onedio
Validebağ Korusu'nda Tahsis Bilmecesi
354 bin metrekare alanıyla İstanbul’un Anadolu yakasının ikinci büyük yeşil alanı ve 1. derece doğal sit olan Validebağ Korusu’nda şu an üç ayrı inşaat çalışması yürütülüyor. Yıllardır süren inşaat çalışmaları çevre halkını rahatsız ederken İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin korunun kendilerine tahsis edilmesi için yaptığı girişimler de endişe yarattı. Validebağ Gönüllüleri, korunun olduğu gibi korunması için imza kampanyası başlattı. Özlem Güvemli'nin Cumhuriyet'te yer alan haberine göre, mülkiyeti Hazine’ye, kullanımı Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) ait olan koru, 1999 yılında 1. derece doğal sit alanı edildi. Validebağ Korusu için Üsküdar Belediyesi ile bakanlık 2006 yılında temizlik, bakım ve onarım işi için protokol imzaladı. Ancak korunun yapılaşmaya açılacağı ve içinden yol geçirileceği endişesi taşıyan semt sakinleri ayağa kalktı. İstanbul Valiliği yoğun tepkiler üzerine bir açıklama yaparak protokolle korunun Üsküdar Belediyesi’ne devir, tahsis ya da kiralanmasının söz konusu olmadığını, belediyenin koru düzenleme projesini de Koruma Kurulu’na sunacağını bildirdi. Tepkiler üzerine belediye projeyi askıya almak zorunda kaldı, fakat koruda güvenlik görevlileri bulundurmaya devam etti. 2009 yılında Üsküdar Belediyesi koruda koşu parkuru yapmaya başladı. Türkiye ve Avrupa Kros Şampiyonası burada düzenlendi. Bu organizasyonlar koruya büyük zarar verdi. Tahsis başvurusu İBB de son iki yılda iki kez MEB’e başvurarak korunun kendilerine tahsis edilmesini istedi. Geçen yıl yaptığı başvuru reddedildi ancak en son bu yıl yapılan başvurunun sonucu henüz netleşmedi. Üsküdar Belediyesi de korunun kendisine tahsis edildiğini iddia ediyor. Yıllardır yapılaşma tehdidi ile karşı karşıya olan koruya sahip çıkmak için kurulan Validebağ Gönüllüleri Derneği ise son günlerde gündeme gelen tahsis iddialarına karşı harekete geçti. Dernek Başkanı Arif Belgin, ilçe belediyesinin böyle bir tahsis için başvuruda dahi bulunmadığını öğrendiklerini belirtti. Şu an koru içinde 3 ayrı inşaat çalışması olduğunu anlatan Belgin, “Biri Adile Sultan Kasrı çevresindeki yol düzenleme çalışması. O bölge çok bakımsızdı düzenleme yapılmasını biz de istiyorduk ama her tarafı taşla kaplayıp ağaçları kesmelerini beklemiyorduk” dedi. Yol ve çevre düzenlemesi projesinde olmayan mescit yapımının ve duvar yıkımının da bu çalışma kapsamında gerçekleştirildiğini ifade eden Belgin, “Karşı çıktık ama engel olamadık. Mescit yeri ayrıldı ama yapımı henüz başlamadı. Portatif olacakmış. Buradaki binaların içinde bir dolu boş alan var onlar mescit olarak kullanılabilirdi” diye konuştu. Belgin, Tophanelioğlu Caddesi’ne uzanan duvarların da yıkılıp yeniden yapıldığını aktararak, bu duvarın kısa süre önce tadilat geçirdiğini, iddia edildiği gibi eski ve yıkılmak üzere olmadığını vurguladı. Duvar ile koru içindeki tarihi yapılar arasında görsel uyumun bozulduğunu söyleyen Belgin, “Bembeyaz duvar diktiler yerine. Korunun bütün duvarlarının yıkılacağı söylentisi de var” dedi. 2012 yılında başlayan bu çalışmaların 8 ayda bitirilmesi planlanmasına karşın hâlâ devam ettiğine dikkat çekti. İkinci çalışmanın da koru içinde hastane binalarındaki güçlendirme çalışması olduğunu söyledi. 10 yıl kadar önce İzci Müzesi’ne dönüştürülen av köşkünün de restore edilmeye başladığını belirten Belgin, 3 koldan süren inşaatın koruyu olumsuz yönde etkilediğini vurguladı. 1- derece doğal sit alanı olan Validebağ Korusu’nun doğal haliyle korunması için imza kampanyası başlattıklarını duyuran Belgin, 5 günde 1400 imza topladıklarını açıkladı. Gönüllüler 40 bin imza toplamayı hedefliyor. İmzalar, Koruma Kurulu ve MEB’ye verilecek.Kaynak: Cumhuriyet
Hırsızlıkta 2008 - 2014 Arası Yüzde 75 Artış...
Cumhuriyet'in İçişleri Bakanlığı’nın verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye’de 2008- 2014 yılları arasında hırsızlık olayları yüzde 75 arttı. Uzmanlar, hırsızlık olaylarında yaşanan patlamayı toplumsal bozulmaya bağlıyor. İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, 2008’de 256 bin 562 olan hırsızlık vakası 2009’da 304 bin olurken; 2010’da bu rakam 344 bin 87’ye yükseldi. Hırsızlık vakaları, 2011’de de artış göstererek 351 bin 838 oldu. 2012’de 405 bin 405 olan hırsızlık vaka sayısı 2013’te ise 447 bine yükseldi. 2014’ün ilk 5 ayında ise, yalnızca İstanbul’da güvenlik kayıtlarına giren hırsızlık vaka sayısı 10 bin. Öte yandan, son bir yılda meydana gelen 1,49 milyon asayiş olayının dörtte birini hırsızlık oluşturdu. Böylece hırsızlık, birinci sıraya yerleşen suç türü oldu. Söz konusu rakamlar, Türkiye’de 2008- 2014 yılları arasında hırsızlık vakalarında yüzde 75 oranında artış yaşandığını da ortaya koydu. CEZA HUKUKÇUSU ŞEN: YÜZ KIZARTICI SUÇ OLMAKTAN ÇIKTI Konuyla ilgili görüşlerine başvurulan ceza hukukçusu Prof. Dr. Ersan Şen, Türkiye’de hırsızlığın yüz karartıcı bir suç olmaktan çıktığına işaret etti. Prof. Şen, “Hukuki anlamda yargılamalar süratli gerçekleşmiyor, cezalar caydırıcı değil. Türkiye bir ‘af ülkesi’ olduğu için cezaların bir şekilde süresinin azalacağına, paraya çevrileceğine dair inanç hep var. İşsizlik gibi iktisadi nedenler, cezaların layıkıyla verilmemesi ve toplumun hırsızlığı tolere etmesi, hırsızlığın işlenebileceğini kabul etmesi gibi nedenler, bu suçlardaki artışı beraberinde getiriyor” dedi. Demokrat Haber
Europa'da Hayat Aramak İçin Yeni Yöntem
NASA, Jüpiter'in buzul uydusu Europa'da yaşam izi aramak için yeni bir proje geliştiriyor. Hedef, uydunun yüzeyindeki buzul tabakasını lazer enerjili matkapla delmek. NASA, kalın buzul tabakası altında yaşam barıdırıyor olabileceğine inanılan Europa'da araştırma yapmak için yeni bir proje peşinde koşuyor. Europa'nın birçok uydu gibi erimiş haldeki çekirdeğini koruduğu, böylece derinliklerinde sıvı halde okyanuslar sakladığı düşünülüyor. NASA araştırmacıları, 'Europa Report' filmine konu olan bir görevin bir benzerini gerçekleştirmek için, Alaska'da denemelere başladı. Denemelerde, buzul tabakayı delecek lazer enerjili matkap kullanılıyor. Europa üzerinde etkili olup olmayacağını anlamak için, matkap Alaska'daki Matanuska buzulunda deneniyor. NASA, Europa buzulunu delecek güce sahip bir matkap geliştirerek, bir gün insanlara ev olabileceği düşünülen uyduda yaşamın ilk izlerine ulaşmayı umuyor. Yıllık bütçesi 17 milyar dolar olan NASA, 2014 için Europa araştırmalarına 15 milyon dolar ayırdı. Kaynak: Al Jazeera
