MART
Türk İklimlendirme Sektörü Özbekistan'da Hedef Yükseltti
İSTANBUL (AA) - Türk iklimlendirme sektörü, 2021'in ilk sanal ticari heyet organizasyonunu Özbekistan'a yaptı.İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği (İSİB) açıklamasına göre, 26-28 Ocak'ta düzenlenen sanal ticari heyet organizasyonu, 263 iş görüşmesiyle tamamlandı.Özbekistan sanal ticaret heyetine Türkiye'den 20, Özbekistan'dan ise 77 firma katılım sağlarken, yapılan görüşmelerde ticari ilişkilerin geliştirilmesine ve büyütülmesine yönelik pek çok konu ele alındı.Türk firmalarının ısıtma, soğutma, tesisat, havalandırma ve klima ürün grupları ile iştirak ettiği Özbekistan sanal heyet organizasyonu, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, Taşkent Ticaret Müşaviri Abdullah Yavuz Türker, İSİB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şanal, İSİB Yönetim Kurulu Üyesi ve Heyet Başkanı Levent Aydın ve heyette yer alan firmaların temsilcilerinin katıldığı bir bilgilendirme toplantısı ile başladı. İkili iş görüşmelerin gerçekleştirildiği etkinlik kapsamında, telafi görüşmeleri de yapıldı.'Özbekistan, Türkiye için çok ciddi bir pazar'Açıklamada görüşlerine yer verilen İSİB Yönetim Kurulu Üyesi ve Özbekistan Sanal Ticari Heyet Başkanı Levent Aydın, 2021 yılına Özbekistan sanal heyet organizasyonu ile başarılı bir şekilde başladıklarını belirterek, şunları kaydetti: 'Her sene yaklaşık 1,8 milyar dolar iklimlendirme sektörü ithalatı yapan Özbekistan, Türkiye için çok ciddi bir pazar. Türk iklimlendirme sektörü, şu anda Özbekistan'ın iklimlendirme sektörü ithalatının yüzde 8'ini karşılıyor. Sanal heyet organizasyonumuza katılan üye firmalarımız, bu görüşmelerde ihracata dönüşecek birçok bağlantı gerçekleştirdi. Özbekistan'da 2021 yılında pazar payımızı yüzde 10 seviyelerine getirmek istiyoruz. Pandeminin ardından ülkeler ve sektörler arası ilişkilerin daha da yukarılara çıkacağını ve ihracat hedeflerimizi daha da yükselteceğimizi düşünüyoruz.'
Sivas'ta Kaçak Avlanan 4 Kişiye 12 Bin Lira Ceza
SİVAS (AA) - Sivas'ta kaçak avlanan 4 kişiye 12 bin lira ceza kesildi.Alınan bilgiye göre, Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü ekipleri, Şarkışla, Yıldızeli, Gürün, Kangal ve Divriği ilçelerinde av koruma ve kontrol faaliyeti gerçekleştirdi. Ekipler, denetimlerde kaçak avlandığını tespit ettiği 4 kişiyi yakaladı. Bu kişilere 12 bin lira idari para cezası uygulayan ekipler, kaçak avda kullanıldığı tespit edilen 4 tüfeğe de el koydu. Öte yandan, denetim faaliyetleri sırasında yaban hayatı için doğaya 400 kilogram yem bırakıldı.
Analiz - Riyad'da "Obama Sendromu"
İSTANBUL (AA) -NECMETTİN ACAR- Joe Biden’ın ABD başkanlık seçimini kazanmasıyla zaten sıkıntılı günler geçiren Riyad yönetimi, geçtiğimiz haftalarda ABD’nin Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) silah satışlarını kısıtlayacağını ilan etmesiyle derin bir açmazla karşı karşıya kaldı. Çünkü Suudi yönetimi özellikle genç Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın inisiyatifiyle 2015 sonrası dönemde iddialı ve maceracı bir dış politikaya yönelmişti. Yemen savaşı, Katar ablukası, Cemal Kaşıkçı cinayeti ve Lübnan Başbakanı Saad Hariri’nin Riyad’da rehin alınarak Lübnan iç siyasetinde Şii-Sünni gerilimi çıkarma projesi bu iddialı ve maceracı politikanın sadece bazılarıydı.II. Dünya Savaşından günümüze kadar ülkenin güvenlik garantörü olan ABD’nin Arap Baharı sürecinin başlarından itibaren Suudilerin güvenlik hassasiyetlerini önemsemeyen bir politika benimsemiş olması Riyad’da hayal kırıklığı yaratmıştı. Riyad bu hayal kırıklığını “Obama sendromu” şeklinde adlandırmıştı. Trump’ın 2017 yılında başkanlık koltuğuna oturmasıyla rahat bir nefes alarak Obama sendromundan kurtulan Riyad yönetimi Donald Trump’ın beklenenden kısa süren başkanlığı ve Biden’ın seçimi kazanmasıyla yeni bir Obama sendromu yaşamaya başladı. Kaşıkçı cinayeti, Yemen savaşı ve yaygın insan hakları ihlallerinin Biden’ın masasında bulunuyor olması Riyad’ın yaşadığı bu sendromun en önemli sebeplerinden biri.Suudi Arabistan’ın üç seçeneğiUzun yıllar ABD güvenlik garantilerine yaslanarak toprak bütünlüğünü ve rejim güvenliğini sağlamayı başaran Riyad yönetimi, 2010 sonrası dönemde, ABD’nin güvenlik garantilerini azaltmaya dönük politikaları ile derin bir güvensizlik atmosferi içine girdi. Bu dönemde ABD, “kaya gazı devrimi” ile enerji bağımsızlığını kazandı ve Körfez petrol kaynaklarını ihtiyacı kalmadı. Enerji bağımsızlığının ABD dış politikasında ortaya çıkardığı kaldıraç etkisiyle askeri ve ekonomik kabiliyetleri çok hızlı gelişen Çin’i dengelemek için Asya-Pasifik bölgesine yönelme eğilimi göstermesi, Körfez bölgesinin ABD dış politikasındaki öncelikli konumunu ortadan kaldırdı. Bu dönemde Suudiler için üç seçenek vardı: ABD’yi Suudi güvenliğini sağlama konusunda yeniden ikna etmek; kendi güvenliğini sağlamak için güçlü bir askeri/endüstriyel kapasite inşa etmek; ABD dışında yeni güvenlik garantörleri (Rusya, Çin) bulmak.