Sivas'ta Polisleri Taşıyan Otobüs Devrildi: 3 Şehit 33 Yaralı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Gümüşhane gezisinde görevli polisleri taşıyan otobüs, Sivas'ın İmranlı ilçesi Kızıldağ mevkiinde devrildi. Kazada ilk belirlemelere göre 3 polis şehit oldu 30'un üzerinde polis de yaralandı.CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan'ın Gümüşhane programında görevlendirilen Malatya Emniyet Müdürlüğü bünyesindeki Çevik Kuvet polislerinin bulunduğu otobüs, dönüş yolunda Sivas yakınlarında kaza yaptı. Yağış nedeniyle kayganlaşan yolda kontrolden çıkarak devrilen otobüste bulunan 3 polis şehit oldu, 33 kişi de yaralandı.Kaza saat 01.30 sıralarında Sivas-Erzincan Karayolu üzerinde İmranlı ilçe merkezine 25 kilometre mesafedeki Kızıldağ geçidi inişinde meydana geldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dünkü Gümüşhane programında güvenlik önlemlerine destek olmak amacıyla Malatya Emniyeti'nden takviye çevik Kuvvet ekibi gönderildi. Program sonunda çevik kuvvet ekibi görev yeri olan Malatya'ya dönmek üzere yola çıktı. Polis memurlarının bulunduğu Mehmet Oluk yönetimindeki 44 PP 260 plakalı otobüs, Sivas İmranlı ilçesi yakınlarında yağmur nedeniyle kayganlaşan yolda kontrolden çıktı. Direksiyon hakimiyetinin kaybolduğu otobüs yan yatarak devrildikten sonra bir süre sürüklendi.Can pazarının yaşandığı kazada polis memurları Beşir Kurt ve Emrah Horoz ile kimliği henüz belirlenemeyen bir polis memuru daha şehit oldu. Çoğu polis memuru 33 kişi ise yaralandı. Yaralılar İmranlı, Zara ve Sivas'ta bulunan çeşitli hastanelere sevk edilerek tedaviye altına alındı. Hastanelerin tümü alarm durumuna geçilirken, ilk müdahalesi İmranlı İlçesinde yapılan yaralıların çoğu Sivas kent merkezindeki hastanelere sevk edildi. Kazanın hemen ardından Sivas Emniyet Müdürü Turgay Çalışkan da olay yerine gelerek inceleme yaptı.VALİLİK: 3 ŞEHİT 33 YARALISivas Valiliği kazada 3 polisin şehit olduğunu açıkladı. Olay yerinde yapılan incelemelerin ardından hayatını kaybedenlerin cenazeleri İmranlı Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.OTOBÜS KALDIRILDI DAĞILAN SİLAHLAR TOPLANDIOlay yerinde bulunan polislere ait cenazelerin kaldırılmasının ardından yan yatar vaziyetteki otobüs vinç yardımı ile kaldırılarak düzeltildi. Daha sonra jandarma ekipleri otobüsün içerisinde ve çevresinde incelemelerde bulundu. Polislere ait olan ve kaza ile birlikte çevreye dağılan silahlar da toplandı.Bu arada hastanelerde tedavi altına alınan yaralılardan 2'sinin durumunun ağır olduğu öğrenildi.KAZADA YARALANANLARIN İSİMLERİKazada yaralanan 33 kişinin isimleri şöyle:'Şoför Mehmet Oluk. Polis memurları Osman Kuçur, Muammer Kılıç, Erkin Doğan, Ahmet Yiğit, Kemal Uludoğan, Nuh Akdağ, Osman Demir, Arif Altaş, Tarkan Latifeci, Ferhat Murat Temurtaş, Sinan Çetin, Habib Erdem, Murat Güneş, Kadir Çetin, Hakan Menteş, Ömür Çoban, Ali İhsan Özgül, Turan Evin, Kamber Kızılbal, Hikmet Kurt, Ahmet Taştan, Serkan Üçel, Bilal Gündoğdu, Mehmet Özdin, Aydın Salcıoğlu, Sebahattin Öztürk, Kerim Çubuk, Mete Demirci, Zülkif Altuğ, Serdar Zeybal, Mehmet Gürler ve Memet GüvenEraydın AYTEKİN- Halife YALÇINKAYA- Gökhan CEYLAN- Lokman SEVİNDİK/İMRANLI (Sivas), (DHA)
Kadına Yönelik Şiddet Katlanarak Artıyor
