onedio
Ayı, Aslan, ve Kaplanla Kot Tasarlamak
Japonlar belli malzemelere sardıkları kot malzemelerini ayı, kaplan ve aslanların önüne attılar. Onların verdikleri tahribat doğrultusunda yeni tasarım kotlar hazırladılar. Bu kota Zoo Jeans adı verildi ve etiketine 'Made in Animals' ibaresini eklediler. Açık arttırma ile satılacak olan bu kotlardan gelecek gelir hayvanlara bağışlanacak.
'Şişko Fareler Trafolara Giriyor'
İzmir'de konuşan Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, ''Şişko fareler kediler trafolara giriyor. Girince karanlık oluyor ondan sonra karanlık olunca siz biliyorsunuz neler oluyor.'' dedi. Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu İzmir'de açıklamalarda bulundu. İşte İhsanoğlu'nun açıklamalarından satır başları: Şimdi bizim ikinci kazancımız seviyeyi tespit etmek, çıtayı yükseltmek. Şimdiye kadar yapılan hizmetlerin, biz cumhurbaşkanı söylemini değiştirdik. Hatırlıyor musunuz dört hafta önce “güçlü cumhurbaşkanı” başkan yetkileriyle Türkiye’yi değiştirecek, yeni türkiye’yi kuracak bir başkan seçiyorduk. Şimdi benim söylediğim Anayasa’nın yetkilerini kullanacak cumhurbaşkanını konuşuyor herkes. Bu rejim şekli, yani parlamentoya dayalı bir sistemin ve iktidarın başbakanın elinde olması, başbakan’ın meclis’e karşı sorumlu olması, bütçeyi herşeyi ona göre ayarlaması… Bu sistem Atatürk’le beraber de başlamadı. İkinci meşruiyetten itibaren. Atatürk büyük istiklal mücadelesini yürüttü, muzaffer kumandan mustafa kemal paşa geldi Meclis’le beraber savaşı bitirdi. Son noktasını da bu şehirde attı. Bütün yetki başbakandaydı. Koskoca Atatürk o yetkileri kendisinde toplayamaz mıydı? Hayır, 1934 anayasasına göre yetkiler baş vekildeydi. Siz geliyorsunuz bana diyorsunuz ki biz ABD olacağız. Başkanımız her şeyi yapacak. Bir defa ABD’nin başkanı istediği her şeyi yapamıyor. Senatoda sorgulanıyor. Bir kişinin iki dudağı arasında değil. en sonunda meclis’te onu vekiller sorguya çekiyorlar. Biz burada her şeyi bir kişinin iki dudağının arasında yapmak istiyoruz. ABD örnek değil ki bize. O Amerika Birleşik Devletleri, federal bir yapı. Bizde 81 vilayetler var, biz bunları birleşik vilayetler mi yapacağız Özerklik falan deyip, federal bir devlete gideceğiz, federal bir başkanımız olsun, mükemmel işte ABD olduk. Genellikle Fransa hariç, bütün Avrupa ülkelerinde cumhurbaşkanları genellikle siyaset dışından. Daha birkaç hafta önce Ankara’ya gelen Alman cumhurbaşkanı, eski bir din adamı. Polonya’yı komünizmden hür dünyaya taşıyan adam sendikacı. Biz tutturmuşuz illa partili olacak. Şişko fareler kediler trafolara giriyor. Girince karanlık oluyor ondan sonra karanlık olunca siz biliyorsunuz neler oluyor. Fakat biz bu sefer halkımızın sandığına oyunu verdiğiniz her oy annenin helal sütü gibi sahip çıkacaksınız. Ve acelemiz yok. Üç tane isim var. O siz bir ismin sahibi olarak A’dan Z’ye kadar ilan edilinceye kadar gözleyeceksiniz. Biz burada komitelerin kurulmasını istiyoruz. Kim gönüllüyse lütfen girsinler. Tecrübesi olan arkadaşlar bu şeyi yapsınlar. Soru: Cumhurbaşkanı seçildiğiniz takdirde Türk siyasetinde neler değişecek? Biraz önce bazı şeyleri sıraladık. Biz yarışa başlar başlamaz bir seviye getirdik. Biraz milletin ayağının yere basmasını şey ettik. Herkes anayasanın, mevcut anayasaya saygılı konuşmaya başladı. Şimdi yapılacak şey şudur. Biz, görmüşsünüzdür, manifestolarda her şeyden önce ülkede huzuru sağlamamız lazım. Bizim toplumumuz, konuşmakla şöhret bulan “toplumumuz tef gibi gergin olmuş” bu tefi yanlış çalanlar var. istikrar içinde, Türkiye maceraya sürüklenmemesi lazım. Fakat bu istikrar devam ederken bu kutuplaşmayı sona erdireceğiz. Bir ve beraber bir millet olarak dirliğimizi sağlayacağız. Sevgi ekeceğiz, saygı ekeceğiz, bunun tohumlarını elde edeceğiz. Bu kardeşiniz uluslararası ilişkilerden tecrübeleri oldu. Dünya liderleriyle, komşu devletlerle. Biz bunu bu komşularımızla olan münasebetlerimizi düzelteceğiz. Gündemimizin en baş maddeleri içerisinde, hukukun üstünlüğü. Ve buna bağımlı, yargının bağımsızlığı. Bugün Türkiye’de hukukun üstünlüğünden bahsetmek mümkün değil. Türkiye’de hiçbir zaman, askeri diktalar zamanında dahi, yargının bu