Dünya Basını Kurtarılan Rehineleri Böyle Duyurdu!
IŞİD militanları tarafından Musul Başkonsolosluğu'ndan 101 gün önce kaçırılan 49 rehinenin bugün serbest bırakılması haberine dünya basını da geniş yer ayırdı.BBC: IŞİD'İN ELİNDE TUTTUĞU TÜRK REHİNELERİ SERBEST BIRAKTIKuzek Irak'taki Musul'da bulunan Türk Başkonsolosluğu'ndan IŞİD tarafından kaçırılan rehineler serbest bırakıldı ve Türkiye'ye döndü.Detaylar henüz belli değil ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bunun ' detaylı ve gizli bir operasyon' olduğunu belirtti.Türkiye, rehinelerin güvenliği için IŞİD'e yönelik doğrudan bir askeri operasyona girmeyi reddetmişti.GUARDIAN: IŞİD'İN KAÇIRDIĞI TÜRK REHİNELER SERBEST BIRAKILDIAralarında diplomatik çalışanların, çocukların ve özel güvenlik güçlerinin bulunduğu 49 kişi Irak'ın Musul kentinde 11 Haziran'da rehin alınmıştı.Türkiye, 49 rehinesinn IŞİD'in elinde bulunmasından dolayı açık bir şekilde IŞİD'e karşı ortak operasyon planından uzak durmuştu. ABD ise rehinelerini kurtarmak isteyen Türkiye'yi bu operasyona çok fazla zorlamamaya gayret etti.DAILY MIRROR: IŞİD'İN 49 REHİNESİ TÜRKİYE TARAFINDAN KURTARILDIIŞİD'in elinde tuttuğu 50'ye yakın Türk rehine dün gece serbest bırakıldı.Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk istihbarat servisinin kurtarma operasyonuyla 49 rehineyi Türkiye'ye geri getirdiğini söyledi.Türk medyasına göre herhangi bir fidye ödenmedi. Aralarında Musul Başkonsolosu, çocuklar ve özel güvenlik güçlerinin de bulunduğu rehineler Şanlıurfa'ya oradan da başkent Ankara'ya getirildi.CNN: IŞİD'İN KAÇIRDIĞI TÜRK REHİNELER 3 AY SONRA SERBEST BIRAKILDIIŞİD militanlarının 3 ay önce kaçırdığı 49 Türk rehine bugün serbest bırakıldı.Rehinelerin nasıl serbest kaldığı henüz belli olmazken, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan resmi websitesinden yaptığı açıklamada, Türk istihbarat servisine teşekkür etti.Türkiye Başbakanı haziran ayında IŞİD militanları tarafından Musul'da kaçırılan 49 rehinenin kurtarıldığını açıkladı. Rehineler arasında birkaç çocuk da bulunuyor.Başbakan Davutoğlu, operasyon hakkında detaylı bilgi vermezken, kurtarılan rehinelerin sağlığının iyi olduğunu söyledi.haberartibir
Rehinelerin Akrabasından Tepki: Bu İş Burada Bitmedi
IŞİD'in 101 gün boyunca rehin tuttuğu vatandaşlar serbest bırakıldı. Kız kardeşi, eniştesi ve yeğeni özgürlüğe kavuşan Muammer Taşdelen, 'İnsanlar şunu bilmeli; bugün IŞİD'e bir terör örgütü diyemeyen bir başbakan heralde bir şeyleri düşünüyordur diye düşünüyorum' dedi.Çanakkale TOKİ Anadolu Lisesi Edebiyat Öğretmeni Muammer Taşdelen, IŞİD tarafından rehin alındıktan 101 gün sonra serbest bırakılan Musul Başkonsolosluğu'nda görevli kız kardeşi Nermin Taşdelen Yıldız ve eniştesi Hakan Yıldız ile yanlarındaki 1 yaşındaki yeğeni Kuzey Deniz Yıldız'a kavuşmak için Ankara'ya gitti. 46 rehinenin Ankara'ya getirilmesinin herkesi sevindirdiğini belirten Taşdelen, 'O kişiler oraya niye terk edildi, niye rehin bırakıldı. Onun hesabı daha verilmedi' dedi.Çanakkale'nin Kepez Beldesi'nde yaşayan Muammer Taşdelen, rehinelerin serbest bırakıldığı haberini alınca büyük sevinç yaşadı. Karayoluyla İstanbul'a, oradan da rehinelerin getirileceği Ankara'ya gitmek üzere çıkan Muammer Taşdelen, Çanakkale İskelesi'nde gazetecilere açıklama yaptı.'BU İŞ BURADA KAPANMADI'Kız kardeşi Nermin Taşdelen Yıldız, eniştesi Hakan Yıldız ve yeğeni Kuzey Deniz Yıldız'a 101 gündür hasret kaldığını kaydeden Muammer Taşdelen, 'Rehinelerin serbest bırakılması gelmesi gerçekten çok güzel. Hepimizi sevindirdi ama bu iş burada kapanmadı. Her şeyden önce şunun hesabını birileri vermeli. O kişiler oraya niye terk edildi, niye rehin bırakıldı Onun hesabı daha verilmedi. Kimse bunun açıklamasını yapmadı. Orada tehdit varken, tahliye edilmeden bırakılmaları zaten başlı başına bir hataydı' dedi.  