İnşaat İşçileri Sendikası: 'Şantiyelerde 12 Bin Denetmen Açığı Var'
“Kaza günü içerisinde birkaç kez arıza veren asansörle işçiler taşınmaya devam etmiştir”Mecidiyeköy'deki Torun Center'da 10 işçinin ölümüne sebep olan kaza hakkında İnşaat İşçileri Sendikası’ndan yapılan açıklamada, “Şantiyelerde şu an 12 bin denetmen açığı var. Güvenlik sorumluluğunun doğrudan bakanlığa bağlı olması ve kontrollerin inşaat devam ettikçe sürmesi gerekmektedir” denildi.Mecidiyeköy’de eski Ali Sami Yen stadı arsasında, TOKİ ve Torunlar GYO ortaklığında inşa edilen ‘Torun Center’ şanityesindeki asansör kazasında Cumartesi akşamı 10 işçi can verdi.Radikal’den Elif İnce ’nin haberine göre, şantiyenin önünde bugün saat 14’te bir basın açıklaması yapan İnşaat İşçileri Sendikası, iş güvenliğiyle ilgili bağımsız denetmenlerin eksikliğine vurgu yaptı.Sendikanın Başkan Yardımcısı Remzi Yılmaz’ın okuduğu basın açıklaması şöyle: ‘’Şantiyelerde hiçbir güvenlik önlemi alınmadan,kara düzen çalıştırılıyoruz. 30-40 katlı bir bina inşaatında sadece baret ve eldiven giymek güvenlik önlemi olamaz. Bu kadar büyük bir inşaatta iş güvenliği sorumlularının faaliyetin devam ettiği sürece burada bulunması gerekir. Biz bunu daha önce de defalarca ifade ettik. İş güvenliği sorumlusunun özel şirket patronu altında çalışıyor olması buradaki temel sorundur. Güvenlik sorumluluğunun doğrudan bakanlığa bağlı olması ve kontrollerin çalışma devam ettikçe sürmesi gerekmektedir.’’Ağustos’ta 40 işçi kâra kurban‘’Sadece burada değil, Türkiye'nin her yerine inşaat işçisi hiçbir güvenlik olmadan çalıştırılıyor. Ağustos ayında şantiyelerde çalışan 40 işçi kardeşimiz patronların karına kurban edildi. Çalışma Bakanlığı'nı uyarıyoruz. İnşaatlarda hiçbir denetim yapılmıyor. Şantiyelerde şu an 12 bin denetmen açığı var. Bu denetçiler alınmadığı için her sene iki Soma yaşıyoruz. Biz her sene bu kadar şehit verirken, Torunlar şirketi geçen yıla oranla karını %900 artırmıştır. Bu şantiyedeyse üç kuruşluk önlemler alınmamaktadır.’’Paraşüt ve düşme freni yoktu‘’Dün akşam gerçekleşen olayda, güniçerisinde birkaç kez arıza veren asansörle işçiler taşınmaya devam etmiştir. Asansörün düşmesi ihtimaline karşı alınan paraşüt ve düşme freni gibi önlemlerin bulunmadığını dün akşam işçi kardeşlerimiz ifade ettiler. Burada göz göre göre iş cinayeti işlenmiştir. Torunlar şantiyesinde iş güvenliği önlemleri alınana kadar çalışma derhal sonlandırılmalı ve burada çalışan işçi arkadaşlarımızın ücretleri ödenmeye devam etmelidir.’’T24
Torun Center'ın İş Güvenliği Firması Soma Holding'e de Hizmet Vermiş
10 işçinin hayatını kaybettiği Torunlar GYO’ya ait Torun Center’ın iş güvenliği danışmanlığını sağlayan firma önce aralarında Soma Grubu’nun yer aldığı ‘ Projeler ‘ sayfasını kapattı, ardından da ‘ günah çıkardı ‘.Nitelikli Cevaplar Akademisi İş Sağ. Güv.Eğt. Çev. Müh. ve Dan. Hiz. A.Ş.’nin websitesindeki ‘Projeler’ sayfası Torunlar Center’da yaşanan faciadan kısa bir süre sonra kapandı. Diken’in Google’ın önbellek aramasından ulaştığı sayfada ise ‘ Devam eden projeler ‘ arasında, resmi rakamlara göre 301 işçinin öldüğü Soma’daki madenin sahibi Soma Grubu da yer alıyor.'Kaldı ki Spine Tower'da kimse ölmedi'Soma Grubu’nun ortakları arasında yer aldığı fakat maden faciasının ardından sözleşmesini feshettiği Spine Tower’a da iş güvenliği danışmanlığı yapan firma, bu nedenle Soma Holding’e hizmet vermediğini belirtti, “Kaldı ki Spine Tower Residence inşaatı projesi, iş sağlığı ve güvenliği yönünden herhangi bir ölümlü veya ciddi yaralanmalı iş kazası olmadan bitirilmiştir” ifadelerini kullandı.O zaman neden kapatıldı?Şirketten yapılan açıklamada websitelerinin projeler bölümünün olaydan sonra neden kapandığı konusunda bir bilgi verilmedi. yargıya intikal eden konu hakkında adli makamlar tarafından başlatılan soruşturma halen devam ettiği hatırlatılıp, “Şirketimiz tarafından sorumluların ortaya çıkarılması konusunda adli mercilere her türlü destek verilmektedir” denildi.Referanslar arasında HES'ler ve Ataköy de varÖte yandan firmanın kapattığı sayfasındaki devam eden projeler bölümünde Erzincan ve Trabzon başta olmak üzere birçok Hidroelektrik Santrali (HES) ‘referans’ olarak yer alırken, yapımı birçok kez mahkemelik olan Ataköy’deki tartışmalı Yalı Ataköy projesi de bulunuyor.Diken
Asansör Faciasının Yaşandığı İnşaattaki İşçilerden Bazıları İşten Ayrıldı
Torun Center’da çalışan işçilerden bazıları, asansör olmadığı için sırtlarında yataklarıyla, yangın merdivenini kullanarak inşaattan çıktıAli Sami Yen Stadı'nın yerine yapılan Torun Center projesinde dün yaşanan ve 10 kişinin ölümüyle sonuçlanan asansör faciasının ardından inşaatta çalışan işçilerden bazıları işten ayrıldıMecidiyeköy’de Ali Sami Yen Stadyumu’nun arazisindeki Torun Center rezidansının inşaatında asansörün 32. kattan çakılması sonucu 10 işçi hayatını kaybetti.Hürriyet’ten İpek Yezdani ’nin haberine göre, Torun Center tüm inşaat faaliyetlerinin durdurulduğunu açıklarken, bazı işçiler bugün inşaat alanına geldi.Facianın ardından inşaatta çalışan işçilerden bazıları işten ayrıldı.İşçiler asansör olmadığı için sırtlarında yataklarıyla, yangın merdivenini kullanarak inşaattan çıktı.T24
