onedio
'CHP'nin Küllerinden Yeniden Doğuşunun Zamanı Geldi'
CHP Parti Meclisi üyesi ve İstanbul Milletvekili Umut Oran, yapılacak olağanüstü CHP kurultayı ve cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.Kurultay karanının doğru ve yerinde olduğunu belirten Oran, “CHP’de gelişen olağanüstü kurultay iradesi doğru ve yerinde bir karardır. CHP olarak Kurultaydan tazelenerek, ideolojik olarak güçlenerek çıkılmasını dilerim. Kurultay tarihinin çok kısa zaman dilimine sıkıştırılmış olması ise bu konudaki tek eleştirimdir” dedi. CHP’nin Zümrüdü Anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğmasının zamanının geldiğini söyleyen Oran, “Acilen toparlanma, yenilenme, tazelenme aşamasına geçmeliyiz. Evet biz bunu yapabiliriz çünkü CHP bir Zümrüdü Anka kuşudur ve küllerinden yeniden doğuşun zamanı artık gelmiştir” dedi. CHP’nin yapılacak olan kurultaydan güçlenerek çıkmasını temenni eden Oran, “Son kurultayın üzerinden 2 yılı aşkın bir süre geçti ve bu zaman diliminde birisi yerel diğeri cumhurbaşkanlığı olmak üzere iki seçim yaşandı. Her iki seçimin sonucunun da masaya yatırılması ve katılımcı, çoğulcu biçimde sonuçların değerlendirilerek, yanlışlıkların ve eksikliklerin saptanması gerekmektedir. CHP olarak Kurultaydan tazelenerek, ideolojik olarak güçlenerek çıkılmasını dilerim. Kurultay tarihinin çok kısa zaman dilimine sıkıştırılmış olması ise bu konudaki tek eleştirimdir” açıklamasında bulundu. “Bu kurultayda kişiler üzerinden tartışmalar değil , örgütsel yapımızın güçlenmesi, iktidar kararlılığımızın bilenmesi, geleceği elbirliğiyle inşa etme azim ve inancımızın ve de kurumsal kapasitemizin artırılması asıl amaç olmalıdır. Kişiler gelip geçicidir , ama CHP ve onun kuruluş felsefesi, 90 yıllık çınarımızın tüm hücreleri aracılığıyla kuşaktan kuşağa aktarılacak ve en kritik zamanda ihtiyaç duyulduğunda güzel ve mağrur ülkemizi yeniden ayağa kaldıracaktır.” 15 milyon seçmenin sandık başına gitmemesinden herkesin sorumlu olduğunu belirten Oran, “Gerçekçi gelecek yaratımı için bugünü iyi analiz etmemiz gerekmektedir. Türkiye 10 Ağustos’ta bir büyük seçimden geçti ve 15 milyon insan sandık başına gitmedi ise bunda siyaset kurumunun, iktidarın, muhalefetin ve CHP’nin, hepimizin sorumluluğu vardır” dedi. Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki çatı aday formülünün oy kaybına neden olmuş olabileceğini belirten Oran, şu ifadelere yer verdi: “Cumhurbaşkanlığı seçimine baktığımızda ilk görünen şey Erdoğan’ın oyunu koruması, diğer adayın oyunu artırması karşısında çatı adayının ise 30 Mart’a göre her iki partinin seçmenlerinden yaklaşık 5 milyon daha az oy almasıdır. Çatı adayı formülünde de aday profilinde de bir sorun olmalı ki seçmenin sandığa gitme motivasyonu ve dolayısıyla alınan oyda önemli bir düşüş yaşanmıştır. Bu sonuç, bizim açımızdan izlenen yolun yeni ve inandırıcı bir siyaset önerisi içermediğini, katılımı artıracak bir adayın ve ideolojinin tercih edilmediğini ortaya koymaktadır.” Seçimlerdeki oy kaybından sonra özeleştiri yapılması gerektiğini vurgulayan Oran, “Suçluyu dışarıda aramak yerine özeleştiride bulunarak, sonucu acı da olsa gerçeklerle yüzleşmek gerekir. Geldiğimiz nokta başarı değildir ve üzerinde çok ayrıntılı durularak irdelenmesi gerekmektedir. “Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım” diyen Hz. Mevlana bize yol göstermektedir. Artık CHP, Mustafa Kemal Atatürk’ün gelecek vizyonunu unutmadan ve onun değerlerine sahip çıkarak yeni sözler söylemeli, küstürdüğü, öyle veya böyle arasına mesafe giren milyonlarca ezilen, mağdur, sahipsiz bırakılmış işçi, memur, emekli ve genç seçmeni yeniden kazanmalıdır. Dağlara taşlara “Kara Oğlan” yazılan günlerde Rahmetli Bülent Ecevit bunu başardıysa 2014 yılında bu neden olmasın?” açıklamasında bulundu. Oran, “Siyaset insanlara güven ve umut verir, inandırır ve kitleleri peşinden sürükler. AKP’nin orantısız siyaset tarzı hepimizin malumu, usulsüz parasal kaynaklarını, sonsuz iletişim bombardımanını, yürüttüğü anketli psikolojik harekâtını, büyük yalanlara dayalı algı operasyonlarını, kocakulaklarını, tapelerini, özel yetkili mahkemelerinin hepsini biliyoruz. Ama 2250 yıl önce Kartacalı Hannibal “ya yeni bir yol bulacağız ya da yeni bir yol yapacağız” diyebilmişse, 2014 CHP’si de bunu yapabilmeli. Hannibal’in de aradığı iktidara giden o yolun ilk taşlarını döşeyeceğimiz gün 5 Eylül 2014 tarihi olmalıdır. Kişisel, kısır, yıpratıcı, yıkıcı tartışmalara girmeden, kurultay boyunca; kurumsal başarıyı hedefleyen, partinin değerlerine sahip çıkan yeni bir gelecek anlayışı ve yeni bir siyaset vizyonunun ortaya konulması kişisel beklentimdir. Bu kurultay sonrasında gerçekleşecek olan 2015 seçimleri köprüden önceki