1992'den Bu Yana Deprem Deneyimlerimden Öğrendiklerim
Öncelikle Kahramanmaraş merkezli olup birçok yerleşim alanını etkileyen ve tüm ülke insanlarını acıya boğan deprem felaketi sonunda yaşamlarını yitiren insanlarımıza Allah’tan rahmet diliyor, sevdiklerini ve yakınlarını kaybeden tüm insanlarımıza sabır ve başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Deprem bölgelerinde hizmet veren çeşitli meslek gruplarından oluşan kurtarma ekiplerine ve farklı biçimlerde depremzedelere yardımcı olmaya çalışan tüm gönüllülere insani duyarlılıkları için şükranlarımı sunuyorum.Balık okyanusta doğar, okyanusta yaşar ve okyanusta ölür. Ancak ölüm anında “okyanus nerede?” diye sorar… İnsan belleği de zayıftır ancak şaşırtıcı ve hayal kırıcı olan bireysel bellekten farklı olarak çalışması beklenen toplumsal belleğinde zayıflamış olduğunu gözlemliyor olmaktır. 13 Mart 1992 Erzincan, ardından 17 Ağustos 1999 Marmara depremi, sonra da sırasıyla 2011 Van, 2020 Elazığ- İzmir depremleri ve şimdi de bu geniş yöreyi tutan deprem felaketinin acılarını yaşadık, yaşıyoruz. Tüm bu deneyimlerden geçen bizler değil miydik? Benzer deneyimlerden geçmiş insan ve toplumlar eski deneyimlerinden neden öğrenmez ve aynı hataları niçin tekrarlarlar? Geçmişten öğrenmediğimiz takdirde “anda yaşıyor” olmak içi boşalmış bir söylem olmaktan ileri gidemeyecektir.