onedio
Opera Yapan Galatasaraylıya Tokat Atan Kadın
Şiddete hayır ama böylesine evet dedirten bir videoyla karşı karşıyayız. Kendinin opera yaptığını sanan vasıfsız taraftar, (tuttuğu takımından tamamen ayrı olarak söylüyorum bunu) insanları rahatsız etmeye ant içmiş gibi bağırıyor. Kadınsa bunun cevabını tüm zerafetiyle veriyor. Küfür İçerir!
Doğa Katliamı: Ölen Albatrosların Midelerinden Çıkanlara Bakın!
Bu tüyler ürpertici görüntüler Pasifik Okyanusu'nda Midway Adası olarak adlandırılan bölgede fotoğrafçı Chris Jordan tarafından fotoğraflanmış. Adından da anlaşılacağı gibi, Midway Adası, Kuzey Amerika ve Asya arasındaki bölgenin tam ortasında.Bu adada bulunan yavru albatroslar okyanus akıntılarıyla gelen zehirleyici plastiklerle besleniyor. İşte bu kirliliğin sonuçları...
Lenovo, En İnce Akıllı Telefonuyla Pramit Şov Yaptı
Lenovo, 2013 yılının sonlarında Vibe X adında Android akıllı telefonunu tanıtmıştı. Vibe X, şuanda şirketin en ince yüksek özelliklere sahip akıllı telefonu. Cihaz, 144 x 74 x 6.9 mm ölçülerinde ve sadece 121 gram ağırlığında. Lenovo Vibe X’in inceliğine dikkat çekmek için farklı bir yönteme başvurdu. Şirket Vibe X ile katlı bir pramit oluşturarak resmi Twitter hesabından paylaştı. Vibe X her pazarda mevcut değil ve 420 dolar fiyat etiketi ile Çin, Hindistan ve Rusya gibi pazarlarda satın alınabilir. Cihaz, bir 5-inç Full HD (1080 x 1920) ekran, 1.5GHz dört çekirdekli MediaTek MT6589T işlemci, 13MP arka kamera, 5MP ön kamera, 2GB RAM, 16GB dahili hafıza, Android 4.2 Jelly Bean ve 2.000 mAh pil gibi özelliklere sahip. Geçtiğimiz günlerde Motorola’yı satın alan Lenovo’nun, akıllı telefon pazarında daha aktif rol oynaması bekleniyor.Teknolojioku
Reklam
EDM DÜNYASININ EN ÜNLÜ İSİMLERİ ELECTROPOL İLE İSTANBUL’DA!
Ξlectropol | Istanbul 2014 elektronik dans müziğinin en başarılı isimlerini İstanbul’da hayranlarıyla buluşturuyor; dünyaca ünlü festivallerin ana sahne DJ’leri 4000 kişilik dev Maslak Arena Festival Çadırı’nda konuk ediliyor.  SABIRSIZLIKLA BEKLENEN LINE-UP AÇIKLANDI! Büyük ses getiren Ξlectropol line-up’ında şimdiye kadar açıklanan isimler arasında JUICY M, FIREBEATZ, HARD ROCK SOFA, UMMET OZCAN, DUBVISION, R3HAB ve SHOWTEK yer alıyor. Yakın zamanda Beatport’un Top 10 listesine 2. Sıradan giriş yapan aynı zamanda Tomorrowland, Electric Zoo gibi festivallerde yer alan FIREBEATZ, yaptığı remixler ve setup başında canlı performanslarıyla adından çokça söz ettiren JUICY M ile birlikte Ξlectropol’ün ilk etkinliğinde 21 Şubat Cuma günü hayranlarıyla buluşuyor. Etkinlik serisinin sonraki tarihleri 14 Mart, 5 Nisan, 2 Mayıs, 15 Haziran olarak açıklandı.
Okul Otobüsünü Mobil Eve Dönüştüren Öğrenciler ABD Turunda
Yüksek lisans mimarlık öğrencisi Hank Butitta ve 2 arkadaşı 3000 dolara aldıkları otobüsü mobil bir eve çevirdiler. 15 haftalık emek ve 6000 dolar ekstra harcamadan sonra otobüs çok ilginç bir atmosfere büründü. Normal bir evde olan mutfak, banyo, tuvalet, oturma odası ve yatak odaları bulunan otobüs biraz dar olsa da öğrenciler için harika bir mekan olmuş. Şuan otobüsleriyle ABD turuna çıkan öğrenciler hayatlarından memnun görünüyor...Bu ilginç mobil eve yakından bakalım...
Reklam
Odun Herif Yazdı: 'Biz Facebook'a Giremezsek...'
