onedio
Reklam
Ölüdeniz Yıllık Getirisinin Dörtte Birine İhale Edilmiş...
Dünyaca ünlü turizm tesislerinin özel şirkete devriyle ilgili dikkat çekici ayrıntılar ortaya çıktı. Her yıl yaklaşık 8 milyon lira gelir getiren Ölüdeniz ve Belcekız plajlarının, yıllık 2 milyon 690 bin liraya ihale edildiği belirlendi. Sivil toplum kuruluşları imza kampanyaları başlattı. Zaman'dan Kayber Avcı'nın haberine göre, yılda yaklaşık 8 milyon lira gelir getiren dünyaca ünlü Ölüdeniz ve Belcekız plajları, yıllık 2 milyon 690 bin liraya özel bir şirkete verildi.  Bu iki plaj ve Fethiye Saklıkent Kanyonu, daha önce valilik bünyesindeki Muğla El Sanatları (MELSA) şirketi tarafından işletiliyordu. Yerel yönetimlerle ilgili yeni düzenlemeyle birlikte işletmelerin Muğla Büyükşehir Belediyesi'ne geçmesini önlemek için yerel seçimlerden 9 gün önce protokol feshedildi. Protokole göre MELSA, 2021 yılına kadar buraları işletme hakkına sahipti. İki plajın işletme hakkına sahip olmak için adeta operasyon yapıldı.  İddiaya göre seçimlerden önce valilik bünyesindeki Muğla'ya Hizmet Vakfı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na bağlı Türkiye Çevre Koruma Vakfı, yüzde 50 ortaklıkla MUÇEV şirketini kurdu. Ardından Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, 28 Mayıs 2014'te imzalanan protokolle buraların kullanım hakkını MUÇEV'e devretti. Yetki devrinden sonra Ölüdeniz ve Belcekız plajlarının ihalesi yapıldı. İhaleyi, yıllık 2 milyon 690 bin lira bedelle 3 yıllığına Aydeniz ve Güneş Yemek ortak girişimi kazandı. Aydeniz şirketinin Bursa, Güneş şirketinin ise Ankara merkezli olduğu öğrenildi. 26 Haziran 2014 günü de Gemiler Koyu ve Akbük kıyı kesimi günübirlik alanlarının ihalesi yapıldı. Bu ihaleyi alan firmalar açıklanmadı. Sahillerin özel şirketlere devredilmesine tepkiler dinmiyor. Marmaris Turizm ve Çevre Gönüllüleri Derneği Başkanı Filiz Ersan, hükümetin yaptığının fırsatçılık olduğunu öne sürdü: “Büyükşehir olmak, il ve ilçelerin mallarını gasp etmek değildir. Yapılanlar, Anayasa'ya da Avrupa Çevre Hakları'na da aykırı. İmza kampanyaları başlattık. Yargı yoluna da gidilecek.” diye konuştu.  KAYBER AVCI | Zaman
Reklam
Apple'ın Rakibi Xiaomi'nin Akıllı Telefon Satışları Patladı
Apple'ın Çin'deki en büyük rakiplerinden birisi olan Pekin merkezli Xiaomi yaptığı açıklamada bu yılın ilk altı ayında 26,11 milyon adet akıllı telefon sattığını duyurdu. Böylece şirketin akıllı telefon satışları bir önceki yıla kıyasla yüzde 271 artış kaydetmiş oldu. Şirketin kurucusu ve CEO'su Lei Jun Çin'in mikroblog sayfası Sina Weibo 'daki hesabı üzerinden yaptığı açıklamada şirketin satış gelirlerinin geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 149 artışla 33 milyar yuan civarına (5,3 milyar dolar) yükseldiğini belirtti. Lei başka bir Weibo iletisinde tüm 2013 yılı boyunca Xiaomi'nin 18,7 milyon telefon sattığını ve 31,6 milyar yuan gelir elde ettiğini kaydetti. Araştırma şirketi Counterpoint'in bu yılın başında yayınladığı verilere göre Xiaomi; Apple, Coolpad Group ve Huawei'yi geride bırakarak 2014'un ilk yarısında Çin'in en büyük üçüncü akıllı telefon markası oldu. Şirketin Çin'deki pazar payı yüzde 11 seviyesinde. Apple ise yüzde 10'luk pazar payı ile beşinci sırada yer alıyor. Listenin başında Samsung Electronics yer alırken ikinci sırada Lenovo Group bulunuyor. WSJ