son çıkıştır . Kalan bu kısa sürede CHP yepyeni bir başarı hikâyesini yazarak, birlik beraberlik ve dayanışma içerisinde halkın iktidarı olmaya odaklanmalıdır” ifadelerine yer verdi. CHP’nin kurultaydan güçlenerek çıkacağına olan inancını yenileyen Oran şu ifadelere yer verdi: “Kurultaydan tazelenerek, güçlenerek çıkmasını beklediğim ve dilediğim CHP, nasıl bir iktidar olacağını, Türkiye’yi nasıl bir kadroyla yöneteceğini ve hükümeti kurduktan sonraki ilk 100 gününde neler yapacağını da seçim sürecinde bir telkari ustası gibi ince ince, nakış nakış işlemek zorundadır. Kurultay sonrasındaki CHP, şu an karanlığa gömülmüş Türk halkının önünü sonsuz ve sınırsız güce sahip olan bir fener gibi aydınlatmalı, 76 milyonun umudu olmalıdır.” Parti içindeki birlik, beraberliğin önemine vurgu yapan Oran, “Parti içi demokrasiyi geriye değil çok daha ileriye götürecek örnek tüzük değişiklikleri yapılmalı, bu konuda asla geri adım atılmamalıdır . Yenilenme, tazelenme, değişim ve dönüşüm sağlanmalı, ilerici kimlikten asla vazgeçilmemelidir. Sosyolojik tabanımızı gözden geçirmeli, güncelleyeceğimiz CHP değerlerine sıkı sıkıya sarılmalı, parti içi sevgi, saygı ve birlikteliği baş tacı etmeliyiz” açıklamasında bulundu. Oran, “7 Eylül’de ortaya çıkacak Kurultay sonucu ne olursa olsun ayrışma, bir tek kişiyi dahi kaybetme, küstürme lüksümüz bulunmamaktadır. Bu kurultay bölünme değil birleşme, bütünleşme, güçlenme kurultayı olmalıdır. Yeni Parti Meclisi ve Merkez Yönetim Kurulu’nun hem Türkiye’ye güven veren hem de CHP örgütünün vicdanını yansıtan isimlerden oluşması için uygun zemin yaratılmalıdır” dedi. CHP’nin Zümrüdü Anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğmasının zamanının geldiğini söyleyen Oran, “Kurultayımız, bugünden memnun olmayan, ayın sonunu getiremeyen vatandaşlarımızın daha güzel, daha mutlu, daha zengin, karnı tok sırtı pek bir gelecek hayalinin peşinden gitmesini sağlamalıdır. 90 yıllık ulu çınarın değerleri, yepyeni vizyonuyla beraber ilerici değişimin kaldıracı olmalıdır. Acilen toparlanma, yenilenme, tazelenme aşamasına geçmeliyiz. Evet biz bunu yapabiliriz çünkü CHP bir Zümrüdü Anka kuşudur ve küllerinden yeniden doğuşun zamanı artık gelmiştir” ifadelerini kullandı. Yapılacak kurultaydan herhangi bir özel ve kişisel talebinin olmadığını belirten Oran, “Bu kurultayda herhangi bir özel ve kişisel talebim olmadan , partimin güçlenmesi, kurultayın birlik beraberlik dayanışma içinde geçmesi için, parti içi demokrasinin işlemesi için, bu kurultayda yeni bir ideoloji ve iktidar iddiası doğması için tüm gücümle çalışacağımın ve sonrasında da CHP’nin iktidarı yolunda bir nefer gibi tüm varlığımla mücadele edeceğimin bilinmesini isterim” diye konuştu.Zete
5 Gencin Kaybolduğu Olayı Anlattı
Kumburgaz'da pazar günü deniz bisikletiyle gezinirken sert rüzgara yakalanan ve açık sularda kaybolan 5 gençle ilgili olarak bir görgü tanığı ortaya çıktı. Kumburgaz Kamiloba sahilinde pazar günü öğle saatlerinde kiraladıkları deniz bisikletiyle denize açılan 5 genci arama çalışmaları devam ederken, ortaya bir görgü tanığı çıktı. Polise gördüklerini anlatan Burak Özçelik isimli vatandaş daha sonra basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Pazar günü akşam saat 16.00-17.00 sıralarında denizde olduğunu belirten Özçelik, “Yaklaşık 200-250 metre açıkta bir deniz bisikleti vardı. İçerisindeki insanları saymadık ama kalabalıktı. Eşimle de teyit ettiğime göre 'Dört, beş kişi vardı' dedi. Fazla rüzgar olduğu için açılıyorlardı. Bir sürat teknesi geri çekmeye çalıştı, ama kıyıya çektiğini teyit etmiyorum. Gelmedi yani. Kıyıya getiremedi. Onu göremedik. Bir tane de mavi vardı. Sol tarafta kalıyor. Mimaroba’ya doğru. Onu bir arkadaşımız çekti. Fakat bu arkadaşların olduğu, tabii onlar mı bilemiyorum ama 4-5 kişi vardı içinde. Çekmeye çalıştı ama çekemedi. Açıldığını gördük” dedi. ‘DENİZ BİSİKLETİNİ BIRAKSALARDI…’ Denizde o sırada biri turuncu, diğeri mavi iki deniz bisikletinin olduğunu söyleyen Özçelik, “Mavi renk olanı kayıkla bir arkadaşımız kurtardı. Çekti sahile kadar getirdi. İçerisinde bu dört beş kişinin olduğu oranj renkte olan deniz bisikletini sürat motoru çekmeye çalıştı ama getiremedi. Dalga çoktu. Daha sonrasında ipi çözdü ve bıraktı. Kıyıya gelmedi ve açıldılar. Sürekli gelmek için mücadele veriyordu ama yüksek dalga ve fazla rüzgar olduğundan gelemediler. Deniz bisikletini bırakmadılar. Bırakıp gelselerdi. Yüzebilirlerdi. Yakın bir mesafedeydiler' şeklinde konuştu. ‘O KADAR UZAKTAN O ARKADAŞLARDI DİYEMEM’ Özçelik, basın mensuplarının, gördüklerinin kayıp 5 genç mi olduğu yönündeki sorusuna ise “O kadar uzaktan o arkadaşlardı diyemem. Can yeleği yoktu. Eşime de sordum, özellikle bir kez daha