onedio
Bir Saatlik Seks Çağrısına İlk Yanıt Bir Türk'ten Geldi
Atletico Madrid-Real Madrid maçını izlemek için 1 saatlik sekse evet diyen çifte ilk yanıt bir Türk'ten geldi. Atletico Madrid-Real Madrid maçını izlemek için 1 saatlik sekse evet diyen çifte ilk yanıt bir Türk'ten geldi. İsminin açıklanmasını istemeyen futbolsever elindeki bileti 1 saatlik seks karşılığında İspanyol çifte verebileceğini belirtirken, tek şartı ilandaki kadının hayat kadını olup olmadığını öğrenmek oldu. İspanyol medyasında El Turco olarak nitelendirilen futbolsever gündeme otururken, bu çağrının sonunun nereye varacağı en az final maçı kadar merak uyandırıyor. Eurosport
Amiri 'Sık Sık' Dedi Polis Coştu
Kırmızı elbisesi, omzundaki çantası ve arkaya savrulan saçlarıyla, Gezi Parkı protestolarında sembol haline gelen 'Kırmızılı Kadın' Ceyda Sungur'a biber gazı sıkan polis memuru Fatih Zengin'in yargılanmasına başlandı. Sungur, mahkemede o anı şöyle anlattı: 'Amiri 'sık sık' dedi. Sonrasında ise polis coştu' İstanbul Adalet Sarayı'nda bulunan İstanbul 18. Sulh Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya 'Görevi kötüye kullanma' suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapsi talep edilen tutuksuz sanık polis memuru Fatih Zengin katılmazken, şikayetçi Ceyda Sungur hazır bulundu. Hakim Muzaffer İren, şikayetçi Ceyda Sungur'un avukatının mahkemeye, görevsizlik talebini içeren 10 sayfalık dilekçeyi sunduğunu açıkladı. Sanık Fatih Zengin'in avukatı Funda Sadıkahmet Alp ise 'Müvekkilimizi hazır edemedik. Müvekkilim raporludur. Raporu elden sunuyoruz' dedi. 'Yüzüme ve gözüme doğru gaz sıkıldı' Kimlik tespiti yapılan Ceyda Sungur (28) İstanbul Teknik Üniversitesi'nde araştırma görevlisi olduğunu söyledi. Kimlik tespitinin ardından ifade veren Sungur, Gezi Parkı'nın kanunsuz olarak girildiği ve yıkım yapıldığını duyduğunu söyledi. Sungur, 'İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Taşkışla Kampüsü'de buraya yakın olduğundan hemen parkın yok edilmesine karşı protestoda bulunmak için Gezi Parkı'na gittim. Polise herhangi bir direnişte, hakarette ya da eylemde bulunmadım. Polisin yüzünde maskesi vardı, yüzünü göremedim. Ben olay günü kanuni protesto hakkımı kullanmaktan başka bir şey yapmama rağmen bana orantısız şekilde hatta sırtımı döndüğümde sırtıma da gelecek şekilde yüzüme ve gözüme doğru gaz sıkıldı' dedi. 'Polis memuru biber gazını herhangi bir uyarı yapmadan birşey söylemeden bana doğru sıktı' Polisin herhangi bir uyarıda bulunmadan 150 kişilik protestocu gruba gaz sıkıldığını anlatan Ceyda Sungur, 'Bir arbede oldu. Polislerin göstericileri ittirmeleri ile gaz sıkmaları ile biri beni ittirmeden karmaşa sırasında ben yere düştüm. Arbededen sonra ayağa kalkıp döndüm. Polis sanık ile yüz yüze geldim. Polis memuru sanık hazır şekilde gaz sıkmak için bekliyordu. Amiri sık sık dedi. Elinde telsizi olmasından amiri olduğunu düşünüyorum. Sonrasında ise polis coştu. Ben görevli polis memurunun o an yanında bulunan kişinin tespitini ve cezalandırılmasını istiyorum. Ayağa kalktığımda şikayetçi olduğum sanık polise yarım metre kadar en yakın konumdaydım. Bu polis memuru biber gazını herhangi bir uyarı yapmadan bir şey söylemeden bana doğru sıktı. Yüzümde yanmalar oldu. Solunum yapmakta zorlandım' diye konuştu. 'Sanıktan şikayetçiyim' Olayın ardından olayın şokuyla sağlık raporu almadığını söyleyen Sungur, 'Sonradan da hastaneye kontrole gitmedim. O günden sonra gaz sıkılması nedeniyle herhangi bir rahatsızlanmam olmadı. Ancak o gün gazın sıkılmasından itibaren bir saat boyunca acı çektim. Yine de Adli Tıp Kurumu'na sevk edilerek sağlık raporu alınmasını istiyorum. Sanıktan şikayetçiyim, cezalandırılmasını istiyorum' ifadelerini kullandı. Dosya ağır ceza mahkemesine gönderilsin talebi Ceyda Sungur'un avukatı İlkay Bahçetepe, 'Biber gazının bu kadar yakın mesafeden sıkılması ölüme neden olabilmektedir. İşkence suçunu oluşturabilecektir. Benzer vakalarda meydana gelen ölüm olaylarına ilişkin örneklerimizi dilekçemizle birlikte sunduk. Biber gazı haksız, aşırı, orantısız ve yasalara aykırı olarak sıkılmıştır. Müvekkilimin sağlığını etkileyecek şekilde orantısız bir müdahale söz konusudur. Polis memuru bunu bilebilecek durumdadır. Bu nedenle görevsizlik kararı verilerek dosyanın Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesini talep ediyoruz' dedi. 'Müşteki ile sanığın mesafesini belirleyecek görüntüler vardır' Sanık Fatih Zengin'in avukatı Funda Sadıkahmet Alp da, 'Olaya ilişkin farklı kameralardan müşteki ile sanığın mesafesini belirleyecek görüntüler vardır. Mahkemeye sunacağız. Müşteki tarafın sunduğu dilekçeyi inceleyip beyanda bulunacağız. Müvekkilimin mezaretinin kabulü ile bir sonraki duruşmada hazır edilmesi için süre talep ediyoruz' dedi. Görevsizlik talebi reddedildi Suçtan zarar görme ihtimaline binaen şikayetçi Ceyda Sungur'un davaya katılmasına karar veren hakim, görevsizlik talebinin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek reddine karar verdi. Ceyda Sungur Adli Tıp Kurumu'na sevk edildi Sanık Fatih Zengin'in mazeretinin kabulüne karar vererek bir sonraki duruşmada hazır edilmesine karar veren hakim, şikayetçi Ceyda Sungur hakkında