Destiny'den 500 Milyon Dolarlık Tarihi Çıkış!
PlayStation ve Xbox'un en çok beklenen oyunlarından biri, müthiş çıkışıyla tarihe geçti!Yeni bilim-kurgu aksiyon oyunu Destiny , Activision Publishing'in yaptığı açıklamaya göre çıktığı gibi 500 milyon dolar değerinde satış yapmayı başardı. Böylece oyun, tarihe geçecek bir çıkışa imza attı.Yayımcının ana firması Activision Blizzard'ın CEO'su Bobby Kotick , yaptığı açıklamada Destiny için yapılan dünya çapındaki perakende ve toplu siparişlerin değerinin 500 milyon doları aştığını söyledi. Oyunun geliştiricisi Bungie , yaklaşık 7 sene önce Microsoft'tan ayrılmış ve Activison Blizzard ile bir araya gelerek Call of Duty gibi popüler oyun serilerini devam ettirmişti.Activision Publishing yöneticisi Eric Hirshberg ise yaptığı açıklamada ' Destiny'ye yaptığımız yatırımların ve ona olan inancımızın bize geri döneceğinden emindik ' dedi ve ekledi: ' Ancak bunu ilk gün yapacağımıza çoğu kişi inanmamıştı .' Hirshberg, ' en önemlisi Destiny, oynamaktan vazgeçemeyeceğiniz bir oyun ' diyor.Activision, bu tarihe geçen çıkış birlikte oyunun ' bir sonraki milyar dolarlık marka 'ya dönüşeceğine olan inancını güçlendirdi.
Trabzonsporlu Taraftarlar, Recep Tayyip Erdoğan İsmine Tepki Gösterdi
Trabzonsporlu taraftar, Fenerbahçe maçı öncesi yaptığı yürüyüşle Akyazı Spor Kompleksi'ne Recep Tayyip Erdoğan isminin verilmesini ve şike sürecinde yaşananları protesto etti.Trabzon'da, Fenerbahçe maçına saatler kala şehirde heyecanlı bekleyiş sürüyor. Formalarını üzerlerine geçiren taraftarlar, sokakları adeta Bordo-mavili renk cümbüşüne çevirdi. Bir grup taraftar da yaptıkları yürüyüşle şike sürecinde yaşananları ve Akyazı Spor Kompleksi'ne Recep Tayyip Erdoğan isminin verilmesini protesto etti. Meydan Parkı'nda toplanan taraftarlar, Uzunsokak ve Maraş Caddesi boyunca yürüyerek Meydan Parkı'na döndü. Yürüyüş boyunca takımları lehine tezahüratlarda bulunan bordo-mavili taraftarlar, şike sürecinde yaşananlara da tepki gösterdi.Trabzonsporlu tarafların tepkilerini dile getirdikleri en önemli konu ise içerisinde takımlarının maçlarını oynayacağı stadyumun da yapıldığı Akyazı Spor Kompleksi'ne Recep Tayyip Erdoğan isminin verilmek istenmesiydi. Trabzon Büyükşehir Belediyesinin bu yönde aldığı kararı protesto eden taraftarlar, komplekse Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın isminin yerine Trabzonspor ile özdeşmiş bir kişinin isminin verilmesi taleplerini dile getirdi. 'Akyazı, Hüseyin Avni Aker'dir, Recep Tayyip Erdoğan Olamaz' şeklinde slogan atan taraftarlar, 'Siyaset kulüpten ellerini çek. Akyazı bizimdir, siyasilerin değil. Akyazı, Şenol Güneş'tir' yazılı pankartlar taşıdı.Meydan Parkı'nda kısa bir basın açıklaması yapan Trabzonsporlu taraftarlar, Fenerbahçe'nin şike yaptığının mahkemelerce ispatlanmasına rağmen hala Süper Lig'de tutulmasına tepki gösterdi. 'Düşür ula düşür ula, şike yapanı düşürün ula' şeklinde sloganlar attı. Taraftarlar, daha sonra olaysız şekilde dağıldı.HASAN DEMİR, CİHAN
Reklam
Peribacalarına 'Aşk' Hançeri
Kapadokya'nın simge peribacalarından 'Üç Güzeller'i ziyaret eden aşıklar, sevdiklerinin isimlerini bu eşsiz yapılara kazıyarak ya da sprey boya ile yazarak binlerce yılda oluşan tabi güzelliğin kalbine hançer saplıyorNevşehir-Ürgüp yolunda bulunan doğa harikası Üç Güzeller, iki büyük ve bir küçük peribacasından oluşuyor.Peribacalarını görmek isteyen milyonlarca turist dünyanın dört bir yanından Kapadokya’ya geliyor.Seyir tepesinden Üç Güzelleri izleyen turistler, hatıra fotoğrafı çektirmeden buradan ayrılmıyor. Ancak, dünyanın göz bebeği şaheserleri ziyarete gelen yerli turistlerden bazıları, peribacalarına 'aşkları'nın isimlerini sert bir cisimle kazımadan, kalp şekli yapmadan ya da renkli sprey boyalarla isim yazmadan gitmiyor.Yerli ve yabancı turistlerin de tepkisini çeken bu uygulamayı yetkililer de engelleyemiyor.Aksaray’dan bölgeyi gezmeye gelen Mehmet Timuçin, eşsiz doğal güzelliğe bu tür yazıların yazılmasının doğru olmadığını belirterek, 'Yazan kişileri kınıyorum, çok ayıp bir şey. Adımızı dünyaya kötü duyuruyorlar' dedi.Posta
Topbaş Okul Önlemlerini Açıkladı
