Evrendeki En Eski Yıldız Bulundu
Avustralyalı astronomlar, dünyadan 6 bin ışık yılı uzaklıkta, 13,7 milyar yıl önce meydana gelen büyük patlamadan hemen sonra oluşmuş bir yıldız keşfetti.Avustralya Ulusal Üniversitesine (ANU) ait düşük yoğunlukta demir barındıran yıldızları, renklerine bakarak saptama yeteneğine sahip SkyMapper teleskopu yardımıyla yapılan keşif, astronomlara ilk kez en eski yıldızların yapısını inceleme imkanı verdi. ANU Astronomi ve Astrofizik Araştırma Okulundan Dr. Stefan Keller başkanlığındaki ekibin keşfi, Nature dergisi ile ANU internet sitesinde bilim dünyasına tanıtıldı. Keller, yaptığı açıklamada, keşfin, oluşum aşamasındayken evrenin neye benzediği konusunda bilim dünyasına ışık tutacağını belirterek, 'İlk kez tartışmaya yer bırakmayacak şekilde evrenin oluşum aşamasında ortaya çıkan bir ilk yıldızın kimyasal izini bulduk' Yıldız nasıl bulundu? Keşif, güney yarım kürede gökyüzünün dijital haritasını çıkarmayı amaçlayan bilimsel bir projeye ev sahipliği yapan, Avustralya’daki Warrumbungle Dağları üzerinde kurulu Siding Spring Gözlemevi'ndeki çalışmalar sonucu yapıldı. Keşif, Şili’deki Magellan teleskobu ile yapılan gözlemlerle de doğrulandı. Yıldızın yapısını inceleyen araştırmacılar, evrende bilinen en eski yıldızın güneşten 60 kat daha büyük bir kütleye sahip, başlangıç evresindeki bir yıldızın bir 'süpernova' sonucu parçalanmasının ardından oluştuğunu saptadı. Muhabir: Alp Ertunga Karaca | AA
Dünyadaki Şehirler ve Silüetleri
İstanbul'un silüetini bozan gökdelenlerle ilgili tartışmalar süredursun.Dünyadaki şehir silüetlerinin bir arada olduğu bu görseli paylaşmak istedik. Tüm şehirler arasında ön plana çıkan şehrimizi bulabildiniz mi?
Google 'Sansürsüz İnternet'in Beta Versiyonunu Duyurdu
Google, Washington Üniversitesi ve Brave New Software, kullanıcılara dünyanın neresinden olursa olursun sansürsüz internete girme imkanı sağlayan 'UProxy'nin beta versiyonunu duyurdu. Chrome ve Firefox ile birlikte çalışacak olan UProxy sayesinde tüm internet kullanıcıları ABD ya da İngiltere gibi daha özgür internet yasalarına sahip ülkelerdeki arkadaşlarının internet sunucularına bağlanıp interneti sanki bu ülkelerdeymiş gibi kullanabilecek. Uygulama sayesinde sadece güvendikleri, arkadaş listelerinde olan bağlantılarının internetini kullanacak olan kişiler devletin gözetlemesinden de kurtulmuş olacak. Henüz deneme aşamasında olan UProxy’nin yaratıcıları Washington Üniversitesi bilim insanları ve Brave New Software şirketi, uygulamanın beta versiyonunu denemekte olduklarını açıkladı. Google bu uygulamayı genel kullanıma açtıklarında devletlerin sansür uygulamalarını aşmak için herhangi bir teknik bilgiye ihtiyaç olmayacağını, UProxy uygulamasının herkesin anlayabileceği, kullanıcı dostu bir şekilde tasarlandığını belirtti. CNN Türk
Sosyal Medyayı Ayağa Kaldıran Görüntüler!
Eskişehir'de bir kafeden sahiplendiği kediyi öldürüp videosunu sosyal paylaşım sitesi Facebook'ta paylaşan üniversite öğrencisi, izleyenlerin kanını dondurdu. Eren Budak / Milliyet.com.tr Eskişehir'de üniversite öğrencisi C.A.'nın, yatağına pisleyen kediyi 20 kiloluk damacanayla ağır şekilde yaraladığı iddia edildi. C.A.'nın Facebook hesabına yüklediği videoda yaralı kedinin son anları görülürken, gencin 'Sen daha ölmedin mi?' sözleri duyuluyor. Başta hayvanseverler olmak üzere bir çok kişiyi ayağa kaldıran görüntüler sosyal medyada hızla yayıldı ve C.A.'nın okuduğu Osmangazi Üniversitesi'nin rektörlüğü telefon yağmuruna tutuldu. Milliyet
Okan Bayülgen'e İstifa Şoku!
Okan Bayülgen’in ekibinden yönetmen Efe Hızır, yönetmen yardımcısı Gizem Kızıl, editörler Tolga Üyken ve Esin Görür’ün istifa ettikleri bildirildi. Programlarına HaberTürk ve Show TV’de devam eden Okan Bayülgen’in ekibinde yaşanan ayrılıkların nedeni ile ilgili resmi bir açıklama yapılmadı.Vatan
Reklam
Yerli Yapım "MOD", Cannes Film Festivali'nde!