olay sırasında sıkılan biber gazı dolayısıyla Adli Tıp Kurumu'ndan kati raporun aldırılmasına hükmetti. Cumhuriyet Savcılığına yazı yazılarak olaya ilişkin tüm görüntü kayıtlarının mahkemeye gönderilmesinin istenmesine karar veren hakim, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet Müdürlüğüne yazı yazılarak gaz sıkan tekme atan model '5' kullanıcısının Fatih Zengin olduğunun ne şekilde tespit edildiği, tespite yarayan bilgi, belge, CD ve tanıkların acilen bildirilmesine istedi. Duruşma eksikliklerin giderilmesi için 25 Haziran saat 10.00'a ertelendi. İddianame Kamuoyunda 'Gezi Parkı' eylemleri olarak adlandırılan olaylar kapsamında 28 Mayıs 2013 günü İstanbul Teknik Üniversitesi Taşkışla Kampüsü civarlarında çok sayıda göstericinin katıldığı bir eylemin meydana geldiği anlatılan iddianamede, gösteriye katılmak amacıyla olay yerine giden müşteki Ceyda Sungur'a ve etrafta bulunan açık kimliğiyle tespit edilemeyen bir kısım şahıslara herhangi bir uyarı yapılmadan şüpheli Fatih Zengin tarafından biber gazı sıkıldığı belirtildi. İddianamede, şüpheli Zengin'in bibergazını kullanırken 'toplumsal olaylarda görevlendirilen personelin hareket, usul ve esaslarına dair yönerge ile gözyaşartıcı gaz silahları ve mühimmatları kullanım talimatlarına' aykırı hareket ettiği vurgulandı. İddianamede bilirkişi raporunda yer alan fotoğraf ve video görüntülerinin açıkça tespit edildiği kaydedilerek şu ifadelere yer verildi: 'Şüpheli polis memuru Fatih Zengin'in, müşteki Ceyda Sungur'a bir metreden daha az mesafeye yaklaşarak yüzünü hedef almak suretiyle biber gazı sıktığı, gazdan etkilenen müştekinin arkasını dönmesine rağmen şüphelinin gaz sıkmaya devam ettiği ve eylemin devamında çevrede bulunan göstericilere de yine benzer şekilde yakın mesafeden ve hedef gözeterek gaz sıktığı, göstericilerden birine tekme attığı, olayın müştekisinin eylemin öncesinde ve sonrasında herhangi bir taşkınlık yapmadığı buna rağmen bahse konu eyleme maruz kaldı.' İddianamenin sonuç kısmında şu ifadeler kullanıldı: 'Şüpheli Zengin'in, müşteki Sungur'a yönelik eylemi her ne kadar zor kullanma yetkisine ilişkin sınırların aşılması suretiyle orantısız güç kullanma suçunu oluşturmakta ise de gerek olay yerindeki göstericileri hedef gözeterek biber gazı sıkması ve gerekse darp eylemini gerçekleştirmesi birlikte değerlendirildiğinde eylemin bir bütün halinde görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunu, süphelinin savunmasının oluş ve dosya kapsamına aykırı olduğu ve bu süretle üzerine atılı suçu işlediği anlaşılmaktadır.' İddianamede şüpheli Fatih Zengin'in 'Görevi kötüye kullanma' suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapsi talep edildi. CNN Türk
Neden İngilizce Öğrenemiyoruz?
Türkiye'de çocukların yüzde 90'dan fazlası İngilizce'de temel düzeyi bile geçemiyor. Öğrencilerin sınıfları yükseldikçe İngilizce dersine olan ilgisi azalıyor. Tespit, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı'nın raporundan. Rapora göre, yapılması gereken derslerde gramer yerine konuşma diline ağırlık vermek.Türk çocuklarının yüzde 90'dan fazlası İngilizce'de temel düzeyi bile geçemiyor. Yabancı dili ilk yılda sevenlerin oranı yüzde 80 iken lise sonda yüzde 37'ye düşüyor. British Council ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı'nın (TEPAV) 'Türkiye'deki Devlet Okullarında İngilizce Dilinin Öğretimine İlişkin Ulusal İhtiyaç Analizi' başlıklı raporu, Türk öğrencilerin İngilizce öğrenmede yaşadığı sıkıntıları ortaya koydu. Milli Eğitim Bakanlığı'nın izniyle yapılan çalışmada British Council ve TEPAV'ın desteğiyle Ankara, Antalya, Balıkesir, Diyarbakır, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kayseri, Malatya, Samsun, Trabzon gibi illerdeki 48 okulda dersler izlendi. TEPAV, 1394 veli ve 19 bin 380 öğrenciyle de anket yaptı. Derse ilgileri azalıyor Geçtiğimiz hafta Ankara'da yapılan forumda bulguların detaylı olarak değerlendirdiği rapor, daha önce Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'ya da sunuldu. Rapora göre, öğrencilerin sınıfları yükseldikçe İngilizce dersine olan ilgisi azalıyor. Çünkü çocuklar derslerde kitap ağırlıklı ilerleyen dersleri sıkıcı ya da zor buluyor. Öğrenciler İngilizce ders kitaplarını da sevmediklerini belirtiyor. Eğitimin başlangıcında 5. sınıf öğrencilerinin yüzde 80'i İngilizce dersini sevdiğini söylerken bu oran yıldan yıla sürekli olarak azalarak 12. sınıf öğrencilerinde yüzde 37'ye düşüyor. Düzeyi geçemiyor Rapora göre, Türkiye'deki İngilizce öğretmenlerinin yüzde 80'i etkin dil dersleri vermek için gereken niteliklere ve dil becerilerine sahip. Ancak buna rağmen Türkiye'de öğrencilerin büyük bir çoğunluğu yani yüzde 90'dan fazlasının bin saatlik dersten sonra İngilizce yeterlilik düzeyi, temel düzeyde kalıyor. Gözlemlenen bütün sınıflarda öğrencilerin İngilizce olarak iletişim kurmayı ve dile işlevsellik kazandırmayı öğrenemedikleri saptandı. İngilizce 2'nci sınıfta başlamalı Raporun önerileri arasında devlet okullarında 4. sınıfta başlatılan yabancı dil eğitiminin 2'nci sınıfta başlatılmasının, yüksek öğrenim de dahil sonraki eğitim aşamaları üzerinde olumlu etkiler yapacağı belirtiliyor. Ayrıca şu anda ilkokul müfredatında 2 saat olan yabancı dil derslerinin müfredatı öğrencilerin dersleri daha seveceği şekilde değiştirdikten sonra haftada en az 6 saate çıkarılması da öneriliyor. Vatan
