onedio
Ahmet Davutoğlu'nun 9 Maddelik Manifestosu
1245 delegenin imzasıyla aday gösterilen Davutoğlu, AK Parti'nin 1. Olağan Kongresi'nde yaptığı konuşmada koyduğu 9 maddelik hedefi anlattı.  Davutoğlu'nun konuşmasında epistemoloji kelimesini kullanması sosyal medyada çok konuşulanlar arasına girdi. Hürriyet gazetesinin haberine göre kelime kısa süre sonra Google'da en çok aranan kelimelerden biri oldu...
Zara'dan 'Toplama Kampı' Tişörtü İçin Özür
İspanyol markası ZARA'nın çocuklar için ürettiği tişörtün, toplama kamplarında Yahudilere giydirilen kıyafetlere benzemesi büyük tepki çekti. Firma, Türkiye'de üretilen tişörtü piyasadan çekti ve özür diledi. İspanyol markası Zara’nın çocuklar için ürettiği tişörtün, toplama kampı kıyafetlerine benzemesi dünya çapında büyük tepki çekti. Firma, Türkiye’de üretilen ve İsrail, Fransa, Arnavutluk ve İsveç’te internet üzerinden satışa çıkarılan tişörtü özür dileyerek geri çekti. “Şerif tişörtü” olarak üretilen tişörtün, toplama kamplarında giydirilen kıyafetten tek farkının, çizgilerin dik yerine yatay olduğu belirtilirken, tişörtün sol üst köşesindeki şerif logosunun, Davut’un Yıldızı’yla aynı olduğu dikkat çekti. Yıldızın altında bulunan “şerif” yazısının da çok silik olduğu görüldü. Yoğun şekilde eleştirilen ZARA, Twitter üzerinden, “Gerçekten özür diliyoruz. Klasik Western filmlerden ilham aldığımız tişört, artık mağazalarımızda bulunmayacak” sözleriyle özür diledi.Milliyet
Freedom House'tan Sert Rapor: Türkiye, İnternet Özgürlüğü İçin Savaş Alanı
Freedom House, bu kez de Türkiye’ye özel bir internet raporu yayınladı. Raporda Türkiye internet özgürlüğü için ‘savaş alanı ‘ olarak tanımlandı. Eylülde İstanbul’da düzenlenecek İnternet Yönetişimi Forumu vesilesiyle Freedom House’da program sorumlusu Nate Schenkkan, eski CHP milletvekili ve bilişim uzmanı Osman Coşkunoğlu ve Bilgi Üniversitesi’nden Profesör Aslı Tunç’un hazırladığı raporun geniş özetinde öne çıkan kısımları şöyle: Daha ilk paragrafta, Türkiye’nin 2012′de Rusya ve Çin’le birlikte, internet yönetişiminde daha fazla devlet rolüne yönelik yeni ‘Uluslararası Telekomunikasyon Düzenlemeleri (ITRs) ’ destekleyen üç OECD ülkesinden biri olduğu belirtildi. Raporda, Türkiye’nin ülke içindeki internet politikalarının ‘ daha taraflı ’ olduğu belirtilip, şu ifadeler kullanıldı: ‘ ’2013 yılından önce dahi, Türkiye geniş ve şeffaf olmayan bir sistemle internet sitelerini engelledi. Son 15 ayda, internet dışında ifade özgürlüğünü kısıtlamak için uygulanan geleneksel yöntemler giderek internet ortamına taşındı. Ve yeni yasanın hükümetin içerik düzenleme kapasitesini artırmasıyla, Türkiye interneti kontrol altına alma adına ileri teknoloji uygulamaya başladı. ” Yeni basın kanunu ve yolsuzluk soruşturmasına ilişkin ses kayıtlarına tepki olarak getirilen Twitter yasağı da raporda eleştirildi: ”Bir Meclis komitesinde görüşülen yeni Basın Kanunu, tanımı çok geniş bir biçimde yapılan ‘haber siteleri’nin sahipleriyle yazarlarının isimlerini kayıt altına aldırmasını zorunlu hale getiriyor. Bu yasa, Rusya’da 1 Ağustos’ta yürürlüğe giren yasaya benziyor. Twitter’ı martta engelleyen hükümet, sosyal medya şirketlerine karşı mahkeme kararlarını giderek daha fazla kullanmaya başladı ve Twitter’dan içerik kaldırmada da daha başarılı hale geliyor.’’ Türkiye’nin niçin ‘ olduğu, raporda şöyle açıklanıyor: ‘ ‘Salıncak’ sıfatı, iki partili Amerikan sisteminde her iki tarafa da oy verebilecek eyaletler için kullanılır. Belki de daha uygun bir metafor, ‘savaş alanı’ olur. İnternet yönetişimi açısından Türkiye savaş alanı olan bir devlet: Genç bir nüfus, gelişen teknoloji ve uluslararası bağlantılar dünyanın imrenebileceği özgürlükte bir internet ortamına da yol açabilir, hükümetin taktikleri canlı bir internet ortamının nasıl kapatılacağına dair bir model sunacak hale de gelebilir.” Rapor, Türkiye’nin internet özgürlüğü konusunda çelişkili davrandığına da dikkat çekti: ” OECD, G-20 ve NATO üyesi, AB’ye de üye adayı olarak Türkiye’nin ortaya koyacağı örnek, internette ifade özgürlüğü konusunda benzer sorunlar yaşayan ülkelerce yakından izlenecektir. Şu an Türkiye’nin BM’de söyledikleriyle ülke içinde yaptıkları arasındaki çelişki, uluslararası kuralların ihtiyaç duyulduğunda ülke içindeki özgürlükleri engellemek için manipüle edilebileceğine dair inancı pekiştimekten başka bir işe yaramıyor. ” Freedom House, Türkiye konusunda umutlu olsa da raporda ‘tek adam’ uyarısı da yapıldı: ” Türkiye’deki internet kontrolünün Rusya ya da Azerbaycan’daki kadar sertleşmeyeceğini umut etmek için yapısal sebepler var. Anayasa Mahkemesi ve Anayasa’nın kendisi gibi ulusal kurumlar, yerleşik otokrasilere kıyasla Türkiye’de daha güçlü. Sivil toplum daha çeşitli, sesi yüksek çıkıyor ve uluslararası ağlarla bağlantılı. Bütün yetkileri elinde tutan bir yönetici henüz devlete hakim değil.” Kuruluş, Türkiye ekonomisinin yatırım açısından Batı’ya neredeyse bağımlı olduğuna ve sansrün altyapı yatırımlarına olumsuz etki edeceğine de dikkat çekti. Geniş özetin son kısmında şu sonuca varıldı: ‘ ‘Bu faktörlerin, ülkedeki internet politikalarında veya iç siyasi dinamiklerin sebep olduğu yol açtığı daha geniş kapsamlı olumsuz eğilimlerde ani bir değişime yol açması muhtemel değil. Fakat söz konusu faktörler, otoriterliğin pekiştirilmesini yavaşlatacağı gibi medyadaki özgür ve bağımsız seslerin daha da gelişip serpilmesi için alan açacaktır. Türkiye’de son 20 yılda güçlenen liberalizmin ve çeşitliliğin korunmasına yardımcı olacak tek şey, bu seslerdir.” Raporda yer alan bazı yorumlar şöyle: Ocak-Şubat 2014′te Meclis 5651 sayılı kanuna hızla değişik yaparak, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nı (TİB)’i güçlendirdi. İnternet sunucuları artık kullanıcı bilgilerini bir ila iki yıl tutmak zorunda. TİB, engelleme emirlerini kendi başına gönderebiliyor ve erişim sağlayacıları bu emirleri dört saat içinde yerine getirmek zorunda. Yeni MİT yasası, istihbarat teşkilatının kurumlardaki bilgi, belge veya kayıda ulaşımını hızlandırdı. 