onedio
İngiltere Basını Premier Lig Düzeyinde 5 Süper Lig Oyuncusunu Seçti
İngiltere'nin Mirror gazetesi Türkiye'den seçtiği 5 oyuncuyu Premier Ligi'nde yer alabilecek oyuncular olarak değerlendirdi.İngiliz medyası Türkiye'den beş 'lokum' seçti. İngiltere'nin Mirror gazetesi Hollandalı futbolcu gözlemcisi Paul Sarahs'in raporunu haberleştirdi. Habere göre Türkiye'den İngiltere'ye gelebilecek 5 oyuncunun analizi yapıldı. Sarahs için bu oyuncular Caner Erkin, Alper Potuk, Mehmet Topal, Bruma ve Sneijder. 'Takımının Türkiye'den trasnfer etmesi gereken 5 oyuncu' başlıklı haberin metni şu şekilde: Süper Lig'den her ne kadar birkaç yıldız kaysa da hala tecrübeli ya da genç yıldızların bolca bulunduğu bir lig. Son olarak Salih Uçan Roma'nın yolunu tutarken, Beşiktaşı Fernendes de Spartak Moskova'nın oyuncusu oldu. Didier Drogba da 18 aylık Galatasaray macerasının ardından Chelsea'yle anlaştı. Şimdi sayacağımız beş oyuncu da diğerlerini takip ederek Süper Lig'den ayrılabilir hatta Premier Lig'in oyuncusu olabilir. Caner Erkin / Fenerbahçe - Sol bek, Sol kanat (25) Taktiksel anlamda çok yönlü olan Caner harika bir sol ayağa sahip. Gerek savunmada gerekse orta sahada geçen sene müthiş bir oyun çıkardı ve şampiyonluğu kazanan takımda Ersun Yanal'ın değişmezi oldu. Önceki sezonun yıldızlarından Hasan Ali Kaldırım'ı kulübeden çıkartmadı. Caner Premier Lig'e gelse birkaç aya çok iyi uyum sağlayabilir. Süper Lig'de yılın oyuncusu ödülü verilmiyor ama böyle bir ünvanı tartışmasız alacak birkaç oyuncudan biri o. Her ne kadar Inter ve Liverpool onunla ilgilense de o kulübüyle sözleşme yeniledi. Hangi takımın ihtiyacı Liverpool / Arsenal Mehmet Topal / Fenerbahçe - Defansif orta saha (28) Valencia'nın eski oyuncusu Mehmet Topal'ın takma adı 'örümcek'. Çünkü o savunmada yaptığı müdahalelerde rakibe faul yapmadan topu kapmayı başarıyor. Onun için Fenerbahçe'nin omurgası demek yanlış olmaz hem savunma hem de orta saha Mehmet Topal'a göre şekilleniyor. Bulunduğu pozisyona göre Süper Lig'in en iyisi. Mehmet'in hız sorununu çözmesi ona çok daha büyük artı sağlar ama yine de Premier Lig takımlarının ayarında bir futbolcu. Hangi takımın ihtiyacı Liverpool / Manchester United Alper Potuk / Fenerbahçe - Orta saha (23) Alper muazzam bir dinamizme sahip. Orta sahanın merkezinde yer alsa da zaman zaman golcülük yeteneğini konuşturuyor. Geçen sezon öncesinde Eskişehir'den ayrılırken onun için Galatasaray ve Fenerbahçe mücadele etmişti. Alper tercihini Kentlerin Kraliçesi olan İstanbul'un Anadolu yakasından yana kullandı. Süper Lig'in fiziksel anlamda zorluğu futbolcuları Premier Lig'e hazırlayan bir etken. Alper'de de bu yetenek var. Hangi takımın ihtiyacı Southampton, Tottenham Hotspurs, Swansea Bruma / Galatasaray - Kanat (19) Geçen sene dizinden yaşadığı sakatlık yüzünden yeni yeni form tutsa da Bruma çok özel bir yetenek. Hızının yanında top kontrolü üst düzeyde olmasıyla savunmayı çok rahat oyundan düşürebilecek bir oyuncu. Balanta'nın dışında Premier Lig'den Podolski'yi gündemine alan Galatasaray için Bruma'nın satılması gündeme gelirse çok önemli bir transfer kozu da olabilir. Hangi takımın ihtiyacı Newcastle, Sunderland, Aston Villa Wesley Sneijder / Galatasaray - Ofansif orta saha (30) Sneijder ne kadar yetenekli ve dünya klasında bir oyuncu olduğunu son dünya kupasında bir kez daha gösterdi. Yaz boyunca adı Manchester United'la anılan oyuncuyu Galatasaray İstanbul'da tutmak için çok çalıştı.eurosport
Hasan Ferit Gedik Davasının İlk Duruşması Başlamadan Bitti
Hasan Ferit Gedik'in ölümü çok sayıda kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan Gülsuyu olaylarına ilişkin davanın ilk duruşmasını mahkeme güvenliğin sağlanamadığı gerekçesiyle yapmadı ve 4 Eylül 2014 günü saat 10.00'a erteledi. CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur Twitter'dan 'Uyuşturucu çetesi sanıkları mahkeme salonunda ya Allah bismillah diye üzerimize saldırdı' açıklamasında bulundu. Maltepe Gülsuyu'nda geçtiğimiz yıl Eylül ayında Hasan Ferit Gedik'in hayatını kaybettiği ve çok sayıda kişinin da yaralanmasıyla sonuçlanan olaylara ilişkin görülecek dava öncesinde adliyede geniş güvenlik önlemleri alındı. Kartal'daki Anadolu Adalet Sarayı 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek ilk duruşma öncesi güvenlik nedeniyle adliyenin B bloğunda bulunan açık otopark, araç girişine kapatıldı. Araçlar diğer bloklarda bulunan otoparklara yönlendirildi.GENİŞ GÜVENLİK ÖNLEMİ Öte yandan adliyenin giriş kapısı, demir barikatlerle çevrildi. Çok sayıda TOMA aracı ve çevik kuvvet otobüsünün de bulunduğu adliye bahçesinde çok sayıda çevik kuvvet polisi de bekliyor. İtfaiye arabası ve ambulansın da hazır bulunduğu adliye bahçesinde geniş güvenlik önlemi alındı. GÜLSUYU KÖPRÜSÜNDE DE ÖNLEM Bu sırada davayı takip edecek olan insanların Gülsuyu Köprüsü'nden adliyeye yürüyeceği bilgisi üzerine Gülsuyu köprü girişinde polis ekipleri, çevik kuvvet, TOMA ve zırhlı araçlarla geniş güvenlik alındı. 