'IŞİD'E TERÖR ÖRGÜTÜ DİYEMEYEN BAŞBAKAN...'Taşdelen, 'İnsanlar şunu bilmeli; bugün IŞİD'e bir terör örgütü diyemeyen bir başbakan heralde bir şeyleri düşünüyordur diye düşünüyorum' ifadelerini kullandı.KOKULARINI, SESLERİNİ, NEFESLERİNİ ÖZLEDİMBu zamana kadar yetkililerin kendilerine sadece 'sağlık durumları iyi' diyerek teselli verdiklerini kaydeden Taşdelen, 'Verdikleri teselliyle biz bugüne geldik. İyi güzel geldik de bu sürede yaşadıklarımızı bir biz biliyoruz, bir de Allah diye konuştu. Yakınlarını sabah televizyonda uçağa bindirilirken gördüğünü ifade eden Taşdelen, İyi görünüyorlardı. Hele bir kucaklaşalım, bir koklaşalım, bir sarılalım ondan sonra sağlık durumlarını da anlayacağız. Kucaklaşmadan, koklaşmadan hiçbir şey bilemiyorum. Çünkü çok özledim, 101 gün oldu. Kokularını, seslerini, nefeslerini özledim' dedi. Taşdelen, 11.00'de İstanbul'a giden otobüse binerek Çanakkale'den ayrıldı. Nermin Taşdelen Yıldız 'ın Konsoloslukta hizmetli kadrosun da olduğu, eşi Hakan Yıldız'ın da güvenlik kadrosunda görev yaptığı öğrenildi. Hakan Yıldız'ın anne ve babasının İzmir'in Karşıyaka İlçesi'nde, Nermin Taşdelen Yıldız'ın anne ve babasının Tekirdağ'ın Saray İlöçesi'nde yaşadığı kaydedildi. Yıldız çiftinin diğer yakınlarının da Ankara'ya yola çıktığı öğrenildi.haberartibir
Reklam
Dalyan'da Deniz Manzarası İçin 25 Ağaç Kestiler
Çeşme Dalyan’da bir sitede, deniz manzarasını kapatıyor diye 10-15 yaşlarında 25 ağaç kesildi. Site sakinlerinden Nevin Duman 'Yasal itiraz süresini beklemeden, 24 saat içinde ağaçları kestiler. 12 kadın hukuk mücadelesi başlatıyoruz' dedi.Çeşme Dalyan’da bir sitede, deniz manzarasını kapatıyor diye ortalama 12 yaşlarında 25 ağaç kesildi.Bianet'ten Çiçek Tahaoğlu'nun haberine göre, sitenin genel kurul toplantısında 14’e 12 oyla alınan ağaç kesim kararına engel olamayan 12 site sakini kadın, bir aylık yasal itiraz süresine uymayan site yönetimine dava Pazartesi günü dava açacak.Site sakinlerinden Nevin Duman’ın anlatımına göre, Erbil Sitesi’nde yapılan toplantıda, evlerin deniz manzarasını kesen ağaçların kesilmesi için oylama yapıldı ve iki oy farkla ağaçların kesilmesine karar verildi.Ertesi gün, kesimi hukuki yollarla engellemek için evinden çıkan Duman ve bir diğer site sakini Pervin Taşdelen, iki kişinin ağaçları kesmeye geldiğini gördü.Duman yaşananları şöyle anlattı: “İki kesiciyi gördük. Onlara engel olmaya çalıştık. Bize ağaçları kesme emrini site yönetiminden bir hukuk profesörünün verdiğiniı söylediler. Biraz uzaklaştığımızda ağaçları kesmeye başladılar. Arkadaşım, kesicilerin fotoğrafını çekti. Ardından polisi çağırdık.“Polis hemen geldi ama onlar gelene kadar tüm ağaçlar keislmiş ve kesiciler gitmişti. Çektiğimiz resimlerden kimlikleri tespit edildi ve yakalanıp ifade verdiler.“Yetkililer çok sorumlu davrandı. Polisten hemen sonra belediye zabıtası ve Urla Orman İşletmesi’nden görevliler geldi. Belediye de ağaçların kesilmesine karşı harekete geçti.”Site yönetimi hakkında ağaçları yasal itiraz süresini beklemediği için suç duyurudunda bulunan Duman, site yönetiminin toplantılarda onları dikkate almadığını ve kesime karşı siteden 12 kadının hukuki mücadeleyi yürüttüğünü söyledi.“Biz ağaç kesimine karşı hukuki mücadelemizi 12 kadın olarak vereceğiz. Gerekli işlemleri yaptık, tutanaklar tutuldu. Pazartesi dava açacağız” dedi.Gazeteege.com.tr’ye konuşan Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç, olanlara anlam veremediğini söyledi.Site yönetiminin böyle bir karar alma hakkı olmadığını anlatan Dalgıç, “Belediye olarak doğanın korunması ve yeşil alanların arttırılması için gayret gösteriyoruz. Bir yandan bu tür işler yapılıyor. Manzarayı gerekçe göstererek ağaçları kesmek iş değil. Böyle mantık ve anlayış olmaz. Yapılan cezasız kalmayacaktır” dedi. Dalgıç, Çeşme’de bu tür bir işlem görüldüğünde vatandaşların hemen belediyeyi aramasını istedi. Çiçek Tahaoğlu | Bianet
Küçük Prens Hakkında Pek Bilinmeyen 10 Şey
etiket
Çocukluğunda neredeyse herkes okumuştur Küçük Prens’i.Sadece resimli bir çocuk kitabı mıdır yoksa bir yaşam felsefesinden mibahseder? Bu tarz kişisel tartışmalara girmiyoruz ancak kitabın meraklıları vemüptelaları için Küçük Prens’e ve yazarı Antoine de Saint-Exupéry’ye ait küçükdetayları bir araya getirdik.