Gazze'ye Ağır Bombardıman: İsrail Yine Okul Vurdu
Gazze güne yine ölümle başladı. İsrail, sabahın erken saatlerinde evleri yıkılan Filistinlilerin sığındığı bir BM okulunu vurdu, 16 Filistinliyi öldürdü, 10'u ağır onlarca yaralı var. Pazartesi günü çocuk parkını vurarak sekiz çocuğu öldüren İsrail ordusu bugün de Gazze’de en fazla insanın yaşadığı bölgeleri ayırt etmeden vuruyor. Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail topçu birliklerinin, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Filistinlilerin sığındığı BM'ye bağlı bir okulu vurduğunu ve ilk belirlemelere göre en az 16 kişinin öldürüldüğünü, 10'u ağır onlarca kişinin ise yaralandığını açıkladı. Çoğu yerde elektriklerin tamamen kesik olduğu ve telefon şebekelerinin bazı yerlerde tamamen çöktüğü için ölü sayısı tam olarak tespit edilemiyor. Sağlık görevlileri peş peşe gelen cesetleri saymakta zorlanıyor. Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref Kudra, İsrail topçu birliklerinin, Gazze'nin kuzeyindeki Cebaliya Mülteci Kampı'na bu gece yarısı düzenlediği saldırıda da 13 Filistinlinin yaşamını yitirdiğini, 20 sivilin yaralandığını belirtti. Gazze'nin doğusundaki Fettah Mahallesi'ne gece yarısı düzenlenen saldırılarda da biri çocuk üç kişi yaşamını yitirdi. Bakanlık ayrıca, İsrail topçu birliklerinin Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Filistinlilerin sığındığı Birleşmiş Milletler'e bağlı bir okula düzenlediği saldırıda 20'den fazla kişinin hayatını kaybettiğini, onlarca kişinin de yaralandığını belirtti. Kudra, saldırıların başladığı 7 Temmuz'dan bu yana İsrail'in hava, kara ve denizden sürdürdüğü saldırılarında 252'si çocuk, 94'ü kadın ve 50'si yaşlı bin 240 kişinin hayatını kaybettiğini ifade etti. Saldırılarda bin 980'i çocuk, bin 175'i kadın ve 259'u yaşlı 7 bin 30 kişi de yaralandı. İsrail ordusu Gazze’nin tek elektrik santralini ve onu besleyen yakıt deposunu da vurdu. Yani Gazze'de evler, hastaneler, okullar ve tüm yaşam alanları artık elektrikten yoksun. Saldırılar sona erse bile bu santralin tamir edilmesi aylar sürebilir. Öte yandan, İsrail savaş uçaklarının Gazze'nin kuzeyinde bulunan Ulusal İslam Bankası'nı ve yerleşim yerlerini bombalamaya devam ettiği kaydedildi. Ateşkes belirsizliği İsrail bayramın ikinci gününde saldırılarını aralıksız sürdürürken Filistin Kurtuluş Örgütü, Hamas'ın da dahil olduğu Gazze'deki tüm grupların 24 saatlik ateşkes için hazır olduğunu duyurdu. AFP haber ajansına göre, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) 24 saatlik ateşkesi sadece Hamas'ın değil Gazze'de faaliyet gösteren tüm grupların kabul ettiğini belirtti. Ancak Hamas Sözcüsü Sami Ebu Zuhri, 'Düşmanımız çocuklarımızı ve halkımızı öldürürmeye devam ettiği sürece tek taraflı ateşkes ilan etmeyeceğiz' dedi. Ateşkes girişimleri sürerken İsrail saldırıları bayramın ikinci gününde de devam ediyor. Sabah saatlerinden itibaren öldürülen Filistinli sayısı 125'i geçti. Gazze'nin Cibaliye bölgesine de hava saldırısı gerçekleştiren İsrail ordusu bu bölgede saldırılarını yoğunlaştırdı. Şecaiyye ve Zeytun mahallelerinde ise çatışmalar sürüyor. İsrail ordusuna bağlı insansız hava aracının Gazze'nin kuzeyinde gerçekleştirdiği saldırı sonucu bir kız çocuğu öldü. İsrail saldırılarında Filistin'deki siyasi kuruluşlardan 'Demokratik Cephesi' lideri Vaddah Ebu Amer ailesinden beş kişiyle birlikte öldürüldü. Al Jazeera muhabiri Vail Dahduh, 'Gazze'de yaşayan herkes bir sonraki hedefin kendisi olacağını düşünüyor. İsrail burada kimsenin aklına gelemeyecek yerleri vuruyor. Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu'nun (UNRWA) okullarından birkaç tanesine saldırı gerçekleştirmişti. İnsanlar nereye gideceklerini gerçekten bilmiyor. Herkes her an öleceğini düşünüyor' dedi. İsrail radyosuna konuşan İsrail ordusunun yedek subayı ve askeri uzmanı Avigdor Kahlani, 'İsrail ordusu, tarihinde hiç bu kadar zor ve karmaşık bir savaş yaşamadı. Gazze'de devam eden çatışmaların daha önce tarihimiz boyunca benzerini yaşamadık. Hamas kendi askerlerini çok iyi eğitmiş ve silahlarını geliştirebilmiş' diye konuştu. Kerry İsrail'e desteğini sürdürüyor ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ise, Gazze'de herkesin ateşkes istediğini ancak bunun İsrail'in tünelleri ortadan kaldırarak 'kendisini savunma hakkını' engellemeyeceğini söyledi. Kerry, 'İsrail tüneller konusunu halletmelidir. Tüneller İsrail güvenliği için tehdit. İsrail'in kendi güvenliğini koruma hakkı vardır. Ancak şiddet daha çok şiddeti getirecektir ve daha sonra toparlamak zor olacaktır' dedi. Kerry, 'Görevimiz iki tarafı da görüşmeye çağırmak. İsrail ile dostluğumuz onu desteklememizi gerekli kılıyor' ifadelerini kullandı. Heniye'nin evi de vuruldu İsrail uçakları, Hamas yönetiminin eski başbakanı ve Hamas Siyasi Büro Şefi Yardımcısı İsmail Heniye'nin Gazze'nin batısındaki Şati Mülteci Kampı'nda bulunan evini bombaladı. İsmail Haniye’nin oğlu Abed Selam Haniye, İsrail uçaklarının evlerine iki bomba attığını söyledi. Ev boş olduğundan ölen ya da yaralanan olmadı, ancak ev tamamen yıkıldı. Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref Kudra İsrail'in Gazze'ye gerçekleştirdiği saldırının 23. gününde öldürülen Filistinli sayısının 1191'e ulaştığını, yaralı sayısının 6 bin 500'ün üzerinde olduğunu söyledi. Kudra, İsrail'in Gazze'nin güneyindeki Han Yunus kentine yönelik saldırılarında En-Neccar ailesinden üç kişinin öldüğünü, 15 kişinin yaralandığını, güneydeki Refah kentinde Dahir ailesinden beş kişinin hayatını kaybettiğini, 20 kişinin yaralandığını belirtti. İsrail uçakları ayrıca Gazze'nin orta kesimindeki Bureyc kampına bir saldırı gerçekleştirdi. Saldırıda üçü çocuk, ikisi kadın altı kişi hayatını kaybetti. 52 İsrail askeri öldü İsrail ordusu direnişin gerçekleştirdiği üç operasyonun sonucunda 10 askerinin daha öldürüldüğünü itiraf etti. Böylece kara saldırılarının başladığı 17 Temmuz'dan bu yana İsrail'in açıkladığı ölen asker sayısı 52 oldu. Hamas'ın silahlı kolu İzzeddin Kassam Tugayları'na göre bu sayı 110'un üzerinde. Kaynak: Al Jazeera ve AA