Geçen yıl 228 kadının öldürüldüğü Türkiye’de bu yıl tablo daha da kara. İlk 9 ayda geçen yılın rakamlarına ulaşılırken, erkek vahşetinden Suriyeli mülteci kadınlar da nasibini aldı...Erkek şiddetinin hız kesmediği Türkiye’de, 2014’ün ilk 9 ayında 207 kadın cinayeti işlendi. Geçen seneye göre artan erkek şiddeti, yalnızca geçtiğimiz ay “namus” bahanesiyle 23 kadının canını aldı. Tablo oldukça vahim; Bu yılın henüz ilk 9 ayında geçtiğimiz yılın ölüm sayısına ulaşıldı. Uzmanlar, yürürlüğe giren yasa ve sözleşmelere rağmen cinayetlerin önüne geçilememesini uygulamada yaşanan eksikliklere ve yetkililerin üzerine düşeni yapmamasına bağlıyor.Türkiye, yürürlükteki yasalara rağmen hemen her gün en az bir kadın cinayeti ile karşı karşıya kalmaya devam ediyor. Son olarak, şiddete maruz kalan kadınlar hakkında devletin ölüm riski ve durumun aciliyeti göz önüne alınarak her türlü önlemi almasını öngören “Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi”, 1 Ağustos’ta yürürlüğe girdi. Ancak, gerek İstanbul Sözleşmesi’ne gerekse Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a rağmen, uygulamada yaşanan sıkıntılar nedeniyle erkek şiddetinin hızı kesilemiyor.Bir ayda 23 cinayetResmi olmayan rakamlara göre, 2013 yılında 214 kadın, çevresindeki ya da tanımadığı erkekler tarafından öldürüldü. 2014’e dair tablo ise durumun geçen seneye göre daha vahim olduğunu ortaya koydu. Buna göre, yalnızca 2014 yılının ilk 9 ayında 207 kadın, erkek şiddetine maruz kalarak yaşamını yitirdi. Sadece eylül ayı içinde ise 23 kadın erkek şiddetinin kurbanı oldu. Geçen seneye kıyasla artış gösteren kadın cinayetleri tablosuna, bu yıl ülkelerindeki savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan Suriyeli mülteci kadınlar da eklendi. 18 Eylül’de Şanlıurfa’da 30 yaşlarında bir kadın sokakta ölü bulunurken, 20 Eylül’de Diyarbakır’da bir başka Suriyeli kadın eşiyle tartıştıktan kısa bir süre sonra tabancayla vurulmuş halde bulundu. Eylül ayındaki kadın cinayetlerinin failleri olan erkekler, en çok bıçak ya da tabanca ve tüfek gibi ateşli silahlar kullandı. Bianet’in erkek şiddeti çetelesine göre, geçtiğimiz ay kadınların yüzde 8.7’si tedbir kararlarına rağmen cinayete kurban gitti. Yüzde 13’ü ise boşanmak istediği ya da boşandığı kocasıyla barışmak istemediği için “namus” bahanesiyle, yüzde 8,7’si ise “birliktelik teklifini reddettikleri” için öldürüldü.‘Ölümler uygulama kaynaklı’Milliyet’ten Burcu Karakaç ve Esengül Demirbaş’ın haberine göre, İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Koordinatörü Aydeniz Alisbah Tuskan ise kadını şiddetten korumaya yönelik yasal düzenlemelerin uygulamada hayata geçmediği görüşünde:“Kadınlar mücadelelerinde hukuku yanında göremiyor. İstanbul Sözleşmesi yürürlüğe girdi ancak sözleşme hükümleri hayata geçirilemiyor. Ölümlerin çoğu uygulama sorunu kaynaklı. Tedbirler sadece kağıtta kalıyor. Sigaraya karşı oluşturulan eylem planları gibi planlar ne yazık ki konu kadınlar olunca geri planda bırakılıyor. Şiddetle ve ölümlerle mücadelede siyasilerden samimi bir çaba göremiyoruz.”‘Kadın Bakanlığı’na ihtiyaç var’Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim görevlisi Nazan Moroğlu da şunları söyledi:“Taraf devletlerin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri ne derece yerine getirdiklerinin denetlenmesi amacıyla ‘Kadına Yönelik ve Aile İçi Şiddete Karşı Mücadelede Uzmanlar Gurubu’ kurulacak. Sözleşme, hukuki düzenlemeler açısından etkili oldu ancak uygulamada kadına yönelik şiddeti önlemek mümkün olamadı. Aradan 2 yıl geçtiği halde uygulama yönetmeliği dahi çıkarılmadı. Kadın sorunlarına duyarlı kararlı bir devlet politikasına bunun için de 2011 yılında kaldırılmış olan Kadın Bakanlığının yeniden kurulmasına ihtiyaç var.” Avukat Hülya Gülbahar, yasalara rağmen uygulamada yaşanan eksikliklere dikkati çekti. Gülbahar, “Türkiye maalesef yürülükte olan yasaları uygulamıyor. Devlet kadınları korumak konusunda üzerine düşenleri yerine getirmiyor” diye konuştu.Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) Başkanı avukat Habibe Yılmaz Kayar ise kadına şiddetin ulusal eylem planı kapsamında ele alınması gerektiğini vurgulayarak, şunları dile getirdi: “Kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddetin önlenmesi için yasa ve sözleşmeler yetmez, ulusal eylem planı kapsamında kararlılık, süreklilik ve sorumluluk da gerekir.”Sözleşme çözüm olmadı!Yürürlüğe 2012 yılında giren Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un getirdiği Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri(ŞÖNİM), panik butonu, sorlama hapsi ve sosyal yardım gibi iyileştirmelere rağmen kadına yönelik şiddeti önleyemeyen Türkiye, Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi’nin ilk imzacısı olmuştu.1 Ağustos’ta yürürlüğe giren sözleşme imzacı devletlerin şu şartların yerine getirilmesini öngörüyor:Sözleşmeye taraf devletler, şiddet gören kadınlara mülteci olma hakkı verebilecek.Devlet, ölüm riski ve durumun aciliyeti göz önüne alınarak her türlü önlem alınacak. Kolluk kuvvetlerinin, mağdurlara yönelik her türlü şiddete acil ve yerinde müdahale etmesi için çok daha etkin önlem almaları sağlanacak.İhbar mekanizmasının işleyişi hızlandırılacak. Yargı, polis ve sağlık birimlerinin eğitimine bütçe ve zaman ayrılacak.Şiddet mağduruna ikametini değiştirmesi için destek verilecek. Mağdur korunacak ve psikolojik destek alacak, devlet tarafından geçici maddi destek verilecek.Kadına yönelik şiddete yataklık edenler de cezalandırılacak.Devlet radyo ve televizyonlarında her ay en az 90 dakika toplumsal cinsiyet eşitliğine dair yayın yapılacak.İlk ve ortaöğretim müfredatına, kadının insan hakları ve kadın erkek eşitliği konusunda dersler konulacak.Zorla evlendirmelerin suç sayılması için gereken hukuki, idari ve cezai önlemler alınacak.Mağdurların faillerden tazminat talep etmesi konusunda gerekli yasal düzenlemeler yapılacak.Burcu KARAKAŞ - Esengül DEMİRBAŞ / MİLLİYET
Avrupa Basını Soruyor: Patrick Modiano Kim?
Nobel Edebiyat Ödülü'nün bu seneki seçimi, son birkaç senedir görülmeyen bir sorgulamaya tabi tutuluyorFransız yazarın Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanması, Avrupa basınında şaşkınlıkla karşılandı. İngiliz yazar ve gazeteci Emma Brockes, ödülün açıklanmasının hemen ardından İngiliz Guardian gazetesinin web sitesinde yayınlanan ve sosyal medyada yoğun biçimde yazısında, Modiano'dan ziyade yıllardır Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilen Amerikalı yazar Philip Roth'a odaklandı. Brockes, mizahi bir dille 'Modiano'nun Nobel'iyle ilgili gerçek skandal, Roth'un gerçek bir kaybeden olması' başlığını attığı yazısında, Nobel Edebiyat komitesinin seçimleriyle ilgili önemli noktalara odaklandı. Komite üyelerinin ödülü 'Amerikan kültürel hegemonyasını kırmak için bir fırsat' olarak gördüğünü ifade eden Brockes, Nobel Edebiyat Ödülü'nün popüler olmayanı öne çıkarmaya çalışan bir kurum olduğunu yazdı. Yazar ayrıca mizahın farklı kültürler arasında çevirilmesi en zor olan yazım biçimi olduğunu ve bu yüzden Nobel favorisi birçok ismin şansını kaybettiğini öne sürdü.Norveç'in önde gelen gazetelerinden Dagbladet de Modiano'nun ödülünü 'Çok garip bir Nobel seçimi' başlığıyla vererek, yazarın eserlerinin 1988'den beri Norveççeye çevrilmediğini vurguladı. Gazetenin edebiyat muhabiri Fredrik Wandrup, 2008'de ödülün yine aynı nesilden Fransız bir yazar olan Jean-Marie Gustave Le Clezio'ya verildiğini hatırlatarak, akademinin başka seçilecek birçok aday arasında oyunu Modiano'dan yana kullanmasını 'hayalgücü eksikliği' olarak yorumladı.