onedio
Tarlada Bir Gecede Beliren Gizemli Daire!
Almanya'nın Bavyera bölgesindeki bir tarlada, bir gecede ortaya çıkan 75 metre çapındaki dairenin nasıl yapıldığı merak uyandırdı. BBC Türkçe'nin haberine göre, çevreden birçok ziyaretçi, başakların kesilmesiyle açılmış bu karmaşık şekli görmek için tarlaya gidiyor. Nasıl yapıldığı ise daha önceki benzer olaylarda olduğu gibi 'meçhul'... Dairenin uydu iletişim merkezinin hemen yanında olmasının 'rastlantı' olmadığını düşünenler var.BBC Türkçe
'Alın Ödülünüzü Başınıza Çalın'
Başbakan Van mitingin'de 'Musevi komitesi ödülünü geri istiyormuş. Eğer bu zulme bu soykırıma destek veriyorsanız alın ödülünüzü başınıza çalın.' dedi. Cumhurbaşkanı adayı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Van’ın Hastane Caddesi’nde düzenlenen mitingde konuşuyor. Erdoğan buradaki konuşmasında 'bütün azınlıklar benim ülkemde huzur içinde barış içinde yaşayacak. Musevi komitesi ödülünü geri istiyormuş. Eğer bu zulme bu soykırıma destek veriyorsanız alın ödülünüzü başınıza çalın.' dedi. 'ALIN ÖDÜLÜNÜZÜ BAŞINIZA ÇALIN' Erdoğan, 'Bundan sonra da bütün azınlıklar benim ülkemde huzur içinde barış içinde yaşayacak. Bu arada bir şey oldu. Neymiş Amerikan Musevi Komitesi bana verdiği ödülü geri istiyormuş. Eğer bu zulme bu soykırıma destek veriyorsanız alın ödülünüzü başınıza çalın.' diye konuştu İşte Başbakan Erdoğan’ın Van mitingindeki konuşmasından satır başları 'İSRAİL'İN HİTLER'DEN NE FARKI VAR' 'İsrail’in yaptığını, Hitlerin, Nazilerin yaptığını benzetice birileri rahatsız oluyor. Van’dan tüm dünyaya sesleniyorum İsrail’in yaptığını Hitlerin, Nazilerin yaptığından ne farkı var. Bunu soykırım değil de ne ile izah edeceksiniz. Ne diyordu Hitler: İnsafsız olabiliriz ama Almanya’yı kurtardığımızda dünya insaflı bir yer olacak. Adaletsiz olabiliriz, ama Almanya’yı kurtardığımızda dünyaya adalet gelecek. Ahlaksız olabiliriz ama Alman vatandaşlarını kurtardığımızda dünya daha ahlaklı bir yer olacak. Hitler bu sapıkça düşüncelerin arkasına sığındı, milyonlarca insanın ölümüne neden oldu. İsrail şu anda Hitlerin söylediğinin aynısını söylüyor, aynısını yapıyor. 'MUSEVİLERE ECDADIMIZ SAHİP ÇIKTI' Her türlü insanlık dışı eylemi yapacaksın, ayrım yapmadan şehri havadan bombalayacaksın. Sana dur deyince de antisemitist diye ahlaksızca suçlama yapacaksın. Dünyada herkesin Musevilerden uzaklaştığı, ülkelerinde kovduğu dönemde Musevilere kim sahip çıktı. Ecdadımız sahip çıktı, Osmanlı sahip çıktı. Utanmıyor musunuz ya? 'TÜRKMENLERE BAK DİYORLAR' Biz hem dua edeceğiz hem de sütün imkanlarımızla Gazze’nin yayında duracağız. Ne içeride ne dışarıda hakkı savunmaya devam edeceğiz. Şimdi bu CHP, MHP onların ortak adayları ne diyor? Gazze’yi bırak Suriyeli misafirleri bırak Türkmenlere bak diyorlar. Bunların dünyadan kendi ülkelerinden bile haberleri yok. Biz Gazze’ye nasıl ulaşıyorsak AFAD ile Suriye’ye de öyle ulaşıyoruz Somali’ye nasıl ulaşıyorsak Suriye’nin, Irak’ın Türkmenlerine de öyle ulaşıyoruz. Çünkü biz büyük devleti, Ak Parti iktidarıyız. Reklam yaparak değil davul zurna çalarak değil sessizce herkese her yere yardım elimizi ulaştırıyoruz. Ülkemize 12 yıl boyunca büyük hizmetler eserler kazandırdım. En büyük mücadeleyi eğitimde sağlıkta adalette çözüm sürecinde verdik. Kanı durdurmak için acıları gözyaşları dindirmek için samimi şekilde çalıştık. Karşılaştığımız engelleri sizler de görüyorsunuz. Biz gençler ölmesin dedikçe gençler ölsün diye çabalayanlar oldu. 'İŞTE ŞİMDİ İNLERİNE KADAR GİRİLİYOR' İnlerine gireceğiz dedik siz bize destek verdiniz işte şimdi inlerine kadar giriliyor. Diyorlar ki “Başbakanım sen Çankaya’ya çıkarsan bu Pensilvanya ile mücadele ne olacak?” Bu can bu tende oldukça bu mücadele sonuna kadar devam edecektir. Bizim ulusal güvenliğimi tehdit eden unsurlar nerede nasıl olursa olsun karşılarında bizi bulacaklar. Türkiye’nin nereden nereye geldiğini sizlere burada göstermek istiyorum, On yıllar boyunca bu ülkede kitaplar, türküler, şarkılar bu ülkede yasaklandı. Kürt demek Kürtçe demek bu ülkede suçtu. Cezaevlerinde anne evladıyla Kürtçe konuşamıyordu. Şimdi 24 saat Kürtçe yayın yapan devlet televizyonu var.'Haberler
