onedio
Memur Emeklilerine İkinci Zam Müjdesi
Emekliler için yılda iki kez zam geleneği bu yıl memur emeklileri için bozuldu. Ancak 2015 yılında hem SGK ve Bağ-Kur hem de memur emeklileri için iki kez zam yapılacak. Takvimin haberine göre memur emeklileri memurlarla birlikte en son Ocak 2014’te toplu sözleşme görüşmelerinde alınan karar gereği, 175 lira zam aldı. Bu, memur emeklilerinin maaşına yaklaşık 146 liralık artış olarak yansıdı. Ayrıca yine Ocak 2014’te yüzde 0.27 oranında enflasyon farkı verildi ancak memurlar ve memur emeklileri Temmuz 2014’te zam almadı. Maaş artışları enflasyon endeksli olan SSK ve Bağ-Kur emeklilerine ise bu yıl Ocak ayında yüzde 3.27, bu ay yüzde 5.70 zam verildi. 2015 yılında hem memur emeklilerine, hem de SSK ve Bağ-Kur emeklilerine 2 zam var. Toplu sözleşmeye göre; memur ve memur emeklilerinin maaşlarında 2015'in Ocak ayında yüzde 3'lük artış yapılacak. 2015 yılının Temmuz ayında da maaşları yüzde 3 zamlanacak olan memur ve memur emeklileri, ayrıca enflasyon farkı da alacak. SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin 2015'te de zam oranlarını enflasyon belirleyecek. 2015'in Ocak ve Temmuz aylarında, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaşlarında bir önceki 6 aylık dönemde gerçekleşen enflasyon kadar zam olacak. SSK ve Bağ-Kur emeklileri, 2015'in zam oranlarını şimdiden merakla bekliyor.T24
Devlet Bahçeli: 'İhsanoğlu Büyük Bir Mutabakatın Sonucudur'
MHP Genel Başkanı Bahçeli, 'Sayın İhsanoğlu, büyük bir mutabakatın sonucudur. Sayın İhsanoğlu, Türk milletinin, Türkiye’nin, 77 milyonun adayıdır' dedi.İZMİR MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ramazan Bayramı dolayısıyla partisinin İzmir il başkanlığınca Halkapınar Spor Salonu’nda düzenlenen bayramlaşma töreninde yaptığı konuşmada, bayramların, milli ve manevi hayat bakımından ayrıcalıklı öneme sahip olduğunu ifade ederek, kardeşliği güçlendirdiğini, paylaşmanın güzelliklerini yaşattığını ve sosyal dengeyi tesis ettiğini dile getirdi. Bayramların aynı zamanda, kavuşma ümidi, kaynaşmanın ve 77 milyonun ele ele, gönül gönüle olmasının adı olduğunu belirten Bahçeli, bu günlerde şehit ana ve babalarını, memleket, millet için fedakarlık yapan kahramanların geride bıraktıklarının hatırlamanın herkesin sorumluluğu olduğunu söyledi. Bahçeli, bayramda yakın coğrafya da yaşanan acılara da işaret ederek, şunları kaydetti: 'Kerkük ağlarken bizler gülemeyiz. Musul, Telafer, Kaşgar, Akmescit inlerken bizler rahat ve huzur bulamayız. Elbette Gazze’nin çığlıklarını da duyacağız. Filistin sokaklarındaki yıkıma duyarsız kalmayacağız. Trablus’un iç çekişini, Halep’in ahını, Şam’ın feryadını, Kudüs’ün zeytin kokulu havasını, Bağdat’ın, Ninova’nın, Tıkrit’in, Samarra’nın, Erbil’in solgun bakışlarını derinlerimizde hissedeceğiz. Babil’in asma bahçelerini, Basra’nın güzelliklerini aklımızdan çıkarmayacağız. Komşu ülkelerin, eski hakimiyet havzalarımızın istikrara kavuşması için ellerimizi semaya açacağız.' Törene katılanlar ile tüm Türk-İslam aleminin Ramazan Bayramı’nı kutlayan Bahçeli, 'Türk yurtları ve tüm insanlık için sevgi, barış ve huzur getirmesini Rabbim’den niyaz ediyorum' dedi. 'Müslümanlar ve Türkler sistematik olarak öldürülüyor' Bahçeli, İslam coğrafyasında vahşet ve karışıklığın hüküm sürdüğünü, Osmanlı hakimiyetinden koparılan topraklarda Müslümanların ve Türklerin sistematik olarak öldürüldüğünü belirterek, bu yapılırken de zalimlerin İslam’a kara çaldığını ifade etti. 'Küresel hesapların, Müslüman varlığına kast ettiğini ama bundan daha kötüsü, bu zulümde bildik işbirlikçilerin zalimlerle kol kola hareket ettiğini' dile getiren Bahçeli, şöyle konuştu: 'İçimizden devşirilen işbirlikçiler bildik zalimlerle kol koladır. BOP’a Eşbaşkanlık yapan zalim yamağını siz iyi biliyorsunuz. Müslüman kanına doymayan küresel saldırganlara boyun eğen, bölgesel senaryolarda oynatılan malum adamı iyi tanıyorsunuz. İsrail Gazze’yi yakarken, bu adam sadece konuşmuştur. Mısır’da darbe yapılırken, bu adam sadece gürültü çıkarmıştır. İki pilotumuz şehit edilirken, Mavi Marmara’da 10 vatandaşımız katledilirken, Reyhanlı’da 53 vatandaşımız bombalı saldırıya kurban giderken bu adam sadece ipe un sermekle meşgul olmuştur. Bu adam ki, Caber’deki Süleyman Şah türbesi tehdit edilirken sesini çıkaramamış, hatta Türkiye’ye dışarından füze attırıp Suriye’yle savaşa sokmayı bile planlamıştır.' 'Türkiye'nin tarihsel gücü, saygınlığı heba edildi' Bahçeli, cumhurbaşkanlığına aday olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye'ye çok şey kaybettirdiğini ileri sürerek, şöyle devam etti: 'Türkiye’nin tarihsel gücü, aday Erdoğan tarafından eritilmiştir. Türkiye’nin saygınlığı, aday Erdoğan tarafından heba edilmiştir. Türkiye’nin milli ve kültürel birikimi, aday Erdoğan’ın hışmına uğramıştır. Aday Erdoğan, tüm komşularla sıfırı tüketmiş, tüm komşularla aramızı açmıştır. Türkiye bölgesinde yalnızlaşmış, içine kapanmıştır. 