İtalya'nın en güçlü gazetelerinden La Stampa ise Patrick Modiano'nun başka yayınlar tarafından vurgulanmayan bir yönüne odaklandı: Gazete yazarla ilgili profilinde, Modiano'nun İtalyan asıllı bir Yahudi olan babası, Nazi İşgali esnasında Nazi yanlısı Fransız Vichy hükümeti ve Nazilerle işbirliği yaptığını, Modiano'nun da romanlarında babasının bu hatırasıyla savaştığını öne sürdü.Milliyet Sanat
İthal Elektronik Eşyada Sessiz Sedasız Artış
Birikmiş borçlara faizde kısmi af getiren ve 36 aya kadar ödeme kolaylığı sağlayan bir yasa olarak sunulan torba yasada, ithal televizyon, radyo, video, müzik seti ve cep telefonu vergisinin sessizce artırıldığı ortaya çıktı. Hürriyet’ten Şükrü Kızılot’un bugünkü köşesine taşıdığı üzere, bu cihazların ithalatındaki ÖTV ve KDV matrahına bandrol ücreti de dahil edilecek. Bunun sonucunda ithal maliyeti yüzde 16 oranında artacak.Bandrol ücreti KDV ve ÖTV’ye eklenecek11 Eylül 2014’te Resmi Gazete’de yayınlanarak yürülüğe giren 6552 sayılı Torba Yasa, ‘ af yasası ‘ olarak biliniyordu. Zira öne çıkarılan maddeler, birikmiş vergi, SGK prim borçları ve diğer borçlara faizde kısmi af getirilmesi, 36 aya kadar ödeme kolaylığı sağlanması, hayali paraya ve şirketten çekilen paralara af getirilmesi olmuştu.Ancak Torba Yasa’yla 67 yasada değişiklik yapıldı; bu değişikliklerden biri de, ithal televizyon, radyo, video, müzik seti ve cep telefonu gibi bandrole tabi ithal ürünlerin vergilerinin artırılması yönünde. Yeni düzenlemeyle, bugüne dek ithal sonrası alınan bandrol ücretleri ithalat aşamasında alınacak. Dolayısıyla, bandrol ücreti ithalattaki KDV ve ÖTV matrahına dahil olacak.Kızılot, ” Dolayısıyla ithal maliyetinde 21 birim, oran olarak da %16’lık bir artış olacak. Bandrol ücreti yüzde 6, ÖTV oranı %20 olan radyo ve/veya TV yayınları almaya yarayan cep telefonlarında yüzde 6 olan bandrol ücreti, ÖTV ve KDV matrahına eklenince ithal maliyeti de yaklaşık artacak ” diye yazdı.Hürriyet yazarı, bandrol ücretinin navigasyonlu araçlara da yansıyacağına dikkat çekti.Diken
İbrahim Tatlıses Bıyıklı Diplomanın Hikayesini Anlattı
İbrahim Tatlıses’e ait olduğu iddia edilen bir ilkokul diploması, dün sosyal medyaya ve magazin basınının gündemine bomba gibi düşmüştü. Tatlıses’in o diplomayı, o dönemde Kilis’te çalıştığı ve Kartalbey İlkokulu’ndan 1976 yılında gece kurslarına giderek aldığı iddia edilmişti...Şarkıcı İbrahim Tatlıses, magazin basınında ve sosyal medyada çok konuşulan, üzerinde bıyıklı bir fotoğrafının olduğu ilkokul diplomasını nasıl aldığını instagram hesabından açıkladı...Tatlıses, Kartalbey İlkokulu’ndan 370 okul numarasıyla 3 Haziran 1976 tarihinde mezun olduğunu gösteren ve üzerinde okul müdürü Mehmet Gürbüz, öğretmen Ayten Gündinç ve öğretmen Hasan Kıdeyş ile Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Recep Çetinkaya’nın imzası bulunan diplomanın gerçek hikayesini anlattı.İddia edilenin aksine okula hiç devam etmediğini söyleyen Tatlıses, diplomayı bir türkü karşılığında aldığını açıkladı...İşte İbrahim Tatlıses’in o sözleri:' E ben size yıllarca ilkokul diplomamı Kilis'ten aldım dedim ya sizler inanmıyordunuz, Şimdi ne oldu'da DEFİNE bulmuş gibi ibo'nun bıyıklı diplom'lı resmini bulduk, Çok büyük iş başarmışsınız gibi, Vallahi tebrik ederim; Arkadaşlar bizde inkar yok, Yalan'da yok.! Ne dediysek o.!Oyle dışarıdan falanda bitirmedim kiliste dostlarım vardı ehliyet alacaktım ilkokul diploması gerekir dediler bende gittim kiliste kartalbey ilkokulu'na bana bir türkü söyle dediler peki dedim ve diplomayı aldım dışarı çıktığımda sıradakiler sordu noldu ağe lan ne yaptın bişe yapmadım bi türkü söyledim ehliyeti aldım.! ALLAH ordaki hocalardan ve okul müdüründen RAZI OLSUN..!! Hiç olmazsa diplomalı bir türkücü olmamı sağladılar şükranlarım kilislilere...'Ensonhaber
