onedio
Rambo 5. Filmi İle Dönüyor
Sylvester Stallone’nin efsaneleştirdiği film Rambo, 5. bölümüyle 6 yıllık aranın ardından yeniden! Rambo, serinin 5. filmi ile geri dönüyor. Stallone’nin hem yazıp hem oynayacağı bu yeni film ile seriyi yeniden canlandırmayı amaçladığı dile getiriliyor. 2009 yılında vizyona girmesi planlanan Rambo 5 sonradan çeşitli sebeplerden dolayı rafa kaldırılmıştı. Peşinden efsanevi filmi diziye dönüştürme çalışmalarına ağırlık verilmiş; fakat bu girişimden de net bir sonuç alınamamıştı. Film eleştirmenlerinden Stallone’nin donuk oyunculuğu nedeni ile negatif yorum alsa da, Rambo karakteri şu ana kadarki en fazla sevilen film karakterlerinden bir tanesi olmaya 1982 yılından beri devam ediyor.haber kaynağı: sanatrehberi.info/ sinema
Samsung Galaxy Mega 2 Ortaya Çıktı
Samsung Mega ailesinin en yeni üyesi olacak Mega 2′nin teknik özellikleri GFXBench veritabanında ortaya çıktı. 6,3 inçlik selefinden daha küçük bir ekrana sahip olacağı görülen Galaxy Mega 2, performans testlerinde SM-H7508 model adıyla kendini gösterdi. Orta seviye bir telefon olacak Galaxy Mega 2′nin teknik özellikleri arasında 720p çözünürlükte 5,9 inç ekran, 1,2 GHz dört çekirdekli Qualcomm Snapdragon 410 işlemci, Adreno 306 ekran kartı, 2 GB bellek, microSD kart destekli 8 GB depolama alanı, 12 MP arka ve 5 MP ön kamera, Android 4.4.3 işletim sistemi, Wi-Fi, Bluetooth, GPS ve NFC yer alıyor. Cihazın ön kamerası Full HD video kaydı yapabiliyor ve Android L’yi de destekleyeceği söyleniyor. Telefonun kesin çıkış tarihi ve fiyatı hakkında ise herhangi bir bilgi bulunmuyor.stuff
Yalnızca Emoji Gönderilebilen İletişim Uygulaması Geliyor
Emoji internetin gerçek iletişim dili. Onlar olmadan duygularımızı dijital olarak aktarmak pek bir güç olurdu. Peki, ya anlık iletişim için yalnızca emoji’leri kullanmak zorunda olsaydık? Sorunun yanıtı merak ediyorsan, çok yakında bizzat deneyerek öğrenebileceksin. Mobil uygulama mağazlarına girmeye hazırlanan Emojli, bir anlık mesajlaşma uygulaması ve kullanıcılarının yalnızca emoji’ler göndermelerine izin veriyor. Emojli’nin kurucuları, anlık iletişim platformunda harflerin, sayıların, etiketlerin ve fotoğrafların yer almayacağını, tüm iletişimin emoji’ler ile garip bir şekilde gerçekleştirileceğini belirtiyor. Bu ayın sonunda ya da en geç ağustosun başında Apple App Store’a girmeyi planlayan Emojli için kullanıcı adını şimdiden alabiliyorsun.stuff
Reklam
iPhone 6 Hangi iOS İşletim Sistemini Kullanacak?
Apple'ın geçtiğimiz ay Geliştiriciler Konferansında tanıttığı iOS 8 işletim sistemi büyük yenilikler içeriyordu. Tanıtımdan sonra yayımlanan Beta sürümü tüm eleştirileri oklarının Apple’a dönmesine sebep olmuş ve firma bunun üzerine 2.Beta sürümü hemen yayınlamıştı. iOS 8’in 2.Beta sürümü belli oranda yenilikler içerse de tanıtımda gösterilen iOS 8 yeniliklerin çoğu 2.Beta versiyonunda bulunmuyordu. Apple’ın iOS 8’in geliştirilmesi için ardı ardına aldığı küçük yazılım şirketleri satın alması ise firmanın halen iOS 8’in yapılandırılmasıyla ilgili çalıştığına işaret ediyordu. Eylül ayında tanıtılması planlanan 4,7 inçlik iPhone 6’nın iOS 8 ile gelmesini beklerken tüm bu göstergeler ışığında şunu söylemeliyiz ki bizce 4,7 inçlik iPhone 6, iOS 7 ile hatta iOS 7.2 ile birlikte gelecek ve 5,5 inç iPhone 6 (Air) ile de iOS 8 lansmanı yapılacak. Bu öngörünün doğru çıkıp çıkmayacağını zaman içinde göreceğiz ama şu andaki ipuçları Apple’ın bu şekilde bir güncelleme haritasının firma tarafından çizileceğini gösteriyor. 4,7 inçlik iPhone 6’nın üretimine başladığı şu dönemde Apple’ın telefonunu henüz tamamlanmayan bir işletim sistemi ile test etmediğini de varsayarsak iOS 8’in Kasım – Aralık aylarında çıkacağı söylenen 5,5 inç iPhone 6 ile birlikte bizlere sunulacağını öngörmekteyiz. teknolojioku
Reklam
Şaka Yaparken Zencilerden Dayak Yemek
Yoldan geçen zencilerin fotoğrafını çekiyor gibi yapıp selfie şakası yapan gencin şakası uzun sürmedi. Sonunda dayak yemeyi başardı.
Bahçeli, Ünal Osmanağaoğlu'nun Cenazesine Katıldı
Kemal Türkler cinayeti ve Bahçelievler katliamı faili Ünal Osmanağaoğlu bugün toprağa verildi. Cenazeye MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de katıldı. Kemal Türkler suikastı davasında idamla yargılanan ve 7 TİP'linin öldürüldüğü Ankara Bahçelievler katliamından dolayı 7 kez idam cezasına çarptırılan Ünal Osmanağaoğlu'nun cenazesine MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de katıldı. Osmanağaoğlu için Fatih Camii'nde öğle namazının ardından cenaze töreni düzenlendi. Cenazeye Bahçeli'nin yanı sıra MHP Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan ile TBMM Başkan Vekili Meral Akşener de katıldı. MHP İstanbul İl Yönetiminin tam kadro hazır bulunduğu cenazede Osmanağaoğlu'nun tabutuna Türk Bayrağı örtüldü. Cenazede taziyeleri Ünal Osmanağaoğlu'nun kardeşi Tamer Osmanoğlu ile oğlu Tarkan Osmanağaoğlu kabul etti. Ünal Osmanağaoğlu'nun eşi Barbara Osmanağaoğlu ile kızları Dilara, Umay ve Selcan Osmanağaoğlu da kadınlara ayrılan bölümde taziyeleri kabul etti. CELAL ADAN'DAN AÇIKLAMA Ünal Osmanağaoğlu'nun hakkındaki tüm suçlamalardan beraat ettiğini söyleyen MHP Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan, ' O büyük bir Türk Milliyetçisiydi' dedi. KIRCI VE PEKER'DEN ÇELENK Cenazeye gönderilen bazı çelenkler de dikkat çekti. Haluk Kırcı'nın çelengi MHP yöneticilerinin çelenklerinin yanında yer bulurken, Sedat Peker'in gönderdiği çelenk caminin uzak bir bölümünde yer aldı. BAHÇELİ DUA ETTİ Öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı ve helallik alınmasından sonra Ünal Osmanağaoğlu'nun Türk Bayrağına sarılı tabutu tekbirler eşliğinde omuzlara alındı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tabutun hemen arkasından yürüdü. Tabut cenaze aracına konulurken de Bahçeli dua etti. GAZETECİLERE TEPKİ Gazetecilerin cami dışında Başbakan Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı adaylığını açıklamasıyla ilgili Bahçeli'nin görüşünü almak istemesi üzerine arbede yaşandı. Kalabalık içinden bazı kişiler soru sormak isteyen gazetecilere tepki gösterdi. Tartışma araya giren partililer tarafından önlendi. Bahçeli makam aracına binerek Ankara'ya hareket etti. ÜNAL OSMANAĞAOĞLU KİMDİR? Ünal Osmanağaoğlu, Ankara Bahçelievler'de 7 TİP'linin öldürülmesi olayına ilişkin davada 7 kez idam cezasına çarptırılmıştı. 19 yıl boyunca firari olan Osmanağaoğlu, 1999'da yakalanıp cezaevine konulmuştu. Cezası ise idamın kaldırılmasından sonra ömür boyu hapse çevrilmişti. Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Kemal Türkler'in öldürülmesine ilişkin davada da yargılanan Osmanağaoğlu, davanın zaman aşımı nedeniyle düşmesi üzerine, 3. yargı paketinden de yararlanıp, 2 yıl önce Bandırma M Tipi Cezaevi'nden tahliye edilmişti. DHA - Özgür Altuncu - Ünsal Çakın
