Sanık hakkında her iki katılana yönelik kasten öldürmeye teşebbüs, tehdit ve mala zarar verme suçları da oluşmuştur. Sanığın atılı tüm suçlardan cezalandırılmasını talep ediyoruz.' dedi.Müştekiler Ayfer Özbal ve İsmail Ahmet Özbal da, sanıktan şikayetçi olduklarını ve cezalandırılmasını istedi.Esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanık Ümit Yaşar Parlak’ın 'konut dokunulmazlığının ihlali', 'yakarak mala zarar verme', 'itfaiye memurlarına görevi yaptırmamak için direnme' suçlarından 5 yıl 9 aydan 23 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılmasını istedi.Mütalaada, sanığın müştekiler Ayfer Özbal ve İsmail Ahmet Özbal'ı öldürmek amacı ile buz pistini yakması ve İsmail Ahmet Özbal'ı silahla öldürmeye teşebbüs etmesi ve silahlı tehdit iddialarına ilişkin yeterli somut, kesin herhangi bir delil bulunmadığından beraati talep edildi.Sanık Parlak hakkında 'genel güvenliği tehlikeye sokma' suçundan cezalandırılması istemiyle dava açıldığı kaydedilen mütalaada, sanığın eylemini 'yangın çıkarma suretiyle mala zarar verme' suçunu oluşturduğundan, müştekilerin iş yerlerinden başka bir yere zarar verme olasılığı bulunmadığından bu suçun unsurları oluşmadığından beraati istendi.Mütalaada, ayrıca sanığa atılı suçların niteliği, tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak tahliyesi talep edildi.Mütalaaya karşı söz alan sanık Parlak, 'Mağduriyetimi ve şikayetimi dile getirmek üzere birçok yere başvurdum, gitmediğim yer kalmadı. Ancak buna rağmen sonuç alamayınca artık bir şeyler yapmam gerektiğini fark ettim. Buz pistini bulduğum gibi bırakmaya karar verdim ve yakmak amacıyla gündüz vakti olay yerine gittim. Müştekilerin içeride olduğunu bilmiyordum, arabaları da park halinde değildi. Eğer kendilerine zarar verme amaç ve kastım olsa eylemi gündüz vakti değil, gece vakti yapardım. Benim amacım uğradığım haksızlıktan dolayı müştekilere karşılık olarak zarar vermekti.' ifadelerini kullandı.Müştekilere maddi olarak zarar vermek istediğini aktaran sanık Parlak, olaydan dolayı pişman olduğunu söyledi.KararMahkeme heyeti, sanık Ümit Yaşar Parlak’ın müştekiler Ayfer Özbal ve İsmail Ahmet Özbal'a yönelik 'kasten öldürmeye teşebbüs' suçundan dava açıldığını belirterek, sanığın yöneltilen bu suçu işlediğine dair kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden bu suçtan beraatine karar verdi.Sanık Parlak hakkında 'silahla tehdit' ve 'hürriyetten yoksun kılma' suçlarından bir iddianın olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına hükmeden mahkeme, sanık hakkında bu suçlardan suç duyurusunda bulunulmasına hükmetti.Mahkeme, sanık Parlak'ı iki müştekiye karşı 'yakarak mala zarar verme' suçundan 6 yıl 8 ay, 'konut dokunulmazlığını ihlal etme' suçundan 2 yıl 6 ay, 'itfaiye görevlilerine görevlerini yaptırmamak' suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezasına mahkum etti.Sanık Parlak’ı toplam 10 yıl 5 ay hapis cezasına çarptıran mahkeme, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi.Duruşma sonrasında açıklama yapan müşteki Ayfer Özbal, bu olayın sanığın kendilerine 3'üncü saldırısı olduğunu belirterek, mahkemenin öldürmeye teşebbüs suçundan ceza vermemesine tepki gösterdi.Olay yerinde sadece dışarda 12 kovan bulunduğunu anlatan Özbal, 'İçeriye yangından dolayı polis giremedi. Buna rağmen öldürmeye teşebbüs suçundan ceza verilmedi. 3 yıl önce beni sokakta yakalayıp çok ciddi şekilde dövdü, parmağımı kırdı. Tahliye olsaydı bu üç seferdir yapamadığı olayı şimdi gerçekleştirecekti. Allah'tan tahliye olmadı.' diye konuştu.İddianamedenBakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, müştekiler Ayfer Özbal ile İsmail Ahmet Özbal'ın Beylikdüzü'nde buz pisti alanında ticari faaliyet gösteren iş yerlerinin bulunduğu anlatılmıştı.Olay tarihi olan 14 Nisan'dan önce Ayfer Özbal ve İsmail Ahmet Özbal ile sanık Ümit Yaşar Parlak'ın, buz pistinin bulunduğu yerde kafe yapımı konusunda anlaştıkları belirtilen iddianamede, sanık Parlak'ın yapılması için bir miktar para yatırdığı kafeyi tamamlayamadığı, harcamasının karşılığını da müştekilerden talep ettiği aktarılmıştı.Müştekilerin de buna olumsuz cevap verdikleri ifade edilen iddianamede, sanığın 14 Nisan'da iş yerini yakmak amacıyla yanına aldığı bir miktar benzin ve pompalı tüfekle buz pistine gittiği, camı kırarak içeri girdiği, karşısına çıkan müşteki İsmail Ahmet Özbal'a öldürmek amacıyla ateş ettiği, ancak aradaki cam nedeniyle müştekinin yaralanmadığı, sadece camın kırıldığı kaydedilmişti.İddianamede, sanık Ümit Yaşar Parlak'ın 'kasten öldürmeye teşebbüs etme', 'konut dokunulmazlığını ihlal etme', 'mala zarar verme' ve 'genel güvenliği kasten tehlikeye sokma' suçlarından 20 yıldan 38 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.