Fenerbahçe'nin Paraşütlü Meşale Cezası CAS'ta Ders Konusu Oldu
Sarı Lacivertli takım, BATE ile Saracoğlu’nda cezası nedeniyle seyircisiz oynadığı maçta stat dışından paraşütle atılan meşaleler yüzünden ceza almıştıFenerbahçe'nin UEFA'dan tedbirli olarak 1 yıl Avrupa'dan men cezası almasına neden olan paraşütlü meşale eylemi Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi(CAS) Semineri'nde ders konusu oldu.Sarı Lacivertli takımın UEFA Avrupa Ligi’nde 21 Şubat 2013 tarihinde BATE Borisov ile Saracoğlu’nda cezası nedeniyle seyircisiz oynadığı maç stat dışından paraşütle atılan meşaleler yüzünden bir dakika durdurulmuştu. Bunun üzerine UEFA Sarı Lacivertli takımı 1 yıl Avrupa’dan men etmiş ancak cezayı 2 yıl ertelemişti. Takım ayrıca 1 maç daha seyircisiz oynama ve 80 bin euro para cezası kesmişti.Bu eylem CAS'ın İsviçre'nin Lozan kentinde 5 Eylül'den beri devam eden seminerinin 'Kusursuz Sorumluluk' bölümünde ele alındı. Şiddet eylemi olarak nitelendirilen olayda Fenerbahçe'nin olayda kusuru olmasa bile sorumlu olduğu belirtildi. Sunumu yapan anlatıcı BATE maçının görüntüleri ekrana yansıtılmadan önce 'Türk katılımcılardan özür dileriz. Bu örneği bilinçli olarak seçmedik. İlginç olduğu için burada' dedi.Yasalarla kusur aranmaksızın sorumlu kabul edilen kimselerin eylemlerinden zarar gören kişiler, karşı tarafın olayda kusuru bulunduğunu ispat etmek zorunda olmadıkları gibi, kusursuz sorumlu sayılan kişi ya da kurum olayda kusuru bulunmadığını ispat etmekle sorumluluktan kurtulamaz. Sorumluluktan kurtulmak için fiil ile zarar arasındaki sebep-sonuç ilişkisinin ortadan kalktığını ispat etmek gerekir.T24
TFF'den 'Süper Kupa' Cezalarına Açıklama
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Fenerbahçe ile Galatasaray arasında oynanan Süper Kupa maçının ardından verilen cezalar ve kulüplerin yaptığı açıklamalar üzerine bir bildiri yayımladı.Federasyondan yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı;'Fenerbahçe ile Galatasaray arasında 25 Ağustos 2014 tarihinde Manisa 19 Mayıs Stadı'nda oynanan TFF Süper Kupa müsabakası sırasında vuku bulan hadiseler sonucu Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu ilgili kulüplere ve şahıslara 28 Ağustos 2014 tarihinde belirli cezalar vermiştir.Türkiye Futbol Federasyonu'nun geçtiğimiz sezon devre arasında uygulamaya aldığı sıfır tolerans yaklaşımı çerçevesinde TFF Hukuk Müşavirliği verilen cezalara Tahkim Kurulu nezdinde itiraz etmiş ve Tahkim Kurulu 4 Eylül 2014 tarihinde cezaların arttırılmasına karar vermiştir.Bu kararların ardından özellikle kulüplerimiz tarafından çeşitli medya organlarında sorumluluğun Türkiye Futbol Federasyonu'na ait olduğu yönünde çıkan açıklamalar kamuoyunu yanlış yönlendirmektedir.Konuyla ilgili aşağıdaki açıklama ve uygulamaları kamuoyunun bilgisine arz ederiz:KULÜPLERİN SÜPER KUPA MÜCADELESİNDEKİ SAHA OLAYLARINDAN SORUMLU OLDUĞUNA DAİR 'SÜPER KUPA STATÜSÜ' HÜKÜMLERİTFF Süper Kupa Statüsü'nün 'TRİBÜN DÜZENLEMESİ ve ORGANİZASYON' başlıklı 4.maddesine göre; TFF Süper Kupa maçında tribün düzenlemesi ve organizasyon hakkı TFF'ye ait olmakla birlikte müsabaka öncesinde, esnasında ve sonrasında herhangi bir olay çıkması halinde olaylara sebebiyet veren taraftarların eylemlerinden kulüpleri sorumludur.Buna göre kulüplerin, yaşanılan SAHA OLAYLARINDAN kendilerinin değil, organizasyon hakkına sahip TFF'nin sorumlu olduğuna dair savunmasının hukuki dayanağı yoktur.Yine, TFF Süper Kupa Statüsü'nün 10/I,D maddesi gereğince kulüpler, TFF Süper Kupa müsabakasında taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürattan da sorumludur:'D) ÇİRKİN VE KÖTÜ TEZAHÜRAT UYGULAMASI(1) Müsabakada topluluk halinde söz veya hareketlerle ya da benzeri araçlar ile aşağılayıcı, tahrik veya taciz edici nitelikte tezahüratta bulunulması, devamlılık kıstası uygulanmaksızın yasaktır.(2) Herhangi bir takımın mensuplarını veya taraftarlarını aşağılamak, tahrik veya taciz etmek amacıyla; etnik veya bölgesel ayrımcılık içeren ya da herhangi bir takımın mensuplarını veya taraftarlarını suç failleri veya suç örgütleriyle özdeşleştirecek şekilde toplu olarak tezahürat yapılması ya da bu içerikte pankart açılması veya benzeri eylemlerde bulunulması devamlılık kıstası uygulanmaksızın yasaktır.(3) Kulüplere, 1. fıkrada belirtilen yasağın ihlali halinde 100.000.-TL ve 2. fıkrada belirtilen yasağın ihlali halinde 150.000.-TL para cezası verilir.FENERBAHÇE CEZASI HAKKINDAFenerbahçe A.Ş.'ye taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle, PFDK'ca verilen 20.000.-TL para cezasının arttırılması talebi kabul edilmiş;Sahaya 39 yabancı cisim (pet su bardağı ve şişesi, torpil, maytap) atılması , ve bu maddelerin bir kısmının yanıcı ve parlayıcı madde ile metal para olması; 1 2 adet meşale yakıl ması, ancak meşalelerin sahaya atılmaması; 15 adet koltuğun kırılması; atılan yabancı cisimler nedeniyle müsabakanın 1 kez durması; böylece saha olaylarının, müsabaka bütünlüğünü bozar nitelikte olması dikkate alınarak PFDK'ca Fenerbahçe A.