311 SAYFALIK İDDİANAME HAZILANDI 311 sayfalık iddianamede 'Kasten yaralama', 'Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve üye olma', 'Nitelikli yağma', 'Kasten öldürmeye teşebbüs', 'Nitelikli yağma' gibi suçlardan, 11 yıl ile 269 yıl arasında değişen hapis ve müebbet hapis cezası istemiyle yargılanacak 35 sanık bulunuyor. GÜLSUYU'NDA GERGİNLİK Maltepe Gülsuyu'nda Hasan Ferit Gedik'in ölümüyle sonuçlanan olaylarla ilgili duruşmanın görüleceği Anadolu Adalet Sarayı'na yürüyerek gitmek isteyen grup ile güvenlik önlemi alan polis arasında kısa süreli gerginlik yaşandı. Anne Nuray Gedik'in de aralarında bulunduğu grup ile yolu kesen polis ekipleri arasında kısa süreli tartışma çıktı. Grup pankart ve dövizlerle yolda oturma eylemi yaptı. Polis ekipleri geniş güvenlik önlemi aldı. Bir polis helikopteri de Maltepe üzerinde uçtu. Bu arada çevredeki bazı esnafın da kepenk kapattığı görüldü. Yapılan görüşmeler sonrasında yürüyerek adliyeye gitmeye izin alamayan grup, otobüs ve otomobillere binerek adliyeye gitti. GÜLSUYU OLAYLARI DAVASI BAŞLAMADAN İPTAL EDİLDİ Maltepe Gülsuyu'nda geçtiğimiz yıl Eylül ayında Hasan Ferit Gedik'in hayatını kaybettiği ve çok sayıda kişinin da yaralanmasıyla sonuçlanan olaylara ilişkin görülecek davanın ilk duruşması güvenlik sağlanamadığı gerekçesiyle yapılamadı DURUŞMA SALONUNDA ARBEDE TUTANAĞA YANSIDI Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya 5'i başka suçtan tutuklu 22 tutuklu sanık getirildi ancak gerek duruşma salonu gerekse salon önünde yaşanan olaylar nedeniyle duruşma başlamadı. Mahkeme heyeti, duruşma salonunda yaşanan olayları tutuklara şu ifadelerle geçirdi; 'Duruşma salonunun fiziki koşulları itibariyle tarafların yoğunluğu da dikkate alınarak tutuklu sanıklar alındıktan sonra tutuksuz sanıklar, mağdur taraf ve taraf vekilleri alınarak daha sonra fiziki koşulların elverdiği ölçüde izleyicilerin içeri alınması düşünülerek mağdurlar ve vekiller içeriye alındığı sırada sonradan milletvekilleri olduklarını beyan eden Mahmut Tanal, İlhan Cihaner ve Hüseyin Aygün güvenlik görevlilerine muhalefet ederek duruşma salonuna girip oturdukları sırada mahkeme heyeti tarafından sanıkların hemen yanına oturamayacakları, sanıklardan ayrılmaları gerektiği söylenmesi üzerine Mahmut Tanal'ın ayağa kalkarak 'Ben milletvekiliyim. Aynı zamanda avukatım. Duruşmayı izlemek için geldik. Sanıkların avukatlarının yanında oturmaları gerekir. Buraya oturmamız istenmiyorsa bize yer gösterin' şeklinde sözler söylemesi üzerine ön sırada oturan tutuklu sanıkların ayağa kaltıkları, sanıklardan birinin konuşan milletvekiline hitaben 'Biz sizin burada olmanızı istemiyoruz. Siz terör örgütünü savunuyorsunuz' şeklinde sözler söylemesi üzerine tüm tutuklu sanıklar ayağa kalkarak mağdurlara ve arka sırada bulunan milletvekillerine doğru saldırmaya çalışmaları üzerine salonda bulunan güvenlik görevlileri ve jandarma tarafından müdahale edildi. Duruşma salonunda bulunan mağdur sırasında oturan kişilere tekme ve yumruklarla sanıklar tarafından darpta bulunuldu. Aynı zamanda müdahale etmeye çalışan güvenlik görevlilerine de mukavemet edilmesi üzerine mahkeme heyetinin güvenli bulunmadığından celse açılarak duruşmaya devam edilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından heyet olarak duruşma salonun boşaltılması talimatı verilerek ve tutuklu sanıkların durumlarını dosya üzerinden değerlendirilmek üzere duruşma salonundan çıkıldı' DURUŞMA ERTELENDİ Mahkeme ara kararında ise duruşma yapılmak üzere duruşma salonunda tarafların içeriye alınması sırasında meydana gelen olaylar nedeniyle güvenlik sağlanamadığından duruşmanın yapılamadığını belirtti. Mahkeme, davanın 17 tutuklu sanığın üzerine atılı suçun niteliği, mevcut delil durumu ve kaçma şüphesinin bulunduğu gerekçesiyle tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Duruşma 4 Eylül 2014 günü saat 10.00'a ertelendi. ARBEDE YAŞANDI Kartal'daki Anadolu Adalet Sarayı 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 10.00'da görülecek ilk duruşma öncesi adliyenin B blok -3. katında yoğun güvenlik önlemleri alındı. Mahkeme heyetinin hazır olmasının ardından tutuklu sanıklar duruşma salonuna alındı. Tutuksuz sanıkların da duruşma salonunda hazır edilmesinin ardından taraf avukatları da içeri girmek istedi. Duruşma salonu kapısı önünde özel güvenlik engeliyle karşılaşan avukatlar içeri girmek isteyince arbede yaşandı.  Hasan Ferit Gedik'in annesi Nuray Gedik'in de duruşma salonuna alınmaması nedeniyle sinir krizi geçirdiği duruşma öncesi mahkemenin olduğu koridorda çevik kuvvet ekipleri, özel güvenlik ve davanın takipçileri arasında arbede yaşandı. Duruşmanın olduğu -3. kata giriş ve çıkışlar iptal edildi.  Hasan Ferit Gedik'in ölümü çok sayıda kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan Gülsuyu olaylarına ilişkin davanın yapılamayan ilk duruşması sonrası Gedik'in ailesi, avukatları ve CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, adliye çıkışında basın açıklaması yaptı.  Basın açıklamasının yapılacağı sırada kısa süreli gerginlik yaşandı. Adliye önünde Gedik ailesine destek olmak için toplanan bir grubun içinden, polislere pet şişe atılması üzerine CHP'li Tanal, grubun yanına gitti. Tanal, gruptakilere hiçbir şey atılmaması için ricada bulundu.  35 SANIKLI DAVA 311 sayfalık iddianamede 'Kasten yaralama', 'Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve üye olma', 'Nitelikli yağma', 'Kasten öldürmeye teşebbüs', 'Nitelikli yağma' gibi suçlardan, 11 yıl ile 269 yıl arasında değişen hapis ve müebbet hapis cezası istemiyle yargılanacak 35 sanık bulunuyor. Arzu KAYA - Cengiz ÇOBAN- Arzu KAYA- İSTANBUL, DHA
Süleyman Seba İle Birlikte Tarihe Gömülen 5 Kavram
Cümleye 'şu veya bu takımlı biri olarak diye başlamak' bile acıma saygısızlık gibi geliyor. Bir insan olarak hiç görmediğim ama örnek aldığım amcamı kaybetmiş gibiyim. Çoğumuz benzer hislerle aldık belki de haberi. Hepimizin aklında sadece 'ne iyi adamdı be' diye bir ah kaldı. Biz başarıya odaklı, endüstrileşmiş, ikincilerin hatta birincilerin bile kovulduğu bir sektörün sevdalıları; Lefter, Metin Oktay, Baba Hakkı gibi veya Selçuk Yula gibi 'iyi' insanları çok tanıyamadan kaybetmenin mağdurlarıyız. Futbol efendiliğin son kalesini kaybetti, insanlıksa onunla birlikte bazı kavramları yitirdi. Ama sözleri hayat tarzı daima onu EFSANE BAŞKAN olarak hafızalarda yaşatacak.