İlk olarak özellikle Trump’ın 2017 yılında başkanlık koltuğuna oturması Riyad’da ABD’nin yeniden ülkenin güvenlik garantörü olabileceğine dair bir umut ışığı ortaya çıkardı. Trump’ın ülkeyi bir şirket gibi kar-zarar hesabıyla yönetme biçimi ile Suudilerin uzun yıllardır sürdürmekten büyük keyif aldığı “çek defteri” politikasının uyuşması ABD-Suudi Arabistan ilişkilerinde Obama sonrası yeni bir döneme işaret ediyordu. Özellikle Turmp’ın, damadı ve baş danışmanı Jared Kushner’in de yönlendirmesiyle Suudi veraset sistemine dolaylı yollardan müdahale ederek Muhammed bin Selman’ın tahta giden yolunu kolaylaştırması Riyad’da tam bir bahar havasına yol açtı. Ancak 2019 yılında Suudi ARAMCO tesislerine İran kaynaklı olduğu bilinen saldırılar sırasında Trump’ın bu saldırıları caydırmak ve İran’ı sınırlama konusunda sergilediği tavır ABD’nin Suudilere fiili güvenlik garantileri sağlama konusunda çok da istekli olmadığını ortaya koyarak bir hayal kırıklığına yol açtı.Kişisel ilişkiler üzerinden yürüyen ABD-Suudi Arabistan ilişkileri Biden’ın başkanlık koltuğuna oturmasıyla yeniden Obama dönemini andıran bir biçime bürünmeye başladı. Özellikle Biden’ın Yemen savaşı ve Yemen’de yaşanan insani krizler hususundaki vizyonu ABD’nin Suudi güvenliğini sağlama konusunda ikna edilemediğini ortaya koyuyor.Suudi Arabistan için “beka mücadelesi” olarak tanımlanan Yemen krizinde, Biden yönetiminin Suudilere silah ambargosu uygulayacağını açıklaması zaten çok parlak olmayan cephedeki durumun hızlıca Suudilerin aleyhine değişmesine yol açacaktır. Bu ambargonun psikolojik etkisi ise, Riyad’da “Obama sendromunun dönüşünü simgelemesi” açısından, cephedeki etkisinden daha ağır olacaktır. Biden’ın Yemen savaşına yönelik askeri desteğin çekileceğini ifade ettiği konuşmasında “Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” ifadesi Riyad’ı asla tatmin etmeyecektir. Çünkü ülke siyasi tarihi boyunca toprak bütünlüğüne ve rejim güvenliğine yönelik en büyük tehditlerin kaynağı olan Yemen sahası Suudiler için bir beka mücadelesidir. “Toprak bütünlüğünü savunacağız” ve “Yemen savaşına askeri destek vermeyeceğiz” ifadelerinin aynı konuşma içerisinde geçmiş olması Riyad açısından bariz bir tezattır.İkinci olarak, Suudiler 2010 sonrası dönemde çok büyük savunma ve silah alım anlaşmaları yapmak suretiyle kendi güvenliklerini sağlayabilecek güçlü bir askeri/endüstriyel kompleks inşa etmeye çalıştılar. Özellikle son beş yılda milli gelirin yaklaşık yüzde 21’ine denk gelen 273 milyar dolarlık bir savunma bütçesiyle Suudi Arabistan, dünyada milli gelirine oranla savunmaya en çok para harcayan ülke konumuna yükseldi. Ancak 2019 yılında İran ya da İran’a bağlı milisler eliyle 2 milyon dolarlık bir seyir füzesi veya insansız hava aracıyla 17 dakikada düzenlenen ARAMCO saldırıları ve Suudi Arabistan ordusunun Yemen’de sergilediği zayıf performans Suudilerin kendi güvenliklerini kendi askeri kapasiteleriyle sağlayabilecekleri umudunu da boşa çıkardı. Üstelik ülke tarihi boyunca rakip prenslerin denetimine verilen İçişleri Bakanlığı (Muhammed bin Nayif), Savunma Bakanlığı (Sultan), Ulusal Muhafızlar (Abdullah) ve İstihbarat başkanlığı (Mukrin, Bender) gibi kurumların sayılan hanedan üyelerinin denetiminden çıkarılarak tüm yetkinin Veliaht Prens’te toplandığı bir güvenlik yapılanması oluşturma çabası Suudi güvenlik sektörünü bir kargaşa içine itti. Bu veriler ışığında, yapılan onca savunma harcamasına rağmen Suudi askeri kabiliyetlerinin beş yıl öncekinden daha iyi durumda olmadığı kolaylıkla söylenebilir. Biden sonrası Suudi güvenlik opsiyonlarıABD’yi Suudi güvenliğini sağlama konusunda ikna edemeyen ve kendi güvenliğini sağlayabilecek güçlü bir askeri/endüstriyel kompleks inşa etmekte başarısız olan Riyad’ın son bir seçeneği kalmış görünüyor; rejim güvenliği ve toprak bütünlüğü konusunda ABD dışında Rusya ve Çin gibi diğer küresel aktörlerin desteğini sağlamak. Özellikle Biden döneminde Suudilerin yaşayacakları yoğun güvenlik endişeleri bu son seçeneği Riyad açısından önemli kılabilir. Ancak bilinmesi gerekir ki Rusya ve Çin’in güvenlik garantilerine yaslanmanın birtakım avantajları olabileceği gibi çok sayıda sakıncası da bulunuyor.İlk olarak şu tespiti yapmak gerekiyor: Bölge güvenlik mimarisinde başat rolü oynama konusunda ne Rusya’nın ne de Çin’in yeterli askeri kapasitesi bulunuyor. Her iki aktörün de silah satışı, enerji güvenliği, jeopolitik hırslar ve ticari avantajlar yönüyle Suudi güvenliğini sağlama konusunda önemli motivasyonları bulunsa da sınırlı askeri kabiliyetler böyle kritik bir rolü oynama konusunda her iki aktörün zorlanmasına sebep olabilir. Aynı zamanda Rusya ve Çin’in İran ile geliştirdiği yakın işbirliği, İran karşısında güvenlik arayan Suudilerin bu beklentilerinin karşılanmasını zorlaştırıyor. Biden’ın ilk dış politika mesajında Rusya ve Çin’i ABD’nin en tehlikeli rakipleri olarak nitelemesi de Suudilerin bu eksene yönelmelerini zorlaştıracaktır.Rusya ve Çin güvenlik garantilerinin bazı avantajları da bulunuyor. Örneğin her iki aktör de silah satışlarında insan hakları ihlalleri ve özgürlükler gibi değerleri dikkate almamaktalar. Aynı zamanda her iki aktör de bölgeye yönelik silah satışlarında “İsrail’in askeri gücünün aşılacak olmasına” dair bir endişe duymuyorlar. Halbuki başta ABD olmak üzere Batı ülkeleri insan hakları ihlalleri ve hiçbir aktörün İsrail’den daha güçlü bir askeri kabiliyet edinmemesini sağlamak gerekçesiyle zaman zaman silah satışlarında kısıtlamalara gidebiliyor. Nitekim Mart 2019 tarihinde ABD ile Suudiler arasında nükleer işbirliğini de içeren anlaşma ABD basınında eleştiri konusu olduğunda Trump, “Biz satmazsak Suudiler bu teknolojiyi Çin’den alacaktır” şeklinde bir savunma yapmıştı. Yine Çin’in bölge petrolünün en büyük müşterisi olduğu ve Körfez ülkelerinin Çin’in en önemli ticari partnerleri olduğu gerçeği Çin’i, küresel enerji piyasalarında etkili bir aktör olma çabası da Rusya’yı bölge güvenlik mimarisinde belirleyici roller oynamaya teşvik edecektir.Biden döneminin başlamasıyla birlikte Suudiler belirgin bir şekilde Biden’ın vizyonuna ayak uydurma politikasına yöneldiler. Katar ablukasının, Katar’ın kendisine sunulan 13 maddelik talep listesindeki hiçbir talebi karşılamamasına rağmen, Suudilerin