2004′ten bu yana sadece telekom kurumları değil, medya ve kamu ihaleleri alanları da dahil, düzenleyici kurumların bağımsızlığındaki azalma dikkat çekici. Türkiye’de internet altyapı ve telekomunikasyon servislerindeki büyüme potensiyelinin karşılanabilmesi için öncelikle ve özellikle atılması gereken adım, siyasi müdahelenin ortadan kaldırılmasıdır. Türkiye’de 32 milyonu aşkın Facebook kullanıcısı ve 11 milyonu aşkın Twitter kullanıcısı var. Aralık 2012 itibarıyla Türkiye, Avrupa’da internette en çok zaman geçirilen ikinci ülke. 15-64 yaşı arasındaki nüfusun yüzde 90’ının Facebook hesabı var. Yüzde 70’i Twitter’da. İlhan Tanır | Diken
Reklam
Türkülere Konu Olan 'Mor Üzüm' Artık Yok
Türkülere konu olan Antalya'nın mor üzümü, üreticinin yeterli ilgi göstermemesi üzerine üretimden kalktı. Üzüm,sadece bazı köylerde ve evlerin bahçesindeki küçük alanlarda yetiştirilmeye devam ediliyor.Kırmızı renkli, çok iri taneli, orta kalınlıkta kabuğu ile damakta unutulmaz bir lezzet bırakan, türkülere dahi konu olan Antalya'nın mor üzümünü bugünlerde artık pazarlar ve marketlerde görmek mümkün değil. Anadolu'da milattan önce 3500'lere kadar inen bağcılık kültürünün önde gelen ürünlerinden mor üzüm, yeterli üretim talebi olmaması nedeniyle artık üretimden kalkmış durumda. Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şubesi Ziraat Mühendisi Bilal Aydoğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üzüm üretim alanında dünyada 6. sırada yer alan Türkiye'nin, 4 milyon ton kurutmalık üzümle de ilk sırada olduğunu belirtti. Üzümün ana vatanının Anadolu ve Kafkasya olduğunu ifade eden Aydoğan, dünya genelinde 10 bine yakın, Türkiye'de de bin 200 çeşit üzüm bulunduğunu söyledi. 'Üzüm yetiştirmek zahmetli Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, Türkiye'nin kuru üzüm ihracatında yüzde 25'lik paya sahip olduğuna değinen Aydoğan, Antalya'daki tarım alanlarının binde 3'ünde üzüm üretildiğini vurguladı. Son yıllarda yüksek kesimlerde sofralık ve şaraplık üzüm üretimi için çalışma başlatıldığını kaydeden Aydoğan, özel teşebbüsün de yatırımlar yaptığını bildirdi. Üzüm yetiştirmenin zahmetli bir iş olduğunu ifade eden Aydoğan, ilk bağ oluşumunun masraflı olması nedeniyle genellikle üreticiler tarafından tercih edilmediğine dikkati çekti. İl Müdürlüğü olarak, bağcılığın geliştirilmesi için çalışmalar yapıldığını anlatan Aydoğan, şöyle konuştu: 'Özellikle 1997'den bu yana belli aralıklarla bağcılık projeleri oluşturarak, üreticilerimizin kullanımına sunduk. Ancak zor ve meşakkatli olması nedeniyle çok fazla talep olmadı. Özellikle son yıllarda arsa fiyatlarının artması ve seracılığın gelişmesi de üzüm üreticilerinin farklı alanlara kaymasına neden oldu. Özel sektör son yıllarda üretime önem vermeye başladı.' 'Antalya'nın mor üzümü bitti' Antalya'da, 'mor üzüm' olarak bilinen türün yöreye özgü olduğunu ifade eden Aydoğan, gerekli ticari değerleri taşımadığı gerekçesiyle üretimden düştüğünü aktardı. Mor üzüm yerine alfons, kardinal, red clop gibi üzüm çeşitlerinin üretildiğine değinen Aydoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Mor üzümün yok olmasının en büyük sebeplerinden biri de üreticilerin, verimi yüksek ve daha dayanıklı üzüm çeşidine yönelmesi. Mor üzüm yöresel bir çeşit olduğu için başka bölgelerde istenilen verim ve kalite alınamadı. Çünkü bu üzüm Akdeniz bölgesine has bir çeşitti. Mor rengi ve aromayı sadece Antalya bölgesinde alıyor.' Yöresel ürünlerin gen kaynakları korunuyor Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının kaybolmaya yüz tutmuş çeşitleri korumak için çalışma başlattığının altını çizen Aydoğan, bölgeler taranarak aşılama suretiyle ürünlerin toplandığını açıkladı. Üzüm türleri için Manisa'da koleksiyon bahçeleri kurulduğunu ifade eden Aydoğan, burada 500'e yakın yöresel çeşidin toplandığını kaydetti. Aydoğan, Antalya bölgesinden de 8-10 çeşit üzüm türünün koruma altına alındığını söyledi. Mor üzüm için teşvik talebi Yeşilkaraman köyünde mor üzüm üretmeye devam eden 90 yaşındaki İbrahim Kahya, bu üzümün tadını bilenlerin kendilerinden talepte bulunduğunu, ancak üretimin az olduğunu ifade etti. Mor üzümün kendine has lezzeti olduğunu belirten üretici Ayşe Tuna ise üzüm üretiminin zor olduğunu, üretim alanlarının yetersiz kaldığını anlattı. Tuna, 'Üretim miktarımız kısıtlı olduğu için taleplere cevap veremiyoruz' diye konuştu. Tuna, yetkililerin mor üzümün yeniden canlandırılması için teşvik uygulamasını istedi. CNN Türk
Reklam
'İmam Hatip Okullarına Yerleştirilen Gayrimüslim Öğrenci Sayısı Nedir?'
