onedio
Temple Run 1 Milyar Kez İndirildi
Sonsuz koşu türündeki Temple Run oyunu, yaratıcısı Imangi Studios’un yayınladığı infografiğe göre bugüne kadar 1 milyar kez indirildi.Imangi Studios’un geliştirdiği ve sonsuz koşu türünde bir oyun olan Temple Run, büyük bir başarıya imza attı. 2011 yılının ağustos ayında ilk olarak iOS için indirilmeye sunulan oyunda şeytani maymunlardan kaçan bir kâşif kontrol ediliyor. Daha sonra Android ve Windows Phone platformları için de geliştirilen oyun, açıklanan verilere göre şimdiye kadar dünya çapında 1 milyar kez indirildi. Bu sayının yüzde 60′ını kadınlar, yüzde 40′ını ise erkekler oluşturuyor.Imangi Studios’ın paylaştığı infografiğe göre, Temple Run’da toplamda 50 trilyon metre koşuldu, 32 milyar defa ölündü, 148 trilyon altın toplandı ve 216.018 yıl geçirildi. Oyunu en çok indiren ülkeler arasında ise yüzde 36 ile Çin, yüzde 21 ile ABD, yüzde 4 ile Hindistan, yüzde 4 ile İngiltere ve yüzde 3 ile Almanya yer alıyor.Stuff
'Bir Şey Yapmazsak Bütün Medeniyet Duvara Toslayacak'
Manu Chao, “Heyecan verici olan ise bir yıl geçmiş olmasına rağmen hareketin hâlâ bir arada ve güçlü olması. Buradan bakınca Türkiye’deki sol akımların bu amaç uğruna bir araya gelmiş olmalarına büyük saygı duyuyoruz. Bu her zaman böyle olmaz. Türkiye’de olanların en pozitif yanlarından biri de bu” diye konuştu. Manu Chao, Radikal’den Hakan Dedeoğlu’na konuştu. Hakan Dedeoğlu’nun Manu Chao ile yaptığı söyleşi şöyle: Merhabalar Manu, Barselona’da havalar nasıl? Hava daha iyi olabilirdi. Ama şehirde bir sürü sorun var, buradaki sosyal hava pek iyi sayılmaz. E, burada da pek iyi sayılmaz… İstanbul seyircisi seni, uzun bir aradan sonra bir kez daha canlı izleyebileceği için çok heyecanlı. İstanbul’a daha önce iki kere geldin. Şehirle ilişkin nasıldı? Bir gün gerçekten İstanbul’da yaşamayı umuyorum. Bence son kalan ilginç şehirlerden biri. Tekrar geleceğim için çok mutluyum. Sanırım ilk geldiğim sene 2002’ydi, şehrin her köşe başında içimi heyecan kaplıyordu. Şehir her saniye yeni bir maceraya davetiye çıkarır gibiydi. İnanılmazdı. Yıllardır tekrar gelmenin yollarını arıyordum... İstanbul’da takılmalık zamanın olacak mı? İstanbul turnenin ilk konseri, amacımız birkaç gün önce gelip şehirde biraz takılmak. Çalacağınız EkşiFest; Baba Zula, Hakan Vreskala gibi muhalif yönleriyle de bilinen grupların sahne aldığı, STK’ların stand açacağı, bağımsız ve bizler için önemli olan bir web sitesinin düzenlediği bir festival... Eminim geçen yıllarda da birçok teklif almışsınızdır Türkiye ’den ama bu festivali kabul ederken saydığım sebeplerin etkisi oldu mu? Tabii ki… Türkiye’de iki, üç yıldır büyük bir sosyal tansiyon ve sokağa çıkıp daha ileri bir demokrasi için protesto düzenleyen insanlar var. Onları desteklemek istiyoruz. Onlara en iyi şekilde ulaşmak, seslenmek, birleşmek istiyoruz. Bu sebeple nereye geldiğimizi, çalan isimleri biliyoruz ve hareketi destekliyoruz. Sokak hareketleri demişken... Geçen hafta Gezi’nin yıldönümüydü... Geçen sene bir Gezi mesajı yayımlamıştın. Gezi bizler için olduğu kadar dünyanın geri kalanı için de önemli miydi sence? Uzun bir süre, tüm dünyada insanlar böyle bir hareketi beklemişti... Türkiye’de insanların yaptığı herkes için çok cesurca ve önemliydi. Sadece Türkler için değil, herkes için bir örnekti bu… Heyecan verici olan ise bir yıl geçmiş olmasına rağmen hareketin hâlâ bir arada ve güçlü olması. Buradan bakınca Türkiye’deki sol akımların bu amaç uğruna bir araya gelmiş olmalarına büyük saygı duyuyoruz. Bu her zaman böyle olmaz. Türkiye’de olanların en pozitif yanlarından biri de bu... Gezi’den sonra buradaki en önemli kazanımlardan biri ortaya çıkan mahalle oluşumları, platformları oldu... Bence çözümün, kurtuluşun en önemli parçası bu. Biz de burada böyle yapıyoruz. Tüm mahalleni sosyal bir bahçe olarak görüp onunla ilgilenmen gerek. Mücadeleye mahallende organize olup başlaman gerek. Burada Barselona’da, kendi mahallemizde de öyle yapıyoruz. Ve işe yarıyor, bazı şeyleri değiştirebildiğini görüyorsun. Dünyanın dört bir yanında da farklı sebeplerden gerçekleşen ayaklanmalar var... Olup biteni takip edebiliyor musun? Her şeyi