Senaristliğini ve yönetmenliğini Deniz Tarsus’un üstlendiği yerli yapım bu kısa film, gelecekte bizleri nasıl bir Dünya’nın beklediğini anlatmış ve birçok ödül almasının yanı sıra Cannes Film Festivali’nde Türk Kısa Film Seçkisi’nde gösterilmiştir. 'Dünyadaki tüm dengelerin bozulduğu, insanın ümit etmeye mecalinin kalmadığı bir zaman, bahsedilen. Bu vakit, yarına da tekabül edebilir, yetmiş üç sene sonraya da. Müptelası oldukları düş makinesine girerek gelecekte kendilerini mutlu görmek insanları öldürse de, onlar hala her şeylerini bu makine için feda etmeye hazırlar.”
En Güçlü 10 Köpek Cinsi
etiket
Almanya kökenli bir ırk olan Rottweiler cinsi köpeklerin geleneksel adı Rottweiler Metzgerhund yani Rotweil Kasabı’dır. Erkek olanları 60 kilograma kadar ulaşabilen bu tür uysallığı ev eğitililebilirliği ile tanınsa da yetenekleri ve gücü insanı hayrete düşürecek cinstendir. Çoban köpeği olarak kurtlardan ayılara kadar birçok vahşi hayvanla başaçıkabilmesi nedeniyle tüm dünyanın saygısını kazanmıştır. Adını aldığı Almanya’daki Rotweil şehrinde hemen her yerde heykelleri bulunmaktadır.
Reklam
8 Adımda Muhteşem Zekasını Kanıtlayan Karga
Masallarda bize aptal ve kendini beğenmiş olarak anlatılan karganın aslında hayvanlar aleminin en parlak zekalarından birine sahip olduğunu biliyor muydunuz? Siyah rengi, kötü sesi ve çirkin görünüşüyle kargalar pek çok kişinin hoşuna gitmez ve uğursuz sayılır. Ancak karga en zeki hayvanların başında gelmektedir. Kargaların normalde en zeki hayvanlar olarak bilinen şempanze ve yunuslara yakın bir zeka oranı bulunmaktadır. Karga beyni ile kuş beyni birbirinden çok farklıdır. Karga beyni ile insan beyni birbirine benzer özellikler taşımaktadır. Yüksek zekayı sağlayan ön beyin insanlardaki gibi beynin en geniş bölgesidir. Ayrıca kargalar inanılmaz bir şekilde araç-gereç kullanabiliyor. Kendi aralarında şakalaşıyor ve farklı gruplardan kargalarla özel bir dille konuşabiliyorlar. BBC belgesel kanalında yayınlanan bir belgesel de kargaların zekasını ve alet kullanabilme becerisini gözler önüne serdi. Kargalar üzerine araştırma yapan Dr. Alex Taylor, bu hayvanların zekalarını bir bulmaca üzerinde gösterdi. Dr. Alex Taylor’ın hazırladığı 8 adımlık karmaşık bulmacayı ’007′ isimli karga zorlanmadan kısa bir sürede çözdü. Dr. Taylor karganın deneyde kullanılan nesneleri daha önce gördüğünü ancak onlarla bu düzende ilk defa karşılaştığını vurguladı. Bu arada kargalardan bu kadar çok bahsettikten sonra bu müthiş hayvanların ömürleriyle ilgili çok bilinen bir yanlışı da düzeltmek gerekiyor. Pek çok medeniyette uzun ömürlü olmayı sembolize eden kargaların ömrü türlerine göre değişiklik göstermektedir. Ama ortalama karga ömrü incelendiğinde 40 yıl olduğu görülmüştür. Doğa koşulları, avlanma durumu ve benzeri faktörler karga ömrünün değişiklik göstermesine neden olmaktadır. Ancak kuzgun denilen karga türü 200 ile 400 yıla kadar yaşayabilmektedir.
Erkeklerin Neden Meme Uçları Vardır?
İşte merak edilen o sorunun yanıtı... Tüm memeliler embriyonik gelişmelerine dişi olarak başlarlar. Daha sonra geliştikçe ayrışırlar. Bu yüzden meme uçları her iki cinste de bulunmaktadır. Bu genlerden dolayıdır. Y kromomozu ve testosteron hormonu yaklaşık bir 60 gün sonra kendini belli eder ve baskınlaşır ve erkeklerin genetik aktivitesini değiştirir.Milliyet
Reklam
Bilim Kurgu Filmlerini Andıran, Fantastik Sovyet Eserleri
Bu anıtların bir çoğu bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibiler fakat aslında bu eserlerin hepsi Sovyet Rusya'sı döneminde yapılan heykeller.  Bu garip eserler soğuk savaş döneminde bazı şehir efsanelerine sebep olmuştur. Şimdilerde anlıyoruz ki birçok turistin ilgi odağı olan bu eserler aslında sadece sanat eserleriymiş.  Ghent Güzel Sanatlar Kraliyet Akademisi mezunu Jan Kempenaers tarafından çekilen fotoğraflar sayesinde bu ilginç eserlere yakından bakalım.
