Ekonomi Bakanı MİT'e Sert Çıktı
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Almanya'nın Türkiye'yi dinlediği iddialarıyla ilgili olarak 'Almak istihbaratı Türk istihbaratını dinliyorsa, bizim istihbaratın işi onu dinletmemektir. Karşılık olarak da onları dinlemektir. Her ne kadar müttefik olsak da bu konudaki anlayışım budur. Ancak eğer Başbakanı bakanları dinlemekle ilgili bir talimat varsa bu dostluğa yakışmaz. Dinletmeyeceksin' dedi. Dün gece saatlerinde memleketi Denizli’ye gelen Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamalarına katıldıktan sonra basın mensuplarına Denizli Valisi Abdülkadir Demir’in makamında açıklamalarda bulundu. Zeybekci, 'Bu millet çok zaferler gördü. Asla esir edilemeyen bu millet tarihteki güzel yerini yeniden alacaktır. 30 Ağustos nasıl yeni bir başlangıçsa yeni medeniyet yolunda Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında layık olduğumuz yere geleceğiz. Yeni bir Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz. Ağustos ayında Türkiye Cumhuriyeti çok önemli günler yaşadı. Yeni Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız oldu. Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın' dedi. ''IMF’YE BORÇ VEREN BİR ÜLKE OLDUK''Yeni kabinede ekonomi kurmaylarının aynı kalmasıyla ilgili soruyu yanıtlayan Bakan Zeybekci, '2002 yılından bu yana ekonomi anlamında büyük başarılar elde edildi. 35 milyar dolarlık ihracattan 157 milyar dolarlık ihracata, 3 bin 400 dolarlık milli gelirden 11 bin dolara çıkan bir ülke olduk. IMF’ye borç veren bir ülke olduk. Ekonomik performansa göre ülkemiz gayet başarılı bir süreci geride bıraktı. 11 Ağustos’tan itibaren ekonomik olarak da yeni bir döneme girdik. Birilerinin Türk ekonomisiyle ilgili ne diyeceğine bakan değil Türk ekonomisi ne diyor diye bakılan bir döneme geçiyoruz' diye konuştu. Enflasyon ve cari açığın son derece önemli olduğunu kaydeden Zeybekci, enflasyonla mücadelede asla taviz vermeyeceklerini vurguladı. Nihat Zeybekci, 'Bizim için enflasyon ve cari açık son derece önemlidir. Enflasyonla mücadeleden asla taviz vermeden devam edeceğiz. Enflasyonla mücadeleyi talebi daraltmak yerine arzı artırarak yolumuza devam edeceğiz. Enflasyonla mücadele önemlidir ama birinci sırada değildir. Birinci sırada devamlı büyüme var. Ekonomi kadrolarındaki bu devamlılıkla önümüzdeki dönem daha farklı olacaktır. Türkiye olarak ihracata dayalı büyümeye devam edeceğiz. Yeni dönemde etkili bir ekonomi politikamız olacak. Önümüzdeki 10 yılda güzel işler yapmak için çalışmaya devam edeceğiz' dedi. ''ALMANYA SİZİ DİNLİYORSA SİZ DE ONU DİNLEYECEKSİNİZ'' Almanya’nın Türkiye’yi dinlediği iddiaları ile ilgili soruyu da yanıtlayan Zeybekci, bu konuyla ilgili şunları söyledi: 'Almak istihbaratı Türk istihbaratını dinliyorsa, bizim istihbaratın işi onu dinletmemektir. Karşılık olarak da onları dinlemektir. Her ne kadar müttefik olsak da bu konudaki anlayışım budur. Ancak eğer Başbakanı bakanları dinlemekle ilgili bir talimat varsa bu dostluğa yakışmaz. Dinletmeyeceksin.' Bakan Zeybekci daha sonra karayoluyla Ankara ’ya hareket etti. Ferah IŞIK/DHA
THY Uçağına 18 Fazla Bilet Satıldı
Uçağa alınmayan Yıldırım Özcan, 'İlk kez başıma böyle bir şey geliyor. Şu an böyle bir rezalet yaşıyoruz. İşimiz aksıyor' dediAtatürk Havalimanı'ndan THY ile bugün Milano'ya uçmak isteyen 18 yolcu büyük bir şok ile karşılaştı. THY'nin 15:40'ta Milano'ya sefer yapacak olan uçakta fazla bilet sattığı ortaya çıktı. Bunun üzerine 18 yolcu uçağa alınmadı. Görevliler ile uçağa alınmayan yolcular arasında tartışmalar çıktı. Hürriyet'ten Burak Coşan 'ın haberine göre, bazı yolcular görevlilerin üzerine yürüdü. Milano’ya iş için gittiğini söyleyen Yıldırım Özcan , “İlk kez başıma böyle bir şey geliyor. Şu an böyle bir rezalet yaşıyoruz. İşimiz aksıyor. Katılmam gereken toplantılar var” dedi. Görevliler ise bekleyen yolculara bilet satılan yolcuların bir kısmı gelmezse kendilerinin uçağa alınabileceğini söyledi. Bekleyen yolcuların 20.40’taki başka bir İstanbul – Milano seferini düzenleyen uçakla uçuşlarının sağlanması bekleniyor.T24