sordum. Can yeleği görmediğini söyledi. Ben de görmedim. Ama bir sürat teknesi yanaştı. Çekmeye çalıştı. Kısmen çekti ama getiremedi. Daha sonrasında bıraktı. Belki çekemedi bıraktı, belki onlar biz bundan sonra devam ederiz dedi bıraktı. Ama rüzgarın hızı fazla olduğu için onların kas gücü gelmeye yetecek durumda değildi' yanıtını verdi. ‘İMDAT DİYE BAĞIRSALARDI…’ Özçelik, 'Herhangi bir yardım talebinde bulunuldu mu' sorusuna, “Hayır, hiç öyle bir şey duymadık; zaten öyle bir şey olsa insanlar bir şekilde daha fazla yardımcı olmak için gider. Karşı taraf bir şey istemedikten sonra sizin bir şey yapmanız mümkün değil. Onlar imdat diye bağırsa yardım isteselerdi bir şekilde insanlar giderdi. Ama o yönde de bir şey gelmedi. Yüksek ihtimal dönebileceklerini düşündükleri için, fazla insan oldukları için değişim yaparak herhalde getirebileceklerine inandılar. Rüzgarın hızı fazla geldi. Bindikleri cihazı da sürükledi açığa aldı' yanıtını verdi. ‘108 KİLOMETRE AÇIĞA SÜRÜKLENMİŞ OLABİLİRLER’ 'Siz yanlış yerde arama yapıldı diyorsunuz sizce nereye gitmiş olabilirler” sorusuna ise Özçelik, “Akşam beş gibi oldu hadise. Ortalama 5 deniz mili hızla gitseler sabah beşe kadar devam etti yağmur da yağdı. 12 saatte 108 kilometre açığa sürüklenmiş olabilirler. Rüzgarın yönünü bilemiyorum ama Bandırma, Avşa adasına doğru da olabilir. Rüzgarın yönüne göre 108-110 kilometre açılma olabilir, ama benim görüşüme göre. Bir daha söylüyorum bu gördüklerim onlar olmayabilir de başkaları da olabilir bilemiyorum. Çünkü kaybolan arkadaşların yüzlerini teyit edemem. Uzak bir mesafeden gördüm. Kalabalık olduklarını gördüm. Ama oranj renkti ve kaybolan deniz bisikleti de oranj renkmiş. Beş kişi deniliyor hanımla konuştuk 4-5 kişi…' şeklinde cevap verdi. UMUTLU BEKLEYİŞ SÜRÜYOR Sahilde gençlerin yakınlarının umutlu bekleyişi de sürüyor. Gençlerin yakınlarından biri fenalık geçirdi. Fenalık geçiren kadın olay yerinde bekletilen ambulansa alındı. Ambulansta müdahale edilen kadının durumunun iyi olduğu öğrenildi. Öte yandan Büyükçekmece Belediyesi, 5 gencin kaybolduğu sahildeki şezlongları toplayarak duvar kenarına dizdi. Deniz bisikletleri yerinde bırakıldı. Erhan TEKTEN / DHA
Spatulalı Saldırgan Serbest Bırakıldı
Beyoğlu’nda evli bir çifte ve kadın arkadaşlarına spatula ile saldırdığı iddia edilen zanlı, ifadesinin ardından serbest bırakıldı... Taksim, Tarlabaşı Bulvarı’nda dün sabah saatlerinde iki kişiyi spatula ile yaraladıktan sonra saldırdığı kadınlardan birinin çantasını alıp kaçmaya çalışan Aydın A. olay yerine giden emniyet ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alınmıştı. Zanlı bugün öğle saatlerinde Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edildi. Burada savcılıkça ifadesi alınan şüpheli daha sonra tutuklanması istemiyle mahkemeye sevk edildi. Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’nde ifadesi alınan şüpheli Aydın A. serbest bırakıldı. Milliyet
Brezilya Milli Takımı'nın Kadrosu Açıklandı
Luis Felipe Scolari'nin görevden ayrılmasının ardından takımın başına geçen teknik direktör Dunga, yeni göreviyle birlikte ilk kadrosunu da belirledi. Tecrübeli hoca, Galatasaraylı Felipe Melo'ya kadrosunda yer vermezken Liverpool'un genç yıldızı Coutinho milli forma giyme şansını yakaladı. 2014 Dünya Kupası'nda eleştiri oklarının hedefi olan forvet Fred'i kadroya almayan Dunga, başarılı futbolcunun yerine Atletico Mineiro'dan Tardelli'yi davet etti. İşte Brezilya Milli Takımı'nın kadrosu; Kaleci Jefferson (Botafogo), Rafael (Napoli) Savunma Danilo, Maicon, Filipe Luis, Alex Sandro, David Luiz, Marquinhos, Gil, Miranda Orta saha Luis Gustavo, Elias, Fernandinho, Ramires, Oscar, Everton Ribeiro, Willian, Coutinho, Goulart Forvet Neymar, Hulk, TardelliHaber Türk
Yeni Trend Elektronik Makyaj: Omote
Dijital dünyada yeni trendler insanlar tarafından ilgi ile karşılanmaya devam ediyor. Şimdi yeni trend Elektronik Makyaj modası. Dijital bilgisayarlar ile birlikte teknolojinin gerçekleştirmiş olduğu hareketli görüntüler sunmak yeni bir şey değil tabii ki. Fakat yansıtılan yüzeyler canlı bir insan yüzü ise, karşımıza çıkan sonuç inanılmaz olaylara sahne olabiliyor. GERÇEK ZAMANLI CANLI MAKYAJ Gerçek zamanlı yüz tarama teknolojisinin kullanıldığı Omote , 3D grafikler insan yüzüne yansıtıldığında büyüleyici görüntüler ortaya çıkabiliyor. Bu görüntülere “ Canlı makyaj ” isminin verilmesi algılanan içerikler ve özellikler sayesinde görüntüleme teknolojisinin ortaya çıkardığı sonuçlara bakılarak veriliyor. Model yüzünü sağa ve sola çevirdiğinde bile yüzünün açısına göre yeni görüntüler oluşturulabiliyor. Şimdiden binlerce kişi tarafından merak uyandıran “ Canlı makyaj ” dijital tasarımcılar ve makyaj uzmanları tarafından oluşturulan ekip ile birlikte dijital bir eser ortaya çıkartılmış oluyor. Omote olarak bilinen teknolojide henüz teknik detaylar verilmezken, ileride hareket halinde yer alan objeler üzerinde geliştirilme ve uygulama aşamları da yer alacak. PCHOCASIELEKTRONİK MAKYAJ TRENDİ