Reklam
İstanbul Üniversitesi'nden Elektrikli Otomobil
Üniversitesi öğretim üye ve öğrencilerinin geliştirdiği yerli elektrikli otomobil ’YEREL T1’, Erzurum’da Yakutiye kent meydanına elle taşınarak getirildi.TÜBİTAK’ın elektromobil yarışlarında birinci olan elektrikli otomobil ’YEREL T1’, bilimsel test kapsamında İstanbul’dan 15 Eylül’de yola çıktı. İstanbul Üniversitesi öğretim üye ve öğrencilerinin geliştirdiği ’YEREL T1’in Ankara, Samsun ve Trabzon’dan sonra 4’üncü durağı Erzurum oldu. Proje ekibi ’YEREL T1’yi uzun yolda test edildiğini, bilimsel çalışmanın tanıtılması amacıyla Türkiye turuna çıktıklarını bildirdiler.Dört yolcu taşıma kapasitesine sahip YEREL T1’in tek şarjda 500 kilometre yol gittiğini anlatan ekip, Diyarbakır, Gaziantep, Kayseri, Konya, Antalya, İzmir, Eskişehir, Çanakkale’ye giderek turu tamamlayacaklarını belirttiler.Cumhuriyet Caddesinden ’Hazır, tut, kaldır’ komutları ile gençler tarafından kaldırılan elektrikli otomobil, kaldırıma çıkarıldı. Yine merdivenlerin inilmesi sırasında da gençler ’Hazır, tut’ kaldır’ komutu ile kaldırdıkları otomobili yine komutla yere indirdiler. Yakutiye Kent Meydanında denneme sürüşü yapılan ’YEREL T1’yi vatandaşlar ilgi ve merakla izledi, nasıl çalıştığı konusunda bilgi aldılar.Zafer KUMRU/ERZURUM,(DHA)
Kitap Okumanın 16 Faydası
etiket
Kitap okumanın harika bir meşgale olduğuna ne şüphe. Fakat yine de uzun ve yorucu bir günün ardından, televizyon kumandasına uzanmak bazen bir romana uzanmaktan daha kolay gelebiliyor. Sakın vazgeçmeyin! Çünkü kitap sevmenin, birçok avantajı var. İşte, bunlardan sadece 16'sı:Bu muhteşem yazıyı hazırlayan: Sabitfikir.com
101 Günlük Esaret Bitti
IŞİD’in alıkoyduğu Musul Başkonsolosluğu personeli ve ailerinin yer aldığı 46 rehine Türkiye’de. Urfa'ya getirilen rehineler, Bakü programını yarıda kesip yine bu kente gelen Başbakan Davutoğlu ile aynı uçakta Ankara'ya giderek yakınlarıyla buluştu. Musul Başkonsolosu Öztürk Yılmaz, 'Çok mutluyum, hiç umutsuzluğa kapılmadım' dedi.11 Haziran’da Irak Şam İslam Devleti’nin alıkoyduğu 46 Musul Başkonsolosluğu personeli Türkiye’ye getirildi. 46 personelin sağlık durumları iyi. Haberi, Başbakan Ahmet Davutoğlu Azerbaycan seyahati sırasında açıkladı.Rehineler ilk olarak Şanlıurfa'da bir kamu binasına götürüldü. Bakü programını yarıda kesen Başbakan Davutoğlu da bu kente hareket etti. Davutoğlu, serbest bırakılan rehinelerle havaalanında buluşarak, birlikte Ankara'ya hareket etti.'Hiç umutsuzluğa kapılmadım'Ankara Esenboğa Havaalanı'nda konuşan Musul Başkonsolosu Öztürk Yılmaz 'Çok mutluyum, oradayken hiç umutsuzluğa kapılmadım' dedi.İlk açıklama Azerbaycan'daDavutoğlu, Bakü'de, rehinelerin kurtarıldığını söylediği açıklamasında 'Şu anda rehinelerimiz sınırdan girdiler, Urfa'ya doğru hareket halindeler. Ben de buradan doğrudan Urfa'ya gideceğim, rehinelerimizle buluşacağım” diye konuştu.Davutoğlu, ilk temasların gece 12.30 sularında yoğunlaştığını söyledi; “Sabah 5 civarında vatandaşlarımızı aldık ve ülkemize getirdik. Bütün gece boyu yakından takip ettik gelişmeleri. Biraz önce Sayın Cumhurbaşkanımıza arz ettik. Bu mutlu olay hepimizi güzel bir sabaha hazırladı” dedi.Başbakan Davutoğlu, konsolosluk görevlileriyle alıkonuldukları ilk andan itibaren teması kesmemeye özen gösterdiklerini söyledi. Başkonsolosla gece boyu telefonda temas halinde olduklarını belirtti.Davutoğlu, rehinelerin nasıl kurtarıldığı sorusuna 'İstihbaratın kendi yöntemleriyle' cevabını verdi.'Suriye üzerinden getirildiler'Habertürk Televizyonu'na konuşan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, rehin alınan 49 kişiden Iraklı olan 3'ünün daha önce serbest bırakıldığını söyledi. Çavuşoğlu, 46 rehinenin Suriye üzerinden Türkiye'ye getirildiğini açıkladı.'Önceden planlanmış başarılı bir operasyon'Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başkonsolosluk personelinin başarılı bir operasyon sonucu kurtarıldığını söyledi.Erdoğan açıklamasında, 'Önceden planlanmış, tüm detayları hesap edilmiş, tam bir gizlilik içinde bugün gece boyu devam ederek, sabaha karşı başarıyla tamamlanan bu operasyondan dolayı, Sayın Başbakan ve çalışma arkadaşlarına teşekkür ediyorum. Milli İstihbarat Teşkilatımız, alıkonulma hadisesinin başlamasından bugüne kadar meseleyi çok hassas şekilde sabırla, özveriyle takip etmiş; nihayetinde başarılı bir kurtarma operasyonu yapmıştır' dedi.Kaynak: Al Jazeera ve AA
Reklam
Davutoğlu: 'Bugün Bir Bayram Günüdür'