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, TEOG sistemiyle İmam Hatip okullarına gönderilen gayrimüslim öğrencilerin durumunu Meclis gündemine taşıdı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, TEOG sistemiyle İmam Hatip okullarına gönderilen gayrimüslim öğrencilerin durumunu Meclis gündemine taşıdı. TEOG sınavından 257.3422 puan alan Özel Pangaltı Ermeni Ortaokulu mezunu Arda Christof A’nın tercih yapmaması yüzünden Ayazağa Anadolu İmam Hatip lisesine kaydedildiğine dikkat çeken Tanrıkulu, Ermeni asıllı bir başka öğrencinin de Şişli Yunus Emre Anadolu İmam Hatip Lisesine kaydedildiğini hatırlatarak, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’ya “Türkiye genelinde, hata yapılarak imam hatip liselerine yerleştirilen gayrimüslim öğrenci sayısı nedir” sorusunu yöneltti. Sezgin Tanrıkulu’nun bakan Avcı’ya soruları ve gerekçesi şöyle: Gerekçe Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sistemi kapsamında yapılan lise yerleştirmelerinde, tercih yapan öğrencilerden çoğunun istediği liseye yerleşemediği haberleri basına yansımıştır. Bir kısmı tercihlerinde olmayan uzak semtlerdeki okullara yerleştirilirken, gayrimüslim öğrenciler de imam hatip liselerine otomatik olarak kaydedilmiştir. Özel Pangaltı Ermeni Ortaokulu mezunu Arda Christof A., TEOG’dan 257.3422 puan almış, özel okula gitmek istediği için tercih yapmayan Arda Ayazağa Anadolu İmam Hatip Lisesi’ne yerleştirilmiştir. Ermeni asıllı başka bir veli K.B.’nin kızı Şişli Yunus Emre Anadolu İmam Hatip Lisesi’ne kaydedilmiştir. Uzmanlara göre yüzdelik dilimler yanıltmış, dilimlere düşen öğrenci sayısı artmış, öğrenciler 1-2 dilim alta yerleştirilmiştir. 5 hafta sürecek nakil döneminde yerleştiği okuldan memnun olmayan öğrenciler boş kontenjanı olan başka bir devlet lisesine ya da özel okula naklini isteyebilecektir. Devlet okullarında nakil için puan üstünlüğü ya da yüzdelik dilimlere bakılmayacağı, her hafta boş kontenjanı olan bir okul tercih edilebileceği ve ilk hafta istediği okula nakil yaptıramayan öğrencinin kaydının, ilk yerleştirildiği okulda kalacağı ifade edilmektedir. Öğrenciler ikinci ve diğer haftalarda da tek okula olmak şartıyla nakil başvurusu yapabilecektir. Devlet okulundan başka devlet okuluna gitmek isteyenler, e-Okul üzerinden nakil başvurusu yaptıracaktır. 1- Özel Pangaltı Ermeni Ortaokulu mezunu Arda Christof A.’nın, Ayazağa Anadolu İmam Hatip Lisesi’ne, Ermeni asıllı başka bir veli K.B.’nin kızı Şişli Yunus Emre Anadolu İmam Hatip Lisesi kaydedildiği iddiaları doğru mudur? 2- Türkiye genelinde, hata yapılarak imam hatip liselerine yerleştirilen gayrimüslim öğrenci sayısı nedir? 3- TEOG sisteminde, hatalı bir şekilde gayrimüslim öğrencilerin imam hatip liselerine yerleştirilmesi önlenemez bir durum mudur? 4- TEOG sistemi nakil işlemlerinde velilerden bağış, yardım veya ücret talep edilecek midir? 5- Velilere TEOG sistemi ile ilgili bilgilendirilme yapılmış mıdır? E-okul işlemlerinde velilere kim ya da kimler yardımcı olacaktır? 6- Devlet okullarında nakil için puan üstünlüğü ya da yüzdelik dilimlere bakılmayacak olunmasının sebebi nedir? 7- TEOG yerleştirmeleri sonucu oluşan boş kontenjanlara, kontenjandan daha fazla nakil talebi olursa hangi kriterlere göre yerleştirme yapılacaktır? 8- Veliler TEOG sistemi yerleştirme, nakil işlemleri ile ilgili şikayetlerini nereye yapmalıdır?  Ankara- ZETE
Bakan Zeybekçi Danıştay'ın 'Tıraşlayın' Kararından Önce 2 Dairesini Satmış
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci 16:9 projesinin tıraşlanacak bölümünden aldığı iki daireyi Danıştay'ın kararı öncesi satmış. Zeybekci, 'İki daire aldığımda vekil bile değildim. Şirketin bulduğu alıcıya sattım. Dolar bazında zarar ettim' dedi.Danıştay’ın, “tıraşlayın” kararı verdiği İstanbul ’daki 16:9 kulelerinden iki daire almasıyla gündeme gelen Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Başbakan Tayyip Erdoğan ’ın, sözleriyle siluet tartışmasının başlamasının ardından dairelerine bir daha gitmediğini, birkaç ay önce de şirketin bulduğu alıcıya sattığını açıkladı. Hürriyet'ten Erdinç Çelikkan'ın haberine göre; Zeybekci, hukuki bir sorunu olmamasına rağmen “Çorbaya sinek düşmesine benzer bir durum ortaya çıkması nedeniyle” daireleri dolar bazında zarar ederek elden çıkardığını söyledi. Zeybekci’nin daireleri Danıştay’ın ‘tıraşlayın’ dediği bölümü içeren A Blok 32. katta yer alıyor. Erdoğan tepki göstermişti Erdoğan 18 Nisan 2013’te, İstanbul’da milletvekilleriyle buluşmasında, dikey yapılaşma konusundaki görüşlerini dile getirmiş ve Zeytinburnu’ndaki 16:9 kulelerine ilişkin, “O binaların sahibini (Mesut Toprak) tanıyordum. Kendisiyle konuştum, ‘tıraşlayın’ dedim. Yapacaklarını bekliyordum ama baktım ki hiçbir şey yapmadılar. O nedenle çok kırıldım. Şimdi o insanla konuşmuyorum” demişti. İstanbul 4. İdare Mahkemesi, kulelerin, “Tarihi silueti bozduğu kısmının” yıkılmasına karar verdi. İstanbul Büyükşehir belediyesi ve Zeytinburnu