Ş. ' ye taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle verilen cezanın 100.000.-TL olarak artırılmasına;GALATASARAY CEZASI HAKKINDAGalatasaray A.Ş.'ye taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle PFDK'ca verilen 150.000.-TL para cezasının arttırılması talebi kabul edilmiş;Sahaya toplam 189 yabancı madde (pet su bardağı ve şişesi,çakmak,madeni para, maytap,klipsli zincir halkası, muşta, bir plastik torba içinde çekirdek, meşale, ayakkabı, domates, koltuk parçası) atılması ve bu maddelerin bir kısmının yanıcı ve parlayıcı madde ile metal para olması; 11 adet meşale yakılması, bunlardan 2 adedinin yanar vaziyette sahaya atılması; 96 adet koltuğun kırılması; atılan yabancı cisimler nedeniyle müsabakanın, bir keresinde 6 dakika olmak üzere 2 kez durması; atılan cisimlerden üçünün müsabaka görevlileri ile bir futbolcuya isabet etmesi; atılan muştanın isabet ettiği görevlinin yüzündeki yaralanma nedeniyle hastaneye kaldırılması dikkate alınarak, PFDK'ca Galatasaray A.Ş.'ye taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle verilen 150.000.-TL para cezasının, 1 resmi müsabakayı seyircisiz oynama cezası şeklinde artırılmasına; karar verilmiştir.Ayrıca bugüne kadar yüze gelen cisimlerde ve yaralama olaylarında istikrarlı olarak seyircisiz oynama cezası verilmiştir.Yukarıda sayılan maddelerden de net olarak anlaşılacağı gibi sahada oynanan futbolun kirletilmesine yönelik hiçbir suça, gayrihukuki veya keyfi bir ceza verilmiş olması söz konusu değildir. Esasen bu durum tüm kulüp başkan ve yöneticileri tarafından net olarak biliniyor olmasına rağmen, alınan kararların usulsüz olduğu yönündeki açıklamaların tamamen popülist bir yaklaşım olduğu tüm sağduyulu futbolseverlerin ortak kanaatidir. Türkiye Futbol Federasyonu olarak hedefimiz sahalarda bu tür benzeri olaylar tek bir kez bile oluşmayacak güne kadar mücadelemize devam etmek ve kararlı duruşumuzu sürdürmektir. Bu konuda dayanağımız ve en büyük gücümüzü huzurlu bir futbol ortamı arayan, kavgasız ve küfürsüz bir futbol ortamı arzulayan sağduyulu futbol seyircilerimizden alıyoruz ve almaya devam edeceğiz.'İSTANBUL / DHA
New York'ta Gazze Film Festivali
ABD'nin New York kentinde, İsrail'in Gazze'ye saldırılarını ve Filistinlilerin çektiği acıları konu alan filmlerin yer aldığı Gazze Film Festivali düzenlendi.Mısırlı doktora öğrencisi Eman Mursi'nin öncülüğünde düzenlenen Gazze Film Festivali, New York Üniverstesi'nin (NYU) Yakın Doğu Araştırmaları Hagop Kevorkian Merkezi ve NYU'daki Asya/Pasifik/Amerikan Enstitüsü'nün desteğiyle gerçekleştirildi. İlk gün 'Gazze'nin Gözyaşları' ve 'Uçan Kağıt' filmlerinin gösterildiği festivalin ikinci gününde ise İsrail'in saldırılarının ekonomik etkisine vurgu yapan Ayelet Heller'in yönettiği 'Çilek Tarlaları', Abdel Salam Shehada'nin yönettiği ''Gözyaşlarının Bir Başka Çeşidi'' ve İsrail'in Gazze'ye uyguladığı ablukayı anlatan Fida Qishta'nın yönettiği ''Kuşlar Nerede Uçmalı'' filmleri sıralandı.'Utanç verici'Festivali düzenleyen Yakın Doğu Araştırmaları Hagop Kevorkian Merkezi'nde Ortadoğu doktora öğrencisi Eman Mursi, bu yaz İsrail'in Gazze'yi bombalayarak 2 binden fazla kişiyi öldürmesinin ardından bu konuda bir şey yapmak gerektiği düşüncesiyle böyle bir festivali düzenlediğini ifade etti. ABD'nin İsrail'in saldırılarıyla ilgili tutumunu ''utanç verici'' olarak yorumlayan Mursi, filmlerle ABD medyasında yer almayan Filistinlilerin acılarını göstermeye çalıştığını belirtti. Mursi, festivalde yer alan filmlerin, sadece belirli askeri operasyonları değil, aynı zamanda kuşatma altındaki hayatın fiziki, duygusal ve ekonomik etkilerini de ortaya koyduğunu ifade etti.Yönetmenliğini Vibeke Lokkeberg'in yaptığı ve İsrail'in Gazze'deki Filistinli sivillere yönelik saldırılarını anlatan ''Gazze'nin Gözyaşları'' adlı filmin gösterimi sırasında, birçok izleyicinin gözyaşlarına hakim olamadıkları görüldü. Demokrat Hukukçular Konseyi üyesi ve şair Gloria Blatter, ''Filmi seyrettikten sonra gözyaşlarına hakim olmak zor'' dedi. İsrail'in 2008-2009 saldırılarından sonra Birleşmiş Milletler (BM) ile Gazze'ye gittiğini belirten Blatter, orada fabrikaların yıkıldığını ve Gazze'nin güzel plajının korkunç hale geldiğini yakından gördüğünü ifade etti. 'Gazze'nin Gözyaşları', İsrail ordusunun 2008-2009 tarihinde yaptığı saldırıların ardından 2010'da çekildi.'ABD, İsrail desteğini kesmeli'Filmi izleyenlerden çocuk psikoloğu Sandy Turner da, ''ABD'de olanları değiştirmek, İsrail'e desteğini kesmesinden emin olmak zorundayız'' dedi. Amerikalı Turner, Gazze'deki kısır döngüden çıkılmasının yolunun, Gazze'ye olanları değiştirmekten geçtiğini belirtti. Çocukların içinde bulundukları travmanın büyüklüğüne dikkat çeken Turner, filmde çocukların travmanın üstesinden gelmesinin herhangi bir yolu olmadığını gördüğünü anlattı.Turner, ''Çocukların çok ciddi bir şekilde travmaya uğradıklarını görüyoruz. Onları, sadece onlara olanları değiştirerek tedavi edebiliriz. Filmde çocukların doktor olmak istediğini gördüm ancak orada doktor olmak, avukat olmak hiçbir şeyi değiştirmiyor'' diye konuştu. ''Uçan Kağıt'' belgeselinin iki yönetmeninden biri Nitin Sawhney da çektikleri filmin Gazzeli çocukların uçurtma yapma dirençleriyle ilgili bir film olduğunu belirterek, filmin festivalde gösterilmesinden duyduğu memnuniyetini dile getirdi. Yönetmen Sawhney, 4 farklı dile çevrilen filmin geçen yıl Londra Filistin Film Festivali'nde de gösterildiğini ifade etti. Nitin Sawhney ve Roger Hill tarafından yönetilen ''Uçan Kağıt'' belgeseli, Gazze'deki genç sinemacılardan oluşan bir ekiple birlikte yapıldı.AA