Reklam
Kaskına Numarasını Yazdı, Çıplak Fotoğraflar Yağdı
Soçi’de devam eden Kış Olimpiyat Oyunları’nın ilk yarış gününde yaşanan ilginç bir olay gün yüzüne çıktı. İngiliz Daily Mail gazetesinin haberine göre erkekler slopestyle yarışında mücadele eden 22 yaşındaki Rus sporcu Alexey Sobolev, eğlenmek için telefon numarasını yarıştığı güvenlik kaskının üstüne yazdı. Değişik bir eğlence anlayışı olan sporcu, bu sayede yüzlerce kadından mesaj aldı.Hürriyet
Irkçılık Söylemleri Balotelli'yi Hüngür Hüngür Ağlattı
Milan'ın haylaz çocuğu Mario Balotelli, Napoli maçında gözyaşlarına hakim olamadı. Mario Balotelli, oyundan çıkmasının ardından yedek kulübesinde ağlamaya başladı. Ekranlara yansıyan bu görüntünün takımının Napoli'ye 3-1 mağlup olmasından kaynaklı olduğunu düşünenler yanıldı. Yıldız futbolcunun tribünlerdeki ırkçı tezahüratlardan ve ıslıklardan dolayı ağladığı bildirildi Ancak İtalyan basınının bir kısmı ise golcü futbolcunun neden ağladığının net olarak ortaya çıkmadığını ve gizemini sürdürdüğünü söyledi. Bazı gazeteler, ırkçı söylemleri hedef gösterirken, bazıları ise Seedorf'un oyundan aldığı oyuncunun kızına duyduğu özlemi ve DNA sonuçlarından sonra Balotelli'nin duygusal bir yapıya büründüğünü ifade etti. Onedio
Reklam
"Cahil Cahil Espri Yapmayın"
İlber Ortaylı: Kızmıyorum ama bazı espriler hakikaten öbürlerinin sınıfında değil. Kötü olanlar var, cıvıtmasınlar, ayıptırT24Tarih profesörü İlber Ortaylı , internette hakkında hazırlanan ve ‘cahillerle’ dalga geçen ‘capslerle’ ilgili olarak “Espri güzeldir ama cahil cahil yapmasınlar. Her şeyi yaparsın da malzemeni bilirsin. Kerpiçle gökdelen yapılır mı?” dedi.Tarih profesörü İlber Ortaylı, internette hakkında hazırlanan ve ‘cahillerle’ dalga geçen ‘capslerle’ ilgili Milliyet’ten Güliz Arslan ’a konuştu:Nasıl buluyorsunuz hocam bu resimleri?Ay çok komikler var, çok gülüyorum. Ama bu bir moda, gelir, geçer. İnşallah delip de geçmez.Nasıl haberdar oldunuz bunlardan? Siz internet kullanmıyorsunuz...Kızım Tuna söyledi.Hangilerini beğeniyorsunuz?Hani bir tane var ya “Sen tarihi bırak evladım” yazıyor altında, onu yapıyorum ben ara sıra.Nasıl?Sen şimdi gülüyorsun ama bunun gibi kötü bir lafı bir gazeteciye dedim bir kere; “Kızım sen bu işi yapamazsın, bırak” dedim.Bana demeyeceksiniz inşallah...Yok, demem. Bir tane de “IQ’su düşük olan sedyemi taşımasın” var.O da yanlış bir laf değil. Çünkü düşürüyorlar adamı. Ben orada da düşüyordum az kalsın (Ortaylı, geçen hafta Hollande’ın konferansında fenalaştı, sedyeyle taşındı).Kızıyor musunuz bazı caps’lere?Kızmıyorum ama bazı espriler hakikaten öbürlerinin sınıfında değil. Kötü olanlar var, cıvıtmasınlar, ayıptır. İdil Biret’li var bir tane (“N’olur yardım edin, cahillerin arasında kaldım”). Onu yapanda pek zeka yok galiba işte. İdil Biret cahil olur mu hiç? Türkiye Komünist Partisi eski üyelerinden bir arkadaşım söylemişti; İdil Biret’in, Paris sınıfsal topografyası, işçi mahalleleri üzerine bilgisi şaşılacak düzeydeymiş. En üst sınıflarda gezen bir meşhur virtüöz bu kadar şeyi nereden biliyor? Merak edip kitap okuyor. Ama o espriyi yapan onu tanımıyor belli ki.O olmaz işte. Bu iş bir sanat, o yüzden çok ciddi yapacaksın. Yapamazsan zırvalamak olur.'Tontiş ne ayıp laf, bebek sever gibi'Caps’leri hazırlayanlara söylemek istediğiniz bir şey var mı?Var. Hazırlarken meseleyi iyi tetkik etsinler.Cahil cahil yazmasınlar yani...Hah, evet; cahil cahil yazmasınlar. Espri güzeldir ama cahil cahil yapmasınlar. Her şeyi yaparsın da malzemeni bilirsin. Kerpiçle gökdelen yapılır mı?Yapılmaz.Yapılır aslında. Vardır tuğladan, kerpiçten gökdelenler insanlık tarihinde. İran’da Bam’da falan olan tipte... Ama onlar başka. Herkes espriye ve hücuma gelir ama malzemeyi doğru kullanmak zorundasın.Neden sizinle ilgili bütün caps’ler cahillik üzerine?Bilmem. “Ben çok biliyorum” gibi burnu havada bir izlenim mi veriyorum acaba?Ama hiçbirinden negatif bir anlam çıkmıyor, hepsinde sizi çok sempatik gösteriyorlar...Sempatik bulanı vardır, bulmayanı vardır.Tontiş diyorlar size...Ay ne ayıp laf. Bebek sever gibi... Bu çocukların böyle huyları var; hiç teklif falan yok, küt diye yapıştırıyorlar.Bu kadar çok sevgi ve ilgi görmek mutlu ediyor mu sizi?Mutlu olunacak şey değil o. Büyük mesuliyet. Allah utandırmasın denir böyle durumlarda. İnşallah bir aptallık yapmam, mahcup olmam.Size gelip soru sormaya çekinenler oluyor mu?Oluyorsa da yanlış yapıyor. Kimseye “Hadi git” diyecek halim yok. Vaktim yoksa “Sonra gel” derim. Fetva müessesesi nedir? Yani Yahudilikte ve Müslümanlıkta ruhani sınıf yok ki... Bilen bilmeyene anlatır. Benim işim de cevap vermek.