Ahmet Çakar'dan Büyük Suçlama
Beyaz TV'de yayınlanan Beyaz Futbol adlı programın yorumcusu Ahmet Çakar, Fatih Terim'in belirli kulisler ile A Milli Takım'ın başına geldiğini ve bu durumu Rıdvan Dilmen'in de bildiğini iddia etti.Terim'den başarı beklenmesinin gayet normal olduğunu ifade eden Çakar, 'Fatih Terim oraya belirli kulisler ile geldi. Abdullah Avcı'nın nasıl ayağı kaydırıldı, çıkıp açıklasınlar. Rıdvan Dilmen'in de bilgisi var, çünkü o bana söyledi' dedi.Fatih Terim'in Letonya maçı öncesindeki basın toplantısında söylediği, 'Gidersek gideriz, gidemezsek gidemeyiz' sözlerine de tepki gösteren Çakar, şöyle konuştu:'Fatih Terim'in 'Gidersek gideriz, gidemezsek gidemeyiz' sözlerini kabullenemiyorum. Fatih hocanın aldığı para helal olsun ama yılda 4 milyon Euro kazanıyorsan ben senden başarı beklerim.'CNN Türk
Reklam
Savcı Zekeriya Öz, HSYK Seçimlerini Yorumladı
HSYK seçim sonuçları sonrası Savcı Zekeriya Öz, kişisel Twitter hesabından açıklamalar yaptı. Sonuçlar açıklandıktan sonra hakkındaki 'HSYK seçimleri sonrası kendisini zor günlerin beklediği' yönündeki iddialara cevap veren Öz, 'Hırsız olarak anılmaktansa sürülmek şereftir' diye yazdı.Öz, 'Çalanlar, bahşiş alanlar, makara yapanlar, iftira atanlar ve milletini yalanlarla kandıran münafıklar: Mutlaka kaybedeceklerdir' ifadelerini kullandı.
Google Üzerinden Bir Doktora Danışmak ve Teşhis Mümkün mü?
Google üzerinden hastalık ve rahatsızlıkla ilgili çokça arama yapılıyor. Görülen bazı semptomlar, hastalar ya da yakın çevreleri aracılığıyla internet üzerinde aratılıyor. Bilinçli yapıldığında, kimi zaman belli bir rehber niteliği taşırken, kimi zaman da yorum farkı sebebiyle pek çok insan için tehlikeli hale gelebiliyor. Etkisi fiziksel olmasa bile, hastalıkla ilgili yapılan aramalarda insanlar psikolojik olarak arama sonuçlarından etkilenebiliyor.Reddit’e sızan bir ekran görüntüsüne göre, Google arama sonuçlarında bir doktora danışma özelliğini yakında devreye alacak. Google Helpouts gibi çalışacak olan özelliğin, arama sonuçlarında belirli arama kelimeleri üstünden çalışması bekleniyor. Böylece bir hastalıkla veya belirti ile ilgili arama yaptığınızda, “doktora danışma” butonu da aktif oluyor.İlgili aramayı yaptıran hastalar, bir doktorla yüz yüze konuşabiliyor. Video chat aracılığıyla o aramayla ilgili alanda bilgi sahibi bir doktora danışabileceğiz konu hakkında, uzman bir kişiden bilgi alabiliyorsunuz. Özellikle sağlıkla ilgili konularda forum, blog ve benzeri ortamlarda sağlıkla ilgili bilgi paylaşımı, tavsiye ve bilgisiz kişilerce yapılan teşhisler son derece tehlikeli sonuçlar doğurabiliyor.
Reklam
Gazetelerde Bugün | 13 Ekim Pazartesi
Hürriyet: Koalisyon vurdu Suruç sallandıMilliyet: Kadına şiddet katlanarak artıyor -Sabah: Paralel Yapı'ya HSYK darbesi Vatan: HSYK'da yeni dönemTaraf: Seçim öncesi AKP'nin zor seçimi Akşam: Paralel yapı yine hüsrana uğradı Birgün: O kadar hayırsever ki kaçak okul yaptırmışStar. Yargı şantajı yendi Cumhuriyet: Yargı AKP’nin elindeZaman: Yüksekova'nın tek kız yurdunu yakıp yağmaladılarYeni Şafak: Paralel'e HSYK darbesi Evrensel: ‘Kobanê’ye saldırı Alevilere de saldırıdır’
Kaybolan Helikoptere Ulaşıldı: 4 Asker Şehit!