İSTANBUL Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Kadir Topbaş, yarın okulların açılması nedeniyle alınan önlemlerle ilgili basın toplantısı düzenledi. AKOM’da kameralar karşısına geçen Topbaş, ilk gün toplu taşıma araçlarının saat 13.00’a kadar ücretsiz olacağını ifade etti.Kazı çalışmalarına da ara verileceğini söyleyen Topbaş, okul servislerinin İSPARK’ta 14.00’a kadar ücretsiz park edebileceğini belirtti. Topbaş, 'Öğrencilerin, ailelerin ve velilerin heyecanının yatıştırması adına İstanbullulardan özellikle Pazartesi itibariyle mümkün mertebe toplu taşıma araçlarını kullanmalarını mümkün olduğunca bireysel taşıma araçlarını tercih etmemelerini rica ediyoruz. Pik saatlerde zorunlu olmadıkça trafiğe çıkmamalarını öneriyoruz' dedi.'BİN 250 POLİS, 800 JANDAMA VE BİN ZABITA BİRLİKTE GÖREV YAPACAK'Topbaş, 'Özellikle 06.00-13.00 arasında ilk gün toplu taşıma araçları ücretsiz olacak. Arzu ediyoruz ki bunlar tercih edilsin. Yine toplu taşıma araçlarına ilaveler yaptık. 400 bin insanımızı taşıyacak destek otobüsleri devreye sokuyoruz. Bu çalışmalarda özellikle Bin 250 polis, 800 jandarma ve bin zabıta birlikte görev yapacak. Hem okul önlerindeki yoğunluğu giderme, trafiğe çözüm ve çok önemsediğimiz okul önlerinde başta olmak üzere uyuşturucu gibi sıkıntılı ortamların oluşmaması için görevlerini sürdürecekler. Pazartesi itibariyle bir yağışın da lokal olarak yer yer geleceğinden bahsediliyor. İstanbullular zaten tecrübeli. Dikkatli olmaları gerekiyor. Özellikle eğitim yılının başlangıcı nedeniyle İBB olarak yol çalışmaları gibi kazı çalışmalarına ara verdik. İSPARK’tan Pazartesi günü okul servisleri ücretsiz olarak 14.00’a kadar yararlanabilecek' diye konuştu.KORE DEVLET NİŞANIKore Devlet Nişanı almasıyla ilgili bir soruya yanıt veren Kadir Topbaş, 'Bir günlüğüne gittim. Kore’de yaptığımız İstanbul EXPO’da çok ciddi gelişmeler yaşadık. Kore’den gelen turist sayısında ilk 6 ayda yüzde 33 artış var. Koreliler kültür turizmine önem veren ve para harcayan turistler. Kore cumhurbaşkanlığı iki ülke arasında ilişkilerden dolayı devletin en üst düzeyde verdiği üstün liyakat madalyasını bize verdi. İstanbullular ve ülkem adana aldım. Onur verici bir değer, önemli bir nişandı. Kore’yle olan ilişkilerimizin kan kardeşi olarak daha fazla artırılmasına vesile olacaktır. İstanbulluların güvenine teşekkür ediyorum' şeklinde konuştu.Sinan BİLGİLİ/İSTANBUL - DHA
Reklam
Fenerbahce - Trabzonspor Maçında Kavga Çıktı
Spor Toto Süper Lig’deki Trabzonspor-Fenerbahçe maçının başlamasına çok az bir süre kala, iki kulübün U19 takımları arasında oynanan maçta olay çıktı.Dereağzı Lefter Küçükandonyadis Tesisleri’nde şu sıralarda devam eden maçın ilk yarısının sonunda bir grup Fenerbahçe taraftarı, Trabzonsporlu futbolculara küfür etti.Bordo mavili oyunculardan biri, formayı öperek karşılık verince ortalık iyice karıştı. Tribündeki birkaç taraftar sahaya atlayarak Trabzonsporlu futbolculara saldırmaya kalkıştı.Trabzonsporlu futbolcularon yaşları 17 ile 19 yaşında olmasına rağmen 30 yaşlarında ki taraftarların bu hareketi büyük ayıp olarak nitelendirildi.61saat.com
Erkeklerin Ameliyat Yapması Yasaklandı
Terör örgütü IŞİD son uygulamasıyla yine tepki çekti. Örgüt bu kez kadın hastaları erkek doktorların ameliyat etmesini yasakladı. Yasağa uymayanları ağır cezalar bekliyor.IŞİD Musul'da yapılacak bütün hastanelerde erkek doktorların kadınları ameliyat etmesini yasakladı.Musul İl Genel Hastanesi'nden Dr. Seit Mecid'in BasNews'e verdiği bilgilere göre IŞİD bütün hastanelere gönderdiği yazıda erkek doktorların kadınları ameliyat etmesinin yasak olduğunu duyurdu. Yapılan açıklamada, şeriat kurallarına göre yapılan bu yasağı çiğneyenlerin cezalandıracağı bildirildi.Star gazete
Reklam
'Askere Yaylım Ateşi Açıldı'
