Zamanında Kullanılmış Birbirinden Acayip 23 Dinleme Cihazı
Bakanlar ve milletvekilleri telaş yapmasın bunlar şimdiki gibi telefonlara yerleştirilen dinleme cihazlarından değil. Şimdiki devasa kulaklıkları andıran(!) bu acayip cihazlar elektronik radar bulunmadan önce radar niyetine kullanılıyordu ve mekanik kulak zarları gibi çalışıyorlardı. Saçma gözükseler de sesin hangi yönden geldiğini ve ses dalgalarını sayarak kaynağın uzaklığını bulabiliyorlardı. Bir ilginç bilgi daha: Ordular bu cihazları duyma yetileri daha keskin olur diye çoğu zaman görme engellilere kullandırıyorlardı.
Derviş Zaim Yıllar Sonra Sanem Çelik'le Filmi Çekti
Yıllar önce Amerika'ya yarleşen Sanem Çelik, Türkiye'ye usta yönetmenin teklifi üzerine apar topar yurda döndü ve kamera karşısına geçti.Yapımcılığını Marathon Film'in üstlendiği Balık adlı uzun metrajlı sinema filminin sonbahar aylarında gerçekleştirilmesi planlanan çekimlerine başlandı. Yazar ve yönetmenliğini Derviş Zaim'in üstlendiği Balık filminin başrollerinde Bülent İnal ve Sanem Çelik yer alıyor. TC Kültür Turizm Bakanlığı, Sarten AŞ. ve Nilüfer Belediyesi'nin ana destekleriyle çekilen Balık, Derviş Zaim'in sekizinci filmi olma özelliğini taşıyor. Bursa'da ve Bursa'ya bağlı Uluabat gölü kıyısındaki Gölyazı Köyü'nde başlayan sonbahar çekimlerinin sona ermesinden sonra yine aynı bölgede ve İstanbul'da kışın yapılması planlanan çekimlerle yapım sürecinin devam edeceği belirtiliyor. Uzun bir aradan sonra ilk kez bir sinema filmi projesinde yern alan Sanem Çelik, filmle ilgili olarak kendisine yöneltilen soruları yanıtladı. İşte yeniden sinemaya dönen Çelik'in filmle ilgili söyledikleri... Senaryoyu okuduğunuzda ne hissettiniz? Bir çırpıda okudum ve etkilendim. Bu, yıllar sonra hediye gibi gelen bir Derviş Zaim senaryosu ve kendisiyle tekrar çalışma fırsatı beni çok heyecanlandırdı, yüreklendirdi. Türkiye'ye gelmek için hazırlıklar içerisindeydim; ancak bu kadar çabuk ve bir Zaim filmiyle tekliften tam iki hafta sonra kendimi çekimlerde bulmak rüya gibiydi gerçekten. Sizi bu filmin içinde olmaya iten fikir ya da his neydi? Zaim filmini reddetmek delilik olurdu. Onunla ikinci kez çalışma şansını yakalamış olmak kaçırılmaz bir fırsattı. Evet deme zevkini ve oyunculuk derinliğini yaşatacak bir kapı açmış olduğunu zaten okumadan biliyordum. ‘İşte' dedim; ‘Beklediğim, özlediğim, inandığım budur'. Oynadığınız rolün sizi çeken özelliği ne oldu? Koşullara rağmen, içgüdülerinin ve hayallerinin peşinden giden, doğaya saygı gösterilmesi gerektiğine dair kendi yaşamından haklı sebeplerle sesini yükseltmeye cesaret edebilen, inançlarının arkasında durabilen bir karakter Filiz. Negatif çekimin doruklarda olduğu bu gerçek zamanda, pozitif duruşun simgesi diyebileceğim özelliğidir beni çeken, bana benzeyen. Derviş Zaim'le çalışmak ders gibidir. Bazen bildiğine yenilikler katar, bazen bilmediklerinle beslenir, tazelenirsin. Oyuncularından kamera arkasına, huzurlu, güler yüzlü, eğitimli, çoğunluğu genç sinemacılardan oluşan ve en önemlisi egosunu evinde bırakmış, çağdaş, barışçı, ilerici, sabırlı, dost bir ekip kurulmuş. Bu sayede, bir sanat filminin parçası olmanın keyfini çıkarttığımıza inanıyorum. Derviş Zaim'in filmi çekerken yaklaşımı ne oldu? Onunla ikinci kez çalışmanızı sağlayan özelliği nedir? Her zaman oyuncusuna sonsuz olanaklar sağlayan, müthiş dinleyici, saygılı, sakin, espirili yapısına yani dengesine, kendini ve ne istediğini bilen, aramaktan vazgeçmeyen anlayışına hayran kalmışımdır. Bana daima öğreten, yol gösteren, sorularıma, meraklarıma, arayışlarıma, yılmadan yorulmadan cevaplar veren bir dost, bir baba, bir sabır taşıdır. Varlığı şansımdır. Hayatınızdaki değişim ve gelişimler oyunculuk anlayışınıza ve bu filme nasıl yansıdı sizce? Yaşam, bitmeyen bir okul bir oyuncu için. Zaman yine ve yeniden hayatı, kendini ve haliyle insanı anlamanı, daha da tanımanı sağlayan bir yolculuk. Sanırım ve dilerim bunlar kalbimden bedenime, ruhumdan sesime, tecrübelerimden çizgilerime, perdeye yansıyıp bir hal, bir duruş yaratmadan geçmiyorlardır. HT MAGAZİN
Hafızalarımıza Kazınmış 13 Nostaljik Seçim Şarkısı
Gökyüzünde çok rengarenk bayrakları görüyorsanız, televizyonlar durmadan miting yayınları veriyorsa, alarmdan çok seçim araçlarından çıkan birbirinden marjinal seçim şarkılarıyla uyanıyorsanız seçim zamanı gelmiş demektir. Seçim zamanları aslında güzel zamanlardır. Seçim şarkıları hariç. Bilmiyorum ama biri bizim partilere 'HALK, ŞARKISI DEĞİŞİK OLAN VE KAPISININ ÖNÜNDE EN ÇOK SES ÇIKARAN PARTİYE OY VERİR' falan demiş olacak ki, çok partili döneme geçildiğinden beri birbirinden değişik şarkılarla karşımıza çıkıp oy istediler.  İşte bir dönem bizlere hayatı dar eden, unutmak için meditasyon yapma ihtiyacı duyduğumuz o şarkıların en değişikleri....