kadar darbe aldığını, kanunların bu kolaylıkla değiştiğini, biz bizim neslimiz bunu hatırlamıyor. Biz bunun siyasi tarihimizde de böyle bir şey görmedik. Onun için hukukun üstünlüğü, yargının bağımsızlığı ve sosyal adaletin gerçekleştirilmesi çünkü Türkiye’de yoksulluk çizgisinin altında yaşayan çok insan var. bu insanların bir an evvel dertlerine derman bulmak lazım. Kredi borcu olan kardeşlerimiz, bu sarmal içerisinde, her ayın sonu-başı, ben bu krediyi nasıl ödeyeceğim diye yüz binlerce milyonlarca insanımız var. bunu muhakkak mevcut hükümetle meclisle muhalefetle bunun bir çaresini bulup o sıkıntıları gidermemiz lazım. Faiz diye aleyhte konuşuluyor, merkez bankasının başkanı azarlanıyor, yazık adamın ağzı var dili yok. Eşim hatırlattı haklı olarak. Kadın meselesi ve buna bağlı olarak engelliler meselesi özel önem arz eden konudur. Teferruata girmeyeceğim, biz bu şerefli yolculuğa çıktığımız günden itibaren kadınlarımızın toplumumuzdaki etkin rolünü keşfettik. Benim her yerde gördüğüm kadınlar, genç küçücük kızlarımızdan, ileri yaşlardaki annelerimize teyzelerimize kadar başı açık kapalı olsun, tahsil seviyeleri farklı olsun. Hepsi bu konuda çok ileri fikirli. Açık açık söylüyorlar, bizim oyumuz sizden yana. Ben bu yarışı hanımlarımızın, gençlerimizin ve engellilerimizin desteğiyle kazanacağım. Soru: Hukukun üstünlüğü vurgusu yaptınız. Bugün Türkiye operasyonla uyandı. Bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyiz? Ben de maalesef bundan sabah erken saatte haberdar oldum ve ben de çok üzüldüm. Adli tahkikat intikam duygusu içinde olmamalıdır. Gerçekten suç işleyen varsa ister polis ister bakan olsun devletin hangi görevinde birisi olursa olsun, böyle bir şey yapmışsa kanun karşısında eşit muamele alarak yargılanarak cezası neyse alması lazım. Bu uzun zamandan beri bir takım emniyet mensuplarına, yargı mensuplarına, savcılara polislere emniyet müdürlerine lekeleme kampanyaları başlatıldı. Bunlardan bazı, onurlarını kıran bir şekilde tutuklananlardan bir kısmı serbest bırakılmıştı. Biz de her şeye rağmen vicdanlı hakimler vardı. Birbirlerine kelepçeleniyorlar, bu ayıptır. Bu yakışmaz bize. Bin senelik devlette bu olmaz. Biz sırf 90 yıllık cumhuriyet değiliz. Biz bu devleti daha dün kurmadık ki. bu çok ayıptır bu yakışmaz. İnsanlar bunu yapanlar ve yaptıranlar yarın pişman oldukları zaman yine Türk adaletine müracaat edeceklerdir. “Adalet mülkün temelidir” yani devletin temelidir. Temeli çürürse o devlet çöker. Soru: Özellikle bu gece yarısı başlayan operasyon AKP’lilerin yandaş medyanın da dilindeydi. Gazze’deki operasyonlar devam ederken, hükümetin köşeye sıkıştığı ve bu operasyonu yaptığı şekilde bir algı oluştu. Buna katılıyor musunuz? Yargı meselesi çok hassas bir mesele. Yargıya siyasetin karışmaması lazım. Adli işlerin siyasetin karışmaması lazım. Şimdi bakınız biz 90 senedir laiklik üzerinde titreye titreye belirli bir noktaya geldik. Laiklik dinin siyasete, siyasetin dine karışmaması demektir. Bazı radikal gruplar anlayışlar var ama onlar büyük ekseriyetin karşısında bunu kabul etmek durumundadır. Yargı siyaset ilişkisinde bunu oturtmamız lazım. Bir ülkede yargı siyasete, siyaset yargıya karışıyorsa orada adalet olmaz. Gazze meselesinde, hükümetimiz ne yaptı? Yas ilan etti. İcraat olarak yas ilan etti. Bu saygıyla karşılayacağımız bir husus. Onun dışında nutuk attık. Telefonlar yaptık, bağırdık çağırdıki bir tane şişe kan, bir battaniye, bir konserve kutusu gönderemedik. Neden? Çünkü herkesle kavgalıyız. Bu yardımın iki kapısı var. siz o iki devletle kavgalısınız. Biz yol gösterdik, 2008-2009 ‘da aynı hadise. Bu İsrail’in zalimce saldırıları devam edecek. Bu şartlar olduğu sürece bunlar devam edecek. Güvenlik Konseyi’nin kapısında kilit olduğuna göre bu olacak. Ben başka bir yol tarif ettim. Yine BM güvenlik mekanizması yoluyla. Ama dinlemiyorlar yalan söylüyorlar, küfrediyorlar. Bir taraftan Gazze’deki kardeşlerimizle dayanışma içerisindeyken, ırak Türklerinin uğradığı katliamlar, kızların uğradığı tecavüzler unutuluyor. Sırf Filistinli mi olmak lazım? Biraz da Türklerle Allah rızası için dayanışma içerisinde olalım. Dün Türkmen liderler geldiler bana, öyle feci hadiseler anlattılar ki. 13-14 yaşındaki kıza, mükerreren defalarca tecavüz ediliyor, filme çekiyorlar sonra da elektrik direğine asıp öldürülüyorlar. Böyle bir vahşet. 