Başbakan Ahmet Davutoğlu, 'Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti yetkilileri, kendi vatandaşının bir tek telini bile, bir tek saç telini bile dünyaya ve aleme değişmez. Onların bir tek saç teline zarar gelmesindense bütün makamları terkederiz, bütün mevkilerden fedakarlık ederiz. Canımızdan dahi fedakarlık ederiz ki tek bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının kılı bile incinmesin' dedi.Davutoğlu, Musul'da tutulan rehinelerin Ankara'ya getirilmesinin ardından, Esenboğa Havalimanı'nda bekleyen vatandaşlara hitap etti.Konuşmasına 'Ortak kader bilinciyle acıyı da kederi de hüznü de sevinci de bayramı da paylaşma erdemini bilen aziz ve erdemli milletim' ifadesiyle başlayan Davutoğlu, 'Değerli vatandaşlarımız, hepinizi saygıyla muhabbetle hamd ile şükür ile selamlıyorum, Allah'a hamdolsun' dedi.Bugünün sadece Musul'dan getirilenler ve aileleri için değil, Hakkari'den Edirne'ye Artvin'den Muğla'ya bütün Türkiye için bir bayram günü olduğunu vurgulayan Davutoğlu, 'Üç ayı aşkın bir zamandır gece ve gündüz onları hayal ettik, rüyalarımıza girdiler, gözümüzün önünden hiç gitmediler, hep onlarla düşündük, onlarla uyuduk, onlarla kalktık. Çocuklarımızı okşadığımızda, Cumhurbaşkanımızla birlikte onları düşündük, torunlarımızı okşadığımızda buradaki Deniz'i, Ela'yı düşündük. Hep bir aile gibi tek bir yürek ile dualar ettik. Şimdi bayram zamanı, şimdi şükür zamanı' diye konuştu.Musul Başkonsolosu Öztürk Yılmaz ve ekibine teşekkür eden Davutoğlu, şunları kaydetti:'Öztürk kardeşim, aynı zamanda diplomasi anlamında meslektaşım ve ekibi, vakur ve metin bir şekilde beklediler. Baş eğmediler, dimdik durdular. Neyi temsil ettiklerinin bilinciyle hep devletlerine ve her an arkalarında olan milletlerine güvendiler. Bugün aramızdalar. Bugün o onurlu, o sabırla bekleyişin hasretle buluşmayla noktalandığı gün. Hepsine teşekkür ediyorum, hepsini sizler adına bağrımıza basıyorum, alınlarından öpüyorum, kucaklıyorum, ta ki ümitlerini hiç yitirmedikleri için. Yine onların ailelerine, eşlerine, çocuklarına, babalarına, amcalarına, teyzelerine teşekkür ediyorum. O aileler ki bu kadar zor bir zamanda hiçbir zaman karamsarlığa kapılmadılar.'Davutoğlu, rehinelerin ailelerinden bazılarını bizzat kendisinin aradığını bazılarını ise diğer yetkililerin aradığını belirterek, şöyle devam etti:'Söylediğimiz tek şey şuydu 'Ne olur sabredin, provokasyonlara gelmeyin, yapacağımız açıklamaların herbirinin bir sonucunun olduğunu görün, Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Hükümetine güvenin' dedik, güvendiler. Onlar biliyorlardı ki yurt dışında bu albayrağı dalgalandırmanın bazen bedeli olur. Bundan hoşlanmayanlar, Türkiye'ye dönük olarak hesabı olanlar bazen bazı çalışmalar içine girerler ama onlar yine biliyorlardı ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve o devletin sahibi aziz milletimiz onları hiçbir zaman yalnız bırakmayacaklardı.''Bu zaman zarfında ailelerimizi provoke etmek için çok çalışan oldu' ifadesini kullanan Davutoğlu, şunları söyledi:'Yüreğimize taş bastık aziz kardeşlerim. Dediler ki 'Bunlar seçim malzemesi olarak kullanılacak', dediler ki 'Bunlar cumhurbaşkanlığı seçimi ve sonrasındaki bazı süreçler için değerlendirilecek, aslında gizli bir işbirliği var' dediler. Ama şu manzara bugün bu kardeşlerimizin aileleriyle kavuşması esnasındaki manzara ve sizlerin oluşturduğu bu güzel manzara, dünyaya ve o provokatörlere gösterdi ki bu devleti idare eden Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti yetkilileri kendi vatandaşının bir tek telini bile, bir tek saç telini bile dünyaya ve aleme değişmez. Onların bir tek saç teline zarar gelmesindense bütün makamları terk ederiz, bütün mevkilerden fedakarlık ederiz. Canımızdan dahi fedakarlık ederiz ki tek bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının kılı bile incinmesin. Onlar bu bilince sahip değillerdi, onlar bu ailelerin acılarını paylaşmaya hazır değillerdi. Bu aileler acıyla evlatlarını beklerken, onlar bu ailelerin acıları üzerinden siyasi operasyon yapmaya kalktılar. Şimdi konuşma vakti, evet bu aziz millet acıyı da kederi de bütün mutluluğu da paylaşmayı bilir ama acı ve keder günlerinde acı ve keder üzerinden siyasi operasyon yapmaya kalkanların da maskelerini indirir, bugün maskeler inmiştir.'''O provokasyon yapanlara da sesleniyorum; gelin bari bugün bu sevinci paylaşın'Başbakan Davutoğlu, ''Öylesine aziz bir millet ki bu millet, emin olun ki bütün bu süre içinde hiçbir zaman mesajlarımız durmadı. Tweetlerle, değişik mesajlarla Türkiye'nin her bir köşesinden, kesiminden 'Merak etmeyin Başbakanımız' diye, daha önce Sayın Cumhurbaşkanımıza hitaben, şimdi bana hitaben hep şunu dediler 'Gece ve gündüz dua ediyoruz. İnşallah sağ salim gelecek' dediler. Biliyorum gece yarısı kalkıp bu kardeşlerimiz için secdeye kapananları biliyorum. O secdeye kapananlardan da aynen bu kardeşlerimizin alnından öptüğüm gibi öpüyorum. Allah onlardan razı olsun'' diye konuştu.Provokasyon yapanlara da seslenmek istediğini dile getiren Davutoğlu, şunları kaydetti:''Muhalefet yapmak adına her gün