iWatch İle Alakalı Fiyat Bilgisi Geldi
Apple'ın merakla beklenen etkinliği yaklaşırken bu etkinlikte tanıtılması beklenen iWatch ile alakalı bilgiler gelmeye devam ediyor. Geçtiğimiz gün Apple'ın iWatch'u 2015 yılından önce satışa çıkarmayacağı bilgisi gelmişti . Bugün ise iWatch'un fiyatı ile alakalı yeni bilgiler geldi. Recode'un yapmış olduğu habere göre, Apple birden fazla giyilebilir model tanıtacak. Muhtemelen bunlar iWatch'un farklı modelleri olacak. Bu modellerin en pahalısının ise 400 dolar olacağı iddia ediliyor. Bunun yanında LG'nin ve Samsung'un Android Wear'lı akıllı saatleri 199.99 ve 229 dolara satışa çıkmıştı. Gear 2'nin fiyatı ise 299 dolar . Öte yandan Apple'ın kaç tane iWatch modeli çıkaracağı ve en düşük fiyata sahip iWatch'un ne kadar olacağı hakkında ise şu an için bir bilgi yok. ABD'de iWatch'un 400 dolara satışa çıkması, ülkemizde 1250 TL civarında satışa çıkacağı anlamına geliyor. teknokulis
CHP’den Davutoğlu'na İlk Soru: Çözüm Sürecini Kaç Kişi Biliyor?
“Çözüm sürecini kaç kişi biliyor? Genelkurmay Başkanı’na ne zaman bilgi vereceksiniz?” “Org. Özel’in sözünü ettiği ‘kırmızı çizgiler’ aşıldı mı?” CHP’den Başbakan Ahmet Davutoğlu’na ilk soru önergesi Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel’in “Çözüm sürecine ilişkin yol haritasını bilmiyoruz. O çalışmanın içinde yokuz” sözüyle ilgili olarak geldi. CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Başbakan Davitoğlu’na, ““Çözüm sürecini kaç kişi biliyor? Genelkurmay Başkanı’na ne zaman bilgi vereceksiniz? Org. Özel’in sözünü ettiği ‘kırmızı çizgiler’ aşıldı mı?” diye sordu. Org. Özel: Çözüm sürecini bilmiyoruz! CHP’li Umut Oran, Başbakan Davutoğlu’nun yanıtlaması istemiyle hazırladığı soru önergesinde, Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel’in 30 Ağustos Zafer Bayramı resepsiyonunda “Çözüm sürecine ilişkin yol haritasını bilmiyoruz. O çalışmanın içinde yokuz. Sadece basından okuyoruz. Kırmızı çizgilerimiz aşılırsa gerekeni söyleriz... Paralel yapı için MİT’ten belge istedik gelmedi” açıklamasını yaptığını anımsattı. TBMM’nin bilmediği “çözüm”ü kaç kişi biliyor? Davutoğlu’na yönelttiği önergede Umut Oran şu sorular yanıt verilmesini istedi: Hükümetinizin yıllardır kapalı kapılar ardında ve TBMM’yi dahil etmeden, muhalefete bilgi vermeden yürüttüğü “çözüm sürecini” kaç kişi bilmektedir? Dışişleri Bakanı iken siz de bu sürece dahil miydiniz? Başbakanlık PKK’yı terör örgütü olarak görüyor mu? Başbakanlık makamı nezdinde PKK halen bir terör örgütü müdür? Genelkurmay’ın neden bilgisi yok? Başbakanlık PKK’yı bir terör örgütü olarak görüyorsa ulusal savunmanın başındaki Genelkurmay Başkanlığı’nın çözüm süreci hakkında bilgisinin bulunmaması nasıl mümkün olmaktadır? Genelkurmay hangi aşamada öğrenecek “Çözüm süreci” hakkında Genelkurmay Başkanı’nı hangi aşamada bilgilendireceksiniz? Kırmızı çizgileriniz nedir? Genelkurmay Başkanı’nın sözünü ettiği “kırmızı çizgiler” nedir, bu kırmızı çizgiler aşıldı mı? “Kırmızı Çizgiler” hakkında hangi plan ve uygulama kararları aldınız?
Okluk Koyu'nda Yasak Kalktı
MUĞLA büyükşehir olmadan önce Marmaris İlçesi'nde köy olan Karacasöğüt'ün Okluk Koyu'nda, 21 yıl önce dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından Cumhurbaşkanlığı yazlık konutu olarak inşa ettirilen köşk, 'sıkı koruma' statüsünden çıkarıldı. Genel Koruma statüsüne geçirilen bölgede jandarma karakolu kurulmasından sonra, fotoğraf çekmenin bile yasak olduğu ve teknelerin demirleyemediği koy tatilcilerin uğrak yeri haline geldi. Gökova Körfezi'nin muhteşem manzaralı Okluk Koyu'nda 'Cumhurbaşkanlığı yazlık konutu' olarak inşa edilen köşk, Turgut Özal'dan sonra hiçbir Cumhurbaşkanı tarafından kullanılmadı. Yılda bir kez bile misafir ağırlamayan konutu, 17 er ve 3 rütbeli askerin oluşturduğu Okluk Muhafız Takım Komutanlığı, 24 saat boyunca sıkı koruma altında tuttu. Koyda araçlı ve yaya jandarma ekipleri devriye gezdi. Bölgede duraklama yapan araçlar, koya denizden gelen tekneler uyarıldı. Fotoğraf ve video çekimleri askerler tarafından engellendi. Teknelerin koyun konut tarafına geçişleri yasaklandı. 2010 yılında köşk için uygulanan sıkı koruma kaldırıldı. Bu tarihten sonra köşkün, bölgedeki herhangi bir evden farkı kalmadı. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'ne bağlı iki görevli, dışarıdan giren olmasın diye köşkün arazisinde göreve başladı. DİĞER KOYLAR DA KARAKOLA BAĞLANDI Okluk Muhafız Takım Komutanlığı yerine Karacasöğüt Jandarma Asayiş Karakolu kuruldu. Gökova Körfezi'nin en güzel koyları arasında sayılan Ayın, Hırsız, Küfre, Çiçekli, İngiliz Limanı, Löngöz ve Kargılı koyları da karakola bağlandı. Jandarma Asayiş Karakolu genel koruma kapsamında asli görevini de yerine getirerek, Karacasöğüt'e bağlı Bayır, Söğüt, Karaca, Ovacık ve Buzağıotu mahalleleri ile Yeşilbelde'ye bağlı Mezargediği mahallesinde yaşayanların güvenliğini sağlamak için göreve başladı. YASAK BU YAZ KALKTI Genel koruma kapsamında koyda uygulanan yasaklar bu yaz sezonunda kalktı. Okluk Koyu'na giren teknelerin artık herhangi bir engellemeyle karşılaşmadığı görüldü. Daha önce demirleme yasağı olan koyda tekneler dolaşıp köşkün iskelesi hariç istediği yere demir atıp bağlanırken, insanlar da köşkün çevresindeki alanda rahatlıkla piknik yaparak denize girmeye başladı. Buna rağmen 16 dönüm arazi içinde 4 oda 1 salondan oluşan, 230 metrekarelik Cumhurbaşkanlığı yazlık konutunun arazisine giriş halen yasak. Köşkün arazisine girmek isteyenler, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'ne bağlı iki görevli tarafından uyarılıp bölgeden uzaklaştırııyor. 'TURİZME AÇILSIN' BAŞVURUSU SONUÇSUZ KALDI Konutun turizme kazandırılması amacıyla girişimlerde bulunduğunu belirten Güney Ege Turistik Otelciler Birliği (GETOB) eski Başkanı İlhan Açıkgöz, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Abdullah Gül döneminde Cumhurbaşkanlığı'na başvuru yaptı. GETOB Başkanı İlhan Açıkgöz, 'Her yıl 1.5 milyonu aşkın İngiliz'i ağırlayan bölgede, Konukevi'nde ilk olarak da İngiltere Kraliçesi'nin ağırlanması yönünde öneride bulunmuştum. İnanıyorum ki, birçok yabancı devlet başkanı Marmaris'te tatil yapmak için can atacaktır. Aradan geçen zaman zarfında hiçbir yanıt verilmedi' dedi. 