Hakimler Anlamasın Diye IMEI Üzerinden 4891 Kişi Dinlenmiş
İstanbul Emniyeti'nde 2008-2013 yılları arasında hukuk dışı telefon dinlemelerini ele olan ek müfettiş raporu, bir skandalı ortaya çıkardı. Emniyet'in 'hakimler kimin dinlendiğini anlamasın diye' telefonların IMEİ numaraları üzerinden dinleme talebinde bulunduğu anlaşıldı. Radikal'den İsmail Saymaz'ın haberine göre, haberine İstanbul Emniyeti’nde 2008-2013 yılları arasında hukuk dışı telefon dinlemelerini ele olan ek müfettiş raporu, IMEİ skandalını ortaya çıkardı. Yapılan belirlemeye göre Emniyet, “hakimlerden gerçek kişilerin kimliğini gizlemek suretiyle yargıyı yanıltmak için” telefon makinelerinin kod numaraları üzerinden dinleme talebinde bulundu. Bu şekilde, son beş yılda 4891 telefon numarası takip edildi. Bu kişiler arasında yer alan işadamı Aydın Doğan’ın da kullandığı telefon ‘Ahmet’ ve ‘Ahmet Doğan’ adlarıyla, Prof. Mümtaz Sosyal ise ‘Osman’ sahte adıyla, bugün polislere ilişkin operasyonu yürütmekte olan İstanbul TEM Şube Müdürü Mustafa Çalışkan ve TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu ise sadece ön adıyla dinlendi. AKP Kayseri Milletvekili Sadık Yakut’un ise milletvekiliyken telefonlarının dinlendiği belirlendi. 'Amaç, kişiyi hakimlerden gizlemek' A. Turgay Alpman ve Selim Kutkan tarafından hazırlan Ek Tevdi Raporuna göre; yürütülen araştırmalar kapsamında İstanbul Emniyeti İstihbarat Şubesi’nin 2008 yılından bu yana aldığı bütün dinleme kararları taranarak, Exell dosyası haline getirildi. İlk bakışta, çok sayıda vatandaşa ait telefonun İMEI numarası üzerinden dinlendiği tespit edildi. İstihbarat görevlilerinin, “İstihbarat programları kullanılarak, IMEİ numaralarının kimlere ait olduğu rahatlıkla öğrenilebilir” diye uyarması üzerine bir test işlemi yapıldı. Rapora göre; “Örnek birkaç karar aralığında bulunan iletişim numarası ile, İstihbarat personelince kullanılan program marifetiyle yapılan testte, kod adı verilerek IMEİ numarası üzerinden alınan mahkeme karar taleplerinin aksine, kararda geçen makine numarasında dinlenen şahsın numara, abone ve kimlik numarası bilgilerine rahatlıkla ulaşılabileceği” görüldü. Fiziki müdahale olmaksızın bir kişinin IMEİ numarasının tespit edilemeyeceği belirtilen raporda, “Mahkeme kararlarının alındığı dönem itibariyle mevcut istihbarat sorgulama programlarının kullanıldığı göz önünde tutulduğunda, kod adı verilerek gerçekleştirilen işlemlerin hakimlerden gerçek kişinin kimliğini gizlemek suretiyle yargıyı yanıltma amacı güdüldüğü” iddia edildi. Beş yılda 4891 kişi IMEI numaraları üzerinden yapılan 2008-2009 yıllarında arttığı ve 2010 yılından itibaren azaldığı ifade edildi. Verilen şemaya göre, 2008’de 805, 2009’da 1231, 2010’da 933, 2011’de 828, 2012’de 814, 2013’te de 280 kişi İMEI numarası üzerinden dinlendi. Toplamda 4891 kişi bu şekilde takibe alındı. AKP’li Yakut vekilken dinlenmiş Yapılan inceleme sonunda ulaşılan diğer usulsüzlükler şöyle: GSM, sabit telefon, IMEI, ADSL ve elektronik posta adresleriyle ilgili iletişime müdahale talep ve karar yazılarında gerçek isimler yerine yargıyı yanıltmaya yönelik yanlış ve eksik isim bilgilerinin kullanıldığı, belirtilen tarihlerdeki teknolojik imkanlar ve istihbari veriler göz önüne alındığında şahısların gerçek kimlik bilgilerinin tespitinin kolayca mümkün olmasına rağmen iletişime müdahalenin yanlış ve eksik isim bilgileriyle müteaddit defa uzatılmasına devam edildiği saptandı. Mevcut İstanbul Terörle Mücadele Şubesi Müdürü Mustafa Çalışkan, eski emniyet müdürleri Cevdet Saral, Avni Atilla ve Gürsel Fırat’a yönelik dinleme talep ve kararlarında gerekçe gösterilen suç faaliyetlerinin, “Ergenekon Terör Örgütü, Organize Suç Örgütü ve uyuşturucu madde kaçakçılığı” gibi farklılıklar göstermesi ve örtüşmemesi nedeniyle bu konuda tutarsızlık ve keyfilik olduğu saptandı. Bu taleplerde imzası olan personelin, “taleplerin içeriğindeki bilgileri bildikleri halde gerçeğe aykırı belge düzenledikleri ve uzatma karara talepleri de dikkate alındığında gerçeğe aykırı belge düzenlemeye devam ettikleri” belirlendi. AKP Kayseri Milletvekili Sadık Yakut’un dinlendiği dönem içerisinde milletvekili olduğu anlaşıldı. AKP Milletvekili Sadık Yakut ve eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden’in gerçek isimleriyle dinlendiği, fakat “bu şahıslar hakkında Ergenekon Terör Örgütü ile teknik takibe gerekçe teşkil edecek herhangi bir bilgi ve belgenin olmadığı” belirlendi. Aynı şekilde, aralarında gazeteci İbrahim Karagül’ün de olduğu üç kişi için “İllegal alanda faaliyet gösteren şahıslarla irtibatlı” olmak suçlamasına yeterli delil olmadığı ifade edildi. Keza araştırmacı Gareth Jenkins’in ADSL aracını Ergenekon iddiasıyla takibe yetecek bilgi ve belge bulunmadığı vurgulanırken, Jenkins’in Ergenekon soruşturmasına ilişkin operasyonların arkasında Fethullah Gülen Hareketi’nin olduğuna ilişkin rapor sunduğu iddia edildi. PKK üyesi iddiasıyla takip edilen E.B.’nin de MİT personeli S.B.’nin eşi olduğu kaydedildi. Raporda, “Şahısların yukarıda belirtilen eksik, yanlış veya uydurulmuş gerekçe ve bilgilerle alınan kararlar doğrultusunda iletişimlerine müdahale edildiği, telefonlarının dinlendiği, kayıt altına alındığı ve kamu görevlileri tarafından incelendiği” kaydedildi. Kaynak: Radikal | CNN Türk
Reklam
Kartal 1 Milyon Turistin Peşinde