"Başbakanımız Kasımpaşa'nın Aslanıydı, Ben de Gülü..."
Muazzez Ersoy: Başbakanımız beyefendi, mahallenin en yakışıklı gençlerinden biriydi T24 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan gibi Kasımpaşalı olan şarkıcı Muazzez Ersoy , “Başbakanımız beyefendi, mahallenin en yakışıklı gençlerinden biriydi. Bizim evin karşı köşesinde arkadaşlarıyla toplanıp sohbet ederlerdi. Erdoğan Kasımpaşa’nın aslanıdır, ben de gülü” dedi. Şarkıcı Muazzez Ersoy Hürriyet gazetesinden İzzet Çapa ’ya konuştu. İzzet Çapa’nın Muazzez Ersoy ile yaptığı söyleşi şöyle: Gelin Hatice Hanım’dan başlayalım... Tanır mısınız kendilerini? (Gülüyor) Tanımaz mıyım? Tanırım, hem de kendim kadar iyi... Gerçek adım Hatice Yıldız... Peki Hatice Yıldız’dan Muazzez Ersoy yaratmak hangi cin fikirlinin eseri... Assolistliğe başladığım günlerde Pembe Köşk Gazinosu’nun sahibi rahmetli Cahit Bey, “Kızım sesinin rengi, okuma tavrın bana Muazzez Abacı’yı çağrıştırıyor; bence bundan sonra sahne adın Muazzez Ersoy olsun” dedi. Yıldızlar karması gibi... Hiç aklınıza gelmedi mi bu ismin Muazzez Abacı ile Bülent Ersoy’un karışımı olduğu... Biraz öyle olmuş ama ben daha sonraları fark ettim. Çok gençtim o zamanlar... Adınızı divalardan alacak kadar şanslıymışsınız. Çocukluk yıllarınızda da bu kadar ballı mıydınız? Ne balı ayol! Kasımpaşa’da babaanneden kalma iki katlı ahşap bir evde dünyaya geldim. Üst katta iki oda bir sofa, aşağıda ise yemek odası ile mutfak vardı. Banyo ve tuvalet de evin dışında taşlık dediğimiz bir yerdeydi. Asla kimseye muhtaç değildik ama varlıklı bir aile olduğumuz da söylenemezdi. Valide hanım ve peder bey neyle iştigal ediyorlardı? Babam şofördü, dolmuşçuluk yapıyordu. Annem ise Tekel sigara fabrikasında çalışıyordu. Bütün gün orada sigara kutuları keser, akşam da eve gelip yemek, çamaşır, ütü derken pert olup yatardı. Bir de ben varım tabii uğraştığı... Hatice Yıldız’ın içindeki “yıldız” nasıl ortaya çıktı? O zamanlar Kasımpaşa, müzisyenler semtiydi... Ben de onların içinde büyüdüm. Okulda arkadaşlarımızla kurduğumuz koronun solistiydim. Mahallelinin “Sesin çok güzel” sözleri daha o yıllarda beynime işlemişti. Haydi artık çıkın şu sahneye, mahalleli de ben de derin bir nefes alalım... Keşke o kadar kolay olsaydı ama olmadı... Önceleri ufak ufak mahalledeki düğünler, sünnetler, nişanlarda söylemeye başladım. Bu arada bir mağazada da tezgahtarlık yapıyorum... Ama işin doğrusu, aklım fikrim şarkıcılıkta. Derken Gaziosmanpaşa’daki minik bir tavernadan teklif geldi. Peki peder beyin tepkisi neydi sahneyle bu kadar “içli dışlı” olmanıza? Duysa öldürürdü! Bu yüzden korkudan uzun süre ondan saklamak zorunda kaldık. Ya valide sultan? Annem sahneye çıkmamı çok istiyordu. Doğum günümde onun hediye ettiği bilezikleri satıp, sahne elbisesi diktirdim kendime. Ayakkabı almak için para yetmeyince, babamın cebinden tırtıkladım. Çarli’nin Melekleri işbaşında... Yok o kadar değil. Küçük oyunlar çevirdiğimizi kabul ediyorum. Ama dayanamadık, her şeyi göze alıp sonunda babama anlattık durumu. İzin çıktı da rahat bir “oh” dedik... Her şey halloldu da tek bir pürüz kaldı; şöhret olmak! Tavernada çalışırken diğer şarkıcılar anneme “Senin kızda gelecek var, abla onu bir menajere götürsene” demişler. Ben menajer nedir bilmiyorum o zamanlar ama Allah’tan rahmetli annem çok iyi anlardı bu işlerden. Neyse, elimden tutup bir organizatöre götürdü beni... O da Pembe Köşk Gazinosu’nun sahibi Cahit Çeki... Ve Sindrella, Pembe Köşk’ün kapısından içeri girer... Senin Sindrella biraz korkak çıktı, elim ayağım titriyordu