'BURASI ATIL KALMAMALI' Tesisin atıl kalmaması gerektiğini belirten GETOB'un yeni Başkanı Bülent Bülbüloğlu da şunları söyledi: 'Yerli ve yabancı devlet büyüklerinin burada ağırlanması Marmaris açısından çok iyi olur. Her yönüyle büyük bir kazanım olur. Marmaris vizyonunun en üst düzeye çıkması sağlanır. Şimdi düşünün bir İngiltere, Almanya veya başka bir ülkenin başbakanı, dışişleri bakanının burada ağırlanması ne kadar güzel olur. Bu konutun olması, Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in Marmaris'te yaşaması mafyavari kişilerin buralara girişini de engelledi. Biz GETOB yönetimi olarak yeni Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a yeni bir teklif götürmeyi düşünüyoruz. Burası atıl kalmamalı. Marmarisli turizmciler olarak amacımız üst düzey geliri olan yerli ve yabancı turistleri ağırlamak. Bu sayede bu amacımıza da ulaşmış oluruz.' KÖŞKÜN TARİHİ Köşk, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal döneminde, Gökova Körfezi'nin muhteşem manzaralı Okluk Koyu'nda kızılçamlarla çevrili 16 dönümlük bir arazi üzerine 1989 yılında yaptırıldı. Özal, 230 metrekarelik Okluk Koyu Devlet Konukevi'nde 4 yıl boyunca tatilini geçirdi. Zaman zaman işlerini buradan yönetti. Konut, 17 Temmuz 1991'de Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'ne tahsis edildi. Turgut Özal, 1993 yılında vefat edince konukevi de boş kaldı. Arazi içinde denize doğru uzanan beton bir iskele ile tek helikopter inişine uygun bir helikopter pisti de bulunan köşkü, yıllarca 17 er ve 3 rütbeli askerin oluşturduğu Okluk Muhafız Takım Komutanlığı, 24 saat koruma altında tuttu. Koyda araçlı ve yaya jandarma ekipleri devriye gezdi. Bölgede duraklama yapan araçlar ile denize girenler uyarıldı. Fotoğraf ve video çekimleri ile teknelerin konut tarafına geçişleri yasaklandı. ÖNEMLİ KONUKLAR AĞIRLANDI Cumhurbaşkanı Özal döneminde sıkça kullanılan Okluk Koyu Devlet Konukevi dönemin BM Genel Sekreteri Perez de Cuellar, Yunanistan Başbakanı Konstantin Mitçotakis, İsveç, İtalya ve Rusya başbakanları, Norveç ve İngiltere dışişleri bakanları, Suudi Arabistan Kralı'nın kardeşi ve pek çok devlet adamını ağırladı. Okluk Koyu, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül dönemlerinde kullanılmadı. Ahmet Necdet Sezer 2005 yılında Denizcilik Festivali için Marmaris'e geldiğinde Okluk koyunu sadece 10 dakikalığına ziyaret etti. Mustafa SARIİPEK/MARMARİS (Muğla), (DHA)
İsmail Kartal'ın Diego Kararı
Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal, lisansı çıkan Diego’yu gerekmedikçe sahaya sürmeyecekSezonu hafta içi St. Etienne’e şanssız şekilde elenen Karabük maçıyla açacak olan son şampiyon, ligin ilk maçına Süper Kupa finalindeki 11’iyle çıkacak. G.Saray derbisindeki futboluyla göz dolduran kadroyu bozmama kararı alan İsmail Kartal, lisansı çıkan Deigo’yu gerekmedikçe sahaya sürmeyecek. Galatasaray 11’inden zorunlu olarak iki değişiklik yapmak durumunda olan Kartal, cezalı Volkan yerine Mert’i oynatacak. Sakat Alves yerine de Kadlec forma giyecek. Şampiy10
İsrail'in Yasaklı Silahlar Kullandığı İddiası
İsrail'in Gazze'ye 51 gün boyunca düzenlediği saldırılarında 'yasaklanmış silahlar' kullandığı, bu nedenle yaralanan bazı kişilerin tedavilerine rağmen iyileşemediği belirtiliyor. İsrail'in saldırılarında şarapnel parçalarının vücuduna isabet etmesi sonucu yaralanan ve Şuheda el-Aksa Hastanesinde gördüğü tedavinin ardından taburcu edilen 7 yaşındaki Muhammed Ebu Kellub, daha sonra doku ve kas yırtılması nedeniyle tekrar hastaneye kaldırıldı. Küçük çocuğun teyzesi Sabirin el-Eşgar, Muhammed'i eve getirdikten bir hafta sonra, tedavisini sürdüren hemşirenin şarapnel parçasının isabet ettiği ayağında doku ve kas yırtılması fark ettiğini, bunun üzerine Muhammed'i tekrar hastaneye götürmek durumunda kaldıklarını belirtti. Eşgar, doktorların kendilerine 'sonradan ortaya çıkan bu durumun İsrail'in kullandığı silah ve patlayıcılarla ilgili olduğunu' söylediklerini belirtti. Bir başka saldırıda yaralanan 8 yaşındaki Neda el-Assar'ın annesi de çocuğunun hastanedeki müdahalenin ardından 'iyileştiği gözlemlenip', taburcu edildiğini anlatarak, 'Yavrum sağlığına kavuştu diye hastaneden çıktık. Sadece evde zaman zaman kontrol edilecekti. Sonradan kemiksi dokuda yırtılma oluştu. Şok olduk' dedi. 'İsrail'in kullandığı silah ve patlayıcılarla alakalı' Şuheda el-Aksa Hastanesi Cerrahi Bölümü Başkanı Dr. Subhiyye es-Serrac, Filistinli ailelerin anlattığı vakaları doğrulayarak, bu durumun İsrail ordusunun Gazze'ye yönelik saldırılarda kullandığı silah ve patlayıcılardan kaynaklandığını ifade etti. Hastanelerine buna benzer çok sayıda vakanın geldiğini aktaran Serrac, 'Bu gibi durumlarda antibiyotik aldıktan ve gerekli tedavi uygulandıktan sonra iyileşme gözlemleniyor. Ancak bir süre sonra doktorlar şarapnel parçası isabet eden dokunun renk değiştirdiğini ve yırtılma meydana geldiğini fark ediyor. İsrail'in kullandığı patlayıcı maddeler yaralananların aylarca hatta yıllarca iyileşememesine neden olacak' diye konuştu. İsviçre merkezli Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Gözlemevi (Euro-Mid) Müdürü Rami Abduh, İsrail'in Gazze'de, 'yaralananlarda doku yırtılmalarına neden olan tehlikeli silahlar kullandığını' dile getirerek, şunları kaydetti: 'Gazze'deki doktorlar, doğal olmayan tehlikeli yaralar gördüklerini söylüyor. Bacakları koparak getirilen yaralıların, kopan bölgede şarapnel parçası olmadığını ancak şiddetli ateş görüldüğünü ifade ediyorlar. Bu yaralanmalara, içerisinde patlayıcılarının yanı sıra tungsten, nikel, kobalt ve demir karşımı bulunan kısa adı DIME olan [Dense Inert Metal Explosive], 'Pudra Bombası'nın neden olduğu düşünülüyor.' Filistin Sağlık Bakanlığı, daha önce yaptığı bir açıklamada, 'yasaklanmış silahlar kullandığı' gerekçesiyle İsrail hakkında uluslararası soruşturma açılmasını istemişti. Söz konusu açıklamada, yapılan incelemeler sonucunda Gazze Şeridi'ndeki hastanelerde, aralarında 'Pudra Bombası'nın da bulunduğu 'yasaklanmış silahlara' maruz kalmaları nedeniyle kol ve bacaklarını kaybeden ve ağır yaralanan kişilerin bulunduğunun tespit edildiği kaydedilmişti. Muhabir: Safiye Karabacak | AA