TEOG İçin Durdurma Kararı
Sekizinci sınıf öğrencileri için yapılan sınavda mahkeme dört sorunun yürütmesinin durdurulmasına karar verdi. Milli Eğitim Bakanlığı, üst mahkemenin kararına göre sınav sonuçları ilan edecek. Sekizinci sınıf öğrencileri için yapılan Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Uygulaması (TEOG) dört sorunun hatalı olduğu gerekçesiyle açılan davada, yürütmenin durdurulması kararı verildi. Milli Eğitim Bakanlığı, bu karara itirazda bulunulduğunu, üst mahkemenin kararına göre sınav sonuçlarının ilan edileceğini açıkladı. MEB'in konuyla ilgili yaptığı açıklama şöyle: (TEOG) Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Uygulaması çerçevesinde, 8'inci sınıf öğrencileri için 28-29 Kasım 2013 tarihinde yapılan ve 20 Ocak 2014 tarihinde sonuçları açıklanan ortak sınavlara ilişkin olarak, Ankara 13'üncü İdare Mahkemesi'nde yürütmenin durdurulması istemli iptal davası açılmıştır. Açılan davada, Ortak Sınavların Fen ve Teknoloji Testi A kitapçığı 9 (B kitapçığı 6); İngilizce Testi A kitapçığı 4 ve 6 (B kitapçığı 5 ve 7); Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Testi A kitapçığının 7'nci (B kitapçığı 1) sorularının hatalı olduğu ve iptal edilmesi gerektiği iddiasına yer verilmiştir. İlgili Mahkeme, yukarıda belirtilen sorulara ilişkin olarak yürütmeyi durdurma kararı vermiştir. Bakanlığımız, karar aleyhine Bölge İdare Mahkemesi'nde itiraz başvurusunda bulunmuştur. Üst mahkemenin kararına göre, sınav sonuçları ilan edilecektir. AA
Reklam
Erdoğan: 'Bu Bir Veda Değil, Fatiha’dır'
AK Parti'nin Köşk adayı olarak açıklanan Başbakan Erdoğan 'Görevim süresince tek gayem 77 milyona hizmet üretilmesini sağlamak olacaktır' dedi. AK Parti’nin aylardır merakla beklenen Cumhurbaşkanı adayı açıklandı Ak Parti'nin Köşk adayını Mehmet Ali Şahin açıkladı. Şahin Cumhurbaşkanı adaylarının Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olduğunu duyurdu. Yaklaşık 4 bin AK Partili'nin katıldığı toplantıda Erdoğan partililere seslendi. Erdoğan konuşmasında, 'Cumhurbaşkanı tarafsız olsun derken, cumhurbaşkanının devletin tarafında milletin karşısında durmasını istiyorlar. Bu dönem artık kapandı' dedi. Erdoğan'ın açıklamasından satırbaşları; Alemlerin rabbi Allah'a hamdolsun. Mülkün sahibi Allah'tır. Zaferin sahibi sadece ve sadece Allah'tır. Bu davayı bu hareketi bu mücadeleyi işte bugünlere eriştiren Rabbime sonsuz hamdu senalar olsun. Bu davanın bayraktarlığını sancaktarlığını hizmetkarlığını yapmış ve ahirete irtihal etmiş her bir kardeşime Rabbim rahmet etsin. Onlardan razı olsun. Çıktığımız bu kutlu yolculukta Rabbim ayaklarımızı doğruluk üzere sabit kılsın. Ya Rab sen ki kullarının hareketlerini takdir ettin senin iznin olmadıkça hiçbir şey hareket etmez. Bizim hareketlerimizi doğruluk üzere kıl. 'BİZİ ZULÜMLERDEN BERİ EYLE YA RAB' Ya Rab bizim göğsümüzü genişlet. Hayır işlerimizi kolaylaştır. Bugün sana ve senin yarattıklarına yani halka hizmet için bir güzel yolculuğa hazırlanıyoruz. Bizi kibirden muhafaza eyle ya Rabbi. Bizi hasetten muhafaza et ya Rab. Bizi haksızlıktan adaletsizlikten zulümden beri eyle ya Rab. Bizi ailemizi ve bütün yol arkadaşlarımızı yolların tuzaklarından koru Allahım. 'GEMİLERİ YAKARAK YOLA ÇIKTIK' Selçuklu Sultanı Alparslan gibi kefenimizi giyerek mücadeleye soyunduk. Kudüs fatihi Selahaddin Eyyubi gibi zaferin kılıç ve atlarda değil Allah katında olduğuna inandık. Endülüs fatihi Tarık bin Ziyad gibi arkamızda gemileri yakarak yola çıktık. Sen ki herşeye gücü yetensin bu mübarek günde dileğimiz odur ki bu milleti bir kez daha zaferle müjdele ya Rab... Bugün çıktığımız yolculuğu miletimiz için hayırlara vesile eyle ya Rab. Amin Amin Amin. 'YOL ARKADAŞLARIMI SELAMLIYORUM' Kardeşlerim her birinize sonsuz teşekkür ediyorum. Bu anlamlı günde bu güzel buluşmada heyecanımızı bizlerle paylaşan değerli yol arkadaşlarımı yürekten selamlıyorum. Sizin şahsınızda Türkiye Cumhuriyetinin tüm vatandaşlarını aziz milletimi bizim bu heyecanımızı paylaşan yeryüzündeki tüm dost ve kardeşleri selamlıyorum. Şahsımı 12. Cumhurbaşkanlığı için aday gösteren tüm milletvekili arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Uzun ince bir yoldayız gidiyoruz gündüz gece. Bilmiyoruz ne haldeyiz gidiyoruz gündüz gece. Bireyselleştiriyorum. Dünyaya geldiğim anda yürüdüm aynı zamanda iki kapılı bir handa gidiyorum gündüz gece. DUYGULANDIRAN ANI 1994'te İstanbul'da yerel seçimler için koşturuyorduk. İstanbul'un her semtine her sokağına ulaşmaya çalışıyordum. Manşetlerin şevkimizi kırmasına müsade etmiyor tehdit telefonlarına da aldırmıyorduk. Birileri günler öncesinden zaferlerini ilan ederken biz Allah'ın takdirine inanıyor milletin takdirinin farklı olduğunu hissediyor hız kesmeden koşturuyorduk. Yoksul mahallelerden birindeydik. Kalabalıktan 8 yaşlarında bir kız çocuğu geldi. Elinde bir şey vardı elimi tuttu. Bunları annem gönderdi dedi. Annem seçildikten sonra sakın bizi unutmasın dedi. İki tane bileziği elime tutuşturdu. 'KARŞIMDA O MASUM GÖZLER VARDI' Daha ne olduğunu anlayamadan kendisi de o incecik bileğindeki oyuncak bileziğini çıkardı onu da elime tutuşturdu. Ben daha bir şey söyleyemeden o yavrucak kalabalığın içinde kaybolup gitti. O bilezikler İBB makamında hep karşımda durdu. Ben asıl o gözleri unutamadım. Aradan 20 yıl geçti. 8 yaşlarındaki o çocuğun gözündeki umudu unutamadım. Pınarhisar'da yatarken karşımda hep o çocuğun bakışları vardı. O elime tutuşturduğu annesinin gönderdiği bilezikle bileğinden çıkardığı oyuncak bilezik. Ak Parti'yi kurarken gözümün önünde o çocuğun gözleri vardı. Siirt'ten milletvekili olup başbakan olurken karşımda hep o masum gözler vardı. Attığım her imzada o gözler karşımdaydı. Gece yorgun başımı yastığa koyarken sabah uyanınca o masum çocuğun gözündeki heyecan o umut o parıltı o beklenti hep karşımdaydı. 