'Bütün Askerlik Şubeleri Kapatılabilir'
2011 yılından itibaren 150 askerlik şubesini kapattıkları bilgisini veren Milli Savunma Bakanı Yılmaz, 'Türkiye'deki bütün askerlik şubeleri kapatılabilir. Hizmet aksamaz' dedi Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Erzincan Valiliği'ni ziyareti sırasında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Sivas'tan karayoluyla Erzincan'a gelen Yılmaz, Erzincan Valiliği'ni ziyareti sırasında basın mensuplarına yaptığı açıklamada, 2011 yılından itibaren 150 askerlik şubesini kapattıklarını belirterek, 'Çok daha net söyleyeyim, şu anda Türkiye'deki bütün askerlik şubeleri kapatılabilir. Hizmet aksamaz. Niye aksamaz? E-Devlet üzerinden bir şifre alınması kaydıyla bu ağustos celbinde de başlattık, internete girersiniz, hangi askerlik şubesine sevkinizin yapıldığını öğrenirsiniz' diye konuştu. Yılmaz, şöyle devam etti: 'Ondan sonra o sevk için size bir yolluk ücreti ödenir, o yolluk ücretinizin de hangi PTT şubesi ya da banka şubesine yattığını da öğrenirsiniz. Ömrünüzde bir sefer bile askerlik şubesine gitmeden askerlik hizmetini tamamlarsınız. Dolayısıyla diyoruz ki vatandaş devletin memuruyla muhatap olmasın. Vatandaş gelip de askerlik şubesinde beklemesin.'Dünya
Seçim Yasağı Başladı, Erdoğan Van'a Özel Uçakla Gitti
10 Ağustos’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri için Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından belirlenen seçim yasakları bugün başladı. Cumhurbaşkanı adayı Tayyip Erdoğan, Van mitingine katılmak üzere Atatürk Havalimanı’na sivil plakalı bir otomobille geldi, İstanbul’dan Van’a da özel bir şirketten kiralanan bir uçakla gitti.Seçim yasakları kapsamında yapılacak gezilerde, protokol gereği olan karşılama ve uğurlamalar ile törenlerin yapılamayacak olması nedeniyle Erdoğan’ı İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun yerine, Atatürk Havalimanı’ndan sorumlu Vali Yardımcısı Celalettin Yüksel uğurladı. Yüksel’in yanı sıra Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş , Erdoğan’ı uğurlayanlar arasında yer aldı.Zete
Ücretsiz Alıp, İnternetten Satıyorlar
Ankara-İstanbul YHT'nin hizmete girmesinin ardından ücretsiz bilet alarak internet üzerinden satmak isteyenlerin biletleri iptal edildi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ankara-İstanbul YHT'nin açılışı dolayısıyla 25 'da düzenlenen törende, Ramazan Bayramı'nı da kapsayan bir hafta boyunca biletlerin ücretsiz olacağı müjdesini vermişti. Her kesimden vatandaşın hızlı trenle seyahat edebilmesine imkan vermeyi amaçlayan uygulama fırsatçıları da harekete geçirdi. Bazı kişiler ücretsiz edindikleri biletleri, tüm seferlere ait biletlerin tükenmesini de fırsat bilerek internet üzerinden satışa çıkardı. TCDD'den uyarı TCDD yetkilileri, vatandaşları, bu şekilde satılan biletlerle seyahat edemeyecekleri, bu nedenle biletleri almamaları yönünde uyardı. AA muhabirine, bu şekilde satılmaya çalışılan biletlerin tespit edilerek iptal edildiğini belirten yetkililer, şunları kaydetti: 'Ücretsiz seferler başlamadan önce, yaşanabilecek bu tür sorunları önlemek için bazı tedbirler aldık. Bu çerçevede ücretsiz seferlerin bazı kişiler tarafından suistimal edilmemesi için biletlere isim ve soy ismi yazılıyor. Vatandaşlar YHT'ye binmeden önce de kimlik kontrolü yapılıyor. Bilette yazan isimle kimliğin uymaması halinde, bilet iptal edilerek kişinin trene binmesine izin verilmiyor. Bu durum Ankara-İstanbul YHT'nin açılışından itibaren gar ve istasyonlarda yapılan anonslarla sürekli duyuruluyor ancak uygulamadan haberdar olmayan vatandaşlarımız olabilir.'Milliyet
Huzurevi, Huzursuzluk Evi Oldu...