Reklam
Popüler Mesajlaşma Uygulaması WhatsApp Güncellendi
Popüler mesajlaşma uygulaması WhatsApp, bazı eksikleri olmasına rağmen oldukça fazla aktif kullanıcısı olan bir uygulama. Uygulama çok sık güncellemeler almıyor ve fazla bir değişiklik uygulanmıyor. WhatsApp için bir güncelleme yayınlandı ve bu güncelleme ile ufak tefek yenilikler geldi. 2.11.362 imzalı güncelleme çok önemsiz bazı yeniliklerle geldiği için kullanıcı deneyimini çok fazla rahatsız etmeyecek. Bu sürüm ile konuşmalardaki metin boyutunu arttırabileceksiniz. Biraz daha düz ve geniş bir tasarıma sahip simgesi güncellendi ve Android Wear için destek eklendi. Arşivlenen mesajların güvenliği arttırılmış, bazı hatalar düzeltilmiş ve performansı geliştirilmiş. teknolojioku
Avrasya Tüneli'nin 850 Metresi Delindi
Kazlıçeşme ile Göztepe arasını 15 dakikaya indirmesi öngörülen Avrasya Tüneli'nin 850 metresi delindi.Kazlıçeşme ile Göztepe arasını 15 dakikaya indirmesi öngörülen Avrasya Tüneli Projesi'nde (İstanbul Boğazı Karayolu Tüp Geçişi) tünel açma makinesi 'Tırtıl' ile İstanbul Boğazı tabanının yaklaşık 25 metre altından toprağı kazması ve iç çeperlerin oluşturulmasıyla 850 metreye ulaşıldı. Avrasya Tüneli'nin Haydarpaşa şantiyesindeki çalışmalar Anadolu Ajansı (AA) tarafından görüntülendi. Avrasya Tüneli, yoğun trafiğin etkili olduğu İstanbul'da yolculuk süresini önemli ölçüde azaltarak, Asya ve Avrupa yakaları arasında 100 dakikaya varan ulaşım süresini 15 dakikaya kadar indirmeyi amaçlıyor. Deprem ve tsunami gibi doğal afetlere karşı dayanıklı olarak inşa edilen tünel, 13,7 metre kazı çapı bulunan tünel açma makinesi 'Tırtıl' ile İstanbul Boğazı tabanının yaklaşık 25 metre altından toprağı kazarak ve iç çeperleri oluşturarak 850 metreye ulaştı. Toplamda 14,6 kilometrelik uzunluğa sahip olacak Avrasya Tüneli Projesi, İstanbul Boğazı'nın 106,4 metre derinliğinde yer alacak. Deniz altında 3,34 kilometresi olan Avrasya Tüneli'nde kazılacak 2,5 kilometrelik mesafe kaldı. Marmaray'ın kardeşi olarak da ifade edilen Asya ile Avrupa yakalarını bir araya getirecek Avrasya Tüneli Projesi kapsamında şu anda 422 beyaz yakalı, 628 mavi yakalı işçi ve 56 iş makinesi çalışıyor. Bağlantı tünelleri yapılıyor, mevcut yollar genişletiliyor Avrasya Tüneli için İstanbul Boğazı'nın altındaki çalışmaların yanı sıra bağlantı tünelleri, 'Tırtıl'ın Avrupa Yakası'ndaki çıkış noktası Kennedy Caddesi tarafında da hazırlıklar devam ediyor. Hem Avrupa Yakası hem de Asya Yakası tarafında mevcut yolların iyileştirilmesi ve genişletilmesi, engellilerin kullanımına da uygun alt ve üst geçit, yaya geçitleri yapılması için hazırlıklar sürüyor. İş güvenliğine büyük önem verilen Avrasya Tüneli'nde, çalışmalarda yer alan dev tünel açma makinesi 'Tırtıl'da da iş güvenliğine dikkat ediliyor. AA ekibine hem şantiye girişi öncesinde hem de 'Tırtıl'daki sığınma odasında olağanüstü bir durumda ne yapılması gerektiği konusunda eğitim verildi. Avrasya Tüneli geçiş ücreti, otomobiller için 4 dolar+KDV ve minibüsler için 6 dolar+KDV tutarı karşılığı Türk Lirası olacak. Finansmanı yap-işlet-devret modeliyle sağlanan proje yaklaşık 1,3 milyar dolarlık yatırımla Yapı Merkezi ve Güney Kore’nin önde gelen kuruluşlarından biri olan SK E&C’nin kurduğu Avrasya Tüneli İşletme İnşaat ve Yatırım AŞ (ATAŞ) tarafından gerçekleştiriliyor.AA
Reklam
Galatasaray Bir Yabancısını Daha Resmen Gönderdi
Galatasaray, KAP'a yaptığı açıklama ile Nordin Amrabat'ın Malaga'ya kiralandığını duyurdu. İşte KAP'a gönderilen o açıklama: 'Profesyonel futbolcularımızdan Nordin Amrabat'ın 2014-2015 sezonu için Malaga Club De Futbol'a geçici transferi konusunda anlaşmaya varılmıştır. Buna göre, Malaga Futbol Kulübü kiralama bedeli olarak Şirketimize 1.000.000 EUR ödeyecektir. Malaga Futbol Kulübü, 30.04.2015 tarihine kadar 3.500.000 EUR bonservis bedeli ödeyerek oyuncunun transferini gerçekleştirme opsiyonuna sahiptir. Kiralama süresi boyunca oyuncunun tüm maaş, prim v.s. ödemelerinden münhasıran Malaga Futbol Kulübü sorumlu olacaktır.'Eurosport
CHP'den 62. Hükümete Ekonomi Reçetesi Geldi
CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, kurulan 62. hükümetin ekonomi alanında acilen adım atması gerekenleri hazırladı. Umut Oran'ın 11 yapısal reforma ihtiyaç duyulduğunu gösteren açıklaması şöyle:Dış kaynak musluklarının tümden kapanması ile Türkiye ekonomisinde yaşanabilecek bir krize karşı önlemlerin acilen uygulamaya konulması hayati önem kazanırken; kronik yapısal sorunlara yönelik 12 yıldır ihmal edilen reformları masaya yatırmanın zamanı da çoktan geldi de geçiyor.Hükümete 11 alanda acil yapısal reform öneriyoruz:Büyümeyi ithalâta bağımlılıktan kurtarmak, cari açığı küçültülmek için iç tasarrufları büyütecek ve “ithal ikamesi” ile sanayinin had safhadaki ithal girdi bağımlılığını azaltıp yerli girdi kullanımını artıracak mekanizmalar YAPISAL REFORM niteliğinde acilen hayata geçirilmelidir.Dolaylı vergi yükünün yüzde 70’lerde olduğu bütçedeki dengesizliği giderecek yapısal reforma ihtiyaç vardır.Açıkları ve bütçeye yükündeki sürekli artışın önüne geçmek için yeni bir SOSYAL GÜVENLİK REFORMU kaçınılmaz olmuştur.İthal enerji faturasını küçültmek için yapısal önlemlere ihtiyaç bulunuyor.BANKACILIK DIŞI MALİ SEKTÖR REFORMU tamamlanmalıdır.