"Gol Yiyince Çimleri Yolamayan Kaleci!"
Süper Lig'in yeni ekibi Balıkesirspor'un kalesini koruyan 27 yaşındaki Emrullah Şalk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, futbola 12 yaşında başladığını belirterek, Zeytinlispor'da profesyonel olduğunu söyledi. Şalk, 2007-2008 sezonunda Çaykur Rizespor'a transfer olduğunu ifade ederek, bu takımda 3 yıl oynadığını ardından kısa süreli bir Samsunspor macerası yaşadığını anlattı.Eyüpspor, Kayseri Erciyesspor, Konyaspor'da forma giydiğini ve son 1,5 yıldır da Balıkesirspor'un oyuncusu olduğunu dile getiren Şalk, 'Burada 2 kez üst üste şampiyonluk yaşadım. İkinci Lig'den Süper Lig'e çıktık. Bu yıl elimizden geleni yapıyoruz, inşallah daha iyi olacağız' dedi.Daha önce hiçbir kaleci ya da futbolcuda duymadığı 'çim alerjisi' rahatsızlığının bulunduğunu belirten Emrullah Şalk, şöyle devam etti:'Yaklaşık 6 yıl önce, Çaykur Rizespor'a gittiğim sezon başında kış aylarında eşofman giyiyordum. Yaz geldi ve kampa gittik. Hava sıcak, antrenmana çıkıyorum, şort, tişört giyiyorum. Kaşıntı, hapşırma, göz yaşarması, mide bulantısı oluyor. Ne oluyor derken hastaneye gittik. Testler yapıldı, çime alerjim olduğum belirlendi. O günden sonra çimle bağlantımı kestim ve elimden geldiğince vücudumun herhangi bir yeriyle temas etmesini önlüyorum. Bunun için özel içlikler giyiyorum. Yani eşofmanım var ve altında da bir içlik. Üzerimdeki kollu bir giysimin altında da içlik bulunuyor. 6 yıldır en sıcak günlerde bile böyle giyiniyorum. Yaz sıcağında bile bu değişmiyor. Boğazımı bile kapatan giysiler giyiyorum. Sadece yüzüm açık kalıyor. Yüzümü yere sürtmediğim sürece sorun yok.''Gol yiyince çimleri yolamayan kaleci olarak biliniyorum'Çim vücudunun herhangi bir yerine değince hemen hapşırmaya ve kaşınmaya başladığını dile getiren Şalk, 'Zorunlu olarak çimle teması kesiyoruz. Öbür türlü topu mu takip edeceksin hapşırıp, kaşınacak mısın, gözlerinin yaşını mı sileceksin? Konsantre olamazsın. Gol yiyince çimleri yolamayan bir kaleci olarak biliniyorum' ifadesini kullandı.Emrullah Şalk, ailesinde böyle bir rahatsızlık olmadığını anlatarak, 'Ekmeğimizi üzerinde kazandığımız çime alerjimiz var. Bana da ilginç geliyor bu durum. Bu durumu ilk kez öğrenen futbolcu arkadaşlarım da şaşırıyor. Haklılar aslında. Tüm işiniz çimin üzerinde ve sizin bu bitkiye karşı alerjiniz var. Sadece sıcak havalardaki maçlarda zorlanıyorum, kat kat giyindiğim için. Genel olarak bu duruma alıştım' diye konuştu.Alerjik hastalıklar uzmanı Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nihat Sapan, çim alerjisi rahatsızlığının diğer alerjik reaksiyonlar gibi birçok kişide görülebildiğini söyledi.CNN Türk
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Uzun İnce Bir Yoldayım' Türküsü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 3. Uluslararası Klarnet Festivali tarafından düzenlenen Aşık Veysel Anısına ' Ustaya Saygı ' etkinliğine katıldı. Gecenin sonunda sürpriz yaparak sahneye çıkan Erdoğan, sanatçılarla birlikte Aşık Veysel ' in ' Uzun İnce Bir Yoldayım ' türküsünü söyledi. Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katıldığı Ustaya Saygı etkinliğinde; Yavuz Bingöl, Fettah Can, Gökhan Tepe, Yonca Lodi, Linet, Zara gibi sanatçılar da Aşık Veysel'in şarkılarını söyleyerek destek verdi. HELALLİK İSTEYEREK BAŞLADI Burada sahneye davet edilen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, programı dolayısıyla geciktiği için helallik isteyerek sözlerine başladı. Erdoğan, “Gece, gündüz millete, vatanımıza hizmet yolunda, hakikaten yürüdük, yürümeye de devam ediyoruz. Bitmedi, daha yürüyeceğiz. Tabii Aşık Veysel gönül gözüyle dünyayı görüyordu. Hele hele şu ifadesi çok çok anlamlı; 'İki kapılı bir handa gidiyorum gündüz gece.' Evet dünya dediğiniz nedir ki? İki kapılı bir han. Bir kapıdan giriyoruz, öbür kapıdan gidiyoruz. 'Hayır ben gitmeyeceğim' diyen, diyebilecek olan var mı? Nerede o cesurlar, çıksın ortaya. Yok. İster cumhurbaşkanı ol gideceksin, ister trilyarder ol gideceksin. Bir kapıdan girdik, öbür kapıdan gideceğiz. Önemli olan, baki kalan bu kubbede hoş bir seda imiş meğer, bunu bırakabilmek. Temenni ederim ki o hoş sadaları bırakalım. Kendisini rahmetle yad ediyorum” dedi. ERDOĞAN SÜRPRİZ YAPTI! Cumhurbaşkanı Erdoğan, gecenin sonunda ise sürpriz yaparak sahneye çıktı. Erdoğan, sahnede sanatçılarla birlikte Aşık Veysel ' in ' Uzun İnce Bir Yoldayım ' türküsünü seslendirdi. Erdoğan'ın türkü performansı salondakilerden büyük alkış aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programın ardından katılımcıları tek tek selamlayarak salondan ayrıldı.
Letonya-Türkiye Maçı Ne Zaman, Saat Kaçta, Hangi Kanalda?