En sevdigimiz Twitter fenomeni “Odun Herif” yeni internet yasasına Dipnot Tablet‘den meydan okudu “Biz Facebook’a giremezsek seçim kampanyasını nasıl yürüteceksiniz? Biz Twitter’a giremezsek yaptığınız çalışmaları nasıl anlatacaksınız?” “İnternetimize Dokunmayın!” Valla ben hükümetin internet yasaklarından falan korkmuyorum asıl hükümet korksun. Türkiye’de internet yeni yeni yayılmaya başladığında mahallede evine internet bağlatan ilk ben olmuştum. İlk bağlattığımda interneti tek başıma kullanıyordum, sonra bir gün kapı komşusu İbrahim Ağabey rica etti modemden bir kablo da ona çektim. Sonra alt komşu, karşı bina, berber Kemal, bakkal Muharrem derken tüm mahalle internet hizmetini benden almaya başladı. Telekom firmasındaki yetkililerin kulağına gitmiş. Eve geldiler, bir gün. Sözleşmeyi önüme koydular, tomarla para saydılar. Bizim mahallede kurduğumuz ağ, telekom firmasının ağından daha geniş olduğu için bizim ağımıza dahil olmak istemişler. Şartlarımı söyledim görüştük, anlaştık. Aradan 6 yıl geçti. Bu sosyal ağlar çıkana kadar çok sorun yaşamıyorduk. Şimdi bazen Facebook’tan bakıyorum, berber sevmediğim bir şey paylaştığında gidip modemden onun kablosunu söküyorum. 3 saat, 5 saat, 1 gün artık kafama nasıl eserse çekiyorum internetinin fişini. Aklı başına gelene kadar. Bakkal Muharrem onu bunu dürtüyor şikayet geliyor, çat çekiyorum kablosunu. Mahalleli üzerinde çok ciddi bir baskı uyguluyorum, kafama göre at koşturuyorum. Şimdi hükümet internet yasası çıkarıyormuş kafasına göre milletin internetini kesecekmiş. Oldu canım! Bir kere o fikir bana ait. Onu geçtim nasıl uygulayacaksın? Bir kere biz sizden daha kalabalığız. Ben buradan telekomun fişini bir çeksem biz mahalleli olarak birbirimize yeteriz de siz ne yapacaksınız onu düşünün. Biz Facebook’a giremezsek seçim kampanyasını nasıl yürüteceksiniz? Biz Twitter’a giremezsek yaptığınız çalışmaları nasıl anlatacaksınız? Artık hiçbirimiz klasik medyayı takip etmek istemiyoruz. İnternet olmadan kendinizi bize nasıl anlatacaksınız? İnternetimize dokunmayın, kendinize gelin, aklınızı başınıza alın, çekerim fişinizi. Odun Herif **https://twitter.com/KadirDB** Dipnot Tv
ABD'de Justin Bieber Karşıtı Kampanya
Müziğinden çok yarattığı skandallarla gündemde kalmaya başlayan 19 yaşındaki Kanadalı şarkıcı Justin Bieber, ABD'de 'istenmeyen kişi' ilan edilmek üzere. Geçtiğimiz günlerde, aynı site içinde oturduğu komşusunun evine yumurtalarla saldırdığı gerekçesiyle evi polis tarafından basılan kısa süreliğine gözaltına alındıktan birkaç gün sonra, uyuşturucu ve alkollü iken araç kullandığı gerekçesiyle tutuklanan, son olarak da Kanada'dan ABD'ye uçtuğu özel jette görevli hostes ile pilotu taciz ettiği iddia edilen Bieber'in, ABD'den sınır dışı edilmesi için girişim başlatıldı. Dilekçeye imza atan kişi sayısının 100 bini geçmesi durumunda Amerikan Hükümeti'nin 'olumlu yada olumsuz' yanıt verme sorumluluğu bulunan girişimin başlattığı kampanyada imza sayısı 252 bini aştı. Kanadalı şarkıcıyı 'ABD'de istenmeyen kişi' ilan eden ve sınır dışı edilmesi için imza kampanyası başlatan 'ABD Halkı' adlı grup, ABD Başkanı Barack Obama'ya yolladıkları ve Beyaz Saray'ın internet sayfasında da yayınlanan dilekçelerinde, 'Biz Amerika Birleşik Devletleri halkı olarak, pop kültür dünyasında yanlış temsil edildiğimiz hissediyoruz. Biz tehlikeli, pervasız, yıkıcı ve uyuşturucu müptelası Justin Bieber'in Yeşil Kartı'nın iptal edilmesini ve kendisinin sınır dışı edilmesini istiyoruz. Bieber'in, yalnızca halkımızın güvenliğini tehdit etmekle kalmadığını, aynı zamanda ülkemizin gençliği üzerinde de korkunç bir etkisi olduğunu düşünüyoruz. Halk olarak, Justin Bieber'in