Belediyesi, kararı Danıştay’a götürdü. Danıştay, 28 Mayıs’ta, yıkım kararını onadı. Ancak bu onama kararı, davacı avukat Cihad Gökdemir’in, 20 Ağustos’ta yaptığı açıklamayla kamuoyuna duyuruldu. Kamuoyu bu kararı tartışırken Zeybekci’nin de bu kulelerde iki dairesi olduğu basına yansıdı. Zeybekci’nin kulelerde bulunan iki daireyi birleştirerek, hem ofis hem de konut olarak kullandığı öğrenildi. Bakanlık yetkilileri, “1993’den beri ticaret yapan bir şirketi var. Üretilen tekstil ürünleri hep başta Avrupa olmak üzere ihraç ediliyor. İstanbul bir finans merkezi olduğu için burada ofis ve konut olarak kullanmak üzere iki daire satın aldı. Ailesi çoluğu çocuğu İstanbul’a geldiğinde otelde kalmak yerine orada kalmayı tercih ediyordu” bilgisini verdiler. Zeybekci’nin açıklaması Konunun gündeme getirilmesiyle ilgili zamanlamaya dikkat çeken Zeybekci ise Hürriyet’in soruları üzerine, iki daireyi 31 Mart 2011’de aldığını, o zaman milletvekili bile olmadığını belirterek, şunları söyledi: “İki parçaydı, birleştirdik, toplam 134 metrekarelik daire oldu. 1.6 milyon liraya almıştım. Tamamı şahsi hesabımdan banka havaleleriyle eşit taksitlerle 1.5 yılda ödedim. Siluet tartışmaları başladıktan ve sayın Başbakanımız konuyu gündeme getirdikten sonra bıraktım. Bir daha da gitmedim. Bizim için bitti. İki üç ay önce de sattım ve bitti. Dolar kuru hesaba katılırsa zarar ederek sattım. Şirkete değil, buldukları bir alıcıya sattım. Mülkü almadan önce her türlü soruşturmayı yaptım. İnşaat ve iskan ruhsatlarına baktım. İmar kararlarını inceledim. Hiçbir hukuki sorunu yoktu. Bakan olduktan sonra da sorumluluk makamında biri olarak, hukuki hiçbir sorunu olmadığı halde elden çıkardım. Hukuki hiçbir sorun yoktu ama çorbaya sinek düşmesi gibi bir durum vardı.” 'Milletvekilleri belediye başkanları da daire aldı' Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin Onaltıdokuz (16:9) kulelerindeki iki dairesinin alış ve satış sürecine ilişkin soruları yanıtlayan Astay Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Toprak, “Projemizden CHP’li milletvekilleri, belediye başkanları ve birçok tanınan isim de ev sahibi oldu. Bu insanlar kaçak, ruhsatsız bir yerden ev almadı. Herkes kurallara uygun olarak en doğal ev sahibi olma hakkını kullandı. Bakanın evinin detayları konusunda bilgi sahibi değilim” dedi. Emlak danışmanları da, kulelerin tıraşlanacağı iddialarının gündeme gelmesinden sonra kira ve alım yönünde taleplerin kesildiğine dikkat çekti.Erdinç Çelikkan | Hürriyet
Reklam
Süper Lig Tarihinden İlginç Notlar
57. sezonuna girmeye hazırlanan eski adıyla Türkiye 1. Futbol Ligi, son yıllardaki ismiyle Süper Lig'de geride kalan sezonlarda pek çok ilginç olay yaşandı. 21 Şubat 1959'da oynanan İzmirspor-Beykoz maçıyla başlayan Türkiye 1. Futbol Ligi, 2001-2002 sezonundan bu yana Süper Lig adı altında düzenleniyor. Ligde 1979-80 sezonunda Trabzonspor, 12 galibiyet elde ederek şampiyonluğa ulaştı, 1989-1990 sezonunda ise Malatyaspor, aynı sayıda galibiyet almasına karşın ligden düşen 5. takım olmaktan kurtulamadı. En çekişmeli sezon Lig geçmişinde puantaj olarak en çekişmeli sezon 1980-81 oldu. Takımların galibiyet sayıları birbirlerine o kadar yakın oldu ki ligi ikinci sırada tamamlayan Adanaspor 34 puan toplarken, düşen Rizespor'un ise 29 puanı vardı. Beşiktaş ve Galatasaray, ligi eksi averajla tamamladı Lig tarihine damgasını vuran 'üç büyükler' içinde Beşiktaş ve Galatasaray, ligi eksi averajla tamamlayan büyükler olarak kayıtlara geçti. Beşiktaş, 1975-1976 sezonunda ligi 11. sırada tamamlarken, 25 gol atıp, kalesinde 32 gol gördü. Böylece eksi 7 gol averajıyla 'üç büyükler' arasında ligi eksi averajla tamamlayan ilk takım oldu. Galatasaray ise 2010-2011 sezonunda 8. tamamladığı ligde 41 gol atıp, 46 gol yedi, eksi 5 averajla yıllar sonra Beşiktaş'ın bu rekoruna ortak oldu. Bu arada, 'üç büyükler'in diğer üyesi Fenerbahçe ise 1990-1991 sezonunda ligi 53 gol atıp 53 gol yiyerek, sıfır averajla kapattı. Fenerbahçe averajla ligde kaldı Lig tarihinde 19 kez şampiyon olan Fenerbahçe, 1980-81 sezonunda küme düşmekten gol averajıyla kurtuldu. Rizespor'un 29 puanla ligden düştüğü sezonda, Fenerbahçe; Altay, Adana Demirspor ve Boluspor ile birlikte aynı puanı toplayarak, gol averajıyla ligde kaldı. 'Dört büyükler'i aynı sezon yenenler Lig tarihinde, 'dört büyükler' olarak adlandırılan Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor'u, aynı sezonda yenebilen sadece 4 ekip bulunuyor. 1987-88 sezonunda Malatyaspor, kendi sahasında Galatasaray'ı 3-1, Beşiktaş'ı 5-3, Fenerbahçe'yi 1-0, deplasmanda da Trabzonspor'u 3-2 yendi. 2001-2002 sezonunda MKE Ankaragücü, evinde Galatasaray ile Fenerbahçe'yi 2-1, Trabzonspor'u 4-2 yendi, Beşiktaş'ı İstanbul'da 2-1 mağlup etti. 2006-2007 sezonunda Bursaspor, evindeki maçlarda Trabzonspor'a 2-1, Beşiktaş'a 3-0, Galatasaray'a 2-0, deplasmanda da Fenerbahçe'ye 1-0 üstünlük kurdu. 