Avrupa Şampiyonası Elemeleri üçüncü maçında Türkiye, Letonya'ya konuk oluyor. Letonya - Türkiye maçı ne zaman, saat kaçta, hangi kanalda?2016 Avrupa Şampiyonası Eleme Grubu üçüncü maçında Türkiye, Letonya'ya konuk oluyor. Letonya - Türkiye maçının canlı anlatımı, maçın özeti, maçın golleri, detaylar ve karşılaşmanın önemli anları Eurosport.com Türkiye'de. Letonya - Türkiye maçı ne zaman, saat kaçta, hangi kanalda? (Letonya - Türkiye maçı ne zaman, saat kaçta, hangi kanalda?)Türkiye ile Letonya 5. maça çıkıyorA Milli Futbol Takımı, 2016 Avrupa Şampiyonası elemeleri A Grubu'nda bugünkü rakibi Letonya ile 5. kez karşı karşıya gelecek. Milliler, Letonya ile yaptığı ikisi resmi, ikisi özel 4 maçtan birini kazandı, ikisinde berabere kaldı, birini de yitirdi. İki ülke A milli futbol takımları arasındaki ilk maç 22 Haziran 1924'te Riga'da yapıldı. Özel maçı Türkiye 3-1 kazandı, ay-yıldızlı ekibin gollerinin 3'ünü de Zeki Rıza Sporel attı.Karşılaşma bilgileriMaç: Letonya - TürkiyeSaat: 21.45Yer: Skonto StadıHakem: Bobby MaddenYayın: Show TVMuhtemel ilk 11'lerLetonya: Steinbors, Gabovs, Bulvitis, Gorkss, Dubra, Kovalovs, Fertovs, Zjuzins, Zigajevs, E.Visnakovs, Sabala Türkiye: Tolga; Gökhan, Semih, Ersan, Caner; Mehmet, Selçuk, Olcan, Olcay, Arda; Umut2004 Avrupa Şampiyonası elemeleri play-off baraj maçlarında ise Letonya, 15 Kasım 2003 tarihinde Riga'da yapılan karşılaşmayı 1-0 kazandı. 19 Kasım 2003'te İstanbul'da, BJK İnönü Stadı'nda yapılan rövanş maçında İlhan Mansız ve Hakan Şükür'ün golleriyle 2-0 öne geçen Türkiye, üstünlüğünü koruyamadı ve kalesinde gördüğü 2 golle müsabaka 2-2 bitti. Eşleşmede kesin favori gösterilen Türkiye, final biletini sürpriz biçimde Letonya'ya kaptırdı. Türkiye ile Letonya arasındaki son maç 28 Mayıs 2013'te Almanya'nın Duisburg kentinde yapıldı. Özel karşılaşma 3-3 biterken, Türkiye'nin gollerini Olcay Şahan, Selçuk İnan ve Veysel Sarı attı.Türkiye, Letonya karşısında ilk 3 puanını arayacakA Milli Futbol Takımı, 2016 Avrupa Şampiyonası Elemeleri A Grubu'ndaki 3. maçında bugün deplasmanda Letonya ile karşı karşıya gelecek. Başkent Riga'daki Skonto Stadı'nda oynanacak mücadele saat 21.45'te başlayacak. Müsabakayı, İskoçya Futbol Federasyonu'ndan hakem Bobby Madden yönetecek. Madden'ın yardımcılıklarını Alan Mulvanny ve Alastair Mather'ın yapacak. Dördüncü hakem olarak David McGeachie'nin görev alacağı karşılaşmada, Kevin Clancy ve Andrew Dallas ise ilave yardımcı hakemlik görevini üstlenecek. A Grubu'ndaki ilk maçında İzlanda ile karşılaşan milliler, deplasmanda rakibine 3-0 yenildi. İkinci müsabakada sahasında Çek Cumhuriyeti'ne 2-1 kaybeden ay-yıldızlı ekip, grupta puan alamayan tek ekip konumunda.A Milli Takım, gruptaki geleceği için büyük önem taşıyan Letonya maçını kazanarak, Avrupa Şampiyonası'na gitme yolunda iddiasını sürdürmek istiyor. Gruptaki değer mücadelede ise Kazakistan, Çek Cumhuriyeti'ni başkent Astana'da konuk edecek. Lider İzlanda da sahasında, 3 puanı bulunan Hollanda'yla karşılaşacak.
'Türkiye Silah Verdi, Açıklamadık'
Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani, Türkiye’nin Kürt yönetimine silah yardımında bulunduğunu ancak Ankara’nın konjonktür gerekçesiyle bunun açıklanmasını istemediğini belirtti.Barzani Sky News Arapça’ya verdiği mülakatta konuyla ilgili şu açıklamaları yaptı:“Gerçekleri söylememiz lazım. IŞİD tarafından saldırıya uğradığımız ilk gece İranlılar bize silah dolu iki uçak gönderdi. Bu o an için büyük bir yardımdı. Başkalarından da geldi. Ama gelen ilk silah yardımı İran’dandı. Türkiye’den de beklenirdi, Türkiye de daha sonra gönderdi ama iç konjonktürlerinden dolayı bizden açıklamamamızı istediler. O zaman Cumhurbaşkanlığı seçimlerine gidiyorlardı ve IŞİD’in elinde rehineleri vardı”Barzani “Sizin ilişkileriniz Türkiye ile iyiydi. Bazıları Türkiye’nin size yardımda yavaş davrandığını söylüyor. Yorumunuz ne?” sorusuna, “Türkiye’den daha güçlü bir tutum bekliyorduk. Gördüğümüzden daha güçlü bir tutum bekliyorduk. Daha çabuk hareket etmelerini daha fazla silah göndermelerini… Ama bununla birlikte onların problemlerini anlıyoruz” yanıtı verdi.Kürt lider “Bu yavaş hareket etmede başka boyutlar da olabilir mi sizce?” sorusunu ise “Türkiye açık ve kararlı tutum almakta çekinceli davranıyordu. Tabii bunun sebebi iç durum ve rehineler meselesiydi. Bu sebepleri anlayışla karşıladık. Söylememiz gerekir ki, Türkiye de yardımda bulundu. Ama dediğim gibi daha fazlasını bekliyorduk” sözleriyle yanıtladı.Barzani “Türkiyenin samimi olduğuna inanıyor musunuz?” sorusunu şöyle yanıtladı:“Ben Türkiye’yi dost olarak görüyorum. Ve Türkiye’nin Kürdistan Bölgesi’nin gelişimine karşı duracağını sanmıyorum. Bağımsızlık konusu ise başka bir konu. Açıkçası bağımsızlık konusunda Türkiye ve başka ülkelerin nihai tutumlarının ne olacağını bilmiyorum. Ancak Türkiye ile bu büyük ilişkiler devam ediyor ve kuvvetini koruyor. Elimizde Türkiye’nin IŞİD’İ desteklediğine dair veriler yok. Ama görüyoruz ki bu devletlerin politikalarında kesişmeler var. Açıkçası bu girift ilişkilere girmek istemiyorum. Kürdistan Bölgesi olarak bölgede ülkeler arasındaki bu ihtilaflar ve çekişmelerden uzak durmak istiyoruz”Kaynak: Sky News ve Al Jazeera
Reklam