İzmit Cengiz Topel Havaalanı'ndan Konya'ya gitmek üzere havalandıktan bir süre sonra Kartepe ilçesi Karaardıçlı mevkiine düşen askeri helikopterde bulunan 4 mürettebat şehit oldu. Şehit 4 mürettebatın cansız bedenine ulaşıldı.GENELKURMAY BAŞKANLIĞI: 4 ŞEHİTGenelkurmay Başkanlığı, Kartepe Karaardıçlı mevkiinde düşen askeri helikopterde bulunan 4 mürettebatın şehit olduğunu açıkladı. Şehitlere rahmet, yakınlarına başsağlığı dilenen açıklamada şu ifadelere yer verildi:'13-17 Ekim 2014 tarihleri arasında Konya'da yapılması planlanan bir eğitim faaliyetine katılmak üzere, 12 Ekim 2014 günü saat 12.18'de, Deniz Kuvvetleri Deniz Hava Komutanlığına (Kocaeli) ait bir adet S-70B Sikorsky tipi helikopter, içerisinde dört kişilik mürettebatı olduğu halde Cengiz Topel Askeri Havaalanından (Kocaeli) havalanmış; ancak saat 12.25'te telsiz irtibatı kesilen helikopterin havadan ve karadan yapılan aramalar sonucunda Kartepe/Balaban Köyü bölgesinde kaza kırıma uğradığı belirlenmiştir.Helikopterimizin pilotları Dz.Plt.Bnb. Deniz AKDENİZ ve Dz.Plt.Ütğm. Çağrı CEYHAN ile Rad.Astsb.Kd.Üçvş. Mehmet KARAKAŞOĞLU ve DSA Astsb.Üçvş. Ömer Burak ÖĞÜT şehit olmuşlardır.Şehitlerimize Allah'tan rahmet, Yüce Milletimize, şehitlerimizin ailelerine ve Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına baş sağlığı dileriz.Kazanın nedeni Kaza Kırım Heyetinin incelemesi sonucunda belirlenecektir.'DHA
Reklam
Almanya: 'PKK, Terör Örgütüdür'
Almanya İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere, PKK’nın AB terör örgütleri listesinden çıkarılması söylemlerine karşı çıkarak, 'PKK bir terör örgütüdür. Bu bizim açımızdan böyle kalmaya devam edecektir” dedi.Bakan De Maiziere, Alman birinci televizyon kanalı ARD’de katıldığı programda konuştu, Almanya’da bazı siyasetçilerin, IŞİD’e karşı savaşan PKK’nın terör örgütleri listesinden çıkarılması talebine karşı çıktı. Son günlerde Almanya sokaklarında yaşanan şiddet olaylarında PKK’nın da rolünün bulunduğunu belirten De Maiziere, şunları söyledi:“PKK yasağı konusunda şunu söylemek istiyorum: Tabii ki Türkiye’nin Kürtlerle bir çözüm süreci başlatmasını memnuniyetle karşıladım. Bu, şu an için durmuş gözüküyor. PKK bir terör örgütüdür. Bu bizim açımızdan böyle kalmaya devam edecektir. Son günlerde yaşanan birçok gösteride gördük ki şiddet eylemlerinin bir bölümü PKK çevrelerince organize ediliyor. Bunu bilmek gerekiyor.”De Maiziere, Kobani’deki çatışmaların ardından bazı Kürt gruplar tarafından IŞİD’e karşı düzenlenen gösteriler konusunda da uyarıda bulunarak, barışçıl gösterilere saygı gösterdiklerini ancak şiddet ve işgal eylemlerine müsamaha göstermeyeceklerini belirtti.İçişleri Bakanı De Maiziere, “Kürtlerin ve Yezidilerin tepkilerini anlıyorum. Ülkemizde herkes özgür ve barışçıl bir şekilde protesto düzenleyebilir ancak sokaklarımızda şiddete başvurulmasını, tren istasyonlarının, büroların işgal edilmesini camilere kundaklamasını kabul etmeyeceğiz” dedi.AA
Gülerken Çenenizin Ağrımasına Sebep Olacak En İyi 23  Nurella Caps'i
etiket
Sosyal medyada paylaşılan, gerçekten en komik Nurella capslerini derledik, toparladık. Not: Kaynağı belirtilmeyen paylaşımların orijinal kaynakları net olarak bilinmediğinden paylaşılmamıştır. Eğer kaynağı belirtilmeyen görsellerden birisini siz yaptıysanız bize ulaşırsanız seviniriz.