Reklam
Erdoğan'ın Atamalarına CHP İtirazı
CHP, cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan'ın yeni görevinin YSK kararıyla kesinleştiğini savunup, Erdoğan'ın başbakan sıfatıyla yaptığı son atamalarının durdurulmasını talep etti. CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığının, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) 15 Ağustos 2014 tarihli kararı ile kesinleştiğini, milletvekilliği ve başbakanlık görevlerinin bu tarih itibari ile sona erdiğini gerekçe göstererek, Erdoğan'ın başbakan sıfatı ile imzaladığı iki atama işleminin iptali için mahkemeye başvurdu. Tanal, Erdoğan'ın başbakan sıfatıyla imzaladığı Milli Savunma Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na yapılan iki atama işleminin iptali için dava açtığını belirterek, 'Halen Ankara'da yargıçlar var' diyoruz, yargıçlara güveniyoruz. Atama işlemlerinin iptal edileceğini umuyor, hukuk devletine yakışır bir vaziyette bir karar bekliyoruz' dedi. 'Anayasa'nın 101. maddesi gereği partisiyle ilişiği kesilir' TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nda da yer alan CHP'li vekil, başvurusunu Danıştay Başkanlığı'na sunulmak üzere İstanbul İdare Mahkemesi'ne yaptı. Tanal, mahkeme önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, Anayasa'nın 8'inci maddesinin yürütme organıyla ilgili yetkileri belirlediğini belirtirken, Anayasa'nın şu maddelerini hatırlattı: 'Anayasa'nın 6'ncı maddesinde 'Yetkisini Anayasa'dan almayan biri yetki kullanılamaz', 101. maddesinin son fıkrasında 'Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve TBMM üyeliği sona erer', 109. maddesinde 'Milletvekili olmayan birisinin başbakan olarak atanması mümkün değildir.' Turgut Özal dönemine atıf Turgut Özal'ın 1989'da cumhurbaşkanı seçildiğinde, dönemin başbakanlığı tarafından Danıştay'dan alınan istişari görüşü de anımsatan Tanal, 'Bir başbakan, cumhurbaşkanı seçildiği tarihten itibaren Anayasa'nın 101. maddesi uyarınca partisiyle ilişiği kesilir ve başbakanlığı sona erer, milletvekilliği düşer' ifadesinin yer aldığını söyledi. Tanal şöyle devam etti: 'Günümüze uyarladığımız zaman, YSK 10 Ağustos'ta yapılan cumhurbaşkanlığı seçimi sonucunu 15 Ağustos 2014 tarihinde Meclis'e, Cumhurbaşkanlığına bildirir, halka duyurur, kendi sitesinde yayımlar. Bunu yayımladığı zaman ne olur? 15 Ağustos 2014 tarihinden itibaren cumhurbaşkanı seçilen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın milletvekilliği, başbakanlığı düşmüştür. 15 Ağustos 2014 tarihinden itibaren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanı olarak Anayasa'nın 86 ve devamı maddeleri uyarınca cumhurbaşkanı özlük haklarından yararlanır. 15 Ağustos 2014 tarihinden sonra Recep Tayyip Erdoğan, başbakan sıfatıyla üçlü kararname imzalayamaz, atama yapamaz; tüzük, yönetmelik imzalayamaz. Aksi takdirde bu tam hukuksuzdur, tam yetkisizdir, Anayasa'yı ihlal suçunu işlemiş olur. Resmi Gazete'de sonuçların bildirilmesi sadece bir bildirici işlemdir, kurucu işlem değil. Kurucu işlem milli iradenin tecellisiyle olur. YSK 15 Ağustos 2014 tarihinde ilan ettikten sonra bu, seçimin sonucudur.' AA
Reklam
Levent Üzümcü CHP'ye Değil Dişçiye Gitmiş!
Gezi eylemlerine destek veren sanatçılar arasında yer alan Levent Üzümcü ve Şebnem Sönmez’in 5-6 Eylül’de olağanüstü kurultaya gidecek CHP’nin ‘ yeni ‘ Parti Meclisi’ne girecekleri iddiası yalanlandı. Haberturk.com’dan Özgür Uğur’a konuşan Levent Üzümcü , “Şu an konuşmak istemiyorum, çünkü hiçbir şey bilmiyorum. Bana gelen herhangi bir teklif yok. Dişçideydim, yeni çıktım. Ben de şu an öğrendim” dedi. Asla ve asla siyasete girmeyeceğini vurgulayan Şebnem Sönmez ise “Hiçbir görüşmem, bilgim olmadı. Ben de herkes kadar şaşkınım. Hiçbir zaman iktidar olmak için yarışmam, iktidara inanmam” diye konuştu. Diken
Eşine 'Dekolte Giyme' Diyen Komşunun 2 Oğlunu Öldürdü