Reklam
Reklam
Sneijder'in Koşu ve Sprint Değerleri Süper
Hollanda Milli Takımı'yla 2014 FIFA Dünya Kupası'nda mücadele eden Galatasaraylı futbolcu Wesley Sneijder, iznini tamamlayarak antrenmanlara başladı. Teknik direktör Cesare Prandelli'nin ekibinde kondisyoner olarak görev yapan Giambattista Venturati, Sneijder'i teste soktu. Futbolcuların kan değerlerine göre idman tempolarını ayarlayan Venturati, Prandelli'ye rapor veriyor.Sneijder'in genel koşu ve sprint değerlerinin normal çıktığı, Venturati'nin öğrencisine her değer sonrası bilgi verdiği, durumunun gayet iyi olduğunu belirttiği bildirildi.skorer
Etna Yanardağı Faaliyete Geçti
İtalya'da Sicilya'nın doğu kıyılarında bulunan Avrupa'nın en büyük ve en aktif yanardağı Etna yeniden alev püskürüyor.Avrupa kıtasındaki en yüksek yanardağ olan Etna tam 3 bin 300 metre yüksekliğinde. Haziran ayının 5'inden itibaren faal olan yanardağ lavları sürekli olsa da sınırlı. Valle Del Leone yönüne ilerleyen lavlar, Pizzi Deneriden rahatlıkla görülebiliyor.Vatan
Reklam
CHP'li Üyelerin HES'i Onaylaması Tunceli'yi Karıştırdı
unceli'de CHP'li İl Genel Meclisi üyelerinin kabul oyuyla HES projesine onay verilmesi kentte tepkiyle karşılandı. CHP İl Başkanı Kemal Bozkurt, partili üyelerin bu yönde oy kullanmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, disiplin yolunu işleteceklerini söyledi.Tunceli'nin Pülümür İlçesi Doğanpınar Köyü Karasu üzerinde yapımı planlanan Armağan Regülatörü ve HES projesine 17 üyeli İl Genel Meclisi'nde 8 CHP'li, 1 Ak Partili onay verirken, 2 CHP, 5 HDP'li üye ise ret oyu verirken, 1 üyede katılmadı. CHP'li üyelerinin evet oyuyla bölgeye projenin yapılmasına izin verilmesi parti içinde ve Tunceli'deki sivil toplum örgütleri ile çevreciler tarafından tepkiyle karşılandı. Tepkiler üzerine İl Genel Meclisi Başkanı CHP'li Muzaffer Yerlikaya, düzenlediği basın toplantısında HES'in çevreye zarar vermediğini ve bunun için onayladıklarını söyledi. Yerlikaya, şöyle dedi: 'Devlet yetkililerine hem de AKP'lilere şu çağrıda bulunuyorum. Bence biz bu projeye onay vermekle devlet yetkililerine de şunu söylemiş olduk. Doğru olanı yaparız ama yanlışın karşısındayız. Bu saatten sonra ne Pülümür ne Munzur ne Mercan ne de başka vadimiz su tutularak, baraj haline getirilerek, yerleşim yerleri su altında bırakılarak ibadet ve ziyaret yerlerimizi sular altında bırakacak projelerin karşısında ilk biz duracağız. Tuncelililerin de haksızlıklara karşı direndiğini haklı olan projelere de onay verdiğini devlet ve hükümet yetkililerinin de bilmesini isteriz.' Muzaffer Yerlikaya rüşvet iddialarıyla ilgili soruya, 'Bu iddiayı ispatlasınlar hem bu kenti terk ederiz hem de siyaseti bırakırız' karşılığını verdi. CHP il başkanından tepki CHP' Tunceli İl Başkanı Kemal Bozkurt da bir basın toplantısı düzenleyerek, HES inşaatına imar planını onaylayarak partinin görüşünü almayan il genel meclisi üyeleri için disiplin yolunu işleteceklerini belirtti. Bozkurt, şunları söyledi: 'Bizler hem parti olarak hem de ben CHP İl Başkanı olarak baraj, HES ve maden projelerine karşıyız. Bizim parti olarak bu konudaki politikamız belli iken partili il genel meclis üyelerinin bu yönde oy kullanmış olmasını kabul edemeyiz. Konuyla ilgili genel merkezle görüşmelerimiz sürüyor. Muhtemelen olumlu oy veren meclis üyeleri ihraç talebiyle yüksek disiplin kuruluna sevk edilecekler. Partimizin enerji politikaları bellidir biz parti olarak HES yapımlarına ve bu tür projelere karşıyız bu arkadaşlarımız bu kararı alırken partinin yetkili organlarının hem görüşünü almamış hem de kendi kafalarına göre hareket etmişlerdir. Bu disiplin suçudur, Tunceli gibi çevre hassasiyeti olan bir ilde böyle bir karar almak asla kabul edilecek bir durum değil. Kesinlikle bu kararı alan il genel meclisi başkanı Muzeffer Yerlikaya başta olmak üzere kararda etkili olan üyeleri disiplin kuruluna sevk edeceğiz.' Ret oyu veren üyenin açıklaması HES projesine ret oyu veren İl Genel Meclis üyeleri ile kentte bulunan siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri de Seyit Rıza Meydanı'nda bu duruma tepki gösterdi. Meclis üyesi Derman Tekin Tarancı, ilk oylamada oy birliğiyle projeye onay verilmediğini belirterek, 'Ama ne hikmetse bizim kararımız valilik makamından geri döndüğünde aynı tavrı CHP'li arkadaşlardan bulamadık' dedi. Dersim Kültürel ve Doğal Miras Koruma Girişimi Sözcüsü Barış Yıldırım, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından proje için ÇED olumlu kararı verildiğini bunu üzerine Elazığ İdare Mahkemesi'nde dava açtıklarını söyledi. HES'lerin idari karar aşamaları olduğunu ve bunların büyük bölümünün Ankara'dan işlediğini dile getiren Yıldırım, 'Ancak HES'ler konusunda bir kısım yetki de yerele, taşraya verilmiş. Bu yetkilerden en önemlisi imar planı yapma yetkisi. Bugün burada ortaya konan durum Dersim açısından vahim bir noktaya işaret etmektedir. Dersimlilerin oyuyla seçilmiş kişilerin bu projeye evet demesi kabul edilemez bir durumdur. Bu yerelin yetkisini kötüye kullanmasıdır' dedi. DHA | CNN Türk
'Yeni Türkiye İçin Yeni Bir Muhalefet Diliyorum'