heyecandan... Cahit Bey, arkadaşları ile oturmuş çay içiyordu. “Haydi bakalım bir dinleyelim seni” dedi. Önce bir şarkı okudum, sonra bir daha, bir daha... Baktım bir tebessüm yayılmış yüzüne... Bana dönüp “Kızım sen bu gazinoda assolist olacaksın” dedi... “Burası odan, bunlar da ekibin” diye gazinoyu gezdirmeye başladı... Donup kalmıştım. Bir günde assolist olunca insan donup kalır tabii... Bir günde olur mu yahu! Üç ay boyunca her gün sazlarla prova yaptım. Hazırlık dönemi bittiğinde podyumda nasıl yürüyeceğimi, sahnede nasıl mikrofon tutacağımı öğretmek için hoca tuttular. Parıltılı dünyaya Sindrella’nın prensini konuşmak için biraz ara verelim. Ah sevgili İzzet, benim hiç prensim olmadı ki... Ben ilk evliliğinize atıfta bulunmuştum... Kendisine “oğlumun babası” demeyi tercih ediyorum. Teyzemin kızı nişanı atınca bohçayı almak annemle bana düşmüştü. Yok artık kuzeninizin eski nişanlısıyla mı evlendiniz? Olur mu öyle saçma şey! İlk eşim, teyzemin kızının nişanlısının ağabeyiydi. Muazzez Hanım, siz çok bilinmeyenli denklemle evlenmişsiniz, haberiniz yok... O kadar karışık değil bitanem. Nişan bohçasını almaya gittiğimizde tanıştık. 15-16 yaşında ya vardım ya yoktum... İnsan 16 yaşında aşık olabilir ama evlenip “küçük gelin” olmak fazla radikal değil mi? Yaşım tutmadığı için annemle babamın muvafakatı ile evlendim. Ama gerçekten sevmiştim onu. Sevdim seni bir kere, başkasını sevemem” diyemediniz ama... Maalesef diyemedim ve ayrıldık. Demek ki o sorumluluğu üstlenmek için sevgi yetmiyormuş. Bugün o yaşta evlenmenin kader olduğunu anlıyorum. Ayrıldığımızda oğlum dokuz aylıktı, hiçbir şeyin farkına bile varmadı. Boşanmayla birlikte tekrar zor günler başladı herhalde... Haliyle... Bebeğimi anneme bırakıp tekrar tezgahtarlığa döndüm. Baktım o işin sonu da yok; etraftaki herkes de “sesin güzel” diyor, şarkıcılıkta şansımı bir kere daha denemek istedim. Rabbim de yardım etti, demek ki doğru bir adım atmışım. Neden Türk sanat musikisi? Rahmetli annem Şehzadebaşı Direklerarası Korosu’nda yıllarca ders almış. Türk müziğini onun sayesinde sevdim. Bütün bildiklerini bana aktarırdı. Bir de Bülent Ersoy ile Muazzez Abacı’dır beni sanat müziğine bağlayan... Zeki Müren’i unutmayalım... Vefatından hemen önce yanındaydınız... TRT’deki son programına gelmesi için Zeki Bey’i kendi cipimle Bodrum’dan aldırıp İzmir’e göndermiştim. Biz de İstanbul’dan uçakla gitmiştik. Stüdyoda karşılaştık; şık bir kalem hediye ettim ona. Bir merhaba diyebildim, zaten her şey beş dakika içinde olup bitti... Allah rahmet eylesin diyelim... Son zamanlarda pek ortalıkta görünmüyordunuz... Küçük bir dinlenme arası vermiştim. Bazen bir denyoluk da gelmiyor değil. Çekip gitsem, bıraksam sahneyi diyorum ama hiçbir zaman bunu yapamayacağımı da biliyorum. Zeki Bey gibi sahnelerde öleceğim ben de... Bir görünüp bir kayboluyorsunuz. Karabatak gibisiniz. Aslında kaybolmadım, insanlar öyle sanmış olabilir. Çünkü dört sezondur TRT Müzik’te program yapıyorum, değişik müzikallerde sahne aldım ama fazla röportaj yapıp ortalarda olmadığım için böyle bir algı oluştu... Biz de nostalji şarkılar bitti diye dükkanı kapattınız sandık. O şarkılar asla bitmez... Evet, zaten “şarkılarla geldiniz”... Biraz da yeni albümden bahsedelim. Son albüm “Şarkılarla Gel”e dört beste ekledik. Muzaffer Özpınar ile hazırladık. Onun gibi insanların artık nesli tükeniyor. Muzaffer Hoca, okyanuslarda bambaşka bir balık. Sağ olsun günlerce hasta hasta çalıştı stüdyoda... Pembe Köşk’ün prensesi, “Nostalji Kraliçesi”ne nasıl dönüştü? Tamamen annemin