girişimiyle ortadan kaldırılması bu ayak uydurma çabasının bir sonucuydu.Yeni dönemde Suudilerin her iki aktörle de sınırlı da olsa askeri işbirlikleri geliştireceğini öngörebiliriz. Ancak her ne kadar ABD ile sorunlar yaşasa da yukarıda sayılan sakıncalar sebebiyle Suudilerin Rusya ve Çin gibi aktörlerle derin askeri işbirlikleri geliştirmeleri zor görünüyor. Ancak kesin olan bir şey var ki, Suudiler Yemen’den “ulusal onurları zedelenmeden” çıkmayı bugün istediklerinden daha fazla istemiş değiller. Yine mevcut uluslararası atmosfer devem ettiği sürece Suudilerin askeri güce dayanan yeni müdahaleci ve maceracı politikalara yönelmeleri oldukça zor olacaktır. Askeri ve diplomatik kabiliyetlerinin zayıflamasına da bağlı olarak Suudilerin Türkiye ve Katar gibi geçmişte rakip olarak gördükleri ülkelerle iyi ilişkiler geliştirebileceğini öngörebiliriz. Son olarak ABD basınında ve siyasi çevrelerinde Kaşıkçı cinayetinin hesabını sorma iddiasıyla son dönemde Muhammed bin Selman’ın veliaht prenslikten azledilmesini, tutuklu bulunan Ahmed bin Abdülaziz ve Muhammed bin Nayif gibi önemli prenslerin serbest bırakılmasını sağlamaya yönelik bir kampanya başlamışa benziyor. Trump’ın Suudi veraset sistemine dolaylı müdahaleleriyle veliaht prenslik ve ülkenin fiili yöneticiliği koltuğuna oturmasına zemin hazırlanan Muhammed bin Selman ile Biden yönetiminin nasıl bir ilişki biçimi geliştireceğini zaman gösterecektir. Öte yandan Ilımlı İslam, Vizyon 2030 ve Yemen savaşı gibi üç iddialı proje ile Suudi tahtını elde etmeye çalışan Muhammed bin Selman’a yönelik Suudi iç siyasetindeki desteğin, her üç alanda yaşanan başarısızlıklar sebebiyle aşınması da muhtemel görünüyor. [Dr. Necmettin Acar Mardin Artuklu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü başkanıdır]
İsrail Başbakanı Netanyahu Yeniden Hakim Karşısında
KUDÜS (AA) - İsrail'de görevdeyken yargılanan ilk Başbakan olarak tarihe geçen Binyamin Netanyahu'nun davasının ikinci duruşması, işgal altındaki Doğu Kudüs'te yer alan İsrail'e ait Kudüs Bölge Mahkemesinde görüldü.Duruşma öncesi İsrail polisi, mahkemenin çevresindeki birçok yolu trafiğe kapatırken, bir grup Netanyahu karşıtı da mahkeme yakınında gösteri düzenledi. İsrail ve uluslararası basının yoğun ilgi gösterdiği duruşmada Netanyahu ve avukatları hazır bulundu.Duruşmada Netanyahu, hakkındaki yolsuzluk suçlamalarını reddetti. İsrail'de en uzun süre başbakanlık görevini yürüten Netanyahu'nun yargılanmasının uzun süreceği belirtiliyor.İsrail Başsavcısı Avichai Mandelblit, 21 Kasım 2019'da Netanyahu hakkında üç ayrı yolsuzluk dosyası nedeniyle dava açılmasını talep etmişti.Netanyahu'nun ilk duruşması 24 Mayıs 2020'de yine Kudüs Bölge Mahkemesinde görülmüştü.
Reklam
Model Uçak Tutkusu Nedeniyle Evinin Bir Odasını Atölyeye Dönüştürdü
KONYA (AA) - SERHAT ÇETİNKAYA - Evinin bir odasını atölye olarak kullanan 73 yaşında Hasan Hüseyin Çırak, ilk günkü heyecanıyla model uçak yapmaya devam ediyor.Fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Çırak, maddi yetersizliklerden dolayı çocukluğunda almaya heveslendiği her şeyi kendisi yapmaya çalıştı. El becerisinin iyi olduğunu fark eden Çırak, elektronik ve mekaniğe merak saldı.Ortaokul yıllarında gökyüzünde Türk Hava Kurumunun lastik motorlu uçaklarını gören Çırak, evdeki imkanlarıyla kendince ilk model uçağını yaptı.'Derslerini aksatacaksın' diyerek kızan babasından gizli evin bodrumunda uçaklarını yapan Çırak, babasının uçaklarını kırmasıyla bir süre tutkusundan uzak kaldı.Askerliğini yaptığı İzmir'de, tel kontrollü bir model uçak gören Çırak'ın ilgisi tekrar canlandı.Elektronik mühendisi olmak isteyen ancak puanının yetmemesi ve ailesinin ısrarı üzerine ziraat mühendisi olan Hasan Hüseyin Çırak, AA muhabirine, kitap, dergi ve makalelerle kendisini elektronik ve mekanikte geliştirdiğini, edindiği mühendislik bilgileriyle model uçaklarını yaptığını söyledi.'Bende uçağı sevme hastalığı var'Uçaklarından ayrı kalamadığını, ayrıldığında ise özlem duyduğunu ifade eden Çırak, 'Bu benim için bir hastalık. Köyden Konya'ya gelince hemen uçaklarıma bir bakarım. Yani bu bizde bir tutku oldu.' dedi.Çırak, yakıt motorlu ve kumandalı uçağa sahip olma tutkusunun iş sahibi olduktan sonra kendisini yurt dışına kadar sürüklediğine dikkati çekerek, şöyle konuştu:'Para kazanmaya başladığımız ilk zamanlar yurt dışına otobüsle bir turistik seyahat düzenliyorlardı. 'Yurt dışına gidip oradan uçağı alıp geleceğim' diye kafama koydum. O dönem yurt dışına gitmek de kolay değil. Para biriktirdim, bir yıl sonra sıra bana geldi. Neticede 1984 yılında Almanya'dan ilk yakıt motorlu uçağımızı getirdik. Sonra bu uçağı inceleyerek tüm yakıt motorlu uçaklarımı kendim yaptım.'Çırak, 1987'de ise ilaçlama motoru kullanarak kanat açıklığı 2,5 metre, alüminyum iskeletli bir model uçak yaptığını aktardı. Uçaklarının her birini çok sevdiğine değinen Çırak, 'On yedi uçağım var. Her uçağın bende bir macerası var. Hepsinin bir planı var. Bunlar normal kafadan yapılan şeyler değil. Belirli bir plana göre yapılır.' diye konuştu.Yaşlanmasına rağmen tutkusunun ve heyecanının ilk günkü gibi devam ettiğini vurgulayan Çırak, şöyle devam etti:'Bana 'Şöyle bir uçak modeli var, şöyle bir özelliği var' deseler ya da bir yerde görsem, 'Acaba ben de yapsam mı' diye hemen düşünmeye başlarım. Bende uçağı sevme hastalığı var. Bizim çocuklara kalsa 'Bunları sat gitsin' diyorlar. Ben de 'Köyde bir müze yapayım orada hatıra olarak kalsın' diye düşünüyorum. Atölyemi köyde büyük salon gibi bir yer oraya yapıp taşımak istiyorum. Bunlar evlatlarım gibi olduğu için hiçbirini satmaya kıyamam.'