bu kardeşlerimizin canını tehlikeye atmak pahasına bizleri bazı açıklamalar yapmaya zorlamaya çalışanları da biliyorum. Onlara sesleniyorum: Gelin bari bugün, bu sevinci paylaşın. Artık spekülasyonları bırakın. Bir kere de bu millet ne hissediyorsa, onu hissedin. Bu milletle üzülün, bu milletle ağlayın. Bu milletle sevinin.''Provokasyon yapanlara bu çağrıyı yaptıklarını belirten Davutoğlu, ''Çünkü bizim üç ayı aşkın, yaklaşık 100 gün gece gündüz yüreğimiz ağladı. Bir an bile emin olunuz ki bir an bile gözlerimizin önünden bu kardeşlerimizin görüntüleri gitmedi. Ben, Öztürk Bey'i bu al bayrağı temsil etsin diye alnından öperek Musul'a gönderen Dışişleri Bakanı olarak, şimdi gururla Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak bir kez daha alnından öpüyorum'' diye konuştu.''Onların çocuklarını kendi çocuklarımız gibi öptük''Bu milletin evlatlarının fedakarlık yapmak gerekirse kimseye sormadan canlarını, terlerini, emeklerini ortaya koyduğunu vurgulayan Davutoğlu, ''Ama ne gerekiyorsa onu yaparlar. Teşekkür ediyorum yine, bu aziz milletimizin desteğiyle gece ve gündüz bugünü yaşatmak için bizlerle çalışan herkese teşekkür ediyorum'' dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan'a da teşekkürlerini ileten Davutoğlu, şöyle devam etti:''Başbakanlığı döneminde bu meseleyi doğrudan takip etti. Ben ve kendisi defaatle bütün aileler adına, Öztürk Bey'in hanımı Özay Hanımla görüştük. Onların çocuklarını kendi çocuklarımız, kendi torunlarımız gibi öptük. Onların kokusunda emin olunuz ki Musul'daki kardeşlerimizin kokusunu duyduk. İşte millet olmak budur.''Bütün güvenlik birimlerine teşekkür eden Davutoğlu, onların gece gündüz çalıştığını, durmadıklarını, büyük gayret sarfettiklerini ifade etti.''Öztürk Bey devletin ve bakanlığın onurunu temsil etti''Dışişleri camiasına da teşekkürlerini ileten Davutoğlu, ''Bir yürek oldular. Ben o camiayı, 5 sene idare etmek vesilesiyle, burada bir kez daha onların vatan aşkına saygı duyuyor, selamlıyorum. Öztürk Bey hem Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin hem de Dışişleri Bakanlığı'nın onurunu, haysiyetini temsil etti orada. Bütün Dışişleri camiasına geçmiş olsun diyorum. Yine özel harekat mensubu kardeşlerimiz üzerinden, bütün İçişleri Bakanlığı mensuplarımıza, emniyet mensuplarımıza teşekkür ediyorum. Onlar da kardeşlerinin, meslektaşlarının ailelerine öylesine yakından sahip çıktılar, takip ettiler ki bir aile olduğumuzu gösterdiler'' dedi.Günlerce süren çalışmalar sonrasında, gece saat 23.30 civarında bu kurtarma çalışmasının nihai aşamaya geldiğini belirten Davutoğlu, şunları ifade etti:''Emin olunuz ki aylardır bugünler için çalıştık, gayret sarfettik. Bu çalışmalar esnasında son derece fedakar bir şekilde gayret sarfeden ve büyük emekle, büyük fedakarlıkları göze alarak çalışan Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensuplarımıza da teşekkür ediyorum ki onlar hakkında başta müsteşarımız olmak üzere, onlar hakkında ne tür karanlık komplolar tertip edildiğini hepiniz biliyorsunuz. Güvenlik birimlerimiz, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz (TSK), emniyet mensuplarımız, MİT mensuplarımız hep beraber omuz omuza çalıştılar. Ama bir çoğunluğunuz, şimdi bizleri görüyorsunuz, bu mutluluğu paylaşıyoruz.''AA
Rehinelerin Serbest Kalmasına Kim Ne Dedi?
Türkiye çok güzel bir güne uyandı. IŞİD’in alıkoyduğu Musul Başkonsolosluğu personeli ve ailerinin yer aldığı 46 rehine Türkiye’de. Rehinelerin serbest kalmasına kim ne dedi? İşte sosyal medyadan ilk tepkiler...
Başkonsolos Öztürk Yılmaz'ın Başına Silah Dayamışlar
Ankara'ya hareket eden uçakta CNN TÜRK muhabiri Gülşen Coşkun'a konuşan konsolosluk görevlisi, IŞİD'in Musul Başkonsolosu Öztürk Yılmaz'ın kafasına silah dayadığını anlattı.Rehinelerden Alptekin Esirgün, Başkonsolos Öztürk Yılmaz'ın, IŞİD'in Türkiye adına açıklama yapması yönündeki zorlamalarına karşı koyduğunu belirterek, 'Kafasına silah dayandığı halde yine açıklama yapmadı. Süreci çok iyi yönetti' dedi.Alptekin Esirgün isimli görevlinin söyledikleri şöyle: “Çok zor günler geçirdik orada. Kötü günler geçirdik. Kararlarımız, fikirlerimiz her saat değişti. Yer değiştirmeler yaşadık. Yerimiz değiştiği zaman hep bizim de fikirlerimiz değişti. Bir an ölümü düşündük, bir an kurtulacağımızı düşündük. Sekiz kez yer değiştirdik. Bu arada Başkonsolosumuz çok büyük şeylerle karşılaştı. İki üç sefer başına silah dayadılar açıklama yapması için. Ama bu isteklerinin hiçbirini yapmadı. İlk günden itibaren bizi kameraya almak, fotoğrafımızı çekmek istediler. Kendisi içlerine girerek, ‘Kafamı silahla vurun ama Türkiye’nin gururuyla, şerefiyle oynatmam’ dedi. Ona çok teşekkür ediyoruz, süreci çok iyi yönetti.” Kaynak: CNN Türk
Reklam
Melo, Selçuk'a O Sözlerin Hesabını Sordu!