'BİZ SİYASETİ O TEMİZ YÜREKLER İÇİN YAPTIK' O gözleri bir an olsun aklımdan çıkarmadım. Annesi bizi unutmasın demişti ya Allah'a hamdolsun o büyük emaneti o büyük mesajı hiçbir zaman unutmadık, unutmayacağız. Biz siyaseti işte o temiz yürekler için yaptık. Vatan için toprak için bayrak için canını veren aziz şehitlerimizi hiçbir zaman unutmadık ve siyaseti onlar için yaptık. 20 yaşındaki yavrusunu askere gönderen ayyıldızlı tabut içinde bedenini teslim alan boynunu yere eğip vatan sağolsun diyen kahraman anne baba yüreklerini hiçbir zaman unutmadık ve siyaseti onlarla beraber onlar için yaptık. 'İŞÇİ KARDEŞLERİMİZ İÇİN SİYASET YAPTIK' Biz siyaseti maden ocaklarında alın teriyle helal rızık kazanma peşindeki işçi kardeşlerimiz için yaptık. İstanbul Sultangazi'deki Diyarbakır'da tüm kenar mahallelerdeki yoksullar için yaptık. Dicle'nin kenarında koyunları kurtlar kapıyordu. O koyunların hesabını sormak, o büyük emaneti omuzlamak için siyaseti yaptık. Diyarbakır cezaevindeki işkenceleri Mamak'taki zulmü Metris'teki adaletsizliğin hesabını sormak için siyaset yaptık. 'MAKAM VE RÜTBE İÇİN SİYASET YAPMADIK' Başörtülü olduğu için üniversite kapılarından döndürülen kalbi kırık gözü yaşlı kızlarımız için bu siyaseti yaptık. Cezaevinde evladını ziyarete giden Kürtçe'den başka dil bilmeyen sadece bakışarak sohbet etmek zorunda kalan ciğeri yanık anneler için siyaset yaptık. Yoksul olduğu için insan yerine konulmayan adam gibi adamlar için siyaset yaptık. Okulda hastanelerde mahkemelerde hükümet konaklarında itelenen o temiz yürekler için siyaset yaptık. Gurbette unutulan vatandaşlar için, Balkanlarda terkedilmiş vatandaşlarımız için, Ortadoğu'daki mağdurlar için Filistin için Mısır için Suriye için Somali için Afganistan'ın mazlumları için siyaset yaptık. Biz siyaseti ikbal için, makam için, mevki için, rutbe ve paye için yapmadık. Biz siyaseti Allah için yaptık biz siyaseti millet için yaptık. Vatan için bayrak için istiklal ve istikbalimiz için yaptık. Seçildikten sonra bizi unutmasın diyen tüm unutulmuşlar terkedilmişler kimliği kültürü hakları özgürlükleri tüm elinden alınmışlar için siyaset yaptık. 'BİZE FARKLI GÖZLE BAKTILAR' Kardeşlerim daha ilk gençlik yıllarımızdan itibaren bizi anlamayanların ve anlamak istemeyenlerin tahkir edici sıfatlarıyla bizi denklemin dışında tutmak istediler. İmam hatipte okuyoruz diye bizi tahkir etmek istediler. Sizden ancak ölü yıkayıcı olur dediler. Allahın selamını veriyoruz diye mürteci dediler. Namaz kılıyoruz diye gerici dediler. Bu milletin içinden geliyoruz diye, evine ayakkabısını çıkararak girenlere, sofrada diz kıranları farklı gördüler ve gerici dediler. Bu toprakların değerlerini savunuyoruz diye bize farklı gözle baktılar. İnancı için başını örten kızlarımıza hayatı dar ettiler. Mücadelemiz güçlendikçe saldırı ve hakaretlerini daha da arttırdılar. Kimi zaman partimizi kapattılar. Şiir okuduk diye hapsettiler. Muhtar bile olamaz diye manşetler attılar. Başbakan olamaz Cumhurbaşkanı seçilemez diye bize devlet nazarında insan olmayı bile yakıştıramadılar. Bugün nasılsa Mısır'da demokrasiyi bir hak olarak görmüyorlarsa on yıllarca bize de demokrasiyi hak olarak görmediler. 'BAŞKALARININ KALIPLARINDA ERİYENLERDEN OLMADIK' Biz başkalarının bize ne dediğine nasıl tarif ettiğine bakmayız. Biz başkalarının kaplarında ve kalıplarında eriyenlerden olmadık. Onların istediği gibi standart vatandaşlar olmanın derdine düşmedik. Diklenmeden dik durduk ağırbaşlı olduk sabrettik. Allah'ın yardımı ne zaman diye soruların sorulduğu dönemlerden sabredin Allah'ın yardımı yakındır diyenlerden ve buna gönülden inananlardan olduk. Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer olduğuna inandık. Onlar dışladılar biz daha azimlendik her darbeyle daha da güçlendik. Tüzüklerle, manşetlerle, çarpışarak darbelere göğüs gerdik. Kimin ne dediğine değil hakkın ne dediğine adaletin ne dediğine milletin ne söylediğine baktık. işte onun için Yunus Emre'nin muhteşem dizesini yüreğimizin ve siyasetimizin en mutena yerine yazdık. Yaradılanı severim yaradandan ötürü... 'BİZE OY VERMEYENLERE DE HİZMET GÖTÜRDÜK' İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.. İnsanı yaratılmışların en şereflisi olarak gördük. Bize oy vermeyenlere de hizmet götürdük. Türk demedik Kürt demedik Müslüman, Hıristiyan, Musevi demedik, Sünni demedik, Alevi demedik. İnsana insan olduğu için değer verdik. Nerede insan varsa nefes alan varsa oraya ulaşmanın derdi içinde olduk. Bu büyük ülke bu Türkiye bize oy verenler kadar vermeyenlerin de ülkesidir. Biz Türkiye'yi onlar için de büyüttük. Bizi sevenler kadar sevmeyenlerin de ülkesidir. Hakları özgürlükleri kazanımları biz 77 milyon için büyüttük. Türkün meselesi ne kadar bizim meselemizse Kürdün Arabın Gürcünün meselesi de bizim meselemizdir dedik. Bunun gereğini de hakkıyla yerine getirdik. Müslümanlık meselesini çözmeye kalktığımız kadar Gayri müslimlerininkini de çözdük. Sünni kadar Alevi'nin dertlerini de dert edindik. Garibin mazlumun mağdurun etnik kökenine inancına mezhebine bakmadan elinden tutmanın ona yaren olmanın samimi mücadelesi içinde olduk. 'YENİ BİR TÜRKİYE'NİN HAYALİNİ KURDUK' Siyasete başladığımız günden itibaren yeni bir Türkiye'nin hayalini kurduk. 77 milyonun dost ve kardeş olduğu bir Türkiye hayal ettik. Üreten yatırım yapan ihraç eden 77 milyonun kazandığı bir Türkiye hayal ettik. Sofralara bereketin hanelere huzurun ve barışın hakim olduğu bir Türkiye hayal ettik. Belli kesimlerin değil belli zümrelerin değil herkesin özgürce varlığını sürdürdüğü bir Türkiye hayal ettik. 'AK PARTİ HER YERDE VAR' Hiçbir zaman kutuplaştıran olmadık. Biz bize yapılanı başkasına yapmadık. 30 Mart seçimlerinde de Türkiye'nin tüm illerinde Ak Parti var. İşte kazandığımız ilçelerle neredeyse kahir ekseriyetinde Ak Parti var. Ama diğer siyasi partilere bakıyorsunuz onlar lokal ve mevzi. Kimisi belli bir etnik unsurun diğeri de kutsalların partisi olarak kalmış. Ama Ak Parti her yerde var. Ayrımcı olmadık inkar etmedik reddetmedik asimilasyon ile kimseyi kendimize benzetme peşinde olmadık. Onlar kutuplaştırdı biz birleştirdik. Onlar ayrıştırdı biz kardeşliğin mücadelesini verdik. Biz başı dik bir Türkiye hayal ettik. özgüveni yüksek bir Türkiye hayal ettik. 