Savcılıktan Aym'nin Berberoğlu Kararına İlişkin Mütalaa
İSTANBUL (AA) - Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulunun, eski CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu hakkında ikinci kez hak ihlali yapıldığına ilişkin kararı üzerine savcılık, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine mütalaasını sundu.İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, AYM'nin ikinci kez ihlal kararı vermesi üzerine savcılıktan görüş istedi.Bunun üzerine cumhuriyet savcısı, hazırladığı mütalaayı İstanbul 14 Ağır Ceza Mahkemesine sundu. Mütalaada, sanık Kadri Enis Berberoğlu'nun Anayasa Mahkemesine yapmış olduğu bireysel başvurunun 21 Ocak 2021'de karara bağlandığına vurgu yapılarak, AYM'nin oy birliğiyle sanık Kadri Enis Berberoğlu'nun başvurusunu kabul edilebilir bulduğu kaydedildi.AYM'nin söz konusu kararında, Berberoğlu'nun Anayasa'nın geçici 20. Maddesinin yürürlüğe girmesinden sonra yapılan seçimlerde milletvekili seçilmesi nedeniyle tekrardan yasama dokunulmazlığını elde ettiğini, ancak yargılamaya devam edilmesi nedeniyle sanığın Anayasal siyasi faaliyette bulunma ve seçilme hakkının ihlal edildiğine karar verildiği hatırlatılan mütalaada, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruları kabul ve karara bağlama noktasında Anayasa tarafından yetkilendirilmiş ve kararlarının Anayasal olarak bağlayıcı nitelikte olduğu belirtildi.Mütalaada şu ifadelere yer verildi:'Sonuç olarak Anayasa Mahkemesinin 21 Ocak 2021 tarihli kararında da belirtildiği üzere sanık Kadri Enis Berberoğlu hakkında yeniden yargılamanın kabulü, hakkında verilmiş mahkumiyet hükmüne ilişkin infaz işlemlerinin durdurulması, sanığın hükümlü statüsü sona erdirilerek hakkında yapılacak yargılamada durma kararı verilmesi ve sanık Kadri Enis Berberoğlu hakkında TBMM'den dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin fezleke düzenlenmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur.'Ne olmuştu? Anayasa Mahkemesi, 17 Eylül 2020'de verdiği kararla, Berberoğlu'nun, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının oy birliğiyle ihlal edildiğine karar vererek, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine hükmetti.Bu karara karşı üst mahkemeye itirazda bulunulması üzerine İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi, ihlalin giderilmesine ilişkin görevin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinde olduğu gerekçesiyle itiraz hakkında 'karar verilmesine yer olmadığına' hükmetti. Yaşanan sürecin ardından Berberoğlu'nun avukatları, Anayasa Mahkemesine ikinci kez bireysel başvuruda bulunarak, ihlal kararının gereğinin yerine getirilmeyerek seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği belirtilmişti.Yargılama süreci Eski CHP Milletvekili Kadri Enis Berberoğlu, durdurulan MİT tırları görüntülerini eski Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar'a verdiği iddiasıyla İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandı. Mahkeme Berberoğlu'nu, 'devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla açıklamak' suçundan 25 yıl hapis cezasına çarptırdı ve tutukladı.Dava dosyası, itiraz üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine geldi. Daire, yerel mahkemenin kararını esastan bozarak dosyayı İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi ise İstinafın bozma kararını usul ve yasaya aykırı bularak, dosyayı iade etti.İstinaf, 'casusluk' değil, 'gizli bilgileri açıklamak' suçu dedi Dosyayı yeniden ele alan İstinaf, bu kez Enis Berberoğlu'na 'casusluk' suçundan değil, 'devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklamak' suçundan 5 yıl 10 ay hapis cezası verdi ve tutukluluğunun devamına hükmetti.Bu kararı temyiz eden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, Berberoğlu'nun 'casusluk' suçundan cezalandırılması talepli temyiz dilekçesini Yargıtay'a gönderdi. Dilekçede, Berberoğlu'nun, 'devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla açıklama' suçundan cezalandırılması talep edildi.Enis Berberoğlu, dosyanın temyiz incelemesi devam ederken, 24 Haziran 2018 seçimlerinde aday oldu ve tekrar milletvekili seçildi.Berberoğlu'nun avukatları, tekrar milletvekili seçilmesi nedeniyle yargılamanın durdurulması ve tahliyesine karar verilmesini talep etti.Ancak dosyanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 19 Temmuz 2018'de bu talebi reddederek, Enis Berberoğlu'nun yasama dokunulmazlığından yararlanamayacağına ve yargılamaya devam edilmesi gerektiğine karar verdi. Buna yapılan itiraz da 17. Ceza Dairesince 10 Eylül 2018'de reddedildi. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Berberoğlu'na, 'gizli kalması gereken bilgileri açıklamak' suçundan verilen 5 yıl 10 ay hapis cezasını 20 Eylül 2018'de onadı, milletvekilliği sona erinceye kadar cezasının infazının durdurulmasına ve salıverilmesine karar verdi. Bu karar üzerine Berberoğlu, aynı gün cezaevinden tahliye edildi.Kovid-19 önlemleri kapsamında cezaevinden çıkarıldıCHP'li Berberoğlu hakkında verilen ve Yargıtay tarafından onanarak kesinleşen cezaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi, TBMM Genel Kurulunda 4 Haziran 2020'de okundu. Anayasa gereğince, Genel Kurulda okunan tezkerenin ardından Berberoğlu'nun milletvekilliği düştü.Milletvekilliğinin düşürülmesinin ertesi günü yeniden cezaevine gönderilen Berberoğlu, Kovid-19 önlemleri kapsamında izinli olarak aynı gün cezaevinden çıkarıldı.Anayasa Mahkemesince hakkında daha önce ihlal kararı verilen Enis Berberoğlu'nun avukatları, ihlal kararının yerel mahkemelerce yerine getirilmemesi nedeniyle ikinci kez bireysel başvuruda bulundu.Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, ihlal kararının gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri süren Enis Berberoğlu'nun bireysel başvurusunda, yeniden ihlal kararı vermişti.