Galatasaray'da son dönemde takım içinde yerli yabancı ayrımcılığı olduğu iddiaları üzerine bir de Selçuk İnan'ın menajeri Batur Altıparmak'ın Melo'yu hedef alan sözleri kriz havasının doğmasına sebep olmuştu.İşte bu dedikoduların üzerine Balıkesir seyahati öncesinde Florya Metin Oktay Tesisleri'nde sürpriz bir gelişme yaşandı. Cezalı olması sebebiyle Balıkesir kafilesinde yer almayan Melo, takımın hareket saatinden bir kaç dakika önce Selçuk'un yanına gelerek menajeri Batur Altıparmak'ın sözlerini sordu.Selçuk'un takım arkadaşının yüreğine su serpen bir açıklama yaparak, 'Açıklamalar menajerimin şahsi görüşüdür. Beni kesinlikle bağlamıyor. Senin arkadaşlarına verdigin değeri takım kaptanı olarak hep takdir ettim' dedigi ifade edildi.Melo'nun ise Anderlecht macı sonrasında taraftarlara üçlü çektirmesi ile ilgili olarak, 'Kendim üsteyerek ve bilincli olarak tezahurata ortak olmadım. Tam içeri girecekken taraftarlar ismimi söyledi. Benden tezahürata ortak olmamı istediler bende yanlarına giderek onlara eşlik ettim' dediği belirtildi.Selçuk'un ise bu konuşma sonrasında, 'Biliyorum zaten hiçbir kötü niyet görmedim' yanıtını verdiği Selçuk'un konusmanın sonunda Melo'nun kendisine sarılmasıyla son noktayı taraftarlarında kullandığı şu cümlelerle koyduğu belirtildi: 'Biz kenetlendikçe daha da büyüyen bir aileyiz. Bu tip konuları yüz yüze konuşalım. Sağdan soldan gelen hiçbir sözü de umursamayalım.'Florya da yaşanan bu olumlu diyalog sonrası Melo otobusun kapısına kadar gelerek Selçuk başta olmak üzere bütün arkadaşlarına sarılarak yolcu etti ve başarılar diledi.
Reklam
Kenan Doğulu’dan Potanın Perilerine Sürpriz!
etiket
Dünya 2014 FIBA Kadınlar Şampiyonası'na hazırlanan A Milli Takım, ünlü şarkıcı Kenan Doğulu'nun sürpriziyle şaşkına döndü.Takım otobüsünde 8 gizli kamerayla çekilen klipte başrolü üstlenen Kenan Doğulu, tam 5 saat süren bir plastik makyajın ardından 'muavin' kılığında basketçilerimizin karşısına çıktı. Kameraya kaydedildiklerinden habersiz olan milliler ana sponsor Garanti'nin çektiği bu reklam filmi sayesinde hayatlarının en büyük sürprizini yaşadı.
Bizim Kadar ‘Sosyal'i Yok
Ericsson Türkiye’nin araştırmasına göre, Türkiye mobilde çok aktif. Sosyal medya, anlık mesajlaşma, uygulama indirme gibi servislerde İngiltere, Amerika, Almanya’yı geride bıraktıkEricsson Türkiye’nin yaptığı ‘3G Kullanıcı Eğilimleri ve Beklentileri Araştırması’na göre, akıllı telefon üzerinden sosyal ağ kullanımı, anlık mesajlaşma, mobil Oyun ve uygulama indirme gibi servislerin kullanım sıklığında Türkiye, İngiltere, Amerika ve Almanya gibi ülkelerden daha ileride.Ayrıca, Türkiye’de 4G’ye olan ilgi giderek artıyor. Kullanıcıların yüzde 58’i, 2015’te 4G’yi Türkiye’de göreceğine inanıyor. Türkiye genelinde 25 şehirde yapılan araştırmadan çıkan diğer sonuçlar şöyle:“- Kullanıcıların yüzde 43’ü akıllı telefonlarının hayatlarının önemli bir parçası olduğunu ifade ederken, yüzde 37’si operatör seçerken maliyetten önce hıza önem veriyor.Mobil servislerin kullanımı Türkiye’de çok aktif durumda. Sosyal medya, anlık mesajlaşma, uygulama indirme gibi pek çok serviste İngiltere, Amerika, Almanya gibi ülkeleri geride bıraktık. Örneğin, Türkiye’deki akıllı telefon kullanıcılarının yüzde 91’i haftada en az bir kez sosyal ağlara bağlanırken, Amerika’da bu oran yüzde 81, İngiltere’de yüzde 77 ve Almanya’da ise yüzde 70. Bu sonuç, Türkiye’de mobil genişbant penetrasyonunun diğer ülkelere kıyasla henüz daha düşük, fakat hızlı bir yükseliş trendinde olmasıyla açıklanıyor.Daha fazla veri isteğiAyrıca, 3G kullanıcıları daha fazla mobil veri kullanmak istiyor.4G’ye olan ilgi giderek artıyor. Her 10 kullanıcıdan 4’ü, 4G teknojisinden haberdar durumda. Akıllı telefon kullanıcılarının en az yüzde 42’si, halihazırda 4G abonesi olma konusunda istekli.4G ile en çok tanışmak isteyen kesim arasında birinci sırada yüzde 36 oran ile 30-39 yaş grubundaki kullanıcılar bulunuyor. Onu, 40-49 ve 25-29 yaş arası kesim izliyor.Kullanıcıların yarısından fazlası 4G’nin 2015’in sonuna kadar Türkiye’de kullanılmaya başlanacağını bekliyor. 4G’ye ilgili kullanıcıların yüzde 48’i 4G geldiği andan itibaren 6 ay içinde 4G’ye geçmeye istekli.”Milliyet
Gezi Parkı'nda Göz Çıkaran Plastik Mermi Ortada Kaldı