50 bin kişi susuz, gıdasız. Barınaksız, bunlara hiç kimse bir şey yapmıyor. Varsa yoksa Gazze. Ama Gazze’ye de yapılan bir şey yok. Yoksa sonumuz biraz kavgalı bir süreç olacak. Biz kavga değil vatanımızda huzur istiyoruz ki, yurt dışında itibar istiyoruz. Yurtta sulh cihanda sulh istiyoruz. Soru: Başbakan Erdoğan’ın bir açıklaması vardı “benim oyum yüzde 56” diye. Sizin bir tespitiniz var mı? Bu sabah yapılan operasyonların seçim malzemesi olarak kullanılacağını düşünüyor musunuz? Birinci sorunuz evet, bizim tespitimiz yüzde 60. İkinci soruya gelince maalesef her eşyi bu seçime göre ayarlamış. Çıkarılan seçim kanunu, daha birkaç sene önce. Ramazan ayı, yaz ayı, bir ay seçim kampanyası. 10 Temmuz – 10 ağustos. Dünyanın hangi ülkesinde cumburbaşkanı… hele siz daha önce başkanlık sistemi heyecanı içerisinde, Amerikanvari bir başkanlık yetkileriyle bu yola çıktığınıza göre… Deemk ki bir kişinin ölçülerine göre yapılmış, kanun biçilmiş kaftan. Bir yerden bir yere evinizi taşıma süresi bir ay. Her şeyi buna göre hazırlamıştı. Bakıyoruz mesele bir mitingde söylenen, tatmin edecek unsurlar söyleniyor. Ama başka vilayette fazla geçerli olmadığı için, öbür vilayette. Veya TRT bunu kesiyor. Çok güzel bir kampanya, çok güzel yapılmış. Ama eşit değil, adil değil. TRT’nin yaptığı TRT tarihinde bir kara leke olarak geçecektir. Onun da herhalde bir gün bu millet sorgulayacaktır. DHA
Ali Fuat Yılmazer Gözaltına Alındı!
Sabah saatlerinde Ali Fuat Yılmazer'in Zekeriyaköy'deki evine giren polis ekipleri, saat 17.30'da İstanbul'un eski İstihbarat Şube Müdürü'yle birlikte evden çıktı. Gözaltına alınan Yılmazer'ın bindirildiği polis otomobili Emniyet Müdürlüğü binasına doğru yola çıktı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün Eski İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer'in evindeki aramalar sona erdi. Yılmazer gözaltına alınarak polis aracıyla götürüldü. Yılmazer'in Sarıyer Zekeriyeköy'deki evine sabah saatlerinde gelen polis ekipleri saat 17.30'a kadar aramalarını sürdürdü. Yaklaşık 12 saat süren aramanın ardından polis ekipleri Yılmazer'i gözaltına aldı. CNN TÜRK
Mirzabeyoğlu Hakkında Yeniden Yargılama ve Tahliye Kararı
İslami Büyük Doğu Akıncıları Cephesi (İBDA-C) örgütünün lideri olarak yargılandığı davada 'Anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye kalkışmak' suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Salih Mirzabeyoğlu cezaevinden tahliye olduDHA
Reklam
'İsrail'in OECD ve NATO Üyeliğinin Desteklenmesinin Gerekçesi Ne?'
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun cevaplaması istemiyle yazılı soru önergesi verdi.CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun cevaplaması istemiyle yazılı soru önergesi verdi. 'İsrail'in OECD'ye ve NATO'ya üye olmasına destek verilmesi kararı kim tarafından alınmıştır? İsrail’in üyeliklerinin desteklenmesinin gerekçesi nedir?' diye sordu. Tanrıkulu; 2010 yılında İsrail askerlerinin baskını sonucu 9 kişinin öldüğü Mavi Marmara saldırısının ardından, Ankara-Tel Aviv hattında iplerin gerildiğini, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin en alt seviyeye indirildiğini hatırlattı. Tanrıkulu, Başbakan Erdoğan'ın, Mavi Marmara saldırısının ardından Tel Aviv’e yönelik sert ifadeler kullandığını, İsrail’in özür dilememesi, tazminat ödememesi, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon'un önerdiği uluslararası soruşturma komisyonunun kurulmasına rıza göstermemesi, Tel Aviv’in Gazze Şeridi'ne uyguladığı ambargoyu kaldırmaması halinde ilişkilerin normale dönmeyeceğini belirttiğini aktardı. Tanrıkulu, 'Ancak İsrail hiçbir şartı yerine getirmediği halde hükümetiniz tek Müslüman üye ülke olarak, İslâm dünyasından ve Filistin’den gelen bütün uyarılara rağmen, İsrail’in OECD üyeliğini onaylamış, ardından 2012 yılında NATO üyeliğinin önünü açmıştır.' dedi. TANRIKULU, DAVUTOĞLU'NA ŞU SORULARI YÖNELTTİ İsrail’in OECD’ye ve NATO’ya üye olmasına destek verilmesi kararı kim tarafından alınmıştır? İsrail’in