'HSYK Seçimlerinde Kazanan Milletimiz Olmuştur'
Marmara Üniversitesi Eğitim Öğretim Yılı Açılış Töreni'ne katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan HSYK seçimiyle ilgili ilk kez konuştu.Erdoğan, 'Türkiye genelindeki yargı mensuplarımız, yargıyı ele geçirmeye çalışan, vicdanlara ipotek koymaya çalışan yapıya gereken cevabı sandıkta verdiler. HSYKseçimlerinde kazanan milletimiz olmuştur, adaletimiz olmuştur.' dedi.İşte Erdoğan'ın açıklamalarından satır başlarıAPARTMANIN İÇERİSİNDE OKUMAYA BAŞLADIK1973'te imam hatip lisesinden mezun olmuştum. Aslında futbola çok meraklıydım. Ama aynı zamanda üniversite eğitimi görmeyi de arzuluyordum. O günün şartlarında imam hatipte okuyup üniversiteye girmek pek mümkün değildi, almıyorlardı. Gittik bir de Eyüp lisesini, adı fark dersleri, aslında fark dersleri yok biz imam hatipte okuduk zaten. Eyüp lisesini bitirerek, Aksaray İktisadi ve Ticari bilimler, vatan caddesindeki apartmanın içerisinde orada okumaya başladık. Koşullar çok zordu ve 1981 yılında mezun olduk. 1982'de Marmara Üniversitesi adını aldı.GENÇ BİR MEMUR OLARAK AYRILDIĞIM...Hiç kuşkusuz Marmara Üniversitesi 1883 yılından bugüne kadar çok sayıda siyasetçi sanatçı bürokrat yetiştirdi. 131 yaşındaki üniversitemiz gerek Osmanlı devleti gerek Türkiye cumhuriyeti için çok başarılı kişiler yetiştirdi. Genç bir mezun olarak ayrıldığım Marmara Üniversitesi'ne seçilmiş cumhurbaşkanı olarak geldim.MAALESEF 3 POLİSİMİZ ŞEHİT OLDUBir kez daha üniversitemizin 2014-2015 eğitim yılının hayırlı olmasını, başarılarla dolu bir eğitim öğretim yılı olmasını temenni ediyorum. Değerli hocalarım, değerli öğrenciler dün Sivas'ta çevik kuvvet polislerimizi taşıyan otobüsün kaza yapması neticesinde maalesef 3 polisimiz şehit oldu 33 polisimiz de yaralandı. Kocaeli'nden kalkan bir helikopterimizin düşmesi sonucu iki subay iki astsubayımızı kaybettik. Şehitlerimizin yakınlarına Allah'tan sabırlar temenni ediyorum. Yaralı polislerimizin içinde durumu ağır olanlar var, inşallah şifa bularak taburcu olurlar.HSYK SEÇİMLERİNDE KAZANAN MİLLETİMİZ...Yine dün ülkemiz adına özellikle de yargı sistemimiz adına oldukça önemli bir seçim başarıyla tamamlandı ve sonuçlar açıklandı. HSKY'da görev yapacak üyelerin 10 tanesi yapılan seçimlerle belirlendi. Seçimlerin ülkemiz milletimiz yargı camiamız için hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye genelindeki yargı mensuplarımız, yargıyı ele geçirmeye çalışan, vicdanlara ipotek koymaya çalışan yapıya gereken cevabı sandıkta verdiler. HSYK seçimlerinde kazanan milletimiz olmuştur, adaletimiz olmuştur.Sizlerde biliyorsunuz ki bu yıl 2014 yılında birinci dünya savaşının başlamasının 100'ncü yılını idrak ediyoruz. 28 Haziran 1914'te Ferdinand Saraybosna'da bir suikast sonucu öldürülmüş ardından da bütün Avrupa'yı ve Osmanlıyı içine alan büyük bir savaş başlamıştı. Bu yılın haziran ayından itibaren, bu savaşın yüzüncü yılına mümkün olduğunca dikkatleri çekmeye çalışıyorum. Özellikle üniversitelerimizin savaşla ilgili çalışma yapmaları, ortaya fazla eser koymaları benim çok arzu ettiğim bir durum.CAMİAMIZ ADINA ÇOK YARALIYICI OLURAz önce Sayın tabakoğlu hocamın ifade ettiği konu ki, sayın Topbaş da yapılan yerden devam etmek suretiyle tamamlamış olurlar. Ki arşivler konusuna girdiler, bende o konuya gireceğim. Birinci dünya savaşını ingilizce fransızca kaynaklardan okumak emin olun bizim adımıza özellikle de bilim camiamız adına çok yaralayıcı olur.Bu savaşın merkezinde osmanlı imparatorluğu vardı. Yani İstanbul vardı. Birinci dünya savaşını en iyi araştırabilecek, aydınlatabilecek olan bizim bilim insanlarımızdır. Bu savaşın en değerli belgeleri İstanbul arşivlerindedir, kütüphanelerdedir. Bu yıl Aralık ayında, birinci dünya savaşı dahilinde Sarıkamış'ın yüzüncü yılı idrak edilecek. 2015 yılı 1915 olaylarının da 100'ncü yıl dönümü olması hasebiyle bizi ayrıca meşgul edecek. 7 Aralık 2015'te unutulmuş bir zaferimizin yüzüncü yıl dönümüne ulaşacağız.2023 yılına kadar bugünümüzü şekillendiren çok sayıda hadise gündemimize gelecek. Ülke olarak millet olarak, üniversite ve bilim camiası olarak bizim bu yüzüncü yıl dönümlerini verimli şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Ayrıca Başbakanımıza, YÖK'e, üniversite rektörlerimize bu yıl dönümlerini en iyi şekilde değerlendirme yönünde hatırlatmamı da yapmak istiyorum.Birinci dünya savaşı neden bu kadar önemli? Yüzüncü yıl dönümü üzerinde neden bu kadar duruyoruz? Birinci dünya savaşı bugünümüzü şekillendiren, bugün bölgedeki tüm kriz ve çatışmaların fitilini ateşleyen bir savaştır. 1918'de sona ermiş ama etkileri her yıl artarak bugünlere gelmiştir.BURADA İSTANBUL'DAN İDARE EDİLİYORDUŞu anda balkanlar, Kafkasya Kuzey Afrika'daki sınırlar birinci dünya savaşının ardından osmanlı bakiyesi olan topraklar üzerinde oluşmuştur. Yaklaşık 100 yıl öncesine kadar bosna'dan Yemen'e Gürcistan'dan Libya'ya kadar çok geniş bölge burada İstanbul'dan idare ediliyordu. Savaş sona erdiğinde ise, idare ettiğimiz topraklar bugünkü topraklardan daha dar bir sınır içine hapsedilmek istendi.Ortadoğu'da sınırların belirlenmesi üzerinde bügün dikkatle durması gereken bir konudur. 