Eşine 'dekolte giyme' diyen komşunun 2 oğlunu öldürdüADANA'da tekstilci Tugay Çelik, bir ay önce evlendiği eşi Hatice Çelik'i 'Açık saçık giyinme benim genç çocuklarım var onların adı çıkacak' diye uyaran komşusu 65 yaşındaki Zahide Türkmen'in oğulları 26 yaşındaki Efraim Türkmen ile kardeşi 19 yaşındaki Muhittin Türkmen'i tabancayla öldürdü. Olay, merkez Çukurova İlçesi'nin Şambayat Mahallesi'nde meydana geldi. Tugay Çelik bir ay önce Hatice Çelik ile evlenip daha önce köy olan Şambayat Mahallesi'ne yerleşti. Babasının petrol istasyonu olan ve kendisi de tekstil işi yapan Tugay Çelik'in eşi Hatice Çelik'in dekolte giyindiği iddiasıyla, hakkında dedikodular yapılmaya başlandı. Dedikoduların artması üzerine ailenin komşusu Zahide Türkmen Hatice Çelik'i, 'Kızım açık saçık giyinip köyde dolaşma. Hakkında dedikodu oluyor, benim genç çocuklarım var, onların adı çıkacak' diyerek uyardı. Genç gelin de bu durumu eşi Tugay ile kayınpederi Şahin Çelik'e anlattı. TARLA YOLUNDA PUSU KURDULAR Uyarıyı gururuna yetiremeyen Tugay Çelik, iddiaya göre kardeşi Gürbüz Çelik ile birlikte tarlaya giden Zahide Türkmen'in oğulları Efraim ile Muhittin Türkmen'e yolda pusu kurdu. Çelik kardeşler, tarladan 01 CFM 26 plakalı motosikletle dönen Türkmen kardeşleri tabancayla çapraz ateşe tuttu. Ağır yaralanan Türkmen kardeşler silah sesleri üzerine olay yerine gelen vatandaşlar tarafından Özel Medline Hastanesi'ne götürüldü. Vücuduna 5 kurşun isabet eden Efraim ile 4 kurşun isabet eden Muhittin Türkmen yapılan tüm müdahaleye karşın kurtarılamadı. OTOMOBİLİ TERK EDİP KAÇTILAR Ölüm haberi üzerine gençlerin yakınları yasa boğulurken bazıları da intikam alacaklarını söyledi. Bunun üzerine polis, ailelerin oturduğu mahallede geniş güvenlik önlemi aldı. Şüpheli kardeşlerin kaçtığı 01 CJH 66 plakalı otomobil ise Öğretmenler Bulvarı üzerinde bir akaryakıt istasyonunda terk edilmiş olarak bulundu. Kaçan kardeşler aranıyor. Fatih KARAÇALI/ADANA, (DHA)
Reklam
Turizmde E-Vize Ayıbı
Dışişleri Bakanlığı'nın başlattığı yabancılar için e-vize uygulaması yaz sezonunda turistleri mağdur etti. İnternet üzerinden e-vize alıp Dalaman’a, Bodrum’a uçan yabancılar, bu uygulamanın kapıda kabul edilememesi nedeniyle Türkiye ’ye giriş yapamıyor. Uygulama sadece İstanbul’da Atatürk ve Sabiha Gökçen ile Ankara Esenboğa havalimanlarında geçerli. İnternet üzerinden alınabilen e-vize, Dışişleri Bakanlığı tarafından 11 Nisan’da başlatıldı. İşlemlerin hızlandırılması amacıyla yapılan uygulamada, Türkiye’nin vize uyguladığı ülke vatandaşları internet üzerinden vize alması sağlandı. Hem konsolosluklardaki hem de girişte yoğunluğu azaltacak düzenleme ilk olarak İstanbul ve Ankara’daki havalimanlarında pilot olarak başlatıldı. Ancak yaz sezonu başlarken yurtdışından yoğun uçuşların yapıldığı Milas-Bodrum ve Dalaman havalimanlarında bu uygulamaya geçilemedi. E-vize alan çok sayıda yolcu, turizm bölgelerine uçtuktan sonra pasaport girişinde e-vize uygulaması hazır olmadığı için geri çevrilmeye başlandı. Havayollarında ‘deporte’ olarak adlandırılan bu durumda yolcular geldikleri uçaklarla ülkelerine geri döndürülmeye başlandı. Tur operatörleri, bu durumun hem Türkiye’nin imajı hem de turizm açısından olumsuz bir durum oluşturduğunu belirterek, “E-vize başlayınca sevinmiştik. Ancak pilot uygulamanın sadece İstanbul ve Ankara ile kısıtlandırılması, milyonlarca turistin geldiği diğer noktalara açılmaması bizleri mağdur ediyor. Turlar Türkiye’ye gelmeden önce bu konuda uyarıda bulunuyoruz” dedi. DHA
Hangi İçkiye Ne Kadar Vergi Ödeniyor?
Türkiye'de satılan alkollü içkiler üzerindeki vergi oranlarını açıkladıSağlık Bakanlığı CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu 'nun verdiği bir soru önergesi üzerine Türkiye'de satılan alkollü içkiler üzerindeki vergi oranlarını açıkladı. Bakanlık'tan tahmini satış fiyatları göz önünde bulundurularak yapılan resmi açıklamaya göre Türkiye'nin litre bazında en ucuz içkisi bira... Sağlık Bakanlığı'nın çalışmasına göre Türkiye'de erkeklerin yüzde 23'ü, kadınların ise yüzde 4'ü alkol kullanıyor. En yüksek alkol kullanımı yüzde 20 ile Batı Marmara Bölgesi'nde, Ege ve İstanbul ise sırasıyla yüzde 18,8 ve yüzde 17,6'lık oranlarla ikinci ve üçüncü sırada yer alıyor. Alkollü içkiler pazarının yüzde 90'ını ise bira oluşturuyor. Türkiye'de 2012 yılında toplam alkollü içki tüketimi 1 milyar 127 milyon litre iken, 2013 yılında yüzde 10 gerileyerek 1 milyar litreyi biraz geçti. Türkiye'de kişi başına 'saf alkol' tüketimi (alkollü içeceklerin içindeki alkol oranı) 1.55 litre iken Avrupa'da bu oran 10 litreye ulaşıyor. Hürriyet’ten Can Mumay ’ın hazırladığı, Türkiye'de içkilerin ortalama fiyatı ve bu içkiler üzerinden alınan vergilerin miktarı şöyle: Bira Litresi: 8.40 TL Vergi: 4.43TL Meyve şarabı Litresi: 34.00 TL Vergi: 8.72 TL Şarap Litresi: 40.00 TL Vergi: 9.63 TL Likör Litresi: 70.00 TL Vergi: 42.14 TL Köpüklü Şarap Litresi: 75 TL Vergi: 35.25 TL Aromatize şarap Litresi: 80.00 TL Vergi: 44.86 TL Cin Litresi: 80.00 TL Vergi: 45.60 TL Votka Litresi: 80 TL Vergi: 45.60 TL Rakı Litresi: 90 TL Vergi: 49.31 TL Rom Litresi: 110 TL Vergi: 56.11 TL Tekila Litresi: 110 TL Vergi: 56.63 TL Viski Litresi: 120 TL Vergi: 60.25 TL Konyak Litresi: 170.00 TL Vergi: 65.84 TLT24
Reklam
'Türkiye Ebola Salgınına Hazır mı?'