internetten takip etmek kolay gibi gözükse de birebir içlerinde olmak zor. Ama gezegenin her yerinde durum kötüye gidiyor, gezegen resmen köpürmekte. Eminim bir şeyler olacak ve değişim gelecek. İnsanlar kapitalizmin insanlığı hiçbir yere götürmediğini görmeye başladı. Bunun yansımalarını görüyor ve yaşıyoruz. Bütün medeniyet, bir şey yapmazsak duvara toslayacak... Senin bir futbol hayranı olduğunu biliyoruz... Haftaya Dünya Kupası başlıyor ve Brezilya’daki kupa etrafında da protestolar var... Bence dünyadaki tüm sosyal sorunların yanında, tüm bunlar olurken futbolun hiçbir önemi yok. Futbolu elbette seviyorum ama izlemekten çok oynamayı... Mahallemizde sürekli yaptığımız aktivitelerden biri de futbol. Haftada üç kez, çocuklarımızı da alır top oynarız… Futbol oynamak harika, hayatta en sevdiğim şeylerden biri ama hıyar gibi evde oturup televizyondan futbol izlemek… Artık o işi bıraktım, bağımlısı değilim ve bununla da gurur duyuyorum. Artık hangi müzisyenle konuşsanız, röportaj yapsanız size müzik sektörünün ne kadar kötü durumda olduğundan, internetin müziği bitirdiğinden bahsederler, haksız da sayılmazlar... Senin, sektörünün geldiği noktayla ilgili düşüncelerin neler? İyi ya da kötü yönde değiştiğini söylemek için henüz erken. Müzik sektörü değişti evet ama müzik sektörü zaten öyle matah bir şey de sayılmazdı. Bu sebeple bir değişim olacaksa iyi yönde olmasını temenni ederim. Aslına bakarsan çok bir şey de değişmedi. Sadece bütün büyük firmaların isimleri değişti. Birkaç yıl önce isimleri Sony’di, şimdi Google… Üzücü olan şu: Şirketler isimlerini, logolarını değiştirirken müzisyenler hâlâ aynı pozisyonda kalmış durumda. Şimdilerde bir müzisyen için hayat kurmak daha zor, albüm satmak falan bitti… Tüm bunlar da müzisyeni baştaki önemli noktaya geri getirdi, o da canlı çalmak. Bu da değişimin pozitif tarafı bence. Yaşayabilmek ve ailesini doyurabilmek için canlı çalmak zorunda artık gruplar. Sen de pek albüm yayımlayan bir müzisyen değilsin. Son albümün 2007’de çıkmıştı… Benzer bir sebepten mi albüm yayımlamayıp daha çok canlı çalıyorsun? Zamanımı ve kalbimi müziğimi canlı yapmaktan yana kullanmak istiyorum yıllardır… Turne yapmak istiyorum ya da bu akşam ve dün akşam yaptığım gibi gidip mahalle barımızda, mahallelilere çalacağım. Çünkü ben bu mahallenin müzisyeniyim ve beni canlı tutan şey bu… Mahallemde yapmayı en çok sevdiğim şeylerden biri komşularıma çalabilmek, onlarla paylaşabilmek. Bu yüzden bu akşam bir sürü müzisyen bir araya gelip müzik yapacağız. Ruhum ve bedenim bana hep canlı çalmam gerektiğini söylüyor. Kayıt yapmak bambaşka bir spor . Bir stüdyonun içinde birkaç kişisindir, ekranın başında oturursun. Açıkçası albüm yayımlamamamın asıl sebebi bilgisayar ekranından çabuk sıkılıyor olmam. Bir diğer sebep ise ne zaman yeni bir albüm yayımlasan, istesen de istemesen de anında her şeyin merkezinde olmak... Basın konuşmak istiyor, herkes senden bahsediyor… Bunu pek istediğimi sanmıyorum. Yeni şarkılarımızı konserlerde ya da mahalle barımızda çalıyoruz. Bazı gençler kaydedip internete koyuyor ve parça hemen dünyayı dolaşıyor. Sonra başka bir yere konsere gidiyorsun bir bakmışsın insanlar parçayı biliyor bile… Yeni düzen, organik bir şekilde böyle yürüyor. Yıllar oldu, resmi bir kayıt yayımlamadım ama bu düzeni seviyorum ve işime de yarıyor. Dünyanın her yerinde gençler beş dakikada, mahallemde barımda söylediğim bir şarkıya ulaşabiliyor. 2000 kilometre öteye gidiyorum, bir bakıyorum şarkıyı çoktan biliyorlar. Daha iyisi, parçamı gitarlarıyla çalıp söylüyorlar. Sırada neler var? Bu yaz Avrupa’da turne yapacağız... Sonrasında tekrar Hindistan’a gitmek istiyoruz. Delhi’de bedava konser ayarlamaya çalışıyoruz. Ücretsiz bir konser vermek istiyoruz ama sponsorlarla çalışmıyoruz onun için biraz zor. Sonra Arjantin’e gidip bir ressam ile birlikte bir projeye girişeceğiz. Hayatım böyle... Geziyorum, insanlarla tanışıyorum, çalıyorum... Grubumuz La Ventura gerçekten yakın ailem ve dünyayı gezmeyi seviyoruz. Amacım da La Ventura’yı hayatta tutmak ve seyahatlerimizden yeni şeyler öğrenmek. Seni bekleyenlere bir mesajın var mı? İnsanlara sevgilerimi ilet. Daha iyi bir dünya için savaşan tüm insanlara selam olsun... Onlara lütfen hepimiz için çok önemli olduklarını iletir misin? Teşekkür ediyoruz onlara. T24