Reklam
7 Madde ile 'İvedi Yargılama Usulü' Ne Getiriyor?
28 Haziran 2014 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı “Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile özellikle kent ve çevre davaları için yeni bir sürecin başladığını söylemek mümkün. Bu Kanun’un 18. maddesinde yapılan düzenlemeyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20. maddesinden sonra gelmek üzere 20/A maddesiyle “İvedi Yargılama Usulü” şeklinde istisna bir usul düzenlemesi getirildi.  İhaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemleri, acele kamulaştırma işlemleri, Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları, Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca yapılan satış, tahsis ve kiralama işlemleri, Çevre Kanunu uyarınca idari yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlar, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca alınan Bakanlar Kurulu kararları ivedi yargılama usulüne tabi tutuldu. Çevresel etki değerlendirme sürecine tabi projelerden ÇED olumlu veya ÇED gerekli değildir kararları kamuoyunda sıkça gündeme gelen pek çok kent ve çevre davasına beşiklik eden idari işlemler. Bu işlemler arasında önümüzdeki günler için hemen dikkat kesilecek pek çok çimento, inşaat, enerji projesi bulunuyor. Özellikle Akkuyu nükleer santral projesi ve Bartın’da yapılması düşünülen termik santraliyle ilgili ÇED süreçleri devam ediyor. Bu projelerle ilgili ÇED olumlu kararı verilirse, karar hakkında açılacak davalar “ivedi yargılama usulüne” tabi olacak. İvedi yargılama usulüne tabi tutulan bir diğer önemli Kanun da 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun. Bu kanun uyarınca Bakanlar Kurulu’nun  “riskli alan” ilanına yönelik kararları da “ivedi yargılama usulüne” tabi olacak. Ancak, 6306 Sayılı Kanun uyarınca ilan edilen “rezerv yapı alanı” ve “riskli yapı” kararları Bakanlar Kurulu kararıyla alınmadığı için ivedi yargılama usulü geçerli olmayacak.  Avukat Fevzi Özlüer Evrensel gazetesine yazdı: 'İvedi yargılama usulü' ne getiriyor?  DAVA AÇMA SÜRESİ KISALTILIYOR İvedi yargılama usulünde gelen en önemli yenilik, kent ve çevre davalarının dava açma, davaya cevap, temyiz ve yargılama sürecindeki sürelerin kısaltılmasıyla ilgili getirilen kurallar. İvedi yargılama usulüne tabi kararlara karşı dava açma süresi, otuz gün olarak öngörülmüş. İdari davaya konu işlemlerde genel dava açma süresi atmış gün iken, ivedi yargılamaya tabi işlemlerde süre otuz güne düşürülmüş. ÜST MAKAMA BAŞVURU YOLU KAPATILIYOR İvedi yargılama usulüne tabi işlemlerle ilgili yurttaşlar dava açmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasını üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde isteyemeyecek. Bu anlamda ivedi yargılama usulüne tabi işlemler için 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11. maddesi uygulanamayacağı düzenlenmiş. Bu düzenlemeyle, yurttaşların idarenin aldığı kararlar konusunda usule veya esasa yönelik açıkça bir hukuka aykırılık tespit etmiş olsalar bile bu konuda idarenin hatasından dönmesine yönelik başvuru yapmasının önü kapatılıyor. Bu açık hukuka aykırılık, telafisi güç veya imkânsız zararlara yol açabilecek olsa da yurttaşların bu işlemlerin kaldırılmasını, geri alınmasını, değiştirilmesini veya yeni bir işlem tesis etmesini isteyemeyecek. Koordinat hatası yapılarak acele kamulaştırma konusu yapılması düşünülmeyen