Reklam
İzmir'deki Tahtalı Barajı'nda Doluluk Oranı Yüzde 55'E Yükseldi
İZMİR (AA) - İzmir'de geçen haftaki yağışların ardından kentin su ihtiyacının büyük bölümünün karşılandığı Tahtalı Barajı'ndaki doluluk oranının yüzde 30'dan yüzde 55'e yükseldiği bildirildi. Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamada, 2 Şubat Salı günü Güzelyalı semtinde metrekareye düşen 126 kilogramlık yağışın uzun yıllar sonra kent merkezinin aldığı en büyük yağış miktarı olduğu belirtildi.Aynı gece 80 kilogram yağış alan Menderes ilçesine bir gün sonra 130 kilogramlık yağış düştüğü, böylelikle İzmir’in en önemli su kaynağı Tahtalı Barajı'ndaki su seviyesinin de yükseldiği bildirildi.Barajı besleyen derelerden günlerdir devam eden su akışıyla doluluk oranının yüzde 55’e ulaştığı kaydedilen açıklamada, 'Tahtalı Barajı'ndaki toplam su hacmi ise 176 milyon 402 bin metreküpe ulaştı. Son yağışların ardından Tahtalı Barajı havzasında çekilen görüntüler, bir iki ay önce yürüyerek yanına gidilen eski Bulgurca Camisi’nin yeniden sular altında kaldığını gösteriyor.' ifadelerine yer verildi.Tahtalı Barajı’ndaki su seviyesinin yağışlar öncesinde yüzde 30’lara kadar düştüğü hatırlatıldı.Öte yandan, doluluk oranı yüzde 10'a kadar gerileyen Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı’nda doluluk oranının yüzde 70’in üzerine çıktığı, Balçova ve Ürkmez barajlarında ise yüzde 100 doluluk oranına yaklaşılınca tedbir amacıyla barajdan su tahliye edildiği kaydedildi.
Kuzey Kore, Kendisini Provoke Eden Ülkeleri Cezalandırmakla Tehdit Etti
ANKARA (AA) - Kuzey Kore, kendisini provoke eden ülkeleri, 'en ufak bir kışkırtmada bile ilk saldırıyı gerçekleştirmek ve hak ettiği biçimde cezalandırmakla' tehdit etti. Kuzey Kore İşçi Partisinin resmi yayın organı Rodong Sinmun'un Kuzey Kore ordusunun kuruluş yılında yayımladığı haberde, 'Halkımızın ordusu, her türlü savaşa karşı cevap verebilecek güçlü savaş becerilerine sahip, yenilmez ve güçlü bir ordudur.' ifadesine yer verildi.Haberde, Kuzey Kore'nin, kendisini provoke eden ülkeleri 'en ufak bir kışkırtmada bile ilk saldırıyı gerçekleştirmek ve hak ettiği biçimde cezalandırmakla' tehdit ettiği aktarıldı.Ocak ayındaki yeni füzelerin sergilendiği törenKuzey Kore'de 15 Ocak'ta denizaltıdan fırlatılabilme özelliğine sahip yeni füzelerin sergilendiği askeri geçit töreni düzenlenmişti.Kore Merkezi Haber Ajansının (KCNA) haberine göre, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'da katıldığı, Kim Il-sung Meydanı'ndaki törende sergilenen yeni balistik füzeler, 'dünyanın en güçlü silahı' olarak nitelendirilmişti.Binlerce askerin ve sivilin bir araya geldiği törende, Güney Kore ve Japonya'daki hedefleri vurabilecek kapasitede, mobil kara araçlarıyla fırlatılan katı yakıtlı silahlar gösterilmişti.Uzmanlar, füzelerin ve ağır silahların sergilendiği töreni, ABD'de 20 Ocak'ta göreve gelen Biden yönetimine karşı bir gövde gösterisi olarak yorumlamıştı.Kuzey Kore lideri, Kore İşçi Partisi 8. Kongresi'nde, geliştirilmekte olan yüksek teknolojili silah sistemlerinin listesini açıklayarak, nükleer silah deposunu güçlendirme tehdidinde bulunmuştu.
Yeditepe Üniversitesi 8 Öğretim Üyesi Alacak!
Yeditepe Üniversitesi 8 öğretim üyesi alımı yapacak. Öğretim üyesi alım ilanı Basın İlan Kurumu resmi internet sitesinda yayımlandı. İşte Yeditepe Üniversitesi öğretim üyesi alım başvurusu ile ilgili tüm detaylar...