Şirketler kesimini dönüşüme sokacak, aşamalı biçimde mali yapılarını güçlendirmeyi sağlayacak bir REEL SEKTÖR REFORMU’na gidilmelidir.Ekonomimizin omurgası olan KOBİ’lerin sorunlarının çözülmesi, ekonomiye katkılarının artması için kapsamlı bir KOBİ REFORMU gerekiyor.Türkiye’nin geleceği için; çağın gereklerini, ekonominin ihtiyaçlarını gözeten, “BİLGİ EKONOMİSİ”ni hedefleyen köklü bir EĞİTİM REFORMU şarttır.Gelecek, bilgi ekonomisindedir. Bu da, analitik düşünen, araştıran, bilimle haşır neşir, yaratıcı, iyi bilgisayar kullanan, zekası ile her ortama kolay uyum sağlayabilen, dünyayı tanıyan iyi eğitimli yeni nesillerin yetiştirilmesini gerektiriyor.Türkiye’nin “ORTA GELİR TUZAĞI”ndan kurtulup, daha üst lige çıkabilmesi için bilgi ekonomisini geliştirecek, teknolojik buluş yapmayı, marka ürünler yaratmayı sağlayacak bir yapıya geçilmelidir.Eylül 2010 referandumu ile anayasal kuruluş haline getirdikleri ve 2008’den beri toplanmayan Ekonomik ve Sosyal Konsey (ESK) acilen toplanmalıdır. Üç ayda bir toplanması gereken ESK’yı zayıflatacak yasa tasarısı ise geri çekilmelidir.Küresel ekonomideki gelişmeler ve Türkiye’nin kendi dinamikleriyle bağlantılı olarak ekonomide kapıya dayanan akut bir kriz tehlikesine karşı önlemlerin vakit yitirmeden alınması her zamankinden çok daha büyük hayati önem kazanırken, yılların birikimi olan kronik yapısal sorunlara yönelik 12 yıldır ihmal edilen köklü yapısal reformların zamanı da çoktan geldi de geçiyor...Bizzat Başbakan Yardımcısı Sayın Ali Babacan’ın da açıkladığı gibi Türkiye’nin, bir yıl içinde vadesi gelecek dış borçlarını çevirmek ve cari açık finansmanı için bu sürede 220-230 milyar dolar taze dış kaynak girişine ihtiyacı bulunuyor. ABD Merkez Bankası Fed, Ekim ayından itibaren tahvil alımlarını durdurarak parasal genişlemeyi tümden sonlandıracak, daha önce kıstığı para musluklarını tamamen kapatacak. Fed’in dünya piyasalarından dolar çekmeye başlamasıyla küresel likidite koşulları tamamen kötüleşecek. 2015’in ilk yarısında ABD’de beklenen faiz artırımı da Türkiye gibi ekonomilerden sermaye kaçışına bağlı kriz riskini büyütecek. Zaten Fed’in aşamalı biçimde parasal sıkılaştırmaya gideceğini duyurduğu Mayıs 2013’ten itibaren tırmanışa geçen ve uygulamanın fiilen başlaması ile 2014 başlarında tavan yapan kurlar, yeni süreçte tamamen dizginlenemez hale gelecek; sermaye kaçışını frenlemek için gidilen faiz artırımlarını daha radikal yenileri izleyecektir. ÖNCE AKUT KRİZ RİSKİNE KARŞI ACİL ÖNLEM ALINMALI… Bu kritik süreçte Tayyip Erdoğan’ın kariyer planlarına odaklanan AKP içindeki olası iktidar mücadelesi ve çekişmeler, akut kriz riskine karşı Türkiye’yi savunmasız !!bırakıyor!!. Yüksek borçluluğu ve aşırı dış kaynağa bağımlı yapısı ile Türkiye, küresel ekonomide en kırılgan 5 ülke arasında yer alıyor. Böyle bir süreçte, en kırılgan 5’li arasında yer almadığı halde dış borcunda temerrüde düşerek iflası ilan edilen Arjantin’in durumundan ders alınmalıdır. Ekonomi ile ilgili tüm kurumlar sermaye hareketlerindeki radikal değişime bağlı kriz olasılığına karşı seferber olmalı, koordinasyon içinde durum değerlendirilerek gereken acil önlemler alınmalıdır. Ciddi kur riski yüklenmiş durumdaki özel sektörün döviz pozisyon açıklarını kapatmasını sağlayacak önlemler alınmalı, ulusal tasarrufları artırmaya yönelik teşvik mekanizmaları geliştirilmelidir. 11 ALANDA ACİL YAPISAL REFORM İHTİYACI VAR… Türkiye ekonomisinin kronik yapısal sorunları çözülerek kırılganlığının giderilmesi, şoklara ve krizlere karşı dayanıklı hale getirilmesi için orta ve uzun vadeli yapısal reformları yapmanın zamanı da çoktan geldi de geçiyor bile... 2001 krizinin ardından IMF baskısıyla gidilen bankacılık reformu, Türkiye’nin son dönemde yaptığı en büyük reform olarak kaldı. Kişi başına milli geliri 3 bin dolardan 10 bin dolara çıkarmakla övünen AKP’nin 12 yıllık iktidarında ise en temel yapısal reformlar bile gündeme gelemedi. AKP bu dönemde günü kurtarmaya yönelik önlemleri yapısal reformlara tercih etti. Bunca süre ülkeyi tek başına yöneten AKP’nin, yapısal reformlarda çok önemli bir fırsatı heba ettiği açıktır. Bu dönemde özelleştirmelerden elde edilen 60 milyar doların üzerinde gelir de çarçur edildi. Ekonominin sağlıklı çalışabilmesi ve şoklara karşı daha dayanıklı hale gelmesi için gerekli “yapısal reformlar” alanında Türkiye’nin yapması gereken çok şey bulunuyor. OECD’nin Türkiye Ekonomik İnceleme Raporu’nda da; Türkiye’nin büyümesinin dış kaynakla fonlanan iç tüketime aşırı bağımlı olduğu uyarısı yapılıyor, enflasyon, döviz kurları ve kredi hacmini sürdürülebilir seviyelerde tutacak para ve maliye politikaları öneriliyor. Uzun vadede ekonomik istikrarın ise enflasyonla mücadelede ve kamu finansmanının itibarının korunmasındaki başarıya ve verimliliği artıracak, ekonomide rekabeti destekleyecek yapısal reformlardaki ilerlemelere bağlı olacağı vurgulanıyor. Bu bağlamda AKP’ye şu 11 temel alanda yapısal reformları acilen gündeme almasını öneriyoruz: 1-Büyüme ithalâta bağımlılıktan kurtarılmalı, cari açık küçültülmeli: AKP dönemine yüksek cari açık vererek büyüme damga vurdu. Cari açığı büyüten en büyük faktör ise iç piyasa ve ihracat için yapılan üretimde kullanılan girdilerde yüksek oranda ithal bağımlılığı oldu. Yıllık girdi ithalatı, toplam ihracatın yüzde 121’ine ulaştı. Başka deyişle toplam ihracat, ithal girdi faturasının ancak yüzde 83’üne yetiyor. Bunun sonucu da katlanılmaz boyutlarda cari açık şeklinde ortaya çıkıyor. Cari açık vermeden büyüyebilmek için; iç tasarrufları artırmak ve sanayinin had safhadaki ithal girdi bağımlılığını azaltarak üretimde yerli girdi payını artırmak gerekiyor. Bunları sağlamak zaman alacak olsa da bu konu beklenen büyük Marmara depremi için alınması gereken önlemler kadar hayati önemdedir. Bu bağlamda; ithal girdilerin muadilinin içeride de üretilmesini özendirmek için etkin teşvik mekanizmaları geliştirilmelidir. “İthal ikamesi” niteliğindeki bu sonucun sağlanması için ithal malların muadilleri, yurt içinde aynı fiyata üretilebilecek noktaya gelene kadar etkin biçimde teşvik edilmelidir. Bunun için de öncelikle sanayi ürünlerinin envanteri çıkarılarak maliyet, vergi, satış fiyatları gibi unsurların dünya ile karşılaştırmasını yaparak, hangi ürünlere ne tür teşviklerin uygulanacağını saptamak gerekiyor. Üretimde yerli girdi kullanımının artması, ithal girdi payının düşmesi ile cari açık küçülecektir. 