İstanbul'da, Gezi Parkı gösterileri sırasında 'Akrep' tabir edilen zırhlı polis araçtan atılan plastik mermi ile gözünü kaybeden Volkan Kesanbilici ile Emniyet arasındaki hukuk savaşı sürüyor.Savcılığın ısrarlı sorularına uzun süre yanıt vermeyen Beyoğlu Emniyeti, bünyesinde ‘Akrep’ tabir edilen bir aracın olmadığı, ‘şortland’ marka zırhlı araçlarının bulunduğunu, bu araçta da plastik mermi atan silah kullanılmadığını ileri sürdü. Çevik Kuvvet Şubesi de ellerindeki ‘Akrep’ marka araçlarının, Volkan Kesanbilici’nin savunduğu gibi siyah değil, beyaz renkli olduğunu savunarak, “Bizi ilgilendiren bir husus yoktur” dedi. İki yazıda da, araçlarda kamera bulunup bulunmadığına ilişkin soru yanıtsız bırakıldı. İçişleri Bakanlığı da, Emniyet envanterinde plastik mermi bulunmadığını iddia etmişti. Kesanbilici’nin avukatları müvekkillerinin gözünden çıkarılan ikinci plastik mermi parçası da savcılığa teslim edildi.İsmail Saymaz’ın Radikal’de yer alan haberine göre, İstanbul’da kırtasiyecilik yapan 38 yaşındaki Volkan Kesanbilici, geçen yıl 31 Mayıs günü Gezi Parkı gösterilerine destek için gittiği Tarlabaşı Bulvarı’nda yürürken, polise ait zırplı araçtan atılmış plastik merminin sol gözüne isabet etmesiyle yaralanmıştı. Bir gözünü kaybeden Kesanbilici’nin gözünden plastik mermiye ait bilyeler çıkarılmıştı. CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner’in sorusuna yanıt veren dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler Emniyet Genel Müdürlüğü envanterinde plastik mermi bulunmadığını, yalnızca boya kapsülü kullanıldığını savunmuştu. Güler ayrıca, Kesanbilici’nin plastik mermiyle yaralandığına dair Emniyet’e belge ve bilgi ulaşmadığını kaydetmişti.Bu arada, Kesanbilici’nin avukatı Aslı Kazan Gilmore, Tarlabaşı Bulvarı’nda görev yapan siyal ya da lacivert renkli ‘Akrep’ aracındaki açık kimliklerinin belirlenmesini ve bu araçta bir kamera kaydı yapılıp yapılmadığının belirlenmesini istedi. Kazan’ın bu talebi, savcılıkta üç kez sorulduğu halde Emniyet’ten yanıt verilmedi.Beyoğlu Emniyeti, nihayet geçen 9 Haziran’da gönderdiği yanıtta, müdürlük bünyesinde ‘akrep’ diye tabir edilen bir araç bulunmadığını, ‘şortland’ tabir edilen iki aracın olduğunu, bunlarda da plastik mermi atan FN silahının kullanılmadığını kaydetti. Araçta kamera olup olmadığı sorusu ise yanıtsız bırakıldı.İstanbul Emniyeti’nden gönderilen 14 Temmuz’da verilen yanıtta da, Çevik Kuvvet’te kullanılan ‘akrep’ tabir edilen araçların tümünün beyaz renkli olduğu kaydedilerek, “Bahse konu olayla ilgili tarafımızı ilgilendiren herhangi bir husus olmadığı anlaşılmıştır” denildi. Bu yanıtta da kamera sorusuna yanıt verilmedi.Bu arada, yeni atanan Savcı Mehmet Selim Kiraz, dün İstanbul Emniyeti’ne gönderdiği yazıda, Beyoğlu Emniyeti’nde bulunan iki adet ‘şortland’ aracın olay gününde kullanılıp kullanılmadığını, içinde kamera donanımı olup olmadığını sordu. Ayrıca araçta görev yapan personelin kimlik bilgilerini istedi.Öte yandan, Avukat Kazan, müvekkillerinin gözünden çıkarılan bir santimetre boyutundaki ikinci plastik mermi parçasını ve Polis Teftiş Kurulu’na bağlı müfettişler tarafından alınan Kesanbilici’ye ait ifade tutanağını savcılığa teslim etti. İki avukat, aradan 16 ay geçmiş olduğu halde Emniyet’in aydınlatıcı yanıtlar vermediğini, failleri ve kanıtları saklama çabası gösterdiğini savundu.T24
CHP Gençliğinde Şimdi de Görevden Alma Krizi
CHP içinde Cumhurbaşkanı Adayı belirlenmesinden sonra başlayan iç tartışmalar devam ediyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerini Recep Tayyip Erdoğan'ın kazanmasının ardından 6 milletvekili Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nu eleştirmiş ve partiyi kurultaya götürmesi gerektiğini söylemişlerdi.Genel Merkez Gençlik Kolları Başkanı İrfan İnanç Yıldız yaptığı açıklamada, 'partimiz tüm unsurları ile alanda mücadele verirken ortada gözükmeyip pusu kurma ve tuzak siyasetini güdenlerin bugün konuşmaya hakları olmadığı görüşündeyiz.' diyerek Genel Başkanı eleştiren milletvekillerine tepki göstermiş, Kılıçdaroğlu'nun yanında olduklarını açıklamıştı. CHP içinde Sol-Kemalist grup olan Kadro Hareketi de hamle yaparak açıklama yayınlamıştı. Kadro Hareketi yayınladığı açıklamada ''CHP tüzüğüne göre en yetkili değerlendirme organı, kurultaydır. 30 Mart ve 10 Ağustos seçim hezimetlerinin değerlendirmesi, sorumlu siyasilerin de hesap vermesi kurultay ile sağlanmalıdır. 'Ortada kurultay için bir durum yok, başarısız değiliz, demokrasi kaybetti' açıklamaları, tam anlamıyla bir aymazlık durumudur' diyerek Genel Merkez Gençlik Kolları'na da cevap vermişti.Muharrem İnce'nin de kurultay talep etmesiyle Kemal Kılıçdaroğlu kurultay kararı almıştı. 