bizim toplumumuzdan çıkarılmasını' istiyoruz' dedi. Bieber'in, ABD'den sınır dışı edilmesini sağlamak için şimdiye kadar 252 bini aşkın imza toplayan grubun çağrısı Beyaz Saray'da da yankı buldu. Beyaz Saray'a yapılan başvurularda, imza sayısının 100 bini bulması durumunda, ABD Hükümeti'nin resmi olarak 'olumlu yada olumsuz' görüş bildirme sorumluluğu bulunan dilekçe konusunda açıklama yapan Beyaz Saray Sözcüsü Jay Carney, dilekçeye kısa zamanda yanıt vereceklerini açıkladı. Carney, dilekçeler konusunda taahhüdümüz var. Kısa zamanda buna karşı bir yanıt gelecek' diye konuştu. GÖRÜNTÜLER YAYINLANDI Bieber'ın, ABD'nin Miami kentinde uyuşturucu ve alkollü iken araç kullandığı gerekçesiyle tutuklandıktan sonra karakolda yapılan üst arama görüntüleri de yayınlandı. Nafiz ALBAYRAK / NEW YORK (DHA)
Reklam
Haftanın Magazin Bombaları
Magazin dünyasının usta kalemi Sinan Özedincik, geçtiğimiz haftaya damga vuran olayları Sabah.com.tr'ye değerlendirdi. İşte ünlüler dünyasından son dedikodular, perde arkasında yatan olaylar... ŞEKER GİBİ BİR BABA OLACAKMeryem Uzerli'nin eski sevgilisi Can Ateş ilk kez konuştu. Daha önce Uzerli'ye 'Bebeği istemiyorum' diyen Can Ateş ise, doğum yaklaştıkça kararını değiştirdi. Ateş, 'Kızınıza sahip çıkacak mısınız?' sorusuna 'Sadece bebeği nüfusuma kaydettirmem konusunda değil, aynı zamanda tüm yaşamı boyunca maddi-manevi yanında olacağım. Olamadığım zamanlarda babalık görevlerimi büyük bir özen ve sevgi ile yerine getireceğim. Kızımı asla yalnız bırakmam. Annesiyle ayrılmış olsak da o benim evladım' dedi. Kısa süre sonra doğum yapması beklenen Meryem Uzerli, Ateş'in bu yaklaşımına nasıl karşılık verir? Can Ateş doğum anında değil ama sonrasında Meryem'in yanında olacak. Çocuğunu görmek için sessiz sedasız Almanya'ya gidecek diye tahmin ediyorum. Çocuğu da nüfusuna kaydedecek. Tüm ihtiyaçlarını karşılayacak. Meryem'in hamile olduğunu öğrendiği anda çocuğu istemediğini söyledi ama o sözlerinden pişman oldu bence. Bebeğinin yüzünü gördükten sonra Can Ateş tamamen değişecek. Ben şunu iddia ediyorum; 3-5 yıl sonra Can'ı çocuğuyla birlikte Bebek Parkı'nda göreceğiz. Çocuğunu kaydıraktan kaydırırken fotoğraflarının çekileceğini bile söyleyebilirim. Bu işler böyledir. Öncesinde atıp tutmak kolaydır. Çocuğun yüzünü gördükten sonra ise değişilir. Can da ruhsuz, kötü niyetli bir insan değil. Özünde iyi biridir. Şeker şurup bir baba olacağını düşünüyorum. BOŞANMIYORLARSibel Turnagöl'ün eşi Mehmet Çelik'i kıskandığı için peşine dedektif taktığı haberi herkesi şaşırttı. Turnagöl'ün aşırı kıskançlıklarıyla işadamı eşini bunalttığı, bu durumdan oldukça rahatsız olan Çelik'in de pazar günlerini bile çalışarak geçirdiği iddia edildi. Geçtiğimiz gün birlikte görüntülenen çift ise, aralarında bir sorun olmadığını söyledi. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz derler ama çiftin evliliği sallantıda mı değil mi? Bu dedektif mevzusu gerçek mi? Sibel Turnagöl, iddiaları yalanladı. Ortada dedektif mevzusu falan yokmuş. Bu tamamen mutlu evliliğini yıpratmak adına çevresindeki kıskanç insanlar tarafından çıkarılan dedikodularmış. Ben Sibel'in yalancısıyım. Onun dediklerini aktarıyorum. Evliliklerinde herhangi bir sorun yokmuş. Her şey tozpembeymiş. Eğer bir sorunları varsa da zaten ilerleyen zamanlarda bunu öğreniriz. PARA HIRSI ŞEYDA'YI BU HALE GETİRDİBirçok ünlü ve ünsüz ismi 3 bin euro karşılığında zayıflatarak yüklü bir kazanç elde eden Şeyda Coşkun'un, Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın çıkaracağı kanundan etkilenecek olması, diplomalı diyetisyenleri sevindirdi. Yıllarca eğitim görüp bin bir zorlukla 'diyetisyen' olan birçok uzman, Twitter'da 