arzusuydu. Nostalji albümleri yaparken katiyen çok satmak düşüncesinde değildik... Annemin gençliğinde aldığı 45’lik plakları taşıdığı küçük bir çantası vardı. Yalnız kaldığında o plakları dinleyip eski günlere dönerdi... Taş plaklardan kasete, kasetten dijitale... Anneniz size bir bakıma “Teknolojiye uy kızım” mesajı vermiş. Aynen öyle. Biliyorsun plaklar zamanla çiziliyor, kırılıyor... Bir gün “Kızım şu çantamdaki plaklardan bir kaset yapsan da rahatça dinlesem” dedi. Amacı aslında sadece buydu. Ama nostalji serisi resmen bir devrim yaptı Türkiye’de. Siz de beklemiyordunuz galiba bu kadar ilgiyi... Yalnız ben mi? Benim gibi pek çok insan şoke oldu. Tek üzüntüm rahmetli annemin o şarkıları dinleyemeden vefat etmesi. Nostalji albümleri bu kadar çok sattı, Muazzez Ersoy da hanları hamamları kaptı mı? Yemin ederim hanlarım hamamlarım yok ama gönlü de benim kadar zengini yok. Annenizin albümlerin başarısını görmemesi oldukça üzmüş sizi... Bak sana bir şey söyleyeyim mi, annem de, babam da vefat ettiğinde sahnedeydim. Annemin ölümünde Kemer’de iki konserim vardı. Bari son bir kez yüzünü göreyim dedim, açtılar kefeni, anamın yarım yüzünü görünce hüngür hüngür ağlamaya başlamışım... Sahneye çıktınız mı o gece? Çıktım tabii... Bırak hanları hamamları, diğer tarafa giderken bir peçete bile götüremiyorsun yanında. Şeker paketi gibi beyaz bezin iki ucunu kıvırıp insanı sokuyorlar içine. Han hamamın olsa ne fark eder... Hepsi burada kalıyor, yapabildiğin iyilikleri yanında götürüyorsun sadece. Şifreyi çözmüş biri olarak hiç mi sanatçı kaprisi yok Muazzez Ersoy’un? Olmaz olur mu tabii ki var (gülüyor). Kulisimde su, çay, meyve suyu mutlaka olsun, lütfen içki getirmeyin... Tamam getirmeyiz de hiç mi içki kullanmadınız? Hayatta sürmem ağzıma. Gençliğimde bir-iki kere likör içtim o kadar. Alkolün olduğu yerde ben yokum. Şarkıda “Kasımpaşalıyım, eli maşalıyım” der ama siz hiç öyle durmuyorsunuz, bu nasıl Kasımpaşalılık? (Gülüyor) Annem ve babam son derece modern ama inançlı insanlardı. Düşün, ben 4-5 yaşındayken gece yorgunluktan uyukluyan annemi dürter “Yatmadan önce haydi duamızı okuyalım” derdim. Anacığım da o kadar yorgun olmasına rağmen uyumadan önce bana duamı okuturdu... Annemin tüm öğrettikleri sayesinde, saygının ne kadar önemli bir değer olduğunu fark edip ona göre yaşadım hep. Oğlunuzdan konuşmayı pek sevmiyorsunuz galiba ama biraz da ondan bahsetsek... Kasımpaşa’daki evimizde annem, ben ve oğlum birlikte akşam yemeği yerdik. Rahmetli, dantelden takkeler örmüştü. Yemekten sonra o başlıkları takar, mahallemizdeki Kuran öğretmenine giderlerdi. Oğlum Ender çok iyi Kuran okur. Mesleği nedir, imam mı? Yok, bilgisayar uzmanı... Web master mı ne diyorlar... O konuda uçmuş... Sert bir anne midir Muazzez Ersoy? Çok küçük yaşta evlendiğim için oğlumla beraber büyüdük sayılır. Anneme “anne” derdi, bana da “dızdız”... Onunla ana oğul gibi değil, daha çok abla kardeş gibi yetiştiğimiz için yeri geliyor dertleşiyoruz, yeri geliyor kavga ediyoruz. Evli mi şimdi Ender? Evlenmişti ama boşandı. Onun hayatına hiç müdahale etmem, karışmam. Daldan dala atlıyorum ama bu kebapçılık işi nereden çıktı? Aslında hiç aklımda yoktu. Uzun süre birlikte çalıştığım şoförümün Adana’da kebapçılık yapan Şenol adlı bir yeğeni varmış. Turneye çıktığımızda hep Şenol Bey’in (Kolcuoğlu) dükkanında karnımızı doyururduk. Muhteşem kebaplar yapardı... Gide gele ahbap olduk... Sonra da ortak oldunuz herhalde... İstanbul’da bir şube açmak istiyordu. Ortağı bunu yarı yolda bırakınca şoförümle dertleşmişler, “Dükkanı Muazzez