5-6 Eylül tarihlerinde yapılan, Kemal Kılıçdaroğlu ile Muharrem İnce'nin aday olduğu kurultayı Kemal Kılıçdaroğlu kazanmıştı. Partide, Genel Başkan'ın kurultay sürecinde yaptığı açıklamalardan yola çıkarak muhaliflere yönelik bir tasfiye operasyonuna girişeceğini konuşulmaya başlandı.CHP'de Kurultay süreci tartışmaları devam ederken Diyarbakır'da pkknın ilk silahlı eylemini düzenleyen üyesinin heykelinin yıkılması olayı da CHP içinde tartışmalara neden oldu. Örgütün bir kesimi heykelin yıkılmasına, bir kesimi de heykelin dikilmesine tepki göstermişti. Hatta İstanbul Bahçelievler Gençlik Örgütü Başkanı Ufuk Emre Bektaş twitter hesabından ''Heykelleri yıkabilirsiniz, kitapları yakabilirsiniz ama fikirleri asla! #Lice' yazarak heykelin yıkılmasına karşı olduğunu belirtmişti. Bu paylaşım sosyal medyada çokça tepki çekmiş, bir kesim bunu düşünce özgürlüğü olarak değerlendirirken bir kesim pkknın savunulduğunu, bu açıklamaların CHP'ye yakışmadığını söylemişti. Sosyal medyada tepki çeken bu paylaşımla ilgili CHP Bahçelievler İlçe Başkanı Rıza Akpolat, sosyal medyadan yaptığı açıklamada Ufuk Emre Bektaş'ın parti programına uymayan sözleri nedeniyle kesin ihraç istemiyle parti disiplin kuruluna sevkedildiğini belirtmişti.CHP Gençliği arasındaki tartışmalar özellikle İstanbul'da devam ediyor. Bu süreçte ilk olarak Avcılar Gençlik Örgütü Başkanı Murat Sıldır görevden alınmıştı. Sıldır'ın görevden alınmasının arkasında Avcılar Belediye Başkanı Handan Toprak Benli'nin oğlu Can Kaban'ın olduğu iddia edilmişti. Şimdi de Sancaktepe Gençlik Örgütü Başkanı Aziz İpekçi ve yönetimi, 2 ay önce İl Yönetiminin gerçekleştirdiği ziyarette karar defterinin “o an” için ilçede bulunmaması gerekçesiyle görevden alınarak yerine Burak Aslan ve yönetimi atandı. Avcılar Gençlik Örgütü'nden sonra Sancaktepe Gençlik Örgütü yönetiminin de görevden alınması CHP içinde Kemalistlere karşı başlatılan bir tasfiye operasyonu olarak ifade edildi..Daha önce de çıkışlarıyla gündeme gelen Kadro Hareketi, Aziz İpekçi'nin görevden alınması üzerine bir açıklama yayınlayarak yaşanılanları bir tasfiye operasyonu olarak değerlendirdi.Açıklamasında, 'Kemalist arkadaşlarımız türlü yalanlar ile tasfiye edilir, görevden düşürülürken, gençlik örgütleri kürtçülük yapanların, PKK savunucularının, ulus ve üniter devlet karşılarının ellerine, belirli bir misyon çerçevesinde terk edilmektedir. Diyen Kadro Hareketi, CHP İstanbul Gençlik Kolları Yönetimine de sert sözlerle tepki gösterdi.CHP İstanbul Gençlik Örgütü Yönetimi'ni, bilgi ve birikime sahip olmayan, hak bilmez, hukuk tanımaz, ideoloji yoksunu, memleket-mezhep-menfaat siyasetine bulaşmış olmakla suçlayan Kadro Hareketi, yönetimin kendine yakın görmediği her yere saldırdığını iddia etmiş ve verilen kararın hükümsüz olduğunu söyleyerek, Aziz İpekçi'nin yanında olduklarını, hesap soracaklarını belirttiler.Kadro Hareketi'nin yaptığı açıklamanın tam metni şu şekilde:Değerli Dostlarımız; Değerli Yol Arkadaşlarımız; Değerli Cumhuriyet Halk Partililer;Ülkemizde ve dolayısı ile partimizde de, uzun yıllardır sürdürülen Altı Ok ve Kemalizm karşıtlığı, partinin öz gücü olan gençlik örgütlerine de ciddi şekilde sirayet etmektedir. Kemalist arkadaşlarımızın türlü yalanlar ile tasfiye edilmesine, görevden düşürülmesine neredeyse her gün şahit olmaktayız. Buna karşın Atatürk’ün partisinde, gençlik örgütleri kürtçülük yapanların, PKK savunucularının, ulus ve üniter devlet karşılarının ellerine bilinçli bir şekilde terk edilmektedir.Bilindiği üzere; İstanbul İl Gençlik Kolları Yönetimi, dün (18/09/2014) gerçekleştirdiği toplantıda Sancaktepe Gençlik Örgütü Başkanı Aziz İpekçi ve yönetimini düşürmüştür. Gerekçe olarak da 2 ay önce İl Yönetiminin gerçekleştirdiği ziyarette karar defterinin “o an” için ilçede bulunmaması gösterilmiştir. Bu ithama karşı; Sancaktepe Gençlik Örgütü Başkanı Aziz İpekçi, bu durumunun sebebini ilçenin erken saatte kapanması ve çalışan yönetici arkadaşlar dolayısı ile toplantıların dışarıda yapılması olarak belirtmiştir.O dönemde görevden alma / yönetim düşürme için herhangi hiçbir işlem uygulamayan İl Yönetimi; aradan tam 2 ay geçtikten sonra, bu gerekçeyi öne sürerek Sancaktepe Gençlik Örgütü Yönetimini düşürmüştür. Aynı ve benzer yöntemler Avcılar ilçesi için de daha önce gerçekleştirilmiştir. Fakat ne ilginçtir ki; yönetimi kalmayan, karar defteri olmayan, başkanına dahi ulaşılamayan ilçelere herhangi bir işlem yapılması söz konusu değildir.Çünkü onlar yandaştır; çünkü onlar belli odakların, belirli kişilerin adamıdır.Genç kardeşlerimiz iş sahalarında öldürülürken, meydanlarda şiddete uğrarken, atanamayan öğretmenlerimiz intihar ederken, üniversite mezunu arkadaşlarımız işsizlik ile boğuşurken; ülke gençliği adına bir şey yapmak şöyle dursun, parti gençliğini bile hukuk ve etik dışı davranarak yönetmeye çalışan İstanbul İl Gençlik Kolları Yönetimi’ni kınadığımızı belirtiriz.Kadro Hareketi olarak; İstanbul İl Gençlik Kolları Yönetimi’nin almış olduğu bu gayri ahlaki kararın hükmünün olmadığını belirtir; Sancaktepe’deki yol arkadaşlarımızın, dostlarımızın sonuna kadar yanında olacağımızın ve gençlik kurultayı hesapları altında yapılan bu ilkesiz uygulamaların hesabının sorulacağının sözünü veririz.Unutulmamalıdır ki bizlerin sadakati kişilere değil; Cumhuriyet Halk Partisi’nedir.Saygılarımızla.
Reklam