'Darbeci' diye yaftalanan Sisi, Gazze’de akan kanın durması için mekik diplomasisi yürütürken, Filistin Devlet Başkanı Mısır’a umut bağlamışken, aday Erdoğan günü gün etmiş, yalan ve ikiyüzlülükle vakit geçirmiştir. Aday Erdoğan, İsrail’e önde hakaret ederken, arkada oğlu tıka basa doldurduğu gemileriyle İsrail limanına çoktan yanaşmıştır. Aday Erdoğan, İsrail’i sahnede terör devleti diye suçlarken, perde gerisinde boynundaki Yahudi Cesaret Madalyasını parlatmış, aldığı yüzbinlerce dolarlık ödülü saymıştır. Bir yandan İsrail’i en ağır şekilde eleştiren Erdoğan, diğer yanda jet yakıtı ihraç ederek bu ülkenin ölüm saçan uçaklarını havalandırmıştır. Erdoğan konuştukça batmış, meydanlara çıktıkça bitmiş, maskesi düşmüştür. Türkiye, 12 yıldır silgisi kaleminden önce biten, bir dediği diğerini tutmayan bir adamın elinde israf olmuştur. Erdoğan’da iftira vardır, yalan vardır, gıybet vardır, karartma vardır.' Başbakan Erdoğan'ın, bu süreçte kendilerini, 'İsrail’in işini kolaylaştırmakla suçladığını' hatırlatan Bahçeli, 'Bize İsrail dalkavuğu demek için bir insanın Calut’un soyundan gelmesi, Firavun’un izinden yürümesi yeterlidir. Sözüm ona biz, gündemi Gazze’den alıp başka yerlere çekmek istiyormuşuz. Hatta Türkmen kardeşlerimizi de istismar ediyormuşuz. Erdoğan hakikaten de ruh sağlığını acilen gözden geçirmelidir. İsrail’in işini kolaylaştıran, Siyonizme bekçilik yapan, büyük İsrail hedefine hizmet eden, füze savunma sistemiyle İsrail’e koruma kalkanı inşa eden kendisi değilmiş gibi konuşmaktadır. Yani yavuz hırsız ev sahibini bastırma teşebbüsündedir' ifadelerini kullandı. Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın, 'geceler boyunca tek endişesinin Filistin olduğunu' söylediğine de işaret ederek, şöyle devam etti: 'Hal böyleyse Erdoğan’ın elini tutan yoktur. Önünde engel de bulunmamaktadır. Çoluğunu çocuğunu, villadaki ganimetleri gemilerinden birisine yükleyip İsrail’in izin ve icazetiyle hemen Gazze’ye iltica etmelidir. Madem tek endişesi, tek derdi Filistin’dir, o halde aday Erdoğan derhal Türkiye’yi terk etmeli, Hamas’a katılmalıdır. Dikkatinizi çekerim ki, bizim Erdoğan’dan en bariz farkımız burada ortaya çıkmaktadır. Biz de Filistin’e üzülür, sıkılır ve yanarız; fakat geceler boyunca Türkiye’yi, Türkmenleri ve Türk milletini düşünür, bunlarla ilgili kaygı taşırız. Aday Erdoğan, Gazze’yi milli mesele gördüğünü açıklamaktadır. Sanki Türkiye’nin milli meselelerini benimsemiş ve savunmuş gibi sırayı Gazze almıştır.' Başbakan Erdoğan'ıın millilikten anladığı tek şeyin, sandıkta ortaya çıkan millilik olduğunu, bir insanın milli olabilmesi için öncelikle vatana, millete ve bayrağa şaşı bakmaması gerektiğini söyleyen Bahçeli, 'Bir insanın milli olması için gayri milli unsurlara eğilip diz çökmemesi şarttır. Kozmopolit perişanlıktan millik çıkmaz, kaos tüccarına, Türk düşmanına, kimlik hasmına, Mustafa Kemal’e ayyaş diyen, TC’ye kasteden, Türklüğü etnik seviyeye indirmeye yeltenen bir şahsiyete milli değil, militanlaşmış milliyetsiz denir' ifadelerini kullandı. IMF borçlarının ödenmesi Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın konuşmalarında kimi zaman kendilerini itham ederek, milliyetçiliği 'IMF borçlarını ödemek, dış yükümlülüklere karışı Merkez Bankası kasasında tutulan rezerv artışı ile kimin cebine gittiği muamma olan milli gelir artışı' olarak tasvir ettiğini savunarak şunları söyledi: 'Bunları söylerken, Türkiye’yi kaçakçılara, kara paracılara, altın hırsızlarına, sıcak paracılara, ekonomik tetikçilere, para baronlarına, faiz ve rant merkezlerine teslim etmesinin ne anlama geldiğini itiraf edememektedir. Bunun adı, Türk milletinin topluca yoksullaşması, işsiz kalması ve ekmeğinden olmasıdır. Gelen sermayeden daha fazlasının çıkmasını sağlayan ekonomik sömürü düzeninin bir ucunda küresel para babaları, diğer ucunda ise aday Erdoğan ve yandaşları vardır. Şu hazin gerçeğe bakınız ki, İsrail Kürdistan’ı teşvik edip bağımsızlığını özendirirken, Erdoğan nedense hiç rahatsız olmamıştır. Çünkü aday Erdoğan, Öcalan, Anglo-Sakson komplo, Barzani ve Netanyahu, Tarihi Şark Meselesi Ligi’nin Kürdistan sahasında ter akıtan beş oyuncusudur. Erdoğan Rabia işaretindeki başparmağı da açarsa işlem tamam olacak, hem rüşvet kadrosunun, hem de Kürdistan korosunun niyet ve sayısı tam olarak deşifre olacaktır.' Mehmet Akif Ersoy'un, 'Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez; Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez' sözlerine atıfla kötülüğün kaybetmesi için iyilerin bir arada olması gerektiğini ifade eden Bahçeli, 10 Ağustos'ta Türkiye'yi tarihi bir sınavın beklediğini söyledi. Bahçeli, 10 Ağustos'un, iyinin, doğrunun, temizin, güzelin, hidayet ve hikmetin belini doğrultması için çok önemli bir karar anı olacağını ifade ederek, şöyle konuştu: 'Türk milleti 12’nci Cumhurbaşkanını, aracısız seçecektir. Türkiye Cumhuriyeti’nin zirve noktasına yepyeni ve taptaze bir şuur gelecektir. Dileğim, bu seçimin, herhangi bir gerginliğe, herhangi bir taşkınlığa ve krize meydan vermeden demokratik olgunlukla yapılmasıdır. Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu’dur. Sayın İhsanoğlu, büyük bir mutabakatın sonucudur. Sayın İhsanoğlu, Türk milletinin, Türkiye’nin, 77 milyonun adayıdır ve cepheleşmeye karşı birlikte yaşamın, yasaklara karşı özgür tavrın, baskıya karşı demokrasinin, yozlaşmaya karşı milli kültürün, yolsuzluğa karşı dürüstlüğün, yandaşlığa karşı milletin ortak vicdanıdır. Sayın Cumhurbaşkanı adayımız, geniş ve samimi nitelikli söz ve ağız birliğinin sapasağlam kararıdır.' Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı'nın bulunduğu Çankaya'nın, Mustafa Kemal'in ve Kurtuluş Savaşı'nın aziz hatırası olduğunu, Konak’ta çekilen ilk bayrağın, milli mücadele yolunda sıkılan ilk kurşunun, Samsun’da atılan ilk adımın, Amasya’dan yayımlanan ilk tamimin, Erzurum’da toplanan ilk ulusal kongrenin özü ve özeti olduğunu dile getirdi. 'Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı kardeşliğimizin simgesidir' Bir kişinin cumhurbaşkanı olabilmesi için öncelikle bunu bilmesi gerektiğini savunan Bahçeli, şunları kaydetti: 'Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı kardeşliğimizin simgesidir. Milli ve üniter devlet yapımızın teminatıdır. Cumhurbaşkanı dış dünyaya dönük yüzümüz, içimize dönük birlik sancağımızdır. Çankaya’nın duvarlarında hala Sakarya Zaferi’nin sevinçleri çınlamaktadır. Büyük Taarruz ve Dumlupınar’ın sımsıcak anıları Çankaya’dan buram buram tütmektedir. Türkiye’yi kuran ve kurtaran