üyeliklerinin desteklenmesinin gerekçesi nedir? İs­ra­il'­in NA­TO tat­bi­kat­la­rı­na ve­to­su­nu han­gi Hü­kü­met kal­dır­mıştır? Hükümetiniz İsrail’e vetoyu, iddia edildiği gibi patriotlar yüzünden mi kaldırmıştır? Mavi Marmara saldırısının ardından iki ülke arasında karşılıklı ithalat ve ihracat rakamlar nelerdir? Ankara-Tel Aviv hattında ithalat-ihracata konu olan kalemler nelerdir? Tep­kim İs­ra­il Dev­let Baş­ka­nı­na de­ğil, mo­de­ra­tö­re­di­r” cümlesini kim söylemiştir? Ma­vi Mar­ma­ra bas­kı­nın­da yurt­taş­la­rı­mız ölürken, üç şar­tı­mız var­dı; özür di­le­ne­cek, taz­mi­nat öde­ne­cek ve Gaz­ze­'ye ab­lu­ka kal­ka­cak­tı. Bu istekler yerine getiril dimi? Getirildiyse bakanlığınızın kayıtlarında mevcut mudur? 13 Şu­bat 2009'da Ge­nel Baş­kan Yardımcısı imzasıyla bü­tün okullara “İs­ra­il mal­la­rı­nı boy­kot et­me­yi­n” genelgesi gönderildi mi? sondakika
Zerrin Özer'den 50 Kişiye Suç Duyurusu
Zerrin Özer, Başbakan Erdoğan'ın 'Vizyon Belgesi'ni açıkladığı toplantıya katıldığı için kendisine Twitter ve Facebook üzerinden hakaret ettiği iddiasıyla 50 kişi hakkında suç duyurusunda bulundu.  Özer, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı Türkiye Vizyon Belgesi'ni açıkladığı toplantıya katıldığı için kendisine Twitter ve Facebook üzerinden hakaret ettiği iddiasıyla 50 kişi hakkında suç duyurusunda bulundu. Rahatsız olduğu için adliyeye gelemediği öğrenilen ünlü sanatçı Zerrin Özer avukatı aracılığıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Çağlayan'daki adliyeye gelen Özer'in avukatı Oğuz Çelik'in yaptığı yazılı açıklamada, 'Değerli sanatçımız Zerrin Özer, 11 Temmuz 2014 tarihinde Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı seçimi için düzenlediği Vizyon toplantısında bulunmasından dolayı gerek twitter gerekse facebook üzerinden haksız eleştiriler ve hakaretlere maruz kalmıştır. Zerrin Özer'in toplumumuzun her bireyi gibi fikirlerini ifade etmekte, demokratik haklarını kullanmada özgür olduğunu belirtmiştir. Sosyal medya üzerinden bir takım kişiler eleştiri sınırlarını aşan sözler ve paylaşımlarda bulunmuş, ağza alınmayacak şekilde hakaret ve küfür etmişlerdir. Sosyal medyadaki bu paylaşımlar sanatçımız Zerrin Özer'i fevkalade yaralamış ve derin üzüntüye boğmuştur. Özellikle şahsına, inancına, sanatçılığına, şerefine, onuruna hakaret eden kişiler hakkında kamu davası açılarak cezalandırılması için Cumuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur' denildi. DHA
Reklam
Kaş-Kekova Artık Koruma Altında
Kaş-Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇKB), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün resmi onayıyla, Türkiye’nin denizel yönetim planıyla korunan ilk alanı oldu. Son yıllardaki orfoz, lahoz, fangri gibi balık türlerde düşüş, deniz canlılarının oksijen kaynağı olan deniz çayırlarında azalma ve yasa dışı avcılıkta artışla gündeme gelen Kaş-Kekova koruma planı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlandı.  Kaş-Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇKB) Denizel Yönetim Planı’nda, orman vasfını kaybetmiş arazilerden gelir elde etmek için yürürlüğe giren 2B uygulamasının Kaş için risk yarattığı ifade ediliyor. “Türkiye’de Kaş Bölgesi’nde fazla sayıda 2B arazilerinin yer alması, hak sahiplerinin belirlenmesi ve satış sürecinde Kaş’ta İlçeye yapılacak her türlü yatırımın Kaş-Kekova Deniz Koruma Alanı’nı etkileyeceği göz önünde bulundurulmalıdır ve plan kararları bu vizyon ile belirlenmelidir” denildi. Agos'tan Berivan Erbil'in haberine göre, planda ayrıca dalgıçlık faaliyetlerinin bölgede sıkıntı yarattığı belirtiliyor: “Aşırı sayıda dalıcı; balık topluluklarını olumsuz etkileyebilir, tecrübesiz dalıcıların deniz tabanıyla olan kontrolsüz temasları sonucunda algler, deniz bitkileri ve yaşamı deniz dibine bağlı diğer canlılar hasar görebilir. Bu nedenle dalış aktiviteleri sınırlandırılmalı ve dalış noktaları için günlük dalıcı taşıma kapasitesi belirlenmelidir.” 2002’den beri tehdit altında olan bölgede Patara’dan Antalya’ya kadar yaklaşık 210 kilometrelik deniz alanında Denizel Biyolojik Zenginlik Araştırması yapıldı. 