4K TV'ler Ne Zaman Lazım Olacak ?
Gözle gördüklerimizi geçtik, yüreğimiz o kadar çözünürlüğe hazır mı ne dersiniz ? Son dönemlerin en çok konuşulan teknolojik ürünlerinden olan 4K televizyonlar ve monitörler hiç şüphesiz. Daha yüksek çözünürlük sağlayan bu ekranlar oldukça güzel görünüyor fakat fiyatları da epey uçmuş durumda. Peki, 4K bize gerçekten lazım mı ? TOPUN DİKİŞİNİ GÖRELİM Özellikle geçtiğimiz aylarda 2014 Dünya Kupası’nın da yardımı ile 4K teknolojisi bu sene aldı başını gitti. Dünya kupası boyunca üç maçın 4K çözünürlükte verilecek olması teknolojinin başlı başına tüm dünyaya reklam yapmasını sağladı. “ Bu 4K nedir ? ” diye soracak olursanız, geçtiğimiz haftalarda burada yayınlanan yazımıza göz atabilirsiniz. Bugün bir 4K TV almaya kalksanız yaklaşık olarak 8 bin TL ‘yi cebinizden çıkartmanız gerekiyor. Her ne kadar teknoloji tüketimine çok fazla harcama yapsak da yeni teknolojilerin fiyatları bazen ciddi rakamlara çıkarak tüketicilerin kalbine indirebiliyor. PARANIN SATIN ALAMAYACAKLARI 4K teknolojisine sahip bir televizyonun alınıp alınmaması konusunda ilk sırada para gelmiyor tabii ki. Durumu oldukça iyi bir tüketici için 8 bin TL’nin önemi olasa da onun daha büyük bir sorunu var. İçerik olarak kullanıcıların tatmin edip edemeyeceği korkusu. Dünya Kupası’nda yayınlanan 3 maçın 4K netlikte yayınlanacağı açıklanmıştı ancak maçlar canlı değil banttan olduğu için maçlar bittikten sonra bizlere sunulmuştu. Neden mi ? çünkü henüz 4K’yı canlı olarak steam etmek gibi bir imkan yok. Bunların yanı sıra 4K içerik genel olarak dönemin en büyük sorularından bir tanesi durumunda. Şuan için belli olan en net yayın bilgisi NetFlix adlı Amerikan şirketinin bu yıl bazı dizileri 4K olarak yayınlayacak olaması. Ülkemizde NetFlix yayını bulunmadığı için bunun Türk tüketicisine bir yararı malesef ki olmayacak. 4K TV ‘ler tahmin edebileceğiniz gibi aynı zamanda akıllı TV’ler oluyor. Bu da demektir ki, içerisinde YouTube gibi servislerin yer alacağı. YouTube’un şuan için 4K çözünürlük özelliği bulunuyor. Eğer bir video 4K çözünürlükte çekildiyse kullanıcı bunu YouTube’a 4K ile yükleyebilir ve buradan 4K çözünürlüğü ile birlikte izleyebilmektedirler. Fakat bu içerikler sizleri ne kadar tatmin eder orası bilinmez. Kaldı ki, 4K yayınlar en az 15mbps internet bağlantısı istiyor. Bir diğer içerik ise 4K Blue-Ray ‘ler. Son dönemlerin ortaya çıkan Blue-Ray çeşitlerinden Türkiye’de içerik anlamında ulaşılabilir kaynak olmaya yüz tutmuştur. Filmleri 4 kat daha net izleme ve aynı şekilde ses kalitesini de artırmaya yönelik çalışmaktadır. 4K ALMALI MIYIM ? Sonuç olarak 4K teknolojisi size TV’ye değil de pencereden dışarıya bakıyormuş hissini uyandırdıysa eğer malesef gerek içerik sıkıntısı gerekse de altyazı hazırlıkları açısından henüz hazır değil. 3D TV ‘lerin ilk zamanlarını hatırlayın, benzer bir heves ile başlayıp sonra balon gibi sönen bu teknolojiye nazaran 4K’nın çok daha parlak bir geleceği olsa da ülkemiz için çok erken. Pchocasi
Okmeydanı'nda Polis Müdahalesi
Okmeydanı’nda yüzleri maskeli bir grup, yolu trafiğe kapatıp polise molotof kokteyli ve ses bombası attı. Polis gruba biber gazı ile müdahale etti.Okmeydanı Şark Kahvesi önünde toplanan yüzleri maskeli bir grup, yola barikatlar kurarak etrafa molotof kokteyli attı. Kısa sürede olay yerine gelen polis ekipleri, yüzleri maskeli gruba biber gazı ile müdahale etti. Müdahale sırasında eylemciler polise ses bombası ve molotof kokteyli ile saldırdı. Polis ekipleri olay yerine takviye ekipler çağırdı. Takviye ekiplerin ve TOMA olay yerine gelmesiyle grup üyeleri ara sokaklara girerek izlerini kaybettirdi. Öte yandan Polisin bir kişiyi gözaltına almak istemesi üzerine polis ile mahalleli arasında kısa süreli tartışma yaşandı. Mahalle sakinleri “Katil polis mahallemizden defol” şeklinde slogan attı. Polis ile gösterici grup arasındaki gerginlik aralıklarla devam ediyor. Zete
'Gazete Yöneticilerinin Yazıyı Basmama Hakkı da Vardır, Aksini Düşünen Geri Zekâlıdır'
Hürriyet'te yazısı yayımlanmayan Özdil’in, gazete yönetimi-yazar ilişkileri hakkındaki düşünceleriYılmaz Özdil , yazısının Hürriyet’te yayımlanmamasının ardından gazeteden ayrılması tartışılırken, 2010 yılında Ayşe Arman ’a verdiği röportaj tekrar gündeme geldi. Özdil, röportajda “Ben yazarım, basar değilim. Basma kararı, yöneticime ait. Bak bu mevzu gelmişken anlatayım, gazete yöneticilerinin herhangi bir yazarı işe alma hakkı olduğu gibi, işten çıkarma hakkı da vardır, yazıyı basma hakkı olduğu gibi, basmama hakkı da vardır. Aksini iddia eden, geri zekalıdır. Ya da gitsin, kendisine matbaa kursun. Patronlar muhabire para vereceğine, yazarlara para vere vere, yazarların egosu patladı' görüşünü dile getiriyor. Yılmaz Özdil Arman'a Konuştu! 'Son zamanların, en tavan yapan yazarı o bence. Her gün inanılmaz yazılar yazıyor, pardon döktürüyor!' Bu ay Elele’ye Yılmaz Özdil röportajı yaptım. 