'GAZİ MUSTAFA KEMAL'İN HATIRASINI YAD EDİYORUZ' Türkiye'de gündem belirlemen Türkiye'yi azarlamak kibirle parmak sallamak istediler. Biz siyasi tarihimiz boyunca 'Siz kimsiniz' sorusunu sorduk. Evet siz kimsiniz. İçerde ve dışarda siz kimsiniz. Bize tepeden bakma kibirle bakma cüretini nereden buluyorsunuz. Size bu hakkı kim veriyor? Biz halkız biz Alparslanın Kılıçarslanın Süleyman Şah'ın Ertuğrul Gazi'nin Osman Gazi'nin torunları Yavuz'un Fatih'in Kanuni'nin mirasçılarıyız.. Gazi Mustafa Kemal'in, Menderes'in, Turgut Özal'ın, Erbakan'ın hatırasını yad edenleriz. Biz ilmiyle sanatıyla devlet yönetimiyle medeniyetlere istikamet çizmiş bir milletin mensuplarıyız. Unutturulmak istenen bir medeniyeti yeniden diriltmenin yeniden inşa etmenin dizlerinin üzerinde yeniden yükseltmenin mücadelesini verdik. 'BİZ BİR ÇIĞIR AÇTIK' Allah'a hamdolsun bunu da başardık. Bu ülkenin gençlerine özgüven aşıladık. Bu ülkenin çocuklarına aydın bir gelecek umudu aşıladık. Hayal gibi görünen seviyelerin ulaşılabilir olduğunu gösterdik. Biz bir çığır açtık. İnşallah arkamızdan gelen nesiller bu kapıdan geçerek kadim medeniyet sancağımızı çok yüksek burçlara dikecekler. 'BASİT, TEKNİK BİR DEĞİŞİKLİK DEĞİLDİR' 2007 yılında az önce Mehmet Ali Bey de ifade ettiler. Türkiye cumhuriyetinin 11. cumhurbaşkanını seçmeye hazırlanırken karşımızda bir kez daha vesayetin soğuk yüzü bize yani milletin partisine Cumhurbaşkanı seçtirmek istemedi. Hukuku katleden yorumlarla cumhurbaşkanlığı seçimini bir kaosa çevirmek istediler. Vesayet partileri bu kaos sürecine destek verdiler. Hemen kararı verdik anayasa değişikiiği yaptık ve halkoylamasına götürdük. Halkın seçmesi önündeki engelleri kaldırdık. 12. ve sonraki cumhurbaşkanlarının halkın oylarıyla seçilmesini öngören düzenlemeyi yüzde 69 oyla getirdik. Milletim cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi demokrasi adına dönüm noktasıdır. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi basit, teknik bir değişiklik değildir. Bu sadece yöntemin değişmesi değildir. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi bir tarihin vesayetler tarihinin bu ülkede kapatılmasıdır bunu böyle bilelim. 'YAŞI BÜYÜK OLDUĞU İÇİN İDAM EDİLMEDİ' 11 Kasım 1938'de askerler TBMM'yi kuşattılar. İsmet İnönü bu meclis tarafından Cumhurbaşkanı seçildi. Çok manidardır burası. 1950'de Demokrat Parti'nin iktidara gelmesiyle Celal Bayar Cumhurbaşkanı oldu. Ancak bu ilk sivil Cumhurbaşkanını 1960'ta derdest ettiler. İdama mahkum ettiler. Yaşı büyük olduğu için idam edilmedi. Sonra cumhurbaşkanlığı seçimlerinde enteresan bir hadise yaşandı. Ali Fuat Başgil... Dönemin partilerinin telkiniyle 4. Cumhurbaşkanı olmak istedi. İstanbul ve Ankara'da kalabalıklar tarafından karşılanır. Adaylığını açıklayacağı sırada Başgil'i başbakanlığa çağırırlar. Başbakanlıkta iki general Ali Fuat Başgil'e cumhurbaşkanlığı adaylığından vazgeçmesini söyler. Eğer aday olursa Meclis açılmadan dağıtılacağını seçimlerin iptal edileceğini askeri idarenin devam edeceğini söylerler. Hatta cumhurbaşkanlığı için aday olmaya hazırlanan Ali Fuat Başgil'e bir general şunu söyler: 'Sen Cumhurbaşkanı olursan ne top atılır ne tören yapılır. Senin cipin hazır. Koyacaklar seni bir cipe yukarıdaki yere götürecekler oradaki akıbetin meçhul. Belki Etlik'te mezarını bile hazırlamışlardır.' 'HER CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ OLAY OLUR' O gün kendisi için kazılan mezarın gösterildiği bile anlatılır. Böylece aday olması önlenir. Yerine 27 Mayıs darbesini yapan Cemal Gürsel aday olur. Seçilir ve asker üniformasıyla yemin eder. Tıpkı Mısır'daki gibi... Cumhurbaşkanlığı makamı siyasi iktidar karşısında devlet iktidarının temsil eden bir konum olarak şekillendirildi. İsmet inönü ardından 1960 darbesini yapanlar cumhurbaşkanlığı makamını halkın karşısına ceberrut devlet olarak koydular. İşte halk partisi bu. Ya bunlar kendi geçmişlerini bilmiyor ya da akşam başka sabah başka devam ediyorlar. TBMM'de seçilmiş vekiller olacak başbakanlıkta hükümet olacak ama Cumhurbaşkanı devleti temsil edecek. Türkiye'de hemen her cumhurbaşanlığı seçimi olay olur. Her seçimde vesayet ve siyaset karşı karşıya geldi çok azında siyaset kazandı. 'BİZ BUNUN KARŞISINDA DİMDİK DURMASAYDIK...' Siyasetin Cumhurbaşkanı seçmesine hiçbir zaman hoşgörüyle bakılmadı. Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında ve sonrasında Özal'a yapılanları çok iyi hatırlıyoruz. 2007 seçimlerinde anayasanın hiçe sayılarak 367 garabetiyle Meclis iradesinin nasıl ipotek altına alındığını bizzat yaşadık. Biz bunun karşısında dimdik durmasaydık, millet de destek vermemiş olsaydı o zaman da vesayet başa geçecekti. Şimdi geliyoruz 10 Ağustos'a... 10 Ağustos'ta sadece 12. Cumhurbaşkanı seçilmiyor. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle karar bir dönem vesayetler dönemi de kapanmış olacak. 'ESKİ TÜRKİYE'NİN RUHUNU GERİ ÇAĞIRABİLECEKLERİNİ ZANNEDİYORLAR' Halkın seçtiği halktan bir Cumhurbaşkanı göreve gelecek fark bu. Biliyorsunuz şu anda çatı ne diyor? Cumhurbaşkanının siyaset dışı olmasını savunuyor. Bunu savunmak bir defa siyaseti inkar demektir. Cumhurbaşkanının siyaset dışından olmasını savunmak İsmet İnönü ve Cemal Gürsel gibi vesayeti savunmaktır. Eski Türkiye'nin parametreleriyle hareket eden muhalefet partileri en başta kendileirni inkar ediyorlar. Siyasetin içinde gibi görünüp siyasetin dışında duruyorlar. Eski Türkiye'nin ruhunu geri çağırabileceklerini zannediyorlar. Tarafsız olsun derken esasen devletin tarafında milletin karşısında durmasını istiyorlar. 'CUMHURBAŞKANI OLURSAM...' Millet meseleye el koydu. Meclis'i seçen hükümeti belirleyen millet 10 Ağustos'tan itibaren inşallah Cumhurbaşkanını da kendi hür iradesiyle belirleyecek. İnsanımızı yaşatmayan devlet payidar olamaz. Adil bir devlet olamaz. 