Aym'nin Enis Berberoğlu Hakkında İkinci Kez İhlale Hükmettiği Kararının Gerekçesi Tamamlandı
ANKARA (AA) - Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulunun, eski CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu hakkında ikinci kez ihlale hükmettiği kararının gerekçesi Resmi Gazete'de yayımlandı. Berberoğlu'nun avukatları, Yüksek Mahkemenin ihlal kararının yerel mahkemelerce yerine getirilmemesi nedeniyle ikinci kez bireysel başvuruda bulunmuştu. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 21 Ocak'ta Berberoğlu'nun, Anayasanın 67. maddesinde güvence altına alınan 'seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı' ile Anayasanın 19. maddesinde düzenlenen 'kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı'nın ihlal edildiğine karar vermişti.Yüksek Mahkeme'nin kararının gerekçesi, Resmi Gazete'de yer aldı.Gerekçede, Anayasa Mahkemesinin 17 Eylül 2020'de Enis Berberoğlu'yla ilgili ihlal kararı verdiği hatırlatılan gerekçede, bu kararda, ihlalin giderilmesi için ilk derece mahkemesinin yeniden yargılama yapmakla yükümlü olduğunun aktarıldığı kaydedildi.Anayasa Mahkemesinin ihlal kararının gereği derece mahkemelerince yerine getirilmediği anımsatılan gerekçede, Anayasanın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hükmün herhangi bir istisnasının bulunmadığına işaret edildi. Gerekçede, 'Böyle bir istisna hükmü olmadığına ve olamayacağına göre mahkemeler ve kamu gücünü kullanan diğer organlar, Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamaktan ve gereğini yerine getirmekten kaçınamaz.' denildi. 'Anayasa'nın 2. maddesinde anlamını bulan hukuk devleti retorikten ibaret değildir'Anayasa'nın, Anayasa Mahkemesi kararını yerine getirme yükümlülüğü altında olan kamu makamlarına ve somut olayda, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine Anayasa Mahkemesi kararlarına direnme veya bağlayıcılığını tartışma yetkisi vermediği vurgulanan gerekçede, şu tespitler yapıldı: 'Anayasa'nın 2. maddesinde anlamını bulan hukuk devleti retorikten ibaret değildir. Kamu gücünü kullanan organların, mahkemelerin ve bireylerin hukuka uygun davranmadıkları bir ülkede hukuk devletinin varlığından söz edilemez.Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu yönündeki Anayasa'nın 153. maddesinin açık hükmüne rağmen her ne sebep ve mülahaza ile olursa olsun yerine getirilmemesi hukukun üstünlüğü ilkesinin ve bu ilkenin temel alındığı anayasal düzenin ağır bir biçimde ihlali anlamına gelmektedir.Bu kapsamda, türlü bahaneler ve hukuk tanımaz tutum ve davranışlarla bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edilmesine ve mevcut ihlallerin sürdürülmesine neden olacak şekilde, Anayasa'nın öngördüğü hukuk düzenine karşı koyma anlamına gelen keyfi kararlara hiçbir hukuk sisteminde müsaade edilemez. Bir hukuk devletinde anayasal hükümlere uymamanın ilgililer açısından cezai, idari ve hukuki sorumluluklar doğuracağı açıktır.'Anayasal düzenin korunmasının, yalnızca Anayasa Mahkemesine ait bir görev olmadığına işaret edilen gerekçede, Anayasal kurumların, kamu gücünü kullanan organların, gerçek veya tüzel kişilerin Anayasa'yı koruma ve anayasal kurallara sadakat gösterme yükümlülüğü bulunduğu vurgulandı. Karar bilgi için TBMM'ye, HSK'ye, Adalet Bakanlığına gönderildiGerekçede, 'Başvurucu hakkındaki ihlalin ortadan kaldırılması için, yeniden yargılama işlemlerine başlanması, mahkumiyet hükmünün infazının durdurulması, başvurucunun hükümlü statüsünün sona erdirilmesi, yeniden yapılacak yargılamada durma kararı verilmesi işlemlerinin yerine getirilmesi zorunludur. Bu amaçla kararın İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi gerekir.' ifadesi kullanıldı.Başvurucu hakkındaki hak ihlallerinin ortadan kaldırılması ve ihlal kararının yerine getirilmesinin yalnızca ilgili derece mahkemelerinin değil, ilgilileri olduğu ölçüde başta Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) ile Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) olmak üzere kamu gücünü kullanan diğer organların da görevi olduğu belirtilen gerekçede, kararın bilgi için TBMM'ye, HSK'ye, Adalet Bakanlığına gönderilmesine de karar verildiği aktarıldı.
Reklam
Eski Dbp Diyarbakır İl Başkanı Garip Kandemir 6 Yıl 3 Ay Hapis Cezasına Çarptırıldı
DİYARBAKIR (AA) - Eski Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Diyarbakır İl Başkanı Garip Kandemir yargılandığı terör davasında, 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı.Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen karar duruşmasına, tutuksuz sanık Kandemir katılmadı, avukatı hazır bulundu.Cumhuriyet savcısı esas hakkında hazırladığı mütalaasında Kandemir'in cezalandırılması yönünde görüş bildirdi. Kandemir'in avukatı ise müvekkilinin beraati yönünde karar verilmesini talep etti.Mahkeme heyeti, Kandemir'in 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti.
Bir Aldatma Hikayesi 2 Kişinin Sonu Oldu: Kayınpeder Gözaltına Alınırken Hayatını Kaybetti
Adana'da 3 yıldır kayıp olarak aranan Mustafa Güven'in (44), kayınpederi Ahmet Demirci (73) tarafından öldürüldüğü ortaya çıktı. Cinayetin ardından cesedi torbaya koyup araziye attıkları belirlenen Güven’in eşi anaokulu öğretmeni Nazmiye Güven (39) ile babası Ahmet Demirci'nin evine polis ekipleri baskın düzenledi. Baskın sırasında fenalaşan Demirci hayatını kaybederken, gözaltına alınan Nazmiye Güven ise tutuklandı.
Reklam
Mersin'de Uçurumda Bir Hafta Mahsur Kalan Keçi Kurtarıldı
MERSİN (AA) - Mersin'in Erdemli ilçesinde uçurumda bir hafta mahsur kalan keçi itfaiye ekiplerince kurtarıldı. Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, Kayacı Vadisi Cimbit mevkisinde yaklaşık 150 metre yüksekliğindeki uçurumda keçisi mahsur kalan Refik Cücü, durumu belediyeye bağlı Afet Arama ve Kurtarma Şube Müdürlüğü ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine 3 kişilik ekip bölgede kurtarma çalışması başlattı. Ekip, iple indikleri bölgeden keçiyi kurtarıp sahibine teslim etti. Açıklamada görüşlerine yer verilen Refik Cücü, bir haftadır uçurumda mahsur kalan keçisinin kurtarılmasından dolayı mutlu olduğunu belirtti.