2006 yılında Kaş ÖÇKB’sine Kekova da eklenerek, Kaş-Kekova ÖÇKB bakanlık gündemine de alındı. 2009-2013 yılları arasında yürütülen ‘Kaş-Kekova ÖÇKB Denizel Yönetim Planı Hazırlanması ve Uygulanması Projesi’ kapsamında denizel biyolojik çeşitlilik araştırması ve bunu tamamlayıcı oşinografik araştırmalar, tarım, balıkçılık, turizm gibi ekonomik faaliyetleri ve insan kaynaklı etkilerin boyutunu değerlendiren sosyoekonomik çalışmalar yapıldı. Denizel yönetim planı bu araştırmalar ışığında; geçimi denizel kaynakların varlığına bağlı olan dalış kulüpleri, tur tekne sahipleri ve balıkçılarla yapılan toplantılar sonucunda katılımcı bir süreçle hazırlandı. Bu plan, deniz alanına yönelik tüm tehditlere karşı Kaş-Kekova’nın denizel değerlerinin korunmasını önceliklendiriyor. WWF-Türkiye’ye göre plan tek başına yeterli değil. Hazırlanan planın etkili bir şekilde uygulanabilmesi için, resmi yöneticilerle işbirliği içerisinde tüm paydaşların (bölgedeki oteller, dalış kulüpleri vs) söz sahibi olabileceği ve olası risklere anında müdahil olabileceği güçlü bir yerel yönetim biriminin de oluşturulması gerekiyor. Türkiye’de 16 Özel Çevre Koruma (ÖÇK) Bölgesi bulunuyor. Bu bölgeler içerisinde 11 tanesinin deniz ve kıyı alanına sahip olması sebebiyle denizel yönetim planı hazırlıkları yapıldı. Özellikle Foça ve Gökova’nın da Kaş-Kekova’dan sonra denizel yönetimle korunan alanlar olabilmeleri için hazırlıklar sürüyor. Türkiye’de yeni bir olgu olan denizel yönetim planı, korunan bir bölgenin denizel alanında faaliyetlerin belirli bir plana dayandırılarak yapılmasını amaçlıyor. Bu kapsamda, denizel kaynaklardan faydalanan herkesin (dalış kulüpleri, balıkçılar ve tur tekneleri gibi) aktiviteleri nasıl ve hangi şartlarda yapacağını tanımlayan yasal bir belge. Plan, beş yıllık bir eylem paketini içeriyor. Denizel biyolojik çeşitliliğin korunması için balıkçılık ve dalış/tekne faaliyetlerinin düzenlenmesi (özellikle tekneler için demirleme yerine şamandıra sisteminin teşviki gibi), deniz kirliliğini önleyici sistemlerin kurulması ve alt yapı çalışmaları, yasa dışı avcılığın denetlenmesi gibi denizel kaynaklara bağlı toplulukları tehdit eden konuların paket çerçevesinde çözüme kavuşturulması amaçlanıyor. Berivan Erbil | Agos
Volkan Şen: "Burak'tan Artisti Yok"
Türkiye Gazetesi'nden Hasan Sarıçicek'e röportaj veren Volkan Şen, Yuvama döndüm” dedi, orta boylu esmer adam vebir vizyonel ifadeyle “Bu ülkeye bir Arda Turan yetmez” diye devam ettikonuşmasına. Kim mi? İçe kapanık yapısıyla uzaktan bakıldığında insanı iten fakat sohbete başladığımızda ümit dolu, son derece keyifli bir profil ortaya koyan Bursaspor'un alt yapısından yetişen 3. kaptanı Volkan Şen. O kadar samimi ki Volkan, “Medya ile ilişkilerim şöyle böyle, çok güçlü değil” demesine rağmen ne sorduysak içtenlikle cevap verdi. En çok içerlediği şey, adının Trabzonspor'da “ağlayan adam”a çıkmış olmasıydı. Nasıl içerlemesin ki; futboluyla gündeme gelmek varken, gözyaşları ile hatırlanıyor. Ama hemen sonrasında bomba bir itiraf geldi: Bu ligin en mızmızı benim! Nasıl yani? “Gerçekten söylüyorum; en mızmız futbolcu benim. Kolay beğenmem, çabuk küserim. Mesela maçlarda kendimi çok yere atarım. Fakat benden daha artisti Burak Yılmaz'dır. Kendini benden daha başarılı atıyor, çok da iyi yediriyor! Ligin kasabı Serdar Aziz. Yok, pardon Yalçın Ayhan daha acımasız. En yararlı oyuncu ise Selçuk İnan, çok büyük yetenek…” Yetenek demişken, Arda Turan'ın hakkını veriyor Volkan, “Ama bu ülkeye bir Arda Turan yetmez. Daha çok futbolcu Avrupa'ya açılmalı. Salih Uçan'ı tebrik ediyorum. Arda'nın açtığı çığırdan yürüyecek. İnanıyorum ki, İtalya'da çok başarılı olacak.” Bu sayı nasıl artar ki? “Altyapılar güçlendirilmeli. Biz bu konuda çok zayıfız. Alt yapıların ne doğru dürüst bir bütçesi var ne de hocası. Tesadüfen geliyor, yukarı çıkan oyuncular. Ben alt yapısı en iyi olan bir kulüpte, Bursaspor'da yetiştim.” Senin hedefinde yok mu peki Avrupa? “Benim de hedefim de Arda gibi bir gün İspanya'da oynamak. Başarılı olacağımı da düşünüyorum.” Kariyer planlaman bundan mı ibaret? “Şu an öncelikli hedefim yetiştiğim 'yuvam' dediğim Bursaspor'da hem lig şampiyonluğu yaşamak hem de Avrupa'da ses getiren bir takımın