onedio
'Bugünden İtibaren Her Gün Ramazan'dır'
Başbakan Davutoğlu, ''Ramazan'da oruç tutarken bayramı nasıl hasretle bekliyorsak, yeni Türkiye'ye kadar bugünden itibaren her gün Ramazan'dır'' dedi.ANKARABaşbakan Ahmet Davutoğlu, Konya Kent Meydanı'nda düzenlenen toplu açılış ve temel atma töreninde yaptığı konuşmada, yine Konya'nın huzurunda bulunduğunu kaydederek 'Hiçbir makamın ve mevkinin Hazreti Mevlana'nın hemşehrisi olmaktan daha yüce olmadığının bilinciyle huzurundayım' ifadesini kullandı.Ahmet Davutoğlu, 'Hiçbir mevkinin Konya'ya hizmetten ali olmadığının şuuruyla huzurundayım. Sana geldim. Teşekkür etmeye geldim. Selam vermeye geldim. Ama en önemlisi aziz Konya, sana sığınmaya geldim, seni şahit kılmaya geldim' diye konuştu.'Konya'nın her bir ferdine selam olsun' diyen Davutoğlu, başta Hazreti Mevlana olmak üzere Konya'nın bağrında yatan Allah dostlarına selam vermeye geldiğini söyledi.Davutoğlu, 'Konya'nın toprağı üzerinde yürüyen her bir aziz kardeşime, gönül dostlarına, Allah dostlarının mirasçılarına selam vermeye geldim. Selam olsun aziz Konya. Teşekkür etmeye geldim' dedi.'Konya seninle gurur duyuyor' sloganlarına 'Sizler bizim gururumuzsunuz' diye yanıt veren Davutoğlu, 'Teşekkür etmeye geldim. Bütün zerrelerimle bütün bilincimle teşekkür etmeye geldim. Çünkü Konya bu sene hep bizi bağrına bastı. Her zaman olduğu gibi bağrına bastı' diye seslendi.Başbakan Davutoğlu, şunları kaydetti:'Bu meydan Sultan Alaattin Keykubat, Hazreti Mevlana şahittir ki Konya bizi hep bağrına bastı. 28 Mart'ta bu meydandaydık. Sayın Cumhurbaşkanımız o zaman sesi kısıldığı için gelememişti. Sizlere hitap etme şerefine nail olmuştum. Bu meydan, bütün toprağıyla taşıyla yine şahit olmuştu. Daha sonra 26 Nisan'da, 30 Mart zaferini kutlamak için Sayın Cumhurbaşkanımızla geldik. Bu meydan yine doluydu. Bu meydan Konyalıların aşkıyla, sevdasıyla doluydu. Sonra 9 Ağustos'ta, Cumhurbaşkanlığı seçiminden bir gün önce bu meydandaydık. Konyalılar ahdetmişti. Bu milletin ilk defa doğrudan seçtiği Cumhurbaşkanına en büyük desteği vermeye söz vermişti. Aziz Konyalılar size selam olsun. Benden ve Sayın Cumhurbaşkanımızdan selam olsun ki her bir 4 Konyalı'dan 3'ü Sayın Cumhurbaşkanımıza destek verdi. Destek verenden de Allah razı olsun, inşallah ileride destek verecek olanlardan da. Her birinize tek tek teşekkür ediyor ve selam ediyorum. Konya'nın taşına toprağına, dağına ovasına, gölüne ırmağına selam ediyoruz, teşekkür ediyoruz.'Konya'nın ilçelerine de selam gönderen Başbakan Davutoğlu, her bir köye ve mahalleye teşekkür ettiklerini dile getirdi.Davutoğlu, 'Allah sizden razı olsun. Allah bu gayreti gösteren bütün Konyalılardan razı olsun. Aziz Konyalılar, bizi tanırsınız. Biz hiçbir güç karşısında eğilmeyiz Allah'ın izniyle. Aziz Konyalılar ve nihayet selam ve teşekkür ile birlikte esas itibarıyla Konya'ya sığınmaya geldik' dedi.Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:'Omuzlarımıza Rabbimizin, milletimizin ve tarihimizin ağır sorumluluğu yüklendiğinde Rabbimize Hacı Bayram'da sabah namazında secdeye varıp O'na sığındık. Rabbimize sığındık, bizi mahcup etmemesi için, ahirette Hazreti Mevlana'nın huzurunda, Sultan Alaattin Keykubat'ın huzurunda mahcup olmamamız için O'na sığındık. Sığınacak merci odur. İkinci sığınacak merci halkımızdır, milletimizdir, Konyalı'dır. Biz Konya'ya sığınmaya geldik. Sizin dualarınıza sığınmaya geldik. Sizin o şefkatli yüreğinize sığınmaya geldik. O ışıl ışıl parlayan gözlerinize, gözlerinizin arkasındaki gönlünüze sığınmaya geldik. Allah Konya'yı sığınacak bir makam olarak bizim gönlümüzden hiç eksik etmediği gibi sizlerin gönlünden de bizi eksik etmesin. Nihayet sizi şahit kılmaya geldik. Şahit ol ey Konya. Şahit ol. Şahit ol ki bu beden, bu dünyada yürüdükçe sadece ve sadece milletimizin hizmetinde olacak. Bu ağır emaneti omuzlarımızda taşırken, milletimizin iradesi dışında hiçbir iradeyi geçerli ve makbul görmeyeceğiz.'Hayal kırıklığına uğrattıkDavutoğlu, 'Biz, düşününüz ki öyle bir kadroyuz ve öyle bir ekip ruhuyla çalışıyoruz ki son bir ay içinde kriz bekleyenleri, son bir ay içinde 'Acaba AK Parti içinde, AK Parti kadroları arasında bir tür, herhangi bir farklılık, fitne doğar mı' diye neredeyse büyük beklentiler içinde, ümit içinde olanların hepsini hayal kırıklığına uğrattık' ifadesini kullandı.Başbakan Davutoğlu, 'Ey Konya, niyetimize şahit ol, amelimize şahit ol, hedefimize şahit ol. Biz bu emaneti menzile ulaştırana kadar, tarihin içindeki yürüyüşümüzü istikbale kadar, hedefine ulaştıracak kadar çalışacağız' değerlendirmesinde bulundu.Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde 9 Ağustos'taki Konya mitingini anımsatan Davutoğlu, 'O Cumhurbaşkanlığı seçimi ki tarihte ilk defa bu aziz millet kendi kaderine hükmetme kararı almıştı' diye konuştu.Davutoğlu, babaannesinin, 'Oğlunla ordu, kızınla oba olasın. Koç koç oğlanların ardına düşe. Dünyalar ayaklarına gele. Herkes sana akıl danışa' şeklindeki duasının yazılı olduğu pankartın açılması üzerine, 'O duayı hiçbir zaman unutmadım, hiçbir zaman unutmayacağım. Babaannemi hatırlayan Konyalılara, gençlere de selam olsun. Ona bir Fatiha bağışlayın ki onun irfanını her yerde egemen kılabilelim' diye konuştu.Davutoğlu, şunları söyledi:'10 Ağustos'ta Cumhurbaşkanlığı seçimi olduktan sonra geçen seneki bütün oyunlara, bütün komplolara rağmen, 30 Mart ve 10 Ağustos zaferlerinden sonra 1 ay içinde neleri başardık. Birçok beklentileri tamamıyla karşılıksız bırakarak, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde önce yoğun bir istişare sürecinden geçtik. Bu ara bir kere daha bütün Konyalılar adına teşekkür ediyorum. Bu istişareler esnasında bendenizin bu omuzlarına bu büyük, ağır tarihi sorumluluğu yüklemek için desteğini ifade eden bütün Merkez Karar Yönetim Kurulu üyelerine, Merkez Yürütme Kurulu üyelerine, il başkanlarımıza, milletvekillerimize, belediye başkanlarımıza, teşkilatımızın her bir mensubuna ve bu istişare sürecini yürüten Sayın Cumhurbaşkanımıza bütün Konyalılar adına bir kez daha teşekkür ediyorum. O istişare süreci sonunda adaylığımız açıklandığında Konya'dan ne kadar büyük bir heyecan uyandığını biliyorum. Her bir Konyalı'nın gönlünde nasıl bir düğün sevdası, nasıl bir bayram havası oluştuğunu biliyorum. Her bir Konyalı'nın evinde, yuvasında nasıl şükür secdelerine kapandığını biliyorum. Allah onlardan razı olsun.'Başbakan Ahmet Davutoğlu, şunları ifade etti:'Hiç unutmayacağım manzara şu aziz Konya'lılar: 10 Ağustos sabahı oyumuzu kullanmak için sandık başına gittiğimizde, emin olun bir amca, yaşlı bir amca, sonradan 90 yaşında olduğunu öğrendiğim bir amca, iki bastonuna tutunmuş bir şekilde merdivenleri çıkmaya çalışıyordu. O amcaya buradan bir kez daha selam gönderiyorum. Şahit olsun ki o yaşta iki bastonla yürüdüğü sandığın onurunu, o sandığın temsil ettiği milli iradenin onurunu ne pahasına olursa olsun sonuna kadar koruyacağız. Bize tevdi edilen emaneti gelecek nesillere, kuşaklara hakkıyla teslim edene kadar uyku bilmeyeceğiz, yorulma bilmeyeceğiz. Tehdit edenin tehdidinden korkmayacağız. Karşımıza dikilenlerin, oynadıkları oyunlardan yılmayacağız ve yürüyeceğiz.''Allah'a hamdolsun ki bugün huzurunuzdayım'Adaylığının açıklandığı 21 Ağustos akşamı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptıkları istişarede, bu süreci en geç 2 haftada en sağlıklı şekilde tamamlama kararı verdiklerini aktaran Davutoğlu, 'Bütün bu süreç tamamlandığında, güvenoyunu aldıktan sonra Konya'nın, aziz Konya'nın huzuruna varacağım' demiştim. Allah hamdolsun ki bugün sizin huzurunuzdayım. AIlah mahcup etmesin' diye konuştu.Konya'nın sığınılacak en büyük makam olduğunu dile getiren Davutoğlu, kentin temsil ettiği yüce değerlerin bütün dünyanın umudu olduğunu belirtti.Adaylığının açıklandığı günün ertesi kongre hazırlıklarına başladıklarını hatırlatan Davutoğlu, 27 Ağustos'ta kongrenin yapıldığını ve kongrede tam bir ahlak ve erdem timsali olarak bütün delegelerin aday gösterilmesiyle kendisine bu ağır tarihi sorumluluğun tevdi edildiğini söyledi.Tüm delegelere Konyalılar adına da teşekkür eden Davutoğlu, o gün bir taraftan Konya adına da o gurur duyarken 'bu ağır emanetin hakkını veremem' korkusuyla yüreğinin titrediğini anlattı.Davutoğlu, şunları kaydetti:'Şimdi Konya, bu emaneti yerine getirirken yanımda, arkamda, önümde duracak mısın? O kritik günlerde secdeye kapanıp dua eden Konyalıların hatırına soruyorum 'Konya duanla her zaman yanımızda olacak mısın? Gerektiğinde, yürü dediğimizde Konya yürümeye hazır mısın? Ayağa kalk dediğimizde, millet adına ayağa kalkmaya hazır mısın? Zulmün karşısında, dik durmak gerekir' dediğimizde tarih adına, millet adına, Allah rızası için tarihin karşısında dimdik durmaya hazır mısın?'Alandakilerin 'evet' yanıtını vermesi üzerine Davutoğlu, bu evetleri bildiği için o ağır emanetleri kongre günü aldığını ifade etti.Davutoğlu, şöyle devam etti:'Ertesi gün, AK Parti kadrolarının erdemini, irfanı, ahlakını teyiden söylüyorum: Hemen ertesi gün 28 Ağustosta iki büyük değişim birden yapıldı. AK Parti kadroları içinden çıkmış 2 cumhurbaşkanımız, 11. Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül, halk tarafından doğrudan seçilmiş 12. cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a o emaneti, birliğimizi temsil eden cumhurbaşkanlığı forsunu teslim etti.''Her bir zerremizle bu milletin hizmetinde olacağız'Aynı günün akşamı yeni Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, kendisine milli iradenin, sarsılmaz milli iradenin timsali olan başbakanlık görevini tevdi ettiğini hatırlatan Davutoğlu, 'Biz görevi aldığımız andan itibaren inşallah bu can bu bedende oldukça, bu ruh bu nefesi alıp verdikçe her bir zerremizle bu milletin hizmetinde olacağız' ifadesini kullandı.Malazgirt ve Dumlupınar zaferlerinin, Anadolu'nun kapılarının açıldığı, istikbalin teminat alındığı o günlerin yıl dönümlerinde, bu kez yeni cumhurbaşkanı ve yeni kabinenin göreve başladığını ifade eden Davutoğlu, 'Allah Malazgirt'in emanetine sahip çıkmayı nasip eylesin. Allah istiklal şehitlerimizin emanetine sahip çıkmayı nasip eylesin. Bu topraklarda bir daha esaret zilletini yaşatmamak için bize güç versin, kudret versin, dizimize derman versin, gönlümüzdeki imanı her zaman kabil kılsın' diye konuştu.30 Ağustos kutlamalarını yaparken hükümet programını da hazırladıkların aktaran Davutoğlu, 'Yorucu seçimlerden çıktık biraz dinlenelim demediklerini' söyledi.1 Eylül'de hükümet programını Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne okuduğunu hatırlatan Davutoğlu, ilk grup toplantısı ve Bakanlar Kurulu toplantısını da yaptıklarını, tüm bu değişim sürecinde tek bir gönül kırıklığı olmadığını aktardı.Mitingde, tüm kabine adına bulunan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın da Konyalılarla yüreğinden gelen sesi paylaşmak istediğini ancak yağmur nedeniyle sırasını kendisine verdiğini belirten Davutoğlu, tüm Konyalılar adınaBaşbakan Yardımcısı Arınç'a teşekkür etti.'Hiç bir arkadaşımız herhangi bir gönül kırıklığı yaşamadı'Büyük bir olgunlukla görev değişimi esnasında yanlarında olan ve bugün de alanda bulunan Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'a da teşekkür eden Davutoğlu, şunları kaydetti:'O gün bir ahlak abidesinin taçlandığı bir gündü. Görev değiş tokuşu yapılırken hiçbir arkadaşımız herhangi bir gönül kırıklığı yaşamadı. İşte bize yakışan budur. Görevi devralan arkadaşlarımız aynı azimle devraldılar. Merkez Karar Yönetim Kurulu'nda görev değişiklikleri oldu. Grup başkanvekilliklerinde görev değişiklikleri oldu. Hepsi bugün yanımızda, omuz omuza. Gerek Bakanlar Kurulu gerek AK Parti Genel Merkezi, gerekse grup başkan vekillerimizi temsilen burada olan arkadaşlarımız aslında bütün AK Parti kadroların temsil ediyor. Onlara ve bütün AK Parti kadrolarına Konya'dan bir destek mesajı vermeye hazır mısınız? Türkiye'nin her yerindeki AK Parti kadrolarına buradan 'evet biz Konyalılar omuz omuza bu misyonu yürütmeye karalıyız' diyor muyuz?'Kendileri için hiçbir şehrin diğer şehre üstünlüğü bulunmadığını ifade eden Davutoğlu, bütün şehirlerin mukaddes olduğunu belirtti.Bütün beldelerde ecdadın alın teri, şehit kanı, manevi tohumunun bulunduğunu anlatan Davutoğlu, Konya'dan 81 vilayete selam gönderdi.Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde hükümet olarak güven oyu almalarına değinen Davutoğlu, kendilerine güven oyu veren Meclis üyelerine teşekkür etti.Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdü:'Bizi eleştirmiş olsalar dahi muhalefet partilerine buradan sesleniyorum: Siz de önümüzdeki dönemde hepimizi onurlandıracak olan 2023 Vizyonu çerçevesinde olumlu katkılarınızı yapın. Küçük siyasi hesaplar içine girmeyin, teklifiniz, önerileriniz varsa bunları değerlendirmeye hazırız ama eğer dışarıdaki bazı işbirlikçilerin içerideki sözcüleri olmaya kalkanlar olursa bilsinler ki hiçbir güç bizi durduramaz.Şimdi aziz Konya şahit ol demiştim. Niyetimize şahit ol. Niyetimiz halistir. Biz vurmayacağız. Biz gönül diliyle konuşacağız ve gönül gözü kapalı olanların, gözleri açılana kadar hayırla güzel sözle onlarla konuşacağız ve diyeceğiz ki bu topraklardaki manevi mirasın adına, Hz. Mevlana'nın adına ne olursanız olun, dinlemeye hazırsanız gelin konuşacağız. Ne olursanız olun başkaları adına değil bu ülkenin istikbali adına bizi dinlemeye hazırsanız gelin konuşacağız. Ama bu milletin iradesine sekte vurmak isterseniz, bu milletin alın teriyle göz nuruyla on yıllardır beklediği o özgürlük ortamına sekte vurmak isterseniz bütün millet adına ayağa kalkacağız ve bundan sonra söz de karar da sadece aziz milletimizdir demeye devam edeceğiz.'Bugünden itibaren her gün Ramazan'dırDavutoğlu, ''Ramazan'da oruç tutarken bayramı nasıl hasretle bekliyor, fedakarlığa hazır olduğumuzu gösteriyorsak, yeni Türkiye'ye kadar, milli iradeyi tam anlamıyla egemen kılana kadar bugünden itibaren her gün Ramazan'dır' dedi.Başbakan Davutoğlu, Mevlana Müzesi'ni ziyaret ettiBaşbakan Ahmet Davutoğlu, Mevlana Müzesi'ni ziyaret etti.Konya Kent Meydanı'nda düzenlenen toplu açılış ve temel atma töreninde halka hitap eden Başbakan Davutoğlu, ardından Mevlana Müzesi'ne geçti.Müze girişinde halkın yoğun ilgisiyle karşılaşan Davutoğlu, kendisini bekleyenleri selamladı. Başbakan Davutoğlu, müze çıkışında vatandaşlarla hatıra fotoğrafı çektirdi.Davutoğlu, ardından müze yanındaki tarihi Selimiye Camii'nde akşam namazını kıldı. Vatandaşlar, çıkışta 'Konya seninle gurur duyuyor' şeklinde sloganlar atarak, sevgi gösterisinde bulundu.Başbakan Davutoğlu, daha sonra Konya Ticaret Odası (KTO), Konya Sanayi Odası ve Konya Ticaret Borsası'nın düzenlediği yemeğe katılmak üzere KTO-TÜYAP Uluslararası Fuar Merkezi'ne hareket etti.