Genelkurmay Başkanlığı, Hatay sınırında devriye görevi yapan askerlerin üzerine Suriye tarafından Kalaşnikof tüfeklerle ateş açıldığını ve askerlerin karşılık verdiğini, olayda ölen veya yaralanan olmadığını açıkladı.Genelkurmay Başkanlığı, Hatay'da devriye görevi yapan askerlere yaylım ateşi açıldığını duyurdu. Açıklamada, şu bilgilere yer verildi:'Türkiye-Suriye hududunda, Kara Kuvvetleri 2'nci Hudut Alayı Hatay Kavalcık Hudut Karakol Komutanlığı sorumluluk sahasında, 20-25 şahsın Suriye'den Türkiye istikametine doğru yaklaştığı tespit edilmiş ve Mobil Yol Kontrol Unsurları (MYKU) tarafından şahıslara 'Dur' ikazında bulunulmuştur. 'Dur' ikazına uymayan şahısların sınıra yaklaşmaya devam etmesi üzerine, MYKU tarafından havaya uyarı ateşi yapılmıştır. Uyarı ateşine grubun gerisinde bulunan ve Suriye topraklarında mevzilenen kişiler tarafından Kaleşnikof piyade tüfeği ile 20-25 el ateş açılmıştır. Bunun üzerine MYKU tarafından anında karşılık verilmiş ve açılan karşı ateş sonucu şahıslar Suriye istikametine doğru kaçarak gözden kaybolmuşlardır.Yine Kavalcık Hudut Karakol Komutanlığı sorumluluk sahasında, 8-10 şahsın Suriye'den Türkiye istikametine doğru yaklaştığı tespit edilmiş ve MYKU tarafından şahıslara 'Dur' ikazında bulunulmuştur. 'Dur' ikazına uymayan şahısların sınıra yaklaşmaya devam etmesi üzerine, MYKU tarafından havaya uyarı ateşi yapılmıştır. MYKU'nun açtığı uyarı ateşi sonucu şahıslar Suriye istikametine doğru geri kaçmışlardır. Bu esnada Kavalcık Köyünden unsurlarımızı oyalamak maksadıyla bölgeye yaklaşık 8-10 motosikletli grup gelmiş, MYKU'nun açtığı uyarı ateşi sonucu şahıslar geri kaçmışlardır. Uzaklaşan gruptan 1 adet motosiklet ele geçirilmiştir.Ayrıca Hatay Hacıpaşa Hudut Karakol Komutanlığı sorumluluk sahasında bölgede hudut devriye faaliyeti icra eden MYKU tarafından, Asi Nehri üzerinde ve çevresinde toplam 600 litre akaryakıt bulunan 60'ar litrelik 10 adet bidon ve 1 adet sal tespit edilmiştir. Söz konusu akaryakıt dolu 10 adet bidon ve 1 adet sal Altınözü Cumhuriyet Savcılığı'nın talimatı ile tutanak tutularak olay yerinde kullanılmaz hale getirilmiştir.' DHA
Bağcılar Meydan'da Kaykay Pisti
Bir zamanlar gezmek, eğlenmek, okumak ve alışveriş yapmak için Bağcılar dışındaki bazı ilçelere gitmek zorunda kalan gençler hayata geçirilen projelerle yeni yaşam alanlarına kavuştular. Mimari anlamda değişen ve yeni düzenleme çalışması devam eden Bağcılar Meydanı da gençlerin ikinci adresi oldu. Boş vakitlerinde Meydan’da toplanan gençler bolca paten kayıyor, kaykay yapıyor, bisiklet kullanıyor ve sohbet ediyor. Cadde ve sokak aralarında oyun oynamanın sıkıntılı olduğunu söyleyen minikler, “Meydan’da gönül rahatlığıyla kimseyi rahatsız etmeden eğlenebiliyoruz. Süratli gelen araçlar kabusumuz olmuştu. Çok korkuyorduk. Çeşitli etkinliklerde bulunmak için başka ilçelere gitmemize artık gerek kalmadı.” diyorlar.Bağcılar’da gençler artık boş vakitlerini hizmete sunulan bahçe, park ve etkinlik alanlarında değerlendiriyor.  Her yaştan ilçe sakininin uğrak yeri olan Bağcılar Meydanı da gençlerin toplanıp birlikte sohbet ettikleri ve eğlendikleri mekan haline geldi. Birlikte etkinlik yapan gençler, piknik yapan, dinlenen veya gezintiye çıkan büyükleriyle aynı havayı solumanın mutluluğunu yaşıyorlar. Otoparklı, bahçeli geniş ve daha yeşil yaşam alanlarının inşa edildiği Bağcılar’da engelliler, kadınlar ve gençler artık sosyal ve kültürel faaliyetlere katılabiliyorlar. Prestij Yolları’nda gezintiye çıkan ilçe sakinleri, park ve bahçelerde de piknik yaparak vakit geçiriyorlar. Bağcılar Metro istasyonunun bulunduğu Bağcılar Meydanı da özellikle gençlerin rahatça eğlenip, dinlenip ve sohbet ederek vakit geçirebildiği alan haline geldi. İlçenin 22 mahallesinden gençler Meydan’da toplanarak sohbet ediyorlar, paten kayıyorlar, kay kay yapıyorlar ve bisiklet sürüyorlar. Gün içinde yolu Meydan’a düşen ilçe sakinleri gençlerin akrobatik haraketlerini ilgiyle izliyorlar. Meydan’da arkadaşlarıyla eğlendiklerini belirten öğrenci Sueda Naç, önceleri arkadaşlarıyla toplanıp birlikte oyun oynayabilecekleri bir alandan mahrum olduklarını belirterek duygularını şöyle dile getirdi: “Önceden cadde ve sokak aralarında oyun oynuyorduk. Komşularımız gürültü yaptığımız gerekçesiyle bizden rahatsızlık duyuyorlardı. Bazı arkadaşlarımız da süratli gelen araçların çarpması sonucu yaralanmıştı. Araçlar korkulu rüyamızdı. Oysa şimdi Meydan’da rahatlıkla eğlenebiliyoruz. Paten kayıyoruz, kaykay yapıyoruz ve bisiklete biniyoruz. Hepimiz son derece mutluyuz. Çevremizi rahatsız etmeden aktivitelerde bulunuyoruz.”