Küçükçekmece'de Pompalı Tüfekle Kadın Cinayeti
Küçükçekmece Halkalı’da, 43 yaşındaki Durmuş G., parkta birlikte kahvaltı yaptığı 22 yaşındaki Dilek Aypar’ı pompalı tüfekle göğsünden vurdu. Ağır yaralanan Dilek Aypar’ı rehin tutan Durmuş G.’yi polis zorla ikna etti. Durmuş G., sağlık ekiplerinin Dilek Aypar’a yardım etmesine izin verdi. Dilek Aypar hastaneye kaldırılırken Durmuş G., polisin ikna çabaları sonucunda yarım saat sonra silahını bıraktı. Hastaneye kaldırılan Dilek Aypar hayatını kaybetti. Bayrampaşa’da tekstil işyeri bulunan Durmuş G. ile Dilek Aypar, saat 09.30 sıralarında otomobil ile Fatih Caddesi üzerindeki Yarımburgaz Parkı’na geldi. İddiaya göre Durmuş G. ile Dilek Aypar kahvaltı yaptıkları sırada tartıştı. Durmuş G., park halindeki otomobilinden pompalı tüfeğini alarak Dilek Aypar’a ateş etti. Dilek Aypar, göğsünden ağır yaralandı. Tüfekle kendisine ateş edeceği tehditlerini savuran Durmuş G., gelen polis ekiplerine direndi ve sağlık ekiplerinin yaralı Dilek Aypar’a yardım etmesine izin vermedi. Polisin ikna ettiği Durmuş G.’nin izin vermesi üzerine sağlık ekipleri, Dilek Aypar’ı yakındaki İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdı. Bir süre daha polislere direnen Durmuş G., yarım saat sonra tüfeği bırakarak polislere teslim oldu. Durmuş G., Gayrettepe’deki Asayiş Şube Müdürlüğü’ne götürüldü. Dilek Aypar ise doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı. Polis olayın neden meydana geldiğini araştırıyor.Süleyman KAYA - Timur TARLIĞ / İSTANBUL, (DHA)
Reklam
Gerçek Hayatta Var Olmayan 17 Reklam Kadını
etiket
Reklamlarda izlediğimiz kadınların kaçı gerçek hayatta aramızda dolaşıyor? Çocuğu eve çamur içinde gelince kaç ev kadını bu olayı 'kirlenmek güzeldir' diye karşılıyor, kaç kadın usta kendisini bir rezistans yüzünden azarlarken haklısın aslında diye boyun eğiyor. İşte sizler için reklamlarda gördüğümüz ama gerçek hayatta var olmayan kadınları toparladık.
Hayvanat Bahçesi Müdürü TÜBİTAK'a Atandı!
Ankara Hayvanat Bahçesi Müdürü Mustafa Sancar, TÜBİTAK'ın önemli birimlerinden ULAKBİM'e Müdür Yardımcısı olarak atandı. Mustafa Sancar, Cahit Arf Bilgi Merkezi'nden sorumlu olacak. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’na bağlı (TÜBİTAK) Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi’nin (ULAKBİM) Müdür Yardımcılığı görevine Ankara Hayvanat Bahçesi Müdürü Mustafa Sancar getirildi. Aydınlık gazetesinden Ceyhun Bozkurt'un haberine göre, Atatürk Orman Çiftliği’ndeki Ankara Hayvanat Bahçesi, 19 Ekim 2011 tarihinde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na devredilmişti. Mustafa Sancar da, Ankara Hayvanat Bahçesi Müdürlüğü görevini yürütürken, Ankara Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Daire Başkanlığı’na bağlı çalışıyordu. CAHİT ARF MERKEZİ'NDEN SORUMLU Mustafa Sancar, ULAKBİM yönetmeliğinde görev tanımı “araştırıcılara basılı ve elektronik kaynakları kullanarak belge ve bilgi sağlama hizmetleri vermekten sorumlu” şeklinde görev tanımı yapılan Cahit Arf Bilgi Merkezi’nden sorumlu Müdür Yardımcısı olarak göreve başladı. Merkez, ülkemizdeki en zengin bilimsel basılı ve elektronik bilgi kaynaklarına sahip olmasıyla biliniyor. ULAKBİM’in görevleri ULAKBİM, 1996 yılında TÜBİTAK'a bağlı bir enstitü olarak kuruldu.Merkez, ülkemizdeki tüm akademik kurumları birbirine ve küresel araştırma ağlarına bağlayan Ulusal Akademik Ağ alt yapısını işletmenin yanısıra ve bu ağ üzerinden yeni ağ servisleri sunarak, bir yandan ağ için araştırma geliştirme yapmakta, diğer yandan araştırmacıların ağı Ar-Ge yapmak için kullanmalarını sağlamaktadır. ULAKBİM Yönetmeliği’nin 5’inci maddesinde yer alan merkezin görevlerinden bazıları şunlar: Kurumsal kullanıcıları birbirine ve küresel bilgisayar ağlarına bağlayan etkileşimli, yüksek hızlı ve yeni teknolojilere açık bir bilgisayar ağı kurmak ve işletmek. Akademik ve araştırma ağları düzeyinde Türkiye’yi uluslararası platformlarda temsil etmek, Geniş alanlı, metropoliten ve yerel bilgisayar ağı teknolojilerindeki gelişmeleri izleyerek bu ağı günün koşullarına uygun olarak geliştirmek ve gerekli durumlarda yeni uygulama ve gösterim ağları kurmak. Bilgi hizmetlerini bilgisayar ağları üzerinden yaygınlaştırmak üzere, başta ağ bilgi işlem olmak üzere, bilgi teknolojileri konularında araştırma ve geliştirme çalışmaları yürütmek. Bilgi teknolojileri ve bilgi hizmetleri konularındaki bilgi birikiminden, istek belirten kurum ve kuruluşların yararlanmasını sağlamak üzere danışmanlık ve benzeri hizmetler sunmak. Mevcut müfredatı ve eğitim programını ihtiyaçlar doğrultusunda analiz etmek ve geliştirmek, elde edilen sonuç ve bulguları Milli Eğitim bakanlığı ile paylaşmak. Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK’e bağlı eğitim kurumlarında kullanılmak üzere içerik sağlanması konusunda çalışmalar yapmak. Açık kaynak teknolojiler üzerine araştırma ve geliştirme faaliyetleri yapmak; açık kaynak teknolojiler kullanarak özgün çözümler geliştirmek.İnternethaber
Reklam
Babylon kapanıyor mu?