'yaşam koçu' adı altında insanlara diyet listeleri yazan Coşkun'u topa tuttu. Geçtiğimiz gün sevgilisiyle görüntülenen Şeyda Coşkun, gazetecilerin bu konuyu açması üzerine gerildi. Bir anda yüzü asılan Coşkun hızlı adımlarla uzaklaştı. Şeyda Coşkun'un son zayıflattığı isim olan Gülben Ergen'in yüzünün sarkması haberinin ardından, akla Coşkun'un zayıflattığı ve vücudunun bozulduğunu söyleyen Hadise geldi. Ünlü isimlerin yanı sıra Coşkun'un zayıflattığı başka insanlar da benzer durumlardan şikâyetçi. Bu işin sonu nereye varacak? Coşkun, insanları sağlıksız bir şekilde zayıflatıp hormonlarının bozulmasına mı yol açıyor? Birçok uzmanın, doktorun, uzmanlık ehliyeti olan insanın başına gelen bir şey bu. Şeyda'nın da başına gelmesini bekliyordum. Çok çabuk patladı. Her şöhret olmanın bir bedeli var. Yıllarca bu işi sessiz sedasız yürüttü. En büyük hatası ise beraber yürüdüğü ünlülerle fotoğraflarını çekip reklamını yapmak oldu. Eğer bunu yapmasaydı bunlar başına gelmezdi. Şeyda'ya para tatlı geldi. Paraları kazandıkça hırs yaptı. Hırs yaptıkça daha çok müşteri kazanmak için ne yapacağını şaşırdı. Zayıflamak isteyen insanların doktor kontrolünden geçmesi lazım. Herkesin diyeti farklıdır. Şeyda gerçekten bu işin uzmanı değil. Ben zaten o ünlülere de akıl erdiremiyorum. Kısa sürede zayıflamak uğruna sağlıklarını hiçe saymalarına anlam veremiyorum. Sağlık konusu çok hassas. Birçok doktorun başına bile neler neler geldi. Yıllarca çok ünlü diyetisyenlerin zararsız diye diyetin yanında verdikleri haplar yüzünden kimler şu an mahkemelik, kimlerin başına neler geldi. Bir sürü insan bu yüzden mahkemelik oldu, bünyesi bozuldu, metabolizması çöktü. Şeyda herkesi yürütüyor ama bakalım o kişi bu kadar uzun yürüyüşler yapacak kadar sağlıklı mı! Belki kalbi, belki de şekeri var. Hiç kimse ağlayıp sızlamasın. Ünlülere de kızıyorum. Boşu boşuna onu şikâyet edip de basınla konuşmalarının bir anlamı yok. Gitmeselerdi, yapmasalardı. Herkesin aklı fikri var. İnsanlar Şeyda'ya karşı daha çok hırslanıp daha çok üzerine giderlerse, bu işi yapamayacak duruma gelecek. Umarım daha fazla olumsuz vakalar çıkmaz. BU EVLİLİK BİR PROJEYDİ, HER ŞEYİ ÇOCUK İÇİN YAPTIBeş ay önce Cem Aydın ile evlenen Derin Mermerci'nin iki aylık hamile olduğu iddia edildi. İki aylık hamile olan ve bugünlerde sık sık Amerikan Hastanesi'ne giderek kontrollerini yapan Mermerci ile eşi Aydın mutlu haberi sadece aile fertleriyle paylaştı. Doktorların hamilelikle ilgili söylediklerini harfiyen uygulayan Mermerci, birkaç hafta önce eşi ile Amerikan Hastanesi'nden çıkarken görüntülenmişti. İlişkinin başlaması ve nikâh masasına gitmesi, çok hızlı olmuştu. Şimdi de çiftin bebek beklediği konuşuluyor. İddialar doğru mu? Derin Mermerci hamile mi? İddialar doğru mu bilmiyorum. Son çıkan hamilelik haberlerini yalanlamadılar. Doğru olabilir. Derin Mermerci bundan önceki ilişkilerinde hep çocuk özlemi içerisindeydi. Çocuk sahibi olmayı çok istiyordu. Hayatına giren kişilere de, 'Bu adamdan çocuğuma baba olur mu' düşüncesiyle bakıyordu. Onun biriyle evleneyim, 20-30 yıl evli kalayım, mutlu bir aile olalım gibi bir derdi yok. Cemiyet hayatında önemli bir isim olduğu için de babalar konusunda eleme yaptı ve seçenekler arasından en entelektüel, eğitimi düzeyi çok yüksek, toplum içinde saygın bir yere sahip olan üst düzey bir gazeteci olan Cem Aydın'ı seçip evlendi. İşte çocuğum için aradığım baba bu dedi. İddia ediyorum; Derim Mermerci'nin evliliği, özlemini çektiği çocuk için bir projeydi. Cem'i sevmedi demek istemiyorum, mutlaka sevmiştir. Allah uzun ömür versin evliliklerine, inşallah uzun yıllar birlikte görürüz onları ama ben bu evliliğin sadece