Batı Afrika'yı etkisi altına alan ebola salgını tüm hızıyla yayılırken, Türkiye bu salgına karşı önlemlerini almak konusunda ağır davranmaktadır. Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimi, tatil heyecanı derken hayati konuları ıskalayan Hükümet, Ebola şüphesi ile Atatürk Havalimanı'nda karantina (!) altına alınan yolcunun, karantina protokellerine aykırı biçimde sedyeyle hastaneye taşınması sırasında ne kadar hazırlıksız olduğunu gözler önüne serdi. Türkiye'nin sınır kapılarından Suriyeli ve diğer mültecilerin, kaçakçıların da ne kadar kolay ve kontrolsüz girdikleri göz önünde bulundurulunca Ebola'nın Türkiye için gerçek bir tehdit olma ihtimalinin yüksek olduğu gözler önüne serilmektedir. CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal; çok geç olmadan gerekli önlemlerin alınması adına Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'na verdiği soru önergesinde şu soruları sordu;  1-      Batı Afrika'yı etkisi altına alan ebola salgını, tüm hızıyla yayılırken ebola virüsü hakkında gerekli araştırma yapılmış mıdır? 2-      Ebola virüsü ile ilgili olarak herhangi bir önlem alınmış mıdır? Önlem alınmadıysa bunun hukuki gerekçesi nedir? 3-      Ebola virüsü ve gündemde olan ebola salgını hakkında toplumun bilinçlendirilmesi ile ilgili bir çalışma yapıldı mı? Çalışma yapıldı ise, hastalığın nedenleri, bulaşma şekli, belirtileri ve yapılması gerekenler hakkında kapsamlı ve ayrıntılı bir çalışma ortaya konabilmiş midir? Toplumu bilinçlendirmek amacıyla herhangi bir çalışma yapılmadı ise bunun hukuki gerekçesi nedir? Yeterli bir çalışma yapılmamış olması toplum sağlığını tehlikeye atmak değil midir? 4-      Ebola virüsünün sebepleri ve tedavi yöntemleri ile ilgili herhangi bir araştırma yapılmış mıdır? Virüs ile ilgili herhangi bir araştırma ve çalışma yapıldı ise bulunan sonuçlar toplumla paylaşılmış mıdır? Virüsün kaynağı ve tedavi yöntemleri ileilgili herhangi bir araştırma yapılmadı ise bunun hukuki gerekçesi nedir? Var olan bir tehlikeye karşı kayıtsız kalmak hükümetin sorumluluğunu yerine getirmemesi anlamına gelmemekte midir? 5-      Türkiye’de mevcut hastanelerde, ebola virüsü ile ilgili olası bir tehlikeye karşı gerekli ilaç ve ekipman sağlanmış mıdır? Virüs ile ilgili gerekli ilaç ve ekipman temini sağlanmadı ise bunun hukuki gerekçesi nedir? 6-      Türkiye’de mevcut hastanelerde çalışan sağlık personelleri, ebola virüsü hakkında bilgilendirilmiş midir? Sağlık personellerine virüse yakalanmış kişilere nasıl bir tedavi yöntemi uygulanacağı hakkında gerekli eğitimler verilmiş midir? 7-      Ebola salgınının ciddi boyutlara ulaştığı ülkelerden Türkiye’ye gelen vatandaşlar ile ilgili herhangi bir sağlık sorgulaması yapılmakta mıdır? Böyle bir uygulama getirilmedi ise bunun hukuki gerekçesi nedir? 8-      Türkiye’de Ebola virüsünü araştıran yetkililer Göç İdaresi Genel Müdürlüğü ile koordinasyon içinde midir? Koordine bir çalışma yapılmamakta ise bunun hukuki gerekçesi nedir? 9-      Türkiye’de son zamanlarda artan mültecilerle birlikte Türkiye Ebola salgınına karşı savunmasız bir konuma düşmüş müdür? Türkiye’ye sığınan mültecilerle ilgili herhangi bir sağlık sorgusu yapılmış veya yapılmakta mıdır? 10-  Birçok ülkede ciddi boyutlara ulaşan Ebola virüsünün Türkiye’ye yansıması öngörülerek, bahse konu virüsle ilgili geliştirilmiş bir strateji planı yapılmış mıdır? Türkiye Ebola salgını tehlikesine karşı hazırlıklı mıdır? Sağlık Bakanlığı'nın bu sorulara ne yanıt vereceği merak konusu iken Tanal'ın uyarı maiyetinde sorduğu bu soruların Sağlık Bakanlığı'nı uykusundan uyandırması ve gerekli önlemlerin çok geç olmadan alınması gerekmektedir.
Dong Nguyen'den Yeni Swing Copters Oyunu
Flappy Bird efsanesi ile birlikte birden ünlü olan Dong Nguyen yeni oyunu Swing Copters ile tekrar geliyor. Sinir bozucu ve sinirlerin bozulduğu halde yapmak için inatla gayret gösterilen Flappy Bird oyunu tüm dünyada yankı bularak milyonlarca kişi tarafından indirilip oynanmıştı. SİNİR BOZMAYA DEVAM Bu oyundan milyon dolarları kaldıran yapımcı, şimdi yeni oyunu Swing Copters ile kullanıcıların karşısına çıkmaya hazırlanıyor. YouTube’da yayınlanan oyunun frangmanına baktığımızda sinir bozucu tarzını bu oyunda da devam ettirecek. Yeni oyun Swing Copters, tarihinde iOS platformunda yayınlanacak. Lafı fazla uzatmadan sizi Dong Nguyen’in yeni oyunu Swing Copters ile baş başa bırakalım. Bakalım siz de bizim gibi oyuna uyuz olacak mısınız ? PCHOCASI
Reklam
Cumhuriyet'ten Bedri Baykam'a Sansür