milliyetçilerin kutlu hatıra ve mirası Çankaya’nın ruhunda toplanmıştır. Bunları bilmeyen adamdan Cumhurbaşkanı olmaz. Türkiye Cumhuriyeti’ne adı konmamış savaş açan gafil ve cahile cumhurbaşkanı olmak düşmez.' Bahçeli, cumhurbaşkanı adayı olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, 17-25 Aralık’ta düzenlenen operasyonlarda suçüstü yakalandığını ileri sürdüğü konuşmasında, 'Aday Erdoğan, sırtında 17-25’in kamburuyla Çankaya yokuşunu çıkamayacak, 10 Ağustos’ta nefes yetmezliğinden kaybetmeye mahkum olacaktır' dedi. Başbakan Erdoğan'ın, '17-25 Aralık operasyonlarını topluma, darbe girişimi, Pensilvanya’nın Türkiye’yi susturma girişimi ve ulusal güvenliğe, milli bekaya ve sözde çözüm sürecine suikast olarak göstermeye çalıştığını, tüm bunların sorumlusu olarak da bir 'paralel yapılanmayı' işaret ettiğini' dile getiren Bahçeli, şöyle davam etti: 'Karşımızda darbe değil, rüşvetçiler ve rüşvet suçu vardır. Karşımızda tezgah, oyun, senaryo değil; yolsuzluğa çakılmış, harama sapmış hükümet durmaktadır. Erdoğan ister hakim ve savcıları kıyıma uğratsın, ister emniyetin altını üstüne getirsin. İster inlerine gireceğiz desin, ister hainler, vaiz lobisi, faiz lobisi, virüsler, haşhaşiler sözleriyle avunsun. Erdoğan, 17-25 Aralık'ın hesabını er yada geç verecektir. Bugün değilse de çok yakın zaman içinde adaletin huzuruna kuzu kuzu çıkacaktır. Erdoğan’a göre en rahat yer cezaevidir. Hatta yüce kitabımız Kuran’ın sakince okunacağı yer olarak cezaevini göstermiş, demir parmaklıkları övmüştür. Madem böyledir; Erdoğan’a önerim şimdiden kendisine bir kitap çantası hazırlaması, çıkacağı uzun yolculuk için şimdiden hazırlanmasıdır.' Bahçeli, 10 Ağustos'ta yapılacak seçimde milletin kazanacağını, milli ruhun silkinip ayağa kalkacağını ifade ederek, partililere ve seçmenlere şöyle seslendi: 'Hep birlikte sandığa gidelim, sandığa sahip çıkalım, oyumuzu mutlaka kullanalım, eşimize, dostumuza, yakınımıza oy kullandıralım. Tatil mevsiminde rehavete kapılmayalım. Şu bayram gününde, gelin ekmek için Ekmeleddin Bey’de söz keselim. İçeride huzur, dışarıda itibar için Ekmeleddin Bey diyelim. Ekmeği bütün Ekmeleddin Bey’i cumhurbaşkanı olarak seçelim. Ekmekle oynayanlara değil, ekmeği çoğaltanlara destek verelim. Ekmeğimize kan doğrayanların değil, ekmeğimizi büyütmeye aday olan Ekmel Bey’in önünü açalım. Ekmeleddin Bey varken, cumhurbaşkanlığı makamı '17-25 Erdoğan’a yakışmaz. Ekmeleddin Bey dururken, hain emeller Çankaya’ya çıkamaz. Biliniz ki 10 Ağustos’ta, ya ekmek kazanacak ya da ekmeksizler ekmek çalmaya devam edecektir. Ya doğruluk kazanacak ya da hırsızlar Çankaya’yı mesken tutacaktır. Ya millet kazanacak ya zillet sökün edecektir. Türkiye Cumhuriyeti’nin düzlüğe çıkması, gerçek ve sağlıklı bir değişimin olması, dengeli bir dönüşümün filizlenmesi için Ekmel Bey, cumhurbaşkanı olmalıdır. Bunun için herkes, her dava arkadaşım geceyi gündüze katmalıdır.' Vatandaşlardan açıklanan anket sonuçlarına da itibar etmemelerini isteyerek, 'Siz aldanmayın algı operasyonlarına. Siz bakmayın yandaşlar ne yazmış, siz aldırış etmeyin havuz medyası ne söylemiş. Allah’ın izniyle 10 Ağustos’ta Çankaya hak eden konuğuyla tanışacaktır ve 12’inci Cumhurbaşkanımız Sayın Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu olacak, Cumhuriyet kurtulacaktır' dedi. Bahçeli, konuşmasının ardından partilerle tek tek bayramlaştı. Muhabir: Ufuk KırabalıAA
'Hiçbir Türk Oyuncuyu Hrant'ı Oynamaya İkna Edemedim'
Yönetmen Fatih Akın , 2007'de öldürülen ve hâlâ davası sonuçlanmayan eski Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink hakkında film yapmak için senaryo yazdığını söyledi. “Hrant’ın Agos’ta yayımlanan 12 yazısını temel aldım' diyen Fatih Akın, 'Hiçbir Türk oyuncunun Hrant rolünü oynamaya ikna olmadığını' söyledi. Akın'a göre, oyuncuların gösterdiği gerekçe 'senaryonun sert olması.' Evrim Kaya’nın Agos gazetesinde yer alan haberine göre, Akın, yapmak istediği bir başka senaryonun da Amerika’ya giden Anadolu gezginleri olduğunu belirterek, “Hrant senaryosundan kimi parçaları bu Western’le birleştirdim ve ortaya ‘The Cut’ çıktı. Bu film korkunun sonuçlarını soyut bir şekilde ele alıyor. Şeytan dışımızda değildir, sinsice içimize sokulur. Onu bir tek kendimiz kovup atabiliriz. Şundan eminim ki, benim de bir parçası olduğum Türkiye bu filme hazır” ifadelerini kullandı. Hrant Dink projesini dondurmak zorunda kaldığını belirten Fatih Akın “Aslında Hrant Dink hakkında kurmaca bir film yapmayı planlamıştım. Hrant’ın Agos’ta yayımlanan 12 yazısını temel alan bir senaryo yazdım. Hiçbir Türk oyuncuyu Hrant rolünü oynamaya ikna edemedim; hepsi senaryomu fazla sert buldu. Bu nedenle projeyi dondurmak zorunda kaldım. Hrant’ı anlatan bir filmin ‘Türk filmi’ olması da önemliydi. Demek ki zamanı gelmemiş… Hrant’ın 1915 üzerine yazdığı kimi yazılar çok büyüleyici, görsel olarak da çok güçlüydü. Yine Hrant nedeniyle, 1915 üzerine çok okumuş, çok araştırma yapmıştım” ifadelerini kullandı. Gerçekleştirmek istediği iki senaryoyu ‘The Cut’ filminde birleştirdiğini belirten Akın, “Gerçekleştirmek istediğim başka bir senaryo daha vardı: Amerika’ya giden Anadolu gezginler üzerine bir hikâye; bir tür western. Sonuçta Hrant senaryosundan kimi parçaları bu Western’le birleştirdim ve ortaya ‘The Cut’ çıktı. Bazen, ben konuyu seçmedim, konu beni seçti diye düşünüyorum. Bu film korkunun sonuçlarını soyut bir şekilde ele alıyor. Şeytan dışımızda değildir, sinsice içimize sokulur. Onu bir tek kendimiz kovup atabiliriz. Şundan eminim ki, benim de bir parçası olduğum Türkiye bu filme hazır” dedi. T24
Hajrovic'te Flaş Gelişme! Bremen'den Açıklama