9 sayfa. Çevir çevir bitmez. Ama aklım çıkıyor, göremeyeceksiniz diye. En iyisi, işi sağlama alıp hatırlatmak. Gidin bir Elele alın, sakın kaçırmayın. Fotoğrafları Mehmet Turgut çekti, olağanüstü oldu. İşte size röportaj... Tek başına muhalefet partisi Geçenlerde bir dergi, “Bu aralar, Türkiye’deki en karizmatik adam kim sizce?” dedi. Düşündüm, bulamadım. “Beni pas geçin” dedim. Ve hayatıma devam ettim. Sonra fark ettim ki. Var benim için de karizmatik biri: Yılmaz Özdil. Son zamanların, en tavan yapan yazarı o bence. Her gün inanılmaz yazılar yazıyor, pardon döktürüyor! Bazen bildiğimiz ama fark edemediğimiz, bazen de bilmediğimiz şeyleri gözümüzün önüne getiriyor. İnce bir zekayla yapıyor. Boş sallamıyor. Hep donelere, verilere dayanıyor. Bir ağız isali hali yok yani. “Nerede belgesi?” desen, “Aha burada!” diyecek. Ve cesur. Çok cesur. Onlardan çok kalmadı artık... Ama galiba beni en çok etkileyen, bu kadar çok konuşulmasına, okunmasına rağmen, içinde egosunu ayarlayan bir regülatörün olması. Tek başına bir muhalefet partisi gibi o. Ama “Şu küçük dağları ben yarattım” edasıyla dolanmıyor ortalıkta. Bu haline bayılıyorum. Aslında herkesin birbirinin gözünü oyduğu bir ortamda, Uğur Dündar’la olan ilişkisine de bayılıyorum. Ona duyduğu saygıya, bağlılığa. Her zaman eşi Hülya’dan aşkla söz etmesine. Ailesine verdiği değere. Bence nesli tükenen adamlardan... Geçtiğimiz günlerde, bir gün yazmayınca ödüm koptu. “Aman Allah’ım yoksa” dedim. Ve onu aradım, Elele için röportaj sözü aldım. Buyurun buradan okuyun... Deli misiniz, divane misiniz, size gelen bütün mailleri yanıtlıyormuşsunuz... Süs olsun diye koymuyorlar o mail adresinleri. Yazar değilim, okur-yazar’ım, evet yanıtlıyorum. Bir sakıncası mı var... Yoo da, nasıl vakit buluyorsunuz? Cevaplamayanlar, vakit olmadığı için mi cevaplamıyormuş! İyi de gerekçesi nedir? Merhaba diyene, merhaba demez misin? Yüzünü mü çevirirsin? Okur, vakit ayırmış, görüşünü iletmiş, en azından bir teşekkür cevabı anormal mi? Yok değil, şahane! Devleştiniz siz. Ve aslında Bekir Coşkun’dan sonra, daha da devleştiniz. Sizin “Yok canım” diye cevap vereceğinizi biliyorum ama ben öyle görüyorum. Siz kendinizi nasıl görüyorsunuz? İyiyim Allah’a şükür, sağlığım yerinde... Siz, Beyaz Türklerin mi temsilcisisiniz? “Beyaz Türk” diye bir şey yok. Eğitimli, seçkin halk çocukları var. Kendini Beyaz Türk zannedenler, sonradan para kazanıp, golfe başlayanlar. Dünyadaki en iyi golfçü de “zenci” iyi mi! O zaman Ege’de Trakya’da mahallede, kahvede oturanların mı temsilcisisiniz... Okeye dördüncü lazım olduğunda çağırıyorlar, katılıyorum bazen aralarına! Ben kendi temsilcim gibi de hissediyorum sizi. “Yaşasın biri, geniş kitlelere sesimi duyuruyor!” diyorum. Buna ne diyeceksiniz? Okey biliyor musun? Referandumda beklentiniz neydi? “Evet.” Tarhan Erdem’in anketini gördüğünüzde, inandınız mı, inanmadınız mı? Ben daha çok Selçuk Erdem’i okuyorum! Peki hayal kırıklığı ne ölçüde oldu? Hayal kırıklığı yaşamadım, inan. Titanic filmi gibiydi benim için, başlarken sonunu biliyordum zaten. Neticede güvertedeki zenginler kurtuldu, ambardakiler sizlere ömür! Kendinizi yenilmiş gibi hissetmiyorsunuz yani... Bir reyim vardı, hayır verdim, 1-0 galibim. Şu ana kadar beni yenebilen parti olmadı! “Biz”, azınlık mı olduk artık? Din değiştirme maddesi yoktu referandumda, dolayısıyla Lozan’a göre hala azınlık değiliz Allah’a şükür! Sokma akıllarına, onu da yaparlar! Bu sonucu nasıl değerlendiriyorsunuz, Türkiye nereye gidecek? Cumhurbaşkanlığı forsunda 16 yıldız var, 17’ye bağlarız! İçkili sanat galerisi açılışlarına, eli sopalı baskınlar yaygınlaşacak mı? İçkili sanat galerilerinin ne kadar yaygınlaşacağına bağlı... Peki o zaman, var olan bu tehlikeyi “Evet” diyen liberaller, neden göremiyor? En zeki siz misiniz? Siz görüyorsunuz da, onlar göremiyor mu? Liberal olmak için zeka şartı mı var? Marks, liberal miydi? O liberaller için ne düşünüyorsunuz? Bir cümleyle onları nasıl tanımlarsınız... Bir kelime yeter: Liboş. Bekir Coşkun’un gidişini nasıl değerlendiriyorsunuz? Elimizden alınan Türk kahvesi o... Hükümetin baskısı sonucu gönderildiğine inanıyor musunuz? Hükümet baskı yapmaz, aksine baskı yapılmasın ister, o yüzden basılmıyor artık yazıları! Emin Çölaşan gitti, Bekir Coşkun gitti, üçüncü isim olarak siz kaldınız. Siz korkmuyor musunuz? “Sıra bana da geldi” diye düşünmüyor musunuz? Sırayla mı bu işler? Bekir Coşkun, onun Hürriyet’teki yerini şahane bir şekilde doldurdunuz diye size sinir olmamış mıdır? Vereyim telefonunu, aç sor... Okur için, Bekir Coşkun’un gitmesi, sizin gelmeniz bir şey fark etmez mi? Logolar, yazarların üstündedir. Yazılarınızda bir sürü arşiv bilgisi var, olay var, tarih var, rakam var. Bu verilere nasıl ulaşıyorsunuz? Gazeteci tanıdıklarım var! Siz, bir arşiv faresi misiniz? Hangi arşivi kullanıyorsunuz? Hürriyet okyanus gibi. Yeter ki yüzmeyi bil. Sizin beyniniz nasıl çalışıyor? Olaylara nasıl yaklaşıyorsunuz? Önünüze bir şey gelince, önce duygularınız mı, aklınız mı harekete geçiyor? Bizim ahali, lafı kıçından anlar, o yüzden tersinden yaklaşıyorum... Yazılarınızda hem mantık hem duygu var. Ve aynı oranda. Nasıl başarıyorsunuz... Dedim ya, oran’ı oram’dan ölçüyorum! Sizce IQ’nuz mu EQ’nuz mu yüksek? “Ya biri düşükse?” diye korkuyorum, ölçtürmüyorum. Ne yaparım ben sonra? Yazar olarak her geçen gün daha da yükseliyorsunuz ama hep “low profile” duruyorsunuz. Hiçbir şey yapmıyormuş gibi. Bunu nasıl beceriyorsunuz? Ego başka şey, megolo başka çünkü... Sizin egonuz yok mu? Var. Saklıyor musunuz? Yooo. En büyük egolular en alçak gönüllülerden çıkıyormuş. Doğru mu? Bak ben sana