bir alan yanlışlıkla acele kamulaştırma konusu yapılsa dahi yurttaşlar bu yanlışlığın giderilmesi için idarelerden bir işlem tesis etmesi sonucunu doğuracak başvurularda bulunamayacak. Açıkça yaşam hakkı, mülkiyet hakkı, çevre hakkı ihlali sonucunu doğuracak bile olsa dava açılması gerekecek. ADİL YARGILANMA HAKKINI İHLAL EDİYOR Düzenlemenin olumlu sonuç doğurup doğurmayacağını uygulama gösterecek ancak kent ve çevre konulu davalarda idare mahkemelerinin ve Danıştay’ın iş yükü gözetildiğinde bu sürelerin nasıl işleyeceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz. Mahkemeler önlerine gelen dosyayla ilgili yedi gün içinde ilk incelemeyi yapacak ve dava dilekçesi ile eklerini karşı tarafa tebliğe çıkartacak. Dava dilekçesini ve eklerini alan taraf, dava dilekçesini aldığı tarihten itibaren on beş gün içinde yanıt vermek zorunda. Bu süre, ivedi yargılamaya tabi işlemler dışında otuz gün olarak devam edecek. Ancak bu süre bir defaya mahsus olmak üzere on beş gün uzatılabilecek. Davalı cevap verdikten sonra dosya karar aşamasına gelmiş olacağı da ayrıca düzenlenmiş. Oysaki, davalının savunması ardından dava açanların cevap vermesi ve bu cevaba karşı davalının da yeni bir savunma yazması genel kuralı ivedi yargılama usulünden kaldırılmış durumda. O halde ivedi yargılama usulünde adil yargılanma hakkı da sınırlandırılmış. YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARLARINA İTİRAZ YOLU KAPATILIYOR İdarenin işlemleri nedeniyle telafisi güç ve imkânsız zararların doğmamasına yönelik “yürütmenin durdurulması” müessesi biraz daha daraltılıyor. 1982 Anayasası’nda telafisi güç ve imkânsız zararlar doğmasına yönelik idari işlemlerin hukuka aykırılığının tespitinde “açıkça hukuka aykırı olması kuralını getiren” yönetsel akıl, 2012 yılında idarenin savunması alınmadan yürütmenin durdurulması kararı verilemeyeceğini kanun maddesi haline getirmişti. Bu düzenlemede uygulanmakla etkisi tükenecek idari işlemler için, idarenin savunması alınıncaya kadar yürütmenin durdurulması kararı verilebileceği de hüküm altına alınmıştı. Bu düzenlemelerle birlikte ivedi yargılama süreci için getirilen özel hükümle, yürütmenin durdurulması konusunda mahkemenin vereceği karara karşı itiraz edilemeyecek. 2012 yılından sonraki değişiklikle idare mahkemeleri, yurttaşların işlemlerden zarar görmesini engellemek için savunma alınıncaya kadar yürütmenin durdurulmasına karar verme konusunda daha güçlü bir eğilim içine girmişlerdi. Bu değişikliğin de yurttaşlara zarar vermemesi için idarenin işlemleriyle ilgili savunma aldıktan sonra, telafisi güç ve imkansız zararlar ve açık hukuka aykırılık bulunduğuna yönelik dava dilekçelerinin daha etkili hazırlanması gerekecek. AÇILAN DAVALARIN İVEDİ KARARA BAĞLANMASI İvedi yargılama usulüne tabi davalarda, dosyanın tekemmülünden itibaren en geç bir ay içinde karara bağlanacak. Ara kararı verilmesi, keşif, bilirkişi incelemesi ya da duruşma yapılması gibi işlemlerin de ivedilikle sonuçlandırılması gerekecek. Performans denetiminin ve iş yükünün ağır baskısı altındaki hakimlerin dosyalar hakkında bir an önce karar verme eğilimini tetiklemekten çok dosyalar hakkında yeterli inceleme yapılmadan kararlar verilmesine yol açacak bu düzenlemenin, içtihatlarla gelişen idari yargılama hukukunun gerilemesine de yol açacağını şimdiden söylemek mümkün. İçtihatların zayıflaması, idarenin