Alacakları ödenmediği gerekçesiyle Galatasaray’dan ayrılan ve Werder Bremen’e transfer olan İzet Hajrovic konusunda sıcak gelişmeler yaşanıyor.2013-14 sezonun devre arasında 3.5 milyon euro bedelle Grasshoppers’tan Galatasaray’a transfer olan fakat alacakları ödenmediği gerekçesiyle sezon sonunda kulüpten ayrılan İzet Hajrovic Alman ekiplerinden Werder Bremen’e transfer olmuş hatta geçtiğimiz hafta da bir hazırlık maçında boy göstermişti. Boşnak oyuncu Galatasaray’ı, Galatasaray da Boşnak oyuncuyu FIFA’ya şikayet etmişti. Alman basınına bir açıklamada Werder Bremen sportif direktörü Thomas Eichin kendilerinin de FIFA’ya başvurduğunu açıklarken, “Hajrovic’in serbest kalması adına FIFA’ya başvurduk. Bunun gerçekleşeceğine olan inancımız tam” ifadelerini kullandı. Galatasaray FIFA’ya açtığı davada İzet Hajrovic’ten Grasshoppers’a ödenen bonservis bedelinin yanı sıra ilk ödeneniz faizi, 250000 euroluk manevi tazminat, davanın masrafları ve onun yerine alınacak oyuncunun tüm maliyetinin karşılanmasını talep ediyor. Boşnak oyuncu ise 4.5 yıllık sözleşmesinin tamamı olan 4.5 milyon euroluk ücreti istiyor. Ajansspor
Nurtepe'de HDP-Halk Cephesi Kavgası
Nurtepe’de Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın seçim standının kaldırılmasını istedikleri iddiasıyla, Halk Cephesi üyeleriyle HDP’liler arasında dün akşam başlayan gerginlik bugün de devam etti.Nurtepe Sokullu Caddesi üzerinde toplanan bir grup Halk Cephesi üyesi, HDP’lilerin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın seçim standını kaldırmak istemesi üzerine gerginlik yaşandı. Gece bir grup caddede bekledi. Kavga gün içinde de zaman zaman sürdü. Taşlı sopalı kavgayı önlemek üzere olay yerine 14.00 sıralarında çok sayıda polis sevk edildi. TOMA ve akrep tabir edilen zırhlı polis araçlarıyla olayların yaşandığı caddeye giren polis, grupları dağıtmak için tazyikli su ve gaz bombası kullandı. Atılan gazlardan mahalleli de etkilendi. Sokağa çıkan bir kadın 60 yaşındaki annesinin gazdan etkilendiğini söyleyerek 112 acil servisten telefonla yardım istedi. Olaylar devam ederken polisin mahalledeki bekleyişi sürüyor. HDP KONULA İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI YAYINLADI Öte yandan HDP İstanbul il örgütü ise konuyla ilgili bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada 'İstanbul Nurtepe’de Salı gecesi yaşanan ve bugün de diğer mahallelere taşınarak sürdürülmeye çalışılan gerginlik partimiz açısından kabul edilebilir değildir. HDP, Türkiye’nin demokratikleşmesi mücadelesini sürdürmektedir. Bu mücadelede herkes için demokrasi talebimiz, aynı zamanda herkesin özgürce siyaset yapması hedeflidir. HDP, hiçbir mekanda ve alanda siyaset yasaklarının olmadığı bir Türkiye özlemine sahiptir. Özgür Demokratik Alevi Derneği’nin standına yapılan engelleme ve saldırı bu anlamda kabul edilebilir değildir. Alevi toplumunun eşit yurttaş olma talepleri, siyasi iktidara ve egemen anlayışa karşı sürdürülen demokrasi ve özgürlük mücadelesinin son derece önemli bir parçasıdır. Bu anlamda HDP ve bileşenlerini, farklı halklar ve inanç grupları ile karşı karşıya getirmek, bir düşmanlaşma yaratma doğrultusundaki girişimler kabul edilebilir değildir. HDP, barış ve kardeşlik, demokrasi ve özgürlük mücadelesini hiçbir kışkırtmaya yol vermeksizin sürdürecektir. Bugün Türkiye’nin herhangi bir yerinde yaşanacak her tür gerginlik egemen güçlere yarayacaktır. Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin son aşamasında, herhangi bir provokatif ortamın oluşmasına yol açmamak için, halkımızı, demokrasi ve barış güçlerini sağduyuya davet ediyoruz.'denildi. DEMİRTAŞ'IN GAZİ MAHALLESİ PROGRAMI İPTAL HDP İstanbul Basın Komisyonu'ndan bugün yapılan açıklamada Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş'ın saat 14.30'da Gazi Cemevi'ni ziyaret edeceği belirtildi. Ancak kısa bir süre sonra programın iptal edildiği duyuruldu. İptal açıklamasında , 'Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Selahattin Demirtaş'ın 30 Temmuz tarihinde 14:30'da Gazi Cem Evi'ne gerçekleştireceği ziyaret bir önceki programının tamamlanamamış olması sebebiyle ileriki bir tarihe ertelenmiştir. Yeni tarih ve saat ile ilgili tarafımızdan bilgi verilecektir' denildi. Mustafa ÖZDABAK-Ümit TÜRK/İSTANBUL, (DHA)
Reklam
TRT İhsanoğlu'nun Yer Aldığı Belgeseli Yayınlamadı
TRT, çatı aday İhsanoğlu'nun da yer aldığı belgeseli yayından kaldırdı. TRT Belgesel kanalı, Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu'nun da yer aldığı ‘Kutsal Su Zemzem - Zübeyde Su Yolu' belgeselini yayından kaldırdı. 2010 yapımı belgesel, 2014 yılında yayın planına alındı. 7 bölüm devam etmesi beklenen program, temmuz ayındaki 1'inci bölümünün ardından yayınlanmadı. Tartışmalar da bundan sonra başladı. Belgeselde görüş alınan kişiler arasında o dönemin İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri, şimdi ise 10 partinin destek verdiği İhsanoğlu da bulunuyordu. TRT Belgesel Kanal Koordinatörü Adnan Süer, programlarda büyük bir yoğunluk olduğunu ve belgeselin bu nedenle yayından kaldırıldığını belirterek, “Kimsenin şahsıyla ilgili bir sorun yok. ‘Kaldırın' diye bir talimat da yok” diye açıklama yaptı. GEREKÇE HİÇ GERÇEKÇİ DEĞİL CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu ise yayın planına alınan üstelik bir bölümü yayınlanan programın ‘yoğunluk' gerekçesiyle kaldırılmasının gerçekçi olmadığını söyledi. Tanrıkulu, “Bunun tek gerekçesi, o belgeselde cumhurbaşkanı adaylığı öncesindeki çalışmaları nedeniyle yer almış olan Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu'nun bulunması. Başka bir açıklaması yok. TRT sonuçta bir kamu yayın organı olmaktan çıktığını ve hükümetin yayın organına dönüştüğünü defalarca gösterdi. Bu uygulama da bunun kanıtı” dedi.Objektif Haber
Reklam
Balkonda Uyuyan Kardeşlerin Üzerine Otobüs Düştü!