2-Bütçede yapısal dengesizlik düzeltilmeli: Vergi gelirlerinin yüzde 70’e yakını tüketimden alınan KDV, ÖTV gibi dolaylı vergilerden sağlanıyor. Tüketimdeki canlılık vergi gelirlerini artırıp bütçe açığını küçültürken, tüketim kısıldığında ise açık büyüyor. Tüketim ağırlıkla ithalata bağımlı olduğu için bütçe gelirlerinde ithalde alınan KDV ve diğer vergiler önemli yer tutuyor. Bu durumda cari açık büyüdükçe bütçe açığı küçülüyor; bu da “mali istikrar” diye sunuluyor. Oysa tam tersine bütçenin tüketime endeksli KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilere dayalı olmaktan çıkarılması gerekiyor. Kar, gelir ve rant üzerinden alınan doğrudan vergilerin, toplamdaki payı yüzde 30’larda kalıyor. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi bütçede, dolaylı vergiler ile gelir, kurumlar gibi doğrudan vergilerin dengelendiği bir yapıya geçilmesi gerekiyor. Böylece ithalat ve cari açıktaki büyüme pahasına bütçe dengelerinin düzelmesi şeklindeki çarpıklık ortadan kalkacaktır.3-Sosyal güvenlikte kambur büyüyor, köklü reform şart: Birkaç kez iflas aşamasına gelen sosyal güvenlik sistemi, daha çok primleri artırarak ve emeklilik yaşını yükselterek yaşatmaya çalışıldı. Bu reformlara rağmen, sistemin açıkları ve bütçeye yükü büyümeye devam etti. Sistemin 2002’de 8 milyar lira olan açığı, 2013’te 20 milyara dayandı. SGK’ya açık finansmanı, devlet katkısı, ek ödeme, faturalı ödemeler, teşvikler kapsamında üstlenilen SGK primi işveren payı gibi diğer kalemlerle birlikte bütçeden yapılan transferlerin 2002’de 9.7 milyar dolar olan tutarı, 71 milyar doları aştı. Önümüzdeki dönemde sosyal güvenliğin yeniden bir kara deliğe dönüşmemesi için bu alanda gerçekçi reformlara ihtiyaç bulunuyor. Bu kapsamda özellikle sağlık alanında gidilecek reform büyük önem taşıyor. Genel Sağlık Sigortası uygulamasını gözden geçirip, maliyete dayalı bir sisteme geçilmezse, sosyal güvenlik sisteminin bütçeye yükü taşınamaz hale gelebilir; 1980’lerde sosyal güvenlik sistemi batmanın eşiğine gelen İngiltere’nin durumuna düşmek kaçınılmaz olur.4-Enerji faturasını küçültmek için yapısal önlemler alınmalıdır: Ekonomide temel girdi niteliğindeki petrol, gaz gibi enerji ürünlerinde neredeyse tamamen dışa bağımlı bulunuyoruz. Toplam ithalat faturasının beşte biri bu ürünlere ödeniyor. Toplam dış ticaret açığının yarısı, net enerji ithalinden geliyor. Cari açıktaki büyümenin de ana kaynağını bu ithalat oluşturuyor. Ülke olarak güneş ve rüzgâr enerjisi, biyoenerji gibi alternatif enerji kaynaklarına yoğunlaşmamız gerekiyor. Bu alanlardaki potansiyeli doğru tespit edip verimli kullanmak, yatırımları teşvik etmek,  alternatif kaynakların payını artırmaya ihtiyaç bulunuyor. Bu alanlarda elde edilecek gelişmeler cari açığın küçültülmesine önemli katkı yapacaktır.5-Bankacılık dışı mali sektör reformu tamamlanmalı:  2001 krizinden sonra bankacılık sektöründe gidilen reforma karşılık, sigortacılık, leasing, faktöring gibi bankacılık dışı finansal sektörlerde yapılamayan reformların hızla tamamlanması gerekiyor. Bu sektörlerdeki denetim ve gözetim görevi Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) örneğinde olduğu gibi bağımsız bir kuruma verilebilir. Bu kurullar, oluşturulacak bir çatı kurum altında da yapılandırılabilir.6- Reel sektöre yönelik de yapısal reform gerekiyor: Reel sektörü dönüşüme sokacak nitelikte, aşamalı biçimde şirketlerin mali yapılarını güçlendirmeye yönelik, yapısal reformlara da ihtiyaç bulunuyor. Bu bağlamda Türk Ticaret Kanunu yeniden düzenlenerek, özel sektör kuruluşlarının mali tablolarının gerçeği yansıtır hale getirilmesi sağlanabilir. Bankalara yönelik sıkı düzenlemelerin benzerleri, reel sektör için de hayata geçirilebilir.   7- KOBİ reformuna ihtiyaç var: Ekonomimizin can damarı ve sosyal yapımızın istikrar unsuru olan KOBİ’lerin sorunlarının çözülmesi, ekonomiye katkılarının artırılması için; kapsamlı bir KOBİ Reformuna ihtiyaç bulunuyor. Bu kapsamda; KOBİ’lerin üretim ölçeklerini büyütmeleri desteklenmeli, uzmanlaşma ve örgütlenmeleri özendirilmeli; teknolojik yapısı güçlendirilmeli; Ar-Ge, teknoloji ve inovasyon çalışmalarına etkili destekler getirilmeli,  KOBİ’lere özel, enerji ve sosyal güvenlik prim desteği başta AB standartlarını esas alan yeni bir teşvik sistemi oluşturulmalıdır. Uluslararası piyasalarda eşit koşullarda rekabet edebilen çağdaş işletmeler haline dönüştürülecek KOBİ’lerin enerji girdi maliyetleri, rekabet içinde oldukları dış pazarlarda geçerli olan düzeylere indirilmelidir. Ulusal Sanayiye ara malı üreten KOBİ’lere KDV indirimi desteği sağlanmalıdır. KOBİ’lere yeterli kredi olanakları sağlanmalı; yeni kredi ve finansman yöntemleri kullanılarak kaynak kullanımları artırılmalıdır. KOBİ’lerin bankalardan kullandığı kredilere verdiği garanti ve kefaletlerle teminat sağlayan Kredi Garanti Fonu A.Ş. (KGF) ile Risk Sermaye Şirketi işlevi gören KOBİ A.Ş.’nin sermaye yapılarının güçlendirilmeli ve faaliyetleri etkinleştirilmelidir. Esnaf, sanatkâr ve KOBİ’lerin sanayi envanteri eksiksiz olarak çıkarılmalı, bu birimlerin sorunlarına en üst düzeyde sahip çıkılmalı bu amaçla bir Esnaf ve KOBİ’ler Bakanlığı kurulmalıdır. 8- Eğitimde çağa uygun reform şart: Ekonomide kabuk değişimi ve sürdürülebilir istikrar, buna uygun bir eğitim sistemi ile mümkündür. Türkiye ne yazık ki eğitimde AKP öncesine göre çok daha geri bir noktaya gitmiş durumda. Türkiye’nin geleceği için; eğitim sisteminde çağın gereklerini, ekonominin ihtiyaçlarını gözeten ve özellikle bilgi ekonomisini hedefleyen köklü yapısal reformlara ihtiyaç bulunuyor. 40 bin öğrenciyi isteği dışında zorla İHL’ye yerleştirerek bu hedeflere ulaşılamayacağı açıktır. 9- Yargı reformuna ihtiyaç var: Siyasal baskı ile yürütmenin vesayeti altına alınmaya çalışılan yargı erki, demokratik bir hukuk devletinde olması gereken yapıya kavuşturulmalıdır. Hâkim, savcı ve mahkeme sayısını artırarak yargı süreçlerini hızlandırırken, yargıyı siyasal etkilerden bağımsız kılacak yapıya kavuşturmak amacıyla hukuk alanında yapısal reforma gidilmelidir. Aksi takdirde bağımsız yargının olmadığı bir ülkeye yabancı yatırımcının da güven duymayacağı ve bu yönde uyarıların şimdiden geldiği de unutulmamalıdır. 