'Erdemsiz Melih Gökçek Ucunda Rant Yoksa Projeyi Aklından Bile Geçirmez...'
Yeni Akit yazarı Mehmet Doğan'dan AKP'li Melih Gökçek'e ağır ifadelerYeni Akit yazarı Mehmet Doğan , Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek kameralar karşısında içse de Ankara'da suların kirlendiğini söyledi. Doğan, Gökçek için, 'Eğer bir itiraz varsa, bunu sükûnetle karşılayıp doğruluğunu görünce, hakkı teslim etmek erdemdir. Bu erdemi göstermediği için Ankara’nın başkanını kınamalı mıyız? Bu davranış sırf ona mahsus olsa idi, elbette öyle yapardık! Şimdi şehir suyunun içilebilir olduğunu ısbata çalışan Ankara Başkanı, seçim kampanyası sırasında çılgın proje olarak Ankara’ya İstanbul boğazına benzer bir boğaz yapmaktan bahsediyordu! Onun gerçek çılgın projesi, içinden geçen suları ihya ederek şehre gerçekten güzellik katmak olabilir. Bunu yapabilir mi? Ucunda rant yoksa, aklından bile geçirmez' dedi.Mehmet Doğan'ın Yeni Akit'te 'Ankara için sudan bir yazı' başlığıyla yayımlanan (14 Eylül 2014) yazısı şöyle:Ankara için sudan bir yazı!Ankara’da yaşayanlar bilir, Ankaralılar şehir suyu içer. Bir istisna olmuştu, bundan dört beş yıl evvel; ciddi bir kuraklık yaşanmış ve Kızılırmak’tan getirilen su devreye sokulmuştu...İşte o zaman şehir suyunu terk ettik. Hem kokuyordu, hem de ağırdı... Başka etkileri var mıydı? O sıralarda barsak rahatsızlıklarının çoğaldığı haberleri yayılmıştı; biz de çevremizde bazı vak’alar görmüştük.Ne tesadüf, son günlerde Ankara aynı durumda...Ben ne CHP’ye, ne Tabip Odası’na ne de şuna buna bakarım, kendime, çevreme bakarım. Başkan ne kadar yüzünün tebessüm kaslarını gergin tutarak açıklama yapsa, hatta gözünü yumup ilaç niyetine su içse de hakikat ortada: Şu sıralar Ankara’nın suyu kötü!Ankara Kızılırmak suyu içmek zorunda mı?Olmadığını sanıyorum. Olsa bile, Kızılırmak suyunun içilebilir addedilmesini bir kepazelik olarak görüyorum!Çocukluğum Kızılırmak kenarında geçti. Asla içmeye teşebbüs etmezdik, yemek ve bulaşıkta da kullanılmazdı. Sonra tarlaları sulamak için kanallar filan yapıldı, Kızılırmak suyunun tarlalara da uygun olmadığı anlaşıldı. Şunu da kaydedelim: Bizim Kızılırmak kenarında bulunduğumuz yılların üzerinden yarım asır geçti, Kızılırmak sanayi tesislerinin atıklarıyla da iyice kirlendi buna rağmen bu nehirden su getirmek hangi aklın veya hesabın işi, varın siz düşünün!Ankara, eskiden içinden üç akarsu geçen bir şehirdi. Hatip Çayı, yani Bent Deresi, İncesu Çayı ve Çubuk Çayı... Bugünün Ankaralıları bu çayların, derelerin adını bile bilmez. Çünkü üzerleri kapatılmış, yol geçirilmiştir. Güzelim su yolları, kara yoluna dönüştürülmüştür. Ankara’ya gelen aklı erer yabancıların söylediği şudur: Bu şehrin içinden su geçmeli!Çocukluğumuzda, gençliğimizde Bend Deresi’nin, İncesu Deresi’nin şehrin içinden geçtiğini hatırlayanlardanız. Çubuk Çayı daha uzun süre açıktan akmıştır.Bu dereler içme suyu sayılmaz. Ankara’nın içme suyu kaynakları vardı, bunların yetersizliği anlaşıldığından 19. yüzyılın sonunda vali Abidin Paşa 20 km. mesafeden o zamanın şartlarında ve tekniği ile Elmadağı’ndan su getirtti ve Atpazarı meydanında akıttı...1916’te Çorum sürgününden Ankara’ya nakledilen Refik Halit Karay, geldiği yaz aylarında Ankara’nın su sıkıntısı çektiğini yazar. Bu arada Ankara’nın en büyük yangınlarından biri vuku bulmuş, şehrin bin kadar evi yanmıştır...Cumhuriyet’ten sonra şehir nüfusunun hızla artması karşısında çözüm aranmış ve Çubuk Barajı inşa edilmiştir. İstanbul daha önce benzer şekilde su meselesini halletmiştir, ortada örnek vardır. İstanbul’un Osmanlı bendleri ve Terkos gölü şehre akıtılmış, hatta “Terkos” neredeyse bütün şehirlerde şehir suyunun adı haline gelmiştir.Ankara’da da işe “bend” yapmakla başlanmış, sonra “baraj” denilmesi tercih edilmiştir. Bunun hem de “dil devrimi”nin hızlı döneminde yapılması ilgi çekicidir. “Çubuk Bendi”, “Çubuk Barajı” olarak ders kitaplarının cumhuriyetin başarıları bölümlerinde yerini almıştır. Bu küçücük bendin daha fazlasını, şimdilerde mahalli idareler “gölet” adıyla yapıp duruyorlar!