Başbakan Davutoğlu, Yargıtay Adli Yıl Açılışı'na Katılmıyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ardından Davutoğlu da Metin Feyzioğlu'nun konuşacağı adli yıl açılışına katılmayacak12- Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 'ın ardından Başbakan Ahmet Davutoğlu 'nun da Yargıtay'daki açılış törenine katılmayacağı bildirildi. Yargıtay Başkanı Ali Alkan , Başbakan Ahmet Davutoğlu’nu ziyaret etti. NTV’de yer alan habere göre, Başbakanlık Merkez Bina'da basına kapalı gerçekleşen görüşme 1 saat 10 dakika sürdü. Başbakanlık yetkilileri, Bakanlar Kurulu toplantısı olduğundan Başbakan Davutoğlu’nun törene katılmayacağını ifade etti. Danıştay'ın kuruluş yıldönümü nedeniyle düzenlenen törende Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu 'nun konuşmasına tepki gösteren Tayyip Erdoğan, salonu terk etmişti.T24
Bilim İnsanları Elektrik Akımıyla Hafızayı Güçlendirdi
Amerikalı bilim adamları, beynin belirli bir bölgesine özel yöntemle elektrik akımı vererek hafızayı güçlendirmeyi başardı. Araştırmacılar, manyetik titreşimler yardımıyla elektrik akımı verilmesine dayanan Transkraniyal Manyetik Uyarım (TMS) yöntemiyle en az 24 saat içinde olayları hatırlama yeteneğinin arttırılabildiğini ve bu etkinin zaman içinde azalmadığını bildirdi. Yeni yöntemin Alzheimer hastalığının ilk evresi, beyin travmaları ve kalp krizi gibi nedenlerle ortaya çıkan hafıza kayıplarının tedavisinde yeni bir sayfa açması bekleniyor. Araştırma, olayların hatırlanmasının beynin pek çok bölgesiyle, ana hafıza yapısı olarak adlandırılan hipokampüsün tıpkı bir orkestra gibi uyum içinde çalışmasını gerektirdiğini gözler önüne seren ilk çalışma olması açısından önem taşıyor. Yardımcı Doçent Dr. Joel Voss başkanlığında yaşları 21 ile 40 arasında değişen 16 katılımcı üzerinde yapılan araştırma, Science dergisi ve Northwestern Üniversitesi’nin internet sitesinde bilim dünyasına tanıtıldı. Araştırmacılara göre hipokampüsün doğrudan elektrik akımı verilerek uyarılmasıyla hafızanın geliştirilmesi mümkün. Ancak beynin bu bölgesinin manyetik titreşimlerin geçmesine izin vermeyecek kadar derinde olması nedeniyle hipokampüse doğrudan akım vermek mümkün olmuyor. Bu nedenle Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR) yardımıyla hipokampüsle yakından bağlantılı, sadece 1 santimetre büyüklüğündeki bir alanın varlığını saptayan araştırmacılar buraya elektrik akımı verme yoluna gitti. Saptanan alana elektrik akımı verilmesinin ardından katılımcılar üzerinde yapılan hafıza testleri bu yöntemin belleğin güçlendirilmesinde etkili olduğunu gösterdi. İnsanlardaki öğrenme gücünün, beyinde birbiriyle uyum içinde çalışan bölgelerinin sayısının çoğalmasına bağlı olarak arttığına işaret eden Voss, elektrik akımıyla uyarılmalarının ardından beyindeki bölgeler arasındaki uyumun arttığını yaptıkları çalışmayla açıkça gösterdiklerini ifade etti. AA
Erdoğan'ın Eli Havada Kaldı
30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle Ankara Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) resmi geçit töreni düzenlendi. Törene Cumhurbaşkanı sıfatıyla ilk kez katılan Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki tokalaşma krizi damgasını vurdu. Törende ayrıca çok sayıda ilk yaşandı.30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle AKM'de düzenlenen törene, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bakanlar, milletvekilleri ve vatandaşlar katıldı. MUHALEFET KOLTUKLARI BOŞ KALDI, YENİ KABİNEYE GİREN BOZKIR DA PROTOKOLDEYDİ Erdoğan ve Davutoğlu törene eşleriyle birlikte geldi. Törende MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş için ayrılan koltuklar boş kaldı. Törende dün açıklanan yeni kabinede AB Bakanı olarak yer alan Volkan Bozkır, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu gibi isimler de yer aldı. Ayrıca Başbakan Yardımcıları Bülent Arınç ve Ali Babacan da protokol tribününde yerlerini aldı. Kabineden gelen diğer bakanlar ise Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ve Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker oldu. ERDOĞAN, İLK KEZ GÜL'ÜN KULLANDIĞI 1957 MODEL ARAÇLA SELAMLADI Cumhurbaşkanı Erdoğan, 30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen törende; tören birliklerini, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ile birlikte 1957 model Cadillac marka üstü açık aracın üzerinden selamladı. Söz konusu araç ilk kez 11. Cumhurbaşkanı Gül tarafından kullanılmıştı. Gül, 2013 yılındaki törende; cumhurbaşkanı veya Genelkurmay başkanı olarak Cemal Gürsel, Cevdet Sunay, Fahri Korutürk ve Kenan Evren gibi Türk siyasetinin yakın dönemindeki önemli aktörlerin kullandığı bu aracın üzerinden birlikleri selamlamıştı. 