Babylon taşınıyor: Yeni adres Bomonti Bira Fabrikası. Asmalımescit Babylon’un kapanışı ise 20 Mayıs’taki Sun Ra Arkestra konseri ile… Peki onlarca konser izlediğimiz Babylon Asmalımescit’in akıbeti ne olacak? Nicedir kulislerde konuşuluyordu aslına bakarsanız Babylon’un taşınma ihtimali. İş geçtiğimiz haftalarda iyice ayyuka çıktı: Babylon önümüzdeki sezona Bomonti Bira Fabrikası’nda açılacak yeni mekânında devam edecek. Asmalımescit Babylon ise uzun süreli, devasa bir tadilata giriyor. Ne zaman açılacak, önümüzdeki sonbaharda start alacak yeni sezonda konserlere ev sahipliği yapacak mı; bu detaylar henüz belli değil. Şu ana dek yapılan açıklama Babylon’a ettiğimiz vedanın kalıcı olmayacağı, mekânın uzun bir tadilat sürecine gireceği yönünde olsa da merak etmeden ve biraz da olsa endişelenmeden duramıyoruz. ‘Uzun süreli tadilat’ın sonu Babylon’un Asmalımescit’e temelli vedası anlamına geliyorsa, bugün sinema tutkunları Emek’i nasıl arıyorsa, Babylon’da onlarca konser izlemiş müzik aşıkları da Babylon’u benzer bir özlemle arayacak, eksikliğini hissedecek önümüzdeki yıllarda. Bomonti için heyecanlansak, mekânı bir an önce görmek için yanıp tutuşsak da üzülmemek elde değil… Çünkü Babylon ruhu, yıllardır alıştığımız mekânında güzel. Time Out İstanbul
Pawel Kuczynski'nin Günümüze Dair, İki Kere Bakılası 47 İllustrasyonu
Dünyaca ünlü Polonyalı illüstrasyon sanatçısı Pawel Kuczynski, çizimlerine ağırlıklı olarak toplumsan ve siyasi olayları konu ediniyor. Adaletsizlik, eşitsizlik, savaş vb. pek çok konuda eseri bulunan Kuczynski'nin eserlerine bakan bir daha bakıyor. İşte Facebook'ta da binlerce kullanıcının paylaştığı o çarpıcı illüstrasyonlardan bazıları...
Reklam
Survivor'da Kim Elendi?
Survivor 2014'den bu hafta kimin elendiği belli oldu. Survivor Ünlüler Gönüllüler'den bu hafta Duygu Bal elendi. Survivor 12 Mayıs SMS birincisi Turabi, Sahra'nın ismini söyledi. SMS sonuçlarında Sahra'dan az oy alan Duygu Bal Survivor 2014 Ünlüler Gönüllüler'den son elenen isim oldu. İşte Survivor 2014 Ünlüler Gönüllüler'in son bölümü ada konseyinde yaşanan olaylar... Survivor 2014'den Duygu Bal Elendi? Duygu Bal Kimdir?-Star TV ekranlarında yayınlanan dünyanın en zor yarışması Survivor 2014 Ünlüler Gönüllüler yeni bölümüyle izleyicisiyle buluştu. Acun Ilıcalı'nın yapımcılığını üstlendiği Survivor'ın son bölümünde eleme heyecanı yaşandı. 2014 Survivor Ünlüler Gönüllüler'de bir ayrılık daha yaşandı. Dokunulmazlık oyununu kaybeden Gönüllüler Takımı ada konseyine gitti. Ada konseyinde en çok Ünlüler Takımı'ndan gelen Duygu Bal'ın ismi çıktı. Yapılan SMS oylamasında birinci gelen Turabi, Duygu Bal'ın karşısına Sahra'nın ismini söyledi. SMS sıralamasında 5. son sırada olan Duygu Bal adaya veda eden isim oldu. Survivor Ünlüler Gönüllüler'in 12 Mayıs 2014 Pazartesi sms sonuçları şu şekilde sıralandı; 1- Turabi Çamkıran, 2- Yiğit, 3- Sahra, 4- Akın, 5- Duygu Bal, 6- Müge Üzel... 2014 SURVİVOR DUYGU BAL KİMDİR? 2014 Survivor yarışmacısı Duygu Bal, 1987 yılında Ankara'da dünyaya geldi. Voleybola da ilk kez Ankara'da başladı. Vakıfbank Güneş Sigorta altyapısından yetişen Survivor Duygu, Emlak Toki'de oynadıktan sonra 2007-2008 sezonunda Vakıfbank Güneş Sigorta takımına transfer oldu. Mevkii orta oyunculuk olan Duygu Bal milli formayı yüzden çok kez giymiştir. 2010-2011 sezonunda İtalya A1 Ligi takımlarından Riso Scotti Pavia'ya transfer olmuştur. Survivor Duygu Bal, 2011-2012 sezonunda Fenerbahçe'ye transfer olmuştur. Fenerbahçe ile 2012 yılında CEV Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu yaşamıştır. Ayrıca Doha'da düzenlenen Dünya Kulüpler Şampiyonası'nda 3.lük elde eden Fenerbahçe kadrosunda yer almıştır. Milliyet
"Gol Kaçırdığım İçin Ağlayınca Verilen Desteği Unutamam"