Kahramamanmaraş'ta park halindeyken freni boşalarak hareket eden otobüsün bir apartmanın birinci katına düşmesi sonucu balkonda uyuyan iki kardeş yaralandı Park halindeyken freni boşalan otobüsün bir apartmanın birinci katına düşmesi sonucu balkonda uyuyan iki kardeş yaralandı. AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Binevler Mahallesi Dr. Sadık Ahmet Bulvarı'nda park halindeyken freni boşalarak harekete geçtiği öne sürülen 46 S 0279 plakalı otobüs, yol kenarındaki Kirazlık Apartmanı'nın birinci kat balkonuna düştü. Kazada balkonda uyuyan kardeşler Züleyha Doğru (52) ve Süreyya Kahveci (54) aracın altında kaldı. Sesi duyarak balkona koşan ev sahibi Süleyman Doğru, üst katta oturan kardeşi Yunus Doğru'nun da yardımıyla eşini ve baldızını otobüsün altından çıkarttı. Olay yerine çağrılan 112 Acil Servis ekiplerince Necip Fazıl Şehir Hastanesi'ne kaldırılan yaralılardan Doğru'nun hayati tehlikesinin sürdüğü belirtildi. Polis ekipleri yakıtı yere dökülen otobüsün çevresinde önlem aldı. Ev sahibi Süleyman Doğru, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sıklıkla kazaların meydana geldiği kavşakta, bariyer, kavşak küçültme ve hız kesici gibi önlemler alınarak olayların önüne geçilmesi gerektiğini belirtti. Apartman sakinleri de duydukları ses sonrası panikle dışarı çıktıklarını, sık sık apartmanlarına araçların çarptığını belirterek yetkililerden önlem alınmasını istedi.AA
İhsanoğlu'ndan İstiklal Marşı Gafı
Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, İstiklal Marşı dizelerini Çanakkale Şehitlerine şiiri ile karıştırdı. İhsanoğlu, şehit yakınları ve askerlerle sohbet edip şehitler için dua etti. Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, bayram arefesinde İstanbul’da Edirnekapı Şehitliği’ni ziyaret etti. İhsanoğlu, şehitlikte İstiklal Marşı’nın şairi Mehmet Akif Ersoy’un mezarını da ziyaret etti. Ersoy’un mezarına karanfil bırakıp dua eden İhsanoğlu, ardından Şehitlik Anıtı’nda yazan İstiklal Marşı dizelerini okudu. Fakat İhsanoğlu, okuduğu İstiklal Marşı dizeleri için “Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale şehitleri şiirinden herhalde” dedi. İhsanoğlu’nun bu gafı sosyal medyada eleştirilere yol açtı.nediyor.com
Reklam
Tek Ayağıyla Hayallerinin Peşinden Koşuyor
Trafik kazasında tek ayağını kaybetmesine rağmen hayallerinden vazgeçmeyen Barış Telli, 2016 Rio Olimpiyatları için çalışmalarını sürdürüyor. Trafik kazasında tek ayağını kaybetmesine rağmen hayallerinden vazgeçmeyerek Ampute Milli Futbol Takımı’nda forma giyen Barış Telli, şimdi de 2016 Rio Olimpiyatları’nda Türkiye’yi atletizm branşında temsil etmek için çalışmalarını sürdürüyor. 4 yaşında top peşinde koşarken geçirdiği trafik kazasıyla tek ayağını kaybeden milli sporcu Telli, yeni hedeflerini Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın resmi yayın organı Gençlik Spor Dergisi’ne anlatı. Ampute futbolda milli takım formasıyla Şampiyon Kulüpler Kupası, Avrupa ikinciliği ile dünya üçüncülüğü sevinci yaşayan, gol krallığı ve en iyi oyuncu ödüllerini alan 25 yaşındaki Telli’nin yeni hedefinde atletizm var. Bedensel Engelliler Atletizm Türkiye Şampiyonası’nın rekortmeni Telli, son olarak Berlin’de düzenlenen Grand Prix şampiyonasından üçüncülükle döndü. Telli, hayallerini kurduğu 2016 Rio Olimpiyatları hedefini gerçekleştirmek için ise var gücüyle çalışıyor, koşuyor, uzun ve yüksek atlama yapıyor. “HİÇ VAZGEÇMEDİM” Azmiyle herkesin takdirini toplayan Telli, her başını yastığa koyduğunda olimpiyatlarda koşmayı hayal ettiğini vurgulayarak, “2016 Rio Olimpiyatları’nda yarışmak için elimden geleni yapacağım. Ülkem adına bir ilki gerçekleştirip olimpiyatlardan madalya getirmek istiyorum” dedi. Telli, tek ayağını kaybetmesinin zorluklarını büyüdükçe yaşadığını belirterek, “Açıkçası çocuk yaşta ne olduğunu anlamıyorsunuz. Büyüdükçe farkına varıyorsunuz, zorlukların ve insanların bakışlarının farklı olduğunu. Buna rağmen kendimden, hayatımdan ve ailemden hiç vazgeçmedim” ifadelerini kullandı. “KOLTUK DEĞNEKLERİMİ OYUNA DÖNÜŞTÜRDÜM” Spor yapmaya ilkokulda cimnastik takımına katılarak başladığını anlatan Telli, şöyle devam etti: “Okul gösterilerinde güzel tepkiler aldım. Ayağım olmadığı halde normal insanlar gibi ellerimin üzerinde yürümenin keyfini yaşıyordum. Çocuklukta her şeyi oyuna döküyorsunuz. Ben de koltuk değneklerimi oyuna dönüştürdüm. Onlarla zıpladım, hopladım. Sokak aralarında, pazarlarda hızlı koşup karşıma çıkan engelleri koltuk değneklerimle ‘slalom’ yaparak aşmaya çalıştım.” ENGELLİ BAKIŞ AÇISI Telli, küçükken arkadaşlarının “düşersin” diye kendisini oyunlara almadığını dile getirerek, “Onlar ‘yapamaz’ dedikçe ben ‘yaparım’ dedim. Kendimi nasıl geliştiririm diye düşündüm ve çalıştım. Hep sıkıntıları ve engelleri aşmak için mücadele verdim. Şu an da bile engelli bakış acısını değiştirmek için elimden geleni yapıyorum” diye konuştu. Lise 1. sınıfta öğretmeni Bekir Murat Altıntaş sayesinde futbolla tanıştığına değinen Telli, şunları söyledi: “Normal olan arkadaşlarımın yanında koltuk değnekleriyle maç yapardım. Hocam, beni Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon Merkezi’nin Karagücü takımına getirdi. 2005′ten bu yana Ampute Futbol Milli Takımı formasının heyecanını hala ilk günkü gibi yaşıyorum.” “KOLTUK DEĞNEKLERİYLE KOŞTUM” Telli, atletizme başlamaya nasıl karar verdiğini ise şöyle anlattı: “Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu antrenörlük bölümünü kazandım. Derslerdeki bir çok branşı yapabiliyordum, o zaman protezim de yoktu. Engelli koşu dersinde hocam Hacı Ahmet Pekel, bunun çok zor olduğunu, denememem gerektiğini belirtti. ‘Hocam, ben zaten yıllardır engelli koşuyorum’ dedim ve koltuk değnekleriyle koştum. O gün bana, ‘seni olimpiyatlara hazırlayacağım’ dedi.” “PROTEZİMİ HÜLYA AVŞAR YAPTIRDI” Telli, ilk protezini çok pahalı olması nedeniyle kendi imkanlarıyla alamadıkları için Türkiye Futbol Federasyonu eski başkan vekillerinden rahmetli Hadi Neşet Türkmen’in yaptırdığını bildirdi. Daha sonra Hülya Avşar’ın olimpiyat sporcularıyla koşması için ihtiyacı olan profesyonel koşu protezini şubat ayında yaptırdığını ifade eden Telli, “Ben de 1 ay içinde rekor kırarak Türkiye şampiyonu oldum” dedi. “BAKANLIK DESTEKLEDİ BERLIN’DE KOŞTUM” Milli sporcu, yeni hedeflerine ilişkin olarak da şunları kaydetti: “Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın desteği sayesinde Berlin’deki Grand Prix şampiyonasına gittim. Bu yarışlarda başarılı olursan olimpiyatlara gitme hakkı kazanıyorsun. Bakanlık bana ön ayak oldu. Olimpiyat şampiyonuyla koştum, büyük bir tecrübe oldu. Kendi derecemi geliştirdim, Türkiye rekoru kırdım. Bu yıl Avrupa Şampiyonası’nda final koşup, yüksek atlamada madalya getirmek istiyorum. 2016 Rio Olimpiyatları’na katılmak için mücadele edeceğim.”