2012-2013 sezonunda ise Kasımpaşa, evinde Fenerbahçe ve Trabzonspor'u 2-0, Galatasaray'ı 2-1, deplasmanda da Beşiktaş'ı 3-1'le geçti. Bu arada, Kasımpaşa, 2012-13 sezonunda Bursaspor'u da deplasmanda 2-1, evinde 2-0 mağlup ederek, ligde şampiyonluk yaşayan 5 takımı da aynı sezon içinde yenebilen ilk ekip olmayı başardı. Galatasaray açık ara Lig tarihinde en fazla puan farkıyla şampiyonluğa ulaşan takım Galatasaray oldu. Sarı-kırmızılı ekip 1987-88 sezonunda 90 puanla mutlu sona ulaştı, ikinci sıradaki Beşiktaş 78 puanda kaldı. Aradaki 12 puanlık fark, şimdiye dek şampiyonla ikinci arasındaki en fazla puan farkı olarak tarihe geçti. Averajla gülenler ve üzülenler Ligin geride kalan 56 sezonunda şampiyonlar 4 kez gol averajıyla belli oldu, düşen takımlar da 9 kez yine gol averajıyla ortaya çıktı. 1984-85 sezonunda Fenerbahçe ile Beşiktaş ligi 50'şer puanla tamamlarken, gol averajı daha iyi olan sarı-lacivertli ekip şampiyonluğa ulaştı. 1985-86 sezonunda Beşiktaş, 56 puanla Galatasaray'ın gol averajıyla önünde ligi en önde tamamladı. 1992-93 sezonunda da Galatasaray, bu kez Beşiktaş'ı 66 puan ve averajla geçmeyi başardı ve şampiyonluğu kucakladı. 2010-11 sezonunda ise Fenerbahçe ile Trabzonspor ligi 82'şer puanla tamamladı. Uygulamada olan ikili averaja göre, rakibine üstünlük kuran sarı-lacivertli takım şampiyonluğa ulaştı. Bu arada, averajla yaşanan şampiyonluklardan ilk 3'ünde genel gol averajı, sonuncusunda ise ikili gol averajı geçerliydi. Lig tarihinde ayrıca 9 kez de ligden düşen takımlar gol averajıyla belirlendi. 'Derbi kralı' Beşiktaş Beşiktaş, bir sezonda ezeli rakiplerini her iki maçta da yenen tek takım olarak tarihe geçti. Siyah-beyazlılar, şampiyonluğa ulaştıkları 2002-2003 sezonunda Fenerbahçe'yi 1-0 ve 2-0, Galatasaray'ı her iki maçta 1-0'lık sonuçlarla geçerek, 4 derbi maçı da kazandı. 'Kara Kartallar' ayrıca, bu 4 maçta kalesinde hiç gol görmeyerek, ayrı bir rekora imza attı. 'Kara Kartal'ın kabus sezonu Beşiktaş, 2003-2004 sezonundaki ilginç performans grafiğiyle sevenlerine adeta kabus yaşattı. Sezonun ikinci yarısına en yakın takipçisi Fenerbahçe'nin 8 puan önünde namağlup lider başlayan Beşiktaş, ikinci yarıdaki inanılmaz düşüşüyle sezonu şampiyon bitiren ezeli rakibinin tam 14 puan gerisinde, üçüncü sırada kaldı. 17 maçlık ikinci yarıda tam 8 yenilgi birden alan siyah-beyazlılar, böylece lig tarihinde iki devre arasında en büyük düşüşü gerçekleştiren şampiyon adayı takım olarak kayıtlara geçti. 'Nöbetçi golcü' Semih, 'gol kralı' oldu Süper Lig'in 2007-2008 sezonundaki 'gol kralı' Fenerbahçeli Semih Şentürk, bu unvanı ilginç biçimde eline geçirdi. Sezonu 17 golle tamamlayarak, kariyerinde ilk kez bu unvanı alan Semih, birçok maçta oyuna sonradan girmesine rağmen attığı kritik gollerle takımına büyük katkı yaptı ve adı 'nöbetçi golcü'ye çıktı. Semih, adı geçen sezonda ligde çeşitli zaman dilimleri içinde toplam 27 maçta forma giydi. Bunlardan sadece 17'sinde ilk 11'de sahaya çıkan Semih, toplam 17 gol attı. Yanlış anons skandalı Süper Lig'de 2009-10 sezonunda Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda anons skandalı yaşandı. Ligin 34. ve son haftasına en yakın takipçisi Bursaspor'un 1 puan önünde lider giren ve son hafta evinde ağırladığı Trabzonspor'u yenmesi durumunda 18. şampiyonluğunu ilan edecek Fenerbahçe, dramatik bir sonla sevenlerini adeta kahretti. Trabzonspor ile 1-1 berabere kalan Fenerbahçe, Bursaspor'un evinde Beşiktaş'ı 2-1 yenmesiyle şampiyonluğu, tarihinde ilk kez bu başarıya ulaşan Bursaspor'a kaptırdı. Ancak Kadıköy'deki maçta son anlar oynanırken, Bursaspor-Beşiktaş karşılaşmasının 2-2 berabere bittiği ve Fenerbahçe'nin bu sonuçla şampiyon olduğu şeklinde statta yapılan dahili anons, tam anlamıyla bir skandala neden oldu. Bu hatalı anons üzerine tribünlerdeki çoğu Fenerbahçeli taraftar gibi saha içindeki bazı Fenerbahçeli futbolcular da sevinç gösterisinde bulunurken, gerçek kısa süre sonra anlaşıldı ve kısa süreli sevinç, yerini hüzne bıraktı. Skandala yol açan anonsu yapan kulüp görevlisi maçın ertesinde gözaltına alınırken, daha sonra savcılık tarafından serbest bırakıldı. Fenerbahçe 2 kez son hafta yıkıldı Lig tarihinde sezonun son haftasına puan cetvelinde lider girip de şampiyon olamayan tek takım Fenerbahçe olarak kayıtlarda yer alıyor. Sarı-lacivertli takım, 34. ve son haftalarda 2005-2006 sezonunda Denizlispor ile berabere kalarak Galatasaray'a, 2009-2010 sezonunda ise Trabzonspor ile berabere kalarak Bursaspor'a şampiyonlukları kaptırdı. Trabzonspor şampiyonluğu avucunun içinden kaçırdı Ligde 30 sezondur şampiyonluğa hasret kalan Trabzonspor, 2010-2011 sezonunda mutlu sona çok yaklaşmasına rağmen, averajla bu özlemini yine dindiremedi. Sezonun ilk yarısını en yakın takipçisi Bursaspor'un 5, üçüncü sıradaki Fenerbahçe'nin tam 9 puan önünde lider kapatan bordo-mavili ekip, ikinci yarıda Fenerbahçe'nin 17 maçta 16 galibiyet, 1 beraberlik muhteşem serisi sonrası şampiyonluğu ikili gol averajıyla sarı-lacivertli takıma