Diyarbakır'da Aşiret Kavgası: 1 Ölü, 4 Yaralı
Diyarbakır'da aralarında husumet bulunan Karahan ile Merdan aşiretleri arasındaki silahlı kavgada 47 yaşındaki Adil Karacadağ öldü, 4 kişi de yaralandı. Olayda bir ev ve otomobil ateşe verilip yakılırken, jandarma ekipleri köyde sıkı güvenlik önlemleri aldı.Diyarbakır'ın merkez Bağlar ilçesine bağlı Karahan Köyü'nde yaşayan Karahan ve Merdan aşiretleri arasında, dün gece bir tartışmayla başlayan husumet çatışmaya dönüştü. Sopalı ve taşlı çatışmada uzun namlulu silahlar da kullanılırken, iki aşiret arasındaki kavgayı önlemek için başka bir köyden gelen Adil Karacadağ açılan ateşle yaşamını yitirdi, 4 kişi yaralandı. Olaylar sırasında Merdan aşiretine ait bir ev ile bir otomobil yakıldı.Yaralıların hastanede tedavisi sürerken, jandarma köyde geniş güvenlik önlemi aldı. Karahan Köyü'ne giriş ve çıkış kontrol altına alınırken kavgaya karışan ailelerin evlerinde köpeklerin de kullanıldığı arama yapıldı. Olayda kullanıldığı belirlenen 3 Kalaşnikof, 1 G-3 tüfek ele geçirildi.Jandarmanın aldığı güvenlik önlemleri köyde devam ederken olayla ilgili soruşturma devam etti.Canan ALTINTAŞ - Serdar SUNAR / DHA
Türkiye'nin Tarihi Markaları Satılıyor
Sümer Holding A.Ş. Genel Müdürlüğü, Sümerbank, SEKA, Merinos gibi tescilli markaları satışa çıkardıTürkiye tarihinin en önemli markalarından olan Sümerbank, SEKA, Merinos, Sümer Halı gibi tescilli markaları satışa çıkartıldı.Anadolu Ajansı'nın haberine göre, Resmi Gazete'de yayımlanan ilanla, Türk Patent Enstitüsü tarafından tescil edilen Merinos, Bursa Merinos, Career, Azot Sanayii, TÜGSAŞ, SEKA, TURBAN, Sümer Halı, Sümerbank ve Hereke markaları satış yöntemi ve pazarlık usulü ile satılacak.İhalede, her marka için geçici teminat bedeli 50 bin lira olarak belirlendi.Teklifler, şartnamede belirtilen hususlar dikkate alınarak en geç 14 Ekim saat 16.00'a kadar Sümer Holding AŞ Genel Müdürlüğü'ne ulaştırılacak. Holding, teklif verme süresini uzatabilecek.Sümerbank, ülkenin sanayileşmesini sağlamak, temel sanayi dallarında kurumlar oluşturmak, halkın gereksinimlerini karşılamak, ülkenin her bölgesinde yöre insanına istihdam yaratmak için 'Sanayide Devlet' sloganı ile 11 Temmuz 1933'te kuruldu.Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Özelleştirilmesi Hakkında Kanun çerçevesinde, 11 Eylül 1987 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile Sümerbank'ın özelleştirilmesine karar verilmişti.T24
Reklam
'Yayalar Alt ve Üst Geçitlere Zorlanamaz'
Avcılar’da üst geçide kamyon çarpması nedeniyle olan ölümlü kaza 'yaya haklarının' önemini bir kez daha ortaya çıkardı. Uluslararası yaya hakları bildirgesine göre yayalar zeminde olmalı. Konu üzerine çalışan Dr. Üstündağ’a göre Türkiye'de yaya hakkı yeni yeni hesaba katılıyor.Hepimizin ‘önce yaya sonra şoför’ olduğunu anımsatan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinden Dr. Kevser Üstündağ ile Türkiye’de yeni yeni gelişmeye başlayan ‘yaya hakkı’ kavramı üzerine konuştuk.Şehir Bölge Planlamacısı ve ‘Sokak Bizim’ derneği kurucusu Üstündağ, yayaların alt ve üst geçitlere zorlanamayacağını, kaldırımların en az 130 santim olması gerektiğini anlattı. Tıpkı insan hakları evrensel bildirgesi gibi yaya hakları bildirgesi olduğunu da vurguladı.'İnsanı merkez alan bir planlamayla İstanbul’da bile yaya haklarına saygılı alanlar oluşturulabilir', diye düşünen Üstündağ’ın Al Jazeera’ya anlattıkları şöyle:Yaya hakları nedir, somut örneklerle anlatır mısınız?Yaya haklarının temeli, yayanın yürüdüğü yolun güvenli ve emniyetli olmasıdır. Hem kazalara karşı korumalı olmalı, hem de soygun, saldırı gibi durumlara karşı da korumalı olmalı. Bir de yayanın sürekliliği olmalı. Yürürken karşısına öyle duvar, alt geçit üst geçit, refüj gibi erişimi engelleyici kısıtlamalarla karşılaşmamalı.Mesela yürürken, kaldırıma park etmiş arabayla yolu kesilmemeli. Kaldırım en az 130 santim genişliğinde olmalı. Bir insanın omuz hizası 60 santim. İki insanın birbirlerini rahatsız etmeden, birbirine değemeden yan yana geçebileceği alan da en az 130 santim. Araç trafiği düzenlenirken, şeritlerin belli bir genişliği var, çünkü arabaların boyutları belli ama kaldırım planlanırken bu yapılmıyor.Ayrıca yayanın konforu da, yaya haklarının bir parçası. Bütün bunlar da aslında kent haklarının savunulması demek. Ama biz yaya olduğumuzu, yaya olarak yürümenin zor olduğunu ancak arabadan inince fark ediyoruz. Ya da kriz anlarında, ciddi bir sis olduğunda, kar yağdığında, fırtına nedeniyle köprü trafiği kapandığında. Bu gibi durumlarda hatırladığımız bir şey yaya hakkı.Yayanın konforu ne demek?Mesela iklim şartlarına karşı da yayanın korunması gerek. Sıcaksa, yayaların yürüyeceği alanların ağaçlıklı yol kenarlarına yapılması, yağmura karşı pasajlı geçitler yapılması gibi. Yürümenin de bir standartı var. Büyükada büyüklüğünde Alış- veriş merkezleri var. Oralarda yayaların konforlu bir biçimde yürümesi için standartlar belirleniyor, planlama yapılıyor.Yedi tepeli İstanbul’da nasıl olacak bu?Bir kenti yayayı merkeze alarak planlarsanız bu tip krizlerle girmezsiniz. Bir kenti çocuklar ve engelliler için planlarsanız, yayalar için de gerçekten cennet