20'nci yüzyılın başına kadar dünyada ortadoğu diye bir kavram yoktu. Yakın doğu vardı, uzak doğu vardı, ortadoğu diye bir kavram kullanılmıyordu. Ortadoğu petrol ve çatışma bölgelerini işaret etmek amacıyla inşa edildi.Birinci dünya savaşının galibi olan egemen güçler kahire'de bir masanın etrafına oturdular, ellerine bir cetvel aldılar sınırlar orada çizildi. Meşhur bir espriyi de hatırlatmak isterim. Ortadoğuda iki ülkenin sınırları düz zikzaklar çizer. o sınıra bile Churchill'in hıçkırığı adı verilir. Nedenini hocalarım bilir, oraya girersem biraz ayıp olur. Sınırlara baktığınızda keyfi çizildiğini görürsünüz.Örneğin şii mezhebine mensup halk üç ayrı devlete dağıtılmıştır, türkmenler aynı şekilde. Lübnan'da sayıları az olan Durzi halk bile üç ayrı ülkeye dağıtılmışlardır. Suriye Irak Ürdün gibi ülke isimleri birinci dünya savaşından sonra konulmuş isimlerdi.Benim bu sözlerimden hiç kimse farklı manalar çıkarmaya çalışmasın. Sınırları tartışmaya açacak değilim. Böyle bir derdimiz. Hiçbir ülkenin sınırlarında iç işlerinde bizim gözümüz yok. Ülkelerin toprak bütünlüklerini savunmak noktasında Türkiye her zaman en ön safta olacaktır.COĞRAFİ SINIRLARIN DEĞİL....Ancak burada coğrafi sınırların değil zihinlerdeki sınırların gönüllerdeki sınırların mutlaka ve mutlaka tartışmaya açılması taraftarı olduğumu belirtmek isterim.Sizlerde biliyorsunuz ki bu yıl 2014 yılında birinci dünya savaşının başlamasının 100'ncü yılını idrak ediyoruz. 28 Haziran 1914'te Ferdinand Saraybosna'da bir suikast sonucu öldürülmüş ardından da bütün Avrupa'yı ve Osmanlıyı içine alan büyük bir savaş başlamıştı. Bu yılın haziran ayından itibaren, bu savaşın yüzüncü yılına mümkün olduğunca dikkatleri çekmeye çalışıyorum. Özellikle üniversitelerimizin savaşla ilgili çalışma yapmaları, ortaya fazla eser koymaları benim çok arzu ettiğim bir durum.Az önce Sayın tabakoğlu hocamın ifade ettiği konu ki, sayın Topbaş da yapılan yerden devam etmek suretiyle tamamlamış olurlar. Ki arşivler konusuna girdiler, bende o konuya gireceğim. Birinci dünya savaşını ingilizce fransızca kaynaklardan okumak emin olun bizim adımıza özellikle de bilim camiamız adına çok yaralayıcı olur.Bu savaşın merkezinde osmanlı imparatorluğu vardı. Yani İstanbul vardı. Birinci dünya savaşını en iyi araştırabilecek, aydınlatabilecek olan bizim bilim insanlarımızdır. Bu savaşın en değerli belgeleri İstanbul arşivlerindedir, kütüphanelerdedir. Bu yıl Aralık ayında, birinci dünya savaşı dahilinde Sarıkamış'ın yüzüncü yılı idrak edilecek. 2015 yılı 1915 olaylarının da 100'ncü yıl dönümü olması hasebiyle bizi ayrıca meşgul edecek. 7 Aralık 2015'te unutulmuş bir zaferimizin yüzüncü yıl dönümüne ulaşacağız.2023 YILINA KADAR...2023 yılına kadar bugünümüzü şekillendiren çok sayıda hadise gündemimize gelecek. Ülke olarak millet olarak, üniversite ve bilim camiası olarak bizim bu yüzüncü yıl dönümlerini verimli şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Ayrıca Başbakanımıza, YÖK'e, üniversite rektörlerimize bu yıl dönümlerini en iyi şekilde değerlendirme yönünde hatırlatmamı da yapmak istiyorum.Birinci dünya savaşı neden bu kadar önemli? Yüzüncü yıl dönümü üzerinde neden bu kadar duruyoruz? Birinci dünya savaşı bugünümüzü şekillendiren, bugün bölgedeki tüm kriz ve çatışmaların fitilini ateşleyen bir savaştır. 1918'de sona ermiş ama etkileri her yıl artarak bugünlere gelmiştir.DAR BİR SINIR İÇİNE HAPSEDİLMEK İSTENDİŞu anda balkanlar, Kafkasya kuzey afrika'daki sınırlar birinci dünya savaşının ardından osmanlı bakiyesi olan topraklar üzerinde oluşmuştur. Yaklaşık 100 yıl öncesine kadar bosna'dan Yemen'e Gürcistan'dan Libya'ya kadar çok geniş bölge burada İstanbul'dan idare ediliyordu. Savaş sona erdiğinde ise, idare ettiğimiz topraklar bugünkü topraklardan daha dar bir sınır içine hapsedilmek istendi.Ortadoğu'da sınırların belirlenmesi üzerinde bügün dikkatle durması gereken bir konudur. 20'nci yüzyılın başına kadar dünyada ortadoğu diye bir kavram yoktu. Yakın doğu vardı, uzak doğu vardı, ortadoğu diye bir kavram kullanılmıyordu. Ortadoğu petrol ve çatışma bölgelerini işaret etmek amacıyla inşa edildi.Birinci dünya savaşının galibi olan egemen güçler kahire'de bir masanın etrafına oturdular, ellerine bir cetvel aldılar sınırlar orada çizildi. Meşhur bir espriyi de hatırlatmak isterim. Ortadoğuda iki ülkenin sınırları düz zikzaklar çizer. o sınıra bile Churchill'in hıçkırığı adı verilir. Nedenini hocalarım bilir, oraya girersem biraz ayıp olur. Sınırlara baktığınızda keyfi çizildiğini görürsünüz.BENİM SÖZLERİMDEN KİMSE FARKLI MANALAR ÇIKARMASINÖrneğin Şii mezhebine mensup halk üç ayrı devlete dağıtılmıştır, türkmenler aynı şekilde. Lübnan'da sayıları az olan Durzi halk bile üç ayrı ülkeye dağıtılmışlardır. Suriye Irak Ürdün gibi ülke isimleri birinci dünya savaşından sonra konulmuş isimlerdi.Benim bu sözlerimden hiç kimse farklı manalar çıkarmaya çalışmasın. Sınırları tartışmaya açacak değilim. Böyle bir derdimiz. Hiçbir ülkenin sınırlarında iç işlerinde bizim gözümüz yok. Ülkelerin toprak bütünlüklerini savunmak noktasında Türkiye her zaman en ön safta olacaktır.SINIRLARI DEĞİL, GÖNÜLLERDEKİ SINIRLARIN...Ancak burada coğrafi sınırların değil zihinlerdeki sınırların gönüllerdeki sınırların mutlaka ve