1957 model araç DP iktidarı döneminde Celal Bayar'ın cumhurbaşkanlığı sırasında Cumhurbaşkanlığı'na makam aracı olarak alındı. Üstü açık makam aracı,1969 yılına kadar Köşk'te cumhurbaşkanlarının makam aracı olarak kullanıldı. Araç, 1970'li yılların başından itibaren 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda tören aracı görevini ifa etti. TOKALAŞMA KRİZİ, DAVUTOĞLU EŞİ İLE YER DEĞİŞTİRDİ Erdoğan, bu araçla gelerek gelerek tören birliklerini ve halkı selamlamasının ardından protokol tribününe geçti. Erdoğan protokole gelişi sırasında ön sıradakilerle tek tek tokalaştı. Erdoğan, ön sırada bulunan Kılıçdaroğlu'na elini uzattığı sırada ise askeri komut verildi. Bunun üzerine Erdoğan, Kılıçdaroğlu ile tokalaşamadı. Erdoğan, tören bitiminde ise Kılıçdaroğlu ile yine tokalaşmadı. Erdoğan geldikten sonra Başbakan Davutoğlu ve eşi Sare Davutoğlu'nun ise yerlerini değiştirdiği görüldü. ŞEHİT TEĞMEN EMRE AS ANILDI Tören öncesinde en genç teğmenlerin yaptığı açılış konuşmasında Van'da yaklaşık 10 gün önce şehit olan Teğmen Emre As da anıldı. PARAŞÜTÇÜLER İLK KEZ CUMHURBAŞKANLIĞI FORSUNU TAŞIDI Erdoğan'ın tribündeki yerini almasının ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından tören, 2 bin 500 metre yükseklikten yapılan paraşütlü atlayışlarla başladı. Bu yıl önceki yıllardakilere farklı olarak paraşüt birlikleri, Cumhurbaşkanlığı forsunun da olduğu bir bayrağı taşıdı. TÜRK YILDIZLARINDAN YENİ GÖSTERİLER Törende, askeri bandonun yanı sıra askerleri birliklerin, tankların, süvarilerin geçişi izlendi. Erdoğan, geçit törenini sonuna kadar ayakta izledi. Sancakların geçişini ise tüm izleyiciler ve protokol ayakta selamladı. Törende Kurtuluş Savaşı, Kore ve Çanakkale şehitlerini temsilen o günkü teçhizatları canlandıran takımın geçişi ile dünyanın ilk ve en eski askeri bandosu olan mehteran takımının geçişi ilgiyle izlendi. Helikopterlerin, F-16 ve F-4 Fantom uçaklarının gösteri uçuşunun ardından Türk Hava Kuvvetleri'nin akrobasi ekibi 'Türk Yıldızları'nın gösteri uçuşu izleyenlerin büyük ilgisiyle karşılandı. Daha önceki yıllardaki gösterilerine ek olarak farklı gösteriler yapan Türk Yıldızları, seyircilerden büyük alkış aldı. İBRAHİM VARLIK
Reklam
TFF Tahkim Kurulu Volkan'ın Cezasını Onadı
TFF Tahkim Kurulu, PFDK'dan 3 maç ceza alan Volkan Demirel ile ilgili kararını duyurduTFF Tahkim Kurulu, Fenerbahçeli Volkan Demirel'e verilen 3 maçlık cezayı onadı. İşte Tahkim Kurulu'nun gerekçeli kararı; 'Fenerbahçe A.Ş.'nin, idarecisi İlhan Yüksel Ekşioğlu ve futbolcusu Volkan Demirel ile ilgili PFDK'nın 28.08.2014 tarih ve E.2014-2015/8, K.2014-2015/12 sayılı kararına itirazı incelendi. İtirazın süresinde olduğu, gerekli harcın yatırıldığı görüldü. Tüm dosya kapsamında yapılan müzakere neticesinde; Eylemin mahiyeti ve Kurulumuzun emsal kararları çerçevesinde yerinde görülmeyen duruşma talebinin ve tanık dinletme talebinin reddine; PFDK'ca Fenerbahçe A.Ş. idarecisi İlhan Yüksel Ekşioğlu'na rakip takım sporcusuna yönelik hakareti nedeniyle FDT'nın 41/1-b maddesi 30 gün hak mahrumiyeti cezası ve 26.000.-TL para cezası verilmesinde sübut, hukuki nitelik ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, yapılan itirazın reddine, cezanın onanmasına oybirliği ile; PFDK'ca Fenerbahçe A.Ş. futbolcusu Volkan Demirel'e rakip takım sporcusuna yönelik hakareti nedeniyle FDT'nın 41/1-a ve 35/4.maddeleri uyarınca 3 resmi müsabakadan men cezası ve 17.500.-TL para cezası verilmesinde sübut, hukuki nitelik ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, yapılan itirazın reddine, cezanın onanmasına oybirliği ile, (K.2014/199);Sampiy10
Reklam
90'larda Çocuk Olanların Görünce Aklında Sahnelerinin Canlanacağı 50 Süper Film