Reklam
Torunlar İnşaat, Nisanda Ölen İşçi İçin 5 Bin 600 TL Ödeyip Yoluna Devam Etmiş
İstanbul’da eski Ali Sami Yen Stadı arsasında 10 işçiye dün gece mezar olan Torunlar İnşaat’a ait rezidans projesine ilişkin bir denetim skandalı ortaya çıktı.Şirket, 19 yaşındaki işçi Erdoğan Polat’ın 9 Nisan’da hayatını kaybetmesi sonrası hazırlanan iş müfettiş raporunda bir dizi ihmalin ortaya çıkmasına rağmen, sadece 5 bin 600 TL para cezası ödeyip yoluna devam etmiş.'Taşeron şirket çalışan' nasıl öldü?Toprak, dış cephede kullanılacak çalışma sepetinin kurulmaya çalışıldığı sırada bağlı olduğu yerden kopması sonucu sepetle beraber 15′inci kattan düşerek hayatını kaybetmiş; ölümünün ardından, ‘ Etkin Hareketli Platform İmalat ’ adlı taşeron şirketin çalışanı olduğu ortaya çıkmıştı. radikal.com.tr’den İsmail Saymaz’ın ulaştığı rapordaysa, Polat’ın ölümüne dair şirketin şu ihmalleri sıralanıyor:Polat’ın hayatını kaybettiği faciada, sepeti yere çakılan monoray iskele sisteminin doğru kurulup kurulmadığını anlaşılması için gerekli güvenlik testleri yapılmadı;Monoray iskele sistemi yetkili birinin kontrolünde kurulmadı;Monoray sisteminin kazaya sebep olan bağlantı elemanları testten geçirilmedi,* Düşen sepetin üzerinde kurulumuna ve kullanımına ilişkin bir talimatname yoktu;Risk değerlendirmesi uygulanmadı;Polat’ın mesleki eğitim belgesi yoktu;Polat’ın emniyet kemerini bağlayacak ve düşmesini önleyecek dikey yaşama hattı bulunmuyordu.Artık durdurma cezası yokAncak tüm bu ihmallere rağmen, şirkete sadece 5 bin 600 TL para cezası kesildi. Zira Çalışma Bakanlığı, 2014’ten itibaren inşaatlarda ‘durdurma’ cezası uygulamasını kaldırıp yerine ‘süre verme’ uygulamasına geçmişti.
'İş Kazaları, İş Cinayetlerine Dönüştü'
CHP Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Mecidiyeköy'de 32'nci kattan zemine çakılan asansörde yaşamlarını yitiren 10 işçiye Allah'tan rahmet, aileleri ile yakınlarına başsağlığı ve sabır diledi.Ali Sami Yen Stadı arazisine yapılan rezidans inşaatı işçilerinden 10'unun yaşamını yitirmesi nedeniyle bir açıklama yapan Kılıçdaroğlu, ' İş kazaları 'kaza' olmaktan çıktı, iş cinayetlerine dönüştü' dedi.10 inşaat işçisinin, işçileri taşıyan asansörün 32'nci kattan zemine çakılması sonucu hayatlarını yitirdiğine dikkat çeken Kemal Kılıçdaroğlu şunları söyledi:'Cana mal olan bu ihmal, sorumsuzluk, dikkatsizlik ve denetimsizlikler hergün yeni can kayıplarına neden oluyor. 10 işçinin yaşamını yitirmesi de 'İş kazası' diye geçiştirilemez. CHP olarak 'İş kazaları' adı altında dikkatlerden kaçırılmak istenen iş cinayetleriyle ilgili olarak başta TBMM olmak üzere her platformda hesap soracağız, hem de iş kazalarının önlenmesi için bir dizi önlem alınması, denetimlerin kağıt üzerinde yapılan denetimler olmaktan çıkarılmasını sağlamak için girişimlerde bulunacağız. Yüreğimizi yakan, evlere, ailelerin yüreklerine ateş düşüren bu iş cinayetinde hayatını kaybeden, Tahir Kara, Hıdır Ali Genç, İsmail Sarıtaş, Bilal Bal, Cengiz Tatoğlu, Murat Usta, Menderes Meşe, Vahdet Biçer, Ferdi Kara ve Cengiz Bilgi adındaki işçilerimize rahmet, aileleriyle yakınları ve işçi arkadaşlarına da başsağlığı diliyorum.' DHA
Reklam
Çekmeköy Garnizon Komutanı'nın Karısı Silahlı Saldırıda Öldürüldü
Çekmeköy Garnizon Komutanı Albay Hasan Kaymaz'ın eşi Sultan Kaymaz silahlı saldırgan tarafından boynu ile omuzundan vurulduÇekmeköy Garnizon Komutanı Albay Hasan Kaymaz 'ın eşi Sultan Kaymaz silahlı saldırı sonucu öldü.Doğan Haber Ajansı’nın haberine göre, Çekmeköy Kaymakamlığı önünde saat 14.00 sıralarında meydana gelen olay şöyle gerçekleşti:Sahibi olduğu sürücü kursunun sınavlarını takip eden Sultan Kaymaz, sınav aracına bineceği sırada yanına gelen kişinin silahlı saldırısına uğradı. Daha önceden Kaymaz'ı tehdit ettiği iddia edilen saldırgan silahını ateşledi. Çıkan kurşunlardan birisi Kaymaz'ın boynuna diğeri de omuzuna isabet etti. Saldırgan olay yerinden yaya olarak kaçarken, Sultan Kaymaz araçla hastaneye kaldırıldı. Hastaneye kaldırılan Sultan Kaymaz tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.Olay yerinden yaya olarak kaçan saldırgan, silahını 500 metre ilerideki ağaçlık alana attı. Olay yerindeki boş kovan ve deliller Olay Yeri İnceleme ekipleri tarafından incelemeye alındı. Polis ekipleri olayı çok yönlü olarak soruştururken, kaçan saldırganın yakalanması için çalışmalar devam ediyor.T24
'Arınmış Yazılar Yazmayınca Kovuldum!'