Pakistanlı Sağlık Çalışanları, Kovid-19 Aşılarının Ülkelere Nüfusa Göre Dağıtılması Gerektiğini Düşünüyor
İSLAMABAD (AA) - MUHAMMET NAZIM TAŞCI/MUHAMMED SEMİH UĞURLU - Pakistanlı doktorlar, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ile mücadele kapsamında üretilen aşıların uluslararası dağıtımında tüm insanlığın dikkate alınarak aşı paylaşımının buna göre yapılması gerektiğini belirtiyor.Kovid-19 vaka sayılarının 550 bine yaklaştığı, salgın dolayısıyla 11 bin 750'den fazla kişinin öldüğü Pakistan'da aşılama çalışmaları dün başladı.Öte yandan 223 milyonluk ülkeye şimdilik sadece 500 bin doz aşının ulaşması ise endişeyle karşılanıyor. Pakistanlı sağlık çalışanları, dünyada aşıların dağıtımında yaşanan 'adaletsizliklere', Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) bu konudaki rolüne ve Pakistan'daki aşı sayısına ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.'Kovid-19 aşılarının dağıtımı adaletsiz'Başkent İslamabad'da Uluslararası Özel Maruf Hastanesinde görevli Dr. Gazala Başid, salgının tüm dünyada artma eğilimine ve aşıların bunu engellemedeki önemine dikkat çekerek, 'Kovid-19 aşılarının dağıtımı çok adaletsiz. Bugüne kadar gelişmekte olan ülkelerin yaptığı test sayıları fazla olduğundan bu ülkelerdeki vaka sayıları da oldukça yüksek.' diye konuştu. Başid, az gelişmiş ülkelerdeki mevcut durumun eldeki verilerden veya televizyonlarda görülenlerden çok daha farklı olduğuna dikkat çekerek,'Bu ülkelerin çoğunda Kovid-19 PCR testi dahi bulunmuyor. Bu sebeple bu ülkelerdeki vaka sayılarına bakarak salgının buralarda az olduğunu veya hiç gözükmediğini söyleyemeyiz.' dedi.Söz konusu ülkelerdeki vaka sayılarının gelişmiş ülkelerden daha fazla olduğuna işaret eden Başid, 'Avrupa ülkeleri veya ABD gibi gelişmiş ülkelerin ellerindeki Kovid-19 aşı sayıları az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelere göre daha fazla. Bu sebeple aşının dağıtımı konusunda adaletsiz bir durum söz konusu. DSÖ bunu dikkate almalı.' ifadelerini kullandı.Başid, Danimarka'nın nüfusunun 4 katından fazla aşı sipariş etmesini adaletsizlik olarak nitelendirerek, 'Biz tüm insanlığı dikkate almak zorundayız. Bu salgın insanların, ülkelerin ve aslında tüm dünyanın problemi. Bence aşı dağıtımı, nüfusa göre olmalı.' şeklinde konuştu.'Pakistan'da 300'ün üzerinde doktor hayatını kaybetti'Pakistan Tıp Bilimleri Enstitüsü Hastanesinde (PIMS) Yoğun Bakım servisinde görevli Dr. Fazal Nabi, Mart 2020’den bu yana Kovid-19 yoğun bakım bölümünde çalıştığını, ikinci dalga dolayısıyla Eylül 2020’den bu yana çok sayıda hastanın yoğun bakıma alındığını belirterek dünyanın Kovid-19’a karşı aşı elde etmesinin önemli bir şans olduğunu söyledi.Pakistan'ın 1 Şubat’ta 500 bin doz aşı temin ettiğini belirten Nabi, 'Aşılar, Çin hükümeti tarafından Pakistan’a hibe edildi. Aşı sayılarının artacağını umuyoruz. Çünkü çok sayıda sağlık çalışanını kaybettik. Pakistan’da 300’ün üzerinde doktor hayatını kaybetti.' dedi.Nabi, 'Hastanemizde de kendi bölümümdeki doktor arkadaşım olmak üzere 4 doktor yaşamını yitirdi. Hükümetin, ilk aşıları öncelikle salgınla en ön cephede mücadele eden doktorlara, hemşirelere, sağlık çalışanlarına ayırmasını bekliyoruz.' ifadelerini kullandı.'Pakistan için en az 50 milyon doz aşı alınmalı'Pakistan'ın daha fazla aşıya ihtiyacı olduğunu dile getiren Nabi, 'Ülkedeki vatandaşların 3’te 2’si aşılanmalı fakat 500 bin doz aşı gerçekten çok az. Biz bunun milyonlara en azından 50 milyona çıkarılmasını bekliyoruz. En azından doktorlar, hemşireler ve yaşlılar aşılanmalı. Aksi halde gelecek 2-3 ay içerisinde üçüncü dalgayı bekleyeceğiz.' şeklinde konuştu.Nabi, aşının dağıtımı konusunda tüm insanlığın dikkate alınması gerektiğine işaret ederek, 'Uluslararası sağlık kuruluşlarından ve kendi sağlık otoritelerimizden bu zamanda insanlığı desteklemelerini bekliyorum.' dedi.Gelişmekte olan ülkelerin ekonomik durumlarının çok iyi olmadığını belirten Nabi, 'Bu sebeple onlar büyük oranlarda aşı alamıyorlar. Gelişmiş ülkeler diğer ülkeleri aşı konusunda desteklemeli. Aksi halde gelişmiş ülkelerde üçüncü dalgalar görülebilir.' değerlendirmesinde bulundu.Nabi, DSÖ'nün aşının dağıtımı konusundaki çabalarına değinerek, 'DSÖ’nün aşının adil biçimde dağıtımı yönündeki çabalarının yeterli olduğunu düşünmüyorum. DSÖ’nün Afrika’daki ülkelere, Afganistan’a ve fakir ülkelere odaklanması gerekiyor. Bu sayede bu hastalık bitebilir. Aksi halde bir başka salgın dalgası bizi bekliyor olacak.' ifadelerini kullandı.'Aşı dağıtımı suistimal edilmemeli'PIMS’te hemşirelik yapan Zişan Han, Pakistan'daki aşı sayısının yetersiz olduğuna dikkat çekerek, 'Burada Kovid-19 aşısı ile ilgili çok sayıda problem var. Pakistan’da bir sürü Kovid-19 hastamız var ancak aşı sayımız çok az. Hükümetimizden bize aşı temin etmesini istiyoruz.' diye konuştu.Han, özellikle İslamabad ve Pencap’ta çok fazla vaka görüldüğüne işaret ederek, 'DSÖ’den Pakistan’a yeterli sayıda aşı temin edilmesini sağlamasını istiyorum. Bu sayede ihtiyacı olan hastaları aşılayabiliriz. DSÖ bunu gözetmiyor. Aşı dağıtımı suistimal edilmemeli ve doğru şekilde uygulanmalı.' dedi.İslamabad’da özel bir bankada çalıştığını belirten Sunil Sıddık, Kovid-19'un her yerde arttığını belirterek, 'Diğer ülkelere yeterli sayıda Kovid-19 aşısı veriliyor. Pakistan’a aşı geldi ancak çok az sayıda geldi. DSÖ’nün buna dikkat etmesi gerekiyor. Bize yeterli sayıda aşı verilmesi lazım. Bu sayede Kovid-19 bitebilir.' ifadelerini kullandı.Başkentte bir kurye şirketinde çalıştığını kaydeden Tarsim Han da Kovid-19’un her ülkede olduğu gibi Pakistan’da da mevcut olduğunu dile getirerek, 'DSÖ, nasıl diğer ülkelere aşı veriyorsa bize de aşı versin. Pakistan halkı bu sayede sağlığına kavuşabilir.' şeklinde konuştu.