 2008'de çocuk yurdunda görev yaparken bir çocuğun tecavüze uğradığını kanıtlayan raporu saklayan iki memur aksi yöndeki mahkeme kararına rağmen, Yücel Huzurevi'ne müdür vekili ve müdür yardımcısı vekili olarak atandı. Huzurevi atamanın ardından bir buçuk yıl içinde huzursuzluk evine dönüştü. Yaşlılara ve bazı çalışanlara yönelik ayrımcılık, baskı, tehdit iddiaları ve uygulamalar F Tipi hapishanelerde uygulanan metotlar ile neredeyse tıpatıp aynı. Karabük'te bulunan Yücel Huzurevi'nde yaşananlar, kurumun taşıdığı 'huzur evi' adını sorgulatır nitelikte. Süleyman Arıoğlu'nun CNN Türk'te yer alan haberine göre, huzurevinde kalan yaşlılara ve taşeron firma çalışanlarına yönelik baskı, tehdit ve yaşlılar ile çalışanların bazılarının kurum müdürü ve yardımcıları tarafından himaye edilerek, diğerlerine karşı kışkırtıldığı iddiaları, fiili saldırılara kadar varan olaylara neden oldu. Yaşlılara yönelik kötü muamele, yemek tedariki yapılan firmalar ile ilişkilere dair iddialar ve kuruma hakim olan baskıcı atmosfer iki yıl önce yönetimin değişmesiyle başladı.Safronbolu'da bulunan Çocuk Esirgeme Kurumu'na bağlı yuvada zihinsel engelli bir çocuğa 2008 yılında tecavüz edilmesi sonucu yargılananlar arasında kurumun iki memuru da vardı. Bu memurlar, Mustafa Demiral ve Mustafa Kabullar'dı. Demiral ve Kabullar, yasalara aykırı şekilde kuruma getirdikleri doktor tarafından tecavüze uğrayan çocuğa genital muayene yaptırmış ve sonrasında da doktorun tecavüzü kanıtlayan raporunu, savcılık ve kolluk güçlerinden saklamıştı. Bu nedenle yargılanan Demiral ve Kabullar, 2 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve haklarında bir de atanmadan yoksun bırakılması kararı verildi. Ancak mahkemenin bu kararına rağmen Demiral ve Kabullar, Karabük Valiliği tarafından 26 Haziran 2012'de Yücel Huzurevi'ne müdür vekili ve müdür yardımcısı vekili olarak atandı. Bu iki ismin kuruma atanmasıyla birlikte Yücel Huzurevi'nin de huzur evi olma sıfatı sorgulanır hale geldi. Yaşlıları birbirinden tecrit edildi ve sosyal ilişkiler azaltıldı Demiral kuruma atanır atanmaz bir takım düzenlemelere girişti. İddiaya göre, bunların başında da yaşlıların günlük düzenlerini altüst etmesi ve aralarındaki sosyalleşmeyi minimuma indirmesi oldu. Daha önce yemekhanede birlikte yemekler yenirken, kurum müdürü Demiral'ın emriyle yaşlılar kaldıkları katta ve odalarında yemek yemeye başladı. Bu durum yemeğe inmeyi hem sosyalleşme hem de bir egzersiz olarak gören yaşlılardan birçoğunun hareketsiz kalmasına, aralarındaki arkadaşlık ilişkilerinin giderek azalmasına ve katlar ile odalarda da hijyen koşullarının kötüleşmesine yol açtı. Ortak faaliyetleri son buldu Ayrıca yaşlıların ortaklaşa yürüttükleri, 'sigara bırakma, israfı önleme, kiap okuma' gibi çalışmalar da Demiral'ın uygulamaları ile son buldu. Yaşlılara namaz baskısı 2008'de çocuk yurdunda yaşanan tecavüz olayında hüküm giyen ve kuruma vekaleten müdür yardımcısı olarak atanan Kabullar da iddialara göre, yaşlıların özel yaşamına müdahale eder ve yaşlılara sürekli neden namaz kılmadıklarını sordu. Demiral, bu duruma yönelik şikayetleri ve yemekhaneyi kullanma taleplerini dikkate almadı. Personel arasında ayrımcı uygulamalar İddialara göre, Demiral, göreve başlamasından bir süre sonra personel arasında da ayrımcı uygulamalara başladı. Bazı personeli kayırdığı ileri sürülen Demiral, bu personelin usulsüzlüklerine ve aralarındaki bazı tür ilişkilere göz yumdu. Hatta öyle ki, kurum çalışanlarından birinin bir yakını, Demiral'ın himayesindeki bir diğer çalışanla huzurevine gelerek kavga etti. Öte yandan da personelin bir kısmına yönelik mobbing uygulamaya başladı. Demiral'ın himayesinde olduğu ileri sürülen bu personelin, özellikle kat personeli kadınlar hakkında, huzurevi vekil müdürünün, 'ahlaksız-namussuz' gibi nitelemelerde bulunduğunu diğerlerine söylemesi ve dedikoduların yaygınlaşması, bu çalışanları savcılığa şikayette bulunmanın kıyısına getirdi. Ancak yönetimin bu aşamada devreye girerek, böyle bir olayın yol açacağı sorunlar konusunda tehdit yollu uyarılarda bulunması ve çalışan kadınların 'ailelerinin huzurlarının bozulmasını istememesi' ile sorun örtbas edildi. Yemek firması birkaç kez değişti ve hep