Listeyi yapma sebebim genelde forumlarda çokça sorulan ve adları bilinmeyen filmleri hatırlatmaktır.  Çocuklukta zamanımın çoğunu televizyon karşısında geçirmiş biri olarak gerek 80'lerden gerekse 2000'lerden aklımıza kazınmış bu filmleri unutanlara hatırlatmak istedim. Geçmişinize baktığınızda genelde Polis Akademisi, Chucky, Robocop, Geleceğe Dönüş ve Evde Tek Başına vb. filmler ilk akıllara gelenlerdir. Ama aşağıdaki filmleri hatırlamak için geçmişinizi kurcalamak gerekebilir. Şimdiden iyi nostaljiler. Not: Yoğun ilgi alırsa ikinci 50 filmlik listeyi yapmaktan zevk duyarım ;)
Atanamayan Kürtçe Öğretmenleri Açlık Grevinde
İki yıl önce Kürtçe’nin seçmeli ders olarak okutulmaya başlanmasının ardından öğretmen ihtiyacının karşılanması için üniversitelerde tezsiz yüksek lisans bölümleri açıldı. Mezun olan Kürtçe öğretmenleri ise hala atanamadı, seslerini duyurabilmek için başlattıkları açlık grevi beşinci gününde. Kürtçe öğretmenleri, siyasilerin mezuniyetten sonra atanacakları sözü verdiğini söylüyor ve bu sözü hatırlatmak üzere dönüşümlü açlık grevi yapıyorlar. Abdülkadir Konuksever ’in Al Jazeera’de yer alan haberine göre, atanamayan Kürtçe öğretmenlerinin yeni planı ise Ankara’ya gidip eylemlerini sürdürmek ve kendilerine verilen sözleri siyasilere hatırlatmak. Bir sonuç çıkarsa amaçlarına ulaşmış olacaklar ancak o sözler hatırlanmazsa eylemlerine süresiz olarak devam edecekler. Mardin Kızıltepeli Vahap Öncel , 9 Eylül Üniversitesi sosyal bilgiler öğretmenliğinden iki yıl önce mezun olduktan sonra Kürtçe öğretmeni olabilmek için 2013-2014 döneminde Mardin Artuklu Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimi almış. Her gün Kızıltepe’den Mardin’e gelerek okula devam etmiş. Babası işsiz olduğundan bu süreçte akrabalarından borç almak zorunda kalmış. Atanamayınca borçlarıyla baş başa kalan Öncel “Babam çalışmıyor, oğlumuzu okuttuk diyorlar ve benim elime bakıyorlar. Atanamayınca umutlarını yitirdiler. Nişanlımla bile ayrılmak zorunda kaldık. Eğer atanmış olsaydık bu eylem yaptığımız parkta belki çocuğumla birlikte dolaşacaktık. Eylemimizi de yardım olarak topladığımız paralarla ancak gerçekleştirebiliyoruz” şeklinde konuştu. İbrahim Genç, Ege Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı mezunu. Türkçe öğretmeni olarak atanamayınca Kürtçe öğretmeni olmak üzere eğitim aldığını anlatıyor, ‘ikisini de öğretemedim’ dedi. Genç, “Söz verilmişti okullardaki seçmeli derslerde öğretmenlik yapacağız diye. Ancak yüksek lisansımı tamamladıktan sonra yine atanamadım. Şimdi ne Türkçe ne de Kürtçe öğretme şansım bulunmuyor” ifadelerini kullandı. Mustafa Akın ’ın durumu biraz daha farklı. 2012 yılından beri Türkçe öğretmeni. Ancak onun hedefi Kürtçe öğretebilmek. Bu nedenle o da atama bekleyen Akın, “Üç yıldır Türkçe öğretmeni olarak görev yapıyorum. Yüksek lisans açılınca Kürtçe öğretebilmek için başvuruda bulundum. Ancak atama yok. Atama yapılırsa Türkçe öğretmenliğini bırakıp Kürtçe öğretmenliğine geçerim. Kürtçe öğretmek için ‘kitap yok’ diyorlardı. İşte kitap, Milli Eğitim Bakanlığı basmış ancak dağıtılmıyor” şeklinde konuştu. Mardin, Diyarbakır, Muş ve Bingöl’den yaklaşık 1800 Kürtçe öğretmeninin tezsiz yüksek lisans eğitimlerini tamamladıktan sonra atama beklediğini belirten eylemin sözcüsü Ali Akkoyun taleplerini dört başlık altında şöyle sıraladı: “İlk talebimiz Kürt dilinin eğitim dili olması. İkinci talebimiz Kürt dilinin anayasal güvenceye alınması. Üçüncü olarak Kürtçenin devletin ikinci resmi dili olması. Bu üç talebin gerçekleşmesi için de ilk adım olarak Kürtçe öğretmenlerinin kadrolu olarak atanmaları.” Mardin’de başlatılan eylem için sosyal medyada grup da kurulmuş ve gruba şimdiden 1200’ün üzerinde atanamayan Kürtçe öğretmeni destek veriyor.T 24
Devlet Destekli İlk Sanal Para Yıl Sonunda Piyasada
Arkasında bir devletin olduğu ilk sanal para bu yılın sonlarında kullanıma sunuluyor. Ekvador hükümeti dijital para birimini aralık ayında piyasaya sürecek. Merkez bankalarının güvenilir bulmadığı ve bu yüzden vatandaşlarını kullanmamaları konusunda uyardığı sanal paralar konusunda resmi bir adım atılıyor. Ekvador merkez bankasının yaptığı açıklamaya göre aralık ayında devlet destekli ilk sanal para birimi kullanıma sunulacak. AP'nin haberine göre ülkenin merkez bankası yetkilileri para biriminin ismi ya da değeri konusunda detayları açıklamadı. Merkez bankası yetkilileri sanal paranın ilk olarak cep telefonu faturalarının ödemelerinde kullanılabileceğini düşünüyor. Sanal paralanın yükselişi Son yıllarda popülerliği artan sanal paralar arasında Bitcoin öne çıkan bir birim. Tüm dünyada kullanılan bu para birimi devletler tarafından resmi olarak kabul görmüyor. Bitcoin dışında Litecoin, Nxt, Dogecoin, Peercoin ve benzeri birçok sanal para birimi bulunuyor. Bu para birimleri online alışverişten fiziksel alışverişe kadar birçok alanda geçiyor. Sanal para birimlerinin kara para aklamak ve yasadışı faaliyetler için kullanıldığına dair kanıtlar da bulunuyor. AP ve Al Jazeera