Reklam
Pakistanlı Sağlık Çalışanları, Kovid-19 Aşılarının Ülkelere Nüfusa Göre Dağıtılması Gerektiğini Düşünüyor
İSLAMABAD (AA) - MUHAMMET NAZIM TAŞCI/MUHAMMED SEMİH UĞURLU - Pakistanlı doktorlar, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ile mücadele kapsamında üretilen aşıların uluslararası dağıtımında tüm insanlığın dikkate alınarak aşı paylaşımının buna göre yapılması gerektiğini belirtiyor.Kovid-19 vaka sayılarının 550 bine yaklaştığı, salgın dolayısıyla 11 bin 750'den fazla kişinin öldüğü Pakistan'da aşılama çalışmaları dün başladı.Öte yandan 223 milyonluk ülkeye şimdilik sadece 500 bin doz aşının ulaşması ise endişeyle karşılanıyor. Pakistanlı sağlık çalışanları, dünyada aşıların dağıtımında yaşanan 'adaletsizliklere', Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) bu konudaki rolüne ve Pakistan'daki aşı sayısına ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.'Kovid-19 aşılarının dağıtımı adaletsiz'Başkent İslamabad'da Uluslararası Özel Maruf Hastanesinde görevli Dr. Gazala Başid, salgının tüm dünyada artma eğilimine ve aşıların bunu engellemedeki önemine dikkat çekerek, 'Kovid-19 aşılarının dağıtımı çok adaletsiz. Bugüne kadar gelişmekte olan ülkelerin yaptığı test sayıları fazla olduğundan bu ülkelerdeki vaka sayıları da oldukça yüksek.' diye konuştu. Başid, az gelişmiş ülkelerdeki mevcut durumun eldeki verilerden veya televizyonlarda görülenlerden çok daha farklı olduğuna dikkat çekerek,'Bu ülkelerin çoğunda Kovid-19 PCR testi dahi bulunmuyor. Bu sebeple bu ülkelerdeki vaka sayılarına bakarak salgının buralarda az olduğunu veya hiç gözükmediğini söyleyemeyiz.' dedi.Söz konusu ülkelerdeki vaka sayılarının gelişmiş ülkelerden daha fazla olduğuna işaret eden Başid, 'Avrupa ülkeleri veya ABD gibi gelişmiş ülkelerin ellerindeki Kovid-19 aşı sayıları az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelere göre daha fazla. Bu sebeple aşının dağıtımı konusunda adaletsiz bir durum söz konusu. DSÖ bunu dikkate almalı.' ifadelerini kullandı.Başid, Danimarka'nın nüfusunun 4 katından fazla aşı sipariş etmesini adaletsizlik olarak nitelendirerek, 'Biz tüm insanlığı dikkate almak zorundayız. Bu salgın insanların, ülkelerin ve aslında tüm dünyanın problemi. Bence aşı dağıtımı, nüfusa göre olmalı.' şeklinde konuştu.'Pakistan'da 300'ün üzerinde doktor hayatını kaybetti'Pakistan Tıp Bilimleri Enstitüsü Hastanesinde (PIMS) Yoğun Bakım servisinde görevli Dr. Fazal Nabi, Mart 2020’den bu yana Kovid-19 yoğun bakım bölümünde çalıştığını, ikinci dalga dolayısıyla Eylül 2020’den bu yana çok sayıda hastanın yoğun bakıma alındığını belirterek dünyanın Kovid-19’a karşı aşı elde etmesinin önemli bir şans olduğunu söyledi.Pakistan'ın 1 Şubat’ta 500 bin doz aşı temin ettiğini belirten Nabi, 'Aşılar, Çin hükümeti tarafından Pakistan’a hibe edildi. Aşı sayılarının artacağını umuyoruz. Çünkü çok sayıda sağlık çalışanını kaybettik. Pakistan’da 300’ün üzerinde doktor hayatını kaybetti.' dedi.Nabi, 'Hastanemizde de kendi bölümümdeki doktor arkadaşım olmak üzere 4 doktor yaşamını yitirdi. Hükümetin, ilk aşıları öncelikle salgınla en ön cephede mücadele eden doktorlara, hemşirelere, sağlık çalışanlarına ayırmasını bekliyoruz.' ifadelerini kullandı.'Pakistan için en az 50 milyon doz aşı alınmalı'Pakistan'ın daha fazla aşıya ihtiyacı olduğunu dile getiren Nabi, 'Ülkedeki vatandaşların 3’te 2’si aşılanmalı fakat 500 bin doz aşı gerçekten çok az. Biz bunun milyonlara en azından 50 milyona çıkarılmasını bekliyoruz. En azından doktorlar, hemşireler ve yaşlılar aşılanmalı. Aksi halde gelecek 2-3 ay içerisinde üçüncü dalgayı bekleyeceğiz.' şeklinde konuştu.Nabi, aşının dağıtımı konusunda tüm insanlığın dikkate alınması gerektiğine işaret ederek, 'Uluslararası sağlık kuruluşlarından ve kendi sağlık otoritelerimizden bu zamanda insanlığı desteklemelerini bekliyorum.' dedi.Gelişmekte olan ülkelerin ekonomik durumlarının çok iyi olmadığını belirten Nabi, 'Bu sebeple onlar büyük oranlarda aşı alamıyorlar. Gelişmiş ülkeler diğer ülkeleri aşı konusunda desteklemeli. Aksi halde gelişmiş ülkelerde üçüncü dalgalar görülebilir.' değerlendirmesinde bulundu.Nabi, DSÖ'nün aşının dağıtımı konusundaki çabalarına değinerek, 'DSÖ’nün aşının adil biçimde dağıtımı yönündeki çabalarının yeterli olduğunu düşünmüyorum. DSÖ’nün Afrika’daki ülkelere, Afganistan’a ve fakir ülkelere odaklanması gerekiyor. Bu sayede bu hastalık bitebilir. Aksi halde bir başka salgın dalgası bizi bekliyor olacak.' ifadelerini kullandı.'Aşı dağıtımı suistimal edilmemeli'PIMS’te hemşirelik yapan Zişan Han, Pakistan'daki aşı sayısının yetersiz olduğuna dikkat çekerek, 'Burada Kovid-19 aşısı ile ilgili çok sayıda problem var. Pakistan’da bir sürü Kovid-19 hastamız var ancak aşı sayımız çok az. Hükümetimizden bize aşı temin etmesini istiyoruz.' diye konuştu.Han, özellikle İslamabad ve Pencap’ta çok fazla vaka görüldüğüne işaret ederek, 'DSÖ’den Pakistan’a yeterli sayıda aşı temin edilmesini sağlamasını istiyorum. Bu sayede ihtiyacı olan hastaları aşılayabiliriz. DSÖ bunu gözetmiyor. Aşı dağıtımı suistimal edilmemeli ve doğru şekilde uygulanmalı.' dedi.İslamabad’da özel bir bankada çalıştığını belirten Sunil Sıddık, Kovid-19'un her yerde arttığını belirterek, 'Diğer ülkelere yeterli sayıda Kovid-19 aşısı veriliyor. Pakistan’a aşı geldi ancak çok az sayıda geldi. DSÖ’nün buna dikkat etmesi gerekiyor. Bize yeterli sayıda aşı verilmesi lazım. Bu sayede Kovid-19 bitebilir.' ifadelerini kullandı.Başkentte bir kurye şirketinde çalıştığını kaydeden Tarsim Han da Kovid-19’un her ülkede olduğu gibi Pakistan’da da mevcut olduğunu dile getirerek, 'DSÖ, nasıl diğer ülkelere aşı veriyorsa bize de aşı versin. Pakistan halkı bu sayede sağlığına kavuşabilir.' şeklinde konuştu.