daha kötüye gitti Huzurevindeki bir uygulama ise bir süre sonra yaşlıların yoğun şikayetine neden oldu. Demiral'ın göreve başlamasından sonraki bir buçuk yıl içinde birkaç kez yemek tedarik eden firma değiştirildi ve gelinen noktada öncekinin aksine yaşlılar yemeklerin niteliğinden ve miktarından şikayetçi hale geldi. Etli yemekler ve bazı besin değeri yüksek sebzeler, maliyetleri yüksek olduğu gerekçesiyle listeden çıkartıldı. Bazı yemek ve tatlıların porsiyonları da listede yazılı olduğu miktarın yarısı kadar ya da altında servis edilmeye başladı. Diyetisyen yok, listeleri hemşire yazıyor Üstelik, çoğu sağlık problemi yaşayan yaşlıların öğünlerinin, yasa ve yönetmelikler gereği bir diyetisyen tarafından belirlenmesi zorunluyken, bu liste diyetisyen yerine kurumda görev yapan bir hemşire ile aşçı tarafından hazırlandı. 'Beğenmiyorsanız zıkkımın kökünü yiyin' Yaşlıların bu konudaki başvuru ve şikayetleri de Huzurevi vekil müdürü Mustafa Demiral ve yardımcıları tarafından dikkate alınmadı, üstelik şikayet eden yaşlılar da hakarete maruz kaldı. İddiaya göre, Demiral, şikayet eden yaşlılara, 'Beğenmiyorsanız zıkkımın kökünü yiyin' diye yanıt verdi. Dışarıda sokak hayvanlarına bakmaları yasaklandı Demiral'ın huzurevine gelmesinden sonra yaşlıların yakındaki ormanda barınan sokak hayvanlarını yemek artıklarıyla beslemelerine de izin verilmedi. Geçmiş yönetim döneminde yaşlıların sokak hayvanlarının bakımı, veterinere aşılarının yaptırılması gibi destek olunan uğraşları yasaklandı. Göreve geldiği süre boyunca yaşlıların bazılarının istediği, bir bilgisayar alınması ve internet erişiminin sağlanması talebi de dikkate alınmadı. Yaşlıların 1 yılı aşkın süredir TV'leri yok Üstelik bir yılı aşkın bir süre, 'uydu alıcısının arızalı' olduğu gerekçesiyle yaşlılar TV de izleyemedi. TV alıcısının tamir edilmesi ve yaşlıların birbirinden bağımsız kanalları izleyebilmesine olanak sağlayan bir sistem kurulma talebi, Demiral tarafından reddedildi. Oysa Demiral'ın ve yardımcılarının odasında bütün yayınları birbirlerinden bağımsız bir şekilde izleyebilmelerine olanak tanıyan TV alıcıları bulunmakta ve yayınları izleyebilmekteydiler. Taşeron işçilere: '900 liralık kölesiniz' Demiral'ın kurumda çalışan taşeron işçilere yönelik davranışları da kamuoyuna ve Karabük'teki yerel basına yansıdı. İddiaya göre, Demiral, huzurevinde çalışan ve kendilerine '900 liralık köleler' diye hitap ettiği taşeron işçilere, işe girişte 'iş ahlakına uymayan kanunsuz davranışlarda bulundukları' yönünde bir bildirim imzalatarak, ileride buna dayanarak tazminatsız olarak işten çıkarılmalarının yolu açıldı. Yaşlıları diğerlerine karşı kışkırtma mahkemede son buldu Demiral'ın huzurevinde şikayetlere neden olan uygulamaları bunlarla da sınırlı değildi. İddialara göre, yaşlılar arasında himaye ettiği bazı kişiler, özellikle de Demiral'ın uygulamalarından şikayetçi olan diğer yaşlılara hakaret, sataşma ve saldırılarda bulundu, bir kişinin alnına bardak attı, bir diğerine de yumruklu saldırıda bulundu. Bu olaylardan biri Karabük Cumhuriyet Savcılığı'na yansıdı. Demiral'ın ve bazı yardımcılarının himaye ettiği ve kışkırttığı ileri sürülen bu yaşlılardan Y.G. hakkında, bir diğer yaşlıya saldırarak, 'kasten yaralamaktan' kamu davası açıldı ve ceza aldı. Onca şikayet var ama tek bir müfettiş görevlendirilmedi Demiral'ın uygulamaları sonunda bazı yaşlılar tarafından Karabük Valiliğine, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na ve hatta Cumhurbaşkanlığı'na bile şikayet edildi. Daha önce çalıştığı kurumda engelli bir çocuğun tecavüze uğradığı olayda hüküm giyen ve hakkındaki 'atama yapılmaması' kararına rağmen bu kurumda göreve getirilen Demiral'a ve yardımcısı Mustafa Kabullar'a yönelik şikayetler, bir müfettiş incelemesine bile değer görülmedi. Mağdur olan yaşlıya ceza verildi Ancak, Karabük Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü iddialarla ilgili bir kişiyi inceleme ile görevlendirdi, bunun sonucunda da şikayette bulunan yaşlılardan birine 'uyarıda' bulunulması kararı verildi. Huzurevinin bağlı olduğu il müdürlüğünün kararı üzerine Huzurevi Disiplin Kurulu toplandı ve şikayette bulunan yaşlıya uyarı cezası verdi. Cezayı veren de şikayet edilen isimler Üstelik cezayı veren disiplin kurulu da kurumdaki şikayetlerin ve yaşananların odağında bulunan isimlerden oluşmaktaydı. 