Derin Mermerci'nin bir projesi olduğunu düşünüyorum. Bunu yakın çevresi de doğruluyor. Kız arkadaşları, Derin'in yıllarca çocuk hayali kurduğunu söylüyor. Çocuğuma düzgün bir baba bulayım dediği sırada karşısına Cem Aydın'ın çıktığını ve kısa sürede de nikâh masasına oturma kararı aldığını konuşuyorlar. Söylenenler doğru ise Derin Mermerci hamile kalarak projesini gerçekleştirmiş oldu. KIVANÇ'LA BİRLİKTE OLACAK KADIN OLACAKLARI GÖZE ALMALIKıvanç Tatlıtuğ ile stil danışmanı sevgilisi Başak Dizer'in arasına mesafeler girdi. Dizer, yeni dizisinin çekimleri için üç haftadır St Petersburg'da olan sevgilisi Tatlıtuğ'u Rus kızlarından kıskanınca çareyi yanına gitmekte buldu. Dizer geçen hafta St Petersburg'a gitti. Tatlıtuğ, çekimlerden arta kalan zamanlarda sevgilisiyle birlikte St Petersburg'un tarihi yerlerini ve müzelerini geziyor. Kıvanç Tatlıtuğ'un, eski sevgilisi Azra Akın'ın da kıskanç olduğu ve oyuncunun bu durumdan bunaldığı kulaktan kulağa konuşuluyordu. Çift bu yüzden defalarca ayrılıp barışmıştı. Tatlıtuğ yine aynı durumla karşı karşıya geldi. İş aşkı herkesçe bilinen oyuncu, Başak Dizer'in kıskançlıklarıyla baş edebilecek mi? Böyle bir haber çıktı ama doğru mu bilemiyorum. Başak Dizer'i tanıma fırsatı buldum. Bana hiç de kıskanç biri gibi gelmedi. Bence Başak çok güzel bir kadın. Herkes tarafından da beğeniliyor. İşinde de çok başarılı bir isim. Kıvanç'ı kıskandığı için yanına gittiğini sanmıyorum. Sadece onu görmek istediği için gitmiştir. Kıvanç işinde başarılı, yakışıklı bir adam. Kızlar sürekli peşinde. Kıvanç'la birlikte olmak isteyen kadının da zaten bu durumu göze alması lazım. Aksi takdirde bu ilişki yürümez. Gereksiz kıskançlıklarla hayatı iki tarafa da zehir eder insan. AHU YAĞTU ESKİ EŞİYLE NEDEN BULUŞTU? Ahu Yağtu'nun 19 yaşındayken evlendiği ve kendisinden 17 yaş büyük Doğan Akçura ile geçtiğimiz gün neden bir araya geldiği ortaya çıktı. Yağtu, Akçura'ya, Cem Yılmaz'dan boşanırken imzaladığı protokolde değişiklik yapmak istediğini söyledi. Avukat olan Akçura da, eski eşine konuyla ilgili nasıl bir hukuki süreç izleyeceğini anlattı. Yağtu'nun, oğlu Kemal'le ilgili maddelerde birtakım düzenlemeler yapmak istediği söyleniyor. Sizce Ahu Yağtu'nun yapmayı düşündüğü değişiklik ne olabilir? Buluşmanın basına yansıyacağını tahmin etmediler ve buluşmaya kılıf olarak da bunu buldular. Hepimiz boşanma maddelerini gördük. Her şey ortada. Daha ne değişiklik isteyebilir ki! Yeterince parası var, mal mülk var. Cem'den daha ne isteyebilir? Bence tamamen uydurma bu Kemal'la ilgili düzenleme olayı. Zaten Kemal'in velayeti anneye verildi. Cem Yılmaz üzerine düşen her şeyi karşılıyor. Bir şey iade edeceğini de sanmıyorum. O yüzden bekleyip göreceğiz. Bakalım bu buluşmanın altından ne çıkacak. BURCU ESMERSOY HAYATININ HATASINI YAPIYORBaşından daha önce de bir evlilik geçen ve ABD'li eşinin yüklü tazminat talepleriyle karşı karşıya kalan Sami Kiresepi'nin babası, oğlunun güzel sunucu Burcu Esmersoy'la evlenmesine sıcak bakmadı. İddiaya göre; Santa Farma İlaç Fabrikaları'nın sahibi olan baba Kiresepi, uzun süre Burcu Esmersoy'la bir araya gelmedi. Ünlü sunucuya sırılsıklam aşık olan Sami Kiresepi ise durumu güzel nişanlısına anlattı. Bunun üzerine Burcu Esmersoy, hem müstakbel kayınpederinin gönlünü kazanmak hem de nişanlısının arada kalmasını önlemek için 'Evlilik sözleşmesi yapalım' teklifi sundu. Bu teklife sıcak bakan baba Kiresepi'nin çevresine; 'Bir kez başımıza tazminat sorunu geldi; bir daha aynı sıkıntıları yaşamak istemiyorum' dediği öğrenildi. Kiresepi'nin ilk eşi Alexis Nina, 20 bin lira nafaka ile 12 milyon lira tazminat talep ederek tüm aileyi zor durumda