Bu Hafta 9 Film Vizyonda
Tom Cruise'un oynadığı ''Yarının Sınırında'', yapımcılığını Leonardo DiCaprio'nun üstlendiği ''Kardeşim İçin'' ile Ödüllü psikoterapist Jonathan Asser'ın kaleminden uyarlanan ''Yüksek Risk'' izleyici ile buluşacak.Türkiye sinemalarında bu hafta 1'i yerli 9 film vizyona girecek.  'Yarının Sınırında'Tom Cruise, Emily Blunt, Bill Paxton ile Brendan Gleeson'un oynadığı 'Yarının Sınırında' izleyici ile buluşacak. Senaryosunu Dante Harper'ın kaleme aldığı filmin yönetmen koltuğunda Doug Liman var. Bilim-Kurgu ve aksiyon türündeki film, dünyaya saldıran uzaylılar ile savaşı konu alıyor. 'Kardeşim İçin' Scott Cooper'ın yönettiği ve Christian Bale, Zoe Saldana, Woody Harrelson, Forest Whitaker ve Willem Dafoe'un rol aldığı 'Kardeşim İçin' gerilim severleri sinema salonlarına çekmeyi hedefliyor. Senaryosu Scott Cooper ve Brad Ingelsby'e ait olan filmin yapımcılığını Leonardo DiCaprio üstlendi. ABD ve İngiltere ortak yapımı film, küçük bir kasabada yaşayan iki kardeş Russell ve Rodney'in zorluklarla dolu yaşamını beyazperdeye taşıyor. 'Yeni Başlayanlar İçin Vahşi Batı' Seth MacFarlane'nin yönettiği, kendisiyle beraber Charlize Theron, Neil Patrick Harris, Amanda Seyfried ve Liam Neeson'un rol aldığı 'Yeni Başlayanlar İçin Vahşi Batı' izleyici ile buluşacak. Komedi türündeki ABD yapımı filmin konusu özetle şöyle: 'Ürkek bir çiftçi olan Albert, kasabaya yeni taşınan gizemli kadına aşık olunca silahlı çatışmalardaki ürkek ve beceriksiz hali gider, yerine cesur bir adam gelir. Fakat kadının belalı kocası kasabaya doğru yola çıkmıştır ve çiftten intikam almayı planlıyordur.' 'Suç Şehri' Orlando Bloom, Forest Whitaker, Tanya Van Graan, Adrian Galley, Conrad Kemp'in oynadığı 'Suç Şehri'nin yönetmenliğini Jerome Salle yaptı. Dram ve gerilim türündeki film, Güney Afrika'ya illegal bir maddenin girişiyle beraber oluşan ırkçı bir katliam ile ilgili soruşturmada görevlendirilen polisler Ali Sokhela ve Brian Epkeen'in başından geçenleri anlatıyor. 'Aşkta Yanlış Yoktur' Jeremiah S. Chechik'in yönettiği ve Ryan Kwanten, Sara Canning, Ryan McPartlin ile Kristen Hager'in oynadığı 'Aşkta Yanlış Yoktur' romantik komedi severlerin ilgisini çekmeye aday. Filmde bir düğün gününde geline aşık olan bulaşıkçı Leo'nun giriştiği maceralar izlenebilecek. 'Paris'te Bir Hafta Sonu' Haftanın bir diğer komedi filmi Roger Michell'in yönettiği 'Paris'te Bir Hafta Sonu' adlı yapım. Parçalanan bir evliliği anlatan dokunaklı komedide, Oscar, Bafta, Emmy ve Altın Küre ödülleri sahibi Jim Broadbent ve Olivier ödüllü Lindsay Duncan rol alıyor. Film, kadın-erkek ilişkileri ve evliliğe dair söylediği sözlerle Paris sokaklarında yaramazlık peşinde koşan iki genç ihtiyarın yıl dönümlerindeki çıkmazları anlatıyor. 'Yüksek Risk' Ödüllü psikoterapist Jonathan Asser'in kaleminden beyazperdeye uyarlanan 'Yüksek Risk', 'A Prophet/Yeraltı Peygamberi' filminden sonra çekilen en iyi hapishane filmi olarak nitelendiriliyor. David Mackenzie'nin yönettiği filmde, Rupert Friend, Ben Mendelsohn, Jack O'Connell, Sam Spruell ve David Ajala gibi isimler kamera karşısına geçti. Sarsıcı ve beklenmedik olayların ardı ardına geliştiği ve genç mahkum Eric'in öyküsünün anlatıldığı filmin konusu özetle şöyle: ''Eric genç olmasına rağmen, aşırı şiddete eğiliminden dolayı, yetişkin hükümlülerin kaldığı bir hapishaneye nakledilir. Aynı zamanda babasının da gün doldurduğu bu hapishanede kendini gardiyanlardan koruması, diğer tutuklularla işbirliği yapması ve hatta babasıyla yüzleşmesi gerekecektir.'' 'Oz Efsanesi: Dorothy'nin Dönüşü' Daniel St. Pierre ile Will Finn'in yönettiği ve Dennis Quaid, Zac Efron, Alan Bates ile Kim Dickens'in oynadığı 'Oz Efsanesi: Dorothy'nin Dönüşü' haftanın tek animasyon filmi. Film, Kansas'a dönen ve büyük bir kasırga sonrası kenti darmadağın halde olduğunu gören Dorothy'nin, aniden Oz'a geri gönderilişini anlatıyor. 'Tamaya İfrit' Serkant Yaşar Kutlubay'ın yönettiği ve Su Bilgiç, Derya Aksu, La Milla ile Nicole Kuntzman'ın oynadığı 'Tamaya İfrit' vizyona giriyor. Türk yapımı korku filmi olan 'Tamaya İfrit'in konusu özetle şöyle: '1200 yıl önce etkisiz hale getirilmiş ifrit olan Tamaya, bir kolyenin içine hapsedilmiştir. Bu kolye bir polis baskını sonucu ortaya çıkar ve komiser Buket, kolyeyi ele geçirir. Filmde korku dolu dakikalar, bu andan sonra başlar ve ifrit serbest kalır.'AA