parçası olmak. Şenol Hoca'nın da buna çok ihtiyacı var, benim de…” Kısa zamanda bu mümkün mü? “Bir anda olabilecek bir şey değil, zamana ihtiyacımız var. İki sezon içinde bu başarılabilir. Mesela Galatasaray'ın başarısızlığını Mancini'ye yıktılar. Bence tek suçlu o değil. İtalyan teknik adamı belli bir proje kapsamında getirenler o sabrı göstermediler. Herkes kendi muhasebesini yapmalı. Mancini örneğinden hareketle Bursaspor camiasına söylemek istediğim şey şu, Şenol Güneş çok büyük bir hoca. Büyük hedefleri yakalamak için bir yıl yetmez. Bunu takımdaki arkadaşlarıma da anlatıyorum.” Teknik adamlar açısından kendini şanslı hissediyor musun? Manalı bir tebessümle, iki isme dikkat çekiyor. Biri, birlikte Bursaspor'da tarihi şampiyonluğu yaşadığı Ertuğrul Sağlam, diğeri Trabzon'da Mustafa Reşit Akçay. Ertuğrul Hoca ile aranızda ne geçti? “Ne anlatayım, size... Bursaspor'da şampiyon olduk, tarih yazdık ama o sevinci yaşayamadım. Ertuğrul Hoca'nın bizimle ilgili farklı planları varmış sonra öğrendik ki o plan bizi gönderme planıymış. O gün çok üzülmüş ve hocaya çok kızmıştım ama şimdi düşünüyorum da benim de hatalarım varmış. Zaman insanı olgunlaştırıyor.” Şenol Güneş? “Şenol Hoca babam gibidir. O, futbolcunun ne istediğini bilir. Kendisinden çok şey öğrendim, öğrenmeye de devam ediyorum. Mustafa Denizli de bir futbol düşünürüdür. Söylemleriyle insanın zihninde hep yeni bir kıvılcım uyandırıyor.” Volkan Şen'in gizlemediği bir gerçek de Milli Takım'da Fatih Terim'le çalışma isteği. Diyor ki, “Fatih Hoca büyük başarılar yaşamış, bir efsane... Hâlâ heyecanı taptaze. Onunla bir Avrupa Şampiyonası finali oynamayı çok isterim.” Ne kendimiz olabiliyoruz ne de... Maneviyatı güçlü biriyim. Sahip olduklarımı düşündüğümde ne kadar şükretsem az, derim. Avrupalılaşmak istiyoruz ama bizde yapaylık var, bir türlü kendimiz olamıyoruz. Oysa bizdeki kültür müthiş. Eşim Amerika'dan geldiğinde Türkiye'ye hayran oldu.
Reklam
‘Mega Projelerin’ Şehir Plancıları Meslekten Men Edildi
İstanbul’da Üçüncü Köprü ve Kuzey Marmara Otoyolu projelerinin imar planını yapan şehir plancıları Ahmet Özdal ve Arzu Özdal, TMMOB Şehir Plancıları Odası tarafından meslekten men edildi. İstanbul 3. Köprü, 3. Havalimanı ve Kanal İstanbul gibi projelere karşı olduğunu Gezi olayları sırasında yayımladıkları açıklama ile duyuran Taksim Platformu’nun etkin örgütlerinden Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Şehir Plancıları Odası, 3. Köprü ve Kuzey Marmara Otoyolu’nun imar plancılarını meslekten men etti. Kuzey Marmara Otoyolu ve 3. Köprü projesinin imar planını yapan şehir plancıları Ahmet ve Arzu Özdal’a, üyesi oldukları TMMOB Şehir Plancıları Odası tarafından ’3 ay süre ile meslekten men’ cezası verildi. Ortaklar, ‘yargısız infaz’ yapıldığını belirterek kararın iptali için mahkemeye başvurdu. Ankara İdare Mahkemesi’nde dava konusu olan olay şöyle gelişti: 2 Haziran 2011′de ihalesi yapılan Kuzey Marmara Otoyolu imar planı işini Ahmet Özdal ve ortağı Arzu Özdal’a ait Bige İnşaat firması aldı. TMMOB Şehir Plancıları Odası, planlama çalışmalarına başlayan ortaklara 9 Şubat 2012′de, işi yapabilecek yeterliliğe sahip olduklarını gösteren ‘mesleki denetim bilgi formu ve büro tescil belgesi’ verdi. Oda, yapılacak işin de yazılı olduğu bu belge karşılığında firmadan yaklaşık 10 bin lira harç aldı. Ancak 4 ay sonra Şehir Plancıları Odası bu kez, Kuzey Marmara Otoyolu Projesi’nin ‘planlama ve şehircilik ilkelerine aykırı olduğu’, projede yer alarak ‘meslek etik ve ahlakı ile bağdaşmayan faaliyet’ yaptıkları gerekçesiyle iki ortak ile 4 firma çalışanı hakkında soruşturma açtı. (Sabah/ Yeşil Gazete)
Reklam
James Rodriguez Resmen Real Madrid'de
James Rodriguez, resmi imzanın ardından Santiago Bernabeu'da taraftarlarla buluştu. Real Madrid'in 80 milyon euro civarında bir bonservis bedeli ile Monaco'dan transfer ettiği Kolombiyalı yıldız, Santiago Bernabeu Stadı'nda binlerce taraftar önünde tanıtıldı. 23 yaşındaki yıldız 6 yıllık sözleşmeye imza atarken, ''Burada olduğum için çok mutluyum, rüyalarım gerçek oldu'' ifadelerini kullanarak duygularını paylaştı. Real Madrid'in yeni 10 numarası James, ''Umarım birçok sevinç yaşayacağız ve birçok şampiyonluklar yaşayacağız. Hala Madrid'' şeklinde konuştu. Eurosport