ABD'de Çocuk Pornosu Çetesine Operasyon
ABD'de yetkililer, çocuklara ait cinsel içerikli görüntüleri paylaşan büyük bir uluslararası şebekenin çökertildiğini açıkladı.Koordineli yürütülen bir operasyonla, sadece üyelere yönelik gizli bir internet sitesini işleten 14 kişinin tutuklandığı kaydedildi.Sitede çoğu Amerikalı erkek çocuk olmak üzere 250 çocuğa ait görüntüler yer alıyordu.Sitenin 27 bin abonesinin çoğu için tek tek dava açıldı.Operasyondan sorumlu kurumun müdür yardımcısı, Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada 'daha önce hiç bu kadar çok sayıda küçük yaşta kurbanı tespit etmediklerini söyledi.Kurumun, yurtiçi güvenlik yetkilileri ile ortak yürüttüğü çalışmada ortaya çıkarılan şebekenin, sosyal paylaşım platformlarında, bazen kadın kimliğiyle, erkek çocukları cinsellik içeren görüntüleri paylaşmaya yönelttiği ortaya çıktı.Yaşları 3 ila 17 arasında değişen çocukların 23'ünün İngiltere, Kanada, Yeni Zelanda, Avustralya ve Belçikalı olduğunu, diğerlerinin ise ABD'nin 39 eyaletinde yaşadıkları belirlendi.Yetkililer, Haziran'da tutuklanan 27 yaşındaki çocuk porno sitesi yöneticisi zanlının suçlu bulunması halinde 20 yıl hapis cezası alabileceğini belirtiyor.Yetkililer, şebeke çökertildiğinde ilgili sitede internet kamerası ile çekilmiş ve çoğu genç erkek çocukları içeren iki bini aşkın cinsel içerikli video bulunduğunu açıkladı.Uzmanlar, çocukların giderek daha fazla internet üzerinden bu şekilde görüntü paylaşmaya yöneltildiğini ve bunu önlemenin en iyi yolunun eğitim olduğunu vurguluyor.
Oppo Find 7'nin En Önemli 7 Özelliği
Uzun zamandır medyada hakkında çeşitli dedikodular üretilen Oppo’nun Find 7 modeli, birkaç saat önce Pekin’de yapılan muhteşem lansmanla tanıtıldı. OPPO Find 7'nin özellikleri resmi olarak belli olduğuna göre, bu telefonu diğerlerinden ayıran özelliklere bir göz atalım istedik... 1-Çarpıcı ekran Dünyadaki ilk QHD ekranlı telefon değilse de, Find 7 'QHD ekranlı En küçük telefon' unvanının sahibi. Yani Find 7, 538 PPI ile şu anda dünyadaki en yüksek piksel yoğunluğuna sahip telefon. 2560x1440 gibi etkileyici bir çözünürlüğe sahip olması yanında açıklıksız ekran (gapless screen) ve TOL (Touch On Lens) teknolojilerine sahip. Bilmeyenler için, TOL modülü sadece bir cam üstündeki indiyum kalay oksit tabakaya doğrudan yapışık bir koruyucu cam tabakadan oluşur. Bunun anlamı da inanılmaz ince ve dayanıklı bir modüldür. Bu ekranın diğer bir avantajı da eldivenle veya ıslak ellerle kullanılabilmesidir. 2-Ultra hızlı şarj yeteneği 3000 mAh (FHD modelinde 2800 mAh) batarya, Voltage Opened Loop ve çok adımlı sabit akımla şarj (VOOC) teknolojilerini barındırıyor. Teknik ifadeleri bir yana bırakırsak, bu telefonun en hızlı telefon şarj teknolojisine sahip olduğunu söyleyebiliriz. Hızlı ama ne kadar? Sayılar en iyi şekilde açıklar: Bomboş bataryanın %75'e kadar dolması sadece 30 dakika. Eğer aceleniz varsa ve şarjınız bitmişse sadece 5 dakikalık şarj, size tam 2 saat konuşma süresi sağlayacaktır. 