Köşk seçimlerinde yüzde 50'nin üzerinde oy alarak seçimden zaferle ayrılan Başbakan Erdoğan 'Yeni Türkiye için yeni bir muhalefet diliyorum' dedi. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden zaferle ayrılan Başbakan Erdoğan, Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısında konuştu. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 74 ilde oy oranlarını artırdıklarını belirten Erdoğan 'AK Parti’ye ayrıştırıcı diyenlere bu bir cevaptır. Bakın bizim en düşük oy aldığımı iller hangileri Tunceli ve Şırnak. Oralardaki oy oranımız 14,4 bir diğerinde yüzde 14,8. Yani Türkiye’nin tüm illerinde yüzde 14’ün üzerinde biz oy aldık. Bizim yüzde 15’in altında oy aldığımız il sayısı 2. 13 yıl içinde 9 seçime girdik. Bizim tükeneceğimizi, dağılacağımızı düşünenler, her seçimin ardından hayal kırıklığı yaşadılar. Çünkü niyet hayır akıbet hayır. Ama onların niyeti hayır değildi şerdi. Sonuçları hep tokat oldu' dedi. Konuşmasında muhalefeti eleştiren Erdoğan 'Yeni Türkiye için yeni bir muhalefet diliyorum' temennisinde bulundu. Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları; Bundan tam 13 yıl önce Ak Parti’nin kuruluşunu ilan etmiştik. Daha partimizin program tüzük hazırlıklarını yaparken milletimizden büyük bir teveccüh görmüştük. AK Parti’nin kuruluşuyla birlikte milletimizdeki heyecan ve umut doruk noktasına ulaşmıştı. Anadolu’yu Trakya’yı karış karış dolaştık. Heyecanı umudu arazide müşahede ettik. Sadece 14 aylık bir parti olmasına rağmen Ak Parti 3 Kasım 2002’de genel seçimlere girdi ve yüzde 34,4 oy oranıyla iktidar partisi olarak sandıktan çıktı. Parlamentoya iki parti girebildi. Yüzde 63 gibi çoğunluğa sahip olduk. Aramızdan ayrılmış ahirete intikal etmiş bütün arkadaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Her bir yol arkadaşıma buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. 'SUİKASLERE MARUZ KALDIK' Arka arkaya davalar açıldı.biz Türkiye’yi dolaşırken, milletimizle kucaklaşırken Ankara’da o aralar şahsımla ilgili derhal tutuklanmamı isteyen, idamla yargılamaya hazırlanan bazı savcılar çıktı. Hem partimizi kurduktan sonra, hem de iktidar olduğumuzda AK Parti’nin kapatılmasıyla ilgili girişimler oldu. Darbe senaryolarını gördük, suikastlere maruz kaldık. Zaman zaman partimizin içine fitne sokulmak istendi. Bizi çalıştırmamak için nice tuzaklar kuruldu. Sadece son bir yıl içinde Gezi olaylarıyla 17-25 aralık darbe girişimiyle partimiz hükümetimiz hedef alındı. Ulusal ve uluslararası medyadan çeşitli sermaya çevrelerinden istihbarat örgütlerinden nice saldırılar yapıldı. Allah’a hamd olsun, tüm bu saldırılara göğüs gerdik. Kurulan tüm tuzakları alt üst ettik. 'SALDIRILARI PÜSKÜRTTÜK' İçerdeki ve dışardaki güç odakları ellerindeki tüm imkanları kullanarak 13 yıl boyunca bizi çok yoğun bir taarruz altında tuttular. Amaçları sadece AK Parti’yi sadece denklemin dışına itmek değildi. Ak Parti iktidarını çalışamaz hizmet üretemez hale getirmek istiyorlardı. Arkadaşlar 13 yıllık süreçte hem partimizi dimdik ayakta tuttuk, saldırıları püskürttük, hem de cumhuriyet tarihimizin en büyük reformlarını yatırımlarını gerçekleştirdik. 'AK PARTİ DÖNEMİNDE ORTAKLIK SONA ERDİ' Şunu unutmayalım AK Parti’yi millet kurmuştur. Milletimizin arzusu hayalleri AK PARti’nin siyasetinde ete kemiğe bürünmüştür. Ak Parti 13 yıl boyunca sadece ve sadece milletle yürümüştür. Manda ve himaye kabul etmeyen bir parti olmuştur. Türkiye’de milletin egemenliğine ortak olma alışkanlığına sahip güç odakları karşılarında AK Parti’yi bulmuştur. Medya milletin egemenliğine biliyorsunuz ortaktı. Ak Parti döneminde bu ortaklık sona erdirilmiştir. Sermaye milli egemenliğe istikamet çizen bir güç odağıyken Ak Parti ile bu vesayet de sona ermiştir. Çeteler ve cuntalar ellerini çekmişlerdir. Bürokratik oligarşi askeri ve sivil bürokrasi, milletin iradesini kısıtlamaktan çıkmışlardır. 'ALLAH'IN DEDİĞİ OLDU' Ak Parti her kararı milletle almıştır. Biz partimizi kurduğumuzda bize, hatırlayın. Ömür biçenler vardı. Ama yanıldılar. Onların dedikleri olmadı Allah’ın dediği oldu. Yıpranacağımızı dağılacağımızı düşünenler her zaman yanıldılar. Ne yazık ki bizimle beraber yürüyenlerin içinde bile, son zamanlarda, AK Parti’nin kısa zaman içinde parçalanacağını söyleyenler var. Bu da çok manidar. Biz sadece milletten yetki alan bir parti olduk. Ama biz milletin hayır duasını da her daim yanında bulan bir parti olduk. Milletimize mahcup olmamak için 13 yıl boyunca hassasiyetle hareket ettik. 'SONUÇLARI HEP TOKAT OLDU' 13 yıl içinde 9 seçime girdik. Bizim tükeneceğimizi, dağılacağımızı düşünenler, her seçimin ardından hayal kırıklığı yaşadılar. Çünkü niyet hayır akıbet hayır. Ama onların niyeti hayır değildi şerdi. Sonuçları hep tokat oldu. 28 Mart 2004’te yerel seçimlerde oy oranımız yüzde 41,7’ydi. 30 Mart seçimlerinde yüzde 45,5’a ulaştık. 3 Kasım 2002 34,4 idi, en son 12 Haziran 2011’de yüzde 50 oy oranına ulaştık. En son geçen hafta yapılan cumhurbaşkanlığı seçimde milletimiz yüzde 52’yle hem cumhurbaşkanlığı görevini, hem de Türkiye’nin halk oyuyla seçilmiş ilk cumhurbaşkanı makamını tercih etti. EN DÜŞÜK OY ALDIĞI 2 İL AK Parti’ye ayrıştırıcı diyenlere bu bir cevaptır. Bakın bizim en düşük oy aldığımı iller hangileri Tunceli ve Şırnak. Oralardaki oy oranımız 14,4 bir diğerinde yüzde 14,8. Yani Türkiye’nin tüm illerinde yüzde 14’ün üzerinde biz oy aldık. Bizim yüzde 15’in altında oy aldığımız il sayısı 2. CHP ve MHP’nin ortak adayı 12 ilimizde yüzde 15’in altında oy aldı. HDP’nin adayı 64 ilimizde yüzde 15’in altında kaldı. Ortak adayın yüzde 5’in altında oy aldığı 11 ilimiz var. HDP adayının yüzde 5’in altında oy aldığı 51 ilimiz var. '74 İLİMİZDE OYLARI ARTIRDIK' Bazı medya unsurları çıkıyorlar, artık kitle partisi olmaya doğru gidiyor falan… Rakamlar ortada, olamaz. Genleri bunların farklı. Gerek ortak adayın gerek HDP adayının yüzde 2’nin altında kaldığı iller var. şurası da önemli. 