bıraktı. Milyarlık ilaç şirketinin mal varlığına da tedbir konulmasını isteyen ABD'li Nina'nın talepleri reddedildi ve eski eşe ayda 5 bin lira nafaka bağlandı. Daha önceki evliliğinde mutluluğu yakalayamayan Burcu Esmersoy, bu kez mutluluğu için her şeyi göze mi alıyor? Bu evlilik sözleşmesi olayı ileride bir sıkıntı yaratır mı? Eğer bu iddia doğruysa Burcu Esmersoy hayatının en büyük hatasını yapıyor. Önümüzde çok büyük bir örnek var bu durumla ilgili. Fethi Pekin'in ailesi, Hande Ataizi'yle evlenmesini istemiyordu. Sonunda Hande'ye evlilik sözleşmesi şartını koştular. O da tamam dedi ve sonrasında da sadece olanları gördük. 1 gün evli kalabildi. Yediremedi kendine bu durumu. Bu evlilik sözleşmesi büyük bir problem. Daha yeni konuştuk bir doktorla bu konuyu. Son 1 yılda boşanan gençlerin evliliklerini bitirme nedenlerinin yüzde 65'inin evlilik sözleşmesi olduğu ortaya çıkmış. En ufak bir kavga bu sözleşme konusu açılıyormuş. Evlilik sözleşmesiyle duygusallık gidiyor, güven kalmıyor. Şimdi Burcu Esmersoy da kayınpederinin isteği üzerine evlilik sözleşmesi yaparsa, en ufak bir tartışmada bunu Sami'nin yüzüne vuracağını düşünüyorum. Bir tartışma esnasında Burcu, 'Babanın gönlünü kazanabilmek için sözleşme bile imzaladım ben' diyecek. Sami de, 'Nasıl olsa evlilik sözleşmesi yaptım, her şey garanti, bir şey vermeyeceğim, boşanayım' diyecek. Eğer haberdeki iddia doğruysa bu sahnelerin yaşanacağını düşünüyorum. Bence Burcu ile Sami evlenmemeli.FULYA UGAN / Sabah.com.tr
Çok Zalim Bir Zombi Şakası
The Walking Dead'in virali olarak çok zalim bir şaka gerçekleştirilmiş. Daha önceden mazgalların altına yerleştirilmiş zombiler, insanlar oradan geçerken bir anda ortaya çıkıyorlar ve istisnasız herkesi, köpeği bile, korkutuyorlar. Belki de gördüğümüz en komplike, en üstünde düşünülmüş şakalardan biri. Ve en zalimi.
Reklam
Reklam
Nedir Bu Meshnet?
Korsan Parti Hareketi'nden Avukat Serhat Koç Agos'a konuştu. Bilişim hukuku uzmanı olan Koç, “Halen 3 bin civarında sitenin resmi yollarla engellendiği görünüyor ama aslında halen Türkiye'de 500-600 bin site kapalı” diyor. Koç’a göre yeni yasa ise fişleme ve sansürü devasa boyutlara taşıyacak. Türkiye'de pek bilinmeyen bir uzmanlık alanın var. Buradan başlayalım. 'Bilişim Hukuku' diyorlar ama aslında böyle bir alan yok. Çünkü bilişimin altında bilgi teknolojileri yatar ve bilgi teknolojilerinin değmediği alan olmadığı için, değmediği hukuk alanı da yok. Hukuk dalları temeldir; ceza, idari, anayasa hukuku... Bunların hepsinde bilişimle alakalı şeyler var. Hepsi hakkında sürekli müvekkilerle iş oluyor ama şahsi olarak bu konular zaten ilgimi çekiyor, o yüzden yapıyorum. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum, okurken de zaten fotoğraf ve bilgisayarla ilgileniyordum. Mezun olunca da fotoğrafçı veya bilgisayar mühendisi olamıyorum, bari bu insanların haklarını koruyacak bir alana yöneleyim, dedim. Türkiye'de bu işle ilgilenenlerin sayısı çok az. Türkiye'deki yasaların internete bakışı nasıl? Türkiye'de interneti doğrudan doğruya düzenleyen tek yasa 5651 Sayılı Kanun. Bu yasa interneti çok olumsuz ele alıyor. Yasanın konusu, internette yapılan suçlarla mücadele. Yani mücadele etmeye karar vermiş; desteklemeye değil. 