söyleyeyim: En büyük egoluların, alçak olduğu doğru! Siz bu toplumu her geçen gün biraz daha fethediyorsunuz ve bu toplum da size güvenip, önemli sorumluluklar yüklüyor. Bunun sonuçlarından korkmuyor musunuz? A) Popülist olarak değerlendirilmekten B) İktidarın tepkisi çekmekten, hapse girmekten, işsiz kalmaktan, dışlanmaktan C) Taşıyamayacağınız bir yükün altına girmekten, ailenizin başını belaya sokmaktan... Popül’üm; bana popülist diyenler farkında değil ama, onlar da popül! Hapse girdim, işsiz kaldım, hayatın sonu değil, dışlanmadım hiç, arkadaşlarım var benim, gerekirse hayatlarını tehlikeye atarlar, kardeşliğimizden vazgeçmezler, taşıyamadığım yükü taşımam, bırakırım, ailem desen, başları zaten benle belada... Farkında mısınız böyle bir misyona doğru gittiğinizin... Misyon filan yok. Biri size demiyor mu, “Yılmaz yeter yazma!” diye. Size, “Dur” diyen kimse yok mu? Ayşeciğim, senin hakikaten sinirlerin bozulmuş! Büyük resme bakınca, medyada muhalefet bitti mi? Bütün basın, iktidarın mı? Pravda bile başaramadı o işi! İşinize son verilirse, B planınız nedir? Zeytin yetiştirmek mi istersiniz mesela. Yoksa Sözcü’de mi yazarsınız? Devlet Planlama Teşkilatı’na danışırım! Elinizde bir televizyon var. Neden bu fikirlerinizi orada duyamıyoruz? Elimde televizyon yok, ama senin elinde kumanda aleti var, beğenmiyorsan zapla. Dürüstlüğü konusunda kuşku olmayan Uğur Dündar’a karşı bile suçlamalar da bulundular. Ne hissettiniz? Bunlar sizi nasıl etkiliyor? Gülüyoruz çok. Uğur Dündar’la toplantımıza gir, çenen yırtılır kahkahadan. Şaka değil, gel bir gün, yazarsın belki... Siz, gelişmeleri nasıl görüyorsunuz? Tehlike var mı? Var, hakikaten yırtılır çenen! Bir İzmirli olarak, Sezen’in “Evet” deme hakkı olmadığını mı düşünüyorsunuz? İzmirli değil, Kastamonulu da olsam, Artvinli de olsam, “evet” deme hakkı olduğunu düşünüyorum. İzmirlilikle alakalı bir mesele değil bu. Hasan Mutlucan olma meselesi... İzmir’e ihanet mi etti? Yoksa “Evet” oyunu ilan etmesi miydi kötü olan? Güfteleri, besteleri ve sesi güçlü olduğu için seviyoruz onu, güçlünün yanında yer aldığı için değil... Sezen’in neden böyle davrandığını düşünüyorsunuz? Etkileniyor mu? Kimlerden? İşte o haddime değil, bilemem. Sokağın tabelasının yere atılması ayıp değil mi? Öyle bir sokak ismi yok. Çakma. Var diyen, çıkarıp belediye meclis kararını göstersin. Bence o iktidar yalakası olabilecek bir kadın değil. Sizce öyle mi? O yüzden mi “Evet” dedi? Ya da menfaat mı elde etmek istedi? İşte bu ayıp. Asla böyle bir düşünce içinde olamaz. O kadar severim ki Sezen Aksu’yu, kendisi hakkında bu tür düşüncelerin oluşmasına sebep olduğu için çok kızıyorum ona... Annenizi bazen yazılarınıza sokuşturuyorsunuz. Benim çok hoşuma gidiyor. Onun da gidiyor mudur? Hoş kadındır çünkü. Dünyada, yanağında kaşıkçı elması gibi şark çıbanı taşıyan tek Giritli, benim anamdır. Üşenmezsem romanını yazacağım: Hanya’yı da Konya’yı da gördü Nadide. Karınız, herhangi bir yerde “Ben Yılmaz Özdil’in eşiyim” demiş midir? Demez, “LeBron James’in eşiyim” der. Şaka bir yana, asla bu tür şeyleri sevmez Hülya. Yılmaz Özdil’siniz diye indirim yapılsa, kabul eder misiniz? Etmem, hiç etmedim. Bazen istemediğim halde yapıyorlar, teşekkür için çiçek miçek gönderince daha pahalıya geliyor. Ne kadar maçosunuz? “Karıma yan bakana kafa atarım!” demiştiniz... Atarım. “Aman çok zarif beyefendi!” desinler diye, karımıza laf mı attıralım? Yazılarınızdaki incelik, hayattaki davranışlarınızda da gözlenir mi? Bence, “Yazı ince bir zekanın ürünü olsun, insanları etkilesin” diye çok uğraşıyorsunuz, çok da iyi yapıyorsunuz. Gündelik hayatınızda da böyle bir özeniniz var mı? Yok. Doktor Jekyll’ım ben. Gündelik hayatımda Mister Hyde oluyorum. Hava kararınca da, Karındeşen Jack’im. Delirtme insanı Ayşe! Siz bağırır çağırır mısınız kanalın ortasında? Azarlar mısınız insanları? Bağırırım. Örgü örelim diye maaş vermiyorlar bize, iş başarılı olmalı. Mide kanaması geçiren mesai arkadaşım çok. Ama bana kırgın veya küs olan mesai arkadaşım yok. İnsanları utandırır mısınız? Siz ne zaman utanırsınız? Yozlaşan toplumda, hala yüzü kızarabilen arkadaşları seçip, çalışmayı yeğleriz biz. Mesai arkadaşı seçiminde böyle tercihlerde bulunmasaydık, utanırdım. “Keşke öyle yapmasaydım” der misiniz sık sık? Hiç olmadı. Olursa, özür dilerim. Herkesin hayatta kendini beğendirmeye çalıştığı bir esas insan vardır. Sizin kim? Çabalar nafile. Busundur, beğenen beğenir, beğenmeyen beğenmez. Zaaflarınız neler? İşimi iyi yapmaya gayret etmek zaafımdır benim. Yoruyor insanı. Hayatından çalıyor. Kendinizden memnun olmadığınız yanlar... Gazeteci olmak istemezdim. Dinç Bilgin’e ihanet ettiğinizi düşünüyor musunuz? Öyle şeyler söyleniyor ortalıkta. O güya sizi okutmuş, eğitim masraflarınızı yüklenmiş, ama siz o zayıf durumdayken cezaevinden hastaneye çıktığında, fotoğraflarını yayınlamışsınız. Doğru mu? Babam, Dinç Bilgin’in yanında çalıştı, maaş aldı, o maaşla okudum. Personeline hakkını veren işveren, kutsaldır bizim aile için. Dinç Bilgin, Cem Uzan, Turgay Ciner patronlarımdı, şimdi Aydın Doğan patronum. Patronlarım bana işimi yapmam için maaş veriyor. Dinç Bilgin’in hastane fotoğrafı haberdi, kullandım. Babam olsaydı, gene kullanırdım. Sizi attırmak için uğraşmıyor mudur