Gazze'de Geçici Ateşkes
İsrail ordusu Gazze'de 4 saatlik insani ateşkes uygulayacağını duyurdu. Ateşkes Türkiye saatiyle 15.00'da başladı. Açıklamada ateşkesin belli bölgelerde 'insani yardım amacıyla' geçerli olacağını belirtildi. Hamas'tan yapılan açıklamada, ateşkesin yalnızca belli bölgelerde uygulandığını vurguladı ve bir 'medyanın gözünü boyamak için yapıldığı' yorumunu dile getirdi. Hamas sözcüsü Sami Ebu Zühri, 'Bu ateşkesin hiçbir değeri yok çünkü Gazze sınırındaki pek çok sıcak çatışma alanını dışarıda bırakıyor. Bu süreçte o bölgelerdeki yaralılara yardım edemeyeceğiz' şeklinde konuştu. İsrailli bir yetkili, 'İsrail ordusu Gazze Şeridi'nde insani ihtiyaçların giderilmesi için belli bölgelerde operasyona ara verdi. Ancak bu ateşkes, İsrail askerlerinin operasyona devam ettiği bölgelerde uygulanmayacak' dedi.   BM: Okul saldırısı karşısında kelimeler kifayetsiz Bu sabah Gazze'de BM'ye ait bir okula İsrail tarafından saldırı gerçekleştirildi. Saldırıda en az 15 kişi hayatını kaybetti. BM'nin Filistinli mültecilere yardımdan sorumlu örgütü UNRWA'nın Başkanı Pierre Krahenbuhl, bu saldırı karşısında öfkesini ve kızgınlığını ifade edecek bir sözcük bulamadığını söyledi. İsrail ordusu ise, bilerek okulu hedef almadıklarını, askerlerin okulun yakınlarından gelen bir ateşe karşılık verdiğini savundu. BM yetkilisi, okulun yeri konusunda İsrail ordusunu 17 kez bilgilendirdiklerini vurgularken, ''Okulumuza yönelik bu, altıncı saldırı oldu'' dedi. Krahenbuhl, Cebeliye mülteci kampındaki okulun saldırıya hedef olduğu sırada 3 bin 300 kişiye barınak sağladığını kaydetti.Ölü sayısı artıyor Gece yaşanan can kayıplarıyla birlikte İsrail'in Gazze saldırılarının başlamasından bu yana hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısı 1200'ü aştı. Ölenlerden çoğunun sivil olduğu belirtiliyor. İsrail ordusu ise çatışmalarda şu ana kadar 53 askerinin öldüğünü açıkladı. İsrail'in çatışmalardaki sivil kaybı ise 2. BBC'nin sorularını yanıtlayan UNRWA'nın Gazze'deki Direktörü Bob Turner de, okulun İsrail tankları tarafından açılan ateşle vurulduğunu söyledi. Turner, okulda binlerce sivilin barındığı konusunda İsrail'i defalarca uyardıklarını ifade etti. Birleşmiş Milletler, Gazze'deki barınakların hedef alınmaması için sivillerin sığındığı binaların koordinatlarını İsrailli yetkililere bildiroyor. Olayı 'utanç verici' sözleriyle niteleyen Turner, tüm tarafların bir daha sivillerin barındığı sığınaklara benzer saldırıların olmaması için çaba sarfetmesi gerektiğini ifade etti.İsrail 'inceliyoruz' dedi Günün ilk saatlerinde İsrail'in hava saldırıları ve tank bombardımanının Cebeliye mülteci kampında Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yönetilen bir okulu vurduğu haberi geldi. Binlerce Filistinli okulu sığınak olarak kullanıyordu. İsrail ordusundan gelen ilk açıklamada, okulun vurulmasından önce bölgeden İsrail askerlerine ateş açıldığı ve askerlerin de buna karşılık verdiği belirtildi. Açıklama 'Konu araştırılıyor' ifadesiyle devam etti. Daha önce yapılan açıklamalarda İsrailli yetkililer Hamas'ı okul ve hastane gibi sivil binaları 'canlı kalkan' olarak kullanmakla suçlamıştı.Arabuluculuk çabaları Filistin'deki grupların temsilcilerinin bugün Kahire'de toplanması ve olası bir geçici ateşkesi görüşmesi bekleniyor. Mısırlı yetkililerin daha önceden masaya getirilen ancak reddedilen bir geçici ateşkes anlaşmasını revize ederek görüşmeye açacağı belirtiliyor. İsrail hükümeti ise, Hamas'ın Gazze ekonomisini ayakta tutmak için açtığını iddia ettiği kaçakçılık tünellerinin aslında bir tür terör altyapısı olduğunu savunuyor. İsrail ordusu bir ateşkes ilan edilse dahi Gazze'deki tünelleri imha etme çalışmalarının devam etmesini istiyor.Gazze'nin çöken altyapısı Gece düzenlenen İsrail saldırılarıyla birlikte Salı günü hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısı da 100'ü aştı. Dün sabahın erken saatlerinde Gazze'nin tek elektrik santrali vurulmuş ve tüm bölgede elektrikler kesilmişti. Santralin Genel Müdürü BBC'nin sorularını yanıtlarken tesisi tekrar çalışır hale getirmenin en az bir yıl süreceğini söyledi. Şu ana kadar Hamas'a ait televizyon ve radyo binaları, üç camii, dört fabrika ve hükümet binaları İsrail tarafından vurulmuş durumda. BBC'ye bilgi veren Filistinli yetkililer Gazze limanının da saldırılar sonucu kullanılamaz hale geldiğini ifade etti. İsrail ise, sadece Salı günü 110 hedefin vurulduğunu söyledi. BBC Türkçe
İngiltere'de Şoförsüz Araçlar Trafiğe Çıkacak
İngiliz hükümeti, şoförsüz arabaların gelecek yıl trafiğe çıkabilmesi için bazı tebdirler ve düzenlemeler hazırlıyor. Halihazırda, bu tür şoförsüz arabalar yalnızca trafiğe kapalı yollarda kullanılabiliyor. İngiltere Ulaşım Bakanlığı daha önce şoförsüz arabaların trafiğe açık yollarda 2013 yılı sonunda test sürüşü yapabileceği sözünü vermişti. Geçen Aralık ayında açıklama yapan Hazine, bir kasaba ya da kentin şoförsüz araçların test sürüşü yapmasına elverişli hale gelmesinin 10 milyon Pound (yaklaşık 35 milyon TL) ödenek gerektirdiğini belirtmişti. Hükümet, İngiltere'nin bu tür bir teknolojide öncü rol üstlenmesini istiyor. İngiltere'nin İş Dünyasından Sorumlu Bakanı Vince Cable'ın test sürüşleri için gerekli düzenleme ve tedbirleri açıklayacağı belirtiliyor. İngiltere Maliye Bakanı George Osborne, '2013 Ulusal Altyapı Planı'nı açıklarken, şoförsüz araçlara dair amacını şu ifadelerle dile getirmişti: 'Araba şirketlerine verilen tavsiyelere göre, İngiltere şoförsüz araçların geliştirilmesi ve test edilmesi için en uygun yer.' İngiliz mühendisler bir süredir şoförsüz araçları deniyor ve geliştirmeye çalışıyor. Ancak hukuki mevzuat ve sigortaya dair çekinceler nedeniyle bu tür araçlar yalnızca trafiğe kapalı yollarda kullanılabiliyor. Otomobil mühendislik şirketi MIRA, ürettiği araçları İngiltere'nin Midlands bölgesinde denedi. Bazı ülkeler, şoförsüz arabaları trafiğe çıkarma konusunda oldukça istekli görünüyor. Örneğin ABD'deki Kaliforniya, Nevada ve Florida eyaletleri, tüm yollarını bu araçlar için uygun bir şekilde asfaltladı. Sadece Kaliforniya eyaletinde, Google'ın şoförsüz arabası 300 bin milden (yaklaşık 480 bin mil) fazla yol gitti. 2013 yılında Nissan ise, Japonya'da trafiğe açık bir otobanda şoförsüz araçla test sürüşü gerçekleştirdi. İsveç kenti Göteburg'da 2017 yılı itibariyle bin kadar şoförsüz Volvo'nun yola çıkacağı belirtiliyor. Açıklamada üretilmesi planlanan aracın bir modeli de gösterilmişti. Buna göre söz konusu araçlarda direksiyon veya pedal bulunmuyor, yalnızca 'hareket etmesini' ve 'durmasını' sağlayan bir düğme yer alıyor. Google şoförsüz araç teknolojisini Toyota, Audi ve Lexus gibi şirketlerin arabalarında da deniyor. BMW, Mercedez-Benz, Nissan ve General Motors gibi markalar, kendi ürettikleri teknolojiyi kullanıyor. Otomatik park etme de yeni geliştirilen teknolojiler arasında yer alıyor. Ancak şoförsüz araçlara yönelik endişeler, ABD ve bazı diğer ülkelerde siyasiler tarafından dile getirilmişti. Bu ay başlarında Amerikan Federal Soruşturma Bürosu (FBI) bir uyarı yaparak, şoförsüz araçların öldürücü silahlar olarak kullanılabileceğini söylemişti.BBC