Reklam
Büyük Zafer Coşkuyla Kutlanıyor
30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü tüm yurtta düzenlenen etkinliklerle kutlanıyor.İSTANBUL 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetleri günü kutlamaları çerçevesinde Vatan Caddesi'nde resmi geçit töreni yapıldı. Tören, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın tören aracının üzerinden vatandaşların bayramını kutlamasıyla başladı. Vali Mutlu, 'Herkesin Zafer Bayramı kutlu olsun' diyerek. araçtan halkı selamladı. Törende daha sonra İstiklal Marşı eşliğinde göndere Türk Bayrağı çekildi. 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Kemal Başak, Türk Silahlı Kuvvetleri adına günün anlam ve önemini belirten konuşmasını tank üzerinden yaptı. Başak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde asil Türk milleti ve kahraman ordu Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen, milletin bağımsızlığını perçinleyen Zafer Bayramı'nın 92. yıl dönümünü kutlamanın gururu ve mutluluğu içinde olduklarını söyledi. Türk ulusunun vatan sevgisine ve özgürlük tutkusuna güvenerek, Başkomutan Mustafa Kemal'in önderliğinde, 'Ya istiklal ya ölüm' diyerek zaferi kazandığını ifade eden Başak, şunları kaydetti: 'Türk Silahlı Kuvvetleri, Türk birliğini, kudret ve kabiliyetini, vatanseverliğini çelikleşmiş bir ifadesi olarak her zaman yüce millete layık ve onun emrinde olmanın şeref ve onurunu yaşamaktadır. Gücünü ulusumuzun sonsuz sevgi ve desteğinden alan, her zaman zaferlerle beraber medeniyet taşıyan kahraman ordusu ve neferleri, 92 yıl önce olduğu gibi bugün de milletinin emrindedir. Aynı inanç ve kararlılıkta vatanı için seve seve canını feda etmeye hazırdır. Vatan Şairi Mehmet Akif Ersoy, milletin vicdanına tercüman olarak İstiklal Marşı'nda gençliğe şu çağrıyı yaptı; 'Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı. Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehit oğlusun incitme yazıktır atanı, verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı.' Genç neslin bu anlayışla vatanın ve ulusun geleceğine ve bu eşsiz esere sahip çıkacağından kimsenin şüphesi olmasın. Zafer Bayramı bütün ulusun kutlu olsun.' Konuşmanın ardından resmi geçit töreni başladı. Tören, kara, deniz ve hava kuvvetlerinin oluşturduğu karma bando eşliğinde motorlu ve yaya birliklerinin geçişi ile hava araçlarının gösteri uçuşlarıyla tamamlandı. İstanbullular, Vatan Caddesi'ndeki resmi geçit törenini coşkuyla izledi. İzmir ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü, Cumhuriyet Meydanı'nda resmi geçit töreniyle kutlandı. Tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından İzmir Valisi Mustafa Toprak, Ege Ordusu ve Garnizon Komutanı Orgeneral Galip Mendi, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun tören birliklerini denetlemeleriyle başladı. Günün anlam ve önemini belirten konuşmanın ardından askeri birlikler, resmi geçit töreniyle katılımcıları selamladı. Törene yoğun ilgi gösteren vatandaşlar, Türk Bayrağı'nı sallayarak geçit törenine eşlik etti. Tören sırasında Türk Hava Kuvvetlerine ait uçak ve helikopterler de alanın üzerinden geçerek, kutlamalara katıldı. Antalya ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü dolayısıyla Antalya'da da törenler düzenlendi. Cumhuriyet Meydanı'nda Atatürk Anıtı önünde düzenlenen törene, Vali Sebahattin Öztürk, Garnizon Komutanı Tuğgeneral İrfan Can, Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, kamu kurum ve kuruluşların daire amirleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. Atatürk Anıtı'na çelenklerin sunulmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu. Tören sonunda bazı siyasi parti ve dernek temsilcileri de Atatürk Anıtı'na çelenk sundu. Daha sonra Vali Öztürk, Büyükşehir Belediye Başkanı Türel ve Garnizon Komutanı Tuğgeneral Can ile Antalya Valiliğine geçerek tebrikleri kabul etti. Törenler ardından Cumhuriyet Meydanı'nda devam etti. Antalya'daki askeri birlikler, geçit töreniyle vatandaşları selamladı. Muhabir: Lale Bildirici, Okan Özer