30 Mart seçimleriyle kıyaslandığında bizim 10 ağustos’ta 7 ilimizde oyumuzun düştüğü görülüyor. CHP ve MHP’nin ortak adayı ise 30 Mart’a göre 80 vilayetimizde oy kaybetti. Yani ortak aday sadece bir ilde, o da binde 8 oranında oy artırdı. Biz 74 ilimizde oyları artırdık. Ak Parti ne siyasi kürtçülük ne siyasi türkçülük yapıyor ne de kumsalların partisiyiz diyor. Biz 77 milyonun partisiyiz. 'GELİYORUM ŞAMPİYONLARA...' Geliyorum şampiyonlara. Birincilik yine Rize’de. Yüzde 80,6. İkincilik Bayburt 80,25. Üçüncü en yüksek oy veren ilimiz Gümüşhane yüzde 75. Dördüncü sırada Konya var. Konya yüzde 74,6 oy oranıyla 81 il içinde dördüncü. Ama büyükşehirler sıralamasında birinci oldu. Son mitingimizi Konya’da yapmıştık. Beşinci sırada ise Aksaray yer aldı. Aksaray her seçimde hamd olsun bakıyorsunuz istikrarını koruyan bir ilimiz. Partimize desteğini istikrarlı şekilde sürdüren bir ilimiz oy oranı yüzde 74. 'İLÇELERE GELİNCE...' İlçelere gelince. En yüksek oyu veren ilçemiz Adıyaman’ın Sincik ilçesi oldu. Oy oranı 95,72. Şanlıurfa Harran, Rize Güneysu üçüncü, Malatya Kale dördüncü sırada. Rize İkizdere beşinci sırada yer aldılar. 10 ağustos akşamı sonuçlar ortaya çıkınca İstanbul’dan Ankara’ya geldik. Genel merkezimiz balkonundan tüm dünyaya hitap ettik. Tekrarlamakta fayda görüyorum. Seçimin galibi Recep Tayyip Erdoğan değil 77 milyon olmuştur, Türkiye olmuştur. 'BİZ VERDİĞİMİZ SÖZLERİN ARKASINDA DURDUK' Yaptığım telefon görüşmelerinde de mazlum mağdur olan ülkelerin liderleri hep bu ifadeyi kullanmışlardır. Sadece siz kazanmadınız, aynı zamanda biz kazandık demişlerdir. Bu seçimin mağlubu kaybedeni de yoktur. 28 Ağustos’ta yeminimizi edip göreve başladığımızda 77 milyonun cumhurbaşkanı olacağımızdan da hiç kimsenin şüphesi olmasın. Balkon konuşmasında da vurguladım, biz verdiğimiz sözlerin arkasında durduk, sözlerimizin arkasında durma mücadelesi verdik. 94’te belediye başkanı seçildiğimizde İstanbul’u kucaklayan, herkesin derdini kendi derdi bilen bir idare anlayışı belirleyeceğimizi söylemiştik. 3 Kasım 2002’de ne söylediysek 12 yıl boyunca onun arkasında durmanın mücadelesini verdik. 13 yıl önce yaptığım konuşmada, görüşlere katılmasam dahi, görüşlerinizi söylemeniz için canımı bile vermeye hazırım diye bir ifade kullanmıştım. İşte bu sözün arkasında durduk. Herkesin inançlarını yaşaması için değerlerini kültürünü özgürce ifade edebilmesi için özellikle de fikirlerini rahatça söyleyebilmesi için tarihi nitelikte reformlar yaptık. Sadece başı örtülü kardeşlerimiz içinde değil başı açık kardeşlerimiz için de özgür bir Türkiye inşa ettik. 'YOKSUL, KÖYLÜ, CAHİL DEDİLER' AK Parti’nin hemen tüm mensupları yakın tarihimizin acılarını hissetmiş insanlardan oluşuyor. Kimine kürt dediler haklarını kısıtladılar. Kimine Alevi dediler ötelediler. Kimine baş örtülü sakallı dindar dediler ötelediler. Okutmadılar. Senden ancak olsa olsa hizmetçi olur dediler. Sen ancak tarlada git meyve sula dediler. Git yaş sebze sula dediler. Olsa olsa kapıcı olur dediler. Yoksul dediler, taşralı, köylü cahil dediler. Her fırsatta milleti tahkir ettiler. Göbeğini kaşıyan adam dediler. Demedikleri bir şeyi bırakmadılar. Ak Parti ezilenlerin ötelenenlerin partisi olarak bu mücadelenin içine girdi. 'BİZ BUNLARI YAŞAYARAK GELDİK' Ötelenmişler olarak hiç kimsenin ötelenmemesi için mücadele verdik. Ayrımcılığa haksızlığa uğramış kitleler olarak hiç kimsenin bizim yaşadıklarımızı yaşamasını istemedik. Biz bunları yaşayarak geldik. Bizim balkon konuşmalarımıza dudak büken herkese diyorum ki yaptıklarımıza bakın orada samimiyetimizi göreceksiniz. Çözüm süreci için yaptıklarımıza bakın. Kimliklerin kültürlerin değerlerin özgürce ifade edilebilmesi için yaptıklarımıza bakın. Sözlerimize inanmayanlar yaptıklarımıza bakarlarsa orada samimiyetimizi göreceklerdir. Hangi reformu yaptıysak 77 milyonun refahını düşünerek yaptık. 'BİRBİRİMİZİN GÖZÜNE BAKALIM' 10 ağustos akşamı şunu söyledim “elimizi vicdanımıza koyalım. Birbirimizin gözüne bakalım. Birbirimize gelin gönlümüzü açalım. İdeolojiyi bir kenara koyalım. Mahalle baskısını bir kenara koyalım. 12 yıla vicdan gözlüğüyle bakalım” inanın gerçeğin gösterilenden farklı olduğunu hep beraber göreceğiz. Son birkaç yıldır Türkiye belli çevrelerde basın özgürlüğü kısıtlanan ülke olarak gösteriliyor. Ben buradan çok açık net soru soruyorum. Bazı medya grupları bana arkadaşlarıma her türlü hakareti yapabiliyor mu? Yapıyor. Hatta yargı o kadar burada bazı yargı mensupları taraf davranıyor ki, söyledikleri ney? Bu eleştiriye girer ama siz siyasetçisiniz bu hakaret değil ağır eleştiri. Dolayısıyla olumsuz karar veriyorlar. Bizi basın özgürlüğünü kısıtlamakla itham edenler Gazze’de neden ortada görünmediler? Bir de buna bakalım. 12 gazeteci Gazze’de öldürüldü. Bazıları yaralandı. Ofisleri bombalandı. İsrail yanlısı yayın yapmadığı için kovuldu. İçerde veya dışarda bizi itham edenlerin seslerini duydunuz mu? 