Pelin Batu: Bence gençlik hareketi demleniyor, bir gün hareke geçecekPelin Batu , “Benden genelde Milliyet’te yazarken yazılarımı ‘yumuşak’ yazmam isteniyordu. Edebiyat ve film yazmam isteniyordu mesela. Arınmış yazılar yazmayınca da kovuldum. Bir de insanlar bana ‘diplomat kızı’, ‘para derdi yok’ deyip duruyorlar. Benim de kaybedeceğim şeyler olabilir ve var değil mi? Ben de kaç aydır işsizim mesela, aldığım bir maaş yok. Evet kira derdim yok, annemle yaşıyorum. Ne desem bazı şeyleri anlatamıyorum” dedi.Pelin Batu, “Cumhurbaşkanlığı seçiminde, pusulayı görünce donakaldım, elim gitmedi. Hiçbir aday, bana hitap etmeyi bırak, yanıma bile yanaşmıyordu. Bu çaresizlik insanı gerçekten inzivaya itiyor ki ben bir süredir bununla direniyorum ve de mutluyum. Tabii ben dik kafalı bir keçiyim, sanat uğraşlarımla meşgul olayım derken savaşmak için bileniyorum” diye konuştu.Pelin Batu, Cumhuriyet gazetesinden Ali Deniz Uslu ’ya konuştu.Uslu’nun Pelin Batu ile yaptığı söyleşi şöyle:Geçen hafta CHP’den size teklif geldiği ve sizin reddettiğiniz söyleniyordu. Hatta bazı sitelerde “Ateist Batu CHP’yi reddetti” diye yazmıştı. Neydi işin aslı?İşin aslı böyle bir teklif yok, böyle olunca da benim ret ve kabul etmem gibi bir olay da yok. Anladığım kadarıyla CHP’de bir metamorfoz süreci başladı, içerisi karışık. Her taraf kendi cephesini güçlendirmenin peşinde, kendi tarafına birilerini çekmek istiyor. Benim haricimde Levent Üzümcü’yü de duyduk mesela. Yeni bir vitrin dertleri var. Tabii hiçbir şey yok ortalıkta, ismim telaffuz edildi. Hem babam, hem dedem, hem ben de sıkı bir muhalifim, ilk akla gelen isimlerden biri ben oldum belli ki. Dediğim gibi CHP’den kimse ne beni aradı, ne de bir şey söyledi. İşin trajikomik yani haber çıktıktan sonra “Pelin niye reddettin?”, “İyi ki reddettin, onlardan bir şey olmaz!” diye insanlar yakınıp, isyan etti! Yani bir yalan çıkıyor, onu düzeltmek bir yana ona inanıp üstüme gelenlerle uğraşmam gerekiyor.Siyaseti seviyor musunuz, aranız nasıl şu aralar?Siyaset kirli bir şey, doğası gereği böyle. Biz kirletmedik onu. İnsanların hırslarını ve egolarını kamçılayan hastalıklı bir yapısı var. Kamboçya’da da, Amerika’da da, Malezya’da da bu böyle. Türkiye’nin özel bir kirliliği yok. Çok büyük bir güç oyunu bu, oyuna bir kere giren çıkamıyor. Kaybetmekten de çok korkuyor oyuncular. Dinozorların koltuklarını koruma inadı da bu işi çirkinleştiren bir ayrıntı. Çünkü “siyaset kirli” diyerek pek çok genç başlamadan bu macerayı bitiriyor. İşte bu da dinozorların kullandığı bir strateji. Siyaset bataklığından aynı isimler yalnızca şekil ve renk değiştiriyor böyle olunca da. Avrupa Parlamentosu’nda benim yaşımda hatta daha genç arkadaşlarım var. Gezi zamanında parktayken “Oy vereceğim parti yok!” diye yakındığımızı hatırlıyorum. Üstünden bir yıl geçti ve yine aynı çaresiz, sıkıcı konular dönüyor.Alternatifsizlikten, kötünün iyisine oy vermekten bıktı gençler.En son Cumhurbaşkanlığı seçiminde bunu çok sert yaşadım, pusulayı görünce donakaldım, elim gitmedi. Hiçbir aday bana hitap etmeyi bırak, yanıma bile yanaşmıyordu. Bu çaresizlik insanı gerçekten inzivaya itiyor ki ben bir süredir bununla direniyorum ve de mutluyum. Tabii ben dik kafalı bir keçiyim, sanat uğraşlarımla meşgul olayım derken savaşmak için bileniyorum.O savaşı hangi arenada yapacaksınız?İşte onu tam bilemiyorum. Bu savaşı sivil toplum örgütleriyle vermek istiyorum, zaten uzun zaman böyle çalıştım. Bazı şeyleri mikroda değiştirmek lazım. Minicik bir parkı, ormanı kurtarıyorsun ve bu bir başlangıç diyorsun, rahatlıyorsun ama ya sonra? Otuz tane orman bir anda gidiyor, betonlaşıyor, seyrediyorsun. Bunun da farkında olmak ve hareket etmek gerekli. Bu adamlar bizim moralimizi sıfırlıyor. Tek dertleri umudu bitirmek, çünkü umut gidince geriye bir şey kalmıyor. Ben de o yüzden yalnızlığa, inzivaya çekiliyorum. Burada ormandayım, hayvanlarımla birlikte yürüyüş yapıyorum. Tüm bu kaostan uzak güç toplamaya çalışıyorum. Gerçek dünyadan korunuyorum. Bir de görünür olup ne zaman Türkiye’de ne aptallıkla ilgili bir şey söylesem herkes üstüne alınıyor ve “Sen bize aptal mı dedin?” linci başlıyor. Ama hakikaten aptallık var. “Çalsın ama çalışsın” diyor, çok sinirleniyorum! Millet Matrix’te olduğu gibi bile isteye hapı yutuyor ve hayatına devam ediyor. Müstahak o zaman demek de içimden gelmiyor.