Beşiktaş Başkanı Fikret Orman “Dolmabahçe Sarayı’nı ziyaret eden 1 milyon turistin uğrak noktası olmak için acentelerle görüşüyoruz” dedi. Barcelona, Real Madrid, Bayern Münih gibi Avrupa’nın dev futbol kulüplerinin stadları, aralarında Türkler’in de bulunduğu milyonlarca turistin akınına uğrarken, Türkiye’de üç büyükler dahil hiçbir kulübün stadını ziyaret eden yok. Ancak Beşiktaş, yeni stadı Vodafone Arena ile bu olumsuz tabloyu kırmayı hedefliyor. Bunun için de hayli iddialı bir proje üzerinde çalışıyor. Beşiktaş’ın yeni forma lansmanı için geçen hafta gittiğimiz İngiltere’nin Leeds şehrinde Beşiktaş JK Başkanı Fikret Orman, sohbet sırasında üzerinde çalıştıkları projeyi anlatmaya ‘Dolmabahçe’nin 1 milyon turisti’ var sözleriyle başladı. Orman’ın anlattıklarına göre Dolmabahçe Sarayı’na gelen yılda 1 milyon turistin uğrak noktalarından biri de Vodafone Arena olacak. Beşiktaş JK Başkanı Fikret Orman, yeni stadla birlikte Dolmabaçe’yle ilgili gönlünde yatan ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Tobbaş’la paylaştığı projeyi şöyle anlattı: “Dolmabahçe Sarayı’na yılda 1 milyon turist geliyor. Dolmabahçe’de şimdi turistleri getiren otobüslerin yarattığı görüntü kirliliği var. Acentelerle görüşüyoruz, otobüsleri bizim parka bırakabilirler. Buradan turistler hem Dolmabahçe’yi hem de Vodafone Arena’yı ziyaret etme imkanı bulabilir.” Kadir Abi sıcak bakıyor Fikret Orman, stadla ilgili projeyi anlatırken, bölgeyle ilgili hayalini de paylaştı. Orman “Vodafone Arena ve Dolmabahçe’yi kapsayan bölgedeki yollar yer altına alınabilir. Böylece stad ile Dolmabahçe arasındaki bölge güzel bir meydan haline dönüşebilir” dedi. Bu düşüncesini İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile paylaşıp paylaşmadığını sorduğumuzda ise Orman, şu yanıtı verdi: “Kadir Abi’ye anlattık. Kendisi biliyorsunuz mimar. Projeye de sıcak baktı.” Müze, SPA, konser ve moda gösterileri olacak Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, Vodafone Arena’nın Türkiye’nin ilk akıllı stadyumu olacağını söyledi. Orman, şu bilgileri verdi: “Taraftara ve ziyaretçilere 7 gün açık olan bir kompleks tasarladık. Restoranlar konusunda Ferit Şahenk’in sahibi olduğu D-ream ile temastayız. Ayrıca moda defileleri ve konser etkinlikleriyle ilgili de Doğuş Grubu şirketlerinden IMG ile anlaştık. Vodafone’un katkısıyla dijital müze olacak. Ayrıca 800 metrekare alanda SPA merkezi yer alacak.” Vodafone Arena’nın hizmete girmesiyle birlikte stad gelirinde rakipleriyle arasındaki farkı kapatacaklarını söyleyen Orman “Rakiplerimizin 120 milyon liraya ulaşan stad geliri var. Biz de Vodafone Arena ile 130 milyon lira gelir hedefliyoruz. Yeni stadda yer alacak 146 adet locanın 110 tanesi şimdiden satıldı” dedi. Star
Reklam
En Hızlı Servis Lisicki'den
WTA'da Bank of the West Classic turnuvası ilk turunda korta çıkan Alman raket Sabine Lisicki, saatte 210,8 kilometre hıza ulaşan servisiyle kadınlar tenisinde en hızlı servis atan oyuncu unvanını eline geçirdi ABD'nin Kaliforniya eyaletindeki Stanford Üniversitesi kampüsünde oynanan turnuvanın ilk turunda, Sırp rakibi Ana Ivanovic karşısında ilk setin 11. oyununu kazandıran servisi, saatte 210,8 kilometre hıza ulaşan Lisicki, ABD'li raket Venus Williams'a ait saatte 207,6 kilometrelik hızı geride bırakarak yeni rekorun sahibi oldu. Tek kadınlarda dünya 29 numarası Lisicki'nin WTA tarihine geçtiği karşılaşma, setlerde 7-6 ve 6-1'lik üstünlük sağlayan dünya 11 numarası Ivanovic'in 2-0'lık galibiyetiyle sona erdi. Erkeklerde ise rekor saatte 263.4 hızla Avustralyalı Sam Groth'a ait. Groth da Güney Kore'de Mayıs 2012'de oynayıp rekor kırdığı maçı Lisicki gibi kaybetmişti. Kaynak: Reuters
Reklam
Beren Saat & Kenan Doğulu Düğününden İlk Kareler!
Los Angeles Malibu'da kumsalda gerçekleşen düğünle dünyaevine giren Beren Saat ve Kenan Doğulu özel fotoğraflarını paylaştı. Yaklaşık 2.5 yıldır birlikte olan Beren Saat ve Kenan Doğulu çifti Los Angeles'ta mutlu sona ulaştı. Törene çiftin aileleri başta olmak üzere Belçim Bilgin, Kıvanç Tatlıtuğ, Başak Dizer, Hilal Saral, Ece Yörenç gibi çok sayıda ünlü isim de katıldı. Damat Kenan Doğulu buzmavisi dar kesim damatlığıyla tam not aldı. Kenan mavi papyonu ve beyaz ayakkabılarıyla Beren'e eşlik etti. Bugüne kadar dizilerde sayısız kere gelinlik giyen Beren ilk kez kendi düğününde gelinlik giymenin heyecanını yaşadı. Şapkasından ayakkabısına beyazlar içinde sade ve şık gelinliğiyle dikkat çekti.CNN Türk
Nepalli Bal Toplayıcılarının Nefes Kesen Görüntüleri
Ödüllü seyahat fotoğrafçısı  Andrew Newey tarafından fotoğraflanmış bu harika görüntüler Nepal'deki bal avının görüntüleri...  Yılda iki kez ,Gurung balı avcıları yüksek uçurumların tepesinden atalarının kullandığı yöntemlerle inerek bal hasatı yapıyorlar. Fakat bu iş biraz tehlikeli. Himalaya bal arılarının büyüklükleri 3 cm'ye karar ulaşabiliyor ve yüksek uçurumlar da cabası. Bu kadar tehlikenin doğal olarak karşılığı da var. Bu bal Uzakdoğu'da çok iyi fiyatlara satılabiliyor. 8000 yıldır bal toplayıcılığı yapan Nepallilerin inanılmaz görüntüleri sizlerle...
İçinizi Isıtacak 15 Hayvan Dostluğu Hikayesi
etiket
Bazı insanlar hala hayvanların aptal varlıklar olduğuna inanıyor. Fakat bu galeri hayvanların da tıpkı bizim gibi sevgi ve şefkat duyguları olduğunu ispat eder nitelikte. Bu fotoğraflar sadece sevimlilikle sınırlı değil, olayın özünde fotoğrafta gördüğünüzden daha fazlası var. Neden bu hayvanlar dostluk kuruyor? Aslanlar, köpekler, filler, hatta vahşi hayvanlar. Bu soru; hayvanların kendi türlerinin dışında bazı sosyal ilişkiler kurma isteğiyle cevaplanabilir. Tıpkı bizim gibi. Yani onlar bizden çok uzakta değiller, bizden daha az duygusal ya da daha az yardımsever olduklarını söyleyemeyiz. Bazı hayvanlara kendi ebeveynleri bile bakmazken, başka türden bir hayvanın onlara annelik etmesi başka neyle açıklanabilir? Hangi sebeple olursa olsun, bu olağandışı dostluklar hayvanların birçoğumuzun düşündüğünün aksine, ne kadar duygusal olduklarının kanıtıdır. Belki de bu arkadaşlıklar o kadar da olağandışı değildir.