Reklam
Profesör Görür, ‘Üniversiteler Fukaralaştı’ Diyerek Akademisyenliği Bıraktı
İTÜ Maden Fakültesi Jeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naci Görür , 9 Eylül’den itibaren akademisyenliği ve başında bulunduğu Marmara Denizi’nde süren deprem araştırmalarını bırakma kararı aldı. Üniversitelerin bilimden uzaklaştığını düşünerek bu kararı alan Görür, çok sert açıklamalar yaptı. İTÜ’nün artık eskisi gibi olmadığını, bir bilim insanının taşıması gereken evrensel ölçütlerin tehdit olarak görüldüğünü söyleyen Görür, “İTÜ, inanılmayacak ölçüde geriye düşen öğretim üyesi profiliyle inanılmayacak düzeyde fukaralaşan üniversiteye dönüştü. Genel olarak üniversitelerde insanlar uluslararası standartlardaki başarıları ile araştırmaları ile algılanmıyor. Bizden mi bizden değil mi, hangi topluluğa, hangi düşünceye aidiyeti var gibi saçma sapan bir yolun içine girildi. Eğer belirli bir düşüncenin insanı değilseniz sizi görmezlikten geliyorlar. Öyle olunca da gerçek bilim adamları küstürülüyor. İnsanlar artık kendi üniversitelerine aidiyetlerini yitirdiler” dedi. Prof. Dr. Naci Görür, emekliye ayrılarak akademi dünyasından ve beklenen büyük İstanbul depremi açısından çok büyük önem taşıyan Marmara Denizi’ndeki araştırmalardan çekilme kararı ile ilgili Cumhuriyet gazetesine açıklamalar yaptı. ‘İçime sindiremiyorum’ Görür, emekli olduktan sonra üniversitelerde öğretim üyeliğine devam etmenin mümkün olduğunu, birçok üniversiteden teklif de aldığını belirterek “Özel üniversitelerden teklif var, iyi de para veriyorlar. Gidip orada da bu işi yapabilirim ama ben içime sindiremiyorum. Bu üniversite sisteminde bir şeylerin yapılabileceğini düşünmüyorum” dedi. ‘Standardımı düşürdüm’ Görür, öğrencinin de bu kokuşmuş üniversite düzeni içinde daha kolay nasıl mezun olacağına baktığını, birçoğunun neredeyse hiç çalışmadan diploma aldığını vurguladı. Görür, “Bunları dekanlığa, rektörlüğe yazdım. Ben işi ciddiye aldığım için öğrenci açısından da hedef haline geldim. ‘Naci Hoca’nın dersinden geçersen üniversite bitmiştir’ gibi bir algı oluşmuş. Halbuki zor bir hoca değilim. Ben sınav kâğıtlarını ciddi ciddi okursam kimse geçemiyor. Bunun ürküntüsü ile ben de standardımı düşürdüm, buna rağmen unvanım bu. Düşünün artık üniversite ne hale gelmiş” yorumunu yaptı. ‘Profesör olmak kolaylaştı’ İTÜ’de evrensel bilim kriterlerinin tehdit olarak görülüp içinin boşaltıldığına dikkat çeken Görür, “Bu değerler ne kadar sulandırılırsa profesör, doçent olmak, kadro almak daha kolay oluyor. İşin bu hale gelişinde siyasetin büyük etkisi var. Üniversiteler siyasallaştı. Her dönemde bu oldu ama benim asistanlığımdan, yani 1971’den bu yana hiçbir dönemde bu son 10 senedeki gibi üniversiteler siyasallaşmadı” diye konuştu.Kimse dert edinmiyor Türkiye’de üniversitelerin durumunun hiç de iç açıcı olmadığını, evrensel ölçütlerde bilim üretilmediğini, araştırma yapılmadığını söyleyen Görür, eğitimin kalitesinin de buna bağlı olarak düştüğünü vurguladı. İTÜ’deki durumun da aynı olduğunu ifade eden Görür, “Üniversitenin yetkili organlarına da bildirdim. Gördüm ki bunu kimse dert edinmiyor. Siyasi iktidar artan üniversite sayısı ile övünüyor” diye konuştu. ‘Yok sayıyorlar’ Prof. Görür, Türkiye’de bilim insanı profilinin fukaralaştırıldığını vurgulayarak şunları söyledi: “Dünyada bir bilim adamı akademik basamakta yükseltilecekse yayınlarına, aldığı atıflara, yazdığı kitaplara, dünya bilim camiası ile ne kadar iç içe olduğuna bakılır. Bizde ise kesinlikle öyle değil. Eğer uluslararası bilimsel kriterlere uyuyorsan tehdit olarak bakıyorlar. Belki kolayca bileğini büküp harcayamıyorlar ama seni yok saymaya çalışıyorlar. Çünkü o tür ölçütler üniversitedeki insanları rahatsız ediyor. O ölçütlerin gelmesi demek onların değersizleşmesi demek. İşlerinin zorlaşacağını, belirli akademik basamaklara tırmanamayacaklarını düşünüyorlar. Onun için o değerleri bırakıp yeni yeni eften püften değerler üretip kendilerine değer biçiyorlar.” ‘Yerlerde sürünüyoruz’ Kendi