Şimdi bu ilk “Çubuk Barajı’nı görmeye gidenler hayal kırıklığına hazır olmalı: Suyu çekilmiş bir “baraj”ın insana ne kadar hüzün vereceğini ölçmek için iyi bir testtir bu!Erdem ve ahlâk gibi kelimeler, günümüzde çoğu idarecinin sözlüğünden çıkarılmış durumda. Eğer bir itiraz varsa, bunu sükûnetle karşılayıp doğruluğunu görünce, hakkı teslim etmek erdemdir. Bu erdemi göstermediği için Ankara’nın başkanını kınamalı mıyız? Bu davranış sırf ona mahsus olsa idi, elbette öyle yapardık!Şimdi şehir suyunun içilebilir olduğunu ısbata çalışan Ankara Başkanı, seçim kampanyası sırasında çılgın proje olarak Ankara’ya İstanbul boğazına benzer bir boğaz yapmaktan bahsediyordu! Onun gerçek çılgın projesi, içinden geçen suları ihya ederek şehre gerçekten güzellik katmak olabilir. Bunu yapabilir mi? Ucunda rant yoksa, aklından bile geçirmez!T24
Reklam
'Türkiye'nin Teröre Karşı Tutumu Bellidir, Bundan Taviz Vermesi de Mümkün Değildir'
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Katar'a gittiCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan , Katar ziyareti öncesinde Atatürk Havalimanı'nda basın toplantısı düzenledi. Erdoğan IŞİD'le ilgili soruya, 'Türkiye'nin teröre karşı tutumu bellidir, bundan taviz vermesi de mümkün değildir' cevabını verdi.Erdoğan'ın açıklamasından satır başları şöyle:“Katar'ı geçtiğimiz aylarda Başbakan olarak ziyaret etmiştim. Katar emiri dört kez ülkemizi ziyaret etmişti. Ülkemiz gibi bölgede ciddi bir ekonomik gelişme ve kalkınma hamlesi içerisinde olan Katar'la ilişkilerimiz aynı ciddiyetle devam edecektir.2022 Dünya Futbol Şampiyonası Katar'da yapılacak. Altyapı üst yapı çalışmalarında Türk firmalarının alabilecekleri işler bizler için önem arz ediyor.Değerli emirin babasıyla da bir araya geleceğiz. Onunla da görüşmelerimiz olacak. Geçmişten bugüne 11 yıllık başbakanlık dönemi ve cumhurbaşkanlığı dönemindeki sıcak ilişkilerimizi devam ettireceğiz.”ABD Dışişleri Bakanı Kerry Türkiye'ye ziyaret gerçekleştirdi. Sizin bu ziyaret ve başkan Obama'nın IŞİD planıyla ilgili değerlendirmenizi rica edecektim.“Konuyla ilgili sayın Kerry açıklamaları yaptı. Bu açıklamalar müşterek görüşmelerin bir ifadesiydi. Bizim yaklaşımımız bölgedeki her türlü terör hareketine karşı Türkiye'nin hassasiyetini kendileriyle paylaştık. Bu konuda ülkemizde de malum belli terör örgütleriyle mücadelemiz var. Ama bölgede de terör örgütlerinin farkındayız. Bunlara karşı da hassasiyetlerimiz devam ediyor.Gerek yabancı savaşçılar olsun, gerekse ülkemizdeki terör örgütü mensuplarıyla ilgili çalışmalar olsun hassasiyetimizi devam ettireceğimizi, müttefiklerimizle olan bu konudaki dayanışmamız gerek ulusal gerek uluslararası bazda devam edecektir. Daha önce Yunanistan'la da bazı gelişmeler oldu. ama dayanışma neticesinde olumlu neticeler aldık. Bölgede de Suriye olsun Irak olsun, daha Pakistan'dan Afganistan'a tüm bu bölgede istihbari noktadaki bilgi paylaşımımız olsun bunlar önem arz ediyor.Suriye ve Irak'taki son gelişmelerde de, NATO zirvesinde Obama ile de bu görüşmeleri yaptık. Burada atacağımız adımlarda insani yardım konusunda, yalan yanlış haberleri paylaşmamız mümkün değil. Özellikle bazı yazılı ve görsel medyadaki yayınlar tamamen hilaf-ı hakikattir.Türkiye'nin teröre karşı tutumu bellidir, bundan taviz vermesi de mümkün değildir.”T24
Reklam
Yaşlanmayı Yavaşlatan Gen Keşfedildi