ABD'den İncirlik İddiası
'Türkiye, aralarında İncirlik’teki NATO Üssü’nün de bulunduğu bazı üslerin, IŞİD'e karşı oluşturulan ABD liderliğindeki koalisyonun kullanmasını kabul etti'ABD Savunma Bakanlığı yetkililerine göre, Türkiye, aralarında İncirlik’teki NATO Üssü’nün de bulunduğu bazı üslerin, Irak ve Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) karşı oluşturulan ABD liderliğindeki koalisyonun kullanmasını kabul etti.AP’ye konuşan ve adları açıklanmayan ABD’li yetkililer, ‘İncirlik anlaşmanın parçasıydı’ derken, diğer üslerin hangileri olduğuna dair bilgi vermediler. Geçtiğimiz hafta Ankara’yı ziyaret eden ABD Başkanı Barack Obama’nın IŞİD karşıtı koalisyonun koordinatörlüğüne getirdiği emekli Orgeneral John Allen ve yardımcısı Brett McGurk’ün İncirlik’in yanı sıra Diyarbakır ile Batman veya Malatya-Erhaç’taki üslerin koalisyon tarafından kullanılmasını talep ettikleri iddia edilmişti.Öte yandan Başbakan Ahmet Davutoğlu da Star gazetesine yaptığı açıklamalarda, Türkiye’nin hâlihazırda İncirlik’ten Irak’a yönelik keşif uçuşlarına izin verdiğini ancak kapsamlı bir harekât için Suriye’de uçuşa yasak bölge ve tampon bölge uygulanmasını istediklerini söylemişti. Obama’nın Ulusal Güvenlik Danışmanı Susan Rice da dün NBC’ye yaptığı açıklamada, Türkiye’nin yabancı savaşçıların geçişini engelleyerek koalisyona yardım edebileceğini söyledi.HaberTürk
Reklam
NASA Ay'dan Su Çıkaracak
NASA, Ay'da saklı olan çok yüksek miktardaki suya erişmek istiyor. NASA'nın Ay'daki suya ulaşmak için iki ayrı proje üzerinde çalıştığı belirtildi. Ay'daki buz halindeki suyun bulunduğu bölgeleri tespit etmek için 2017 ve 2018'de iki görev düzenleneceği açıklandı.NASA, Ay'aki buz halindeki sudan yararlanabilmek için 'Lunar Flashlight' ve 'Resource Prospector Mission' adı verilen iki ayrı proje başlattı. 2017 ve 2018 yıllarında iki uzay aracının Ay'a gönderilmesini içeren proje kapsamında, Dünya'nın uydusundaki suyun nasıl elde edileceği planlanacak.Ay'da su bulunduğu 2009 yılında yapılan uydu gözlemleriyle kesinleşmiş, 2010 yılında ise 600 milyon ton buz halinde su olduğu açıklanmıştı. Lunar Flashlight projesinin başında yer alan Barbara Cohen, 'Eğer Ay'a insan göndereceksek içmek, nefes almak ve roket yakıtı gibi tüm ihtiyaçlar için suya ihtiyacımı var. Ay'daki suyu kullanmak uzay görevlerini çok daha kolaylaştıracak' ifadesini kullandı.Lunar Flashligth uzay aracının, Aralık 2017'de NASA'nın derin uzay görevleri için geliştirdiği 122 metrelik Space Launch System roketiyle fırlatılması planlanıyor. Ateşleme, geliştirilen en güçlü uzay roketi için de bir deneme özelliği taşıyacak. Ay'a ulaşmasından itibaren ilk altı ay içinde yüzeyi inceleyecek olan Lunar Flashlight, ardından yüzeye 20 km yaklaşarak bir yıl daha gözlem yapacak. Söz konusu irtifada Ay üzerinde 80 tur atacak olan uzay aracı, buz halindeki su kalıntılarına ait harita çıkaracak.Cohen, amaçlarının yüzeye yakın olan su kaynaklarını tespit etmek olduğunu, böylece zor olmayacak madencilik işlemleriyle suya ulaşmayı istediklerini belirtti. Astronotlar için kesintisiz su kaynağı oluşturabilecek buz stokları, roket yakıtının ana girdisi olan hidrojen ve oksijenin de elde edilmesini sağlayabilir.Gözlem yüzeyden devam edecekAy'da su aramak için fırlatılacak ikinci uzay aracı olacak Resource Prospector Mission (RPM), Lunar Flashlight'ın ardından yüzeyde incelemelere devam edecek. İniş yeri henüz belirlenmeyen uzay aracı, taşıyacağı