Reklam
70 Yıllık Salinger Öyküleri İlk Kez Kitap Oldu
“Çavdar Tarlasında Çocuklar”ın yazarı J.D. Salinger’ın 1940’lı yıllarda küçük dergilerde yayımladığı hikayeler 70 yıl sonra ilk kez kitap halinde satışa sunuldu. Salinger’ın 20’li yaşlarında yazdığı “The Young Folks”, “Go See Eddie” ve “Once a Week Won’t Kill You” adlı üç hikaye, bağımsız bir yayınevinin yayım haklarını almasıyla yeniden basıldı. 2010 yılında hayatını kaybeden Salinger, New Yorker’da “Hapworth 16, 1924” hikayesinin 1965’te çıkmasından sonra hiçbir şey yayımlamamıştı. Kısa öykülerinin iki ciltte bir araya getirilmesinden memnun olmadığını 1974’te New York Times’a “sevdiğiniz ceketinizi birinin dolabınıza girip çaldığını düşünün, işte öyle hissediyorum” sözleriyle anlatmıştı. Bağımsız yayınevi Devault-Graves, üç erken dönem hikayesini bir araya getiren kitabın, Salinger’ın 50 yıldır yasalara uygun şekilde basılacak ilk kitabı olduğunu söylüyor. 2013 yılında yazarla ilgili bir belgeselden, “Çavdar Tarlasında Çocuklar”dan önce yazılmış 21 hikaye olduğunu öğrendikten sonra bunların yayın haklarının peşine düşen yayımcılar Tom Graves ve Darrin Devault, üç tanesinin haklarını yazarın haklarını koruyan Salinger Trust’tan almayı başardı. “The Young Folks” 1940’da Story dergisinde yayımlanmıştı. Bu hikaye Devault ve Graves’in sözlerine göre, “New York’un kokteyl sosyetesinin ve birbirleriyle neredeyse tamamen anlamsız ve boş bir konuşma içerisine giren iki genç insanın etkileyici bir resmini çiziyor.” Aynı yıl Kansas Üniversitesi’nde çıkan dergide yer alan “Go See Eddie” ise, “kötü bir erkek karakterin Eddie adlı bir adamı görmesi için genç bir kadını tehdit edişinin hikayesini anlatıyor.” Son hikaye “Once a Week Won’t Kill You” 1944 yılında Story dergisinde çıkmıştı ve “görünürde bir askerin yaşlanan teyzesine savaşa gittiğini anlatmaya çalışmasını” konu alıyor.Milliyet Sanat
Bülent Arınç'tan 'Kahkaha' Eleştirilerine Yanıt
'Kahkaha' eleştirilerine yanıt veren Arınç, 'Ahlak kurallarıyla ilgili bir konuşma yaptım. Direği gördüğünde dayanamayıp direğe çıkanlar size ancak acıyabilirim' dedi. Geçtiğimiz günlerde yaptığı 'kahkaha' açıklamasının ardından eleştirilen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, gündeme dair soruları yanıtladı ve 'kahkaha' eleştirilerine yanıt verdi. Arınç, 'O konuşmamdan bir kısım alınmış. Sadece 'kadınlar kahkaha atmasın' dediysem akıl dışı bir iş yapmışımdır. Ama orada ahlak kurallarıyla ilgili bir konuşma yaptım. Kocasını bırakıp tatile çıkanlar, direği gördüğünde dayanamayıp direğe çıkanlar... Böyle bir hayatın içinde siz olabilirsiniz, size kızmanın ötesinde acıyabilirim.' dedi. Arınç'ın konuşmasından satır başları 'O KONUŞMADAN BİR KISMI ALARAK ELEŞTİRİ YAPIYORLAR' 'Bir bayramlaşma töreni yapıldı. Şükrediyorum ki, 1,5 saate yaklaşan konuşmayı tamamen veren haber kanalları olmuş. Bazı insanlar 1,5 saatlik konuşmadan bir kısmı alarak eleştiri yapabiliyorlar. Ne kadar iğrenç ne kadar temelsiz bir yakıştırmadır o konuşmanın tamamını dinleyenler bunların farkına vardırlar. 'KADINLAR KAHKAHA ATMASIN DEDİYSEM...' Bunlara cevap vermeyi kabul etmem. Konuşmanın tamamını dinlesinler ve o konuşmamda insanların hayatına müdahale var mıdır karar veresinler. Faydalı bir konuşma yaptığımı düşünüyorum. Sadece Kadınlar kahkaha atmasın demişsem çok akıl dışı bir iş yapmışımdır. Ama orada görgü ve ahlak kurallarıyla ilgili bir konuşma yaptım. 'KADINLARI KÜÇÜMSEYECEK BİR ŞEY SÖYLEMEDİM Kİ...' Bazı davranışlar suç olmasa bile ayıp olur. Bunları da bana göre güzel misallerle anlattım. Sadece kadınlara yönelik birkaç hatırlatma değil. Ben orada asıl erkekleri de muhatap alıyorum kendime. Ben şu ana kadar gözyaşlarıyla telefon açıp ruh dünyamızı anlattınız diyenlerin yanında twitterda alay konusu yapanlar da var. Bu yaşıma geldim kadınları küçümseyecek bir şey söylemedim ki. Benim orada söylediğim şey insanların etik davranışlar içinde bulunması gerektiğidir. Ama toplumda hiçbir şekilde sınır tanımayan cinsel özgülükten başlayıp her şeyi her yerde yapabileceğini savunanlar var. Beğenmediğim şeyler olsa da ben onların hayatlarını kendi özgürlük alanları olarak görüyorum. 'KOCASINI BIRAKIP TATİLE ÇIKANLAR, DİREK GÖRÜNCE DAYANAMAYANLAR...' Bazı sanatçılar var bunlar yapay kahkahalar atıyorlar. Bunun da fotoğrafını çekip bana gönderiyorlar. Gerçek kahkahalar var ve bunlar insanı rahatlatır. Ama bunlarınki yapay. Kocasını bırakıp sevgilisiyle tatile çıkanlar, direği gördüğünde dayanamayıp direğe çıkanlar… Böyle bir hayatın içinde siz olabilirsiniz. Size kızmanın ötesinde size acıyabilirim. Sizin hayatınıza ancak ağlanabilirse yerini bulmuş olabilir diye düşünüyorum.' ARINÇ NE DEMİŞTİ? Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bursa'da düzenlenen bir törende 'İffet sadece bir isim değil kadın için de bir süstür iffet, erkek için de bir süstür. İffetli olacak erkek de olacak, zampara olmayacak eşine bağlı olacak, çocuklarını sevecek' dedi. Arınç, 'Kadınsa o da iffetli olacak. Mahrem namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak, bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak' diye konuşmuştu. haberler.com
Reklam
Özgür Mumcu Radikal'e Veda Etti
Geçtiğimiz günlerde Ahmet Şık, Aydın Engin, Ceyda Karan ve Murat Sabuncu gibi isimler ile birlikte Cumhuriyet gazetesine transfer olduğu duyurulan Özgür Mumcu, Radikal okurlarına veda etti.İşte Özgür Mumcu’nun veda yazısı: Radikal’de dört seneye yakın bir zamandır yazıyorum. Bu süre boyunca Radikal’in hep sorgulayıcı ve gazeteyle bağı güçlü okurlarıyla tanışmanın yanısıra çok iyi gazetecilerle çalışma ve dostluk etme fırsatı buldum. Radikal, genel olarak ifade özgürlüğünün baskı altında olduğu bu zamanlarda müdahaleye uğramadan yazma imkanı sağladı. Gidişattan da belli olmuştur ki bu bir veda. Vedalar zordur ve de vedanın kısa olanı makbuldür. Radikal’in sadık bir okuru olmaya devam edeceğim. Çok şey öğrendiğim bir dönemdi. Bunu mümkün kılan herkese bir teşekkür borcum var. Hoşçakalın.Onedio