Şefik Bursalı Resim Yarışması'nın 19'Uncusu Düzenlenecek
ANKARA (AA) - Kültür ve Turizm Bakanlığının plastik sanatlar alanındaki çalışmaları desteklediği Şefik Bursalı Resim Yarışması'nın bu yıl 19'uncusu düzenlenecek. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Türkiye'de resim sanatının önemli ustalarından merhum sanatçı Şefik Bursalı'nın anısını yaşatan yarışmada eser sahiplerine toplam 95 bin lira ödül takdim edilecek.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde çevrim içi yapılacak yarışmada 5 sanatçıya 10 biner lira ödül ve 'Başarı Belgesi' verilecek, sanatçıların eserleri sergilenmeye layık görülecek.45 sanatçıya da yine 1000'er lira ile 'Katılım Belgesi' verilecek, yarışmada eser üreten toplam 50 sanatçı da ödül alacak.Yarışmanın şartnamesi yayımlandıKültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen yarışmanın şartnamesi de bugün itibarıyla yayımlandı.Tüm ayrıntıların 'https://gorselsanat.kultur.gov.tr/' adresinden ilan edildiği yarışmanın başvuruları 1-20 Nisan'da e-Devlet sistemine yönlendirilerek yapılacak.Şartnameye göre, sanatçılar sosyal medya platformları da dahil, daha önce herhangi bir yarışmada ödül almamış ya da sergilenmemiş eserleriyle yarışmaya başvuruda bulunabilecek.Eserlerinin özgün olduǧunu taahhüt etmiş sayılacak eser sahipleri, çalışmalarında kendi anlatım biçimlerine uygun her türlü teknik ve malzemeyi kullanmakta, yeni yaklaşımlar önermekte serbest olacak.
Tureb, Belediyelere "Turist Rehberleri Eşliğinde Geziler" Düzenlemesini Önerdi
ANKARA (AA) - Türkiye Turist Rehberleri Birliği (TUREB) Başkanı Suat Tural, belediyelere, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde işsiz kalan turist rehberlerinin finanse edilmesi amacıyla 'turist rehberleri eşliğinde yürüyüş gezileri' düzenlemelerini önerdi.TUREB Başkanı Tural, yaptığı yazılı açıklamada, tüm sektörleri olumsuz etkileyen salgın sürecinde turist rehberlerinin işsiz kaldığını, pek çok turistik tesisin de zor durumda olduğunu belirtti.Yerel yönetimlerin, Türkiye'nin en önemli endüstrilerinden biri olan turizme destek için çaba sarf etmesi gerektiğini vurgulayan Tural, tüm belediyelere, turizmi hareketlendirebilecek 'turist rehberleri eşliğinde kentimizi/şehrimizi tanıyalım' temalı 'yürüyüş gezileri' düzenlemeleri çağrısı yaptı. Kültürel ve doğal güzelliklerin tanıtılması amacıyla 10-15'er kişilik gruplarla yapılmasını önerdikleri gezilerin 'basit ve çok yönlü bir kazan-kazan formülü' olduğuna dikkati çeken Tural şunları kaydetti:'Bu turlarda, yasalara ve mevzuata uygun şekilde acenteler görevlendirilebilir. Tüm bunları belediyelerin finanse etmesi zor durumda olan büyük bir endüstriye can verebilir. Böylelikle meslektaşlarımız işlerini yapabilecekler, vatandaşlarımız yaşadıkları kentin tarihi ve doğal güzelliklerini görecek ve öğrenecekler. Aynı zamanda da o bölgedeki esnafımız canlılık yaşayacak. Kısacası, kazan kazan formülü devreye girmiş olacak.'