2007’de 5651 Sayılı Kanun’un çıkış aşamasında da çok sayıda çocuk pornosu operasyonları yapıldı; medyada biri bin gösterdiler. Diyelim 100 kişi soruşturmaya uğradı, sadece 3'ü ceza aldı. “Biz çocukları koruyoruz” diyerek bir yasa yaptıklarını iddia ettiler. TBMM Genel Kurulu’nda, CHP'nin de isteğiyle, buna “Atatürk aleyhine suçları içeren kanun” da eklendi. Bu metin, o alanda çalışan uzmanların görüşlerini yansıtmıyordu. Vatandaş böyle bir kanunun olduğunu bile bilmiyor; insanlar sanıyor ki yasa değiştirilirken yeni şeyler geliyor. Aslında 2007'den beri var. Daha önce yoktu. Önce bilişim suçları diye bir tasarı düşündüler, sonra internet siteleriyle ilgili bir şey çıktı ve Cumhurbaşkanı’ndan döndü. Onları atlattık, işte bu yasaya takıldık. Bu anlamda, Türkiye'de interneti düzenleyen başka mevzuat yok. Bazı kanunlarda değinmeler var. Türk Ceza Kanunu'nda bilişim vasıtasıyla ya da bizzat bilişim sistemlerine karşı işlenen suçlar var. Mesela Facebook hesabının çalınması, özel olarak tanımlandı TCK'da. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda da bütün o eserlere ait hakların internette de ihlal edilebileceğinden bahseden yine özel maddeler var. Agos'un internet sitesi sürekli hackleniyor. Bu bir suç değil mi mesela? Evet, suç ama kim olduğunu bilemiyorsunuz, bilmek için teknik rapor gerekli ve hacklemeyi yapan kişinin de işi pek bilmeyen, acemi biri olması gerekir. Bilişim dünyasında her zaman iz kalır. Ama izin bulunması bazen çok uzun zamanlar gerektiren şifreleme yöntemleriyle bırakılmış olabilir. O kadar çok katman arkasındadır ki onu çözmeye çalışmak mantıksızdır. O yüzden o raporlar geldikten sonra meçhul bir şüpheli olarak şu şu IP numaralarında, şu tarihte, şu saatte bize saldıran diye… Savcı Telekom'a soracak, Telekom o IP'yi bulacak. O IP hangi internet sağlayıcıdan verilmişse o diyecek ki ben şu saatte bu IP'yi şu müşterime sağladım.  O müşteri de büyük ihtimal ya internet kafe çıkacak ya da 80 yaşında bir teyze çıkacak. Teyze mahkemeye gidecek ve ben bilgisayara dokunmadım diyecek. Böyle durumları binlerce kez yaşadık. Ondan sonra da zaten genelde beraat çıkar; suçlu da bulunamamış olur. Bu durumu sporda doping mevzuatına benzetiyorum. Dopingin önüne geçmek amacıyla Türkiye'de yapılan tek düzenleme kullanana ceza vermek. Ama dopingi kullanmaması için gereken altyapı hazırlanmıyor. Çözümden ziyade cezalandırma… Aynı şey 5651'de de söz konusu. 2007’den beri 8. madde nedeniyle pek çok site kapatıldı ama sitenin kapanmasına neden olan içeriği girenler yakalanmadı. Engelli web’de sanırım 3 bin küsür site gözüküyor ama o gerçekten buzdağının tepesi. Bugün Türkiye'de gerçekte 500-600 bin site kapalı ve bunların çok büyük bir bölümü müstehcenlikten kapalı. Geriye kalanlar siyasi nedenlerle kapalı ve o sitelere giren kişileri sorgulamıyor savcı, sadece siteyi kapatıyor. Aslında siteyi kapatmak çözüm değil. DNS numarasıyla yine girebiliyorum. Çünkü suç unsuru sayılan şeyler orada durmaya devam ediyor. Oysa mesela Almanya'da site kapanmaz, sadece içerik kaldırılır. İfade özgürlüğünün tek istisnası Nazizm. İfade özgürlüğünden yararlanmak için “nasyonal sosyalistim” deyip kurtarıyorsun ama “Nazi'yim” diyemiyorsun, Nazi sembollerini yayamıyorsun. O zaman içerikleri çıkarıyorlar. Altyapı var yani. İsveç gibi ülkelerde ifade özgürlüğü çok daha yukarıda. Şiddet çağrısı olmadığı sürece herkes her şeyi söyleyebiliyor. Sorunu çözmek istiyorsan içeriği çıkaracaksın; erişimi engellemeyeceksin. Sorunun köküne gidilmeli: Çocuk pornosunu internet üretmiyor. Çocuk pornosunu Filipinler'de, Rusya'da insanlar üretiyor. Onu kurutamadığın sürece etkisini internette görürsün. Türkiye’de devletin internetle ilgisi sadece siyasi amaçlı diyebiliriz miyiz? Şimdi iyiden iyiye öyle oldu. Dünyada sansür için dört tane temel kılıf var: Telif hakları, terörizm ve devlet sırrı, çocuk istismarı ve son olarak da şiddet çağrısı... Bunlar hep kılıf oluyor, ama temel nedeni gözetim. Devlet bunu istiyor. İnsanların internette neler yaptığını bilmek, takip etmek... Bunları görebileceği teknolojiler aynı zamanda sansür işlevi de