ABD'li bilim insanları, vücutta yaşlanmanın etkilerini yavaşlatan bir gen keşfetti. Araştırmacılara göre, meyve sineklerinde ömrü uzatan gen, insan vücudunda da aktif hale getirilebilir.University of California Los Angeles (UCLA) araştırmacıları, vücutta yaşlanmanın etkilerini yavaşlatan bir gen keşfettiklerini duyurdu. Meyve sineklerinde AMPK adı verilen bir geni aktif hale getiren araştırmacılar, sineklerin yaşam süresini yüzde 30 artırmayı başarırken, daha sağlıklı hale gelmerini sağladı.Araştırmada yer alan biyolog David Walker, 'Sineklerin bağırsaklarında veya sinir sistemlerinde geni aktif ettiğimiz zaman, genin aktif hale getirildiği organ sisteminde yaşlanma etkilerinin yavaşladığını gördük' ifadesini kullandı.Discovery News'in haberine göre, insanlar meyve sineklerinde yer alan gene sahip ancak gen etki gösterecek derecede aktif kullanılmıyor. Araştırmacılar, genin bağırsaklar gibi kolayca ulaşılabilen bir organda aktif hale getirilmesi halinde, yaşlanmanın etkilerini de ortadan kaldırabileceklerini düşünüyor. Yaşlanmanın, insan beyni için de geciktirilebileceği ve ileri yaşla gelen rahatsızlıkların da önüne geçilebileceği öngörülüyor.Walker, AMPK genini aktif hale getiren ilacın, tip 2 diyabet hastaları için kullanılan metformin olduğunu belirtti. Walker, 'Yaşlanmayla beliren ve güçlenen Parkinson, Alzheimer, felç ve şeker hastalığı gibi rahatsızlıklara teker teker odaklanmak yerine, yaşlanma sürecinin önüne geçilerek tüm hastalıkları yavaşlatıcı bir çözüm bulunabilir' ifadesini kullandı.Yaşlanmayı 'erteleyen' tedavinin sonuca ulaşması için yıllar gerektiğini söyleyen Walker, gerçekçi bir hedef belirlediklerini söyledi.Kaynak: Al Jazeera
"Beni Arayan Bir Kişi Semra Özal'ın Eşini Bizzat Zehirlediğini Söyledi"
Can Dündar 'ilk kez yazıyorum' dediği olayda, yıllar önce kendisini arayan kişinin Semra Özal'a ait özel fotoğrafları satmak istediğini açıkladıCumhuriyet gazetesi yazarı Can Dündar , 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal ’ın ölümü hakkında yürütülen soruşturma kapsamında eşi Semra Özal ve oğlu Ahmet Özal ’ın telefonlarının iki sene boyunca dinlenmesine ilişkin olarak kendisine yıllar öncesinde gelen bir teklifi ilk kez yazdı. Dündar, NTV’de yayımlanan “Bir suikastın anatomisi” adlı programdan sonra telefonla ulaşan bir kişinin, Semra Özal’a ait özel fotoğraflar olduğunu ve bunları satmak istediğini anlattı. Dündar yazısında arayan kişinin, “Semra Hanım’ın bunları bildiği, eşini de bu fotoğrafları görmemesi için bizzat zehirlediği” iddiasını aktardı.Can Dündar’ın Cumhuriyet’te “Tarihimizin en esrarengiz ölümü” başlığıyla yayımlanan (14 Eylül 2014) yazısı şöyle:Özal öldürüldü mü?Bilmiyoruz.Kuşkular var; ama somut veri yok.Eldeki tek somut veri, Özal’a daha önce suikast düzenlendiği gerçeği…O da karanlık bir teşebbüstü.1992’de, Kartal Demirağ ile 32. Gün için Dazkırı’da görüşmüştük. Çiğdem Anat’ın “Sizi kim eğitti” sorusuna Demirağ, şu cevabı vermişti:“Komando kamplarında bir emekli general eğitti bizi…”Ne o kamplar ne de emekli general ortaya çıkarıldı.Özal suikastını, Cumhuriyet Savcısı Uğur Tönük araştırıyordu. Onunla da konuşmuştum.İnanılmaz şeyler anlattı:“Araştırmamız sonucunda, Dazkırı’da bir kontrgerilla teşkilatı kurulduğunu, Demirağ’ın da bu teşkilatın yetişmiş elemanı olduğunu saptadık. Suikastta kullanılan silahın Demirağ’a kongre salonunda polisler tarafından verildiğini tespit ettik. Tahkikat belli bir noktaya ulaşınca MİT’ten olduğunu tahmin ettiğim 3 kişi beni İstanbul Ulus’ta bir villaya çağırdı ve bu tahkikatı yapmamamızı söyledi. Durduk.”Ne o salondaki polisler ne de MİT’ten olduğundan şüphelenilen kişiler bulunabildi.4 yıl önce Semra Özal, eşinin ölümüyle ilgili kuşkuları olduğunu söylediğinde kendisini ziyarete gittim.