mutlaka tartışmaya açılması taraftarı olduğumu belirtmek isterim.Araplar Kürtler Türkmenler aynı inancın değerlerin kültürün mensupları olduğu halde neden sürekli gerilim halindeler? Bu haritayı çizenler öyle istediler de ondan. Başka bir şey aramaya gerek yok. Bölgenin asli unsurları yüz yıl önce onları çatıştırmak için kurulmuş, edilgen aktörleri olmaya devam edecekler mi?BU CİNAYETLERİ KURGULAYANLAR İŞTAHLA SEYREDİYORLARAraplar Kürtler türkmenler birbirleriyle gerilim yaşarken bütün coğrafya üzülüyor ama bu gerilimi kurgulayanlar yüz yıldır ellerini ovuşturuyorlar. Çatışmaları kurgulayanlar başkaları, seyredenler başkaları. Adeta Ortadoğu toprağına pipet batırıp petrolü var gücüyle çekenlerde başkaları. Ama ölenler biziz, kanı akanlar biziz. Bizim çocuklarımız, bizim kardeşlerimiz ölüyor. Bu cinayetleri kurgulayanlar iştahla seyrediyorlar.Gelip buralarda on milyonlarca yüz milyonlarca doları bombalara atmak suretiyle oraya atanlar, zannediyor musunuz ki barış için orada bulunuyorlar. Hayır. Petrol kuyularını kendi tasarrufları altına almak için bunu yapıyorlar. Bakın burada açık açık sesleniyorum. Umuyorum ki arzu ediyorum ki benim bu sesimi feryadımı duyarlar.Ey Şii kardeşim, Bağdat'ta camiye namaz kılanların arasına dalıp ibadet eden insanları katlettiğinde kimi sevindiriyorsunu bunu düşündün mü? Ey sunni kardeşim Kerbalaya dalıp çocukların ölmesine sebep olarak kimi sevindiriyorsunEY IŞİD EY PKKEy IŞİD ey PKK yaptığınız katliamlarla kimlerin değirmenine su taşıdığınızı hiç düşündünüz mü? Kimleri hangi tür tasarımlarına alet olduğunuzu hiç düşündünüz mü?Filistindeki taraflara sesleniyorum, anlaşmazlığın kimlerin işin e yaradığını hiç düşündünüz mü?İşte bu coğrafyanın tüm halkları, münevverleri, yazarları sanatçıları bu can alıcı soruları sormaya başlamazlarsa zihinlerindeki sınırları aşamazlarsa asırlar boyu yaşamaya devam ederiz.Hiç çekinmeden tereddüt etmeden şunu da söyleyeceğim. Bu coğrafyada topraklara sınırlar çizilirken, maalesef bilinçli olarak münevverlerin, sanatçıların, idarecilerin zihinlerine de sınırlar konulmuştur. 100 yıl boyunca doğru soruları sormak mümkün olmamıştır.HEP ŞU SÖYLENİROrtadoğu meselesi denildiğinde hep şu söylenir 'Araplar bizi sırtımızdan vurdu' denilir ve kapatılır. Filistin denildiğinde 'bize ne Filistin'den' denilir ve kapatılır.Şii-sünni gerilimi denildiğinde 'Biz mi düzelteceğiz bize ne' denilmiştir. Kürt meselesi denildiğinde 'asker ilgilensin polis ilgilensin' denilmiştir. 1915 olayları denildiğinde 'duymayalım görmeyelim' denilmiştir. İşte bütün o kapatılan, sümenaltı edilen konular yüz yıl içinde birikmiş bütün coğrafyayıtehdit eden konular haline gelmiştir.Coğrafi sınırlarını ülke sınırlarını kast etmiyorum. 100 yıl önce egemen güçlerden çil çil altın alarak osmanlıya isyan edenler bu coğrafyaya ihaneti yapanlar vardı. Bunlar, saygı değer hocalarım, sevgili öğrenciler bugün de var. Lawrance arap görünümlü bir ingilizdi. Şu anda ise ajanlar birer hain olarak kendi halkların içinden çıkıyor.HİZMET DİYEREK...Hizmet eri görünümünde, gazeteci yazar görünümünde terörist görünümünde yeni Lawrence'lerin çabaladığını görüyoruz. Hizmet diyerek, basın özgürlüğü diyerek, bağımsızlık savaşı yada cihat diyerek Sykes-Picot anlaşmalarını yapanlar var.Bölge halkının umudu Türkiye'dir. Sınırları değiştirerek değil, ülkelerin içişlerine müdahale ederek değil. doğru soruları sorarak, özgüven aşılayarak Türkiye zihinlerdeki sınırları ortadan kaldırabilir. Bunu yapacak olan en başta üniversitelerimizdir.Türkiye 175 üniversitesiyle bir değişimin, bir dönüşümün alt yapısını oluşturmalıdır. hiç tereddüt etmeden, akademisyenlerimiz tarihçilerimiz bunu yapacak güçtedir. Yazarlarımız, sanatçılarımız, bürokratlarımız doğru soruyu sormak adına bölgenin umududur.ÖNCE BİZ SINIRLARI KALDIRACAK VE...Önce biz kendimize doğru soruları soracağız. Önce biz sınırları kaldıracak statükonun baskısından kurtaracağız. Yeni Türkiye işte bir yönüyle de bu soruları sorabilen cevap üretebilen kavramdır. Yeni Türkiye yüz yıl önce zihinlerimize biçilen dar kıyafetlerden kurtulmak demektir.PENSİLVANYA'NIN PEŞİNDEN GİDENLERE TANE TANE ANLATMAK ZORUNDAYIZBu coğrafya içinde yaşanan her çatışma her gerilim yüz yıl önce tasarlanmıştır. Bu tasarımı bozmak bizim vazifemizdir. Terör örgütünün tuzağına düşen modern lawrence'lerin peşine düşenlere tane tane anlatmak zorundayız. Pensilvanya'nın peşinden gidenlere tane tane anlatmak zorundayız.Bizim uluhiyet anlayışımızda ne var bunu anlatmak zorundayız. Bizim inancımızda Allah'tan başka kimseye kulluk yoktur. Bunu sorgulayabilecek güce bir mümin kul sahip olmalıdır.Ulaşabildiğimiz herkese bu büyük oyunu, büyük kumpası anlatmak zorundayız.250 BİN KİŞİ SORULDUĞUNDA...Kalkıp da bir dini lider, suriyede 250 bin kişi öldürülüyor, kendisine 250 bin kişi sorulduğunda 'İsrail'e karşı ayakta duran tek kişi Esed' dir diyor.kendisine şunu diyorum, orada öldürülenler israil kendisine saldırırken dik durmadılar mı? Esed'in İsrail'e karşı bir tane kurşunu var mı? 250 bin insanı öldürüyor siz hala bunlara destek veriyorsunuz. Hala bunlara silah para gönderiyorsunuz. Böyle bir ini önder olabilir mi? Sıkıntı burada.haberler.com
İşte Londra’nın Gelecekteki Metrosu!