21 Mayıs'ta Huzurevi Vekil Müdürü Mustafa Demiral başkanlığında toplanan müdür yardımcısı vekili Mustafa Kabullar, müdür yardımcısı Sezai Ertaş, hemşire Ayşe Atalay ile huzurevinde kalan Onur Sucu, o yaşlı hakkındaki karara, 'çalışanlara hakaret', 'huzurevindeki yaşlılarla kavga etmek' gibi iddialarla verilen 'uyarı' cezası kararına imza attı. Ceza verilen yaşlı ise, 17 Temmuz'da, Disiplin Kurulu'nun gerekçeleri arasında yer alan 'yaşlılarla kavga' etme olayının gerçek dışı olduğunu ortaya koyan Karabük Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığını gösteren kararının da ekinde bulunduğu bir dilekçe ile karara itiraz etti. Huzurevinde kalan yaşlı, dilekçesinde 'çalışanlara yönelik' hakaret suçlamasının da gerçek olmadığını ve bunun somut olarak ortaya konulmasını talep etti. Huzurevi sakini, dilekçesinde, 'Son bir yıldır yapılan yönetim hatalarını belirttiğim ve eleştirdiğim için kurum müdürü Mustafa Demiral ve Müdür Yardımcısı Mustafa Kabullar bana cephe almışlardır' diyerek uğradığı baskı ve tehditleri de anlattı. CNN Türk
Reklam
Devlete Göre  Yunus Zaten  Faydasızmış
İşitme engelliler okulunda elektriğe kapılıp ölen Yunus Eser’in yanında öğretmen ve uyarı levhası olmadığı, ucuz malzemenin kaçağa yol açtığı rapor edildi. Bakanlık, sorumluluğu üstlenmedi, Milli Eğitim Müdürlüğü ise “Yaşasa bile ailesine katkısı olmazdı” savunması yaptı Kocaeli Karamürsel’deki işitme engelliler okulunda 2012 yılında elektrik akımına kapılarak yaşamını yitiren 13 yaşındaki Yunus Eser’in ölümüne ilişkin davada hazırlanan bilirkişi raporu ile tazminat davasında yapılan savunmalar, çocuklara verilen değeri ve insan hayatının ucuzluğunu ortaya koydu.  Milliyet gazetesinden Gökçer Tahincioğlu'nun haberine göre raporda, işitme engelleri nedeniyle öğretmenlerin uzaktan uyarma şansının bulunmadığı Yunus’un yakınında olay sırasında hiçbir öğretmenin olmadığı, duvara maliyeti ucuz tutularak monte edilen elektrik tesisatının Kaçak elektrik akımı oluşturduğu vurgulandı. Raporda, okulun hiçbir duvarında öğrencilerin okuyabileceği uyarı levhalarının bulunmadığı da kaydedildi. Ailenin, açtığı tazminat davasında savunma yapan Kredi ve Yurtlar Kurumu, bilirkişi raporuna rağmen elektrik güvenliğinin sağlandığını öne sürerken, Milli eğitim Bakanlığı, okul müdürünün elektrik kaçağını fark etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu bildirdi. Milli Eğitim Müdürlüğü ise sorumluların gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini savunurken, Yunus’un ölmese bile yaşı ve özel durumundan dolayı ailesine maddi ve manevi katkıda bulunamayacağını belirterek, tazminatın reddini istedi. Yunus Eser, 2 Ekim 2012’de, Karamürsel Gazanfer Bilge İşitme Engelliler İlköğretim Okulu’nun bahçesinde top oynuyordu. Top, okulun bitişindeki kredi yurtlar kurumunun bahçesine düşünce Yunus bahçe duvarına çıkıp diğer tarafa geçmek için bir ayağını demir parmaklıktan aşırıren elektrik akımına kapıldı. Bahçenin diğer tarafına düşen Yunus, kaldırıldığı devlet hastanesinde tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Ailesi ile Gündem Çocuk Derneği adına avukatlar Şahin Antakyalıoğlu ile Sezgi Korkmaz, olaydan sonra Kredi Yurtlar Kurumu Müdürü Kadir Taşkıran ve elektrikçi Aydın Ağar ile Gazanfer Bilge İşitme Engelliler Okulu’nun müdürü ve nöbetçi öğretmeni hakkında suç duyurusunda bulundu. Ancak bu isimlerden sadece Taşkıran ve Ağar hakkında dava açıldı. 2013’te açılan davanın ikinci duruşmasında bilirkişi raporu hazırlanması kararlaştırıldı. Rapor, 10 2014’te hazırlanarak mahkemeye gönderildi. Maliyet düşsün diye Raporda, Yunus’un sağır ve dilsiz olduğu ve ailesi tarafından bu nedenle söz konusu okula kaydettirildiği belirtilerek, öldürücü boyuttaki elektriğin hiçbir korunma önlemi alınmadan elektrik direğinden duvara montajının yapıldığı belirtildi. Raporda, maliyetin düşmesi için galvaniz direk kullanıldığı ve topraklama kablosu kullanılmadığı kaydedildi. Levha yokmuş Raporda, işitme engelli öğrencilerin uzaktan gözetiminin olmadığı, öğretmenin sesli iletişimle uyarıda bulunması mümkün olmadığından yakınlarında