27 Mayıs'ın bir izi daha siliniyor. Cumhurbaşkanlığının milleti temsil eden makam olmasıyla Türkiye vesayet zincirinin en önemli halkasından kurtuluyor. Eğer milletim takdir eder ve 12. Cumhurbaşkanlığına bu kardeşinizi getirirse şunu herkes bilsin devletle milleti kucaklaştıran milletin çıkarlarını gözeten milletin ve demokrasinin tarafını tutan bir Cumhurbaşkanı seçilmiş olacaktır. 'BU MAKAM ASIL ANLAMINI BULACAK' Halkın seçtiği Cumhurbaşkanı herkesin Cumhurbaşkanıdır. Halkın seçtiği Cumhurbaşkanı yetkilerini millete karşı değil millet için kullanan cumhurbaşkanıdır. Cumhurbaşkanı cumhuriyeti cumhuru ve cumhurun birliğini temsil eder. Kimse kimseyi aldatmasın. Devletin bütünlüğünü sağlamak cumhurbaşkanının en önemli vazifesidir. Halk tarafından seçilmesi cumhurbaşkanlığı makamına güçlü meşruiyet sağlayacak bu sayede bu makam asıl anlamını bulacaktır. Sağlıklı bir denge kurulacak ve denetleme imkanı olacak. Kamu kurumları da buna göre hareket edecek Türkiye'nin geleceği için verimli çalışacaktır. 'TÜRKİYE'Yİ UÇURACAKTIR' Halkın seçtiği bir Cumhurbaşkanı ve Başbakan her anlamda Türkiye'yi uçuracaktır bundan kimsenin şüphesi olmasın. Cumhurbaşkanının dirayetli duruşu özgürlüklerin önünü açacağı gibi tehditler karşısında da kararlı duruşu beraberinde getirecektir. İstanbul'a büyükşehir belediye başkanı olduğumda sadece bana oy verenlerin değil bütün İstanbulluların başkanı oldum. Başbakan olduğumda sadece Ak Parti'ye oy verenlerin değil 77 milyonun başbakanı oldum. 10 Ağustos'ta eğer seçilirsem herkes bilsin ki Türkiye cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı olacağım. Bize oy versin ya da vermesin herkesin Cumhurbaşkanı olacağımdan kimsenin endişesi olmasın. 'ÇOK DAHA FAZLA ÇALIŞACAĞIZ' Meclis içinde ve dışındaki tüm siyasi görüşlerin oylarına talip olduğumuzu ve oylarını alacağıma inanıyorum. Görevim süresince tek ama tek gayem olacak. 77 milyona hizmet üretilmesini sağlamak olacaktır. Farklı bir cumhurbaşkanlığın inşallah ülkemizde ortaya koyacağız. Demokrasiyi standartlarına uğraştırmak kardeşliği yüceltmek için çok daha fazla çalışacağız. Bugüne kadar istiklalimize yapılan her türlü saldırıya karşı dik durduk göğüs gerdik asla taviz vermedik. Şunu bilmenizi istiyorum. Bu mücadele aynı şekilde hatta daha da güçlü bir şekilde süreceğinden kimsenin endişesi olmasın. Cumhurbaşkanlığı makamına çıktığımız zaman orası bir dinlenme makamı asla olmayacak. Çözüm sürecini sürdüreceğiz. Allah nasip ederse çözüm sürecinin sekteye uğramasına asla müsade etmeyiz. Türkiye'nin çözümden barıştan kardeşlikten başka hiçbir seçeneği yoktur. 'BU KİRLİ YAPIYI HIZLICA TASFİYE EDECEĞİZ' Aynı şekilde paralel devlet ile mücadele cumhurbaşkanlığı dönemimizde çok daha güçlü ve koordineli şekilde devam edecektir. Milletin birliğinin yanında uulsal güvenliğimizi tehdit eden tüm girişimlere karşı cumhurbaşaknının birinci derecede görevi vardır. Paralel devlet yapılanmasına asla müsamaha göstermeyeceğiz. Bu maşa örgütle en üst düzeyde mücadele etmeye devam edeceğiz bu mücadelden zerre kadar taviz vermeyeceğiz. Bu kirli yapıyı hızlıca tasfiye edeceğiz. 'PARLAK BİR GELECEĞE YÜRÜYECEĞİZ' Türkiye son 12 yılda hemen her alanda çok büyük mesafeler kat etti. Şu anda da bütün hayallerini tek tek gerçeğe dönüştürüyor. Devlet ve milletin el ele vermesiyle özgürlükçü bir zeminde ekonominin daha da büyümesi için gayretlerimiz hız kesmeden devam edecek. 2023 hedeflerimiz var. Bu çok daha mümkün ve yakın hale gelecek. Yargıya ilişkin sorunlar çok daha sağlıklı bir şekilde çözülecek. Türkiye'nin yeni bir anayasa yapması en öncelikli gündemimiz olacak. Dış politikanın barışçı ve diyalog tavrı devam edecek. Dengeleri gözeten bir Türkiye değil vicdanıyla karar veren mazlumların elinden tutan dünyanın her yerinde zulme karşı sesini yükselten bir Türkiye halkın seçtiği cumhurbaşkanıyla daha da güçlü olacak. Allah'ın izniyle seçilirsek cumuhrbaşkanlığımız devlet ve milletin buluşmasına inşallah vesile olacaktır. Birlik ve bütünlük içinde parlak bir geleceğe yürüyeceğiz. '18 YAŞINDAN BERİ BU MÜCADELENİN İÇİNDEYİM' 10 Ağustos yeni Türkiye yolunda en mühim bir dönüm noktası olacaktır. 100. yıl dönümü olan 2023 hedeflerini hep birlikte gerçekleştireceğiz. 2053 ve 2071 hedeflerinin zeminini de hep birlikte inşa edeceğiz. Siyasette uzun bir yolda hiç durmadan yolculuk yaptık. Ortaya koyduğumuz mücadele ile gençlere örnek olduk. Çünkü bu mücadeleye 60'tan sonra gelmedik. 18 yaşından beri bu mücadelenin içinde bulunan bir kardeşinizim. Gençlik benim herşeyim. Onlarla beraber bu yolda yürüdüm yürüyorum. Gençler boyun eymemeği geri adım atmamayı umutsuz olmamayı hep sizlere anlatmaya çalıştım. Unutmayın inanıyorsanız muhakkak üstünsünüz düsturunu haklıysanız güçlüysünüz düsturunu hayatım boyunca gençlere aktarmanın mücadelesi içinde oldum. Sabrın değerini gençlere öğretmeye çalıştık. 'SİLAHINA KURŞUN SÜRÜLMÜŞ SERSERİLER' Siyasi tarihimiz boyunca şiddeti bir yol olarak seçenlerden fikirsiz siyaseti eşkıyalık ile örtenlerden olmadık. Ne tehditler gördük. Anarşi dönemlerinde dava arkadaşlarımız vuruldu. Vazgeçmedik. Partilerimiz kapatıldı vazgeçmedik. 94'te çok ciddi tehditler aldık. Hatta Samandıra'da seçim büromuz bombalandı bir kardeşimiz şehit oldu yine vazgeçmedik. Aynı şekilde Pınarhisar serüveni ve oralarda da gizli kapaklı bir çok şeyler oldu hamdolsun vazgeçmedik. Darbe çete mafya tehditlerine maruz kaldık asla vazgeçmedik. Miting meydanlarında silahına kurşun sürülmüş serseriler, odamıza konulmuş dinleme cihazları bizi yolumuzdan döndürmedi. En alçak saldırılara nankörlük ve ihanete uğradık yine yolumuzdan dönmedik. Makam için mansıp için ikbal paye ve çıkar için siyaset yapmadık böyle siyaset yapanlardan asla olmadık. Siyasetin ben ile değil biz ile yapılacağına gönülden inandık. Daha en başından itibaren ben yoktu biz vardı. 40 yıla aşkın geldiğim noktada yine ben yok biz var. 