10- Siyasal alanda da ciddi yapısal reforma gidilmeli: Demokrasi, güçler ayrılığı, insan hakları, eşit yurttaşlık, düşünce özgürlüğü, çoğulculuk, Meclis’te adil temsil ve kişi haklarının korunmasını en üst düzeyde sağlayacak anayasa değişikliği ve diğer düzenlemelerle siyasal alanda da köklü bir reforma ihtiyaç bulunuyor. Seçim ve siyasal partiler sisteminin aynı anlayışla ve lider sultasına son verecek biçimde yeniden düzenlenmesi de gerekiyor. 11- Ekonomik Sosyal Konsey acilen toplanmalıdır: 12 Eylül 2010 referandumu ile anayasal kuruluş haline getirdikleri ve 2008’den beri toplanmayan Ekonomik ve Sosyal Konsey (ESK) acilen toplanmalıdır. Hükümet kendi yaptığı anayasa değişikliğini çiğnemektedir. Üç ayda bir toplanması gereken ESK’yı zayıflatacak yasa tasarısı ise geri çekilmelidir, ekonomi alanında işçi ve işveren, sektör temsilcilerinin ortak aklı da sürece dahil edilmelidir. Yapısal reformların hayata geçirilmesi ile orta vadede; Enflasyonun yüzde 2-3 düzeyine indirilmesi,Büyümede yüzde 6-7 arasında istikrarlı bir seyrin yakalanması,İşsizliğin ilk aşamada yüzde 7, ikinci aşamada yüzde 5’ler ve altına düşürülmesi,Dolaylı vergiler gibi arızi değişim gösteren değil kalıcı gelirlerle finanse edilecek bütçenin, harcamalarda da tasarruf yoluyla dengeye kavuşması,Cari açığın yüzde 4 ve altına çekilmesi mümkün olacak;Sonuçta kırılganlıktan kurtularak sağlam bir yapıya kavuşacak ekonomi, küresel şoklara dayanıklı hale gelecektir.  ORTA GELİR TUZAĞINDAN KURTULMALIYIZ…Kişi başına gelir düzeyinin belirli bir aşamadan öteye gidememesi ya da belirli bir gelir düzeyine ulaştıktan sonra ekonominin durgunluk içine girmesi olan “orta gelir tuzağı”ndan Türkiye ekonomisi kurtulmalıdır.  ABD’deki kişi başına gelirin yüzde 20’si diğer ekonomiler için orta gelir düzeyi kabul ediliyor. Bugünkü ölçülerle bu, 10 bin dolara denk geliyor. Buna göre Türkiye kişi başına gelirde orta gelir düzeyini 2007’de yakalamış gözüküyor. Ancak dolar cinsinden yapılan hesaplamada çıkan bu sonuçta, özellikle 2005 sonrasında artan sıcak para patlamasının TL’yi yapay biçimde değerlendirmesinin de etkisi bulunuyor. Buna rağmen 7 yıldır orta gelir düzeyinde takılıp kalan Türkiye’nin 2014’te ise 9 bin dolarlı düzeylerle kişi başına gelirle yüzde 20’lik düzeyin altına ineceği öngörülüyor. Bu da köklü yapısal reformlar olmadan kişi başına gelirde 25 bin dolarlık 2023 hedefine ulaşılamayacağını gösteriyor.Sıcak para girişleriyle, dış borçlanma ile ve yüksek cari açık vererek ekonomi çarkını döndürme dışında bir büyüme modeli düşünmeyen hükümetin, orta gelir tuzağa girmeden çok önce bunu görüp ona göre planlama yapmak, önlem almak gerekiyordu. Orta gelir tuzağından çıkmak çok kolay olmayacak. Bu anlayışla kişi başına gelir artışını sürdürmek, hatta 10 bin dolarda tutmak imkansızdır. Petrol ya da doğal gaz gibi kaynakları olmayan bir ülke olarak Türkiye’nin bu sınırı aşabilmesinin yolu bilgi ekonomisini geliştirmek ve teknolojik buluş yapmaktan geçiyor. Bunun için de düşünmeyen, sorgulamayan, biat eden, bilimin yerine dogmayı koyan nesiller yerine, sorgulamadan korkmayan, analitik düşünen, araştıran, bilimle haşır neşir kuşaklar yetiştiren bir eğitim sistemine ve aynı nitelikte siyasal, sosyal, kültürel iklime ihtiyaç bulunuyor.   Gelecek, bilgi ekonomisinde… Son yıllarda bunun parametreleri net biçimde ortaya çıkmıştır. ABD’li iki üniversite öğrencisinin bir evin garajda temelini attığı Google, kısa sürede büyüyerek küresel ölçekte dev bir marka olmuştur. Google, tek başına Türk bankacılık sektörünün toplamından daha fazla kâr ediyor. Aynı şekilde bir Apple firmasının piyasa değeri, 500 Türk sanayi kuruluşunun toplam değerinin 2.5 katına ulaşıyor. Bir kamyon dolusu tarım ürünü ile bir akıllı cep telefonu alınabilmektedir. Bilgi ekonomisinde ileri, katma değeri yüksek ürünler üreten ekonomiler, dış ticarette çok üstün bir konuma geçmiştir.  “BİLGİ EKONOMİSİ”NDE İLERLEMELİYİZ… Tüm ekonomik faaliyetlerin bilgi temelli olarak gerçekleştirildiği, bu faaliyetlere bilginin entegre edildiği “bilgi ekonomisi”, dünyada radikal değişimlere yol açmıştır. İnternetin icadıyla, bilgi ekonomisi dünyada daha da öne çıkarken, bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesi ve entegrasyonu, iş dünyasını yeniden şekillendirmiştir. Bilgi teknolojilerinin gelişimi ile iş, yönetim ve tüketim faaliyetlerinin yürütülmesi için gerekli bilgi üretimine geçilmiş, yapılanmış bilgilerin üretici ve tüketiciler ile özel ve kamu kurumlarına ulaştırılması zorunluluk haline gelmiştir. Bilgiye yapılan yatırımın dönüşümü, fiziki sermaye yatırımlarından daha yüksektir. Sanayi ekonomisi ve diğer sistemlerden farklı olarak bilgi, üretim faktörleri içinde birincil önceliği kazanmıştır. Bilgi teknolojilerinin gelişimi ile ekonomik faaliyetler tamamen küresel bir yapı kazanmıştır. Aracıları ortadan kaldıran, üretici-tüketici farkını azaltan bilgi ekonomisine geçiş ve ülkelerin bilgiye dayalı kalkınmayı gerçekleştirebilmesi için hükümetin; İyi eğitimli, yaratıcı, iyi bilgisayar kullanan, zekâsı ile her ortama kolay uyum sağlayabilen, bilgisini kullanabilen nesillerin yetiştirilmesine,Entelektüel mülkiyet ve telif haklarının oluşturulması ve bunların tüm dünyaya lisansının sağlanmasına,Bireylerin yaşam kalitesini artıracak e-devlet uygulamalarının hızlandırılmasına,Kişilerin gelirlerini artırmaya, rekabet edebilecek sektörlerin geliştirilmesine,Toplumda teknoloji kullanımının yaygınlaştırılması ve kurumsallaştırılmasına,İşletmelerin teknolojiden daha etkin biçimde yararlanmalarının sağlamasına,Küresel rekabet için gerekli teknolojileri gerçekleştirebilme amacıyla kamu ve özel kuruluşların Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesine,Bilgi ekonomisi alanında yetişmiş elemanlara sağlanacak cazip ekonomik koşullara,Bilginin ulusal çapta yaygınlaştırılması, herkesin buna erişiminin kolaylaştırılmasına,Tüm ekonomik faaliyetlerinin bilgi temelinde şekillenmesi ve gerçekleşmesine veBilgi ekonomisinin öneminin toplumun tüm katmanlarına anlatılmasına odaklanması, bu yönde projeler geliştirmesi, faaliyetlere hız vermesi gerekiyor.