Reklam
"Doğu'nun Ihlara Vadisi" Kışın Tüm Güzelliklerini Yansıtıyor
AĞRI (AA) - ABDULLAH SÖYLEMEZ - Ağrı'nın Diyadin ilçesinde bulunan ve 'Doğu'nun Ihlara Vadisi' olarak adlandırılan kilometrelerce uzunluktaki Murat Kanyonu, karla kaplı görüntüsüyle ilgi çekiyor.Doğu Anadolu Bölgesi'nin en önemli akarsularından Murat Nehri'nin kaynağından başlayan kanyon, kilometrelerce uzunluğu ve yamaçlarda farklı aşınma sonucu oluşan basamak biçimindeki onlarca metre yükseklikteki kayalıklarıyla beğeni topluyor.Şelaleler, köprüler, Murat Nehri ve kayalıkların üzerindeki yerleşim yerleriyle görenlerin ilgisini çeken kanyon, kışın kar yağışıyla beyaza bürünerek farklı güzellik ortaya çıkarıyor.Yer yer 150 metre genişliğe sahip olan kanyon, yılın her dönemi, şehrin gürültüsünden sıkılıp doğayla iç içe zaman geçirmek isteyenlerin uğrak yeri oluyor.Yazın gelin ve damatları, ilkbaharda doğa tutkunlarını ağırlıyorDüğünlerin yoğunlukta olduğu yazın evlenen çiftlerin dış çekim fotoğraflarında tercih ettiği kanyon, ilkbahar ayalarında da doğa ve fotoğraf tutkunlarını ağırlıyor. Kışın etkisinin yaklaşık 6 ay yaşandığı bölgede, kar yağışıyla 'beyaz gelinliğini' giyen kanyon, AA muhabirince drone ile havadan görüntülendi. Kanyonda incelemelerde bulunan Diyadin Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Alper Balcı, AA muhabirine, Murat Kanyonu'nun yılın dört mevsimi ayrı güzellikler barındırdığını söyledi.Kanyonun ilçe için çok önemli bir değer olduğunu belirten Balcı, şöyle konuştu:'Kanyon harika, turizmci ve vatandaşlarımızın görmesi gereken yer. Diyadin ile kaplıcalar arasındaki Murat Nehri'nin bulunduğu bölgede harika bir kanyona sahibiz. Kanyonun genişliği 50-150 metre, uzunluğuysa 30-40 kilometre arasında. Buranın eşsiz florasını baharda görmek ve piknik yapmak için vatandaşlarımızı Diyadin'e bekliyoruz. Kanyonumuzun girişinde Millet Bahçemiz var ve vatandaşlarımız burada piknik yapabiliyor.'Balcı, kanyonun Türkiye'nin sayılı vadileri arasında yer aldığını, hayata geçirmeyi düşündükleri projelerle buranın daha cazip hale geleceğini ifade etti. İlçenin kaplıcalar, Meya Antik Kenti ve Murat Kanyonu gibi çok sayıda güzelliğe sahip olduğunu vurgulayan Balcı, 'Kanyon, yazın muhteşem çiçekleriyle, sonbaharda da eşsiz florasıyla görülmesi gereken bir yer. Kışın ise karla kaplı beyaz gelinliği üstüne örtmüş gibi görülüyor.' ifadelerini kullandı.
Şırnak'ta Kaçak Avcılığa Yönelik Drone İle Denetim Yapıldı
ŞIRNAK (AA) - Şırnak Doğa Koruma Milli Parklar Şube Müdürlüğü ekipleri Uludere ilçesinde kaçak avcılığa yönelik drone ile denetim gerçekleştirdi.Uludere'nin Hilal Beldesi kırsalında kaçak avcılara yönelik denetim yapan ekipler, drone ve dürbünlerle avcıların avlandığı muhtemel alanları inceledi.Denetlemede çeşitli kuş türlerini de fotoğraflayan ekipler, yabani hayvanların geçebileceği noktalara da fotokapan kurdu.Şube müdürü Orhan Kalay, gazetecilere yaptığı açıklamada, görevlerinden birinin de kaçak avcılıkla mücadele olduğunu, belirli zaman aralıklarında kaçak avcılığın önüne geçmek için kırsalda denetim yaptıklarını söyledi.Bölgede yaban keçilerinin neslinin tehlike altında olduğunu aktaran Kalay, 'Zaman zaman yoğun bir av baskısı oluyor bu bölgede. Buna karşı faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Uygulamamızın asıl amacı memeli hayvanlara yönelik av baskısını en aza indirmek. Koruma ve kontrol çalışmalarımızın temel gayesi bu.' diye konuştu.'Denetimler çerçevesinde 2 ayda kaçak avlandığını tespit ettiğimiz 10 avcıya 225 bin lira para cezası uyguladık.' bilgisini veren Kalay, cezaların amacının av baskısının azaltılması ve caydırıcılık sağlaması olduğunu vurguladı.Kalay, yaban hayvanlarının yaşamlarını sürdürmesi için vatandaşlardan duyarlılık beklediklerini belirterek, şöyle konuştu:'Piknik için bu alanlara gelen vatandaşlardan da av tüfeklerini getirmemelerini istirham ediyoruz. Resmi kanalla av sezonu içerisinde avlanılmasını rica ediyoruz. Aksi takdirde kaçak avcılık nedeniyle bizden sonraki nesiller doğal kaynaklarımızın devamını göremeyecekler. Kaçak avcılığın önüne geçmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.'
Avustralya'dan Myanmar'a "Darbe Sonrası Gözaltına Alınan Avustralya Vatandaşını Bırakın" Çağrısı
ANKARA (AA) - Avustralya, Myanmar'da 1 Şubat'ta gerçekleştirilen askeri darbe sonrası gözaltına alınan, devrik Aung San Suu Çii hükümetinde ekonomi danışmanı olarak görev yapan Sean Turnell'in derhal serbest bırakılmasını istedi.Dışişleri Bakanı Marise Payne, Avustralya vatandaşı Profesör Sean Turnell'in derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.Payne, Mynmar ile askeri bağların gözden geçirildiğini ifade etti.Turnell'in gözaltına alındığını kendilerine sosyal medya üzerinden haber verdiğini belirten arkadaşları, danışmandan o günden beri haber alamadıklarını söyledi.Macquarie Üniversitesi ekonomi profesörü ve Myanmar uzmanı Monique Skidmore, arkadaşı Turnell'in, Myanmar'ın devrik lideri Aung San Suu Çii ve üst düzey yöneticiler ile yakın ilişki içinde olduğu için gözaltına alındığını iddia etti.Öte yandan ekonomist Tim Harcourt ise Avustralyalı diplomatların, Turnell'i ülkeden çıkarmak için Yangon Havalimanı'na götürmek üzere harekete geçtiği sırada Myanmar askerlerinin, danışmanı kaldığı otelden almaya geldiklerini ifade etti.Sean Turnell, askeri darbenin gerçekleştiği sırada Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, şimdilik güvende olduğunu ancak yaşananların Myanmar halkı için ifade ettiği anlamdan üzüntü duyduğunu belirterek, Myanmarlıların çok daha iyisini hak ettiğini vurgulamıştı.