Coca Cola'dan İsrail Açıklaması
Coca-Cola şirketi, Coca-Cola'nın gelirinin İsrail'e aktarıldığı iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu bir kez daha yineledi. Coca-Cola şirketi, Coca-Cola'nın gelirinin İsrail'e aktarıldığı iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu bir kez daha yineledi. Coca-Cola şirketi, son günlerde çeşitli platformlarda yer alan Coca-Cola'nın gelirinin İsrail'e aktarıldığı iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu vurguladı. Coca-Cola şirketi tarafından yapılan açıklamada, son günlerde çeşitli platformlarda Coca-Cola'ya yönelik asılsız iddiaların gündeme getirildiğini üzülerek izledikleri ifade edildi. Açıklamada, Coca-Cola şirketinin 128 yıl önce ABD'de kurulduğu belirtilerek, 'Yüzde 100'ü halka açık uluslararası bir şirket konumundadır ve dünya coğrafyasında çok çeşitli ekonomik, siyasi ve dini rejimlerden oluşan birbirinden farklı 206 ülkede faaliyetlerini yürütmektedir. Şirketimizin herhangi bir ülkeyi, hükümeti, herhangi bir ülkenin politikalarını, siyasi ya da dini inancı desteklemesi söz konusu değildir. Bu çerçevede Coca-Cola'nın gelirinin İsrail'e aktarıldığı iddiası da tamamen gerçek dışıdır' denildi. Coca-Cola şirketinin 1998 yılından bu yana Filistin'de faaliyet gösterdiğinin altı çizilen açıklamada, şunlar kaydedildi: 'Coca-Cola Filistin'deki 3. en büyük işveren, 5. en büyük yatırımcıdır. Coca-Cola'nın Filistin'de 3 fabrikası, biri Gazze'de olmak üzere 7 satış ve dağıtım merkezi bulunmaktadır. Coca-Cola, 350 Filistinliye iş olanağı sağlamakta, Coca-Cola faaliyetleriyle ilişkili yan sektörlerden ise 3,500 aile geçimini sağlamaktadır. Türkiye'de de doğrudan 3 bin dolaylı olarak 30 bin kişiye istihdam sağlayan Coca-Cola olarak, 50 yıldır Türkiye'de ekonomiye güç vermek üzere faaliyetlerimizi sürdürmekteyiz. Coca-Cola'ya yönelik son günlerdeki iddiaların tamamen gerçek dışı olduğu kamuoyuna duyurulur.'Milliyet
Reklam
Festivalcilerin Şarj Cihazı Problemini Çözen Girişim: Volt
Gündelik hayatta olduğu kadar, katıldığımız festivallerde ve konserlerde de karşılaştığımız en büyük problemlerden birisi telefonumuzun şarjının hızlıca tükenmesi. Hele ki kalabalık konserlerde çekilen fotoğraflar, videolar şarjın daha hızlı bitmesine sebep olduğu aşikar. Bir de bu durumda kamp yapılan bir festival ekleneince, kamp alanında telefonunuzu şarj etmek kaçınılmaz bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkmakta. Danimarka Teknik Üniversitesi’nden (Technical University of Denmark) mezun olan 3 gencin, 2011 yılında kurduğu donanım odaklı girişim Volt , işte tam da yazının başında anlattığım probleme çözüm sağlamayı hedefliyor ve festival alanlarında, mobil cihazların şarj ihtiyacını mobilleştirerek hizmet sunuyor. Festival alanlarına kurulan standlardan, Volt temin edilebiliyor ve pek çok kişinin şarj problemini kökten çözüyor. Sistemin mantığı oldukça basit. Telefonunuzu şarj edebileceğiniz ufak bir taşınabilir şarj cihazı, belli bir bedel karşılığında size kiralanıyor. Bu cihazı festival alanındaki belli bir noktadan teslim alıyorsunuz ve telefonunuzu şarj ederek, festival alanındaki etkinliklerinize devam edebiliyorsunuz. Bu taşınabilir şarj cihazının şarjı bittiğinde ise, noktaya geri götürüp, içi dolu olan bir başka taşınabilir şarj cihazı alabiliyorsunuz. Böylece şarjınız ne zaman azalsa, gidip Volt noktasından yeni bir taşınabilir şarj cihazı alabiliyorsunuz. Aslında kiralama yaptığınız bir paylaşım ekonomisi örneği de diyebiliriz. İlk olarak Danimarka’da düzenlenen en büyük festivallerinden olan Roskilde Festival ve Skanderborg Festival gibi etkinliklerde test edilen Volt, günümüzde ise çok yoğun bir şekilde farklı festivallerde kullanılıyor. Şu anda 4 farklı ülkedeki 19 farklı festivalde hizmet sunan girişimi muhtemelen ileride daha çok ülkede ve farklı festivallerde de göreceğiz. Webrazzi
Türk Bilim Adamından Kansere Karşı ''DNA Onarımı'' Buluşu