Reklam
Twitter'da Yüzler Gülüyor
Mali sonuçlarını açıklayan Twitter'ın kullanıcı sayısı ve gelirler artmaya devam ediyor. Bu yılın ikinci çeyrek rakamlarına göre Twitter'in kullanıcı sayısı 271 milyon oldu. Sosyal ağların giderek büyüdüğü ve kullanıcı sayılarının arttığı günümüzde benzer bir haber Twitter'dan da geldi. 2014 çeyreğine ait mali raporunu açıklayan Twitter'ın kullanıcı sayısı 271 milyon oldu. Önceki çeyrekte 211 milyon olan bu rakam yüzde 6.3'lük artış anlamına geliyor. Twitter'ın yüzüne güldüren bu rakamlar aynı zamanda gelirlere de yansıdı. İkinci çeyrekte firmanın toplam gelirleri 312 milyon dolara ulaştı. Yıllık bazda değerlendirildiğinde ise gelirlerin yüzde 124 arttığı görülüyor. Sosyal ağın 'Timeline Views' olarak tanımladığı akışı takip eden kullanıcıların oluşturduğu görüntülenme sayısı 173 milyara ulaştı. Bu rakam bir önceki çeyrekte 157 milyardı. Kullanıcının çoğu mobilden geliyor Sosyal ağın kullanıcılarının büyük bir bölümü ise mobilden geliyor. Son çeyrek rakamlarına göre 271 milyon kullanıcının 211 milyonu Twitter'ı mobil cihazlardan kullanıyor. Bu da toplam kullanıcı sayısının yüzde 78'inin mobil olduğu anlamına geliyor. Açıklanan rakamlarla beraber yatırımcısının yüzünü güldüren Twitter'da işler iyi gidiyor. Önceki çeyrekte açıklanan rakamlar hayal kırıklığı oluştururken bu çeyrekte ortaya çıkan tablo şirket yetkililerinin yüzünü güldürdü. Kaynak: Twitter
Piknik Yapıp Cihad Çağrısında Bulundular
IŞİD'i öven yayınlarıyla dikkat çeken internet sitelerinin yayınladığı görüntülerde, İstanbul Ömerli'deki piknik alanında aralarında çocuklarında bulunduğu çok sayıda kişinin bayram sabahı namaz için biraraya geldiği belirtiliyor.Kalabalık, topluca namaz kılıyor ardından da yapılan konuşmayı dinliyor. Kalabalığa hitap eden kişi, sık sık 'cihad' vurgusu yapıyor. Bu kişinin konuşmasının son bölümünde kullandığı,'Allah'ım cihad eden ve sabreden mücahidlere yardım et, onları zafere ulaştır. Onları koru ve atışlarını isabet ettir' ifadeleri dikkat çekiyor IŞİD'e öven yayınlarıyla dikkat çeken internet siteleri İstanbul'da yapılan bir etkinliğin videosunu yayınladı. Etkinlik, 'İstanbullu müslümanlar 2014/1435 Ramazan bayramı namazını düzenlenen bir organizasyonla hep birlikte eda etme imkanı buldular' ifadeleriyle duyuruldu. Kalabalığın Ömerli'de piknik alanında pazartesi sabahı bayram namazı için buluştuğu belirtildi. Etkinlikle ilgili görüntülerde kılınan namazın ardından topluluğa hitap eden kişi sık sık 'cihad' vurgusu yapıyor. Bu kişi konuşmasının son bölümünde ise 'Allah'ım cihad eden ve sabreden mücahidlere yardım et, onları zafere ulaştır. Onları koru ve atışlarını isabet ettir' ifadelerini kullanıyor. DHA
Reklam
Su Sıkıntısı Çeken İstanbul'un Suyu 42 Ülkeye Satılıyor!
İstanbul Su ve Kanalizasyon İşleri (İSKİ) Genel Müdürlüğü'nün açıkladığı su tüketim miktarları ve İstanbul'un suyunun sağlandığı barajlardaki doluluk oranı, İstanbulluların bu yaz susuz geçireceğini gündeme getirmişti. İSKİ'nin verilerine göre, İstanbul barajlarında doluluk oranı yüzde 21,68. Daha açık bir ifadeyle bütün İstanbul barajlarındaki mevcut su miktarı 188 milyon metreküp. İstanbul'un su sorununa yönelik tüketimi azaltın yönündeki Tweet'lerle çözüm bulmaya çalışan İSKİ'nin bu çözümü, Su Hakkı Kampanyası'ndan Akgün İlhan ve Nuran Yüce'ye göre hiç de gerçeği yansıtmıyor. İlhan, su sorunu olmadığını, İstanbul'daki suyun Hamidiye Su Şirketi tarafından 42 ülkeye satıldığına dikkat çekerek, 'İstanbul'a Melen'den ve Sakarya'dan kalitesi düşük, yeterli teknolojik arıtmadan geçirilmeden getirilecek su vermeye çalışanlar, Belgrad ormanından çıkarttıkları kaliteli suyu İngiltere, Almanya, Japonya gibi ülkelere satıyor' diye tepki gösterdi. 'SANILDIĞINDAN DAHA AZ SU VAR' Her ne kadar son bir ayda su kesintileri mega kentin pek çok semtinde rutin bir hâl alsa da İstanbul'a adım adım yaklaşan su sorunu, aslında kendisini uzun yıllardır hissettiriyor.  DİHA'dan Evrim kepenek'in haberine göre, kentin su ihtiyacını karşılayan on barajın doluluk oranı ortalama olarak yüzde 20,92'ye kadar inmiş durumda. Geçen senenin Temmuz ayına bakıldığında bu oranın yüzde 74,87 olduğu görülüyor. İlhan, geçen yılda kuraklık olduğunu hatırlatarak, 'Barajlarda bunun üç katından fazla su mevcuttu. İşin kötüsü, mevcut yüzde 20'lik suyun hepsinin kullanılması mümkün değil. Yani düz bir matematiksel hesapla, 'Yağış olmazsa İstanbul'un iki aylık suyu kaldı' diyenler epey iyimser bir tablo çiziyor. Aslında kullanabileceğimiz su, sanıldığından daha az bir süre bize yetebilecek' diye uyardı. 'MARMARA'NIN TÜM SUYU İSTANBUL'A AKITILIYOR, YİNE DE YETMİYOR' İstanbul'un susuzluk sorununu çözmek için İSKİ, Sakarya'dan ve Melen Çayı'ndan su getirerek İSKİ tesislerinde arıtarak yurttaşlara ulaştırıyor. Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi (ÇMÖ) de yaptığı açıklamada, teknik yapısı yetersiz olan İSKİ'nin bu suyun arıtılmasında yetersiz kaldığına dikkat çekiyor. İlhan da tıpkı ÇMÖ gibi bu ve İSKİ'nin tüketimi azaltın yönündeki çözümlerinin gerçekçi olmadığını düşünüyor. 'Karşımızda sürekli büyüyen su talebiyle sadece kendisinin değil, civar kentlerin de su varlıklarını kurutan bir şehir var. Karşımızda derinleşen iklim değişikliğinden ve kuraklıktan gittikçe daha şiddetli ve sık bir biçimde etkilenen bir coğrafya var' diyen İlhan, İstanbul'a taşınan günlük 800 bin metreküp suyun içine Sakarya'nın suyu da dahil edildiğini söyledi. Yaşanan kuraklığın lokal ve çözümlerin sürdürülebilir olmadığını belirten İlhan, 'Bu nedenle İstanbul'un sularını satıp para kazanmayı bırakın. Belgrad Ormanları'ndaki İstanbul'un suyunu İstanbul'a bırakın' dedi. 'HAMİDİYE SU A.Ş, 6 KITADAN 42 ÜLKEYE SU SATIYOR' İstanbullular susuzluk sorunu ile yüz yüze kalmışken, İstanbul'a su sağlamak ve susuzluk sorununu çözmekle sorumlu kamu kurumu İBB'nin kendi web sayfasından da duyurduğu gibi, İstanbul'un suyunu ambalajlayıp dünyanın 6 kıtasından 42 ülkeye satması da dikkat çekici. Bu ülkeler arasında ABD, Japonya, İrlanda ve Hollanda gibi susuzluk sorunu olmayanlar çoğunlukta. İlhan, İstanbulluların suyunun Hamidiye Su A.Ş tarafından satılmasına tepki gösteren İlhan, 'Belgrad Ormanları'nın 500 ila 3 bin metre derinliklerinden kendiliğinden çıkan kaynak suyunu tüm dünyaya pazarlayan Hamidiye Su A.Ş'ye şunu hatırlatmak gerek. Bu su tüm İstanbullularındır. Tabii Türkiye'de sadece Hamidiye Su A.Ş. değil, yüzlerce su şirketi var' diye konuştu. Evrim KEPENEK | DİHA