'BİZE SALDIRDILAR' Gezi olaylarında dünyada medya organları bize saldırdılar. 17-25 Aralık’ta aynı yönde. Batıda tweet atan sporculara sanatçılara o tweetleri sildirdiler, linç uyguladılar. Bizi azınlık konusunda eleştiriyorlar. Açık söylüyorum. Azınlıklar konusunda dünyada bizim gösterdiğimiz hassasiyeti aynı şekilde gösteren bir başka ülke yoktur. 'BİZ SABREDİYORUZ' Türkiye’de tüm azınlıklar şu anda huzur içinde. Bakın bu kadar Gazze’de olay oluyor biz ne dedik? Türkiye’deki Museviler bizim vatandaşımızdır. Kimse onlara yönelik olumsuz yaklaşım içinde bulunamaz dedik. bizim meselemiz İsrail yönetimiyledir, İsrail halkıyla değil. Şu anda Irak’ta Türkmenlerin derdini kendisine dert edinen tek ülke var Türkiye. Ezidilere kapısını açan tek ülke var Türkiye. Bakın şu anda 2 milyon ezidi ülkemize girmiş vaziyette. 2 bin, 2 bin doğru. Onların bakımlarını her şeyini biz üstlendik. Şu ana kadar 120 TIR’ı aştı insani yardımlarımız. Suriyeli muhacirlere bu boyutta kucak açan tek ülke var Türkiye. İşte buyurun 1 milyon 200 bin Suriyeli muhacir ülkemizde. Bazı sıkıntılar yaşamamıza rağmen biz sabrediyoruz. Onlar muhacir biz ensar olacağız. Vatandaşlarımıza aman sabır diyoruz. aynı şeyler bizim de başımıza gelebilirdi. Gazze’deki yaralılara sahip çıkan ülke Türkiye. 'KERVAN YOLUNDA CESARETLE İLERLİYOR' Bugün 14 Ağustos. Aynı zamanda Rabia günü. Rabia’nın iki anlamı var. Bir Mısır’da Rabia, bir Türkiye’de rabia. Mısır’da da darbeye karşı çıkanların kahramanca müsaadesinin günüdür Rabia. İnsanlık dramına karşı çıkan tek ülke Türkiye. Ama gidin medyaya bakın haksızca mesnetsiz şekilde hedef yapılan yine Türkiye. Anlamadıkları bir şey var. biz bu oyunlara boyun eğmiyoruz. Eskiden uzaktan ses gelince kervan duruyordu. Şimdi ne sesi gelirse gelsin kervan yolunda cesaretle ilerliyor. Şu gazete bunu yazmış, bu dergi bunu söylemiş. Biz onlara bakmayız. Biz önce hakka sonra millete bakarız. 'YENİ TÜRKİYE'DE TEK BİR ARZUM VAR' Bizi diktatör otoriter tek adam olmakla itham edenlerin hepsini vicdanlarıyla baş başa bırakıyorum bu konuda onları muhatap almaya gerek yok. 77 milyon içinde bu mahalle baskısının etkisi altında kalanların da bize ve hadiseye gönül gözüyle bakma çağrısında bulunuyorum. 77 milyonun cumhurbaşkanı olarak toplumsal uzlaşma için de elimizden gelenin yapılacağının herkes tarafından bilinmesini istiyoruz. Yeni türkiye’den bir arzumuz var, yeni bir muhalefet. Artık bu kaçınılmaz hale gelmiştir. Muhalefetin kendisini sorgulamaktan bu aşamadan sonra kaçış yoktur. CHP’ye bakıyorsunuz çıkan sonuçtan dolayı seçmeni kötülüyor. MHP’de seçmeni aşağılıyor. Pensilvanya dahi çıkan sonuçtan dahi millete bedduayı sallıyor. 'ANLAMAYA ÇALIŞMAK YOK' Acaba nerede yanlış yaptık diye sormak yok. Anlamaya çalışmak yok. Bedel ödemekse hiç akıllarına gelmiyor. Bir kısmı sahillere sıkışıp kalır, bir kısmı doğuda belli illere sıkışıp kalır. Bir süre sonra elde oralar da kalmaz. Ben teşkilatıma özellikle söylüyorum. 14’ün altında 15’in altında olduğumuz yerler var ya, oradaki eksikleri de sürdürerek inşallah oralarda da AK Parti’yi birinci parti haline getirmek bizim hedefimiz olmalı. Hakaretle muhalefet olmaz, olmuyor. İktidarla yalanla siyasetin seviyesini ayaklar altına düşürerek muhalefet olmuyor, olmaz. Zaten kendileri aday olmadılar. Niye? Eğer kendileri aday olmuş olsa bedeli daha ağır olacaktı. Ortak aday çıkardılar ki, şamarı o yesin bize bir şey dokunmasın. Şimdi öyle vasıflar sayıyorlar ki, siz genel başkansınız, sizde bu vasıflar yok muydu ya? Kendilerini dışta tuttular. Ortaya bir aday sürdüler ve milletten tokatı o yedi. En son ne söylemek zorunda kaldı “laf bitti” dedi. Seçimin hemen ertesinde, Pazartesi günü partimizin MKYK’sını topladık. Gündemimizdeki konuları değerlendirdik. Önemli kararlar aldık. İnşallah 27 Ağustos’ta partimizin olağanüstü genel kurulunu yapıyoruz. Burada asgari 15 gün azami 45 gün içinde olağanüstü genel kurul toplanması gerektiği için biz bu tarihi tercih ettik. Bu genel kurulda, genel başkanlık görevini delegelere inşallah teslim edeceğim. Onlar da bu görevi aramızdan bir arkadaşımıza tevhid edecekler. Daha ilk gün ilk adaımı atarken, hem partimizin kurucularına hem misafirlere şunu söyledim 'Bugün önemli bir gün. Bugün Türk siyaset tarihine lider oligarşisinin çöktüğü gün olarak, kollektif aklın temsilcisi olan bir liderlik anlayışının yerleştiği bir gün olarak geçecek' dedim. 14 ağustos 2001’de bu sözlerimden birkaç dakika sonra dedim ki 'kurmuş olduğumuz bu siyasi partide asla bir lider diktatoryası oluşmayacaktır. Lider, katılımı ve kollektif düşünmeyi esas alan bir liderlik anlayışı içinde hareket edecektir' 'BURADA ÜÇ BAŞLIK ÇOK ÖNEMLİ' Bu sözleri tam 13 yıl önce söylemiştim. Burada üç başlık çok önemli. Katılım, istişare ve ortak akıl. Hele hele bizim için önemli olan bir şey var ki o çok önemli, bütün işlerinizde istişare ediniz prensibi bizim için anlamlıdır. Biz buna inanırız. Partimizin ve hükümetimizin her adımına bu hakim olmuştur. Arkadaşlarımızdan genel başkan hakkında ne düşündüklerini aldık. Bugün toplantıya katılan kardeşlerimizden kanaatlerini alacağız. Ve yine bu akşam partimizin kuruluş yıl dönümü resepsiyonundan sonra da milletvekillerimizle bir araya gelecek, bu akşam resepsiyondan sonra tüm vekillerimizle aynı zamanad genel merkez kadın kollarımızla gençlik kollarımızla bir araya gelerek kanaatlerini alacağız ve böylece inşallah genel kurulumuza giderken, tercihin hangi istikamette olduğunu öğrenip o adımı atalım diyoruz. 