Fenerbahçe’nin Senegalli yıldızı Musa Sow, şampiyonluk yolunda en unutulmaz anı, gol kaçırdığı maçtan sonra gözyaşlarını tutamadığında yaşadığını söyledi. Transfer teklifleri aldığını doğrulayan başarılı futbolcu, durumunu ise, “Hepimizin geleceğini Allah bilebilir.” sözleriyle anlattı. Müslüman futbolcu, Türkiye’de istediği zaman camiye gitmenin ve ezan sesi duymanın kendisini çok mutlu ettiğini belirtti.Rakiplerine karşı son derece centilmen. Hakemlerle tartışmaya girmiyor. Arkadaşları ve teknik heyetin tümüyle arası iyi. Sadece Fenerbahçeliler değil, diğer takımların taraftarları da ona hayran. Oldukça sempatik. Maçlardan önce ellerini açıp dua ediyor, ağları havalandırdıktan sonra secdeye kapanıyor. Fenerbahçe’nin Senegalli Müslüman yıldızı Musa Sow, Türkiye’de oynamaktan, ezan sesini duymaktan büyük keyif alıyor. Sarı-Lacivertlilerin 19. şampiyonluğu ise yetenekli futbolcunun yüzünü güldürüyor. Sow, sezonun hikâyesini şöyle anlatıyor: Senin için sezona damga vuran maç hangisiydi? Tek değil, 3-4 karşılaşma var. Son dakika golleriyle hatırlayacağım bir yıldı. Gerçekten güzel sezondu. Korku yaşadığımız haftalar da geçirdik. Çok iyi mücadele ettik ve ödülünü de aldık. Her zaman sahada kalmayı, önde kalmayı başararak kupaya uzandık. Şampiyonluğu garantileyene kadar rehavete kapılmadık. Karakterli oyuncuların bir araya gelişi, kolektif futbol anlayışı başarıyı getirdi. Hak ettiğimiz bir şampiyonluk. Şampiyonluğu Başkan Aziz Yıldırım’a hediye etmenizin sebebi neydi? Başkanımızın 3 Temmuz’dan beri sıkıntılı, kötü günler, geceler yaşadığını biliyoruz. Tüm bunlara rağmen onun çok güçlü bir insan olduğunu düşünüyorum. Hâlâ o dimdik ayakta. Cezaevindeyken bile her zaman bizimle olduğunu hissettirdi. Cezaevinden çıktıktan sonra da her zaman destek oldu. Sahaya odaklanmamızı sağladı. ‘Endişelenmeyin, beni düşünmeyin, her zaman sizin yanınızda olacağım.’ dedi. Çok sevdiğim ve saygı duyduğum bir insan. İnşallah cezaevine girmez ve cezasının devamını çekmek zorunda kalmaz. Onun olabildiği kadar, yaşayabildiği, ömrü yettiği kadar Fenerbahçe başkanı olarak kalmasını arzu ediyorum. Beraber yolumuza devam etmek istiyoruz. Şampiyonluğu kazandıktan sonra sadece ona sarılmak, onunla beraber yaşamak istedim. Çünkü o, bu sevinci hak ediyor. Teklifler aldığın ve ayrılacağın konuşuluyor... Neler olacağını göreceğiz. Şu anda Fenerbahçe ile kontratım var. Benim geleceğimi, hepimizin geleceğini Allah bilebilir. Ne kadar kalacağımızı Allah bilir. Sezon sonunda neler olacağını hep birlikte göreceğiz. Kendine yakın hissettiğin bir lig var mı? İnsanlar futbol tarzımın hangi lige yakın olduğunu soruyor. İngiltere Premier Ligi’nin bana en uygun olduğunu düşünüyorum. Neden olmasın. İleride bir gün İngiltere’de oynamak isterim. Kariyerinin zirvesinde misin şu an? Lille’den sonra çok aşama kaydettim. Her yüksek seviyede futbol oynayan oyuncu gibi kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Gidebileceğim en yüksek seviyeye kadar çıkmaya çalışıyorum. 28 yaşındayım. Önümde hâlâ uzun bir kariyer var. Bu kariyeri devam ettirip en yüksek noktaya gelmek istiyorum. Sol kanatta oynamaktan memnun musun? Gol kralı olabilir misin? Lille’de gol kralı olmuştum. Burada da isterim. Fakat önümde benden fazla gol atan birkaç oyuncu var. Onların bana nazaran avantajı büyük. O yüzden çok da kolay değil ligi gol kralı bitirmem. Ayrıca ben merkez forvet oyuncusu olarak değil, sol kanatta oynuyorum. Sol tarafta oynayan bir futbolcu olarak 14 gol atmak önemli bir başarı diye düşünüyorum. O yüzden kral olmasam da iyi bir sezon geçirdiğimi düşünüyorum. Sağ ve sol kanatlarda da kendimi rahat hissediyorum. Fransa’dan gelip Müslüman bir ülkede yaşamak nasıl bir duygu? Türkiye’de dinimi rahatlıkla yaşayabilirim. Fransa’ya kıyasla beni çok mutlu eden bir durum tabii ki. Camiye istediğiniz zaman gidebiliyorsunuz. Her yerde cami var. Ezan sesini her yerde duyabiliyoruz. Burada çok sevildiğimin