abla, sen, ben birlikte açalım” demiş Şenol. Beni ikna edene kadar göbekleri çatladı resmen, çünkü kebapçılık hiç aklımda olmayan bir şeydi... “Kebaptan da, nostalji kadar iyi anlarım” mı diyorsunuz? Yok estağfurullah... Ama Rabbim’in de yardımıyla dükkan açıldığı günden beri herkes kuyrukta bekliyor... Laf aramızda ben de kebaba bayılırım... Aslında söyledikleri gibi kilo yapmaz. Izgara gibi piştiği için yağı akıp gider. Birlemiş Milletler Yüksek Komiserliği’nde “iyi niyet elçisi” olarak çalışıyorsunuz... Tam olarak ne iş yapar iyi niyet elçisi? Benim en önemli görevim, mülteci durumundaki insanların, sığındıkları ülkenin vatandaşları kadar hakları olduğunu kamuoyuna duyurmak... Angelina Jolie gibi geziyor musunuz siz de ülke ülke? Onun kadar gezmiyorum çünkü bu sayı Birleşmiş Milletler’in düzenlediği organizasyonlara bağlı. Suriye’deki olaylar başlamadan önce Şam’a gittim, oradaki mülteci kamplarını, yardım depolarını gezdim; bazı mülakatlara katıldım. Görseniz o çocuklar ne kadar perişan haldeler. Anne bir tarafta, baba bir tarafta... Yürek burkan, paramparça hayatlar... Angelina ve sizden başka dünyada kaç kişi bu işi yapıyor? Ben seçildiğimde dokuz kişiydik, sanırım şimdi 13 oldu... Film artisti ya müzisyen mi seçilenlerin hepsi? Yoo hayır, sanatçısı da var modacısı da... Bildiğim toplumun sevdiği, saydığı insanların seçildiği... Teklif size nasıl geldi? Birleşmiş Milletler’den aradılar direkt olarak... Şaşırmadınız mı “Neden ben” diye? Çok şaşırdım, çok da mutlu oldum... Tabii ki düşünüyor insan bu kadar kalabalık bir ülkede neden beni seçiyorlar diye? Nedenmiş peki? Kendi kriterlerine göre yaptıkları bir seçimmiş. O zaman Birleşmiş Milletler’in başında Kofi Annan vardı. Amerika’da buluşup görüşecektik ama yerine Ban Ki-moon geçti, onunla da henüz bir araya gelemedik. Siz de Angelina Jolie gibi bir mülteci çocuğu evlat edinmeyi düşünüyor musunuz? İstemez miyim... Bosna’ya gittiğimde, Sırplar’ın tecavüz ettiği kadınların istemedikleri çocuklarını bıraktıkları bir yuvaya götürdüler beni. Koli koli oyuncak götürmüştüm, çocukların gözlerindeki sevinci bir görsen... Orada üç yaşında mavi gözlü dünyalar güzeli bir kız çocuğu ile karşılaştım. Alıp İstanbul’a getirmeyi teklif etseydiniz... Teklif etmediğimi nereden biliyorsun? “Ne olur, annesi istememiş, buraya bırakmış. Bu kızı bana verin, evlat edineyim. Prensesler gibi büyütürüm” diye yalvardım ama maalesef prosedür gereği olmadı... Peki Ebru Polat’ın Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na mektup yazıp “Daha genç ve dinamik bir kişi olarak” sizin yerinize iyi niyet elçisi olmak istemesini nasıl yorumluyorsunuz? Ne diyeyim... Polemiğe girmeyi sevmiyorum ama ben olsam böyle bir şey için kimseyi arayamazdım... Son derece faal olduğunuz anlaşılıyor ama iyi niyet elçisi olduğunuz bile pek çok kişi tarafından bilinmiyor... Ben Birleşmiş Milletler’le resmi protokolü basının önünde imzaladım; bilmemeleri mümkün değil. Ama Türkiye’de, Amerika’da olduğu gibi önem verilmiyor bu işlere. Orada Angelina Jolie’nin yaptığı bir aktiviteyi vermek için kanallar yayını kesiyor. Somali’den Suriye’ye kadar pek çok yeri gezdim ama maalesef haber olmadı. Bazı şeylerin ortaya çıkmasını da siz istemiyorsunuz galiba... Mesela Ankara’da yaptırdığınız hastane... Sevmiyorum bu tür konuları konuşmayı ama lösemili çocuklar için yaptırdığım hastanenin açılışını Süleyman Demirel yapmıştı. Daha sonra TRT Genel Müdürlüğü’nün yanındaki evimi de oraya bağışladım... Magazin Gazetecileri Derneği’nin ödül töreni gecesinde Ahmet Kaya’ya