Kısırkaya'da Plaj Yıkıldı, Doğalgaz Geldi, Çevre Bakanlığı'na Devredildi
Eski Çevre Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın ricasıyla imara açtığı Sarıyer’deki Kısırkaya köyünde İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), plajı “Hayvan barınağı yapılacak” diye yıktı. Ancak arazi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na devredilirken bölgeye doğalgaz hattının da çekildiği ortaya çıktı. Bir tarafı 3. havalimanı, diğer yanı 3. köprü inşaatı ile çevrili Kısırkaya köyü geçtiğimiz hafta, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın da adının karıştığı bir yasal dinleme kaydıyla gündeme geldi. Billur Özgül ’ün Taraf’taki haberine göre, 18 Temmuz 2013’te gerçekleşen dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ile İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Ahmet Ayyıldız arasındaki görüşmede; Bayraktar, Emine Hanım’ın ricası olduğunu hatırlatıyor ve Gümüşdere ve Kısırkaya bölgesinde imar planlarının değiştirilmesi işinin “derhal” yapılması gerektiğini söylüyordu. Tapeler gündeme bomba gibi düşünce Bayraktar, “Bu adamcağız burayı almış. Ama bürokrasiye takılmış. İflasın eşiğinde. Olmayan bir imar izni vermek gibi bir durum yok. Adam bir şekilde Emine Hanım’a ulaşınca bizim de haberimiz oldu. Hukuksuz bir şey yok” şeklinde bir açıklama yaptı. Tapelerin gündeme gelmesinden sadece dört gün sonra Kısırkaya köyünde bir hareketlilik yaşandı. Perşembe günü köydeki plaj tesisi ortadan kaldırıldı. Soyunma kabini ve duşların bulunduğu tesis, Sarıyer Belediyesi ekipleri tarafından yıkıldı. Bu şekilde yavaş yavaş bölgenin imara açıldığını söyleyen köylüler ve onlara destek veren çevreciler, dün plajın bulunduğu yere giderek bir eylem gerçekleştirdiler. Eyleme katılan köylüler, yıkımın yavaş yavaş evlerine kadar uzanacağından endişe ettiklerini söylediler. 2012 yılında çıkan 6360 sayılı Büyükşehir Yasası ile köy ve beldeler mahallelere dönüştürülerek şehrin bir parçası haline getirilmişti. Kısırkaya köyü de bu şekilde mahalle statüsüne kavuştu. Bundan sonra bölgede sit alanı içinde kalan kimi yerler imara açıldı. Ancak bölgenin tamamen ranta açılması için “sahil şeridi sorununun” da ortadan kaldırılması gerekiyordu ve harekete geçildi. Kısırkaya köyündeki plaj tesisinin olduğu yer, imar planlarında mera alanı olarak görülüyordu. Plaj, 1966 yılında İller Bankası tarafından köye gelir sağlaması amacıyla yapıldı. Plajı yıllardır işleten köylüler, buradan gelir elde ediyorlardı. Ancak Kısırkaya, köy statüsünden çıkartılınca plaj köylülerin elinden alındı ve geçtiğimiz yıl Sarıyer Belediyesi tarafından mühürlendi. Köylüler arazilerini geri almak için Milli Emlak’a başvurdular ancak arazinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na devredildiğini öğrendiler. Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından büyük bir köpek barınağı yapılıyor. Kuzey Ormanları Savunması’ndan Emin Turan, köpek barınağının bir bahane olduğunu söyleyerek, önümüzdeki dönemde buranının tamamen imara açılacağını dile getirdi. Turan, “Plajın arka bölümünde yapılan barınak için mera olan yerin imar durumu, hayvan koruma amaçlı imar değişikliğine uğradı. Çünkü geçtiğimiz yıl buraların tamamının imar statüsü değiştirilememişti. Ama birkaç yıl içinde barınağı yıkarak burayı tam olarak imara açarlar” dedi. Heyelan bölgesi olduğu gerekçesiyle Kısırkaya Köyü’ne doğalgaz gelmediğini ancak barınağa doğalgaz hattı getirildiğini belirten köylüler, evlerinin büyük bir kısmının hazine arazisi üzerinde olduğu için plajın ardından yıkım sırasının önce barınağa sonra kendi evlerine gelmesinden korkuyor. Kuzey Ormanları Savunması (KOS) konuyla ilgili bir basın açıklaması yaptı. KOS’un basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi; “Bölgedeki boğulma vakaları, yıkım kararına bahane ediliyor. Gerçekten de köylüye göre 53, resmi rakamlara göre 13 kişi bu yaz, hiçbir denetim ve güvenlik önleminin olmadığı Kısırkaya plajında boğularak yaşamını yitirdi. Ancak Kısırkaya Köyü Dernek Başkanı Nurcan Kocaer, geçen yıla kadar köylünün işletip güvenlik önlemlerini aldığı tesiste çok az sayıda boğulma vakası yaşandığını, oysa plajın mühürlenip denetimsiz bırakılmasıyla birlikte çok sayıda insanın boğulduğunu belirtiyor. ‘İnsanlar buranın çay bahçesinde, soyunma kabininde mi boğuluyor da buraları yıkıyorlar?’ diye soruyor. Kısırkaya halkı, bütün özelleştirme vakalarında görülen, önce hizmet vermeyip çökertme, sonra bakımsızlığı bahane göstererek yıkma uygulamasının plaj tesisi için de geçerli olduğunu söylüyor.”T24
Reklam
'Demba Ba Kronik Sakat Değil'
Demba Ba hakkında çıkan 'Kronik sakat' iddiasına kulüp doktoru Ertuğrul Karanlık'tan cevap geldi. Karanlık, “Oyuncumuz bu tarz yazılara üzülüyor. Hakkında çıkan haberler kesinlikle doğru değil” diye konuştu.Kara Kartal’ın Senegalli yıldızı Demba Ba’nın, Mersin İdmanyurdu karşılaşması öncesinde sakatlanmasının ardından yapılan, ‘Kronik sakat’ iddialarına, Beşiktaş Kulüp Doktoru Ertuğrul Karanlık’tan yanıt geldi. Chelsea’den 6 milyon Euro bonservis bedeliyle takıma kazandırılan başarılı futbolcu hakkındaki haberlere tepki gösteren Karanlık, “Ben Türkiye’de yalan haberlerle karşılaşmaya alıştım ama yeni gelen arkadaşlarımız bu tarz haberlere tepki gösteriyorlar, üzülüyorlar. Basında Demba Ba ile ilgili yer alan haberler kesinlikle doğru değil” dedi. Futbolun içinde sakatlıkların her zaman olduğunu kaydeden Ertuğrul Karanlık, “Demba Ba, Arsenal maçında sakatlandı. Bu konuyla ilgili gerekli açıklamayı yaptık. Buna rağmen basında yalan yanlış haberler yayınlandı. Topla yapılan çalışmada kendini iyi hissetmediği için Demba Ba’nın Mersin İdman Yurdu maçında oynamasına izin vermedik. Demba Ba, bu tarz haberlere üzülüyor. Umarım bu haberleri çıkaranlar biraz daha hassas davranırlar ve kaynaklarına haberi hazırlamadan önce doğrulatırlar” diye konuştu.skorer
Gazetelerde Bugün | 31 Ağustos Pazar
Hürriyet: Çankaya'da Yemen TürküsüMilliyet: Zafer coşkusuSabah: Erdoğan'dan Yemen SürpriziVatan: Büyük zulümTaraf: Konutta bir yıllık stokAkşam: Yüksek yargı Baro'ya kaldıZaman: Askeri bölgeye imar izniCumhuriyet: Çözüm sürecini basından okuyoruz