fakültesinde yaptığı bir incelemede 40 akademisyen içinde sadece üçünün Avrupa veya Amerika’da profesör olabilecek niteliğe sahip olduğunu gördüğünü ifade eden Görür, “Yerlerde sürünüyoruz. Ama bundan kimse rahatsız olmuyor” dedi. ‘Laboratuvarımızı almaya çalıştılar’ Depremle ilgili Marmara Denizi’nde yaptıkları çalışmalar nedeniyle de hedef haline geldiklerini söyleyen Görür şöyle devam etti: “Türkiye’de deprem araştırmaları fazla yapılmıyordu. Uluslararası kaynaklar, projeler bulup biz yaptık. İTÜ’de deprem araştırmaları yapılıyor, kurumsal desteği var gibi anlaşılıyor ama öyle değil. Biz fazla etkin oluyoruz diye üniversitemiz rahatsız. Laboratuvarımızı elimizden almaya bile çalıştılar. Üretmeyeceksin, çalışmayacaksın. Üretirsen fark yaratıyorsun. O farkı yarattığın zaman da rahatsız oluyorlar. O fark oluşmasın diyorlar. Marmara’yı dünyanın en iyi bilinen denizi haline getirdik. Bunun için sürekli yurtdışından gemiler getirdik, araştırmalar yaptık, aletler yerleştirdik, bizzat çalıştık. Kendi kurumlarımızdan destek istedik, çoğu kez de alamadık.” Görür, artık jeotermal enerji ile ilgili araştırmalar yapacağını belirterek “Bilgi birikimi ve tecrübemle araştırmanın tam içinde olarak Türkiye’ye hizmet edebileceğimi düşünüyorum” dedi.T24
İzlanda'da Yanardağ Endişesi
Salı gününden bu yana güçlü depremlere yol açan İzlanda’nın güneydoğu kesiminde, Vatnajökull buzulunun altında yer alan Bardarbunga yanardağı, lav ve kül püskürtmeye başladı.Yanardağın Kuzey Avrupa ve Kuzey Atlantik üzerindeki hava trafiğini olumsuz etkilemesinden endişe edildiği açıklandı. İzlanda’daki yetkililer yanardağdan henüz kül bulutu çıkışı olmadığını açıkladı. Geçen hafta aktif hale gelen Bardarbunga yanardağı önce, Richter ölçeğine göre 5,7 büyüklüğünde 1996'dan bu yana bölgede ölçülen en güçlü depreme neden oldu. Adanın güneydoğu kesiminde, Vatnajökull buzulunun altında yer alan Bardarbunga, İzlanda'nın en büyük yanardağı olarak bilinirken lav ve kül püskürtmeye başlamasının Kuzey Avrupa ve Kuzey Atlantik üzerindeki hava trafiğini olumsuz etkilemesinden endişe edildiği açıklandı. İzlanda makamları geçen hafta Cumartesi günü yanardağ çevresindeki alanı 'uçuşa yasak bölge' ilan etmiş, pazar günü ise alarm düzeyi düşürülerek kırmızıdan turuncuya çekilmişti. Alman televizyon kanalları başta olmak üzere Avrupa’daki birçok ülkenin yakından izlediği gelişme, İzlanda'da Eyjafjallajoekull yanardağının 2010 yılı Nisan ayında faaliyete geçmesi ve kül bulutlarının Avrupa'ya yayılması, sivil havacılıkta büyük krize yol açmasını akıllara getirdi. Küllerin uçak motorlarında arıza yaparak düşmelerine yol açabileceği endişesiyle aralarında Almanya'nın da olduğu birçok ülke çeşitli sürelerle hava sahasını kapatmış, hava trafiği felce uğramıştı. 100 binden fazla sefer iptal edilmiş, milyonlarca yolcu mağdur olmuştu.DHA
Reklam
MSN Messenger Tamamen Kapanıyor
Mobil odaklı anlık mesajlaşma uygulamaları, MSN Messenger'ın tabutuna son çiviyi çaktı. Skype alımının ardından 2012 yılında Messenger kullanıcılarının büyük bölümü Microsoft'un yeni platformuna geçirilmişti. Ancak Çinli kullanıcılar bu uygulamanın dışında kalmıştı. Sebebi ise Çin'deki Messenger operasyonlarının farklı bir şirket tarafından yönetilmesi ve Skype entegrasyonuyla ilk başta ilgilerinin olmamasıydı. Ancak yıllar geçti ve her yerde olduğu gibi Çin'de de mobil devrim gerçekleşerek, mobil mesajlaşma uygulamaları emektar MSN Messenger'in yerini aldı. Microsoft nihayet MSN'in tüm operasyonlarını 31 Ekim'de sonlandıracağını açıkladı. İlk olarak 1999 yılında yayınlanan ve özellikle ülkemizde ADSL öncesi dönemde pek çok arkadaşlığın ilk tohumlarının ekilmesini sağlayan MSN Messenger, bugünkü sosyal ağların atası sayılabilir. En azından 'atarlı giderli durum güncellemesi' ile ilk tanıştığımız yer, 2005 yılında adı Windows Live Messenger olarak değişen bu platform idi. ShiftDelete.Net
Türk Tarihinde Ağustos Ayında Gerçekleşmiş 12 Önemli Askeri Olay
26 Ağustos 1071 tarihinde, Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan ile Bizans İmparatoru IV. Romen Diyojen arasında gerçekleşen bir savaştır. Alp Arslan'ın zaferi ile sonuçlanan Malazgirt Muharebesi, 'Türklere Anadolu'nun kapılarında kesin zafer sağlayan son savaş' olarak bilinir.