farkındayım. Ben de Türkiye’yi çok seviyorum. Burada yaşamaktan keyif alıyorum. Türkiye’de olmaktan hiçbir zaman pişmanlık duymadım. Gollerden sonra neden secde yapıyorsun? En son Karabükspor maçında gollerden sonra sevinç gösterisi yapıp Emre ile birlikte secdeye gittik. Bu tamamen Allah’a şükretmek amaçlıydı. Çünkü bize bu golleri veren Allah. Allah’ın önünde bu sebeple secde yaptık. Kaçırdığın gollerin ardından gözyaşı da döktüğün oldu. Açıkçası bu sezon aklımda kalan en önemli anı gözyaşlarım. Birçok pozisyon kaçırdıktan sonra döktüğüm gözyaşlarından sonra insanların bana verdiği büyük destek unutulmaz bir andı. Uzun zamandır gol atamıyordum ve pozisyonlar kaçırınca yaşadığım hayal kırıklığından dolayı dışa vurumum gözyaşları şeklinde oldu. Bu dönemde taraftar senin arkanda durdu. Evet, kariyerimde olmayan şeyler yaşadım. Gözyaşı döktüm. Taraftarlar destek oldu. Fenerbahçe’ye geldiğim günden beri taraftarlarımız beni çok etkiliyor. Sokakta, statta o sıcaklığı hissediyorum. Goller kaçırıyorum ama beni sonuna kadar destekliyorlar. Beni kalpten, derinden etkileyen bir taraftar grubuna sahibiyiz. Maç 2-0, 3-0 olduğunda taraftarın yaptığı şova bayılıyorum. Formunu neye borçlusun? Her maçta yüzde yüzümü sahaya yansıtmak için oynuyorum. Ama bu futbol. Bunu her zaman başaramıyorsunuz. Önemli olan sizin sahada en iyi performansı göstermek için mücadele etmenizdir. Maç içerisinde çok önemli gol pozisyonlarını kaçırabiliyorum ama hatalarımdan ders alarak daha iyi performans ortaya koymak için sürekli çalışıyorum. Her maç kendime bir hedef belirlerim. Maça hazırlanmak için öncelikle erken yatarım. Dışarıda gezmeyi seven bir yapıya sahip değilim. Evde sıklıkla dinlenirim. Şampiyonlar Ligi senin için ne anlama geliyor? Bu sezon Avrupa’da yoktuk. Gelecek sezon da Şampiyonlar Ligi’nde olmayacak olmamız gerçekten çok üzücü bir durum. Lille’de Şampiyonlar Ligi oynama duygusunu yaşadım. Bir kere o seviyelerde oynadığınız zaman her zaman oradan devam etmek istersiniz. Bizim için talihsiz ve üzücü bir durum var. Yardımcı antrenör İsmail Kartal’la olan yakın dostluğunuzdan biraz bahseder misin? İsmail hocayla birbirimizi çok iyi anlıyoruz ve çok farklı bir ilişkimiz var. Benim için hocadan da ötesi, ailemin bir parçası, bir ağabey gibi. Kötü günlerimde her zaman bana destek oldu, benimle sürekli ilgilendi. Dünya Kupası’nda forma giyecek arkadaşlarına mesajın nedir? Güzel bir Dünya Kupası olacak Brezilya’da. Takım arkadaşlarım Emenike, Kuyt, Bruno Alves, Webo, Raul Meireles’e başarılar diliyorum. Umarım en iyisini ortaya koyarlar. Yolları açık olsun. Rakibiniz Galatasaray’ın Brezilyalı oyuncusu Melo hakkında ne düşünüyorsun? Herkesin kendi yapısı, kendi karakteri vardır. Sonuna kadar saygı duyuyorum. Kimseyi olumsuz şekilde eleştiremem. Ayrıca oynadığı futbolu, sahada gösterdiği performansı son derece beğeniyorum. Futbol açısından takdir ettiğim bir oyuncu. Kişiliği ve karakteri hakkında yorum yapamam. ERHAN GÜVEN | Zaman
Reklam
Bir Hintlinin Dünyaya Bedel Olduğunun 20 Kanıtı
etiket
Hindistan...Tecavüz vakaları ve hijyen sorunları olmasa gidilesi görülesi bir egzotik memleket. İnsanlığın değişik bir beşiği. Ama Hindistan'ı Hindistan yapan dağı taşı, Ganj nehrinden ziyade biraz da insanları. Hintliler gerçekten değişik insanlar ve dünyaya bakış açılarına biz her haftasonu içtiklerimizi üst üste eklesek yetişemeyiz gibi görünüyor. Kafaları bir değişik millet Hintliler. Her biri dünyaya bedel neden mi ?
Avrupa Hakkında En Garip 10 Gerçek
Dünya'nın gözü Avrupa'nın üstünde. Bir çok tarihsel olaya sahne olan bu kıta hakkında ne kadar bilgiye sahipsiniz? Konumu, tarihi, siyasi, ekonomik ve kültürel yapısındaki renklilikler bu kıtayı daha da ilginç kılıyor. Avrupa kıtası hakkında daha önce hiç duymadığınız En Garip 10 Gerçek.
Reklam
Beyonce'nin Kardeşi Asansörde Jay-Z'ye Saldırdı!