görüyor. Devlet esasen fişlemek istiyor. Diğer yandan da telif lobisi sansürlemek istiyor. Devletin o yatırımı yapacak parası yok veya yapmak istemiyor, ama telif lobisinin var, onlar da parasını verip sansür mekanizmasını kurduruyor. Türk Telekom'un omurgasına kuruldu bu yazılım zaten. Bu yazılım, hem devletin hem de telif lobisinin işine gelecek. Önceki sohbetlerimizde 'meshnet'in çözüm olabileceğini söylemiştin. Nedir bu meshnet? Meshnet, şirketlerin çok işine yarayan bir mantık. Şirketler devletin ve internet servisi sağlayanların hiçbir dahiliyeti olmaksızın aralarında iletişim kurmak ister çünkü ticaret sırlarının, devletin hukuken göremeyeceği ama kafası attığında görebildiği teknik bir altyapıdan geçsin istemezler.  Dolayısıyla iki şirket kendi arasında özel bir ağ kurar ve bu özel ağa hiçbir şekilde üçüncü bir taraf dahil olamaz. Tamamen kriptoyla çalışır. Türkiye'de kriptoloji yönetmeliği de çıktı, ona da büyük itirazlarda bulunuldu. Devlet diyor ki “Kim kripto kullanırsa, anahtarını devlete verecek.” Ben de diyorum ki “Anahtarını devlete verecekse bu kriptonun mantığına aykırı.” Türkiye'de kripto şirketleri zaten söylediler bunu; “O zaman Türkiye'ye kimse kripto şirketi kurmaz” dediler. İşte meshnet böyle bir şey. Aynı zamanda büyük depremler, seller olduğunda klasik işletmecilerin kurdukları büyük ağlar çalışmayınca böyle daha küçük ağların çalışması mümkün. Bir de Türkiye gibi internet sansürü ve gözetiminin olduğu ülkelerde gözetimsiz, sansürsüz internete ulaşmak için kullanılabilir. Nasıl yapılıyor? Güvendiğiniz bir ülkeden örneğin İsveç veya İzlanda gibi, bir uydunet şirketi ile anlaşıp, çanak yoluyla internet almak ve o interneti yan binadaki arkadaşla, o da diğer bir arkadaşla paylaşa paylaşa bir meshnet ağı oluşturabilir ve sansürden kurtulabiliriz. FATİH GÖKHAN DİLER | Agos
Flappy Bird'de Hile Ortaya Çıktı
Flappy Bird çılgınlığı başladıktan sonra borulardan geçemeyenler sinir hastası olma yolunda ilerliyor. Flappy Bird’te de hile yapmanın yöntemleri ortaya çıktı.    Oyun skorunu yüksek tutmak için hileye başvurmanız gerekiyor. Bu sayede çevrenizdekilere ne kadar iyi bir oyuncu olduğunuzu gösterebilirsiniz… İŞTE O HİLELER
Klasik Tablolar Gerçeğe Hiç Bu Kadar Yakın Olmamıştı
Klasik tabloların yüzlerce farklı projeye alet edilerek karşımıza çıkmasına alışığız. Ama uzun zamandır, Rino Stefano Tagliafierro nun elinden çıkma muazzam iş kadar etkileyicisiyle karşılaşmamıştık. Stefano, 2.5D tekniğiyle Caravaggio dan Rubens e kadar uzanan ressamların efsanevi tablolarını neredeyse gerçekmişçesine animasyon haline getiriyor. İlk olarak GIF haline getirdiği tabloların, 10 dakikalık videoda aldığı son şekil gerçekten etkileyici. Daha Fazlası İçin
100 Yıl Öncesinden “Selfie” Pozlar
Quora.com tarafından açılan en iyi selfie fotoğraflara yönelik bir içeriğe Amerika’dan Tom Byron, büyük büyük dedesi Joseph Byron Clayton’ın fotoğraflarını koyarak adeta tarihi bir gerçeği ortaya çıkarttı. 100 yıldan öncesine, 1909 yılına ait olduğu belirtilen fotoğraflarda Byron’ın dedesi ve arkadaşları, bugünün Instagram kareleriyle yarışabilecek selfie pozlar vermiş.Kendinden efektli olarak nitelendirebileceğimiz bu yüz yıllık pozlar, dönemin teknolojik imkansızlıklarına, kendilerini görebilecekleri bir ekran olmamasına rağmen iki kişinin desteği ile oldukça net bir şekilde elde edilmiş. Selfie fotoğraflar, o dönemde fotoğrafçı olan Joseph Clayton tarafından Londra’da çekilmiş. Şimdiye kadar çekilen en eski selfie pozlar arasında yer alan bu karelerde ne ördek dudak ne de 45 derece yana eğimli bir kafa göremedik. Ancak gelecek nesillere selfie alışkanlığı bırakmayı başardıkları kesin.
Reklam