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Başbakan Erdoğan, Dünya Çevre Günü dolayısıyla evvelki gün yaptığıkonuşmada şöyle demiş:  “Hani böyle Gezicilerin havasına girmek suretiyle 12-13 ağaç söküldü, ‘Katliamyapıyorlar’ diye başlattıkları olayda, yaptıkları çevre katliamını kimsenin unutması mümkün değil. Taksim’de Dolmabahçe’de yaptıkları ağaç katliamı, hepsi ortada. Dozerle nasıl tahrip ettikleri ortadadır.” Haberi okurken düşündüm, “Acaba bir dozerin önünde durarak ağaç katliamına karşı çıkan Sırrı Süreyya Önder, ağaçlar sökülmesin diye nöbet tutarken çadırları sabaha karşı ateşe verilen, polis tarafından gaza ve ilaçlı suya boğulan gençler ve çevreciler, olayları televizyondan canlı izleyen insanlar, bu konuşmayı duyduklarında ne hissetmişlerdir?”
Akdoğan: 'Öcalan Süreci Daha Doğru Okuyor'
Başbakan Başdanışmanı Akdoğan, PKK liderinin çözüm sürecini diğer Kürt aktörlerden daha iyi değerlendirdiğini savundu, BDP Eşbaşkanı Demirtaş için 'Süreci sabote etmek için çırpınan adam görüntüsü veriyor' dedi. Başbakan Başdanışmanı Yalçın Akdoğan Kürt sorununun çözümü için yürütülen süreci PKK lideri Abdullah Öcalan'ın, Kürt siyasi hareketinin diğer temsilcilerinden daha doğru okuduğunu söyledi. Akdoğan, Öcalan için 'Olayları okuma kabiliyeti ve tecrübesi vardır.' dedi. Milliyet gazetesinden Serpil Çevikcan'a konuşan Akdoğan, (Öcalan'ı kast ederek) 'İmralı ile diyalog sağlıklı gidiyor mu?' sorusuna şu yanıtı verdi: 'Ben Öcalan’ın süreci diğerlerinden daha doğru okuduğunu düşünüyorum. Belki televizyon imkânı, birçok tartışma programı izlemesi rol oynamıştır. Suriye’de vesaire birçok ülkede farklı aşamalardan geçti. Onlarca yıldır bu işlerin içinde olduğu için farklı bir bakış açısı da vardır. Olayları okuma kabiliyeti ve tecrübesi vardır. Dikkat ederseniz onun verdiği mesajlar diğerlerinin verdiği mesajlara göre sürecin geleceğini daha çok düşünen bir hassasiyeti yansıtıyor.' 'Süreci sabote etmek için çırpınan adam görüntüsü' Akdoğan Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ı ise, Öcalan'ın aksine, 'çok tahrik edici açıklamalar' yapmakla suçladı. Akdoğan, 'Demirtaş başkan olduğunda bu bir şans olabilir diye bir köşe yazısı yazmıştım. Ama zaman içerisinde bunu boşa çıkardı. Biz tabii gençliğine verdik. Zamanla olgunlaşır dedik ama daha 40 fırın ekmek yemesi gerektiği anlaşılıyor. Sözü sürekli tahrik edici olursa o zaman anlamsızlaşmaya başlar. Ve üstleneceği misyon da zayıflar. Sözün ağırlığı ortadan kalkarsa ciddiye alınmamaya başlar. Diyarbakır’da yerel siyaset yapan, ülke gerçeklerini gözardı eden bir kişi gibi konuşursanız kuşatıcı bir genel başkan gibi davranamazsınız. Şu an süreci sabote etmek için çırpınan, sağa sola saldıran bir adam görüntüsü veriyor.' dedi. Öcalan ile siyasi görüşmeler Gazete, Akdoğan'a 'İmralı heyetinde Sırrı Süreyya Önder’ın ‘siyasi heyetlerle görüşmeler yürütülüyor’ sözü çok tartışma yarattı.' şeklinde bir hatırlatma yaptı. Akdoğan bununla ilgili de şunları söyledi: 'Beşir Bey (Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay), İçişleri Bakanı (Efkan Âlâ) ve Adalet Bakanı (Bekir Bozdağ) ile zaten görüşüyorlar. Bizim de sürekli görüşmelerimiz olmuştur. Diyalog kanalları açık. Herkes herkesle görüşüyor. HDP’lileri öcü gibi görmenin bir anlamı yok. Ancak bu ağırlığı taşımaları lazım. Tahrik edici açıklamalar yıkıcı etki yapıyor.' Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hafta içinde Al Jazeera'nin bu yöndeki sorusuna 'Ham hayal bir şey. Böyle bir görüşme söz konusu değil. Böyle yaklaşmaları halinde kendi kapılarını da kapatırlar, açıkça söyleyeyim. (İmralı'ya) Bizim müsaade ettiğimiz HDP mensupları ve istihbarat teşkilatımız gitmektedir. Zaman zaman uluslararası veya sağlık noktasında gitmesi gerekenleri gönderdiğimiz olaylar olmuştur. Asla bunun dışında siyasi bir heyetin, ekibin oraya gitmesi veya basın mensuplarının oraya gitmesi böyle bir şeye müsaade etmiş değiliz, böyle bir şey yok, olamaz. İleride olur mu? Bunlar şartların olgunlaştıracağı şeylerdir' diye yanıt vermişti. 