olur. Ama, “Aaa, biz yayayı unuttuk. Araçlı yolculuklara yönlendirdik şimdi bunlara yol yapalım. Bir de otobüs yolu yapalım ama yayayı alt üst geçitlerden geçirelim” demekle olmaz tabii. Bizde yaya üzerine yeni yeni sayımlar yapılmaya başlandı. Yayalar yeni yeni fark ediliyor. Trafik ışıkları mesela. Kaç arabayı ne kadar bekleteceğinizi ve bunun etkilerini hesaplıyorsunuz ama kaç kişinin oradan geçeceğini göz ardı ediyorsunuz. Mesela Beşiktaş’ta, 75 saniye yaya bekler ve 25 saniyede geçer. Planlamanın merkezinde araç var yani, yaya değil.3 Eylül’de İstanbul Avcılar’da damperi açık bir tanker yaya üst geçidine çarptı. Bir kişi öldü 2 kişi yaralandı. Oysa yaya hakları yayaların alt ve üst geçitlere zorlanamayacağını söylüyor. Bu kazayı, yaya hakları açısından değerlendirir misiniz?Ü st geçidin orada yapılma nedenini konuşmak gerek. Toplu taşım sistemini bir parçası olarak yapılıyor. Siz toplu taşımı yaya için yapıyorsunuz, araç için değil. O yüzden de yayayı toplu taşım durağına güvenli götürmek zorundasınız. Eğer siz bir karayolunda yaya götürüyorsanız, projenin bütününde bir hata yapmışsınız demektir. Yayanın oraya çıkıp inmesinden de öte, bir toplu taşım sistemine entegre edecek biçimde güvenli aksınız olmazsa, toplu taşımı verimli çalıştırmıyorsunuz demektir. Yayının erişemediği toplu taşım da kente hizmet vermiyor demektir .İnsan hakları evrensel bildirgesi var, yaya hakları için de böyle kabul gören uluslararası belge var mı?Var. Yaya Hakları İçin Avrupa Kentsel Şartlar Bildirgesi. Dört temel unsuru var: Kent sokakları yayalarındır; Kentler, sosyal arenalardır ve bu arenalar yayalar tarafından kullanılır, Araçlı yolculuklar en aza indirgenerek toplu taşım kullanılmalardır ve yaya hakları savunulmalıdır.Yaya hakkı kavramı nasıl gelişti?Araçlar için bazı kurallar çıktıktan sonra şoförler abandone oldular. Onlara denildi ki, “Sen önüne çıkana dikkat et, senin güvenli gidebilmen için biz önünü çıkan engelleri kaldıracağız.” Onların da algıları azaldı. Makineye geçmeden önce, faytonlarla ulaşım sağlanırken yaya algısı daha kuvvetliydi mesela. Araçlar çoğaldıktan sonra yayalar insan olmaktan çıktı araçların önünden kaçmaya çalışan, bilgisayar oyunlarında ‘ıskaladık’ denilen şeylere dönüştü. İnsan olmaktan çıktılar. Kent sokakta başlıyor, sokakta sosyal birliktelik var ama araçlar sokağı işgal edince bu sosyal iletişimden de yoksun kalıyorsunuz. Bütün bunlar da yayayı dışarıda bırakıyor, ötekileştiriyor ve araçlara karşı her zaman kendini savunur hale getiriyor.Fakat kentler kocaman. Her şeyi nasıl yaya merkezli yapacağız?Tabii ki arabalı yolculuklar yapacağız. Ama yayanın dokunabileceği tarihi dokuya bile katlı kavşak koyuyorsanız o kentte yirmi yılda otuz yılda bile yayaya dönemezsiniz. Kenti hormonlamışsınız demektir. Organik ulaşım diye tanımladığım bir şey var. Birkaç ayağı var bunun. Birincisi organlarımıza dayandığımız ulaşım sistemi. İkincisi biz zaten organik dokusu olan eski dokusu olan kentlerle varız. O organik dokulardan uzaklaştıkça kentler canavarlaşıyor yani hormon alıyor. Kentlerin sağlıklı yaşaması için de insanı temel alan ulaşıma ihtiyacı var. Hormonsuz ulaşıma. Ama bizde bütün şehirler büyüyünce İstanbul olacağım diyor. Oysa sağlıklı yaşama potansiyelini artırabilmek için yayaya önem vermek gerekiyor. Trafik ışıkları olmamalı mesela. Yüz yüze göz göze süren ilişkiler olmalı. Yaya ile sürücü göz göze gelebilecek şekilde harekete etmeli. Sinop’ta trafik ışığı yok mesela. Sinop’ta trafik ışığı olmamasına biz özeniyoruz ama Sinop gurur duymuyor bununla. ‘Yeterince aracımız yok,’ diyen insanlar da var ama sürücüler ve yayalar birbirine saygılı. Araçlı trafikte de insanlar birbirlerine yaya gibi davranıyor. Hız 40’ın üzerine çıkmıyor. Dünyanın dikkate aldığı kıstaslar da bunlar zaten. Şoförle göz göze gelip trafik ışığının olmadığı yerlerde sağladığımız çözümler. Dünya bunu model olarak karşımıza çıkartıyor.İyi de İstanbul da trafik ışıklarını kaldırmak bir kâbus olabilir!Bütün düşünmeyin. İstanbul’da araçsız adalar var. Büyükada büyüklüğünde mahalleler var. Özellikli güzel mahallerimiz var. Bu alanları tanımlayabiliriz. “Şu alan içine araçlı girerseniz çıkışınız 20 dakika. Çünkü içeride trafik levhası yok. Çocuk var, karşınıza oyun alanı çıkabilir. İsterseniz gidin. İstemezseniz işte transit yolunuz”. Bunun illa kentin özel bir yeri olmasına gerek de yok. Kentin içinde rahatlama noktaları. Bunu bazı ülkeler yapıyor. Burada önemli olan sizin niyetiniz.Türkiye de yaya hakkı kavramı hangi aşamada?2001 yılında doktora tezime başladığımda naif bulunmuştu. Konusu insan öncelikli ulaşımdı. Sonra Konya'da bisiklet yolları ile ilgili detaylı bir çalışma çıktı. İlk bisiklet planı olan şehirdir Konya. Bisiklet geleneği olan bir kent çünkü. Ama otuzar ellişer metrelik otobanlar yapınca yaya ve bisiklet güvenliğinden söz etmek zor. Fakat zamanla sempozyumlar yapıldı, farkındalık artmaya başladı. Genç arkadaşlarımla birlikte belediyelerle işbirliği içinde, sokakları bir gün olsa kapatmaya başladık. Sokağı kapatıp, bir arabanın park etmesi için gerekli olan 2,5 metreye 5 metrelik alanda kaç çocuk oyun oynanabiliyor, kaç kişi spor yapabiliyor gibi farkındalık