3-Skyline bildirim ışığı 'Bildirim ışığı da en önemli özellik olur mu' demeyin. Gördüğünüzde fikriniz değişecek. Oppo, bu ışık şelalesini oluşturmak için ışık kılavuzu filmi kullanıyor. Bu bildirim ışığının nasıl 'farklı' olduğunu görmeniz gerek ancak basitçe anlatırsak, ortadan başlayıp telefonun alt kısmı boyunca devam eden bir ışık diye tanımlayabiliriz. 4-Kamera N1'de olduğu gibi Find 7 de bize dikkat çekici bir kamera sunuyor. N1'deki gibi dönen bir kamera değil, ama Find 7'de Sony'nin en son model, 13 megapiksellik EXMOR IMX 214 sensoru var. Her ne kadar N1 kamera uygulamasından çok farklı değilse de Find 7, 30 fps'de 4K kayıt, düşük ışık için 32 saniyelik poz süresi, GIF maker ve yeni 50 Megapiksel 'Süper zoom' özelliği sunuyor. 'Super Zoom' özelliği, basitçe fotoğraf çekerken düğmeye bastığınızda 10 tane ardışık fotoğraf çekmeye dayanıyor. Sonra bunları işleyerek lansmandan önce insanların kamerayı 50 megapiksel zannedeceği kadar yüksek kaliteli, 50 megapiksellik bir görüntü oluşturuyor. 5-Arttırılabilir bellek ve değiştirilebilir pil Oppo'yu tanımayanların 'bunların nesi önemli ki' diyecekleri özellikler belki. Ancak bu özelliği, başta Find 5, sonra R819 ve en son N1 modellerinde ısrarla SD kart yuvasına ve değiştirilebilir bataryaya yer vermeyen OPPO'nun, kullanıcıların yoğun talebine boyun eğmesi olarak yorumlayabiliriz. 6-LTE Oppo'nun bir diğer 'ilk'i. Oppo, değişik bölgeler için, uygun LTE desteği sunuyor. Uluslararası modelde FDD-LTE için B1/3/7/20 frekanslarını ve TD-LTE için B40 frekansını kullanıyor. Meksika ve Amerika için ise FDD-LTE frekansları B1/4/17. Yakın zamana kadar sadece Amerika için önemli olan LTE desteği, LTE'nin dünya çapında yayılmaya başlaması sonucu kısa sürede 'olmazsa olmaz' bir özellik olma yolunda. 7-Son olarak ürün kalitesi Çok yüksek kaliteli ürünler üretme hedefinin, ilk uluslararası model olan Find 5'ten beri Oppo'nun önceliği olduğunu biliyoruz, Find 7'nin de bu kuralı bozmadığına emin olabilirsiniz. Find 7, çelik bileşenlerin ortaya koyduğu estetik görünümle 'abi'lerine oldukça benziyor. QHD modelin karbon fiber arka kapağı da, 1080p modelin kumlanmış metal tasarımlı arka kapağı da ürünün cazibesini arttırmış.
Reklam
Sony Dünya Fotoğrafçılık Yarışması'ndan 13 Kazanan Fotoğraf
Sony sponsorluğunda gerçekleşen Dünya Fotoğrafçılık Organizasyonu'nun düzenlediği geleneksel fotoğraf yarışmasının kazananları belli oldu ve organizasyonun internet sitesinden açıklandıİşte kategoriler ve aralarında Türk fotoğrafçı Alpay Erdem'in de olduğu kazananlar
Reklam
Bu Hafta Mizahın Gündeminde Neler Var?
Bu hafta mizah dergileri, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Gezi eylemlerinde polis tarafından başından vurulduktan 269 gün sonra hayatını kaybeden ve geçen hafta toprağa verilen Berkin Elvan hakkında yaptığı açıklamaları kapağa taşıdı.