'Af beklentisi oluşturmak yanlış' Yalçın Akdoğan Öcalan'ın Kandil üzerindeki etkisinde problem yaşanıp yaşanmadığıyla ilgili soruyu, 'HDP’nin rolünü önemsiyoruz ama HDP’lilerin çok tahrik edici mesajlar verdiklerini görüyoruz. Bu HDP’yi anlamsızlaştırır, Öcalan’ı da boşa düşürür. Bunun sorumluluğunu müdrik olarak hareket etmeleri gerekiyor. Başbakanımıza, hükümete dönük hakaretvari açıklamalar var. Öcalan’ın kendi geleceği ile ilgili gündeme getirdiği bir konu var mı? Ama siz şehir merkezlerinde ‘Öcalan’a özgürlük’ diye standlar açıp eylemler yapıyorsunuz.' diyerek yanıtladı. Sürecin hukuki altyapısıyla ilgili çalışmaların da medya önünde konuşulamayacağını söyledi. Akdoğan, 'Mevcut yasa kapsamında zaten her hafta birileri gelip teslim oluyor. Ama yasanın kapsamı ne olmalıdır, biraz daha genişletilebilir mi o da tartışılan bir konu. ‘Şu olacak’ demek ya da böyle bir af beklentisi oluşturmak doğru şeyler değil. Çünkü hem toplumsal tepkiye sebep oluyor hem de insanlara gereksiz bir umut aşılamak anlamına gelir.' dedi. Cumhurbaşkanlığı seçimi Ağustos ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili de konuşan Akdoğan, Başbakan Erdoğan ile ilgili 'padişahlık' yorumlarını 'afakî' olarak değerlendirdi ve doğru olmadığını savundu: 'Liderlik özelliklerine sahip genel başkanlar dönemi, Tayyip Erdoğan’a kadar neredeyse kapanmıştı. Atatürk, İnönü, Menderes dönemi var, daha sonra Özal, Erbakan, Türkeş, Demirel. Ondan sonra güçlü liderler ortaya çıkmadı. Bu yüzden de Tayyip Erdoğan Türkiye’nin geleceğinde en önemli lider olmaya devam edecektir. Ama burada halkın seçtiği cumhurbaşkanı, padişah olacak gibi yorumlar yapmak da, tedirginlikler üretmek de doğru değil. Her şeye o karar verecek, her şeyi o idare edecek gibi afakî değerlendirmeler yaparak, tedirginlik üretmeyi ben doğru bulmuyorum.' '...Ama halkın seçtiği cumhurbaşkanı, elbette farklı bir misyon üstlenebilir. Tedirginlik pompalamak doğru değil. ‘Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olsun hiçbir şeye karışmasın’ demek de son derece yanlış olur.' 'Cumhurbaşkanı ve Başbakan uyumlu olmalı' Akdoğan 'Başbakan'ın Köşk'e çıkması, (Cumhurbaşkanı) Abdullah Gül'ün başbakanlığı devralmasının sigortası olabilir mi?' şeklindeki soruya da şu yanıtı verdi: 'Tayyip Erdoğan ile uyumlu olmak da burada her zaman en önemli noktadır. Cumhurbaşkanı-başbakan uyumu küçümsenmemesi gereken bir durum. Cumhurbaşkanımız belki de tarihin en başarılı cumhurbaşkanlıklarından birini ortaya koydu. ‘Köşk’e gider, hiçbir şeye karışmaz’ ya da ‘karışmasın’ türü bir yaklaşım gayritabii olur ve doğru bir yaklaşım da olmaz. Sayın Başbakanımız devlet terbiyesine sahip biri olarak her makamın gerektirdiği teamülleri dikkate almıştır. Halkın seçeceği cumhurbaşkanı kavramının ne tür teamüller oluşturulacağı da önemli bir konudur. Ama her kim olursa olsun Ak Parti’de başbakanlık yapacak isim güçlü bir siyasi aktör olacaktır ve uyumlu çalışacak birisi olmalıdır.' Başbakan kim olur? Akdoğan Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olması durumunda başbakanın kim olacağı yönündeki yorumları da değerlendirdi. Genel seçime kadar Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın başbakan olabileceği yönündeki haberler için 'Herkes bir şey konuşur ama partinin yetkili kurulları karar verir. İsim düzeyindeki spekülasyonlar kişileri yıpratır.' ifadesini kullandı. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun başbakanlığa, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın da dışişleri bakanlığına getirilebileceği yönündeki haberler için de, ''Üçüncü dönem sıkıntısı olan biri olmazsa kim olabilir' diye bakıldığında Davutoğlu ismi elbette gündeme geliyor. Bütün milletvekilleri gündeme gelebilir tabii. Her arkadaşımız kıymetlidir.' dedi. Kaynak: Milliyet
Reklam
Dersim 38 Katliamı'na Ait Toplu Mezar Bulundu