Moldovan'dan Çarpıcı Rıdvan Dilmen Açıklaması
Fenerbahçe'nin eski golcüsü Viorel Moldovan çarpıcı açıklamlarda bulundu. Viorel Moldovan... Fenerbahçe forması giydiği dönemde attığı birbirinden güzel gollerle ‘Dan Dan Moldovan’ diye Sarı- Lacivertliler’in tarihine geçen Rumen oyuncuyla Bükreş’te buluştuk. Mütevazi kişiliğinden hiç ödün vermemiş, nazik ve samimi bir ortamda gerçekleştirdiğimiz söyleşide ünlü futbol adamının Kanarya’yı hiç unutmadığı gerçeği ortaya çıktı. Biz kendisine oradan buradan sorular sorarken, Moldovan da bize Fenerbahçe’nin son durumunu, takımı, futbolcuları ve özellikle de başkan Aziz Yıldırım’ı sordu. İşte, özellikle fizik gücüyle hafızalardan silinmeyen Viorel Moldovan’ın, Fenerbahçe ve Türk Futbolu’yla ilgili görüşleri... Fenerbahçe'yi asla unutmam Fenerbahçe formasını giydiğim için çok mutluyum. Hayatım boyunca da o günleri unutmayacağım. Kariyerimin önemli bir dönemiydi. Çok iyi para kazandım. Zaten Fenerbahçe bir çok yıldızı bu şekilde kadrosuna kattı ve kulübün Avrupa’da, Dünya’da tanınması sağlandı. Alex, Ortega, Anelka, Sow, Meireles ve Alves gerçekten çok üst düzey futbolcular. Kulüp ayrıca stadını da yeniledi ki, bu Aziz Başkan sayesinde oldu. Fenerbahçe’nin son yıllardaki başarısı kulübün ününü de artırdı, tanınmasını da... Aziz Yıldırım'ı takdir ediyorum Başkan Aziz Yıldırım, kulübün daha da ileri gitmesi için çok çalışıyor. Benim dönemimde de öyleydi. Hep önde olmak istediler. Aziz Yıldırım Fenerbahçe’yi hep 1 numara yapmak istedi. Bunun için kardeşi ile gece gündüz çalıştı. Bunu takdir etmek lazım. Aziz Yıldırım ikinciliği hiç sevmedi. Fenerbahçe’nin hep şampiyon olmasını istedi. Çok iddialıydı. Ben iddialı insanları severim. O yüzden başkanı çok takdir ediyorum. Bir kaç yıldır olumsuz bir durum söz konusu fakat detayları bilmediğim için bu konuya fazla girmek istemiyorum. Bizde yıldız onlarda asker çoktu Fenerbahçe formasını giydiğim dönemde bir türlü şampiyon olamadık. Galatasaray 2 kez şampiyon oldu. Başaramadık. Halbuki çok süper bir kadromuz vardı. Bakıyorum, takımdaki tüm futbolcular kendi ülkelerinde milli forma giyiyordu. Kısacası bizde kalite çoktu, yıldız çoktu ancak takım olmayı beceremedik. O dönem Galatasaray’ın başında Fatih Terim vardı. Taffarel, Popescu ve Hagi gibi çok tecrübeli oyuncular vardı ve bu üçlü Türk oyuncularla birlikte müthiş bir sinerji yakaladı. Bizde yıldız çoktu fakat Galatasaray’da asker çoktu... Arda müthiş bir futbolcu Türk Milli Takımı’nda bir çok yıldız var. Oyun anlayışları hoşuma gidiyor. Ayrıca bir çok isimsiz gençler de takıma girmek için mücadele veriyor. Ama bir kişi var ki, onu özellikle çok beğeniyorum ve takip ediyorum. Arda Turan gerçek bir süperstar. İspanya Ligi’nin en istikrarlı ve yararlı oyuncularından bir tanesi. Bakınız, Atletico Madrid’e transfer olduktan sonra kulübün gidişatı nasıl değişti ve ne başarılar kazandı. Türk Milli Takımı’nın bana göre maestrosu. Türkiye, Arda gibi bir yıldıza sahip olduğu için çok şanslı. Herkes Arda’nın değerini bilmeli. Rıdvan Dilmen şaşırttı Rıdvan Dilmen’in teknik direktörlüğü döneminde çok garip şeyler olmuştu. Zaten sezon öncesi kampında doğru dürüst hiç çalışmamıştık. Rıdvan hocanın bazı oyuncularla aynı masada kağıt oyunu oynaması, onlarla birlikte sigara içmesi benim çok tuhafıma gitmişti. Bu şekilde zaten başarılı olamazdık. Sezona hiç iyi hazırlanamadık. Kısa süre sonra Rıdvan Dilmen de gönderildi. Onun yerine gelen Zeman’ın toplantısını hiç unutmuyorum. Siz sezon öncesi ne yaptınız. Hiç alışmadınız mı? Herkes en ufak ikili mücadelede sakatlanıyor. Olacak gibi değil” diye bize kızmıştı. Fanatik
11 Polis Tutuklandı
22 Temmuz operasyonunda gözaltına alınan ve tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilen 49 polisten 11'i tutuklandı, sekizi denetimli olmak üzere 38 polis serbest kaldı. Sorgusu yapılamayan 17 polis, hâkimin dosya üzerinden verdiği kararla serbest kaldı. 22 Temmuz soruşturmasında mahkeme, İstanbul Terörle Mücadele Şubesinin eski müdürü Yurt Atayün'ün de aralarında bulunduğu 11 polis hakkında tutuklama kararı verdi. Mahkeme, 38 polisin de serbest kalmasına karar verdi. Serbest kalan polislerden sekizi hakkında denetimli serbestlik kararı verildi. İstanbul Eski Terörle Mücadele Şubesi Müdürü Ömer Köse ve Emniyet Amiri Gaffur Ataç, yurt dışına çıkış yasağı konularak serbest bırakılanlar arasında. Mahkemede ifadesi alınamayan 17 polis serbest bırakıldı. Polislerin sorgusu yaklaşık 90 saat sürdü. Tutuklanan 11 polis 11 şüphelinin, 'Devletin gizli kalması gereken bilgilerini casusluk amacıyla temin etmek' ve 'Resmi belgede sahtecilik' gerekçesiyle tutuklandığı öğrenildi. Devletin gizli bilgilerini paylaşmaktan tutuklananlar arasında eski Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün, eski İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdür Yardımcısı Serdar Bayraktutan bulunuyor. Tutuklanan diğer isimler ise şöyle: Erhan Körtek, Ensar Doğan, Aytekin Koçak, Ali Fuat Altuntaş, Abdülkadir Ağır, Yunus Emre Uzunoğlu, Şahin Akdeniz, Muhammed Kaya ve Mehmet Örs. 'Bugün olsa yine yaparız' Eski İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürü Ömer Köse, denetimli olarak serbest kalanlar arasında. Serbest kaldıktan sonra adliye önünde basın mensuplarına açıklama yapan eski İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürü Ömer Köse, 'Sıkıntılı bir süreçten geçtik. Yanlış bir işin altına imza atmadık. Bugün olsa yaptıklarımızı tekrar yaparız' dedi. 