Başbakan? Başbakan sever beni. Valla mı? Valla. “Bu yazını basamayacağız Yılmazcım” dediklerinde ne dersiniz? “Siz bilirsiniz” derim. Ben yazarım, basar değilim. Basma kararı, yöneticime ait. Bak bu mevzu gelmişken anlatayım, gazete yöneticilerinin herhangi bir yazarı işe alma hakkı olduğu gibi, işten çıkarma hakkı da vardır, yazıyı basma hakkı olduğu gibi, basmama hakkı da vardır. Aksini iddia eden, geri zekalıdır. Ya da gitsin, kendisine matbaa kursun. Patronlar muhabire para vereceğine, yazarlara para vere vere, yazarların egosu patladı. Hiç okunmayan ama patronun vicdanını sömürüp, orada kalmayı başaran, “operadaki hayalet” gibi gazete koridorlarında dolaşan tipler var. Zincirlikuyu, “Ben gidersem burası batar!” diyenlerle dolu... Başucunuzda ne durur? Kitap. Cep telefonu. Bu aralar ne okuyorsunuz? John Lloyd-John Mitchinson, Şakir Eczacıbaşı, Adnan Nur Baykal, Andre Gide. Nokia.
'Psikolojik Rahatsızlık Başvuruları Nüfusun Yüzde 12'sine Ulaştı'
2013’te psikolojik kliniğe başvurular 9 milyon kişiyi aştı Türkiye’de psikolojik rahatsızlık şikâyetiyle sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısında patlama yaşandığı ortaya çıktı. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, bu şikâyetle sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısı son 5 yılda üç kattan da fazla artarak geçen yıl 9 milyon 163 bin 101 kişiye ulaştı. Türkiye nüfusu 77 milyon kabul edildiğinde ise sadece bir yılda psikolojik şikâyetlerle sağlık kuruluşlarına başvuranların oranı yüzde 12 olarak hesaplandı. Taraf'tan Adnan Keskin 'in haberine göre, bu konudaki rekor ise İstanbul ve Ankara’dan geldi. İstanbul’da 2009’da psikolojik rahatsızlık şikâyetiyle başvuranların sayısı 262 bin iken bu sayı beş yılda yaklaşık 6 kart arttı ve 1 milyon 500 bin sınırına dayandı, Ankara’daki artış ise altı katın da üzerine çıktı. Veriler, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu tarafından açıklandı. Bakan, CHP’li Sezgin Tanrıkulu’nun soru önergesine verdiği yanıtlarla bir anlamda Türkiye’nin ruh sağlığı haritasını da çıkarmış oldu. Beş yılda 3 kat artışBakanlık, yanıt yazısında illere ve vaka sayısına göre iki ayrı tabloya yer verdi. Bunlardan ‘İllere göre hasta sayıları’ başlıklı tabloda yer alan bilgilere göre, psikolojik şikâyetle başvuru sayısı son beş yılda üç kattan daha fazla arttı. Tabloya göre; bu sayı 2009’da 3 milyon 21 bin 361 idi. Bu sayı 2010’da 4 milyon 545 bin 666’ya, 2011’de 6 milyon 984 bin 923’e çıktı. 2012’de bu şikâyetle sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısı 7 milyon 906 bin 472’ye çıktı. Geçen yıl ise bu sayı 9 milyon 163 bin 101 kişiye ulaştı. Böylece, ilk kez bir yıl içinde bu şikâyetleriyle başvuranların sayısı ilk kez 10 milyon sınırına dayanmış oldu. Türkiye nüfusu 77 milyon kabul edildiğinde ise sadece bir yılda psikolojik şikâyetlerle sağlık kuruluşlarına başvuranların oranı yüzde 12 olarak hesaplandı. İstanbul'da duble rekorBakanlığın verileri, psikolojik rahatsızlıklar nedeniyle başvuranların illere göre dağılımında ilk dikkat çeken İstanbul oldu. İstanbul’daki başvuranların sayısı, Türkiye’deki genel artış oranının da iki katına çıktı. Psikolojik rahatsızlık şikâyetleri sayısındaki artışta Ankara ve İzmir de İstanbul’u aratmadı. Ankara’da bu sayı 2009’da 73 bin iken, yüzde 7’ye yakın artışla geçen yıl 487 bini geçti. İzmir’de psikolojik rahatsızlık şikâyetiyle başvuranların sayısı 2009’da 451 bin iken bu sayısı 2013’te 583 bini de geçti. Bu nedenle en az doktora giden kişiler ise Bayburt’ta. İstanbul'da duble rekorBakanlık ikinci olarak son beş yıla ilişkin antidepresan ve benzer özelliklerdeki ilaçların kutu bazında tüketimiyle ilgili istatistikleri verdi. Buna göre, bu ilaçların tüketiminde çok önemli düşüşler olmadığı gibi yer yer önemli artışlar oldu. Nüfus yoğunluğunun da etkisiyle bu tablodaki rekor yine İstanbul’un oldu. Buna göre İstanbul’da geçen yıl antidepresan vb.özellikte 6 milyon 523 bin kutu ilaç tüketildi. Bu sayı 2009’da 20 bin kutu daha azdı. En az antidepresan ilaç tüketimi 20 bin 14 kutu ile Hakkâri, 21 bin kutu ile Ardahan ve 22 bin kutu ile Tunceli’de oldu. T24
'AK Parti'den Ayrılıp Köşk'e Çıkarsam Siyasi Kimliğimi Geride Bırakmak Zorundayım'
'Güçlü bir liderseniz, siz gidince partiyi paylaşma süreci başlar'12. Cumhurbaşkanı olarak Köşk'e çıkan Başbakan Tayyip Erdoğan , 2007 yılında Hürriyet'e verdiği bir röportajda, 'Başbakan olarak kaldığınız zaman bir siyasi kimliğiniz var. AK Parti'den ayrılıp Çankaya’ya gittiğiniz zaman siyasi kimliğiniz geride kalmıştır. Siz artık devletin başı durumundasınız. Bunu korumak zorundasınız ki milletin birliği ve bütünlüğünü koruyabilesiniz' ifadelerini kullanmış. Erdoğan'ın gazeteye verdiği o günkü mülakatında bugün AKP'de yaşanan krize ışık tutabilecek 'Güçlü bir liderseniz, siz gidince partiyi paylaşma süreci başlar' sözlerini sarf ettiği de dikkat çekiyor. CHA Genel Müdürü, Zaman Gazetesi ve Today's Zaman köşe yazarı Abdülhamit Bilici , kişisel Twitter hesabından adresinden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Köşk'e çıkan cumhurbaşkanının partisiyle ilişkisinin nasıl olması gerektiği ile ilgili 2007 yılında Hürriyet gazetesine verdiği röportajda sarf ettiği sözlerini yayınladı. 