işlemlerinden doğan hak ihlallerini arttıracağı için bu kapsamdaki dosyalardan pek çoğunun Anayasa Mahkemesi önüne adil yargılanma hakkı ihlali gerekçesiyle gitmesi mümkün. Hak ihlallerinin mülkiyet ve yaşama hakkı ihlallerini de beraberinde getirmesi mevcut idari yargılama kapasitesi içinde kaçınılmaz olacaktır. KARARLARIN TEMYİZİ İvedi yargılama usulüne tabi işlemler hakkında verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilecek. Bu kararların temyiz dilekçeleri üç gün içinde temyiz mercii tarafından incelenecek ve karşı tarafa tebliğe çıkartılacak. Temyiz dilekçelerine cevap verme süresi ise on beş gün olarak sınırlandırılmış. Danıştay evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen bilgiyi yeterli görürse veya temyiz sadece hukuki noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar verecek. Aksi hâlde gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar verecek. Ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan temyizi haklı bulduğu hâllerde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri gönderecek. Bu düzenlemeyle Danıştay, idare mahkemelerinin yerine geçerek maddi vakıayla ilgili nihai karar verebilecek. Örneğin bir ÇED olumlu kararında idare mahkemesi işlemin iptaline karar verirse; bu kararla ilgili yapılan temyizin Danıştay tarafından incelenmesi sonrasında, dosyadaki bilgi veya belgeleri yeterli görerek iptal kararının doğru olmadığına karar verip davayı reddedebilecek. Bu durumda dosya idare mahkemesine yeniden gitmeyecek. Çünkü, temyiz edilen dosyalarda verilen kararların kesin olacağı da ayrıca düzenlenmiş. Danıştay, temyiz istemini en geç iki ay içinde karara bağlayacak ve karar en geç bir ay içinde tebliğe çıkarılacak. ANAYASA’YA AYKIRILIK SORUNU GÜNDEMDE Anayasa’nın 125. maddesine göre idarenin her türlü işlem ve eylemi yargısal denetime tabidir hükmünü ivedi yargılama usulüne tabi işlemler açısından işlevsiz kılacak bu düzenlemelerin Anayasa’daki temel hak ve özgürlükleri de kullanılamaz hale getirmesi mümkün. Bu düzenlemelerin, özellikle “Hak Arama Hürriyetinin” düzenlendiği Anayasa’nın 36. maddesini ihlal niteliğini taşıdığı önümüzdeki günlerde daha sık gündeme gelecektir. Bu maddeye göre, “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” ancak yapılan düzenlemelerin idari yargılama usulü sürecini hızlandırma amacını çokça aşan, savunma ve adil yargılanma hakkını ihlal eden bir anlayışı barındırdığını söylemek mümkün. Hele ki temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin Anayasa’nın 13. maddesi gözetildiğinde, savunma ve adil yargılanma hakkının, özüne dokunulmaksızın, Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlandırılması gerektiği anlayışı çerçevesinde “ivedi yargılama usulünün” Anayasa Mahkemesi’ne taşınması gerekecektir. Bu düzenlemelerin Anayasa’nın 74. maddesinde düzenlenen dilekçe hakkını, Anayasa’nın 56. maddesinde düzenlenen sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını ve 57. maddede düzenlenen konut hakkını ihlal ettiği de bu bağlamda dile getirilmelidir. Av. Fevzi ÖZLÜER | Evrensel
Türk Babalarına Özgü Olmazsa Olmaz 19 Özellik
Babalarımız canlarımız ciğerimiz. Ancak, bazı huyları tuhafımıza gidebiliyor. Anlam veremiyoruz. Aslında üzerinde çok da düşünmüyoruz. Çünkü, gayet basit ayrıntılar. Bazıları insanı duygulandırıyor bazılarıysa gülümsetiyor. İşte babaların garip huyları.