kaptırdı. Süper Lig'in en gollü maçları Bu sezon 57 yaşına girecek olan eski adıyla Türkiye 1. Futbol Ligi, son yıllardaki adıyla Süper Lig'de şimdiye dek bir maçta en fazla 12 gol atıldı. Fenerbahçe ile Gaziantepspor arasında 1991-1992 sezonunda, 16 Mayıs 1992 tarihinde İstanbul Fenerbahçe Stadı'nda yapılan 30. ve son hafta maçını sarı-lacivertli ekip 8-4 kazandı, filelere giden toplam 12 gol, lig tarihinin şimdiye dek bir maçta atılan en fazla gol olarak kayıtlara geçti. Bu tarihi maçta Fenerbahçe'nin gollerini Tanju Çolak (3), Nuri Kamburoğlu (2), Gerson Candido de Paula, Aykut Kocaman ve Gaziantepsporlu İhsan Okay kendi kalesine, Gaziantepspor'un gollerini ise Durmuş Ali Çolak, Marcello Thomas Monteiro, Hamdi Özturgut ile Fenerbahçeli Semih Yuvakuran kendi kalesine attı. 13 özel maç Ligde geride kalan 56 sezonda, 10 ve daha fazla gol atılan maç sayısı 13 oldu. Bu arada, Süper Lig'in son 8 sezonunda ise sporseverler bir maçta 10 ve üzerinde gol izleyemedi. 'Dört büyükler'in katkısı Lig tarihinde en gollü geçen maçlara 'dört büyükler'in katkısı da büyük oldu. Ligde şimdiye dek en gollü geçen 13 maçtan 8'inde Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe ve Trabzonspor'un imzası bulunuyor. Sporseverler Beşiktaş ve Galatasaray'ın üçer, Fenerbahçe ve Trabzonspor'un da birer maçlarında 10 ve daha fazla golü bir arada izleme keyfini yaşadı. Süper Lig'in '100'ler Kulübü' Eski adıyla Türkiye 1. Futbol Ligi, son yıllardaki adıyla Süper Lig'de geride kalan 56 sezonda en fazla gol atan futbolcu Hakan Şükür oldu. Hakan Şükür, Türkiye'deki lig kariyerinde toplam 249 gol atarak, 2007-2008 sezonunda, bu unvanı yıllar sonra Tanju Çolak'ın elinden almayı başardı ve listenin başına yerleşti. Hakan Şükür'ü 240 golle Tanju Çolak, 219 golle Hami Mandıralı, 217 golle Metin Oktay, 200 golle de Aykut Kocaman izliyor. Hakan Şükür, Tanju Çolak, Hami Mandıralı, Metin Oktay ve Aykut Kocaman, aynı zamanda lig tarihinde 200 gol barajına ulaşan 5 futbolcu oldu. Ligde 100 gol barajını, geride kalan 56 sezonda yalnızca 34 futbolcu geçebildi. '100'ler Kulübü'nün ilk üyesi 1963'te 'dalya' diyen Galatasaraylı Metin Oktay, son futbolcu ise 23 Kasım 2013'te 100. golünü Galatasaray formasıyla Sivasspor'a atan Burak Yılmaz olarak kayıtlara geçti. Yabancı futbolcular Lig tarihinde 100 gol barajına şimdiye dek yalnızca 4 yabancı oyuncu ulaşabildi. Sonradan Türk vatandaşlığına geçen Boşnak Elvir Bolic, Galatasaray, Gaziantepspor, Fenerbahçe, İstanbulspor, Malatyaspor ve Gençlerbirliği formaları altında toplam 129 gole imza atarak Türk futboluna damgasını vurdu. Uzun yıllar Türkiye'de top koşturan Kongolu Andre Kona Ngole de 100 gol barajına ulaşan ikinci yabancı oyuncu olarak tarihe geçti. Fenerbahçe'nin Brezilyalı yıldızı Alex de Souza, 2010-2011 sezonunda attığı 28 golle hem gol kralı unvanını aldı hem de '100'ler Kulübü'ne giren üçüncü yabancı oyuncu oldu. Alex, toplam 136 golle, bu listede en çok gol atan yabancı futbolcu unvanının da sahibi. Listeye girebilen son yabancı, Türk statüsünde oynayan Brezilya asıllı Mert Nobre oldu. Nobre, Fenerbanhçe ve Beşiktaş'ın ardından 2012-2013 sezonunda Mersin İdmanyurdu formasıyla attığı gollerle '100'ler Kulübü'ne adım attı. Orta sahadan 3 isim Türk futbolunun en golcü isimleri arasına giren toplam 34 futbolcudan 3'ü, bu unvana orta sahada görev yaparak ulaştı. Beşiktaş'ın efsanevi oyuncuları 'Şifo' lakaplı Mehmet Özdilek ve Sergen Yalçın ile Fenerbahçe tarihine damgasını vuran Brezilyalı yıldız Alex de Souza, '100'ler Kulübü'ne diğerlerinin aksine forvet hattında değil, orta sahada oynarken girmeyi başardı. Tanju Çolak ve Serkan Aykut en genç, Alex en yaşlı üye oldu Lig tarihinde Tanju Çolak ve Serkan Aykut, 24 yaşında Türkiye'nin en üst seviye liginde 100. gollerini atarak bunu başaran en genç futbolcular oldu. Alex de Souza ise 100. golünü 34 yaşında filelere gönderip, bu unvana en ileri yaşta kavuştu. Öte yandan, Metin Oktay, Fevzi Zemzem, Fikri Elma, Ahmet Özacar, Mehmet Özdilek, Arif Erdem ve Alex de Souza, '100'ler Kulübü'ndeki bütün gollerini tek takımda attı. Bu arada, Süper Lig kariyerinde birçok takımda forma giyen Hasan Özer, 99 golde kalarak, '100'ler Kulübü'nün kapasından döndü. Faal futbolcu sayısı 4 '100'ler Kulübü'nün üyelerinden sadece 4'ü aktif futbolculuk hayatlarını devam ettiriyor. Galatasaraylı Burak Yılmaz ve Umut Bulut ile Kayseri Erciyesspor'a transfer olan Necati Ateş, yeni sezonda atacakları gollerle listenin üst sıralarına çıkmaya çalışacak. Faal futbolculardan Mert Nobre ise PTT 1. Lig'e düşen Kayserispor'da kariyerine devam edecek. Gökhan Ünal en yakın aday Süper Lig'in en golcü futbolcuları listesine yeni sezonda girmeye en büyük aday Gökhan Ünal olarak göze çarpıyor. Ligin yeni takımlarından Balıkesirspor'da forma giyecek olan Gökhan Ünal'ın Süper Lig kariyerinde Kayserispor, Trabzonspor, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyespor ve Kardemir Karabükspor formaları altında 94 golü bulunuyor. 32 yaşındaki futbolcu, yeni sezonda 6 gol daha atarsa '100'ler Kulübü'nün 35. üyesi olacak. AA