'Çankaya'ya gittiğinizde siyasi kimliğiniz geride kalmıştır' Hürriyet'in 16 Nisan 2007 tarihli konuya ilişkin haberinde Erdoğan'ın 2007 yılında Almanya'ya giderken uçakta gazetecilerin sorularına verdiği yanıtlardan bazıları yer alıyor. Erdoğan'ın 'Yakın geçmişte iki parti lideri cumhurbaşkanı seçildi; ama parti kimliğini geride bırakamadı. Siz veya seçilecek AK Partili bırakabilecek misiniz?' sorusuna şu cevabı verdiği görülüyor: 'Mecbur. Başbakan olarak kaldığınız zaman bir siyasi kimliğiniz var. Buradan ayrılıp Çankaya’ya gittiğiniz zaman siyasi kimliğiniz geride kalmıştır. Siz artık devletin başı durumundasınız. Bunu korumak zorundasınız ki milletin birliği ve bütünlüğünü koruyabilesiniz. Siyasi kimliğinizi nerede saklarsınız? Hafıza kayıtlarında. Nerede gün ışığına çıkar? Seçim sandığında. Vatandaş olarak gidip oyunuzu kullanırsınız. Tabii oyunuzu aleni olarak (eliyle işaret ediyor) göstermeden' 'Siz gidince partiyi paylaşma süreci başlar' Ayrıca, haberde şu sorular ve cevaplar da bugün AKP'de yaşanan krize ışık tutabilecek bazı açıklamalarda dikkat çekiyor: Özal ve Demirel’den sonra partilerinde sıkıntı yaşandı, Ak Parti’de de yaşanır mı? Güçlü bir liderseniz, siz gidince partiyi paylaşma süreci başlar. Rahmetli Özal’da, ilk başta olmadı, ama sonra yaşandı. Özal, partiyi yeniden sahiplenmek isteyince olumsuzluklar yaşandı. DYP’de de aynısı oldu. Tansu Hanım partiyi güçlü tuttu. Demirel, Çankaya’ya çıkarken arkama bakmam dedi... Aslında olması gereken o. Olması gerekeni söyledi. Ben daha agresifini söylüyorum: Lider öldü, desinler. Yerine gelenin partiyi sahiplenip yerine götürmesi lazım.'
Reklam
Atatürk Orman Çiftliği'ndeki Yangının Nedeni Sabotaj mı?
Yangının, sigara izmariti ya da sabotaj nedeniyle çıkmış olabileceği ihtimali üzerinde duruluyorAnkara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanı Celil Sipahi, Atatürk Orman Çiftliği'nde (AOÇ) yangının, sigara izmariti ya da sabotaj nedeniyle çıkmış olabileceği kanaatinde bulunduklarını bildirdi. Yangın yeni Başbakanlık binasına 200-300 metre mesafede başlamıştı. Büyükşehir Belediyesinden yapılan yazılı açıklamaya göre, saat 11.18'de AOÇ'de otluk alanda çıkan yangın, büyümeden kontrol altına alındı. İtfaiye Dairesi Başkanı Sipahi, ekiplerin yangına kısa sürede müdahale ettiğini belirtti. 3,5 dönümün zarar görmesine neden olan yangının büyümeden kontrol altına alındığını ifade eden Sipahi, 'Yangında ağaçlar çok fazla zarar görmedi ancak bazı ağaçların kabuk kısımlarında hasar meydana geldi' bilgisini verdi. Ot yangınının yeni yapılan Başbakanlık binasına 200-300 metre mesafede bulunduğuna işaret eden Sipahi, yangının sigara izmariti ya da sabotaj nedeniyle çıkmış olabileceği kanaatinde bulunduklarını kaydetti. AOÇ'de yapımı devam eden yeni Başbakanlık binasının karşısındaki ormanlık alanda yangın çıktı. Yangına çevre ilçelerden de gelen çok sayıda itfaiye ekibi müdahale etti. Yangın nedeniyle bölgede yoğun duman yükselirken, itfaiye yangının yayılmaması için kuru otların bulunduğu bölgeye de su sıkıldı. Orman genel müdürlüğünden ekipler de yangın söndürme çalışmalarına katıldı. Yangın yaklaşık bir saatlik çalışmanın ardından kontrol altına alındı.T24
Reklam
Meteoroloji'den Yağış ve Hortum Uyarısı
Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü ve AKOM, Marmara'nın kuzey bölgesinde şiddetli yağışın etkili olacağını duyurdu. Yapılan yazılı açıklamada, vatandaşlar su baskınları ve hortuma karşı uyarıldı. Meteoroloji biriminin değerlendirmelerine göre İstanbul'un batı kesimleri, Balkanlar üzerinden gelen serin ve yağışlı havanın etkisi altına girdi. Yağışların 16.00 ve 17.00 gibi etkili olması bekleniyor. Yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi: 'Marmara bölge Salı sabahına kadar kuvvetli gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; İstanbul başta olmak üzere Kocaeli, Sakarya, Yalova, Bursa, Kırklareli ve Tekirdağ çevrelerinde yerel olarak kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgarın poyraz ve karayel yönlerinden kuvvetlice, yağış anında hamle yaparak fırtına şeklinde esmesi (30-70 km/saat) beklenirken, yağışla birlikte yıldırım, şimşek, dolu, ve hortum oluşma ihtimali var. Yaz yağmurları kısa zaman diliminde (7-15 dakika) şiddetli düştüğünden anında akışa geçmekte ve yollarda göllenmelere, kod seviyesinin altında kalan kesimlerde ise su baskınlarına neden olmaktadır. Yağışların saat 16.00-17.00 dan itibaren etkili olması bekleniyor. Meteoroloji'den yapılan uyarı doğrultusunda AKOM alarma geçerek tüm birim yetkililerini toplandı. Anaarterler ve yollarda mazgal temizleme, kanal açma çalışmaları yapıldı, yaprak ve poşetlerden tıkanan yağmur suyu kanalları temizlendi. Muhtemel su baskını olabilecek alt geçit ve yollarda tedbirler alındı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye, Yol Bakım ve Onarım Daire Başkanlığı, İSKİ, Park Bahçeler,Atık Yönetimi Müdürlü ekipleri 2.150 personel, 1.020 araç olumsuzluklara karşı hazır bekletiliyor.' Zaman
Reklam
Fiyat İndiriyorum Diye Bizi Kandıran 18 Yer
İndirim kelimesini görünce mutlu oluyorsun değil mi sayın okur? Ben de, ama dur bu bir tuzak olabilir. Rakamlara yakından bakınca aslında indirim değil bindirim olduğunu görüyorsun. Türkiye'den ve dünyadan  'indirim' deyip bizi can evimizden vurup kandıranları listeledim.