yaratmaya çalıştık. O “Arabalar olmadan bizim sokak ne güzelmiş” demeye başladılar insanlar. Fakat tabii, yayanın lobi olma şansı yok. Ama aracın lobi olma şansı yüksek. Araçlı yolculuklar çok büyük bir ekonomi kaynağı çünkü. Trafik kültürümüzün toplumsal boyutu eksik. Oysa kapımızın önü kamusal alan oraya park edecek araç bizi ilgilendirilmeli.Yaya bilinci nasıl gelişir?Tüketici hakları da yoktu yakın bir zamana kadar. Benzer bir durum var burada. Ulaşımı ben mi çözeceğim, diyecek kadar mütevazı olmamalı insanlar. Herkes önce yaya sonra şoför olduğunu anlamalı. Herkes üzerine düşüne yapmalı, sigortacısından avukatına kadar. Herkesin ben de bir şey yapabilirim demesi gerek. Kapısının önündeki kaldırımın işgal edilmemesi gerek örneğin. Buna ortak çözüm geliştirmekle başlayabilir. Ayaklarımız yokmuş gibi davranmaktan vazgeçebiliriz. Çocuklarımızı okula servisle gönderebiliriz. Batı ülkelerinde park hakkı diye bir kavram gelişiyor. Toplu taşıma gelince aracını bırak, park et, metroya bin git, hakkı bu. Bunların olabilmesi içinse yan yana geleceğiz. Mahalleli olarak çözeceğiz. Eskiden mahalleli kendi sorunlarını ortak çözebiliyordu. Çünkü mekânı sokaktı. Mekân sokak değil ev olduktan sonra yaya hakları savunuculuğu da gelişir. Buna ‘belediye baksın’ değil, belediyeden talep etmek gerek. Bunu da yan yana gelerek bulabiliriz, eski geleneklerimizi unutmadan, bunu ‘buralarda dutluktu, ne güzel yürürdük buralarda’ nostaljisine kapılmadan, gelişmenin bir ivmesi olarak görerek.Umutlusunuz yani?Planlamada 20 yıl hedefi vardır. Ben de kent içinde ulaşım alternatifleri konusunu çalışmaya başlayalı yirmi yıl olmak üzere. Yirminci yılda kendimi kutlayacağım. Çünkü çok daha fazla kişi bu sorunu konuşuyor. Çok daha fazla belediye konuya duyarlı. Biz daha ekme aşamasındayız. Biçmek için zaman gerekiyor.Ayşe KarabatAljazeera
HTC'nin Akıllı Saatini Bekleyenlere Kötü Haber
Bu yıl birçok teknoloji devi akıllı saat pazarına giriş yapmayı tercih etti. Uzun zamandır T ayvanlı HTC 'nin de bir akıllı saat üzerinde çalıştığı söyleniyordu. Hatta bu saate dair bazı fotoğraflar bile ortaya çıkmıştı. Ancak bugün gelen yeni bilgiler, HTC'den akıllı saat bekleyenleri bir hayli üzebilir.Pocket-lint tarafından ortaya atılan iddialara göre HTC, Android Wear işletim sistemli akıllı saat planlarından vazgeçti . Henüz HTC'nin akıllı saat planlarını rafa kaldırdığına dair resmi bir bilgi mevcut değil. Ancak bazı kaynaklar şu anda üzerinde çalışılan akıllı saatin yüksek maliyet içermesinden dolayı HTC'nin vazgeçtiğine inanıyor.HTC'nin finansal sicili göz önüne alındığında şirketin, akıllı saat trendine karşı tedbirli davrandığı tahmin ediliyor.teknokulis
Reklam
Tecavüz Selfie'si Yakalattı
Almanya'nın Aşağı Saksonya eyaletindeki Stade kentinde bir sapığın tecavüz ettiği kadınlarla selfie çektiği ortaya çıktı.Almanya'nın Stade kentinde bir sapığın tecavüz ettiği kadınlarla selfie çektiği ortaya çıktı. 22 yaşındaki marangoz kalfası, 14 yaşındaki bir kıza ve 20 yaşındaki bir kadına tecavüz ettiği için yargıç karşısına çıkarıldı. Polis, suçluyu cep telefonunda bulduğu ve tecavüz ettiği kurbanlarıyla çektiği fotoğrafları sayesinde yakaladı.SUÇLUYU ELE VEREN CEP TELEFONUŞubat 2014’te 14 yaşındaki kıza iki gün boyunca tecavüz eden sapığın, kurbanıyla toplam 97 fotoğraf çektirdiği saptandı. Mart’ta tutuklanan sanığın DNA testiyle kanıtlanan suçu, kendi çektiği fotoğraflarla daha da kesinlik kazandı. Abendzeitung’un haberine göre, sanık olayları ifadesinde tüm ayrıntılarıyla anlattı..Sondakika
AVM Tuvaletinde Tecavüz İddiası
Daha önce gönül ilişkisi olduğu gencin kendisine AVM'de tecavüz ettiğini iddia eden kadının suç duyurusu üzerine 20 yaşındaki A.Y gözaltına alındı. Zanlı sorgusunun ardından serbest bırakıldıAydın’da, 30 yaşındaki A.Y.’nin, alışveriş merkezinin tuvaletinde kendisine tecavüz ettiğini öne sürerek şikayetçi olduğu 22 yaşındaki N.S. gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen N.S., tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Eşinden ayrı yaşayan N.S., perşembe günü saat 09.00 sıralarında, daha önce bir süre çalıştığı Cumhuriyet Mahallesi’ndeki alışveriş merkezine gitti.KOLUNDAN YAKALAYIP ZORLA TUVALETE SOKTUAlışveriş merkezinin yiyecek içecek bölümünün bulunduğu üst kata çıkan N.S., buradaki tuvaletlerin önünde beklemeye başladı. N.S., bir süre sonra tuvalete gelen ve aynı alışveriş merkezindeki bir mağazada çalışan ve daha önce bir süre gönül ilişkisi yaşadığı kız arkadaşı A.Y.’yi kolundan yakaladı. A.Y., kendisini zorla tuvalete sürükleyen N.S.’nin tecavüz ettiğini ileri sürüp, Efeler Polis Merkezi’ne şikayetçi oldu. A.Y., ifadesinde, 'Evlenme isteğini reddedip, ayrıldığım N.S., beni zorla tuvalete sokup, duvara dayadıktan sonra, bağırmama için ağzımı kapattı. Ardından tecavüz edip, ’Hamile kalacak, benimle evleneceksin’ dedikten sonra kaçtı. Şikayetçiyim' dedi.Posta
Reklam
'Kırmızı Halıda Yürürken Heyecanlandım'