Erkeklerle Daha İyi Anlaşan Kızların Yaşadığı 17 Dram
Türkiye’nin ve dünyanın her yerinde, her an, hatta şu an bile binlercesinin yaşandığı bir dramdır. İnsanların gözün önünde gerçekleşen ama kimsenin görmediği sessiz bir çığlıktır. Bir övgü gibi sunulan ama bir dünyayı karartan, kapatan, söndüren bir ifadedir.  -S..erim öyle işi lan!! -Hoop beyler aramızda bayan var ayıp oluyor -Kim? Merve mi? o bizden lan bi'şey olmaz, dimi lan Merve! -Eheh tabi olm Ah be Merve, belli ki grup içindeki erkeklerin birinden hoşlanıyorsun, ona yakın olmak için lanlı lunlu konuşup gruba entegre olmak durumunda kalıyorsun, ama bilmiyor musun ki gün geçtikçe Merve'likten çıkıp bir Ahmet, bir Sacit oluyorsun? Sanıyor musun ki hoşlandığın adam bir Sacit ile birlikte olmak istesin? Neden grubun bir parçası olmak için kendine “o bizden lan” denmesine göz yumuyorsun? Erkek olmak çok mu matah bir şey?  Ah be Merve, senin içinde kopan fırtınaları biliyorum ben. Sırf sevdiğin adama yakın olmak için sana penis takılmasına ses çıkarmayışındaki sessiz çığlıkları duyabiliyorum. Ne zaman ki bir kıza “o bizden” dense bir yerlerde bir kelebeğin öldüğünü, bir çiçeğin solduğunu biliyorum ben. Yapma bunu, kendine testosteron zerk ettirme durduk yere, erkeklerden biri olma, yanında küfür edildiğinde “eheh tabi lan ben de sizdenim” deme Merve, gün geçtikçe salih'leşiyorsun, Necati'leşiyorsun... bunu yapma Merve.
Google, Zync'i Satın Aldı
Google' ın, Amazon.com ile bulut sistemi yarışı kızışırken arama motoru devi Salı günü yeni kurulan video ve özel efekt şirketi Zync Inc.'yi satın aldığını açıkladı. Anlaşmanın detayları açıklanmadı. Zync, 'Star Trek Into Darkness' ve 'Looper' adlı filmlerde de kullanılan video ve özel efekt özellikleri hizmetini sunuyor. Hizmet Amazon bilgisayarlar üzerinden sunuluyor ancak Google Zync'i kendi bulut platformuna alacağını bildirdi. Google bu senenin başında kendi bulut platformunu kullanan daha fazla geliştirici ve şirketi çekmek için hamleler yapmıştı. Amazon Web Hizmetleri bu piyasadaki açık ara lider olsa da Google, Amazon'u yakalamak için çok fazla para ve zaman harcıyor ve tüm yetenek gücünü kullanıyor. Google Mayıs ayında bulut izleme hizmeti Stackdriver'ı satın almıştı ancak Stackdriver müşterilerinin Amazon'unki dahil farklı bulut platformlarını kullanmasına izin vermişti. Zync internet sitesinde Google'ın Bulut Platformu'na katılmanın yeni kurulan şirketin daha iyi bir fiyatlama sunmasına yardım edeceğini bildirdi. Şirket stüdyolara saat başına değil dakika başına ücret biçebilecek. WSJ
Reklam
Manchester United Alay Konusu Oldu
İngiltere'de, yeni teknik direktörü Louis Van Gaal yönetiminde bu sezona da iyi başlayamayan Manchester United, League One takımlarından Milton Keynes Dons'a 4-0 yenilerek Carling Kupası'na henüz ikinci turda veda etti. Milton Keynes Dons taraftarları karşılaşma sırasında Manchester United'la dalga geçti. United taraftarlarına hitaben 'Artık ünlü değilsiniz' diye bağıran Milton Keynes Donslular, Van Gaal'la da alay etti. Milton Keynes Dons taraftarları Hollandalı teknik adama hitaben 'Sabah kovulacaksın' diye bağırdı. Geçtiğimiz sezon İngiltere'de yedinci olan ve Avrupa kupalarına katılma hakkı kazanamayan Manchester United, 1995'ten bu yana ilk kez, Türkiye'de geçmişte Süt Kupası ve Lig Kupası adlarıyla bilinen Carling Kupası'na ikinci turdan itibaren katılmak zorunda kalmıştı. Louis Van Gaal ise karşılaşma sonrası yaptığı açıklamada 'Şoke olmadım çünkü neler olabileceğini biliyorum. Yeni bir takım bir ayda inşa edilmez' dedi. Çok fazla hata yaptıklarını vurgulayan Van Gaal, yedek ve genç oyuncuların durumunu görmek istediğini, kararından dolayı pişman olmadığını söyledi. Manchester United, Premier Lig'deki ilk iki maçında sahasında Swansea'ye 2-1 yenilmiş, deplasmanda Southampton'la 1-1 berabere kalmıştı. Milton Keynes Dons takımı ise bu sezon İngiltere'de, Türkiye'deki karşılığı üçüncü lig olan League One'da, ilk dört maç sonunda yedi puanla yedinci sırada. Takımın oyuncularına bir sezon için ödenen ücret ise yaklaşık 3 milyon sterlin (yaklaşık 3,8 milyon euro). Manchester United sadece yıldızı Wayne Rooney'ye üç ayda bu ücreti ödüyor. Öte yandan, İngiliz gazeteleri Manchester United'ın Milton Keynes Dons'a 4-0 yenilerek elenmesine sayfalarında geniş yer verdi. Daily Telegraph spor ekinin manşetinde 'Formayı utandırmak' derken, Guardian 'ın spor ekinin manşeti 'Küçük düşürücü Dons yenilgisi United'ı ve Van Gaal'a yeniden taban yaptırdı' oldu. Independent Hollandalı teknik adama atfen 'MK Dons 4 - LVG 0' ifadesini kullandı. Times ise Di Maria'nın bir kriz döneminde Manchester United'a transfer olduğunu vurguladı. Di Maria'nın United formasını ilk kez takımının Cumartesi günü deplasmanda Burnley'yle oynayacağı lig maçında giymesi bekleniyor.BBC
Kare Ekranlı Cepten Etkileyici Donanım!