İşte Türkiye'nin En Başarılı Üniversiteleri
Türkiye'nin en başarılı üniversiteleri belirlendi.Yapılan sıralamada, en başarılı üniversite Hacettepe Üniversitesi oldu. 2013 yılı için devlet üniversitelerinin akademik başarı sıralaması, URAP (University Ranking by Academic Performance) tarafından açıklandı. 2009 yılında ODTÜ Bünyesinde kurulan URAP Araştırma laboratuvarı Türkiye'nin en başarılı üniversitelerini açıkladı. Üniversitelerin sıralamasında bilimsel döküman sayısı, kişi başına düşen yayın sayısı, yapılan atıf sayısı, öğrenci sayısı, akademisyen başına düşen öğrenci sayısı gibi kriterler esas alınıyor. URAP 2013 Türkiye sıralamasında ilk 20 içerisinde yer alan üniversiteler şöyle; 1. HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ 808.59 2. ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 799.11 3. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ 740.66 4. İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 734.94 5. EGE ÜNİVERSİTESİ 732.50 6. ANKARA ÜNİVERSİTESİ 726.37 7. BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ 721.51 8. GAZİ ÜNİVERSİTESİ 699.97 9. GEBZE YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ 686.14 10. SABANCI ÜNİVERSİTESİ 676.10 11. İ.D. BİLKENT ÜNİVERSİTESİ 671.79 12. İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ 670.84 13. KOÇ ÜNİVERSİTESİ 644.15 14. SELÇUK ÜNİVERSİTESİ 620.30 15. ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ 617.71 16. ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ 617.18 17. GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ 614.97 18. ERCİYES ÜNİVERSİTESİ 595.00 19. TOBB EKONOMİ VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ 589.94 20. FATİH ÜNİVERSİTESİ 580.51 Başarı sıralaması düşük olan üniversiteler ise şöyle sıralandı: 77 ORDU ÜNİVERSİTESİ 78 GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ 79 GİRESUN ÜNİVERSİTESİ 150 - 199 80 KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ 81 TUNCELİ ÜNİVERSİTESİ 82 ARTVİN ÇORUH ÜNİVERSİTESİ 83 HİTİT ÜNİVERSİTESİ 84 SİİRT ÜNİVERSİTESİ 85 YALOVA ÜNİVERSİTESİ 86 HAKKARİ ÜNİVERSİTESİ 87 IĞDIR ÜNİVERSİTESİ 88 BİLECİK ÜNİVERSİTESİ 100 - 149 89 KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ 90 UŞAK ÜNİVERSİTESİ 91 BAYBURT ÜNİVERSİTESİ 92 MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ 94 AĞRI İBRAHİM ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ 95 ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ 96 MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ Özge DÜZGÜN/ ANKARA (DHA) -
Reklam
2023’te ’Çok Yaşlı' Olacağız
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2013 yıl 'İstatistiklerle Yaşlılar' araştırmasında, yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı 2013 yılında yüzde 7,7'ye yükseldi. Türkiye'nin 2023 yılında çok yaşlı nüfuslu ülkeler arasına gireceğine dikkat çekildi.Yaşlı (65 ve daha yukarı yaş) nüfus oranı 2013 yılında yüzde 7,7 iken nüfus projeksiyonlarına göre 2023 yılında yüzde 10,2, 2050 yılında yüzde 20,8, 2075 yılında ise yüzde 27,7'ye yükseleceği tahmin edildi. En yüksek yaşlı nüfus oranına 2012 yılında sahip olan ilk 3 ülke sırasıyla yüzde 24,4 ile Japonya, yüzde 21,1 ile Almanya ve yüzde 20,8 ile İtalya'dır. Türkiye 2012 yılındaki bu sıralamada 91. sırada yer aldı.Türkiye 2023 yılında 'çok yaşlı' nüfus yapısına sahip ülkeler arasında olacak. Birleşmiş Milletler'in (BM) tanımına göre bir ülkedeki yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranının yüzde 8 ile yüzde 10 arasında olması o ülke nüfusunun 'yaşlı', yüzde 10'un üzerinde olması ise 'çok yaşlı' olduğu anlamına geliyor. Nüfus projeksiyonlarına göre Türkiye'nin yaşlı nüfus oranının 2023 yılında yüzde 10,2'ye yükseleceği ve 'çok yaşlı' nüfuslu ülkeler arasında yer alacağı tahmin edildi.YAŞLI NÜFUSUN ARTIŞ HIZITürkiye'de yaşlı nüfus, diğer yaş gruplarındaki nüfusa göre daha yüksek bir hız ile artış gösteriyor. Türkiye'de toplam nüfusun artış hızı 2013 yılında binde 13,7 iken yaşlı nüfusun artış hızı bunun yaklaşık 3 katı fazla olup binde 36,2.YAŞLI BAĞIMLILIK ORANIÇalışma çağındaki her 100 kişiye düşen yaşlı sayısı olan yaşlı bağımlılık oranı, Türkiye'de 2013 yılında 100 çalışanın bakması gereken yaşlı sayısı 11 iken