Londra’nın önümüzdeki 40 yıl içinde tamamen hizmete girecek metroları görücüye çıktı. Tasarım ve sahip olduğu teknolojilerle adeta bilim kurgu filmlerinden kopup gelmiş gibi duran trenlerin ilk seferlerine 2020 yılının ortalarına doğru başlamaları bekleniyor. Trenlerin sunduğu yenilikler arasında kapılarda yolculara uyarılar gösterebilen LED ışıkları, dijital reklam panoları, Wi-Fi bağlantısı bulunuyor. Trenler sürücüsüz olarak çalışabilecek şekilde tasarlansalar da ilk birkaç yılında personel ile birlikte hizmet verecekler.
Reklam
Boğaziçili Suphi Nejat Ağırnaslı Kobani'de Hayatını Kaybetti
Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden mezun olan Suphi Nejat Ağırnaslı’nın IŞİD'e karşı savaşmak için gittiği Kobani'de hayatını kaybettiği açıklandı.Türkiyeli genç devrimci Suphi Nejat Ağırnaslı’nın aynı zamanda sosyolog, çevirmen ve yazar olduğu, mensubu olduğu MLKP örgütü saflarında Kürt halkıyla dayanışma amacıyla Kobani direnişine katıldığı ve 7 Ekim günü hayatını kaybettiği öğrenildi.Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden mezun olan Ağırnaslı’nın, yüksek lisans tezini Tuzla tersanelerindeki işçiler üzerine yazdığı, öğrencilik yıllarında defalarca polis baskısına maruz kaldığı öğrenildi. Yüksek lisans öğrenciliği sırasında KCK operasyonları kapsamında gözaltına alınan Suphi Nejat Ağırnaslı'nın ders notlarının delil olarak gösterilmesi büyük tepkiye neden olmuştu.Suphi Nejat Ağırnaslı'nın dedesi Niyazi Ağırnaslı da Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın avukatları arasında yer alıyordu.Suphi Nejat Ağırnaslı adını 14 yoldaşları ile 1921’de öldürülen TKP'nin kurucusu Mustafa Suphi ve parti sekreteri Ethem Nejat'tan alıyordu.Suphi Nejat Ağırnaslı’nın Kobani'de de 15-16 Haziran 1915'de Beyazıt'ta 19 arkadaşıyla birlikte asılan Ermeni sosyalisti Paramaz’ın adını kullandığı öğrenildi.Suphi Nejat Ağırnaslı'nın yaşamını yitirmesi sonrasında MLKP tarafından yapılan açıklamada, 'O, 22 Eylül 1984'te başlayan ömrünü, 30. yılında, faşist DAİŞ'e karşı savaşmak, sömürgeci bölge devletlerinin ve emperyalistlerin özgürlük iradesini kırma planlarına barikat olmak için Paramaz Kızılbaş adıyla yer aldığı Kobani devrimci mevzilerinde bayraklaştırdı' denildi.BABASI: DEVRİMCİ DAYANIŞMAYI SEÇTİSuphi Nejat Ağırnaslı'nın babası Hikmet Acun, oğlunun ölümüne ilişkin bir mesaj yayınladı. Mesaj şöyle:'Oğlumu, yoldaşımı, kardeşimi, Nejat'ı Kobanê'de kaybettim. Önünde çok başka parlak hayatlar varken o, devrimci dayanışmayı seçti. Sözünde durdu. Beni yanıltmadı. Bir parçam olduğunu bana hediye etti. Her acı büyüktür, tekrar yoktur. Onun önünde saygı ile eğiliyorum.' Demokrat Haber
WhatsApp’a Sesli Görüşme ve Bunu Kaydetme Geliyor
Yeni çıkan sızıntılar ışığında popüler mesajlaşma uygulaması WhatsApp’a bir sonraki güncellemede sesli görüşme özelliği geleceği tahmin ediliyor. Ancak rakipleri Viber, Skype, Tango, Google Hangouts’un aksine uygulama bu görüşmeleri ‘kaydetme’ imkanı da sunacak. Skype ve Google Voice için üçüncü parti uygulamalar ile elde edilebilen bu özellik bugüne kadar başka herhangi bir uygulamada desteklenmiyordu. Bazı ülkelerde yasadışı sayılabilecek bu özelliğin hukuki zorluklarının nasıl aşıldığı henüz belli değil. Üstelik eğer konuşmalar buluta kaydedilecekse güvenlik ve gizlilik konularında oldukça ses getirebilir.
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
“Her şey dahil” paket turlar gibi; takvimi ve içeriği ile “önden yüklemeli kanunlar” dönemine girdik.Artık böyle:Çıkarılması planlanan yeni bir kanunu;o çalışmayı yapması gereken hükümetin başbakanı, bakanları veya ilgili kurumları değil; Meclis’te kabul edildikten sonra, imza için önüne gelecek Cumhurbaşkanı anons ediyor.Daha tasarı bile değilken Köşk imzası atılmış bu kanunun, sokaklara sıkıyönetim getirecek olması ise “agorafobi” olarak bilinen açık alan korkusunun, siyasi iktidar versiyonuna işaret ediyor.Benden duymuş olmayın; hep kapalı alanda olun istiyorlar.“Ya benim olursun, ya kara toprağın” misali; evde, okulda ya da işyerinde değilseniz, iki seçenek bırakıyorlar size:Ya cezaevinde olmalısınız ya da AVM’de.