1938 yılında Hozat’ın Bargini Köyün’de yakılarak katledilen 24 insana ait toplu mezar bulundu.  Katliamına ait toplu mezarlar gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Hozat’ bağlı Bargini köyünde Dersim 38 Katliamında katledilen 24 kişiye ait toplu mezar bulundu. 24 kişinin yakılarak katledildiği toplu mezarın olduğu noktada taşların altından insan kemikleri çıkıyor. Hozat’a bağlı Bargini Köyü, Dersim Alevi Ocaklarından biri olan Ağuçan (Ağuiçien) Ocağı‘nın merkezi. Ağuçan pirinin türbesi 800′yıldan fazladır bu köyde. Bargini’nin yeni adı ise Karabakır. Bargini Köyü, Hozat merkeze 18 km. uzakta. Bargini köyünün diğer bir özelliği ise Dersim 38 Soykırımı’nda katliamların yapıldığı 100 noktadan biri olması. Dersim 1938 Katliamı’nda Bargini’de yaşayan Ağuçan Ocağı’nın mensupları da katliama maruz kalırlar. Tarih 14 Ağustos 1938‘i gösterdiğinde Hozat’ın Bargini Köyünü askerler basar. Bu köyde yaşayan Ağuçan Ocağı mensubu 24 kişinin ellerini kollarını bağlayıp köye 3 km. uzaktaki Saqa Sure denilen mevkiiye getirirler. Askerler, en küçüğü 2 aylık en büyüğü 53 yaşında olan aralarında kadın ve çocuklarında olduğu 24 kişiyi Saqa Sure mevkiinde bulunan bir ahırın içine soktuktan sonra ahırı ateşe verirler. 24 insan diri diri yakılarak katledilir. Gökyüzüne duman ve yanık et kokusu yükselir. 24 kişinin yakılarak katledildiği bu alana bir daha kimse gitmez. Eskiden köylülerin yayla olarak kullandığı Saqa Sure 38′den beri harabe olarak kalır. Hüseyin Baran 39 yaşında. Bargin’i köyünde yaşıyor. Saqa Sure’de katledilen 24 kişinin arasında dedesi, nenesi, amcaları ve amcalarının çocukları var. 24 insanın nasıl yakılarak katledildiğini babası ona anlatmış. Hüseyin Baran, geçtiğimiz hafta Saqa Sure’de bulunan katliam yerinin etrafına duvarla örmek istemiş. Duvar için harabeden çıkardığı taşların altından katledilen 24 insanın kemikleriyle karşılaştığını anlatıyor. “Ben yeri deştikçe kemikler fışkırdı. Sadece insan kemikleri değil yanan ahırın külleri hala duruyor.” diyor. Bize toplu katliamın yapıldığı noktaya götürüyor. Manzara karşısında kanımız donuyor;  yakılarak katledilen insanların kemikleri gördüğümüzde. Hüseyin Baran, kemikleri bulduğu yeri elleriyle eşiyor taşları kaldırıyor. Kemikleri bize gösteriyor. Kemikleri güzelce beyaz bir beze sarmış zarar görmesinler diye. Kemiklerin fotoğraflarını çekiyoruz. Hüseyin Baran, gözyaşları içinde o kemikleri tekrar beze sarıp çıkardığı yere gömüyor üstünü toprakla kapatıyor. Toplu mezardan kemikleri çıkan insanlar Hüseyin Baran’ın akrabaları. ANIT MEZAR YAPMAK İSTİYORUZ Toplu katliamın yapıldığı yer oldukça büyük bir alan. Hüseyin Baran sadece 1 metrelik bir alanı kazımış diğer alan taşlar ve toprakla örtülü. Hüseyin Bara, İstanbul’da bulunan köy derneğinin konuyla ilgili çalışma yaptığını aktarıyor bize. “Burada anıt mezar yapmak istiyoruz” diyor. Konuyla ilgili Tunceli Barosu avukatlarından Cihan Söylemez‘den sürece ilişkin hukuki destek aldıklarını aktaran Baran, “diri diri yakılarak katledilen atalarımızın anılarını yaşatmak istiyoruz” diye ekliyor. 14 Ağustos 1938 tarihinde 24 insanın askerler tarafından yakılarak öldürüldüğü Saqa Sure mevkiinde çıkan insan kemikleri… YAKILARAK KATLEDİLEN 24 KİŞİNİN İSİMLERİ Saqa Sure mevkiinde yakılarak katledilen 24 kişi iki aile mensubu. 12 kişi Baran ailesinden, 12 kişi Canan ailesinden. Yakılarak katledilen 24 Ağuçan mensubunun en küçüğü 2 yaşında, en büyüğü ise 53 yaşında. Aralarında kadınlar ve çocuklarda var. Askerlerin yakarak katlettiği 24 kişinin isimleri şöyle: CANAN AİLESİ  1- Xece (Hasanın annesi, Turabi’nın halası)2- Hasan – 18943- Gülsüm -1984 (Hasan’ın eşi)4- Dertli – 1913 (Hasanin büyük oğlu)5- Hidir – 1928 (Hasan’ın oğlu)6- Ahmet -1930 (Hasan’ın oğlu)7- Ismihan-1937 (Hasan’ın kızı)8- Gare -1923 (Hasan’ın kızı)9- Besime 1931 (Hasan’ın kızı)10- Sultan 1934 (Hasan’ın kızı)11- Zeynep …(Dertlinin hanimi,nüfus kaydı yok, Xeliki Muco’nun halası)12- Feremuz..(Dertlinin oğlu, 2 yaşında, Nüfusta kaydı yok) Dersimnews.com /ÖZEL HABER - Dersim 38
Beyazıt Öztürk'ten Cornetto Reklamı
Beyaz konuklarına sürprizler yapmaya devam ediyor. Bu haftaki konusu Yalın'ın oynadığı Cornetto reklamı. Beyaz Yalın için Cornetto reklamını kendisine göre tekrar düzenledi. İzliyoruz.