BlackBerry'nin son umudu, kare ekranlı telefonu Passport'un sızan özellikleri parmak ısırtıyor! BlacBerry'nin, çöküşten kurtulmak için son mermisini,Passport isminde kare formunda yeni bir telefon üretmek için harcamaya karar verdiği zaten bilinen bir gerçek. BlackBerry'nin daha önce basına defalarca sızan ancak detayları hakkında bilgi vermediği telefonun detayları ise şirket içinden sızan bilgilerde ortaya çıktı. Kanadalı telefon üreticisinin bütün umutlarını bağladığı yeni telefonu, 4.5-inç genişliğinde ve 1,440 x 1,440 piksel boyutlarında bir ekrana sahip olacak.  Telefonun piksel yoğunluğunun ise 453 ppi olması bekleniyor ki, bu iPhone 6 için beklenen piksel yoğunluğundan daha büyük bir rakam. Cihazda ayrıca 2.2GHz dört çekridekli Snapdragon 800 işlemci bulunacak. Bu da en zor uygulamaları bile rahatça çalıştırabileceğinin işareti. Telefonda 3 GB RAM bulunması da BlackBerry'i özleyenleri sevindirecek bir haber. iPhone 6'nın 1 GB RAM'e sahip olacağını hatırlayalım. Cihazda 32 GB dahili depolama alanı bulunacak ve microSD kart ile ekstra veri depolamak mümkün olacak. 13 MP arka kamerada optik imaj sabitleme sistemi yer alacak. Böylece amatörce hatalar yaparak bulanık fotoğraf çekmek çok zorlaşacak. Video çekme sevdalıları ise1080p HD kalitesinde 60 FPS hızında videolar kaydedebilecekler. Selfie veya konferans görüşmeleri içinse 2 MP çözünürlüğünde ön kamera yer alacak.  Geçtiğimiz haftalarda yapılan bir anlaşma sayesinde BlackBerry kullanıcılarının Amazon uygulama mağazasını kullanabileceklerini de hatırlayalım. Yani BB kullanıcıları eskisi gibi uygulama sıkıntısı da çekmeyecekler. Chip
Reklam
Dünyanın En Büyük Canlı Atatürk Portresi
Anıtkabir’de 6 bin kişiyle en büyük Atatürk portresi yapıldı. Anıtkabir, Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nin 92'nci yıl dönümünde, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün canlı portresini oluşturan 6 bin kişiye ev sahipliği yaptı. Rekor denemesindeki etkinliği Guinness yetkilileri de izledi.
Sibirya Üzerinde Esrarengiz Çizgiler
Sibirya'da ortaya çıkan dev çukurların ardından, şimdi de nasıl ortaya çıktığı bilinmeyen dev çizgiler keşfedildi. NASA, çizgilerin Sibirya'ya özgü jeolojik yapıdan kaynaklandığını düşünüyor. 'Dünyanın sonu' anlamına gelen Yamal bölgesinde keşfedilen esrarengiz çukurların ardından, yine Sibirya'da yer alan yüzlerce kilometre uzunluğundaki çizgilere açıklama getirildi. Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan (UUİ) görülebilen çizikler, Sibirya'nın Kulunda steplerinde yer alıyor. Kuzey Yarımküre'de 52'nci paralelde yer alan çizik şeklindeki yapılar, NASA Dünya Gözlemevi'ne fotoğraf gönderen uydular tarafından görüntülendi. Haziran 2014'te çekilen fotoğrafta, karenin başından sonuna uzayan çizgilerin 300 km'lik bir alanı kapladığı belirtildi. NASA'nın Houston'daki Johnson Uzay Merkezi'ndeki bilim insanları, çiziklerin Sibirya'nın jeolojisinden kaynaklandığını düşünüyor. Bilim insanları, tektonik kuvvetlerin etkisiyle toprakta daha derinlere gömülen kayaların, az ağaçlı arazide uzunlamasına vadiler oluşturduğunu belirtti. Kayalar, arazi seviyesinden daha derine gömüldüğü için kuş bakışı açıdan çizik benzeri bir görünüm oluşturuyor. Çizgilerin 2003 kışında UUİ astronotları tarafından çekilen fotoğrafında, vadide yer alan bitki örtüsü daha belirgin olarak görülüyor. Fotoğrafın sol kısmında, Kulunda’da noktalar halinde yayılmış tuz göllerinden biri olan Gorkoye'de koyu yeşil renkli bitki örtüsüyle çevreleniyor. Rusya'nın buğday merkezi Livescience internet sitesinin haberine göre, Ruslar gölleri çamurlu sularında tedavi olma ümidiyle ziyaret ediyor. Ancak önemli bir buğday kaynağı olan Kulunda bölgesi, tarım potansiyeliyle Almanya'nın da ilgisini çekmiş durumda. Almanya Federal Eğitim ve Araştırma Bakanlığı, 2013 yılında bölgede araştırma yapılması için 4.2 milyon bütçe ayırdı. 20'inci yüzyılda fazlasıyla erozyona uğrayan bölgede tarım için önemli yatırım yapılması gerekiyor. Martin Luther Halle-Wittenberg Üniversitesi'nden Profesör Manfred Frühauf'a göre, Kulunda steplerindeki çiftçilerin çoğu etnik Almanlardan oluşuyor. Kaynak: Al Jazeera
Reklam