Reklam
Türk Fenomen Emre Ayaz'ın Mutlaka İzlemeniz Gereken 17 Yaratıcı "Stop Motion" Çalışması
Durağan haldeki 3 boyutlu objelere, arka arkaya çekilen fotoğrafların birleşimi sonucu hareket ediyormuş izlenimi verilen 'Stop Motion' tekniğinin tarihi 1800 yılların sonuna kadar dayanıyor. Bu zamana kadar, kısa ve uzun metrajlı hallerini izlediğimiz 'Stop Motion' animasyonları; Vine, Instagram ve buna benzer saniyelik video paylaşımlarının yapılabildiği sosyal medya araçlarının hayatımıza girmesiyle birlikte daha popüler hale gelmiştir.Vine'daki videolarıyla Türk halkının beğenisini kazanan, diğer sosyal medya hesaplarında da Vine'daki performansını aratmayan Türk fenomen Emre Ayaz'ın, yeteneklerini gözler önüne seren stop motion animasyonlarını sizler için derledik.Kendisinin Twitter'ı: https://twitter.com/emreayazjjVe Vine'ı: https://vine.co/john.oldmanİşte birbirinden yaratıcı 17 'Stop Motion' örneği;
Reklam
Mükemmel Buklelerin Sırrını Veremeyen Kız
Şöyle, afili bir bukle yapmak, zaman zaman dünyanın en çileli işlerinden biri olabiliyor. Bu hanım kızımız da mükemmel buklelerin yapım aşamasını gösteren bir video yayımlamış. İzliyoruz.
Reklam
Letonyalı Gazeteciye Atarlanan Fatih Terim
Letonyalı gazeteci, basın toplantısında, kornerden yenilen gol ile ilgili soru sorunca, Fatih Terim’i kızdırdı. Fatih Terim, düzgün sorular sorulması yönünde, gazeteciyi uyardı.
İstanbul Üniversitesi'nde 42 Gözaltı
Öğrenciler arasındaki gerginliğin kavgaya dönüşeceği istihbaratını alan polis, İstanbul Üniversitesi'ne girdi ve 42 öğrenciyi gözaltına aldı. Kavgada kullanılmak üzere okula getirildikleri anlaşılan satır, keser sapı ve sopalar, gözaltına alınan öğrencilerle birlikte okuldan çıkarılıp polis merkezine götürüldü.İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde geçtiğimiz hafta Kobani eylemleri sırasında sol görüşlü öğrenciler ile Müslüman Gençlik adlı öğrenci grubu arasında başlayan kavga bugün de sürdü. Sabah saatlerinde üniversiteye gelen karşıt görüşlü öğrenciler satırlı-sopalı kavga etti.Üniversite yönetimi öğrenci gruplarına müdahalede yetersiz kalınca dışarıda bekleyen polislerden yardım istedi. Çevik kuvvet ekipleri üniversiteye girdi. Kavgaya müdahale eden polis, 42 öğrenciyi gözaltına aldı.Bu sırada kavgada kullanılmak üzere okula getirildikleri anlaşılan sopalar ve 1 satır bulundu. Polisin, bunların bir bölümünü öğrencilerin elinden aldığı öğrenildi..Beyazıt Polis Merkezi’ne götürülen bazı öğrenciler, 'Müslümanız diye bize saldırdılar' diye bağırırken, karşıt görüşlü öğrenciler ise, 'IŞID üniversiteden defol, Üniversiteler IŞID’e mezar olacak' diye slogan attı.Polis, üniversite içinde ve çevresindeki geniş güvenlik önlemleri aldı. Gözaltındaki Müslüman Gençlik grubundan 9 öğrenci ile karşıt görüşlü 33 öğrencinin kimlik tespiti ve sağlık kontrollerinin ardından Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne götürülecekleri belirtildi.DHA
Salih Müslim: 'Ankara'nın Askeri Olmayız'
PYD lideri Salih Müslim, 'Kobani için kara harekatına ihtiyaç yok. Kara harekâtı işleri daha da bozar, düzeltmez. Kime karşı yapacaklar kara harekâtını? IŞİD'e karşı mı yapacaklar? IŞİD İstanbul'da. Kara harekâtından önce oradakileri temizlesinler' dedi.IŞİD’in ağır silahlarla saldırarak kuşattığı Kobani'yi savunan Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanı Salih Müslim Kobani’deki mücadelelerine Avrupa başkentlerinde destek arıyor. Hürriyet'ten Cansu Çamlıbel'e konuşan Müslim, Ankara Esad rejimiyle aranıza mesafe koymanızı istiyor sorusuna ' Ankara'nın Şam'la savaşının askeri olmayız. Rejimin bana yaptığı işkenceye eşek bile dayanamaz' diyor. Kobani için kara harekatına ihtiyaç olmadığını belirten Salih Müslim şunları söyledi:ANKARA'NIN ŞAM'LA SAVAŞININ ASKERİ OLMAYIZ2004’ten beri biz bu rejimle mücadele içindeyiz. Siz kalkıp Halep’te, Şam’da, Ankara’da kol kola gezerken, beraber lahmacun kebap yerken biz istihbarat bodrumlarında işkenceye maruz kalıyorduk. Şimdi kalkıp bize ‘Rejime şöyle yap, böyle yap’ diyorlar. Bizim bir siyasetimiz var. Bunları püskürttük, yerlerimizden kovduk. İlla ki gidip Şam’da onlarla savaşmamızı, sizin yerinize asker olmamızı mı istiyorsunuz? Bunu yapmıyoruz. Kürtlerin tarih boyunca yaptığı başkalarının askeri olma sanatını biz bıraktık kardeşim.REJİMİN BANA YAPTIĞI İŞKENCEYE EŞEK BİLE DAYANAMAZDIBu kadar şehidimiz oldu işkence altında. Hâlâ ‘Sen rejime şöyle yap, böyle yap’ demek ayıptır. Kirletmek için, karalamak için söylüyorlar. Buna karşı kendimizi savunacak değiliz. Benim gördüğüm işkenceye maruz kalsaydı -haşa sizin yanınızda söylemek istemem ama- bir eşek bile dayanamaz ölürdü. Bugün bir politika yürütüyoruz. Ama Esad’la ilişkimiz yok.Zaten çatıştık ve yerlerimizden kovduk. Biz zaten rejimle savaşarak onları Kürt bölgelerinden çıkarttık. Ankara’da bunu iyi biliyor. İlla gidip Şam’da mı savaşmamızı istiyorlar? Kardeşim, ben senin için gidip rejimle savaşmayacağım. Kürtlerin kurduğu Halk Savunma Birlikleri (YPG) tek bir kurşun sıkmamıştır kendi yerleri dışında. Başka yerlerde, başkası için savaşmayız.IŞİD’İ REJİM KURDU ŞİMDİ HERKESİN KULLANDIĞI TAŞERONHilafet bilmem ne kuruyorlarmış. 