New York'da katıldıkları bir Gala'nın çıkışında Beyonce'nin kardeşi Solange Knowles, asansörde Jay-Z'ye tekme tokat saldırıyor.  Beyonce tepkisiz kalırken Jay-Z'nin tekmeleri tutarak savuşturmaya çalışması oldukça ilginç... İşte video
Bir Erkek Bir Kadın'ın Yeni Kanalı Fox TV
Geçen sezon Star'da yayınlanan ve seyirci tarafından beğenilen 'Bir Erkek Bir Kadın' dizisi yeni sezonda Fox TV'de yayınlanacak. Önce TurkMax'ta, ardından geçen sezon da star'da yayınlanan 'Bir Erkek Bir Kadın' dizisi yeni sezonda fox tv'de yayınlanacak. Sevilen dizinin başrollerinde Demet Evgar ve emre karayel yer alıyor.2008 yılında '1 Kadın 1 Erkek' adıyla TürkMax'te yayın hayatına başlayan dizi 2012 yılında Star TV'ye transfer olarak 'Bir Erkek Bir Kadın' adını almıştı. 8 Aralık 2013 tarihinde 375. bölümde final yapan komedi dizisi Zeynep ve Ozan arasındaki ilişkiyi ve yaşadıkları hayatı konu alıyor.Milliyet
"Selçuk İnan'ın Fenerbahçe'de Olmasını Çok İsterdim"
Fenerbahçe'nin başarılı oyuncusu Gökhan Gönül, TRT SPOR'da yayınlanan Futbol Ateşi programına önemli açıklamalarda bulundu.Gönül, Galatasaray-Fenerbahçe maçında Galatasaray taraftarları tarafından protesto edilen Selçuk İnan için 'Bizim takımda olmasını çok isterdim' dedi.İNŞALLAH DAHA GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ Geride kalan 2 yılda yaşadığımız sıkıntılardan sonra bu sezon o zorlukların taçlandırılması gerekiyordu. 30 seneye yakın bir zamandır alamadığımız Türkiye Kupasını almıştık artık şampiyon olmamız gerekiyordu. Sezon başında kulüpteki tüm çalışanlar dahil şampiyonluğa inanmıştık. Fikstürümüzde iyi olunca başkanımız sezon öncesi yanımıza gelip şöyle dedi: “2010-2011 sezonun ikinci yarısında 17’de 17 yapmıştınız. Bu fikstürü görünce şimdi de aynı şeyi yapmamanız için hiçbir neden göremiyorum” demişti. Böyle söyledikten sonra bir Konya faciası yaşadık. Ondan sonra takım arasında yeniden bir toplantı yaptık. Başkanımızda geldi “Ben size inanıyorum, hocanızın arkasındayım, sizin arkanızdayım, bu sene şampiyon olmamız lazım” dedi ve orada bir start alındı. Güzel maçlar oldu, son dakika galibiyetleri bizi ekstra motive etti ve sonunda da şampiyonluk geldi. 3 Temmuz sürecinde çok acılar çekmiştik artık hepsini geride bıraktık, inşallah daha güzel günler göreceğiz. SON DAKİKA GALİBİYETLERİNDE ERSUN HOCA'NIN PAYI BÜYÜK Son dakika gollerimize insanlar önce şans dedi ama bu maçların sayısı arttıkça öyle olmadıklarını gördüler. Bu son dakika galibiyetleri takımın her şeyini verdiğinin göstergesiydi. Takımı da zaten hep olumlu yönde etkiledi. Bir sonraki maç mesela skor berabereyken herkes gol arıyordu, yine olabilir inancımız hep vardı. Bu takımın azmini gösteriyordu. Vazgeçmemenin, inanmanın bir zaferiydi. Fenerbahçe’nin fizik olarak çok iyi durumda yorumlarına kesinlikle katılıyorum. Bizde bazı kulüplerde bazı sezonlar zaman zaman 70. Dakikadan sonra düşüş yaşarlar. Biz belki fizik kapasitemizi çok yükseltmedik ama düşmeyi hiç yaşamadık. Bu da şampiyonlukta emeği çok büyük olan Ersun hocamızın başarısıdır diye düşünüyorum. O yüzden son dakika galibiyetlerinde Ersun hocanın da payı büyük. ERSUN HOCA'NIN PROGRAMINA ÇABUK UYUM SAĞLAYAMADIK Aslında Ersun Hocanın çalışma programlarına çabuk uyum sağlayamadık. Aramızdaki toplantılarda Ersun Hoca bize “Ben futbol için, antrenman bilimi için çevrilmesi gereken bir sayfa varsa çevirmişimdir, emin olun. Siz benim dediklerimi yapın sonunda başarı gelecektir” derdi. Hocamızın futbolda bilmediği bir şey yok. Bizim antrenmanlarımızı izleyen biri Ersun Hocanın bize neler kattığını çok rahat görebilir. Ersun hoca gibi futbol konusunda bu kadar başarılı insanları ülkemizde yükseltmemiz gerekiyor. Sonuçta ortadaki başarıda belli. Ben Ersun Hoca ile çalışmaktan çok memnunum. Sezon başında hemen alışamadık çünkü çok ağır antrenmanlar yaptık. İlk 2 hafta neredeyse topa dokunmadık. Fenerbahçe takımının zaten bir yeteneği var. Fiziki olarak yükselmemiz gerekiyordu. Ersun hocada bunu başardı. Ersun hocanın devam etmesiyle ilgili karar verecek insanlar biz değiliz. Başımızda bir yönetim var, başkanımız var. Onların ve hocanın kararı olacak. İnşallah kalır. Fenerbahçe için çok güzel şeyler başardı, şampiyonluğu getirdi. Umarım devam eder. Başkanımız sadece birilerini yükseltmek yada fırça atmak için değil, bende sizin yanınızdayım mesajını vermek için müsait olduğu hemen her zaman Samandıra’ya geldi. Bizi bırakın Türkiye’ye ilk defa gelen yabancı oyuncularımızda Aziz başkan için “O bizim babamız” diyebiliyor. Fenerbahçe’ye hayatlarını adadıklarını gördükleri için Aziz başkanı bu kadar seviyorlar. Tabi ki Can Bartu, Lefter bizim için bir efsane. Onlar zaten her zaman anlatılacak. Ama benim bir oğlum var 2,5 yaşında. İnşallah bir tanesi daha gelecek. Bende onlara Aziz başkanı anlatacağım. Onun ne kadar büyük bir Fenerbahçeli olduğunu, Fenerbahçe adına her şeyini adadığını, her zaman iki lafından birinin Fenerbahçe olduğunu, böyle bir insanın takımında oynamanın gurur verdiğini anlatacağım. Gerçekten çok büyük bir başkan. Sıkıntıları hala devam ediyor inşallah mutlu sonla