Türkiyeli Yahudilerden Bildiri: 'İsrail'in Şiddet Politikalarına da Karşıyız Irkçılığa da!'
İsrail’in Gazze kara harekatının ardından Türkiye’de yaşayan Yahudilere karşı nefret söyleminin yükselmesine karşı, bir grup Yahudi kökenli yurttaş, İsrail’in politikalarından dolayı Türkiye Yahudi Cemaati’nin suçlanmasını ‘ırkçılık’ olarak nitelendiren bir bildiri yayınladı. Aralarında Prof. Cem Behar, İrvin Cemil Schick, Soli Özel, Roni Margulies ve Reyan Tuvi gibi aydınların bulunduğu 15 imzalı bildiride her İsrail saldırısında dile getirilen ‘Yahudi Cemaati niye ses çıkarmıyor?’ sorusuna da yanıt verildi. Yahudi Cemaati’nin yekpare bir bütün olmadığını, tek bir görüşten oluşmadığını aktaran aydınlar “Ama hepimiz, İsrail’in saldırganlığına, militarizmine, genişlemeciliğine ve Filistin halkına uyguladığı şiddet politikalarına karşıyız. Bunun da bilinmesini isteriz” diye yazdı. Bildiride Türkiye Yahudilerinin İsrail’in sorumlu olmadıkları uygulamalarından ötürü hesap vermek zorunda olmadıklarının da altı çizildi. ‘İsrail, Gazze ve Yahudi Cemaati’ başlıklı bildiri şöyle: “İsrail’in Gazze’ye saldırısı, Türkiye’de bir kez daha Türkiyeli Yahudi cemaatinden hesap sorma girişimlerine yol açtı. ‘Yahudi cemaati niye ses çıkarmıyor?’ soruları yine gündeme geldi. Türkiyeli Yahudilerin İsrail’in yaptıklarından sorumlu olduğunu iddia eden bir kampanya bile başlatıldı. Bu memleketin hiçbir vatandaşı, dünyanın başka yerlerinde gerçekleşen ve gerçekleşmesinde pay sahibi olmadığı olaylar hakkında hesap vermek, yorum yapmak, görüş bildirmek zorunda değildir. Dolayısıyla Yahudi cemaati de hiçbir konuda ses çıkarmaya mecbur değildir. Zaten yaklaşık 20 bin kişiden oluşan bir toplumun tek bir görüş bildirmesi mümkün olamaz. Hiçbir toplum yekpare bir bütün olmadığı gibi, Yahudi cemaati de değildir. İçinde her türlü görüşten her türlü insan vardır; tek bir görüş hâkim değildir. IŞİD’in vahşetinden, hareketin içinde bazı Türkler olduğu için bütün Türkiye halkı sorumlu tutulamayacağı gibi, İsrail’in yaptıklarından Türkiye Yahudi cemaati sorumlu tutulamaz. Bir devletin yaptıklarından bütün bir halkı sorumlu tutmak ırkçılıktır ve buna karşı olduğumuzun bilinmesini isteriz. Aşağıda imzası olan bizler, Türkiyeli Yahudi ailelerin çocuklarıyız. Gazze saldırısı hakkında görüş beyan etmek, başka herhangi bir Türkiye vatandaşına ne kadar düşerse bize de o kadar düşer, daha fazla değil. Bizler yine de, Yahudi kökenli olduğumuz için değil, insan olduğumuz için, İsrail devletinin Gazze’de yürüttüğü politikaya karşı olduğumuzu beyan ediyoruz. Her konuda hemfikir olmayabiliriz, bazılarımız İsrail’in politikalarının tümüne, bazılarımız bir kısmına karşıyız. Ama hepimiz, İsrail’in saldırganlığına, militarizmine, genişlemeciliğine ve Filistin halkına uyguladığı şiddet politikalarına karşıyız. Bunun da bilinmesini isteriz.” Bildiriyi imzalayanlar şöyle: Alp Allovi, Cem Behar, Karel Bensusan, Sandy İpeker Çağlıyor, Metin Damar, Metin Dekohen, Lara Fresko, İlker Geron, Melih Geron, Avi Haligua, Eli Haligua, Roni Margulies, Soli Özel, İrvin Cemil Schick, Reyan Tuvi.Diken
Reklam