Cumhuriyet gazetesi yazarı Bedri Baykam’ın bugünkü yazısı yayınlanmadı. Baykam’ın “Başkanlığı bırakmanız için 11 gerekçe Sn. Kılıçdaroğlu” başlıklı yazısının yayınlanmama gerekçesi, Cumhuriyet gazetesi tarafından “Şu an CHP’deki kurultay konusunda adaylar arasında tarafsızlık politikası yürütüyoruz” olarak söylendi. Ancak yine bugün Cumhuriyet’te yayınlanan; Hikmet Çetinkaya’nın “CHP’de Sonbahar Temizliği Şart... ” başlıklı yazısı, iddia edilen gerekçeyle çelişiyor. İŞTE BEDRİ BAYKAM’IN CUMHURİYET’TE YAYINLANMAYAN O YAZISI “Sayın Kılıçdaroğlu, CHP'nin yaşadığı son çalkantılara karşı, kurultayı toplamanız sevindirici. Ancak bu seçimli Kurultay’ın birkaç bin kişilik dar bir salona hapsedilmesi çok üzücü. Bunu yol yakınken değiştirmenizi diliyorum. Genel Başkanlık’tan artık istifa etmeniz ve bu Kurultay’da tekrar aday olmamanız için 11 gerekçeyi size iletiyorum: 1- Parti’nin kuruluş felsefesine tamamen ters düşen bir adayı, Parti’nin hiçbir yetkili organına danışmadan kamuoyuna sundunuz. Bu zat'ın idollerini 'Menderes, Erbakan ve Özal' olarak açıklamasını, tek parti sürecini ise 'Menderes'in son verdiği baskıcı dönem' olarak tanımlamasını seyretmekle yetindiniz. 2- Seçimlerde yaşanan hezimetin ardından özeleştiri yapacağınıza, tutarsız kararınız yüzünden 'tıpış tıpış' (!) oy kullanmayan milyonları suçladınız. Bir de üstüne ' Yarın olsa yine İhsanoğlu'nu seçerdim ' deme cüretini gösterdiniz. Ne yazık ki tavrınız, otobana ters yönden dalıp ardından 'Hay Allah tüm sürücüler ters yönde' diyen fıkrayı hatırlatıyor. 3- Gezi eylemlerinde hayatını, gözünü kaybeden, canını ortaya koyan her yaştan genci hiçe sayarak, Çankaya seçiminizde onlarla alay edercesine AKP profiline çok yakın bir adayı öne sürerek, 'Gezi ruhu' ile CHP arasında varolabilecek sinerjiyi baştan yok ettiniz. Yarattığınız akıl almaz boşluğu Selahattin Demirtaş doldurdu. Sayenizde etnik kökenli bir parti, sosyal demokrat değerlere çengel attı. 4- Parti’den ve kamuoyundan yükselen tepkileri hiçe sayarak bir B planı oluşturulmasına imkan tanımadınız, tehditlerle 20 milletvekilinin Emine Ülker Tarhan'a imza vermesini engellediniz. Sayenizde RTE ilk turda kazandı. 5- Sn. Kılıçdaroğlu, 2009 yılında siz henüz CHP Grup Başkanvekili iken, sizinle randevulaşarak Parti'nin demokratik bir tüzüğe kavuşması için bir çabaya öncülük ettiğimizi iletmiştim. Siz de bu çabaya hak verip tüzüğü beklediğinizi söylemiştiniz. 2010’un başında farklı kuşaklardan partilimizin katkısıyla hazırlanan bu taslağı size getirmiş ve destek sözü almıştım. Ardından Mayıs 2010'da Genel Başkan olmanızdan sonraki dönemde, bir Tüzük Kurultayı topladınız. Ancak bizim 'Demokratik Devrim Tüzüğü” ndeki parti içi demokrasi önerilerimizi pas geçerek sadece kadınlar ve gençlere kota uygulamasını aldınız; o da ancak onları seçilemeyecek sıralara yerleştirerek! Şimdi de duyuyoruz ki, Parti’de ön seçim uygulamasının önünü daha da keserek kendi tek adam tavrınızı pekiştirecekmişsiniz! Niye örgüte güvenmiyorsunuz? Bırakın Zonguldak'ı Zonguldaklılar, Muş'u Muşlular seçsin! Sizin Atatürk dönemini sorgularcasına adlandırdığınız 'Yeni CHP' (!) döneminde, parti ne halka açılabildi, ne de örgüte! 6- Düzenlediğiniz baskın seçimden önce milletvekillerinin medyaya konuşmasını yasaklamışsınız! Tüm atama ve azletme yetkilerinizle, örgüt üzerinde tahakküm kurmanız yetmiyormuş gibi, şimdi de rakibiniz olacak CHP'lilerin ağızlarını açmalarını mı engelliyorsunuz? Emin olun bu kadarını RTE bile düşünememişti! Bizi yanılttınız ... 7- Geçen hafta sizi eleştirenler hakında 'Onları milletvekili yaptığıma pişmanım' diyerek, kendinizi Sadrazam, Vezir atayan Sultan konumuna taşıdınız. Parti imajına ve demokrasiye verdiğiniz zararı hesaplayamadan. 8- ' Kurultay’dan sonra artık Parti içinde kimsenin böyle konuşmasına izin vermeyeceğim ' diyerek sanki kazanacağınızdan eminmişsiniz gibi Kurultay'ın iradesine ipotek koydunuz. 9- Genel Başkanlığınızda Parti’nin temel değerlerini altüst eden demeçlerinizle Atatürk-İnönü dönemi ve 27 Mayıs hakkında en karanlık yorumları yaptınız. Ne o dönem şartlarını, ne bastırılan isyanları, ne demokrasiyi düşmanı Menderes ve Bayar’ın emellerini algılayamadan... 10- Yabancı yayın organlarına verdiğiniz mülakatlarda 'Türkiye'de laikliği tehlikede görmüyoruz' diyerek, ülke gerçeklerine ne kadar uzak olduğunuzu tekrar açığa vurdunuz. 11- Çocukların, gençlerin akıllarını alt-üst ederek, altı ok ve sosyal demokrasiyi egemen sağ partilere benzemeye çalışan, solun önerdiği yaşam tarzından utanan bir konuma düşürdünüz. Yani gelecek kuşakları sağ veya marjinal partilere doğru savurdunuz, halkın umutlarını kırdınız. Sn. Kılıçdaroğlu, Parti’yi demokratikleştirmek üzere hepimizin desteği ile geldiğiniz Parti başkanlığında CHP büyüyemediği gibi, rotası da Cumhuriyetçi-Atatürkçü çizgilerden uzaklaştı. Lütfen CHP'ye daha fazla zarar vermeyin. Çünkü sizden önceki Genel Başkanların çok farkında oldukları, maalesef unuttuğunuz bir konu var: O koltuğa kim oturursa otursun, CHP'nin ebedi şefi, Atatürk'tür.” İŞTE HİKMET ÇETİNKAYA’NIN CUMHURİYET’TE YAYINLANAN O YAZISI “ Türkiye 2014 yılında demokrasiyi, özgürlükleri, yurtseverliği tartışıyor... Aslında bu tartışma kendimi bildim bileli sürer! Ümmet olmaktan