Ankara'da Suriyelilerin Kaldığı 3 Evde Yangın
Polis, Suriyelilerin kaldığı evlerdeki yangınların kundaklama sonucu çıkmış olabileceği üzerinde duruyorAnkara’da İsmet Paşa Mahallesi'ndeki 3 farklı evde çıkan yangın itfaiye ekiplerince söndürüldü. Emniyet güçleri, Suriyelilerin kaldığı evlerdeki yangınların çıkış nedeniyle ilgili kundaklama şüphesi üzerinde duruyor. Radikal’de yer alan habere göre, İsmet Paşa Mahallesi Akşehir ile Bayır sokaklarda bulunan üç ayrı evde, henüz belirlenemeyen bir nedenle peş peşe yangınlar çıktı. Çevredekilerin haber vermesiyle olay yerine gelen Ankara Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri, yangınlara müdahale etti. Suriyelilerin kaldığı evlerdeki yangınlar kısa süreden söndürülürken, emniyet güçlerinin, kundaklama şüphesi üzerinde durduğu öğrenildi. Başta Gaziantep, Kahramanmaraş ve Adana olmak üzere Suriyelilerin yoğun olarak yaşadığı illerde Suriyelilere yönelik saldırılar son günlerde büyük artış gösterdi.T24
Reklam
THY Uçağında Kriz Yaratan Piercing Rekortmeni Dubai'ye Alınmadı
Vücudundaki yüzlerce piercing dolayısıyla İstanbul-Dubai seferini yapan THY uçağında, yolcuların Buchholz’un beraberinde oturmak istemedikleri ve bu nedenle uçağın bir saat rötar yapmış olduğu iddia edilmişti. İlginç olayda yeni bir gelişme yaşandı. Associated Press ajansının yaptığı habere göre , Dubaili sorumlular Buchholz’u sınırdan içeri almadı. Vücudundaki 453 adet piercing ile Guinnes Rekorlar Kitabı’na giren Buchholz’un Dubai’ye bir gece kulübünde gerçekleştireceği gösteri için gelmekde olduğu ancak emniyet gerekçeleri dolayısıyla şehre alınmadığı açıklandı.Hürriyet/Arcaajans
PKK Mezarlığındaki Heykele Suç Duyurusu
DİYARBAKIR'ın Lice İlçesi Yolaçtı Köyü'nde geçen yıl kurulan PKK mezarlığına dikilen Mahsum Korkmaz'ın heykeli ile ilgili Diyarbakır Valiliği tarafından suç duyurusunda bulunulduDiyarbakır Valiliği tarafından bugün akşam saatlerinde PKK mezarlığına Mahsum Korkmaz'ın heykelinin dikilmesi ile ilgili yapılan yazılı açıklamada şöyle denildi:'Son günlerde bazı basın yayın organlarında Lice ilçesi Yolçatı Köyü'ndeki sözde şehitlikte, bölücü terör örgütünün eylemlerine başlamasının yıl dönümünden dolayı bir terör örgütü üyesinin heykeli dikildiği yönünde haberler yer almıştır. Valiliğimizce daha önceki dönemlerde sözde şehitliğin kaldırılması yönünde başta ilçe kaymakamlığı, Jandarma komutanlığı ve Orman İşletme Müdürlüğü olmak üzere ilgili kurumlara gerekli talimatlar verilmiştir. Yapılan işlemler sonucunda sözde şehitliğin kaldırılması konusu yargıya intikal etmiş ve yargı konusu olmuştur. Anılan son olayla ilgili olarak da ilgili kurumlara gerekli talimatlar verilmiştir. Dikilen heykel ile ilgili olarak Valiliğimizce suç duyurusunda bulunulmuştur. Ayrıca konu ile ilgili sorumluluğu olan şahıslar hakkında gerekli işlemlerin yapılması için süreç başlatılmıştır. Konu Valiliğimizce ve ilgili diğer kurumlar tarafından hassasiyetle takip edilecek ve sonucu hakkında kamuoyu en kısa zamanda bilgilendirilecektir.' Heykelin önceki gün yapılan açılış törenine, HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, DBP Eş Genel Başkanları Emine Ayna ile Kamuran Yüksek ile birlikte binlerce kişi katılmıştıDHA
Reklam
İstanbul'un Nüfusu 130 Ülkeyi Geçti
Cumhuriyetin ilk yıllarında 1927 sayım yılında 806 bin 863 kişi olarak açıklanan İstanbul'un nüfusu, 2013 sonu itibarıyla 14 milyon 160 bin 467 kişiye ulaşarak mega kente dönüştü.AA muhabirinin Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden yaptığı hesaplamalara göre, 76,6 milyonluk Türkiye'nin yüzde 18,4'ünü İstanbul'un nüfusu oluşturuyor. Başka bir deyişle ülkedeki her 100 kişiden 18,4'ü İstanbul'da ikamet ediyor. Nüfusuyla Küba, Belçika, Yunanistan, Macaristan, Tunus, Portekiz, Çek Cumhuriyeti, BAE, İsveç, Beyaz Rusya, İsviçre, Avusturya'nın da aralarında bulunduğu 130 ülkeyi geride bırakan İstanbul, son 5 yılda nüfusuna 1 milyon 245 bin 309 kişi ekledi. Kilometrekareye düşen 2 bin 275 kişi ile aynı zamanda Türkiye nüfusunun en yoğun olduğu kent olan İstanbul nüfusuyla yaklaşık 3 Ankara, 6,5 Antalya ve 187 Bayburt ediyor. Nüfus artışı durmayan ve 2009-2013 döneminde yıllık ortalama 249 bin kişi artan İstanbul'un nüfusuna her 4 ayda bir Bayburt, her 6 ayda bir Giresun ve her yıl da bir Karaman eklendi. Cumhuriyetin 