İnsanlar korkuyor, belli ki kaybedecekleri çok şey var?Onurdan fazla mı bu? Belki. “Gazeteci” dediğimiz insanların nasıl döndüğünü gördük. Benden genelde Milliyet’te yazarken yazılarımı “yumuşak” yazmam isteniyordu. Edebiyat ve film yazmam isteniyordu mesela. Arınmış yazılar yazmayınca da kovuldum. Bir de insanlar bana “diplomat kızı”, “para derdi yok” deyip duruyorlar. Benim de kaybedeceğim şeyler olabilir ve var değil mi? Ben de kaç aydır işsizim mesela, aldığım bir maaş yok. Evet kira derdim yok, annemle yaşıyorum. Ne desem bazı şeyleri anlatamıyorum.Linç an meselesi, hedef olmaksa çok kolay. Çekindiğiniz oluyor mu?Genlerimde korku yok, annemin ailesinin kadınları Arnavut dağlarında gerilla olarak savaşmış. Babam malum, düşündüklerini hiç sakınmadı. Neden korkayım? Ateist meselesinden dolayı babamın cenazesine bile laf ettiler, çok çirkindi söylenenler. O kadar üzüldüm ki! İnsanlıktan çıkmış, vicdan ile bağı kopan saldırılar bunlar. Bu insanlar belli o kadar mutsuz ve kompleksli ki ancak başkalarını aşağıya çekerek, yaşayabiliyor ve varolabiliyorlar. Artık korkmuyorum da sinirlerim de bozulmuyor.Peki, inzivadan ne zaman çıkıp hayata ve kaosa karışacaksınız?Ekimde Bilgi Üniversitesi’nde derslere başlayacağım. Akademiyle bağımı her zaman tuttum. Okulda kendimi rahat hissediyorum. Bir gün dünyanın öbür ucunda bir okulda çalışıyor bulabilirsiniz beni. Zaten “film teklifi gelmedi” ya da “gazeteden kovuldum, kimse benim yazmamı istemiyor” derdi bende hiç olmuyor. Çünkü kaçış alanlarım çok. Okulda ise sorgulayan ve öğrenmek isteyenlerle birlikte olmaktan heyecan duyuyorum. Hâlâ belli kurtarılmış bölgeler var, işte buralarda olabilmek bana umut veren başka hareketlerden biri. Bir de İtalyan Koleji’nde ilk defa açılıyor, orada bir kulüp kuruyorum, “bulutları sevme kulübü” diyebiliriz buna. Orada ders daha doğrusu bir buluşma yapacağım. İlkokuldan liseye kadar dileyen öğrencilerle yukarı bakıp, hayal kurmayı deneyeceğiz. Bunu da parklarda yapacağız. Bir de şiir kitabımı bitirdim, “kayıp divan” ya da “kayıp şeyler divanı” olacak ismi. Tabii memlekette şiir okuyandan çok şair var bu da bir gerçek, hatta bu ülkede herkes şair.Oyunculuk, yazarlık, programcılık ve pek çok şey. Bunlar teni örten meslekler. En çok neyi yapmak istiyorsunuz?Televizyonu her zaman kolay bir iş olarak gördüm, çünkü televizyon kolay bir iş. Hızlı da tüketiliyor. İnsanlara dokunan ve benim de bir şeyler öğrenebileceğim bir şeyler istiyorum. Mesela herkes siyaset ve futbol yorumcusu. Elbette bir şeyden haberleri yok! Üç beş kişilik gruplar her akşam acayip yorumlar yapıyor. İlla televizyonda bir şeyler yapacaksam bir arkelojik alana gidip, iki bin yıllık hikâyeleri insanlara anlatmak, oradaki halkla geçmişe yolculuk etmeyi deneyebilirim. Geçen yıl Göbeklitepe’ye gitmiştim, inanılmaz etkilendim. Mesela oradaki bekçi, çoban ne hikâyeler anlattı, tüylerim diken diken oldu. İşte bu gündelik pisliklerden bir geri adım atınca ne zenginlikler görebileceğimizi biliyorum. Didişmekten, kavga etmekten, laf çakmaktan hiçbir şeyi görmüyoruz.Gençler bu bulanık suyun neresinde?Umudum gençler, çünkü çok sıkılmış durumdalar. Gezi’yle silkelendiler. Belki bu gençlik hareketi siyasi bir oluşuma dönüşemedi ama bu tür şeyler hemen değişmez. Bence gençlik hareketi demleniyor, bir gün hareke geçecek. Çünkü kendilerini her anlamda yetiştiriyorlar ve besleniyorlar. Korkuları ise hiç yok. Gençler güzellikleri getirecek.