Çok ilginç bir şey anlattı:Özal’ın ölümünden sonra, Semra Hanım evde yokken bir Azeri genç gelip kapıdaki korumaya bazı bilgiler vermiş; Elçibey’e sempatisi nedeniyle Özal’a Bakû gezisi sırasında ağır ağır tesir eden bir zehir verildiğini, bu zehri bildiğini anlatmış. İstanbul’da kaldığı otelin adresini vermiş, “Bulamazsanız şunlar beni tanır” diyerek bir karıkocanın ismini bırakmış.Semra Hanım konudan haberdar olunca hemen korumasını gencin oteline göndermiş. Azeri genç, otelde yokmuş. Bahsettiği karıkocaya gidilmiş. Onlar da “Bizim öyle biriyle ilgimiz yok” demiş. Sonraki günlerde de Azeri genç otele gelmemiş.O Azeri genç de bulunamadı.Ahmet Özal, “Babamın öldürüldüğüne inanıyorum” deyince 2010’da NTV’de bir program yapıp Özal’ın ölümünü bütün tanıklarıyla masaya yatırdık.Semra Özal da katıldı.Yayın tam 5.5 saat sürdü.Orada Ahmet Özal, bir laborantın uyarısı üzerine dilekçe verip hastaneden babasına ait kan örneklerini istediğini anlattı.Hastane, dilekçeye karşılık, “Kan yanlışlıkla dökülmüş” cevabını vermişti. Ahmet Özal da, Kanal 6’da yöneticiyken hastaneye gizli kamerayla bir muhabir yollamış ve kanı sordurmuştu. Alınan cevap, kan donduran cinstendi:“O kanda, bir insanda olmaması gereken şeyler vardı.”Kanı yanlışlıkla döken görevli de bulunamadı.Programda kafa karıştıran bir başka tanığı konuşturduk:Antalya’dan gelen bir işadamı, Cumhurbaşkanı Acil’e getirildiğinde kendisinin de nişanlısıyla orada olduğunu ve Özal’ın karnını tutarak inleyişine tanık olduklarını söyledi. Oysa hastaneye geldiğinde Özal’ın kalbinin durduğu biliniyordu. Bu iki tanığın ifadeleri, diğer tanıklarca reddedildi.Ancak program ciddi bir sonuç verdi:Yayından sonra Çankaya benden yayın bandını istedi. Ve hemen ardından Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla Devlet Denetleme Kurulu, Özal’ın ölümünü incelemeye aldı.İş savcılığa intikal etti; yine sonuç çıkmadı.NTV’de “Bir suikastın anatomisi” programını yaptıktan sonra, -burada ilk kez yazacağım- bir başka tuhaflık oldu:Yayından hemen sonra bir telefon geldi. Tanımadığım biri, elinde Semra Özal’ın özeline ait fotoğraflar olduğunu söyledi.“Semra Özal’ın fotoğrafları mı” diye sordum hayretle... Telefondaki, Semra Hanım’ın bunları bildiğini, eşini de bu fotoğrafları görmemesi için bizzat zehirlediğini anlattı.Fotoğrafları satmak istiyordu.Ne özel hayatla ilgilenirdim ne de böyle bir kirli pazarlığa girerdim. “İlgilenmiyorum” deyip kapattım.Bu saçmalıktan da hiçbir yerde bahsetmedim.Ancak dünkü gazete manşetleri, o gün bana gelen telefonun, birilerince ciddiye alındığını gösteriyor.Şimdi öğreniyoruz ki, Özal’ın ölümüne dair soruşturmada bir gizli tanığın ifadesiyle, Özal’ın yakınındaki 54 kişi dinlenmiş.Ahmet ve Semra Özal da, “kasten adam öldürmek” suçlamasıyla 2 yıl boyunca takibe alınmış. Haklarında 19 kez dinleme kararı verilmiş.Bu takibe dayanak oluşturan “Selçuk” kod adlı gizli tanığın, iddianameye konmayan ifadesi bana tanıdık geldi:“Semra Özal’ın birtakım kirli işleri kasete alınmış. Bu bilgilerle ona şantaj yapılmış. Turgut Özal’ı ona zehirlettiler.”Şikâyetçi iken şüpheli duruma düşürülen Ahmet Özal dün, “Bunlar bizi delirtecek” diye feryat ediyordu.Semra Özal ise “Bunlar beni de eşimi de her gün bir daha öldürüyorlar” diyordu.Yakından izlemeye çalıştığım bu ölüm vakası, bütün soru işaretleriyle birlikte giderek esrarengiz bir Hollywood filmine dönüşüyor.Belki de Özal, sadece boğazına hâkim olamadığı için can verdi; ama eski bir cumhurbaşkanının ölümünün 21 yıldır aydınlatılamaması, bu devletin ayıbı olarak orta yerde duruyor.T24
'Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Dersleri Kaldırılsın' Kampanyası Başlatıldı