Reklam
Açık Havada da Sigara İçme Yasağı Geliyor
Sağlık Bakanlığı, tütün ve tütün ürünlerinin tüketiminin azaltılması amacıyla yürüttüğü kapalı mekanlarda 'Dumansız Hava Sahası' çalışmasının kapsamını genişletiyor. Kapalı mekanların ardından sigara yasağı açık alanlara da yayılacak. Zaman gazetesinden Yasin Kılıç'ın haberine göre, Bakanlık, Ulusal Tütün Kontrol Programı 2014-2018 Ulusal Tütün Kontrol Programı ve Eylem Planı'nda özelikle yoğun olarak kullanılan alışveriş merkezleri, sinema, tiyatro gibi yerlerin bina girişleri ile çocuk parkları, ikram sektöründeki lokanta ve kahvehane gibi yerlerin açık alanlarının belirli bölgeleri dumansız hava sahası kapsamına alınacak. Sağlık Bakanlığı, Ulusal Tütün Kontrol Programı 2014-2018 Ulusal Tütün Kontrol Programı ve Eylem Planı'nda tamamladı. Cihan Haber Ajansı'nın (CİHAN) ulaştığı 2014-2018 yıllarını kapsayacak eylem planı 10 çalışma grubu başlığında 133 faaliyetten oluşuyor. Faaliyetlerin uygulamasından sorumlu toplamda 21 kurumu ve kuruluş bulunuyor. Tütün ve tütün ürünlerinin kullanımının sağlık, ekonomik ve sosyal açıdan zararlı etkileri konusunda halkın eğitilmesi, bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi çalışması yürütülecek. Bu kapsamda 2018 yılı sonuna kadar toplumun yüzde 95'inde tütün ve tütün ürünlerinin kullanımına karşı tutum oluşturulması hedefleniyor. Bu kapsamda ilk ve orta öğretim kurumları yönelik çalışmalara ağırlık verilecek. Tıp, sağlık bilimleri fakülteleri ve eğitim fakülteleri ile diğer yüksek öğretim kurumlarının müfredatlarına tütün ve tütün ürünleri ile mücadele konusunda bilgi, tutum ve davranış değişikliği oluşturacak konular konulacak. Kurum ve kuruluşlara ait çağrı merkezi ve santrallerin karşılama mesajında sigara ve nargile ile mücadele sürecine katkı sağlayacak spot bilgiler verilecek. Kurumsal telefon hatlarından kurum mensuplarına tütün ve tütün ürünleri ile mücadele konusunda mesajlar gönderilecek. Planın sigarayı bırakma bölümündeki hedeflere göre sigara bırakma yüzdesinin toplumda yüzde 50'nini üzerine çıkarmak yer alıyor. Sağlık profesyonellerinde, öğretmenlerde, din adamlarında, emniyet ve yargı mensuplarında bırakma yüzdesini yüzde 60'a çıkarılması amaçlanıyor. Hamilelerdeki bırakma oranının ise yüzde 90'lara çıkarılması düşünülüyor. Bu kapsamda üniversitelerin ilgili fakülte ve yüksekokulları ile uzmanlık eğitimi veren eğitim hastaneleri ve sağlık meslek liselerinin müfredatına tütün ve tütünle mücadele konuları eklenecek. Hekim, hemşire, ebe, sağlık memuru ve psikologlara sigara bırakma konusunda eğitimler verilecek. Birinci basamak sağlık hizmeti sunan kuruluşlarda davranışsal tedavi, sosyal destek gibi hizmetleri verebilecek hemşire veya psikolog bulunacak. Hastanelerde sigara bırakma tedavisi hizmeti sunabilecek en az bir hekim olacak. Sağlık kuruluşlarında verilen sigara bırakma hizmetinin danışma, tetkik ve tedavilerin SGK tarafından ücretlendirilmesi sağlanacak. Tütün bağımlılığı tedavisinde kullanılan bilimsel farmakolojik tedavi preparatlarının geri ödeme kapsamına alınması veya ücretsiz olarak vatandaşa sunulması sağlanacak. Okul, hastane ve diğer işyerlerinde veya özel gruplara sağlık