'Özür dilenecek bir şey varsa da özür dilemesini bildik' ifadesini kullanan Köse, 'Fakat bu yürüttüğümüz soruşturmada özür dilenecek bir mevzu yok. Bugüne kadar herkes konuştu biz sustuk, bugün biz konuşacaktık fakat ifade veremedik' diye konuştu. Serbest kalan şüphelilerden emniyet amiri Gafur Ataç da 'Yapılanlar kanuna uymuyor. Psikolojik baskı gördük' dedi. Kürşat Durmuş ise kendilerine destek verenlere teşekkür ederek, 'İnşallah hukuk bundan sonra kurallarıyla, kanunlarıyla tam bir şekilde uygulanır' dedi. 'Paralel yapı sorulmadı' Kazım Aksoy ise içerideki şartlar ağır olsa da manevi olarak huzurlu ve mutlu olduklarını söyledi. Aksoy, 17-25 Aralık'tan sonra önce tayininin Gaziosmanpaşa'ya çıktığını, sonra müdüriyete alındığını, iki kez açığa alınıp, iki kez de meslekten ihraç edildiğini anlatarak, '8 gündür de gözaltındayım. Yani bu rüşvet ve yolsuzluk operasyonunu yaptık diye af edersiniz pişmiş tavuğun başına gelmeyen her şey neredeyse bizim başımıza geldi' diye konuştu. Hukuksuz hiçbir şey yapmadıklarını söyleyen Aksoy, 'Somut delil olmadığı için bir şey gösteremediler. Biz kanunsuz şeyleri soruşturuyorduk ama şu anda hukuki olan durumlar soruşturuluyor. Paralel yapı ile ilgili bir şey yok, öyle bir şey de sorulmadı' dedi. 'Yapılanları unutmayacağım' Serbest kalan polislerden Selman Yuyucu, teslim olmasına rağmen hastaneye götürülürken kendisine kelepçe takıldığını söyledi. Selman Yuyucu da kendisi teslim olmasına rağmen hastaneye götürülürken kelepçe takıldığını belirterek, şöyle konuştu: '8 gün orada bir eşya olarak kaldık. Bu süre zarfında ifadem alınmadı. Pazar günü alınacağı söylendi, yine alınmadı. İfade için çağırdılar, o sırada hakim hastalanmış, bu şekilde beklemeye devam ettik ve serbest kaldık. Mutlu olup olmadığı sorarsanız, mutlu değilim. Hiçbir delil yokken arkadaşlarım içeride kaldı. Bu hukuksuzluk bittiğinde yüzüm gülecek.' Oğuzhan Ceylan ise son 2 yıldır Şırnak'ta, öncesinde de 12 yıl İstanbul'da terörle mücadelede görev yaptığını kaydederek, 'Tayinimin çıktığı Zonguldak'a ev tutmak için gittiğimde öğretmen evinden apar topar gözaltına alındım. İstanbul'da gurur duyduğum şubeme gittiğimde kelepçe takmaları ve beni o nezarete atmaları zoruma gitti. Ben kaçan göçen biri değilim. Çocuklarıma, aileme vermem gereken mesaiyi işime verip çalışan biriyim. Yapılanları unutmayacağım' şeklinde konuştu. 'İtiraz edeceğiz' Mahkemenin kararı açıklamasının ardından polis avukatları açıklama yaptı. Avukat Kemal Şimşek, '49 kişiden, şuanda sadece 11 kişisi hakkında tutuklama kararı verildi. Yalnız ifadesi alınamayanlar, ifadeleri alınamadığı için tutuklu olmamalarına karar verilmiş oldu. Tutuklananların arkasındayız. Gözaltındakilerin savunma hakları kısıtlandı. Savunmalarını yeterli şekilde verilmelerine izin verilmedi. Delil sunulamadan böyle bir tutuklama kararı çıktı; itirazını yapacağız' dedi. Sorgu hâkiminin kuvvetli bir suç şüphesi varsa ona göre tutuklama kararı verdiğini vurgulayan Şimşek, 'Şu anda delillerin dolu dolu takdir edilerek verildiği bir karar değil bu. Bu bir hüküm de değil. Sonuç olarak insanların tutuklanmalarına karar verilse bile, bu suçlu oldukları anlamına gelmiyor' şeklinde konuştu. Kararın ilan edildiği gibi niye 21.00'de değil de gecikmeli olarak açıklandığını bilmediklerini dile getiren Şimşek, kendilerinin de koridorda yüzlerce polisin arasında bekletildiklerini söyledi. 'Biz savunma avukatları olarak, dosyada hala kendilerini suçlamaya yetecek, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil olmadığını düşünüyoruz' diyen Şimşek, sonuna kadar bu davanın arkasında olacaklarını ifade etti. Avukat Kamil Ata ise, 'Burada casusluktan suçlanıyor bu insanlar. Siyasi bir soruşturma, bu soruşturma. Siyasi iktidar terör örgütleriyle kol kola geziyor. Bu suçlamanın haksız olduğunu biliyoruz. Mahkemenin tutuklama yapacağına emindik. İstenen buydu zaten. Bu nedenle de mahkemenin tutuklama yapacağına hazırdık. İçerideki insanlar da hazırdı; ancak mahkeme kısmi bir karar verdi' diye konuştu. Karar öncesi açıklama Şüpheli polislerin avukatları adına Avukat Ömer Turanlı tarafından yapılan açıklamada şöyle dendi: “İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından sorguya sevk edilen tüm polislerimize aynı suçlar isnat edilmiştir. Bu suçlar casusluk, evrakta sahtecilik, özel hayatın gizliliğini ihlâl etme, kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetme, suç uydurma, suçlarıdır. Öncelikle belirtmek isteriz ki, 'Ceza Muhakeme Kanununa' göre her bir kişinin işlediği iddia edilen suç ayrı ayrı belirlenerek ve gerekiyorsa, sorguya sevk edilmeleri gerekirken toptancı bir anlayışla ve baştan savma bir soruşturma ile tüm şüphelilere basma kalıp bir şekilde aynı suçlar isnat edilmiştir. Casusluk iddiası ve diğer suç isnatları bilinçli olarak çirkin bir iftira niteliğinde müvekkillerimize isnat edilerek hem kamuoyu önünde rencide edilmeleri ayrıca algı operasyonuyla peşinen suçluymuş gibi göstermeye çalışılması ve tutuklanmalarını temin maksadıyla ortaya konulmuştur.' Avukatlar adına yapılan açıklamada ifadesi alınmayan 17 şüpheliyle ilgili olarak da şu ifadeler kullanıldı: 'Şu açıkça bilinmelidir ki,Tehvit Selam Terör Örgütü dosyası ile ilgili müvekkillerimize isnad edilen suçlamalar hakkındaki detaylı bilgisi olan emniyet müdürü, amiri pozisyonundaki kişilerin gerçeklerin ortaya çıkmasının engellenmesi amacıyla bilerek ve kasıtlı olarak ifadeleri alınmamış ve zapta geçirilmemiştir.' 