bitecek bu durum. Geçen sene 10 asist yaptım, 4 gol attım. Bu sene ise sadece 4 asist yaptım. Bunun da en büyük nedeni Caner’in bu seneki performansı. Üzerimdeki yükü büyük ölçüde azalttı. Bu sene durduramıyoruz Caner’i. Değil biz hiçbir takım durduramadı. İnşallah sözleşmesini de yeniler ve bizle beraber olmaya devam eder. DOKTOR BENİ UYUTSUN DAHA İYİ İnsanlar Gökhan neden bu kadar çok sakatlanıyor diye söylüyorlar ama bir ikili mücadelede ayağıma topu uzatmasam, kendimi bu kadar zorlamasam sakatlanmam. Mesela arada kalan bir topa belki profesyonellik gereği ayağını sokmaman lazım ama ben biraz amatör düşünüyorum. Sahanın her yanında elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Benim için en kötü şey kenarda olmak, maçı orada izlemek. Sakat yada cezalıysam doktor beni uyutsun daha iyi. Kenarda izlemeye dayanamıyorum. Benim ağrı eşiğimde biraz yüksek olduğu için başka arkadaşlara oranla ağrılara daha çok dayanıyorum. Sonuçta her şey takım için. EN ÖN PLANA ÇIKAN CANER ERKİN Bu sezon Türkiye liginde ön plana en çok Caner çıktı. Sow, Emenike, Webo ve Kuyt 4’lüsü kimse göz ardı edemez ama Caner en ön plana çıkan isim oldu. BUNLAR TARAFTAR DEĞİL Karabük maçı bizim için bir ders niteliğindeydi. Eskişehir ve Sivas maçlarını kayıpsız geçsek şampiyonluğumuzu belki daha erken ilan edecektik. Ama orada kayıp yaşayınca yeniden bir araya geldik, toparlandık. Trabzon maçı sonrası şampiyonluktan iyice emin olduk. Soyunma odasında herkesin yüzündeki hırsı görünce tamam dedim. Bizi artık kimse yakalayamaz. Rakiplerimizin de o maçtan sonra bizi takip etmeyi bıraktıklarını düşünüyorum. Trabzon maçında yaşananları anlamıyorum. Bir kulübe kızgın olabilirsin. Tepki gösterebilirsin ama sahaya girmeye çalışmak ne demek. İnsen ne yapacaksın. Futbolcuları mı keseceksin, doğrayacak mısın? Ne yapacaksın. Amaç ne? Anlayamıyorum. Volkan’ın elinde gözüken taşı sahaya niye atarsın. Ölmesini mi istiyorsun Volkan’ın. Burada tüm Trabzon taraftarından bahsetmiyorum. Ama bunları yapanları stada sokmayacaksın. Bunlar taraftar değil. Kendi seyircimde aynı şeyi yapsa yorumum aynı olur. 'TÜRKİYE'Yİ TER EDELİM DAHA İYİ' DEDİK Eskişehir ve Sivas kayıplarından sonra Gençlerbirliği maçı öncesi, eğer burada şampiyonluğu verirsek kimseye bakacak yüzümüz olmayacağını, sokağa bile çıkamayacağımızı, Türkiye’yi terk edelim daha iyi dedik. Zaten çıktık Gençlerbirliği’ni mağlup ettik, ardından Trabzon maçı ve artık herkes inandı. Maçların gerginliğinden dem vuruyorsak Beşiktaş maçında da bunun olması lazımdı ama olmadı. Bilic ile yaşadığımız güzel diyalog ortada. Rakip takım futbolcusundan bir terbiyesizlik olmadı, bizden de olmadı. Sonuçta da maç güzel bir şekilde berabere bitti. Ama başka bir takım olsa aynısının olacağını düşünmüyorum. İnsanlar futbolun bir eğlence olduğunu unutmaması lazım. Caner’i Beşiktaş maçında yaptığı centilmenlikten dolayı niye eleştirilim ki. Sahadaki futbolcuların hiçbirinin bilmediği bir kural nedeniyle Caner öyle bir hareket yaptı. Bizde sonra öğrendik karar doğruymuş ama hiçbirimiz bilmiyorduk. Caner doğru davrandı orada. SELÇUK İNAN'IN BİZİM TAKIMDA OLMASINI ÇOK İSTERDİM Önce Akhisar’ın sonrasında Karabük’ün bizi alkışlaması çok güzel. Burada en büyük payı Hamza hocaya vermek lazım. Zaten Türkiye’de herkesin duyduğu bir isim. Kendisine yakışanı yaptı. Bizde böyle bir durumda olsak bizde alkışlarız. Niye yapmayalım. Futbol öyle bir şey ki, kimi zaman sizi vezir kimi zaman sizi rezil eder. Selçuk İnan, Galatasaray’ın bundan önceki 2 şampiyonluğunda bana göre %75 payı olan adam. Bizim maçta ona yapılan protestoyu hak ettiğini hiç düşünmüyorum. Bende ona orada destek olmadım istedim. O da benim gibi duygusal bir insan. Bizim takımda da olmasını çok isterdim. O maçta sadece Selçuk’a destek olmak istedim. CANER'İN PEROFRMANSINA YAKIŞIR BİR GOLDÜ Emre abinin Kasımpaşa’ya attığı gol mükemmeldi. Caner’in Kayserispor’a attığı gol inanılmazdı. Duran bir top değildi. Caner’in sezon performansına yakışır bir goldü. Mehmet Topal’ın Akhisar’a attığı gol çok güzeldi. Belki hepsi aklıma gelmiyor bizim adımıza sezonun en güzel golleri bunlardı. MANCINI DÜRÜST Bİ İNSAN Karabükspor maçında yaptığımız kağıt esprisine bazıları çok fazla alınmışlar. Hala aynı hataları yapmaya devam ediyorlar. Maçtan 2-3 gün önce bize yapılan bir terbiyesizlik vardı. Paylaşılan videoda edilen küfürleri herkes biliyor. Biz en azından böyle bir şey yapmadık. Emre abide Mancini’nin çok iyi bir insan olduğunu daha önce 2 sene çalıştığını. Eğer böyle bir şey yaparsak, insanların ona yorabileceğini, ayıp olabileceğini söyledi. Bizde maçtan sonra gerekli açıklamayı yaparız, onunla alakası olmadığını söyleriz dedik. Mancini de zaten daha önce şampiyonluğu bizim hak ettiğimizi söyleyen, dürüst bir insan. Biz bunu sadece bize yapılan bir terbiyesizliğe cevap vermekti. Küfür etmeden biz espri yapılsa biz kabulleniriz. Mancini ile alakası yoktu bunun. Güzel bir espriydi, insanlarından buna ekran başında güldüklerini düşünüyorum. Küfür, terbiyesizlik olmadığı sürece böyle kaliteli esprilere varım.Maraton
Reklam