'ERDOĞAN OLMADAN AK PARTİ OLMAZ DİYENLER...' Şunu herkes bilsin ki Recep Tayyip Erdoğan her canlı gibi o da bir fanidir. Allah'a sonsuz hamdolsun ki bizim büyük davamız fani isimler fani şahsiyetler üzerine değil baki hakikatler üzerine inşa edilmiş bugüne böyle geldi böyle gidecektir. Erdoğan olmadan Ak Parti olmaz diyenler bu davayı anlamamıştır. Kendisi olmadan bu sancağın düşeceğini zannedenler bu davayı anlamamıştır. Bu teşkilatta kendine vazife verildiğinde dava sancağını canı bilip en yüksek burçlara doğru göğsünü siper edip gidecek nice kahramanlar olduğuna inanıyorum. Ak Parti şahıslarla var olmuş bir parti değilidir. Ak Parti bir dava partisidir. Vazifeye talip olanlardan değil vazife verilenlerden olduk. Birlikte yürüyenlerden olduk. Gözümüz arkada değil. Arkada güçlü bir gelenek ve davayı omuzlayacak kahramanlar var. 'ÇOLUK ÇOCUĞA MI İNDİRECEKSİNİZ DEDİLER' Fitne fesat tuzağına düşmeden Ak Parti'yi daha ileriyle götürecek güçlü kadrolarımız olduğuna inanıyorum. Daha en başta bu partiyi kurarken 3 dönem kuralını getirdik. 1 dönem ara versinler ondan sonra tekrar görev alabilir dedik. Gayemiz genç dinamik bir yapıyla geleceğe yürümek. Gayemiz koltuğa oturup kalkmayan siyasetçi yerine koltuktan nasıl vazgeçildiğini göstermekti. Seçilme yaşını 25'e çektiğmizde parlamentoyu çoluk çocuğa mı indireceksiniz dediler. 25 yetmez 18'e indireceğiz dedik. Geçenlerde Viyana'daydım. Avusturya dışişleri bakanıyla görüştüm. Gencecik bir adam. Almanya'da Hollanda'da oluyor da bizde niye olmasın. Biz 21 yaşında bir karanlık çağı kapayıp bir aydınlık çağı açan Fatih'in torunlarıyız. Bizde bu niye olmasın. 'ÇOCUKLARIMA TEŞEKKÜR EDİYORUM' 3 dönem kuralının Ak Parti'de taviz verilmeden muhafaza edileceğini biliyoruz. Mensubu bulunduğum siyasi hareket ve Ak Parti hiç kuşkusuz şahsıma ailem kadar çocuklarım kadar torunlarım kadar yakın oldu. O kadar ki millete hizmet yolunda aşk ve sevdasıyla kimi zaman ailemi eşimi çocuklarımı torunlarımı dahi ihmal ettiğim dönemler oldu. Onlar beni çok iyi anladılar. Onlar benim bu millet için mücadele ettiğimi anladılar ve her an sabrettiler. Huzurlarınızda eşime sabrından dolayı teşekkür ediyorum. Çocuklarıma sabırlarından anlayışlarından fedakarlıklarından dolayı teşekkür ediyorum. 'BANA HAKKINIZI HELAL EDİN' Bir sabah kalktığımıda yatak odamın başında bir pusula gördüm. Kızım o pusulaya şunu yazmıştı. Babacığım bir geceni de bize ayırır mısın demişti. Şu anda kızım aramızda. Tabi o sabahtan okula gidiyor. Biz de onu uğurlayamıyorduk. Böyle süren bir hayat oldu. Ben onlardan hep razı oldum. Onların da kendilerine vakit ayırmadığım için beni affetmelerini benden razı olmalarını diliyorum. Teşkilatta kırdığım krdeşlerimiz varsa affetmelerini diliyorum. Teşkilatın tüm mensuplarından helallik diliyorum. Gençlik yıllarımdan beri gerekse 14 Ağustos 2001'de Ak Parti'yi kurduğumuz günden beri birlikte yürüdüğümüz tüm arkadaşlardan haklarını bana helal etmelerini diliyorum. 'ALLAH'IN İZNİYLE YÜRÜMEYE DEVAM EDECEĞİZ' Bu bir veda ayrılık konuşması veya veda töreni değil. Bizim için her an yeni bir başlangıçtır. Bizim için her gün yeni bir gündür. Bugün de birbirimize veda etmiyor yeni bir başlangıcın heyecanını hep birlikte yaşıyoruz. Seçilirsek gruplar vesilesiyle grup kürsülerinde belki bir araya gelemeyceğiz. Belki millet bizi seçerse bir araya Ak Parti çatısında gelemeyeceğiz. Ama birbirimizle ezelden kardeşiz ve ebediyen hep görüşecek hasbihal edeceğiz. Birbirimizden kopmayacağız. Türkiye'nin istikametini belirlerken her aşamada hep birlikte olacağız. Partimizle de hükümet ile de birlikte hareket edeceğiz. Ne ben sizlerden ayrılıyorum ne de sizler geride kalıyorsunuz. Bugünlere birlikte geldik Allah'ın izniyle de birlikte yürümeye devam edeceğiz. 10 Ağustos'a kadar birlikte çalışacak ve seçmi kazandığımızda yine birlikte istişare ile Türkiye'ye hizmet vereceğiz. Bugün yeni Türkiye'nin ayak seslerini gür bir şekilde duyuyoruz. Ekonomisiyle güçlü demokrasisiyle örnek kardeşliğiyle muazzam bir Türkiye'ye yürüyoruz. Yeni bir merhaleye geçiyoruz. Rabbim izin verir milletim takdir ederse ülkemize ve milletimize hizmetkarlıkta artık yeni bir safhanın kapılarını aralıyoruz. 'BU BİR VEDA DEĞİLDİR' Bir kez daha karar yetki söz ve mühür millettedir. Bir kez daha takdir milletindir. Milletim 10 Ağustos'ta en güzel sözü ve son sözü kararıyla birlikte söyleyecektir. Bayrak yarışında bayrağı teslim etmeye hazırlanırken bir kez daha her birinizden helallik diliyorum. Canlarını feda etmiş herksi rahmetle yadediyorum. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ülkemiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Beni aday gösteren milletvekili arkadaşlarıma da şükranlar sunuyorum. Bana sizler gibi yol arkadaşları nasip ettiği için Rabbime sonsuz teşekkür ediyorum. Bu bir veda değildir kapanış bitiş değildir. Bu ifadeyi çok çok önemsiyorum. Bizim için çok farklı bir an... İşte bu bir hatime değil inanıyorum ki bir Fatihadır bir açılıştır. Onun için diyorum ki Esirgeyen ve Bağışlayan Allah'ın adıyla... O rahmandır ve rahimdir. Bizi doğru yola ilet. Gazaba uğrayanların sapkınların yoluna değil. Yolumuz bahtımız açık olsun. Allah yar ve yardımcımız olsun. haberler.com
Gabriel García Márquez Hakkında Bilinmesi Gereken 10 Şey
17 Nisan’da hayatını kaybeden Kolombiyalı yazar Gabriel García Márquez, yalnızca ortaya koyduğu yapıtlarla değil hayatı ve kişiliğiyle de dünya edebiyatının en önemli yazarlarından biriydi. İşte Nobel ödüllü Márquez hakkında bilmeniz gereken on şey:Ona göre hukuk okumaktan daha önemli şeyler vardı.Bogotá’daki Colombia Üniversitesi’nde hukuk öğrenimine başlayan Márquez, mezun olmadan okuldan ayrılarak gerçek tutkusunu kovalamaya başladı.Birçok büyük Latin Amerikalı yazar gibi o da kariyerine gazeteci olarak başladı.Márquez, gazeteci olmasına rağmen ses kayıt cihazlarından nefret ediyordu. 1981’de Paris Review’a verdiği bir röportajda not alma sistemini şöyle açıkladı: “Sorun şu ki röportajın kayıt altına alındığını bildiğiniz anda tavrınız tamamen değişiyor. Kişisel olarak ben hemen savunmaya geçiyorum örneğin. Bir gazeteci olarak ses kayıt cihazlarını kullanmayı hâlâ öğrenemediğimizi düşünüyorum. Bence en iyi yöntem, gazetecinin herhangi bir not almadan yaptığı uzun sohbet. Sonrasında ise gazeteci, konuşmadan aklında kalanları hatırlayıp hissettiklerinin bir izlenimini yazabilir; kullanılan sözcükleri tam olarak hatırlaması şart değil. Bir başka kullanışlı yöntem ise not almak ve sonra bu notları, röportaj yapılan kişiye mümkün olduğunca sadık kalarak yorumlamak. Kayıt cihazlarıyla ilgili asıl sorun, röportaj yapılan kişiye sadık kalmaması, çünkü konuşma sırasında bir pislik olduğunuz zamanlarda bile kaydetmeyi sürdürür.Büyükannesinden etkilendi.1965’te ailesiyle yaptığı bir tatilden eve dönerken Gabriel García Márquez bir aydınlanma yaşadı: “Hikâyelerimi, büyükannemin kendi hikâyelerini anlattığı gibi anlatmalıyım.” Eve geldiğinde masanın başına oturdu ve tek bir gün bile sektirmeden çalışarak Yüzyıllık Yalnızlık’ı bitirdi.Kuşakdaşları tarafından her zaman sevildi.