Validebağ Korusu'nda Tahsis Bilmecesi
354 bin metrekare alanıyla İstanbul’un Anadolu yakasının ikinci büyük yeşil alanı ve 1. derece doğal sit olan Validebağ Korusu’nda şu an üç ayrı inşaat çalışması yürütülüyor. Yıllardır süren inşaat çalışmaları çevre halkını rahatsız ederken İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin korunun kendilerine tahsis edilmesi için yaptığı girişimler de endişe yarattı. Validebağ Gönüllüleri, korunun olduğu gibi korunması için imza kampanyası başlattı. Özlem Güvemli'nin Cumhuriyet'te yer alan haberine göre, mülkiyeti Hazine’ye, kullanımı Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) ait olan koru, 1999 yılında 1. derece doğal sit alanı edildi. Validebağ Korusu için Üsküdar Belediyesi ile bakanlık 2006 yılında temizlik, bakım ve onarım işi için protokol imzaladı. Ancak korunun yapılaşmaya açılacağı ve içinden yol geçirileceği endişesi taşıyan semt sakinleri ayağa kalktı. İstanbul Valiliği yoğun tepkiler üzerine bir açıklama yaparak protokolle korunun Üsküdar Belediyesi’ne devir, tahsis ya da kiralanmasının söz konusu olmadığını, belediyenin koru düzenleme projesini de Koruma Kurulu’na sunacağını bildirdi. Tepkiler üzerine belediye projeyi askıya almak zorunda kaldı, fakat koruda güvenlik görevlileri bulundurmaya devam etti. 2009 yılında Üsküdar Belediyesi koruda koşu parkuru yapmaya başladı. Türkiye ve Avrupa Kros Şampiyonası burada düzenlendi. Bu organizasyonlar koruya büyük zarar verdi. Tahsis başvurusu İBB de son iki yılda iki kez MEB’e başvurarak korunun kendilerine tahsis edilmesini istedi. Geçen yıl yaptığı başvuru reddedildi ancak en son bu yıl yapılan başvurunun sonucu henüz netleşmedi. Üsküdar Belediyesi de korunun kendisine tahsis edildiğini iddia ediyor. Yıllardır yapılaşma tehdidi ile karşı karşıya olan koruya sahip çıkmak için kurulan Validebağ Gönüllüleri Derneği ise son günlerde gündeme gelen tahsis iddialarına karşı harekete geçti. Dernek Başkanı Arif Belgin, ilçe belediyesinin böyle bir tahsis için başvuruda dahi bulunmadığını öğrendiklerini belirtti. Şu an koru içinde 3 ayrı inşaat çalışması olduğunu anlatan Belgin, “Biri Adile Sultan Kasrı çevresindeki yol düzenleme çalışması. O bölge çok bakımsızdı düzenleme yapılmasını biz de istiyorduk ama her tarafı taşla kaplayıp ağaçları kesmelerini beklemiyorduk” dedi. Yol ve çevre düzenlemesi projesinde olmayan mescit yapımının ve duvar yıkımının da bu çalışma kapsamında gerçekleştirildiğini ifade eden Belgin, “Karşı çıktık ama engel olamadık. Mescit yeri ayrıldı ama yapımı henüz başlamadı. Portatif olacakmış. Buradaki binaların içinde bir dolu boş alan var onlar mescit olarak kullanılabilirdi” diye konuştu. Belgin, Tophanelioğlu Caddesi’ne uzanan duvarların da yıkılıp yeniden yapıldığını aktararak, bu duvarın kısa süre önce tadilat geçirdiğini, iddia edildiği gibi eski ve yıkılmak üzere olmadığını vurguladı. Duvar ile koru içindeki tarihi yapılar arasında görsel uyumun bozulduğunu söyleyen Belgin, “Bembeyaz duvar diktiler yerine. Korunun bütün duvarlarının yıkılacağı söylentisi de var” dedi. 2012 yılında başlayan bu çalışmaların 8 ayda bitirilmesi planlanmasına karşın hâlâ devam ettiğine dikkat çekti. İkinci çalışmanın da koru içinde hastane binalarındaki güçlendirme çalışması olduğunu söyledi. 10 yıl kadar önce İzci Müzesi’ne dönüştürülen av köşkünün de restore edilmeye başladığını belirten Belgin, 3 koldan süren inşaatın koruyu olumsuz yönde etkilediğini vurguladı. 1- derece doğal sit alanı olan Validebağ Korusu’nun doğal haliyle korunması için imza kampanyası başlattıklarını duyuran Belgin, 5 günde 1400 imza topladıklarını açıkladı. Gönüllüler 40 bin imza toplamayı hedefliyor. İmzalar, Koruma Kurulu ve MEB’ye verilecek.Kaynak: Cumhuriyet
Hırsızlıkta 2008 - 2014 Arası Yüzde 75 Artış...
Cumhuriyet'in İçişleri Bakanlığı’nın verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye’de 2008- 2014 yılları arasında hırsızlık olayları yüzde 75 arttı. Uzmanlar, hırsızlık olaylarında yaşanan patlamayı toplumsal bozulmaya bağlıyor. İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, 2008’de 256 bin 562 olan hırsızlık vakası 2009’da 304 bin olurken; 2010’da bu rakam 344 bin 87’ye yükseldi. Hırsızlık vakaları, 2011’de de artış göstererek 351 bin 838 oldu. 2012’de 405 bin 405 olan hırsızlık vaka sayısı 2013’te ise 447 bine yükseldi. 2014’ün ilk 5 ayında ise, yalnızca İstanbul’da güvenlik kayıtlarına giren hırsızlık vaka sayısı 10 bin. Öte yandan, son bir yılda meydana gelen 1,49 milyon asayiş olayının dörtte birini hırsızlık oluşturdu. Böylece hırsızlık, birinci sıraya yerleşen suç türü oldu. Söz konusu rakamlar, Türkiye’de 2008- 2014 yılları arasında hırsızlık vakalarında yüzde 75 oranında artış yaşandığını da ortaya koydu. CEZA HUKUKÇUSU ŞEN: YÜZ KIZARTICI SUÇ OLMAKTAN ÇIKTI Konuyla ilgili görüşlerine başvurulan ceza hukukçusu Prof. Dr. Ersan Şen, Türkiye’de hırsızlığın yüz karartıcı bir suç olmaktan çıktığına işaret etti. Prof. Şen, “Hukuki anlamda yargılamalar süratli gerçekleşmiyor, cezalar caydırıcı değil. Türkiye bir ‘af ülkesi’ olduğu için cezaların bir şekilde süresinin azalacağına, paraya çevrileceğine dair inanç hep var. İşsizlik gibi iktisadi nedenler, cezaların layıkıyla verilmemesi ve toplumun hırsızlığı tolere etmesi, hırsızlığın işlenebileceğini kabul etmesi gibi nedenler, bu suçlardaki artışı beraberinde getiriyor” dedi. Demokrat Haber
Europa'da Hayat Aramak İçin Yeni Yöntem
NASA, Jüpiter'in buzul uydusu Europa'da yaşam izi aramak için yeni bir proje geliştiriyor. Hedef, uydunun yüzeyindeki buzul tabakasını lazer enerjili matkapla delmek. NASA, kalın buzul tabakası altında yaşam barıdırıyor olabileceğine inanılan Europa'da araştırma yapmak için yeni bir proje peşinde koşuyor. Europa'nın birçok uydu gibi erimiş haldeki çekirdeğini koruduğu, böylece derinliklerinde sıvı halde okyanuslar sakladığı düşünülüyor. NASA araştırmacıları, 'Europa Report' filmine konu olan bir görevin bir benzerini gerçekleştirmek için, Alaska'da denemelere başladı. Denemelerde, buzul tabakayı delecek lazer enerjili matkap kullanılıyor. Europa üzerinde etkili olup olmayacağını anlamak için, matkap Alaska'daki Matanuska buzulunda deneniyor. NASA, Europa buzulunu delecek güce sahip bir matkap geliştirerek, bir gün insanlara ev olabileceği düşünülen uyduda yaşamın ilk izlerine ulaşmayı umuyor. Yıllık bütçesi 17 milyar dolar olan NASA, 2014 için Europa araştırmalarına 15 milyon dolar ayırdı. Kaynak: Al Jazeera
Reklam