bu sayının 2030 yılında 19 olması bekleniyor.TÜRKİYE'NİN ORTANCA YAŞI YÜKSELDİNüfusun yaşlanması ile ilgili bilgi veren göstergelerden biri olan ortanca yaş, nüfusun tek yaşa göre sıralandığında ortada kalan yaş olup, nüfusu iki eşit parçaya böler. Alttaki genç, üsteki yaşlı nüfus grubunda birbirine eşit sayıda kişi bulunur. Türkiye'nin 2013 yılındaki ortanca yaşı 30,4 olup, dünya nüfusu için ortanca yaş 29,4. Dünya'da en yüksek ortanca yaşa sahip ilk 3 ülke 50,5 ile Monako, 45,8 ile Japonya ve 45,7 ile Almanya. Türkiye bu sıralamada 104. sırada yer alıyor.Ortanca yaş illere göre değişiklik gösteriyor. En yüksek ortanca yaşa sahip ilk 3 il 2013 yılında, 38,2 ile Sinop, 37,7 ile Balıkesir ve 37,6 ile Edirne oldu. En düşük ortanca yaşa sahip ilk üç il ise 2013 yılında, 18,7 ile Şırnak, 19 ile Şanlıurfa ve 19,7 ile Ağrı olduEN YÜKSEK YAŞLI NÜFUS SİNOP'TAYaşlı nüfusun en yüksek oranda bulunduğu il, yüzde 16,7 ile Sinop oldu. Sinop'u yüzde 15,7 ile Kastamonu ve yüzde 14,3 ile Çankırı izledi. Yaşlı nüfusun en düşük oranda bulunduğu il ise yüzde 2,8 ile Hakkari oldu. Hakkari'yi yüzde 3 ile Şırnak ve yüzde 3,2 ile Van izledi.YAŞLI NÜFUSUN CİNSİYET ORANIToplam nüfustaki cinsiyet oranı 2013 yılında 100,7 iken yaşlı nüfustaki cinsiyet oranı 76,9. Diğer bir ifadeyle, 65 ve daha yukarı yaştaki 100 kadın başına 76,9 yaşlı erkek düştü. Bu oran illere göre incelendiğinde, yaşlı nüfus cinsiyet oranının en düşük olduğu il 64,3 ile Rize ve en yüksek olduğu il ise 86,3 ile Antalya oldu.HİÇ EVLENMEMİŞ YAŞLI NÜFUS ARTTIHiç evlenmemiş yaşlı erkek nüfus oranı yüzde 1,1 iken kadın nüfus oranı yüzde 2,6 oldu. Yaşlı nüfus yasal medeni duruma göre incelendiğinde, cinsiyetler arasında önemli farklılıklar olduğu görüldü. 2013 yılı verilerine göre yaşlı erkek nüfusun yüzde 1,1'i hiç evlenmemiş, yüzde 82,7'si resmi nikahla evli, yüzde 2,6'sı boşanmış, yüzde 13,6'sı eşi ölmüş iken yaşlı kadın nüfusun yüzde 2,6'sı hiç evlenmemiş, yüzde 42,5'i resmi nikahla evli, yüzde 2,9'u boşanmış, yüzde 52'si ise eşi ölmüş olup her iki cinsiyette de yıllara göre önemli bir değişim görülmedi.HANELERİN YÜZDE 21,7'SİNDE EN AZ BİR YAŞLI VARNüfus ve Konut Araştırması (NKA) sonuçlarına göre 2011 yılında, hanesinde en az bir yaşlı hanehalkı üyesi bulunan hanelerin oranı yüzde 21,7 olup bu hane halklarının oturdukları konutların yüzde 11,9'unda tuvaletin, yüzde 2,8'inde borulu su sistemi ve banyonun konutun dışında olduğu gözlendi.Hanesinde en az bir yaşlı hane halkı üyesi bulunan hanelerin yüzde 63,6'sı konutlarında soba ile ısınırken yüzde 19,2'sinin kat kaloriferi, yüzde 8,9'unun kalorifer (merkezi sistem) ve yüzde 8,2'sinin klima, elektrikli ısıtıcı ya da diğer sistemler ile ısındığı görüldü.NKA sonuçlarına göre 2011 yılında, tüm hane halkı üyelerinin yaşlı olduğu hanelerin yüzde 60'ı tek kişi, yüzde 39,5'i iki kişi, yüzde 0,5'i ise 3 yaşlı kişiden oluştu.TEK KİŞİLİK HANELERİN YÜZDE 42,2'NDE YAŞLI NÜFUS VARNKA sonuçlarına göre 2011 yılında, toplam hane halklarının yüzde 11,7'sini tek kişilik haneler oluşturdu. Bu hanelerin yüzde 42,2'si 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerden oluşmakta. Tek başına yaşayan yaşlı nüfusun yüzde 77,1'ini kadınlar oluşturdu.Tek başına yaşayan yaşlı kişilerin oturdukları konutların yüzde 14,4'ünde tuvaletin, yüzde 3,7'sinde borulu suyun ve yüzde 3,5'inde banyonun konutun dışında olduğu gözlendi. Tek başına yaşayan yaşlı kişilerin oturdukları konutların yüzde 85,1'inin ev sahibi, yüzde 7,7'sinin kiracı, yüzde 7,1'inin ev sahibi değil ama kira ödemiyor olduğu görüldü. Bu kişilerin yüzde 32,2'sinin oturduğu binanın müstakil ev olduğu, yüzde 14,8'inin ise 6 ve daha fazla katı olan apartmanlarda oturduğu görüldü.YAŞLI ERKEKLERİN DURUMU DAHA İYİSağlık durumu 'çok iyi/iyi' düzeyinde olan erkek nüfusun oranı 2012 yılında yüzde 36,9 iken kadınlarda bu oran yüzde 18,7 oldu.Yaşlı kadın nüfusun obezite oranı yüzde 33,1 iken yaşlı erkeklerde bu oran yüzde 16,2. Türkiye genelinde 2012 yılında, 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun obezite oranı yüzde 17,2 iken yaşlı nüfusta bu oran yüzde 25 oldu.TÜTÜN KULLANAN YAŞLILARIN ORANI YÜZDE 8,4Türkiye genelinde 2012 yılında, 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun yüzde 23,2'si her gün düzenli olarak tütün mamulü kullanırken bu oran yaşlı nüfusta yüzde 8,4 oldu. Tütün mamulünü her gün kullanan yaşlı erkek nüfus oranı %16 iken yaşlı kadın nüfusta bu oran yüzde 2,6 oldu.