Reklam
Erkek Milletinin Bir Kız Uğruna Yiyebileceği 18 Halt
Bir kadın uğruna dünya tarihinin değiştiği çok olmuştur; Truva savaşı olsun, Kanuni ile Hürrem'in mevzusu olsun bir kadın uğruna erkek milletinin neler yapabileceği açık seçik ortadadır. 'Ben yapmam' diyen erkeklerin, aşağıda sayacağımız maddelerden en az birini hayatı boyunca bir kadın uğruna yapmadığını ıspatıyla birlikte, bir adet ikametgah getirmeleri halinde 'Has Erkek' diploması ile ödüllendirileceği listemizi huzurlarınıza sunarız
Reklam
Ünlü Şarkıcı Serdar Ortaç Muradına Erdi
Serdar Ortaç uzun süredir birlikte olduğu İrlandalı model Chloe Loughnan ile muhteşem bir düğün ile evlendi. Mayıs 2012'den bu yana kendinden 21 yaş küçük İrlandalı model Chloe Loughnan ile aşk yaşayan Serdar Ortaç sonunda evlendi. Suada'da gerçekleşen düğün öncesi damatlığını giyip poz veren Ortaç'ın fotoğrafı medyaya sızdı.Serdar Ortaç, damatlığını ünlü smokin ve frak terzisi Levon Kordonciyan'a yaptırmıştı. Serdar Ortaç'ın damatlık için sevgilisi Chloe Loughnan'ın sevdiği renk ve modeli tercihi ettiği öğrenilmişti. CHOLE'UN GELİNLİK İLE İLK KARESİ Gelinliğini düğün tarihine kadar sır gibi saklayan Chole Loughnan da gelinlik ile ilk pozunu verdi.sabah
F35 Savaş Uçaklarının Motor Parçaları Artık Türkiye'de Üretilecek
Kale Grubu şirketlerinden Kale Havacılık ile ABD'li Pratt & Whitney ortaklığıyla İzmir'de kurulan F35 uçak motoru fabrikası bugün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün katılımıyla hizmete açıldı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün açılışını yaptığı fabrika, dünyanın en gelişmiş savaş uçağı olan F35'lerin kritik motor parçalarını üretecek. Dünyanın en büyük uçak motoru üreticilerinden Amerikalı Pratt & Whitney ile yüzde 51-49 ortaklıkla, temeli üç yıl önce yine Gül tarafından atılan fabrikanın, yaklaşık 75 milyon dolara mal olan 1. etap yatırımı tamamlandı. Ege Serbest Bölgesi'nde 2. ve 3. etap yatırımlarla büyüyecek olan Kale Pratt&Whitney Fabrikası'nda 700-750 kişinin istihdam edilmesi bekleniyor. Yatırımın devreye girmesiyle İzmir ve başka ülkelerde üretilen F35 parçaları, ABD'de montajla motor haline gelecek.teknolojioku
Reklam
Doçent Cinayetinin Sanığı Profesör Tutuklandı
Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Celalettin Özdemir'i, bıçaklayarak öldürdüğü iddia edilen Prof. Dr. Ahmet G. tutuklandı. Savcılıkça ifadelerine başvurulan Ahmet G. (53) ile Asuman S. (28) tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye çıkarıldı. Şüphelilerden Ahmet G. tutuklandı, Asuman S. ise adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı. Boğazında ve vücudunda bıçak izlerine rastlanılan Doç. Dr. Celalettin Özdemir'in cesedi, Alaaddin Keykubat Yerleşkesi'nde Mühendislik Fakültesi dekanlık binasındaki odasında dün bulunmuş, olayla ilgili aynı üniversiteden Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet G. gözaltına alınmıştı. Ahmet G'nin, Özdemir'i fakültede şirket elemanı olarak çalışan bir kadın ile ilişkisini öğrendiği için öldürdüğü ileri sürülmüştü. AA
Apple iPhone 4 Kullananlara Kötü Haberi Verdi
Geçtiğimiz WWDC 14 Konferansında iOS 8 işletim sistemini tanıtan Apple bugün iPhone 4 sahiplerine kötü haberi resmi ağızdan verdi. Gelen bilgilere göre Apple’nin yayınladığı bir güncelleme listesine göre iPhone 4 iOS 8 işletim sistemine güncellenemeyecek ve bu nedenden dolayıda hiçbir zaman iOS 8 güncellemesini alamayacak. Zaten kullanıcılar iOS 7′nin Apple iPhone 4 için son güncelleme olduğunu biliyorlardı, ancak bir umut belki güncelleme bizim içinde yayınlanır diyen kullanıcılar bugün bu resmi haber ile beraber yıkılmış oldu. Apple zaten yayınladığı konferansta bunun bilgisini kullanıcılara vermişti ancak karar bugün kesin olarak açıklandı ve son buldu. iOS 8 güncellemesini alacak i cihazlar şöyle, iPhone 4s, 5, 5c, 5s, iPad 2 ve üzeri. veteknoloji
Reklam