Reklam
Ocak Ayının En Fazla Satılan Otomotiv Markaları Belli Oldu
İSTANBUL (AA) - ABDULSELAM DURDAK - Türkiye'de ocak ayında binek ve hafif ticari olmak üzere toplam otomotiv pazarında en fazla satışı sırasıyla Fiat, Volkswagen ve Toyota gerçekleştirdi.Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) verilerine göre, Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, bu yılın ocak ayında bir önceki yılın ocak ayına göre yüzde 60,3 artarak 43 bin 728 adet olarak gerçekleşti.Böylece toplam satışlar açısından Ocak 2021, 44 bin 892 adet olan 2011 yılının ocak ayından sonra görülen en yüksek ocak ayı olarak kayıtlara geçti. Otomobil ve hafif ticari araç pazarı, 10 yıllık ocak ayı ortalama satışlarına göre yüzde 35,8 arttı. Otomobil pazarı, 10 yıllık ocak ayı ortalama satışlara göre yüzde 50,9 artış gösterdi. Hafif ticari araç pazarı ise 10 yıllık ocak ayı ortalama satışlara göre yüzde 4,6 azaldı. Yalnızca otomobil satışları Ocak 202'de yüzde 60,6'lık artışla 35 bin 358, hafif ticari araç satışları da yüzde 59,2 artarak 8 bin 370 adet oldu.Toplam satış adetlerinde ilk 5 markaAA muhabirinin ODD raporundan derlediği bilgilere göre, geçen ay binek ve hafif ticari toplam otomotiv satışlarında Fiat, 5 bin 44 adetle ilk sırada yer aldı.Fiat'ı, 4 bin 708 adetle Volkswagen ve 4 bin 300 adetle de Toyota takip etti.Ford, 4 bin 206 adetle dördüncü ve Renault da 3 bin 893 adetlik satışla beşinci sırada yer aldı.Otomobil satışlarında ilk 5 firma Ocak ayında en fazla otomobil satışı gerçekleştiren marka ise 4 bin 82 adetle Volkswagen oldu.Bunu, 4 bin 62 adetle Toyota ve 3 bin 624 adetle Renault izledi.Fiat, 3 bin 395 adetle dördüncü, Peugeot da 2 bin 677 adet otomobil satışıyla beşinci sırada yar aldı.Lüks ve spor otomobiller de alıcı bulduBu yılın ocak ayında 41 markanın yer aldığı satış listesinde, Bentley ve Smart hariç tüm markalardan satış yapılması dikkati çekti.Ocak ayında 2 Maserati, birer adet Ferrari ve Lamborghini, 3 Aston Martin, 4 Jaguar ve 41 Porsche marka otomobil satışı gerçekleştirildi.Hafif ticaride en çok satanlarHafif ticari araç segmentine bakıldığında ise geçen ay 2 bin 784 adetle Ford listenin ilk sırasında yer aldı.Ford'u, 1.649 adetle Fiat ve 768 adetle de Dacia izledi. Volkswagen 626 satışla dördüncü ve Peugeot da 519 satışla beşinci oldu.En büyük pay vergi oranları düşük olan araçlarınÖte yandan, otomobil pazarı segmentlere göre incelendiğinde, pazarın yüzde 88,1’ini vergi oranları düşük olan A, B ve C segmentlerindeki araçlar oluşturdu.C segmenti otomobiller 21 bin 112 adetle yüzde 59,7 pay, B segmenti otomobiller 9 bin 513 adetle yüzde 26,9 pay aldı.Ayrıca gövde tiplerine göre değerlendirildiğinde ise en çok tercih edilen gövde tipi yine yüzde 40,8 pay ve 14 bin 435 adetlik satış ile sedan otomobiller oldu. Sedan otomobilleri, yüzde 34,7 pay ve 12 bin 274 adetlik satış ile SUV, yüzde 22,8 pay ve 8 bin 44 adet satış ile hatchback otomobiller takip etti.Bu yılın ocak ayında markaların otomobil ve hafif ticari araç satış rakamları şöyle:MARKAOTOMOBİLHAFİF TİCARİTOPLAMYERLİİTHALTOPLAMYERLİİTHALTOPLAMYERLİİTHALTOPLAM ALFA ROMEO 7676 007676ASTON MARTIN 33 0033AUDI 839839 00839839BENTLEY 0 0000BMW 613613 00613613CITROEN 1,1881,188 27727701,4651,465DACIA 1,3961,396 76876802,1642,164DS 2020 002020FERRARI 11 0011FIAT3,338573,3951,5491001,6494,8871575,044FORD251,3971,4222,724602,7842,7491,4574,206HONDA1,3042491,553 01,3042491,553HYUNDAI6366441,280 1251256367691,405ISUZU 00131301313IVECO 0 919109191JAGUAR 44 0044JEEP 177177 00177177KARSAN 024 2424024KIA 1,3061,306 15215201,4581,458LAMBORGHINI 11 0011LAND ROVER 7979 007979LEXUS02121 002121MASERATI 22 0022MAZDA 77 0077MERCEDES-BENZ 977977 15515501,1321,132MINI 141141 00141141MITSUBISHI 636304024020465465NISSAN 1,4351,435 828201,5171,517OPEL 1,6721,672 17617601,8481,848PEUGEOT 2,6772,677 51951903,1963,196PORSCHE 4141 004141RENAULT2,9516733,624 2692692,9519423,893SEAT 880880 00880880SKODA 1,9301,930 001,9301,930SMART 00 0000SSANGYONG 6868 202008888SUBARU 3131 003131SUZUKI 7777 007777TOYOTA3,9511114,062 2382383,9513494,300VOLKSWAGEN 4,0824,082 62662604,7084,708VOLVO 215215 00215215 TOPLAM:12,20523,15335,3584,2974,0738,37016,50227,22643,728
Kocaeli'nin "Halk Üniversitesi" Salgın Tedbirleri Altında Yüz Yüze Eğitime Başlıyor
KOCAELİ (AA) - Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin 'halk üniversitesi' olarak bilinen meslek ve sanat eğitim kursları, 8 Şubat'ta yüz yüze eğitime başlayacak.Belediyeden yapılan açıklamaya göre, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle uzaktan eğitimin yapıldığı Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Meslek ve Sanat Eğitim Kurslarında (KO-MEK) yüz yüze eğitime geçilmesiyle salgın tedbirleri üst seviyeye çıkarılacak.KO-MEK'in 12 ilçedeki 43 merkezinde eş zamanlı başlayacak yeni dönemde, metal teknolojisi (kaynakçılık), bilişim teknolojileri ve tasarım, muhasebe ve finansman, büro yönetimi ve sekreterlik, yabancı diller, Türk işaret dili ve çocuk gelişimi branşlarında eğitim verilecek.Gruplarda kursiyer sayısı 12 olacak. Sokağa çıkma kısıtlaması nedeniyle hafta sonu grupları uzaktan eğitimle derslerine devam edecek.65 yaş üstü ile 20 yaş altı kursiyerler için sokağa çıkma saatleri dikkate alınarak planlama yapılacak.Salgın tedbirleri kapsamında, kurs merkezlerinin girişlerinde kursiyerlerden HES kodu istenecek ve bu kişilerin ateşleri ölçülecek.Ayrıca, 4 metrekare başına 1 kursiyer düşecek şekilde kursiyer sayısı ayarlanacak.Teneffüslerde sınıflar havalandırılacak ve bu aralarda sosyal mesafe kuralına uyulacak.KO-MEK eğitimlerinden ücretsiz yararlanmak isteyenler, başvurularını 'www.komek.org' internet adresinden yapabilecek.