Ölüm nedeni verilerine göre, 2010 yılında Alzheimer hastalığından ölen yaşlı nüfus oranı yüzde 2,7 iken bu oran 2011 yılında yüzde 2,9, 2012 yılında ise yüzde 3,4'e yükseldi.YAŞLI YOKSULLUK ORANI YÜKSELDİYaşlı nüfusta yoksulluk oranı 2011 yılında yüzde 17 iken 2012 yılında yüzde 18,7'ye yükseldi. Yaşlı nüfusun yoksulluğu cinsiyet bazında incelendiğinde, kadınların erkeklerden daha yoksul olduğu görüldü. 2012 yılı verilerine göre yoksul yaşlı erkek nüfus oranı yüzde 17,7 iken yoksul yaşlı kadın nüfus oranı yüzde 19,4 oldu. Eşdeğer hane halkı kullanılabilir medyan gelirinin yüzde 60'ına göre hesaplanan yoksulluk oranı, Türkiye geneli için yüzde 22,6 olarak gerçekleşti.İki günde bir et, tavuk ya da balık içeren yemek masraflarını karşılayamayan nüfus oranı 2012 yılında %56,1 iken bu oran yaşlı nüfusta yüzde 57,3 oldu.YAŞLI NÜFUSUN GELİR KAYNAĞISosyal transferlerden yararlanan yaşlı nüfus oranı 2011 yılında yüzde 74,7 iken bu oran 2012 yılında yüzde 76,6 oldu. Bu oran, yaşlı erkeklerde yüzde 71,8, yaşlı kadınlarda ise yüzde 86,3 olarak gerçekleşti. Emekli ve dul-yetim aylığından yararlanan yaşlı nüfus oranı ise yüzde 75,5. Emekli ve dul-yetim aylığından yararlanan yaşlı erkeklerin oranı yüzde 70,7 iken yaşlı kadınların oranı ise yüzde 85.SEYFETTİN KOÇAK | CİHAN - ANKARA
Milli Parklar Elden Gidiyor mu?
Milli Parklar Yönetmeliği'ne yazılan 'ucu açık' bir cümle, HES'ten TIR garajına kadar geniş bir yapılaşmanın önünü açtı. Hukukçular duruma tepkili Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından Milli Parklar Yönetmeliği’nde değişiklik yapıldı. Artık milli parklarda kamu yararı görülen, yapılmasının zorunluluk olduğu ileri sürülen her türlü yapıya izin verilecek. Radikal gazetesinden Sekan Ocak’ın haberine göre, yönetmelik dünkü Resmi Gazete ’de yayımlandı. ‘Milli Parklar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’ adlı yeni hüküm, 1986 tarihli Milli Parklar Yönetmeliği’nin 5. maddesine yeni bir bölüm ekliyor. Eklenen bölüm aynen şöyle: “İçme suyu temini açısından yapımı aciliyet gösteren ve kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk arz eden tesisler için uzun devreli gelişme planı şartı aranmaz. İlgili kurumların görüşleri alındıktan sonra yapılan bu tesisler uzun devreli gelişme planlarına işlenir.” Türkiye ’de 40 milli park var. Milli Parklar Kanunu’na göre, bir milli parkın uzun devreli gelişme planı olmadan o milli parkta yapılaşmaya, yatırıma izin verilmiyor. Yapılacak yeni yapılar da bir gelişme planı hazırlanarak inşa edilebiliyor. Kanunda açıkça belirtilen bu durum yeni yönetmelikle birlikte değişikliğe uğramış oldu. Artık kamu yararı görülen, yapılması zorunluluk olduğu belirtilen yeni yatırımlar için ‘gelişme planı’ şartı aranmayacak. ‘Tam bir felaket’ Hukukçular duruma tepkili. Tunceli’de özellikle Munzur Vadisi Milli Parkı sınırları içinde baraj ve HES’lere karşı mücadele veren avukat Barış Yıldırım , şunları söyledi: “Bu yönetmelik Milli Parklar Kanunu’nun 4 maddesini by-pass ediyor. Kanun milli parklarda uzun devreli gelişme planı olmadıkça milli parkta herhangi bir yatırıma izin verilmeyeceğini belirtiyor. Bir yönetmelik kanunun üstünde olamaz. Açıkça hukuka aykırı bir düzenleme. Yeni yönetmelikte içme suyu gibi masumane bir ifade kullanılmaya çalışılıyor. Ancak ortada kötü niyet var. İfade çok karışık yazılmış. Ve bu durum da bilerek yaratılıyor.” Ekolojik açıdan da yeni yönetmeliğin tam bir felaket olduğunu savunan Yıldırım, şöyle devam etti: “Uzun devreli gelişme planları milli parkların anayasası sayılır. Bu planlarla bir milli parkta yapılacak yapının tüm etkileri tek tek belirlenir. Bilim insanları tarafından hazırlanan planlar artık önemini yitiriyor. Kamu yararını kim saptayacak? Bu yönetmelik milli parklar statüsünü ortadan kaldırıyor. Munzur’da yapılmak istenenlere kılıf da bulunmuş oldu. Danıştay’da dava açacağız. Küre Dağları, Kaçkar’lar, Beydağları’nda tartışmalı yatırım projeleri vardı. Uludağ Milli Parkı’na şimdi ‘Kamu yararı