'Gündemi Belirlenen Değil Gündem Belirleyen Bir Türkiye Var'
Erdoğan'ı Üsküdar Kısıklı'daki evinin önünde de coşkulu bir kalabalık karşıladı. Erdoğan burada vatandaşları selamladı ve ardından bir konuşma yaptı. Erdoğan, 'Durmak yok, yola devam. Sizler 10 Ağustos'ta Cumhurun Başkanlığına bu kardeşinizi layık gördünüz. Sorumluluğumuzu zirve bir noktaya taşıdınız. Bundan sonraki süreçte de sizlere hizmetkâr olmaya devam edeceğiz. Milli irade olarak ortaya koyduğunuz 10 Ağustos tavrı hiçbir zaman unutulamaz. Sizler birçok oyunları bozdunuz. Bu oyunları bozmak suretiyle artık şunu ispat ettiniz. Milli irade her şeyin üstündedir dediniz. Milli iradeyi çalmak isteyenlere cevap verdiniz. Artık sadece ulusal değil uluslar arası bazda da inşallah bu hizmet yolculuğumuz seçilmiş bir cumhurbaşkanı, seçilmiş bir hükümet el ele vereceğiz ve inşallah muasır medeniyetler seviyesine ülkemizi taşıyacağız' diye konuştu. 'GÜNDEMİ BELİRLENEN DEĞİL GÜNDEM BELİRLEYEN BİR TÜRKİYE VAR' 2023 hedeflerinin yakalanacağını da belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, '12 yılda ülkemizin geldiği nokta ortadadır. Nasıl bire üç, bire dört katladıysak bundan sonraki süreçte de yine bu artarak devam edecek. 2023 hedeflerini muhakkak yakalayacağız. Bundan hiç endişeniz olmasın. Kendine güvenen, gündemi belirlenen değil gündem belirleyen bir Türkiye var. Bunu böyle biliniz. Türkiyemizin artık kişi başı milli geliri 11 bin doların üzerine çıktığı ve 25 bin dolar hedefini yakaladığı bir ülke haline getireceğiz' ifadelerini kullandı. Erdoğan konuşmasının ardından konutuna geçti. Cumhurbaşkanlığı görevini Abdullah Gül’den devraldıktan sonra ilk kez İstanbul’a gelen Recep Tayyip Erdoğan’ı, İstanbul Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi önünde coşkulu bir kalabalık karşıladı. Burada yaptığı konuşmanın ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan Kısıklı'daki evine gitti. Erdoğan'ı burada da coşkulu bir kalabalık karşıladı. Erdoğan otobüsün üzerine çıkarak halka seslendi. Ancak konuşmasının başında mikrofon krizi yaşandı. Erdoğan'a verilen mikrofondan ses gelmeyince birkaç kez üzerine vurarak deneme yaptı. KORUMA ARACININ MİKROFONUYLA KONUŞMAYA ÇALIŞTI Yanındaki görevliler bi süre mikrofonu düzeltmek için uğraştı ancak bu çabalar sonuç vermedi. Sorun çözülmeyince Erdoğan'ın koruma araçlarından biri otobüsün önüne çekildi. Koruma aracındaki megafonun mikrofonunu kullanmak istedi. Bu sırada bir görevli yeni bir mikrofon getirdi. Erdoğan bu mikrofonla da konuşmaya çalıştı ancak mikrofon yeniden arıza yapınca yaklaşık 4 dakika süren ardından koruma aracının megafonunun mikrofonuyla konuşmasına başladı. Konuşmasının yaklaşık bir dakikasını böyle sürdüren Erdoğan mikrofonun arızası halledilince konuşmasına mikrofonla devam etti. Basın mensuplarının da konuşmayı daha iyi alabilmek için koruma aracanın önündeki megafona mikrofonlarını uzatması ilginç bir görüntü oluşturdu. Haber - Kamera: Yaşar KAÇMAZ / İSTANBUL DHA
Reklam
İDO ve BUDO Seferleri İptal
Bursa Deniz Otobüsleri (BUDO) ve İstanbul Deniz Otobüsleri'nin (İDO) bugünkü bazı seferleri hava muhalefeti nedeniyle iptal edildi. BUDO'dan yapılan açıklamaya göre hava muhalefeti nedeniyle iptal edilen seferler şöyle: 08:30 Bursa (Mudanya) - İstanbul (Büyükada) seferi 11:30 Tekirdağ - Avşa seferi 11:30 Tekirdağ - Erdek seferi 09:30 Avşa - Tekirdağ seferi 08:30 Erdek - Tekirdağ seferi İDO'dan yapılan açıklamada ise, 09:00 Avsa - Marmara / Yenikapi - Bostancı, 14:00 Avsa - Marmara / Yenikapi - Bostancı, 15:00 Avşa - Marmara / Yenikapi - Bostancı Deniz Otobüsü seferlerinin iptal edildiği duyuruldu. DHA
Kelt Müziğin Kraliçesi | Loreena Mckennitt
Loreena Isabel Irene McKennitt (d. 17 Şubat 1957)  Kanadalı vokalist, arpist ve piyanisttir. Özellikle güçlü ve duygulu sesiyle yorumladığı Kelt şarkılarıyla ve ünlü şiirleri Kelt müziğinin yapısına uygun bir biçimde besteleyip seslendirmesiyle tanınır. Ayrıca birçok unutulmuş anonim halk müziğini modern bir anlayışla yeniden diriltmiştir.  ~Cennet kokan sesiyle Loreena ablamızın seslendirdiği şarkılardan bir kısmı, iyi dinlemeler..
Reklam
Bilic: "Hak Ettiğimiz Bir Galibiyeti Aldık"
Beşiktaş'ın Hırvat çalıştırıcısı, Mersin İdman Yurdu ardından çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Bilic, 1-0′lık Mersin İdman Yurdu galibiyetinin ardından yaptığı açıklamalarda haklı bir galibiyet aldıklarını belirtirken, saha zemini ve sıcaktan şikayetçi oldu. Lig TV‘ye konuşan Bilic, saha zeminiyle ilgili şöyle konuştu, “Gerçekten berbat bir zemindi. Bundan haberimiz de vardı. Biz burada sadece bir maç yaptık ve bitti. Ancak rakibimiz her maçını burada oynayacak. Bu büyük bir problem. Her maç önemli sakatlıklar yaşayabilirler. Şartların zor olduğunu bildiğimiz için Londra’dan buraya direk geldik.” Haklı bir galibiyet aldıklarına değinen başarılı teknik adam, sözlerine şöyle devam etti: “Oyuna gelirsek, iki farklı Beşiktaş vardı. İlk yarı çok iyiydik. İkinci yarıda maçı koparamadık. Rakibimize çok pozisyon verdik. Her şeyimizi ortaya koyduk ve kazandık. 3 puanı hak ettik.” DEMBA BA’NIN SAKATLIĞI Bilic, Demba Ba’nın sakatlığıyla ilgili yapılan spekülasyonlara da yanıt verirken, “Türkiye’de dedikodular çok çıkıyor. Demba Ba’nın sakatlığı geçmişten bağımsız, yeni bir sakatlık. Bugün riske etmek istemedik. Ancak gayet iyi durumda. Sağlık kontrolünden sonra sağlık ekibimiz haftada iki değil üç maç bile oynayabileceğini söyledi.” ifadelerini kullandı.AMK Spor
Çalımbay: "Maçı İptal Edin Dedim"
Mersin İdmanyurdu Teknik Direktörü Rıza Çalımbay maç sonrası yayıncı kuruluşa konuştuMersin İY - Beşiktaş maçında en çok kötü zemin konuşuldu. Hafta içinde maçın başka sahada oynanması çağrısında bulunan Mersin'in hocası Rıza Çalımbay, dün mücadele sonunda şunları söyledi: 'Malesef burada maç oynattılar. 15. dakikada dördüncü hakemin yanına gittim ve maçı iptal etmelerini istedim. 'Birileri sakatlanacak' dedim. ama iptal etmediler. Bu durumu Biliç ile de konuştuk. Bana göre bugün tecrübe kazandı. Biz de sonuna kadar elimizden geleni yaptık.'Şampiy10
Reklam