Reklam
Sonbahar Yağışları 2020'De Normaline Göre Yarı Yarıya Azaldı
ANKARA (AA) - DENİZ ÇİÇEK - Sonbahar, geçen yıl yağışların en fazla azaldığı mevsim olarak kayda geçerken, yağışlarda normaline göre yüzde 53, 2019'a göre yüzde 11 düşüş meydana geldi.AA muhabirinin, Meteoroloji Genel Müdürlüğünün 2020 yılı verilerinden yaptığı derlemeye göre, yağışlar geçen yıl genelinde normaline göre yüzde 12,9, bir önceki yılın yağışlarına göre ise yüzde 14,5 azaldı.Kırıkkale, geçen yıl en az, Rize ise en çok yağış alan il oldu. Amasya, Çorum, Kırıkkale ve Kırşehir son 40 yılın en düşük yağışını aldı.Bölgelere göre ise Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yağışlar normali civarında, diğer bölgelerde normalinin altında gerçekleşti. Marmara ve Ege bölgeleri 2008 yılı kuraklığından beri en düşük yağışı aldı. Karadeniz, geçen yıl en yağışlı, İç Anadolu ise en az yağış alan bölge oldu. Oransal olarak en fazla azalma ise yüzde 21 ile Ege ve İç Anadolu bölgelerinde gerçekleşti.Kış ve ilkbahar yağışları normallerin üzerinde olduÜlke genelinde kış ve ilkbahar yağışları normallerinin üzerinde görülürken, özellikle sonbahar yağışlarının normalinin çok altında kalması ve yarı yarıya azalması dikkati çekti. Kışın yağışlar, normaline göre yüzde 14 artarken, bir önceki yılın kış yağışına göre yüzde 20 azalma meydana geldi. İlkbaharda yağışlar 2020'de normaline göre yüzde 11 ve 2019 ilkbahar yağışına göre yüzde 15 artış gösterdi. Yazın yağışlar, normaline göre yüzde 8 artarken, bir önceki yılın yaz mevsimine göre yüzde 26 azaldı.Sonbahar yağışlarında ise normaline göre yüzde 53, 2019'a göre yüzde 11 azalma oldu. Bu mevsimde tüm bölgelerin normallerinin altında yağış aldığı gözlendi. Ege ve Karadeniz bölgelerinde ise son 40 yılın en az yağışlı sonbaharı yaşandı. Sonbahar yağışları, normallerine göre Adıyaman, Şanlıurfa civarları, Giresun ve Trabzon sahil kesimi, Kocaeli, Sakarya ve İstanbul'un Karadeniz kıyıları hariç tüm yurtta azalma gösterdi. Özellikle Antalya'nın doğusu, Sivas'ın batısı, Amasya ve Tokat civarlarında bu azalmanın yüzde 80'lerin üzerine çıktığı gözlendi. 2020 yılı sonbaharında 81 ilin tamamı normallerinin altında yağış alırken, en fazla azalma gösteren il yüzde 84 ile Amasya oldu.Rize'deki rekor yağış 200 yılda bir olabiliyorTürkiye geneli alansal yağışları 2020 yılının şubat, mart, mayıs ve haziran aylarında normallerinin üzerinde gerçekleşirken, en fazla yağış şubatta, en az eylülde görüldü. 2020 yılının bir günde gerçekleşen en yüksek yağışı 14 Temmuz 2020'de Rize Çayeli Bakır İşletmeleri'nin olduğu bölgede meydana gelmişti. Gerçekleşen yağışın tekerrür periyodunun 200 yıldan fazla olduğu hesaplandı. Aynı zamanda bu yağış miktarı, Türkiye geneli yeni temmuz ayı günlük maksimum yağış rekoru olarak kayıtlara geçti. Geçen yıl yağışlı gün sayısı eylül ayından başlayarak yıl sonuna kadar normallerinin altında meydana geldi. 2020 yılında Türkiye geneli en çok yağışlı gün, 13 günle şubatta, en az yağışlı gün 3 günle ağustosta gerçekleşti.
Antalya Sanayisi Kovid-19'A Rağmen Ticaret Hacminde Hedef Yükseltti
ANTALYA (AA) - HATİCE ÖZDEMİR TOSUN - Yaklaşık 15 milyar liralık ticaret hacmine sahip Antalya Organize Sanayi Bölgesi (OSB), yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sürecinde önlemler eşliğinde üretmeye devam etti. Turizmin dışında tarım ve sanayi sektörlerinin de aktif faaliyetlerini yürüttüğü Antalya, 340'ın üzerinde sanayicinin bulunduğu OSB ile de ülke ekonomisine katkı sağlıyor. Geçen yıl toplam 486 milyon kilovatsaat elektrik tüketen bölge sanayicileri, bir önceki yıla göre yüzde 15'lik artışa imza atarak rekor kırdı.Antalya OSB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahar AA muhabirine yaptığı açıklamada, bölgede plastik, ahşap, kimya, tarım, tekstil, gıda ve makine ağırlıklı sektörlerin ön planda olduğunu söyledi. Yaklaşık 16 bin kişinin istihdam edildiği bölgenin 600 milyon dolarlık ihracat kapasitesine sahip olduğunu aktaran Bahar, Antalya OSB'nin ülke genelinde ilk 10 içinde yer aldığını bildirdi. Sanayiciler için geçen yılın çok 'maceralı' geçtiğini belirten Bahar, 'Marta kadar her şey çok iyiydi, üretimde yaklaşık yüzde 15-20 gibi artışlardan bahsedebiliyorduk fakat nisan gibi salgını tüm gücüyle hissettiğimiz dönemde yüzde 25 oranlarında düşüşle karşı karşıya kaldık.' dedi. Hızlı bir toparlanma süreci yaşadıklarını vurgulayan Bahar, özverili, koordineli çalışma ve önlemler eşliğinde üretime geçildiğini ifade etti. Haziranda elektrik tüketiminin artışa geçtiğine dikkati çeken Bahar, şunları kaydetti:'Eylül, ekimde de OSB'de en fazla elektrik tüketimi gerçekleşti. Bu da bize şunu söylüyor, üretimimiz, ihracatımız artmış ve sektörlerimiz dinamik bir biçimde salgına cevap vermiş. Antalya, mucizevi bir şehir, turizm sekteye uğrarken, tarımıyla, sanayisiyle ülke ekonomisine katma değer sağlıyor. Bunu da 2020'de göstermiş olduk. Salgına en hızlı reaksiyonu verdik.'Sanayici 2021'den umutluBahar, hızlı ve hummalı çalışmaların Antalya'nın 2021 rotasını çizeceğini belirtti. Sanayici kesimin 2021 için umutlu ve dinamik olduğunu vurgulayan Bahar, 'Tüm sektörlerin açılması sanayicimizi pozitif yönde etkileyecektir. Salgın sürecinde de ihracata devam edebileceğimizi gördük, salgının etkisinin bitmesiyle Antalya OSB, birkaç basamak daha sıçrama yapacaktır.' diye konuştu. Geçen yıl en fazla turizm sektörünün etkilendiğine işaret eden Bahar, 2021'in sektör için de toparlanma yılı olacağını kaydetti. Özellikle aşılama çalışmalarının sektörü umutlandırdığını aktaran Bahar, 'Antalya, evrensel bir şehir, Türkiye'nin dışa açılan kapısı, bu açıdan turizm destinasyonlarının bir an önce aşıya kavuşması yönünde beklentimiz var.' dedi.