olması gerektiği, öğrencilerin okul dışına çıkmamasının da okul müdürü ve öğretmenlerde bulunduğu ifade edildi. Raporun en trajikomik bölümünde ise sağır ve dilsiz öğrencilerin okutulduğu okulda duvarlarda uyarı levhalarının bulunmadığı anlatıldı. Raporda, korkuluğun üzerinde “tırmanmak, atlamak yasaktır”, aydınlatma direğinin üzerinde “ölüm riski, yüksek gerilim” gibi uyarı levhalarının hiçbirinin bulunmadığı ifade edildi. Raporda, yurt müdürü Taşkıran, elektrikçi Ağar ile davada sanık sıfatıyla yer almayan nöbetçi öğretmenlerin sorumlu oldukları kaydedildi. ‘Kablo açıkta değil ki’ Yunus’un ailesi ve avukatları, olaydan sonra kamu kurumları aleyhine 550 bin TL’lik tazminat davası da açtı. Kredi ve Yurtlar Kurumu, bu davaya gönderdiği savunmada, Yunus’un ölümünden okul yönetiminin sorumlu olduğunu, istenen tazminat miktarının da yüksek bulunduğunu bildirirken, kendisini savundu. Kurum, bilirkişi raporunun aksine, okulla ortak duvarı kullanan Kredi ve Yurtlar Kurumu yurdunun bahçesindeki elektrik direğinin ve kabloların umuma açık halde olmadığını ileri sürdü. ‘Zaten destek olamazdı’ Kocaeli Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü ise manevi tazminatın sadece ileride destek olabilecek kişiler adına talep edilebileceğini, Yunus Eser’in yaşı ve özel durumu düşünüldüğünde ölmeseydi bile maddi ve manevi destekte bulunmasının mümkün olmayacağını savundu. İstenen miktarın fahiş olduğunu savunan valilik, Kredi ve Yurtlar Müdürü’nün de gerekli dikkat ve özeni sergilediğini ileri sürdü. Hayatın olağan akışına aykırı Milli Eğitim Bakanlığı ise Kredi ve Yurtlar Kurumu’nun aksine teknik detaylardan kaynaklı olarak duvarda meydana gelen elektrik kaçağının okul müdürü tarafından bilinmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını kaydederken, bakanlığın pozitif ya da negatif sorumluluk anlamında bir kusurunun bulunmadığını savundu. Gökçer Tahincioğlu | Milliyet
Bolivya, İsrail'i 'Terörist Devlet' İlan Etti
İsrail'in Gazze'ye düzenlediği saldırılara Güney Amerika ülkelerinden tepkiler gelmeye devam ediyor. Mercosur ülkelerinin ateşkes çağrısı yapmaları ve Şili ve Peru'nun büyükelçilerini bilgi amaçlı geri çekmelerinin ardından şimdi de Bolivya İsrail'i 'terörist devlet' ilan etti. Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales, ulusal meclisin İsrail'i terörist devlet statüsüne aldığı söyleyerek 1972'te yapılan karşılıklı vize anlaşmasının kararla birlikte iptal edildiğini açıkladı. Kararla birlikte İsrail vatandaşları Bolivya'ya vizeyle girebilecekler. 'Maalesef İsrail hükümeti uluslararası anlaşmaları ve insan hakları ihlalleri yaparak uluslar arası toplumun güvenliğini tehdit ediyor' diyen Devlet Başkanı Morales, bu nedenle Bolivya Meclisi'nin İsrail devletinin konumunu 3. listeye aldıklarını bunun da 'terörist devlet' anlamına geldiğini söyledi. Canan KAYA, BUENOS AİRES / DHA
Reklam
Reklam
Gazze'nin Mucize Bebeği Yaşam Mücadelesini Kaybetti
Annesinin karnındayken Gazze'de İsrail bombardımanının hedefi olan ve mucize eseri kurtulan Şeyma bebek hayatını kaybetti. 23 yaşındaki Şeyma isimli hamile kadın geçen cuma Gazze'nin Deyr El Balah bölgesindeki hava saldırılarında ağır yaralanmıştı. Çevredekiler genç kadını hastaneye yetiştirdiğinde çoktan hayatını kaybetmişti. Han Yunus'taki Aksa Şehitleri Hastanesi doktorları, annenin karnından bebeği sezaryenle kurtardı ancak bebeğin durumu kritikti. Ailesi 'hediye' olarak gördükleri bebeğe annesinin adını koymuştu. Ancak Şeyma bebek bir an dahi gözlerini açamadan, henüz beş günlükken hayatını kaybetti. İsrail'in aralıksız vurduğu Gazze'de üç haftada bin 300'den fazla Filistinli öldü. Birleşmiş Milletler İsrail saldırılarında ölen Filistinlilerin dörtte birinin çocuk olduğunu açıkladı. Kaynak: Al Jazeera
Nasıl Bulunduğuna Akıl Sır Erdiremediğimiz 13 Şey
Genellikle icatlar, keşifler insanların ihtiyaçlarından doğuyor. Bir kısım buluşlar ise mucitlerinin ileri görüşlülüğünün bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Ancak öyle bir takım şeyler var ki nasıl bulunduklarına dair en ufak bir fikriniz olmuyor. İşte sizler için nasıl bulunduğuna anlama verilemeyen 12 şeyi derledik. Eminiz ki sizin aklınızda da bunlar gibi birkaç şey vardır.