'ŞEYTAN BÖYLE DÖNEMLERDE DEVREYE GİRER' Bu tür hareketleri hazmedemeyenler boş durmaz. Şeytan böyle dönemlerde devreye girer. Onun için de bu birliği bu beraberliği nasıl bozarız, elinden gelen gayreti gösterir. İşte bu tuzağı bozmak bizim birliğimizde yatar. Onun için bizler şu veya bu şekilde istişarenin neticesine değil de nefsimizin vereceği karara uyarsak partimizin bütünlüğünü zedelemiş oluruz. Buraya büyük emeklerle geldik. Bunu aynı şekilde devam ettirmemiz gerekir. hırs bizden uzak olsun, bencillik bizden hep uzak oldu, uzak olsun. sinsilik ayak oyunları tuzaklar bu partiye bugüne kadar sirayet etmedi, inşallah etmesin. Hele hele bizimle yakından uzaktan alakası olmayan veya dolaylı alakası olan, onların partimizin içinde kendilerine yönelik uzantılar arayıp bularak oradan görevi üstlenecek kişiler bulmaya çalışmalarına fırsat vermeyelim. 'GAZA GELENLER OLDU' 13 yıldır her gün AK Parti’de çatlak oluşacak diye el ovuşturanları biliyorsunuz değil mi? AK Parti’nin içine fitne ve nifak sokmak için kollayanların olduğunu biliyorsunuz değil mi? Zaman zaman bizden ayrılanlar oldu ya, onlara sen orada daha niye duruyorsun, zaten bu partinin kapatılması yakın, ayrıl kurtul. Hatta bazılarına belki cumhurbaşkanlığı sana düşer denilenler bile oldu, gaza gelenler oldu. Ayrılıp gittiler. Onlara umut verenler, bu davaya, bu partiye bundan sonraki süreçte de bu oyuna düşenler bu davaya bu harekete haksızlık etmiş olurlar. 'ALLAH İÇİN SEVİNDİRMEYELİM' Arkadaşlar gelin şu 10 Ağustos’un bir heyecanını mutluluğunu yaşayalım ya. Bunu yaşatmamak için elinden gelen gayreti gösterenler var. Bu tuzağa düşmeyelim. Dedik ki biz Meclis’i tatil edelim 28’ine kadar oturumlarına ara versin. Sonra kalınan yerden yola devam edilsin dedik. AK Parti’nin yalpalamasını isteyenleri Allah için sevindirmeyelim. Telefonlarda ağlayarak bu ifadeleri kullanan liderleri dinledim. Sorumluluğumuzun ne kadar ağır olduğunu biliyorum bunu da sizlere hatırlatmayı bir görev telakki ediyorum. bu süreci zedeleyen bu umudu zayıflatan ülkeye millete bu aziz ümmete tarihe çok büyük haksızlık etmiş olur. Bu sözlerimle asla hiç kimseyi itham ve işaret etmiyorum. 'BİZ BUNU YAPACAK BİR KADRO ASLA DEĞİLİZ' Partimiz birilerine genel başkanlık koltuğu vermek, cumhurbaşkanlığı başbakanlık bakanlık milletvekili koltuğu vermek için kurulmuş bir parti değildir. Bu parti Türkiye cumhuriyetinin bayrağını itibarını yüceltmek için kurulmuş bir partidir. Makam ve mevki hırsı o çocukların gözündeki parıltıyı söndürür. Yoksulun ekmeğini azaltır. Rütbeler için çekişme mazlumun yüreğindeki umudu köreltir. Biz bunu yapacak bir kadro asla değiliz. 10 Ağustos akşamı zaferimizden dolayı Gazze’nin çocukları sevinç çığlığı atıyorsa bu bizim sorumluluğumuzu ağırlaştırır. Buradan da açık açık söylüyorum. Bizim bu kadromuz karnından konuşan bir kadro olmayacaktır. Medya üzerinden irtibat kuran bir kadro değildir. Kulisler ayak oyunları bu kadronun bu hareketin dışındadır. Kimin ne söyleyeceği varsa çıkar istişare kurullarında özgürce ifade eder. ÜÇ DÖNEM TARTIŞMALARINA NOKTAYI KOYDU Halkımıza böyle gittik. Çünkü Ak Parti bir farkın partisidir demiştir. Şahsen bu ilkenin sarsılmadan uygulanması taraftarıyım. Fakat burada bir şeyi söylemek istiyorum. Üç dönem kuralı, bir kişinin siyasi yaşamının bitmesi değildir. Üç dönem kuralı sadece parlamentoya girişle alakalı üç dönem arka arkaya görev yapmışsa sonra tekrar parlamentoya girme şartını getiren bir anlayıştır. Partinin kurullarında görev yapabilirsin, STK’larda görev yapabilirsin. Partinin verdiği görevleri yapabilirsin, bu siyaset değil mi? Bu da siyaset. Biz eğer milletvekili olarak görüyorsak bu çok büyük bir hırstır. Bunu frenlememiz lazım. Arkadan genç kuşaklar geliyor, zemin hazırlamamız lazım. Onlar da gelsinler bu parlamentonun içinde yer alsınlar. Seçilme yaşını 25’e indirdiğimiz zaman bütün partiler karşı çıktı. MHP’den bir tanesi, diplomaside bunlara sözde profesör denir. O gençlere ben şaştım. Biz parlementoyu diyor çoluk çocukla mı dolduracağız. Sizi bu parlamentoya layık görmeyenlerle nasıl beraber yürüyorsunuz? Güya genç nesillere hocalık yapıyorsun, ama şu gençleri parlamentoya layık görmüyorsun? Bu dönem partimiz aynen batıda olduğu gibi seçme ve seçilme yaşını gelsin 18’e indirsin. Bakın şu anda 15’e yakın AB üyesi ülkede seçme seçilme yaşı 18. 'FACEBOOK'U FALAN DA PEK SEVMEM' Açık net paylaşıyorum. Net olmayı seven birisiyim. Sosyal medyalarda konuşuluyor. Facebook'u falan da pek sevmem biliyorsunuz. Millet Paralel İhanet çetesiyle mücadelede bize görev ve yetki verdi. Millete paralel ihanet çetesiyle mücadelenin devam edeceği sözünü verdik. 