"T.C. İbaresi Müşteri Unutmasın Diye Kaldırıldı"
Ziraat Bankası'nın markasından T.C. ibaresinin kaldırılmasıyla ilgili CHP'li Umut Oran '150 yıldır kimse Ziraat’i unutmadı, T.C.'yi kaldırmaya bu kadar komik bahane ancak üretilebilirdi' dediZiraat Bankasının geçen yıldan bu yana şube tabelalarından T.C: ibaresini kaldırmasının gerekçesini öğrenmek için önerge veren CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran ’a Başbakan Yardımcısı Ali Babacan tarafından yanıt verildi. Babacan, T.C. ibaresinin Ziraat Bankası’ndan tamamen kaldırılmadığını, yazışmalarda kullanıldığını ancak, “ticari işletme isminin müşteri belleğinde uzun süre kalması ve unutulmaması için uzun olan ticari unvanlarını amblem ve logolarında kısaltarak kullanıldığını” belirtti. Umut Oran ise bu yanıta '150 yıldır kimse Ziraat’i unutmadı, T.C.’yi kaldırmaya bu kadar komik bahane ancak üretilebilirdi' cevabını verdi. CHP’li Umut Oran ilk olarak Mart 2013’te Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’a neden Ziraat tabelalarından T.C. ibaresinin kaldırıldığını açıklanmasını istedi. Ziraat Bankası yöneticilerinin bilgi notuyla bu ilk önergeyi Eylül 2013’te yanıtlayan Babacan, tüm resmi işlemlerin T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ismiyle gerçekleştirilmeye devam edildiğini bildirdi. 8 Ekim 2013’te yeniden önerge veren Umut Oran, Babacan’a bu kez, “Sizin bu yanıtınıza rağmen Ziraat Bankası şubelerindeki tabelalardan neden T.C. ibareleri çıkartılıyor? Size yanıltıcı bilgi verenler mi var?” diye sordu. İkinci önergeyi Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın ve Genel Müdür Yardımcısı Cem İnal’ın notuyla yanıtlayan Ali Babacan yanıtında şöyle dedi: “Bilindiği üzere ticari işletmeler, isimlerinin müşteri/kamuoyu belleğinde uzun süre kalması ve unutulmaması için uzun olan ticari unvanlarının amblem ve logolarında aynı şekilde kullanmak yerine kısaltarak kullanmaktadırlar. Sektörde de bunun birçok örneği bulunmaktadır. T.C. Ziraat Bankası A.Ş., ticari işletmeler gibi her türlü reklam ve tanıtım amaçlı yaptığı çalışmalarında ticari unvanını değil, marka ismini kullanmaktadır. Ayrıca, Ziraat Bankası logosu içerisinde yer alan amblem üzerinde T.C. ibaresi yer almaktadır. Bankamız, her türlü ticari, hukuki ve resmi işlemlerde T.C. Ziraat Bankası A.Ş. unvanını kullanmaya devam etmektedir.” Ziraat yöneticilerinin bu yanıtına tepki gösteren Umut Oran ise, “Türkiye’nin en eski 2. bankası olan Ziraat Bankası’nı bir marka olarak her vatandaşımız bilir, unutulacak diye merak etmesinler. T.C. ibaresini çıkartmak için böylesine bir gerekçe ileri sürülmesi çok komik. 150 yıldır kimse Ziraat’i unutmadı, T.C.’yi kaldırmak için böylesi yollara başvurulmasını 76 milyona havale ediyorum” dedi.t24.com.tr
Çocuğa Tuvalet Eğitimi Nasıl Verilir?
Anne babalar için çocuğa verilecek tuvalet eğitimi, çok zahmetli bir sürece dönüşebiliyor. Oysa mesane ve bağırsak kontrolünü sağlamak bir çocuk için yürümeyi öğrenmek gibi doğal bir süreç. Burada anne babaya düşen görev, bu süreci olabildiğince kolay ve rahatlatıcı kılmak. Bağırsak kontrolü genellikle mesane kontrolünden daha önce kazanılır. Gece dönemi mesane kontrolü en son aşamadır. Çocuğunuz hem psikolojik hem de zihinsel olarak hazır olana kadar tuvalet eğitimine başlamamanız gerekiyor. Bu nedenle uzmanlar 18′inci aya gelmeden önce bu eğitime başlanmasını tavsiye etmiyor. Ne kadar erken başlarsanız o kadar uzun sürer çünkü. Çocuğa vereceğiniz tuvalet eğitimi kolaylaştırmak işinize yarar ipuçları: Çocuğunuzu lazımlık fikrine yavaş yavaş alıştırın. Çocuğunuzu lazımlık kullanma konusunda teşvik edin ama bu konuda baskı uygulamamaya özen gösterin. Günün uygun olduğunu düşündüğünüz belli başlı saatlerinde çocuğunuzu lazımlığa oturtun. Lazımlık kullanımında başarı sağlayan bir çocuk, çocuklar için üretilmiş klozet kapağı yardımıyla tuvaleti kullanmaya hazır demektir.
Reklam