“Büyülü gerçekçilik” akımının bölgedeki en önemli savunucularından olan Márquez, aynı kuşaktan edebiyatçıların her zaman övgüsünü kazandı. Şilili şair Pablo Neruda, Time’a yaptığı açıklamada Yüzyıllık Yalnızlık’ın, “Cervantes’in Don Quijote’sinden beri İspanyolca’daki en önemli ürün” olduğunu belirtti.Márquez, Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan sekiz Latin Amerikalı yazardan biri oldu.Açıkçası Nobel Edebiyat Ödülü alması onu oldukça korkuttu. Kolombiya’da yayımlanan El Tiempo’ya göre 20 Ekim 1982’de ödülü kazandığını bildiren telefonu aldığında baştan aşağı titremeye başladı ve evde yalnız kalmamak için arkadaşı Alvaro Mutis’in evine gitti. Mutis onu o durumda gördüğünde karısıyla tartıştığını düşündü. “Daha da kötü,” diye cevap verdi Márquez. “Bana Nobel ödülü verdiler.”Nobel ödüllü bir başka Latin Amerikalı yazar Mario Vargas Llosa ile büyük bir anlaşmazlık yaşadı.Perulu yazar Llosa, Mexico City’de bir sinemada Márquez’in yanına geldi ve suratına bir yumruk attı. Bir dedikoduya göre eskiden iyi arkadaş olan ikili, siyasi bir mesele sebebiyle tartıştı. Ancak olaydan sonra Márquez’in morarmış gözünün bir fotoğrafını çeken fotoğrafçı Rodrigo Moya, anlaşmazlığın nedeninin Vargas Llosa’nın karısı olduğunu söyledi.Fidel Castro’yla arkadaştı.Márquez sol eğilimli siyasal düşünceleri olan bir yazardı, Fidel Castro’nun yakın arkadaşıydı ve 1960’larda Küba hükümetinin denetimindeki Prensa Latina’da çalıştı.Onlarca yıl boyunca Amerika’ya girişi engellendi.New York Times’a göre Amerikan hükümeti Márquez’e vize vermeyi otuz yıl boyunca reddetti. Bunun büyük olasılıkla en büyük nedeni, Márquez’in Washington’a karşı olan hükümetlere verdiği destek ve Fidel Castro’yla olan arkadaşlığıydı. Eski ABD başkanı Bill Clinton, yasağı doksanların ortalarında kaldırdı.Yarım yüzyıldan uzun bir süre aynı kadınla evliydi.Gabriel García Márquez, Mercedes Barcha’yla 1958’de evlendi.İspanyolca kitap satışında yalnızca İncil’i geçemedi.Yalnızca İncil, İspanyolcada Gabriel García Márquez’in kitaplarından daha çok sattı.Kaynak: Huffington Post
Reklam
Beyonce Dünyada En Etkili Ünlü
Forbes tarafından bu yıl 15'incisi yapılan dünyanın en etkili 100 ünlü ismi listesi açıklandı. Amerikalı ünlü pop müzik sanatçısı Beyonce Giselle Knowles, Forbes dergisinin yaptığı dünyanın en etkili ünlüleri listesinde ilk sırada yer aldı. Forbes tarafından bu yıl 15'incisi yapılan dünyanın en etkili 100 ünlü ismi listesine göre, Ritim ve Blues (R&B) şarkıcısı, yapımcı, aktris, dansçı ve model Beyoncе, 95 konserlik turnesi ve adını taşıyan yeni albümü nedeniyle birinci ilan edildi. Geçen yıl listede birinci olan Oprah Winfrey, bu sene dördüncü sıraya gerilerken, Miami Heat'in ünlü oyuncusu LeBron James listede ikinci, Dr. Dre olarak bilinen rap şarkıcı Andre Young ise üçüncü sırayı aldı. Oscar törenlerini de sunan televizyon sunucusu Ellen DeGeneres de listenin üst sıralarında yer aldı. En etkili ünlüler listesinde ilk 10'a beş kadın girerken, listeye Afro-Amerikalılar damgasını vurdu. Sony müzik şirketinin verdiği bilgiye göre, Beyonce'nin albümleri 100 milyondan fazla kopya sattı. Beyonce'nin üçü Destinys Child grubuyla birlikte olmak üzere toplam 17 Grammy müzik ve sahne sanatları ödülü bulunuyor. Bir yıl içinde 95 konser düzenleyen Beyonce, her bir konserinden 2,4 milyon dolar kazanırken, son bir yılda toplam 115 milyon dolarlık gelir elde etti. ABD Başkanı Barack Obama’nın aile törenleri ve resmi törenlerde de sahne alan Beyonce, Obama’nın 21 Ocak 2013'teki yemin töreninde performans sergileyerek, ABD Milli Marşı’nı seslendirmişti. Beyonce 2009 yılında da Obama’nın ilk yemin töreninin yapıldığı balo gecesinde “At Last” parçasını okumuştu. İşte Forbes dergisinin en etkili 10 ünlüsü ve yıllık kazançları 1- Beyoncé Knowles (115 milyon dolar) 2- LeBron James (72 milyon dolar) 3- Dr. Dre (620 milyon dolar) 4- Oprah Winfrey (82 milyon dolar) 5- Ellen DeGeneres (70 milyon dolar) 6- Jay Z (60 milyon dolar) 7- Floyd Mayweather (105 milyon dolar) 8- Rihanna (48 milyon dolar) 9- Katy Perry (40 milyon dolar) 10- Robert Downey Jr. (75 milyon dolar)medyaradar
'Akıl Hastanelerinde, Hastalara İşkence Ediliyor'
Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi (RUSİHAK), 3 yıl boyunca ruh ve sinir hastalıkları hastanelerini izleyerek bir rapor hazırladı. Eylül 2011-Mart 2014 arasında Türkiye’nin Sağlık Bakanlığı’na bağlı en büyük psikiyatri hastanelerinin bulunduğu ve 3 bin 631 hastanın kaldığı, İstanbul, Manisa, Elazığ, Adana, Samsun ve Ankara’daki altı hastane izlenerek hazırlanan ‘Ruh sağlığı alanında insan hakları 2013 Türkiye’ raporunun bulguları ürkütücü. Raporda, “Hastalar, saatlerce yatağa bağlanıyor, dövülüyor ve toplu halde çırılçıplak banyo yaptırılıyor” denilirken, Erenköy RSHH’de görevli psikolog olmadığı ortaya çıktı. İlker Akgüngör'ün Vatan gazetesinde yer alan haberine göre, Rapora göre ruh sağlığı açısından en önemli hastanelerde ciddi doktor sıkıntısı yaşanıyor. İstanbul Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde (RSHH) bir doktora 7.1, Erenköy RSHH’de 16.6, Manisa RSHH’de 30.2, Adana RSHH’de 24.7, Elazığ RSHH’de 31, Samsun RSHH’de ise 14.7 hasta düşüyor. Rapor psikolog sayısının da yetersizliğini gösteriyor. Rapora göre Bakırköy RSHH’de görevli bir psikologa 34, Manisa’da ise 49 hasta düşüyor. Daha da kötüsü Erenköy RSHH’de görevli psikolog bile bulunmuyor. Ziyaret edilen tüm hastanelerde tedavi gören bireylere yalnızca ilaca dayalı tedavi uygulanıyor, sabah altıda kaldırılıp bütün gün kapalı ortamda, çoğu kez de koridorlarda hiçbir şey yapmadan, TV izleyerek zaman geçirmek zorunda bırakılıyorlar. Hastanelerde tedavi yöntemi olarak terapi ve rehabilitasyon ise neredeyse hiç kullanılmıyor. Hastanelerde