10 Ağustos'ta aldığımız oylarda verdiğimiz bu sözün de payı var. 27 Ağustos'taki genel kuruldan sonra Paralel İhanet Çetesi'yle mücadelenin aynı şekilde devam etmesi millete verilmiş bir sözdür bir vaattir. Genel başkan ve başbakan olacak arkadaşımız da bu yapıya hiçbir şekilde müsamaha göstermeyecek. Bu hem bizim hem milletin beklentisidir. MGK'da da bununla ilgili kararımızı aldık artık bu bizim resmi kayıtlarımıza da farklı şekilde kod adıyla girmiştir. Ulusal güvenliği tehdit eden bir yapıdır bu. Bu paralel ihanet çetesi bizzat şahsıma saldırdı. Aileme alçakça saldırdı. Çalışma ve yol arkadaşlarıma insafsızca saldırdı. Şu anda elimize geçen yeni bulgu ve belgeler var. Tüm bakan arkadaşlarımızı kriptolu telefonlardan dinlediler. 'ÜZERİMİZE MERTÇE DEĞİL SİNSİCE GELDİLER' Özel görüşmeleri dinlediler. Ne kadar kaçırmaya gayret ettilerse de yakalandılar. Şimdi işin diğer safhasına geçiyoruz. Bu bir ihanet şebekesi. Pensilvanya kendi kitlesine dünya malını dünya zevkini hırsı tamahı terketme çağrısında bulunuyor bu zat. Herkesi şantajla diz çöktürmek istediler. Hizmet dediler, fedakarlık dediler, saf temiz bir kitleyi hem maddi hem manevi iliklerine kadar sömürdüler. Oradan devşirdikleri gücü ülke ve milletin aleyhinde kullanmak istediler. Üzerimize mertçe değil sinsice, gizlice, gözetleyerek, montajlayarak, kaydederek, yani en alçakça metotlarla geldiler, sindirmeye çalıştılar. İçimizde veya dışımızda bunu önemsemeyenler olabilir. 'BU ÇETENİN HEDEFİ İSTİKLALİMİZDİR' Erdoğan'a karşı şahsi kini olup bu yapılanları görmezden gelenler olabilir. Düşmanımın düşmanı dostumdur diyerek sempati duyanlar olabilir. Yanında yöresinde bunları tutanlar kucak açanlar bunlara imkan temin edenler bunlarla irtibatını sürdürenler olabilir. Onlara hatırlatıyorum. Paralel ihanet çetesinin hedefi Erdoğan, onun ailesi, çalışma arkadaşları değildir. Bu çetenin hedefi İstiklalimizdir bayrağımızdır vatanımızdır milletimizdir. Bunu böyle bilin. 'YAHU BİR KERE ÖLÜR İNSAN' Hala bunu göremeyenler varsa Rabbima dua ediyorum ki gözleri açılsın. Basit hesaplarla bu mücadeleden asla geri durulamaz. Acaba böyle yaparsak başımıza bir şey gelir mi diye düşünenler olabilir. Yahu Bir kere ölür insan. Her gün ölmenin ne anlamı var. 30 Mart'ta bize nasıl saldırdıklarını gördünüz. Kimlerle nasıl kumpasa girdiklerini gördünüz. AKP karşısında kim güçlüyse onlarla iş tuttular. Parelel yapının tabanında saf temiz ihlaslı kardeşler var. Ailece görüştüğümüz arkadaşlarımız var. Paralel yapının medyasıyla bu kardeşlerimiz sanal bir atmosferle itaatkar tutulmaya çalışılıyor. Hala medyaları şu anda milli iradeyi nasıl inkıraza uğratırız hesabını yapıyorlar. Bunlar kılavuzu filan kaybettikleri için ne yapacaklarını bilmiyorlar. Eski Yargıtay başkanlarından bir tanesi akıl veriyor. Senin aklından ne olur. Bunlarda maalesef farklı şekilde gerileme de başladı. Bunlar bir zamanlar genel başkanlıktan çekilmemi istiyordu.haberler.com
Reklam
Askerlik Yapanların Çok İyi Bildiği 30 Gerçek
Askerliğin kanunları da kelimeleri de sivil hayattan biraz farklı. Çok güzel arkadaşlıkların, bazen eğlenceli bazen zor zamanların geçtiği bu günlere dair askerlik yapmışların aşina olduğu, fakat yapmayanların çok azını bildiği şeyleri listeledim.
Cep Telefonu Görüşmeleri Yarın Zamlanıyor
Cep telefonu kullanıcılarına kötü haber Tüketiciler Derneği (TÜDER) Genel Başkanı Aydın Ağaoğlu’ndan geldi. Buna göre bir GSM operatörünün abonelerine gönderdiği kısa mesajla 15 Ağustos'tan itibaren görüşme ücretlerine yüzde 5,37 oranında zam yaptığını, önceden 43,89 kuruş olan görüşme dakika ücretinin, faturaya 46,25 kuruş olarak yansıtılacağını bildirdi. BTK 13 Mart 2013 tarihinde aldığı karar ile mobil şebekelerden aramalarda, azami dakika ücretinin 41,54 kuruştan 43,89 kuruşa çıkarıldığını açıklamıştı. Bu karar 1 nNsan tarihi itibariyle uygulamaya geçmişti. Yeni gelen zam ile 1 Temmuz'dan itibaren geçerli olmak üzere ise azami görüşme ücretinin dakikası 46,25 kuruş oldu. BTK'nın bu kararının ardından yaklaşık 50 milyon abonesi bulunan iki GSM operatörü, 15 Ağustos'tan itibaren zamlı tarifeye geçti. teknolojioku
Reklam
Facebook'taki Balayı Fotoğrafları Nasıl Mahkemelik Oldu?
Facebook’a balayı fotoğraflarını koyan bir İtalyan kadın, kocasıyla mahkemelik oldu. İsmi açıklanmayan Napolili kadın, kocasıyla yaklaşık 10 yıl önce çıktıkları balayının fotoğraflarını Facebook’a yükledi. Fotoğraflarda, o tarihlerde yeni evli olan çift sarılıp öpüşürken görülüyordu. Ancak çiftin romantik anlarını belgeleyen bu fotoğrafların sosyal medyada yayınlanması, pek de romantik olmayan bir şekilde sonuçlandı. Fotoğraflarının yayınlanmasına onay vermediğini söyleyen koca, kadını mahkemeye verdi. Napoli’de görülen davada şikayetçi koca, fotoğraflarının kendi izni olmadan yayınlanmasının özel hayatın gizliliği ilkesini ihlal ettiğini öne sürüyordu. Kadın ise fotoğrafları sadece kendi arkadaşları tarafından görülebilecek şekilde yayınladığını, dolayısıyla Facebook’taki paylaşımlarının bir fotoğraf albümünden farksız olduğunu savunuyordu. Mahkeme ise kocaya hak verdi. Adamın özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğine hükmeden mahkeme fotoğrafların Facebook’tan kaldırımasını emretti. Mahkeme, kocanın kadından tazminat isteme hakkını da saklı tuttu. Davacı kocanın avukatı Ciro Renino, emsal teşkil eden bu karar sayesinde artık sosyal medya kullanıcılarının daha dikkatli olacağını söyledi. Dava sosyal medya üzerine yeni bir tartışmayı da tetikledi. İnternette yapılan yorumlarda kimileri kocaya ve mahkeme kararına hak verirken kimileri ise “Bu kadın kocasını acilen terk etmeli!” dedi.BBC Türkçe
Reklam