vardır’ dedikleri bir otel yapabilecekler.” “Daha fazla korunma bölgeleri ilan edilmesi gerekirken, mevcut korunan alanları ‘kamu yararı’ gibi son dönemde kötüye kullanılan bu tabirle yok ediyorlar. Çevre hukukçuları olarak bu konuyu en kısa zamanda tartışacağız.” Avukat Ocak, Enerji Piyasası Danışma Kurulu’nun lisans verdiği termik santral, enerji nakil hattı gibi tüm yatırımlarda kamu yararı kararı bulunduğuna da dikkat çekti: “Elektromanyetik alan oluşturan enerji nakil hakları artık milli parklardan geçebilecek. Ya da kömürle çalışan bir termik santral, milli park sınırları içine kurulabilecek. Nükleer santral, HES gibi kamu yararı görülen her şey yapılabilecek. Yani aklınıza ne geliyorsa yapılabilecek. Örneğin, Samsun’da bir köye ‘Kamu yararı’ var denilerek TIR garajı yapıldı. Devlet hiçbir zaman kendini mevzuatlarda sınırlandırmıyor. Geniş bir alan bırakıyor. Düzenleme yalnız içme suyuyla ilgili olsa ‘içme suyu ve içme suyu ile ilgili kamu yararı görülen...’ diye yazılırdı.”Serkan Ocak | RadikalKaynak: T24
Kürsüde Altına Yapan Kolombiya Devlet Başkanı
Kolombiya Devlet Başkanı Juan Manuel Santos, seçim kampanyasına çok talihsiz bir başlangıç yaptı. 62 yaşındaki siyasetçi, seçmenlerinin önünde konuşurken pantolonunun üzerinde bir leke belirdi. Leke giderek belirginleşti, ancak Santos bu durumdan hiç de rahatsız görünmedi. Yaşanan bu ilginç olayla ilgili resmi bir açıklama yapılmadı.
Reklam
Hawking: '50 Yıl İçinde Ay'da Yaşayacağız'
İngiliz fizikçi, evrenbilimci, astronom, teorisyen ve yazar Stephen Hawking'e göre, dünyadaki nüfus artışı nedeniyle insanlar 50 yıl içinde Ay'a göç edecek. Stephen Hawking, Live From Space televizyonunda yayınlanan açıklamasında, ''50 yıl içinde insanlık Ay'da koloniler kurmuş olacak ve Mars'a yönelmeye başlayacak'' ifadesini kullandı. ''Geleceğimizden korkuyorum. Gezegenimiz aşırı nüfus ve kaynak eksikliği tehdidiyle karşı karşıya. Bir B planına ihtiyacımız var'' diyen Hawking, Uluslararası Uzay İstasyonu'nun yolculuklar için gerekli bilgilerin toplanmasına yardımcı olduğunu söyledi.Dünya
900 Megapiksellik İnsan Yüzü Nasıl Görünür?
Gigapiksellik manzara fotoğraflarının ardından aynı yöntem insan yüzüne uygunlandı; bakın ne oldu! 900 megapiksellik insan yüzü nasıl görünür? Şimdiye kadar gördüğümüz ' gigapiksel ' fotoğraflar , hep dev manzaralardan oluşuyordu. Fotoğrafçı Daniel Boschung ise aynı yöntemi çok daha küçük bir alana, insan yüzüne uyguladı. Boschung'un ' yüz haritalarının ' fotoğrafları, bu iş için özel programlanmış bir robot tarafından çekildi. Her 900 megapiksellik yüz haritası, üzerinde 180mm makro lens bulunan bir Canon 5D Mark II ile çekilmiş 600 ayrı fotoğraftan oluşuyor. Tüm fotoğrafları çekmek için gereken zaman ise 30 dakika; yani model olmayı kabul eden kişinin biraz sabretmesi gerekiyor. 900 milyon piksel çözünürlüklü bir yüz fotoğrafında ne mi görünüyor? Çıplak gözümüzle göremediğimiz birçok detayı görmeniz mümkün. Boschung'un portre koleksiyonu için buraya tıklayabilirsiniz.Chip
Reklam
Google Dün Gece Android Wear'i Duyurdu
Google dün gece giyilebilir teknolojiler için geliştirdiği Android Wear’i resmi olarak duyurdu. Bu işletim sistemine sahip cihazlar ile kullanıcılar gerçek zamanlı hız, mesafe ve koşu gibi aktiviteleri gerçek zamanlı olarak görebilecek. Android Wear’de Google Now özelliği ile kullanıcılar başta randevular olmak üzere pek çok konuda hatırlatma ayarlayabiliyor, kendi takvimini belirleyebiliyor. Android Wear’ın kullanıldığı giyilebilir teknoloji saatleri üreten LG ürünün adını G Watch olarak belirledi. Motorola’nın tasarladığı saatin adı ise Moto 360. Dipnot
Bir Arada Kalmışlık Hikayesi: Ortanca Çocuk Olmakla İlgili 29 Şey
'Bari sen yapma', 'Sen ablasın', 'Sen küçüksün', 'O daha küçük örnek olacaksın', 'Onlar büyük sen onlarla oynayamazsın', 'Sen dururken abin mi yapacak?', 'O daha bebek nasıl yapsın, hadi sen yap', vb. Bu gibi sözlerle büyüyen, küçük mü olsun, büyük gibi mi davransın karar veremeyen, kendini değersiz hisseden, büyük veya küçük olmak gibi doğuştan gelen özellikleri olmayan, kendini ispat çabasında, mükemmel arabulucu, dehşet müzakereci, yeri geldiğinde manipülatör, diplomat... Kısacası ortanca olmakla ilgili her şey.