cinsel taciz ve istismarla karşılaşılmamış. Ancak hiç bir hastanede zayıf grupları (zihinsel engelliler) cinsel taciz ve istismara karşı koruyucu, önceden planlanmış bir politikanın bulunmadığı, bu konunun daha çok hemşirelerin bireysel inisiyatifiyle çözülmeye çalışıldığı belirtiliyor. RUSİHAK’ın izleme ekiplerinin hastane çalışanlarıyla yaptığı görüşmelerde Bakırköy RSHH’deki bir hemşire yetiştirme yurtlarından gelen çocuklarda taciz ve tecavüz mağduru sayısının yüksek olduğunu anlatıyor: “Hastalar arasında sığınma evleri ve bakım kurumlarından gelen bir kesim var ve onların yüzde 80’i taciz, tecavüz mağduru. Ensest mağdurları da yoğun ancak adli vakaya dönüşmemesi için, bildirim yükümlülüğünden dolayı dosyalarına kaydedilmiyor.” RUSİHAK gözlemcisinin aktardığı bir olay ise sinir bozucu: “Bakırköy RSHH’de 33. adli serviste hücre tipi demir kapıları olan iki adet gözlem odasında olduğu ve bu odaların her birinde birer kişinin kaldığı görüldü. Psikososyal engelli bu kişilerin sürekli tecritte tutulduğu bilgisi verildi. Tecritte tutulan iki hasta ile görüşüldü. Biri 2009 yılından beri burada tutulduğunu belirtirken, diğeri iki yıldır tecritte tutulduğunu söyledi ve hemşireler de kendisini doğruladı. Günde yarım saat güvenlik eşliğinde odadan dışarı çıkardıklarını belirttiler. Nedeni sorulduğunda, bir hastanın iki yıl önce gözüne zarar verdiği bu nedenle iki yıldır tecritte tutulduğu belirtildi.” Ayrıca uluslararası hukukta yasaklanmış olmasına rağmen çocuk hastalar da uzun sürelerle tecrit ediliyor, yatağa bağlanıyor ve hareketsiz tutuluyor. Adana RSHH’deki bir hasta banyoda çırılçıplak soyulup bekletildiklerini ve aynı havluyu 20 kişinin kullandığını söylüyor. Manisa’da ise toplu banyo yapıldığı, hastaların bitlendiği rapordaki bilgiler arasında. Raporda; odaların, banyoların ve yatakların yetersiz ve hijyenik olmadığı bazı hastanelerde yersizlik yüzünden hastaların koridorlara serilen yataklarda yattığı, kapısı olmayan tuvaletler kullandığı belirtiliyor.T24
Reklam
Erdoğan'ın Yeğeni Uyuşturucudan Mahkum Oldu
Başbakan'ın yeğeni Mehmet Erdoğan'a 'Uyuşturucu ticareti yapmak' suçundan 5 yıl hapis cezası verildi. Erdoğan'la birlikte 6 sanığın cezasını önce 4 yıl 2'şer ay hapse indiren mahkeme, daha sonra denetimli serbestlikle tahliye etti İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen davada karar duruşması yapıldı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yeğeninin de sanıklar arasında olduğu davayı karara bağlayan mahkeme heyeti; sanıklar Mehmet Erdoğan, Esra İşcan, Serkan Emre, Bayram Kaplan, Selim Selvi, Aysen Tutkun Özmen, Koray Tansu’nun “uyuşturucu ticareti yapmak” suçunu işledikleri gerekçesiyle 5’er yıl hapis ve adli para cezasına çarptırdı. Ancak mahkeme, bu cezada indirime gitti. Mahkeme, sanıkların sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ve cezaların gelecekleri üzerindeki olası etkilerini göz önünde bulundurarak cezayı 4 yıl 2’şer ay hapis ve 4’er gün karşılığı günlüğü 20 TL’den 80 TL adli para cezasına indirdi. Sanıklar hakkında ayrıca, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verildi. BAŞKA SABIKALARI DA VAR Mahkeme heyeti ayrıca; sanıklar Bayram Kaplan, Mehmet Erdoğan, Koray Tansu, Esra İşcan’ın daha önce benzer suçlardan sabıkaları bulunduğunu belirterek, bu sanıklar hakkındaki cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına hükmetti. GENOTİP ÖZELLİKLERİ YAKALATTI İddianamede, oto kiralama dükkanı sahibi Serkan Emre’nin kullandığı otomobilin takibe alındığı ve otomobilde bulunan Mehmet Erdoğan’ın inerek evine girmesinin ardından durdurulan araçta yapılan aramada, sarılmış ve içilmiş uyuşturucu madde ele geçirildiği iddia edilmişti. Soruşturmanın ilerleyen aşamasında gözaltına alınan 11 şüphelinin kan örnekleri ile el parmak izlerinin karşılaştırılması sonucunda sarma uyuşturucu üzerinde Mehmet Erdoğan’ın genotip özelliklerinin uyumlu olduğunun belirlendiği açıklanmıştı. Aysun YAZICI - TARAF
YouTube'da 1 Dakikada Neler Oluyor? [İnfografik]
Facebook’ta 1 dakikada nelerin olduğu özelinden internette 1 dakikada nelerin olduğu genel bilgileri daha önce infografik olarak paylaşmıştık. YouTube için hazırlanan yeni infografikse online video platformuna bir dakika da yüklenilen video ve izlenilenden fazlasını sunuyor. Google ve Facebook’tan sonra Alexa sıralamasında 3. sırada gelen YouTube’un dikkat çeken rakamlarına video yüklenme sayılarıyla başlayalım. YouTube’a dakikada 100 saatlik video yükleniyor. Yüklenen videoya bir diğer açıdan baktığımızda YouTube’un video tanıma sistemi her dakika 100 saatlik videoyu incelerken bir günde 400 yıldan fazla videoyu inceliyor. Google+ istediği etkileşimi yakalamamış olsa da Gooogle, YouTube yatırımında fazlasıyla memnun görünüyor. Sitenin trafiği kadar kullanıcı etkileşimi de dikkat çekiyor. Video beğenme ve yorum sayıları paylaşılmasa da kullanıcıların dakikada 1388 kanal takip ettiği infografikte yer alıyor. YouTube’un dakikada 10 bin 654 dolar kazandığı tahmin edilirken kanallar arasında en çok ödemeyi yaptığının dakikada 13.31 dolarla PewDiePie olduğu belirtiliyor. 28 milyonda fazla takipçiye sahip PewDiePie yıllık 7 milyon dolardan fazla gelire sahip. YouTube’da popüler kanalların kazançlarını infografikte bulabileceğinizi belirterek ilginenlerin YouTube’dan yılda 100 bin dolar kazanmak o kadar da eğlenceli değil yazısına da göz atmalarını öneririm.webrazzi
Yeni Akit'ten Yine Nefret Söylemi: Hedef Sertap Erener
Nefret söylemi ve hedef göstermede hemen hiçbir günü boş geçmeyen Yeni Akit gazetesi şarkıcı Sertap Erener için ‘nişan aldı’. Gezi eylemleriyle ‘ hesabını bir türlü göremeyen’ Yeni Akit, Sertap Erener’in ‘ Erdoğan Hükümeti’ni devirme amaçlı ve Batı destekli kalkışmanın hüsranla sona ermesinden sonra ABD’ye yerleştiğini ‘ ifade etti. Haberde Sertap Erener’in Demir Demirkan’la ‘nikahsız yaşadığı’ vurgulanırken, ikilinin yaz hasılatını toplamak için Türkiye’ye döndüğünü yazarken, ‘Paraları cebe indirmek için geri döndü ‘ denildi. Sertap Erener’in 2003′te kazandığı Eurovision birinciliği için ‘ klibi masonik işaretlerle süslenen’ yorumu yapılırken, haberde şarkıcının fotoğrafında göğüs bölümü de mozaiklendi.Diken
Reklam