Kanser konusunda yaptığı önemli çalışmalarla dünya çapında adını duyuran Türk bilim insanı Prof. Dr. Sancar, kanser tedavisinde ''sirkadiyen saat (ritmik saat) '' buluşuna imza attı. Kanser konusunda yaptığı önemli çalışmalarla dünya çapında adını duyuran Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar, kanser tedavisinde ''sirkadiyen saat (ritmik saat) '' buluşuna imza attı. Kuzey Carolina Üniversitesi Biyokimya ve Biyofizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aziz Sancar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kanser konusunda önemli çalışmalar yapıldığını belirtirken, kanser mekanizmasının 10 yıl içinde çözüleceğine inandığını söyledi. Ancak kanserin nasıl olduğunu çözümlemenin onu tedavi etmek anlamına gelmediğine işaret eden Sancar, tedavi konusunda bir şey söylemek için erken olduğunu belirtti. Her kanser çeşidinde farklı mutasyonların tespit edildiğini, dokudaki bazı kanserli hücreler öldürülse dahi başka mutasyonları kontrol etmenin zor olduğunu anlatan Sancar, ''Kanser demek bir tek hücre tipi değildir, kanserde çok hücre tipi vardır, bütün bu hücrelere göre tedaviyi yöneltmek gerekiyor'' dedi. Kanserle ilgili olarak ''DNA onarımı'' konusunda çalışma yaptığını bildiren Sancar, şunları kaydetti: ''Kanser tedavisinde kullanılan ilaçların çoğu DNA'yı tahrip ediyor ve vücutta bulunan DNA onarım mekanizmaları, o kanser hücrelerinin yaşamasını sağlıyor. Biz bu mekanizmayı anlamak, aydınlatmak için bir çalışma başlattık. Bu mekanizmayı anlayınca onu 'inhibe' edip, kanser hücrelerinin normal hücrelerden daha önce öldürülmesini sağlamaya çalışacağız. DNA onarımı mekanizmasını aydınlatmak, kanser tedavisi noktasında çok önemli. Gayemiz bu mekanizmayı açıklamak.'' DNA onarımının en az olduğu saatler tespit edilerek, kanserle savaşılacak Sirkadiyen saat (günlük ritm) konusunda önemli bir buluş yaptıklarını bildiren Sancar, sirkadiyen saatin DNA onarımını kontrol ettiğini ifade etti. Sancar, DNA onarımının günün belli saatlerinde arttığını, belli saatlerde de minimum seviyeye indiğini söyledi. Amaçlarının vücuttaki DNA onarımının minimum olduğu zamanı tespit edip, kanser hücrelerine ilaç verip, bu hücrelerin ölmesini sağlamak olduğunu belirten Sancar, ''HedefimizDNA onarımının ne zaman minimum ne zaman maksimum olduğunu belirleyerek, DNA onarımı potansiyelinin en az olduğu zaman ilaç tedavisi uygulayarak, hem ilacın etkisini çoğaltmak, hem de yan etkileri azaltmak'' şeklinde konuştu. Bu kapsamda çalışmayı öncelikle kalın bağırsak kanseri üzerinden başlatacaklarını anlatan Sancar, ''Kalın bağırsağın biyolojisi ve DNA onarımı saatleri konusunda daha çok bilgi sahibi olmamız nedeniyle bu kanser çeşidinden çalışmalarımızı başlatacağız. Araştırma çalışmalarına 2-3 ay içinde başlıyoruz'' dedi. Deri kanserinin önüne geçilebilecek Sirkadiyen saat konusundaki çalışmalarının deri kanserini önleme noktasında da faydalı olacağına dikkati çeken Sancar, bu şekilde hangi saatlerde güneşlenildiğinde kanser riskinin arttığının, hangi zamanlarda azaldığının tespit edilebileceğini ifade etti. Fareler üzerinde yaptıkları bilimsel çalışmalarda, UV ışınlarına maruz kalan farelerde kanser riskinin akşam saatlerinde daha az olduğunu tespit ettiklerini belirten Sancar, şöyle devam etti: ''Fareler üzerinde yaptığımız araştırmalarda sabah saatlerindeki UV maruziyeti sonucu kanser riskinin akşamüstü saat 4'teki tespit ettiğimiz oranlara göre 5 misli daha yüksek olduğunu gördük. Yani farelerde deri kanseri riskinin akşam saatlerinde daha az olduğunu belirledik. Farelerde ortaya çıkan sonuçlar insanlarda tam tersidir. Buna dayanarak, insanlar için sabah saatlerinin deri kanseri riski açısından daha düşük olacağını söyleyebiliriz. Yani sabah saatlerinde güneşlenmek, öğlen ve akşamüstüne göre daha az risk taşıyor. Ancak bunu kesin olarak söylemek için öncelikle insanlar üzerinde deney yapmamız lazım'' Bu konuda çalışmalara başladıklarını ve Amerikan Sağlık Bakanlığından izin aldıklarını anlatan Sancar, ilk etapta gönüllüler topladıklarını ve gönüllülerin derilerindeki DNA onarımlarını gün boyu nasıl olduğunu ölçmek için çalışma yapacaklarını söyledi. Sancar, ''Yani DNA onarımı konusunda kalın bağırsakta yapacağımız çalışma kanserin tedavisini, cilt üzerinde yapacağız çalışma da kanseri önlemeyi amaçlıyor'' ifadelerine yer verdi. AA
Reklam