Android'in Büyümesi Durmuyor, Pazar Payı 2. Çeyrekte Yüzde 85'e Ulaştı
iOS’un akıllı telefon pazarındaki payı, Android‘in pazar payı altında gittikçe kayboluyor. Strategy Analytics tarafından açıklanan yeni bir rapor Android’in pazar payının 2. çeyrekte yüzde 85′e dayandığını gösteriyor. iOS, Windows Phone ve Blackberry OS pazar paylarının düştüğü 2. çeyrekte Android’in pazar payı rekor seviyeye çıktı. Geçtiğimiz çeyrekte yaklaşık 300 milyon akıllı telefon sevkiyatının gerçekleştiğini açıklayan Strategy Analytics, Androidli cihaz sevkiyatının 250 bin (yüzde 84.6) olduğunu paylaşıyor. iOS tabanlı akıllı telefon yani iPhone sevkiyatı ise 35 milyon. Akıllı telefon pazarında son 5 yılın en düşük büyüme oranı Android ezici üstünlüğüne sahne olan 2014′ün 2. çeyreği akıllı telefon pazarında büyüme oranının düştüğünü de gösteriyor. Üstelik geçen yıla göre yarı yarıya düşüş var. 2013′ün 2. çeyreği sonunda yüzde 50′ye yakın olan yıllık büyüme oranı, bu yılın aynı döneminde yüzde 25′in biraz üzerinde kalmış. Bu oran son 5 yılın en düşük büyümesi. Yüzdesel olarak bakıldığında Android aradan geçen bir yılda pazar payını yüzde 80′den yüzde 85′e çıkarırken, iOS’un payo yüzde 13.4′ten yüzde 12′ye düşmüş. Microsoft ve Blackberry tarafında da düşüş yaşanırken Blackberry yüzde 0.6′lık payla ortadan kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya. Avrupa’da da çok üstün Android’in gelişen pazarlarda ucuz telefonlarla pazar payını artırdığı malum ama Avrupa’da da Android’in ciddi bir üstünlüğü söz konusu. Strategy Analytics, Avrupa’da sevkedilen akıllı telefonların yüzde 73′ünün Androidli olduğunu söylüyor. Kantar Worldpanel tarafından yayınlanan bir başka rapor ise satış anketlerinden Android’e yüzde 74′lük bir pay biçiyor. Tablet tarafına bakıldığında da benzer bir durum var. Strategy Analytics, Androidli tabletlerin oranını yüzde 70 olarak veriyor. Bu nedenle de Google’ın yani Android’in baskın pozisyonu Avrupa’da regülatörlerin incelemelere takılıyor. Microsoft’un Windows Phone lisansını ücretsiz yolu seçmesi ve Nokia üretimi ucuz Lumia serisi telefonlar da Android’in büyümesini durdurabilmiş değil. Çin’de de devlet nezdinde Android’e alternatif işletim sistemi geliştirilmesi bekleniyor ve Samsung, Tizen işletim sistemli telefonunu Samsung Z’yi tanıtıp konferanslar düzenliyor ama Android’in tahtından inmesi bu gidişle pek de kolay olmayacak.webrazzi
Reklam
Jet Fadıl'dan Başbakan Erdoğan'a Açık Mektup
Fadıl Akgündüz Başbakan'a açık mektup yazdı. Haksızlığa uğradığını öne süren Akgündüz, 2011 seçimlerinden önce kendisine suikast düzenlendiğini de iddia etti.Fadıl Akgündüz Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 'a hitaben bir mektup kaleme aldı. Akgündüz bu mektubunu Caprice Termal otelin internet sitesinde basına duyurdu. Akdüngüz mektubunda zamanında üretmeyi planladığı 'İmza' isimli otomobil projesinin milletvekilliği elinden alındığı için yarım kaldığını belirtti ve Maldivler'deki hüsranla sonuçlanan son projesinde de haksızlığa uğradığını belirtti. Fadıl Akgündüz 2011 seçimlerinden önce kendisine suikast düzenlendiğini de iddia etti. İşte Akgündüz'ün uzun mektubunun bir özeti: 'Sayın Recep Tayyip Erdoğan, T.C. Başbakanı ve Cumhurbaşkanı Adayımız, İstanbul İl Teşkilatı'nın bayramlaşma programında mazlumun yanındaki duruşunuzu ikrar eden kıymetli sözlerinizi dinledikçe duygulandım ve size bu mektubu yazmak istedim. Ak Parti 'ye destek sağlamak için büyük çaba sarf ediyorum. İmza projesi Güneydoğu'daki beş vilayette otomobil fabrikası kurmak için harekete geçtik. Sektörün gerektirdiği önemli harcamaları yaptık ve neticesinde Türkiye'nin ilk dünya otomobili İmza'yı Ekim 1999'da kamuoyuna sunduk. İmza 200'ü aşkın ülkeden 300 distribütörlük talebi aldı. Anayasa ve Milletvekilliği Kanunu'na aykırı bir şekilde milletvekilliğimi düşürülerek cezaevine konulmam nedeniyle Almanya'daki otomobil fabrikası projemiz yarım kalmıştı. Paralel yapıya karşı dik durduk Paralel yapının dershanelerle ilgili yapılan yeni düzenleme konusunda hükümete karşı yürüttüğü