Reklam
Hakkarili "Altın Kız", Boksta Da Gözünü Zirveye Dikti
HAKKARİ (AA) - SAYİM HARMANCI - Hakkari'de elde ettiği başarılarla 'altın kız' olarak adlandırılan Gizem Nur Tatlı, muaythainin ardından boksta da adını zirveye yazdırmak için ter döküyor.Hakkari Özel Harekat Şube Müdürlüğünde 4 yıl önce görev yapan Muaythai Milli Takım antrenörlerinden Ünal Aşık'ın yeteneğini fark ederek Polisgücü Spor Kulübüne kazandırdığı 13 yaşındaki Tatlı, kısa sürede kendini geliştirerek mili takıma girmeyi başardı.Tayland'ın başkenti Bangkok'ta 2018'de düzenlenen Dünya Çocuklar Gençler Muaythai Şampiyonası'nda üçüncü, Uluslararası Antalya Açık Kupası'nda da birinci olan milli sporcu, Antalya'da 2019'da düzenlenen Dünya Çocuklar Gençler Muaythai Şampiyonası'nda ise 32 kiloda altın madalya kazanarak bu branşta ulaşabileceği en büyük başarıyı elde etti. Kentin 'altın kız'ı olarak adlandırdığı Tatlı, daha büyük başarılara imza atmak için olimpik spor dalı olan boksa geçiş yapmaya karar verdi.Bu dalda da adından söz ettirmek isteyen Tatlı, Özel Harekat Şube Müdürlüğünde görevli boks antrenörü Mehmet Döger gözetiminde Hakkari Spor Salonu'nda çalışmalarını sürdürüyor. Tatlı, ulusal ve uluslararası müsabakalarda kota alıp 2024'te Paris'te düzenlenecek olimpiyatlarda altın madalya kazanarak ay-yıldızlı bayrağı dalgalandırmak istiyor.'Devlet büyüklerimiz her zaman destek verdi'Tatlı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hocalarının sayesinde tanıştığı muaythaide dünya şampiyonluğuna kadar gidebildiğini söyledi.Daha büyük başarılar elde etmek için olimpik bir spor dalı olan boksa geçiş yaptığını belirten Tatlı, şöyle konuştu:'Dünya şampiyonu olduğumda kürsüde bayrağımızı dalgalandırmak beni çok gururlandırdı. Boksta da olimpiyat şampiyonu olarak bayrağımızı dalgalandırmak istiyorum. Bu spora başladığım ilk zamanlar zorlanıyordum. Hocamın sayesinde alıştım. Devlet büyüklerimizin bana hep destekleri oldu. Bu yüzden Sayın Valimiz, Emniyet Müdürümüz ve Özel Harekat Şube Müdürümüze çok teşekkür ediyorum.' Antrenör Mehmet Döger de kentte gönüllü antrenörlük yaptığını ifade etti. Gizem Nur Tatlı'nın boksta da güzel başarılara imza atacağına inandığını vurgulayan Döger, şunları kaydetti:'Bu uzun bir süreç gerektiriyor. Türkiye'deki müsabakalarda iyi dereceler alıp dünya şampiyonasına katılarak iyi puanlar almalı. Kota aldıktan sonra olimpiyatlara katılabilecek. Bunu başaracağına inanıyorum. Bu spora başladığında zaman zaman ayaklarını da kullanıyordu. Kolay değil başka bir branşa hemen adapte olmak. Şu an iyi durumda. Haftanın 6 günü, günde 3 saat antrenman yapıyoruz. Hakkarili genç ve çocuklarda büyük potansiyel var. Biz de bunu ortaya çıkarmak için çabalıyoruz.'
Almanya'da Sanayi Üretimi 7 Aylık Yükselişine Aralıkta Son Verdi
BERLİN (AA) - Almanya'da sanayi üretimi, Aralık 2020'de, salgının ikinci dalgasında kısıtlamaların sıkılaştırılmasından dolayı inşaat sektöründeki üretimin düşmesiyle bir önceki aya göre değişmezken, Mayıs 2020'den beri sanayi üretiminde devam eden yükseliş de son buldu.Almanya Federal İstatistik Ofisi'nin (Destatis) açıkladığı geçici verilere göre, mevsimsellikten ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi, aralıkta bir önceki aya kıyasla sabit (yüzde sıfır) kaldı. Sanayi üretimi, Aralık 2019'a göre ise yüzde 1 azalış kaydetti. Sanayi üretiminin aralıkta aylık bazda yüzde 0,3 artması bekleniyordu. Daha önce yüzde 0,9 arttığı açıklanan kasım ayı verisi ise yüzde 1,5 artış olarak revize edildi. Veriler, kasım ayına kıyasla aralıkta enerji ve inşaat hariç sanayi üretiminin yüzde 0,9 arttığını ortaya koydu. Söz konusu dönemde sermaye malı üretimi yüzde 2 ve tüketim malları üretimi yüzde 2,6 arttı. Ara malları üretimi ise yüzde 0,5 düştü. Sanayi dışında, enerji üretiminde yüzde 2,9 ve inşaatta yüzde 3,2 azalış kaydedildi.'İnşaat sektöründe önemli ölçüde düşüş görüldü'Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, 'Sıkılaştırılan Kovid-19 kısıtlamalarına rağmen sanayi aralıkta üretimini artırabilirken, inşaat sektörünün üretiminde önemli ölçüde düşüş görüldü.' ifadesi kullanıldı. Açıklamada, sanayi siparişleri ve iş dünyasının moralindeki düşüşün sanayinin görünümünü daha da bozduğu kaydedildi.İlaç üreticileri, üretimde artış bekliyorMerkezi Münih'te bulunan Ekonomi Araştırma Enstitüsü de (Ifo) Alman sanayicilerin gelecek 3 aya ilişkin üretim beklentilerinde iyileşme yaşandığını duyurdu.Ifo açıklamasında, Aralık 2020'de 5,1 puan olan Ifo Sanayi Üretimi Beklenti Endeksi'nin, ocakta 8,4 puana yükseldiği belirtilerek, otomotiv ve ilaç endüstrilerinin üretiminde artış beklendiği kaydedildi. ING Almanya Başekonomisti Carsten Brzeski, konuya ilişkin değerlendirmesinde, Almanya'da sanayi üretiminin 7 ay art arda yaşanan artışa Aralık 2020'de ara verdiğini aktararak, 'Aralık ayındaki durgunluk, sanayi üretiminin ilk çeyrekte ekonomiyi daralmadan kurtaramama riskini artırıyor.' ifadesini kullandı.
Reklam
Eskişehir'de Yeniden Yargılanan Fetö Sanığı Çifte Hapis Cezası
ESKİŞEHİR (AA) - Eskişehir'de, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi oldukları ve 3 cep telefonu numarasından örgütün gizli haberleşme programı 'ByLock'u kullandıkları iddiasıyla yargılanan çifte 7 yıl 6'şar ay hapis cezası verildi. Eskişehir 4. Ağır Ceza Mahkemesinde, Yargıtay 1. Ceza Dairesince usul yönüyle verilen bozma kararının ardından yeniden görülen davanın duruşmasında, tutuklu sanık Fatih B. ve tutuksuz yargılanan eşi Seval B. ile taraf avukatları hazır bulundu. Sanıklar, iddianamede yer alan 'ByLock kullanımı, İstanbul ve Afyonkarahisar'da gerçekleştirilen örgüt toplantılarına katılmak, örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in talimatı sonrası Bank Asyaya para aktarmak, örgüt evinde kalmak' suçlamalarına ilişkin savunmalarını yaptı.Suçlamaları kabul etmeyen Fatih B, 'Yaklaşık 43 aydır tutukluyum. İddiaları kabul etmemekle birlikte benimle aynı durumda olanlar indirimli ceza aldılar. Tahliye ve beraatimi istiyorum.' dedi.Seval B. de suçlamaları reddederek, beraat talebinde bulundu. Mahkeme heyeti, ilk yargılamada olduğu gibi sanıkları 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan 7 yıl 6'şar ay hapis cezasına çarptırdı.