Reklam
Bulgaristan Baraj Kapaklarını Açtı, Meriç Alarm Vermeye Başladı
Bulgaristan'ın baraj kapaklarını açması sonucu Meriç ve Tunca nehirleri taşkın alarmı vermeye başladı. Son günlerdeki aşırı yağışlar nedeniyle Bulgaristan, Türkiye tarafına bilgi verdikten sonra barajdan su vermeye başladı. Bunun sonucunda Meriç ve Tunca nehirlerinde kademeli olarak su seviyesi artmaya başladı.Normal seviyesinde seyreden Meriç’te su seviyesi gün içerisinde 551 metreküp/saniyeye yükseldi. Asıl artış ise gece yarısından sonra bekleniyor. Meriç Nehri’nin Bulgaristan Svilengrad’taki ölçüm istasyonunda saat 12.00’deki su seviyesi bin 217 metreküp/saniye olarak ölçüldü. Svilengrad’daki su yaklaşık 12 saat sonra Edirne’ye ulaşıyor. Muhtemel bir olumsuzluğa karşı Edirne Valiliği nehir kenarında bulunan işletmeleri, Karaağaç Mahallesi ve Bosnaköy’de yaşayan vatandaşları uyardı.Edirne Vali Yardımcısı Mustafa Serdar Bakır, şu an itibariyle herhangi bir taşkın riskinin bulunmadığını ifade etti. Su seviyesinin risk limitlerinin altında olduğunu açıklayan Bakır, “Saat 12.00 itibariyle nehirdeki su, en yüksek seviyeye ulaştı. Bundan sonra da su seviyesi düşüşe geçti. Şu an için bir risk yok. Su seviyesinin yükselmesinin nedeni Bulgaristan’ın baraj kapaklarını açması ve bölgedeki yağışlar. Herhangi bir tehlike yok.” dedi.Bakır, nehir civarındaki vatandaşları muhtemel bir olumsuzluğa karşı uyardıklarını ifade etti. Nehirdeki su artışını yakından takip eden Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan da öğle saatlerinde Bulgaristan’ın Svilengrad ölçüm istasyonunda nehir suyunun bin 217 metreküp olarak ölçüldüğünü açıkladı. Bu rakamın, saat 14.00 sıralarında bin 200 metreküp/saniyeye düştüğünü ifade eden Gürkan, “Zaten Bulgaristan makamlarından aldığımız bilgiye göre de belirli bir bölgedeki yağış bu. Yani Bulgaristan’ın tümünde değil bu yağış. Elhova ile Svilengard arasındaki yağışın nehrin debisini yükseltmesinden kaynaklanıyor. Gece 24.00 itibariyle Edirne’de suyun aynı şekilde geçmesini bekliyoruz. Şu anda Kirişhane’de 530 metreküp/saniye civarında. Saat 12.00’de 494 seviyesindeydi. Çok hafif bir artış var. ama yine DSİ yetkililerinden aldığımız bilgiye göre, nehirlerimiz bin 400 metreküp/saniye seviyesine kadar olan suyu tolore edebiliyor. Çok alçak kodlu yerlerde zaman zaman ufak çaplı taşmalar olabiliyor, sahayı etkilemeler olabiliyor. Ama öyle geçtiğimiz yıllardaki sel felaketi gibi maruz kalmıyoruz. Örneğin bin 200 ile bin 400 metreküplerde Tunca Nehri’nin ayak kısmına kadar su gelebiliyor. Ama orada küçük araçlar dahi geçebiliyor. Çok ciddi bir sıkıntı görünmüyor. Biz belediye olarak bütün ekiplerimizi hazırladık.” diye konuştu.Karaağaç Mahallesi Muhtarı Agah Korkan da DSİ yetkililerinin nehir suyunun yükseleceği konusunda kendilerini uyardıklarını belirtti. Korkan, “Ben de muhtar olarak hoparlörle ve bütün kahvehaneleri gezerek vatandaşları bilgilendirdim. Set boyunda yaşayan insanları, oradaki köprülerde çalışan insanların gerekli tedbirleri almaları için kendilerini uyardım.” şeklinde konuştu.Bosnaköy Muhtarı Recai Kararmış ise Balkanlar'daki yoğun yağışlar nedeniyle valilik ve jandarma ekipleri tarafından uyarıldıklarını kaydetti.Uyarıyı vatandaşlara ilettiklerini dile getiren Kararmış, “İnşallah böyle devam ederse taşkın olmadan, zarar vermeden suyun nehir yatağında gideceğini düşünüyoruz. Şu an için bir tahliye durumu yok. Fakat ekili tarım arazileri var. Yaklaşık 11 bin dönüm arazimiz var. Bunlardan 7 bin dönümü ekili vaziyette. Hasat dönemi olduğu için su gelirse zarar verebilir. Bunları tahliye etmek mümkün değil ancak buradaki hayvan ve ekipmanların tahliyesi şu an için sözkonusu değil.” açıklamasını yaptı.Bosnaköy'de ahırı bulunan Zahir Kalınbacak, jandarmanın dün kendilerine haber verdiğini belirterek, gerekli tedbirleri aldıklarını dile getirdi.Şu an gitmeye hazır olduğunu belirten Kalınbacak, “Şu an için bir tehlike yok. Ama olursa gitmeye hazırız. Sel felaketini biz çok yaşadık burada. 10 yıldan bu yana yaşanıyor. Belli olmaz, sel gelebilir de gelmeyebilir de.” dedi.Cihan
Reklam
TMMOB: 'Asansörün Kontrolü 30 Ağustos'a Kadar Geçerliydi'