22 Temmuz soruşturmasında mahkeme, ifadesi alınmayan şüphelilerin dinlenmeyerek dosya üzerinden karar verilmesine, dosyanın kapsamlı oluşu gözetilerek, kararın saat 21.00'de tüm şüpheli ve avukatlarının yüzlerine adliyenin en geniş salonunda okunmasına karar verdi. Usûl tartışması sorgulamayı durdurdu Gülen Cemaati'ne yönelik başlatılan iki soruşturmadan biri olan 'casusluk' soruşturmasında, tutuklanmaları istemiyle nöbetçi hakimliğe sevk edilen şüpheli polislerden kalan 21 kişinin sorgusuna sabah 9.30'da başlanacağı açıklanmıştı. Ancak avukatların mahkeme salonuna 11.45'te gelmesi hem sorgunun geç başlamasına hem de yeni bir krize neden oldu. Sorgu sırası gelen polis memuru Hasan Basri Kahraman'ın avukatlarının gecikmesi nedeniyle Hâkim İslam Çiçek, polis tutanaklarının ve savcılık beyanlarının okunmadan sorguya geçilmesine karar verdi. Avukatlar ise bunun usûle uygun olmadığını savundu. Sanık avukatlarından Ömer Turanlı, Hâkim İslam Çiçek'in tutanakları okutturmadan işlemleri tamamlamak istediğini, ifade tutanaklarının mahkeme önünde Ceza Muhakemeleri Kanunu'na göre okunması gerektiğini belirterek itiraz ettiğini söyledi. Daha sonra avukatlar Murat Akkoç, Ahmet Özer ve İsmail Yanar cüppelerini çıkarıp duruşmayı terk etti. Bunun üzerine Hâkim Çiçek Baro'dan avukat çağırdı. Çiçek'in gelecek yeni avukatlarla kalan 21 şüphelinin yargılamasını sürdürmek istediği belirtildi. Ancak akşam saatlerine kadar ancak dört polisin sorgusu yapılabildi. Sorgusu tamamlanamayan 17 polis kaldı. 'Birtakım tatsızlıklar...' Sorgusu tamamlanan polislerden biri İstanbul Terörle Mücadele Şubesi'nin eski müdürü Yurt Atayün... Atayün'ün sorgusunun ardından gazetecilere bir açıklama yapan avukatı Ömer Turanlı, sorgu işlemlerinde 'birtakım tatsızlıklar' yaşandığını belirterek, 'Yaşanan tatsızlıkları mahkeme zabıtlarına yansıtmaya çalıştık. Fakat bu sorgu işleminde, aynı Emniyet Müdürlüğü'ndeki gibi sıkıntılar burada da yaşandı. Atayün'ün gözaltı süresi dolduğu için emniyette ifadesi tamamlanamadı. Mahkeme sorgusunda ise dosya ve delilleri tamamen müvekkilimize inceletilemedi' dedi. Avukat Turanlı mahkemede 'Bir saatte savunmanızı bitiriyorsanız bitirin, bitirmiyorsanız hukukun gereğini yapacağım' dendiğini, müvekkilini savunmak için tanınan yasal hakların kısıtlandığını iddia etti. Avukat Turanlı, ayrıca, 'Duruşma salonunun önünde yüzlerce Terörle Mücadele Şubesi polisi vardı. 50 avukat varsa, 500 tane de polis var. Bu psikolojiyle duruşmaya girdik. Bu psikolojiyle savunma yaptık. Bu psikolojiyle yapılan savunma hukuken geçerli değildir, batıldır. Balyoz ve Ergenekon'daki taşkınlığın binde biri bile burada olmadı. Bu kadar polise ne gerek var?' dedi. 8,5 saat süren sorgu 22 Temmuz operasyonu kapsamında tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen, aralarında İstanbul Terörle Mücadele Şubesi'nin eski müdürü Yurt Atayün'ün de bulunduğu 49 kişinin sorgusuna saat 10.00'da başlandı. Atayün'ün sorgusu yaklaşık 8,5 saat sürdü. Saat 22.00'de 20 zanlının sorgusu tamamlandı. Sorgular devam ederken, zanlıların avukatları koridordaki polis sayısının azaltılması ve kurulan bariyerlerin kaldırılması için sorgulamayı yapan Hâkim İslam Çiçek'e talepte bulundu. Ancak Hâkim Çiçek, 'Güvenlik gerekçesi ile bu önlemler gerekli' yanıtı verince, avukatlar 'Bu koşullar altında müvekkillerimizin sorgusuna katılmayacağız' diyerek sorgulamalara girmediler. Avukatların bu durumu gazetecilere duyurmak için basın açıklaması yaptığı sırada, sorgulamanın sürdüğü kattaki polis sayısı azaltıldı ve bariyerler kaldırıldı. Mahkemeye sevk edilen 49 kişiden 12'sinin avukatı olan Murat Akkoç adliyenin önünde yapılan basın açıklamasında, baro odasından mahkeme salonuna kadar iki bariyer ve yaklaşık 200 de polis konulduğunu söyledi. Polislerin telefonları toplandı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gözaltındaki polislerin telefonlarının olmasını ve içeriden çektikleri fotoğrafları bu yolla paylaştıkları gerekçesiyle Adalet Bakanı’nı uyardığını söylemişti. Telefonların yeniden el konulması üzerine polislerin avukatları; “Hakkında el koyma kararı bulunmayan telefonlar, cumartesi gecesi gözaltı süresi dolunca müvekkillerimize iade edildi. Bu sabah yeniden kendilerinden alınarak bize teslim edildi, biz de adliyenin kapısında bekleyen ailelerine teslim ettik' dedi. Avukatlar telefonların yeniden sahiplerine verilmesi için dilekçe yazacaklarını söyledi. Hakan Şükür'den yanıt Başbakan Erdoğan, Hakan Şükür'ün de aralarında olduğu bağımsız milletvekillerinin gözaltındaki polisleri adliye nezarethanesinde ziyaret edip fotoğraf çektirmesini ve bunu sosyal medyada paylaşmasını eleştirmiş, bunun suç olduğunu söylemişti. Hakan Şükür bu eleştiriye Twitter'dan yanıt verdi. Şükür mesajında, HDP milletvekillerinin İmralı Cezaevi'nde PKK lideri Abdullah Öcalan ile çektirdiği fotoğrafı koyarak, 'Kimi vekillerin zanlılarla fotoğraf çektirmesi suç, kimi vekillerin hükümlüyle fotoğraf çektirmesi değil, öyle mi?' diye yazdı. Polislerin aileleri adliye önünde bayramlaştı 22 Temmuz Operasyonu kapsamında gözaltında bulunan 49 kişinin aileleri Ramazan Bayramı'nın ilk gününü adliye önünde geçirdi. Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın önünde sabah saatlerinden itibaren toplanmaya başlayan aileler sıraya girerek bayramlaştılar. Adliye girişinin çevik kuvvet ekiplerince barikatla kapatılması üzerine aileler basın açıklamalarının yapılmasına izin verilen geniş bir alanda bayramlaştı. Masalar kurarak tatlılar, çikolatalar ikram eden ailelerle bayramlaşmaya, tutuklanması talebiyle mahkemeye sevk edilip serbest bırakılan Emniyet Amiri Kadri Cemil Yiğit de katıldı. Meslekte 14 yılını doldurduğunu ve ilk defa bir mahkeme aşamasına şahit olduğunu belirten Yiğit, 'Sadece işimizi yaptığımıza inanıyoruz. Yaşamak istemediğimiz şeyleri yaşadık' dedi. Kaynak: AA ve DHA
Japonya'da Bulunan 144 Yaşındaki Mor Salkım Ağacının Oluşturduğu Harika Manzaralar
Japonya'da Ashikaga Çiçek Parkı'nda bulunan bu ağaç kesinlikle dünyanın en büyük değil ama yine de en etkileyici ağaçlarından bir tanesi. Kapladığı 1990 metre karelik alan ile ziyaretçilere rüya gibi dakikalar yaşatan bu ağaç tam 144 yaşında. Akşamları yapılan pembe ve mor ışıklandırma bu görsel şölene ayrı bir güzellik katıyor. İyi eğlenceler dileriz...
Reklam