Van'da 73 Düzensiz Göçmen Yakalandı
VAN (AA) - Van'ın Başkale ilçesinde yurda yasa dışı yollarla giren 73 düzensiz göçmen yakalandı. İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı Eşmepınar Jandarma Komutanlığı ekipleri, İran sınırındaki Kaşkol Mahallesi kırsalında bir grup düzensiz göçmenin yasa dışı yollarla yurda girdiğini tespit etti.Jandarma ve 6. Tugay Komutanlığı ekiplerince bölgede yapılan aramada 52 düzensiz göçmenin mağaraya gizlendiği belirlendi.Türkçe bilen göçmenlerden birinin ifadesi doğrultusunda Özpınar Mahallesi'nde bir minibüste 16, aynı mahalledeki metruk bir evde ise 5 düzensiz göçmen yakalandı. İlçe Jandarma Komutanlığına götürülerek beslenmeleri sağlanan 73 düzensiz göçmen, işlemlerin ardından İl Göç İdaresi Geri Gönderme Merkezine gönderildi.
Albayrak Grubu, Gine'de Düzenleyeceği Futbol Turnuvasıyla Genç Yetenekleri Keşfedecek
DAKAR (AA) - Gine'de çöp toplama, otobüs hattı ve liman işletmesi faaliyetleri yürüten Albayrak Grubu, düzenleyeceği amatör futbol turnuvasıyla gençlere umut olmak istiyor.Başkent Konakri'de liman ve otobüs hattı işleten bunun yanı sıra yine Konakri'de çöp toplama ve atık yönetimini üstlenen Albayrak Grubu, 10-22 Şubat'ta tamamen amatörlerin oynayacağı futbol turnuvasıyla genç yetenekleri keşfedecek. Albayrak Grubu Kurumsal İletişim Direktörü Canan Şahbaz, AA muhabirine Afrika'da ilk kez düzenlenecek turnuvaya ve Albayrak Grubu'nun ülkedeki faaliyetlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Şahbaz, turnuva fikrinin amatör bir takımı giydirme projesiyle ortaya çıktığını belirterek şöyle konuştu:'14-16 yaş arası 320 gencin top koşturacağı 16 takım belirledik. Turnuva 10 Şubat'ta başlıyor. Afrika'da ilk olacak çünkü bugüne kadar herkes profesyonellerle ilgilenmiş. C takımı bile olsa profesyonel oyuncularla turnuvalar yapılmış, bu kadar amatör çocuklarla ilgilenen olmamış. Turnuva sonucunda en iyi takımdan bir takım oluşturmak istiyoruz. Albayrak Grubu'nun amatör bir takımı olacak. Sonra bunu ligde nasıl geliştirebiliriz ona bakacağız.' Şahbaz, Gine Spor Bakanlığı iş birliğinde düzenlenecek turnuva ile amaçlarının gençlerin yaşamına dokunarak, yetenekleri keşfetmek olduğunu dile getirdi.'Çöp toplama operasyonu günlük hayatı doğrudan etkiledi'Şahbaz, Albayrak Grubu'n Konakri Limanı'nın işletmesini 25 yıllığına aldığını da hatırlatarak, liman altyapısının iyileştirilmesi noktasında da birçok yeniliğe imza attıklarını kaydetti.Gine'de tanınmalarını sağlayan asıl projenin çöp toplama operasyonu olduğunun altını çizen Şahbaz, 'Liman işletmesi çok büyük bir operasyon olsa da halk nezdinde ismimizin duyulması çöp toplama işiyle oldu. Çünkü bu, doğrudan halkın yaşam kalitesini değiştiren, günlük hayatı etkileyen bir operasyon. Bu alanda devletle sözleşmeyi 2020 Mart'ta imzaladık ancak ondan 1 yıl öncesinde sözleşmesiz çöp toplamaya başlamıştık. Konakri'de daha önce çöpler ayda bir toplanıyormuş. Günlük toplamayla halkta da bu konuda ciddi bir bilinç oluştu. Bu da bizi çok mutlu ediyor.' ifadesini kullandı. 'Gineliler de bizi sevdi'Albayrak Grubu'nun, Türkiye'nin 2017'de Gine'ye hibe ettiği 50 belediye otobüsünün işletmesini üstlendiğine de dikkati çeken Şahbaz, buna ilave Gine'ye ait çürümeye yüz tutmuş 25 aracın da bakımını yaparak kullanılabilir hale getirdiklerini söyledi.Şahbaz, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında halkın üzerine binen maddi yükü hafifletmek amacıyla Gine makamlarının talebiyle 9 ay boyunca ücretsiz yolcu taşıdıklarını dile getirdi. Otobüs ve çöp operasyonunda 1100, limanda da 700 personelin çalıştığına vurgu yapan Şahbaz, 'Yerel personelimiz bizim için çok kıymetli. 'Biz burada geçiciyiz ama burası senin ülken' diyoruz. Amacımız tecrübe paylaşımıyla iş öğretebilmek.' dedi.Şahbaz, 'Albayrak, Gine'de adım adım büyüyor, Gine'yi seviyor. Gineliler de bizi sevdi. Yaklaşımlarından çok memnunuz.' diyerek, araç muayene istasyonu, sinyalizasyon mekanizması kurulumu ve tarım alanında da projelerinin olduğunu sözlerine ekledi.
Meriç Sınırındaki Yunan Askerinin 6 Aydır Ödenmeyen Maaşı Kriz Çıkardı
Ekonomik dar boğazda olmasına rağmen silahlanma harcamalarından geri durmayan Yunanistan’da sınırdaki askeri personelin ödenmeyen maaşları krize neden oldu. Meriç (Evros) sınır bölgesindeki askeri birliklerde görev yapan personelin 6 aydır maaş almadığı ifade eden, Doğu Makedonya ve Trakya Bölgesi Askeri Birliği 'Evros sınırındaki askerlere altı aydan fazla bir süredir ödeme yapılmıyor. Gereği yapılmalı” diyerek Atina hükümetine tepki gösterdi.
Reklam