personeli, öğretmenler, gençler, emniyet, yargı ve silahlı kuvvetler mensuplarına yönelik bırakma kampanyaları düzenlenecek. ÖTV'nin sigara perakende satış fiyatının en az yüzde 70'ini oluşturması sağlanarak vergi artış oranının enflasyon oranının üzerinde kalması sağlanacak. Eylem planının tütün dumanından pasif etkilenimin önlenmesi bölümünde ise bakanlık önemli düzenlemeler yapacak. Kapalı mekanlarda başlatılan sigara yasakları açık alanlara yayılacak. Tütün dumanından pasif etkilenimin sağlık risklerine ilişkin bilgiler toplumun yüzde 90'ına ulaştırılacak. Mevzuat kapsamında 'kapalı' alan olarak belirlenmiş alanlarda tütün ve tütün ürünlerinin tüketiminin yüzde 100 engellenmesine ilişkin denetim kapasitesi güçlendirilecek. Evlerde, yaşam alanlarında, özel mülkiyetlerde pasif etkilenimin önlenmesi için toplumun en az yüzde 80'inin desteği sağlanacak. Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı ve karın hastalıkları ve doğum uzmanları ile Aile Sağlığı ve Toplum Sağlığı Merkezi'nde görevli hekimlerin tütün dumanından pasif etkilenim hakkında farkındalığını arttırmaya yönelik bilgilendirme ve hizmetiçi eğitim çalışması yapılacak. Pasif etkilenimi ölçmeye yönelik ulusal, akredite bir referans ölçüm yöntemleri ve laboratuvarı konusunda araştırma yapılacak.  PARKLARDA SİGARA TÜKETİMİ YASAKLANACAK Tütün ve tütün ürünü kullanılmayan alanların genişletilmesine yönelik önemli değişiklikler olacak. Özellikle yoğun olarak kullanılan alışveriş merkezleri, sinema, tiyatro vb. yerlerin bina girişlerinde tütün ve tütün ürünü kullanımına bağlı pasif etkilenim mesafesi tespit edilecek ve bu mesaferinin korunmasına yönelik çalışma yürütülecek. Pasif etkilenim açık alanlardaki zararları konusunda duyarlılık çalışmaları belirlenecek. Kamuya açık çocuk parkı gibi temelde çocukların faydalandığı tüm açık alanlarda tütün ve tütün kullanımı önlenecek. İkram sektöründe lokanta ve kahvehane vb. açık alanların da da tütün ve tütün kullanılmayan alanlar oluşturulacak. Pasif etkilenimin çocuklar ve evde yaşayan tüm bireyler için sağlık riskleri olduğu bilgisinin yaygınlaştırılması için kamu spotları hazırlanacak TV ve radyolarda gösterilecek. Yasin Kılıç | Zaman
National Geographic ''Gezginler'' Temalı Fotoğraf Yarışmasına Katılan En Etkileyici 25 Fotoğraf
26- kez düzenlenen National Geographic ''gezgin'' temalı fotoğraf yarışması başladı ve fotoğraf kabul süresi 30 Haziran 2014 tarihi itibarıyla doldu. Birbirinden güzel ve etkileyici fotoğrafların katıldığı yarışmada ödüller ise şu şekilde; Birinci olan kişi National Geographic ekibi ile Alaska'da 8 günlük bir deneyim yaşama şansı yakalayacak. İkinci olan kişi Santa Fe'deki National Geographic fotoğraf atölyesinde 5 gün geçirecek. Üçüncü olan kişi ise  Maine yelkenlisinde altı günlük bir seyir geçirecek. İşte yarışmaya katılan 25 harika fotoğraf... İyi eğlenceler dileriz...
Reklam
15 Osmanlı Padişahı ve Bilinmeyen Yönleri
etiket
Osmanlı padişahları denilince genellikle gözümüzün önüne gürleyen ve savaş meydanlarında kılıcını çekip cengaverlik yapan siyasi-askeri liderler gelir. Oysa gayet tabiidir ki, onların da her insna gibi duygusal-estetik bir hayatları vardı.
Reklam