TMMOB: Firmanın Odamızın uygunluk raporu verdiğine yönelik eksik ve yanlı açıklaması, sorumluluktan kurtulma ve algıyı başka yönlere çevirme çabasıTürkiye Makina Mühendisler Odası İstanbul Şubesi, Torunlar İnşaat şantiyesinde meydana gelen ve 10 kişinin ölümüyle sonuçlanan asansör kazası hakkında yazılı bir açıklama yaptı.TMMOB, asansörün son kontrolünün 30 Mayıs'ta yapıldığını, ancak bu kontrolün 30 Ağustos'a kadar geçerli olduğunu ve bu tarihten sonra bir kontrol yapılmadığını belirtti. Hürriyet’te yer alan habere göre, açıklamada kazanın hangi sebepten kaynaklı olduğuna dair incelemenin Oda teknik heyeti tarafından yapıldığı ifade edildi.TMMOB'dan yapılan açıklama şöyle:'Asansörde yaşanan kaza sonrası Torunlar firmasının açıklamasında Odamız muayene kuruluşu tarafından 30.05.2014 tarihinde yapılmış olan kontrole ve verilen muayene raporuna atıf yapılmaktadır. Odamız muayene kuruluşu tarafında yapılan kontrol, kontrol anındaki gözlemler ve deneylere dayanmaktadır. Verilen uygunluk raporu, cihazın periyodik olarak bakım ve uygun iş güvenliği şartlarında kullanılması gerektiğine vurgu yapmaktadır. Bu bakımdan özellikle şantiye şartlarında çalışan bu cihazların eğitimli nezaretçiler tarafından kullanılması ve günlük bakım ve kontrollerinin yapılması elzemdir. İlgili asansöre ilişkin verilen rapor 30.08.2014 tarihine kadar geçerlidir ve verilen raporda bu belirtilmiştir.Ayrıca işçilerin verdiği bilgilere göre söz konusu asansör geçen hafta arıza yapmış ve bir bakımdan geçmiştir. Bu bakım sonrası Muayene Kuruluşumuza bilgi verilmeli ve asansör yeniden tarafımızdan kontrol edilmeli idi. Kamuoyunda Torunlar İnşaat firması tarafından Odamızın kontrol ve uygunluk raporu verdiğine yönelik eksik ve yanlı açıklama, sorumluluktan kurtulma ve algıyı başka yönlere çevirme çabalarıdır. Teknik heyetimiz kazanın oluşumuna dair incelemesini sonuçlandırdığında ayrıca açıklama yapılacaktır.' T24
Reklam
Sergen Yalçın Sektör Değiştirdi
Futbol yorumcusu Sergen Yalçın'ın yeni mesleğinden ilk fotoğraf ortaya çıktı.Eski milli futbolcu Sergen Yalçın, sürpriz bir karar vererek dizi oyuncusu oldu. Yakında ekrana gelecek ‘Sil Baştan’ dizisinde oyuncu olarak kamera karşısına geçen Sergen, yeni işindeki başarısı ile dikkat çekti. Sergen, dizide Emre Kınay, Belma Canciğer, Murat Dalkılıç, Önder Açıkbaş, Dilara Gönder ve Esra Dermancıoğlu ile başrolü paylaşacak.Yapımcılığını Gani Müjde’nin üstlendiği dizide Sergen’in ilk fotoğrafı da sosyal medyaya düştü. Müjde, yaptığı bir paylaşımda aşağıdaki fotoğrafa yer vererek altına “Yıllar önce mezun olduğu okula gelir…” notunu düştüAMKSpor
Futbolda İstatistiksel Veriler İle Takip Dönemi
Manchester United'ın yeni teknik direktörü Louis van Gaal'in antreman sahasına yüksek çözünürlüklü kameralar yarleştirmesi ve buradan gelen bilgilerin kendisine istatiksel veriler ile iletilmesi için kurduğu ekiple çok konuşulmuştu. Spor artık sadece spor olmaktan çıktı ve mükemmel sporcunun yaratılması için daha profesyonel ekiplerin kullanılması klüpler için elzem bir durum haline geldi.Bu bağlamda spor istatistiği alanında dünyanın en büyük şirketleri arasında yer alan ve 2014-2015 sezonu ile birlikte Perform Türkiye’ye bağlı olarak ülkemizde de faaliyet göstermeye başlayan Opta, Galatasaray’ın son dakika transferlerini mercek altına aldı.Opta’nın ayrıntılı istatistiklerine göre, Cimbom’un transferin son gününde kadrosuna kattığı oyunculardan Goran Pandev, şut isabet yüzdesi açısından, geçtiğimiz sezon Napoli'nin açık ara en başarılı futbolcusu oldu. Sezon boyunca ligde sadece iki maçta 90 dakika oynama şansı bulabilen Pandev, toplamda 21 şut çekerken, bunlardan 16'sı isabetliydi (yüzde 76.2). Pandev'i bu alanda yüzde 60'la Duvan Zapata, yüzde 58.3'le Jose Callejon izledi.Pandev'in çektiği 16 şutun yedisi gol oldu. Bu yedi golün altısı sol, biri sağ ayakla geldi. Pandev'in kaleyi bulan şutlarının gol olma olasılığı ise, yine geçen sezonun verilerine göre yüzde 43.8. Makedon futbolcu, gollerinin altısını ceza sahası içinden, birini ceza sahası dışından attı.Pandev hareketi seviyorPandev'in önemli özelliklerinden bir tanesi, ileri uçta topun oynandığı noktaya göre sürekli yer değiştirmesi. Geçtiğimiz sezon ligde gol attığı maçların haritası çıkartıldığında, Pandev'in rakip yarı sahada ayak basmadık yer bırakmadığı, hatta kimi zaman geriye gelerek top aldığı görülüyor. Kısacası Pandev, sabit bekleyen bir forvet değil.Dzemaili gol atmaya alışkınGalatasaray’ın diğer son dakika transferi olan defansif orta saha oyuncusu Blerim Dzemaili ise takımının pas yüzdesini arttırmasıyla biliniyor. Geçen sezon Serie A'da 24 karşılaşmada forma giyen Dzemaili, sezon boyunca 50'den fazla pas veren oyuncular arasında, rakip yarı sahada isabetli pas yüzdesi en yüksek üçüncü futbolcu (%86).Dzemaili ayrıca golcü özellikleri de olan bir defansif orta saha oyuncusu. Opta’nın verileri, geçtiğimiz sezon Napoli'deki orta saha oyuncuları arasında dakika başına gol sayısı en yüksek ismin Dzemaili olduğunu gösteriyor. Ligde altı gol atan İsviçreli oyuncu, her 258 dakikada bir rakip fileleri havalandırdı. Onu 283 dakikada bir golle Marek Hamsik izlediDzemaili uzaktan vurmayı seviyor. Napoli kariyerinde ligde 13 gol atan orta saha oyuncusunun beş golü, ceza sahası dışından çekilen şutlarla geldi. Dzemaili'nin şutlarının yüzde 54'ü kaleyi buldu.teknolojioku
Reklam