1500 sene içinde insanın düşüncesi değişmiştir. Şimdi kalkıp o yaşantıyı kimse kabul etmez. Onun için gerçekleşecek bir ideoloji ya da strateji değil. Bunları sadece kandırıp, bazı yerlere sürmek için kullanıyorlar. IŞİD'i başta rejim kurdu ve rejim hâlâ bazı gruplarını kullanıyor. Esad, Suriye devrimi başlar başlamaz kendi hapishanelerindeki tutukları.Herkesin desteği var. IŞİD olmadan önce ÖSO diye bir nesne vardı. Onun içindekiler de bunlardı. Biz ÖSO’nun içinde kimlerin olduğunu, ne düşündüklerini görüyorduk. Türkiye üstünü kapatıyordu. Amerikalılar ‘Esad’ı kim yıkarsa yıksın’ diyordu. E kardeşim şimdi yılan senin düşmanını sokarsa sen kalkıp o yılana tapacak mısın? Yılan yılandır. Peki hepimiz ‘Esad yıkılsın’ diyoruz. Ama daha fenası mı gelsin? Bunlar kalkıp insan kesiyor.TÜRKİYE GÜVENLİ BÖLGE DİYE DEMOGRAFİ DEĞİŞTİRMEK İSTİYORPYD’yi ayırmak ne demek? Kardeşim sınır çizilmiş, köy ikiye bölünmüş, aileler bölünmüş. Yarımız burada, yarımız orada. Bizim dostluktan başka yolumuz yok. Türkiye’de Kürtlerin payı vardır. Türkiye sadece Erdoğan’ın ülkesi değildir. Bizim akrabalarımız var orada. ‘Ben sana yardım ediyorum’ demesinler. Akrabalarım bana yardım ediyor. Bize yardıma gelmek isteyenlerin sınırdan geçmesine izin vermiyorlar bugün. Biz stratejik düşünüyoruz. İster istemez beraber yaşayacağız. Ama sen beni köle gibi yaşatmak istiyorsun. Ben köle olmayacağım. Özgürce beraber yaşayabiliriz. Türkiye’den tek taraflı güvenli bölge olursa işgal sayarız dedik. Çünkü Türkiye’nin başka bir gündemi var. Oraları kendi kafasına göre düzeltmek istiyor. Demografik olarak değiştirme vesaire. Uluslararası güçlerin öncülüğünde bir güvenli bölge oluşturulacak olursa o zaman kendi topraklarımızda uluslararası bir anlaşmaya göre yaşarız. Tamam ona diyeceğimiz bir şey olmaz.TÜRKİYE'DEN NE TALEP ETTİNİZ?Türkiye'den ‘Kobani’nin düşmemesi için elinizden ne geliyorsa yapın’ dedik. Onlar da ‘Yapacağız’ dediler. ‘Yardım edin insanlarımız girsin, buraları savunsun’ dedik. Onlar da söz verdiler, ‘Yaparız’ dediler. Tank mank hiçbir şey istemiyoruz. Sade insanlarımız geçsin. Şimdiye kadar olmadı ve öyle görünüyor ki olmayacak. IŞİD ile Türk hükümetinin arka planda temas içinde olduğuna inanmak istemiyoruz ama oradaki insanlarımız fotoğrafları gösteriyorlar. İMC televizyonu canlı yayında IŞİD’cilerin nasıl sınırı geçip Kobani’ye gittiğini gösterdi. Kimse müdahale etmedi. Türk askerleri de, bayrağı da orada duruyor.KOBANİ İÇİN KARA HAREKATINA İHTİYAÇ VAR MI?Hayır efendim yoktur. Gerçekten dürüstçe yardım etmek istiyorlarsa oradaki insanlarımıza anti-tankları verirlerse başka bir şey yapmalarına gerek yoktur. Kara harekâtı işleri daha da bozar, düzeltmez. Kime karşı yapacaklar kara harekâtını? IŞİD’e karşı mı yapacaklar? IŞİD İstanbul’da. Kara harekâtından önce oradakileri temizlesinler. Kara harekâtının demek ki başka amacı var. Yardım gelirse biz Kobani’yi de tutarız, IŞİD’i de püskürtürüz.Cansu ÇAMLIBEL | Hürriyet
Senegal Sow'u Geri Gönderdi!
Galatasaray maçı öncesinde Fenerbahçe'de Moussa Sow'un durumu moral bozdu. Afrika Kupası Elemeleri G Grubu mücadelesinde Senegal'in Tunus ile 0-0 berabere kaldığı mücadelede sakatlanan golcü oyuncu oyundan çıkmak zorunda kalmıştı. Yıldız forvetin kesin durumu için çekilecek MR beklenirken, Senegal'den beklenen haber geldi.Tunus ile çarşamba günü bir kez daha, bu sefer deplasmanda karşılaşacak olan Senegal'in kadrosundaki Sow'un MR'ının çekildiği bildirildi. Sol baldırından şikayet eden futbolcunun, bu bölgesinde yırtık tespit edildiği duyuruldu. Milli Takım doktoru Fallou Cisse, Senegal Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada üzücü ifadeler kullandı.Fallou Cisse, 'Konuyla ilgili gerekli ultrasona başvurduk ve küçük bir yırtık tespit ettik' dedi. Bu yüzden yıldız golcünün çarşamba günkü maçta oynayamayacağını belirten milli takım doktoru oyuncunun kulübüne geri gönderildiğini ve tedavisine orada devam edileceğini sözlerine ekledi.Bileğinden bir sıkıntısı olan Beşiktaşlı Demba Ba'nın son durumunu da açıklayan proseför doktor, 'Demba Ba bugün herhangi bir anormal durum olmaksızın idmanını gerçekleştirdi' diye konuştu.Fenerbahçe'den açıklama geldiFenerbahçe Kulübü resmi internet sitesinden 'Moussa Sow'un Sağlık Durumu Hakkında Bilgilendirme' başlıklı bir açıklama yaptı.Açıklama şöyle:'Senegalli golcü oyuncumuz Moussa Sow'un ülkesinin Tunus ile yaptığı karşılaşmada yaşadığı sakatlık sonrasında, Senegal milli takım doktorunun Fenerbahçe sağlık heyetine gönderdiği rapor şu şekilde:Moussa Sow'un bugün yapılan tetkiklerinde alt arka bacak adele grubunda kas tendon bileşkesinde ödem ve zorlanma tespit edilmiştir. CNN Türk
Reklam