nötron spektrometresiyle 1 metre derinliğe kadar su yoğunluğunu analiz edebilecek.Space.com'a konuşan RPM projesinde yer alan Tony Colaprete, 'uzay aracıyla Ay toprağında suyun dağılımını tespit edeceklerini ve nasıl çıkaracaklarını planlayacaklarını' belirtti. Colaprate, böylece enerji tasarrufu yaparak suya erişebileceklerini ifade etti.NASA, Ay'da yapılacak su taraması ve madenciliği çalışmalarından elde edilecek tecrübeyi 2020'den itibaren Mars'ta kullanmayı planlanlıyor. Mars 2020 uzau aracının, karbondioksit zengini atmosferden oksijen üreteceği açıklanmıştı. Böylece astronotların Mars'taki oksijen sorununa çözüm bulunması amaçlanıyor. Al Jazeera
Reklam
Kerry: 'Kobani Stratejik Değil'
Kobani'de yaşananlardan ötürü endişeli olduklarını söyleyen ABD Dışişleri Bakanı, ancak bununla ilgili kararların IŞİD'e yönelik stratejiyi belirlemediğini söyledi; 'Öncelikle Irak'a odaklanmalıyız' dedi.ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, çatışmaların sürdüğü Kobani'yle ilgili 'son derece endişeli' olduklarını söyledi. Kerry, 'Ama buna ilişkin kararlar, IŞİD'e yönelik herhangi bir strateji belirlemiyor' diye ekledi.Mısır'ın başkenti Kahire'de yaptığı açıklamasında Kerry, 'IŞİD Suriye'de geriletilirken; odağımız öncelikle Irak olmalı' dedi.Kerry, 'Militanlara karşı koymak için tam bir koalisyon oluşturmak zaman alacak' diye konuştu.IŞİD, 16 Eylül'den bu yana Suriye'nin kuzeyindeki Kürt kasabası Kobani'yi kuşatmış durumda. Kobani çevresindeki köyleri ele geçiren IŞİD, kasaba merkezini ele geçirmek için PYD'nin silahlı kanadı YPG güçleriyle savaşıyor.ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri de Kobani'deki IŞİD mevzilerine yönelik hava saldırıları gerçekleştiriyor.Çatışmalar nedeniyle bölgeden kaçan yaklaşık 200 bin kişi Türkiye topraklarına sığındı.Al Jazeera ve Reuters
Geçtiğimiz Haftanın Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 Videosu
Geçtiğimiz haftanın en çok izlenilen, tartışılan ve dikkat çeken videoları karşınızda. İyi seyirler...  Daha fazla eğlenceli video için Videolar butonunu ve her videonun üzerine gelince solunda açılan paylaş kısmını kullanabilirsiniz!
'HSYK'da Seçim Usulü Kaldırılmalı'
Adalet Bakanı ve HSYK Başkanı Bekir Bozdağ, Hakimler ve Savcılar Kurulu seçim sonuçlarında YARSAV diye bir şeyin görülmediğini söyledi.Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu seçimi sonrasında yaptığı açıklamada, bu seçimle hukuk devleti ve bağımsız yargı anlayışının kazandığını belirterek, 'Seçim usulünün yargıda ayrışmalara neden olduğu açıktır, Anayasa'nın 159. maddesinin değiştirilmesi şarttır' diye konuştu.Bekir Bozdağ'ın HSYK seçimlerini değerlendirdiği konuşmasında şunları söyledi:'Bu seçim hakim ve savcıların kendilerinin seçimidir. Demokratik bir sonuç olmuştur. Seçim sonuçlarına baktığımızda çoğulcu HSYK yapısı oluşmuştur. Türkiye'nin, milletimizin arzusu da budur.Hakim ve savcılarımız bu seçimde kazanmıştır, hukuk devleti bağımsız yargı anlayışı kazanmıştır. Hakim ve savcılarımız ideolojik yargı anlayışına 'hayır' demişlerdir. Demokrasiye, çoğulculuğa 'evet' demişlerdir.2010 referandumundan sonra uygulanan seçimde değerlendiremedik ama ama seçim usulünün yargı içinde ayrışmalara neden olduğu açıktır. Bu seçim usulünün değiştirilmesinde fayda vardır. Hukuk devleti açısından değiştirilmesinde fayda vardır. Yargının politize edilmemesi için Anayasa'nın 159. maddesinin değiştirilmesi zaruridir.'T24
Reklam