Venedik Film Festivali'nde sinema eleştirmenlerince verilen Premio Bisato D'oro En İyi Erkek Oyuncu ödülüne layık görülen 'Sivas' filminin Yozgat'ın Yerköy ilçesinde yaşayan çocuk başrol oyuncusu Doğan İzci ile ailesi büyük sevinç yaşıyor.Yerköy'de Şehit İbrahim Karadağ Ortaokulu 6. sınıf öğrencisi Doğan İzci'nin babası Nedim İzci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 'Sivas' filminde başrol oynayan oğlunun Venedik Film Festivali'nde ödül kazandığını öğrendiğinde çok şaşırdığını ve gurur duyduğunu ifade etti.11 yaşındaki oğlu Doğan'ın okulda 200 öğrenci arasından yönetmen Kaan Müjdeci tarafından seçildiğini, Yozgat'ın Küçük Nefes köyünde çekilen 'Sivas' filminde başrol oynadığını belirten İzci, filmin çekimlerinin 5 aydan fazla sürdüğü söyledi.Oğlunun bir filmde başrol oynayacağı söylendiğinde inanamadıklarını anlatan İzci, şunları kaydetti'Dünyalar bizim oldu. Yönetmen Kaan Bey bize geldi, 'çocuğunuzu beğendik müsaade ederseniz filmde oynatacağız' dedi. Biz de müsaade ettik. Allah razı olsun yönetmeninden ve çocuğum da Türkiye'yi temsil etti, ödül kazandı. Filmin çekimlerini izledik ama gösterimini izleyemedik. Ödül almasını beklemiyorduk, sinema camiasının içinde olmadığımız için. İlk defa oynadığı için beklemiyorduk.'İzci, Doğan'ın vizesinin süresi bittiği için ödülünü alamadığını, ödülü filmin yönetmeni Kaan Müjdeci'nin alacağını sözlerine ekledi.'Kırmızı halıda yürürken heyecanlandım'Sivas filminin çocuk başrol oyuncusu Doğan İzci ise filmde Aslan isminde bir çocuğu canlandırdığını ifade etti.İtalya'da diğer oyuncular ve yönetmen Kaan Müjdeci ile filmin galasına katıldığını anlatan İzci, 'İlk defa yurt dışına gittim. Hayatımda ilk defa uçağa bindim ve birazcık korktum. Çok sevindim, mutlu oldum. Kırmızı halıda yürürken heyecanlandım' diye konuştu.Ödülünü Kaan Müjdeci'nin alacağını söyleyen İzci, şöyle konuştu:'Oyunculuk zor biraz. Oyunculuk yapmak için prova yaptık. Daha önce tiyatro da oynamadım. Ya iyi bir oyuncu olmayı düşünüyorum ya da iyi bir vali olmayı düşünüyorum. Köpekten çekimlere başlamadan önce biraz korktum, daha sonra da alıştım. Kaan Abi Türkiye'ye döndüğünde ödülü bana göndereceğini söyledi.'Doğan İzci'nin annesi Yurdagül İzci ise çok sevindiklerini dile getirerek, 'Çok seviniyorum çocuğum için. Okulda buldular, 'anne beni filme götürüyorlar' dedi ben inanmadım. Evden bir ay, iki ay kadar ayrı kaldı. Sevindim ama şok oldum. Beklemiyorduk böyle bir şeyi. İtalya işini hiç beklemiyorduk biz. Biz okumasını istiyoruz, kendisi ne isterse onu olacak. Haberlerde görünce çok sevindik' ifadelerini kullandı.CNNTürk
'F.Bahçe'den Ayrılmak Bana Ödül Gibi'
Fenerbahçe'de A2 takımı ile çalışmalarına devam eden Milos Krasic, yaz aylarında takımdan neden ayrılamadığını anlattı.Yaz aylarında sakin bir transfer dönemi geçiren Fenerbahçe'de yaz aylarında elden çıkarılamayan ve A2 takımı ile çalışmalarına devam eden Milos Krasic, Sırp basınına sitem etti.La Liga ekiplerinden Elche'ye transferinin gerçekleşemediğini kaydeden Sırp oyuncu, 'Elche'ye transferim gerçekleşmediyse, benim yapabileceğim bir şey yok. Kulüp son 20 günde transfer yapamadı. Sebebi de, o fair-play mi ne diye çağırdıkları şey. Benim bir pişmanlığım yok. La Liga'da gerçekten oynamak istiyordum' ifadelerini kullandı.ŞAŞIRTAN 'PARA' SÖZLERİ...Kayda değer başka kiralık teklifi almadığını belirten tecrübeli oyuncu, ücretinde indirim yapmaya da yanaşmadığını söylerken, 'Geçen sezon bir miktar paradan vazgeçtim ve ayrıldım. Bu sezon aynı hatayı yapmadım. Artık başka bir takıma gitmek benim için ödül gibi. Şu anda profesyonelim ve ne deniyorsa onu yapıyorum. İdmana gitmek bana ağır gelmiyor, olması gereken o' diye konuştu.'SÖZLEŞMEMİN FESHEDİLMESİNİ TALEP EDECEĞİM'Sarı-lacivertlilerden ara transfer döneminde ayrılmayı umduğunu belirten orta saha, 'Kış aylarında kesin olarak ayrılacağım. 30 yaşına geldim. Menajer ile konuşacağım ve sözleşmemin feshedilmesini talep edeceğim. Eğer kabul edilmezse de, futbolda kiralama diye bir şey de var, değil mi?' diyerek sözlerini noktaladı.Fenerbahçe'nin 2012/13 sezonu başında 7 milyon euro bonservis ile Juventus'tan kadorya kattığı, geçen sezon Fransız ekibi Bastia'ya kiraladığı ve 2016'ya kadar sözleşmesi bulunan oyuncusu, sarı-lacivertli takımdan yıllık 2,3 milyon euro ücret alıyor.Habertürk
Reklam
Marmara'da Kaybolan Gençlerden Umut Kesildi
İstanbul Kumburgaz'da denize açıldıktan sonra kaybolan gençleri arama kurtarma çalışmalarına son verildi.Arama çalışmalarının son verildiğini Genelkurmay Başkanlığı açıkladı. Açıklamada, 'İstanbul/Kumburgaz, Kamiloba'da denizde kaybolan beş kişiden halen kayıp olan dört kişinin arama faaliyetine Sahil Güvenlik yüzer unsurları ile denizden, arama kurtarma helikopteri ile havadan devam edilmiş, ancak söz konusu şahıslara ait herhangi bir bulguya rastlanmamıştır. Arama kurtarma faaliyetine son verilmiştir' denildi.Kumburgaz sahilinden 17 Ağustos'ta deniz bisikletiyle açılan Mikail Çelik, Serdar ve Doğan Demir kardeşler ile Şükrü Kahraman ve Yusuf Büyükizgi'den haber alınamamış, aramalarda Marmara Adası açıklarında 23 Ağustos'ta bulunan cesedin Serdar Demir'e ait olduğu tespit edilmişti.aljazeera
Reklam
Ağrı Valisi: Hava Şehitleri Anıtı'nın Yıkılması Mümkün Değil