100. yılında 16,5 milyon olması bekleniyor Resmi istatistik rakamlarına göre cumhuriyetin ilk yıllarında 1927 sayım yılında 806 bin 863 kişi olarak açıklanan İstanbul nüfusu, 1945 yılında 1 milyonu aştı. 1950 yılında 1 milyon 166 bin 477 kişi olarak belirlenen nüfus, 1960 yılında 1 milyon 882 bin 92 kişi, 1965 yılında 2 milyon 293 bin 823 kişi, 1970 yılında 3 milyon 19 bin 32 kişi, 1980 yılında 4 milyon 741 bin 890 kişi, 1985 yılında 5 milyon 842 bin 985, 1990 yılında 7 milyon 309 bin 190 kişi, 2000 yılında da 10 milyon 18 bin 735 kişiye ulaştı. TÜİK projeksiyonlarına göre İstanbul'un nüfusunun 2015 yılında yaklaşık 14,6 milyon, 2020 yılında 15,8 milyon, 2023 yılında da 16,5 milyon kişiyi aşması bekleniyor. İstanbul'un 14 milyon 160 bin 467 kişilik nüfusuyla geride bıraktığı ülkeler ise şöyle: 'Senegal (13,6 milyon), Zambiya (13,1 milyon), Zimbabve (13 milyon), Çad (12,8 milyon), Güney Sudan (11,3 milyon), Küba (11,2 milyon), Belçika (11,2 milyon), Gine (10,8 milyon), Yunanistan (10,8 milyon), Tunus (10,8 milyon), Portekiz (10,6 milyon), Ruanda (10,5 milyon), Çek Cumhuriyeti (10,5 milyon), Somali (10,5 milyon), Haiti (10,4 milyon), Benin (10,3 milyon), Burundi (10,2 milyon), Bolivya (10 milyon), Macaristan (9,9 milyon), İsveç (9,6 milyon), Belarus (9,5 milyon), Dominik Cumhuriyeti (9,4 milyon), Azerbaycan (9,2 milyon), Avusturya (8,5 milyon), Honduras (8,4 milyon), Birleşik Arap Emirlikleri (8,3 milyon), İsviçre (8 milyon), İsrail (8 milyon), Tacikistan (8 milyon), Bulgaristan (7,3 milyon), Sırbistan (7,2 milyon), Hong Kong (7,2 milyon), Papua Yeni Gine (7 milyon), Paraguay (6,7 milyon), Laos (6,6 milyon), Ürdün (6,5 milyon), Eritre (6,3 milyon), Libya (6,2 milyon), Togo (6,2 milyon), Sierra Leone (6,2 milyon), El Salvador (6,2 milyon), Nikaragua (6,1 milyon), Danimarka (5,6 milyon), Kırgızistan (5,6 milyon), Finlandiya (5,4 milyon), Slovakya (5,4 milyon), Singapur (5,3 milyon), Türkmenistan (5,2 milyon), Norveç (5,1 milyon), Lübnan (4,8 milyon), Kosta Rika (4,7 milyon), Orta Afrika Cumhuriyeti (4,6 milyon), İrlanda (4,6 milyon), Gürcistan (4,5 milyon), Yeni Zelanda (4,5 milyon), Kongo Cumhuriyeti (4,4 milyon), Filistin (4,4 milyon), Liberya (4,3 milyon), Hırvatistan (4,3 milyon), Bosna Hersek (3,8 milyon), Umman (3,8 milyon), Porto Riko (3,7 milyon), Kuveyt (3,6 milyon), Moldova (3,6 milyon), Moritanya (3,5 milyon), Panama (3,4 milyon), Uruguay (3,3 milyon), Ermenistan (3 milyon), Litvanya (3 milyon), Arnavutluk (2,8 milyon), Moğolistan (2,8 milyon), Jamaika (2,7 milyon), Namibya (2,1 milyon), Lesoto (2,1 milyon), Slovenya (2,1 milyon), Katar (2,1 milyon), Makedonya (2,1 milyon), Botsvana (2 milyon), Letonya (2 milyon), Gambiya (1,8 milyon), Gine Bissau (1,7 milyon), Gabon (1,7 milyon), Ekvator Ginesi (1,6 milyon), Togo (1,3 milyon), Estonya (1,3 milyon), Mauritius (1,3 milyon), Svaziland (1,2 milyon), Bahreyn (1,2 milyon), Doğu Timor (1,1 milyon), Cibuti (865 bin), Kıbrıs (862 bin), Fiji (858 bin), Reunion (821 bin), Guyana (785 bin), Bhutan (737 bin), Komorlar (724 bin), Karadağ (620 bin), Makao (582 bin), Batı Sahra (567 bin), Solomon Adaları (561 bin), Lüksemburg (537 bin), Surinam (534 bin), Yeşil Burun Adaları (492 bin), Malta (416 bin), Guadeloupe (403 bin), Martinique (394 bin), Brunei (393 bin), Bahamalar (351 bin), İzlanda (324 bin), Maldivler (317 bin), Belize (313 bin), Barbados (274 bin), Fransız Polinezyası (268 bin), Vanuatu (265 bin), Yeni Kaledonya (259 bin), Fransız Guyanası (229 bin), Mayotte (213 bin), Samoa (188 bin), Sao Tome ve Principe (187 bin), Saint Lucia (167 bin), Guam (159 bin), Curaçao (151 bin), Kiribati (106 bin), Seyşeller (91 bin), Antigua ve Barbuda (86 bin), Man Adası (85 bin), Andorra (76 bin), Dominika (71 bin), Bermuda (64 bin), Guernsey (63 bin), Oransal olarak en fazla Antalya'nın nüfusu arttı 2009-2013 dönemine bakıldığında, oransal olarak yüzde 12,42 ile en fazla Antalya'nın nüfusu arttı. 2009 yılında 1 milyon 919 bin 729 kişi nüfusu bulunan Antalya, 5 yılda 238 bin 536 kişi artarak 2013 sonunda 2 milyon 158 bin 265 kişiye ulaştı. Söz konusu dönemde nüfusu en fazla artan ikinci il yüzde 11,66 ile Şanlıurfa oldu. 2009 yılında 1 milyon 613 bin 737 nüfusu bulunan kent 2013 sonunda 1 milyon 801 bin 980 kişiye yükseldi. Aynı dönemde, Tekirdağ'ın nüfusu yüzde 11,63, Gaziantep'in nüfusu yüzde 11,53, Şırnak'ın nüfusu yüzde 10,41, Kocaeli'nin nüfusu da yüzde 10,10 artış gösterdi. Başkent Ankara ise 5 yıllık sürede 394 bin 281 kişi artış gösterdi. 