saldırgan tavrına en net duruşu sergileyen yegane özel sektör kuruluşu biz olduk. TRT'yi eleştirdi TRT tamamen keyfi bir şekilde iki yıl boyunca Caprice Gold reklamlarını yayınlamadı, bize ambargo koydu. Reklam Kurulu tarafından bize haksız yere kasıtlı ve mükerrer büyük reklam cezaları kesildi. Uzun süredir Maliye'den şirketlerimize karşı anlamsız vergi incelemeleri yapan elemanlar bir şey için garip uğraşlar veriyor. Bana suikast düzenlendi 2011 seçimlerimden iki gün önce bana bir 'suikast trafik kazası' düzenlendi. Çünkü paralel yapının müdahaleleri ile çok önemli bir topluluğun uluslararası bir organizasyonu için sponsor olarak şirketimizin İBB'den kiraladğı Sinan Erdem Spor Salonu son günde belediye tarafından iptal edilmişti. Kardeşim demek istiyorum Size kardeşim diye seslenmek istiyorum. Ben sizi seviyorum. Ama eskiden sizi bir seviyor idiysen son iki yıldır bu sevgim 10 kat arttı. Maldivler konusu İkinci husus olarak da bizim Maldivler Cumhuriyeti'nde yaptığımız bir yatırımla ilgili olarak uğradığımız bir haksızlık var. İki Sayın Bakanımıza da konuyla ilgili olarak bildirimlerde bulundum. Paralel yapının Maldivler projesini nasıl müdahale ettiğini Sayın Bakanlarımıza ilettik. Hükümetimizin Maldivler nezdinde bir an önce gündeme getirmesini bekliyoruz. Bize arsa devredilmedi Geçen dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı şirketimizin belediyeden aldığı ve parasını ödediği çok kıymetli büyük bir arsayı bize devretmedi. Bu konuyu parti teşkilatındaki bazı arkadaşlarımız çok iyi biliyor. Hakkımızı almak için şimdi hukuki mücadele ediyoruz.'CNN Türk
Beşiktaş'ı Bir Üst Turda Hangi Takımla Eşleşebilir?
Beşiktaş Feyenoord’u elerse play-off’ta bekleyen takımlar Arsenal, Porto, Leverkusen, Napoli ve 3. turda oynayan Zenit. Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi elemelerinde Feyenoord’u geçip play-off oynama hakkı elde ederse buradaki kurada temsilcimizi birbirinden önemli takımlar bekleyecek. Seri başı olmayan Beşiktaş’ın eşleşebileceği beş seribaşından dördü belli: Arsenal (İngiltere), Porto (Portekiz), Bayer Leverkusen (Almanya) ve Napoli (İtalya). Beşiktaş gibi üçüncü ön eleme turunda mücadele eden Zenit St.Petersburg (Rusya) turu geçerse Beşiktaş’ın muhtemel rakiplerinden biri olacak. İlk maçta AEL’e Güney Kıbrıs’ta 1-0 yenilen ve kırmızı kart gören Axel Witsel’i rövanş için de kaybeden Zenit elenirse Athletic Bilbao (İspanya) seribaşları arasına dahil olacak. Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi’nde play-off turlarının kura çekimleri 9 Ağustos’ta gerçekleşecek. Şampiyonlar Ligi play-off maçları 19-20 Ağustos ve 26-27 Ağustos tarihlerinde oynanacak. Ntvspor
Reklam
Artık Grup Selfie'lerinin de Bir Adı Var: Usie
Kimisi seviyor, kimisi ise nefret ediyor. Ancak kabul edelim ki, insanoğlu bir süre daha kendi fotoğraflarını çekmeye ve uygun gördüğü etiketlerle paylaşmaya devam edecek. Hatta, selfie çılgınlığının tavan yaptığı bu günlerde, kendi fotoğrafını çekme eğilimi evrim geçirdi. Arkadaşlarıyla çektiği fotoğraflara selfie diyenlere gösterilen tepki, ‘usie’yi ortaya çıkardı. Birden fazla kişinin bulunduğu selfie’lere artık ‘usie’ deniyor. Usie, daha şimdiden Instagram’da popüler olmayı başardı. Instagram’da #usie etiketine buradan bakabilirsin. Biz daha özçekimi sindirememişken, #usie etiketi her geçen dakika sosyal ağlarda daha da popüler oluyor. Türk Dil Kurumu usie’yi Türkçeleştirme çalışmalarına bir an önce başlasa iyi eder.Stuff
NASA'nın Aldığı Ödenekleri Nasıl Harcadığına Dair 12 Örnek
Uzay denince akla gelen ilk kurum NASA. Ay'a insan gönderen, Mars üzerinde robotu ile şov yapan, yeni galaksiler, gezegenler bulan hep NASA. Yaptığı açıklamaları teyit edebileceğimiz ikinci güvenilir bir kurumun olmaması NASA'nın aldığı ödenekleri nasıl harcadığı konusunda bizi endişelendiriyor. '22 ışık yılı uzakta gezegen bulduk, aynı Dünya!' diye açıklama yapıyorlar, kimse yalan diyemiyor çünkü bunu NASA'dan başka kimsenin bilmesine imkan yok. Hal böyle olunca NASA konusunda şüphelerimiz her geçen gün artıyor.
Reklam