AĞRI Valisi Mehmet Tekinarslan, Belediye Başkanı Sırrı Sakık'ın Hava Şehitleri Anıt'ını ucubeye benzetmesi ve yıkılmasını istemesiyle ilgili olarak 'Hava Şehitleri Anıtı'nın bulunduğu yer 3 bin metrekarelik hazineye ait bir sit alanı. Burada herhangi bir işlem yapmak hukuken de mümkün değildir' dedi.DBP'li Belediye Başkanı Sırrı Sakık, geçtiğimiz gün Hava Şehitleri Anıtı'nın yıkılmasını isteyerek, 'O anıt, Kürtlerin gözünün içine sokulan bir anıttır. Bu acıları sen getirip, Kürt'ün gözünün içine sokarak o pervaneyi oraya dikersen valla ben o anıta manıta saygı duymam. Yetkim olursa aynı anda yıkarım. O anıt bir ucubedir' demişti. Vali Mehmet Tekinarslan, Başkan Sakık'ın bu sözlerine katıldığı bir düğünde cevap verdi. Vali Tekinarslan, anıtın tarihçesine değinerek 1939 yılında İran Şahı'nın düğün merasiminden dönen Diyarbakır hava filosuna ait bir uçağın Ağrı civarında düştüğünü ve iki pliotun da şehit olduğunu hatırlattı. Mehmet Tekinarslan, bu pilotların kesinlikle Ağrı Dağı'nda 1926-1930 yılları arasındaki çatışmalarda şehit olmadığını ve hava operasyonlarına katılmadıklarını söyledi. Tekinarslan ' Uçağın düşüş şekli, düştükten sonraki kalıntıları ve bu kalıntıların hangilerinin anıtta kullanıldığı bilgilerini Belediye Başkanımız Sayın Sırrı Bey ile paylaştım. Kendisi tabi bizim belediye başkanımız. Biz kendisine değer veriyoruz, samimi ve içten buluyoruz. Ancak gündeme getirdiği konuya bakış açısı kendi tercihi olabilir. Resmi kaynaklar dışında bu konuyla ilgili paralel bilgiler var. Oradan aldığı bilgilerle mi vatandaşlarımızla paylaşıyor ? Bu uçakların 1929'da düştüğü fikrini aklına kim soktu bilmiyoruz. Hava şehitleri anıtının bulunduğu yer 3 bin metrekarelik hazineye ait bir sit alanı. Burada herhangi bir işlem yapmak hukuken de mümkün değildir. Ben Sırrı Bey ile iki kez konuştum ve oranın durumunu anlattı. Türk Tarih Kurumu'ndan, Milli Savunma Bakanlığı'ndan, Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan buradaki anıtla ilgili tarihçeyi sorabilirler' diye konuştu.Vali Mehmet Tekinarslan, çözüm sürecini zedelememek için çok dikkatli davrandıklarını belirterek şöyle devam etti:'Burada özellikle çözüm süreci bağlamında bir tırnak kesmiyoruz, biz çok ciddi bir beyin ameliyatı yapıyoruz. Çözüm sürecinin burada etkili olmasıyla şehrimizin ve halkımızın hayatlarını her noktada olağan şekilde devam ettirmesi emeklerimizin de karşılığını aldığımızı gösterir. Ağrılı hemşerilerimiz de burada gereken özeni göstermiştir. Kendi kurumlarımız çerçevesinde biz tam yetkilerimize göre hareket etmek durumundayız. Çocuklarımızın geleceğinin, huzurunun bu tür siyasi polemiklerle zedelenmesini arzu etmiyoruz.'Milliyet
Ve Bilim Bunuda Yaptı: Kıtalar Arası Telepati
Harvard Üniversitesi'nden bilim insanları Hindistan ve Fransa'daki iki kişi arasında telepati kurmayı başardıDünyanın en saygın üniversitelerinden Harvard’dan bilim insanları, bir kişinin beyninden diğerine, herhangi bir iletişim kurmadan mesaj gönderilebileceğini kanıtladı.Fransa ve Hindistan’daki iki kişiyle yapılan araştırmada kişilerin birbirlerinin beyinlerine mesaj gönderebildiği bulgusuna ulaşıldı. Aralarında binlerce kilometre mesafe bulunan kişilerin telepati kurabilmesi bilim dünyasında şaşkınlıkla karşılandı.Konu hakkında AFP’ye konuşan bilim insanı Giulio Ruffini, “Telepati rüyasının teknolojik olarak gerçekleşmesi yaşandı, ancak bu kesinlikle sihirli bir şey değil” dedi ve ekledi, “Beyinle elektromanyetik olarak etkileşime geçmek için teknolojiyi kullandık.”KELİMELERİ DOĞRU AKTARDISonuçlarıyla bilim dünyasında büyük ilerleme kaydeden deneyde, kablosuz, internet bağlantılı elektroensefalografi (EEG) giyen bir kişiden “merhaba” gibi basit selamlama kelimeleri düşünmesi istendi. Bir bilgisayar ise kelimeleri dijital ikili koda (metinlerin 0 ve 1 kullanılarak ifade edilmesi) çevirdi.Daha sonra bu mesaj Hindistan’dan Fransa’ya mail yoluyla gönderildi ve alıcı kişiye robot yardımıyla ulaştı. Posta
33 Kurşun Logo Oldu
Van'ın Özalp İlçe Belediyesi, logosunu meclis kararıyla değiştirdi. Özel bir firmaya yaptırılan logo, 1943 yılında Orgeneral Mustafa Muğlalı'nın emriyle öldürülen 33 sivili sembolize ediyor. Belediye Başkanı DBP'li Handan Bağcı, eski logonun başka bir belediyeye ait olduğunu, bu nedenle değiştirme gereği duyduklarını söyledi.Özalp İlçesi'nde 71 yıl önce hayvan kaçakçılığı iddiası ve 3'üncü Ordu Komutanı Orgeneral Mustafa Muğlalı'nın emriyle kurşuna dizilmesi Özalp Belediyesi'nin yeni logosuna da esin kaynağı oldu. Geçen hafta yapılan Özalp Belediyesi Meclisi toplantısında, yeni bir logo yapılması oy birliği ile kabul edildi. Bunun üzerine özel bir firmaya öldürülen 33 kişiyi sembolize eden Türkçe-Kürtçe yeni logo yaptırıldı.Özalp Belediye Başkanı Handan Bağcı, daha önceki belediye logosunun Özalp’ı temsil etmediğini ve bir başka belediye tarafından daha önceden kullanıldığını belirlediklerini söyledi. Bağcı, belediyenin yeni logosunda bulunan figürlerle ilgili de bilgi vererek, şöyle dedi:'Yeni logomuza; 1943 yılında katledilen 33 masum insanımızı temsil eden insan figürleri ile 33 kurşun bırakılmıştır. Ayrıca kadın-erkek eşitliği ile bölgemiz için geçim kaynağı olan buğdayı resmettirdik. Logomuzda bulunan kartal figürü güç ve direngenliği simgelemektedir. Logomuzdaki güneş ise temel yaşam kaynağını temsil etmektedir.'Ferhat ATACAN/DHA
Reklam