saldırılırken siz de oradaydınız. Bu konuda herkes konuştu, bir tek sustunuz... Neden? Konuşmadım, çünkü ne olduğunu bile anlayamadım. Bir anda ortalık karıştı. Neredeydiniz o anlarda? Sahneye yakın yuvarlak bir masada oturuyorduk. Baktım çatallar, bıçaklar havada uçuşuyor. Yanımdakiler de ayağa kalkıp oraya doğru gittiler. Ben kaldım mı tek başıma... Bir uğultu bir gürültü, kıyamet koptu. “Oradaydım ama hiçbir şey görmedim” diyorsunuz yani... Sonradan gelip anlattılar. O geceden hatırladığım gerçekten başka bir şey yok... Özlemez miyim! Resmen bir cevher yuvasıdır Kasımpaşa, kimler çıkmadı ki oradan... Hasan Kaçan, Büyükşehir Belediye Başkanımız Kadir Topbaş, Başbakanımız... Ne düşünüyorsunuz Sayın Erdoğan hakkında? Şunu bütün kalbimle söyleyebilirim ki, Kasımpaşa’dan bir aslan çıktı... Türkiye’nin lideriydi, şimdi de dünya lideri... O zamanlardan hatırlıyor musunuz kendisini? Evet, Başbakanımız beyefendi, mahallenin en yakışıklı gençlerinden biriydi. Bizim evin karşı köşesinde arkadaşlarıyla toplanıp sohbet ederlerdi. Erdoğan Kasımpaşa’nın aslanıdır, ben de gülü…
KDP ve KYP ABD'nin 'Terör Örgütleri' Listesinden Çıkarılıyor
Mesut Barzani'nin Washington ziyaretini iptal etmesinin ardından KDP ve KYB, ABD'nin terör örgütleri listesinden çıkarılıyorT24Çetin ÇekoIrak Kürdistanı Bölgesi Başkanı Mesut Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtsever Birliği (KYB) Amerikan ”Terör Örgütleri” listesinden çıkarılıyor.Irak Kürdistanı Bölgesi Başkanı Mesut Barzani’ni 15 Ocak’tan itibaren Avrupa ve ABD’de bir dizi temaslarda bulunacağı açıklaması yapılmasına karşın Barzani’nin ABD ziyareti bölümü programdan kaldırılmıştı.BasNews, “Barzani Amerika’ya neden gitmedi?” başlıklı haberinde Mesut Barzani’nin Amerika ziyaretinin iptalini KDP ve KYB’nin hala Amerikan “Terör Örgütleri” listesinde bulunmasından kaynakladığını her iki örgütün bu listeden çıkarılmadığı için Mesut Barzani’nin ABD ziyaretini iptal ettiğini yazmıştı.Söz konusu sorun gerek Kürdistan Demokrat Partisi gerekse Kürdistan Yurtseverler Birliği tarafından daha önceleri de gündeme getirilmiş, ABD yetkilileri sorunun bürokratik olduğunu belirtmiş ve en kısa zamanda ortadan kaldırılacağı sözünü vermişlerdi. Verilen sözün ABD ziyareti öncesi yerine getirilmemesi Mesut Barzani’nin Başkan Barack Obama ’nın davetini geri çevirmesi ve ABD ziyaretini iptal etmesine yol açtı.Bu gelişmelerin ardından Amerika Dışişleri Bakanlığı Irak ve İran Danışmanı Brett McGurk yaptığı bir açıklama ile her iki Kürt partisinin en kısa zamanda Amerikan “terör örgütleri” listesinden çıkarılacağını açıkladı.‘Kürtler bizim Irak’taki en yakın müttefikimiz’BasNews’ın Washington kaynaklı haberine göre, ABD Kongresi Dış İlişkiler komisyonu tarafından konuya ilişkin bir soru önergesi sunuldu. Dışişleri Bakanlığı İran ve Irak Danışmanı McGurk, yanıtlaması istemiyle verilen soru önergesine cevaben yaptığı açıklamada ‘Kürtler bizim Irak’taki en yakın müttefikimiz. Terörizme karşı savaşta bölgede barış ve huzuru sağlamak için çok ciddi katkıları oldu. Bu yüzden PDK ve YNK gibi önemli iki Kürt partisinin halen ABD’nin terör örgütleri listesinde olması kabul edilemez. En kısa zamanda iki parti de bu listeden çıkarılacaktır’ dedi.Bu arada Irak Kürdistan Bölgesel Başkanı Mesut Barzani, Avrupa ziyareti sırasında Avrupa Parlamentosu ve Davos Dünya Ekonomik Formuna katılarak birer konuşma yapmış ve birçok ülke başbakanı ve dışişleri bakanı ile temaslarda bulunmuştu. Mesut Barzani 15 Ocak’ta başlayan yirmi günlük Avrupa ziyareti ardından dün ülkesine döndü.
Reklam