Kaldırımda Bir Yıldız Kate Winslet'a Az Bile
Oscarlı oyuncu Kate Winslet, Hollywood Şöhretler Kaldırımı’nda bir yıldız ile onurlandırıldıHollywood Bulvarı’nda düzenlenen törenle yıldızına kavuşan Kate Winslet, “Pek çok büyük aktörün bir zamanlar bugün bulunduğumuz noktada durarak, iyi bir sinema kariyeri yapmanın hayali kurduklarına inanıyorum. 20 yılı bulan kariyerimde bu noktaya eriştiğim ve böyle bir ödüle değer görüldüğüm için gurur duyuyorum” dedi. Altı kere Oscar’a aday gösterilen Kate Winslet, Reader/Okuyucu filmindeki performansıyla 2009’da heykelciği evine götürmüştü.TARAF
Türk Hacker, Facebook Google ve Apple'ı Devirdi
Önce Facebook’u çökertti, bulduğu açık nedeniyle Facebook tarafından ödüllendirildi. Apple’ın korkulu rüyası oldu. Türk hacker İbrahim Baliç, bu kez de Google’a kâbus dolu saatler yaşattı. Londra’da yaşayan ve Baliç Bilişim şirketinin sahibi olan İbrahim Baliç adlı Türk bilgisayar programcısı, Facebook’ta bugüne kadar 10’dan fazla güvenlik açığını ortaya çıkardığı için şirket tarafından ödüllendirilmiş, hatta Facebook CEO’su Mark Zuckerberg’in hesabını da hacklemeyi başarmıştı. Vatan gazetesinden Uğur Kocabaş'ın haberine göre; Geçtiğimiz yıl dünyanın 1 numaralı teknoloji şirketi Apple’ın ürettiği iPhone, iPad, Apple TV gibi cihazlarda kullanılmak üzere programlar geliştirdiği ve henüz piyasaya sürmediği deneme aşamasındaki programları, programcılar için deneme amaçlı sunduğu ‘Apple Dev’ sitesini bir süreliğine çökertmeyi başardı. Apple’da 13 açık Siteden Apple’ın 275 bini aşan program geliştiricilerinin kişisel bilgilerine kolayca ulaştığını söyleyen ve güvenlik açığı konusunda Apple’a bir ders vermek istediğini belirten Baliç, “13 tane açık buldum ve bunları da Apple’a ilettim. Kötü bir amacım yok” dedi. Bu video ve twitter’dan yayınlanan açıklama sonrasında Türk programcıya tebrik mesajları yağdı. Baliç, bunlara da “Tebrik eden ve eleştiren herkese teşekkür ederim. Umarım amacımın iyi olduğunu herkes anlar ve hiç kimse zarar görmeden kapanır” diye yanıt verdi. Kendisinin kesinlikle bir hacker olmadığını, tek amacının güvenlik açıklarının bir an önce Apple tarafından kapatılması olduğunu söyledi. Ve pazar günü... Baliç’in hedefinde dün ise Google’ın Android işletim sistemli tablet ve cep telefonları için programlarını sunduğu Google Play vardı. Pazar akşamı, Google Store’a bir program yüklenmesinin ardından mağaza tamamen çöktü.Milyonlarca Android kullanıcısı saatlerce Google Play’den program ve oyun yükleyemedi. Bu sorunun nedeni birkaç saat sonra ortaya çıktı. İbrahim Baliç, twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Sadece bir güvenlik açığını test ediyordum. Google Play’i tamamen devre dışı bırakacağımı düşünmemiştim” dedi. Google’a bu güvenlik problemini haber verdiğini söyleyen Türk hacker yarattığı olumsuzluk nedeniyle de af diledi. Kaynak: VATAN/Uğur Kocabaş
Reklam