Aralarında Atilla Yayla, Gülay Göktürk, Bekir Berat Özipek, Yusuf Kaplan, Ceren Kenar gibi isimlerin bulunduğu bir grup, 'Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi' dersinin kaldırılması için imza kampanyası başlattı. İmza kampanyası duyurusunda, “Bizler, geçmişiyle daha barışık, daha üretken, yaratıcı, demokratik ve özgürlükçü bireylerden oluşan bir toplum için, zorunlu temel eğitimde Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi dersinin kaldırılmasını ve yerine İmparatorluktan Cumhuriyete Yakın Tarih Dersi şeklindeki özgün bir formatla, nesnel içerikli bir dünya ve yakın dönem ülke tarihi dersinin konmasını istiyoruz” denildi.Yeni Şafak gazetesi yazarı Hilal Kaplan ’ın “Devletin tarih dersi” başlıklı bugünkü (14 Eylül 2014) yazısında “Eski Türkiye'de bu alandaki tartışmasız hegemoni Kemalist tarih anlayışına aitti. İnkılap tarihi dersleri de Kemalist özneler yetiştirmeyi mümkün kılan en önemli araçtı. Ancak bugün Dersim Katliamı sebebiyle özür, 1915 sebebiyle taziye yayınlayan yeni bir devlet aklı var. Bunun tarih derslerine de yansıma vakti gelmedi mi?” dedi.Kaplan’ın “Devletin tarih dersi” başlıklı yazısı ve imza kampanyası şöyle:Eğitim sisteminin, devletin vatandaşı(nı) şekillendiren ve 'uyumlu özneler' haline getiren ideolojik aygıtlardan birisi olduğu doğrudur. Bu minvalde devlet, eğitimi sadece 'vasıflı insan' yetiştirmek için vermez, kurduğu sisteme uygun vasıflara sahip insan yetiştirmek için verir. Tarih de mevzubahis özneyi kuran başat unsurdur. Nasıl ki bir kişinin geçmişi, onun kimliğini belirleyici en önemli etkendir; tarih de bir milleti inşa eden en önemli alandır.'Eski Türkiye'de bu alandaki tartışmasız hegemoni Kemalist tarih anlayışına aitti. İnkılap tarihi dersleri de Kemalist özneler yetiştirmeyi mümkün kılan en önemli araçtı. Ancak bugün Dersim Katliamı sebebiyle özür, 1915 sebebiyle taziye yayınlayan yeni bir devlet aklı var. Bunun tarih derslerine de yansıma vakti gelmedi mi?Aşağıda bu doğrultuda hazırlanmış olan bir imza kampanyasının metnini bulacaksınız. Gerçi işin gelişmiş demokrasilerde farklı olduğu tezine katılmamakla birlikte dikkatinize sunuyorum. Zira Türkiye'nin eğitim sisteminin ülkenin reform hızına yetişmesinin gerekliliği hususunda hemfikirim:“Zorunlu Temel Eğitimde “Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi” Dersi Kaldırılsın Özgün, Nesnel Dünya ve Yakın Dönem Ülke Tarihi OkutulsunTürkiye’deki mevcut milli eğitim sisteminde ders kitaplarının içerikleri, Milli Eğitim Temel Yasası (1739 sayılı yasa) dikkate alınarak, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından belirlenir. Milli Eğitim Temel Yasasında, ders kitaplarının içeriklerinin hazırlanmasında, tüm eğitim etkinliklerinde olduğu gibi, Atatürk İlke ve İnkılâpları ile Anayasada ifadesini bulmuş olan Atatürk Milliyetçiliğinin temel alınması gerektiği belirtilir. Çocuklardan Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, şapka inkılâbı, harf inkılâbı vb. inkılâplarla bağ kurmasını istemek, özgür bireyleri bir asır önce yaşanan bir olağanüstü hal vizyonuna saplamaktan başka bir şey değildir. Aynı zamanda özgürlükçü eğitim pedagojisiyle de bağdaşmayan bu kısır beklenti doğrultusunda verilmekte olan Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi dersi, tek etnik kimliği öne çıkardığı ve bu etnik kimliğin lütfuyla elde edilmiş bir özgürlük kurgusu yaptığı için geçmişe haksızlık ederken geleceği kurabilecek bir vizyon da geliştirememektedir. Bu dersin üslubu ve bu derse ait ders kitaplarının çoğulculuğu tehlikeli gören yaklaşımı, özgürlükçü, çoğulcu ve demokratik eğitim anlayışıyla taban tabana zıttır.Yazının devamı için tıklayınızT24
Reklam