Mutasyon, İnaktif Kovid-19 Aşılarının Etkinliğini Azaltmayacak
ANKARA (AA) - AHMET SERTAN USUL - Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Taner Demirer, inaktif (ölü virüs) aşının, mutasyona uğramış yeni tip koronavirüsten (Kovid-19) etkilenmeyecek ya da en az etkilenecek aşı türü olduğunu bildirdi. Demirer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyada ve Türkiye'de Kovid-19 salgınının devam ettiğine dikkati çekerek bireylerin rehavete kapılmadan maske, mesafe ve hijyen kurallarına uymasının önemine işaret etti.Koronavirüslerin sık mutasyona uğrayan virüslerden olduğunu bildiren Demirer, 'Mutasyonlu virüsü öncelikle İngiltere'de, daha sonra Brezilya ve Güney Afrika'da gördük. Güney Afrika'daki otoriteler tarafından bu ülkede görülen mutasyonlu virüsün, mevcut mRNA aşılarına daha fazla dirençli olabileceği ifade edildi.' dedi.Demirer, mutasyonlu virüsün Türkiye'de de bazı illerde görüldüğünü hatırlatarak diğer ülkelerde de her an farklı mutasyonların ortaya çıkabileceğine dikkati çekti.Şu ana kadar yaşanan küçük ölçekli mutasyonların mevcut Kovid-19 aşılarının etkinliğini azaltmadığını dile getiren Demirer, geniş çaplı mutasyon halinde yeni mRNA aşısı üretmenin 4-6 hafta alabileceğini, bu ihtimale karşı Avrupa'da şimdiden yeni aşı kompozisyonları hazırlandığını bildirdi. 'Mutasyondan ölü aşıların etkilenmesini beklemiyoruz'Türkiye'de de yapılmaya başlanan inaktif yani ölü aşıların mutasyondan etkilenmediğini ifade eden Demirer şöyle devam etti:'Ölü aşılar mutasyondan etkilenmiyor. Çünkü mRNA aşıları virüsün sadece diken proteinine karşı antikor oluşturuyor. Ama ölü aşılar, virüsün 4 bölümüne birden yani diken proteinine, zarfa, çekirdeğe ve çekirdeğin dışındaki zara karşı antikor oluşturuyor. Dolayısıyla böyle bir mutasyondan ölü aşıların etkilenmesini beklemiyoruz. Bu aşılar etkinliklerini kaybetmeyecekler.Avrupa ve Kuzey Amerika'nın da önümüzdeki dönemde mutasyonlar yaygınlaşırsa ölü aşılara döneceğini düşünüyorum. Çünkü bu zamana kadar ülkemizde de 2 milyon kişiye yapılan ölü aşılar, güvenli aşılar. Bunlar mutasyondan etkilenmeyecek veya en az etkilenecek aşılar. Çünkü virüsün bütün bileşenlerine karşı antikor oluşumu söz konusu. Bu nedenle Kuzey Avrupa'da da ölü aşı çalışmaları başladı.''Hedef, nisan sonuna kadar 25 milyon insanımızın aşılanması'Demirer, mutasyonların önlenmesi için kısa zamanda mümkün olduğunca fazla kişinin aşılanması gerektiğini ifade ederek şunları kaydetti:'Örneğin ülkemizde hedef, nisan sonuna kadar 25 milyon insanımızın, toplumumuzun üçte birinin aşılanması. Mutasyonların varlığı göz önüne alındığında, bu hedefe ulaşırsak avantajlı duruma geçeceğiz.Şunu da unutmamak gerekiyor: Mutasyonlara karşı ülke çapında dikkatli olunması gerekiyor. Sağlık Bakanlığı gerekli tedbirleri havaalanları, sınırlarda alıyor. Bizlerin maske, mesafe ve hijyen kurallarına uymamız gerekiyor. Özellikle kış döneminde kalabalık ve kapalı yerlerden halkımızın uzak durması gerekiyor.'
İstanbul'un Barajlarındaki Su Seviyesi Yüzde 43'E Yükseldi
İSTANBUL (AA) - İstanbul'a su sağlayan barajların su seviyesi, son yağışlarla yüzde 43,45'e yükseldi.İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, barajlardaki su seviyesi 8 Ocak'ta yüzde 19,16'ya kadar inerken, o günden bu yana etkili olan yağışlı havayla barajlardaki su miktarı yüzde 24,29 arttı.Kente su sağlayan barajlardaki doluluk oranı bugün itibarıyla yüzde 43,45 olarak ölçüldü.Su miktarı Istrancalar'da yüzde 93,82, Terkos'ta yüzde 41,47, Sazlıdere'de yüzde 20,21, Alibey'de yüzde 52,41, Büyükçekmece'de yüzde 45,39, Ömerli'de yüzde 47,31, Darlık'ta yüzde 54,88, Elmalı'da yüzde 50,36, Kazandere'de yüzde 70,52 ve Pabuçdere'de yüzde 21,80 olarak kaydedildi.Kente su sağlayan baraj ve göletler, 868 milyon 683 bin metreküp su biriktirme hacmine sahipken, su miktarı bugün itibariyle 377 milyon metreküp seviyesine yükseldi.İstanbul'a dün itibarıyla verilen su miktarı ise 2 milyon 722 bin metreküp oldu.Son 15 yılın doluluk oranlarıBarajlardaki doluluk oranı, 3 Şubat tarihi baz alındığında 2006'da yüzde 90,72, 2007'de yüzde 55,29, 2008'de yüzde 25,59, 2009'da yüzde 51,08, 2010'da yüzde 95,89, 2011'de yüzde 90,55, 2012'de yüzde 67,32, 2013'te yüzde 78,04, 2014'te yüzde 32,89, 2015'te yüzde 88,10, 2016'da yüzde 75,88, 2017'de yüzde 84,85, 2018'de yüzde 73,63, 2019'da yüzde 90,25, 2020'de yüzde 57,35, 2021'de ise yüzde 43,45 olarak gerçekleşti.
Reklam