2009 yılında 4 milyon 650 bin 802 kişi olan Ankara, 2013 sonunda 5 milyon 45 bin 83 kişiye ulaştı. 12 ilin nüfusu düştü 2009-2013 döneminde 12 ilin nüfusunda azalma görüldü. Nüfusu azalan illerin başında Yozgat geldi. 2009 yılında 487 bin 365 kişinin Yozgat'ın nüfusu 5 yıllık dönemde yüzde 8,85 azalarak 2013 sonunda 444 bin 211'e geriledi. Aynı dönemde Ardahan'ın nüfusu yüzde 4,98, Tokat'ın nüfusu yüzde 4,12, Zonguldak'ın nüfusu yüzde 2,94, Kırıkkale'nin nüfusu yüzde 2,19, Kars'ın nüfusu yüzde 1,84, Çorum'un nüfusu yüzde 1,59, Sivas'ın nüfusu yüzde 1,50, Erzurum'un nüfusu yüzde 0,96, Trabzon'un nüfusu yüzde 0,90, Isparta'nın nüfusu yüzde 0,71, Amasya'nın nüfusu da yüzde 0,70 azaldı. AA
İDO Seferleri İptal
İDO'dan yapılan açıklamaya göre bazı feribot ve dış hat deniz otobüsü seferlerinin iptal edildiği bildirildi. İptal edilen seferler şunlar: 19:10 Bostanci - Yenikapi - Çinarcik - Esenköy Deniz Otobüsü 19:10 Kadikoy-Yenikapi-Bursa Deniz Otobüsü 19:15 Bursa-Yenikapi-Kadiköy Deniz Otobüsü 19:45 Bostanci - Yenikapi - Çinarcik Deniz Otobüsü 21:00 Çinarcik - Yenikapi - Bostanci Deniz Otobüsü 21:25 Kadikoy-Yenikapi-Bursa Deniz Otobüsü 21:30 Çinarcik - Yenikapi - Bostanci Deniz Otobüsü 21:40 Esenköy - Çinarcik - Yenikapi - Bostanci Deniz Otobüsü DHA
IŞİD'den Ölüm Listesi
IŞİD, ölümle tehdit ettiği 70'den fazla muhalifin listesini açıkladı. Örgüt listeye gerekçe olarak, hilafete karşı olmak, dinden çıkmak gibi nedenleri gösterdi. Terör örgütü Irak Şam İslam Devleti (IŞİD), ölümle tehdit ettiği 70'den fazla Suriyeli muhalifin listesi açıklayarak muhalif lider, sanatçı ve entellektüelleri tehdit etti. Suriye 'nin doğusundaki Er-Rakka kentindeki IŞİD'in İslam Hukuku Komitesi üyesi Ebu Ayşe el-Cezravi imzasıyla yayınlanan yazılı açıklamada, 'mürted (dinden çıkmış), ajan ve Hilafete karşı olmak' ile suçladığı, aralarında siyasetçi, gazeteci, eski milletvekili ve sanatçıların da bulunduğu 70'den fazla Suriyeli muhalifin listesini yayınladıklarını belirtti. İSLAMİ ÖRGÜTLER DE VAR Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu'nun (SMDK) üyeleri, Suriye Müslüman Alimler Birliği mensubu İslam alimleri, SMDK dışında yer alan Birleşik İslami Cephe'ye destek veren bağımsız aydınlar ve Suriyeli aktivistlerin bölgesel ve uluslararası çeşitli istihbarat örgütleri için çalıştıklarını iddia eden Cezravi, açıklamasında, Suriyeli muhaliflerin örgüt aleyhine propaganda yaptığı ve öldürülmeleri gerektiğini iddia etti. Açıklamada IŞİD'e karşı olan tüm Suriyelilerin 'mürted oldukları' ileri sürülerek Suriyeli muhaliflerin öldürüleceği tehdidinde bulunuldu. Suriye'nin İdlib, Rakka ve Halep kırsalında varlık gösteren IŞİD, Rakka ve Deyr'uz-Zor kent merkezlerini kontrol ediyor. Örgüt, Halep kırsalında İslami Cephe adlı muhalif grupla çatışıyor. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'nden (SOHR) yapılan açıklamada, IŞİD militanlarının kontrollerindeki Deyr'uz-Zor kırsalındaki eş-Şuaytat, Granic, Ebu Hammam, El-Keşkiyye beldelerinde son iki haftada eş-Şuaytat aşiretine mensup çoğu sivil en az 700 kişiyi 'örgüte itaat etmedikleri için mürted oldukları' gerekçesiyle öldürdüğü ifade edilmişti.  AA
Donestk'teki İstanbul Ahat Camii'ne Havan Topu İsabet Etti
Ukrayna'nın doğusundaki Donetsk bölgesinde, Ukrayna ordusu ile Rusya yanlısı ayrılıkçılar arasında yaşanan çatışmalar sırasında İstanbul Ahat Camii'ne havan topu mermisinin isabet ettiği bildirildi. Donetsk Uluslararası Havalimanı civarındaki bir mahallede yer alan ve 1999 yılında ibadete açılan caminin kubbesine isabet eden havan topu mermisi kubbeyi delerek ana mahfilde patladı. Camide hasarın meydana geldiği olayda, ölen ya da yaralanan olmadı. Çatışmaların yoğunlaştığı haziran ayından bu yana ibadete kapalı olan İstanbul Ahad Camii, Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Donetsk'te yapılan ilk cami olma özelliği taşıyor. Tatar asıllı iş adamı Ahad Bragin tarafından yaptırılan ve 1995'te ölümünün ardından hayırsever iş adamının isminin verildiği cami aynı zamanda Ukrayna İslam Üniversitesi'ne ait eğitim kurumlarını bünyesinde barındırıyor.AA
Reklam