sıyrılan her toplumda ulusal kimlik arayışı doğaldır. Bu arayış gelişmekte olan toplumlarda değişik anlamlar taşır... Halkın yararına olan tartışmalar yapılırken, doğal arayışı şoven ve ırkçı sapmadan koruyarak barış ortamının yol ve yordamını bulmak gerekir. Atatürk yurtseverliğinin temelinde, Türklerin üstünlüğü değil halkların kardeşliğini ve eşitliğini savunan yapıtaşı vardır. Zaman zaman bunu unutanlar, bu yoldan sapanlar kendilerini “derin milliyetçiliğin”içinde bulurlar... Kendileri gibi düşünmeyen herkesi “faşist” olarak görüp, halkların eşitliğini, kardeşliğini, emeğin örgütlü gücünü, sermaye-emek ilişkisini unuturlar... Unutmayın, 1923 Devrimi’nin “Aydınlanma” sürecinde, laiklikle yurtseverliğin,demokrasi ve özgürlüğün eşzamanlı olması bir rastlantı değildir... İnsan, insanlaşma yolunda “kul”luktan arınıp “birey”e dönüşürken “ümmet”indeğil, ulusun üyesi olduğunu anlamıştır. İşte o zaman yurtseverlik kavramı doğmuştur! Zaten Aydınlanma’nın felsefesi budur! Yurtseverlik, halkların eşitliği, kardeşliği böylece ivme kazanıp yaşam biçimi olmuştur... Bugün CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibini devirmek isteyenler, bunu daha önceBülent Ecevit’e, Erdal İnönü’ye karşı yapmışlar, ancak başarılı olamamışlardır... CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Aydınlanma”nın felsefesini bilen bir insan... 18- yüzyılda “demokrasi” ve “Aydınlanma”yla birlikte anılan yurtseverlik, sanayitoplumlarının ürünüdür. O sanayi toplumları ki, kapitalist gelişme aşamasında, salt kendi emekçilerini değil,dünya halklarını da sömürmek yolunda emperyalizmin bayrağını ellerine almadılar mı? Aldılar! O zaman yurtseverlik şovenleşti ve derin milliyetçiliğe dönüştü! Yoksul ülkelere yapılan seferler ırkçı bir içerik kazandı... Batı, dünyayı sömürmek için mazlum halklara tepeden baktı, sömürgeciliği başlattı! Atatürk yurtseverliği bu sürecin ürünüdür! Çünkü Mustafa Kemal, sömürülen mazlum halkların yanında yer aldı... Sırası gelmişken bir kez daha yineleyeyim: 1923 Devrimi’nin “Aydınlanma” sürecinde laiklikle yurtseverliğin eşzamanlı gelişmesi bir rastlantı değil, gerçeğin kendisidir. CHP’yi ırkçı sapmalara götürmek isteyen kadroların Mustafa Kemal’in partisinde işleri olamaz... Yurtseverliğin çıkış noktasında “ilerici” bir akım vardır... Acı ama gerçek, sayıları çok az olan CHP’liler bunu bilmiyor... Parti küçük olsun benim olsun hesabı yapıyor! Koskoca bir partinin 1999’da yüzde 10 barajını aşamayıp, Meclis’e giremediğini unutuyor! Yurtseverlik, kapitalist bir toplumun yükseliş sürecinde demokratik düşünce veamaçlara bağlıdır; feodalizme karşıdır, ümmetçiliği arındıran bir içeriğe sahiptir... Bu kavramlar durdukları yerde durmuyor zaten... Zaman ve uzam içinde değişiyor! 2014 yılını yarılayıp geçtik bile... Türkiye’de sosyalist ve komünist partiler var ama oy oranları bindelerde... 1965’te Mehmet Ali Aybar’lı, Behice Boran’lı TİP (Türkiye İşçi Partisi) Meclis’e girince İsmet İnönü panikledi ve şöyle dedi: “CHP ortanın solunda bir parti.” Bülent Ecevit, altı yıl sonra CHP’yi “demokratik sol hareket” olarak adlandırdı. CHP 73 seçimlerinde oy patlaması yaptı, 77’de zirveye ulaştı... CHP sosyalist bir parti değildi... Sosyal demokrat adını kullanmadı... Peki nedeni? Şimdilik birini söyleyeyim: “Avrupa’da sosyal demokrasi Marksist kökenlidir, CHP değildir... Batı’da sosyaldemokrat hareket sömürgecilik sürerken işçi hareketi olarak ortaya çıkmıştı... Bizde ise tersi var! Biz emperyalizme karşı savaşarak laik demokratik Cumhuriyetin temellerini attık!” Aradan yıllar geçti! Aydınlanmaya sahip çıkarak, sosyal demokrasinin kapısını aralamak zamanıdır! Kılıçdaroğlu’nun önce bir temizlik yapması, sosyalist ve komünist partilerin birbirleriyle kavga etmemesi birincil koşul...” Odatv.com
YouTube Videolarını GIF'e Dönüştürmenin En Kolay Yolu: Gifyoutube
Zenginleştirilmiş içerik sadece okuyucunun gözüne hitap eden değil aynı zamanda konuyla ilgili daha açıklayıcı olmak adına önemli. İçeriği zenginleştirilmek için her geçen gün daha da popülerleşen formatlardan biri olan GIF’in daha hızlı oluşturulması için yeni girişimler çıkıyor. Özellikle videodan bir kesit belirtmek için kullanılan GIF’ler için ana kaynak olan YouTube’dan videoyu hızlıca dönüştürmeyi isteyenler için en kolay çözümü gifYouTube.com oluşturmuş. YouTube’da ilgili videonun URL’indeyken alan adının başına gif koyarak dönüşüme geçebiliyorsunuz. Özellikle ilgili linki kopyalayıp başka bir alana yapıştırarak dönüştürme sürecini azaltan gifYouTube.com bir başka açıdan servis sağlayacılarının seçeceği alan adıyla önemli derecede kolaylık sağlayabileceğini göstermiş oluyor. Diğer GIF dönüştürücülerine göre ölçü belirleme seçenekleri olmaması önemli bir eksiklik olan gifYouTube’un kullanıcıları, sundukları hızla ulaşılabilmenin yanında 10 saniyeye kadar ücretsiz GIF yapılabilmesi. WEBRAZZİ
Reklam